<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 25 Jun 2026 09:36:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Tabip Odası'ndan NATO Zirvesi için muayene süresi düzenlemesine tepki]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ankara-tabip-odasindan-nato-zirvesi-icin-muayene-suresi-duzenlemesine-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ankara-tabip-odasindan-nato-zirvesi-icin-muayene-suresi-duzenlemesine-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Tabip Odası, NATO Zirvesi nedeniyle bazı hastanelerde poliklinik muayene sürelerinin 20 dakikaya çıkarılmasına tepki göstererek, uzun süredir talep ettikleri "yeterli muayene süresi" uygulamasının yıllardır karşılık bulmadığını ifade etti. ATO, “5 dakikada sağlık olmaz” uyarılarını yineledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara Tabip Odası </strong>(ATO), kentte 7-8 Temmuz’da yapılacak <strong>NATO Zirvesi kapsamında </strong>bazı hastanelerde poliklinik muayene sürelerinin 20 dakikaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeye tepki gösterdi.</p>

<h2><strong>“5 dakikada sağlık olmaz”</strong></h2>

<p>ATO tarafından yapılan açıklamada, hekimlerin uzun süredir “5 dakikada sağlık olmaz” uyarısında bulunduğu hatırlatılarak, yeterli muayene süresinin kaliteli sağlık hizmeti için zorunlu olduğu ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, yıllardır dile getirilen “hastaya 20 dakika ayrılması” talebinin karşılık bulmadığı da vurgulandı.</p>

<h3><strong>“Savaş örgütü için düzenleme yapılıyor”</strong></h3>

<p>Açıklamada sağlık sistemindeki yoğunluk, şehir hastanelerinin kapasite sorunları ve basamaklı sağlık hizmeti eksikliğinin hasta-hekim ilişkisini olumsuz etkilediği belirtildi.</p>

<p>ATO açıklamasında, muayene sürelerinin artırılması kararının NATO Zirvesi nedeniyle gündeme gelmesine tepki gösterilerek şu ifadeye yer verildi:</p>

<p>“Hekimlerin yıllardır vurguladığı ‘5 dakikada sağlık olmaz’ gerçeğine rağmen, taleplerimizi duymayanlar şimdi bir savaş örgütü için bu düzenlemeyi yapıyor.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“20 dakika bilimsel bir gerekliliktir”</strong></h3>

<p>Açıklamada, 20 dakikalık muayene süresinin siyasi değil bilimsel bir gereklilik olduğu vurgulanarak, Dünya Sağlık Örgütü standartlarının da nitelikli sağlık hizmeti için yeterli süreyi zorunlu kıldığı belirtildi.</p>

<p>ATO açıklaması, “Her hastaya yeterli süre, yurtta barış dünyada barış” ifadesiyle son buldu.</p>

<p><strong>Açıklamanın tamamı şöyle:</strong></p>

<blockquote>
<p>"Bu mücadelemiz hasta yoğunluğu, kapatılan devlet hastanelerinde verilen sağlık hizmetlerinin Şehir Hastaneleri tarafından karşılanamaması, basamaklandırılamayan sağlık hizmet sunumu gibi her biri ile mücadelemizi sürdürdüğümüz gerekçeler nedeni ile çözümsüz kalmış, hasta hekim ilişkisi dakikalar içinde gerçekleşen kısa diyaloglara, gereksiz yinelenen tetkik istemlerine, tedavi olamayan hastaların tekrar tekrar poliklinik başvuruları yapmalarına sebep olmaktadır.</p>

<p>Hekimlerin yıllardır vurguladığı '5 dakikada sağlık olmaz' gerçeğine rağmen, 'hastalarımıza 20 dakika ayırmak istiyoruz' taleplerimizi duymayanlar, bu ülkenin hekimlerine ve sağlık emekçilerine kulaklarını tıkayanlar, şimdi bir savaş örgütü için bu düzenlemeyi yapıyor. 20 dakikalık muayene süresi sağlıklı bir toplum yolunda, bilimin ve mesleki gerekliliklerin ortaya koyduğu temel bir ihtiyaçtır; siyasi imtiyaz konusu yapılamaz. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da belirtildiği üzere, nitelikli sağlık hizmeti; hastanın öyküsünün alınabildiği, muayenenin yapılabildiği, tanı ve tedavi sürecinin birlikte değerlendirilebildiği yeterli bir zamanı gerektirir.</p>

<p>Dünyada sürdürülebilir barışın önündeki en büyük engellerden biri olan NATO zirvesinin bu düzenlemeye sebep olabilmesi bunun mümkün ve gerekli olduğunun da kanıtıdır. Aksi durumda Sağlık Bakanlığı'nın halkın hastanelere erişimini kısıtlayan bu uygulamayı hastaların ve hekimlerin aleyhine bir uygulama olarak planlamadığından eminiz. Her hastaya yeterli süre, yurtta barış dünyada barış."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ankara-tabip-odasindan-nato-zirvesi-icin-muayene-suresi-duzenlemesine-tepki</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/9ba46971-dc78-496a-90c2-2955a3a41c39-w.png" type="image/jpeg" length="54980"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fransa'da sağlık alarmı: Ebola vakası görüldü]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fransada-saglik-alarmi-ebola-vakasi-goruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fransada-saglik-alarmi-ebola-vakasi-goruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa Sağlık Bakanlığı, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nden (KDC) dönen bir doktorda Ebola virüsü tespit edildiğini açıkladı. Fransız topraklarında bu dönemde ilk kez görülen vaka sonrası yetkililer durumun kontrol altında olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fransa</strong>’da kamuoyuna yansıyan son dakika bilgilerine göre, ülkede <strong>Ebola virüsü vakası </strong>görüldüğü bildirildi. <strong>Fransa Sağlık Bakanlığı </strong>tarafından yapılan resmi açıklamada, yakın zamanda <strong>Kongo Demokratik Cumhuriyeti</strong>'nden (KDC) Fransa’ya dönüş yapan bir doktorda yapılan tetkikler sonucunda Ebola virüsü tespit edildiği duyuruldu. "Fransız topraklarında bu dönemde ilk kez Ebola virüsü görüldüğü kaydedilen açıklamada, Başbakan Sebastien Lecornu'nun durumu yakından takip ettiği aktarıldı." Sağlık otoriteleri, virüsün yayılmasını engellemek adına gerekli tüm protokollerin devreye alındığını ve sürecin titizlikle yönetildiğini bildirdi.</p>

<h2><strong>Fransa Sağlık Bakanlığı ve hükümetten ilk açıklamalar</strong></h2>

<p>Ülkede Ebola virüsü görülmesinin ardından gözler Fransa hükümetine çevrildi. Konuyla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fransa Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, sağlık yetkililerinin ilerleyen saatlerde detaylı açıklama yapacağı yanıtını verdi. Hükümet kanadından gelen ilk tepkilerde, halk sağlığını tehdit edecek bir durumun yaşanmaması adına tüm önlemlerin alındığı mesajı verildi. "Sözcü Bregeon, Ebola salgını durumunun kontrol altında olduğunu vurguladı." Kamuoyunda tedirginlik yaratan bu gelişme üzerine hükümet, şeffaf bir bilgilendirme süreci yürüteceğini taahhüt ederek, vaka ile teması olan kişilerin belirlenmesi için çalışmaların başlatıldığını işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Ebola salgını ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki durum</strong></h3>

<p>Fransa’da görülen bu vaka, dünya genelinde yeniden gündeme gelen Ebola salgını tartışmalarını da beraberinde getirdi. Ebola virüsünün kaynağı olarak gösterilen Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), Mayıs ayından bu yana zorlu bir süreçten geçiyor. "Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti." Bölgedeki sağlık altyapısının yetersizliği ve hastalığın bulaşma hızı, virüsün diğer ülkelere yayılma riskini artırıyor. Fransa’da tespit edilen vakanın da doğrudan bu bölge kaynaklı olması, virüsün kıtalararası taşınabilirliği konusundaki endişeleri haklı çıkarıyor.</p>

<h3><strong>Dünya Sağlık Örgütü acil durum ilan etti</strong></h3>

<p>Ebola virüsünün kontrolsüz bir şekilde yayılmaya başlaması, uluslararası sağlık otoritelerini de harekete geçirdi. "DSÖ, 17 Mayıs'ta, yeniden ortaya çıkan Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti." Dünya Sağlık Örgütü’nün bu kararı, salgının sadece bölgesel değil, küresel bir tehdit haline geldiğinin en net göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ebola virüsü, özellikle yüksek ölüm oranı ve belirtilerin başlangıcında teşhis edilmesinin zorluğu ile biliniyor. Fransa’da görülen vakayla birlikte Avrupa ülkelerinin sınır kapılarında ve sağlık merkezlerinde Ebola virüsü taramalarını sıkılaştırması bekleniyor.</p>

<h3><strong>Nadir "Bundibugyo" varyantı ve tedavi süreci</strong></h3>

<p>Salgının bu kadar ciddiye alınmasının ardındaki en büyük etken ise virüsün türü ve tedavi süreçlerindeki belirsizliklerdir. "Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın, nadir bir Ebola varyantı olan "Bundibugyo" virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor." Bu durum, hastalığın yönetilmesini daha karmaşık ve zorlu bir hale getiriyor. "Bundibugyo" virüsü, Ebola virüs ailesi içinde klinik seyri ve bulaşıcılık özellikleri bakımından dikkatle izlenmesi gereken bir varyant olarak tanımlanıyor. Onaylanmış bir aşısının veya kesin bir tedavisinin bulunmaması, sağlık kuruluşlarının enfekte olan bireyleri izole etme ve destekleyici bakım uygulama yöntemlerini birincil öncelik haline getiriyor.</p>

<h3><strong>Küresel Ebola salgını riski ve önlemler</strong></h3>

<p>Fransa'da doktor vakasıyla yeniden gündeme gelen Ebola virüsü, dünya genelinde hava yolu seyahatlerinin yarattığı riskleri bir kez daha gözler önüne serdi. Ebola salgını ile mücadele eden ülkelerden gelen yolcuların daha sıkı sağlık kontrollerinden geçirilmesi, virüsün diğer coğrafyalara taşınmasını engellemek adına atılacak en kritik adım olarak görülüyor. Fransa Sağlık Bakanlığı, vakanın takibini sürdürürken, virüsün diğer kişilere bulaşmadığından emin olmak için geniş kapsamlı bir filyasyon çalışması yürütüyor. Ebola virüsü ile ilgili önümüzdeki saatlerde yapılacak olan detaylı açıklamalar, vakanın seyri ve alınacak ek tedbirler hakkında daha fazla ipucu verecek. Dünya kamuoyu, Fransa’dan gelecek güncel Ebola salgını verilerini yakından takip etmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fransada-saglik-alarmi-ebola-vakasi-goruldu</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/fransa-ebola.jpg" type="image/jpeg" length="76505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KDC’de Ebola salgını vaka sayısı artıyor: 1094 vaka, 277 ölüm]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kdcde-ebola-salgini-vaka-sayisi-artiyor-1094-vaka-277-olum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kdcde-ebola-salgini-vaka-sayisi-artiyor-1094-vaka-277-olum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC), Ebola salgınında vaka sayısı 1094’e, can kaybı 277’ye yükseldi. Uganda’da da yeni vakalar tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kongo Demokratik Cumhuriyeti</strong>’nde (<strong>KDC</strong>) 15 Mayıs’ta ilan edilen <strong>Ebola</strong> <strong>salgını</strong> etkisini artırıyor. <strong>Sağlık</strong> <strong>Bakanlığı</strong> tarafından yayımlanan son verilere göre, ülkede doğrulanmış <strong>vaka sayısı 1094</strong>’e yükselirken, <strong>can kaybı 27</strong>7’ye ulaştı. Salgında 387 hastanın tedavi altında olduğu bildirildi.</p>

<h2><strong>Vaka sayıları artmaya devam ediyor</strong></h2>

<p><strong>Sağlık</strong> <strong>Bakanlığı</strong> verilerine göre, Ebola salgını kapsamında şu ana kadar 115 kişi iyileşti. Ayrıca 131 şüpheli vaka ve 44 şüpheli ölüm kayıtlara geçti.</p>

<p>Yetkililer, salgının seyrinin yakından takip edildiğini ve sağlık sisteminin bölgede yoğun şekilde çalıştığını bildirdi.</p>

<h3><strong>Uganda’da da vakalar tespit edildi</strong></h3>

<p>Komşu ülke <strong>Uganda</strong>’da ise Sağlık Bakanlığı tarafından 20 <strong>Ebola vakası</strong> kaydedildiği açıklandı. İki ülke arasında sınır bölgelerinde artan risk nedeniyle sağlık önlemleri artırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KDC</strong> ve <strong>Uganda</strong> sağlık yetkilileri, sınır hattında gözetimi güçlendirmek ve salgının yayılmasını engellemek amacıyla ortak müdahale mekanizması kurulması için işbirliği başlattı.</p>

<h3><strong>DSÖ’den salgın uyarısı</strong></h3>

<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)</strong> Acil Sağlık Durumları Uyarı ve Müdahale Operasyonları Direktörü Abdirahman Mahamud, salgında ilk ayda kaydedilen vaka sayısının Afrika’daki en yüksek Ebola vaka sayılarından biri olduğunu açıklamıştı.</p>

<p><strong>DSÖ</strong> ayrıca 17 Mayıs’ta <strong>Ebola</strong> salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.</p>

<h3><strong>Bundibugyo varyantı tespit edildi</strong></h3>

<p>Sağlık yetkililerine göre mevcut salgın, Ebola virüsünün nadir görülen “<strong>Bundibugyo</strong>” <strong>varyantı</strong>ndan kaynaklanıyor. Bu varyanta yönelik onaylanmış bir tedavi veya <strong>aşı</strong> bulunmadığı belirtildi.</p>

<p>Ebola <strong>virüs</strong>ünün ilk kez 1976 yılında Sudan ve KDC’de eş zamanlı salgınlarla ortaya çıktığı, hastalığın adını <strong>Kongo</strong>’daki Ebola Nehri’nden aldığı biliniyor.</p>

<p>2013-2017 yılları arasında <strong>Batı Afrika</strong>’da yaşanan salgında ise 30 bin kişinin virüse yakalandığı, 11 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği kaydedilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kdcde-ebola-salgini-vaka-sayisi-artiyor-1094-vaka-277-olum</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kongo-demokratik-cumhuriyetinde-ebola-salgininda-vaka-sayisi-1094e-yukseldi.jpg" type="image/jpeg" length="11598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den Avrupa uyarısı: "Sıcaklıklar küresel ortalamanın iki katı hızla artıyor"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/dsoden-avrupa-uyarisi-sicakliklar-kuresel-ortalamanin-iki-kati-hizla-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/dsoden-avrupa-uyarisi-sicakliklar-kuresel-ortalamanin-iki-kati-hizla-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Avrupa Kıtası genelinde etkili olan sıcak hava dalgasının halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini ve okulların kapanmasına yol açtığını bildirdi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Ghebreyesus, Avrupa'daki sıcaklık artış hızının küresel ortalamanın yaklaşık iki katına ulaştığına dikkat çekerek, liderleri iklim eylemlerini hızlandırmaya ve sağlık sistemlerini güçlendirmeye çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel iklim değişikliğinin etkileri Kıta Avrupa'sında rekor sıcaklıklar ve meteorolojik alarmlarla kendisini gösterirken, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) duruma ilişkin üst düzey bir uyarı ve çağrı geldi. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Avrupa'yı etkisi altına alan aşırı sıcak hava dalgalarının toplumsal yaşam ve insan sağlığı üzerindeki akut etkilerini değerlendirdi.</p>

<p>Ghebreyesus, ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı resmi açıklamada, kıtadaki iklimsel ivmenin tehlikeli bir boyuta ulaştığına dair verileri paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"İnsan sağlığı riske giriyor"</strong></h2>

<p>Aşırı sıcakların günlük yaşam standartlarını ve kamusal hizmetleri doğrudan sekteye uğrattığını belirten Genel Direktör Ghebreyesus, paylaşımında "Avrupa'daki sıcak hava dalgası, okulların kapanmasına ve insanların sağlığının risk altına girmesine neden oluyor" tespitine yer verdi.</p>

<p>Avrupa genelinde termometrelerin mevsim normallerinin çok üzerine çıktığı bu döneme ilişkin bilimsel verileri işaret eden Ghebreyesus, kıtadaki ısınma hızının küresel ortalamanın yaklaşık 2 katı kadar hızlı ilerlediğini bildirdi. DSÖ lideri, Avrupa'da mevcut durumda yaşanan bu ekstrem tablonun, gelecekte meydana gelecek aşırı sıcak dalgalarının hem sıklık olasılığını hem de şiddet derecesini kaçınılmaz olarak artıracağını kaydetti.</p>

<h3><strong>Liderlere "Gecikmeden yatırım yapın" çağrısı</strong></h3>

<p>Ghebreyesus, iklim krizine bağlı gelişen çevre ve sağlık sorunlarına karşı uluslararası kamuoyunun ve hükümetlerin daha fazla zaman kaybedemeyeceğini vurguladı. Müdahale ve adaptasyon süreçleri için gecikmeye tahammüllerinin olmadığını belirten DSÖ Genel Direktörü, hükümet başkanlarına "Liderler, iklim değişikliğine dayanıklı sağlık sistemlerine yatırım yapmaya öncelik vermenin yanı sıra iklim eylemini hızlandırmalı ve iklim krizinin nedenlerini azaltmalı" çağrıda bulundu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/dsoden-avrupa-uyarisi-sicakliklar-kuresel-ortalamanin-iki-kati-hizla-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-564ff9df10c47dc6a255e3c04af43000.jpg" type="image/jpeg" length="38705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklikte kazanılan ağız bakımı yetişkin gülüşünü şekillendiriyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bebeklikte-kazanilan-agiz-bakimi-yetiskin-gulusunu-sekillendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bebeklikte-kazanilan-agiz-bakimi-yetiskin-gulusunu-sekillendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı ve estetik bir gülüşün temelleri sanılanın aksine yetişkinlik döneminde değil, yaşamın ilk yıllarında atılıyor. Çocuk diş hekimi Nurgül Demir, bebeklik döneminden itibaren ağız ve diş sağlığının korunmasının, ilerleyen yaşlarda hem sağlıklı hem de estetik bir gülüşe sahip olmanın en önemli koşullarından biri olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Çocukluk çağında edinilen doğru ağız bakım alışkanlıklarının yalnızca süt dişlerini korumakla kalmadığını belirten uzmanlar, bu alışkanlıkların yetişkinlik dönemindeki diş yapısını, çene gelişimini ve gülüş estetiğini de doğrudan etkilediğini ifade ediyor…</span></p>

<p><strong><span>Anne Sütü Sonrası Ağız Temizliği İhmal Edilmemeli</span></strong></p>

<p><span>Bebeklerin büyüme ve gelişiminde önemli bir yere sahip olan anne sütü, dişlerin sürmeye başlamasının ardından ağız hijyeni açısından da dikkat gerektiriyor. Özellikle gece emzirmelerinde ağız içinde kalan süt artıklarının çürük oluşumuna zemin hazırlayabildiğini belirten Demir, her emzirme sonrasında bebeğin ağız içinin temizlenmesini öneriyor. Bir miktar su verilmesi ya da ağız içinin nemli bir gazlı bezle silinmesi, ağız sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.</span></p>

<p><span>Dt. Nurgül Demir, “Anne sütü çok değerli ancak dişler çıktıktan sonra ağız temizliği ihmal edilmemeli. Basit bir temizlik rutini bile çürüklerin önüne geçmede etkilidir” diye konuştu.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span>Doğal Tatlandırıcılar da Risk Oluşturabiliyor</span></strong></p>

<p><span>Ailelerin ek gıda döneminde sıkça tercih ettiği bal, pekmez ve keçiboynuzu özü gibi doğal ürünlerin de içeriklerindeki şeker nedeniyle dikkatli kullanılması gerekiyor. Uzmanlar, özellikle bebeğin uykuya geçişini kolaylaştırmak amacıyla bal veya pekmezle tatlandırılmış emzik ve biberon kullanımının erken çocukluk çağı çürüklerine yol açabileceği konusunda uyarıyor.</span></p>

<p><span>Dt. Nurgül Demir, “Doğal olması her zaman masum olduğu anlamına gelmez. İçerdiği şeker nedeniyle bu ürünler de kontrollü kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><strong><span>Biberon ve Emzik Kullanımında Süreye Dikkat</span></strong></p>

<p><span>Uzun süreli biberon kullanımı yalnızca çürük oluşumunu artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çene gelişimini ve diş dizilimini de olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, biberon kullanımının 1 yaşından sonra bırakılmasını, emzik kullanımının ise yaklaşık 18 aylık dönemde sonlandırılmasını öneriyor. Aksi durumda ilerleyen yıllarda ortodontik tedavi gerektirebilecek diş ve çene problemleri ortaya çıkabiliyor.</span></p>

<p><span>Demir, “Biberon ve emzik kullanım süresi uzadıkça, hem diş sağlığı hem de çene gelişimi olumsuz etkilenebilir” değerlendirmesinde bulundu.</span></p>

<p><strong><span>İlk Dişle Birlikte Fırçalama Rutini Başlamalı</span></strong></p>

<p><span>Ağız bakımına başlamak için tüm süt dişlerinin çıkmasını beklemenin doğru olmadığını belirten Demir, ilk süt dişlerinin çıkmaya başladığı bebekliğin 6-12 aylık döneminden itibaren düzenli diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması gerektiğini ifade ediyor. Çocuk diş hekimlerinin önerdiği diş macunu ve yaşa uygun bir diş fırçasıyla yapılan düzenli bakımın, çürüklerin önlenmesinde önemli rol oynadığı vurgulanıyor.</span></p>

<p><span>Dt. Nurgül Demir, “İlk çıkan dişle birlikte ağız bakımı ve diş fırçalama rutini başlatılmalı. Erken yaşta kazanılan fırçalama alışkanlığı, yaşam boyu etkisini devan ettirerek ağız ve sağlığı üzerinde rol oynar” dedi.</span></p>

<p><strong><span>Erken Süt Dişi Kaybı Gelecekteki Diş Dizilimini Etkileyebiliyor</span></strong></p>

<p><span>Tedavi edilmeyen çürüklerin ilerleyerek diş kayıplarına neden olabileceğini belirten Dt Demir, erken süt dişi kaybının da daimi dişlerin yerleşimini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Süt dişlerinin düşme zamanı gelmeden çekilmesi, çene arkında yer kaybına yol açarak ilerleyen yıllarda çapraşıklık ve kapanış bozuklukları gibi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</span></p>

<p><span>Demir, “Süt dişlerinin erken kaybı, kalıcı diş dizilimini doğrudan etkileyebilir ve ortodontik sorunlara zemin hazırlayabilir” diye uyardı.</span></p>

<p><strong><span>Düzenli Kontroller Geleceğin Gülüşünü Koruyor</span></strong></p>

<p><span>Uzmanlar, çocukların diş hekimiyle tanışması için herhangi bir şikâyet oluşmasının beklenmemesi gerektiğini belirtiyor. Altı ayda bir gerçekleştirilen rutin diş hekimi kontrollerinin, hem süt dişlerinin sağlıklı şekilde korunmasına hem de yetişkinlik dönemindeki estetik gülüşlerin temelinin atılmasına katkı sağladığı ifade ediliyor.</span></p>

<p><span>Demir, “Rutin kontroller, dişler alarma geçmeden önlem alınmasını sağlar ve çocuğun yetişkinliğe taşınacak gülüşünü korur, şekillendirir” dedi.</span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bebeklikte-kazanilan-agiz-bakimi-yetiskin-gulusunu-sekillendiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/d-e-s-z-a-g-d-e-s-z-g.jpg" type="image/jpeg" length="42511"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuzun süt dişlerini ihmal etmeyin]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cocugunuzun-sut-dislerini-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cocugunuzun-sut-dislerini-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanı Prof. Dr. Aylin Akbay Oba, çocuklardaki ağız ve diş sağlığı konusunda ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarla birlikte aileleri de okulların bitmesini, yaz tatilinin başlamasını heyecanla bekliyor. Ancak bu bekleyişte konforlu bir tatil dönemi geçirmek için çocukların ağız ve diş kontrollerini yaptırmak gerekiyor. Çünkü okul döneminde diş kontrolleri çocukların ders programları, sınav stresleri nedeniyle çoğu zaman ihmal edilebiliyor. Tatil öncesi yaptırılan kontroller mevcut ağız diş sorununun erken tespit edilmesini, diş kontrolleri, çürüklerin erken teşhisi, ağız ve çene gelişiminin değerlendirilmesi ve olası ortodontik problemlerin önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Memorial Bodrum Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Pedodonti Uzmanı Prof. Dr. Aylin Akbay Oba, çocuklardaki ağız ve diş sağlığı konusunda ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu.<br />
Süt dişleri çocukların gelecekteki ağız ve çene gelişiminde kritik rol oynar. Her süt dişi, alttan gelecek daimi diş için doğal bir rehber görevi görür. Erken kaybedilen süt dişleri, öncelikle beslenme problemleri, ilerleyen yıllarda ise çapraşıklık, çene darlığı ve kapanış bozuklukları gibi ortodontik problemlere yol açabilir. Bu nedenle çocuklarda ilk diş hekimi muayenesinin, ilk süt dişi sürer sürmez yaptırılması gerekir. Çocukların sağlık ağız ve diş yapısına sahip olmaları ve sağlıklı büyümeleri için bu takip ve tedavilerin ihmal edilmemesi gerekir;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Çürük süt ve daimi dişlerde dolgu ve gerekli durumlarda kanal tedavileri</li>
 <li>Fissür örtücü ve flor uygulamaları (koruyucu uygulamalar)</li>
 <li>Travmaya bağlı diş yaralanmalarının tedavisi</li>
 <li>Süt dişi çekimleri, yer tutucu ve çocuk protezi uygulamaları</li>
 <li>Erken ortodontik değerlendirme ve yönlendirme tedavileri</li>
 <li>Dil itimi, ağızdan nefes alma ve yanlış yutkunma gibi fonksiyonel bozuklukların yönetimi</li>
 <li>Okul döneminde ertelediğiniz randevuları yazın planlayabilirsiniz</li>
</ul>

<p>Yaz tatili çocukların ağız ve diş sağlığı açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Yaz tatili öncesinde yapılacak muayeneler sayesinde hem mevcut sorunlar erken dönemde tespit edilebilir, hem de tedaviler tatil sürecinde daha rahat planlanabilmektedir. Çünkü okul döneminde oluşturulan randevular çocukların derslerine devamlarını aksatmakta ya da akşam saatlerine denk geldiği için çocukların yorgun olması açısından bazen dezavantaj oluşturabilmektedir. Bunun yanında, sınav döneminde yaşanan stres, diş tedavisi süreci ile birleştiğinde bazen çocuk açısından zorlayıcı olabilmektedir. Bu nedenle ebeveynlere tedavilerin tatil döneminde gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca şehir ya da ülke değiştirilerek yapılan tatillerde ağrı ve benzeri kötü sürprizlere karşı, tatil öncesi kontrol muayenelerinin önemi göz önünde bulundurulmalıdır.<br />
Sağlıklı dişler çocuğunuzun sağlıklı büyümesini de sağlar<br />
Çocuklarda ağız ve diş sağlığının korunması yalnızca estetik açıdan değil; sağlıklı büyüme, beslenme, konuşma gelişimi ve özgüven açısından da önemlidir. Tatil dönemlerinde çocukların rutin alışkanlıklarında değişiklik olabileceği, bu nedenle ağız hijyeni ve çürük yapıcı gıda tüketimi konusuna dikkat edilmesi gerekir. Koruyucu hekimlik uygulamaları çocukların gelecekteki ağız ve diş sağlığını şekillendirir. Fissür örtücüler, flor uygulamaları ve düzenli kontroller sayesinde çürük oluşumu büyük ölçüde önlenebilir. Yaz döneminde gerçekleştirilen bu uygulamalar, okul dönemi boyunca oluşabilecek diş problemlerinin önüne geçilmesine de yardımcı olur.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Atabey</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cocugunuzun-sut-dislerini-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 08:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/cocuk-dis1.jpg" type="image/jpeg" length="98561"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolog Akcan: İlk sorunuz, “Karnen nasıl?” olmasın!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/psikolog-akcan-ilk-sorunuz-karnen-nasil-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/psikolog-akcan-ilk-sorunuz-karnen-nasil-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların kapanmasına ve karne gününe sayılı günler kala bazı çocuklar yüksek notlarının sevincini yaşarken, bazıları ise karnelerindeki zayıf notlar nedeniyle kaygı duyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Klinik Psikolog Seda Akcan, ebeveynlerin her iki durumda da çocuklarına yaklaşımlarının karnedeki notlardan çok daha kalıcı etkiler bırakabileceğine dikkat çekerek, “Karne dönemi yalnızca akademik başarının değerlendirildiği bir süreç değil; aynı zamanda çocukların kendileriyle ilgili algılarının şekillenebildiği önemli bir dönemdir. Karneyi çocuğun değerini gösteren bir belge olarak görmek yerine, eğitim yılı boyunca gösterdiği çabanın ve gelişimin bir yansıması olarak değerlendirmek önemlidir” diyor. </span></p>

<p><span>Özellikle düşük notlarla karşılaşıldığında eleştirel, suçlayıcı veya kıyaslayıcı tutumların çocukların özgüvenini zedeleyebileceği uyarısında bulunan Klinik Psikolog Seda Akcan, “Çocukların sağlıklı gelişimleri için en büyük ihtiyaçlarından biri anlayışlı ve destekleyici ebeveynlerdir. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise çocuklara koşulsuz kabul ve destek duygusunu hissettirmektir. Çocuklar notlarından bağımsız olarak sevildiklerini ve değer gördüklerini hissettiklerinde hem psikolojik dayanıklılıkları hem de öğrenme motivasyonları güçlenmektedir” diye konuşuyor.<strong> </strong>Klinik Psikolog Seda Akcan, karne günü ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken 8 yaklaşımı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </span></p>

<p><strong><span>Önce nasıl hissettiğini sorun </span></strong></p>

<p><span>Kendini anlaşılmış hisseden çocuklar, yaşadıkları süreci daha sağlıklı yönetebiliyor. Dolayısıyla karneye bakmadan önce çocuğunuza karne notlarıyla ilgili neler hissettiğini sorun. Heyecan, mutluluk, kaygı veya hayal kırıklığı gibi duygularını ifade etmesine fırsat tanıyın.</span></p>

<p><strong><span>Koşulsuz kabul mesajı verin</span></strong></p>

<p><span>Çocuklar, başarılarından bağımsız olarak sevildiklerini ve kabul gördüklerini hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Ebeveynlerin kullandığı dil bu noktada oldukça önemlidir. “Seni notların için değil, sen olduğun için seviyorum” mesajı çocuğun psikolojik dayanıklılığını güçlendiriyor. Güvenli bağlanma ve sağlıklı özgüvenin temelinde “koşulsuz kabul” yer alıyor.</span></p>

<p><strong><span>Başarıyı takdir edin, ancak baskı oluşturmayın</span></strong></p>

<p><span>İyi notlar alan çocukların emeklerini ve çabalarını takdir etmek önem taşıyor. Ancak başarıyı yalnızca notlarla ilişkilendirmenin ilerleyen dönemlerde performans baskısına yol açabileceğini vurgulayan Klinik Psikolog Seda Akcan, “Çocuğun kişiliğini değil, davranışını övmek daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Takdir, motivasyon kaynağı olmalı; baskı unsuru haline gelmemelidir” diyor.</span></p>

<p><strong><span>Düşük notlarda suçlayıcı olmayın</span></strong></p>

<p><span>Düşük notlar karşısında öfkelenmek, ceza vermek veya aşağılayıcı ifadeler kullanmak çocuğun özgüvenini olumsuz etkileyebiliyor. Klinik Psikolog Seda Akcan, bunun yerine düşük performansın nedenlerinin araştırılması gerektiğini belirterek, “Öğrenme güçlüğü, dikkat sorunları, motivasyon eksikliği veya duygusal zorluklar gibi birçok etken söz konusu olabilir. Çözüm odaklı yaklaşım her zaman daha faydalıdır” diye konuşuyor.</span></p>

<p><strong><span>Arkadaşlarıyla kıyaslamayın</span></strong></p>

<p><span>Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanları ve yetenekleri farklı oluyor. “Komşunun çocuğu daha başarılı”, “Sen neden yapamadın?” gibi ifadeler motivasyonu artırmak yerine başarısızlık duygusunu pekiştirebiliyor. Bunun yerine çocuğun yaşadığı zorlukları anlamaya çalışmak ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemek daha sağlıklı sonuçlar veriyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span>Karneyi ödül veya ceza aracı olarak görmeyin</span></strong></p>

<p><span>“Karneyi bir ödül veya ceza mekanizması olarak değil, gelişim alanlarını gösteren bir geri bildirim olarak değerlendirmek gerekir” diyen Klinik Psikolog Seda Akcan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Karne günü çocukların yalnızca eksiklerine değil, güçlü yönlerine de dikkat çekmek gerekir. Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanları ve yetenekleri farklıdır. Çocuğun hangi alanlarda güçlü olduğunu ve hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu görmek önemlidir. Böylece gelecek dönem için daha gerçekçi hedefler belirlenebilir. Karne bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olabilir.”</span></p>

<p><strong><span>Yaz tatilini ceza dönemine dönüştürmeyin</span></strong></p>

<p><span><span>Çocuğun düşük notları nedeniyle tüm yaz tatilini ders çalışarak geçirmesini beklemek doğru bir yaklaşım değildir. </span>Yeterince dinlenebilen çocuklar yeni döneme daha hazır başlayabiliyor. Tatil, çocukların dinlenme, oyun oynama ve psikolojik olarak yenilenme dönemidir. Elbette eksik konular desteklenebilir, ancak bunun dengeli şekilde yapılması gerekiyor.</span></p>

<p><strong><span>Gelecek dönem için birlikte plan yapın</span></strong></p>

<p><span>Karne sonrasında geçmişe takılı kalmak yerine geleceğe odaklanmak daha yararlı oluyor. Çocuğun güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerinin birlikte değerlendirilerek yeni hedeflerin belirlenmesi fayda sağlıyor. Bu süreçte çocuğun da fikirlerinin alınması sorumluluk duygusunu artırıyor. Ortak planlar, akademik gelişimi destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. </span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/psikolog-akcan-ilk-sorunuz-karnen-nasil-olmasin</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/r-d-t-f-h-d-r-t-h.JPG" type="image/jpeg" length="84192"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın yanlış ürün kullanımı cilt lekelerini tetikleyebilir]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, yaz öncesi cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler konusunda bilgi verdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaz aylarında birçok kişi daha parlak, eşit tonlu ve lekesiz bir cilt görünümü elde etmek için bakım rutinini yoğunlaştırıyor. Ancak uzmanlar, özellikle sosyal medyada önerilen çok sayıda serum, asit ve aktif içerikli ürünün bilinçsizce bir arada kullanılmasının ciltte beklenen faydayı sağlamayabileceği konusunda uyarıyor. Deri bariyerinin bozulmasıyla birlikte hassasiyet, tahriş ve güneş ışınlarına karşı artan duyarlılık gelişebiliyor. Bu durum da özellikle yazın cilt lekelerinin koyulaşmasına veya yeni lekelerin oluşmasına zemin hazırlayabiliyor. Dermatoloji uzmanları, sağlıklı ve eşit tonlu bir cilt için çok ürün kullanmak yerine doğru içerikleri doğru şekilde kullanmanın önemine dikkat çekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, yaz öncesi cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler konusunda bilgi verdi.<br />
<strong>Yaz aylarında lekeler neden daha belirgin hale geliyor?</strong><br />
Haziran aylarında UV indeksinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte cildimizdeki melanosit adı verilen pigment hücreleri daha aktif çalışmaya başlar. Özellikle UVA ışınları derinin daha derin tabakalarına ulaşarak melanin üretimini artırır. Kış boyunca fark edilmeyen veya hafif seyreden pigment birikimleri bu dönemde daha görünür hale gelir. Ayrıca sıcaklık artışı, terleme, sürtünme ve ciltte oluşan inflamasyon da mevcut lekelerin koyulaşmasına neden olabilir.<br />
<strong>En büyük hata çok fazla içeriği bir arada kullanmak</strong><br />
Yaz döneminde daha hızlı sonuç almak isteyen birçok kişi aynı anda birden fazla serum, asit ve retinol içeren ürünü kullanmaya başlar. Ancak bu yaklaşım cilt bariyerinin bozulmasına, hassasiyet gelişmesine ve güneşe karşı duyarlılığın artmasına neden olabilir. Sonuç olarak ciltte tahriş, lekelerde koyulaşma ve yeni pigmentasyon sorunları ortaya çıkabilir.<br />
Özellikle yüksek oranlı AHA ve BHA asitleri ile retinol veya retinal içeren ürünlerin bilinçsiz şekilde kombinlenmesi yaz döneminde ciddi problemlere yol açabilmektedir. Cilt bakımında daha fazla ürün kullanmak her zaman daha iyi sonuç anlamına gelmez. Önemli olan doğru içerikleri doğru zamanda ve doğru şekilde kullanmaktır.<br />
<strong>Sosyal medyadaki doğal olarak sunulan tariflere dikkat!</strong><br />
Limon, karbonat, elma sirkesi veya diş macunu gibi ürünlerle yapılan “doğal leke tedavileri” bilimsel olarak desteklenmemektedir. Üstelik bu uygulamalar ciddi tahrişe yol açarak lekelerin daha da koyulaşmasına neden olabilir. Özellikle limon sürüldükten sonra güneşe çıkılması, fitofotodermatit adı verilen ciddi reaksiyonlarla sonuçlanabilir.<br />
Bazı pigment değişiklikleri yalnızca kozmetik bir sorun olmayabilir. Ani başlayan, hızla büyüyen, renk değiştiren veya düzensiz sınırlara sahip lekeler mutlaka dermatolojik değerlendirme gerektirir. Özellikle asimetri, kanama, kaşıntı ve hızlı büyüme gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.<br />
<strong>Telefon ve bilgisayar ekranları lekeleri etkiliyor mu?</strong><br />
Mavi ışığın özellikle melazmaya yatkın bireylerde pigmentasyonu artırabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak burada asıl önemli olan yalnızca telefon ekranları değil, toplam görünür ışık maruziyeti ve şehir yaşamının oluşturduğu oksidatif strestir. Bu nedenle özellikle lekeye yatkın kişilerde demir oksit içeren renkli güneş koruyucular fayda sağlayabilir.<br />
Cilt sağlığı yalnızca kullanılan ürünlerle ilgili değildir. Aşırı şeker tüketimi, sigara kullanımı, kronik stres ve düzensiz uyku ciltte oksidatif stresi artırarak pigmentasyon sorunlarının daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Özellikle melazma gibi kronik leke problemlerinde yaşam tarzı faktörleri tedavi başarısını doğrudan etkileyebilmektedir.<br />
<strong>Leke tedavisinde zamanlama önemli</strong><br />
Leke tedavisinde doğru zamanlama son derece önemlidir. Çünkü birçok tedavi yöntemi cildi güneşe karşı daha hassas hale getirir. Yaz döneminde bazı dermatolojik işlemler güvenle uygulanabilirken bazı uygulamalar leke riskini artırabilir. Nem odaklı medikal bakımlar, mezoterapi, PRP ve düşük irritasyonlu antioksidan uygulamalar yaz aylarında daha güvenli seçenekler arasında yer alır. Buna karşılık derin kimyasal peelingler, fraksiyonel CO2 lazerler ve agresif soyucu işlemler pigmentasyon riskini artırabileceği için daha dikkatli planlanmalıdır. Yaz aylarında işlem yapılacaksa etkili güneş koruması vazgeçilmezdir.<br />
Son yıllarda pikosaniye lazerler, thulium ve non-ablatif fraksiyonel lazer sistemleri, traneksamik asit mezoterapileri ve kombine antioksidan uygulamaları sık tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. C vitamini ve niasinamid kombinasyonları da destek tedavilerinde önemli rol oynar. Ayrıca daha kontrollü aktif içerik kullanımını esas alan “skin cycling” yaklaşımı son dönemde oldukça ilgi görmektedir.<br />
<strong>Yaz aylarında cildiniz için olmazsa olmazlar…</strong><br />
Yaz aylarında bakım rutininin karmaşık olmasına gerek yoktur. Önerdiğimiz temel yaklaşım; nazik bir temizleyici, antioksidan içerikli bir serum ve geniş spektrumlu SPF 50+ güneş koruyucu kullanılmasıdır. Buna ek olarak cilt bariyerini destekleyen bir nemlendirici de rutinin önemli parçalarından biridir. Niasinamid, C vitamini, azelaik asit, seramid ve hyaluronik asit gibi içerikler yaz döneminde güvenle tercih edilebilir.<br />
Lekeleri tedavi etmek çoğu zaman onları oluşmadan önlemekten daha zordur. Bu nedenle düzenli güneş koruyucu kullanımı, şapka ve gözlük gibi fiziksel koruyuculardan yararlanılması, öğle saatlerinde güneşten kaçınılması ve bilinçsiz aktif içerik kullanımından uzak durulması büyük önem taşır. Güneş hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır, ancak cildimiz için aramıza mesafe koymamız gerekir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Atabey</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/c-i-l-t-1.png" type="image/jpeg" length="80318"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denize ve havuza lensle girmek göz sağlığını tehlikeye atabilir]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/denize-ve-havuza-lensle-girmek-goz-sagligini-tehlikeye-atabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/denize-ve-havuza-lensle-girmek-goz-sagligini-tehlikeye-atabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında deniz ve havuz sezonunun açılmasıyla birlikte kontakt lens kullanıcılarının en sık merak ettiği konuların başında lenslerle suya girmenin güvenli olup olmadığı geliyor. Uzmanlar; deniz, havuz ve hatta duş sırasında kontakt lens kullanımının göz enfeksiyonları açısından önemli riskler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, özellikle yaz aylarında artan su teması nedeniyle kontakt lens kullanıcılarının daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.</span></p>

<p><strong><span>Su ve Kontakt Lens Bir Araya Geldiğinde Risk Artabiliyor</span></strong></p>

<p><span>Kontakt lensler kornea yüzeyine doğrudan temas eden tıbbi ürünlerdir. Bu nedenle kullanım kurallarına uyulmaması durumunda enfeksiyon gelişme riski artabilmektedir. Deniz, havuz veya duş suyunda bulunabilen bazı mikroorganizmalar lens yüzeyine tutunarak göz dokusuna ulaşabilir.</span></p>

<p><span>Op. Dr. Ahmet Taşar konu hakkında şu açıklamalarda bulunuyor:</span></p>

<p><span>"Kontakt lensler mutlaka önerilen sürelerde kullanılmalı, gece uyumadan önce çıkarılmalı ve uygun solüsyonlarla saklanmalıdır. Lenslerle denize veya havuza girildiğinde su içerisindeki mikroorganizmalar lens ile kornea arasında kalabilir ve enfeksiyon gelişmesi için uygun bir ortam oluşabilir."</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span>Basit Bir Rahatsızlık Gibi Başlayıp Ciddi Sonuçlara Yol Açabilir</span></strong></p>

<p><span>Lens kullanımına bağlı gelişen enfeksiyonlar başlangıçta hafif belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak gerekli değerlendirme ve tedavi süreci geciktiğinde daha ciddi tablolar ortaya çıkabilmektedir.</span></p>

<p><span>Gözde kızarıklık, batma, sulanma, bulanık görme ve ışığa karşı hassasiyet gibi şikâyetler enfeksiyonun ilk belirtileri arasında yer alabilir. İlerleyen süreçte kornea dokusunu etkileyen keratit gibi daha ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bu nedenle özellikle deniz veya havuz sonrasında ortaya çıkan göz şikâyetlerinin ihmal edilmemesi önem taşımaktadır.</span></p>

<p><strong><span>Deniz ve Havuz Sonrasında Bu Belirtilere Dikkat</span></strong></p>

<p><span>Deniz veya havuz sonrasında;</span></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><span>Gözde belirgin kızarıklık,</span></li>
 <li><span>Ağrı veya batma hissi,</span></li>
 <li><span>Bulanık görme,</span></li>
 <li><span>Yoğun sulanma,</span></li>
 <li><span>Işığa karşı hassasiyet,</span></li>
</ul>

<p><span>gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi önerilmektedir.</span></p>

<p><strong><span>Yaz Aylarında Lens Kullanıcıları Nelere Dikkat Etmeli?</span></strong></p>

<p><span>Yaz döneminde kontakt lens kullanan bireylerin hijyen kurallarına daha fazla özen göstermesi gerekir. Enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardımcı olabilecek bazı önlemler şunlardır:</span></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><span>Lenslerin önerilen kullanım süresi aşılmamalıdır.</span></li>
 <li><span>Lensler düzenli olarak değiştirilmeli ve bakım ürünleri uygun şekilde kullanılmalıdır.</span></li>
 <li><span>Lenslerle duş alınmamalı, mümkünse yüzme sırasında lens kullanılmamalıdır.</span></li>
 <li><span>Gözlerde kuruluk hissi oluşması durumunda göz hekiminin önerdiği ürünler kullanılmalıdır.</span></li>
 <li><span>Lens kapları düzenli aralıklarla yenilenmelidir.</span></li>
</ul>

<p><strong><span>Kontakt Lens Kullanımına Alternatif Seçenekler Değerlendirilebilir</span></strong></p>

<p><span>Kontakt lens kullanımı birçok kişi için güvenli ve etkili bir görme düzeltme yöntemi olsa da bazı bireyler gözlük veya lens kullanımına alternatif seçenekleri merak edebilmektedir.</span></p>

<p><span>Günümüzde miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesinde farklı refraktif cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Yapılan detaylı göz muayenesi sonrasında uygun adaylarda Excimer Lazer veya ReLEx SMILE Pro gibi yöntemler hekim tarafından değerlendirilmektedir.</span></p>

<p><span>Uygulanabilecek yöntemin belirlenmesinde kornea yapısı, göz numarası, göz sağlığı ve kişinin genel tıbbi durumu birlikte ele alınmalıdır.</span></p>

<p><span>Op. Dr. Ahmet Taşar, konuyla ilgili şu bilgileri paylaşıyor:</span></p>

<p><span>"Yaz aylarında göz sağlığını korumanın temel yolu, kontakt lenslerin doğru kullanımı ve hijyen kurallarına uyulmasıdır. Görme kusurlarının düzeltilmesine yönelik güncel teknolojiler farklı seçenekler sunabilse de her yöntem her birey için uygun olmayabilir. Bu nedenle göz sağlığıyla ilgili kararların ayrıntılı göz muayenesi ve tıbbi değerlendirme sonrasında verilmesi önemlidir."</span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/denize-ve-havuza-lensle-girmek-goz-sagligini-tehlikeye-atabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/fyjnrtgfnj.jpg" type="image/jpeg" length="22011"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havuz suyu yutmak enfeksiyon riskini artırabiliyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/havuz-suyu-yutmak-enfeksiyon-riskini-artirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/havuz-suyu-yutmak-enfeksiyon-riskini-artirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havuzların düzenli olarak temizlenmesi ve uygun şekilde dezenfekte edilmesi enfeksiyon riskini azaltan önemli faktörler arasında yer alsa da hiçbir havuz tamamen risksiz kabul edilmemektedir. Havuz suyunun istemsiz olarak yutulması bazı bağırsak enfeksiyonlarının bulaşmasına neden olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte deniz, havuz, kamp ve tatil aktiviteleri artarken mide ve bağırsak enfeksiyonları da sık görülmeye başlayabiliyor. Sıcak havalarda gıdaların daha hızlı bozulabilmesi, ortak kullanım alanlarının yoğunlaşması ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi çeşitli enfeksiyonların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor.</span></p>

<p><span>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, yaz aylarında görülen mide ve bağırsak enfeksiyonlarının önemli bir kısmının alınacak basit önlemlerle azaltılabileceğini belirterek konu hakkında bilgiler verdi.</span></p>

<p><strong><span>Yaz Aylarında Enfeksiyon Riski Neden Artıyor?</span></strong></p>

<p><span>Sıcak hava koşulları birçok bakteri ve mikroorganizmanın çoğalmasını kolaylaştırmaktadır. Uygun koşullarda saklanmayan et, tavuk, süt ürünleri ve deniz ürünleri de çeşitli gıda kaynaklı enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra havuzlar, su parkları ve ortak kullanım alanları da bazı enfeksiyonların yayılması açısından risk oluşturabilmektedir.</span></p>

<p><span>Yaz döneminde görülen mide-bağırsak enfeksiyonları çoğunlukla ishal, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, halsizlik ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilmektedir. Şikayetlerin şiddeti kişiden kişiye değişebilmekle birlikte çocuklar, ileri yaş grubundaki bireyler ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha dikkatli olunması gerekmektedir.</span></p>

<p><strong><span>Havuz Suyu Yutmak Enfeksiyon Riskini Artırabiliyor</span></strong></p>

<p><span>Havuzların düzenli olarak temizlenmesi ve uygun şekilde dezenfekte edilmesi enfeksiyon riskini azaltan önemli faktörler arasında yer alsa da hiçbir havuz tamamen risksiz kabul edilmemektedir. Havuz suyunun istemsiz olarak yutulması bazı bağırsak enfeksiyonlarının bulaşmasına neden olabilir.</span></p>

<p><span>Çocukların havuzlarda daha uzun süre vakit geçirmesi ve su yutma eğilimlerinin fazla olması nedeniyle ailelerin bu konuda dikkatli olması önem taşımaktadır. İshal, mide bulantısı veya aktif enfeksiyon belirtileri bulunan kişilerin ortak havuzları kullanmamaları hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından önemlidir.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span>Açık Büfelerde ve Pikniklerde Nelere Dikkat Edilmeli?</span></strong></p>

<p><span>Yaz tatillerinin vazgeçilmezlerinden biri olan açık büfeler ve açık hava organizasyonları, uygun hijyen kurallarına uyulmadığında gıda kaynaklı enfeksiyon riskini artırabilmektedir.</span></p>

<p><span>Uzun süre oda sıcaklığında bekleyen yiyeceklerde bakteri çoğalması hızlı olabilmektedir. Et, tavuk, balık, yumurta ve süt ürünlerinin uygun sıcaklıklarda muhafaza edilmesi önemli.</span></p>

<p><span>Çiğ etlerin hazır tüketilecek gıdalarla temas etmesi de çapraz bulaşma olarak adlandırılan önemli bir hijyen sorununa yol açabilmektedir. Bu nedenle çiğ ve pişmiş gıdaların hazırlanması sırasında kullanılan ekipmanların ayrı olması ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir.</span></p>

<p><strong><span>Sıvı Kaybı Hafife Alınmamalı</span></strong></p>

<p><span>Mide ve bağırsak enfeksiyonlarının en önemli sonuçlarından biri vücudun sıvı ve elektrolit kaybetmesidir. Özellikle yaz sıcaklarının da etkisiyle bu kayıp daha hızlı gelişebilmektedir.</span></p>

<p><span>İshal ve kusma yaşayan kişilerin yeterli miktarda sıvı tüketmeleri önemlidir. Çocuklarda, yaşlılarda ve kronik hastalığı bulunan bireylerde sıvı kaybı daha ciddi sonuçlara yol açabileceği için belirtilerin yakından takip edilmesi gerekmektedir.</span></p>

<p><strong><span>Kamp ve Doğa Aktivitelerinde Su Tüketimine Dikkat</span></strong></p>

<p><span>Doğada bulunan su kaynakları temiz görünse bile çeşitli mikroorganizmalar içerebilir. Bu nedenle kaynağı bilinmeyen suların doğrudan tüketilmemesi gerekir.</span></p>

<p><span>Kamp ve doğa yürüyüşleri sırasında kullanılacak suların güvenilir kaynaklardan temin edilmesi, gerektiğinde uygun filtreleme veya kaynatma yöntemlerinin uygulanması enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir.</span></p>

<p><strong><span>Çocuklar ve Yaşlılar Daha Fazla Risk Altında</span></strong></p>

<p><span>Mide ve bağırsak enfeksiyonları her yaş grubunda görülebilse de çocuklar ve ileri yaş grubundaki bireylerde sıvı kaybı daha hızlı görülebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde enfeksiyonların daha ağır seyretme riski bulunabilmektedir.</span></p>

<p><span>Bu nedenle yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, uzun süren kusma, dışkıda kan görülmesi veya belirgin sıvı kaybı belirtilerinin ortaya çıkması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşımaktadır.</span></p>

<p><span>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, yaz aylarında görülen mide ve bağırsak enfeksiyonlarının büyük bölümünde hijyen kurallarına dikkat edilmesinin önemli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:</span></p>

<p><span>“Yaz döneminde havuz kullanımı, açık büfe tüketimi ve dış ortam aktivitelerinin artması bazı enfeksiyonların görülme sıklığını artırabilmektedir. El hijyenine dikkat edilmesi, güvenilir gıda tüketilmesi, yeterli sıvı alınması ve havuz hijyeni konusunda bilinçli davranılması enfeksiyon riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerde gelişen şikayetlerin yakından takip edilmesi önemlidir.”</span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/havuz-suyu-yutmak-enfeksiyon-riskini-artirabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/1781860447-portrait-beautiful-young-asian-woman-relax-smile-leisure-around-outdoor-swimming-pool-resort-hotel-with-sea-ocean-view.jpg" type="image/jpeg" length="45731"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kemik yetersizliği günümüzde implant için engel oluşturmuyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kemik-yetersizligi-gunumuzde-implant-icin-engel-olusturmuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kemik-yetersizligi-gunumuzde-implant-icin-engel-olusturmuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Yerleştirilen implantın çene kemiğine ilk anda yeterli sağlamlıkla tutunduğu durumlarda bu yöntem güvenle tercih edilebiliyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş kayıpları yalnızca estetik açıdan değil, ağız ve çene yapısının sağlıklı işleyişi açısından da önemli sorunlara yol açabiliyor. Günümüzde eksik dişlerin tedavisinde en güvenilir ve etkili yöntemlerin başında diş implantlarının geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Kaybedilen diş kökünün yerine çene kemiğine yerleştirilen titanyum vidalar olarak tanımlanan diş implantları, gelişen teknoloji ve yüksek başarı oranları sayesinde artık rutin ve güvenilir tedaviler arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.<br />
İmplant tedavisinde dikkat çeken gelişmelerden birinin de bazı hastalarda aynı gün yeni diş uygulanabilmesi olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Yerleştirilen implantın çene kemiğine ilk anda yeterli sağlamlıkla tutunduğu durumlarda bu yöntem güvenle tercih edilebiliyor. Her hasta için uygun olmasa da gerekli şartların sağlandığı vakalarda, kişiler tedavinin ardından yeni dişleriyle klinikten ayrılarak günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına kısa sürede dönebiliyor” dedi.<br />
Geçmişte çene kemiğinde ciddi hacim kaybı bulunan hastalar için implant tedavisinin sınırlı kaldığını vurgulayan Tekkeli, “Günümüzde gelişen cerrahi yaklaşımlar sayesinde bu durum büyük ölçüde aşılabiliyor. Kemik miktarının yeterli olmadığı vakalarda, implant öncesinde veya implant uygulaması sırasında kemik grefti (kemik tozu) ve membran gibi destekleyici yöntemlerden yararlanılabiliyor. Bu uygulamalarla kemik dokusunun güçlendirilmesi hedeflenirken, implant tedavisinin sağlam ve uzun ömürlü sonuçlar vermesi için uygun altyapı oluşturulabiliyor” bilgilerini verdi.<br />
İmplant tedavisinde başarısızlığın çoğu zaman implantın vücut tarafından reddedilmesinden değil, implantın kemikle sağlıklı şekilde bütünleşmesini engelleyen çeşitli risk faktörlerinden kaynaklandığını dile getiren Tekkeli, “Biyouyumlu bir materyal olan titanyumun vücut tarafından kabul edilmemesi genellikle beklenmez. Ancak; kontrolsüz diyabet, bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar, kanser tedavileri, ileri derecede diş sıkma alışkanlığı, yetersiz ağız hijyeni ve ciddi kemik kayıpları tedavinin başarısını olumsuz etkileyebilir. Bu tür risklerin bulunmadığı hastalarda ise yeni nesil implant sistemleriyle oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor” dedi.<br />
İmplantın ömrünü tedavi sonrası bakım belirliyor<br />
Gelişen cerrahi teknikler sayesinde implant tedavisi sonrasında görülen ağrı, şişlik ve morluk gibi şikayetlerin önemli ölçüde azaldığının altını çizen Tekkeli, “Ancak tedavinin uzun vadeli başarısında cerrahi kadar tedavi sonrası bakım da kritik rol oynuyor. Hekimin önerdiği ilaçların düzenli kullanılması, ağız hijyenine özen gösterilmesi ve rutin diş hekimi kontrollerinin aksatılmaması implantların sağlıklı şekilde kullanılmasına katkı sağlıyor. Bunun yanında sigaradan uzak durulması, sistemik hastalıkların kontrol altında tutulması ve çene kapanışının doğru planlanması da implantların ömrünü etkileyen kritik faktörler arasında” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Atabey</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kemik-yetersizligi-gunumuzde-implant-icin-engel-olusturmuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/implant1.jpg" type="image/jpeg" length="38269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2026 Haziran iller arası tayin ne zaman bitecek ve kura tarihi nedir? 2026 Sağlık Bakanlığı başvurusu nasıl yapılır?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/2026-haziran-iller-arasi-tayin-kura-tarihi-nedir-2026-saglik-bakanlig</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/2026-haziran-iller-arasi-tayin-kura-tarihi-nedir-2026-saglik-bakanlig" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı iller arası tayin 2026 Haziran süreci başladı mı? Binlerce sağlık personelinin merakla takip ettiği iller arası yer değiştirme başvuruları EKİP sistemi üzerinden alınıyor. YHGM iller arası tayin 2026 kapsamında münhal kadrolar yayımlanırken, başvuruların son tarihi ve kura takvimi netleşti. Sağlık çalışanları için atama sürecinde hizmet süresi ve başvuru şartları belirleyici oluyor. 2026 Haziran iller arası tayin Sağlık Bakanlığı sürecine dair tüm detaylar açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan personelin 2026 yılı Haziran dönemi <strong>isteğe bağlı iller arası yer değiştirme </strong>süreci başladı. Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü (YHGM) tarafından yayımlanan takvime göre başvurular EKİP sistemi üzerinden alınırken, münhal kadrolar da erişime açıldı. Başvuruların 22 Haziran 2026 tarihinde sona ereceği, kura çekiminin ise Temmuz ayında gerçekleştirileceği bildirildi.</p>

<h2><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI İLLER ARASI TAYİN 2026 SÜRECİ</strong></h2>

<h3><strong>Başvurular Resmen Başladı</strong></h3>

<p>2026 Haziran dönemi <strong>iller arası tayin</strong> süreci kapsamında sağlık personeli tercih işlemlerine başladı. Başvurular yalnızca dijital ortamda, Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden yapılıyor.</p>

<p>Sisteme giriş yapan sağlık çalışanları, ilan edilen <strong>iller arası tayin münhal kadrolar</strong> arasından tercih listesi oluşturabiliyor.</p>

<h3><strong>EKİP Sistemi Üzerinden Başvuru</strong></h3>

<p>Başvuruların tamamen elektronik ortamda yürütülmesi nedeniyle fiziki evrak süreci bulunmuyor. Personelin sisteme giriş yaparak:</p>

<ul>
 <li>Mevcut kadrosunu kontrol etmesi</li>
 <li>Boş kadroları incelemesi</li>
 <li>Tercih listesini oluşturması</li>
</ul>

<p>gerekiyor.</p>

<p>Bu süreç <strong>iller arası yer değiştirme</strong> kapsamında standart hale getirilmiş durumda.</p>

<p><img alt="Sağlık Bakanlığı 12 Ildeki 92 Hastanede Genel Teftiş Programı Başlattı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastanede-genel-teftis-programi-baslatti.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>İLLER ARASI TAYİN 2026 BAŞVURU TARİHLERİ</strong></h3>

<h3><strong>Son Başvuru Günü Açıklandı</strong></h3>

<p>Resmî takvime göre:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Başlangıç: 17 Haziran 2026</li>
 <li>Bitiş: 22 Haziran 2026 – 18.00</li>
</ul>

<p>Belirtilen tarih ve saatten sonra sistem üzerinden başvuru alınmayacak.</p>

<h3><strong>Kura Çekimi Ne Zaman Yapılacak?</strong></h3>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan planlamaya göre:</p>

<ul>
 <li>Değerlendirme süreci: Haziran sonu</li>
 <li><strong>İller arası tayin kurası 2026</strong>: 17 Temmuz 2026</li>
</ul>

<p>Kura sonuçları, EKİP sistemi üzerinden ilan edilecek.</p>

<p><img alt="Sağlık Bakanlığı, Iklim Değişikliğine Bağlı Sağlık Risklerini Dijital Sistemlerle Takip Edecek" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/saglik-bakanligi-iklim-degisikligine-bagli-saglik-risklerini-dijital-sistemlerle-takip-edecek.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>İLLER ARASI YER DEĞİŞTİRME ŞARTLARI</strong></h3>

<h3><strong>2 Yıl Fiili Çalışma Şartı</strong></h3>

<p>Başvuru yapacak sağlık personelinin:</p>

<ul>
 <li>Görev yaptığı ilde en az 2 yıl fiilen çalışmış olması</li>
 <li>Son atanma tarihinden itibaren süreyi doldurmuş olması</li>
</ul>

<p>gerekiyor.</p>

<p>Bu şartı sağlamayan personelin başvuruları değerlendirmeye alınmıyor.</p>

<h3><strong>Mazeret Durumları</strong></h3>

<p>Aile birliği, sağlık veya eğitim mazeretiyle atanmış personel için bazı özel hükümler uygulanıyor. Bu kapsamda:</p>

<ul>
 <li>2 yılını dolduran</li>
 <li>5 yılı aşmayan personel</li>
</ul>

<p>aynı il içindeki bazı kadroları da tercih edebiliyor.</p>

<p><img alt="Sağlık Bakanlığı-6" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/11/saglik-bakanligi-6.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>YHGM İLLER ARASI TAYİN 2026 VE MÜNHAL KADROLAR</strong></h3>

<h3><strong>Kadro Listesi Yayımlandı</strong></h3>

<p>Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü (YHGM) tarafından yayımlanan listede:</p>

<ul>
 <li>Hekim</li>
 <li>Hemşire</li>
 <li>Ebe</li>
 <li>Sağlık teknisyeni</li>
</ul>

<p>gibi branşlar için boş kadrolar duyuruldu.</p>

<p>Bu kadrolar, <strong>2026 Haziran iller arası tayin Sağlık Bakanlığı</strong> sürecinin temelini oluşturuyor.</p>

<h3><strong>Tercih Sürecinde Dikkat Edilecekler</strong></h3>

<p>Sağlık çalışanlarının tercih yaparken:</p>

<ul>
 <li>Kadro uygunluğunu</li>
 <li>Hizmet süresini</li>
 <li>İl kontenjanlarını</li>
</ul>

<p>dikkate alması gerekiyor.</p>

<p><img alt="Sağlık Bakanlığı'ndan 'muayene reddi' iddiasına yanıt: Soruşturma başlatıldı" class="detail-photo img-fluid" height="462" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/08/d6808c32-af26-4e0e-abf4-514b27099e7a.jpeg" width="1000" /></p>

<h3><strong>İLLER ARASI TAYİN SÜRECİNİN İŞLEYİŞİ</strong></h3>

<h3><strong>Değerlendirme Aşaması</strong></h3>

<p>Başvurular tamamlandıktan sonra:</p>

<ul>
 <li>Hizmet süresi kontrolü</li>
 <li>Kadro uygunluk incelemesi</li>
 <li>Sistemsel doğrulama</li>
</ul>

<p>aşamaları uygulanacak.</p>

<h3><strong>Kura ve Sonuç Açıklama</strong></h3>

<p>Değerlendirme sonrası:</p>

<ul>
 <li>Kura çekimi yapılacak</li>
 <li>Sonuçlar EKİP üzerinden açıklanacak</li>
 <li>Atama süreci resmileşecek</li>
</ul>

<p><img alt="📸 2025 Sağlık Bakanlığı 19 Bin Personel Alımı: Başvuru Kılavuzu ve Detaylar" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/04/thumbs-b-c-d971da70f0308c434c066e372e34c7e8-1.jpg" width="864" /></p>

<p><strong>Sağlık Bakanlığı iller arası tayin 2026 Haziran dönemi</strong>, EKİP sistemi üzerinden yürütülen başvuru süreciyle devam ediyor. Münhal kadroların açıklanmasıyla birlikte sağlık personeli tercihlerini oluşturmaya başladı. Sürecin Temmuz ayında yapılacak kura ile tamamlanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/2026-haziran-iller-arasi-tayin-kura-tarihi-nedir-2026-saglik-bakanlig</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/tayin-saglik-bakanligi.webp" type="image/jpeg" length="78438"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş koruyucuyu her  2 saatte bir tekrarlayın]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gunes-koruyucuyu-her-2-saatte-bir-tekrarlayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gunes-koruyucuyu-her-2-saatte-bir-tekrarlayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, zararlı güneş ışınlarından korunmak için almamız gereken önlemleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Güneş ışınları vücudumuzda D vitamini sentezinin yanı sıra ruh sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz üzerinde son derece önemli bir rol oynuyor. Ancak, kontrolsüz şekilde güneş altında kalmak cildimizde ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Özellikle açık tenli, açık renk gözlü ve çilli kişiler daha fazla tehdit altında oluyor. Ciltte yanık, kızarıklık ve su toplaması gibi hızlı etkilerinin yanı sıra; kuruluk, ince ve derin kırışıklar, kahverengi ve kırmızı lekeler gibi sonradan oluşan hasarlar da gelişebiliyor. Daha da önemlisi cilt kanserine adeta davetiye çıkarıyor! Üstelik eskiden daha çok ileri yaşların sorunu olan cilt kanseri, incelen ozon tabakası nedeniyle günümüzde 30’lu yaşlarda da daha sık görülüyor. Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, bu nedenle cildimizi yaz aylarında güneş ışınlarından mutlaka korumamız gerektiğine dikkat çekerek, “Düzenli ve yeterli miktarda güneş koruyucu kullanımı, uygun saatlerde dışarı çıkılması, koruyucu kıyafetlerin tercih edilmesi ve bulutlu havalarda dahi tedbirlerin sürdürülmesi cildimizi güneşin zararlı ışınlarından korumak için en etkili savunma yöntemleri arasında yer almaktadır” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, zararlı güneş ışınlarından korunmak için almamız gereken önlemleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.<br />
<strong>Bu saatler arasında güneşe çıkmayın</strong><br />
Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında UV yoğunluğu en yüksek seviyeye çıkıyor. Bu saatlerde alınan ışın miktarının cildin savunma kapasitesini zorlayabildiğini anlatan Dr. Şenay Ağırgöl, ”Dolayısıyla güneşin yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı saatlerde güneşe çıkılmamalı, bu mümkün değilse şapka ve gözlük kullanılmalı ve gölge alanlar tercih edilmelidir” diye konuşuyor.<br />
<strong>Güneş koruyucu kullanımını günlük rutine dönüştürün</strong><br />
Cildimizi korumak için dikkat etmemiz gereken bir başka önemli nokta ise güneş koruyucudan düzenli olarak faydalanmak olmalı. Ancak çoğumuz güneş koruyucuyu yalnızca plaja giderken kullanıyoruz. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş koruyucu ürünlerin günlük bakımın ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirterek, “Koruyucu ürünün etkili olabilmesi için yaklaşık 15-30 dakika önce sürülmesi ve gün içinde yenilenmesi son derece önemlidir. En az SPF 30 koruma sağlayan ürünler UV ışınlarının cilt üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltmaya yardımcı olmaktadır” diyor.<br />
Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş koruyucuların etkilerinin devam etmesi için genel olarak her 2 saatte bir yenilenmelerini önerirken, şu bilgileri veriyor: “Terleme, denize veya havuza girme, yüzü havluyla kurulama gibi durumlarda ise bu sürenin beklenmeden ürünün tekrar sürülmesi gerekir. Tek seferlik uygulamanın gün boyu koruma sağlamadığı unutulmamalıdır.”<br />
<strong>Şapka ve koruyucu kıyafetleri ihmal etmeyin</strong><br />
Güneş koruyucuların yanı sıra almamız gereken başka önemli tedbirler de büyük önem taşıyor. Geniş kenarlı şapkalar yüzü, kulakları ve enseyi korurken uzun kollu ince giysiler de UV ışınlarının cilde doğrudan ulaşma riskini azaltıyor. Bu kıyafetlerin güneş koruyucu özellik taşıması daha etkin koruma sağlıyor. Fiziksel koruma yöntemleri özellikle uzun süre dışarıda bulunacak kişiler için büyük avantaj sağlıyor.<br />
<strong>Gölgede olsanız bile tedbiri elden bırakmayın</strong><br />
Şemsiyenin altında, denizde ya da bir ağacın gölgesinde kaldığımızda cildimizi güneşten koruduğumuz düşüncesine kapılabiliyoruz. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, aslında kum, beton, kumaş, su ve açık renkli yüzeylerin güneş ışınlarını yansıtarak cilde ulaşmasına neden olabildiğine vurgu yapıyor. Dolayısıyla gölgede bulunmak koruyucu önlemleri tamamen bırakmak için yeterli bir neden oluşturmuyor.<br />
Bulutlu havalarda da korunmaya devam edin<br />
Toplumda en sık yapılan hatalardan biri bulutlu havalarda riskin ortadan kalktığını düşünmek. “Oysa UV ışınlarının önemli bir bölümü bulut tabakasını aşabiliyor” uyarısında bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hava kapalı, yağmurlu ya da serin olsa bile cilt güneş ışınlarından etkilenmeye devam eder. Bu nedenle güneş koruyucu kullanımı yalnızca güneşli günlerle sınırlandırılmamalıdır.”<br />
<strong>Bol su içerek cildin savunmasını güçlendirin</strong><br />
Güneş altında geçirilen zaman arttıkça vücudun sıvı kaybı da yükseliyor. Yeterli su tüketimi cildin nem dengesinin korumasına yardımcı olurken sıcak havanın oluşturduğu stresin etkilerini azaltabiliyor. Özellikle yaz aylarında susama hissi beklenmeden gün içinde düzenli aralıklarla su içilmesi büyük bir önem taşıyor.<br />
<strong>Yetersiz miktar ‘eksik koruma’ demek</strong><br />
Güneş koruyucu ürünlerin etkili olabilmeleri için vücuda uygulama miktarı da son derece önemli. Ürünlerin yeterli kalınlıkta, ciltte katman oluşturacak şekilde ve ovalamadan uygulanması gerektiğini belirten Dr. Şenay Ağırgöl, “Bu miktar yüz, saçlı deri ve boyun bölgesi için yaklaşık bir tatlı kaşığı veya işaret ve orta parmak olmak üzere 2 parmak olmalıdır. Ense, dudak ile ayaküstü gibi güneş ışınlarının dik geldiği bu bölgeler de ihmal edilmemelidir” bilgisini veriyor. Cildimizi güneşten etkin koruduğumuzun en önemli işareti ise ciltte güneş sonrası kızarıklık oluşmaması ve cilt tonunun değişmemesi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Atabey</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gunes-koruyucuyu-her-2-saatte-bir-tekrarlayin</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/gunes-koruyucu.jpg" type="image/jpeg" length="13598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tatil keyfinizi bozabilecek fıtıklara karşı 8 önlem]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/tatil-keyfinizi-bozabilecek-fitiklara-karsi-8-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/tatil-keyfinizi-bozabilecek-fitiklara-karsi-8-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğun geçen bir çalışma, eğitim ve uzun bir kış mevsiminin ardından hepimizin hayali dinlenmek, yenilenmek ve keyifli bir yaz tatilinde denizin, güneşin keyfini çıkarmak. Ancak bazı sağlık sorunları, tatil planlarını ve tatil günlerini beklenmedik şekilde zorlaştırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Kasık, göbek ve karın duvarı fıtıkları da bunların başında geliyor. Günlük yaşamda çoğu zaman hafif bir şişlik ya da ara sıra hissedilen rahatsızlık şeklinde kendini gösteren fıtıklar, özellikle yaz aylarında artan fiziksel aktiviteler, uzun yolculuklar, ağır valiz taşıma ve yüzme sonrası kendisini belli ederek tatil konforunuzu olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle yaz tatiline çıkmadan önce kasık, göbek ve karın duvarı fıtıklarının tedavilerinin mutlaka planlanması gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Mert Tanal, fıtıkların nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </span></span></p>

<div>
<p><span><span><strong>1. Ağır valizler fıtığı büyütebilir: </strong>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatil planları hız kazanırken, kasık fıtığı, göbek fıtığı veya karın duvarı fıtığı bulunan kişilerin seyahat öncesinde bazı noktalara dikkat etmesi gerekir. Çünkü tatile giderken veya tatilde yapılan yanlış bir hareket fıtık şikâyetlerini artırarak acil cerrahi müdahale gerektirebilecek komplikasyonlara yol açabilirler. Tatil hazırlıklarının vazgeçilmezi olan valizler, fıtık hastaları için önemli bir risk oluşturmaktadır. Özellikle ağır yük kaldırmak karın içi basıncını artırarak fıtığın büyümesine ve ağrıların şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Valizlerin mümkün olduğunca hafif hazırlanması, kaldırılması gerektiğinde ise yardım alınması gerekir.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</div>

<div>
<p><span><span><strong>2. Kabızlık ve ıkınmadan kaçının: </strong>Seyahatlerde değişen beslenme düzeni ve yetersiz sıvı tüketimi kabızlığa yol açabilir. Kabızlık nedeniyle oluşan ıkınma ise kasık ve karın duvarı fıtıklarının oluşabileceği zayıf noktalarda ek basınç oluşturur. Bu nedenle tatil boyunca bol su içmek, lifli gıdalar tüketmek ve bağırsak düzenini korumak fıtıktan korunmak için oldukça önemlidir. </span></span></p>
</div>

<div>
<p><span><span><strong>3. Uzun süre öksürük ve zorlanmalar risk oluşturabilir: </strong>Kronik öksürük, ağır egzersizler veya ani zorlanmalar fıtık bölgesindeki basıncı artırabilir. Özellikle yaz aylarında yapılan yoğun spor aktiviteleri veya ağır eşyaların taşınması mevcut fıtığın ilerlemesine neden olabilir. Tatilde fiziksel aktiviteler planlanırken kişinin <span class="il"><span class="il"><span class="il">sağlık</span></span></span> durumu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.</span></span></p>

<p><span><span><strong>4.</strong> <strong>Denizde ve havuzda ölçülü hareket edin: </strong>Yüzme genel olarak güvenli bir aktivite olsa da ani hareketler, yüksekten suya atlama veya karın bölgesini zorlayacak aktiviteler fıtık hastalarında rahatsızlık oluşturabilir. Ağrı hissedildiğinde aktiviteye ara verilmesi ve vücudun zorlanmaması gerekir. </span></span></p>
</div>

<div>
<p><span><span><strong>5. Fıtıkta ani ağrı acil durum habercisi olabilir: </strong><span>Kasık veya göbek bölgesindeki şişliğin aniden sertleşmesi, şiddetli ağrı gelişmesi, bulantı-kusma görülmesi ya da şişliğin içeri itilememesi fıtık boğulmasının habercisi olabilir. Bu durum acil cerrahi müdahale gerektirebileceğinden vakit kaybetmeden en yakın <span class="il"><span class="il"><span class="il">sağlık</span></span></span> kuruluşuna başvurulması gerekir.</span></span></span></p>
</div>

<div>
<p><span><span><strong>6. Kapalı cerrahi ile tatili ertelemeye gerek kalmıyor: </strong>Özellikle kasık ve karın duvarı fıtıklarında uygulanan laparoskopik ve robotik cerrahi teknikleri, daha küçük kesilerle ameliyat yapılmasına olanak sağlayarak ameliyat sonrası ağrının azalmasına, günlük yaşama ve iş hayatına daha hızlı dönüşe katkı sağlar.</span></span><span><span><strong> </strong></span></span></p>
</div>

<p><span><span><strong>7. </strong><strong>Seyahatten önce doktor kontrolünü ihmal etmeyin: </strong>Ameliyat önerilmiş ancak henüz operasyon geçirmemiş fıtık hastalarının uzun yolculuklardan önce doktorlarına danışmaları önem taşır. Muayene sırasında fıtığın durumu değerlendirilerek seyahate engel oluşturabilecek riskler belirlenir. Tatilinizi doktorunuzun önerileri doğrultusunda planlamanız gerekir. </span></span></p>

<div>
<p><span><span><strong>8. Doğru önlemlerle güvenli bir tatil mümkün: </strong></span></span><span>Fıtık hastalarının tatilden vazgeçmesine gerek yok. Kasık fıtığı, göbek fıtığı ve diğer karın duvarı fıtıkları olan kişiler için tatil yapmak çoğu zaman bir engel oluşturmaz. Ancak ağır yüklerden kaçınmak, karın içi basıncını artıran davranışlardan uzak durmak ve olası uyarı işaretlerini bilmek, tatilin <span class="il"><span class="il"><span class="il">sağlık</span></span></span> sorunlarıyla gölgelenmesini önlemeye yardımcı olur. Risk içeren fıtık varlığında ameliyatı olup sonrasında tatile gitmek, tatilin yarıda kesilmesinin önüne geçer.</span></p>
</div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/tatil-keyfinizi-bozabilecek-fitiklara-karsi-8-onlem</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/t-y-h-r-t-j-u-r-t-f-j-u.jpg" type="image/jpeg" length="77458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: Hantavirüs vakalarında üç haftadır yeni vaka görülmedi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/dso-hantavirus-vakalarinda-uc-haftadir-yeni-vaka-gorulmedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/dso-hantavirus-vakalarinda-uc-haftadir-yeni-vaka-gorulmedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), MV Hondius gemisinde görülen hantavirüs vakalarında son durumu açıkladı. Yaklaşık üç haftadır yeni vaka bildirilmezken, toplam vaka sayısı 13 olarak sabit kaldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DSÖ</strong> <strong>Genel</strong> <strong>Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus</strong>, Hollanda bandıralı “<strong>MV Hondius</strong>” yolcu gemisinde tespit edilen <strong>hantavirüs</strong> vakalarına ilişkin son durumu kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p>Açıklamada, vaka takibinin sürdüğü ve mevcut verilerin istikrarlı bir tabloya işaret ettiği ifade edildi. Paylaşım, ABD merkezli X platformu üzerinden yapıldı.</p>

<h2><strong>Gemide tespit edilen vakalar takip ediliyor</strong></h2>

<p><strong>Dünya Sağlık</strong> <strong>Örgütü</strong> tarafından yapılan bilgilendirmede, gemide görülen vakaların toplam sayısının 13 olarak kayıtlarda yer almaya devam ettiği belirtildi. Süreç boyunca sağlık ekiplerinin vaka izleme ve temaslı takibini sürdürdüğü aktarıldı.</p>

<p>Söz konusu vakaların tespit edildiği yolcu gemisi <strong>MV Hondius</strong> olarak kayıtlara geçti. Gemide ortaya çıkan durumun ardından uluslararası sağlık protokolleri kapsamında değerlendirme süreci başlatılmıştı.</p>

<h3><strong>Vaka sayısında artış görülmedi</strong></h3>

<p>Tedros Adhanom Ghebreyesus, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada güncel duruma ilişkin önemli verileri paylaştı. Ghebreyesus, yeni vaka sayısında artış olmadığını belirterek şu ifadeyi kullandı:</p>

<h3><strong>“Yaklaşık 3 haftadır yeni vaka bildirilmedi”</strong></h3>

<p>“Yaklaşık 3 haftadır yeni vaka bildirilmedi. Ölü sayısı 3'te kaldı ve bir aydan fazla süredir yeni can kaybı bildirilmedi.”</p>

<p>Açıklamada, özellikle son haftalarda yeni vaka tespit edilmemesinin sürecin kontrol altında olduğunu gösterdiği vurgulandı. <strong>DSÖ</strong>, sahadan gelen verilerin düzenli olarak değerlendirildiğini ve durumun izlenmeye devam ettiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Hantavirüs sürecinde istikrarlı görünüm</strong></h3>

<p><strong>DSÖ</strong> tarafından yapılan değerlendirmede, genel tablonun istikrarlı seyrettiği ifade edildi. Mevcut veriler doğrultusunda hastalığın yayılımında yeni bir artış eğilimi gözlemlenmediği aktarıldı.</p>

<p><strong>Hantavirüs</strong> vakalarına ilişkin süreçte sağlık otoriteleri, gemi içinde ve temaslı kişiler üzerinde izleme çalışmalarını sürdürüyor. Uluslararası sağlık standartları çerçevesinde yürütülen takiplerin, olası yeni vaka riskini erken tespit etmeyi amaçladığı belirtildi.</p>

<h3><strong>Uluslararası sağlık takibi sürüyor</strong></h3>

<p>Vakaların ortaya çıkmasının ardından hem gemi mürettebatı hem de yolcular üzerinde kapsamlı <strong>sağlık</strong> kontrolleri yapılmıştı. Süreç boyunca elde edilen veriler <strong>DSÖ</strong> koordinasyonunda değerlendirilmeye devam ediyor.</p>

<p>Hastalıkla ilgili gelişmeler, küresel sağlık ağları üzerinden düzenli olarak paylaşılırken, özellikle seyahat kaynaklı bulaş riskine karşı izleme mekanizmalarının aktif olduğu bildirildi.</p>

<h3><strong>Genel tablo yakından izleniyor</strong></h3>

<p><strong>DSÖ</strong>, mevcut durumda yeni vaka bildirilmemesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirirken, sürecin tamamen sona ermediğine de dikkat çekiyor.</p>

<p>Bu kapsamda hem gemi kaynaklı vakalar hem de temaslı takip süreçleri uluslararası <strong>sağlık</strong> protokolleri doğrultusunda izlenmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/dso-hantavirus-vakalarinda-uc-haftadir-yeni-vaka-gorulmedi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/dso-yaklasik-3-haftadir-yeni-vakanin-bildirilmedigi-hantavirusle-ilgili-durum-istikrarini-koruyor.jpg" type="image/jpeg" length="58353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda nöbet anında 5 kritik kural!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cocuklarda-nobet-aninda-5-kritik-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cocuklarda-nobet-aninda-5-kritik-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukluk çağında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, ateşle birlikte ortaya çıkan nöbetler oluyor. Genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülen bu tablo aileleri paniğe sevk edebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, ateşli havalenin çoğu zaman iyi huylu seyretmesine rağmen, doğru müdahale edilmezse risk oluşturabildiğini belirterek “Ebeveynlerin, ateşli havalenin özellikle ilk dakikalarında doğru adımları atması kritik öneme sahiptir” diyor. Doç. Dr. Aslan, ateşli havalede, nöbet anında uyulması gereken 5 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</span></p>

<p><span>Ateşli havale, çocukluk çağında en sık görülen, belirli yaş aralığıyla sınırlı, genellikle iyi huylu seyreden ve ateşle birlikte ortaya çıkan nörolojik nöbetler arasında yer alıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, “Ateşli havale, 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülüyor. Vücut ısısının rektal ölçümde 38.3 derece, koltuk altı ölçümünde 37.8 derece ve üzerinde olduğu durumlarda ortaya çıkan nöbetler, ateşli havale olarak ifade ediliyor” diyor. Çocukların yaklaşık yüzde 2-5’inde görülen ve en sık 18–22 ay arasında ortaya çıkan ateşli havalenin, yüzde 90 gibi büyük bir oranla ilk 3 yaş içinde meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Aslan, nöbetlerin genellikle ateşli hastalığın ilk 24 saatinde geliştiğini söylüyor. Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetlerin büyük kısmı 5 dakikadan kısa sürmekte ve kalıcı bir hasar bırakmadan sonlanmaktadır. Ancak yaklaşık yüzde 5’lik grupta “uzamış nöbet” gelişebilmekte ve bu durum 30 dakikayı aşarak yoğun bakım ihtiyacı gerektirebilmektedir. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı ve zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır. Özellikle 39 derece ve üstü hızlı yükselen ateşlerde çok daha dikkatli olunmalıdır.”</span></p>

<p><strong><span>Ateşli havale her çocukta aynı şekilde görülmüyor</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Ateşli havalenin her çocukta farklı klinik görünümlerle ortaya çıkabildiğini belirten Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan şöyle konuşuyor: “Bazı çocuklarda tüm vücutta kasılma şeklinde belirgin bir nöbet tablosu izlenirken, bazı çocuklarda ise çok daha silik belirtiler olabiliyor. Bu durum sadece kısa süreli boş bakma, gözlerde kayma ya da birkaç saniyelik dalma şeklinde kendini gösterebiliyor. Nöbetler de her zaman aynı şiddette ya da aynı şekilde ilerlemiyor. Özellikle uzun süren, tekrarlayan ya da vücudun yalnızca bir tarafını etkileyen nöbetlerin daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor. Bu tür durumlarda ileri inceleme ve nörolojik değerlendirme önem taşıyor.”</span></p>

<p><strong><span>Nöbetler tek taraflı oluyorsa! </span></strong></p>

<p><span>Nöbetlerin ikiye ayrıldığını belirten Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetlerin tüm vücutta olduğu, 24 saatte bir kez olan ve 15 dakikadan az süren gruba ‘basit ateşli nöbetler’ diyoruz. Basit nöbet grupları için genellikle beyin MR ve EEG gibi tetkikler gerekmemektedir. ‘Komplike ateşli nöbet grubunu’ yani; 24 saatte birden fazla olan veya 15 dakikadan uzun süren ya da tek taraflı kasılma şeklinde gerçekleşen nöbetleriyse daha dikkatli incelemek gereklidir. Özellikle tek taraflı kasılmalarda beyin MRG ve EEG çekimi yapmak gerekmektedir.”</span></p>

<p><strong><span>Ateşli havalade, nöbet anında aileler ne yapmalı!</span></strong></p>

<p><strong><span>Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan</span></strong><span>, “Basit ateşli havaleler iyi huylu nöbetlerdir. Çocuğun gelişimde bir sorun yaratmayacaktır. Risk faktörleri ile hastayı ve ailesini birlikte değerlendirmek gerekir” derken, nöbet anında 5 kritik kuralı şöyle sıralıyor;</span></p>

<ul>
 <li><span>Çocuk yan yatırılmalı.</span></li>
 <li><span>Çocuğu sarsma, sallama ya da nöbet esnasında suyun altına sokmaktan kaçınılmalı.</span></li>
 <li><span>Dişi kenetlenirse el sokularak açma gibi davranışlarda bulunulmamalı (Hasta yan yatırıldığı zaman dil yana düşmekte olup hava yolu açılacaktır.)</span></li>
 <li><span>Üzerine su dökülmemeli, yüzüne kolonya sürülmemeli.</span></li>
 <li><span>Nöbet bitinceye kadar yanında durulmalı. Nöbet bitince ve tam kendine geldikten sonra, ağızdan bol sıvı ve ateş düşürücü verilir.</span></li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cocuklarda-nobet-aninda-5-kritik-kural</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/tyjtyjtyj.jpg" type="image/jpeg" length="80603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp dünyasında tarihi an: Türkiye’de dünyanın ilk 8’li karaciğer nakli]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/tip-dunyasinda-tarihi-an-turkiyede-dunyanin-ilk-8li-karaciger-nakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/tip-dunyasinda-tarihi-an-turkiyede-dunyanin-ilk-8li-karaciger-nakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YÖK Başkanı Erol Özvar, İnönü Üniversitesi’nde gerçekleştirilen dünyanın ilk 8’li çapraz karaciğer naklinin Türkiye’nin bilim ve sağlık alanındaki küresel düzeyini ortaya koyduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yükseköğretim Kurulu </strong>(<strong>YÖK</strong>) <strong>Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar</strong>, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde gerçekleştirilen dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer naklinin Türkiye'nin bilim ve sağlık alanındaki küresel düzeyini gösterdiğini belirtti. </p>

<h2><strong>"Dünyanın ilk eş zamanlı sekizli çapraz karaciğer nakli"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Erol Özvar'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şunlar kaydedildi: </p>

<p>"Bu büyük başarıyla gurur duyuyoruz. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde gerçekleştirilen dünyanın ilk eş zamanlı sekizli çapraz karaciğer nakli, Türk yükseköğretiminin, bilim insanlarımızın ve sağlık sistemimizin küresel ölçekte ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından son derece kıymetli. 150 sağlık personelinin görev aldığı bu tarihi operasyon, şüphesiz, insan hayatını merkeze alan bilimsel yaklaşımın, güçlü sağlık altyapısının ve yıllara dayanan tecrübenin eseridir.</p>

<p>Başta Prof. Dr. Sezai Yılmaz hocamız olmak üzere, İnönü Üniversitemizi, Turgut Özal Tıp Merkezimizi ve emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Bu toprakların yetiştirdiği bilim insanlarının daha nice başarılarına hep birlikte tanıklık edeceğiz."</p>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Bu büyük başarıyla gurur duyuyoruz!<br />
<br />
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde gerçekleştirilen dünyanın ilk eş zamanlı sekizli çapraz karaciğer nakli, Türk yükseköğretiminin, bilim insanlarımızın ve sağlık sistemimizin küresel ölçekte ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından… <a href="https://t.co/ktvyP4jtSi" rel="nofollow">pic.twitter.com/ktvyP4jtSi</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
— Erol Özvar (@erolozvar) <a href="https://x.com/erolozvar/status/2066797793797103807?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 16, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/tip-dunyasinda-tarihi-an-turkiyede-dunyanin-ilk-8li-karaciger-nakli</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/tip-dunyasinda-tarihi-an-turkiyede-dunyanin-ilk-8li-karaciger-nakli.jpg" type="image/jpeg" length="33796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ağrıları basit önlemlerle kontrol altına alınabilir]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bel-agrilari-basit-onlemlerle-kontrol-altina-alinabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bel-agrilari-basit-onlemlerle-kontrol-altina-alinabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Murat Yaycı, vücudun hareket ettikçe güçlendiğini ve korunduğunu vurgulayarak “Beli yormayacak 30 dakikalık tempolu yürüyüşler ve esneme egzersizleri bel ağrısına iyi gelen çözümler arasında yer alıyor” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel ve sırt ağrısı, pek çok kişinin hayatının bir döneminde karşılaştığı yaygın bir sorun. Bazen birkaç gün içinde kendiliğinden geçerken, bazen haftalarca sürebiliyor. Özellikle uzun süre oturanlar, masa başında çalışanlar ya da gün içinde yeterince hareket etmeyen kişiler bu durumdan daha sık etkileniyor. Atabay Medikal Direktörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, ağrının süresinin ve nedeninin doğru değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bel ağrısının her zaman aynı şekilde ilerlemediğine işaret eden Dr. Yaycı, “Burada temel ayrım, ağrının ne kadar sürdüğüdür. Kısa süreli bel ağrıları genellikle birkaç gün ile birkaç hafta arasında sürer ve çoğu zaman basit yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak ağrı 6 haftadan uzun sürüyorsa, bu durum daha dikkatli bir yaklaşım gerektirir. Ağrının süresi uzadıkça değerlendirme ve tedavi yaklaşımı da değişmelidir” dedi.</p>

<p><strong>Doktorun önerdiği ilaçlar kullanılmalı</strong></p>

<p>Günlük hayatta uygulanabilecek basit adımların çoğu zaman yeterli olabildiğini dile getiren Dr. Yaycı, “Ağrıyı hafifletmek için doktorunuzun önerdiği bir ağrı kesici ilaç etkili olabilir. İlaç kullanımında mutlaka bilinçli olunması gerekiyor. Özellikle şiddetli ağrılarda hekime danışılması büyük önem taşıyor. Öte yandan, beli yormayacak 30 dakikalık tempolu yürüyüş ve esneme egzersizleri, omurga hizasında duruş pozisyonunu korumak, bel yastığı kullanmak, günde 3 kez 15'er dakikalık soğuk kompres yapmak, 15 dakikalık sıcak banyo veya sıcak su torbası koymak bel ağrısına iyi gelen çözümlerdir” diye konuştu.</p>

<p>Dr. Murat Yaycı bel ağrısına iyi gelecek uygulamaları şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>Beli yormadan yürüme ve bisiklet sürme gibi egzersizler yapmak.</li>
 <li>Duruş, oturma ve uyku pozisyonunu değiştirmek.</li>
 <li>Bele soğuk ve/veya sıcak su torbası ile kompres uygulamak.</li>
 <li>Kas gevşetici kremler kullanmak.</li>
 <li>İyi ve sağlıklı beslenmek.</li>
 <li>Kiloyu sağlıklı düzeyde tutmak.</li>
 <li>Yüksek topuklu gibi beli zorlayan ayakkabı kullanımını bırakmak.</li>
 <li>Stres ve kaygıdan uzak durmak.</li>
</ul>

<p><strong>Ağrıya karşı aktiviteleri mümkün olduğunca sürdürmeli ve hafif hareket etmeli</strong></p>

<p>Bel ağrısı olan birçok kişinin hareket etmekten kaçındığına dikkat çeken Dr. Murat Yaycı, bunun yaygın bir yanılgı olduğunu söyledi. Dr. Yaycı şöyle konuştu: “Uzun süre hareketsiz kalmak, kasların zayıflamasına neden olur ve iyileşme sürecini uzatabilir. Bu nedenle tamamen dinlenmek yerine, günlük aktiviteleri mümkün olduğunca sürdürmek ve hafif hareket etmek daha doğru bir yaklaşımdır. Bu da doğal bir çözüm olan endorfin salgılanmasını sağlar, bel ağrısı semptomlarını hafifletir.”</p>

<p><strong>“Günlük yaşamdaki küçük düzenlemeler ağrı üzerinde belirgin fark yaratabilir”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bel ağrısı çoğu zaman günlük yaşam alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili. Uyku pozisyonu bunlardan biri. Yan yatarken dizlerin arasına yastık koymak veya sırt üstü yatarken dizlerin altını desteklemek belin daha rahat bir pozisyonda kalmasını sağlar. Dr. Yaycı, “Küçük düzenlemeler ağrı üzerinde belirgin fark yaratabilir. Kas gerginliğini azaltmak da önemlidir. Gün içinde veya yatmadan önce yapılan basit nefes egzersizleri, kasların gevşemesine yardımcı olabilir. Ayrıca fazla kilo, bel bölgesine ekstra yük bindirerek ağrıyı artırabilir. Bu nedenle dengeli beslenme ve kilo kontrolü de önemli bir faktördür” dedi. Bel sağlığında en önemli unsurlardan birinin düzenli hareket olduğunu vurgulayan Dr. Murat Yaycı, “Yürüyüş, yüzme, yoga ve pilates gibi aktiviteler kasların güçlenmesine, esnekliğin artmasına ve ağrının tekrar etme riskinin azalmasına katkı sağlar. Vücut hareket ettikçe güçlenir ve kendini korur” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Atabey</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bel-agrilari-basit-onlemlerle-kontrol-altina-alinabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/bel-1.JPG" type="image/jpeg" length="99819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson riskinde çevresel faktörler öne çıkıyor!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/parkinson-riskinde-cevresel-faktorler-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/parkinson-riskinde-cevresel-faktorler-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Parkinson hastalığının genellikle 50-55 yaşlarında ortaya çıktığını ve yalnızca yaşlılıkla açıklanamayan bir artış gösterdiğini vurgulayan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, özellikle tarım ilaçlarına maruz kalma, kuyu suyu kullanımı ve kırsal yaşam gibi çevresel faktörlerin hastalık riskini artırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı araştırmaların, dopamin üreten beyin hücrelerine zarar veren pestisitlerin Parkinson gelişiminde rol oynayabileceğini ortaya koyduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarlacı, “Ayrıca tekrarlayan kafa travmaları, özellikle boks gibi sporlar, hastalığın daha erken ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir.” dedi. Beslenme ve destekleyici unsurlar arasında yer alan baklanın tek başına tedavi edici olmadığına işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, ilaç tedavisinin çok daha etkili olduğunu ifade etti.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığında çevresel faktörlerin, yaşam tarzının ve biyolojik mekanizmaların etkisi hakkında bilgi verdi.</p>

<p><img align="right" alt="1781516893 Sultan Tarlac" class="detail-photo img-fluid" height="224" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/1781516893-sultan-tarlac.jpg" width="182" /><strong>Parkinson vakalarındaki artış yaşlanma hızını da aşıyor!</strong></p>

<p>Parkinson hastalığının, Alzheimer tipi bunamaya göre daha erken yaşlarda ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Genellikle 50-55 yaşlarında başlıyor. Uzun yıllardır özellikle köylerde yaşayanlarda, tarımla uğraşanlarda ve kuyu suyu kullananlarda Parkinson hastalığının daha sık görüldüğü biliniyor.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parkinson hastalığının yalnızca yaşlı nüfusun artmasına paralel olarak yükselmediğine işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, “Artış hızı yaşlanma oranının da üzerine çıkıyor. Bu durum, yaş dışında başka çevresel faktörlerin de rol oynayabileceğini düşündürüyor. California'da yapılan araştırmalarda, yaklaşık 21 farklı tarım ilacının Parkinson hastalığına da etki eden, dopamin üreten beyin hücrelerine zarar verdiği gösterildi. Bu hücrelerin pestisitlere karşı oldukça hassas olduğu ve söz konusu kimyasalların laboratuvar ortamında hücre ölümüne yol açtığı uzun zamandır biliniyor.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Tarım ilaçları ‘Parkinson epidemisi’ne mi neden oluyor? </strong></p>

<p>Araştırmaların, bazı tarım ilaçlarının Parkinson hastalığının ortaya çıkmasında rol oynayan beyin bölgeleri üzerinde seçici ve toksik etkiler oluşturduğunu ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu nedenle konu bireysel olmaktan çok toplumsal bir sorun olarak değerlendiriliyor ve bazı uzmanlar tarafından ‘Parkinson epidemisi’ olarak tanımlanıyor. Tarım ilaçlarının kontrollü ve bilinçli kullanımı büyük önem taşıyor.” dedi.</p>

<p>Domates ve benzeri bazı sebze-meyvelerin, üzerlerine uygulanan pestisitleri bünyelerine çekebildikleri için ‘kirli ürünler’ arasında gösterildiğini aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:</p>

<p>“Türkiye'de domatesin yaygın tüketildiği düşünüldüğünde, tarım ilaçlarının denetlenmesi daha da önemli hâle geliyor. <span class="il"><span class="il">Sağlık</span></span> ve Tarım Bakanlıklarının iş birliğiyle pestisit kullanımının uzman denetiminde, ölçülü ve kontrollü şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Ürünlerin yıkanması önemli olmakla birlikte, pestisitlerin tamamının bu yolla uzaklaştırılamadığı biliniyor. Özellikle ‘Paraquat’ adlı tarım ilacının yalnızca ürünlere değil, toprağa da nüfuz ederek uzun yıllar kalabildiği belirtiliyor. Geçmişte kuyu suyu kullanan kişilerde Parkinson hastalığının daha sık görülmesinin nedenlerinden birinin de, pestisitlerin yer altı sularına karışması olabileceği düşünülüyor. Bu nedenle koruyucu önlemlerin zamanında alınması gerektiği ifade ediliyor.”</p>

<p><strong>Bir Parkinson ilacına eşdeğer etki için 5 kilo bakla gerekiyor!</strong></p>

<p>Baklanın içerisinde, Parkinson hastalığında eksikliği görülen dopaminle ilişkili bazı maddeler bulunduğuna değinen Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Ancak Parkinson tedavisinde 1960'lardan beri kullanılan ve beyinde dopamine dönüşen L-Dopa etken maddeli ilaç çok daha etkili bir seçenek olarak kabul ediliyor.” dedi.</p>

<p>125 miligramlık bir L-Dopa kapsülünün içerdiği etken maddeyi almak için yaklaşık 5 kilogram taze bakla tüketmek gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “Bu nedenle yalnızca bakla yiyerek Parkinson tedavisini sağlamak gerçekçi görünmüyor. Bununla birlikte, bakladan elde edilen bazı ekstreler hafif Parkinson belirtileri olan kişilerde veya huzursuz bacak sendromunda destekleyici amaçla kullanılabiliyor. Yine de ilaç tedavisi daha pratik ve etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Tekrarlayan kafa darbeleri Parkinson riskini artırabiliyor!</strong></p>

<p>Boksta baş bölgesine alınan tekrarlayıcı darbelerin, beyinde ‘mikrotravma’ olarak adlandırılan hasarlara yol açabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Beyin, kafatasının içinde sabit durmaz; beyin omurilik sıvısı içerisinde hareket edebilir durumdadır. Her darbede beyin kafatasının iç yüzeyine çarpar ve zaman içinde tekrarlayan bu travmalar birikici etki oluşturur. Bu nedenle tekrarlayan kafa travmalarının Parkinson hastalığının ve bazı bunama türlerinin daha erken ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceği düşünülüyor. Efsanevi boksör Muhammed Ali, bu durumun en bilinen örneklerinden biri olarak gösteriliyor.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Parkinson titremesi hareketle azalır, istirahatte belirginleşir!</strong></p>

<p>İnsan vücudunda normal koşullarda da çok hafif düzeyde fizyolojik titremeler bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Ancak klinikte en sık karşılaşılan iki titreme türü esansiyel tremor ve Parkinson titremesidir.” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Sultan Tarlacı sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Esansiyel tremor genellikle ailesel özellik gösterir. Çoğu zaman 20-25 yaşlarında hafif bir titreme ile başlar ve yaş ilerledikçe belirginleşir. Özellikle bir nesneye uzanırken veya nesneyi kullanırken artış gösterir.</p>

<p>Parkinson titremesi ise genellikle istirahat hâlinde ortaya çıkar. ‘Para sayar’ tarzda olarak tanımlanan bu titreme, kişi bir nesneye uzandığında veya hareket etmeye başladığında çoğu zaman azalır ya da kaybolur. Bu nedenle Parkinson titremesi, kural olarak bir ‘istirahat titremesi’ olarak kabul edilir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/parkinson-riskinde-cevresel-faktorler-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/r-f-g-d-r-f-g-b.jpg" type="image/jpeg" length="43966"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz vitamin ve takviye kullanımı hasta ediyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bilincsiz-vitamin-ve-takviye-kullanimi-hasta-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bilincsiz-vitamin-ve-takviye-kullanimi-hasta-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Akçay, doğru vitamin ve takviye kullanımı hakkında bilgi verdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde vitamin ve takviye ürünlerine ilgi hızla artıyor. Ancak bilinçsiz vitamin ve takviye kullanımı sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Takviyelerin gerekli durumlarda ve hekim kontrolünde kullanılması gerekiyor. Yoğun yaşam temposu, stres ve daha sağlıklı olma isteği, vitamin ve takviye ürünlerine yönelimi artırıyor. Sağlıklı yaşam için öncelikle sağlıklı beslenme, düzenli yaşam ve temel koruyucu sağlık önlemlerinin alınması önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Akçay, doğru vitamin ve takviye kullanımı hakkında bilgi verdi.<br />
<strong>En sık D vitamini ve B vitamini eksikliği görülüyor</strong><br />
Toplumda en yaygın görülen eksikliklerin başında D vitamini ve B grubu vitaminleri gelmektedir. Vitamin eksiklikleri genellikle halsizlik, çabuk yorulma ve odaklanma güçlüğü gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.<br />
Vitaminlerin de birer kimyasal madde olduğu unutulmamalıdır. Gelişigüzel kullanım fayda sağlamayabileceği gibi yan etkilere de yol açabilmektedir. Takviye kullanımına başlamadan önce hekim değerlendirmesi önerilmektedir.<br />
<i>Takviye ihtiyacı duyulan gruplar;</i><br />
Sağlıklı yemek seçimi yapamayacak yaşta olan gelişim çağındaki çocuklar ve ileri yaştaki bireyler en sık vitamin eksiliğine maruz kalırlar. Bunların dışında;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Gebeler ve emziren anneler</li>
 <li>Düzenli ilaç kullananlar</li>
 <li>Veganlar ya da özel diyet uygulayanlar</li>
 <li>Önceden var olan eksikliklerle gelen yeni göçmenler</li>
 <li>Önemli yoksulluk yaşayanlar</li>
 <li>Alkol kullanım bozukluğu olanlar</li>
 <li>Bağırsak emilim bozukluğu olanlar</li>
 <li>Sınırlı güneş ışığına maruz kalanlar</li>
 <li>Mide ve bağırsak cerrahisi öyküsü olanlar</li>
 <li>Zayıflama iğneleri kullananlar</li>
 <li>Doğuştan metabolizma bozuklukları olan hastalar</li>
 <li>Hemodiyalize giren hastalar gibi çeşitli özel hasta gruplarında görülür</li>
</ul>

<p><strong>“Doğal” olması güvenli olduğu anlamına gelmiyor</strong><br />
Bitkisel veya doğal olarak pazarlanan ürünlerin tamamı güvenli olmayabilir. Birçok takviyenin etkinlik ve güvenilirliğine ilişkin bilimsel verilerin sınırlı olduğu bilinmektedir.<br />
<strong>Fazla vitamin sağlığı tehdit edebilir</strong><br />
Özel mağazalardan, internetten ve hatta eczanelerden temin edilebilen çok yüksek etkili vitaminleri alan kişilerde, tek tek vitaminlerin zararlı seviyelerine kolayca ulaşılabilir. Hap başına doz yüksek olmasa bile, çok sayıda hap alınarak da yüksek dozlara ulaşılabilir. Suda çözünen vitaminler (B ve C vitaminleri) vücutta birikmediği için genellikle yüksek dozlarda zararsızdır ve yan etkiler yalnızca önerilen günlük alım miktarının binlerce katı dozlarda ortaya çıkar. Ancak önerilen dozun 10-25 katı dozda C vitamini alındıktan sonra böbrek taşı riski artmaktadır.<br />
Yağda çözünen vitaminler (A, D, E, K vitaminleri) vücutta birikme yapabildikleri için suda çözünen vitaminlerden daha fazla zararlı etkilere sahiptir. D vitamini, bazı kişilerde günlük 4000 ünite (önerilen üst sınır) kadar düşük dozlarda bile kanda kalsiyum seviyelerinin artmasına ve böbrek taşı gelişimine neden olabilir. Gebelikte A vitamini, önerilen günlük alım miktarının birkaç katı kadar düşük dozlarda bile teratojeniktir. A vitaminin sigara içme veya asbest maruziyeti nedeniyle yüksek risk altında olan yetişkinlerde akciğer kanseri riskini artırdığı görülmektedir. Günlük 400 ünitenin üzerindeki E vitamini takviyesinin tüm nedenlere bağlı ölüm oranında artışla ilişkili olabileceğine dair endişeler vardır.<br />
<strong>Takviyeler mucize değil</strong><br />
Vitamin ve mineral takviyelerinin kilo verme, enerji artırma veya genç kalma konusunda sağlıklı bireylerde belirgin bir fayda sağladığı bilimsel olarak kanıtlanmış değil. Dengeli beslenen kişilerde rutin takviye kullanımı genellikle önerilmemektedir. Mevsim değişikliklerinde de herkesin vitamin kullanması gerekmez. Takviye ihtiyacının kişiye özel değerlendirilmesi gerekmektedir.<br />
Vitamin eksikliklerini önlemede en etkili yöntem dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli güneş ışığı ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmaktır. Takviye kullanımı ise yalnızca gerekli görülen durumlarda doktor kontrolünde planlanmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Atabey</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bilincsiz-vitamin-ve-takviye-kullanimi-hasta-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/b-i-l-i-n-c-s-i-z.jpg" type="image/jpeg" length="20956"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
