Yanlışları düzeltecek aranıyor

Güray SOYSAL

ANKARA’NIN EKMEĞİNİ YEMEK

Biri çıkıp “Şampiyon adayım Trabzonspor” diyor…
Diğer ise, son oynadıkları maçtan önce “Galatasaray’da çalışmak isterim” diye konuşur.
Bu sözlerin mimarları, Ankaragücü ve Gençlerbirliği’nin Teknik Direktörleri Mustafa Reşit Akçay ile Hamza Hamzaoğlu’dan başkası değil.
Onların gönlündeki takımların hangisi olduğu bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren konu, ikisinin de ekmeklerini Ankara takımlarından kazandığı olduğudur.
İşlerine adapte olmaları dururken, gönüllerindeki takımları düşünmeleri, yanlışlığın daniskası olsa gerek.
Zaten sahipsizliği iyice su yüzüne çıkan Ankara’nın son durumuna, bu iki teknik adamın katkısı da olunca, Başkent’in yalnızlığını ortaya çıkmıyor mu?.

DEDİĞİNİ YAPAMAYAN TEKNİK ADAM

Ersun
Yanal

Ersun Yanal, “Şampiyon yapacağım” dediği Fenerbahçe’yi ligde ilk dördün arasına bile sokamadı. Ardından Ziraat Kupasının yarı finalinin ilk maçında Trabzonspor’a yeniden yenildi.
Ersun Yanal, yıllardır büyük emekle ortaya çıkardığı teknik adamlık kariyerini mevcut günlerde, yere yapıştırdı.
Bir dönem Ankaragücü’nü de çalıştırırken “Bana Trabzonspor ve Gençlerbirliği’nden teklif var” diyerek, sorumlusu olduğu takımın taraftarlarının baskısı ile yedek kulübesinden bir adım dışarıya adım atamayan bu teknik adamın zamansız teklifi üzerine günün Başkentli yöneticilerine nasıl ayak dirediği de bilinir.
Trabzonspor’dan beklediği ilgiyi bulamayan Ersun Yanal, bu kez yelkeni Gençlerbirliği’nin teklifi üzerine çevirdi.
Sonunda…
Rahmetli İlhan Cavcav, Ufuk Özerten’in eline tutuşturduğu 250 milyarlık çeki Ankaragücü yöneticilerine verince, Ersun Yanal’a yeni bir macera kapısı açılmıştı.
Şimdilerde…
Fenerbahçe’den de koptu.
Ama mevcut kopuşun Ali Koç’a, fatura olarak ne çıktığı ise, herkesçe meçhul.

BÖYLE TARAFTARLIK OLMAZ…

Geçen haftaki Ankaragücü-Sivasspor maçına gitmek üzere Kızılay’dan metroya bindim.
Yenimahalle’yi geçtikten sonra, metroya Bekar Evi Çocukları diye bir grup taraftarlar bindi.
Metroya binen bu taraftarların hepsi değil ancak birkaçı, Devlet mahallesine gelene kadar, küfürleriyle monte ettikleri marşlar söylerken, etrafta bulunan kadın, çocuk ve yaşlılara hiç aldırış etmediler. Hatta bu yaratıklar ”Dün gece çok içtim, kafamız çok iyi, ayakta duracak halimiz yok” diye yaşlıları ve kadınları oturdukları yerden kaldırma küstahlığını bile gösterdiler. Bu sapık düşüncelilerle birlikte Devlet Mahallesi durağında inenler karşılarına çıkan ilk polislere şikayetlerini bildirdi.
Sonrası ne oldu bilemem.
Ancak..
Seviyesi düşük bir grup elbette aklı başında olanlarla bir tutulmaz. Tekrar ediyorum, taraftarların hepsi değil, ancak içlerindeki birkaç sapığın,toplumda nasıl davranılması gerektiğini birileri onlara öğretmeli.
Böyle taraftarlığın olmadığını, bu beyinleri uyuşan müptezellerle herkesin uğraşması gerekir.
Çünkü, kendilerini tarif ederken ”Biz Ankaragücü taraftarıyız” diyenlerin bazıları, rezilliklerini her yerde ortaya koyup, 120 yıllık kulübün adını lekeliyorlar.
Böyle taraftarlık yerin dibine batsın.

Unutulmayanlar / SERDAR ELER

1970 yılında Ankara’da dünyaya gelen Serdar Eler, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulundan mezun oldu. Hentbol sporu ile akademik çalışmalar yapan Serdar Eler 1994’de Esertepe Şinasi İlkokulunda Beden Eğitimi öğretmenliğinde bulundu. Bir yandan Hentbol oynayan, diğer taraftan ülkemizde hentbolun mimarı olan rahmetli Prof.Dr. Yaşar Sevim’in dergahından geçen ve akademik çalışmalar yapan Serdar Eler, milli takım formasını giydikten sonra, teknik adamlıkta karar kıldı Kadın Hentbol takımının teknik sorumluluğunda bulunan bu hentbol sevdalısı, Milli Takımı bıraktıktan sonra Yenimahalle Belediyesi Kadın Hentbol takımının teknik sorumluğunu üstlendi. Ankara’nın sevilen bu ilçesinde birçok başarıya imza atan Serdar Eler, halen genç bir ekip olan Yenimahalle Kadın Hentbol takımını çalıştırıyor. Kulübün yöneticileri 300’ncü maça çıkması nedeniyle Serdar Eler’e plaket verdi.

JİMNASTİKTE BAŞARI ANKARA’DAN UZAKLAŞTI

Nazlı
Savranbaşı

Tokyo Olimpiyatlarının yaklaştığı şu günlerde Başkent Ankara’nın ülke sporunda geride kaldığını görüyoruz.
Başkent’teki spor dallarımızdan bu duruma jimnastikten örnek vereceğim.Artık Ankara’nın jimnastikteki liderliği kaybolmaya başladı.Bir dönem başarılı jimnastikleri bağrında büyüten Ankara’nın bu üstünlüğünün şimdilerde İzmir’e ait olduğunu görüyoruz. İbrahim Çolak, Ahmet Önder, Ferhat Arıcan, Nazlı Savranbaşı ve Ayşe Begüm Onbaşı gibi ülkemizin gurur abideleri hep İzmir’den çıktı.
Sadece jimnastikçiler değil, Türk güreşinin gözbebeği Kerem Kamal’da Ege patentli bir sporcu.
Durum böyle olunca…
Tesis fukaralığına, birde başarılı sporcu çıkarmaktaki kısırlığını eklersek, sahipsiz Başkent’in durumunu iyice ortaya koyarız.Mevcut 36 Ankara Milletvekili ile Başkent’te spora hizmet verdiğini söyleyen, ancak olduğu yerde patinaj yapan spor yöneticilerimizin Başkent konusundaki derin uykudan artık uyanma zamanı geldi de, geçiyor bile.

TEŞEKKÜRLER ÜMİT ŞAMİLOĞLU

Yıllar öncesinde yaşıtları kahve köşeleri ile fuzuli işler peşinde koşarken o jimnastik sporu ile uğraştı.Olmayacak hareketleri gerçekleştirip, uluslararası platformda adından hep bahsettirdi.
Şimdi.
Yolun sonuna geldi.
Mersin’deki Türkiye Jimnastik Şampiyonası’nda altın madalyaya uzanan Ümit Şamiloğlu, bu sene katılacağı 3 uluslararası organizasyonun ardından kariyerini noktalayacak. Böylece barfiks aletinde sergilediği performansla birincilik elde eden bu başarılı sporcu, yurt içindeki kariyerini tamamlamış oldu.Yaklaşık 30 yıllık spor yaşantısında ulusal ve uluslararası alanda birçok başarı elde eden, geçen yıl “The Samiloglu” hareketiyle jimnastik literatürüne giren 40 yaşındaki milli sporcu, katılacağı son 3 organizasyonun ardından aktif sporculuğuna son verecek. Milli sporcunun tecrübesinin jimnastiğe katkı sağlayacağını söyleyen Federasyon Başkanı Suat Çelen, “Ümit Şamiloğlu seyircisinin önüne son kez çıktı. Türk jimnastiği ondan her zaman faydalanacak. Jimnastik onu bıraksa, Türk jimnastiği onu bırakmaz” ifadesini kullandı.
Sözü şöyle tamamlamak isterim.Teşekkürler büyük sporcu Ümit Şamiloğlu.

DOĞRU SÖZE NE DENİR?

İnsanlığı çıplak olana, hiçbir ahlak kuralını giydiremezsiniz.