<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 21 Sep 2026 12:56:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asu Kaya’dan 'İstanbul Sözleşmesi' çağrısı: “Günde en az iki kadın katlediliyor”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/asu-kayadan-istanbul-sozlesmesi-cagrisi-gunde-en-az-iki-kadin-katlediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/asu-kayadan-istanbul-sozlesmesi-cagrisi-gunde-en-az-iki-kadin-katlediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni Parti Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, 17-21 Eylül tarihleri arasında yaşanan kadın cinayetlerine dikkat çekerek İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması ve 6284 sayılı Kanun’un etkin biçimde hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Kaya, “Günde en az iki kadın katlediliyor” diyerek kadınların öldürülmeden önce korunması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Yeni Parti Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili <strong>Asu Kaya</strong>, 17-21 Eylül tarihleri arasında Türkiye'ninfarklı kentlerinde yaşanan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin açıklama yaptı. Kaya, yalnızca beş gün içerisinde <strong>10 kadının yaşamını yitirdiğini</strong> belirterek kadınların öldürülmeden önce korunması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kaya, kadın cinayetlerinin münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak, kadınların yaşam hakkını korumaya yönelik mekanizmaların etkin işletilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>“Kadınlar öldürülmeden önce korunmalı”</strong></h2>

<p dir="ltr">Kaya, kadınların öldürülmesinin ardından faillerin yakalanmasının tek başına yeterli olmadığını belirtti.</p>

<p dir="ltr">Kadınların daha önce yardım talebinde bulunup bulunmadığının, haklarında koruma veya uzaklaştırma kararı olup olmadığının ve bu kararların uygulanıp uygulanmadığının araştırılması gerektiğini söyleyen Kaya, özellikle şiddet tehdidi altındaki kadınlar için koruma mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr"><strong>Antalya'da Ayşegül Coşkun cinayeti</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya'nın açıklamasında 17 Eylül'de Antalya'da yaşanan olay da yer aldı.</p>

<p dir="ltr">Kaya, boşanma aşamasındaki <strong>Ayşegül Coşkun'un</strong>, hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğu belirtilen Sefer Coşkun tarafından öldürüldüğünü, Ayşegül Coşkun'un anne ve babasının da yaşamını yitirdiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Kaya, bu olay üzerinden koruma ve uzaklaştırma kararlarının uygulanmasına ilişkin soru işaretlerinin araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Adana'da Kezban Kabukçu öldürüldü</strong></h3>

<p dir="ltr">Aynı gün Adana'nın Ceyhan ilçesinde <strong>Kezban Kabukçu'nun</strong>, yaklaşık bir buçuk ay önce boşandığı Enes D. tarafından öldürüldüğünü belirten Kaya, Kabukçu'nun oğlunun da ağır yaralandığını aktardı.</p>

<p dir="ltr">Kaya, boşanma sürecindeki kadınların güvenliğinin sağlanması için etkili mekanizmalar oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Diyarbakır'da boşandığı erkek tarafından öldürüldü</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya, Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde de bir kadının boşandığı M.K. tarafından öldürüldüğünü belirtti.</p>

<p dir="ltr">Kaya'nın aktardığına göre şüpheli, polis tarafından yakalanacağını anlayınca yaşamına son verdi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>20 yaşındaki Didar Filiz 6 aylık hamileydi</strong></h3>

<p dir="ltr">Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yaşanan <strong>Didar Filiz cinayeti</strong> de açıklamada yer aldı.</p>

<p dir="ltr">20 yaşındaki Didar Filiz'in eşi tarafından darbedilmesi sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi. Olayın ardından yapılan incelemelerde Filiz'in <strong>6 aylık ikiz bebeklere hamile olduğu</strong> ortaya çıktı. Eşi Kaygusuz Filiz tutuklanırken, gözaltına alınan üç akrabası serbest bırakıldı. DHA+1</p>

<p dir="ltr">Kaya, Didar Filiz'in ölümünün kadınların ev içinde maruz kaldığı şiddetin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Gaziantep'te kadın cinayeti sonrası 4 kişi yaralandı</strong></h3>

<p dir="ltr">20 Eylül'de Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde <strong>Merve K.'nin</strong>, eşi Harun K. tarafından öldürüldüğünü belirten Kaya, şüphelinin daha sonra sokakta ateş açarak üçü çocuk dört kişiyi yaraladığını ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Yerel haber kaynaklarında da Merve K.'nin evinde öldürüldüğü ve şüphelinin ardından sokakta ateş açarak dört kişiyi yaraladığı aktarıldı. Mezopotamya Ajansı</p>

<p dir="ltr">Kaya, olayın kadın cinayetlerinin yanı sıra silahlı şiddetin toplumsal boyutunu da gösterdiğini savundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Hatay'da Emine Çil öldürüldü</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya, Hatay'ın Payas ilçesinde <strong>Emine Çil'in</strong>, ayrılma aşamasında olduğu K.Ç. tarafından öldürüldüğünü belirtti.</p>

<p dir="ltr">Kadınların ayrılmak, boşanmak veya kendi yaşamlarına ilişkin kararlar almak istemelerinin ölüm tehdidiyle karşılık bulmaması gerektiğini söyleyen Kaya, bu süreçlerde koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Konya'da 63 yaşındaki Fadime S. evinde ölü bulundu</strong></h3>

<p dir="ltr">21 Eylül'de Konya'nın Hadim ilçesinde <strong>63 yaşındaki dört çocuk annesi Fadime S.</strong>, evinde ölü bulundu.</p>

<p dir="ltr">Kaya, olayın ardından gözaltına alınan erkeğin kızını telefonla arayarak eşini öldürdüğünü söylediğinin öne sürüldüğünü belirtti.</p>

<p dir="ltr">Olayın tüm yönleriyle araştırılması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Düzce'deki şüpheli kadın ölümü için soruşturma çağrısı</strong></h3>

<p dir="ltr">Düzce'de hayatını kaybeden <strong>Nehir Nisa Bekar</strong> hakkında ise ölüm nedeninin henüz kesinleşmediğine dikkat çeken Kaya, şüpheli kadın ölümlerinin kapsamlı biçimde soruşturulması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kaya, ölüm nedeninin bütün şüpheleri ortadan kaldıracak şekilde belirlenmesi gerektiğini savundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Sakarya'da 34 yaşındaki İpek İpek öldürüldü</strong></h3>

<p dir="ltr">Sakarya'nın Sapanca ilçesinde <strong>34 yaşındaki İpek İpek'in</strong>, 16 yaşındaki oğlu tarafından öldürüldüğünü belirten Kaya, olayın aile içindeki şiddetin çocuklar üzerindeki sonuçlarının da araştırılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Olayda bir kişinin de ağır yaralandığını belirten Kaya, soruşturmanın tüm yönleriyle yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Tekirdağ'da Fadime Ünlü cinayeti</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya'nın açıklamasında Tekirdağ'ın Kapaklı ilçesinde <strong>Fadime Ünlü'nün eşi tarafından öldürüldüğü</strong> iddiası da yer aldı.</p>

<p dir="ltr">Kaya, olayın ardından failin oğlunu arayarak annesini öldürdüğünü söylediğinin öne sürüldüğünü belirtti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Bu tablonun adı cezasızlıktır”</strong></h3>

<p dir="ltr">Kadın cinayetlerinin tek tek olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Kaya, kadınların daha önce yardım talep edip etmediğinin ve varsa koruma veya uzaklaştırma kararlarının uygulanıp uygulanmadığının araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kaya, kadınların öldürülmesinden sonra faillerin yakalanmasının kadınları korumaya yetmeyeceğini belirterek, şiddet tehdidi ortaya çıkmadan önce etkili müdahale mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Kaya'dan 6284 sayılı Kanun için etkin uygulama çağrısı</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya, kadın cinayetlerinin önlenmesinde <strong>6284 sayılı Kanun'un etkin uygulanmasının</strong> önemine dikkat çekti.</p>

<p dir="ltr">Koruma kararlarının yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirten Kaya, şiddet faillerinin takip edilmesi ve kadınların başvurularının ciddiyetle değerlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Kaya ayrıca İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden uygulanması gerektiğini savundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Kadınların yaşam hakkı tartışmaya açık değil”</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya, kadın cinayetlerinin önlenmesi için koruma kararlarının etkin uygulanması, şiddet faillerinin takip edilmesi, şüpheli kadın ölümlerinin bütün yönleriyle soruşturulması ve cezasızlık algısının ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kaya, kadınların yaşam hakkının korunmasının devletin sorumluluğu olduğunu belirterek, kadın cinayetlerinin “aile meselesi” olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/asu-kayadan-istanbul-sozlesmesi-cagrisi-gunde-en-az-iki-kadin-katlediliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-21-124836.png" type="image/jpeg" length="70918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gümüş fiyatları yeni haftaya nasıl başladı? İşte öne çıkan seviyeler]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gumus-fiyatlari-yeni-haftaya-nasil-basladi-iste-one-cikan-seviyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gumus-fiyatlari-yeni-haftaya-nasil-basladi-iste-one-cikan-seviyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüş fiyatları yeni haftanın ilk işlem gününde (21 Eylül Pazartesi) 66,35 dolar civarında yatay hareket ediyor. Piyasalarda Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler ve Orta Doğu'daki gelişmeler izlenirken, gümüşte 65,22 dolar destek, 71,12 dolar ise takip edilen önemli seviye olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gümüş fiyatları</strong>, 21 Eylül haftasına yatay bir seyirle başladı. Asya işlemlerinde 66,35 dolar seviyelerinde hareket eden gümüş, dar bir fiyat aralığında işlem görürken piyasalarda Orta Doğu'daki gelişmeler ile ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentiler takip ediliyor.</p>

<h2><strong>Gümüş fiyatları 66,35 dolar seviyesinde</strong></h2>

<p>Asya piyasalarındaki işlemlerde gümüş fiyatları 66,35 dolar civarında seyretti. Değerli metalin haftanın ilk işlem günündeki hareketi sınırlı kalırken, yatırımcıların gündeminde Orta Doğu'daki gelişmeler ve Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler bulunuyor.</p>

<p>ABD ile İran arasındaki diplomatik temas ihtimalinin güçlenmesiyle petrol fiyatlarında pazartesi günü Asya işlemlerinde düşüş devam etti. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon endişelerini azaltması ve yüksek faiz beklentilerini zayıflatması, faiz getirisi bulunmayan gümüş fiyatları açısından takip edilen gelişmeler arasında yer aldı.</p>

<h3><strong>Gümüş fiyatlarında Fed beklentisi izleniyor</strong></h3>

<p>Gümüş fiyatlarının seyrinde Fed'in para politikasına yönelik beklentiler de takip ediliyor. Yatırımcılar, Fed yetkililerinden gelecek yeni açıklamalar üzerinden para politikasının yönüne ilişkin mesajları izliyor.</p>

<p>Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, hafta sonu yaptığı açıklamada, "ABD ekonomisinin tüm sektörlerinde enflasyon çok yüksek" dedi.</p>

<p>Kashkari, fiyat baskısında petrol fiyatlarının yanı sıra güçlü ekonomik büyümenin de etkili olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Gümüş fiyatlarında 65,22 dolar destek konumunda</strong></h3>

<p>Teknik göstergeler, gümüş fiyatlarında kısa vadeli görünümün sınırlı şekilde pozitif kaldığına işaret ediyor. 66,35 dolar civarında işlem gören gümüş, 20 günlük üstel hareketli ortalamanın bulunduğu 65,22 dolar seviyesinin üzerinde bulunuyor.</p>

<p>Gümüş fiyatlarının 65,22 dolar seviyesinin üzerinde kalması, kısa vadeli yükseliş görünümü açısından takip ediliyor. RSI göstergesinin ise 54 civarında bulunması, yukarı yönlü hareket için alan bulunduğuna işaret ediyor.</p>

<h3><strong>Gümüş fiyatlarında 71,12 dolar seviyesi takip ediliyor</strong></h3>

<p>Gümüş fiyatlarında aşağı yönlü hareketlerde ilk önemli destek 65,22 dolar seviyesinde bulunuyor. Bu seviyenin altında günlük kapanış gerçekleşmesi durumunda satış baskısının artabileceği ve daha derin bir düzeltmenin gündeme gelebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Yukarı yönlü hareketin güç kazanması halinde ise 28 Ağustos'ta görülen 71,12 dolar seviyesi takip edilecek. Böylece gümüş fiyatlarında kısa vadeli işlemlerde 65,22 dolar ve 71,12 dolar seviyeleri öne çıkan noktalar arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gumus-fiyatlari-yeni-haftaya-nasil-basladi-iste-one-cikan-seviyeler</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/gumus-piyasasinda-alarm-zilleri.jpg" type="image/jpeg" length="25946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tunus'ta Sumud Filosu'na destek yürüyüşü: 15'ten fazla kişi gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/tunusta-sumud-filosuna-destek-yuruyusu-15ten-fazla-kisi-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/tunusta-sumud-filosuna-destek-yuruyusu-15ten-fazla-kisi-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunus'un başkentinde tutuklu Sumud Filosu üyelerinin serbest bırakılması talebiyle düzenlenen yürüyüşün ardından 15'ten fazla kişi gözaltına alındı. Küresel Sumud Filosu Tunus Delegasyonu, bazı kişilerin gece saatlerinde evlerinden ve sokaklardan gözaltına alındığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze'ye yönelik ablukanın kırılması amacıyla faaliyet yürüten "<strong>Küresel Sumud Filosu</strong>"nun Tunus'ta tutuklu bulunan üyelerine destek vermek için düzenlenen gösterinin ardından 15'ten fazla kişi gözaltına alındı.</p>

<h2><strong>Gözaltılar yürüyüşün ardından gerçekleşti</strong></h2>

<p>Küresel Sumud Filosu <strong>Tunus Delegasyonu</strong> tarafından yapılan yazılı açıklamada, 19 Eylül Cumartesi günü gerçekleştirilen yürüyüşün ardından bazı katılımcıların gece saatlerinde evlerinden ve sokaklardan gözaltına alındığı aktarıldı.</p>

<p>Açıklamada, gözaltına alınan 15 kişinin isimlerine yer verilirken bazı kişilerin nerede olduğuna ilişkin ise bilgi bulunmadığı belirtildi. Tunus makamlarından olayla ilgili şu ana kadar herhangi bir açıklama gelmedi.</p>

<h3><strong>Sumud Filosu üyelerinin tutukluluk süreci uzatıldı</strong></h3>

<p>Tunus'ta bir mahkeme, 16 Mart'ta Sumud Filosu yönetim kurulunda bulunan 7 kişi hakkında "kara para aklama" suçlaması kapsamında tutuklama kararı çıkarmıştı. Daha sonra bu kişilerden 3'ü serbest bırakılmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme, 11 Eylül'de aynı <strong>soruşturma</strong> kapsamında Vail Nevar, Nebil Şennufi, Gassan Buğdiri ve Gassan Henşiri'nin tutukluluk halinin 4 ay daha devam etmesine karar vermişti.</p>

<h3><strong>Tunus'ta tutuklular için gösteri düzenlendi</strong></h3>

<p>Başkent Tunus'ta 19 Eylül Cumartesi günü yüzlerce kişi, mart ayından bu yana tutuklu bulunan 4 Sumud Filosu üyesinin serbest bırakılması talebiyle bir araya geldi.</p>

<p><strong>Tunus Sumud Heyeti</strong> ve aktivistlerin savunma komitesi ise filonun faaliyetlerinin Filistinlilerle dayanışma ve Gazze'ye yönelik ablukanın kırılmasına yönelik girişimlerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Komite, tutuklu bulunan kişilerin serbest bırakılmasını talep ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/tunusta-sumud-filosuna-destek-yuruyusu-15ten-fazla-kisi-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/tunusta-sumud-filosu-tutuklularina-destek-yuruyusunde-15ten-fazla-kisi-gozaltina-alindi.png" type="image/jpeg" length="96613"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CerModern Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri dijital ortama taşıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cer-modern-bedri-rahmi-eyuboglunun-eserleri-dijital-ortama-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cer-modern-bedri-rahmi-eyuboglunun-eserleri-dijital-ortama-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk modern sanatının usta ismi Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle Türkiye'de ilk kez bu ölçekte dijital sanat sahnesine taşınıyor. Sanatçının tuvalindeki motiflerin ışık, ses ve devinimle yeniden hayat bulacağı sergi, kasım ayında Ankara CerModern Flow Dijital Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle hayata geçirilen vizyoner bir proje kapsamında dijital ortama aktarılıyor. Türkiye’de bir Türk ressamın eserlerinin bu ölçekte ilk kez kapsamlı bir dijital sanat deneyimine dönüştürüleceği sergi, kasım ayında CerModern Flow Dijital Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p><img alt="Bedri Rahmi 1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bedri-rahmi-1.webp" width="864" /></p>

<p>Sergi kurgusu; "Bir Bedri Rahmi resmi hareket edebilseydi ne olurdu? Balıkları yüzse, kuşları kanatlansa, Anadolu’nun kilimlerinden, yazmalarından ve duvarlarından resimlerine taşıdığı motifler tuvalden çıkarak bütün bir mekâna yayılsa neler olurdu?" sorusu etrafında şekillendi.</p>

<p>Flow Dijital Sahnesi’nin ileri teknolojik altyapısıyla hazırlanan projede; tablolardaki en ince detaylar devasa yüzeyleri kaplayacak, renkler devinim kazanacak, geleneksel motifler çoğalarak ses ve ışık enstalasyonlarıyla üç boyutlu görsel bir anlatıya dönüşecek.</p>

<p><img alt="Bedri Rahmi 3" class="detail-photo img-fluid" height="490" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bedri-rahmi-3.jpg" width="626" /></p>

<h3><strong>Zihni Tümer: "İlklerin sanatçısı bugün bir başka ilke öncülük ediyor"</strong></h3>

<p>Projenin anlamına ve kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CerModern Sanat Yönetmeni Zihni Tümer, Türkiye’de yerli bir sanatçının mirasının bu boyutta ilk kez dijitalleştirilmesine dikkat çekerek şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bedri Rahmi Eyüboğlu yalnızca Türk sanatının büyük ustalarından biri değil, kendi döneminin sınırlarını aşmış gerçek bir öncüydü. Resimden şiire, mozaikten seramiğe uzanan üretiminde hep yeni yollar aradı, Anadolu'nun görsel belleğini modern sanatla buluşturdu. Bu nedenle Türkiye'de bir Türk sanatçının eserlerini bu kapsamda ilk kez dijital bir sanat deneyimine dönüştürecek projenin Bedri Rahmi ile başlamasını son derece anlamlı buluyoruz. 'İlklerin sanatçısı'nın bugün bir başka ilke öncülük etmesi, projenin ruhunu da çok güzel anlatıyor."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="Bedri Rahmi Kuşlu Çocuk 1955" class="detail-photo img-fluid" height="513" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bedri-rahmi-kuslu-cocuk-1955.webp" width="1024" /></p>

<h3><strong>Kültürel miras ile dijitalleşmenin kesişim noktası</strong></h3>

<p>CerModern’in geleceğin sanat deneyimlerine alan açma misyonuna vurgu yapan Tümer, teknolojiyi sanatın yerine geçen bir araç değil, yeni bağlar kuran bir ifade mecrası olarak gördüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bedri Rahmi'nin eserlerini teknoloji aracılığıyla yeniden yorumlarken amacımız onun sanatının özünü değiştirmek değil, o büyük mirasa yeni bir bakış penceresi açmak. Genç bir ziyaretçinin Bedri Rahmi'nin renkleriyle ilk kez dijital bir ortamda karşılaşması ve ardından onun eserlerini, şiirlerini ve yaşamını daha fazla merak etmesi bile bu projenin en değerli sonuçlarından biri olacaktır. CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle kültürel miras ile teknolojiyi aynı sahnede buluşturuyoruz."</i></p>
</blockquote>

<p>Proje, usta sanatçının üretimlerini geleneksel müze ve kitap anlatılarının ötesine taşıyarak, çağdaş teknolojilerle büyüyen yeni nesillerin algı dünyasına hitap etmeyi hedefliyor. Ziyaretçiler, sanatçının tuvallerinde kurduğu dünyayı çevrelerini saran 360 derecelik görsel-işitsel atmosfer içinde deneyimleme fırsatı bulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kasım ayında kapılarını açacak olan serginin net açılış tarihi ve etkinlik takvimine ilişkin detaylar önümüzdeki günlerde CerModern tarafından duyurulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cer-modern-bedri-rahmi-eyuboglunun-eserleri-dijital-ortama-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bedir-rahmi2.jpg" type="image/jpeg" length="40104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Viral çağda sanatın görünürlük sınavı: "Trend geçer, üretim kalır "]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/viral-cagda-sanatin-gorunurluk-sinavi-trend-gecer-uretim-kalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/viral-cagda-sanatin-gorunurluk-sinavi-trend-gecer-uretim-kalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kızılay’da bir dönem herkesin önünde fotoğraf çektirmek için sıraya girdiği yön tabelası, bugün yeniden sıradan bir kent görüntüsüne dönüştü. Tabelanın birkaç adım ötesinde, görünür olmanın başka bir biçimini arayan Krişna Sanat Galerisi sahibi Hülya Koloğlu ve sanatçı Sibel Ünalan, sosyal medyanın sanatın görünürlüğüne, izleyici alışkanlıklarına ve imgelerin ömrüne etkisini 24 Saat’e değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şehrin tam ortasında, yıllardır orada duran, kimsenin dönüp ikinci kez bakmadığı o tabela, bir anda kalabalığın merkezine yerleşti. Önünde kuyruklar oluştu, insanlar sıraya girdi, aynı kadrajda, aynı açıyla, benzer ifadelerle fotoğraflar çekildi. Sosyal medyada “<strong>En Ankara fotoğrafım</strong>” notuyla paylaşılan bu kareler kısa sürede çoğaldı, tekrarlandı, dolaşıma girdi. Bir yön tabelası, bir anda şehrin en görünür nesnesine dönüştü.</p>

<p>Sonra her şey başladığı hızla sona erdi. Kalabalık dağıldı, kuyruklar kayboldu. Aynı tabela yerinde durmaya devam etti ama artık kimse ona bakmıyordu. Akım başka bir köşeye kaydı, başka bir duvar, başka bir fon yeni “trend” oldu. Oysa tabela değişmemişti. Değişen, bizim ona ayırdığımız dikkat süresiydi.</p>

<p>Kızılay yön tabelasının hikâyesi, ilk bakışta yalnızca kısa ömürlü bir sosyal medya akımı gibi görünüyor. Oysa biraz yakından bakınca bugünün kültürünü, sanatla kurduğumuz ilişkiyi ve görünürlük arzumuzu da anlatıyor. Çünkü tüketim artık yalnızca nesnelerle sınırlı değil; imgeler de aynı hızla tüketiliyor. Bir mekân, bir söz, bir görüntü… Önce keşfediliyor, ardından hızla çoğaltılıyor ve kısa süre içinde sıradanlaşıyor. Görünen her şey geçici bir sahneye dönüşüyor. O sahnede birkaç saniyelik bir varlık gösteriyoruz, bir fotoğraf, bir paylaşım, bir etiket… Sonra oradan ayrılıp bir sonraki sahneye geçiyoruz. Belki de bu yüzden Kızılay’daki o tabela, yalnızca bir sosyal medya akımının hikâyesi değil. Bir şehrin nasıl görüldüğünü, ne kadar süre görüldüğünü ve ne zaman unutulduğunu da anlatıyor. Tam da burada, tabelanın birkaç adım ötesinde başka bir hikâye beliriyor. <strong>Krişna Sanat Galerisi.</strong></p>

<p>Tabelanın önünde fotoğraf çekilmek için kuyrukların oluştuğu günlerde, birkaç adım ötede bir galeri sergilerini açmaya devam ediyor. Bir tarafta bir anda parlayan ve sonra sessizliğe dönen bir görüntü, diğer tarafta yıllardır üretimin, sanatçının ve eserin peşinden gitmeye çalışan bir mekân.</p>

<p>Krişna Sanat Galerisi'nin sahibi <strong>Hülya Koloğlu</strong>'nun anlattıkları, bu karşılaşmayı daha da ilginç hale getiriyor. Çünkü mesele yalnızca bir tabelanın neden viral olduğu değil. Mesele, aynı şehirde neyin görünür, neyin görünmez olduğuna kimin karar verdiği. Koloğlu, galerinin Kızılay'ın merkezinde olmasına rağmen görünürlüğe sahip olmadığını anlatırken, “Tabela kadar trend ve görünür ise, biz de o kadar görünmez olduk” diyor. Bir zamanlar Ankara'nın sanat merkezinin Kızılay-Kavaklıdere hattında kurulduğunu hatırlatan Koloğlu'na göre bugün sanatın ağırlık merkezi başka bir yere kaymış durumda. Krişna'nın birkaç adım ötesindeki tabela bir anda binlerce insanı kendine çekerken, galerinin kapısından içeri girmek için artık bambaşka bir dikkat gerekiyor. Belki de hikâyenin asıl tuhaflığı burada. Bir tabela insanları kendisine bakmaya çağırmadan görünür olabiliyor. Bir galeri ise bütün kapılarını açtığı halde görünür olmak için mücadele ediyor.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2026 09 21 10.59.40" class="detail-photo img-fluid" height="634" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-21-105940.png" width="1244" /></p>

<section dir="auto">
<h2><strong>"Sanatın merkezi Sancak Mahallesi'ne kaymış durumda"</strong></h2>

<p>Krişna Sanat Galerisi sahibi <strong>Hülya Koloğlu</strong>, galerinin konumunu anlatırken aslında Ankara’nın değişen kültür-sanat haritasını da tarif ediyor</p>

<blockquote>
<p>“Kızılay'ın merkezindeyiz evet ancak Kızılay'ın sanatsal bir semt olma özelliğinin ortadan kalkmış olması çok eskilere dayanıyor. Sosyo-ekonomik ve kültürel popülasyon da artık trend olanın peşinde koşan kitle popülasyonu ile yer değiştirmiş durumda. Bu vahşi kapitalizmin dayatması ile oluyor maalesef. Kapitalizm algı operasyonları yolu ile hızlı tüketen, tüketerek mutlu olan kalabalıklar yaratıyor. Sosyal medya algı operasyonlarını çok daha hızlı ve yayılabilir kıldığından beri bu eylem hızını daha da arttırdı. Biz kurulduğumuzda yerimiz tam da sanat merkezinin göbeğindeydi. Uzun zamandır sanatın merkezi Sancak Mahallesi'ne kaymış durumda. Galerilerin çoğunun orada yoğunlaşmasıyla Sancak Mahallesi trend oldu. Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ile neredeyse komşu olmak bile Krişna Sanat Merkezi'ni görünür kılmaya yetmiyor artık.”</p>
</blockquote>

<p>Bir zamanlar sanatın merkezlerinden biri olan Kızılay-Kavaklıdere hattının bugün aynı karşılığı taşımadığını söyleyen Koloğlu’nun cümlesi, birkaç adım ötedeki tabelayı daha da anlamlı hale getiriyor.:</p>

<blockquote>
<p>“Viral olan yön tabelası galerimizin birkaç adım ötesinde. O ne kadar trend ve görünür ise, biz de o kadar görünmez olduk.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Magnetlerimizi tabelaya asarak bir farkındalık yaratmak istedik"</strong></h3>

<p>Bir tabela ile bir galerinin aynı sokakta karşı karşıya gelmesi, aslında <strong>çağın görünürlük biçimlerini tek bir kadraja sığdırıyor</strong>. Üstelik Krişna, bu görünmezliği değiştirmek için tabelanın yarattığı ilgiyi kullanmayı da denemiş:</p>

<blockquote>
<p>“Başlangıçta, Krişna magnetlerimizi tabelaya asarak orada fotoğraf çektirenlerde bir farkındalık yaratmak istedik. "Bu da var" farkındalığı. Ancak tabela magnet tutmadı. Ardından Krişna logolu çantamızı asalım, her gün içine sanatla ilgili sorular yazıp atalım, gören yanıtlasın dedik. Çantamızı asamadan viral tabelada fotoğraf çektirmek için kuyruk olan kalabalıklar arasında bıçaklı bir arbede olduğunu öğrendik, bundan da vazgeçtik. Tabelanın modası geçti ve biz hâlâ sergiler yapıyoruz... Şahsen moda, trend gibi kavramlar ile pek aram olmasa da, onlar ile işbirliği yapmaktan yanayım. Trend olana yığılan kitleyi bilinçlendirmek, içlerinden bir kişi de bile bir farkındalık yaratmak için uğraşılabilir. Kuyruğa girenlerin çoğu çok genç çocuklar. Viral tabelayı kullanarak, kendilerini görünür kılmaya çalışıyorlar. Acaba bizler mi gençleri görmeyi unuttuk diye de düşünüyorum. Bu sanatsal olmaktan çok sosyolojik bir olgu. Ve tabii sosyalojiyi de sürükleyen teknolojinin hızı. Teknolojinin de hızla tüketildiği bir dönemdeyiz. Telefonlar ufak yeni ilaveler ile yeni modeller sürüyorlar piyasaya. Vahşi kapitalizmin hızı bu. Sanatsal imgelerin de sosyal medyada böylesine ortaya saçılması, özgün sanat eseri kavramını zedeliyor. İmgeler taklit edilebilir, yinelenebilir oluyorlar. Ve hatta bizzat yapay zekalar sanat üretiyorlar.”</p>
</blockquote>

<p><img alt="Krişna Galeri Hülya Kaloglu" class="detail-photo img-fluid" height="1253" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/68588491-731271563982989-7630446659079503872-n.jpg" width="1700" /></p>

<h3><strong>"Görünür olma arzusu mekan değiştirdi, sosyal medyada tatmin buldu”</strong></h3>

<p>Koloğlu’na göre galeriler bu hızın tamamen dışında kalamaz. Sanatı korumak için sosyal medyayı reddetmek, galeriyi daha da görünmez hale getirebilir:</p>

<blockquote>
<p>“Belki de galericiliğin önemi burada ortaya çıkıyor. Neyin sanat olup, neyin olmadığının galerinin seçiciliği ile inatla duyurulması gerekiyor. Ve tabii bunu büyük kitlelere duyurmak için bizler de sosyal medyayı kullanmak durumundayız. Sosyal medyanın ve bu hızlı tüketimin azgınlaşan tırmanışı karşısında yeni mecraları kullanmamak bizleri iyice görünmez kılar. Bu nedenle galeriler sosyal medyayı dengeli bir biçimde kullanmak zorunda. Bizim yaptığımız işin ayrı bir hedef kitlesi var ki, onlar da ekmeklerini bile online sipariş veriyorlar. Sanat eserlerini bile artık online müzayedelerden almayı tercih ediyorlar.”</p>
</blockquote>

<p>Fakat değişen yalnızca galerilerin kendilerini duyurma biçimi değil. Sanat izleyicisinin sanatla kurduğu ilişkinin biçimi de değişiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Eskiden sanat izleyicisi, koleksiyoner dediğimiz hedef kitle galerilerin açılışlarında görünmek, sanat eseri satın almak, onları mekanlarına yerleştirmek ve göstermek ile entelektüel bir statü kazanırlardı. Artık buna ihtiyaç hissetmiyor gibiler. Geliyorlar ve resimlere doğru dürüst bakmadan fotoğraf çektiriyorlar sanatçı ile. Onları da sosyal medyada yayınlıyorlar. Görünür olma arzusu mekan değiştirdi, sosyal medyada tatmin buldu.”</p>
</blockquote>

<p><img alt="Sibel Unalan Profil Fotografi 1024X1024" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/sibel-unalan-profil-fotografi-1024x1024.webp" width="1024" /></p>

<h3><strong>Bir görüntünün ömrü ne kadar?</strong></h3>

<p>Koloğlu'na göre, Kızılay tabelasının önündeki kuyruk ile galeri açılışında sanatçıyla çekilen fotoğraf, ilk bakışta birbirinden çok uzak iki görüntü gibi dursa da aynı ihtiyacın farklı biçimleri. Bir yerde “buradaydım” demek, diğerinde “bu sanatçıyla buradayım” demek. Ve tam burada, tabelanın hikâyesi yalnızca Krişna’nın değil, imgenin kendisinin meselesine dönüşüyor.</p>

<p><strong>Sanatçı Sibel Ünalan</strong>’a göre bugün bir görüntünün yaşam süresi, onun ne anlattığından çok ne kadar hızlı dolaşıma girdiğiyle belirleniyor:</p>

<blockquote>
<p>“Bu başlı başına günümüzdeki hızlı tüketimi ve üzerinde fazla düşünülmeden, tartılmadan, sunulanın peşinden gitme durumuna iyi bir örnek. Günümüzde bir görüntünün, -özellikle de sosyal medyada viral olduğunda- kullanıldığı platform, algoritmalar gibi faktörlere bağlı olarak yaşam süresi oldukça değişken ve genellikle de kısa ömürlü. Ortalama 24 saatle bir hafta arasında belki de bir daha aklımızdan geçmeyecek kadar uzaklaşıyorlar zihnimizden. Sosyal medya platformlarının içerikleri hızla yayılıp, aynı hızla da yerine yeni koyulanlarla yer değiştiriyor. Çok fazla görüntüye maruz kalıyoruz, yönlendirmelerin içinde buluyoruz kendimizi. Algoritmalar iş başında... Yön tabelası gibi beklenmedik, komik ve eğlenceli olmaya uygun tek kullanımlık hareketler daha hızla viral olabiliyor. Özellikle gençler için o dönemin popülerliğine bağlı, eğlenceli gibi görünen benzer haller parladıkları hızla da sönüyor. Özetle bu dijital içerik tüketim hızının ve bilgi fazlalığının doğal bir sonucu. Başka türlüsü olmasını da bekleyemeyiz bu önlenemez akışın içinde.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Görünür olmakla var olmaya çalışan insanlar, sürü akışıyla gündeme gelip dallanan yüzeysel konular..."</strong></h3>

<p>Bir görüntünün 24 saat ile bir hafta arasında parlayıp zihnimizden uzaklaşabildiği bir çağda, sanatın kendisi de bu hızın dışında kalamıyor. Ünalan’ın yaklaşımı, “sosyal medya kötüdür, sanat iyidir” gibi kolay bir karşıtlığa yaslanmıyor. Çünkü mesele tekrarın kendisi değil. Tekrarın ne için yapıldığı.</p>

<p>Aynı kadraj, aynı poz, aynı görüntü… Sosyal medyada sonsuz bir tekrar gibi görünen şey, sanat tarihinde ise üretimin doğal parçalarından biri olabilir. Ünalan bunu şöyle açıklıyor:</p>

<blockquote>
<p>“Sanat ve estetik açısından bakarsak tekrar ve varyasyonlar üretim sürecinin ayrılmaz parçaları. Tekrarlanan kadraj veya poz, farklı ışık, renk, konu ve anlatımla yeniden ve defalarca yorumlanabiliyor. Sosyal medyada ise bu tekrarlar ancak bilgi dahilinde, bilinçli, estetik üretim amaçlı kullanıldığında estetik bir dil oluşturabilir, rastgelelikten kopup öne çıkabilir, ilgi süreleri biraz daha kalıcı hale gelebilir. Yeni yorumlar, yeni ifade biçimleri doğurabilir. Ancak görünen o ki; sosyal medyada durum ve amaç pek de böyle değil. Tekrarlanmalara doyulamayan pozlar, görünür olmakla var olmaya çalışan insanlar, sürü akışıyla gündeme gelip dallanıp budaklanan yüzeysel konular, gerçekliği içtenliği tartışılabilir yaşam görselleri son derece bıktırıcı. Zaman kaybı gibi gelse de hangimiz türlü bahanelerle kapılmıyoruz bu akımlara ucundan kenarından da olsa? Sonuçta söz edebileceğimiz estetik bir üretim göremiyorum ben ortada. Bu akışın tek karlısı bunu iş olarak yapanlar. Daha çok kazanmalarına, daha fazla benzer içerikler üretilmesine bir zemin sadece.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Çağın hızına olsa olsa adapte olma çabam olabilir"</strong></h3>

<p>Burada yeniden tabelaya dönüyoruz. Çünkü tabela da aslında aynı şeyin parçası. Bir görüntü bulundu, tekrarlandı, çoğaltıldı, tüketildi. Ardından başka bir görüntü geldi. Fakat Ünalan kendi sanat pratiğinde tekrarın başka bir anlam taşıdığını özellikle belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Tekrarlar sanatsal üretimin bir parçası ve yaratıcı ifade biçimleri ve kimlik inşası için bir araç olabiliyor. Bir sanatçıyı tekrarlayan renkleri, imgeleri, sözcükleri, notaları, konularıyla kolayca ayırt edebiliriz değil mi? Kendi adıma çalışmalarımda çağın hızına bir eleştirim olmadığı gibi olsa olsa adapte olma çabam olabilir. Nasıl mı? Çağın teknolojisinin üretimime katabileceği her malzemeyi, tekniği ince eleyip sık dokuyarak, kalabalık yaratmadan işlerimde harmanlayıp dilime katabilmek hedefim. Sözünü ettiğiniz görsel yoğunluğun iyi bir şey olduğunu varsayarak işlerimi izleyiciyle buluştururken amaçladığım görsel doyumu bu çeşitlilikle zenginleştirmek isterim.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Dijital çağda sanat çağa ayak uydurma yolunda adımlar atmak zorunda"</strong></h3>

<p>Tüketim toplumu imgeleri de tüketirken sanatın bu döngüden bütünüyle uzak durması mümkün değil. Ünalan, sanatın yeni teknolojilerle birlikte yeni ifade biçimleri geliştirebileceğini düşünüyor:</p>

<blockquote>
<p>“Sanat, tarih boyunca imgeler aracılığıyla anlam yaratma, toplumsal eleştiri ve estetik deneyim sunma işlevi gördü. Ancak günümüzün hızlı tüketim ortamında sanat imgeleri de bu hızın etkisi altında kalıcılık sorunu ile karşı karşıya. Bu hızlı tüketim imgelerin anlamını ve estetik değerini hızla aşındırabiliyor, imgeleri sadece görsel olarak değil, anlam ve duygu açısından da hızlı tüketim döngüsüne sokuyor. Elbette dijital çağda sanat hızlı tüketilen imgelerle yarışmak için yeni biçimler ve platformlar geliştirerek yerini koruma, çağa ayak uydurma yolunda adımlar atmak zorunda. Klasik sanat eserleri şüphesiz yüzyıllar boyunca değerini koruyabilir ancak çağdaş sanat da interaktif sanat, artırılmış gerçeklik, yapay zekâ destekli sanat gibi yenilikçi yöntemlerle izleyiciyi daha aktif kılarak bu hızın ve tüketimin dayattığı yüzeyselliğe karşı farklı deneyimler sunabilir ve kalıcılık sağlayabilir. Sanat, bu dengeyi kurabildiği ölçüde imgelerin hızlı tüketimine karşı anlam ve estetik direniş gösterebilir.”</p>
</blockquote>

<p>Koloğlu’nun galerilerin sosyal medyayı kullanmak zorunda olduğunu söylemesiyle Ünalan’ın sanatın yeni teknolojilerle yeni ifade biçimleri geliştirebileceğine ilişkin sözleri burada birbirine değiyor. Çünkü çağın araçlarını kullanmak başka, çağın tüketim biçimine teslim olmak başka.</p>

<h3><strong>"Sanat korkulanı faydaya, geçiciliği kalıcılığa çevirebilir"</strong></h3>

<p>Sanatçıya göre, bir şey milyonlarca kişiye ulaştığında değerli olduğunu varsaymak, bugünün en kolay yanılgılarından biri. Ünalan bu ayrımı şöyle kuruyor:</p>

<blockquote>
<p>“Viral içerikler kültürel hafızada kısa süreliğine yer edinir. Dolayısıyla da bana göre derinlemesine bir değer üretmezler. Böyle bir kaygılarının olduğunu da düşünmüyorum. Popülarite, dikkat çekme ve sosyal onay biçimindeki bu anlık oluşum için değerden çok etki diye söz edebiliriz. Yine de genelleme yaparken istisnai de olsa kültürel arka planın, referansların veya ilham kaynaklarının kullanımının bir değer oluşturma olasılığını göz ardı etmemek gerekir. İçerikteki anlam, estetik ve etkiyle de ilişkilidir. Sanat bu geçicilik içinde viral kültürle etkileşim kurabilir, performatif ve deneyimsel sanat biçimlerini de benimseyerek bu kültürün hızına direnmek yerine bir çeşit iş birliğiyle yeni ifade biçimleri geliştirebilir. Korkulanı faydaya, geçiciliği kalıcılığa çevirebilir. Viral olma potansiyeli sanatın görünürlüğünü artırabilir. Ve zaten bunu da yapmaktadır.”</p>
</blockquote>

<p><img alt="Ekran Resmi 2026 09 21 11.12.14" class="detail-photo img-fluid" height="1556" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-21-111214.png" width="992" /></p>

<h3><strong>"Değerler değişiyor, bu kaçınılmaz ve direnilemez"</strong></h3>

<p>Kızılay tabelasının önünde fotoğraf çektiren kalabalık, bu soruyu şehrin kendisine de yöneltiyor, "Bir şehri gerçekten deneyimliyor muyuz, yoksa onu yalnızca kadrajımıza alıp, sonra ekranımızda yeniden görmek üzere mi saklıyoruz?" Ünalan şöyle konuşuyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Burada amaç bir mekânı görüntüleme, mekânı başkalarına aktarma, paylaşma ve sosyal medyada görünür kılma öncelikli. Günümüz gençliği için şehirle ilişki çoğunlukla fotoğraf ve dijital temsiller üzerinden yürüyor. Sadece şehirle kurulan ilişki değil neredeyse yaşamla kurulan ilişkide anlar, yerler yaşanmak, sindirmek yerine sürekli fotoğraflanıyor. Neden o anı yaşamak yerine daha sonra çektiğimiz fotoğraflara bakarak, ya da belki bir daha dönüp bakmadan sadece paylaşarak farklı bir gerçeklik yaratıyoruz? Donmuş bir an neden yaşanacak olandan daha değerli olsun? Mekanı görüntülemek olsa olsa o mekanın seçilmiş ve kurgulanmış bir temsilini sunuyor. Bizim hafızalarımıza kazınmış mekanlar, o mekanlarda yaşanan anılar aradan geçen uzun yıllara rağmen hala varlar. Onu deneyimlemek o mekanla kurulan ilişkinin derinliğini artırır. Değerler değişiyor bu kaçınılmaz ve direnilemez.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Yüzey aynı yüzey değil</strong></h3>

<p>Sosyal medyanın “yüzey”i ile sanatın yüzeyi de aynı kelimeyi taşısa da aynı şeyi anlatmıyor.Ünalan bu ayrımı şöyle açıklıyor:</p>

<blockquote>
<p>“İki farklı yüzey kavramından söz ediyoruz. Görünürde benzeşse de içerik, amaç ve deneyim açısından birbirinden tamamen farklı. Resim sanatında yüzey sanatçının anlatısal ve kavramsal kaygılarını yansıttığı fiziksel bir alan. Ve bu alan sanatçının ifade biçimini yansıtır. Yüzeysel değil derinlikli ve okunabilirdir. İzleyici ile bağ kurar, algısal köprü oluşturur. Estetik bir değer oluşturma alanıdır. Sosyal medyada ise “yüzeysel estetik” çoğunlukla ve tercihen görsel olarak çekici, hızlı tüketilir, basit görselleri ifade ediyor. Estetik, derinlikten çok, anlık dikkat çekme ve beğeni toplama üzerine kurulu. Algoritmaların etkisiyle hızlı tüketilir ve yerini ivedilikle yenilerine bırakıyor. Bence amaçlanan da bundan fazlası değil. Üretim pratiğimde yüzey kavramının önemi kaçınılmaz. Yüzeyler hem fiziksel hem de kavramsal anlamda benim ifade alanım. Onların ilgi uyandırıcı, kalıcı ve iz bırakıcı olmasını hedefliyorum. Derinlikten yoksun ve geçici görseller, “yüzeysel estetik” benim için sabah çayım demlenene ya da gece uykum gelene kadar oyalanıp sonra da pişman olduğum tekrarlar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Koloğlu: “Bence bir serginin gerçek ömrü, üretimin bıraktığı iz olmalı"</strong></h3>

<p>Koloğlu için bir serginin ömrü açılış gecesindeki kalabalıkla ölçülmüyor.</p>

<blockquote>
<p>“Bence bir serginin gerçek ömrü; üretimin bıraktığı iz olmalı. Bu izin kalıcılığını sağlamak içinde çok sık ve kısa süreli sergiler yerine sanatçının, sanatın ve eserlerin konuşulduğu davetler - paneller ile desteklenen eğitici faaliyetler yapılması gerekir galerilerde. Koleksiyonerler artık açılışlara pek gelmez oldular. Bizler açılışlarda "körler - sağırlar" misali birbirimizi ağırlıyoruz. Fotoğraf çektiriyoruz gelenler ile ve bu galerici için de sanatçı içinde de çok yorucu oluyor.”</p>
</blockquote>

<p>Ardından üretimin bıraktığı izin kimde, nasıl kaldığını anlatıyor:</p>

<blockquote>
<p>“Üretimin bıraktığı iz meselesi; bence izleyenin bilinç seviyesi ile alakalı oluyor. Ancak bilinç seviyesi yüksek kişilerde üretimin izi kalabiliyor. Ve bu insanlar hızlı tüketimi, trendi umursamıyorlar. Sanat eseri karşısında coşku ve heyecan doluyorlar. Üretimdeki, imgedeki bir yenilik - özgünlük onlara coşku veriyor. Bu coşku, hayranlık ve heyecan da iz bırakıyor elbette.”</p>
</blockquote>

<p>Ünalan'ın bu soruya verdiği cevap ise şöyle:</p>

<blockquote>
<p>“Elbette kalıcı olan izdir. Bellekte yer eder. Zamansızlaşır.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Ankara’nın sanat hafızası da bir iz: "Artık Ankara'da koleksiyoner yok, sanat alıcıları var"</strong></h3>

<p>Krişna'nın hikâyesini yalnızca bugünün görünürlük meselesi üzerinden okumak, Ankara'nın geçmişini eksik bırakır. Koloğlu, Kızılay-Kavaklıdere hattının Ankara sanat hayatındaki eski yerini şöyle anlatıyor:</p>

<blockquote>
<p>“Ankara eskiden böyle değildi. Devlet galerileri ardından özel galericiliğin başladığı şehirdir Ankara. Dediğiniz gibi Kızılay - Kavaklıdere merkezdi sanat açısından. Devlet Resim ve Heykel Galerisi Zafer Çarşısı'ndaydı. İlk özel galeri Mithatpaşa Caddesindeki Evrensel Kitapevi'nin bodrum katındaki küçücük bir mekandı. Ardından Artisan Sanat Galerisi, Nev, Siyah Beyaz ve peşpeşe diğerleri. Genellikle ODTÜ mezunu mimarlar başlatmışlardı Ankara'da özel galericiliği. Çok miktarda entelektüel koleksiyoner vardı. Vakko Sanat Galerisi ve bankaların sanat galerileri Ankara'ya çok iyi koleksiyoner kazandırmıştı. Bürokratlar ve siyasilerden de çok koleksiyoner vardı. Kültür Bakanlığı sanatçılardan eser alırdı. Bazı sergi açılışlarında eserlerin tamamı satılmış olurdu. Şimdi o kesim çok yaşlandı veya hayatta değiller. Yeni bürokrat ve siyasiler ise sanata uzaklar. Şimdi görebildiğim kadarı ile Ankara'da pek koleksiyoner yok. Sanat alıcıları var.”</p>
</blockquote>

<p>Kaloğlu, bugün İstanbul'un yarattığı görünürlüğün Ankara üzerindeki etkisini de şöyle değerlendiriyor:</p>

<blockquote>
<p>“İstanbul'da koleksiyonerlerin çoğu iş insanları ve ünlüler. Ünlülerin takipçileri de çok oluyor. Kitleler onları takip etmeyi seviyorlar. Otomatikman açılışlardaki ünlüler basının ilgi alanında oluyorlar. Bu sergiyi ve eserleri popüler ve görünür kılıyor. Ankara'da böyle bir kitle maalesef yok. Az sayıda olanları da Ankara'yı değil İstanbul'u takip ediyorlar, sanat eserlerini oradan alıyorlar. Bu psikolojik tekrar; giderek sosyolojik bir olgu haline geliyor ve Ankara'yı sanat yaşamında ikincil kılıyor. Bütün bunların yanında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi kadar Gazi Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümleri çok iyi sanatçılar yetiştirmiştir. Ankara sanatçı yönünden asla ikincil değildir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Kalıcı olanın üretim olduğuna inanıyoruz"</strong></h3>

<p>Ve belki de tabeladan ayrılıp asıl yerine geldiği nokta burası. Krişna için ekonomik sürdürülebilirlik, sanatın önüne geçmiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Ekonomik sürdürülebilirlik Krişna için son amaç olmuştur. Biz hep sanat ve sanatçıyı ön planda tutan bir galeri olduk, toplumu eğitmeyi amaçladık. Bu yüzden de consept galericilik yapmayı sevdik. İnsanın her ne iş yapıyorsa yapsın; bir meselesi olmasına ve onun peşinden gitmesinin doğruluğuna inandık. Seçiciliğimizden ödün vermedik. Öncelikle bizi heyecanlandıran, coşturan sergiler yapmayı önemsedik. Özgünlük hep ön sırada yer aldı. Yani kültürel sorumluluk seçeneğini tercih ediyoruz. İnatta var elbet. Sorumluluk ister istemez inadı getiriyor. Kavaklıdere'yi sanatsız bırakmamak konusunda cidden inat ettik.</p>

<p>Kalıcı olanın üretim olduğuna inanıyoruz elbet. Ancak kalıcılık çok önemli mi, nedir diye de sormadan edemiyoruz. Markalaşmak mıdır kalıcılık?... Bu da bir inadı ve adanmışlığı, kaliteli - özgün üretim yapmayı getiriyor beraberinde. Ve tabii ki tavizsizliği... ”</p>
</blockquote>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ankara Haberleri, Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/viral-cagda-sanatin-gorunurluk-sinavi-trend-gecer-uretim-kalir</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/nyxjpg.jpeg" type="image/jpeg" length="19332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakır eksikliği hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakir-eksikligi-hangi-belirtilerle-ortaya-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakir-eksikligi-hangi-belirtilerle-ortaya-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücutta önemli görevler üstlenen bakırın eksikliği ve fazlası farklı sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Dengeli beslenmeyle karşılanabilen günlük bakır ihtiyacının yanı sıra bakır eksikliğine neden olan durumlar, yüksek doz çinko kullanımının etkileri ve bakır takıların vücuda katkısı da merak edilen konular arasında yer alıyor. Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, bakırın vücuttaki rolü ve bakır dengesiyle ilgili 24 Saat Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bakır</strong>, vücutta enerji üretimi, demir metabolizması, kan yapımı ve sinir sisteminin işleyişi gibi birçok biyolojik süreçte rol oynayan temel mineraller arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günlük ihtiyaç çoğunlukla dengeli beslenmeyle karşılanırken, bazı hastalıklar, cerrahi işlemler ve yüksek dozda <strong>çinko</strong> kullanımı bakır eksikliği riskini artırabiliyor. Öte yandan bakırın fazlası da vücutta birikerek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p><strong>İSTAHED Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan</strong>, günlük bakır ihtiyacının dengeli beslenmeyle karşılanabildiğini belirtirken, eksikliğin belirli hastalık ve durumlarda ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Karahan, bakır bileklik ve yüzük gibi takıların ise vücuttaki bakır düzeyini artırdığına yönelik bilimsel kanıt bulunmadığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Uzm. Dr. Selda Handan Karahan-2" class="detail-photo img-fluid" height="1240" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/uzm-dr-selda-handan-karahan-2.png" width="1736" /></p>

<h2><strong>Bakır, vücutta birçok enzimin çalışmasına katkı sağlıyor</strong></h2>

<p>Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, bakırın vücutta pek çok enzimin çalışmasına yardımcı olan önemli bir mineral olduğunu belirtti.</p>

<p>Bakırın temel görevleri arasında hücrelerin enerji üretmesine destek olmak, demirin vücutta kullanılmasını ve hemoglobin (kanda oksijen taşıyan protein) üretimini sağlayan enzimlerin çalışmasına katkıda bulunmak, kollajen ve elastinin (cilt ve bağ dokusunun yapısında bulunan proteinler) oluşumuna katkı sağlamak, sinir sistemi ve sinir hücreleri arasındaki iletişimde görev alan maddelerin üretimine yardımcı olmak ve hücreleri hasara karşı koruyan antioksidan enzimlerin yapısında yer almak bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Sağlıklı bir yetişkin için önerilen günlük bakır alımının ortalama 0,9 mg (900 mikrogram) düzeyinde olduğunu aktaran Karahan, gebelik döneminde bu miktarın yaklaşık 1,0 mg/güne, emzirme döneminde ise yaklaşık 1,3 mg/güne çıktığını söyledi.</p>

<h3><strong>Günlük bakır ihtiyacı dengeli beslenmeyle karşılanabiliyor</strong></h3>

<p>Karahan çeşitli ve dengeli bir diyet uygulayan sağlıklı bireylerde ek bakır takviyesine ihtiyaç duyulmadığını belirterek, günlük bakır ihtiyacının dengeli beslenmeyle karşılanmasının mümkün olduğunu söyledi.</p>

<p>Bakır açısından oldukça zengin besin kaynaklarının sakatatlar (karaciğer, böbrek), deniz ürünleri (istiridye, kabuklu deniz canlıları), sert kabuklu yemişler (fındık, ceviz, badem, kaju), tohumlar (susam, ayçekirdeği), tam tahıllar ve baklagiller (nohut, mercimek) olduğunu ifade etti. Karahan, bitter çikolata ve kakaoda da bakır bulunduğunu belirterek, Akdeniz tipi beslenmeyle günlük bakır ihtiyacının karşılanabildiğini aktardı.</p>

<p><img alt="Dengeli Besinler" class="detail-photo img-fluid" height="1578" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/dengeli-besinler.png" width="2596" /></p>

<h3><strong>Bakır takıların tıbbi faydasına ilişkin klinik kanıt bulunmuyor</strong></h3>

<p>Karahan bakır bileklik, yüzük veya benzeri takıların tıbbi bir rolü olmadığını belirtti. Bakır takıların geleneksel ve alternatif yaklaşımlarda farklı iddialarla kullanıldığını ifade eden Karahan, klinik araştırmaların bu takıların sistemik bakır düzeylerini artırmada veya hastalıkları tedavi etmede tıbbi bir faydası olmadığını gösterdiğini söyledi. Karahan, bu konuda PLOS ONE çalışmasına da işaret ederek, "Plasebo etkisinin ötesinde anlamlı bir klinik kanıt bulunmamaktadır" dedi.</p>

<p>Karahan, bakır metal formdayken cildin en dış tabakasından belirgin bir şekilde sistemik dolaşıma geçmediğini belirtti. Teri oluşturan amino asitler ve laktat ile temas eden metalik bakırın oksitlenerek yeşilimsi veya mavi bir renk bırakabileceğini ifade eden Karahan, yüzeysel deride çok küçük ve ihmal edilebilir miktarlarda iyonik tutulum olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="Bakır Takılar" class="detail-photo img-fluid" height="702" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-17-230700.png" width="1194" /></p>

<p>Ancak bu miktarın kan dolaşımına anlamlı bir düzeyde geçerek vücudun günlük bakır ihtiyacını karşılayamayacağını ve besinsel alımın yerini tutamayacağını kaydetti. Karahan, bilimsel kanıtların metal olan bakırın deri yoluyla sistemik biyoyararlanıma geçişinin yetersiz olduğunu gösterdiğini aktardı.</p>

<p>Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, sağlıklı kişilerde beslenmeye bağlı bakır eksikliğinin oldukça nadir olduğunu belirtti. Bakır eksikliğinin daha çok gastrointestinal cerrahi geçirenlerde, malabsorpsiyon sendromlarında, yüksek çinko takviyesi alanlarda ve Menkes hastalığında görülebildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Bazı cerrahi işlemler ve bağırsak hastalıkları bakır eksikliğine yol açabiliyor</strong></h3>

<p>Karahan, bariatrik cerrahi (tüp mide, gastrik bypass) veya geniş bağırsak rezeksiyonu geçiren bireylerde emilim yüzeyinin azalması nedeniyle bakır eksikliği gözlenebileceğini söyledi. Çölyak hastalığı, Crohn veya ülseratif kolit hastalarında ise emilim bozukluğu gerçekleştiği için eksiklik görülebileceğini aktardı.</p>

<p>Yüksek çinko takviyesi alanlara da değinen Karahan, uzun süre yüksek doz çinko hapı kullananlarda aşırı çinko alımının bağırsak hücrelerinde metalotionein adı verilen ve bakıra bağlanabilen bir proteinin üretimini artırdığını belirtti. Bu proteinin bakırı bağlayarak emilimini engellediğini ve aksine bakır eksikliğine yol açtığını ifade etti.</p>

<p>Menkes hastalığının (kalıtsal bakır taşıma bozukluğu) nadir görülen, X'e bağlı genetik bir bakır taşıma bozukluğu olduğunu belirten Karahan, bakır eksikliğinde demir tedavisine yanıt vermeyen anemi ile B12 eksikliğini taklit eden subakut kombine dejenerasyon tablosunun (ataksi, parestezi, yürüme güçlüğü, duyu kaybı) görülebileceğini söyledi. Ayrıca beyaz kan hücrelerinde azalma ve enfeksiyonlara yatkınlık artabildiğini aktardı.</p>

<p>Karahan, bakır eksikliğinin kollajen çapraz bağlanma bozukluğuna bağlı osteoporoz ve kemik kırılganlığında artışa yol açabileceğini belirtti. Enzim eksikliğine bağlı olarak saç renginde açılma veya solma görülebileceğini de ifade etti.</p>

<h3><strong>Fazla bakır alımı vücutta toksik etkilere neden olabiliyor</strong></h3>

<p>Karahan, bakırın vücut için esansiyel olmasına rağmen fazlasının toksik (zehirli) olduğunu söyledi. Yetişkinler için güvenli üst sınırın günlük 10 bin mikrogram, yani 10 miligram olarak belirlendiğini ifade etti.</p>

<p>Vücutta aşırı bakır birikmesinin dokularda oksidatif strese (hücrelere zarar verebilen serbest radikaller ile vücudun antioksidan savunması arasındaki dengesizlik) ve hücresel hasara yol açtığını belirten Karahan, akut zehirlenmede, örneğin bakır kaplardan veya sudan yüksek doz alımında, şiddetli bulantı, kusma, karın ağrısı ve kanlı diyare görülebileceğini dile getirdi. İleri vakalarda tübüler nekroz, renal yetmezlik ve hemolitik anemi görülebileceğini aktardı.</p>

<p>Kronik aşırı birikim veya aşırı dozda bakırın karaciğerde birikerek siroz ve karaciğer yetmezliğine yol açabileceğini belirten Karahan, beyinde birikmesi halinde ise tremor (istemsiz titreme), bazal ganglion hasarı (hareketlerin kontrolünde görev alan beyin bölgelerinde hasar) ve nörodejeneratif semptomlara (sinir hücrelerinin hasar görmesiyle ortaya çıkan belirtiler) neden olabileceğini ifade etti. Wilson hastalığının, genetik bir mutasyon sonucu bakırın safra yoluyla vücuttan atılamaması ve bunun sonucunda karaciğer, beyin ve gözde birikmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Gözde bakır birikiminin ise gözün renkli kısmının çevresinde Kayser-Fleischer halkası (kahverengi, altın veya yeşilimsi renkli halka) oluşumuna yol açabildiğini kaydetti. Karahan, bakır metabolizmasında klinik açıdan en kritik noktanın çinko-bakır dengesi olduğunu belirtti.</p>

<p>İki elementin bağırsaktan emilim sırasında aynı taşıyıcı mekanizmaları kullandığını ve birbirlerinin emilimini yarışmalı olarak engellediğini ifade etti. Kontrolsüz veya bilinçsiz şekilde kullanılan yüksek doz çinko takviyelerinin, tedaviye bağlı bakır eksikliğinin en sık karşılaşılan nedenlerinden biri olduğunu belirten Karahan, bu tür element takviyeleri planlanırken <strong>çinko</strong> ve <strong>bakır</strong> arasındaki doğru dengenin daima göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Çinko Desteği" class="detail-photo img-fluid" height="1520" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/cinko-destegi.png" width="2574" /></p>

<h3><strong>Bakır eksikliği B12 eksikliğiyle benzer nörolojik bulgular gösterebiliyor</strong></h3>

<p>Karahan, bakır eksikliği ve B12 vitamini eksikliğinin sinir sistemi açısından birbirine oldukça benzer belirtilere yol açabildiğini belirtti.</p>

<p>Sinirlerde hasar veya işlev bozukluğu (nöropati), denge ve koordinasyon bozukluğu (ataksi) ve omurilikte etkilenme (spinal kord tutulumu) gibi bulguların görülebileceğini ifade eden Karahan, B12 tedavisine rağmen düzelmeyen sinir sistemi belirtileri veya tedaviye yanıt vermeyen anemisi (kansızlığı) bulunan hastalarda kandaki bakır ve seruloplazmin (bakırın vücutta taşınmasına yardımcı olan protein) düzeylerinin değerlendirilmesinin tanı açısından oldukça önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Karahan, bakır takıların vücuttaki bakır dengesine katkı sağladığı veya bakır seviyesini artırdığına ilişkin bilimsel herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Şilan Eylül Kandemir</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakir-eksikligi-hangi-belirtilerle-ortaya-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bakir-1.jpeg" type="image/jpeg" length="77648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İDOB 2026-2027 sezonunu Beethoven'ın 9. Senfonisi ile açtı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/idob-2026-2027-sezonunu-beethovenin-9-senfonisi-ile-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/idob-2026-2027-sezonunu-beethovenin-9-senfonisi-ile-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 2026-2027 sanat sezonunu Ludwig van Beethoven’ın 9. Senfonisi konseriyle açtı. Gecede yapay zekanın sanatsal üretimine dair çarpıcı bir kıyaslama yapan Şef İbrahim Yazıcı, "Beethoven 9. Senfoni’yi yarım bıraksaydı yapay zeka finale koro koyamazdı; çünkü bu mevcut veriyi işlemek değil, özgün bir yaratıcılıktır" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 2026-2027 sanat sezonunun açılışını klasik müzik tarihinin anıt yapıtlarından Ludwig van Beethoven'ın 9. Senfonisi ile gerçekleştirdi.</p>

<p>Konserin açılış konuşmasını yapan orkestra şefi İbrahim Yazıcı, 2027 yılının Beethoven'ın ölümünün 200. yıl dönümü olduğuna dikkat çekerek, <i>"Bestecinin 250. doğum yılı maalesef salgın sebebiyle yarım yamalak kutlanabilmişti. Önümüzdeki yıl bunu telafi edebilmeyi umuyoruz. Biz de yeni sezonumuzu şimdiden Beethoven'ın dev eseri 9. Senfoni ile açıyoruz"</i> dedi.</p>

<p><img alt="Idob1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/idob1.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>"Yapay Zeka 9. Senfoni'nin finaline koro eklemeyi düşünemezdi"</strong></h3>

<p>Eserin 1822-1824 yılları arasında, bestecinin işitme yetisini tamamen yitirdiği bir dönemde yazıldığını hatırlatan Şef Yazıcı, müzik dünyasında süregelen yapay zeka ve sanatsal yaratıcılık tartışmalarına da değindi.</p>

<p>Beethoven'ın eksik kalan 10. Senfonisi'nin yapay zekaya bestecinin önceki verileri yüklenerek tamamlanma girişimlerini örnek gösteren Yazıcı, çarpıcı bir kıyaslamada bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Beethoven 9. Senfoni'yi yarım bıraksaydı ve yapay zekaya ilk 8 senfonisi yüklenerek eserin devamı oluşturulsaydı, yapay zeka final bölümünde koro kullanmayı düşünebilir miydi? Bence hayır. Çünkü bu, yalnızca mevcut verilerden hareket etmek değil; tamamen yeni, kırılma yaratan ve özgün bir yaratıcılık ortaya koymaktır."</i></p>
</blockquote>

<p>Senfoninin dördüncü bölümünde "iyiliğin kötülüğe karşı mücadelesinin" işlendiğini belirten İbrahim Yazıcı, bu dramatik çatışmada vurmalı çalgıların belirleyici bir ağırlık taşıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu kesitin müzik literatüründe "Türk Marşı" adıyla da anıldığını aktaran Yazıcı, dönemin en kudretli askeri güçlerinden biri olan Osmanlı ordusunun uzaktan yaklaşmasının, Beethoven tarafından özellikle mehter geleneğini yansıtan vurmalı çalgıların tınılarıyla tasvir edildiğini dile getirdi.</p>

<p>Sezon açılış konserinde İDOB Orkestrası'nı şef İbrahim Yazıcı yönetirken, İDOB Korosu koro şefi Paolo Villa idaresinde sahne aldı. Eserin solist partilerini ise soprano Dilruba Bilgi, mezzosoprano Aylin Ateş, tenor Berk Dalkılıç ve bas Burak Bilgili seslendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/idob-2026-2027-sezonunu-beethovenin-9-senfonisi-ile-acti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/idob.webp" type="image/jpeg" length="14486"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'den emsal "arabuluculuk" kararı: "Aşırı şekilci yorumla" işe iade davasının reddine hak ihlali kararı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/aymden-emsal-arabuluculuk-karari-asiri-sekilci-yorumla-ise-iade-davasinin-reddine-hak-ihlali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/aymden-emsal-arabuluculuk-karari-asiri-sekilci-yorumla-ise-iade-davasinin-reddine-hak-ihlali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, arabuluculuk başvuru formunda "işe iade" kutucuğunun işaretlenmediği gerekçesiyle davayı usulden reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını Anayasa'ya aykırı buldu. Son tutanakta işe iade konusunun fiilen müzakere edildiğini vurgulayan Yüksek Mahkeme, aşırı şekilci yorumun hak arama özgürlüğünü engellediğine ve "mahkemeye erişim hakkının" ihlal edildiğine hükmetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), arabuluculuk başvuru formu ve son tutanağındaki ifadelere katı ve aşırı şekilci yaklaşarak işe iade davasını usulden reddeden istinaf mahkemesinin kararını Anayasa'ya aykırı buldu. Yüksek Mahkeme, işçinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan "mahkemeye erişim hakkının" ihlal edildiğine oy birliğiyle hükmetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resmî Gazete'de yayımlanan emsal karara konu olan süreç, özel bir güvenlik şirketinde çalışan U.Ö.'nün iş akdinin feshedilmesiyle başladı. İşe iade talebiyle dava açan U.Ö.'nün başvurusunu inceleyen İzmir 11. İş Mahkemesi, feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verdi.</p>

<h2><strong>İstinaf Mahkemesi "Kutucuk işaretlenmedi" diye davayı usulden reddetti</strong></h2>

<p>Davalı işverenin karara itiraz etmesi üzerine dosya istinaf incelemesine taşındı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, arabuluculuk başvuru formunda yer alan "işe iade" seçeneğinin işaretlenmediğini ve son tutanakta yer alan ifadelerin bu talebi eksiksiz kapsamadığını gerekçe gösterdi. İstinaf dairesi, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını kaldırarak davayı usulden reddetti.</p>

<p>İstinafın ret kararı üzerine işçi U.Ö., adil yargılanma ve mahkemeye erişim haklarının zedelendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.</p>

<h3><strong>AYM: "Tutanakta müzakere edildiği açık, aşırı şekilcilik ölçüsüz külfet yarattı"</strong></h3>

<p>Dosyayı esastan inceleyen Anayasa Mahkemesi, arabuluculuk son tutanağında tarafların işe iade hususunu fiilen müzakere ettiklerinin ve bu konuda anlaşmaya varamadıklarının açıkça kayıt altına alındığına dikkat çekti.</p>

<p>İstinaf mahkemesinin formdaki işaretlemeler üzerinden vardığı sonucun hak arama özgürlüğünü sınırlandıran katı bir yorum olduğunu vurgulayan Yüksek Mahkeme, gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Arabuluculuk son tutanağında işe iade konusunun müzakere edildiğine dair beyanların bulunmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin dava şartının gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmesi, başvurucunun dava açmasını zorlaştırmış ve arabuluculuk şartına ilişkin kurallar bakımından aşırı şekilci bir yaklaşım sergilenmiştir. Bu katı yorum, başvurucu üzerinde ağır bir külfete sebebiyet vermiş ve hedeflenen meşru amaçlarla karşılaştırıldığında ölçülü olmamıştır."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Yeniden yargılama kararı verildi</strong></h3>

<p>Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve dosyanın yeniden görülmesi amacıyla karar örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesine iletilmek üzere İzmir 11. İş Mahkemesine gönderilmesine hükmetti. Başvurucunun maddi/manevi tazminat talebi ise ihlalin yeniden yargılamayla giderilebileceği gerekçesiyle reddedildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/aymden-emsal-arabuluculuk-karari-asiri-sekilci-yorumla-ise-iade-davasinin-reddine-hak-ihlali-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-6079e27fa44e2dfb4b32af3cf52937d8jpg.webp" type="image/jpeg" length="46042"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kapadokya Uluslararası Orta Çağ Panayırı'na ev sahipliği yaptı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kapadokya-uluslararasi-orta-cag-panayirina-ev-sahipligi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kapadokya-uluslararasi-orta-cag-panayirina-ev-sahipligi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde yaşayan mimar Muammer Erinal, çocukluk masallarından ilham alarak başlattığı Orta Çağ tutkusunu uluslararası bir festivale dönüştürdü. Meksika’dan Rusya’ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce tarih meraklısı, geleneksel dönem kostümleri ve zırhlarıyla Kapadokya’nın mistik dokusunda zamanda yolculuğa çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde yaşayan mimar Muammer Erinal, çocukluğunda annesinin okuduğu masallarla başlayan Orta Çağ tutkusunu, dünyanın dört bir yanından meraklıları buluşturan uluslararası bir festivale dönüştürdü.</p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528431 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528431-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<p>Dönem kıyafetleri, zırhlar ve tematik aksesuarlarla Kapadokya’nın tarihi dokusunda bir araya gelen yüzlerce katılımcı, bölgede adeta zamanda yolculuk havası estiriyor.</p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528433 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="776" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528433-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinden 1987 yılında mezun olduktan sonra mesleğe adım atan ve 24 yıldır yaşamını Ürgüp’te sürdüren 60 yaşındaki Erinal, önce ilçedeki tarihi bir yapıyı restore ederek Orta Çağ konseptli bir restorana çevirdi. Ardından hem ilçe turizmine katkı sunmak hem de dönem meraklılarını buluşturmak amacıyla 2023 yılında panayır projesini başlattı.</p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528442 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528442-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>"Karton atlarla başlayan hayal gerçek oldu"</strong></h3>

<p>Sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla her yıl eylül ayında 4 gün boyunca düzenlenen panayır, kısa sürede sınırları aşan bir ilgiye ulaştı. Çocukluğunda kurduğu düşlerin gerçeğe dönüşmesinden duyduğu mutluluğu dile getiren Muammer Erinal, o günleri şu sözlerle anlattı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bu tarz kitaplar okurdum, hatta okumaya başlamadan önce annem bana okurdu. Kendime küçük kahramanlar çizerdim. Onları yine kartondan kestiğim atların üzerinde savaştırıyordum, konuşturuyordum. Dedem, 'Keşke bunları kaydedecek bir şey olsa, büyüyünce seyredersin' derdi. Şimdi esasında bu hayalimi gerçekleştirdim."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528441 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528441-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Meksika ve El Salvador’dan katılımcılar geldi</strong></h3>

<p>İlk etkinliği düzenlediklerinde bu denli geniş bir kitleye ulaşmayı beklemediklerini aktaran Erinal, ilginin her geçen yıl katlanarak büyüdüğünü kaydetti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Sırf bu etkinliğe katılmak için 6-7 aydır kostüm yapan, kostüm araştıran, yurt dışından kostümler getiren insanlar var. İlk panayırı yaptığımız zaman El Salvador'dan, Meksika'dan ulaştığımız sanatçılar geldi, Türkiye'nin her yerinden ziyaretçiler geldi. Hakikaten bir ara o kalabalığı görünce duygulandım. Yüzlerce insan gelmişti ama her sene büyüyor; bu sene binlerce insan var. Kendimi eskiden bu alanda yalnız hissederdim ancak Orta Çağ meraklısı devasa bir kitle varmış. Bir arada olmak büyük keyif."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528438 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528438-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>"Kapadokya'nın mistik dokusu bu ruha çok uygun"</strong></h3>

<p>Projede yer alan mimar kızı Ada Erinal, Kapadokya’nın doğal ve tarihi yapısının etkinlikle kusursuz bir uyum yakaladığını vurgulayarak, <i>"Dışarı çıktığınızda zaten taş binalar, loş ışıklar var. Bunu büyükşehirlerde yakalayamazsınız. İleride organizasyonu daha da büyütmek istersek Kapadokya’nın mistik atmosferi buna son derece elverişli"</i> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528435 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528435-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<p>Etkinliğe Eskişehir’den katılan tarih ve mitoloji meraklısı Deniz Apaydın, organizasyonun sunduğu hissi <i>"Şehir hayatından çıkıp buraya geldiğimde sanki farklı bir zaman dilimine ışınlanıp orada yaşamış gibi hissediyorum"</i> sözleriyle özetlerken; Rusya'dan ilk kez Türkiye'ye gelen Rafael Bukov ise Kapadokya'daki atmosferi büyüleyici ve heyecan verici bulduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528434 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528434-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /><img alt="Kapadokya Uluslararası Orta Çağ Panayırı'na ev sahipliği yaptı-4" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528437-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kapadokya-uluslararasi-orta-cag-panayirina-ev-sahipligi-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528440-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" type="image/jpeg" length="61881"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir'de Zafer Uğur Soylu-Mehmet Akif Yalçın İkilisi'nin: ETİ Odunpazarı Rallisi nefes kesti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/eskisehirde-zafer-ugur-soylu-mehmet-akif-yalcin-ikilisinin-eti-odunpazari-rallisi-nefes-kesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/eskisehirde-zafer-ugur-soylu-mehmet-akif-yalcin-ikilisinin-eti-odunpazari-rallisi-nefes-kesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Petrol Ofisi Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası'nın beşinci ayağı olan ETİ Odunpazarı Eskişehir Rallisi'nde zafer, GP Garage My Team adına yarışan Uğur Soylu - Mehmet Akif Yalçın ikilisinin oldu. 38 ekibin 501 kilometrelik zorlu parkurda mücadele ettiği organizasyonda genel klasman ikinciliğini Burak Çukurova - Burak Akçay, üçüncülüğü ise Eytan Halfon - Gürkal Menderes elde etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Petrol Ofisi Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın beşinci ayağı olan ETİ Odunpazarı Eskişehir Rallisi, GP Garage My Team adına yarışan <strong>Uğur Soylu - Mehmet Akif Yalçın</strong> ekibinin birinciliğiyle tamamlandı.</p>

<p>Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) koordinasyonunda Eskişehir Otomobil Spor Kulübü (ESOK) tarafından düzenlenen organizasyon; Eskişehir Valiliği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi ve Eskişehir Ticaret Odası’nın katkılarıyla hayata geçirildi. 38 ekibin start aldığı zorlu ralli, 120 kilometresi özel etaplardan oluşan toplam 501 kilometrelik zorlu parkurda koşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A A 20260920 42525164 42525162 T U R K I Y E R A L L I S A M P I Y O N A S I N I N 5 A Y A G I E S K I S E H I R D E S O N A E R D I" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260920-42525164-42525162-t-u-r-k-i-y-e-r-a-l-l-i-s-a-m-p-i-y-o-n-a-s-i-n-i-n-5-a-y-a-g-i-e-s-k-i-s-e-h-i-r-d-e-s-o-n-a-e-r-d-i.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>Genel klasmanda podyum belli o</strong><strong>ldu</strong></h3>

<p>İki gün süren kıyasıya rekabetin ardından genel klasman basamakları şu şekilde oluştu:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Uğur Soylu - Mehmet Akif Yalçın</strong> (GP Garage My Team)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Burak Çukurova - Burak Akçay</strong> (BC Vision Egemot Motorsport)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Eytan Halfon - Gürkal Menderes</strong> (GP Garage My Team)</p>
 </li>
</ol>

<p>Zirvenin sahibi Uğur Soylu-Mehmet Akif Yalçın ekibi genel klasman zaferinin yanı sıra <strong>Remed Assistance Özel Ödülü</strong>, <strong>Sınıf 2</strong> ve <strong>avantaj etabı</strong> birinciliklerini de hanesine yazdırdı. Takımlar klasmanında ise en çok puanı toplayan <strong>GP Garage My Team</strong> podyumun en üst basamağında yer aldı.</p>

<h3><strong>Sınıf ve Özel Kategori Kazananları</strong></h3>

<p>Rallinin farklı kategorilerinde liderlik mücadelesi veren ekiplerin başarıları şöyle sıralandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İki Çeker ve Sınıf 4:</strong> Ömer Faruk Çabuk - Alperen Tetik</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sınıf 3:</strong> Hüseyin Çetmen - Soner Çevik (BC Vision Egemot Motorsport)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sınıf 5:</strong> Burak Başlık - Sedat Bostancı</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Genç Pilotlar:</strong> Ersin Ören - Demir Sancaklı</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kadın Pilotlar:</strong> Kübra Denizci Keskin (Team Binance TR / Co-pilot: Kerem Deveci)</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Behiç Yurdaçalışan TOSFED Ralli Kupası'nda heyecan</strong></h3>

<p>Organizasyon kapsamında koşulan Behiç Yurdaçalışan TOSFED Ralli Kupası’nda genel klasman ve Kategori 4 birinciliğini <strong>Gürol Baranlı - Burak Koç</strong> kazandı.</p>

<p>Genel klasman ikincisi ve Kategori 3 birincisi <strong>Ömer Güneş - Sevi Akal</strong> olurken, genel klasman üçüncülüğünü <strong>Murat Çetin - Derya Ulus</strong> elde etti. Kategori 2'de <strong>Baran Demirkan - Tarık Doğançay</strong>, Kategori 1'de ise <strong>Candan Erim - Mesut Şafak Doğan</strong> zafere ulaştı. Candan Erim aynı zamanda kupanın Kadın Pilotlar birincisi olurken, Kadın Co-Pilotlar ödülü Sevi Akal'ın oldu.</p>

<h3><strong>Sıradaki durak: Kocaeli Rallisi</strong></h3>

<p>Petrol Ofisi Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası takvimi, 17-18 Ekim tarihlerinde koşulacak sezonun altıncı ayağı Kocaeli Rallisi ile hız kesmeden devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/eskisehirde-zafer-ugur-soylu-mehmet-akif-yalcin-ikilisinin-eti-odunpazari-rallisi-nefes-kesti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260920-42525164-42525163-t-u-r-k-i-y-e-r-a-l-l-i-s-a-m-p-i-y-o-n-a-s-i-n-i-n-5-a-y-a-g-i-e-s-k-i-s-e-h-i-r-d-e-s-o-n-a-e-r-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="73396"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda dev derbi: Fenerbahçe ile Beşiktaş karşılaşıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-kupasinda-dev-derbi-fenerbahce-ile-besiktas-karsilasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-kupasinda-dev-derbi-fenerbahce-ile-besiktas-karsilasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Basketbolda sezonun ilk büyük kupası sahibini buluyor. 39. Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda Fenerbahçe Tarfin ile Beşiktaş karşı karşıya gelecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Basketbol Süper Ligi ve Türkiye Kupası’nda 2025-2026 sezonunu şampiyon Fenerbahçe Tarfin ve ikinci olarak tamamlayan Beşiktaş, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı müzelerine götürmek için yarın parkeye çıkacak. Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanacak dev derbi, saat 20.00’de başlayacak.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>GÖZLER SİNAN ERDEM’DE</strong></h2>

<p dir="ltr">Fenerbahçe Tarfin ile Beşiktaş arasındaki mücadele, yeni sezon öncesinde iki takım için de önemli bir sınav olacak. Sarı-lacivertliler, geçtiğimiz sezon Basketbol Süper Ligi ve Türkiye Kupası’nda elde ettiği şampiyonluklara Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı da eklemek isterken, Beşiktaş güçlü rakibi karşısında kupaya uzanarak sezona moralli başlamayı hedefliyor.</p>

<p dir="ltr">İki takımın karşılaşması, aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Kupası tarihindeki rekabet açısından da dikkat çekiyor.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>FENERBAHÇE'NİN 8 KUPASI BULUNUYOR</strong></h2>

<p dir="ltr">Fenerbahçe, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı 8 kez kazanarak organizasyonda önemli bir başarıya sahip.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Sarı-lacivertli ekip, kupadaki ilk şampiyonluğunu 1990 yılında Galatasaray'ı 95-86 mağlup ederek elde etti. Fenerbahçe, 1991 ve 1994 yıllarında da kupayı kazanmayı başardı.</p>

<p dir="ltr">Uzun bir aranın ardından 2007 yılında yeniden şampiyonluk yaşayan sarı-lacivertliler, finalde Anadolu Efes'i 79-77 mağlup etti. Fenerbahçe, 2013, 2016 ve 2017 yıllarında da kupayı müzesine götürdü.</p>

<p dir="ltr">Sarı-lacivertli ekip son olarak 2025 yılında Cumhurbaşkanlığı Kupası'nın sahibi oldu. Böylece Fenerbahçe'nin organizasyondaki şampiyonluk sayısı 8'e yükseldi.</p>

<p dir="ltr">Fenerbahçe ayrıca Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda 11 kez ikincilik elde etti.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>BEŞİKTAŞ'IN TEK ŞAMPİYONLUĞU 2012'DE</strong></h2>

<p dir="ltr">Beşiktaş ise Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda bugüne kadar bir kez şampiyonluk sevinci yaşadı.</p>

<p dir="ltr">Siyah-beyazlı ekip, 30 Eylül 2012 tarihinde oynanan karşılaşmada Anadolu Efes'i 77-75 mağlup ederek kupayı tarihinde ilk kez müzesine götürdü.</p>

<p dir="ltr">Beşiktaş, organizasyonda iki kez daha final oynadı. Siyah-beyazlılar 1987 yılında Karşıyaka'ya, 2025 yılında ise Fenerbahçe'ye mağlup olarak kupayı ikinci sırada tamamladı.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>BİR YIL SONRA YENİDEN KARŞI KARŞIYA</strong></h2>

<p dir="ltr">Fenerbahçe ile Beşiktaş, geçen yıl da Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda karşı karşıya gelmişti. Sarı-lacivertliler, 2025 yılında oynanan finalde rakibini mağlup ederek kupanın sahibi olmuştu.</p>

<p dir="ltr">Bu kez iki ekip, bir yıl aranın ardından Cumhurbaşkanlığı Kupası için yeniden kozlarını paylaşacak.</p>

<p dir="ltr">Fenerbahçe, organizasyondaki 9. şampiyonluğunu hedeflerken, Beşiktaş ikinci kez kupayı müzesine götürmenin hesaplarını yapacak.</p>

<p dir="ltr">Basketbolseverlerin büyük ilgi göstermesi beklenen mücadelede sezonun ilk kupası sahibini bulacak.</p>

<h3 dir="ltr">MAÇIN BİLGİLERİ</h3>

<p dir="ltr"><strong>Fenerbahçe Tarfin - Beşiktaş</strong><br />
<strong>Tarih:</strong> 22 Eylül Salı<br />
<strong>Saat:</strong> 20.00<br />
<strong>Salon:</strong> Sinan Erdem Spor Salonu<br />
<strong>Organizasyon:</strong> 39. Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hakan Şahin</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-kupasinda-dev-derbi-fenerbahce-ile-besiktas-karsilasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/fenerbahce-besiktas-2.jpg" type="image/jpeg" length="54875"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İçişleri Bakanlığı: Diyarbakır'da 99 yasa dışı kenevir ekim alanı imha edildi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/icisleri-bakanligi-diyarbakirda-99-yasa-disi-kenevir-ekim-alani-imha-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/icisleri-bakanligi-diyarbakirda-99-yasa-disi-kenevir-ekim-alani-imha-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, Diyarbakır'ın Lice ve Kulp ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 217 bin 608 kök kenevir ve skunkın imha edildiğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İçişleri</strong> <strong>Bakanlığı</strong>nın resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, <strong>Diyarbakır</strong>'ın <strong>Lice</strong> ve <strong>Kulp</strong> ilçelerinde jandarma ekiplerince gerçekleştirilen operasyonlarda 5 ton toz esrar üretilebilecek 217 bin 608 kök kenevir ve skunkın imha edildiği bildirildi. Çalışmalarda ayrıca 15 kilogram esrar ele geçirildi.</p>

<h2><strong>Lice ve Kulp'ta operasyonlar düzenlendi</strong></h2>

<p>Operasyonlar, <strong>Jandarma Genel Komutanlığı </strong>Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Lice ve Kulp Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda gerçekleştirildi. Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Narkotik Şube Müdürlüğü ekiplerinin görev aldığı çalışmalarda, "Yasa Dışı Kenevir Ekimi İle Mücadele Eylem Planı" kapsamında hareket edildi.</p>

<p>Operasyonlara 64 operasyonel timden 570 personel katılırken, çalışmalarda uzaktan algılama sistemlerinden de yararlanıldı.</p>

<h3><strong>99 yasa dışı ekim alanı tespit edildi</strong></h3>

<p>Yürütülen <strong>operasyon</strong>lar sonucunda 99 yasa dışı kenevir ekim alanı belirlendi ve bu alanlarda imha çalışması yapıldı. Saha faaliyetleri sırasında 15 kilogram esrar da ele geçirildi.</p>

<p>Operasyonlarda 5 ton toz esrar elde edilebileceği belirtilen 217 bin 608 kök kenevir ve skunkın imhası gerçekleştirildi.</p>

<h3><strong>Uyuşturucuyla mücadele sürdürülecek</strong></h3>

<p>İçişleri Bakanlığının paylaşımında, sokak satıcıları, uyuşturucu imalatçıları ve yasa dışı uyuşturucu ekim faaliyetlerine karşı yürütülen mücadelenin kararlılıkla devam edeceği ifade edildi.</p>

<p>Paylaşımda ayrıca Jandarma personeli, Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı, <strong>Cumhuriyet Başsavcılıkları </strong>ve operasyona katkı sağlayanlar tebrik edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Diyarbakır'da Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonda 5 ton toz esrar elde edilebilecek 217 bin 608 kök kenevir ve skunk imha edildi.<br />
<br />
Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Lice ve Kulp Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde;… <a href="https://t.co/CJtJHGThPF" rel="nofollow">pic.twitter.com/CJtJHGThPF</a></p>
— T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) <a href="https://x.com/TC_icisleri/status/2101944845820473414?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">September 21, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/icisleri-bakanligi-diyarbakirda-99-yasa-disi-kenevir-ekim-alani-imha-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/diyarbakirda-99-yasa-disi-kenevir-ekim-alani-imha-edildi.png" type="image/jpeg" length="83310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray yönetiminde Okan Buruk çatlağı: 9 maddelik eleştiri listesi ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/galatasaray-yonetiminde-okan-buruk-catlagi-9-maddelik-elestiri-listesi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/galatasaray-yonetiminde-okan-buruk-catlagi-9-maddelik-elestiri-listesi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor karşısında alınan 4-0'lık hezimetin ardından Galatasaray'da sular durulmuyor. Sarı-kırmızılı yöneticilerin Teknik Direktör Okan Buruk'u; taktiksel ısrarlar, İlkay Gündoğan tercihi, rakip analizi yetersizliği ve kenardaki kart görme alışkanlığını içeren 9 maddelik sert bir liste üzerinden hedef aldığı iddia edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig’de Trabzonspor deplasmanında alınan 4-0’lık ağır mağlubiyetin ardından Galatasaray’da sular durulmuyor. Sahadaki etkisiz futbol ve farklı yenilgi eleştiri oklarını teknik heyete çevirirken, sarı-kırmızılı yönetim içinde de teknik direktör Okan Buruk’un geleceğinin ve tercihlerinin yüksek sesle tartışılmaya başlandığı ileri sürüldü.</p>

<p>Sabah Gazetesi'nde yer alan iddiaya göre, bazı sarı-kırmızılı yöneticilerin Buruk’un taktiksel yaklaşımlarını, kadro tercihlerini ve saha kenarındaki tutumunu 9 maddelik bir eleştiri raporu halinde masaya getirdiği belirtildi.</p>

<p><img alt="Okanburuk 589808" class="detail-photo img-fluid" height="523" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/okanburuk-589808.webp" width="930" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yönetimin hedefindeki 9 kritik madde</strong></h2>

<p>Kulüp kulislerinde yankı uyandıran ve sarı-kırmızılı idarecilerin deneyimli çalıştırıcıya yönelttiği öne sürülen 9 maddelik eleştiri listesi şu başlıklardan oluşuyor:</p>

<p><strong>1. Analiz Yetersizliği:</strong> Takımın belirgin bir oyun planından yoksun kalması ve rakiplerin zayıf/güçlü yönlerine dair analiz eksikliklerinin bulunması.</p>

<p><strong>2. Taktiksel Tekdüzelik:</strong> Her maça rakibin yapısına bakılmaksızın ezberlenmiş aynı taktikle çıkılması.</p>

<p><img alt="Galatasaray yönetiminde Okan Buruk çatlağı: 9 maddelik eleştiri listesi ortaya çıktı-2" class="detail-photo img-fluid" height="558" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/okan-buruk-1-246142.webp" width="930" /></p>

<p><strong>3. Diziliş Israrı ve Bireysel Formsuzluklar:</strong> Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz ve Leroy Sane'nin sergilediği düşüşe rağmen sahada 4-2-3-1 formasyonundan taviz verilmemesi.</p>

<p><strong>4. Fırsatların Kaçması:</strong> Trabzonspor'un orta saha hattındaki bariz zaaflarına rağmen maç boyunca bu açığın değerlendirilememesi.</p>

<p><strong>5. Kadro Tercihleri:</strong> İlkay Gündoğan’ın neden süre alamadığı sorgulanırken, Aleksey Batrakov’un mutlaka forvet arkasında değerlendirilmesi gerektiği.</p>

<p><img alt="Okan Buruk555 950767" class="detail-photo img-fluid" height="523" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/okan-buruk555-950767.webp" width="930" /></p>

<p><strong>6. Defansif Zafiyet ve Sistem Arayışı:</strong> Defansif orta saha kurgusunun güçlendirilememesi, hücum geçişlerinde yaşanan basit top kayıpları ve sağ bek krizine çözüm olarak 3-4-3 alternatifinin masada tutulmaması.</p>

<p><strong>7. Çift Forvetli Çözüm:</strong> Wilfried Singo’nun sakatlık dönüşüyle birlikte takımın 4-4-2 sistemine geçişinin denenmesi gerekliliği.</p>

<p><strong>8. Eksiklerin Yerini Dolduramama:</strong> Mario Lemina, Victor Osimhen ve Wilfried Singo’nun yokluğunda takım içi alternatif çözümler üretilememesine rağmen aynı oyun şablonunda ısrar edilmesi.</p>

<p><strong>9. Saha Kenarı Disiplini:</strong> Deneyimli teknik adamın saha kenarındaki gerginliği ve neredeyse her maçta hakemlerden kart görmeyi artık bırakması gerektiği.</p>

<p>Trabzon deplasmanında kaybedilen 3 puanın ötesinde sergilenen oyunun camiada yarattığı kırılma sürerken, yönetimin söz konusu eleştirileri milli maç arasında kapsamlı şekilde değerlendirmesi bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/galatasaray-yonetiminde-okan-buruk-catlagi-9-maddelik-elestiri-listesi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/okan-buruk-637249.webp" type="image/jpeg" length="16663"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alzheimerde genetik yapı kadar damar sağlığı ve yaşam rarzı da rol oynuyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/alzheimerde-genetik-yapi-kadar-damar-sagligi-ve-yasam-rarzi-da-rol-oynuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/alzheimerde-genetik-yapi-kadar-damar-sagligi-ve-yasam-rarzi-da-rol-oynuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaş ilerledikçe artan hafıza sorunlarının her zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Mehmet Güney Şenol, günlük yaşamı aksatan unutkanlıkların Alzheimer habercisi olabileceği uyarısında bulundu. Şenol; aynı soruların tekrarı, eşyaların kaybedilmesi ve konuşma güçlükleri gibi erken belirtilerin vakit kaybetmeden uzman hekimlerce değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Medicana Kadıköy Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Mehmet Güney Şenol, yaş ilerledikçe sıklaşan unutkanlığın her zaman yaşlanmanın doğal bir neticesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, günlük pratikleri sekteye uğratan hafıza sorunlarının Alzheimer habercisi olabileceğini bildirdi.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamada, demans vakalarının en yaygın nedeni konumundaki Alzheimer hastalığının hafıza ve öğrenme süreçlerinden muhakeme, planlama ve günlük yaşam becerilerine kadar geniş bir bilişsel alanı etkilediği vurgulandı.</p>

<h3><strong>Erken evredeki ipuçlarına dikkat </strong></h3>

<p>Alzheimer tablosunun yalnızca unutkanlıktan ibaret kalmadığına işaret eden Doç. Dr. Şenol, erken dönemde özellikle yeni öğrenilen bilgilerin akılda tutulamamasının öne çıktığını belirterek semptomları şöyle aktardı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Aynı soruların sık sık sorulması, eşyaların alışılmadık yerlere konulması, konuşma sırasında doğru kelimeyi bulmakta zorlanma, tarihleri karıştırma veya daha önce bilinen bir yerde kaybolma erken dönemde görülebilen belirtilerdir. Hastalık ilerledikçe günlük işlerin planlanması ve tamamlanması, karar verme ve muhakeme gibi becerilerde de bozulmalar ortaya çıkabilir."</i></p>
</blockquote>

<p>Yaşa bağlı doğal unutkanlık ile klinik belirtilerin birbirine karıştırılmaması gerektiğini hatırlatan Şenol, temel ayrımın unutkanlığın frekansı ve bireyin günlük fonksiyonlarını ne derece kısıtladığı üzerinden yapılacağını ifade etti.</p>

<h3><strong>Genetik yapı kadar damar sağlığı ve yaşam tarzı da rol oynuyor</strong></h3>

<p>İleri yaşın değiştirilemeyen en kuvvetli risk faktörü olduğunu belirten Şenol, tablonun genel sağlık durumuyla olan doğrudan bağına dikkat çekti. Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve obezite gibi damar sağlığını bozan etkenler beyin işlevlerini de doğrudan tehdit ettiğini vurgulayan Şenol sigara, aşırı alkol tüketimi ve sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı bilişsel rezervi aşındırdığını ifade etti. Şenol düzensiz uyku ritmi, geçirilmiş kafa travmaları ve genetik yatkınlıklar risk değerlendirmelerinde öne çıktığını söyledi.</p>

<h3><strong>"Her unutkanlık alzheimer değildir"</strong></h3>

<p>Doç. Dr. Şenol, depresyon, uyku apnesi gibi uyku bozuklukları ve çeşitli metabolik rahatsızlıkların da unutkanlığa yol açabileceğini hatırlatarak erken tıbbi değerlendirmenin önemine değindi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>"Tanı sürecinde kişinin yalnızca kendi anlatımı değil, yakınlarının gözlemleri de dikkate alınabilir. Gerekli görüldüğünde nöropsikolojik testler ve beyin görüntüleme yöntemleriyle değerlendirme genişletilebilir. Böylece yaşa bağlı değişikliklerle hastalık belirtilerinin birbirinden ayrılması mümkün olabilir."</i></p>
</blockquote>

<p>Hastalığı bütünüyle ortadan kaldıran kesin bir tedavi henüz bulunmasa da kişinin evresine, genel fiziki kondisyonuna ve eşlik eden hastalıklarına göre ilaçlı ve ilaçsız destekleyici yaklaşımların uygulandığını belirten Şenol, son yıllarda erken evreye dönük yeni seçeneklerin de klinik gündeme taşındığını aktardı.</p>

<p>Korunma mekanizmalarında değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının hayati olduğunu kaydeden Doç. Dr. Şenol, sözlerini şu tavsiyelerle tamamladı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Unutkanlığın günlük yaşamı etkilemeye başlaması önemli bir işarettir. Daha önce kolaylıkla yapılan işlerde zorlanma, yakın zamanda yaşanan olayların hatırlanamaması veya yakın çevrenin belirgin davranış değişiklikleri fark etmesi durumunda hekim değerlendirmesi gerekir. Amaç her unutkanlığı hastalık olarak görmek değil, hastalık belirtisi olabilecek değişiklikleri zamanında fark edebilmektir. Zihinsel olarak aktif kalmak, yeni bilgiler öğrenmek, sosyal bağları korumak, kaliteli uyumak ve kardiyovasküler parametreleri dengede tutmak sağlıklı yaşlanmanın anahtarıdır."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/alzheimerde-genetik-yapi-kadar-damar-sagligi-ve-yasam-rarzi-da-rol-oynuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/alzheimer-1.webp" type="image/jpeg" length="49783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ: "Artık kota fazlası veriyoruz, madalya sayımız katlanacak"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-atletizm-federasyonu-baskani-ahmet-karadag-artik-kota-fazlasi-veriyoruz-madalya-sayimiz-katlanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-atletizm-federasyonu-baskani-ahmet-karadag-artik-kota-fazlasi-veriyoruz-madalya-sayimiz-katlanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ, uluslararası arenada kota fazlası vermeye başladıklarını belirterek, "Artık barajı geçen sporcularımız arasında eleme yapıyoruz; bu nicelik artışı madalya sayımıza yansıyacak" dedi. Karadağ ayrıca, 2036 Olimpiyatları vizyonu kapsamında ilk Cumhurbaşkanlığı Yarı Maratonu'nun 11 Ekim'de koşulacağını müjdeledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) Başkanı Ahmet Karadağ, Türk atletizminde rekabetin ve sporcu kalitesinin her geçen gün arttığını belirterek, uluslararası büyük şampiyonalarda artık kota fazlası vermeye başladıklarını ve bu niceliksel büyümenin doğrudan madalya başarısına yansıyacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kayseri'de bu yıl 6'ncısı düzenlenen Uluslararası Kayseri Yarı Maratonu'nu takip eden Karadağ, Türk atletizminin altyapı hamlesi, uluslararası kotalar ve önümüzdeki organizasyon takvimine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<h2><strong>"Kota geçen sporcularımızı elemek zorunda kalıyoruz"</strong></h2>

<p>İngiltere'de 10-16 Ağustos tarihlerinde düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası'na tarihi bir rekor kotayla katıldıklarını hatırlatan Ahmet Karadağ, kaliteli sporcu havuzundaki genişlemeyi şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bizim en büyük sıkıntımız kaliteli sporcu yetiştirmek konusundaydı ve son dönemlerde kaliteli sporcu sayımız belirgin şekilde arttı. Akdeniz Oyunları'nda 15 madalya aldık ancak bunun ötesinde Avrupa Şampiyonası'na tarihteki en yüksek kotayla gittik. Biz hep, 'ABD'ye bakın; 100 metrede olimpiyata gidebilecek 10 sporcusu var, kendi arasında seçme yapıp 3 kişiyi götürüyor' derdik.</i></p>

<p><i>Şimdi bizde de benzer bir tablo oluştu. Örneğin 3 bin metre engelli kadınlarda 5 sporcumuz barajı geçti ve regülasyon gereği 3 kişiyi götürmek zorunda kaldık. Yani artık kotaları fazladan geçen sporcularımızı elemek durumunda kalıyoruz. Yürüyüş branşında da benzer şekilde kota fazlası verdik. Bu tablo sayısal başarıyı yakaladığımızın kanıtıdır; nicelik arttıkça kalite ve madalya sayısı da kaçınılmaz olarak yükselecektir. Alttan gelen çok ciddi bir potansiyelimiz var."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>İlk kez düzenlenecek: Cumhurbaşkanlığı Yarı Mmaratonu 11 Ekim'de</strong></h3>

<p>İstanbul'un aday olduğu 2036 Olimpiyat Oyunları vizyonu doğrultusunda güçlü bir sporcu jenerasyonuna ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Karadağ, ilk kez hayata geçirilecek prestijli bir organizasyonun müjdesini paylaştı:</p>

<blockquote>
<p><i>"2036 Olimpiyatları İstanbul'da düzenlenirse çok başarılı atletlere ihtiyacımız olacak. Bu olimpiyatı Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde alacağız ve ilk adımları attık. 11 Ekim'de ilk defa Cumhurbaşkanımızın himayesinde bir yarı maraton düzenleyeceğimizi buradan ilan ediyorum. Bunun devamında çok daha büyük yarışmaları ülkemize kazandıracağız."</i></p>
</blockquote>

<p>Pist sezonunun kapandığını ve kış dönemine geçildiğini belirten Karadağ, önlerindeki süreçte önce Avrupa Kros Şampiyonası'na, ardından kış dönemi salon şampiyonalarına odaklanacaklarını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-atletizm-federasyonu-baskani-ahmet-karadag-artik-kota-fazlasi-veriyoruz-madalya-sayimiz-katlanacak</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528475-42528473-t-u-r-k-a-t-l-e-t-i-z-m-i-b-u-y-u-k-o-r-g-a-n-i-z-a-s-y-o-n-l-a-r-d-a-k-o-t-a-f-a-z-l-a-s-i-v-e-r-m-e-y-e-b-a-s-l-a-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="52408"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme: Enver Altaylı'nın ifadesi alınacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasinda-yeni-gelisme-enver-altaylinin-ifadesi-alinacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasinda-yeni-gelisme-enver-altaylinin-ifadesi-alinacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Silivri Cezaevi'nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulması planlanan Enver Altaylı'nın sağlık sorunları nedeniyle henüz ifade veremediği öğrenildi. Altaylı'nın sağlık durumunun düzelmesi halinde ifadesinin alınacağı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, <strong>Silivri Cezaevi'nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne</strong> ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.</p>

<p dir="ltr">Soruşturma kapsamında <strong>“kasten öldürme”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma” ve “2937 sayılı Kanun'a muhalefet”</strong> suçları yönünden inceleme yürütülüyor.</p>

<p dir="ltr">FETÖ kapsamında yargılandığı <strong>“silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “siyasi ve askeri casusluk”</strong> suçlarından 23 yıl 4 ay hapis cezası alan ve hakkındaki hüküm 2024 yılında onanan Enver Altaylı'nın da soruşturma kapsamında ifadesine başvurulması planlanıyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak Altaylı'nın <strong>sağlık sorunları nedeniyle henüz ifade veremediği</strong> öğrenildi.</p>

<p dir="ltr">Altaylı'nın sağlık durumunun düzelmesi halinde soruşturma kapsamında ifadesinin alınacağı bildirildi.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü yeniden soruşturuluyor</strong></h2>

<p dir="ltr">Adalet Bakanı Akın Gürlek, daha önce sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmanın yeniden başlatıldığını duyurmuştu.</p>

<p dir="ltr">Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu <strong>Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 12 Kasım 2011'de rahatsızlandığı</strong> ve Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiği belirtilmişti.</p>

<p dir="ltr">Kozinoğlu'nun hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybettiğinin tespit edildiği aktarılmıştı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>2012'de takipsizlik kararı verilmişti</strong></h3>

<p dir="ltr">Kozinoğlu'nun ölümünün ardından yürütülen ilk soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelendi.</p>

<p dir="ltr">Ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve Kozinoğlu'nun eşinin tanık olarak ifadelerine başvuruldu.</p>

<p dir="ltr">Soruşturma sonucunda <strong>10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar</strong> verildi.</p>

<p dir="ltr">Dosya daha sonra yeniden incelemeye alındı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Takipsizlik kararı kaldırıldı, soruşturma yeniden başlatıldı</strong></h3>

<p dir="ltr">Adalet Bakanı Gürlek'in açıklamasına göre, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından dosyanın yeniden incelenmesinin ardından süreç yeniden başlatıldı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararının kaldırıldığı</strong> ve soruşturmanın yeniden başlatıldığı bildirildi.</p>

<p dir="ltr">Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınırken, olayın tüm yönleriyle araştırılması amacıyla özel bir soruşturma ekibi oluşturuldu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>İlk aşamada 11 şüpheli hakkında işlem yapıldı</strong></h3>

<p dir="ltr">Soruşturmanın yeniden başlatılmasının ardından olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan <strong>11 şüpheli hakkında adli işlem</strong> başlatıldı.</p>

<p dir="ltr">Bu şüphelilerden 10'u gözaltına alınırken, bir şüphelinin FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edildi.</p>

<p dir="ltr">Gözaltındaki 10 şüpheliden biri tutuklandı. Diğer 9 şüpheliden 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere serbest bırakıldı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Muhabir ve sağlık çalışanları da soruşturuldu</strong></h3>

<p dir="ltr">Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında <strong>1 muhabir, 1 kameraman ve 7 sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli</strong> daha gözaltına alındı.</p>

<p dir="ltr">Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler hakkında savcılıkça işlem yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Savcılık, bir muhabir ile 3 şüphelinin tutuklanmasını talep ederken, kameramanın da aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında adli kontrol uygulanmasını istedi.</p>

<p dir="ltr">Hakimlik, <strong>muhabirin de aralarında bulunduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına</strong>, kameramanın da aralarında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Kozinoğlu'nun mezarı açıldı</strong></h3>

<p dir="ltr">Soruşturma kapsamında Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin belirlenmesi ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının araştırılması amacıyla <strong>fethi kabir işlemi</strong> gerçekleştirildi.</p>

<p dir="ltr">İşlem, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine alınan karar doğrultusunda yapıldı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Kurtlar Vadisi senaristlerinin ifadeleri alındı</strong></h3>

<p dir="ltr">Soruşturma kapsamında <strong>Kurtlar Vadisi</strong> dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan da “bilgi sahibi” sıfatıyla savcılıkta ifade verdi.</p>

<p dir="ltr">Başsavcılık ayrıca <strong>Kurtlar Vadisi Pusu</strong> dizisinin incelenmesine karar verdi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Soruşturmada tutuklu sayısı 6'ya çıktı</strong></h3>

<p dir="ltr">Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında olay tarihinde görev yapan <strong>Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve cezaevi savcısı Necip Doğan</strong> ile Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alındı.</p>

<p dir="ltr">Silivri Adliyesi'ne sevk edilen Doğan ve İşgören'in tutuklanmasına karar verildi.</p>

<p dir="ltr">Ataman Yıldırım ve Uğur hakkında ise <strong>ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri</strong> uygulandı.</p>

<p dir="ltr">Bu gelişmelerle birlikte soruşturma kapsamında tutuklu sayısının <strong>6'ya</strong>, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısının ise <strong>15'e yükseldiği</strong> bildirildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Eski gazeteci ve cezaevi personeli de gözaltına alındı</strong></h3>

<p dir="ltr">Soruşturmanın devam eden aşamalarında eski gazeteci Osman Arslan, ambulans şoförü Süleyman Kaba, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ve dönemin vardiya amiri Kazım Beyke de gözaltına alınmış daha sonra Ambulans şoförü Süleyman Kaba'nın ise jandarmadaki ifadesinin ardından mevcut delil durumu dikkate alınarak serbest bırakılmasına karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasinda-yeni-gelisme-enver-altaylinin-ifadesi-alinacak</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/kasif-kozinoglunun-olumu-15-yil-sonra-yeniden-sorusturuluyor-en-az-15-kisi-ifadeye-ca-1812348-20260829093908.jpg" type="image/jpeg" length="80701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rekabet Kurumu: İlaç sektöründe rekabet sorunları çalıştayda değerlendirildi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/rekabet-kurumu-ilac-sektorunde-rekabet-sorunlari-calistayda-degerlendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rekabet-kurumu-ilac-sektorunde-rekabet-sorunlari-calistayda-degerlendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rekabet Kurumu tarafından düzenlenen İlaç Sektöründe Rekabet Çalıştayı'nda patent, pazara giriş, dağıtım, geri ödeme ve rekabet başlıkları değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İlaç</strong> sektöründe patent koruması, pazara giriş şartları, dağıtım ve geri ödeme uygulamalarının rekabete yansımaları ile sektörde yaşanan sorunlara yönelik çözüm önerileri, “<strong>İlaç Sektöründe Rekabet Çalıştayı</strong>”nda gündeme getirildi.</p>

<h2><strong>Sektör paydaşları çalıştayda bir araya geldi</strong></h2>

<p><strong>Rekabet Kurumu</strong> tarafından ATO Meclis Salonu'nda gerçekleştirilen çalıştay, ilaç sektörünün farklı paydaşlarını aynı platformda buluşturdu.</p>

<p>Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, programın açılışında insan zekası ve eylemlerinin, teknolojik gelişmeler de dahil olmak üzere her şeyi biçimlendiren bir unsur olduğunu ifade etti.</p>

<p>Sektörel reformlar için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Küle, <strong>ilaç sektörü</strong>ndeki sıkışmanın nedenlerini üç başlık altında değerlendirdi.</p>

<p>Küle, ilk olarak inovasyon rekabetine dikkat çekerek, eleştirel yaklaşımın korunması ve inovasyonun kaçınılmaz ve risksiz olduğu düşüncesinin geride bırakılması gerektiğini söyledi. Sektörün inovasyonu değer zincirinin hangi aşamasında gerçekleştirdiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Küle, bunun pazarlama, nadir hastalıkların tedavisi veya temel araştırma aşamalarından hangisinde gerçekleştiğinin önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<p>İkinci başlıkta şirketlerin yapılanma ve organizasyonlarının özellikle finansallaşmayla birlikte değişmesine değinen Küle, değer zincirindeki <strong>entegrasyon</strong> ve parçalanmaların rekabet üzerindeki etkilerine işaret etti. Özellikle devralmalar ile dolaylı kontrol yapılarında inovasyon risklerinin dikkate alınması gereken alanlar bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Küle, üçüncü olarak ekonomik düzenin artık geri döndürülemez biçimde küresel hale geldiğini ifade ederek, bunun çok boyutlu ve katmanlı eşitsizlikler ile yapısal reform ihtiyacına işaret ettiğini söyledi. Küle, 50, hatta 80 yıl önceki kabuller üzerinden yön belirlenemeyeceğini vurgulayarak, savunma ve ütopya arasındaki sıkışmanın aşılması için gerçekliğin daha yakından incelenmesi ve anlaşılması gerektiğini kaydetti.</p>

<h3><strong>İlaç sektöründeki rekabet sorunları farklı başlıklarla incelendi</strong></h3>

<p>Çalıştayda ilaç sektörünün üretimden pazara girişe, dağıtımdan perakendeye uzanan farklı aşamalarında rekabeti etkileyen unsurlar ele alındı. Patent ve rekabet ilişkisi, pazara giriş koşulları, ilaç dağıtımındaki münhasırlık uygulamaları, kamu ilaç alımlarında rekabet, geri ödeme sistemi ve kamu kurum iskontosu gibi güncel konular çok yönlü şekilde değerlendirildi.</p>

<p>Küle'nin konuşmasının ardından oturumlarla devam eden programın ilk bölümünde “İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu Sunumu” başlığı işlendi. Bu oturumda sektör incelemesi kapsamında hazırlanan ön raporun temel tespitleri ve değerlendirmeleri katılımcılara aktarıldı.</p>

<p>Üretim, pazara giriş ve dağıtım aşamalarındaki <strong>rekabet</strong> unsurları, patent koruması ile rekabet arasındaki ilişki, ruhsatlandırma ve geri ödeme düzenlemelerinin pazara girişe etkileri, ecza depoları arasındaki rekabet ve münhasırlık uygulamaları ile kamu kurum iskontosunda karşılaşılan sorunlar oturumun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Ayrıca mevcut yasal, idari ve mali yapı içinde gerçekleştirilebilecek iyileştirmelere yönelik öneriler de paylaşıldı.</p>

<h3><strong>Kamu temsilcileri ilaç politikalarını değerlendirdi</strong></h3>

<p>İkinci oturum, “İlaç Sektöründe Rekabet ve Regülasyonun Geleceği: Kamu Temsilcilerinin Görüşleri” başlığıyla düzenlendi.</p>

<p>Bu bölümde ilaç sektörünün sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde işlemesi, ilaç politikalarının rekabetle ilişkisi ve etkin, öngörülebilir ve rekabetçi bir düzenleyici çerçevenin oluşturulmasına yönelik yaklaşımlar ele alındı.</p>

<p>Kamu kurumlarının düzenleyici ve uygulayıcı görevleri kapsamında ilaç ruhsatlandırması, geri ödeme ve fiyatlandırma mekanizmaları, ilaca erişim, sağlık politikaları ile rekabet arasındaki ilişki farklı yönleriyle değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Özel sektörün sorun ve önerileri masaya yatırıldı</strong></h3>

<p>Çalıştayın üçüncü oturumu ise “İlaç Sektöründe Rekabet ve Regülasyonun Geleceği: Özel Sektör Temsilcilerinin Görüşleri” başlığı altında gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu bölümde sektörün mevcut dinamikleri ve düzenlemelerin piyasa üzerindeki etkileriyle birlikte sektör paydaşlarının karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri ele alındı. Rekabet, yatırım, inovasyon ve ilaca erişim arasındaki dengenin güçlendirilmesine yönelik yaklaşımlar tartışılırken, sektörün sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıya ulaşması için düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi de gündeme geldi.</p>

<p><strong>Çalıştay</strong>ın genelinde ilaç sektöründeki rekabetin üretim, pazara giriş, dağıtım ve perakende aşamalarındaki görünümü kamu kurumları, akademi ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla farklı yönlerden değerlendirildi.</p>

<p>Oturumlarda sektörün kendine özgü yapısı ve yoğun düzenlemeye tabi olması dikkate alınırken, rekabet politikası ile sağlık politikası arasındaki etkileşim de öne çıkarıldı.</p>

<p>Etkinlik, ilaç sektörüne ilişkin incelemede ortaya konan tespit ve önerilerin farklı paydaşların görüşleriyle ele alınmasının yanı sıra sektör temsilcilerinin aynı platformda buluşmasına da imkan sağladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/rekabet-kurumu-ilac-sektorunde-rekabet-sorunlari-calistayda-degerlendirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ilac-sektorunde-rekabet-sorunlari-ve-cozum-onerileri-calistayda-ele-alindi.png" type="image/jpeg" length="41787"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İŞKUR Gençlik Programı 2026-2027 başvuru tarihleri belli oldu mu? Kimler başvurabilir? Başvuru şartları ve günlük ödeme]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/iskur-genclik-programi-2026-2027-basvuru-tarihleri-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/iskur-genclik-programi-2026-2027-basvuru-tarihleri-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite eğitimine devam ederken çalışma deneyimi kazanmak ve gelir elde etmek isteyen öğrenciler için İŞKUR Gençlik Programı yeni eğitim döneminde de gündemde. Programda başvuru süreci tüm üniversiteler için aynı tarihte yürütülmüyor. Öğrencilerin kendi üniversitelerinde açılan ilanları takip etmesi gerekirken, programın çalışma düzeni ve öğrencilere sağladığı günlük ödeme de merak edilen başlıklar arasında bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üniversite öğrencilerinin eğitimlerine devam ederken iş deneyimi kazanmasını ve gelir elde etmesini amaçlayan <strong>İŞKUR Gençlik Programı</strong>, 2026-2027 eğitim öğretim döneminde de öğrencilerin gündeminde. Program, İŞKUR ile devlet üniversiteleri iş birliğiyle yürütülüyor ve öğrencilerin derslerini aksatmadan kısmi ve esnek şekilde programa katılmasına imkan sağlıyor.</p>

<p>Yeni dönemde programa katılmak isteyen öğrencilerin en çok araştırdığı konular arasında başvuru tarihleri, kimlerin programa katılabileceği, günlük ödeme tutarı ve çalışma süresi bulunuyor.</p>

<h2><strong>İŞKUR Gençlik Programı 2026-2027 başvuruları ne zaman?</strong></h2>

<p>İŞKUR Gençlik Programı için <strong>tüm üniversiteleri kapsayan tek bir merkezi başvuru tarihi bulunmuyor</strong>. Program kapsamında üniversitelere ayrılan kontenjanlar doğrultusunda ilanlar oluşturuluyor ve başvurular ilgili üniversitenin ilan ettiği tarih aralığında gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle 2026-2027 döneminde programa başvurmak isteyen öğrencilerin öncelikle kendi üniversitelerinin resmi internet sitesindeki duyuruları kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p>İŞKUR'un program için oluşturduğu başvuru kanallarında da açılan ilanlar takip edilebiliyor. İŞKUR'un güncel platformunda Gençlik Programı için başvuru seçeneği bulunuyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı nedir?</strong></h3>

<p>İŞKUR Gençlik Programı, üniversite öğrencilerinin eğitim hayatına devam ederken iş gücü piyasasını tanımasını, çalışma deneyimi kazanmasını ve gelir elde etmesini amaçlıyor.</p>

<p>Program kapsamında öğrencilere yalnızca çalışma deneyimi değil; iş arama, özgeçmiş hazırlama, mülakat teknikleri ve finansal okuryazarlık gibi alanlarda da destekleyici faaliyetler sunuluyor.</p>

<p>Programdaki çalışmalar üniversitelerin ihtiyaçları ve açılan programların faaliyet alanlarına göre değişebiliyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı günlük ödeme ne kadar?</strong></h3>

<p>İŞKUR Gençlik Programı kapsamında öğrencilere <strong>katıldıkları her gün için 1.375 TL</strong> ödeme yapılıyor.</p>

<p>İŞKUR'un resmi açıklamasına göre günlük ödeme, programa fiilen katılım sağlanan günler üzerinden gerçekleştiriliyor. Programa katılan öğrencilerin ayrıca genel sağlık sigortası ile iş kazası ve meslek hastalığı sigorta primleri de karşılanıyor.</p>

<p>Bu nedenle öğrencinin bir ayda elde edeceği toplam tutar, programa kaç gün katıldığına göre değişiyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı haftada kaç gün?</strong></h3>

<p>Program, öğrencilerin üniversite eğitimleriyle birlikte sürdürebileceği şekilde kısmi ve esnek olarak uygulanıyor.</p>

<p>İŞKUR'un güncel program bilgilerinde öğrencilerin <strong>haftada 3 güne kadar</strong> programa katılabildiği belirtiliyor. Her katılım günü <strong>7,5 saat</strong> olarak uygulanıyor.</p>

<p>Böylece programın haftalık azami katılım süresi 22,5 saate ulaşıyor.</p>

<p><img alt="işkur" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/thumbs-b-c-f3b61986138c3c575703aa9ff5034888.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı kaç ay sürüyor?</strong></h3>

<p>Programların uygulama süresi, ilgili üniversite tarafından oluşturulan ilan ve programa göre değişebiliyor. Öğrencilerin fiilen yararlanacağı dönem, üniversitenin program başlangıç ve bitiş tarihleri ile kontenjan ve uygulama planına bağlı olarak belirleniyor.</p>

<p>Bu nedenle programa kabul edilen öğrencilerin yalnızca genel program bilgilerine değil, başvuru yaptıkları üniversitenin ilanındaki başlangıç ve bitiş tarihlerine de bakması gerekiyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı kimler için?</strong></h3>

<p>Program, temel olarak <strong>devlet üniversitelerinde eğitim gören aktif öğrencilerin</strong> iş gücü deneyimi kazanmasını destekliyor.</p>

<p>İŞKUR'un program tanımında öğrencilerin eğitimleri devam ederken programa katılabildiği ve devlet üniversiteleriyle iş birliği içerisinde uygulama yapıldığı belirtiliyor.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencilerin bunun yanında program kapsamında belirlenen diğer katılım koşullarını da karşılaması gerekiyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı başvuru şartları neler?</strong></h3>

<p>Program için aranan koşullar, ilan dönemindeki ilgili düzenlemelere ve üniversitenin duyurusuna göre kontrol ediliyor.</p>

<p>Başvuru sürecinde öne çıkan şartlar arasında şunlar bulunuyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İŞKUR'a kayıtlı olmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>18 yaşını tamamlamış olmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Başvuru yapılan devlet üniversitesinde aktif öğrenci olmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Örgün eğitimde öğrenim görmek,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Açık öğretim ve uzaktan eğitim kapsamında olmamak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kayıt dondurmuş veya pasif öğrenci durumunda olmamak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşlılık veya malullük aylığı almamak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İlgili sigortalılık koşullarını taşımak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hane gelir şartını sağlamak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İŞKUR'un aktif işgücü veya işsizlik sigortası programlarından başka birinin yararlanıcısı olmamak.</p>
 </li>
</ul>

<p>Başvuru yapılacak üniversitenin ilanında bunlara ek şart veya belge talep edilmesi de mümkün olabildiğinden, öğrencilerin ilgili ilanı ayrıca incelemesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="işkur" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/thumbs-b-c-7f3cf7fb7615e4efbd122e486941731a.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Hane gelir şartı nasıl uygulanıyor?</strong></h3>

<p>İŞKUR Gençlik Programı başvurularında hane geliri de dikkate alınan koşullar arasında yer alıyor.</p>

<p>Mevcut uygulamada hane gelirinin değerlendirilmesinde, Adres Kayıt Sistemi'ne göre aynı adreste yaşayan kişilerin gelirleri esas alınabiliyor. Öğrencinin yalnızca kendi gelirinin değerlendirilmesi söz konusu olmayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle başvuru sırasında öğrencinin ikamet bilgileri ve aynı adreste yaşayan kişilerin gelir durumuyla ilgili şartları dikkatle kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p>Yurt, sığınma evi ve benzeri toplu yaşam alanlarında kalan öğrenciler için hane gelir şartının uygulanmasına ilişkin özel düzenlemeler bulunabiliyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı'nda hangi alanlarda çalışılır?</strong></h3>

<p>Program kapsamında öğrenciler üniversitelerin farklı faaliyet alanlarında görev alabiliyor.</p>

<p>İŞKUR'un açıkladığı ana faaliyet alanları arasında şunlar yer alıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sürdürülebilir kampüs faaliyetleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kampüs altyapı ve bakım faaliyetleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sosyal ve kültürel faaliyetler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akademik ve idari destek faaliyetleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal hizmet ve iş birliği faaliyetleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Öğrenci gelişim ve uyum faaliyetleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dijital dönüşüm ve inovasyon faaliyetleri</p>
 </li>
</ul>

<p>İlanlarda öğrencilerin görev yapacağı alanlar üniversiteye göre ayrıca belirtiliyor.</p>

<p>İŞKUR'un program tanıtım dokümanında da öğrencilerin yaklaşık 30 farklı alanda görev alabileceği ve haftada 1 ila 3 gün esnek çalışma modeliyle programa katılabileceği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı'nda seçim nasıl yapılıyor?</strong></h3>

<p>Bir üniversitedeki başvuru sayısının ayrılan kontenjandan fazla olması halinde adaylar arasından seçim yapılması gerekiyor.</p>

<p>Seçim yöntemi, başvuru yapılan üniversitenin ilanında belirtiliyor. Bu nedenle öğrencilerin yalnızca başvuru tarihine değil, ilan içerisinde yer alan değerlendirme ve seçim yöntemine de bakması gerekiyor.</p>

<p>Önceki dönemlerde bazı üniversitelerde noter kurası gibi yöntemler kullanılmış olsa da 2026-2027 dönemindeki uygulamanın başvuru yapılan üniversitenin ilanından kontrol edilmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı başvurusu nereden yapılır?</strong></h3>

<p>Başvuru sürecinde ilk olarak öğrencinin kendi üniversitesinde program ilanı açılıp açılmadığının kontrol edilmesi gerekiyor.</p>

<p>İlan açılması halinde başvuru, ilanda belirtilen İŞKUR başvuru kanalı üzerinden yapılıyor. İŞKUR'un resmi Gençlik Programı platformunda başvuru bağlantısı da yer alıyor.</p>

<p>Üniversiteler ayrıca kendi internet sitelerinden kontenjan, başvuru tarihleri, çalışma alanları ve gerekli belgelerle ilgili duyuruları yayımlayabiliyor.</p>

<p><img alt="Işkur-2" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2024/08/iskur-2.png" width="1600" /></p>

<h3><strong>Başvuruda hangi belgeler isteniyor?</strong></h3>

<p>Programa kabul edilen öğrencilerden istenen belgeler üniversitelerin ilanlarına göre değişebiliyor.</p>

<p>Başvuru veya hak kazanma sonrasında öğrencilerden öğrenci belgesi, SGK hizmet dökümü, ikamet bilgileri, adli sicil kaydı ve hane gelirini gösteren belgeler gibi evraklar talep edilebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle öğrencilerin başvuru yaptığı üniversitenin duyurusunda belirtilen belge listesini esas alması gerekiyor. Özellikle asil listeye girilmesi halinde belge teslim tarihinin kaçırılmaması önem taşıyor.</p>

<h3><strong>İŞKUR Gençlik Programı'nda sigortalılık şartı</strong></h3>

<p>Programa başvuracak öğrencilerin SGK durumlarının da uygun olması gerekiyor.</p>

<p>Mevcut uygulamada belirli sigortalılık statülerine ilişkin sınırlamalar bulunduğundan, herhangi bir işte çalışan öğrencilerin başvuru öncesinde kendi SGK durumlarını kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p>Başvuru sırasında öğrencilik, ikamet, hane geliri ve sigortalılık durumuyla ilgili bilgilerin doğru beyan edilmesi gerekiyor. Yanlış veya eksik bilgi verilmesi halinde başvuru ve programa katılım süreci etkilenebiliyor.</p>

<h3><strong>2026-2027 İŞKUR Gençlik Programı için öğrenciler ne yapmalı?</strong></h3>

<p>Yeni dönemde programa katılmak isteyen öğrenciler için en önemli nokta, tüm üniversiteler açısından tek bir başvuru takvimi bulunmaması.</p>

<p>Öğrencilerin şu sırayla ilerlemesi gerekiyor:</p>

<ol>
 <li>
 <p>Kendi üniversitesinin resmi internet sitesindeki duyuruları kontrol etmek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>İŞKUR Gençlik Programı platformunda üniversiteye ait ilan bulunup bulunmadığına bakmak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>İlanın başvuru tarihini ve kontenjanını kontrol etmek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çalışma alanları ve başvuru şartlarını incelemek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>İstenen bilgi ve belgeleri hazırlamak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>İlan edilen süre içerisinde başvuruyu tamamlamak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Başvuru sonrası üniversitenin yayımlayacağı asil ve yedek listeleri takip etmek.</p>
 </li>
</ol>

<p>İŞKUR'un güncel program bilgilerinde öğrencilerin haftada 3 güne kadar, günlük 7,5 saat programa katılabildiği ve katılım sağlanan her gün için 1.375 TL ödeme aldığı belirtiliyor.</p>

<p>2026-2027 dönemi için başvuru tarihleri ise üniversitelerin açacağı ilanlara göre takip edilmeli; tek bir merkezi tarih üzerinden hareket edilmemeli.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/iskur-genclik-programi-2026-2027-basvuru-tarihleri-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/thumbs-b-c-58eb3a483f8a89b2fd7d0bf39d2b87f5.jpg" type="image/jpeg" length="48025"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her unutkanlık alzheimer değil: Farkı günlük hayat gösteriyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-farki-gunluk-hayat-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-farki-gunluk-hayat-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel verilerine göre dünya genelinde 57 milyon kişi demansla yaşıyor ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka ortaya çıkıyor. Demans vakalarının yüzde 60–70’ini oluşturan Alzheimer hastalığında ise her unutkanlık aynı anlamı taşımıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span>Uzm. Dr. Nurgül Gürgen, “Anahtarı nereye koyduğunuzu zaman zaman unutabilirsiniz. Ancak yıllardır kullandığınız bir yolu bulmakta zorlanmak, tanıdığınız bir yerde yönünüzü kaybetmek veya daha önce kolaylıkla yaptığınız günlük işleri yapamamak daha dikkatle değerlendirilmesi gereken değişikliklerdir” dedi.</span></p>

<p><span>Günlük hayatın yoğunluğu içinde bir ismi, randevuyu ya da anahtarın yerini zaman zaman unutmak herkesin başına gelebiliyor. Ancak unutkanlığın giderek sıklaşması, kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlaması ve buna yön bulma, kelime seçme, planlama ya da problem çözme gibi alanlardaki güçlüklerin eşlik etmesi daha yakından değerlendirilmesi gereken bir tabloya işaret edebiliyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Dünya Alzheimer Ayı kapsamında Alzheimer hastalığının erken belirtilerine dikkat çeken Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Nöroloji Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Gürgen, “Her unutkanlık Alzheimer değildir. Burada önemli olan yalnızca kişinin bir şeyi unutması değil; bilişsel becerilerinde zaman içinde ortaya çıkan değişimin süreklilik göstermesi ve günlük hayatını etkilemeye başlamasıdır” dedi.</span></p>

<p><strong><span>Unutkanlığın kendisi kadar niteliği de önemli</span></strong></p>

<p><span>Yaşa bağlı unutkanlık ile değerlendirilmesi gereken bilişsel değişiklikler arasındaki farkın, unutkanlığın niteliğinde aranması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Gürgen, “Kişi anahtarını nereye koyduğunu zaman zaman unutabilir ve bir süre sonra hatırlayabilir. Ancak daha önce defalarca kullandığı bir yolu nasıl gideceğini unutması, tanıdığı bir yerde yönünü kaybetmesi veya bulunduğu yer konusunda kafa karışıklığı yaşaması daha dikkatle ele alınması gereken durumlardır” dedi.</span></p>

<p><span>Alzheimer hastalığında bellek sorunlarının önemli belirtiler arasında yer aldığını ancak tablonun yalnızca unutkanlıkla sınırlı olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Gürgen, “Yakın zamanda yaşananları veya konuşulanları hatırlamakta güçlük, aynı soruları kısa aralıklarla tekrarlama, kelime bulmakta zorlanma, zaman ve mekân konusunda kafa karışıklığı, planlama ve problem çözme becerilerinde gerileme ile daha önce rahatlıkla yapılan günlük işleri tamamlamakta zorlanma gibi değişiklikler de görülebilir” dedi.</span></p>

<p><strong><span>Değişimi ilk yakınları fark edebilir</span></strong></p>

<p><span>Alzheimer belirtilerinin her zaman kişinin kendisi tarafından fark edilmeyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Gürgen, yakınların gözleminin bu nedenle önemli olduğunu belirterek “Kişi yaşadığı değişiklikleri fark etmeyebilir veya bunları yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirebilir. Yakınlarının zaman içinde ortaya çıkan bilişsel ve davranışsal farklılıkları gözlemlemesi bu açıdan değerli. Özellikle kişinin günlük yaşamını etkileyen ve giderek belirginleşen değişiklikler göz ardı edilmemeli” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><strong><span>Unutkanlıkta süreklilik varsa dikkat </span></strong></p>

<p><span>Unutkanlık yaşayan kişinin kendi kendine Alzheimer tanısı koymasının doğru olmadığının altını çizen Uzm. Dr. Gürgen, “Unutkanlığın pek çok farklı nedeni olabilir. Bu nedenle değerlendirmede belirtilerin ne zaman başladığı, zaman içinde nasıl değiştiği, günlük hayatı ne ölçüde etkilediği ve başka bilişsel değişikliklerin eşlik edip etmediği birlikte ele alınır. Şikâyetlerin süreklilik göstermesi veya belirginleşmesi halinde profesyonel değerlendirme alınması gerekir” dedi.</span></p>

<p><strong><span>Hayat tarzı değişiklikleri riski azaltmaya katkı sunar </span></strong></p>

<p><span>Bilişsel gerileme ve demans riskini azaltacak yaklaşımları sıralayan Uzm. Dr. Gürgen,<strong> “</strong>Fiziksel olarak aktif olmak, sigara kullanmamak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, sosyal ve bilişsel açıdan aktif kalmak, sağlıklı kiloyu korumak; tansiyon, kolesterol ve kan şekeri düzeylerini kontrol altında tutmak risk yönetimine katkı sağlar” dedi. Uzm. Dr. Nurgül Gürgen sözlerini, “Unutkanlığı yaşlanmanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak görüp geçiştirmemek önemli. Özellikle kişinin günlük yaşamında daha önce olmayan değişiklikler ortaya çıkıyorsa zamanında değerlendirme yapılması, hem kişinin hem de yakınlarının süreci daha doğru yönetmesine yardımcı olabilir” diyerek tamamladı.</span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-farki-gunluk-hayat-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/yfkmm.jpg" type="image/jpeg" length="86095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk vatandaşlığı için usulsüzlük soruşturması: 73 şüpheli gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turk-vatandasligi-icin-usulsuzluk-sorusturmasi-73-supheli-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turk-vatandasligi-icin-usulsuzluk-sorusturmasi-73-supheli-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk vatandaşlığı için muvazaalı gayrimenkul satışları ve gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları hazırladığı belirlenen 73 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türk vatandaşlığı </strong>edinme sürecinde muvazaalı gayrimenkul satışları gerçekleştirdiği ve gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları hazırladığı belirlenen 73 şüpheli yakalandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Usulsüz vatandaşlık işlemleri incelemeye alındı</strong></h2>

<p><strong>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı </strong>ile Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, usulsüz yollarla Türk vatandaşlığı edinen yabancı uyrukluların belirlenmesine yönelik çalışma yürüttü.</p>

<p>Çalışma, bilirkişi ve <strong>MASAK</strong> raporlarında yer alan tespitler doğrultusunda, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “göçmen kaçakçılığı”, “resmi belgede sahtecilik”, “özel belgede sahtecilik” ve “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçları kapsamında gerçekleştirildi.</p>

<h3><strong>Gayrimenkul satışlarında usulsüzlük tespit edildi</strong></h3>

<p><strong>İnceleme</strong>lerde, Türk vatandaşlığına başvurmak için gereken miktardaki dövizin Türkiye'ye fiilen getirilmediği halde para hareketleri gerçekleşmiş izlenimi oluşturularak muvazaalı gayrimenkul satışları yapıldığı ortaya çıkarıldı.</p>

<p>Ayrıca gerçeği yansıtmayan yüksek bedelli ekspertiz raporlarının hazırlandığı ve bu işlemler karşılığında yabancı uyruklu kişilerden maddi menfaat sağlandığı tespit edildi. Söz konusu işlemler nedeniyle devletin zarara uğratıldığı belirlendi.</p>

<h3><strong>73 şüphelinin tamamı yakalandı</strong></h3>

<p>Elde edilen tespitlerin ardından 73 <strong>şüpheli</strong>ye yönelik operasyon gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında aranan şüphelilerin tamamı gözaltına alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turk-vatandasligi-icin-usulsuzluk-sorusturmasi-73-supheli-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/turk-vatandasligi-icin-usulsuzluk-sorusturmasi-73-supheli-gozaltina-alindi.png" type="image/jpeg" length="89601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençlerde gececilik ve ertelemecilik giderek artıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan, gençlerde gececilik ve erteleme davranışlarının giderek yaygınlaştığına dikkat çekerek internet kullanımı, uyku yoksunluğu ve sosyal izolasyonun ruhsal ve fiziksel sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Aslan, gençlerde motivasyon kaybı ve ertelemenin nedenlerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong> oldu. Gençlerde giderek yaygınlaşan gece uyanık kalma ve erteleme davranışlarının ele alındığı programda Aslan, internet kullanımından uyku yoksunluğuna, obeziteden dikkat eksikliğine, sosyal izolasyondan depresyon riskine kadar önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>Gençlerin yaklaşık yüzde 20’si geceleri uyanık kalıyor</strong></h2>

<p>Son yıllarda gençler arasında <strong>“gececiliğin”</strong> giderek yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Aslan, bunda internet ve teknoloji kullanımının önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Kişinin gece boyunca uyanık kalması ve ertesi gün kalkarak günlük yaşamına uyum sağlamakta zorlanmasının <strong>“gecikmiş uyku fazı sendromu”</strong> olarak tanımlandığını belirten Aslan, geçmişte yüzde 1-2 düzeylerinde görülen bu durumun günümüzde yüzde 10’lara kadar çıktığını ifade etti.</p>

<p>Hastalık boyutunda olmasa bile gençlerin yaklaşık yüzde 20’sinin geceleri uyanık kaldığını belirten Aslan, bu sürenin büyük ölçüde evde, internet başında ve sanal etkileşimlerle geçirildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gececilik davranışının yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını vurgulayan Aslan, dünyanın birçok ülkesinde benzer bir değişim yaşandığını söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.37" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171637.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Büyük kentler uyku yoksunu toplumlara dönüşüyor</strong></h2>

<p>Çalışma ve yaşam koşullarındaki değişimin de uyku düzenini etkilediğini belirten Prof. Dr. Aslan, özellikle büyük kentlerde insanların giderek “uyku yoksunu” hale geldiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gece geç saatlerde yatıp sabah günlük yaşamın zorunlulukları nedeniyle erken kalkmak durumunda kalan çok sayıda kişinin 5-6 saatlik uykuyla yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Aslan, yetişkinler için 6-9 saat arasındaki uykunun normal kabul edildiğini, sürekli 6 saatin altında uyuyan kişilerde ise uyku yoksunluğundan söz edilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Daha düzenli bir uyku ritmi için sabah saat 07.00-08.00 civarında uyanmanın yararlı olabileceğini belirten Aslan, düzenli uyku alışkanlığının hem bedensel hem de ruhsal sağlık açısından önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2><strong>Gece uyanık kalmak obezite riskini artırabiliyor</strong></h2>

<p>Gece uyanık kalmanın yalnızca uyku düzenini değil, beslenme alışkanlıklarını ve fiziksel aktiviteyi de etkilediğini anlatan Prof. Dr. Aslan, özellikle gençlerin gece boyunca daha fazla yemek yeme eğiliminde olduğunu ve bunun obeziteye zemin hazırlayabildiğini söyledi.</p>

<p>Uzun süre evden çıkmadan, gün ışığı görmeden, ihtiyaçlarını bulunduğu yere getirterek yaşayan, hareketsiz ve düzensiz beslenen bir yaşam biçiminin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Aslan, toplumun bir bölümünün zamanının büyük kısmını evde geçirdiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Sadece sanal dünyada var olmak insanı doyuma ulaştırmıyor”</strong></h2>

<p>İnsanın ruhsal sağlığı açısından gerçek sosyal ilişkilerin önemini vurgulayan Prof. Dr. Aslan, yalnızca sanal dünyadaki etkileşimlerle sürdürülen bir hayatın kişiyi yeterince mutlu eden ve doyuma ulaştıran bir yaşam biçimi olmadığını söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerini iyi hissedebilmek için gerçek iletişime, gerçek insanlara ve yüz yüze ilişkilere ihtiyaç duyduğunu belirten Aslan, sosyal ilişkilerden uzaklaşıp sanal ortamlarda çok fazla zaman geçiren bireylerde bir süre sonra boşluk hissi, yaşamı sorgulama ve anlam arayışının ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu sürecin motivasyon kaybı ve erteleme davranışlarıyla devam edebildiğini belirten Aslan, bazı kişilerde depresif belirtilerin de tabloya eklenebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“Sosyal beyin”</strong> kavramına dikkat çeken Aslan, insanı harekete geçiren ve motive eden önemli unsurlardan birinin toplum içinde diğer insanlarla kurduğu etkileşim olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Dikkat eksikliği olanlarda erteleme davranışı daha sık görülebiliyor</strong></h2>

<p>Erteleme davranışının nedenlerinin her bireyde ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aslan, dikkat eksikliği bulunan bireylerde motivasyon kaybı ve erteleme eğiliminin daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Araştırmaların dikkat eksikliği bulunan bireylerin gece uyanık kalmaya ve ertesi gün yapılması gereken işleri ertelemeye daha yatkın olabildiğini gösterdiğini ifade eden Aslan, bu nedenle sorunun yalnızca “isteksizlik” veya “tembellik” olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>“Ertelemek insanın doğal bir eğilimi”</strong></h2>

<p>Ertelemenin belirli ölçülerde insanın doğal eğilimlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişinin konfor alanında kaldığı ve harekete geçmesini gerektiren koşulların azaldığı durumlarda erteleme davranışının daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Ancak ertelemenin alışkanlık haline gelmesinin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Aslan, aşırı boş zaman ve sürekli düşünmenin olumsuz değerlendirmeleri artırarak kişiyi depresif bir duygu durumuna sürükleyebileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme”</strong></h2>

<p>Sosyal yaşamdan uzaklaşan ve hareketsizleşen bireylerin öncelikle fiziksel aktiviteye yönlendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, motivasyonun her zaman eylemden önce gelmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Fiziksel aktivite için bu isteğin gelmesini beklemek yerine aktif olduğumuzda zaten kendimizi daha iyi hissediyoruz. Bilişsel davranışçı terapide söylediğimiz temel bir şey var; önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme. Eyleme geçtikten sonra bir sonraki eylem için isteğin ortaya çıkması çok daha kolay olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, gececilik, sosyal içe kapanma ve erteleme davranışlarının günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi durumunda deneyimli bir uzmandan destek alınmasının kişinin normal yaşamına uyumunu kolaylaştırabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Aileler gençlerle değerleri üzerinden iletişim kurabilir</strong></h2>

<p>İçe kapanan, sosyal yaşamdan uzaklaşan ve erteleme davranışı gösteren gençlere yaklaşımda ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, öncelikle gencin önem verdiği değerlerin anlaşılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Güven, samimiyet, dürüstlük ve sahicilik gibi kavramların gençler açısından çok önemli olabildiğini belirten Aslan, gençlerin bu değerleri göremedikleri ve art arda hayal kırıklıkları yaşadıkları durumlarda vazgeçme ve geri çekilme davranışı gösterebildiklerini ifade etti.</p>

<p>Gençlik döneminin çevreden ve yaşanan deneyimlerden en fazla etkilenilen dönemlerden biri olduğunu vurgulayan Aslan, gençleri dijital ve kapalı ortamlardan çıkararak sosyal hayatın içine katacak kursların, programların ve etkinliklerin artırılmasının önemli olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-1.jpeg" type="image/jpeg" length="49645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 12 Eylül’ün perde arkasını anlattı: "Kanlı terör neden bir anda kesildi, açıklayamadılar"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Darbe öncesinde yaşanan siyasi ve toplumsal atmosferi anlatan Akkoç, darbenin ardından değişen siyasi dengelere, Turgut Özal’ın yükselişine ve 1983 seçimlerine uzanan sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akkoç, darbe gerekçesi gösterilen şiddetin bir gün içinde sona ermesine dikkat çekerek “Kanlı terör neden bir anda kesildiğini açıklayamadılar” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci <strong>Fethi Akkoç</strong>, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Akkoç, darbe öncesindeki siyasi atmosferden Kenan Evren liderliğindeki askeri yönetimin uygulamalarına, Turgut Özal’ın siyasi geleceğinden 1983 seçimlerine uzanan süreçte yaşananları anlattı.</p>

<p>Akkoç, 12 Eylül öncesinde sağ ve sol görüşlü gençlerin sokaklara döküldüğünü, toplumun yaşanan şiddet olaylarından ciddi biçimde rahatsız olduğunu belirterek, darbenin ardından yaşananlara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>“Kanlı terör neden bir anda kesildiğini bir türlü açıklayamadılar”</strong></h2>

<p>12 Eylül öncesindeki atmosferi anlatan Akkoç, sağ ve sol görüşlü gençler arasındaki çatışmaların toplumu yorduğunu söyledi. Akkoç, darbenin gerekçesi olarak gösterilen olayların darbenin hemen ardından sona ermesine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül 1980 darbesi sırasında, 12 Mart öncesinde olduğu gibi sağcı ve solcu gençler sokağa dökülmüş, anarşi hortlamıştı. Vatandaş anarşiden, günlük olaylardan ve gençlerin birbirini öldürmesinden bıkmış, ciddi şekilde rahatsız hale gelmişti.</p>

<p>Ancak 12 Eylül darbesini yapanlar, darbeden bir gün sonra, darbe için gerekçe olarak gösterilen olayların ve kanlı terörün neden bir anda, bir gün içinde kesildiğini bir türlü açıklayamadılar.</p>

<p><i>Askeri müdahaleye uygun şartların oluşması için solcu ve sağcı gençleri sokaklara döküp kan akıtanlar, istediklerini maalesef yine elde etmişlerdi.</i>”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’nin dış politikasında ve ekonomik yapısında önemli değişiklikler yaşandığını savundu. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü de bu sürecin önemli başlıklarından biri olarak değerlendiren Akkoç, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Askeri yönetimleri ve parlamento dışı hükümetleri, kendi istediklerini kabul ettirebilmek için uygun gören Amerikalılar, 12 Eylül darbesinden sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, dönemin ekonomik gelişmelerine ilişkin ise tütün tekeli kanununun kaldırılmasını örnek gösterdi:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından tütün tekeli kanunu kaldırılarak Türk tütünü yerine ithal Virginia tütünü getirildi ve Türk sigarası yerine Amerikan sigarası piyasaya girdi. Tütün tekeli kanununun kaldırılmasıyla da tütün satan bir ülke olan Türkiye, tütün ithal eder hale getirildi”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmesinin yolu açıldı”</strong></h3>

<p>12 Eylül darbesinin siyasi sonuçlarına da değinen Akkoç, başta Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel olmak üzere siyasi parti liderlerine getirilen yasakların yeni bir siyasi yapılanmanın önünü açtığını söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesiyle başta Ecevit ve Demirel olmak üzere bütün siyasi partilerin yöneticilerine siyaset yasağı getirildi. Böylece Türkiye’de siyasetin yeni partiler ve yeni yüzlerle yeniden dizayn edilmesinin yolu açılmış oldu.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, bu sürecin yalnızca Türkiye içindeki siyasi dengelerle açıklanamayacağını savunarak, dönemin MİT Ekonomik İşler Dairesi Başkanı Mahir Kaynak’ın açıklamalarına da dikkat çekti.</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Ekonomik İşler Dairesi Başkanı olarak görev yapan Profesör Mahir Kaynak, Cumhuriyet gazetesinde Yüneyt Arcayürek’le yaptığı bir söyleşide, Demirel hükümetinin uyguladığı bağımsız ekonomik politika nedeniyle Amerikalılar tarafından devrileceğini bir ay önceden yönetime rapor olarak bildirdiğini açıklamıştı.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Kenan Evren’in açıklaması: “Her türlü gayret gösterilecek”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül lideri Orgeneral Kenan Evren’in darbeden kısa süre sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşü konusunda yaptığı açıklamayı da hatırlattı:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül’ün lideri Orgeneral Kenan Evren, 15 Eylül tarihinde düzenlediği basın toplantısında Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönebilmesi için gerekli her türlü gayretin gösterileceğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye’nin Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü alelacele veto etmeden kabul etmesiyle Türkiye, Yunanistan’la arasındaki Kıbrıs, 12 Adalar, kıta sahanlığı, Ege Denizi ve Fırat hattı problemlerinin çözümünde ve ayrıca Avrupa Birliği ile ilişkilerinde kullanabileceği çok önemli bir siyasi kozu kaybetmiş oldu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Darbeciler siyasetçiden çok siyasetçi gibi davrandı”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül’ün dikkat çeken yönlerinden birinin de askeri yönetimin siyasi yapılanma konusunda izlediği yöntem olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesinin bir başka önemli tarafı da darbeyi yapanların siyasetçiden çok siyasetçi, politikacıdan çok politikacı gibi davranmış olmasıydı.”</p>

<p>12 Eylül’den hemen sonra, 14-15 Eylül günlerinde Ankara kulislerinde Güven Partisi Genel Başkanı Profesör Turan Feyzioğlu’nun başbakan, Zeyyat Baykara’nın ise başbakan yardımcısı olacağı konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştı.”</p>
</blockquote>

<p>O dönemde Tercüman gazetesinde çalıştığını belirten Akkoç, yaşananları şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Hiç unutmam, o dönemde çalıştığım Tercüman gazetesinde Avrupa baskılarına bakıyordum. Bu siyasi gelişmeler ve Feyzioğlu’nun başbakanlığı konusu tartışılırken köşe yazarı Kurtul Altuğ, Feyzioğlu’nun başbakan olacağını söylemişti. Ben de, ‘Askerler diğer darbelerden farklı olarak kamuoyuna, halka ve belli görevlerde bulunanlara karşı çok dikkatli davranıyorlar. Politikacıdan fazla politikacı gibi davranıyorlar’ dedim.</p>

<p>Üç milletvekili olan Güven Partisi’nin genel başkanını büyük tepki alacağı düşüncesiyle başbakan yapmadılar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı"</strong></h3>

<p>Akkoç, 20 Eylül’de Bülent Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla daha önceki siyasi senaryonun değiştiğini belirtti.</p>

<blockquote>
<p>“Feyzioğlu’nun başbakan olması mümkün değildi, yapmazlardı. Çünkü bu arada Ferit Melen hükümetinin senaryosunu uyguluyorlardı.</p>

<p>Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı. Demirel hükümetinin bakanlar üstü bürokratı Turgut Özal, darbecilerin kurduğu hükümette ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. Yani adeta fiili başbakan durumuna geldi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında Türkiye’de yeni siyasi partilerin kurulacağına ilişkin kulislerin hızlandığını, bu süreçte Turgut Özal’ın da parti kuracağının konuşulduğunu söyledi.</p>

<p>1982 yılının Şubat ayında Almanya’da olduğunu belirten Akkoç, Tercüman gazetesinde Yavuz Donat’ın Özal’la yaptığı görüşmenin dokuz sütun manşetten yayımlandığını anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“‘Özal'ın hiç kimse gocunmasın, parti kurmayacağım’ şeklindeki sözleri şok etkisi yarattı. Bu açıklama bende de şok etkisi yarattı. Benim değerlendirmeme göre Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti.</p>

<p>Çünkü yeniden siyasi yapılanmaya gidileceği, bütün partilere, her partiye, her adaya ve her lidere izin verilmeyeceği biliniyordu. Benim tahminime göre Özal’ın parti kuracağı kesindi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Özal bana, "Ben öyle söylemedim" dedi"</strong></h3>

<p>Ankara’ya döndükten sonra 28 Mart’ta Turgut Özal’dan randevu aldığını anlatan Akkoç, kendisine parti kurmayacağı yönündeki açıklamasını sorduğunu belirtti. Özal’ın sözlerinin yanlış değerlendirildiğini söylediğini aktaran Akkoç, görüşmeyi şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Özal bana, ‘Ben öyle söylemedim. Yavuz onu yanlış değerlendirmiş. O konuşmada ben de bugün için parti kurmayı düşünmüyorum dedim’ dedi.</p>

<p>‘Hiç kimse gocunmasın’ ifadesinin doğru olduğunu, ancak ‘Bugün için parti kurmayı düşünmüyorum. Ama gelecekte şartlar ne olur, onu bilemem’ şeklinde konuştuğunu söyledi. Yavuz Donat’ın sözlerini yanlış değerlendirdiğini belirtti. Ben beklediğim cevabı almıştım”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım"</strong></h3>

<p>Akkoç, görüşmede Özal’a 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde üst düzey görevlerde bulunmasını da sorduğunu anlattı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Ardından Özal’a, ‘Efendim, 12 Mart darbesi sırasında da Planlama Müsteşarıydınız. 12 Eylül darbesi sırasında yine Planlama Müsteşarıydınız. Burada daha yetkili şekilde, bakanlar üstü bürokrat unvanınız vardı. Bu sadece tesadüf mü?’ diye sordum. Özal bu soru karşısında şaşırdı ve “Tesadüfler var” dedi. Görüşmenin en dikkat çekici bölümü Özal’ın darbeler hakkındaki değerlendirmesiydi, bana "27 Mayıs’ da, 12 Mart da, 12 Eylül de neticeleri itibarıyla Türkiye’yi kurtarmak için yapılmıştır. 12 Eylül ise diğerlerinden daha farklıdır ve başarılıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım. Çünkü orada diğer bütün darbelere sahip çıkıyor, 12 Eylül’e ise ayrıca sahip çıkıyordu. 12 Eylül’ü diğerlerinden daha başarılı olarak değerlendiriyordu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında eski siyasi liderlerin yasaklı olduğu ve yeni siyasi yapılanmanın şekillendirildiği dönemi de anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Seçim ortamına girildiğinde eski liderler yasaklıydı. Bütün partilerin liderleri yasaklıydı. Eski liderlere yakınlığıyla bilinen kişiler dahi veto edildi. Partiler veto edildikçe üç partinin seçime girmesine izin verildi: Anavatan Partisi, Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Halkçı Parti.”</p>

<p>Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin başında Turgut Sunalp vardı. Askerlerin ‘abi’ dedikleri, çok sevdikleri ve ordu içerisinde çok sevilen bir liderdi Turgut Paşa.</p>

<p>Anavatan Partisi’nin başında başbakan yardımcısı vardı, yani askerlerin kurduğu hükümetin başbakan yardımcısı Turgut Özal’dı. Halkçı Parti’nin başında ise Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp vardı.</p>

<p>Yani biri askerlerin çok yakın gördüğü bir isim, biri başbakan yardımcısı, diğeri de Başbakanlık Müsteşarıydı. Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal’ın vetosu orada önlendi”</strong></h3>

<p>Akkoç, diğer siyasi aktörlerin veto edildiğini, hatta eski siyasi liderlerle yakınlığı bulunan isimlerin de seçim sürecinin dışında bırakıldığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Diğer partilerin hiçbiri seçime sokulmadı, veto edildi. Hatta eski partilerle ve eski liderlerle yakınlığı bilinen kişiler de veto edildi. İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü bile veto edildi. Konseyde görev yapan komutanlar ve generaller, Anavatan Partisi’nin ve Turgut Özal’ın veto edileceğini düşünüyorlardı. Açıkçası ‘Olmaz, getirilmez, olmaz’ diyorlardı.</p>

<p>Veto işlemleri 30 Eylül’e kadar yapıldı. 15 Eylül tarihinde Amerikalı üst düzey bir yetkili geldi ve Evren’le görüştü. Özal’ın vetosu orada önlendi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“MDP beklenirken Turgut Özal iktidara geldi”</strong></h3>

<p>Akkoç, 1983 seçimlerine giden süreçte askeri yönetimin beklentisinin Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin iktidara gelmesi yönünde olduğunu ancak sonuçların farklı çıktığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“MDP’nin iktidara getirileceği beklenirken Turgut Özal iktidara geldi. Yeni yapılanma böylece gerçekleşti. 12 Eylül de görevini bu şekilde yerine getirmiş oldu.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-07-155535.png" type="image/jpeg" length="26810"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katarakt ameliyatı için görmenin tamamen kaybolmasını beklemek gerekmiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu, katarakt ve tedavisindeki güncel gelişmeleri anlattı. Burcu, katarakt ameliyatı için görmenin ileri derecede azalmasının beklenmesine gerek olmadığını belirterek, ameliyat zamanının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu</strong> oldu. Katarakt hastalığı ve tedavisindeki son gelişmelerin ele alındığı programda Burcu, kataraktın nedenlerinden ameliyat zamanına, yeni nesil merceklerden ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenlere kadar önemli bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Katarakt yaşlanmanın belirtilerinden biri</strong></h2>

<p>Kataraktın, gözün içindeki saydam merceğin zaman içerisinde elastikiyetini ve saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Burcu, bu süreci cildin kırışması ve saçların beyazlaması gibi yaşla birlikte gelişen değişikliklere benzetti.</p>

<p>En sık görülen katarakt türünün yaşa bağlı katarakt olduğunu ifade eden Burcu, genetik yatkınlığın hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-53.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Güneş ışınları zarar veriyor!</strong></h2>

<p>Katarakt gelişiminde güneş ışınlarının önemli bir etken olduğunu belirten Burcu, beslenme ve yaşam koşullarının da hastalığın gelişim sürecini etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p>Kataraktın nadiren çocukluk çağında da görülebildiğini anlatan Burcu, annenin hamilelik sırasında geçirdiği bazı enfeksiyonlar, genetik faktörler, travmalar ve özellikle uzun süreli kortizon kullanımının katarakt gelişimine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Diyabet kataraktın daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor</strong></h2>

<p>İleri yaşlarda özellikle diyabetin kataraktın daha erken ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burcu, diyabetin ameliyat süreci ve sonrasında da dikkate alınması gereken önemli bir hastalık olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyabetli hastalarda göz sağlığının yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Burcu, ameliyat sonrasında da güneş ışınlarından iyi korunmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Katarakt gelişimini mümkün olduğunca geciktirmek için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulayan Burcu, karbonhidrat ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenme, yüksek ultraviyole korumasına sahip kaliteli güneş gözlüğü ve gerektiğinde şapka kullanımının göz sağlığını korumaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-13-58.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Ameliyat için kataraktın ilerlemesini beklemek gerekmiyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatının zamanlamasının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Burcu, geçmişte olduğu gibi görmenin ileri derecede azalmasını beklemenin artık gerekli olmadığını belirtti.</p>

<p>Hastanın görmesi iyiyse, katarakt günlük yaşamını etkilemiyorsa ve gözlükle yeterli görme keskinliği sağlanabiliyorsa ameliyatın bekletilebileceğini ifade eden Burcu, buna karşılık kataraktın kişinin yaşam kalitesini ve günlük faaliyetlerini etkilemeye başlaması halinde ameliyatın planlanabileceğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatını gereğinden fazla geciktirmenin de doğru olmadığını vurgulayan Burcu, ileri derecede sertleşmiş kataraktın cerrahiyi zorlaştırabileceğini ve komplikasyon riskini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-26-11.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Yeni ameliyat yöntemleri ile hastalar daha hızlı iyileşiyor</strong></h2>

<p>Kataraktın günümüzde tek tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Burcu, cerrahi tekniklerde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.</p>

<p>Geçmişte çok daha büyük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatların artık oldukça küçük kesilerden yapılabildiğini anlatan Burcu, bu gelişmenin hem cerrahi süreci kolaylaştırdığını hem de hastaların ameliyat sonrasında günlük ve sosyal yaşamlarına daha hızlı dönmelerine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>Katarakt ameliyatında göz içine yerleştirilen merceklerin biyolojik uyumluluğu yüksek materyallerden üretildiğini belirten Burcu, bu merceklerin kullanım ömrünün yaklaşık 100 yıl olduğunu ve normal koşullarda hastanın ilerleyen yıllarda merceğinin değiştirilmesinin gerekmediğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Akıllı mercek” seçiminde hastanın ihtiyacı belirleyici</strong></h2>

<p>Halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen yeni nesil göz içi merceklere de değinen Prof. Dr. Burcu, bu merceklerin yakın, orta ve uzak mesafelerde dengeli görme sağlamayı hedeflediğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatında tek odaklı veya çok odaklı merceklerin tercih edilebildiğini belirten Burcu, mercek seçiminde hastanın günlük yaşamının, mesleğinin ve görme beklentisinin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Uzak, orta ve yakın mesafeyi mümkün olduğunca gözlüksüz görmek isteyen hastalarda üç odaklı merceklerin tercih edilebildiğini, uzak görüşün öncelikli olduğu hastalarda ise tek odaklı merceklerin daha uygun olabileceğini anlatan Burcu, bu durumda yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrasında bebeklik dönemindeki gibi kusursuz bir görüş beklentisinin gerçekçi olmayacağını belirten Burcu, en doğru yaklaşımın hastanın beklentisini iyi anlamak ve ihtiyacına uygun merceği seçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="figen balcı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-44.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Her katarakt ameliyatı sadece damla anesteziyle yapılmıyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatlarında hastanın durumuna göre farklı anestezi yöntemlerinin uygulanabildiğini anlatan Prof. Dr. Burcu, ameliyata uyum sağlayabilecek hastalarda damla anestezisinin yeterli olabildiğini söyledi.</p>

<p>Yoğun kaygısı bulunan, işitme sorunu veya ameliyat sırasında iletişimi güçleştirecek özel bir durumu olan hastalarda sedasyon ya da farklı anestezi yöntemlerinin tercih edilebildiğini belirten Burcu, çocuk hastaların ise genel anestezi altında ameliyat edildiğini ifade etti.</p>

<p>Yeni cerrahi tekniklerle çok küçük kesilerden ameliyat yapılabildiği için geçmişte olduğu gibi gözün uzun süre kapatılmasının her hastada gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Burcu, bazı hekimlerin gözü hiç kapatmayabildiğini, bazılarının ise bir veya iki gün süreyle koruma önerebildiğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrası hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Burcu, özellikle ilk 48 saatin dikkat gerektirdiğini, yaklaşık 10 gün boyunca ameliyat edilen göz ve çevresinin doğrudan suyla temasından kaçınılması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“İki gözü aynı anda ameliyat etmeyi tercih etmiyoruz”</strong></h2>

<p>Her iki göze aynı anda katarakt ameliyatı yapmayı rutin olarak tercih etmediklerini belirten Prof. Dr. Burcu, bir gözün ameliyatından en az üç gün sonra, genellikle de yaklaşık bir hafta içerisinde diğer gözün ameliyat edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Genel anestezi alması gereken ve ikinci kez anestezi uygulanmasının sağlık açısından risk oluşturduğu çok özel hastalarda iki gözün aynı seansta ameliyat edilebildiğini belirten Burcu, bu durumda ikinci göze geçilirken tamamen yeni bir ameliyat yapılıyormuş gibi cerrahi hazırlığın ve kullanılan malzemelerin yenilendiğini anlattı.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-29-56.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Katarakt tekrarlamaz</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatından sonra hastalığın yeniden oluşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Burcu, bazı hastalarda iyileşme sürecinde göz içindeki arka kapsülde opaklaşma gelişebildiğini söyledi.</p>

<p>Halk arasında zaman zaman “katarakt yeniden oluştu” veya “gözde kireçlenme oldu” şeklinde ifade edilen bu durumun kataraktın tekrarlaması anlamına gelmediğini belirten Burcu, arka kapsül opasitesi olarak adlandırılan tablonun basit bir lazer işlemiyle giderilebildiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-35-52.jpg" type="image/jpeg" length="25320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİ PROMOSYONLARI 2026 EYLÜL GÜNCEL LİSTE: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların emekli müşterilere yönelik promosyon kampanyaları yakından takip ediliyor. ING, Akbank, İş Bankası, QNB, Vakıf Katılım, Garanti BBVA ve kamu bankalarının açıkladığı fırsatlarda maaş miktarına göre farklı ödeme seçenekleri bulunuyor. Bazı kampanyalarda doğrudan nakit promosyonun yanı sıra kart harcaması, otomatik ödeme talimatı ve çeşitli bankacılık ürünlerinin kullanılması karşılığında ek avantajlar da sunuluyor. İşte Eylül 2026 itibarıyla bankaların açıkladığı emekli promosyonları...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/eylul-ayi-emekli-maas-promosyonu.webp" type="image/jpeg" length="52880"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="53310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="92749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="52803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="26833"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="45789"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="90902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="63864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="94654"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="12016"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="58323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="70430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="55583"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="50241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="36968"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="60271"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
