Bu işler nereye kadar gidecek?

Abone Ol
Güray SOYSAL BU İŞİN KOLAYI Spor Yazarlığı mesleğim işgal altında. Hele hele işsiz kalan antrenörler, birkaç hafta ekrana çıktı mı, hemen kendisine açılan gazete sayfaları ile sunulan ekranlarda kolayca iş bulabiliyor. Bunun son örneği İrfan Buz’u gösterebilirim. Kısa zamanda gezmediği kulüp olmasına rağmen, ekranlarda boy gösterdiğinde, kendisine çalışma sahasının bulabildi. Sadece İrfan Buz değil. İbrahim Üzülmez’de Bursaspor’dan ayrıldıktan sonra, işi hemen hazır bulup Ankaragücü ile anlaştı. Yani, O’da 2 gün içinde kapağı Ankaragücü’ne attı. Mesleğimiz, yönetenler böylesine cömert (!) davranınca, ortadaki boşluktaki çok adam bu usulle iş bulma kapısının yolunu kolayca elde edebiliyorlar. Öyle değil mi, benim meslektaşlarım. YİNE ZIPKIN GİBİ 1989 yılında Sakaryaspor’da meşin yuvarlağın arkasında koşmaya başladıktan sonra Gençlerbirliği, Samsunspor, Boluspor ve Ankaragücü’nde gol adamı olarak devam eden, bu ele avuca sığmayan futbolcu Halil İbrahim Eren memleketi Tekirdağ’da yaşantısını sürdürüyor. Tekirdağlıların efsanesi, Ankaragücü taraftarlarının kendisine bestelediği şarkılarla desteklediği Halil İbrahim, futbolumuzun gol adamlarından biri olarak ön plana çıkmıştı. Şimdilerde Tekirdağ’daki yaşantısını sakin bir şekilde sürdüren Halil İbrahim Eren, bıraktığı sakalları beyazlaşan sakalları ile 70’li yaşlara geldiği şu günlerde, yakışıklığı ile karşımızda duruyor. MUŞ’A VAR, ANKARA’YA YOK Ülkemin çeşitli kentlerine yapılan spor tesislerinin haberlerini yaparken gururlanıyorum. Önümde bir haber duruyor. Beraber okuduktan sonra iki kelimelik yorum ekleyeceğim. “Muş Valiliğince Türkiye Futbol Federasyonu standartlarına uygun sentetik çim yüzeyli futbol sahası yapımına başlandı. Valilikten yapılan açıklamada, il merkezine bağlı Zafer Mahallesi'nde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne tahsis edilen arsa üzerinde Muş Valiliğince sentetik çim yüzeyli futbol sahası yapımına başlandığı belirtildi.” Muş gençliğine müjdeler olsun. Ancak, “Muş’a var da, Başkent Ankara’ya niye yok” diye yüzüncü kez haykıracağım. TOKAT AİLESİNİN EN KÜÇÜĞÜ Baba Talat Tokat, hakemliğin kralını yaptı. Sonra... Oğul Metin Tokat, baba Tokat’ın izinde gitti ve her ikisi alınlarının akıyla işi bitirdi. Şimdi... Yeğen 38 yaşındaki Serkan Tokat görev başında.Nerede zor maç olsa, hemen onun ismi akla geliyor. Şimdilerde... Başlayan Süper Lige, evinde de hazırlanıyor. Beden Eğitimi öğretmenliği yapan Serkan Tokat, FİFA listesine girmenin mücadelesini her fırsatta veriyor. Unutulmayanlar PROF.DR. İBRAHİM CEYLAN 1936 yılında Ermenek doğumlu olan bu tıp adamı, ilk, orta ve lise tahsilini Antalya’da tamamladıktan sonra, İstanbul Tıp Fakültesine girdi ve 1956 yılında genel cerrah olarak mezun oldu. Tıp’taki başarısını damar cerrahlığı üzerinde yapan ve “dahi diye tanındıktan sonra aynı zamanda spor adamı olan İbrahim Ceylan, Ankara’daki 19 Mayıs Spor Akademisinin kurulmasını sapladı. Bu Akademide Başkanlık görevinde bulunan Prof.Dr. İbrahim Ceylan, bilhassa gençlerin sağlık sorunları üzerinde çalışmalar yaptı. Bir süre Futbol Federasyonu yönetim kurulu üyeliği yapan Ceylan evli ve 2 evlat sahibi bulunuyor. Prof. Dr. İbrahim Ceylan, mesleğini bırakıp, köşesine çekildikten sonra, şimdilerde sağlıklı bir şekilde hayatını sürdürüyor. UNUTULMAZ GENEL KAPTAN Bir asrı çoktan deviren Ankaragücü sevgisini, canından daha üstün gören yöneticiler vardı. Efsane Başkan Sabri Mermutlu, Nevzat Ayabakan, Fikri Başpınar, Mehmet Bozdoğan, Erol Pekuysal’ı bu konuda unutmamız mümkün değil. Birde efsane Genel Kaptan Emre Topçu vardı. Parası ve pulunu Ankaragücü’nün emrine vermişti. Ama, şeker hastalığı illeti ve aşısı kiloları, onu da 52 yaşında aramızdan aldı, götürdü. Bu Ankaragücü sevdalısı Emre Topçu’yu buradan bir kez daha anmak istedim. Doğru söze ne denir? İnsanlar yaşamlarından dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir. ÇİÇERO