Eğitim

“Çocuk Edebiyatının Gücü ve Sınırları” söyleşisi ÇSM’de gerçekleşti

Çankaya Belediyesi, 60. Kütüphane Haftası’nı bir dizi etkinlikle kutladı. Ankara Kültür Sanat Platformu iş birliği ile gerçekleşen kültür, sanat, edebiyat, tiyatro, kütüphanecilik konulu panellerin yanı sıra, sergi ve atölyeler de her yaştan vatandaştan yoğun ilgi gördü.

Abone Ol

Cemre Polat / Ankara

Çankaya Belediyesi ve Ankara Kültür Sanat Platformu ortaklığıyla düzenlenen 60. Kütüphane Haftası kutlamaları bir dizi etkinliğe ev sahipliği yaptı. Her yıl mart aynının son haftasından nisan başına dek süren Kütüphane Haftası kapsamında çeşitli organizasyonlar düzenleyen Çankaya Belediyesi, bu sene de gerçekleştirdiği söyleşilerin ve atölyelerin yanı sıra görme engellilerin kitaplara erişimini sağlayan Sesli Kütüphanede kitapseverleri bir araya getirdi. Ankara Kültür Sanat Platformu bileşenleri iş birliği ile düzenlenen hafta kapsamında çocuklara yönelik drama atölyeleri yoğun ilgi gördü. 

Hafta boyunca Çankayalı çocuklar için de Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, Dilekler-50. Yıl Halide Edip Adıvar Kütüphanesi, Prof. Dr. Bahriye Üçok Kütüphanesi, 23 Nisan Çocuk Evi, Sevgi Soysal Kütüphanesi ve Minik Adımlar Kütüphanesi'nde drama atölyeleri ve birbirinden eğlenceli etkinlikler düzenlendi.

Uzmanların gözünden çocuk edebiyatı

Haftanın son söyleşisi "Çocuk Edebiyatının Gücü ve Sınırları" başlığıyla Çağdaş Sanatlar Merkezi Gülten Akın Salonunda düzenlendi. Çocuk gelişimci ve yazarlar Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol, Fatma Güngören, Pelin Güneş ve Serkan Menemen’in konuk olduğu söyleşide, çocuk edebiyatı üzerine önemli tartışmalar yürütüldü. “Neden okuruz?”, “Çocuk edebiyatı kimin için?”, “Çocuk kitaplarında seçici unsurlar” gibi başlıkların ele alındığı söyleşide, edebiyatseverler, ebeveynler ve eğitimciler bir araya geldi.

Konuşmacılar, kitap seçimindeki işlevsel kriterlerin çocukların ilgi, yaş ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurguladılar. Ayrıca çocuk edebiyatının sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de önemli olduğunu ve her kitabın farklı dünyalara açılan birer kapı olduğunu belirttiler.

Katılımcılar ayrıca çocukların hayal güçlerini ve duygusal gelişimlerini besleyen kitapların önemini vurgulayarak bebeklikten itibaren kitaplarla haşır neşir olmanın gerekliliğine dikkat çektiler. 
Çocuk kitaplarının içerdiği zorlayıcı duyguların dengelenmesi gerektiği ve her kitabın çocuğun biricikliğine uygun olması gerektiği üzerine yapılan tartışmalar, çocuk edebiyatının önemini bir kez daha ortaya koydu. 


Güngören: Çocuk edebiyatı hepimiz içindir

Konuşmasında çocuk kitaplarının yetişkinlere farklı perspektifler sunabileceğini vurgulayarak bu kitapların her yaştan kişiye uygun olduğunu ifade eden Özel Eğitim Öğretmeni Fatma Güngoren, “Sadece çocuklar için olan bir kitap yoktur, yetişkinler tüm kitapları okuyabilir. Çocuk edebiyatı hepimiz içindir. Bizler, çocuk kitaplarını yetişkin fikirlerin tahakkümünden kurtulmak için okuruz. Çocuk edebiyatı çok önemli bir umut kaynağıdır” sözlerini aktardı.

“Aileler, okuma alışkanlığı kazandırmak için çocuklara rol model olmalı"

Kitap seçimindeki işlevsel kriterler hakkında detaylı bilgiler veren öğretmen, iyi kitapların çocukların sosyal ve kültürel gelişimine olan katkısı üzerinde durdu. Okuma alışkanlığının kazandırılabilmesi için ailelerin çocuklarına örnek olması gerektiğini belirten Güngören, “Çocuk edebiyatı, çocukları hayata hazırlayan ve gerçekliğin provasını yapmalarını sağlayan bir araç. 2000’li yıllardan önce çocukların eğitilmesi gereken kişiler olduğu düşünülür, her kitapta kıssadan hisseler bulunurdu. 2010 sonrasında çok daha duygu odaklı, deneyimleri aktaran edebi eserler verilmeye başlandı. 
Kitaplar, çocukların duygusal, kültürel ve gelişimsel ihtiyaçlarını karşılayan bir ihtiyaç. Çocuk kitapları sosyal, bilişsel ve motor becerilerin yanında, dil dağarcığını da geliştirir. Bu kadar özelliği bir arada barındıran başka bir araç yok. Aileler, çocuklarına kitap okuma alışkanlığı için model olmalı” diye konuştu.

Akyol: Dijital çağa doğan çocuklar okumakta zorlanıyor

Konuya dair çocuklara okuyarak örnek olmanın önemini vurgulayan Ankara Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol, içinde bulunduğumuz dijital çağın okuma alışkanlıklarını körelttiğini ifade etti. Akyol, “Son dönemdeki çocuklar büyük bir dijital ortamın içine doğdular, dikkat ve odaklanma becerilerini geliştirmekte zorlanıyorlar. Bebeklik döneminden itibaren kitapla haşır neşir olan çocuklarda dikkat dağınıklığının daha az olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızı çok erken dönemlerde en azından resimler ve renklerden oluşan kitaplarla tanıştırmakta fayda var” dedi.

“Çocukları birer birey olarak görmeliyiz, onları küçümsememeliyiz"

Didaktik eserlerin çocukların ilgisini çekmediğini, eğitici konuların dolaylı yoldan anlatılması gerektiğini kaydeden Akyol, “Çocukları besleyen estetik ifadelerdir. Çocuklara bir mesajı direkt aktarmak yerine estetik mesajlarla vermeliyiz. Çocukları birer birey olarak görüp onları küçümsememeliyiz. Çocukların estetik ifadelerle karşılaşması onların hayal güçlerini besler, biz de onlara daha iyi eşlik edebiliriz” diye konuştu.

“Kitaplar, rahatsızlığı olan insanlara bir reçete gibidir"

Ayrıca geçerli bir kanı olan “olumsuz duyguların çocuklara aktarılmaması gerektiği” fikrine karşı çıkan Akyol, “Çocuklar hayatın gerçeklerini kurcalar. Çocuk kitaplarını oluştururken ayrılık, ölüm gibi zorlayıcı konuları hırpalamadan anlatmak, arada mutlaka mizahla dengelemek gerekir. Kitaplar çok didaktik olduğu zaman zaten ders kitaplarıyla boğuşan çocuklar kitaba tepkiyle yaklaşır. Kitaplar, rahatsızlığı olan insanlara bir reçete gibidir” diye konuştu. 

Menemen: Çocuk, hayatın içinde kitap olduğunu görmeli ama okumaya zorlanmamalı

Çocuk kitaplarında pedagojik açıdan yaş aralığı belirlenmesinin önemi üzerine konuşan Serkan Menemen, kitapları önce ailelerin okuması gerektiğini söyledi. Ebeveynlerin yaş sınırlarının farkında olarak okumalarının sakıncaları ortadan kaldıracağını söyleyen Menemen, “Kitapları kaç yaşa özel olarak yazıldığına bakılmadan büyükler de okuyabilir. Çocukların hangi kitapları okuyacağına biz karar veriyoruz ama çocuklar için karar vermiyoruz. Yaş sınırlarıyla kısıtlanan kitaplarla çocuğun biricikliğinin unutulduğunu görüyoruz. Çocuk, hayatın içinde kitap olduğunu görmeli ama zorlanmamalı” sözlerini aktardı. 

Çocuklar, "Sandık sepet Ankara" kitabıyla başkenti tanıyor

Çocuklara Ankara’nın tarihî dokusu ve kültürel yapısını anlattığı “Sandık Sepet Ankara” kitabı hakkında bilgiler veren Yazar Pelin Güneş, bu kitapla nereli olduğunu bilmeden büyüyen çocuklara yaşadıkları kentin tarihini öğretmek istediğini söyledi. Ayrıca öğrencileriyle bir Ankara turu da yaptıklarını aktaran yazar, “Merkezden uzaklaştıkça çocukların şehirle olan bağı kopuyor. Ankara’nın tarihi kimliğini bilmeden büyüyen çocuklara yaşadıkları şehri öğretmek istedik. ‘Çok zengin bir tarihi olan bu şehri tanısınlar’ diye düşündük. 

Kitabın peşinden Ankara Kalesi’ni, müzeleri gezdik. Çengel Han bize kapılarını açtı. Çocuklar, tarihî evleri gördü, Saman Pazarı’nı gezdi, esnafı tanıdı. Güvenli sandığımız sitelerden sokağa çıkıp yaşadığımız yeri görmek istedik” sözlerini aktardı.