Nazife Bilgin Hazar: Bence dünyayı sanat kurtaracak

Ressam Nazife Bilgin Hazar, 2017 yılından bu yana Mersin’deki Toroslar Belediyesi sınırları içinde yer alan Akbelen ve Güneykent’teki bakımsız binaların dış cephelerine devasa duvar resimleri (mural) yapıyor. Van Gogh’tan Frida Kahlo’ya, Osman Hamdi Bey’den İbrahim Çallı’ya kadar yerli ve yabancı pek çok ünlü ressamın tablolarını resmeden Hazar, özellikle düşük gelir grubundaki mahalle sakinlerini sanatla buluşturuyor. Van Gogh resmi, İngiliz gazeteleri The Guardian ve The Telegraph tarafından “Günün Fotoğrafı” seçilen ve Mersin’de çekilen “33 Kadın” belgeselinde hikâyesi anlatılan Hazar, ilham verici sanat yaşamını 24 Saat gazetesiyle paylaşıyor

SULTAN YAVUZ/ANKARA – Mersinli Ressam Nazife Bilgin Hazar, Mersin sokaklarını âdeta bir sanat galerisine dünüştürdüğü devasa resimleriyle tanınıyor. Dünyaca ünlü ressamların eserlerini üç-dört katlı binaların dış cephelerine yapan Hazar’ın başarı hikâyesi ise hayli ilham verici…
1962 yılında doğan Hazar, evli ve iki çocuk annesi. Lise eğitiminden sonra evlenen ve kendi deyimiyle “Günleri ve sabah kahveleri olan” bir ev kadınıyken, 49 yaşında hayatını değiştiren bir olay meydana gelmiş. Resim yapmayı seven ve evde karakalem ve pastel boya çalışan Hazar, iki aylık bir resim kursunun ardından akrilik ve yağlı boya da çalışmaya başlamış. Onun resim konusundaki yeteneğini yakından izleyen oğulları, “Anne sen neden güzel sanatlar okumuyorsun? Hem bilgilerin taze hem de zaten gençlerin dilinden anlıyorsun” diyerek, Hazar’ı yönlendirmişler. Oğullarının ve eşinin desteğini alan Hazar, 49 yaşında Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin resim bölümüne girmiş ve 53 yaşında mezun olduğunda, not ortalaması 100 üzerinden 98.59’miş. Şu anda yüksek lisans tezini tamamlayan Hazar, ilk duvar resmini üniversite ikinci sınıftayken okuldaki hayvan bakımevine yapmış.
Hazar şöyle anlatıyor:
“Atölye hocamız Nurseren Tor’du, vize ve final için bu ödevi vermişti. Büyük bir duvardı, ben oraya Grant Wood’un ‘Çiftçi ve Karısı’ tablosu ile bir köpek çizmiştim. Yaparken çok keyif aldım ama meşakkatliydi, merdivenle çıkıyorsunuz, boyayı taşıyacak yer yok, in, çık derken uğraştırıyordu. O nedenle fakülteden arkadaşlarımın yaparken sıkılmalarına hak da veriyorum aslında, zaten çocuğum ya da torunum yaşındalar… Ama ben gençken de elime bir iş aldığımda ne olursa olsun en iyisini yapmaya çalışırdım. Daha sonra hocamızın verdiği diğer sosyal sorumluluk işi, çocuk cezaevinin bahçe duvarının resmedilmesiydi. Bunun ardından AMATEM, Alzheimer Derneği, Mersin Otizm kreşi, Mersin Tıp Fakültesi’nin anestezi yemekhanesinin duvarı gibi bir takım sosyal sorumluluk projelerinde yer aldım. Hem çalışmalarımın ağızdan ağıza yayılmasıyla hem de çalışmalarım Toroslar belediyesine yakın olduğu için, oranın eski belediye başkanı Hamit Tuna bana bir teklifte bulundu.
Akbelen, Güneykent ve Halkkent’teki binaların dış cephesine resim yapacaktım. Binalar o zaman 36 yıllıktı ve ben zaten toplu taşıma kullandığım için, yol boyu gördüğüm boş yerlere keşke ünlü ressamların resimlerini yapsam diye hayâl kurardım. Kendisi de sanatsever bir başkan olduğu için, iz bırakmış ressamların eserlerini yapma fikrine sıcak baktı. Daha önce Ressam Diego Riviera’nın ‘Çiçek Satıcısı’nı yapmıştım. İlk çalışmama da onunla başladım ve çok ses getirdi. Ben bu kadar ilgi göreceğini tahmin edemezdim. Sanata uzak olan halkı sanatla buluşturmak ve eski binaları güzelleştirme amacı başarıya ulaştı ve mahalle sakinleri çok mutlu oldu. Bizler sanata çok aç bir toplumuz…”
“İnsan yaptığı işin hakkını vermeli”
2017 yılında eski Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna ile projeye başlayan Hazar, bir buçuk yıl çalıştıktan sonra, yeni belediye başkanı Atsız Afşin Yilmaz ile devam etmiş. Akbelen’de başladığı resimleri Güneykent’te sürdüren Hazar, burada resim yapamayacağı bol pencereli konutların da pencerelerine renkli panjurlar resmetmiş. Hâlâ burayı resmeden Hazar, daha sonra da Halkkent konutlarını yapacağını belirtiyor.
İnsanların güzel tepkilerde bulunduğunu ve mahalle sakinlerinin sevecekleri çalışmaları yaptığını kaydeden Hazar, “Burada eğitim düzeyi düşük ve okuma oranı az, çoğu göçmen. Öyle olunca sanattan da merkeze göre kopuklar, zaten yapılan resimlerle de amaç mahallenin çehresini değiştirirken bir yandan da sanatı halkla buluşturmak. Özellikle çocukların ve gençlerin bu eserlerle buluşmalarını çok önemsiyoruz. Çok ilgililer, çalışırken çocuklar etrafımdan ayrılmazalar” diyor.
Gazeteci ve yazar Ufuk Cavlı’nın projesi olan “33 Kadın” belgeselinde de ilk sırada hikâyesi yer alan Hazar, Mersin’deki güçlü kadınların anlatıldığı bu belgeselde olmaktan mutlu olduğunu kaydederek, Mersin’in söz konusu duvar resimleriyle öne çıkmaya başladığını ve hem yurt içinden hem de yurt dışından basının ilgi gösterdiğini söylüyor. Hazar, “Akbelen’e resmettiğim, Van Gogh’un ‘Yıldızlı Gece’ çalışması, 2017 yılında İngiliz gazetesi The Guardian’da ‘Günün Fotoğrafı’ seçildi ve yine bir Van Gogh çalışmam da The Telgraph’ta ‘Günün Fotoğrafı’ seçildi, gurur verici…” diyor.
Hazar, yaptığı çalışmaların, orijinallerinden çok daha büyük olduğunu belirterek, üç-dört katlı binaları resmetme konusunda ön ayak olduğunu düşünüyor. Sadece Mersin’den değil, Türkiye’de pek çok belediye ve otelden iş teklifi alan Hazar, vakti olmadığı için kabul edemediğini belirtiyor.
“Okumanın yaşı yok” diyen Nazife Bilgin Hazar şu mesajı veriyor:
“Gençlerimiz ve kadınlarımız artık daha aydın… Kötü olaylar da oluyor ama yaşanan ekonomik ve sosyal değişimlerde kadınların etkin biçimde yer aldıklarını da görüyoruz. Bu beni çok mutlu ediyor çünkü kadın varsa umut vardır, güzellik vardır. Yeter ki bu güçlerinin farkına varıp adım atsınlar. Ama hızlı değil, yavaş adımlarla ileriye gitsinler. Eğer çöp toplayan bir işçi olsaydım, yine işimi dört dörtlük yapmaya çalışırdım. İnsan yaptığı işin hakkını vermeli. Atatürkçüyüm, onun sözüyle bitireyim; ‘Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’ Bence dünyayı sanat kurtaracak…”
Ressam Nazife Bilgin Hazar’ın çalışmalarına Instagram hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.