Yunan ve Balkan ezgilerinin aşkı: Agapi

Ulaş Akyol: Kültürel yavanlaşmadan müzik de payını alıyor

Ankaralı müzik grubu Agapi, 2016 yılından beri Balkan ve Yunan şarkılarını icra ediyor. Yunancada “aşk” anlamına gelen “Agapi” grubuna klarnet, flüt, akordeon, gitar, buzuki, ud, keman, bendir ve darbuka gibi müzik aletleri eşlik ediyor. Grubun gitaristi Ulaş Akyol ve solisti Ezgi Tekin, Agapi’yi ve Ankara’nın müzik piyasasını 24 Saat Gazetesi’ne anlattı

SULTAN YAVUZ-Yunancada “aşk” anlamına gelen “agapi”, Yunan ve Balkan şarkıları çalan Ankaralı müzik grubuna ilham olmuş. 2016 yılında önce iki kişiyle kurulan Agapi, zaman içinde ekibi zenginleştirmiş ve Ankara’da farklı mekânlarda dinleyicilerle buluşmuş. Klarnet, flüt, akordeon, gitar, buzuki, ud ve kemanın yanı sıra, bendir ve darbukayı da repertuara göre dâhil eden Agapi, şimdilerde stüdyo çalışmaları içinde…
Grubun hem müzisyenlerinden olan hem de şarkıları sesiyle yorumlayan Ezgi Tekin, grubun en genç üyesi… 1990 doğumlu olan Tekin, müziğe İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın çocuk korosunda başlamış. Liseyi İzmir Işılay Saygın Anadolu Güzel Sanatlar bölümünde tamamlayan Tekin, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Kompozisyon ve Orkestra Şefliği’ni bitirmiş. Pek çok müzik aleti çalan Tekin, 2016 yılında mezun olduktan sonra iş ararken, tesadüfen Sakarya Caddesi’nde bir mekânda iş bulmuş. Batı müziğine hâkim olan ve Türk Halk Müziği’ne ilişkin icra anlamında çok bilgisi olmayan Tekin, zaman içinde Ankara müzik piyasasında tutunmuş ve daha sonra Agapi grubunun kurucularından Ulaş Akyol ile yolları kesişmiş. Tekin, müzik yaparak para kazanmanın zorluğundan bahsederek, “Agapi ile kazandığım ilk konser parası ile kendime keman aldım. Çalmayı yeniden öğrendim diyebilirim, gitarı da aynı şekilde… Ben hem Agapi grubuyla hem de grubun dışında çeşitli mekânlarda, farklı dillerde şarkı söylüyorum. Zaten grubun diğer üyelerinin de farklı proje ve işleri oluyor. Yaptığım işi seviyorum” diyor.
Anadolu halk müziklerine daha önce dinleyici olarak ilgi duyduğunu ancak para kazanabilmek için icra yönüne geçtiğini kaydeden Tekin, Batı müziği aldığı akademiye ilişkin de şöyle bir eleştiri getiriyor:
“Genelde benim eğitim aldığım yerde geleneksel müziğe bir sempati olsa da, çok fazla içine girilmez. Mesela kimse bir köyde derleme çalışmasına katılmaz, zaten işleri de bu değil. Ancak temas kurmadan, durdukları noktadan bu müziğe bakmak ya da hakkında konuşmak ne kadar sağlıklı bilemiyorum. Bununla birlikte, müziğin icra kısmında, okul dışındaki hayatımda ne yazık ki çok büyük bir özensizliğe rastladım. Bu kibir olarak algılanıyor ama değil.”


“Ahmet Kaya bar piyasasının bir gerçeği”
Sahnede kendisini gergin hissettiğini ifade eden Tekin, okuduğu bölümün sahne ile ilgili olmadığını, işin mutfak kısmında olması gerektiğini söylüyor. Müzik ve özgürlük arasında kurduğu bağı da şu şekilde anlatıyor:
“Açık alanlarda müzik yaparken özgür hissediyorum. Sokak müzisyenliği de yaptım ancak çok sevmedim. Kastettiğim, bir festivalde ya da açık alanda eğlence için çalmak. O zaman daha özgür ve mutlu hissediyorum. Sahnede müzik yaparken, o şarkıya dair anınız olabiliyor, şarkı mutluluk ya da hüzün içerebiliyor. Dolayısıyla siz de bunda etkileniyorsunuz.”
Mevcut mekânlara günün modası neyse, dinleyicinin de o doğrultuda istekte bulunduklarını belirten Tekin, “Mesela Ahmet Kaya… Ahmet Kaya bar piyasasının bir gerçeği, ben normalde dinlemesem de, bence o müziğini bar masalarında devrim yapılsın diye yapmamıştı. Fakat Ahmet Kaya istemelerini de bir noktaya kadar anlasam da, bazen ‘Erik Dalı’nı istiyorlar. Bu biraz absürt geliyor” diyor.
Ezgi Tekin, halk şarkılarını düzenleme işleri de yaptığını ve bunun yanı sıra kendi şarkılarını da söyleyip, Youtube’da yayınladığını ifade ediyor. İleride solo albüm projesi olduğunu da belirten Tekin, zor tarafları olsa da, müzikten vazgeçmek istemediğini ve işinden memnun olduğunu söylüyor.


Akyol, “Dinleyici kitlesi süreç içinde değişti”
Grubun kurucularından olan ve gitar çalan Ulaş Akyol, mekânlarda çalmaya 2005 yılında başlamış. Alaylı olan Akyol, bu süreçte tek başına ya da başka gruplarla müzik yapmış ve türkü de, Eski 45’lik de, rock da dâhil olmak üzere hemen her türde çalmış. 2016 yılının sonunda grup arkadaşı Mehmet ile bir araya gelen Akyol, Agapi grubunu kurduklarını ve gruba zaman içinde girip çıkanlar olsa da, beş kişilik bir ekip olduklarını kaydediyor. Akyol, Agapi’ye ilişkin şunları söylüyor:
“Agapi grubu, benim açımdan müziği daha özenli yapmak anlamına geliyor. Daha önce piyasada çalıyordum ama Agapi beni çok geliştirdi. Mesela Ezgi beni akor konusunda uyarıyorsa, bunu dikkate alıyorum. Biz halk şarkılarını düzenleyerek çalıyoruz. Şu anda da kayda yönelik bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Genelde ayda bir konserler verdik, bundan bağımsız olarak benim hem solo hem de Ezgi ile birlikte çıktığımız programlarımız da oluyor.”
Akyol, Ankara müzik piyasasını da değerlendirerek, 2004 yılına kadar daha çok rock gruplarının olduğunu ancak çoğunun albüm işlerine yönelerek İstanbul’a gittiklerini ve Sakarya’da rock mekânı olan yerlerin çok azaldığını belirtiyor. Müzik dinleyici kitlesinin de süreç içinde değiştiğini kaydeden Akyol, şöyle anlatıyor:
“Şu anda Sakarya’nın büyük kısmı pavyona dönüştü. Artık kitle üzerinde rock müziğin bir etkisi yok, Türk oyun havalarının mekânlarda çok çalındığına şahit oluyoruz. Mekânların kendini tanımlama şekli var ve insanlar buna göre geliyor. Mesela eskiden SSK İşhanı vardı, ‘Baraka’ isimli mekân kendini rock müziği ile tanımlıyordu. Şimdi tek türe bağlı kalınmıyor. Bazen rock, bazen etnik müziğin çalındığını görüyoruz. Piyasada bir daralmadan söz etmek de mümkün.
1990’lı yılların sonundan 2004’e kadar piyasada müzik yapan insanlar şimdiye kıyasla daha fazla para kazanabilmişler, ama şimdi toplumsal alanının her yönünde bir bayağılaşma söz konusu… Bu müzik ortamına da sirayet ediyor. Bence kültürel yavaşlamadan müzik de payını alıyor. Düzey düşüşünden bahsedebiliriz.”


Sokak hayvanları için müzik
Sahnede müzik yapmayı çok sevdiğini ve bunun bir nevi tiyatro oyunculuğu gibi olduğunu söyleyen Akyol, “Tiyatro gibi, siz de şarkıya göre belli bir role bürünüyorsunuz. Kendi adıma o şarkının duygusuna girip, onu aktardığımı düşünüyorum ama çalıp geçenler de vardır” diyor.
Dinleyicinin istekleri karşısındaki tavrını da Akyol şöyle özetliyor:
“Mesela sen keman eşliğinde yavaş yavaş çalarken, bir anda hareketli bir şarkı istenebiliyor ya da diyelim hoppidi hoppidi Füsun Önal çalıyorsun, birden ‘Bana Yalan Söylediler’’i çalar mısın’ diyorlar. O zaman, çaldığın şarkı ile istenilen şarkı arasında köprü oluşturabilecek birkaç şarkı çalıyorsun ve sonra istenilene bağlıyorsun. Ezgi’nin de bahsettiği gibi, Ahmet Kaya isteklerin başında geliyor.”


Farklı gruplarla da çalan Akyol, “Tersname” isimli grupla birlikte konser vererek, elde edilen geliri sokak hayvanlarının beslenmesinde kullandıklarını söylüyor. Akyol, bu çalışmayı da şöyle anlatıyor: “Etkinlik ve eylemde çalan bu grup, toplumsal sorunlara duyarlı olduğu için müzik anlayışı da farklı. Orada kedisi ya da köpeği olan arkadaşlar var. Ben de onlar vasıtasıyla Simurg Derneği ile tanıştım. Bu dernek daha çok şehir dışına bırakılmış sokak köpeklerini besliyor. “Hayatıma Dokun” etkinlikleri serisiyle birlikte farklı gruplar bir araya geldik ve kazandığımız geliri hayvanlar için kullandık. Bizimle birlikte Serkeşler isimli grup, Günyüzü ve Karadenizli bir grup da bizimle çaldı. Muhtemelen kışa girişte de alınacak mamalar içi bir konser vereceğiz.”
Müzik yapmadan yaşayabileceğini düşünmeyen Ulaş Akyol, müziğin mutlaka hayatında olmasını istediğini söyleyerek, “Müzik, insanın kanına girdi mi çıkmıyor” diyor.