Görüp görmediklerimiz, duyupta duymadıklarımız

Güray SOYSAL VEFAYI UNUTANLAR [caption id="attachment_215393" align="alignright" width="183"]

Abone Ol
Güray SOYSAL

VEFAYI UNUTANLAR

[caption id="attachment_215393" align="alignright" width="183"] Musa Cimilli[/caption] Gerçi, “Vefa” kelimesinin semtinin uğramayanlar son dönemlerde piyasada oldukça fazla. Onlardan sonuncusu Ankaragücü oldu. 41 yıllık malzeme sorumlusu Musa Cimilli’yi Ankaragücü’nden yolcu etmek mevcut yönetime nasip olacak. Herkese kendisini sevdiren, ancak mevcut yönetime ters gelen, O Musa Cilik yeri geldiğinde Diyarbakır’a gidip yöneticiliği, sırası geldiğinde ise temizlik işlerini dahi yaparak kulüpteki 41 yılının tamamladı. Mevcut yönetim, bu ayın sonuna kadar Musa Cimilli’yi Ankaragücü ile bağını koparmak için en büyük icraatını (!) yerine getirmenin gururunu (!) yaşayacak. Onlara şimdiden alkış tutacağım. Zira... Gerçek sevenlerini birbir kaybeden Ankaragücü’nün yönetimi, “Vefa” kelimesinin semtine uğramayan abun subuk işlerle görüntü veriyor. “Vefa”yı bugün unutanlar icraatlarıyla yarın kendilerini unutturacak. Ama 41 yıllık Ankaragücü sevdalısı Musa Cimilli’yi bu 111 yıllık kulübe hizmet (!) verdikleri zannedenler O “Vefa”sızları sezon başlamadan çoktan unutmaya başladı bile.

BAŞKENT ANKARA’NIN POLİGONU YOK

Atıcılarımız durup dinlenmeden çalışıyor. Şimdi “nerede?” derseniz özetleyerek ”Buldukları her yerde” diye cevap varabilirim. Çünkü, Başkent Ankara’da Atıcıların çalışacağı ve yarışacağı bir poligonu bile yok. 19 Mayıs Stadı, Ostim Stadı, Cebeci Stadı ve Anıttepe yüzme havuz yıkılıp, ortadan kaybolmasından sonra, şimdi de Başkent Ankara’da poligonu bulunmaması, sporumuzun bakışındaki garabeti ortaya koyuyor. Oysa o atıcılarımızın dördü, her türlü engele rağmen, Tokyo Olimpiyatlarında kota alıp, yarışmaya hazır. Anlayacağınız... Koskoca Başkent Ankara’nın tesis fukaralığından onlarda nasiplenmiş (!) durumda...

MEDYADAKİ ÇÜRÜME

[caption id="attachment_215395" align="alignright" width="337"] Faruk Bildirici[/caption] Bu yazıyı, meslektaşım Faruk Bildirici yazmış. Bende, altına imzamı koyarak yayınlıyorum “Medyadaki çürüme spor gazeteciliğinde bedava gezilerle kendini gösteriyor. Futbol Federasyonu, bedavacı spor yazarlarını Roma ve Bakü gezisine götürdü. İkişer gece ağırladı; çoğu yazı bile yazamadı. Bedavacıların listesi de gizlendi. Federasyon Roma ve Bakü gezilerine götürdüğü Hürriyet’ten Mehmet Arslan’da Milli takımın sponsoru Damat Tween’in reklamını yaptı. Şenol Güneş’in kıyafetlerinin ne kadar şık olduğunu, ne kadar uzun uzun anlattı. Ama futbol yazmadı.” Noktası ve virgülüne kadar Faruk Bildirici kardeşimin yazısın altına imzamı atarım. Biz spor yazarlarının düştüğü bu durumundan sadece bir örnek vermiş. Oysa... O kadar çok olumsuz örnek karşımızda duruyor ki...

MUHARREM ABİ, BUNU DA YENECEK

[caption id="attachment_215396" align="alignright" width="279"] Muharrem Dalkılıç[/caption] Hastanede tedavi altında bulunan Muharrem Dalkılıç’ sağlığına kavuşmak üzere... Türk atletizminin en büyük değerlerinden, eski federasyon başkanı Muharrem Dalkılıç’ın, ayağındaki rahatsızlıktan dolayı Ankara’da bir hastanede tedavisi devam ediyor. Bir süre daha hastanede müşahade altında tutulacak olan 83 yaşındaki efsane atletimiz Muharrem Dalkılıç edn yakında sevenlerinin arasında bulunacak.

2 YIL OLMUŞ

Sporun her bölgesinde görev almıştı. Sporculuk, teknik adamlık, kafile Başkanlığı, Federasyon Başkanlığı, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ve Bakanlık yapmak her babayiğide nasip olmazmış. Sporun güzelliklerini bize gösteren Yücel Seçkiner büyüğümüzü, aramızdan ayrılışının ikinci yılınıda geçtiğimiz Perşembe günü andık. Karşıyaka’daki Güreş Vakfı’na ait Anıt mezarda, şampiyon sporcularımızla kucak kucağa olan Yücel abimi bir kez daha andık. Bir kez daha o büyük spor adamına rahmet diledik.

Unutulmayanlar: YÜCEL CAVKAYTAR

18 Haziran 1948’de İstanbul’da dünyaya geldi. Avrupa gençler şampiyonu olan ilk Türk okçusu. İstanbul'da Kulaksız Okspor Kulübü'nde yetişti. 1962'de 14 yaşında millî oldu. Aynı yılda Avrupa Gençler Okçuluk Şampiyonasında birinci oldu. Ardından Türkiye'de yılın sporcusu seçildi. Ancak bir yıl sonra 1963 yılında lösemiye yakalandı ve spor çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı. 1967 yılında tedavi için gittiği İsveç'te 22 Mart 1967 yılında öldü.

Doğru söze ne denir?

Öfkende fakir ol, sevginde zengin