Yazılım endüstrisinin gelişmesinde hukuki ve idari engeller var

Türkiye Bilişim Derneği (TBD), ülkemizle benzer nitelikte özellikler taşıyan çok sayıda ülkenin bilişim politikalarını inceleyerek, “Yerli ve Millî Yazılım Endüstrisi Raporu”nu açıkladı. Türkiye’nin bilişimde yol haritasını ortaya koyan TBD, yapılması gerekenleri de maddeledi

NAZ AKMAN (ANKARA) – Türkiye’nin bilişimle büyümesi için yaklaşık 9 ay boyunca Türkiye Bilişim Derneği (TBD) üyelerinin ve bilişim uzmanlarının titizlikle çalıştığı “Yerli ve Millî Yazılım Endüstrisi Raporu” açıklandı. Türkiye ile çeşitli ölçütlerde benzerlik gösteren Kanada, Güney Amerika, Hindistan, Bulgaristan, İrlanda, Estonya gibi ülkelerin bilişim politikalarının incelendiği raporda bilişimin büyüme üzerindeki önemli etkisine işaret edildi.
Yazılım alanında görev yapan bilişim sektörü profesyonellerinden ve uzmanlarından oluşan “TBD Yerli ve Milli Yazılım Çalışma Heyeti”nin hazırladığı raporda Türkiye‘de, yerli ve milli yazılımların gelişmesi, tercih edilmesi ve ihracatının artırılmasına yönelik yol haritası ortaya konuldu. Yerli ürün ve milli ürün kavramlarına da açıklık getirilen raporda, başta Sanayi Sicil Kanunu ve Kamu İhale Kanunu olmak üzere yürürlükteki mevzuata ilişkin milli ve yerli yazılımın kullanılmasına yönelik önerilere yer verildi. Raporda, kamu kurumlarının yerli ve milli yazılım kullanımının artırılmasıyla ilgili karşılaştığı sorunlar da ele alınarak kaynak kodlarının yönetimi, yazılımın dünya standartlarını yakalayarak yüksek teknolojik ürün olmasına kadar kritik birçok konunun da çözüm noktalarına değinildi.
Yerli ve Millî Yazılım Endüstrisi Raporunda, Türkiye’de bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün 32,1 Milyar ABD dolar büyüklüğe sahip olduğu ve toplam 128 bin kişinin istihdam edildiği bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün ihracatının 1,3 milyar ABD doları olarak görüldüğü kaydedildi. Bilgi ve iletişim teknolojileri pazar büyüklüğünün yaklaşık 11,3 milyar ABD dolarını bilgi teknolojileri alt başlığının oluşturduğu söz konusu başlığın donanım, yazılım ve hizmet olarak üç ana grup altında değerlendirildiği belirtildi. Raporda, yazılım sektörü alt başlığı 5,2 milyar ABD doları sektör büyüklüğüne sahip olduğu ve ihracat sayılarına bakıldığında yazılımın 898 milyon ABD doları ile Türkiye’nin toplam ihracatı içinde yaklaşık %0,57’lik paya sahip olduğu vurgulandı.
Raporda özellikle Türk yazılım endüstrisinin gelişmesinin önünde çeşitli hukuki ve idari engellerin yer aldığına dikkat çekildi. Kamu kurum ve kuruluşları arasında yetersiz iletişim, ortak bir dil geliştirilememiş olması, eşgüdümdeki yetersizlikler ve farkındalık konusunda eksikler nedeniyle sorunların yaşandığı kaydedildi. Söz konusu sorunlara getirilen çözüm önerileri arasında ise girişimcilik sürecinin unsurları olan Ar-Ge, Ür-Ge ve üretimin yanı sıra kamu pazarını oluşturan pazarlama, satış, satış sonrası hizmetler ve ihracat süreçleri ile doğrudan ilgili kurumlar arasındaki birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesi ile iletişim artması ve eşgüdümün sağlanması yer aldı.
‘Milli’ kavramının içini dolduran ülkelerde ekonomik karmaşıklık düzeyi düşük
Raporda ayrıca yerli yazılım tanımının yerlilik katkı oranı hesaplamalarının sağlıklı bir zemine kavuşmasıyla önemli bir adım atılacağı, bilişim ürününün yazılım, donanım ve hizmetten oluştuğu dolayısıyla yazılım geliştirme yaşam döngüsü dikkate alındığında maliyeti yazılım, donanım ve personel kalemlerinin oluşturduğunun izlendiğine de yer verildi.
Öneriler arasında, yazılım özelinde yerli ve millî kavramlar üzerinde ortak bir anlaşmanın zorlukla oluşturulduğu ve mevzuat açısından da belirsizliklerin sıkıntılara neden olduğunun izlendiği ancak mevzuatta yapılabilecek değişikliklerin hem yazılım sektörünün Türkiye’de gelişmesine olumlu etkilerinin olacağı, hem uluslararası düzeyde Türk yazılım firmalarının rekabet yeteneklerinin artacağı hem de sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayacağının öngörüldüğü sıralandı.
Kanada, Güney Amerika, Hindistan, Bulgaristan gibi ülkelerin bilişim politikalarının incelendiği raporda, uzunca bir süre yalnız tüketici konumunda oldukları ancak son yıllarda bu ülkelerin politikalarını yazılım geliştirme yönüne çevirdiğine dikkat çekildi. İncelenen ülkeler hakkında “Sonuç olarak bilgi birikimdeki karmaşıklık bir ürünü üretmenin o ülkedeki gizli yeteneğini oluşturmaktadır. Bu gizli yeteneği yüksek ülkelerin ürünleri, tüm fikri haklarının sahipliğine yani başka bir deyişle ‘milli’ kavramına bakılmaksızın ülkenin kalkınmasını doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda milli kavramının içini doldurmak için uğraşan ülkelerin ekonomik karmaşıklık düzeyinin düşük olması dikkat çekicidir” denildi.

Türkiye Bilişim Derneği Genel Başkanı
Rahmi Aktepe

Yazılım sektöründe devlet desteği şart
Türkiye ekonomisinin büyüme sürecini sürdürülebilir kılmak için özellikle yazılım sektörünün önemli bir fırsat olarak değerlendirilebileceğine temas eden TBD Genel Başkanı Rahmi Aktepe, “Yatırım maliyeti düşük istihdam odaklı yazılım sektörü, katma değeri yüksek ürünlerle ülkemizin büyüme hedeflerine hızla ulaşmasını sağlayan öncü ve kritik sektör olarak değerlendirilmelidir. Ülkemizde yerli yazılım sektörünün geliştirilmesi ve dünyada söz sahibi olabilmesi için devlet tarafından kararlı biçimde ulusal politikayla desteklenmelidir. Yakın dönemde, bireysel yazılım pazarındaki büyümeyi mobil uygulamalar ve oyun pazarının sürükleyeceğini tahmin ediyoruz. Sadece kodlama (yazılım geliştirme) değil aynı zamanda modelleme, animasyon, tasarım, kurgu, müzik ve ses gibi pek çok alanı içeren oyun teknolojileri ile elde edilen yetenekler, başta savunma sanayi olmak üzere sağlık ve eğitim gibi diğer alanlarda da kullanılabilir” diye konuştu.
Katma değeri en yüksek alan ‘Yazılım Endüstrisi’
Aktepe, Türkiye’de “stratejik sektör” olarak ilan edilen bilişim sektörünün katma değer sağlama potansiyeli en yüksek alanı olan yazılım endüstrisi için gecikmeksizin vergi mevzuatının elden geçirilmesine vurgu yaptı. Rekabeti engellemeden hem yazılım ihracatçısı firmaları koruyacak hem de yabancı yatırımların önünü açacak düzenlenmelerin ivedilikle yapılması gerektiğini söyleyen Aktepe, “TBMM’deki komisyonlarda yazılım endüstrisi ile ilgili STK’ların temsilcilerine yer verilmesi ile mevzuatın düzenlenmesinde sektörün ihtiyaçlarına yanıt verebilecek düzenlemelerin yapılması sağlanmalıdır. Yerli yazılım sektörünü geliştirmek, sektörde istihdamı ve ihracatı artırmak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak amacıyla ulusal hedef ve önceliklerimizin belirlenmesi gerekmektedir. Teknolojide yaşanan gelişmelerin ülke koşullarına göre uyarlanmasına öncülük etmek için TBD olarak üzerimize düşen her türlü görevi üstlenmeye hazır olduğumuz bilinmelidir” dedi.