<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2026 11:12:46 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan’da Batı Nil virüsü: Bir haftada 6 kişi yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-bati-nil-virusu-bir-haftada-6-kisi-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-bati-nil-virusu-bir-haftada-6-kisi-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan’da 19-26 Ağustos tarihleri arasında 75 yeni Batı Nil virüsü vakası tespit edildi. Son bir haftada virüs nedeniyle 6 kişinin daha hayatını kaybetmesiyle yıl başından bu yana ölenlerin sayısı 19’a yükseldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yunanistan</strong>’da Batı Nil virüsüne ilişkin yeni veriler açıklandı. <strong>Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) </strong>tarafından paylaşılan verilere göre, 19-26 Ağustos tarihleri arasında ülkede 75 yeni Batı Nil virüsü vakası görüldü.</p>

<h2><strong>Bir haftada 75 yeni vaka tespit edildi</strong></h2>

<p>EODY'nin yayımladığı verilere göre, 19-26 Ağustos döneminde Yunanistan'da 75 kişi Batı Nil virüsüyle enfekte oldu. Yeni <strong>vaka</strong>larla birlikte ülkede virüsün yayılımına ilişkin vaka sayılarında artış yaşandı.</p>

<p>Aynı dönemde Batı Nil virüsü nedeniyle 6 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Böylece yıl başından bu yana virüs kaynaklı can kaybı 19’a çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Yunanistan en fazla vaka görülen ikinci ülke</strong></h3>

<p><strong>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC)</strong> verilerine göre Yunanistan, Avrupa'da Batı Nil virüsü vakalarının en fazla görüldüğü ülkeler arasında ikinci sırada bulunuyor.</p>

<p>Yunanistan'ın önünde ise en fazla vakanın görüldüğü İtalya yer alıyor. Ülkedeki vaka sayılarının artmasıyla Batı Nil virüsünün yayılımı yeniden gündeme geldi.</p>

<h3><strong>Virüsün yayılmasında coğrafi konum etkili</strong></h3>

<p>Kathimerini gazetesinin haberinde, <strong>Batı Nil virüsü</strong>nün Yunanistan'da yaygın görülmesinin çeşitli nedenleri bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Haberde, ülkenin coğrafi konumunun yanı sıra sivrisineklerin yıl boyunca yaşamını sürdürebilmesine imkan veren <strong>iklim koşulları</strong>nın virüsün yayılımında etkili olduğu aktarıldı.</p>

<h3><strong>Sivrisinekle mücadele programları da gündemde</strong></h3>

<p>Batı Nil virüsünün yayılmasına ilişkin değerlendirmelerde bazı belediyelerde sivrisinekle mücadele programlarının bulunmamasına da dikkat çekildi.</p>

<p>Yunanistan'da virüsün yayılımının takip edildiği dönemde yeni vakalar ve can kayıplarına ilişkin veriler EODY tarafından paylaşılmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-bati-nil-virusu-bir-haftada-6-kisi-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/yunanistanda-bir-haftada-bati-nil-virusu-nedeniyle-6-kisi-oldu-75-vaka-tespit-edildi.png" type="image/jpeg" length="13245"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okul çantası ortalama 2 bin 500 liraya doluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/okul-cantasi-ortalama-2-bin-500-liraya-doluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/okul-cantasi-ortalama-2-bin-500-liraya-doluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların açılmasına sayılı günler kaldı. Bu sene, bir öğrencinin çanta ve temel malzeme masrafı ortalama 2 bin 500 TL'yi buluyor, ürünlerin kalitesine göre bu rakam 7 bin TL'ye kadar çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026-2027 eğitim öğretim yılında okulların açılmasına iki hafta kala aileler kırtasiye alışverişine başladı. Sektör temsilcilerinin verilerine, zincir marketlerin kataloglarına ve farklı illerdeki piyasa taramalarına göre, temel kırtasiye ihtiyaçlarıyla bir öğrencinin çantası bu yıl ortalama 2 bin 500 TL'ye doluyor; ürün kalitesine ve markaya göre bu rakam 7 bin TL'ye kadar çıkabiliyor.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 3Af94106402C55C812B42Ab802899F95" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-3af94106402c55c812b42ab802899f95.webp" width="864" /></p>

<p>Türkiye genelinde yaklaşık 20 milyon öğrenci 14 Eylül'de ders başı yapacak; okula ilk kez başlayacak birinci sınıf öğrencileri ve anaokulu çağındaki çocuklar için uyum haftası ise 7 Eylül'de başlıyor. Kırtasiye esnafı, geçen yıllara kıyasla artışın "kontrollü" seyrettiğini, ancak etiketlerde yine de yükseliş bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Kırtasiye esnafı ise zincir marketlerin oluşturduğu haksız rekabetten ve daralan kazanç döneminden şikâyet ediyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 27 At 00.37.19" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-27-at-003719.jpeg" width="2000" /></p>

<h2><strong>Zincir market satışları kırtasiye esnafını zora sokuyor</strong></h2>

<p>Ankara'da faaliyet gösteren kırtasiye esnafı Gani Beyreli, yıllık gelirlerinin büyük kısmını okulların açıldığı döneme bağladıklarını ifade etti. Zincir marketlerin yüksek alım gücünü kullanarak kırtasiye ürünlerini daha ucuza satmasının geleneksel kırtasiyecileri zor durumda bıraktığına dikkat çekti.</p>

<p>Beyreli, "Yıl boyunca yapacağımız asıl ciroyu ve kazancı, okulların açıldığı bu bir buçuk aylık zaman diliminde elde ediyoruz. Ancak büyük zincir marketler, çok yüksek adetlerde toptan alım yapabildikleri için ürünleri çok daha uygun maliyetlerle temin edebiliyor. Bu ürünleri reyonlarına koyarak bizim bir buçuk aylık asıl kazanç dönemimizi ne yazık ki bitiriyorlar. Tüketiciler de yoğun kullanılan temel malzemeleri doğal olarak bu marketlerden almayı seçiyor. Marketler bu ürünleri sadece sezonluk olarak satıyor ve bu durum açıkça haksız bir rekabete yol açıyor" dedi.</p>

<p><img alt="Thumbs B C C2E8321Da00F17C40Fea14423E917449" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-c2e8321da00f17c40fea14423e917449.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>"Kırtasiye harcaması sadece ilk alışverişle sınırlı kalmıyor"</strong></h3>

<p>Bir öğrencinin çanta ve temel kırtasiye maliyetinin başlangıçta 3 bin ila 5 bin TL arasında değiştiğini belirten Beyreli, harcamaların dönem içinde de devam ettiğini vurgulayarak, "Ders kitapları hariç sadece kırtasiye için ilk etapta ortalama 3 bin ila 5 bin TL arasında bir harcama yapılıyor. Ancak süreç bununla bitmiyor; eğitim dönemi boyunca okulun ihtiyaç listelerine bağlı olarak veliler bu tutardaki alışverişi yılda iki ya da üç kez tekrarlamak zorunda kalıyor. Özellikle boya, defter ve kalem gibi sarf malzemeleri çok hızlı tükeniyor. Fiyat skalası da oldukça geniş; 80-90 TL'ye de defter var, 500-700 TL'ye de. Bu çeşitlilik ve dönemsel yinelenen kırtasiye alımları toplam masrafı 6 bin, 7 bin hatta 10 bin TL seviyelerine kadar çıkarabiliyor" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Thumbs B C A841572335Bac16E42Efaff776Fda61E" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-a841572335bac16e42efaff776fda61e.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Zam oranı yüzde 25-30 bandında seyrediyor</strong></h3>

<p>Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, 2026 okula dönüş sezonunda sektörün fiyat artışının genel enflasyonun altında kaldığını açıkladı. Keresteci'nin değerlendirmesine göre bir öğrenci çantasını temel kırtasiye ihtiyaçlarıyla doldurmanın ortalama maliyeti 2 bin 500 TL'yi bulurken, bu rakam geçen yıla göre yüzde 25 artışa işaret ediyor.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 9Da35Bd12Eedfe7366F506C8275Cb001" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-9da35bd12eedfe7366f506c8275cb001.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Okula başlama maliyeti 52 bin TL'yi aşıyor</strong></h3>

<p>Eğitim-İş sendikasının Ankara ölçeğinde yaptığı piyasa araştırmasına göre, yalnızca kırtasiye ve çanta masrafı ilkokulda 4 bin 791 TL, ortaokulda 6 bin 387 TL, lisede ise 7 bin 740 TL düzeyinde. Aynı araştırmaya göre üniforma, ayakkabı, kaban ve spor malzemesi dahil giyim masrafı en az 13 bin 900 TL'yi, ulaşım dahil bir öğrencinin toplam başlangıç maliyeti ise 52 bin TL'yi aşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemre Polat</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/okul-cantasi-ortalama-2-bin-500-liraya-doluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/gemini-generated-image-s8mgf5s8mgf5s8mg.jpeg" type="image/jpeg" length="35309"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci ölümleri artıyor mu? Arka arkaya kayıplar çalışma koşullarını yeniden gündeme getirdi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gazeteci-olumleri-artti-mi-arka-arkaya-kayiplar-calisma-kosullarini-yeniden-gundeme-getirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gazeteci-olumleri-artti-mi-arka-arkaya-kayiplar-calisma-kosullarini-yeniden-gundeme-getirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde arka arkaya gelen gazeteci ölümleri, "Gazeteci ölümleri arttı mı?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Ancak Türkiye'de gazetecilerin ölüm nedenlerini, yaş dağılımlarını ve çalışma koşullarıyla olası ilişkilerini sistematik biçimde inceleyen kapsamlı bir araştırmanın bulunmaması bu soruya kesin bir yanıt vermeyi zorlaştırıyor. Konuyu ve gazetecilerin çalışma koşullarını TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve Basın-İş Başkanı Turgut Dedeoğlu ile konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazetecilik mesleği, uluslararası raporlarda çoğunlukla basın özgürlüğü, sansür, hukuki baskılar, fiziksel saldırılar ve savaş bölgelerinde öldürülen gazeteciler üzerinden ele alınıyor. Oysa mesleğin daha az görünür, ancak en az bunlar kadar önemli bir başka boyutu daha var: Gazetecilerin çalışma koşullarının sağlıkları üzerindeki etkisi.</p>

<p>Son dönemde arka arkaya gelen gazeteci ölümleri, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Ancak Türkiye'de gazetecilerin ölüm nedenlerini, yaş dağılımlarını ve çalışma koşullarıyla olası ilişkilerini sistematik biçimde inceleyen kapsamlı bir araştırmanın bulunmaması, “Gazeteci ölümleri arttı mı?” sorusuna kesin bir yanıt vermeyi zorlaştırıyor.</p>

<p>Buna karşın peş peşe yaşanan kayıplar, gazeteciliğin yalnızca haber yapılırken karşılaşılan fiziksel tehlikeler üzerinden değil, iş sağlığı ve çalışma koşulları bakımından da ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="Medya Dayanışma Grubu’ndan gözaltılara tepki: Basın özgürlüğüne müdahaleye hayır" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2024/11/138175.jpeg" width="1593" /></p>

<p>Elbette gazetecilerin karşı karşıya kaldığı risk yalnızca haber sırasında maruz kalınan fiziksel tehditlerden ibaret değil. Uzun çalışma saatleri, sürekli zaman baskısı, iş güvencesizliği, düşük ücretler, gece-gündüz ayrımı olmaksızın çalışma, travmatik görüntü ve olaylara tekrar tekrar maruz kalma ve mesleğin yarattığı sürekli stres, gazetecilerin fiziksel ve ruhsal sağlığını etkileyebilecek koşullar oluşturuyor.</p>

<p>Bu konuda yapılan uluslararası araştırmalar da gazetecilerin mesleki stres ve psikososyal risklerle karşı karşıya bulunduğunu ortaya koyuyor. Gazetecilerin mesleki stresi üzerine yapılan sistematik bir araştırma, bu stresin tükenmişlik ve travma sonrası stres belirtileri gibi olumsuz sonuçlarla ilişkilendirildiğini, ancak mesleğin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmaların hâlâ sınırlı olduğunu gösteriyor. Başka çalışmalar da iş stresinin gazetecilerin kendi sağlık değerlendirmeleri ve çalışma yaşamları üzerinde olumsuz sonuçlarla ilişkili olabileceğine işaret ediyor.</p>

<h2><strong>Görünmeyen risk: Sürekli stres</strong></h2>

<p>Gazetecilik, doğası gereği zamanla yarışılan bir meslek. Son dakika haberi, yayın baskısı, sürekli değişen gündem, editoryal rekabet ve haberin zamanında yetiştirilmesi zorunluluğu, gazetecinin çalışma yaşamını sürekli bir stres döngüsünün içine sokabiliyor. Buna ekonomik ve mesleki güvencesizlik de eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor.</p>

<p>Birçok gazeteci için işini kaybetme korkusu, düşük ücret, fazla mesai, düzensiz çalışma saatleri ve işyerindeki baskılar mesleğin olağan koşulları haline gelebiliyor. Gazetecinin hastalanması, dinlenmesi ya da psikolojik olarak zorlandığını ifade etmesi ise bazı durumlarda mesleki performansının sorgulanmasına kadar varan sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<p><img alt="Murat Çelik" class="detail-photo img-fluid" height="1019" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/murat-celik.png" width="1558" /></p>

<p>Meslektaşım Murat Çelik, gazeteciler arasındaki arka arkaya kayıpları 13 Aralık 2024 tarihli köşe yazısında gündeme getirmiş ve şöyle demişti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>“Gazetecilerde erken yaşta ölümlere ilişkin bir araştırma yapılsa kalp krizi ve kanser en başta gelir eminim. Stres en çok kalbi yoruyor, ayrıca kötü hastalığa da zemin hazırlıyor. Bunu doktorlar söylüyor. Hasta gazetecilerin sayısı da her geçen gün artıyor. Kötü hastalıkla mücadele eden çok sayıda genç meslektaşımız var.”</i></p>
</blockquote>

<p>Bu sözler bilimsel bir araştırmanın sonucu değil, meslek içinden yapılan bir gözlem. Ancak özellikle son yıllarda peş peşe yaşanan kayıplar, gazetecilerin sağlık durumunun ve çalışma koşullarının daha kapsamlı biçimde araştırılması gerektiği tartışmasını güçlendiriyor.</p>

<h3><strong>2026'da peş peşe kayıplar</strong></h3>

<p>2026 yılı içinde kaybettiğimiz meslektaşlarımız, gazetecilerin sağlıkları ve çalışma koşulları konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Özgür basın geleneğinin duayenlerinden gazeteci-yazar <strong>Hüseyin Aykol</strong>, Ankara'da evinde geçirdiği beyin kanaması sonucu kaldırıldığı hastanede 1 Ocak 2026'da, 73 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p><img alt="Ismet Hazardağlı" class="detail-photo img-fluid" height="479" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/ismet-hazardagli.jpg" width="372" /></p>

<p>Ekonomi gazeteciliğinin önemli isimlerinden<strong> İsmet Hazardağlı </strong>da henüz 65 yaşında, evinde geçirdiği ani rahatsızlık sonrası 22 Ocak 2026'da yaşamını yitirdi. Hazardağlı'nın ölüm nedeni kalp krizi olarak açıklandı.</p>

<p>Gazeteci <strong>Murat Keklikçi</strong> de 56 yaşında, İstanbul'da evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.</p>

<p><img alt="Cgd Eski Genel Baskani Gazeteci Rahmi Yildirim Hayatini Kaybetti 1777409650 133 Large" class="detail-photo img-fluid" height="639" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/cgd-eski-genel-baskani-gazeteci-rahmi-yildirim-hayatini-kaybetti-1777409650-133-large.webp" width="958" /></p>

<p>Ankara basınının “albay” olarak tanıdığı gazeteci <strong>Rahmi Yıldırım</strong>, 28 Nisan 2026'da 69 yaşında kanser nedeniyle yaşamını yitirdi. Hastalığı henüz yaklaşık 20 gün önce teşhis edilmiş ve tedaviye başlanmıştı.</p>

<p>Kanser nedeniyle hayatını kaybeden bir başka meslektaşımız <strong>Duygu Öksüz</strong> oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi Basın Koordinatörlüğü görevini de yapan gazeteci Öksüz, 7 Ağustos 2026'da yaşamını yitirdiğinde 49 yaşındaydı.</p>

<p>Son olarak Yunanistan'da ailesiyle tatildeyken kalp krizi geçiren gazeteci<strong> Dürdane Kırçuval</strong>, 61 yaşında hayatını kaybetti. Kırçuval'ın kaybı, gazeteciler arasındaki sağlık ve çalışma koşulları tartışmasını bir kez daha gündeme getirdi.</p>

<p><img alt="Dürdane Kırcuval" class="detail-photo img-fluid" height="1283" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/durdane-kircuval.jpeg" width="1080" /></p>

<p>2025 yılında da <strong>Gökhan Özbek, Ümit Özdal, Cihan Teker, Ceren Kaynak İskit, Sabri Ugan</strong> ve <strong>Deniz Arman</strong>'ın yaşamlarını yitirmesi de gazeteciler arasında büyük üzüntü yaratmıştı.</p>

<p>Bu ölümlerin her birinin kendine özgü tıbbi ve kişisel nedenleri bulunuyor. Mevcut veriler, bu ölümlerin doğrudan gazetecilik mesleğinin çalışma koşullarından kaynaklandığını söylemeye de, gazeteciler arasındaki ölüm oranlarında istatistiksel bir artış bulunduğu sonucuna varmaya da yetmiyor. Ancak bu tablo, gazetecilerin çalışma koşulları ile fiziksel ve ruhsal sağlıkları arasındaki ilişkinin araştırılması gerektiği sorusunu daha görünür hale getiriyor.</p>

<p><img alt="Deniz Arman" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/deniz-arman.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>“Gazetecilik riskli meslekler grubunda”</strong></h3>

<p>Murat Çelik de 2024'teki yazısında gazeteciliğin karşı karşıya bulunduğu farklı risklere dikkat çekmişti:</p>

<p><i>“Gazetecilik riskli meslekler grubunda. Savaş, suikast, kaza ve yaralanmanın yanı sıra ruhsal yıpranma da riskler arasında. Kimi zaman güç odaklarının, kimi zaman haberini yaptığı kişilerin hedefi olur gazeteciler. Bazen topluma gözdağı vermek için hedef seçilirler; Çetin Emeç, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, İzzet Kezer, Hrant Dink gibi… Ancak gazeteciler yine de gerçeğin taşıyıcısı olmaktan vazgeçmezler çünkü meslek bunu gerektirir.”</i></p>

<p>Çelik, Ankara'da son yıllarda yaşanan zamansız kayıpları da şöyle sıralamıştı: <i>Nurettin Kurt (1963-2022), Mehtap Belen (1970-2022), Ali Ekber Ertürk (1968-2022), Bilal Çetin (1958-2023), İsmet Demirdöğen (1960-2023) ve Bilal Yakınbaş (1966-2023).</i></p>

<p>Gazeteci ölümlerine ilişkin görüşlerini sorduğumuz sendikacılar da bu konuda yapılmış kapsamlı bir bilimsel çalışma bulunmadığına dikkat çekerken, gazetecilerin ağır çalışma koşullarının sağlık üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Gökhan Durmuş-1" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/gokhan-durmus-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h3><strong>“Gazetecilik ağır ve stresli bir meslek”</strong></h3>

<p>“Gazeteciliğin dışarıdan kolay ve sıradan bir meslek gibi görünse de aslında oldukça ağır ve stresli çalışma koşullarına sahip bir meslek” olduğunun altını çizen Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Gazeteciler, günün her saatinde meydana gelen olayları takip etmek ve doğru bilgileri mümkün olduğunca hızlı bir şekilde insanlara ulaştırmak zorundadır. Yani halkın haber alma hakkını birinci önceliği haline getiren bir meslek... Bu durum, özellikle önemli ve acil gelişmeler sırasında büyük bir zaman baskısı oluşturur.</p>

<p>Gazeteciler bazen uzun saatler boyunca çalışmak, yoğun bir tempoya ayak uydurmak ve kısa sürede haber hazırlamak zorunda kalabilirler. Bunun yanında savaş, doğal afet, kaza, yangın veya toplumsal olaylar gibi tehlikeli durumları takip ederken kendi güvenliklerini de riske atarlar. Özellikle kriz ve acil durumlarda baskı altında çalışmaları, bu mesleği hem fiziksel hem de psikolojik açıdan oldukça yorucu hâle getirebilir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Düzensiz çalışma saatleri, düşük ücret, güvencesizlik”</strong></h3>

<p>Durmuş ayrıca düzensiz çalışma saatleri, düşük ücret, güvencesiz çalışma ve yoğun stresin gazetecilerin özel hayatlarını ve dinlenme sürelerini de olumsuz etkilediğine dikkat çekti.</p>

<p>“Çok az gazeteci vardır ki, yıllık izninin tamamını kullanabilsin” diyen Durmuş, psikolojik destek alan gazeteci sayısının arttığını gözlemlediklerini belirterek, bel ve boyun fıtığı, boyun düzleşmesi ve çeşitli kas rahatsızlıklarının da birçok gazeteci açısından meslekle ilişkilendirilen önemli sağlık sorunları arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>“Gazeteciliğin, ağır çalışma koşulları, güvencesizlik, baskı, tehdit, ekonomik kaygılar ve sürekli artan iş yükü altında sürdürülen bir emek faaliyeti” olduğunu belirten DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu ise gazetecilerin yaşadığı sorunların yalnızca basın ve ifade özgürlüğü başlığı altında değerlendirilmesinin eksik kalacağını söyledi.</p>

<p>Dedeoğlu, “Gazetecilik aynı zamanda ciddi bir iş sağlığı ve güvenliği sorunudur” dedi.</p>

<h3><strong>“Beyin kanaması, kalp krizi, ani ölümler”</strong></h3>

<p>Gazeteciler arasında yaşanan kayıplara dikkat çeken Dedeoğlu, “Son yıllarda gazeteciler arasında genç yaşlarda ortaya çıkan kanser vakaları, kalp krizleri, beyin kanamaları ve ani ölümler dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır” değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Dürdane Kırçuval, Rahmi Yıldırım, İsmet Hazardağlı ve Hüseyin Aykol gibi meslektaşlarının kayıplarını örnek veren Dedeoğlu şöyle konuştu:</p>

<p><i>“Bu ölümleri yalnızca bireysel sağlık sorunları olarak görmek mümkün değildir. Her ölümün kendine özgü tıbbi nedenleri elbette vardır. Ancak gazetecilerin çalışma koşullarının sağlık üzerindeki etkilerini araştırmadan, bu tabloyu kişisel kader olarak kabul etmek de sorumluluktan kaçmaktır.”</i></p>

<p>Dedeoğlu, gazetecilerin maruz kaldığı koşulları ise şöyle sıraladı:</p>

<p><i>“Gazeteciler yıllardır düzensiz ve uzun çalışma saatleri, gece-gündüz demeden çalışma, sürekli yetişmesi gereken haberler, düşük ücretler, işsizlik tehdidi, patron baskısı, sansür, oto-sansür, adli soruşturmalar, gözaltı ve tutuklama riski, fiziksel saldırılar ve dijital tacizlerle karşı karşıya çalışıyor. Bu çalışma düzeninin bedelini yalnızca gazetecinin emeği değil, bedeni ve ruhsal sağlığı da ödüyor. Bu nedenle gazetecilerin genç yaşlarda yaşadığı ağır sağlık sorunlarının ve ölümlerinin kapsamlı biçimde araştırılması gerekiyor.</i></p>

<p><i>Gazetecilik alanında iş sağlığı politikaları yalnızca ergonomi, iş kazası veya saha güvenliğiyle sınırlı tutulamaz. Kronik stres, tükenmişlik, uyku bozuklukları, yoğun çalışma temposu, psikolojik baskı ve güvencesizlik de iş sağlığının konusu olarak kabul edilmelidir.”</i></p>

<h3><img alt="Turgut Dedeoğlu-2" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/turgut-dedeoglu-2.jpeg" width="1536" /></h3>

<h3><strong>“Bu medya düzenine itiraz ediyoruz”</strong></h3>

<p>Dedeoğlu, sendika olarak “gazetecilerin sürekli daha fazla haber, daha hızlı içerik ve daha uzun çalışma saatleri üretmesini isteyen medya düzenine” itiraz ettiklerini belirtti.</p>

<p>“İnsan hayatını ve sağlığını tüketen bir çalışma düzeni kabul edilemez” diyen Dedeoğlu, gazetecilerin neden bu kadar ağır koşullarda çalışmak zorunda bırakıldığının sorulması, çalışma koşullarının değiştirilmesi ve gazetecilerin yaşam hakkının savunulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Dedeoğlu: “Çünkü gazetecilerin yaşadığı ağır sağlık sorunları ve zamansız ölümler kader değildir. Sağlıklı, güvenceli ve insanca çalışma koşulları her gazetecinin hakkıdır” dedi.</p>

<h3><strong>Bilimsel araştırma ihtiyacı!</strong></h3>

<p>Gazeteci ölümlerinin gerçekten artıp artmadığını ortaya koyacak kapsamlı bir istatistiksel çalışma henüz bulunmuyor. Ancak arka arkaya yaşanan kayıplar, "Türkiye'de gazetecilerin çalışma koşullarının fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerindeki etkisi yeterince izleniyor ve araştırılıyor mu?" sorusunu da gündeme getiriyor. Bugün için bu soruya verilebilecek yanıtlar sınırlı. Her ölümün kendine özgü tıbbi nedeni bulunsa da gazetecilerin uzun çalışma saatleri, sürekli stres, güvencesizlik ve ağır iş yükü altında sağlıklarını nasıl koruyabildiklerini ortaya koyacak kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olduğu açık.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sultan Özer</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gazeteci-olumleri-artti-mi-arka-arkaya-kayiplar-calisma-kosullarini-yeniden-gundeme-getirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/meslektaslari-durdane-kircuvali-son-yolculuguna-ugurladiu1.jpeg" type="image/jpeg" length="86963"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP’den ihracı istenen Nazlıaka’dan ilk mesaj: “‘Truva atı’nın kim olduğu çok açık”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/chpden-ihraciistenen-nazliakadan-ilk-mesaj-truva-atinin-kim-oldugu-cok-acik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/chpden-ihraciistenen-nazliakadan-ilk-mesaj-truva-atinin-kim-oldugu-cok-acik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP’nin ihraç kararıyla YDK’ye sevk ettiği 49 isimden biri olan Aylin Nazlıaka, söz konusu karara sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösterdi. Nazlıaka, "Bizi, mutlak butlan kararını içlerine sindirenlerin yönettiği CHP’den atabilirler; ama bizi Mustafa Kemal Atatürk’ün eseri olan CHP’den asla atamazlar" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mahkemenin mutlak butlan kararı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetimine geçen <strong>CHP</strong>’de, aralarında seçilmiş parti yöneticileri ile eski milletvekillerinin bulunduğu 49 kişi kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) gönderildi.</p>

<p>YDK’ye sevk edilenler arasında son kurultayda <strong>Özgür Özel</strong>’in anahtar listesinden Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu’na (MYK) seçilen Selin Sayek Böke, Yalçın Karatepe, Güldem Atabay, İlhan Cihaner, Kerim Rota, Bahattin Bahadır Erdem, Yankı Bağcıoğlu ve Polat Şaroğlu da bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kesin ihraç talebiyle disipline gönderilen isimler arasında eski CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka da yer aldı.</p>

<p>Nazlıaka, söz konusu karara sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi.</p>

<h2><strong>"Yüreğim sızlayarak görüyorum ki CHP köklerinden kopmuş durumda"</strong></h2>

<p><u><strong>Nazlıaka'nın paylaşımında şunlar kaydedildi:</strong></u></p>

<p>“Biraz önce basına yansıyan bir haberin ardından, çok sayıda dostumun telefonuyla bu açıklamayı yapma gereği duydum.</p>

<p>Habere göre; CHP Genel Merkezi, benim de aralarında bulunduğum, 39. Olağan Kurultay’da seçilen tüm Parti Meclisi üyelerimizi ihraç etme kararı almış.</p>

<p>Üstelik bizleri “Truva atı” olarak nitelendirmişler!</p>

<p>Asıl “Truva atı”nın kim olduğu çok açıktır: Hukuka aykırı ve emsali daha önce yaşanmamış bir yargı müdahalesiyle CHP Genel Başkanlığı ve yönetimine seçilmeden gelenlerdir. CHP Genel Merkezine, mafyatik tiplerle zorla girmeye çalışanlardır.</p>

<p>Bu zamana kadar CHP’den istifa etmemiş olmamızın sebebi; mutlak butlan davasında iptal kararının çıkma ve partinin yönetimsiz kalma ihtimali ve riski idi.</p>

<p>Yüreğim sızlayarak görüyorum ki bugünkü CHP köklerinden kopmuş durumdadır.</p>

<p>Bizler; Kuvayı Milliye ve 1923 ruhuyla, Atatürk ilke ve devrimlerine koşulsuz bağlılıkla; laik, demokratik, eşitlikçi ve tam bağımsız Türkiye mücadelemizi sürdüreceğiz.</p>

<p>Bizi, mutlak butlan kararını içlerine sindirenlerin yönettiği CHP’den atabilirler; ama bizi Mustafa Kemal Atatürk’ün eseri olan CHP’den asla atamazlar!</p>

<p>Bizler, bize miras kalan mücadele ruhuyla, halktan aldığımız güçle, büyük bir inanç, azim ve kararlılıkla, Özgür Özel’in liderliğinde iktidara koşuyoruz.”</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">KAMUOYUNUN BİLGİSİNE<br />
<br />
Biraz önce basına yansıyan bir haberin ardından, çok sayıda dostumun telefonuyla bu açıklamayı yapma gereği duydum.<br />
<br />
Habere göre; CHP Genel Merkezi, benim de aralarında bulunduğum, 39. Olağan Kurultay’da seçilen tüm Parti Meclisi üyelerimizi ihraç etme…</p>
— Aylin Nazlıaka 🇹🇷 (@AylinNazliaka) <a href="https://x.com/AylinNazliaka/status/2092665106895151396?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 26, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/chpden-ihraciistenen-nazliakadan-ilk-mesaj-truva-atinin-kim-oldugu-cok-acik</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2025/08/de5749f7-afb5-48af-86c8-f84678741219-w.jpeg" type="image/jpeg" length="68526"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar Belediyesi'nden "seçim yenileniyor" iddialarına yanıt]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/uskudar-belediyesinden-secim-yenileniyor-iddialarina-yanit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/uskudar-belediyesinden-secim-yenileniyor-iddialarina-yanit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üsküdar Belediyesi, Başkan Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın kazandığı başkan vekilliği seçimine ilişkin hukuki süreç hakkında açıklama yaptı. Belediyeden yapılan açıklamada, alınan kararın seçimin yenilenmesi değil, yürütmenin durdurulmasına ilişkin olduğu belirtilerek, “İptal edilen 5 oyun geçerli kabul edilmesi halinde dahi seçim sonucunun değişmediği gerçeği göz ardı edilmemelidir” denildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından gerçekleştirilen başkan vekilliği seçimiyle ilgili AK Parti'li meclis üyelerinin itirazı üzerine başlayan hukuki sürece ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Belediye, kamuoyunda oluşan bilgi kirliliğinin giderilmesi amacıyla yapılan açıklamada, mahkemenin verdiği kararın <strong>seçimin yenilenmesi anlamına gelmediğini</strong>, kararın yürütmenin durdurulmasına ilişkin olduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>"Seçimin yenilenmesi kararı değil"</strong></h2>

<p>Üsküdar Belediyesi, kararın bazı siyasi açıklamalarda “seçim yenileniyor” şeklinde yansıtılmasına tepki gösterdi.</p>

<p>Açıklamada, “Öncelikle altını çizmek isteriz ki, alınan karar, Üsküdar’da seçimin yenilenmesi kararı değildir. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin bir karardır. Bu iki hukuki durumun birbirinden farklı olduğu açıktır”ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Kararın kamuoyuna “seçim yenileniyor” şeklinde aktarılmasının hukuki sürecin niteliğini geri plana ittiği ve yanlış bir algıya neden olduğu savunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“5 oy geçerli sayılsa da sonuç değişmiyor”</strong></h3>

<p>Belediye açıklamasında, seçimde iptal edilen 5 oyun geçerli kabul edilmesi halinde dahi sonucun değişmeyeceği ileri sürüldü.</p>

<p>Açıklamada, iptal edilen oyların yalnızca bir adaya yönelik olmadığı belirtilerek şöyle denildi:</p>

<blockquote>
<p>“İptal edilen beş oyun geçerli kabul edilmesi halinde dahi seçim sonucunun değişmediği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Zira iptal edilen oylar sadece tek bir adaya yönelik değil, her iki adaya yönelik iptal söz konusudur.”</p>
</blockquote>

<p>Belediye, seçmen iradesini değiştirmeyen bir oy farkı üzerinden seçimin sonucunun tartışmalı olduğu yönünde algı oluşturulmasının <strong>kamu yararıyla bağdaşmadığını</strong> savundu.</p>

<h3><strong>"İtirazımız hukuki denetime değil"</strong></h3>

<p>Üsküdar Belediyesi, hukuki denetimin yapılmasına karşı olmadığını, itirazlarının kararın siyasi söylemlerle farklı bir çerçevede sunulmasına yönelik olduğunu belirtti.</p>

<p>Açıklamada, “İtirazımız ‘hukuki’ denetimin yapılmasına değil; hukuki bir kararın siyasi söylem uğruna farklı bir çerçevede sunulmasınadır” denildi.</p>

<h3><strong>"Kamuoyu yanlış bilgilerle yönlendirilmemeli"</strong></h3>

<p>Seçimlerin sandıkta ortaya çıkan iradenin temelini oluşturduğu vurgulanan açıklamada, Üsküdar halkının iradesi üzerinden siyasi hesap yapılmaması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Hukuki sürecin devam ettiği belirtilen açıklamada, mahkemelerin vereceği kararların hukuk çerçevesinde değerlendirileceği kaydedildi.</p>

<p>Belediye, süreç devam ederken kamuoyunun <strong>“eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgilerle”</strong> yönlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, Üsküdar'ın ihtiyacının “algı siyaseti değil, şeffaflık ve doğru bilgi” olduğunu ifade etti.</p>

<p>Açıklama, “Üsküdar halkının iradesine saygı, demokratik siyasetin temel sorumluluğudur” sözleriyle sona erdi.</p>

<p><img alt="Üsküdar Belediyesi'nden " se="" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/24d37e5d-a0ba-4879-959f-f863248ba435-w.jpeg" / width="840" height="560"></p>

<p><strong>Üsküdar Belediyesi tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:</strong></p>

<blockquote>
<p>"Üsküdar’da devam eden hukuki süreçle ilgili kamuoyunda oluşan bilgi kirliliğini gidermek ve bazı değerlendirmelere açıklık getirmek zorunluluğu doğmuştur.</p>

<p>Öncelikle altını çizmek isteriz ki, alınan karar, Üsküdar’da seçimin yenilenmesi kararı değildir. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin bir karardır. Bu iki hukuki durumun birbirinden farklı olduğu açıktır.</p>

<p>Buna rağmen, kararın kamuoyuna 'Seçim yenileniyor' şeklinde yansıtılması, hukuki sürecin gerçek niteliğinin geri plana itilmesine ve kamuoyunda yanlış bir algı oluşmasına neden olmaktadır.</p>

<p>Dahası, iptal edilen beş oyun geçerli kabul edilmesi halinde dahi seçim sonucunun değişmediği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Zira iptal edilen oylar sadece tek bir adaya yönelik değil, her iki adaya yönelik iptal söz konusudur. Seçmen iradesini değiştirmeyen bir oy farkı nedeniyle, seçimin sonucunun tartışmalı olduğu yönünde bir algı oluşturulması kamu yararı ile bağdaşmamaktadır.</p>

<p>İtirazımız 'Hukuki' denetimin yapılmasına değil; hukuki bir kararın siyasi söylem uğruna farklı bir çerçevede sunulmasınadır.</p>

<p>Seçimler, sandıkta ortaya çıkan iradenin temelidir. Sandığın ortaya koyduğu iradeyi tartışmaya açacak her iddianın somut, açık ve doğru bilgilere dayanması gerekir. Üsküdar halkının iradesi üzerinden siyasi hesaplar yapılmasını doğru bulmadığımızı belirtmek isteriz. Hukuki süreç elbette devam ediyor. Mahkemelerin vereceği kararlar hukuk çerçevesinde değerlendirilecektir. Ancak bu süreç devam ederken kamuoyunun eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgilerle yönlendirilmesi kabul edilemez.</p>

<p>Üsküdar’ın ihtiyacı algı siyaseti değil, şeffaflık ve doğru bilgidir.</p>

<p>Kamuoyunu, hukuki sürecin gerçek niteliğini çarpıtmadan değerlendirmeye; siyasi açıklamalardan önce kararın kendisine ve somut gerçeklere bakmaya davet ediyoruz. Üsküdar halkının iradesine saygı, demokratik siyasetin temel sorumluluğudur."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/uskudar-belediyesinden-secim-yenileniyor-iddialarina-yanit</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/a2bc647d-a23d-46a4-8e03-d3dd3a45afd9-w.jpeg" type="image/jpeg" length="27636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NASA Başkanı Isaacman: Veri merkezleri Dünya yörüngesine taşınabilir]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/nasa-baskani-isaacman-veri-merkezleri-dunya-yorungesine-tasinabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/nasa-baskani-isaacman-veri-merkezleri-dunya-yorungesine-tasinabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA Başkanı Jared Isaacman, yapay zeka sektörünün artan enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla veri merkezlerinin Dünya yörüngesine taşınmasını önerdi. Isaacman, uzayda bulunan enerji kaynaklarından yararlanılabileceğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)</strong> Başkanı Jared Isaacman, <strong>yapay zeka (AI)</strong> sektörünün büyümesiyle artan enerji ihtiyacına ilişkin dikkat çeken bir öneride bulundu. Isaacman, veri merkezlerinin Dünya'dan uzaya taşınarak burada enerji kaynaklarından yararlanılabileceğini ifade etti.</p>

<p>The Hill gazetesinin haberine göre Isaacman, ABD'de veri merkezlerinin yüksek enerji tüketimi ve çevresel etkilerine ilişkin tartışmaların sürdüğü dönemde konu hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<h2><strong>Isaacman veri merkezlerinin uzaya taşınmasını önerdi</strong></h2>

<p>Isaacman, Nexstar Medya Grubu'nun Washington muhabiri Vinay Simot'a verdiği demeçte, veri merkezlerinin Dünya yörüngesine yerleştirilmesini önerdi.</p>

<p>Isaacman, “Veri merkezlerimizi alalım ve onları Dünya yörüngesine yerleştirelim. Orada bizim için hazır bekleyen ücretsiz füzyon reaktöründen yararlanalım ve bunu, hem uzay hem de yapay zeka yarışını kesin olarak kazanmak için kullanalım” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Uzayda veri merkezi fikrini daha önce de savundu</strong></h3>

<p>NASA Başkanı Isaacman, bu ay katıldığı “Pod Force One” adlı podcast yayınında da <strong>veri</strong> <strong>merkezleri</strong>nin uzaya taşınması fikrini gündeme getirmişti.</p>

<p>Isaacman, söz konusu uygulamayı “fantastik bir çözüm” olarak nitelendirerek bunun çok büyük faydalar sağlayabileceğini belirtmişti.</p>

<p>Isaacman ayrıca SpaceX'in Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk'ın da aralarında bulunduğu sektördeki bazı isimlerin veri merkezlerinin uzaya yerleştirilmesi konusunda kendisiyle aynı görüşte olduğunu aktarmıştı.</p>

<h3><strong>Veri merkezlerinin enerji tüketimi tartışılıyor</strong></h3>

<p>Yapay zeka teknolojilerinin hızlı şekilde gelişmesiyle birlikte veri merkezlerinin sayısı da artıyor. Bu tesislerin yüksek miktarda elektrik tüketmesi, ABD'de enerji fiyatları ve çevresel etkiler açısından tartışmalara neden oluyor.</p>

<p>Veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacının karşılanması için yeni yatırımlar yapılırken, bazı bölgelerde bu tesislerin kurulmasına yönelik farklı görüşler de gündeme geliyor.</p>

<h3><strong>Bazı eyaletlerde yeni tesislere tepki var</strong></h3>

<p>ABD'nin bazı eyaletlerinde veri merkezlerinin kurulmasının geçici olarak durdurulması yönünde çağrılar yapılıyor. Tartışmalar, tesislerin elektrik tüketiminin yanı sıra çevre üzerindeki etkileri üzerinden de yürütülüyor.</p>

<p><strong>ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) </strong>Başkanı Lee Zeldin ise veri merkezlerinin kurulmasına yönelik bu tür sınırlamaların ülkenin yapay zeka alanında Çin ile yürüttüğü rekabeti olumsuz etkileyebileceğini savunuyor.</p>

<p>Isaacman'ın önerisi, yapay zeka sektörünün enerji ihtiyacının nasıl karşılanacağına ilişkin ABD'deki tartışmaların devam ettiği bir dönemde gündeme geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim - Teknoloji</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/nasa-baskani-isaacman-veri-merkezleri-dunya-yorungesine-tasinabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/nasa-baskani-isaacmandan-veri-merkezlerinin-uzaya-tasinmasi-onerisi.png" type="image/jpeg" length="56194"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Himalayalar'da sel ve toprak kayması: Binlerce kişi kayıp ve mahsur]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/himalayalarda-sel-ve-toprak-kaymasi-binlerce-kisi-kayip-ve-mahsur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/himalayalarda-sel-ve-toprak-kaymasi-binlerce-kisi-kayip-ve-mahsur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ve Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde Himalayalar'da meydana gelen sel ve toprak kayması büyük yıkıma yol açtı. İlk belirlemelere göre Nepal'de 826, Tibet'te 558 kişi kayıp. Nepal'de 5 binden fazla asker ve polisin katıldığı arama kurtarma çalışmalarında 125 kişi kurtarılırken, can kaybının artmasından endişe ediliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Himalayalar'ın Nepal ve Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde kalan kesimlerinde meydana gelen sel ve toprak kayması, bölgede büyük hasara neden oldu. Çamur, kaya ve su kütlelerinin yerleşim yerleri ile ulaşım bağlantılarını sürüklemesi sonucu yüzlerce kişi kayboldu.</p>

<p>Yetkililer tarafından yapılan ilk açıklamalarda Nepal'de <strong>826</strong>, Çin'in Tibet bölgesinde ise <strong>558 kişinin kayıp olduğu</strong>bildirildi. Arama kurtarma çalışmalarının sürmesi nedeniyle kayıp ve can kaybı rakamlarının değişebileceği belirtildi.</p>

<h2><strong>Nepal'de 826 kişi kayıp</strong></h2>

<p>Nepalli yetkililer, felaketin ardından ülkede 826 kişinin kayıp olduğunu açıkladı. Nepal polisi, kayıpların yaklaşık 500'ünün yabancı uyruklu olduğunu bildirdi.</p>

<p>Kayıp yabancılar arasında <strong>Hindistan'dan 177, ABD'den 63, Avustralya'dan 34, İngiltere'den 33 ve Kanada'dan 25 kişinin</strong> bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Polis, can kaybının 165'in üzerine çıkabileceği uyarısında bulunurken, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>5 binden fazla personel arama kurtarma çalışmalarına katılıyor</strong></h3>

<p>Nepal'de 5 binden fazla asker ve polisin katıldığı çalışmalarda şu ana kadar <strong>125 kişinin kurtarıldığı</strong>, kurtarılanlardan 20'sinin yabancı olduğu bildirildi.</p>

<p>Felaketten en fazla etkilenen bölgelere helikopterlerle çadır, gıda ve acil yardım malzemeleri ulaştırılırken, mahsur kalan binlerce kişiye havadan yardım gönderiliyor.</p>

<p>Nepal Başbakanı Balendra Shah'ın da felaketten en fazla etkilenen bölgelerden Nuwakot'u ziyaret etmek üzere bölgeye hareket ettiği belirtildi.</p>

<h3><strong>Tibet'te 558 kişi kayıp</strong></h3>

<p>Çin devlet televizyonu CCTV, Tibet'in Gyirong ilçesinde yapılan ilk değerlendirmelere göre <strong>558 kişinin kayıp olduğunu</strong>duyurdu.</p>

<p>Kayıpların 260'ının yabancı uyruklu olduğu, bölgede üç kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Çinli yetkililer ayrıca Tibet-Nepal sınır kapısının yukarısında hâlâ su tutan bir göl bulunduğunu ve bu gölün yeni bir taşkın riski oluşturabileceğini açıkladı.</p>

<h3><strong>Felaketin nedeni deprem değil, buzul çökmesi</strong></h3>

<p>Felaketin ardından yapılan ilk değerlendirmelerde, bölgede meydana gelen sismik hareketliliğin bir buzulun alt bölümünün çökmesine ve ardından sel oluşmasına yol açmış olabileceği belirtilmişti.</p>

<p>Ancak <strong>ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS)</strong>, başlangıçta 4,4 olarak açıklanan sismik hareketliliğin bir depremden kaynaklanmadığını, buzul kaya ve buz kütlesinin çökmesiyle ortaya çıkan enerjiden kaynaklandığını bildirdi.</p>

<h3><strong>Kayıpların önemli bölümü hacılardan oluşuyor</strong></h3>

<p>Felakette hayatını kaybeden ve kaybolanların önemli bölümünün, Hindular ve Budistler tarafından kutsal kabul edilen Tibet'teki <strong>Kailash Mansarovar</strong> bölgesine hac ziyareti gerçekleştiren kişiler olduğu belirtildi.</p>

<p>Bölgede sel ve toprak kaymasının yanı sıra yeni taşkın ihtimaline karşı da önlemler artırıldı.</p>

<h3><strong>ABD ve BM'den yardım</strong></h3>

<p>Felaketin ardından Nepal'e uluslararası yardım gönderilmeye başlandı. ABD'nin <strong>500 bin dolar yardım sağlayacağı</strong> ve bölgeye bir afet müdahale danışmanı göndereceği açıklandı.</p>

<p>Birleşmiş Milletler ekiplerinin de afetten etkilenen topluluklara personel ve yardım malzemesi ulaştırmak üzere çalışma başlattığı bildirildi.</p>

<p>Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Nepal'e <strong>37,5 ton insani yardım, ilaç ve gıda malzemesi</strong> taşıyan ikinci uçağın havalandığını duyurdu.</p>

<p>Felaket bölgesinden yayımlanan görüntülerde ise çamur, kaya ve su kütlelerinin araçları ve binaları sürüklediği, bazı yerleşimlerin tamamen sular ve çamur altında kaldığı görüldü.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/himalayalarda-sel-ve-toprak-kaymasi-binlerce-kisi-kayip-ve-mahsur</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/nepal-ve-cin-de-yasanan-himalaya-felaketinde-20180537-ampjpg.webp" type="image/jpeg" length="63479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Dizileri Uluslararası Medya Programı 28 Ağustos'ta İstanbul'da düzenlenecek]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turk-dizileri-uluslararasi-medya-programi-28-agustosta-istanbulda-duzenlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turk-dizileri-uluslararasi-medya-programi-28-agustosta-istanbulda-duzenlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 28-30 Ağustos tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenecek Türk Dizileri Uluslararası Medya Programı kapsamında, 18 ülkeden 37 yabancı basın mensubu Türkiye'nin dizi sektörünü, yapım süreçlerini ve tarihi çekim mekanlarını yerinde inceleyecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'nin küresel ölçekte en güçlü kültürel diplomasi ve yumuşak güç unsurlarından biri haline gelen dizi sektörü, uluslararası basının merceğine taşınıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilecek üç günlük program, Türk yapımlarının geniş kitlelerce takip edildiği ülkelerden medya temsilcilerini İstanbul'da ağırlayacak.</p>

<h3><strong>İlk gün: "Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri Çalıştayı"</strong></h3>

<p>Programın ilk gününde yabancı gazeteciler, *"Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri Çalıştayı"*na katılarak sektör profesyonelleri, yapımcılar ve oyuncularla bir araya gelecek. Katılımcılar; röportajlar ve özgün içerikler hazırlama fırsatı bulurken, Türk dizi sektörünün yapım süreçlerini, teknik altyapısını ve küresel dağıtım ağını doğrudan gözlemleme imkanına erişecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Organizasyon; Arjantin, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna Hersek, Bulgaristan, Endonezya, Fas, İtalya, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Macaristan, Mısır, Moritanya, Özbekistan, Polonya ve Sırbistan olmak üzere toplam 18 ülkeden 37 basın mensubunu bir araya getiriyor.</p>

<h3><strong>Platolar ve tarihi bölgeler gezdirilecek</strong></h3>

<p>Program kapsamında uluslararası gazeteciler, modern dizi ve film platolarını ziyaret ederek set atmosferini yerinde deneyimleyecek. Plato incelemelerinin ardından, yapımların simge mekanlarından olan yalıları ve tarihi dokusuyla öne çıkan İstanbul Boğazı'nda tekne turu düzenlenecek.</p>

<p>Etkinliğin son gününde ise yabancı basın mensupları, dünya mirası listesinde yer alan Topkapı Sarayı ile Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ni ziyaret edecek. Program; sayısız dizi ve sinema filmine doğal plato işlevi gören tarihi ahşap evleri, dar sokakları ve Haliç manzarasıyla ünlü Fener ve Balat semtlerine yapılacak geziyle noktalanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turk-dizileri-uluslararasi-medya-programi-28-agustosta-istanbulda-duzenlenecek</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/images-2026-08-27t105453767.jpg" type="image/jpeg" length="53830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zafer Partisi'nden İdyros Antik Kenti çevresindeki otel projesine tepki]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/zafer-partisinden-idyros-antik-kenti-cevresindeki-otel-projesine-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/zafer-partisinden-idyros-antik-kenti-cevresindeki-otel-projesine-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zafer Partisi Çevre, Şehircilik ve Kültür Politikaları Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, Antalya Kemer’de İdyros Antik Kenti ve Ayışığı Koyu çevresinde planlandığı belirtilen 900 yatak kapasiteli otel projesine tepki gösterdi. Aslan, antik kent, orman, milli park ve kıyı alanlarının yatırım baskısı karşısında korunması gerektiğini belirterek, “İdyros, Türkiye’nin kendi tarihine ve toprağına nasıl baktığının sınavıdır” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zafer Partisi Çevre, Şehircilik ve Kültür Politikaları Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan İdyros Antik Kenti ve Ayışığı Koyu çevresinde yaklaşık <strong>293 bin metrekarelik alanda 900 yatak kapasiteli otel projesi</strong>planlandığı iddialarına ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Konunun yalnızca bir otel projesi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Aslan, bölgede antik kent, arkeolojik sit alanları, milli park, orman ve kıyı gibi farklı koruma statülerine sahip değerlerin bulunduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>“Mesele bir otelin yapılıp yapılmaması değil”</strong></h2>

<p>Aslan, projenin yalnızca yatırım boyutuyla ele alınamayacağını belirterek, “Asıl mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi kıyısını, ormanını, milli parkını ve binlerce yıllık kültürel mirasını yatırım baskısı karşısında koruyup koruyamadığıdır” dedi.</p>

<p>Yatırımların kamu yararı doğrultusunda sınırlandırılması gerektiğini savunan Aslan, şehirlerin kıyı, orman ve tarihi alanlarının ekonomik bilanço kalemi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<h3><strong>“Hukuk projenin büyüklüğüne göre değişmez”</strong></h3>

<p>İnşaat sürecindeki denetim ve yaptırım mekanizmalarını da eleştiren Aslan, ihlal tespit edilmesine rağmen çalışmaların devam etmesi halinde ciddi bir kamu yönetimi sorunu ortaya çıkacağını ifade etti.</p>

<p>Aslan, <strong>“Hukuk, projenin metrekaresine, sermayenin büyüklüğüne veya yatırımcının gücüne göre değişmez”</strong>diyerek koruma ve şehircilik mevzuatının herkes için eşit uygulanması gerektiğini savundu.</p>

<h3><strong>İdyros’taki arkeolojik bulguların açıklanmasını istedi</strong></h3>

<p>İdyros Antik Kenti’nin binlerce yıllık bir yerleşim alanı olduğuna dikkat çeken Aslan, bölgede yapılan arkeolojik çalışmaların sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan; arkeolojik sondajlarda ortaya çıkan bulguların, uzman raporlarının, antik kentin sınırlarının ve kıyı ile deniz altındaki arkeolojik varlıkların durumunun açıklanması çağrısında bulundu.</p>

<h3><strong>“Şehir dediğiniz şey yalnız bina değildir”</strong></h3>

<p>Türkiye’de kentleşme anlayışının ekonomik getiri üzerinden şekillendirildiğini savunan Aslan, şehirlerin yalnızca yapılaşma alanlarından ibaret olmadığını söyledi.</p>

<p>Aslan, “Şehir dediğiniz şey yalnız bina değildir. Şehir; hafızadır, kıyıdır, meydandır, ormandır, tarım alanıdır, antik kenttir, sokaktır, silüettir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>İdyros için 5 maddelik çağrı</strong></h3>

<p>Aslan, İdyros için yapılması gerekenleri, şöyle sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"1-İdyros Antik Kenti ve proje alanında gerçekleştirilen tüm arkeolojik sondajların sonuçları, bulunan kültür varlıkları ve uzman raporları eksiksiz biçimde kamuoyuna açıklanmalıdır.</i></p>

<p><i>2-Antik kentin kara, kıyı ve deniz altındaki bütünlüğü bağımsız bilim insanlarının da dahil olduğu kapsamlı arkeolojik çalışmalarla ortaya çıkarılmalı; sit sınırları bilimsel veriler doğrultusunda yeniden değerlendirilmelidir.</i></p>

<p><i>3-Devam eden yargı süreçleri ve bilimsel incelemeler sonuçlanmadan kültürel veya doğal mirasta geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilecek uygulamalardan kaçınılmalıdır.</i></p>

<p><i>4-Turizm sezonundaki inşaat kısıtlamaları yatırımın büyüklüğüne bakılmaksızın herkese eşit uygulanmalı; ihlaller karşısındaki yaptırımlar gerçek anlamda caydırıcı hale getirilmelidir.</i></p>

<p><i>5-Kıyılar, milli parklar, orman alanları ve arkeolojik sitlere ilişkin yatırım kararlarında ekonomik getiri değil kamu yararı, taşıma kapasitesi, kültürel miras ve gelecek kuşakların hakları temel kriter olmalıdır."</i></p>

<h3><strong>“İdyros, Türkiye’nin tarihine nasıl baktığının sınavıdır”</strong></h3>

<p>Aslan, İdyros’un yalnızca Kemer’i ilgilendiren bir konu olmadığını belirterek “İdyros, Türkiye’nin kendi tarihine ve toprağına nasıl baktığının sınavıdır. Şehirlerimizin geleceğini kısa vadeli rant hesaplarına teslim edemeyiz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aslan ayrıca kıyıların, ormanların ve antik kentlerin yatırım alanı ya da inşaatın önündeki engeller olarak görülmemesi gerektiğini savundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/zafer-partisinden-idyros-antik-kenti-cevresindeki-otel-projesine-tepki</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/f37753b4-1cf8-4876-a49a-5ede752c8e69-w.png" type="image/jpeg" length="13191"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanlı Ay Tutulması ne zaman, saat kaçta? Kanlı Ay Tutulması Ankara, İstanbul ve İzmir'den görülecek mi?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kanli-ay-tutulmasi-ne-zaman-saat-kacta-kanli-ay-tutulmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kanli-ay-tutulmasi-ne-zaman-saat-kacta-kanli-ay-tutulmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanlı Ay Tutulması olarak bilinen 28 Ağustos 2026 Ay Tutulması için geri sayım başladı. Türkiye'den de görülebilecek parçalı Ay Tutulması, sabaha karşı 04.23'te başlayacak; tutulmanın Türkiye'deki gözlemi özellikle batı bölgelerinde gün doğumu nedeniyle sınırlı olacak. Peki Ay Tutulması saat kaçta başlayacak, en belirgin hâline ne zaman ulaşacak ve Türkiye'den hangi illerden izlenebilecek?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gökyüzü meraklılarının takip ettiği <strong>Ay Tutulması</strong>, 28 Ağustos 2026 Cuma günü gerçekleşecek. Türkiye'den de görülebilecek olan olay, astronomik açıdan <strong>parçalı Ay Tutulması</strong> niteliğinde olacak. Tutulmanın Dünya'nın gölgesinin Ay'ın bir bölümünü kapatmasıyla meydana gelmesi beklenirken, Türkiye'deki gözlem koşulları şehirlerin konumuna göre değişecek.</p>

<p>Türkiye'de tutulmanın ilk aşaması sabaha karşı <strong>04.23'te</strong> başlayacak. Ay'ın Dünya'nın yarı gölgesine girmesiyle başlayan süreç ilerleyen saatlerde belirginleşecek. Türkiye'de parçalı tutulma evresi yaklaşık <strong>05.33</strong> itibarıyla başlayacak ve özellikle batıdaki kentlerde Ay'ın ufka çok yakın olması nedeniyle gözlem için açık bir batı-güneybatı ufku gerekecek.</p>

<p>Tutulmanın Türkiye'deki en belirgin anı ise şehirden şehre birkaç dakika farklılık gösterecek. İstanbul'da en yüksek görünürlük yaklaşık <strong>06.26</strong>, İzmir'de <strong>06.37</strong>, Ankara'da ise <strong>06.11</strong> civarında gerçekleşecek. Ancak tutulmanın küresel maksimumu Türkiye'de Ay ufkun altına indikten sonra meydana geleceği için ülkemizden tutulmanın tamamı izlenemeyecek.</p>

<h2><strong>Kanlı Ay Tutulması ne zaman gerçekleşecek?</strong></h2>

<p>28 Ağustos 2026 Cuma günü yaşanacak tutulmanın Türkiye'deki ilk aşaması saat <strong>04.23'te</strong> başlayacak. Bu saat, Dünya'nın yarı gölgesinin Ay üzerine düşmeye başladığı zamanı ifade ediyor.</p>

<p>Parçalı tutulmanın Türkiye'den gözle görülür hâle gelmesi ise yaklaşık <strong>05.33'te</strong> başlayacak. Bu aşamada Dünya'nın daha koyu gölgesi Ay'ın bir bölümünü kaplamaya başlayacak.</p>

<p>Türkiye'de gözlem süresinin kısa olmasının temel nedeni, tutulmanın sabah saatlerine denk gelmesi ve Ay'ın batı ufkuna yaklaşması. Bu nedenle özellikle batıdaki kentlerde uygun görüş açısı bulunan yüksek ve açık alanlar gözlem açısından daha avantajlı olacak.</p>

<h3><strong>Ay Tutulması saat kaçta zirve yapacak?</strong></h3>

<p>Tutulmanın Türkiye'deki en belirgin anı tek bir saatle ifade edilmiyor. Çünkü Dünya'nın farklı noktalarından bakıldığında Ay'ın ufuktaki konumu değişiyor.</p>

<p>Ankara'da tutulmanın Türkiye açısından en belirgin anı yaklaşık <strong>06.11</strong>'de gerçekleşecek. İstanbul'da bu zaman <strong>06.26</strong>, İzmir'de ise <strong>06.37</strong> civarına denk geliyor. Bu farklılık, kentlerin coğrafi konumlarından kaynaklanıyor.</p>

<p>Ankara'da Ay'ın ufka oldukça yaklaşması nedeniyle gözlem koşulları özellikle dikkat gerektiriyor. Kentte tutulmanın en belirgin olduğu sırada Ay batı-güneybatı yönünde ve ufka çok yakın olacak. Bu nedenle yüksek bir noktadan, önünde bina veya tepe bulunmayan açık bir görüş alanından gözlem yapılması öneriliyor.</p>

<p>İstanbul'da ise parçalı tutulmanın en belirgin noktası yaklaşık 06.26'da yaşanacak. İzmir'de maksimum görünürlük yaklaşık 06.37'ye denk geliyor. Batıya doğru gidildikçe tutulmanın Ay'ın ufukta daha uzun süre görünür kalması nedeniyle gözlem koşulları genel olarak daha elverişli hâle geliyor.</p>

<h3><img alt="Kanlı Ay Tutulması ne zaman, saat kaçta? 28 Ağustos Ay Tutulması Türkiye'den görülecek mi?-1" class="detail-photo img-fluid" height="1370" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-27-104524.png" width="2710" /></h3>

<h3><strong>Kanlı Ay Tutulması Türkiye'den görülecek mi?</strong></h3>

<p>Evet. 28 Ağustos 2026'daki parçalı Ay Tutulması Türkiye'den görülebilecek. Ancak ülkenin tamamında aynı şekilde izlenemeyecek.</p>

<p>Türkiye'de gözlem açısından özellikle batı bölgeleri daha avantajlı durumda. İstanbul, Bursa, İzmir ve Çanakkale gibi kentlerde tutulmanın daha büyük bir bölümü ufkun üzerinde görülebilecek. İzmir'de tutulmanın görünürlük oranı yaklaşık yüzde <strong>66,12</strong>, Bursa'da yüzde <strong>47,17</strong>, İstanbul'da ise yaklaşık yüzde <strong>46,03</strong> seviyesinde hesaplanıyor.</p>

<p>Bu oranlar, Ay'ın Dünya'nın gölgesi tarafından ne ölçüde örtüleceğini ve ilgili konumdan tutulmanın ne kadarının görülebileceğini ifade ediyor. Dolayısıyla batı illerinde yaşayanlar, doğudaki bölgelere kıyasla daha belirgin bir tutulma gözlemleme fırsatına sahip olacak.</p>

<h3><strong>İstanbul'da Ay Tutulması saat kaçta görülecek?</strong></h3>

<p>İstanbul'da tutulmanın yarı gölge aşaması <strong>04.23'te</strong> başlayacak. Parçalı tutulmanın başlaması ise yaklaşık <strong>05.33</strong> olarak hesaplanıyor.</p>

<p>İstanbul'da en belirgin görünüm <strong>06.26</strong> civarında gerçekleşecek. Ancak bu sırada Ay ufka oldukça yakın olacağından, özellikle batı-güneybatı yönünde açık bir görüş alanı bulunması gerekiyor.</p>

<p>İstanbul'da şehir ışıkları ve binalar gibi unsurlar da gözlemi zorlaştırabileceğinden, mümkün olduğunca açık bir ufuk hattı tercih edilmesi önem taşıyor.</p>

<p><img alt="Kanlı Ay Tutulması ne zaman, saat kaçta? 28 Ağustos Ay Tutulması Türkiye'den görülecek mi?" class="detail-photo img-fluid" height="1370" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-27-104520.png" width="2710" /></p>

<h3><strong>Ankara'da Ay Tutulması ne zaman izlenecek?</strong></h3>

<p>Başkentte tutulma <strong>04.23'te</strong> başlayacak. Ankara için hesaplanan maksimum görünürlük yaklaşık <strong>06.11</strong>'de gerçekleşecek.</p>

<p>Ancak Ankara'daki gözlem koşulları batı illerine göre daha sınırlı. Tutulmanın belirginleştiği sırada Ay batı-güneybatı yönünde ve ufka çok yakın olacak. Bu nedenle gözlem yapmak isteyenlerin özellikle yüksek ve açık bir noktadan batı-güneybatı ufkunu görebilmesi gerekiyor. </p>

<p>Ankara'da parçalı tutulmanın görünür kısmı yaklaşık <strong>06.14</strong> civarında Ay'ın batmasıyla sona erecek. Tutulmanın daha sonraki aşamaları ise Ay ufkun altına indiği için başkentten doğrudan izlenemeyecek.</p>

<h3><strong>İzmir'de tutulma daha belirgin görülecek</strong></h3>

<p>İzmir, 28 Ağustos'taki Ay Tutulması için Türkiye'deki daha avantajlı gözlem noktalarından biri olacak. Kentte tutulmanın en belirgin anı yaklaşık <strong>06.37</strong>'de yaşanacak ve görünürlük oranı yaklaşık yüzde <strong>66,12</strong> olacak.</p>

<p>Bu nedenle İzmir ve çevresinde yaşayan gökyüzü meraklıları, uygun hava koşulları ve açık bir batı ufku bulunması hâlinde tutulmanın daha büyük bölümünü takip edebilecek.</p>

<p>Çanakkale ve Balıkesir gibi batıdaki kentler de benzer şekilde avantajlı konumda bulunuyor. Ancak gözlem koşulları yalnızca coğrafi konuma değil, hava durumuna ve ufkun açıklığına da bağlı.</p>

<h3><strong>Ay neden kırmızı görünüyor?</strong></h3>

<p>“Kanlı Ay” ifadesi, Ay'ın gerçekten kan renginde olması anlamına gelmiyor. Bu ifade, özellikle tam Ay tutulmalarında Ay'ın kırmızımsı veya bakırımsı bir renge bürünmesini tanımlamak için kullanılan popüler bir adlandırma.</p>

<p>Ay tutulması sırasında Dünya, Güneş ile Ay'ın arasına giriyor. Dünya'nın atmosferinden geçen Güneş ışığının bir bölümü kırılarak Ay'a ulaşıyor. Atmosfer, mavi ışığı daha fazla saçarken kırmızı ve turuncu tonlardaki ışığın daha fazla ilerlemesine izin verebiliyor. Bu nedenle tutulma sırasında Ay yüzeyinde kızıl tonlar görülebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak 28 Ağustos 2026'daki olayın <strong>parçalı Ay Tutulması</strong> olması nedeniyle Türkiye'den görülecek görüntü, Ay'ın tamamının kızıl renge büründüğü tam tutulmalardan farklı olacak. Dünya'nın gölgesi Ay'ın yalnızca bir bölümünü kaplayacak.</p>

<p><img alt="Kanlı Ay Tutulması ne zaman, saat kaçta? 28 Ağustos Ay Tutulması Türkiye'den görülecek mi?" class="detail-photo img-fluid" height="1370" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-27-104515.png" width="2710" /></p>

<h3><strong>28 Ağustos Ay Tutulması için gözlem koşulları nasıl olacak?</strong></h3>

<p>Tutulmayı izlemek isteyenlerin en önemli avantajı, Ay'ın çıplak gözle görülebilmesi. Ay tutulmalarını izlemek için Güneş tutulmalarında olduğu gibi özel koruyucu gözlük kullanılması gerekmiyor.</p>

<p>Bununla birlikte Türkiye'deki tutulmanın sabaha karşı gerçekleşmesi nedeniyle gözlem için zamanlama önemli. Özellikle batı-güneybatı yönünde açık bir ufuk bulunması gerekiyor.</p>

<p>Gözlem için şu noktalar tercih edilebilir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Batı ve batı-güneybatı yönü açık alanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bina ve yüksek yapıların bulunmadığı noktalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ufuk çizgisinin rahat görülebildiği yüksek alanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şehir ışıklarından mümkün olduğunca uzak bölgeler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hava koşullarının açık olduğu noktalar</p>
 </li>
</ul>

<p>Fotoğraf çekmek isteyenlerin ise Ay'ın ufka yakın olacağı saatleri özellikle dikkate alması gerekiyor.</p>

<h3><strong>Tutulmanın tamamı Türkiye'den izlenebilecek mi?</strong></h3>

<p>Hayır. Türkiye'den tutulmanın yalnızca Ay'ın ufkun üzerinde bulunduğu bölüm görülebilecek.</p>

<p>28 Ağustos'taki olay küresel ölçekte daha uzun bir süreç boyunca devam edecek. Ancak Türkiye'de sabah saatlerinde Ay'ın batması nedeniyle tutulmanın ilerleyen aşamaları gözlenemeyecek. Ankara'da örneğin Ay yaklaşık <strong>06.14'te</strong> ufkun altına inerken, tutulmanın daha sonraki evreleri Türkiye'den doğrudan görülemeyecek.</p>

<p>Bu nedenle “Ay Tutulması saat kaçta?” sorusunun yanıtı, tutulmanın hangi aşamasının sorulduğuna göre değişiyor. Türkiye'de süreç 04.23'te başlarken, çıplak gözle belirgin parçalı tutulma yaklaşık 05.33'te başlayacak ve şehirlerin konumuna göre 06.00'lı saatlerde en dikkat çekici seviyesine ulaşacak.</p>

<h3><strong>28 Ağustos 2026 Ay Tutulması için kritik saatler</strong></h3>

<p>Türkiye açısından öne çıkan zamanlar şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>04.23:</strong> Türkiye'de yarı gölge tutulmasının başlangıcı</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>05.33:</strong> Parçalı tutulmanın belirgin şekilde başlaması</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>06.11:</strong> Ankara'da en belirgin görünüm</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>06.26:</strong> İstanbul'da en belirgin görünüm</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>06.37:</strong> İzmir'de en belirgin görünüm</p>
 </li>
</ul>

<p>Saatler Türkiye yerel saatine göre veriliyor. Kentlere göre Ay'ın ufuktaki konumu değiştiğinden tutulmanın görünürlük süresi de farklılaşıyor.</p>

<p><img alt="Kanlı Ay Tutulması ne zaman, saat kaçta? 28 Ağustos Ay Tutulması Türkiye'den görülecek mi?" class="detail-photo img-fluid" height="1370" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-27-104509.png" width="2710" /></p>

<p>Gökyüzü meraklıları için 28 Ağustos sabahı özellikle batı ufku önem taşıyacak. Türkiye'nin batısında bulunan kentlerde tutulmanın daha büyük bölümü görülebilecekken, Ankara gibi daha doğudaki bölgelerde Ay'ın ufka daha erken yaklaşması gözlem süresini kısaltacak. Hava koşullarının uygun olması ve görüş alanının açık bulunması hâlinde tutulmanın parçalı evresi sabahın erken saatlerinde izlenebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kanli-ay-tutulmasi-ne-zaman-saat-kacta-kanli-ay-tutulmasi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-27-104628.png" type="image/jpeg" length="55977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tlos Antik Kenti Tiyatrosu restorasyonu tamamlandı:  Aydınlatmasını güneşten alacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/tlos-antik-kenti-tiyatrosu-restorasyonu-tamamlandi-aydinlatmasini-gunesten-alacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/tlos-antik-kenti-tiyatrosu-restorasyonu-tamamlandi-aydinlatmasini-gunesten-alacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Muğla'nın Seydikemer ilçesindeki Tlos Antik Kenti Tiyatrosu'nda Ocak 2023'te başlatılan kapsamlı restorasyon çalışmalarının tamamlandığını duyurdu. Tiyatroda bir ilke imza atılarak kurulan Güneş Enerjisi Santrali (GES) sayesinde, yapının gece aydınlatması tamamen çevre dostu yenilenebilir enerjiyle sağlanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla'nın Seydikemer ilçesinde yer alan Likya'nın köklü yerleşimlerinden Tlos Antik Kenti'nde yürütülen restorasyon ve koruma projelerinde kritik bir aşama geride kaldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Muğla Valiliği ve Akdeniz Üniversitesi iş birliğiyle üç yılı aşkın süredir devam eden çalışmalarla antik tiyatro hem özgün mimarisine kavuşturuldu hem de Türkiye'de örnek teşkil edecek bir GES projesiyle buluşturuldu.</p>

<p><img alt="Thumbs B C Fea6402Bb7Eed6Ab95De7D548E3D7E49" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-fea6402bb7eed6ab95de7d548e3d7e49.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Bakan Ersoy: "Kültürel mirasımızı sürdürülebilir uygulamalarla geleceğe taşıyoruz"</strong></h3>

<p>Projeye ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, tarihi mirasın korunmasında yenilikçi vizyonu vurguladı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Muğla'nın Seydikemer ilçesindeki Tlos Antik Kenti Tiyatrosu'nda 2023 yılında başlattığımız kapsamlı restorasyon çalışmalarını tamamladık. Yapının mimari bütünlüğünü ve farklı tarihsel evrelerini titizlikle korurken Tlos özelinde bir ilki de hayata geçirdik. Kurduğumuz GES sistemiyle antik tiyatromuzun gece aydınlatmasında güneş enerjisinden yararlanacağız.</i></p>

<p><i>Çevre dostu aydınlatma sistemiyle ziyaretçilerimizin Tlos'un eşsiz atmosferini akşam saatlerinde de deneyimlemesini sağlayacağız. Tarihi alanlarımızı yenilenebilir enerji sistemleriyle buluşturuyor, kültürel mirasımızı sürdürülebilir uygulamalarla geleceğe taşıyoruz."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A56720336Dc1944777F116D746Ef7Dbb" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/a56720336dc1944777f116d746ef7dbb.webp" width="1200" /></p>

<p>Bakanlık ve Akdeniz Üniversitesi adına Prof. Dr. Taner Korkut başkanlığında yürütülen kazı ve restorasyon programında; yapının farklı tarihsel katmanları titizlikle korundu. Tiyatronun algılanabilirliğini artırmak ve ziyaretçi deneyimini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla hayata geçirilen GES entegrasyonu, Türkiye'deki arkeolojik alanlarda yeşil enerji kullanımına model oluşturacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güneş enerjili aydınlatma projesi sayesinde Tlos Antik Kenti, "gece müzeciliği" konseptine dahil edilerek ziyaret saatleri akşamı da kapsayacak şekilde genişletilecek. Bu hamleyle antik kentin hem bölge turizmine hem de Türkiye'nin sürdürülebilir kültür turizmi vizyonuna güçlü bir katkı sunması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/tlos-antik-kenti-tiyatrosu-restorasyonu-tamamlandi-aydinlatmasini-gunesten-alacak</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-f83c8f116cd50b2054342b40e2917c13.webp" type="image/jpeg" length="73727"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KVKK: Parmak izi ve avuç içi taraması biyometrik veri sayılıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kvkk-parmak-izi-ve-avuc-ici-taramasi-biyometrik-veri-sayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kvkk-parmak-izi-ve-avuc-ici-taramasi-biyometrik-veri-sayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişisel Verileri Koruma Kurumu, mesai takibi amacıyla kullanılan parmak izi ve avuç içi taraması gibi yöntemlerle elde edilen verilerin biyometrik veri niteliği taşıdığını belirterek veri sorumlularının ilke kararına uygun hareket etmesi gerektiğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK)</strong>, mesai takibi amacıyla <strong>biyometrik veri </strong>işlenmesine ilişkin ilke kararı hakkında veri sorumlularından gelen görüş talepleri üzerine kamuoyu duyurusu yayımladı. Kurum, biyometrik verilerin matematiksel bir koda dönüştürülerek veri tabanında saklanmasının bu verilerin biyometrik niteliğini değiştirmediğini açıkladı.</p>

<h2><strong>Biyometrik verilerin kapsamı açıklandı</strong></h2>

<p>KVKK'nın duyurusunda, 2 Haziran'da <strong>Resmi</strong> <strong>Gazete</strong>'de yayımlanan “Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi Hakkında İlke Kararı”na ilişkin farklı sektörlerde faaliyet gösteren veri sorumlularından görüş talepleri geldiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinde biyometrik verilerin özel nitelikli kişisel veriler arasında yer aldığı hatırlatıldı. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3. maddesinde ise biyometrik verilerin, elektronik sistemler aracılığıyla kimlik tespiti ve doğrulaması amacıyla alınan parmak izi, damar izi ve el ayasından elde edilen kişiye özgü veriler olarak tanımlandığı aktarıldı.</p>

<h3><strong>Parmak izi ve avuç içi taraması da biyometrik veri</strong></h3>

<p>Duyuruda, avuç içi taraması veya parmak izi alınmasıyla elde edilen verilerin biyometrik veri olarak değerlendirilmemesi gerektiği yönündeki görüşlere de değinildi.</p>

<p>KVKK, belirli bir teknik yöntem kullanılarak gerçek kişiyi benzersiz şekilde tanımlamaya veya doğrulamaya uygun hale getirilen verilerin biyometrik veri niteliği taşıdığını belirtti. Kurum, bu verilerin matematiksel bir koda dönüştürülerek veri tabanında saklanmasının biyometrik veri özelliğini ortadan kaldırmadığını bildirdi.</p>

<p>Duyuruda, Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'nün 51 numaralı gerekçesine de atıfta bulunuldu.</p>

<h3><strong>Kritik alanlarda ölçülülük şartı vurgulandı</strong></h3>

<p>KVKK, bazı tesis ve faaliyet alanlarının güvenlik riskleri ile olası veri ihlallerinin yaratabileceği sonuçlar açısından genel değerlendirmeden farklı özellikler taşıyabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Bu alanlarda biyometrik veri işlenmesine yönelik faaliyetlerin ise yalnızca gerekli kritik alanlar ve kişilerle sınırlı tutulması gerektiği belirtildi. Ayrıca uygulanacak yöntemin ölçülü olması gerektiği vurgulandı.</p>

<h3><strong>İlke kararı mesai takibini kapsıyor</strong></h3>

<p>KVKK, yayımlanan ilke kararının yalnızca çalışanların devam durumunun, yani mesai takibinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen biyometrik veri işleme faaliyetleriyle sınırlı olduğunu açıkladı.</p>

<p>Duyuruda, “Çalışan devam takibi (mesai takibi) amacıyla gerçekleştirilen biyometrik veri işleme faaliyetleri bakımından veri sorumlularının ilke kararı doğrultusunda hareket etmeleri gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Mesai takibi dışında gerçekleştirilen biyometrik veri işleme faaliyetlerinin ise söz konusu ilke kararı kapsamında değerlendirilmeyeceği belirtildi.</p>

<h3><strong>Diğer uygulamalar somut duruma göre değerlendirilecek</strong></h3>

<p>Mesai takibi dışındaki biyometrik veri işleme faaliyetlerinin hukuka uygunluğunun; veri işleme amacı, işin niteliği ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak veri sorumluları tarafından değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.</p>

<p>Kurum, bu konularla ilgili kendisine ulaşacak ihbar ve şikayetlerin ise <strong>Kişisel Verileri Koruma Kurulu </strong>tarafından her somut olayın özelliklerine göre ayrıca inceleneceğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kvkk-parmak-izi-ve-avuc-ici-taramasi-biyometrik-veri-sayiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/kvkk-22mesai-takibi-icin-biyometrik-veri-islenmesi22-karari-hakkinda-duyuru-yayimladi.png" type="image/jpeg" length="73805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Gavur ülkesi" ifadelerini kullanan akademisyen hakkında üniversiteden soruşturma]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gavur-ulkesi-ifadelerini-kullanan-akademisyen-hakkinda-universiteden-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gavur-ulkesi-ifadelerini-kullanan-akademisyen-hakkinda-universiteden-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, sosyal medya hesabından Rize’deki toplumsal yaşama ilişkin “gavur ülkesi” ifadelerini kullanan İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Köktaş hakkında soruşturma başlattı. Üniversite, söz konusu paylaşımın Köktaş’ın kişisel görüşü olduğunu belirterek kurumsal görüşü temsil etmediğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ), İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Yavuz Köktaş</strong>’ın sosyal medya hesabından yaptığı ve kamuoyunda tepki çeken paylaşımı hakkında soruşturma başlattı.</p>

<p>Köktaş, Rize’deki toplumsal yaşama ilişkin paylaşımında <strong>“gavur ülkesi”</strong> ifadesini kullanmış ve Türkiye ile ABD arasında benzetme yapmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Üniversite: Kurumsal görüşümüzü temsil etmiyor</strong></h2>

<p>RTEÜ Rektörlüğü tarafından yapılan açıklamada, Köktaş’ın paylaşımının kişisel görüş ve değerlendirmelerini yansıttığı belirtildi.</p>

<p>Üniversite, açıklamasında söz konusu paylaşımın <strong>kurumun görüşünü temsil etmediğini</strong> vurguladı.</p>

<p>Açıklamada, üniversitenin toplumsal birlik ve beraberlik, karşılıklı saygı ve farklılıklara yönelik kapsayıcı yaklaşımı temel değerleri arasında gördüğü belirtilerek, “ayrıştırıcı ve ötekileştirici her türlü söylemin karşısında” olunduğu ifade edildi.</p>

<h3><strong>Köktaş: “Maksadını aşan bir ifade olduğu açıktır”</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Yavuz Köktaş ise paylaşımının tepki çekmesinin ardından yeni bir açıklama yaptı.</p>

<p>Köktaş, <strong>“gavur”</strong> kelimesini kullanırken dinden çıkmayı değil, “dinden uzaklaşmayı” ve özellikle toplumdaki çıplaklaşmaya ilişkin eleştirisini kastettiğini savundu.</p>

<p>İfadesinin yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu kabul eden Köktaş, “maksadını aşan bir ifade olduğu veya yanlış anlaşılmaya müsait olduğu açıktır” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Köktaş ayrıca Rize’de 30 yıllık bir geçmişi olduğunu belirterek, söz konusu toplumsal sorunun yalnızca Rize’ye özgü olmadığını ve ülke genelinde benzer bir durum bulunduğunu söyledi.</p>

<p><img class="" height="1600" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/157ae52f-e973-4bf3-93b8-79fd1b86f331-w-1.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>Köktaş ne demişti?</strong></h3>

<p>Köktaş, sosyal medya paylaşımında Türkiye’nin geçmişte “İslam ülkesi” olduğu kanaatini taşıdığını belirterek Rize sokaklarına ilişkin gözlemlerinin ardından bu görüşünün değiştiğini ifade etmişti.</p>

<p>Köktaş paylaşımında, “Bugün gördüğüm Rize sokaklarından sonra buranın İslam ülkesi değil, gavur ülkesi olduğu kanaati bende perçinleşiyor” ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p>Akademisyen ayrıca <strong>“Amerika neyse Türkiye de o”</strong> ifadelerini kullanarak, minarelerden ezan okunmasının bu değerlendirmesini değiştirmediğini savunmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gavur-ulkesi-ifadelerini-kullanan-akademisyen-hakkinda-universiteden-sorusturma</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/f-pp0tc-p0-kx-ij7x2v5cbef84ce163a.jpeg" type="image/jpeg" length="76622"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı'nda Marmaray, Başkentray ve İZBAN ücretsiz mi?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/30-agustos-zafer-bayraminda-marmaray-baskentray-ve-izban-ucretsiz-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/30-agustos-zafer-bayraminda-marmaray-baskentray-ve-izban-ucretsiz-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı'nda toplu taşımanın ücretsiz olup olmadığına dair merak edilen karar Resmi Gazete'de yayımlandı! Cumhurbaşkanı Kararı doğrultusunda 30 Ağustos 2026 Pazar günü İstanbul, Ankara ve İzmir'de devlete bağlı raylı sistem hatları vatandaşlara gün boyunca ücretsiz hizmet verecek. İşte 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda ücretsiz sefer yapacak metro ve banliyö hatlarının tam listesi...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında milyonlarca vatandaşın merakla beklediği toplu taşıma müjdesi <strong><a href="http://resmigazete.gov.tr" rel="nofollow">Resmi Gazete</a></strong>'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Alınan kararla birlikte Türkiye'nin en büyük üç metropolünde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesindeki kent içi raylı sistem hatlarında ulaşım bedava olacak.</p>

<p><img alt="30 Ağustos Zafer Bayramı'nda Marmaray, Başkentray ve İZBAN ücretsiz mi?" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2023/10/marmaray.jpg" width="864" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>30 Ağustos 2026 hangi hatlar ücretsiz olacak?</strong></h3>

<p>Resmi Gazete'de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı'na göre, 30 Ağustos Zafer Bayramı boyunca vatandaşların ücretsiz olarak kullanabileceği raylı sistem hatları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İstanbul:</strong> Marmaray, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı ve Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Hattı (M11)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ankara:</strong> Başkentray (Kayaş - Sincan hattı)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İzmir:</strong> İZBAN (Aliağa - Selçuk hattı)</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Günün ilk seferinden son seferine kadar geçerli</strong></h3>

<p>Resmi Gazete kararı uyarınca; İstanbul'da kıtaları birleştiren Marmaray ve Havalimanı Metrosu, Ankara'da doğu-batı aksını bağlayan Başkentray ve İzmir'de kentin ana banliyö omurgasını oluşturan İZBAN seferlerinden 30 Ağustos Zafer Bayramı günü boyunca tüm vatandaşlar herhangi bir ücret veya kart basımı olmaksızın ücretsiz olarak yararlanabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ankara Haberleri</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/30-agustos-zafer-bayraminda-marmaray-baskentray-ve-izban-ucretsiz-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/baskentray.jpg" type="image/jpeg" length="99723"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antalya Konyaaltı’ndaki TOKİ projesi için kritik uyarı: Taşkın ve sıvılaşma riski bulunuyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/antalya-konyaaltindaki-toki-projesi-icin-kritik-uyari-taskin-ve-sivilasma-riski-bulunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/antalya-konyaaltindaki-toki-projesi-icin-kritik-uyari-taskin-ve-sivilasma-riski-bulunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TOKİ’nin Antalya Konyaaltı Çakırlar Mahallesi’nde hayata geçirmeyi planladığı 4 bin 574 konutluk projeye ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Daha önce mahkeme kararıyla iptal edilen projenin ardından hazırlanan nihai dosyada, proje alanının taşkın, zemin ve içme suyu kaynakları açısından riskler taşıdığı belirtildi. Projenin toplam yatırım maliyeti ise 15 milyar 279 milyon lira olarak hesaplandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TOKİ’nin Antalya’nın Konyaaltı ilçesine bağlı Çakırlar Mahallesi’nde planladığı yeni konut projesinin nihai proje dosyasında, bölgeye ilişkin çeşitli çevresel ve jeolojik risklere yer verildi.</p>

<p>Daha önce TMMOB Çevre Mühendisleri Odası ve beraberindeki meslek odalarının açtığı dava sonucunda iptal edilen projenin ardından hazırlanan yeni dosyada da proje alanının <strong>taşkın, zemin ve içme suyu kaynakları bakımından risk taşıdığı</strong> belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Projede <strong>4 bin 574 konutun yanı sıra 34 kapıcı dairesi, 61 dükkân, iki okul ve bir cami</strong> yapılması planlanıyor. Projenin toplam yatırım maliyeti ise <strong>15 milyar 279 milyon lira</strong> olarak hesaplandı.</p>

<h2><strong>Proje alanının bir bölümü taşkın riski altında</strong></h2>

<p><strong>Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün haberine göre, </strong>nihai proje dosyasında birinci etap alanının bir bölümünün <strong>“Çandır Çayı taşkın riski etki alanı”</strong> içerisinde bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Proje alanının geçmişte bir <strong>dere yatağı</strong> olduğu, günümüzde de Çandır Çayı’nın taşkın alanı içerisinde kaldığı ifade edildi.</p>

<p>AFAD’ın 27 Mart 2024 tarihli değerlendirmesinde de parselin <strong>Boğaçayı muhtemel taşkın risk alanında</strong> bulunduğu ve taşkın afeti açısından risk taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>Plan raporuna, Devlet Su İşleri (DSİ) görüşü doğrultusunda, dere ıslah çalışmalarının tamamlanmasından önce bölgede inşaat ruhsatı verilemeyeceği ve inşaat çalışmalarına başlanamayacağı hükmünün eklendiği aktarıldı.</p>

<h3><strong>Zeminde sıvılaşma ve oturma riski</strong></h3>

<p>Nihai dosyada proje alanının zemin özelliklerine ilişkin risklere de dikkat çekildi.</p>

<p>Bölgede <strong>şişme, oturma, taşıma gücü ve sıvılaşma</strong> gibi sorunların ortaya çıkabileceği belirtildi. Dosyada, söz konusu risklerin çeşitli mühendislik önlemleriyle giderilmesinin planlandığı ifade edildi.</p>

<h3><strong>Proje alanında 8 içme suyu kuyusu bulunuyor</strong></h3>

<p>TOKİ projesi açısından dikkat çeken bir diğer başlık ise <strong>içme suyu kaynakları</strong> oldu.</p>

<p>Proje alanının, Çandır Çayı Su Üretim Tesisi’nde kullanılan <strong>8 içme suyu kuyusunun</strong> bulunduğu bölgede yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Dosyada, kuyuların koruma alanlarının belirlenmesine ilişkin çalışmaların DSİ tarafından sürdürüldüğü bilgisine yer verildi.</p>

<p>Projenin mevcut su kaynaklarını etkilemesi halinde ise <strong>yeni kuyular açılması veya mevcut kuyuların başka bir bölgeye taşınmasının</strong> gündeme gelebileceği kaydedildi.</p>

<h3><strong>Karstik boşluklara ve yeraltı suyuna dikkat çekildi</strong></h3>

<p>Proje sahasının hidrojeolojik açıdan hassas ve <strong>karstik boşlukların bulunduğu</strong> bir yapıya sahip olduğu da dosyada belirtildi.</p>

<p>Bu nedenle yeraltına veya düdenlere katı ve sıvı atık bırakılmaması, kanalizasyon sisteminin ise <strong>tam sızdırmaz şekilde kurulması</strong> gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Alanının aynı zamanda bir <strong>akifer beslenme bölgesinde</strong> bulunduğu belirtilirken, zemin kazıları, temel uygulamaları ve geçirimsizlik çalışmalarının DSİ onayı olmadan yapılamayacağı kaydedildi.</p>

<h3><strong>Orman alanı statüsünden çıkarılmıştı</strong></h3>

<p>Çakırlar’daki proje alanlarının geçmişte orman niteliğinde olduğu da dosyada yer aldı.</p>

<p>Bölgenin, <strong>21 Mart 2025 tarihli Cumhurbaşkanı kararıyla orman sınırları dışına çıkarıldığı</strong> ve TOKİ’ye imar planı hazırlanması amacıyla tahsis edildiği belirtildi.</p>

<p>15 Nisan’da onaylanan plan değişikliğiyle ise alanın kullanım kararının <strong>“kentsel gelişme alanı”</strong> olarak değiştirildiği aktarıldı.</p>

<h3><strong>15 milyar liralık konut projesi</strong></h3>

<p>TOKİ’nin Çakırlar’da planladığı proje kapsamında binlerce konutun yanı sıra sosyal ve ticari alanların da yapılması öngörülüyor.</p>

<p>Projede 4 bin 574 konut, 34 kapıcı dairesi, 61 dükkân, 2 okul, 1 cami yer alacak.</p>

<p>Projenin toplam yatırım bedeli ise <strong>15 milyar 279 milyon TL</strong> olarak hesaplandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Cumhuriyet</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Çevre, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/antalya-konyaaltindaki-toki-projesi-icin-kritik-uyari-taskin-ve-sivilasma-riski-bulunuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/b231e18e-aa1b-449c-8937-60d464327f0a.webp" type="image/jpeg" length="97050"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 KPSS Ortaöğretim başvuru ücreti ve tarihleri duyuruldu: ÖSYM AİS KPSS Ortaöğretim sınavı ne zaman?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/2026-kpss-ortaogretim-basvuru-ucreti-ve-tarihleri-duyuruldu-osym-ais-kpss-ortaogretim-sinavi-ne-zaman</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/2026-kpss-ortaogretim-basvuru-ucreti-ve-tarihleri-duyuruldu-osym-ais-kpss-ortaogretim-sinavi-ne-zaman" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÖSYM'nin 27 Ağustos tarihli duyurusuyla birlikte 2026 KPSS Ortaöğretim başvuru tarihleri, AİS ÖSYM başvuru ekranı, sınav günü ve DHBT adaylarını ilgilendiren tüm detaylar netleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ÖSYM Başkanlığı, 27 Ağustos 2026</strong> tarihinde yayımladığı resmi bildirimle <strong>2026-KPSS Ortaöğretim </strong>sürecinin başladığını ilan etti. Sınava katılmak isteyen adaylar işlemlerini 27 Ağustos - 8 Eylül 2026 tarih aralığında tamamlayabilecek. Başvurular elektronik ortamda ÖSYM Başvuru Merkezleri üzerinden, ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" internet adresi aracılığıyla bireysel olarak ya da ÖSYM Aday İşlemleri Mobil uygulaması kullanılarak yapılabilecek.</p>

<h2><strong>2026 KPSS Ortaöğretim sınavı ne zaman uygulanacak?</strong></h2>

<p>Adaylar tarafından takip edilen sınav takvimi ÖSYM duyurusuyla netlik kazandı. Kurumun paylaştığı bilgilere göre 2026-KPSS Ortaöğretim oturumu 25 Ekim 2026 tarihinde düzenlenecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>DHBT adayları için 2026 KPSS Ortaöğretim uyarısı</strong></h3>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki din hizmetlerinde sorumluluk üstlenmek isteyen kişilerin gireceği Din Hizmetleri Alan Bilgisi Testi (DHBT) 1 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. 2026-KPSS DHBT başvuruları ise 22-30 Eylül 2026 tarihleri arasında kabul edilecek.</p>

<p>ÖSYM, DHBT'ye lise düzeyinde katılım sağlayacak adaylara yönelik önemli bir anımsatmada bulundu. İlgili seviyeden başvuru yapacak adayların 25 Ekim 2026 tarihinde yapılacak 2026-KPSS Ortaöğretim sınavına da başvurarak katılım göstermelerinin zorunlu olduğu aktarıldı. Adaylar süreç hakkında yardım almak amacıyla 444 6796 numaralı ÖSYM çağrı merkezine başvurabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/2026-kpss-ortaogretim-basvuru-ucreti-ve-tarihleri-duyuruldu-osym-ais-kpss-ortaogretim-sinavi-ne-zaman</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/2026-ortaogretim-kpss.png" type="image/jpeg" length="56066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğal gaz dağıtımında uygulama birliği için EPDK'dan yeni taslak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/dogal-gaz-dagitiminda-uygulama-birligi-icin-epdkdan-yeni-taslak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/dogal-gaz-dagitiminda-uygulama-birligi-icin-epdkdan-yeni-taslak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EPDK, doğal gaz dağıtımında güvenli işletmecilik, hizmet kalitesi ve uygulama birliğini güçlendirmeyi amaçlayan yeni düzenleme taslağını kamuoyunun görüşüne sundu. Taslakta acil müdahaleden kaçak taramalarına, afet sonrası şebekenin yeniden devreye alınmasından bakım ve onarıma kadar birçok başlık yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu </strong>(EPDK), <strong>doğal gaz </strong>dağıtım hizmetlerinde uygulanacak teknik işletmecilik kurallarına ilişkin yeni bir taslak hazırladı. İlgili kurum ve kuruluşlar ile sektör paydaşlarının görüşüne açılan düzenlemeyle doğal gaz dağıtım şirketlerinin teknik faaliyetlerinde uygulama birliğinin sağlanması hedefleniyor.</p>

<p>Türkiye'de doğal gaz dağıtım hizmeti, EPDK tarafından düzenlenen ihaleler ve dağıtım bölgelerinin genişletilmesi sonucunda 81 il merkezinin tamamı, 853 ilçe ve 140 beldede sunuluyor. Doğal gaz dağıtım sektöründe imalatı gerçekleştirilen boru hattı uzunluğu 230 bin kilometreyi aşarken, faaliyetler EPDK tarafından lisanslandırılan 73 dağıtım şirketi aracılığıyla yürütülüyor.</p>

<h2><strong>EPDK doğal gaz dağıtımında ortak kurallar belirleyecek</strong></h2>

<p>EPDK tarafından hazırlanan "Doğal Gaz Dağıtım Şirketlerinin Teknik İşletmecilik Faaliyetlerine İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı", doğal gaz dağıtımındaki teknik süreçlerin belirli standartlar çerçevesinde yürütülmesini öngörüyor.</p>

<p>Taslakta etkin işletmecilik, tüketici memnuniyeti, hizmet kalitesi ve sistem güvenliği başlıkları temel alınırken, dağıtım şirketleri arasındaki uygulama farklılıklarının azaltılması amaçlanıyor. Düzenlemeyle acil müdahale, bakım ve onarım, kaçak kontrolü ile afet sonrası şebekenin yeniden işletmeye alınması gibi süreçlere ilişkin ayrıntılı kurallar oluşturulacak.</p>

<h3><strong>Doğal gaz acil müdahale hizmetlerinde standart oluşturulacak</strong></h3>

<p>Yeni düzenleme taslağında doğal gaz acil müdahale hizmetlerine ilişkin ortak uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Acil müdahale merkezlerine ulaşan ihbarların sınıflandırılması ve her ihbar türüne yönelik talimatların oluşturulması düzenlemenin başlıkları arasında bulunuyor.</p>

<p>İhbar sırasında vatandaşların doğru şekilde yönlendirilmesi ve bildirimin alınmasından ekiplerin sahadaki müdahalesine kadar geçen sürecin belirli kurallara bağlanması öngörülüyor. Acil müdahale ile bakım ve onarım araçlarının tasarımları ve sahip olması gereken özellikler de düzenlenecek.</p>

<p>Bu kapsamda doğal gaz acil müdahale araçlarının Türkiye genelinde ortak bir tasarıma sahip olması planlanıyor. Araçların vatandaşlar tarafından kolayca fark edilebilmesi ve müdahale sırasında zaman kaybının önlenmesi hedefleniyor.</p>

<h3><strong>Doğal gaz dağıtım personeline yönelik eğitimler belirlenecek</strong></h3>

<p>Taslak kapsamında acil müdahale ve bakım-onarım çalışmalarında görev yapan personelin alması gereken asgari eğitimlerin de belirlenmesi planlanıyor. Eğitimlerin, çalışanların sahadaki müdahalelerde gerekli yetkinliğe sahip olmasını ve güvenlik konusunda yeterli bilgiyle görev yapmasını sağlaması öngörülüyor.</p>

<p>Acil durum ve afetlerde kullanılmak üzere dağıtım şirketlerinin kriz merkezlerinin hızlı şekilde faaliyete geçirilmesine yönelik kurallar da taslakta yer alıyor.</p>

<h3><strong>Afet durumlarında doğal gaz şirketleri arasında destek sağlanacak</strong></h3>

<p>Afet veya acil durumlarda ihtiyaç duyulması halinde diğer doğal gaz dağıtım şirketlerinden personel, araç, ekipman ve malzeme desteği alınabilmesi öngörülüyor. Böylece farklı bölgelerde faaliyet gösteren şirketlerin olağanüstü durumlarda birbirlerine destek vermesine yönelik bir mekanizma oluşturulacak.</p>

<p>Taslakta ayrıca dağıtım şebekeleri ve işletme ekipmanları için bakım programlarının hazırlanmasına ilişkin hükümler bulunuyor. Şebekede kullanılacak malzemelerin stoklarının takip edilmesine yönelik uygulamaların da daha etkin yürütülmesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Doğal gaz kaçak taramalarının periyotları netleştirilecek</strong></h3>

<p>Doğal gaz kaçaklarının tespit edilmesine yönelik çalışmaların hangi dönemlerde gerçekleştirileceğine ilişkin kuralların netleştirilmesi taslağın önemli başlıklarından biri oldu. Özellikle afet, acil durum veya şebekede hasar oluşması halinde ilgili bölgelerde kaçak taramasının öncelikli olarak yapılması öngörülüyor.</p>

<p>Düzenlemede, vatandaşların doğal gaz kaçağını fark edebilmesi için şebekede kullanılan koku malzemesi miktarının azami seviyeye çıkarılması da planlanıyor.</p>

<p>Sanayi üretim hatlarında doğal gazı kokusuz kullanmak isteyen serbest tüketicilere kokusuz gaz verilmesine imkan sağlayacak düzenlemenin de taslakta yer alması öngörülüyor.</p>

<h3><strong>Doğal gaz şebekesindeki hasarlara müdahale kuralları belirlenecek</strong></h3>

<p>Doğal gaz şebekesinde meydana gelebilecek hasarlarda uygulanacak işlemler de taslak kapsamında ayrıntılı hale getirilecek. Hasarın bulunduğu bölgenin güvenliğinin sağlanması, müşterilerin bilgilendirilmesi ve müdahale yöntemlerinin belirlenmesi düzenlenecek konular arasında bulunuyor.</p>

<p>Hasar meydana gelen alanın hızlı şekilde güvenli hale getirilmesi için gerektiğinde emniyet birimlerinden destek alınabilecek. Gaz kesintisinden etkilenecek veya etkilenmesi beklenen müşterilerin de bu durum hakkında bilgilendirilmesi sağlanacak.</p>

<p>Hasarlara ilişkin tutanakların standart hale getirilmesi planlanırken, hasar sonrası çağrı merkezi ve acil müdahale merkezlerine gelecek çağrıların karşılanması için gerekli önlemler alınacak. Onarımın hızlı şekilde yapılması ve maliyet kalemlerinin, atık gaz bedeli de dahil olmak üzere hangi yöntemle hesaplanacağının belirlenmesi öngörülüyor. Hesaplanan bedel, hasara neden olan kurum veya kuruluşa yansıtılacak.</p>

<h3><strong>Doğal gaz şebekesinde güvenlik uygulamaları detaylandırılacak</strong></h3>

<p>Çelik hatlarda korozyona karşı kullanılan katodik koruma uygulamalarının standartlara uygun şekilde yapılması da taslakta yer alıyor. Elektrik arkı oluşmasını önlemeye yönelik topraklama uygulamalarında da standartlara uyulması ve gerekli kontrollerin sahada gerçekleştirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Bu faaliyetleri yerine getirecek firmalara ilişkin şartların da düzenlemeyle ayrıntılı biçimde belirlenmesi öngörülüyor.</p>

<h3><strong>Doğal gaz uyarı levhalarında tek tip uygulama geliyor</strong></h3>

<p>Sokaklarda ve kırsal bölgelerde doğal gaz şebekesi ya da istasyonu bulunduğunu gösteren işaret direkleri ile uyarı levhalarının tasarımlarının standartlaştırılması planlanıyor. Şebeke çalışması yapılan alanlarda kullanılan bu işaretlerin montaj yerlerine ilişkin kurallar da düzenlenecek.</p>

<p>Taslakta doğal gaz dağıtım şebekesinin ilk kez işletmeye alınması için uygulanacak asgari kurallar da belirleniyor. Afet veya hasar sonrası onarılan şebekenin yeniden devreye alınması için izlenecek prosedürlerin de ortak bir çerçeveye kavuşturulması amaçlanıyor.</p>

<h3><strong>Afet sonrası doğal gazın yeniden verilmesine ilişkin kurallar belirlenecek</strong></h3>

<p>Afet veya hasar sonrasında şebekenin yeniden işletmeye alınması sırasında istasyonların, hatların ve gerekli durumlarda iç tesisatların nasıl kontrol edileceği düzenlenecek. Binalara yeniden doğal gaz verilmeden önce dairelerin tek tek ziyaret edilmesi ve abonelerin bilgilendirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>EPDK'nın hazırladığı taslağın, özellikle 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında edinilen deneyimler ile son yıllarda uygulamada karşılaşılan sorunlar dikkate alınarak oluşturulduğu belirtildi.</p>

<p>İlgili kurum ve kuruluşlar ile sektör paydaşlarından gelecek görüşlerin değerlendirilmesinin ardından taslağa nihai şekli verilecek. Düzenlemenin son halinin, onaylanmak üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna sunulması planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/dogal-gaz-dagitiminda-uygulama-birligi-icin-epdkdan-yeni-taslak</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/dogal-gaz-dagitiminda-uygulama-birligi-icin-epdkdan-yeni-taslak.png" type="image/jpeg" length="78035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Motorine indirim ne kadar oldu? 27 Ağustos 2026 İstanbul, Ankara ve İzmir'de güncel akaryakıt fiyatları kaç TL?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/motorine-indirim-ne-kadar-oldu-27-agustos-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/motorine-indirim-ne-kadar-oldu-27-agustos-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Motorine indirim sonrası 27 Ağustos 2026 Perşembe günü akaryakıt fiyatları yeniden gündeme geldi. Motorinin litre fiyatına 5 lira 30 kuruşluk indirim yansıtılırken, bazı illerde fiyat 77 lira seviyesine kadar geriledi. Peki İstanbul, Ankara ve İzmir'de benzin, motorin ve LPG litre fiyatları ne kadar oldu? Benzin indirim ve mazot indirim beklentisi bulunan sürücüler için güncel rakamlar hangileri?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akaryakıt fiyatlarında 27 Ağustos 2026 Perşembe günü itibarıyla önemli bir değişiklik yaşandı. Motorinin litre fiyatına <strong>5 lira 30 kuruş indirim</strong> uygulanırken, indirim sonrasında pompa fiyatları illere ve dağıtım bölgelerine göre farklılık göstermeye devam ediyor. İstanbul, Ankara ve İzmir'de benzin, motorin ve LPG'nin güncel litre fiyatları da belli oldu.</p>

<p>Motorin fiyatındaki düşüş, özellikle dizel araç kullanan sürücüler açısından akaryakıt giderlerinde doğrudan değişiklik anlamına geliyor. İndirimle birlikte motorinin litre fiyatı bazı illerde 77 lira seviyelerine kadar geriledi. Ancak şehirler arasındaki fiyat farkı nedeniyle sürücülerin ödeyeceği tutar aynı değil.</p>

<p>Benzin ve LPG fiyatlarında ise verilen güncel rakamlarda motorindeki değişim kadar belirgin bir indirim bulunmuyor. Bu nedenle 27 Ağustos itibarıyla akaryakıt alacak vatandaşlar için şehir bazındaki fiyatları kontrol etmek önem taşıyor.</p>

<h2><strong>Motorine indirim oldu mu?</strong></h2>

<p>27 Ağustos itibarıyla motorinin litre fiyatında <strong>5 lira 30 kuruşluk indirim</strong> pompa fiyatlarına yansıdı. Böylece önceki fiyatlara kıyasla motorin kullanan araç sahiplerinin litre başına ödediği tutar önemli ölçüde düştü.</p>

<p>Motorin, özellikle ticari araçlar, uzun yol yapan sürücüler ve dizel otomobil sahipleri açısından akaryakıt harcamalarının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu nedenle litre fiyatındaki birkaç liralık değişim dahi toplam yakıt maliyetine doğrudan yansıyabiliyor.</p>

<p>İndirim sonrasında motorin fiyatları İstanbul'un Avrupa ve Anadolu yakalarında farklı seviyelerde uygulanıyor. Ankara ve İzmir'de ise litre fiyatı İstanbul'a kıyasla daha yüksek seyrediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İstanbul'da benzin, motorin ve LPG fiyatları</strong></h2>

<p>İstanbul'da akaryakıt fiyatları Avrupa ve Anadolu yakasında farklılık gösteriyor. 27 Ağustos 2026 itibarıyla Avrupa yakasında benzinin litre fiyatı <strong>74,29 TL</strong>, motorinin litre fiyatı <strong>77,43 TL</strong>, LPG'nin litre fiyatı ise <strong>33,79 TL</strong> olarak uygulanıyor.</p>

<p>Anadolu yakasında ise benzin <strong>74,13 TL</strong>, motorin <strong>77,27 TL</strong>, LPG ise <strong>33,19 TL</strong> seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>İki yaka arasındaki fark özellikle LPG ve motorin fiyatlarında dikkat çekiyor. Aynı şehir içinde akaryakıt istasyonlarının tedarik koşulları ve dağıtım bölgeleri nedeniyle farklı pompa fiyatları görülebiliyor.</p>

<h3><strong>İstanbul Avrupa Yakası</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Benzin:</strong> 74,29 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Motorin:</strong> 77,43 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>LPG:</strong> 33,79 TL</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>İstanbul Anadolu Yakası</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Benzin:</strong> 74,13 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Motorin:</strong> 77,27 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>LPG:</strong> 33,19 TL</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu rakamlar litre başına pompa fiyatlarını gösteriyor. İstasyon, marka ve satış noktasına bağlı olarak fiyatlarda küçük farklılıklar görülebiliyor.</p>

<h3><strong>Ankara'da akaryakıt fiyatları ne kadar?</strong></h3>

<p>Başkentte 27 Ağustos itibarıyla benzin ve motorin fiyatları İstanbul'un üzerinde bulunuyor. Ankara'da benzinin litre fiyatı <strong>75,26 TL</strong> olarak belirlenirken motorinin litre fiyatı <strong>78,53 TL</strong> seviyesinde.</p>

<p>LPG kullanan sürücüler için ise litre fiyatı <strong>33,89 TL</strong> olarak açıklanıyor.</p>

<p>Ankara'da motorinin İstanbul'a göre daha yüksek fiyattan satılması, kentler arasındaki akaryakıt fiyat farklılığını da ortaya koyuyor. Özellikle uzun yol öncesinde yakıt alacak sürücüler açısından şehir bazındaki fiyat değişimleri önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Ankara güncel akaryakıt fiyatları</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Benzin:</strong> 75,26 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Motorin:</strong> 78,53 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>LPG:</strong> 33,89 TL</p>
 </li>
</ul>

<p>Motorine gelen 5,30 TL'lik indirim sonrasında Ankara'daki fiyat da aşağı yönlü değişirken, başkentte motorinin litre fiyatı yine de İstanbul'daki seviyenin üzerinde kalıyor.</p>

<h3><strong>İzmir'de benzin ve motorin litre fiyatı</strong></h3>

<p>İzmir'de 27 Ağustos 2026 itibarıyla benzinin litre fiyatı <strong>75,57 TL</strong>, motorinin litre fiyatı <strong>78,83 TL</strong> olarak uygulanıyor. LPG'nin litre fiyatı ise <strong>33,79 TL</strong> seviyesinde.</p>

<p>Üç büyük şehir arasında verilen güncel rakamlara bakıldığında İzmir, motorinin litre fiyatının en yüksek olduğu şehir olarak öne çıkıyor. Benzinde de İzmir'deki fiyat İstanbul ve Ankara'nın üzerinde bulunuyor.</p>

<h3><strong>İzmir güncel akaryakıt fiyatları</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Benzin:</strong> 75,57 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Motorin:</strong> 78,83 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>LPG:</strong> 33,79 TL</p>
 </li>
</ul>

<p>Dolayısıyla İzmir'de dizel araç kullananların 27 Ağustos itibarıyla bir litre motorin için ödediği tutar, İstanbul Avrupa Yakası'ndaki fiyattan 1,40 TL daha yüksek.</p>

<h3><strong>Benzin ve LPG fiyatlarında son durum</strong></h3>

<p>Motorine yapılan indirim sonrasında gözler diğer akaryakıt ürünlerinin fiyatlarına da çevrildi. 27 Ağustos itibarıyla İstanbul, Ankara ve İzmir için verilen güncel rakamlarda benzin ve LPG fiyatları şehir bazında değişiklik gösteriyor.</p>

<p>Benzinde en düşük fiyat İstanbul Anadolu Yakası'nda <strong>74,13 TL</strong> olarak görülürken, en yüksek fiyat <strong>75,57 TL</strong> ile İzmir'de bulunuyor. Ankara'da benzinin litre fiyatı 75,26 TL, İstanbul Avrupa Yakası'nda ise 74,29 TL.</p>

<p>LPG tarafında ise İstanbul Anadolu Yakası <strong>33,19 TL</strong> ile en düşük seviyede. Ankara'da LPG 33,89 TL, İstanbul Avrupa Yakası ve İzmir'de ise 33,79 TL olarak uygulanıyor.</p>

<p>Bu nedenle <strong>benzin indirim</strong> beklentisi bulunan sürücülerin yalnızca genel piyasa hareketlerini değil, kendi şehirlerindeki pompa fiyatlarını da takip etmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>Akaryakıt fiyatları neden değişiyor?</strong></h3>

<p>Akaryakıt fiyatları yalnızca yurt içindeki gelişmelere bağlı olarak belirlenmiyor. Uluslararası petrol piyasasındaki hareketler, döviz kuru ve Türkiye'deki vergi uygulamaları pompa fiyatlarının oluşumunda etkili olan başlıca unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Türkiye'de benzin ve motorin fiyatları hesaplanırken uluslararası piyasalardaki ürün fiyatları ile döviz kurundaki değişimler önemli rol oynuyor. Vergi düzenlemeleri de nihai satış fiyatını etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle dünya petrol piyasasında yaşanan değişimler, belirli bir süre içerisinde Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarına da yansıyabiliyor. Kur hareketleri de aynı şekilde maliyetleri etkileyen unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Son dönemde akaryakıt fiyatlarında yaşanan değişikliklerin vatandaşlar tarafından yakından takip edilmesinin temel nedenlerinden biri de ulaştırma maliyetleri üzerindeki etkisi. Motorin ve benzin fiyatlarındaki değişimler yalnızca bireysel araç sahiplerinin yakıt giderlerini değil, taşımacılık maliyetlerini de etkileyebiliyor.</p>

<h3><strong>27 Ağustos 2026 güncel akaryakıt fiyatları</strong></h3>

<p>İstanbul, Ankara ve İzmir'deki güncel rakamlar birlikte değerlendirildiğinde motorin fiyatının üç şehirde de 77 liranın üzerinde olduğu görülüyor. İstanbul'un Anadolu yakasında motorin 77,27 TL ile en düşük seviyede bulunurken, İzmir'de 78,83 TL ile en yüksek seviyeye çıkıyor.</p>

<p>Güncel fiyatlar şöyle:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th>Şehir / Bölge</th>
   <th>Benzin</th>
   <th>Motorin</th>
   <th>LPG</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>İstanbul Avrupa Yakası</td>
   <td>74,29 TL</td>
   <td>77,43 TL</td>
   <td>33,79 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İstanbul Anadolu Yakası</td>
   <td>74,13 TL</td>
   <td>77,27 TL</td>
   <td>33,19 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Ankara</td>
   <td>75,26 TL</td>
   <td>78,53 TL</td>
   <td>33,89 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İzmir</td>
   <td>75,57 TL</td>
   <td>78,83 TL</td>
   <td>33,79 TL</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Fiyatlar litre başına güncel pompa satış tutarlarını gösteriyor.</p>

<h3><strong>Mazot indirimi araç sahiplerini nasıl etkiliyor?</strong></h3>

<p>Günlük kullanımda “mazot” olarak da ifade edilen motorindeki 5,30 TL'lik düşüş, yakıt tüketimi yüksek olan araçlarda toplam ödeme tutarını doğrudan azaltıyor. Örneğin 50 litrelik bir depoda, indirimin tamamının litre fiyatına aynı şekilde yansıdığı varsayıldığında, önceki fiyata göre <strong>265 TL</strong> daha düşük ödeme anlamına geliyor.</p>

<p>Ancak aracın deposunun tamamının doldurulması halinde ortaya çıkacak toplam tutar; depo kapasitesi, istasyon fiyatı ve satın alınan yakıt miktarına göre değişiyor. Bu nedenle sürücülerin yalnızca litre fiyatını değil, kendi araçlarının tüketim değerini de dikkate alması gerekiyor.</p>

<p>Öte yandan akaryakıt fiyatları gün içerisinde istasyonlara göre farklılık gösterebildiğinden, yakıt almadan önce satış noktasındaki güncel fiyatın kontrol edilmesi gerekiyor.</p>

<p>27 Ağustos'ta motorine gelen indirim sonrasında piyasadaki gelişmelerin fiyatlar üzerindeki etkisi izlenmeye devam edecek. Brent petrol fiyatı, döviz kuru ve vergi uygulamalarındaki değişiklikler, önümüzdeki dönemde pompa fiyatlarının yönü açısından belirleyici olabilecek başlıca unsurlar arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/motorine-indirim-ne-kadar-oldu-27-agustos-2026</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/benzin-27-agustos.webp" type="image/jpeg" length="66795"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muğla Menteşe'de düzensiz göçmen operasyonu: 34 kişi yakalandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/mugla-mentesede-duzensiz-gocmen-operasyonu-34-kisi-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/mugla-mentesede-duzensiz-gocmen-operasyonu-34-kisi-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla’nın Menteşe ilçesi açıklarında yelkenli tekneye düzenlenen operasyonda 6’sı çocuk 34 düzensiz göçmen ile göçmen kaçakçısı olduğu değerlendirilen 2 şüpheli yakalandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Muğla</strong>’nın <strong>Menteşe</strong> ilçesi açıklarında yelkenli teknede bulunan <strong>düzensiz göçmen</strong>lere yönelik çalışma gerçekleştirildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri ile jandarma personelinin koordinasyonunda yürütülen çalışmada, teknede 34 düzensiz göçmen ve 2 şüpheli yakalandı.</p>

<h2><strong>Yelkenli tekne tespit edildi</strong></h2>

<p>Sahil Güvenlik Komutanlığının internet sitesinde yer alan bilgilere göre, Menteşe ilçesi açıklarında yelkenli teknede düzensiz göçmenlerin bulunduğu bilgisi üzerine ekipler harekete geçti.</p>

<p>İl Jandarma Komutanlığı personeli, <strong>Sahil Güvenlik</strong> Güney Ege Grup Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Botu tarafından yürütülen çalışmada, yelkenli teknenin bulunduğu bölge tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>34 düzensiz göçmen yakalandı</strong></h3>

<p>Ekiplerin tespit ettiği yelkenli tekne durduruldu. Teknede yapılan kontrolde 6’sı çocuk olmak üzere toplam 34 düzensiz göçmen bulunduğu belirlendi.</p>

<p>Operasyon sırasında göçmen kaçakçısı olduğu değerlendirilen 2 şüpheli de yakalandı. Şüpheliler, işlemleri yapılmak üzere gözaltına alındı.</p>

<h3><strong>Şüpheliler hakkında işlem başlatıldı</strong></h3>

<p>Yakalanan 2 <strong>şüpheli</strong> hakkında göçmen kaçakçılığı iddiasıyla adli işlem başlatıldı. Düzensiz göçmenlerin ise gerekli işlemlerinin tamamlanmasının ardından İl <strong>Göç İdaresi Müdürlüğü</strong>ne teslim edildiği bildirildi.</p>

<p>Bölgede düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların sürdüğü belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/mugla-mentesede-duzensiz-gocmen-operasyonu-34-kisi-yakalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/muglada-34-duzensiz-gocmen-yakalandi.png" type="image/jpeg" length="73098"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜİK verileri açıklandı: İşte 2025'te sanayi ve hizmet sektörünün karnesi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/tuik-verileri-aciklandi-iste-2025te-sanayi-ve-hizmet-sektorunun-karnesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/tuik-verileri-aciklandi-iste-2025te-sanayi-ve-hizmet-sektorunun-karnesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in 2025 Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri'ne göre faal girişimlerin yüzde 48,4'ünü hizmet sektörü oluşturdu. Ciroda yüzde 46,8 ile ticaret sektörü ilk sırada yer alırken, imalat sanayisinin üretim değeri 27 trilyon 886 milyar liraya ulaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu</strong> (<strong>TÜİK</strong>), 2025 yılına ilişkin Yıllık <strong>Sanayi ve Hizmet İstatistikleri</strong>'ni yayımladı. Geçici sonuçlara göre 2025 yılında Türkiye'de 4 milyon 16 bin 59 aktif girişim faaliyet gösterdi. Girişimlerin yüzde 48,4'ü hizmet, yüzde 31,6'sı ticaret, yüzde 12,4'ü ise sanayi sektöründe yer aldı. Toplam istihdam 20 milyon 122 bin 817 kişi olarak gerçekleşti.</p>

<h2><strong>Hizmet sektörü girişim sayısında ilk sırada</strong></h2>

<p>2025 yılında faal olan girişimlerin sektörlere göre dağılımında hizmet sektörü öne çıktı. Toplam girişimlerin yüzde 48,4'ü hizmet sektöründe faaliyet gösterirken, ticaret sektörünün payı yüzde 31,6 oldu. Sanayi sektöründe yer alan girişimlerin oranı ise yüzde 12,4 olarak kaydedildi.</p>

<p>İstihdam dağılımında da hizmet sektörü en yüksek payı aldı. Hizmet sektörünün toplam istihdam içerisindeki payı yüzde 41,2 olurken, sanayi sektörünün istihdamdaki payı yüzde 26,1 olarak hesaplandı.</p>

<h3><strong>Ciroda ticaret sektörü yüzde 46,8 pay aldı</strong></h3>

<p>TÜİK'in 2025 verilerinde ciro açısından sektörlerin sıralaması girişim ve istihdam dağılımından farklılaştı. Ticaret sektörü, toplam cironun yüzde 46,8'ini oluşturarak ilk sırada yer aldı.</p>

<p>Hizmet sektörü, girişim sayısı ve istihdamda en yüksek paya sahip olmasına rağmen toplam ciro içerisindeki payı yüzde 17,8 oldu. Sanayi sektörünün cirodaki payı ise yüzde 28,5 olarak gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İmalat sanayisinin üretim değeri 27,8 trilyon lirayı aştı</strong></h3>

<p>Türkiye genelinde 2025 yılı üretim değerinde en yüksek tutar imalat sektöründe kaydedildi. İmalat sanayisinin üretim değeri 27 trilyon 886 milyar lira oldu.</p>

<p>Üretim değerinde imalatı 9 trilyon 134 milyar lirayla ticaret sektörü izledi. İnşaat sektöründe üretim değeri 7 trilyon 976 milyar lira, ulaştırma ve depolama sektöründe 6 trilyon 801 milyar lira olarak hesaplandı. Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı alanındaki üretim değeri ise 4 trilyon 422 milyar lira oldu.</p>

<h3><strong>250 ve üzeri çalışanı olan işletmelerin ciro payı yüzde 34,3</strong></h3>

<p>2025 yılında toplam ciro içerisinde en yüksek pay, 250 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerin oluşturduğu grupta gerçekleşti. Bu büyüklük grubunun toplam cirodaki payı yüzde 34,3 oldu.</p>

<p>Cirodan 1-9 çalışanı olan girişimlerin aldığı pay yüzde 25,8 olarak belirlenirken, 10-49 çalışanı bulunan girişimlerin payı yüzde 19,8, 50-249 çalışanı olan girişimlerin payı ise yüzde 20,1 oldu.</p>

<p>İstihdam dağılımında ise 1-9 çalışanı bulunan girişimler yüzde 36,4 ile ilk sırada yer aldı. 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin istihdamdaki payı yüzde 27,0 olurken, 10-49 çalışanı olanların payı yüzde 19,6, 50-249 çalışanı olanların payı ise yüzde 17,0 olarak gerçekleşti.</p>

<h3><strong>Türkiye'de 4 milyon 16 bin aktif girişim faaliyet gösterdi</strong></h3>

<p>TÜİK'in geçici sonuçlarına göre 2025 yılında Türkiye genelinde aktif girişim sayısı 4 milyon 16 bin 59 oldu. Aynı dönemde girişimlerin elde ettiği toplam ciro 124 trilyon 816 milyar lira olarak kaydedildi.</p>

<p>Üretim değeri 71 trilyon 351 milyar liraya ulaşırken, faktör maliyetiyle katma değer 22 trilyon 201 milyar lira olarak hesaplandı. Mal ve hizmetlerin toplam satın alışları ise 108 trilyon 507 milyar lira oldu.</p>

<p>2025 yılında toplam istihdam 20 milyon 122 bin 817 kişi olarak gerçekleşti.</p>

<h3><strong>İmalat sanayisinde düşük teknoloji faaliyetleri öne çıktı</strong></h3>

<p>İmalat sanayisindeki girişimlerin teknoloji düzeylerine göre dağılımında düşük teknoloji faaliyetleri en yüksek payı aldı. İmalat sanayisinde faaliyet gösteren girişimlerin yüzde 54,4'ü düşük teknoloji faaliyetlerinde yer aldı.</p>

<p>Düşük teknoloji faaliyetlerinde bulunan bu girişimler, imalat sanayisindeki toplam istihdamın yüzde 47,9'unu oluşturdu. Söz konusu girişimlerin cirodaki payı ise yüzde 35,8 olarak gerçekleşti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/tuik-verileri-aciklandi-iste-2025te-sanayi-ve-hizmet-sektorunun-karnesi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/cfd45d99-bf20-4836-a065-b08302e094b1-1.webp" type="image/jpeg" length="33459"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="58502"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="73656"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AĞUSTOS 2026 EMEKLİ BANKA PROMOSYONLARI: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağustos ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bankalar, maaşını üç yıl boyunca kendilerinden alma taahhüdü veren emeklilere nakit promosyon ödüyor. Bazı bankalar ise bu ödemeye otomatik fatura talimatı, kredi kartı kullanımı, hesap açılışı ve harcama kampanyaları gibi ek fırsatlar dahil ediyor. Böylece toplam kazanç tutarı bazı kampanyalarda 32 bin liraya kadar çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, Ağustos 2026 döneminde en yüksek emekli promosyonunu hangi banka veriyor? Bankaların nakit promosyonları ile ek ödül kampanyalarında hangi koşullar aranıyor? İşte banka banka güncel promosyon tutarları...</p>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 20:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/emekli-maas-promosyonu-banka.webp" type="image/jpeg" length="18801"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="74018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="52096"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="43351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65176"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="37261"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="73468"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, ruhu zorluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu "Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi" programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bilge Bilgin Kapucu, teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sosyal medyanın yalnızlaşma, kaygı ve dikkat dağınıklığını artırabileceğine dikkat çeken Kapucu, yapay zekanın insanın duygu dünyasını, klinik muhakemesini ve bir psikiyatristin şefkatini bütünüyle taklit edemeyeceğini vurgulayarak teknoloji kullanımında dengenin önemine işaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. <strong>Bilge Bilgin Kapucu</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>”programına konuk oldu. Teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Kapucu, sosyal medyanın yalnızlaşma ve kaygıyı artırabildiğini, yapay zekânın ise sağlık alanında önemli katkılar sunmasına rağmen insanın duygu dünyasını ve klinik değerlendirmesini bütünüyle taklit edemeyeceğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Son 30-40 yılda toplum büyük bir değişim yaşadı”</strong></h2>

<p>Son 30-40 yılda teknolojinin yaşamın merkezine yerleştiğini belirten Dr. Kapucu, özellikle pandemi döneminde insanların zorunlu izolasyon nedeniyle teknolojiyle çok daha yoğun bir ilişki kurduğunu ifade etti.</p>

<p>Teknolojinin bir yandan insanların yalnızlık hissini azaltmasına yardımcı olduğunu, diğer yandan ise yalnızlaşmanın önemli nedenlerinden biri haline gelebildiğini söyleyen Kapucu, bu değişimin ruh sağlığı üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19" class="detail-photo img-fluid" height="718" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719.jpeg" width="1290" /></p>

<h2><strong>“Ruhsal hastalıklar arttı”</strong></h2>

<p>Yapılan araştırmaların son 30 yılda ruhsal hastalıkların arttığını gösterdiğini belirten Kapucu, bunun yalnızca daha fazla kişinin sağlık hizmetine başvurması ve tanı almasıyla açıklanamayacağını söyledi.</p>

<p>Toplumdaki yaşam biçiminin ve sosyal normların değişmesinin de bu artışta etkili olduğunu ifade eden Kapucu, özellikle sosyal medyanın anksiyete ve yalnızlaşmayı artırabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Eskiden gençlerin ağırlıklı olarak yüz yüze sosyalleştiğini hatırlatan Kapucu, bugün dijital iletişimin gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığını ve bunun ruh sağlığı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“İnsan beyni sadece matematikten ibaret değil”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın çalışma prensibini de değerlendiren Kapucu, bu sistemlerin büyük veri ve matematiksel algoritmalar üzerine kurulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerinin insan beynini taklit etmeye çalıştığını belirten Kapucu, psikiyatri uzmanları ve nörobilimcilerin bile beynin çalışma mekanizmasını tam olarak çözemediğini ifade etti.</p>

<p>İnsan beyninin yalnızca verileri işlemeyen, aynı zamanda bedenden gelen sinyalleri, hisleri ve duygusal deneyimleri de değerlendiren çok daha karmaşık bir yapı olduğunu söyleyen Kapucu, mevcut yapay zekâ sistemlerinin bu yönüyle insan beynini tam anlamıyla karşılayamadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Yapay zekâdan yararlansanız da son sözü uzmana bırakın</strong></h2>

<p>Yapay zekânın birçok alanda başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Kapucu, buna rağmen elde edilen bilgilerin mutlaka alanında uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Yapay zekâya ne kadar veri yüklerseniz, size ancak o kadar sonuç verebilir.” diyen Kapucu, uzman denetimi olmadan kullanılan yapay zekâ uygulamalarında hata ve eksikliklerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“Psikiyatristin bilgeliği ve şefkatini makinadan bekleyemeyiz”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın artık hayatın bir parçası olduğunu belirten Kapucu, bunu reddetmenin ya da tamamen uzak durmanın gerçekçi olmadığını söyledi.</p>

<p>Radyoloji gibi alanlarda yapay zekânın tanıya önemli katkılar sunduğunu ifade eden Kapucu, psikiyatride ise tanının yalnızca verilerle değil, hekimin klinik deneyimi, gözlemleri, düşünceleri ve empatisiyle konulduğunu vurguladı.</p>

<p>Buna karşın yapay zekânın psikiyatride takip ve izlem süreçlerinde yararlı olabileceğini belirten Kapucu, konuşma hızı, rutin alışkanlıklar ve davranış değişiklikleri gibi verileri analiz ederek hastalığın seyri hakkında önemli geri bildirimler sağlayabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı kişilerin yargılanma korkusu, güven problemleri veya sosyalleşmeyi tercih etmemeleri nedeniyle zaman zaman bir psikiyatrist yerine yapay zekâ ile iletişim kurmayı seçebileceğini belirten Kapucu, buna rağmen hiçbir teknolojinin bir psikiyatri uzmanının bilgeliğini, klinik muhakemesini ve şefkatini yerine koyamayacağını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Teknolojiye fazla maruz kalmak dikkat eksikliğine yol açıyor”</strong></h2>

<p>Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ancak insanların gerçek sosyal ilişkilerini koruması gerektiğini vurgulayan Kapucu, yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerine teknolojiden tamamen uzak, sakin zamanlar ayırmasının önemine dikkat çeken Kapucu, telefon, tablet ve bilgisayar bildirimlerine sürekli maruz kalmanın dikkat dağınıklığına ve kaygıya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>“Anı yaşayabilmek çok kıymetli” diyen Kapucu, ruh sağlığını korumanın en önemli yollarından birinin gerçek ilişkiler içinde kalmak ve teknoloji kullanımında dengeyi sağlayabilmek olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013720.jpeg" type="image/jpeg" length="11080"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duygularını kontrol edemeyenler dikkat! Borderline kişilik bozukluğu hayatınızı alt üst edebilir!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Aslan, borderline kişilik bozukluğuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Duygu düzenleme güçlüğü, dürtü kontrol sorunları ve sağlıksız ilişkilerin hastalığın en belirgin özellikleri arasında yer aldığını belirten Aslan, erken tanı, doğru psikiyatrik destek ve psikoterapinin yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı <strong>Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong>, <strong>borderline kişilik bozukluğunu</strong> tüm yönleriyle anlattı. Borderline kişilik bozukluğunun özellikle dürtü kontrolü, duygu düzenleme ve kişilerarası ilişkilerde ciddi sorunlara yol açtığını belirten Aslan, erken tanı ve uygun tedavinin bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>Tanı 18 yaşından sonra konuluyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda çoğu zaman dengesiz davranışlar ve sürekli duygu değişimleri yaşayan kişiler için kullanılan bir tanımlama olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişilik yapısının 18 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Aslan, “18 yaşından önce kişilik henüz tam olarak oturmadığı için bu yaş grubundaki bireylere borderline kişilik bozukluğu tanısı konulmaz. Hastalıktan söz edebilmek için belirtilerin erişkin dönemde devam etmesi gerekir” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Ergenlik dönemindeki travmalar hastalığın temelini atabilir!</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğundan söz edebilmek için bireyde dürtü kontrol bozukluğunun da bulunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aslan, bu kişilerde öfke, kaygı ve üzüntü gibi duyguların çok yoğun yaşandığını ve bu duyguları yatıştırmakta güçlük çektiklerini söyledi.</p>

<p>Konuşma ve davranışlarda kendini kontrol edememe, kendine zarar verme eğilimi, eşyalara zarar verme ve öfke sırasında kontrolden çıkma gibi davranışların da görülebildiğini belirten Aslan, bu durumun bireyin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Borderline kişilik</strong> özelliği taşıyan bireylerin zaman zaman çevrelerindeki insanların davranış kalıplarını benimsediklerini belirten Prof. Dr. Aslan, bunun karakterin tam olarak oturmamış olmasından kaynaklanabileceğini söyledi.</p>

<p>Bu bireylerde depresyon eğiliminin daha yüksek olabileceğini ifade eden Aslan, “Kendilerini boşlukta hissedebilirler. Yoğun mutsuzluk ve depresyon yaşayabilir, hatta intihar düşünceleri geliştirebilirler” diye konuştu.</p>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun gelişiminde ergenlik döneminin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Aslan, bu dönemde yaşanan travmaların kişilik yapılanmasını etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Sınıf içinde küçük düşürülme, dışlanma, reddedilme ya da karşılıksız kalan duygusal ilişkilerin bireyde “sevilmiyorum” düşüncesini geliştirebildiğini belirten Aslan, “Sevilmediğini düşünen kişiler kabul görmek için aşırı verici davranabilir. Bu da onları maddi ve manevi olarak suistimale açık hale getirebilir” diye konuştu.</p>

<p>Bazı bireylerin zamanla dünyanın, insanların ve hatta kendilerinin kötü olduğuna yönelik inanç geliştirebildiğini belirten Aslan, bunun da yoğun mutsuzluk ve duygusal çöküşe neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-3.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Zeki oldukları halde iş ve sosyal yaşamda başarılı olamayabilirler</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğu olan bireylerin d<strong>uygularını kontrol etmekte zorlandıklarını</strong> söyleyen Prof. Dr. Aslan, grup uyumu, takım çalışması ve kurallara uyma konusunda da güçlük yaşayabileceklerini belirtti.</p>

<p>“Çok zeki ve yüksek potansiyele sahip olsalar bile duygu durumlarını ve davranışlarını yönetmekte zorlandıkları için bulundukları ortamlarda istedikleri başarıyı sürdüremeyebilirler” diyen Aslan, bu durumun işlevselliği önemli ölçüde bozduğunu vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, <strong>otizmli bazı kadınlarda</strong> borderline kişilik bozukluğunu düşündüren davranışların görülebileceğini belirterek, özellikle duygusal ilişkilerde kendi haklarını ve çıkarlarını korumakta güçlük yaşayabileceklerini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Tedavide ilaç tek başına yeterli olmuyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunda erken dönemde psikiyatrik destek alınmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Aslan, <strong>ilaç tedavisinin</strong> duyguların dengelenmesine katkı sağladığını ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti.</p>

<p>Aslan, “Mutlaka destekleyici psikoterapi uygulanmalı. Özellikle bilişsel davranışçı yaklaşımlar sayesinde kişiler duygu, düşünce ve davranış ilişkisini anlamayı, dürtülerini tanımayı ve duygularını yönetmeyi öğrenebilir. Terapi uzun vadede kişiye önemli bir içgörü kazandırır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Aile tutumu kişilik gelişiminde belirleyici rol oynuyor</strong></h2>

<p>Gençlik döneminde ailelerin yaklaşımı, çocukların kişilik gelişimini doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Gençlik döneminde ebeveyn tutumlarının kişilik gelişiminde belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, ailelerin çocuklarına hem sorumluluk vermesi hem de kontrollü bir özgürlük alanı tanıması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Gençlerin hayatı deneyimlemelerine fırsat verilmesi, baskıcı olmayan ama tutarlı ve dengeli ebeveyn tutumları sergilenmesi kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan baskıcı ya da tamamen kontrolsüz tutumlar yerine dengeli ve tutarlı ebeveyn davranışlarının, gençlerin sağlıklı bir kişilik geliştirmesine katkı sağladığını kaydederek şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Gençlik döneminde aile tutumları çok önem taşıyor. Ebeveyn davranışları çocukların kişilik yapısına uygun, dengeli ve tutarlı olursa çocuklar ve gençler daha az bocalar. Gençlere aşırı baskı kurmadan onlara alan açmak, sorumluluk vermek, kontrollü bir şekilde hayatı deneyimlemelerine fırsat tanımak kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-2.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Borderline ile bipolar bozukluk karıştırılabiliyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda zaman zaman <strong>bipolar bozukluk ile karıştırıldığını</strong> belirten Prof. Dr. Aslan, iki hastalığın birbirinden farklı olduğunu söyledi.</p>

<p>Aslan, “Bipolar bozuklukta duygu durum değişimleri haftalar ya da aylar sürebilen depresif ve manik dönemler halinde görülür. Borderline kişilik bozukluğunda ise duygu değişimleri çok daha hızlıdır ve çoğu zaman çevresel olaylarla tetiklenir. Bu nedenle doğru tanı, doğru tedavi açısından büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-4.jpeg" type="image/jpeg" length="50495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meme kanseri tedavisine başarının anahtarı: Kişiye özel tedavi planlaması]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ekmel Tezel, meme kanserinde artık tek tip tedavi döneminin geride kaldığını vurguladı. Erken tanının önemine dikkat çeken Tezel, tümörün moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlamasının hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. Yaşın ilerlemesiyle birlikte risk artarken, görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde hastalık çok daha erken evrelerde tespit edilebiliyor.</p>

<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>”Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı <strong>Prof. Dr. Ekmel Tezel</strong>, meme kanseri tedavisindeki güncel yaklaşımları anlatarak erken tanı, kişiye özel tedavi ve yaşam kalitesini koruyan cerrahi yöntemlerin önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Kanal içi kanserlerde başarı oranı yüzde 100’e yaklaşıyor</strong></h2>

<p>Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Tezel, son yıllarda mamografi ve diğer görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde kanal içi kanserlerin daha sık tespit edildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Tezel, “Kanal içi kanser evre 0 (sıfır) olarak kabul ettiğimiz, <strong>duktal karsinoma in situ</strong> dediğimiz, tümör hücrelerinin henüz süt kanalları içinde hapsolduğu ve çevre dokulara yayılmadığı durumdur” dedi.</p>

<p>Bu evrede yakalanan hastalarda tedavinin oldukça başarılı olduğunu belirten Tezel, “Kanal içi kanserlerin tedavisi çok daha kolaydır ve hayatta kalma ihtimali neredeyse yüzde 100’dür” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Memeyi koruyan cerrahiler ön planda</strong></h2>

<p>Kanal içi kanserlerin çoğunlukla mamografide görülen <strong>mikrokalsifikasyonlar</strong> sayesinde saptandığını belirten Prof. Dr. Tezel, hastalığın yaygınlığına göre farklı cerrahi yöntemlerin tercih edildiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Kireçlenme yalnızca sınırlı bir bölgede ise memeyi koruyarak sadece o alanı çıkarıyoruz ve sonrasında radyoterapi uyguluyoruz. Eğer yaygın bir tutulum söz konusuysa memenin iç dokusunu boşaltıp protez yerleştiriyoruz. Bu durumda çoğu zaman radyoterapiye ihtiyaç kalmıyor.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Meme kanseri riskini artıran ve azaltan faktörler</strong></h2>

<p>Meme kanseri gelişiminde kadın olmak, yaşın ilerlemesi, erken adet görmek, geç menopoza girmek ve ailesel yatkınlık gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzının da önemli rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>Beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı ile dışarıdan alınan hormonların riski etkileyebildiğini ifade eden Tezel, <strong>östrojen hormonunun</strong> meme kanserinde önemli bir etken olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Menopoz döneminde kullanılan hormon replasman tedavilerinin mutlaka meme kontrolleri yapıldıktan sonra başlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tezel, tedavi süresinin uzamasının riski artırabildiğini söyleyerek, “Menopoz semptomlarının kontrolü için yaklaşık iki yıllık kullanım çoğu zaman yeterli oluyor. Ancak bu süre beş yıl ve üzerine çıktığında meme kanseri riski artabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doğum kontrol hapları konusunda da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Tezel, uzun süreli kullanımın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.05" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150705.jpeg" width="1193" /></p>

<h2><strong>Meme kanserinde tedaviler artık tümörün kimliğine göre belirleniyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde son 30 yılda önemli değişimler yaşandığını belirten Prof. Dr. Tezel, son 10 yılda ise tedavilerin çok daha <strong>kişiselleştiğini</strong> söyledi.<br />
Daha önce moleküler alt tiplere göre değil de anatomik evrelere göre hastalara cerrahi tedavi, kemoterapi, ışın tedavisi önerildiğini belirten Prof. Dr. Ekmel Tezel şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Şimdi artık moleküler alt tipleri de işin içine kattık. Tümör çok küçük, koltuk altında bir metastaz varken eğer bu östrojene duyarlı bir tümör ve çoğalma hızı düşükse mesela ameliyattan çok büyük fayda görüyor. Eğer östrojen negatif ve akıllı ilaçtan fayda görecek yani HER2 reseptörü pozitifse onu hiç bir şekilde ameliyat etmeyip önce ilaç tedavisine, kemoterapiye gönderiyoruz. Üçlü negatif dediğimiz tümör tipi ise çoğu kez artık koltuk altı durumuna da bakmaksızın, öncelikle kemoterapi ile başlıyoruz tedaviye.”</p>
</blockquote>

<p>Prof. Dr. Ekmel Tezel meme kanserinde kişiye özel tedavilerin önemini vurguladı. Östrojen duyarlı ve çoğalma hızı düşük tümörlerde cerrahinin büyük fayda sağladığını belirten Tezel, bazı tümör tiplerinde ise ameliyatın ilk seçenek olmaktan çıktığını ifade etti.</p>

<p>Özellikle genç hastalarda uygulanan bu yeni tedavi yaklaşımlarının önemli avantajlar sağladığını belirten Prof. Dr. Tezel, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Bu özellikle genç hastalarda görülen bir durum; bu meme kaybıyla sonlanmadığı gibi bu tedavi yöntemi daha da iyisi koltuk altındaki lenf bezlerini korumuş oluyoruz.''</p>

<p>''Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak o yüzden her hastaya özel değerlendirme ile kişiye özel tedavi planlaması yapıyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="907" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Ameliyat öncesi işaretleme teknikleri başarıyı artırıyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde ameliyat öncesi yapılan işaretlemelerin cerrahi başarısını artırdığını belirten Prof. Dr. Tezel, tümör ve gerekli durumlarda lenf bezlerinin <strong>marker</strong> adı verilen özel işaretleyicilerle belirlenebildiğini söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda mamografi eşliğinde tel ile işaretleme de yapıldığını anlatan Tezel, bu yöntem sayesinde çıkarılacak dokunun sınırlarının çok daha doğru belirlenebildiğini ifade etti.</p>

<p>Modern meme cerrahisinin en önemli amaçlarından birinin <strong>gereksiz doku çıkarımını önlemek</strong> olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, ameliyat sırasında uygulanan sentinel lenf nodu biyopsisinin bu konuda önemli avantajlar sağladığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Ameliyat sırasında özel bir boya veriyoruz. Boyanın ulaştığı ilk lenf bezlerini çıkarıp patologlarımız değerlendiriyor. Böylece tüm lenf bezlerininin tamamını almak zorunda kalmadan cerrahinin sınırlarını belirleyebiliyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02" class="detail-photo img-fluid" height="694" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702.jpeg" width="1081" /></h2>

<h2><strong>Amaç sadece hayatı uzatmak değil, yaşam kalitesini de korumak</strong></h2>

<p>Meme kanseri tedavisindeki temel hedefin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tezel, yaşam kalitesinin korunmasının da en az tedavinin başarısı kadar önemli olduğunu söyleyerek, “Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak. Bu nedenle her hastayı ayrı değerlendiriyor ve kişiye özel tedavi planı oluşturuyoruz” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemiz”</strong></h2>

<p>Tedavinin yalnızca cerrahi ve ilaçlardan ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Tezel, hasta-hekim iletişiminin önemine dikkat çekerek, “Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemizdir. Tedaviye başlamadan önce hastanın duygu durumunu anlamak, kaygılarını dinlemek ve onu sürece hazırlamak son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<p>Tedavi sonrasında ilk 2-3 yıl altı ayda bir, daha sonra ise yılda bir kontrolün yeterli olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzı değişikliklerinin de nüks riskini azaltabileceğini söyledi.</p>

<p>Düzenli yürüyüş yapmak, aktif kalmak, yoga ve pilates gibi hem fiziksel hem de zihinsel rahatlama sağlayan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal yaşamı sürdürmenin önemine dikkat çeken Tezel, hastaların yalnızca hastalık üzerine konuşulan ortamlarda bulunmak yerine farklı sosyal faaliyetlere katılmalarını önerdi. Tezel, “Ameliyatlar nasıl kişiye göre planlanıyorsa, ameliyat sonrası yaşam değişiklikleri de kişinin karakterine, beklentilerine ve yaşam biçimine göre planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Prof. Dr. Tezel, gelecekte meme kanseri tedavisinde medikal tedaviler ve genetik temelli uygulamaların daha da ön plana çıkacağını belirterek, kişiye özel tedavi anlayışının giderek güçleneceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-2.jpeg" type="image/jpeg" length="70742"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="26857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="84117"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="13760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="36290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="18291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="47697"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="33337"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="45398"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
