<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 31 Jul 2026 15:38:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Göktaş: Aileyi merkeze alan politikalarımızı sürdüreceğiz]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-goktas-aileyi-merkeze-alan-politikalarimizi-surdurecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-goktas-aileyi-merkeze-alan-politikalarimizi-surdurecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile odaklı politikaların devam edeceğini belirtti. Göktaş, doğum izni süresinin 24 haftaya çıkarılmasının aileyi güçlendirmeye yönelik adımlardan biri olduğunu ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı <strong>Mahinur Özdemir Göktaş</strong>, aile yapısını güçlendirmeye yönelik politikaların uygulanmaya devam edeceğini bildirdi. Göktaş, güçlü aile anlayışı doğrultusunda yürütülen çalışmalar kapsamında iş ve <strong>aile yaşamı </strong>dengesini destekleyen uygulamaların sürdürüleceğini belirtti.</p>

<p>Bakan Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ailelerin her zaman yanında olmaya devam ettiklerini ifade etti.</p>

<h2><strong>Aile odaklı politikaların süreceğini vurguladı</strong></h2>

<p>Paylaşımında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen Aile ve Nüfus On Yılı vizyonuna dikkati çeken Göktaş, nisan ayında <strong>doğum izni</strong> süresinin 24 haftaya çıkarılmasının aileyi merkeze alan yaklaşımın önemli adımlarından biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Göktaş, aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini ifade ederek, iş ve aile yaşamı arasındaki dengeyi destekleyen uygulamalara devam edeceklerini kaydetti.</p>

<h3><strong>Doğum izni düzenlemesine dikkat çekti</strong></h3>

<p>Bakan Göktaş, açıklamasında doğum izni süresinin uzatılmasına katkı sunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a teşekkür etti.</p>

<p>Çocuk sahibi olan ailelere hayırlı olsun dileklerini ileten Göktaş, aile odaklı sosyal politikaların önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Güçlü aile, güçlü toplum anlayışıyla attığımız her adımda ailelerimizin yanında olmaya devam ediyoruz.<br />
<br />
Cumhurbaşkanımız Sn. <a href="https://x.com/RTErdogan?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">@RTErdogan</a>’ın liderliğinde, Aile ve Nüfus On Yılı vizyonu doğrultusunda nisan ayında 24 haftaya çıkardığımız doğum izni süresi de bu yaklaşımımızın bir… <a href="https://t.co/o4fMJvp8K1" rel="nofollow">https://t.co/o4fMJvp8K1</a></p>
— Mahinur Özdemir Göktaş (@MahinurOzdemir) <a href="https://x.com/MahinurOzdemir/status/2083145349800091967?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">July 31, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-goktas-aileyi-merkeze-alan-politikalarimizi-surdurecegiz</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/bakan-goktastan-24-haftaya-cikarilan-dogum-izni-suresine-iliskin-paylasim.png" type="image/jpeg" length="40203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray, Can Uzun transferinde pazarlığı sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/galatasaray-can-uzun-transferinde-pazarligi-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/galatasaray-can-uzun-transferinde-pazarligi-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sarı-kırmızılı yönetim, Eintracht Frankfurt forması giyen Can Uzun için temaslarını sürdürürken Alman ekibinin bonservis talebini aşağı çekmeyi başardı. Galatasaray, milli oyuncuyu 30+5 milyon euro seviyesinde kadrosuna katmayı hedefliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray, yeni sezon öncesi kadrosunu güçlendirmek için transfer çalışmalarına devam ediyor. Özellikle 10 numara pozisyonu için arayışlarını sürdüren sarı-kırmızılılar, Avrupa'da ses getirecek bir ismi kadroya katmak amacıyla farklı alternatifler üzerinde duruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yönetim, transfer sürecinde aceleci davranmazken fırsat transferlerini de yakından takip ediyor. Bruno Fernandes için girişimlerini sürdüren Galatasaray'ın, Bayern Münih'in yıldızı Jamal Musiala'nın durumunu da izlediği belirtiliyor.</p>

<p>Öte yandan sarı-kırmızılı ekip, Eintracht Frankfurt'ta forma giyen Can Uzun için de temaslarını sürdürüyor. İlk görüşmelerde 60 milyon euro bonservis talep eden Alman kulübünün beklentisini yaklaşık 45 milyon euro seviyesine indirdiği ifade edilirken, Galatasaray'ın hedefi transferi 30 milyon euro artı 5 milyon euro bonus karşılığında tamamlamak.</p>

<h3><strong>Can Uzun'da yerli avantajı</strong></h3>

<p>Galatasaray'ın teklifine sonraki satıştan pay maddesini de ekleyerek Frankfurt'u ikna etmeye çalıştığı öğrenildi. Yerli oyuncu statüsünde forma giyecek olması nedeniyle Can Uzun'un transferine öncelik veren sarı-kırmızılılar, anlaşmanın sağlanması halinde Uğurcan Çakır'ın ardından kadrosuna bir önemli Türk yıldızını daha katmış olacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tolga Çifci</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/galatasaray-can-uzun-transferinde-pazarligi-surduruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/can-uzun-1-377996.webp" type="image/jpeg" length="53218"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Milli muharip uçak KAAN: Yeni prototip için taksi testleri başladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/milli-muharip-ucak-kaan-yeni-prototip-icin-taksi-testleri-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/milli-muharip-ucak-kaan-yeni-prototip-icin-taksi-testleri-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KAAN projesinde yeni aşamaya geçildi. Milli muharip uçağın yeni prototipi, uçuş öncesi taksi testlerine başladı. TUSAŞ, yer testlerine ilişkin yeni görüntüleri kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Milli muharip uçak KAAN</strong>'ın geliştirme çalışmalarında yeni bir aşamaya geçildi. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), milli savaş uçağının yeni prototipine ait görüntüleri paylaşarak uçuş öncesi taksi testlerinin başladığını duyurdu.</p>

<p><strong>TUSAŞ</strong>'ın sosyal medya hesabından yayımlanan görüntülerde, henüz nihai boyası tamamlanmayan yeni prototipin pistte ilerlediği görüldü. Görüntüler, yer testleri kapsamında yürütülen taksi testlerinin başladığını ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yeni prototip yer testlerine çıktı</strong></h2>

<p>Paylaşılan görüntülerde KAAN'ın yeni prototipinin pist üzerindeki hareketleri yer aldı. Uçuş öncesi hazırlık sürecinin önemli aşamalarından biri olan taksi testleriyle birlikte uçağın yer performansı ve sistemlerinin test edilmesine devam ediliyor.</p>

<p>Yeni prototip üzerinde gerçekleştirilen çalışmaların, ilerleyen süreçte planlanan <strong>uçuş testleri</strong>ne hazırlık amacı taşıdığı belirtildi.</p>

<h3><strong>Test ve geliştirme çalışmaları sürüyor</strong></h3>

<p>KAAN'ın ilk prototipi 2024 yılında ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirmişti. İlk uçuşun ardından projede yeni bir test aşamasına geçilirken, ilave prototiplerin üretimi de tamamlandı.</p>

<p>Projenin test ve geliştirme faaliyetleri, daha gelişmiş sistem mimarisine sahip P1 ve P2 prototipleri üzerinden devam ediyor. Bu süreçte elde edilecek verilerin, milli muharip uçağın geliştirme çalışmalarına katkı sağlaması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/milli-muharip-ucak-kaan-yeni-prototip-icin-taksi-testleri-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/milli-muharip-ucak-kaanin-yeni-goruntuleri-paylasildi.png" type="image/jpeg" length="90364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında 5 kişi daha tutuklandı: Tutuklu sayısı 25’e yükseldi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-5-kisi-daha-tutuklandi-tutuklu-sayisi-25e-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-5-kisi-daha-tutuklandi-tutuklu-sayisi-25e-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen 6 şüpheliden 5'i tutuklandı. Son kararla birlikte dosya kapsamında tutuklu sayısı 25'e yükseldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi <strong>Gülistan Doku</strong> ile ilgili yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda sürdürülen soruşturma kapsamında adliyeye çıkarılan 6 şüpheliden 5'i tutuklandı.</p>

<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 27 Temmuz'da 16 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda gözaltına alınan ve işlemleri tamamlanan 6 şüpheli, sağlık kontrolünün ardından geniş güvenlik önlemleri altında Erzurum Adliyesi'ne sevk edildi.</p>

<p>Cumhuriyet savcısındaki ifadelerinin ardından tutuklanmaları talebiyle sulh ceza hâkimliğine çıkarılan şüphelilerden 5'i tutuklanırken, 1 kişi adli kontrol şartı ve yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak serbest bırakıldı.</p>

<p>Son tutuklamalarla birlikte Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturmada tutuklu sayısı 25'e ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonda; emniyet müdürü, emniyet amiri, başkomiser, komiser, başpolis, 10 polis memuru, bilgisayar işletmeni ve 3 emekli polis memurunun da aralarında bulunduğu 19 şüpheli hakkında işlem yapılmış, bunlardan 18'i gözaltına alınmıştı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tolga Çifci</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-5-kisi-daha-tutuklandi-tutuklu-sayisi-25e-yukseldi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-dalga-operasyon-18-gozaltijpg.webp" type="image/jpeg" length="73687"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dortbuyuklertransfer.webp" type="image/jpeg" length="19150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Christopher Nolan’ın 'The Odyssey'i gişe rekoru kırdı: 3 bin yıllık destan hâlâ ilgi çekmeyi nasıl başarıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/christopher-nolanin-the-odyssey-filmi-gise-rekoru-kirdi-3-bin-yillik-destan-ilgi-cekmeyi-nasil-basariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/christopher-nolanin-the-odyssey-filmi-gise-rekoru-kirdi-3-bin-yillik-destan-ilgi-cekmeyi-nasil-basariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Christopher Nolan’ın yazıp yönettiği "The Odyssey", küresel gişedeki başarısıyla 3 bin yıllık Homeros destanına ve mitolojiye ilgiyi yeniden artırdı. Kitap satışlarına da yansıyan ve uluslararası siyasette yankı bulan film, şu soruyu yeniden gündeme taşıdı: Binlerce yıllık bir destan, modern insanın ilgisini nasıl hâlâ canlı tutabiliyor? Uzmanlar 24 Saat’e değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Christopher Nolan’ın yazıp yönettiği The Odyssey ABD'de ikinci hafta sonunda 87 milyon dolar hasılata ulaşarak gişedeki açık ara liderliğini sürdürdü. Dünya genelinde sadece on günde 639,6 milyon dolar hasılata ulaşırken The Odyssey’nin yönetmenin 1,1 milyar dolar hasılat yapan Kara Şövalye Yükseliyor'u geride bırakması bekleniyor. Film sadece sinema dünyasında yankı uyandırmadı. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, yönetmen Christopher Nolan'ı "The Odyssey" filmi için tebrik etti ve Yunan kültürüne uluslararası ilgiyi artırdığı için teşekkür etti.</p>

<p dir="ltr"><img alt="4512F360 B5F4 425A Be59 71Cd20Bc3D5F 3840X2208 E1753787769680" class="detail-photo img-fluid" height="383" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/4512f360-b5f4-425a-be59-71cd20bc3d5f-3840x2208-e1753787769680.webp" width="681" /></p>

<p dir="ltr">Truva Savaşı’nın ardından evine, İthaka’ya dönmeye çalışan Odysseus’un 10 yıl süren fırtınalı, canavarlarla ve engellerle dolu yolculuğunu konu alan eser; yalnızca bir macera anlatısı değil, insanoğlunun sadakat, direnç, sürgün ve ait olma mücadelesinin en köklü aynası olarak tanımlanıyor. Eserin geçtiği topraklar ise Homeros’un doğduğu kabul edilen Smyrna yani İzmir’in 315 kilometre uzağında yer alan Truva şehri. Efsanelere konu olan kenti ele geçirme hikayesini işleyen bir başka film 2004 tarihli Truva da vizyona girdiği tarihte The Odyssey kadar ilgi görmüştü.</p>

<p><img alt="Images 2026 07 30T145420.706" class="detail-photo img-fluid" height="554" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/images-2026-07-30t145420706.jpg" width="554" /></p>

<p>Odysseia, M.Ö. 8. yüzyılda Ege ve Batı Anadolu coğrafyasında aoidos olarak adlandırılan gezgin ozanların, "daktilik heksametre" adı verilen belirli bir ritimle ezberden aktardığı sözlü bir gelenek olarak doğdu. Anlatının ilk kez resmi ve standart bir metin haline getirilmesi ise M.Ö. 6. yüzyılda Atina Tiranı Peisistratos döneminde gerçekleşti. Panathenaia Şenlikleri sırasında farklı ozanların metni değiştirmesini önlemek amacıyla kaleme alınan çalışma, Yunanca alfabedeki harf sayısına paralel olarak 24 ana bölüme ayrıldı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>İlk kez 15. yüzyılda kitap olarak basıldı</strong></h3>

<p dir="ltr">Sözlü gelenekten el yazmalarına aktarılan destanın modern anlamda ilk matbaada basılması için aradan yaklaşık iki bin yıl geçmesi gerekti. Editio Princeps olarak bilinen ilk matbu baskı, 1488 yılında Floransa’da gerçekleştirildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Türkçeye 1941’de çevirildi</strong></h3>

<p dir="ltr">Eserin Türkçedeki serüveni, Cumhuriyet döneminin kültür ve edebiyat politikaları doğrultusunda şekillendi. Odysseia’nın Türkçedeki ilk tam metin çevirisi, dilbilimci Ahmet Cevat Emre tarafından yapıldı. Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından 1941 ve 1942 yıllarında iki cilt halinde yayımlanan bu ilk çalışma, metni düz yazı kalıbıyla okuruna sundu.</p>

<p dir="ltr" style="text-align:center"><i><img alt="Images 2026 07 30T145821.727" class="detail-photo img-fluid" height="516" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/images-2026-07-30t145821727.jpg" width="387" /></i></p>

<p dir="ltr" style="text-align:center"><i>Azra Erhat ile A. Kadir çevirisi Odysseia Sander Yayınları'ndan 1970'te yayınlandı</i></p>

<h2 dir="ltr"><strong>Film kitap satışlarını artırdı</strong></h2>

<p dir="ltr">Destanın Türkçede özgün ritmini ve edebiyat dünyasındaki yerini kazanması ise Azra Erhat ile şair A. Kadir’in ortak çalışmasıyla sağlandı. Erhat’ın Anadolu hümanizması yaklaşımı ve A. Kadir’in şiirsel dil yetkinliğinin birleşimiyle hazırlanan çeviri, Klasik Grekçedeki ölçüyü Türkçe şiir yapısına aktardı. 1970 yılında yayımlanan bu çeviri, günümüzde de eserin Türkçedeki en yetkin kaynaklarından biri olarak kabul edilmeyi sürdürüyor.</p>

<p dir="ltr" style="text-align:center"><i><img alt="Images 2026 07 30T150000.729" class="detail-photo img-fluid" height="501" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/images-2026-07-30t150000729.jpg" width="399" /></i></p>

<p dir="ltr" style="text-align:center"><i>Sait Maden'ın tasarımını yaptığı kapağın arkasında destanda yer alan dünya da tasvir edildi</i></p>

<p dir="ltr">Azra Erhat ile A. Kadir çevirisi Odysseia’yı Hasan Ali Yücel Klasikleri serisi kapsamında yayımlayan <a href="https://www.iskultur.com.tr/?srsltid=AfmBOookVxdEBTQY4y0sMvSZ9GZE2cUxxEC3rxiUftC6NclkkGe5a0Pe" rel="nofollow">Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları</a>'nın 24 Saat ile paylaştığı bilgiye göre kitaba olan ilgi filmin vizyona girmesiyle artmış durumda. Yayınevinden yapılan açıklamaya göre, “Filmin vizyona girmesiyle birlikte kitabevimizde ve internet sitemizde satışlar etkili bir ivme yakaladı. İki baskı daha yaptık tekrar baskılar kitabın rutindeki satışına kıyasla çok hızlı bir şekilde tükendi. Talepler hem tekil okurlarımızdan hem de iş ortaklarımızdan hacimli bir şekilde geldi. Özetle filmin yarattığı gündem, yayınevimizin pazarlama hamleleri, iş ortaklarımızın talepleriyle rutindeki yıllık satış verisini aylık satışta yakalamış olduk” ifadelerine yer verildi.</p>

<p dir="ltr">Peki 3 bin yıllık bir destan, aradan geçen zamana rağmen nasıl modern insanın ilgisini çekebiliyor? Mitolojinin günlük yaşamdaki yansımalarını ve güncel sanat dünyasını nasıl etkileyebildiğini İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramatuji bölümünden Doç. Dr. Oğuz Arıcı, Başkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Programı Dr. Öğr. Üyesi Erdem İlic, 2019 ile 2025 yılları arasında Troya Müzesi Müdürü olarak görev yapan Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, Sanat Tarihçisi Serkan Hızlı, Müzeolog Canan Cürgen, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Dr. Nilgün Tutal 24 Saat için yanıtladı.</p>

<p dir="ltr"><img alt="J Z O D5Qhl 400X400" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/j-z-o-d5qhl-400x400.jpg" width="400" /></p>

<h2 dir="ltr"><strong>Serkan Hızlı: “Mitolojik anlatılar, zamanın aşındıramadığı bir çekirdek taşır”</strong></h2>

<p dir="ltr">Odysseus’un yolculuğu üzerinden insanlığın tarihsel sürecini bağdaştıran Serkan Hızlı, “Mitoloji aslında kozmolojiyi anlama çabası buna makro ve mikro kozmoloji olarak bakabiliriz Mitolojik anlatılar, zamanın aşındıramadığı bir çekirdek taşır bu insan deneyimidir.</p>

<p dir="ltr">Tanrılar, kahramanlar ve yaratıklar aslında bizim korkularımızın, arzularımızın, öfkemizin ve umutlarımızın simgeleridir. Odysseus’un yolculuğu aslında kendi kimliğini bulma çabasıdır. Akhilleus’un öfkesi yalnızca bir savaş öyküsü değil, kırılmış gururun hikayesidir. Teknoloji, toplum, düzen değişir ama insan doğasının temel soruları değişmez. Bu yüzden mitler her kuşakta yeniden keşfedilir. Çünkü onlar geçmişi değil, her zamanın insanını anlatır” ifadelerini kullandı.</p>

<p dir="ltr"><img alt="E Ir T W1K Ws A A Nx J H" class="detail-photo img-fluid" height="683" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/e-ir-t-w1k-ws-a-a-nx-j-h.jpg" width="1024" /></p>

<h2 dir="ltr"><strong>Oğuz Arıcı: “Hikâyenin ana gücünü; insanın korkularıyla yüzleşmesi, yabancı bir dünyaya düşmesi oluşturuyor”</strong></h2>

<p dir="ltr">Odysseia’nın özünde bir eve dönüş (nostos) hikayesi olduğunu belirten Doç. Dr. Oğuz Arıcı, anlatının fantastik yapısının altında yatan toplumsal cinsiyet dinamiklerine dikkat çekti. Penelope ve İthaka sabit bir şekilde beklerken kahramanın maceradan maceraya atılmasının bir "erkek fantezisi" olarak okunabileceğini belirten Arıcı, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p dir="ltr">"Macera yaşayayım ama günün sonunda evde beni bekleyen bir eşim ve çocuğum olsun anlayışı bu anlatının bir boyutunu oluşturuyor. Nitekim İlyada ile Odysseia arasındaki üslup farkından hareketle, eserin bir kadın yazar tarafından kaleme alındığını savunan iddialar da literatürde yer alıyor. Tüm bu tartışmaların ötesinde hikayenin ana gücünü; insanın korkularıyla yüzleşmesi, yabancı bir dünyaya düşmesi ve güvenli alana dönme arzusu yer alıyor”</p>

<h2 dir="ltr"><strong>"Kahramanın yolculuğu insanın yaşam kalıbıdır”</strong></h2>

<p dir="ltr">Joseph Campbell’ın Türkçe’ye "Kahramanın Sonsuz Yolculuğu" olarak çevrilen Bin Yüzlü Kahraman (The Hero with a Thousand Faces) tezine ve Christopher Vogler’ın bunu Hollywood şablonuna dönüştürmesine değinen Arıcı, mitlerin insan hayatının bir simülasyonu olduğunu ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Maceraya çağrı, eşiği geçme, zorluklarla savaşma ve "balinanın karnı" olarak tanımlanan sembolik ölüm/yeniden doğum süreçlerinin insan gelişimindeki "erginlenme" ritüelleriyle birebir örtüştüğü kaydedildi. Çocuğun konfor alanından çıkarak hayata atılması ve acılar çekerek olgunlaşması sürecinin, kurmaca eserlerde düzenli bir model olarak sunulmasının izleyicide güven duygusu yarattığı belirtildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Görsel efektler değil, risksiz deneyim haz veriyor”</strong></h3>

<p dir="ltr">Filmin geniş kitlelerce ilgi görmesinin sadece IMAX veya ileri çekim teknolojileriyle açıklanamayacağını belirten Doç. Dr. Oğuz Arıcı, katharsis (zihinsel arınma) ve izleyici psikolojisine dair şu tespitte bulundu:</p>

<p dir="ltr">"İnsan gerçek hayatta tehlike altındayken haz duymaz. Ancak ayna nöronlar sayesinde, hiçbir risk almadan bir karakterin Sirenlerle mücadelesini veya tehlikeli yolculuğunu izlemek müthiş bir deneyim sunar. Görsel efektler bu deneyimi destekler fakat asıl çekici olan hikayenin kendisidir. Katarsis de sadece duygusal bir boşalma değil, 'Hayat tam da böyle bir şeymiş' dedirten düşünsel bir kavrayıştır."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Yönetmen bu tercihiyle ne anlatmak istedi?’ sorusuna odaklanılmalı”</strong></h3>

<p dir="ltr">Filme yöneltilen oyuncu seçimleri ve dönemsel kıyafet uyumsuzlukları gibi eleştirileri de değerlendiren Arıcı, "metne sadakat" beklentisinin sanatsal açıdan temelsiz olduğunu ifade etti. Uyarlamalarda metne birebir sadakat aranamayacağı, yönetmen ve senaristlerin bu tercihleri bilinçli birer sanatsal tutum olarak benimsediği vurgulayan Arıcı izlenen eserin Homeros’un belgeseli değil, Christopher Nolan’ın yorumu olduğu; bu nedenle "Neden aslına uyulmadı?" sorusu yerine "Yönetmen bu tercihiyle ne anlatmak istedi?" sorusuna odaklanılması gerektiği kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Erdem Ilic" class="detail-photo img-fluid" height="1432" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/erdem-ilic.jpeg" width="1600" /></p>

<h2 dir="ltr"><strong>Erdem İlic "Kültür endüstrisi her şeye benzerlik bulaştırır"</strong></h2>

<p dir="ltr">Dr. Öğr. Üyesi Erdem İlic, kültür endüstrisinin klasik metinleri pazarlama biçimini ve Hollywood'un ürettiği kalıplaşmış anlatı yapısını değerlendirdi.</p>

<p dir="ltr">İlic, günümüz yüksek bütçeli yapımlarının yenilik sunmaktan uzak olduğunu vurgulayarak, ana akım sinemanın formüllerine ve izleyiciye sunulan "sahte deneyimlere" dikkat çekti.</p>

<p dir="ltr">Frankfurt Okulu temsilcileri Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer’ın ortaya koyduğu "kültür endüstrisi" kavramına atıfta bulunan Dr. Erdem İlic, endüstriyel üretimin sanatı standartlaştırdığını belirtti:</p>

<p dir="ltr">"Adorno’nun da ifade ettiği gibi, kültür endüstrisi her şeye bir 'benzerlik' bulaştırır. Bu durum yalnızca sinemayla veya televizyonla sınırlı değildir; mimariden otomobillere kadar her alanda kendini gösterir. Hollywood da yıllardır aynı hikâyeyi anlatıp duruyor. Belirli kalıpların ve formüllerin dışına çıkmayı tercih etmiyorlar."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Abur cubur yemek gibi: Besin değeri yok, uyaranı çok"</strong></h3>

<p dir="ltr">Hollywood'un ‘gişe canavarı’ filmlerini ambalajlı şekerlemelere benzeten İlic, seyircinin bu yapımlarla kurduğu ilişkiyi şu sözlerle özetledi:</p>

<p dir="ltr">"Bu durum, marketten aldığınız ve tadını çok iyi bildiğiniz bir abur cuburu yemeye benziyor. Faydalı bir besin değeri yoktur ancak beyninizdeki belirli uyaranları harekete geçirir. Hollywood filmleri de tam olarak bunu yapıyor. İzleyici bu süreçte aktif bir konumda değildir; ortada derin bir odaklanma yoktur."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Karakter çok ama derinlik yok"</strong></h3>

<p dir="ltr">Klasik anlatı yapısının Aristoteles’in Poetika eserindeki formüllere dayandığını belirten İlic, modern sinemadaki karakter sığlığından şikâyet etti. Zengin bir karakter çeşitliliği sunulsa da işlevlerin son derece kısıtlı ve yüzeysel kaldığını vurgulayan akademi dünyasının tanınan ismi, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:</p>

<p dir="ltr">"Bize bir kahraman sunuluyor ancak kahraman sadece hedefine odaklanmış durumda. O hedefe niçin çıktığına, arka planına veya psikolojik derinliğine dair bir veri göremiyoruz. Oysa ana akım sinemanın tekdüze yöntemlerinden ziyade güçlü bir karakter tahlili ve derinleşme sunulması gerekirdi. Neyse ki sinema sadece bu büyük bütçeli yapımlardan ibaret değil."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Dev PR çalışmaları ve IMAX teknolojisi yanılsama yaratıyor"</strong></h3>

<p dir="ltr">Filmlerin vizyona girmeden önce devasa bir pazarlama mekanizmasıyla kitlelere dayatıldığını ifade eden Erdem İlic, IMAX gibi üst düzey görüntü teknolojilerinin tek başına bir filmi "sanat" yapmaya yetmeyeceğini belirtti:</p>

<p dir="ltr">"İzleyici sinemaya gitmeden önce o film devasa PR çalışmalarıyla zaten izleyicinin ayağına geliyor. Medyada, sosyal medyada sürekli bir merak üretiliyor. IMAX teknolojisi gibi unsurlar da sinema sarayları döneminden beri var olan 'itibar kazandırma' ve seyirciyi salona çekme çabasının modern bir yansıması. Ancak bir fotoğrafçının Polaroid makineyle yakaladığı o derinlik gibi, sinemadaki gerçeklik de teknik araçlardan ibaret değildir. Araçsalcı ve indirgemeci bakış açıları filmin özünü değiştirmez."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Politik iklim karakter tercihlerini belirliyor"</strong></h3>

<p dir="ltr">Son dönemde tarihi ve mitolojik uyarlamalarda sıkça tartışılan kapsayıcılık, oyuncu seçimleri ve metne bağlılık konularına da değinen Dr. İlic, bu tercihlerin tamamen dönemsel ve ekonomik politik iklimle şekillendiğini vurguladı:</p>

<p dir="ltr">"20-30 yıl önceki süper kahraman filmlerinde kadınlar sadece 'kurtarılması gereken' pasif figürlerdi. Bugün ise egemen politik iklim doğrultusunda kadın süper kahramanlar ön plana çıkarılıyor. Aynısı etnik temsil alanında da geçerli. Tamamen pazarlama ve ana akım temsil alışkanlıklarıyla ilgili bir durum. Klasik bir metne birebir bağlı kalmak zaten teknik olarak mümkün değildir; ancak yapılan tercihler derinlemesine bir analizden ziyade yüzeysel bir pazarlama stratejisinin ürünü olarak karşımıza çıkıyor."</p>

<p dir="ltr"><img alt="rıdvan-golcuk" class="detail-photo img-fluid" height="380" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/images-2026-07-30t150628049.jpg" width="641" /></p>

<h2 dir="ltr"><strong>Rıdvan Gölcük: “Mitoloji günlük hayatımıza sızmış durumda”</strong></h2>

<p dir="ltr">Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarının kutsal kitaplardan sonra dünyada en çok tüketilen eserler arasında yer aldığını belirten Rıdvan Gölcük, bu metinlerin Avrupa’nın kimlik inşasında doğrudan kullanıldığını ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Roma İmparatorluğu’ndan İngiliz anlatılarına kadar birçok Batı toplumunun soyunu Homeros destanlarına bağlama çabası içinde olduğunu hatırlatan Gölcük, şöyle konuştu:</p>

<p dir="ltr">"Roma İmparatoru Augustus, şair Vergilius’a ‘Bana bir ata bul’ diyor ve Vergilius Aeneis destanını yazarak Romalıların kökenini Troya’dan kaçan Aeneas’a dayandırıyor. Benzer şekilde İngiliz anlatılarında Britanya isminin Aeneas’ın torunu Brutus’tan geldiği iddiası yer alıyor. Avrupa kültürü, kreşten yetişkinliğe kadar Homeros’u eğitimin her safhasında görüyor. Bugün Avrupa’da adı ‘Troy’ olan yaklaşık 60 yerleşim yeri bulunuyor."</p>

<p dir="ltr">Mitolojinin sanılandan çok daha fazla günlük yaşamın içine entegre olduğunu dile getiren Gölcük, Homeros anlatılarının modern dünyadaki yansımalarını şu sözlerle örneklendirdi:</p>

<p dir="ltr">"Homeros metinleri popüler kültürde muazzam bir katman oluşturmuş durumda. Amerika’daki en popüler markalardan tutun, bilgisayar virüslerine, siyasetçilerin karikatürlerindeki ‘Troya Atı’ simgelerine kadar binlerce örnek var. Hatta ‘Ağzından yel alsın’ gibi deyimlerin veya ‘Tavşan ile Kaplumbağa’ kıssalarının dahi izleri Homeros metinlerinde karşımıza çıkıyor."</p>

<h2 dir="ltr"><strong>“Christopher Nolan yarışa 10-0 önde başlıyor"</strong></h2>

<p dir="ltr">Christopher Nolan’ın gündemdeki Odyssey uyarlamasını da değerlendiren Gölcük, Homeros kökenli projelerin sinema sektöründe baştan avantajlı olduğunu savundu. Nolan’ın anlatısının klasik bir kahramanlık öyküsünden ziyade bir Troya ağıdı gibi ele alındığına dikkat çeken Gölcük:</p>

<p dir="ltr">"Homeros’tan yola çıkan bir film yarışa 10-0 önde başlar. Önümüzdeki 3-5 yılda gişede bu filmi devirebilecek bir yapım çıkması çok zor. Nolan, Odysseus’un yaşadıklarını Troya kentini ve tapınağını yıkmanın bir cezası olarak ele alıyor; hüzün üzerine kurulu bir yaklaşım sergiliyor. Mitler esnek ve yoruma açık yapılar olduğu için yönetmenlerin bu tarz farklı okumalar yapmasını son derece doğal buluyorum."</p>

<h2 dir="ltr"><strong>"Homeros’u en iyi anlayanlar bizleriz ama 1071 öncesine sırtımızı dönüyoruz"</strong></h2>

<p dir="ltr">Anadolu topraklarının zengin mirasına ve eğitim müfredatındaki eksikliklere dikkat çeken Gölcük, Türkiye’nin tarihsel kimlik tercihlerinde Anadolu’yu yalnız bıraktığını ifade etti. Destanda geçen Hector’un annesi Hekabe’nin sahnesini Batılı uzmanların erotik boyutla yorumlamaya çalıştığını, ancak Anadolu insanının bunu doğrudan "ana sütü/analık hakkı" kavramıyla anladığını belirten Gölcük, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p dir="ltr">"Biz 1071’e geldik deyip öncesine sırtımızı döndüğümüz için Homeros metinlerinin farkında değiliz. Oysa 2700 yıllık bu metinleri mantıken en iyi anlayanlar bizleriz. Türkiye’de müfredat ve kimlik okuması ağırlıklı olarak Türk-İslam sentezi üzerinden kurgulanmış durumda. Türklük için Orta Asya, İslam için kutsal topraklar seçiliyor ama bu denklemde kronolojik olarak 1071 öncesi Anadolu yok. Bu durum toprağa tam olarak kök salamama problemine yol açıyor."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Kavgaları bitirmenin yolu tüm tarihsel katmanları kucaklamak”</strong></h3>

<p dir="ltr">Anadolu’nun tüm tarihsel katmanlarının ayrım yapılmaksızın kucaklanması gerektiğini belirten Gölcük, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p dir="ltr">"Toprağın üstündeki her şeyi—öncesi ve sonrası olmadan—kendi mirası kabul eden 'topografik milliyetçilik' anlayışına ihtiyacımız var. Selçuklu’yu da Lidya’yı da, Homeros’u da Dengbejleri de aynı şekilde kucaklayabilmeliyiz. Fatih Sultan Mehmet’in 'Ben Troyalıyım' dediği metinler veya Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu vurgusu bu yaklaşımın örnekleridir. Anadolu’nun üzerindeki tüm hikayeyi kronolojik duvarlar örmeden sahiplenmek zorundayız."</p>

<p><img alt="F35Ee7B0E5 68335376Cb096 Ae6A4638Fb" class="detail-photo img-fluid" height="510" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/f35ee7b0e5-68335376cb096-ae6a4638fb.jpg" width="374" /></p>

<h3 dir="ltr"><strong>Canan Cürgen: "Popüler kültür miti tüketim nesnesine dönüştürüyor, müzeler ise insana 'kendi hikâyesini' hatırlatıyor"</strong></h3>

<p dir="ltr">Mitolojideki "Kahramanın Yolculuğu" ve "Eve Dönüş" (Ithaca) temalarının zamansızlığını değerlendiren Cürgen, sinema endüstrisinin mitleri metalaştırma tehlikesine dikkat çekerken, çağdaş müzeciliğin bireye sunduğu deneyimsel dönüşüm gücünü vurguladı. Cürgen mitlerin film olarak izlenmesinin, tarihin müzeler ile okunmasının yerini alamayacağını ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Eve dönüş, insanın kendi merkezine dönme arzusudur"</strong></h3>

<p dir="ltr">Joseph Campbell’ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı eserindeki monomit yapısına atıfta bulunan Canan Cürgen, "Kahramanın Yolculuğu" ve "Eve Dönüş" temalarının tüm kültürlerdeki evrensel karşılığını şöyle açıkladı:</p>

<p dir="ltr">"İnsanlığın evrensel ve zamansız psikolojik haritasını oluşturan mitoloji, tüm kültürlerin ortak bir bilinçaltı diline sahip olduğunu gösterir. Kahraman yola çıkış, erginlenme ve dönüş aşamalarından geçerek aslında kendi içsel büyüme sürecini tamamlar. Ancak modern insanın mekanik, hızlı ve parçalanmış dünyasında bu yolculuk bitmemiş, aksine daha karmaşık bir hal almıştır. Modern insan için macera çağrısı, sistemin dayattığı rutinlerden sıyrılıp kendi özgün benliğini bulma araysıyken; çağrının reddi ise yabancılaşma ve varoluşsal kriz olarak tezahür eder. Homeros’un Odysseia destanından bu yana 'Eve Dönüş' coğrafi bir mekândan ziyade insanın köklerine, içsel huzuruna ve merkezine dönme arzusunu simgeler. Destanda anlatıldığı gibi, yolculuğu boyunca engelleri aşarak yol alan kahramanın eve ulaşması gibi, modern yaşamda birey de dönüşerek sürdürdüğü yaşam yolculuğunun sonunda kendi bilgeliğine ve nihai bütünlüğüne ulaşabilir."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Kültür endüstrisi miti metalaştırıyor ve içini boşaltıyor"</strong></h3>

<p dir="ltr">Mitlerin kitle iletişim araçları ve kitle sineması eliyle dönüştürülmesini Theodor Adorno ve Max Horkheimer’ın Kültür Endüstrisi kuramı çerçevesinde ele alan Cürgen, popüler kültürün mitleri yapısal bir iç boşaltma operasyonuna maruz bıraktığı uyarısında bulundu:</p>

<p dir="ltr">"Kapitalist sistem, sanatı ve kadim kültürel değerleri standartlaştırır, seri üretim metalara dönüştürür. Mitler kitle sineması ve eğlence endüstrisi eliyle yeniden üretildiğinde, genellikle yapısal bir iç boşaltma operasyonuna maruz kalır; kahramanın yolculuğundaki o derin, sancılı, varoluşsal çile ve psikolojik dönüşüm, ticari başarı getirecek doğrusal aksiyon şablonlarına indirgenir. Kahraman, izleyicinin kendi varoluşuyla yüzleşmesini sağlayan bir ayna olmaktan çıkıp pazar payı yüksek bir 'meta' haline gelirken, kadim mitlerin bireyi sarsma ve uyandırma amacı yerini uyuşturmaya ve etkisizleştirmeye bırakır."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Müzeler mitlerin unutturulmasına karşı direnç noktasıdır”</strong></h3>

<p dir="ltr">Sinema ve dijital akış platformlarının zamansal ve mekânsal sınırları aşan gücünün kitlelerin hafızasını tek tipleştirdiğini belirten Cürgen, Alison Landsberg’in "protez hafıza" kavramına dikkat çekti:</p>

<p dir="ltr">"Kitle sineması, bireyin entelektüel bir çaba sarf etmesine gerek kalmaksızın, bilgiyi doğrudan yoğun duygusal deneyimler ve katarsis üzerinden tüketmesini sağlar. Bireyler, kendi kültürel köklerine ait olmayan ya da endüstri tarafından yapay olarak kurgulanmış geçmişleri sinema aracılığıyla kendi kişisel bellekleriymiş gibi benimserler. Hollywood sinemasının varlık nedeni tam olarak budur; kültürel mirası olmayan bir kıta devletine hatırlanabilir ve aktarılabilir bir bellek, bir tarih anlatısı kurmak ve giderek bu anlatıyı evrensel bir hafızaya işlemek. Müze çatısı altında ise mitler, ekonomik vurgunculuğun veya popüler rüzgârların uzağında tutularak unutturulmaya ve yozlaşmaya karşı birer direnç noktasına dönüşür."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Deneyimsel müzecilik bireyi kahramanın yolculuğuna dâhil eder"</strong></h3>

<p dir="ltr">Müzelerin geçmişe ait statik depolardan ziyade, interaktif ve deneyim odaklı öğrenme alanlarına dönüştüğünü ifade eden Cürgen, çağdaş müzecilik anlayışının insan üzerindeki etkisini şöyle vurguladı:</p>

<p dir="ltr">"John Dewey’nin geliştirdiği deneyim odaklı öğrenme olgusunu merkeze alan çağdaş müzecilik, ziyaretçiyi pasif bir alıcı olmaktan çıkarır ve onu kahramanın yolculuğuna dâhil ederek aktif bir katılımcıya dönüştürür. Müzede bilgi deneyimle aktarılmakta, böylece hayata geçerek kişiselleşmektedir. Bu kişisel deneyimle öğrenme, müzeye giren kişi ile çıkan kişiyi, tıpkı destanın kahramanı gibi farklı kılar. Müzede anlatılan onun, benim, bizim hikâyemizdir. Ortak bir kültürel zeminde kalıcı bağ kurmak böylece mümkün olur."</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Troya Müzesi’nin Nolan’a yaptığı çağrı özü koruma çabasıydı"</strong></h3>

<p dir="ltr">Cürgen, mitlerin ruhunu zedelemeden çağa uygun biçimde yeniden üretilmesinin ideal denge olduğunu belirterek sözlerini Troya Müzesi'nin adımına ve insanlığın öz arayışına bağladı:</p>

<p dir="ltr">"Tek gerçek tehlike, yolculuğun getirdiği çile ve bedel ödeme unsurlarının göz ardı edilip mitin sadece görsel bir şova ve içi boş bir eğlenceye indirgenmesidir. Troya Müzesi’nin, geçtiğimiz yılın ilk aylarında Odyssey filmi çekimleri için Christopher Nolan’a yaptığı çağrıyı burada anmak ve hatırlatmak isterim. Her ne kadar yanıtsız kalsa da çağrının önemi tam da burada; o özün müzede anlatılan hikâye ile korunmasında. İnsanlık, popüler kültürün geçici illüzyonlarından ve hızından yorulduğunda, özünü hatırlamak için her zaman müzelerin anlattığı o kadim, deneyimlenebilir ve güvenilir hikâyelere dönmek zorunda kalacak; kahraman ne kadar şekil değiştirirse değiştirsin eninde sonunda kendi Ithacasını aramaya devam edecektir. Çünkü anlatılan bizim hikâyemizdir."</p>

<p dir="ltr"><img alt="Nilgün Tutal Fotoğraf" class="detail-photo img-fluid" height="431" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/nilgun-tutal-fotograf.jpg" width="431" /></p>

<h3 dir="ltr"><strong>Prof. Dr. Nilgün Tutal: "Modern toplumda mitler disiplin rejimi gibi dayatılıyor"</strong></h3>

<p>Yunan mitolojisinin evrensel yapısına ve modern dünyanın dayatmalarına değinen Prof. Dr. Nilgün Tutal, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Her ne kadar Yunan miti olsa da o mitin evrensel olarak bugün insana, insanın yapısal şeylerine söylediği bir şey var: Bilinmeyene açılma, bilinmeyene yolculuk. O günkü bilinmeyene yolculuğun amacıyla bugünkü birbirine benziyor.</p>

<p>Bir de tabii Roland Barthes’a bakmak gerekir; 'Modern mitler nelerdir?' dediğinde; gençlik, güzellik, sportif olmak, sağlıklı olmak... Bunların hepsi modern toplumda insana bir disiplin rejimi gibi dayatılıyor. Halbuki öbür tarafta daha çok macera var."</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Keşif duygusunu kaybettiğimizde geçmişin kahramanlarına sığınıyoruz"</strong></h3>

<p>Günümüzde coğrafi keşiflerin sona ermesinin insan psikolojisindeki yansımalarına dikkat çeken Tutal, geçmişin kahramanlarına duyulan ilginin nedenlerini şöyle açıkladı:</p>

<blockquote>
<p>"Bugün keşfedilecek bir yer kalmadı, o günün insanı hâlâ yeni bir şey keşfedebiliyordu. İnsanın içindeki o keşif duygusunu tekrar tetiklediği için mi bu tarz filmleri sevdik, izledik veya yoğun ilgi oldu? Kahraman yaratmakta ve yeniyi bulmakta zorlandığımızda, o keşif duygusunu kaybettiğimizde belki de geçmişin kahramanları, yolculukları ve mitleri bize o duyguları yeniden yaşatabiliyor. Çünkü yeni olan, bizde her gün sürekli yenilendiği için artık 'yeni' olmaktan çıktı."</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Çağımızda doğru ve yanlış muğlaklaştı, mitlerde ise değerler net"</strong></h3>

<p>Günümüz dünyasındaki belirsizlik ortamı ile mitolojik anlatılardaki netlik arasındaki tezatlığı vurgulayan Tutal, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p>"Şimdiki zamana sıkışmışlık var; geçmiş ve gelecek, içinde yaşadığımız çağda oldukça belirsiz. O belirsizlik halinin olmadığı, insanların hayatlarında doğrunun, iyinin, güzelin tanımlarının daha net olduğu hikayelerdir mitolojik hikayeler.</p>

<p>Baktığınızda şu an ne politikada ne dünyada olup bitenlerle ilgili ne de insan ilişkilerinde 'Gerçekten sahici mi, doğru mu?' sorusuyla karşı karşıyayız. Yeni biriyle tanıştığınızda 'Bu gerçekten doğruyu mu söylüyor, gerçekten söylediği kişi mi?' ya da 'Politikacılar yine hangi tiyatronun oyuncuları?' gibi ciddi bir doğrunun ne olduğuna dair güvensizlik var. Halbuki bu hikayelerde ve o dönemlerde doğrunun, yanlışın, adaletin çok daha net tanımları var. Dolayısıyla bir yandan bilinmez olan az; insanın karakterine, toplumun yapısına, yönetilme biçimine, dostluğa dair onlar katı, değişmez değerler olarak karşımıza çıkıyor."</p>
</blockquote>

<p><img alt="Images 2026 07 31T120437.635" class="detail-photo img-fluid" height="550" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/images-2026-07-31t120437635.jpg" width="363" /></p>

<h3><strong>"Teknolojik keşiflere dokunamıyoruz, insanın yolculuğu ise somuttur"</strong></h3>

<p>Felsefi açıdan coğrafyanın sonuna gelindiği tartışmalarını aktaran Tutal, seyahat etme ve keşfetme arzusunun somut temellerine değindi:</p>

<blockquote>
<p>"Dünyanın, coğrafyanın sonu geldi diyen bir takım felsefeciler var. Coğrafyanın sonunun gelmiş olması, keşiflerin bitmiş olmasıyla alakalı. Şu an tüm keşifler aslında bizim gözümüzle göremediğimiz teknolojik alanda oluyor; dokunamıyoruz veya hissedemiyoruz. Halbuki insanın yolculuğu, keşif yolculuğu çok maddi, somut bir şeydir. Bu da sıradan insanın aslında o keşif duygusunu tetikte tutuyor. Belki seyahatler yapmamızın sebebi de bu.</p>

<p>François Hartog, Roland Barthes’ın <i>Mitolojiler</i> (Çağdaş Söylenler) kitabı ve Paul Virilio’nun <i>Hız ve Politika</i> eserine bakılabilir. Zaman deneyiminin, keşif ve mucize deneyiminin yok olması, teknolojinin hızlanması açısından bu kaynaklar önemlidir."</p>
</blockquote>

<p><img alt="Images 2026 07 31T120536.747" class="detail-photo img-fluid" height="544" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/images-2026-07-31t120536747.jpg" width="367" /></p>

<h3><strong>"Hollywood’da kurgu için yaratılan şeyler sonradan ziyaret edilir hale geliyor"</strong></h3>

<p>Sinema endüstrisinin mekân turizmi ve gerçeklik algısı üzerindeki etkisini Jean Baudrillard’ın simülasyon kuramı üzerinden ele alan Tutal, şu değerlendirmelerde bulundu: "Baudrillard’ın dediği bir şey vardı; Hollywood’da kurgu için yaratılan şeyler sonradan ziyaret edilir hale geliyor. Baudrillard, Amerika için 'Gerçekten filmlerde üretilmiş, yani simülasyonun yerine suni bir Amerika inşa edildi' der. Mekân turizmi açısından bu çok uygun. Mesela Brad Pitt’in oynadığı <i>Troy</i> filminde kullanılan tahta atı getirdiler, Çanakkale’nin göbeğine diktiler. İnsanları oraya çekmek, bazı şehirleri veya mekânları cazip kılmak için bu yapılıyor. Kahramanlar, ürünler ve hikayeler sürekli değişkenlik gösteriyor. Yeni teknolojilerin insanlara vadettiği şey sanal yakınlıktır. İlişkiler bir yanayken sanki olan bitenin içindeyiz gibi bir sanal gerçeklik deneyimi öneriliyor. Gerçek deneyim alanları kalmamışsa, sanal olarak üretilmiş bir şeyi her şey gerçekmiş gibi deneyimleme sunuluyor. Bize filmlerde anlatılan hikayeleri 'gerçekten yaşamışsın' gibi bir deneyim vaat ediliyor; ancak bu bir illüzyon ve günümüzün ilişki kurma biçimidir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/christopher-nolanin-the-odyssey-filmi-gise-rekoru-kirdi-3-bin-yillik-destan-ilgi-cekmeyi-nasil-basariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/20251223-odyssey-feature.webp" type="image/jpeg" length="70402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere'de orman yangını: Söndürme çalışmalarının gelecek haftaya kadar sürmesi bekleniyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ingilterede-orman-yangini-sondurme-calismalarinin-gelecek-haftaya-kadar-surmesi-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ingilterede-orman-yangini-sondurme-calismalarinin-gelecek-haftaya-kadar-surmesi-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'nin Suffolk bölgesinde başlayan orman yangını için ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Yangının kontrol altına alınması için çok sayıda itfaiye ekibi bölgede görev yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İngiltere</strong>'nin doğusunda bulunan <strong>Suffolk</strong> bölgesinde 29 Temmuz'da başlayan orman yangınına müdahale çalışmaları devam ediyor. Suffolk İtfaiye ve Kurtarma Hizmetleri, yangının tamamen kontrol altına alınması için ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğünü ve müdahalenin önümüzdeki hafta da devam edebileceğini açıkladı.</p>

<p>Yangının, <strong>Sizewell Nükleer Santrali </strong>çevresinde etkili olmasına rağmen santral açısından herhangi bir tehdit oluşturmadığı belirtildi. Yetkililer, yangını kontrol altına alma çalışmalarında önemli ilerleme sağlandığını aktardı.</p>

<h2><strong>Yangına çok sayıda ekip müdahale ediyor</strong></h2>

<p>Suffolk İtfaiye ve Kurtarma Hizmetlerinden yapılan açıklamada, 29 Temmuz günü yerel saatle 17.00'de başlayan yangınla ilgili son durum bilgileri paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, gece boyunca hava koşullarının ekiplerin çalışmalarını kolaylaştırdığı belirtilirken, yangına müdahalenin hafta sonu boyunca ve büyük ihtimalle gelecek hafta da süreceği ifade edildi.</p>

<p><strong>Yangın</strong> söndürme çalışmalarına Suffolk ekiplerinin yanı sıra Londra, Essex, Norfolk, West Yorkshire, East Sussex, Surrey ve Northamptonshire bölgelerinden gelen itfaiye ekipleri de destek veriyor.</p>

<h3><strong>Tahliye edilen bölgelerde dönüş hazırlığı yapılıyor</strong></h3>

<p>Yangın nedeniyle bazı yolların kapatıldığı belirtilirken, yolların ikinci bir duyuruya kadar açılmayacağı kaydedildi.</p>

<p>Yetkililer, tahliye edilen tatilciler ve bölge sakinlerinin evlerine dönerek araçlarını ve temel ihtiyaç malzemelerini alabilmeleri için gerekli düzenlemeler üzerinde çalışıldığını bildirdi.</p>

<p>Dunwich Heath sahilinde başlayan yangının ilk günün sonunda yaklaşık 210 futbol sahası büyüklüğündeki alanı etkilediği açıklandı. Yangın nedeniyle 200 karavanın bulunduğu tatil köyü ile çevredeki bazı evler ve konaklama tesisleri <strong>tahliye</strong> edildi.</p>

<h3><strong>Yangın nedeniyle elektrik kesintileri yaşandı</strong></h3>

<p>Bölgede tahliye edilen kişiler belediyeye ait dinlenme tesislerine yerleştirilirken, 116 yapıya elektrik verilemediği bildirildi.</p>

<p>İtfaiye ekipleri, yangının yayılmasını önlemek ve etkilenen bölgelerde güvenliği sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ingilterede-orman-yangini-sondurme-calismalarinin-gelecek-haftaya-kadar-surmesi-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/ingilteredeki-orman-yanginina-mudahalenin-haftaya-kadar-surebilecegi-aciklandi.png" type="image/jpeg" length="49218"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Narin Güran'ın babası Selahattin Demirtaş ile görüştü: "İlk defa bir cezaevi görüşünden umutla ayrıldım"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/narin-guranin-babasi-selahattin-demirtas-ile-gorustu-ilk-defa-bir-cezaevi-gorusunden-umutla-ayrildim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/narin-guranin-babasi-selahattin-demirtas-ile-gorustu-ilk-defa-bir-cezaevi-gorusunden-umutla-ayrildim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır'da öldürülen 8 yaşındaki Narin Güran'ın babası Arif Güran ile ağabeyi Baran Güran, Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüştü. Baran Güran, Demirtaş'ın dosyayı incelediğini belirterek, "İlk defa bir cezaevi görüşünden umutla ayrıldım. Narin'in hakikatini savunan birilerinin olduğunu fark ettim" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyarbakır'da öldürülen 8 yaşındaki <strong>Narin Güran'ın babası Arif Güran ile ağabeyi Baran Güran</strong>, Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan <strong>eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş</strong> ile görüştü. Görüşmenin ardından açıklama yapan Baran Güran, Demirtaş'ın Narin Güran dosyasını daha önce incelediğini ve takip edeceğini söylediğini aktardı.</p>

<h2><strong>"Dosyayı daha önceden çok iyi incelemiş"</strong></h2>

<p>Narin Güran'ın ağabeyi Baran Güran, Demirtaş ile yaptıkları görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Demirtaş'ın sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Güran, Narin Güran dosyasının daha önce ayrıntılı şekilde incelendiğini söyledi.</p>

<p>Baran Güran, <i>"Selahattin Demirtaş ile önemli bir görüşmemiz vardı. Sağlığı yerindeydi. Dosyayı daha önceden çok iyi incelemiş, hepsini okumuş. Ve başımıza gelen tüm olayları kendisine anlattık" </i>dedi.</p>

<h3><strong>"İlk defa bir cezaevi görüşünden umutla ayrıldım"</strong></h3>

<p>Görüşmenin kendileri açısından umut verici olduğunu ifade eden Baran Güran, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Nevzat Narin'i gömdü, Nevzat katildir. Olayı karıştırmaya gerek yok. Zaten dosya ile ilgili şu an verilen karar bile hayatın olanaklarına aykırıdır. Çünkü deliller de bunu gösteriyor. 'Bu dosyanın avukatıyım. Sizin de kardeşinizim. Bu dosyanın takipçisiyim. Bu dosya artık benim davam. Burada bir haksızlık var.' dedi. Cezaevinden umutlu ayrıldık. İlk defa bir cezaevi görüşünden umutla ayrıldım ve aslında sahipsiz olmadığımızı, bizim hakikatimizi, Narin’in hakikatini savunan birilerinin olduğunu fark ettim. Bu bizi çok umutlandırdı."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/narin-guranin-babasi-selahattin-demirtas-ile-gorustu-ilk-defa-bir-cezaevi-gorusunden-umutla-ayrildim</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/b5572611-a069-4fc5-8c95-60b8ceff66a7-w.jpg" type="image/jpeg" length="71128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya'da sıcaklığa bağlı ölümler 10 bine yaklaştı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/almanyada-sicakliga-bagli-olumler-10-bine-yaklasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/almanyada-sicakliga-bagli-olumler-10-bine-yaklasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da yıl başından bu yana sıcaklığa bağlı olduğu tahmin edilen ölümlerin sayısı 9 bin 800'e ulaştı. Robert Koch Enstitüsü'nün verilerine göre, bu sayı 2016'dan bu yana herhangi bir yılda kaydedilen toplam sıcaklığa bağlı ölüm sayısını geride bıraktı. Ölümlerin büyük bölümünün ileri yaştaki ve kronik hastalığı bulunan kişilerde gerçekleştiği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya'da yıl başından bu yana sıcaklığa bağlı olduğu tahmin edilen ölümlerin sayısı yaklaşık <strong>9 bin 800'e ulaştı</strong>. Almanya'nın ulusal halk sağlığı kurumu <strong>Robert Koch Enstitüsü </strong>(RKI), ölümlerin büyük bölümünün ileri yaştaki ve kronik hastalığı bulunan kişilerde, sıcak havanın mevcut sağlık sorunlarını ağırlaştırması sonucu meydana geldiğini bildirdi.</p>

<h2><strong>Sıcaklığa bağlı ölümlerde rekor</strong></h2>

<p>RKI'nin yayımladığı haftalık rapora göre, 1 Ocak-19 Temmuz döneminde Almanya genelinde sıcaklığa bağlı yaklaşık 9 bin 800 ölüm gerçekleştiği tahmin edildi.</p>

<p>Böylece 2026'nın ilk yedi ayında tahmin edilen sıcaklığa bağlı ölüm sayısı, 2016'dan bu yana herhangi bir yılda kaydedilen toplam sayıyı geride bıraktı. Daha önce en yüksek yıllık sıcaklığa bağlı ölüm sayısı yaklaşık 9 bin ile 2018'de kaydedilmişti.</p>

<h3><strong>Ölümlerin yarısı haziran ayındaki sıcak hava dalgasında gerçekleşti</strong></h3>

<p>RKI raporunda, sıcaklığa bağlı ölümlerin yaklaşık yarısının haziran ayının ikinci yarısında etkili olan sıcak hava dalgasında meydana geldiği belirtildi. Birçok bölgede sıcaklıkların 40 dereceye yaklaştığı dönemde ölüm sayılarında önemli artış yaşandı.</p>

<p>Nisan başından 12 Temmuz'a kadar sıcaklığa bağlı yaklaşık 7 bin 900 ölüm tahmin edilirken, yalnızca 13-19 Temmuz haftasında bu sayıya yaklaşık 1.900 ölüm daha eklendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>En fazla ölüm 85 yaş ve üzerindeki grupta</strong></h3>

<p>RKI verilerine göre sıcaklığa bağlı ölümlerin büyük bölümünü ileri yaştaki kişiler oluşturdu.</p>

<p>Tahminlere göre yaklaşık 5 bin 420 ölüm 85 yaş ve üzerindeki kişilerde, 2 bin 460 ölüm 75-84 yaş grubunda, 1.260 ölüm ise 65-74 yaş grubunda meydana geldi. 65 yaş altındaki tahmini ölüm sayısı ise 630 olarak kaydedildi.</p>

<h3><strong>"Sıcak hava mevcut hastalıkları ağırlaştırıyor"</strong></h3>

<p>Enstitü, ölümlerin çoğunda doğrudan sıcak çarpmasının değil, yüksek sıcaklıkların kalp-damar, akciğer ve böbrek hastalıkları gibi mevcut sağlık sorunlarını ağırlaştırmasının etkili olduğunu belirtti.</p>

<p>Bu nedenle sıcaklık, ölüm belgelerinde çoğu zaman doğrudan ölüm nedeni olarak yer almıyor. RKI, sıcaklığa bağlı ölüm tahminlerini sıcak ve serin dönemlerdeki ölüm oranlarını karşılaştıran epidemiyolojik yöntemlerle hesaplıyor.</p>

<h3><strong>Yeni sıcak hava dalgaları için uyarı</strong></h3>

<p>RKI, ortalama haftalık sıcaklığın 20 derecenin üzerine çıktığı dönemlerde ölüm oranlarının belirgin şekilde arttığına dikkat çekti.</p>

<p>Enstitü, yaz aylarında yaşanabilecek yeni sıcak hava dalgalarının da ölüm oranlarını artırmasının beklendiğini bildirdi. Haziran ayında Almanya'nın birçok bölgesinde sıcaklık 40 dereceyi aşarken, meteoroloji tahminlerine göre ülkenin bazı bölgelerinde önümüzdeki günlerde sıcaklıkların yeniden 40 dereceye yaklaşması veya bu seviyeyi aşması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/almanyada-sicakliga-bagli-olumler-10-bine-yaklasti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/413f9ed2-189c-47a8-a063-7258f4e5db59-w.jpg" type="image/jpeg" length="16125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emeklilerden Faruk Çelik'in 'intibak yasası' açıklamasına tepki]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/emeklilerden-faruk-celikin-intibak-yasasi-aciklamasina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/emeklilerden-faruk-celikin-intibak-yasasi-aciklamasina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik'in emekli aylıklarındaki eşitsizliklerin intibak düzenlemesiyle giderilebileceği yönündeki açıklamasına Artvinli emeklilerden tepki geldi. Emekliler, 2008 yılında yapılan düzenlemeyle maaşlarının düştüğünü belirterek Çelik'e "Kendileri iktidardadır, düzenleme yapmak için neyi bekliyorlar?" diye sordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>AK Parti Artvin Milletvekili <strong>Faruk Çelik</strong>'in, emekli aylıklarındaki eşitsizliklerin giderilmesi için intibak düzenlemesi yapılması gerektiği yönündeki açıklaması, Artvinli emeklilerin tepkisine neden oldu. Emekliler, 2008 yılında yapılan düzenlemenin maaş eşitsizliklerine yol açtığını belirterek Çelik'i eleştirdi.</p>

<h2><strong>Faruk Çelik: "Eşitsizlikler intibak düzenlemesiyle giderilebilir"</strong></h2>

<p>AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Artvin ziyareti sırasında kendisine yöneltilen bir soru üzerine emekli aylıklarındaki eşitsizliklere ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Çelik, emekliler arasındaki maaş farklılıklarının giderilmesi için intibak düzenlemesinin zorunlu hale geldiğini ve sorunun intibak yasasıyla çözülebileceğini söyledi.</p>

<p>Çelik'in açıklamalarına memleketi Artvin'deki emeklilerden tepki geldi.</p>

<h3><strong>"2008'de milyonlarca emekliyi bu hale sokan dönemin Çalışma Bakanı'ydı"</strong></h3>

<p>Artvinli emekli Rasim Yılmaz, Çelik'in açıklamalarına tepki göstererek 2008 yılında yapılan düzenlemeyi hatırlattı.</p>

<p>Yılmaz, "2008 yılında milyonlarca emekliyi bu hale sokan, o dönemin Çalışma Bakanı'ydı. Dolayısıyla bugün söyleyebilecek tek bir söz söylemeye bile hakları yok. Bir de çıkıp insanlara haksızlık yapıldığını söylüyor, sanki muhalefetin de muhalefeti. İktidara ne zaman gelecekler, bir de onu sormak lazım bu adamlara. Kiminle dalga geçiyorlar? Böyle bir şey olmaz" dedi.</p>

<h3><strong>"Bu yasayı ilk çıkaran Faruk Çelik'tir"</strong></h3>

<p>Ardanuçlu emekli Gürsel Kaya ise intibak düzenlemesine ilişkin Çelik'in açıklamasının çelişkili olduğunu savundu.</p>

<p>Kaya, "Bu yasayı ilk çıkaran Faruk Çelik'tir. Bu yasaya karşı çıkılmasına ve böyle sonuçlar doğuracağının söylenmesine rağmen, ısrarla bu yasayı çıkarmıştır. Şimdi de kendi çıkardığı yasanın doğru olmadığını söylüyor. Kendileri de bunun farkında. Zaten bu ülkedeki en büyük sıkıntımız da budur. Köklü çözümler yerine pansuman tedbirler uygulanıyor, o tedbirler de başka sorunlara yol açıyor" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"Düzenleme yapmak için neyi bekliyorlar?"</strong></h3>

<p>Şavşatlı emekli Yaşar Gülel, emekli aylık bağlama oranlarının 2008 yılında düşürülmesi nedeniyle emeklilerin gelir kaybına uğradığını belirtti.</p>

<p>Gülel, "Emekli aylık bağlama oranları, 2008 yılında Faruk Çelik'in Çalışma Bakanlığı döneminde düşürüldü. Emekli aylık bağlama oranlarının düşürülmesiyle emeklilerimiz daha düşük maaş almaya başladı. Bu nedenle bugün emeklilerimizin yüzde 50'si asgari ücretin altında maaş almaktadır. Faruk Çelik, bu düzenleme için bir intibak yasası gerektiğini söylüyor. Bugün kendileri iktidardadır. Bu düzenlemeyi yapmak için neyi beklediklerini biz de merak ediyoruz" dedi.</p>

<h3><strong>"Emekliler açlık sınırının altında maaş alıyor"</strong></h3>

<p>Artvinli emekli İlhan Soykan ise emeklilerin ekonomik koşullarına dikkat çekti.</p>

<p>Soykan, emeklilerin yoksulluk sınırının yanı sıra açlık sınırının da altında maaş aldığını savunarak, emeklilerle ilgili düzenlemelerin onların görüş ve talepleri doğrultusunda yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Soykan, "Emekliler, yoksulluğu bırakın, açlık sınırının altında maaş alıyor. Bir açlık sınırıyla bir ay geçinmek mümkün mü? Kendileri bir ay bu şartlarda yaşasınlar, açlıktan ölünmüyor mu görsünler. Emeklilerle ilgili düzenlemeler, emekli insanların görüşleri ve talepleri doğrultusunda yapılmalıdır. Çünkü emekli dediğimiz insanlar, bu ülkenin kalkınmasına en üst bürokrasiden tabandaki çiftçiye, dağdaki çobana kadar emek vermiş insanlardır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/emeklilerden-faruk-celikin-intibak-yasasi-aciklamasina-tepki</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2024/07/faruk-celik-1.jpg" type="image/jpeg" length="58634"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençlik ve Spor Bakanlığı: Üniversite adaylarına e-Rehberlik desteği sağlanacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/genclik-ve-spor-bakanligi-universite-adaylarina-e-rehberlik-destegi-saglanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/genclik-ve-spor-bakanligi-universite-adaylarina-e-rehberlik-destegi-saglanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gençlik ve Spor Bakanlığı, üniversite tercih dönemindeki öğrenciler için e-Rehberlik Sistemi'ni hayata geçirdi. Dijital sistem, gençlerin kişilik özellikleri, yetenekleri ve mesleki eğilimlerine yönelik analizler sunacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gençlik ve Spor Bakanlığı</strong>, üniversite tercihi yapacak öğrencilerin bölüm ve kariyer seçimlerine destek olmak amacıyla dijital rehberlik hizmetini devreye aldı. Bakanlık tarafından geliştirilen e-Rehberlik Sistemi ile gençlerin ilgi alanları, yetenekleri ve mesleki eğilimleri analiz edilerek eğitim hayatlarına yönelik yol gösterici değerlendirmeler sunulacak.</p>

<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, kariyer planlamasında kararsızlık yaşayan gençler için hazırlanan <strong>e-Rehberlik Sistemi</strong>'nin hizmete açıldığını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Üniversite tercihlerinde dijital rehberlik dönemi başladı</strong></h2>

<p>Üniversite tercih sürecinde öğrencilerin "Hangi mesleği seçmeliyim?" ve "Hangi alan bana daha uygun?" gibi sorularına yanıt bulabilmesi amacıyla hazırlanan sistem, <strong>e-Devlet </strong>üzerinden erişime sunuldu.</p>

<p>Eğitim, Araştırma ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü tarafından 15-29 yaş arasındaki gençlere yönelik geliştirilen e-Rehberlik Sistemi, öğrencilerin kendilerini daha iyi tanımalarına ve kariyer planlamalarını daha bilinçli şekilde yapmalarına katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>"Kendini Bil" mottosuyla hazırlanan sistem üzerinden gençler, kişisel özellikleri ve mesleki yönelimleri hakkında değerlendirme raporlarına ulaşabilecek.</p>

<h3><strong>Sistem gençlerin ilgi ve yeteneklerini analiz edecek</strong></h3>

<p>e-Rehberlik Sistemi, doğrudan bir meslek önerisi sunmak yerine gençlerin sahip olduğu özelliklere göre hangi alanlarda daha başarılı olabileceklerine yönelik analizler hazırlıyor.</p>

<p>Sistemde kişilik, ilgi, yetenek, mesleki beceri ve mesleki değer olmak üzere beş farklı ölçme testi bulunuyor. Testleri tamamlayan gençler, kendilerine özel oluşturulan sonuç raporları üzerinden kariyer planlamalarına yön verebilecek.</p>

<h3><strong>Bakan Bak: gençlerin tercih sürecinde yanında olacağız</strong></h3>

<p>Gençlik ve Spor Bakanı <strong>Osman Aşkın Bak</strong>, e-Rehberlik Sistemi'ne ilişkin yaptığı değerlendirmede, üniversite tercih döneminin gençlerin gelecekleri açısından önemli bir süreç olduğunu belirtti.</p>

<p>Bakanlık olarak gençlerin yeteneklerini ve mesleki eğilimlerini bilimsel yöntemlerle analiz ederek kariyer planlamalarına destek olduklarını ifade eden Bak, sistem sayesinde öğrencilerin tercih sürecindeki belirsizliklerinin azaltılmasının hedeflendiğini aktardı.</p>

<p>Bak, üniversite tercihlerinin öğrencilerin meslek hayatı açısından önemli bir aşama olduğunu belirterek, gençlerin kişilik özellikleri, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda daha sağlıklı tercih listeleri oluşturmasına katkı sunmayı amaçladıklarını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/genclik-ve-spor-bakanligi-universite-adaylarina-e-rehberlik-destegi-saglanacak</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/genclik-ve-spor-bakanligindan-universite-tercihlerinde-ogrencilere-dijital-destek.png" type="image/jpeg" length="35719"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğukan Manço: "Halil İbrahim Sofrası" bugün hak, hukuk ve adaleti anlatıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/dogukan-manco-halil-ibrahim-sofrasi-bugun-hak-hukuk-ve-adaleti-anlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/dogukan-manco-halil-ibrahim-sofrasi-bugun-hak-hukuk-ve-adaleti-anlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DJ ve aranjör Doğukan Manço, babası Barış Manço'nun şarkılarının Türkiye'nin gündemine göre farklı anlamlar kazandığını ifade ederek, "Mesela 'Halil İbrahim Sofrası' bugün hak, hukuk ve adaleti anlatıyor. 'Kazma', 'Ali Yazar Veli Bozar' ve 'Ahmet Bey'in Ceketi' de bugünün Türkiye'sinde farklı anlamlar kazanıyor" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1981 yılında Belçika'nın Liège kentinde dünyaya gelen Doğukan Hazar Manço, çocukluk ve gençlik yıllarının büyük bölümünü Avrupa'da geçirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nde mimarlık eğitimi aldığı yıllarda radyo ve medya sektöründe de deneyim kazanan Manço, Türkiye'ye döndükten sonra müzik kariyerine yöneldi. 2012 yılında kurduğu Manço Prodüksiyon çatısı altında DJ'lik ve müzik prodüktörlüğü yapan Manço, babası Barış Manço'nun eserlerini yeniden düzenleme çalışmalarıyla da tanınan bir isim haline geldi. Manço, babasının müzikal mirasını yeniden yorumlama sürecinden kendi DJ'lik ve aranjörlük kariyerine, Türkiye ile Belçika arasındaki kültürel bağlardan<strong> </strong>geleceğe yönelik müzik çalışmalarına kadar birçok konuda görüşlerini paylaştı.</p>

<h3><img alt="Dogukan Manco Roportaj (3)" class="detail-photo img-fluid" height="884" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dogukan-manco-roportaj-3.webp" width="1280" /></h3>

<h2><strong>Gündem, Barış Manço şarkılarını yeniden hatırlattı</strong></h2>

<p>Barış Manço'nun müziğinin kendi kariyerindeki en büyük referans olduğunu dile getiren Manço, müzik üretirken babasının çalışma anlayışını örnek aldığını söyledi. Barış Manço'nun eserlerini yeniden yorumlama konusunda her zaman temkinli davrandığını ifade eden Manço, son dönemde yaşanan gelişmelerin kendisini bu konuda farklı düşünmeye yönelttiğini belirterek, "Normalde Barış Manço şarkılarına pek dokunmam. Kendi kariyerimde ilerlemeyi tercih ederim. Ancak gündem öyle bir noktaya geldi ki bazı çalışmalar sahip olduğunuz değerleri yeniden hatırlatıyor" dedi. Babasının eserlerini yeni düzenlemelerle genç kuşaklara ulaştırmayı amaçladığını da belirtti.</p>

<h3><strong>Gençler Manço hazinesini yeniden keşfetsin</strong></h3>

<p>Hazırladığı çalışmaların gençleri Barış Manço'nun orijinal kayıtlarına yönlendirmesini istediğini belirten Manço, "İnsanlar bu düzenlemeleri dinledikten sonra 'Bunun aslı nedir?' diye merak edip o hazineyi yeniden keşfederler diye düşünüyorum. Çünkü nesiller değişiyor. Gençler Barış Manço'yu tanıyor ama önceki kuşaklar kadar ayrıntılı bilmiyor" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><img alt="Dogukan Manco Roportaj (4)" class="detail-photo img-fluid" height="901" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dogukan-manco-roportaj-4.webp" width="1280" /></h3>

<h3><strong>“Biz bu adamın kıymetini bilememişiz”</strong></h3>

<p>Barış Manço'nun eserlerinin yalnızca melodileriyle değil, içerdiği mesajlarla da çok güçlü olduğunu dile getiren Manço, yıllar geçtikçe bu şarkıların değerinin daha iyi anlaşıldığını söyledi. "Barış Manço, Türk kültürünü ilmek ilmek işleyerek şarkılarıyla yeniden topluma hatırlattı. Hepimiz bu eserleri büyük keyifle dinliyoruz ama biraz düşünerek dinlediğimizde<strong> </strong>'Bir dakika, neler söylemiş bu adam?' diyoruz. İşte o zaman insanlar 'Biz bu adamın kıymetini bilememişiz.' demeye başlıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>“Halil İbrahim Sofrası bugün hak, hukuk ve adaleti anlatıyor”</strong></h3>

<p>En sevdiği Barış Manço şarkısının gündeme göre değişebildiğini söyleyen Manço, özellikle bazı eserlerin günümüzü anlatan güçlü mesajlar taşıdığına dikkat çekerek, "'Kara Sevda' bugün favorim olabilir ama yarın başka bir parça öne çıkabilir. Mesela 'Halil İbrahim Sofrası' bugün hak, hukuk ve adaleti anlatıyor. 'Kazma', 'Ali Yazar Veli Bozar' ve 'Ahmet Bey'in Ceketi' de bugünün Türkiye'sinde farklı anlamlar kazanıyor. Elbette 'Gülpembe', 'Unutamadım' ve 'Dağlar Dağlar' her zaman efsane eserler. Ama bazı şarkılar var ki günün koşullarına göre size bambaşka şeyler söylüyor" diye konuştu.</p>

<h3><img alt="20260721 222324" class="detail-photo img-fluid" height="833" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/20260721-222324.webp" width="1280" /></h3>

<h3><strong>Söyleten, düzenleyen tarafta yer alıyorum</strong></h3>

<p>Çocuk yaşta babasıyla birlikte müzik stüdyosuna girdiğini ve Türkiye'nin ilk rap denemelerinden birinde yer aldığını anlatan Manço, 1992 yılında yayımlanan "Ayı" adlı şarkıda rap bölümünü seslendirdiğini hatırlatarak, "Babam bana o parçada rap okuttu. 'Evet babacığım o, ona ayı derler' sözlerini ben söylüyorum. Bu da beni Türkiye'nin en genç rapçilerinden biri yaptı" ifadelerini kullandı.</p>

<p>İlk ve son sahne deneyimini de aynı dönemde yaşadığını anlatan Manço, Stuttgart'ta babasıyla birlikte sahneye çıktığını söyledi. Dünyaca tanınan bir sanatçının yanında sahneye çıkmanın kendisini oldukça heyecanlandırdığını belirten Manço, "Çok çekingendim. Yanınızda böyle dev bir isim olunca aynı özgüvenle hareket edemiyorsunuz. O yüzden geri planda kalmayı tercih ettim. Bugün de müzikte geri planda olmayı seviyorum. Şarkı söylemiyorum; söyleten, düzenleyen tarafta yer alıyorum" dedi.</p>

<h3><img alt="Dogukan Manco Roportaj (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dogukan-manco-roportaj-2.webp" width="1280" /></h3>

<h3><strong>Türkiye ile Belçika arasında bir köprü</strong></h3>

<p>Barış Manço'nun yalnızca müzik dünyası için değil, Türkiye ile Belçika arasındaki kültürel ilişkiler açısından da önemli bir isim olduğunu vurgulayan Manço, bu mirası yaşatmayı görev olarak gördüğünü ifade etti. "Barış Manço, Türkiye ile Belçika arasında çok önemli bir köprü. Biz de o köprüyü ayakta tutabilmek adına zaten çeşitli çalışmalar yapıyorduk. Bundan sonra da bunları biraz daha artırarak devam ettireceğim" dedi.</p>

<h3><strong>Babam Türkiye'de sanat hayatını yaşıyordu</strong></h3>

<p>Çocukluğunda Belçika'nın ailesi için çok özel bir yere sahip olduğunu anlatan Manço, babasının Türkiye'de gördüğü yoğun ilgi nedeniyle özel hayatını rahat yaşayamadığını söyledi. Belçika'nın Barış Manço için adeta bir sığınak olduğunu belirten Manço, "Babam Türkiye'de sanat hayatını yaşıyordu, Belçika'da ise insan olarak hayatını sürdürebiliyordu. Orada sokakta çok daha rahat yürüyebiliyor, günlük yaşamını özgürce yaşayabiliyordu" dedi.</p>

<h3><img alt="Dogukan Manco Roportaj (5)" class="detail-photo img-fluid" height="852" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dogukan-manco-roportaj-5.webp" width="1280" /></h3>

<h3><strong>Belçika bizim için bir kaçış noktasıydı</strong></h3>

<p>Aile tatillerini çoğunlukla Belçika'da geçirdiklerini belirten Manço, "Biz ailece Belçika'yı tercih ederdik. Çünkü orada gönül rahatlığıyla gezebilir, birbirimize daha fazla zaman ayırabilirdik. Türkiye'de ise babamın yoğun temposu buna pek fırsat vermiyordu. Bu nedenle Belçika bizim için adeta bir kaçış noktasıydı; aile hayatımızı rahatça yaşayabildiğimiz özel bir yerdi" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>M. Ferhat Yüksel</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/dogukan-manco-halil-ibrahim-sofrasi-bugun-hak-hukuk-ve-adaleti-anlatiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/fert-1.jpg" type="image/jpeg" length="42661"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Balıkesir Gömeç'te orman yangını: 2 kişi tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/balikesir-gomecte-orman-yangini-2-kisi-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/balikesir-gomecte-orman-yangini-2-kisi-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir'in Gömeç ilçesinde 3 gündür devam eden yangına ilişkin Valilik açıklama yaptı. Yangının, iki kişinin evlerinin bahçesinde kaynak yaptığı sırada çıkan kıvılcımdan başladığı belirlenirken, olayla ilgili 2 şüpheli tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Balıkesi</strong>r'in <strong>Gömeç</strong> ilçesinde 3 gündür devam eden yangına ilişkin <strong>Balıkesir Valiliği </strong>açıklama yaptı. Valilik, yangının çıkış nedeninin belirlenmesinin ardından<strong> 2 kişinin tutuklandığını duyurdu.</strong></p>

<h2><strong>Yangının çıkış nedeni belli oldu</strong></h2>

<p>Balıkesir İl Jandarma Komutanlığınca yangının çıkış nedenine ilişkin çalışma yürütüldü. Yapılan incelemelerde yangının, O.G. ve M.Y. isimli kişilerin evlerinin bahçesinde kaynak yaptığı sırada çıkan kıvılcımdan başladığı tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>2 şüpheli tutuklandı</strong></h3>

<p>Valilik açıklamasında, yangının çıkışına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında O.G. ve M.Y.'nin gözaltına alındığı belirtildi. İki şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildikleri Burhaniye Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.</p>

<h3><strong>Yangın 3 gündür devam ediyor</strong></h3>

<p>Gömeç ilçesinde 3 gündür devam eden yangına ilişkin ekiplerin çalışmaları sürerken, Valilik soruşturmanın yangının çıkış nedeninin belirlenmesine yönelik yürütüldüğünü açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Son Dakika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/balikesir-gomecte-orman-yangini-2-kisi-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/e59d91d7-98d9-4cc3-8fd3-edf2398e3ccf.jpg" type="image/jpeg" length="11880"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara'nın yeni stadyumuna kavuşmasına az kaldı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ankaranin-yeni-stadyumuna-kavusmasina-az-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ankaranin-yeni-stadyumuna-kavusmasina-az-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başkentli sporseverlerin sevineceği günler yakınlaştı. Yeni 19 Mayıs Stadyumu'nda tribünlerin büyük kısmına koltuklar yerleştirildi. Şeref tribününün karşısındaki koltuklara Türkiye yazıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>4 Ağustos 2018’de yıkılan ve 4 yıllık gecikme ile temeli atılan yeni 19 Mayıs Stadı'nın son hali ortaya çıktı. 51.050 kişilik Kırmızı-beyaz renkli koltuklar tribünlere yerleştirilirken, çatının kaplanması da son aşamaya geldi.<br />
Şeref tribünün karşısında bölümdeki tribündeki koltukların büyük kısmı yerleşirken, buraya Türkiye yazıldı.<br />
Stadının çatı kaplamasının büyük kısmı da halledildi. Zeminin çimlenmesi ise en kısa zamanda gerçekleştirilip üzerinde futbol oynanma durumu ortaya çıkacak.<br />
Tüm bu çalışmalara karşılık 19 Mayıs Stadı'nda maç oynanma durumu ekim ayı sonu veya kasım başında gerçekleşecek.</p>

<p><img alt="R F H R F H" class="detail-photo img-fluid" height="891" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/r-f-h-r-f-h.jpg" width="1206" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="D J R T D J" class="detail-photo img-fluid" height="898" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/d-j-r-t-d-j.jpg" width="1206" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağatay Dolay</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ankaranin-yeni-stadyumuna-kavusmasina-az-kaldi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/1-141.jpg" type="image/jpeg" length="76375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor-Zahospor maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda? Canlı yayın var mı?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/amedspor-zahospor-maci-ne-zaman-saat-kacta-hangi-kanalda-canli-yayin-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/amedspor-zahospor-maci-ne-zaman-saat-kacta-hangi-kanalda-canli-yayin-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor, yeni sezon hazırlıkları kapsamında Irak temsilcisi Zahospor ile karşı karşıya gelecek. Burdur’da oynanacak Amedspor-Zahospor hazırlık maçı 31 Temmuz 2026 Cuma günü saat 17.30’da başlayacak. Karşılaşma için henüz resmî bir canlı yayın açıklaması yapılmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig öncesindeki hazırlıklarını sürdüren Amedspor, Burdur kampındaki ikinci hazırlık maçında Zahospor olarak da bilinen Zakho SC ile kozlarını paylaşacak. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Stadyumu’nda oynanacak karşılaşmanın başlangıç saati 17.30 olarak açıklandı.</p>

<h2>AMEDSPOR-ZAHOSPOR MAÇI NE ZAMAN, SAAT KAÇTA?</h2>

<p>Amedspor-Zahospor hazırlık maçı, 31 Temmuz 2026 Cuma günü oynanacak. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Stadyumu’nun ev sahipliği yapacağı mücadele saat 17.30’da başlayacak.</p>

<p>Zahospor, resmî adıyla Zakho SC, Irak Kürdistan Bölgesi’ni temsil ediyor. İki ekip sezon öncesi hazırlıkları kapsamında ilk kez karşı karşıya gelecek.</p>

<h3>AMEDSPOR YENİ SEZON HAZIRLIKLARINI SÜRDÜRÜYOR</h3>

<p>Yeni sezonda Süper Lig’de mücadele edecek Amedspor, teknik direktör Besnik Hasi yönetimindeki çalışmalarına Burdur’da devam ediyor. Yeşil-kırmızılı takım, Zahospor karşılaşmasında oyuncuların fiziksel durumunu görmeyi ve ideal kadro yapısını şekillendirmeyi hedefliyor.</p>

<p>Amedspor, Burdur kampındaki önceki hazırlık maçında Duhok SC’yi 2-0 mağlup etti. Teknik heyetin üst üste oynanan karşılaşmalar nedeniyle Zahospor maçında geniş bir oyuncu rotasyonuna gitmesi bekleniyor.</p>

<h3>YENİ TRANSFERLERİN FORMA GİYMESİ BEKLENİYOR</h3>

<p>Amedspor, Süper Lig öncesinde kadrosuna önemli takviyeler yaptı. Alban Lafont, Umut Meraş, Rayan Raveloson, David Bates, Ermal Krasniqi, Furkan Soyalp ve Gift Orban gibi isimler yeşil-kırmızılı kadroya katıldı.</p>

<p>Besnik Hasi’nin Zahospor karşısında yeni transferlere süre vermesi ve farklı oyuncu gruplarını sahada denemesi bekleniyor. Mücadele, Amedspor’un sezon öncesindeki oyun planına ilişkin önemli ipuçları verecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>AMEDSPOR-ZAHOSPOR MAÇI HANGİ KANALDA?</h3>

<p>Amedspor-Zahospor maçı için televizyon kanalı veya dijital platform üzerinden yapılmış resmî bir canlı yayın duyurusu bulunmuyor. Amedspor yönetiminin maç saatine kadar açıklama yapmaması durumunda karşılaşma canlı yayınlanmayacak. Mücadele 31 Temmuz Cuma günü saat 17.30’da başlayacak.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@amedskofficial" rel="nofollow">Amedspor YouTube kanalı için tıklayınız</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/amedspor-zahospor-maci-ne-zaman-saat-kacta-hangi-kanalda-canli-yayin-var-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/322208.webp" type="image/jpeg" length="64677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe'den Rafael Leao hamlesi: Milan ile temaslar sürüyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahceden-rafael-leao-hamlesi-milan-ile-temaslar-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahceden-rafael-leao-hamlesi-milan-ile-temaslar-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sarı-lacivertliler, Milan forması giyen Rafael Leao'yu kadrosuna katmak için girişimlerini sürdürüyor. Portekizli yıldız için Galatasaray'ın da devrede olduğu belirtilirken, İtalyan kulübünün 50 milyon avroluk bonservis beklentisi bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe, transfer çalışmalarında rotasını Milan'ın Portekizli yıldızı <strong>Rafael Leao</strong>'ya çevirdi. Sarı-lacivertli yönetimin, hem oyuncunun temsilcileri hem de İtalyan kulübüyle temaslarını sürdürdüğü öğrenildi.</p>

<p>Milan'ın, mali yapısını rahatlatmak amacıyla Leao'nun ayrılığına sıcak baktığı ifade edilirken, İtalyan ekibinin yıldız futbolcu için yaklaşık <strong>50 milyon avro</strong> bonservis bedeli talep ettiği aktarıldı.</p>

<p>Transfer yarışında Fenerbahçe'nin tek olmadığı, Galatasaray'ın da Portekizli oyuncu için girişimlerini sürdürdüğü belirtildi. İki kulübün de Milan'ın talepleri doğrultusunda ortak bir zeminde anlaşma sağlamaya çalıştığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rafael Leao, geride kalan sezonda Milan formasıyla <strong>31 resmi maçta</strong> görev yaptı. Bu karşılaşmaların <strong>25'ine ilk 11'de</strong>başlayan 27 yaşındaki futbolcu, <strong>10 gol</strong> atarken <strong>3 asist</strong> üretti. Portekizli yıldızın geleceğinin, Milan'ın transfer sürecinde alacağı karara göre netleşmesi bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tolga Çifci</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahceden-rafael-leao-hamlesi-milan-ile-temaslar-suruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/rafael-leao-1.jpg" type="image/jpeg" length="63400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'den Lübnan'a insani yardım desteği: 1,2 milyar liralık yardım ulaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turkiyeden-lubnana-insani-yardim-destegi-12-milyar-liralik-yardim-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turkiyeden-lubnana-insani-yardim-destegi-12-milyar-liralik-yardim-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye merkezli yardım kuruluşlarının Lübnan'a ulaştırdığı insani yardımların toplam değeri 1,2 milyar liraya ulaştı. Bölgeye gıda, sağlık ve barınma desteği gönderildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı</strong> (<strong>İHH</strong>), Sadakataşı Derneği, Yetim Vakfı ve Yeryüzü Çocukları Derneği tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Lübnan'a yönelik insani yardım faaliyetleri devam ediyor. Yardım kuruluşları tarafından bölgeye ulaştırılan desteklerin toplam değerinin <strong>1,2 milyar lira</strong>ya ulaştığı bildirildi.</p>

<p>İHH tarafından yapılan açıklamada, Türkiye'nin saldırılar ve ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren Lübnan halkına yönelik yardım çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.</p>

<h2><strong>Lübnan'a 205 konteynerlik yardım gönderildi</strong></h2>

<p><strong>Lübnan</strong>'da yaşanan kriz nedeniyle temel ihtiyaçlara yönelik desteğe ihtiyaç duyan ailelere ulaşmak amacıyla çeşitli yardım faaliyetleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Sadakataşı Derneği öncülüğünde, İHH, Yetim Vakfı ve Yeryüzü Çocukları Derneği tarafından bölgeye 5 ayrı gemiyle toplam 205 konteynerlik ayni yardım malzemesi gönderildi. Yardımlar arasında gıda ürünleri, hijyen malzemeleri, yatak, battaniye ve temel yaşam ihtiyaçlarının yer aldığı aktarıldı.</p>

<p>Bölgeye ulaştırılan yardım malzemelerinin Lübnan'daki ihtiyaç sahibi ailelere dağıtıldığı belirtildi.</p>

<h3><strong>288 ton kurban eti lübnan'a ulaştırıldı</strong></h3>

<p>Yardım çalışmaları kapsamında İHH, Sadakataşı Derneği ve Yetim Vakfı işbirliğiyle Kurban Bayramı döneminde Hindistan'da kesilen kurbanlardan elde edilen 288 ton dondurulmuş et de Beyrut Limanı'na ulaştırıldı.</p>

<p>Resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından paketlenecek kurban etlerinin, Lübnan genelindeki mülteci kampları ve yerinden edilen aileler başta olmak üzere 800 binin üzerinde kişiye dağıtılması planlanıyor.</p>

<h3><strong>Yardım çalışmaları farklı alanlarda sürdürülüyor</strong></h3>

<p>Lübnan'da yaşanan kriz nedeniyle yerinden edilen aileler ve ihtiyaç sahibi milyonlarca kişinin <strong>gıda</strong>, <strong>barınma </strong>ve <strong>sağlık</strong> desteğine ihtiyaç duyduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yardım kuruluşlarının 7 Ekim 2023'ten bu yana Lübnan'a yönelik çalışmalarında gıda, sağlık, eğitim ve barınma alanlarında çeşitli destekler sağladığı, ulaştırılan toplam yardım malzemelerinin değerinin 1,2 milyar liraya ulaştığı kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turkiyeden-lubnana-insani-yardim-destegi-12-milyar-liralik-yardim-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/turkiyedeki-stklerden-lubnana-12-milyar-lira-degerinde-insani-yardim.png" type="image/jpeg" length="24727"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek’ten 12. Yargı Paketi açıklaması: Hukuk sistemimizi güçlendirmeye devam edeceğiz]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlekten-12-yargi-paketi-aciklamasi-hukuk-sistemimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlekten-12-yargi-paketi-aciklamasi-hukuk-sistemimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 12. Yargı Paketi'ne ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, düzenlemelerin yargının işleyişini hızlandıracağını, vatandaşların adalete erişimini kolaylaştıracağını ve hukuk sistemini güçlendireceğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı <strong>Akın Gürlek</strong>, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 12. Yargı Paketi'ne ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, paketin yargı hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve verimli şekilde sunulmasına katkı sağlayacağını ifade etti.</p>

<p>Bakan Gürlek, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><i>"Yargı hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve verimli işlemesini sağlayacak düzenlemeleri içeren 12. Yargı Paketi'miz, Resmi Gazete’de yayımlandı.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı kılma hedefimiz doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü esas alan, güven veren, erişilebilir ve öngörülebilir bir adalet sistemi için reform çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</i></p>

<p><i>Yargının işleyişini hızlandıran, vatandaşlarımızın adalete erişimini kolaylaştıran ve hukuk sistemimizi güçlendiren düzenlemeleri birer birer hayata geçirmeye devam edeceğiz. Kanunun hazırlanmasına ve yasalaşmasına katkı sunan AK Parti Grubu'muza, Cumhur İttifakı’mızın ortağı Milliyetçi Hareket Partisi'nin kıymetli milletvekillerine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.</i></p>

<p><i>12. Yargı Paketi'mizin ülkemize, aziz milletimize ve adalet teşkilatımıza hayırlı olmasını diliyorum."</i></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tolga Çifci</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlekten-12-yargi-paketi-aciklamasi-hukuk-sistemimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/79117ae6-1e39-41d5-9dd3-fcc6754d2d99-w-1.jpeg" type="image/jpeg" length="41970"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da kredi vaadiyle dolandırıcılık operasyonu: 7 şüpheli gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-kredi-vaadiyle-dolandiricilik-operasyonu-7-supheli-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-kredi-vaadiyle-dolandiricilik-operasyonu-7-supheli-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da farklı bankalardan kredi çıkarma vaadiyle dolandırıcılık yaptıkları iddia edilen şüphelilere yönelik operasyonda 7 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin üzerinde yapılan aramada 219 bin 700 lira ele geçirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul</strong>'da vatandaşları kredi çıkarma vaadiyle dolandırdıkları öne sürülen 7 şüpheli, polis ekiplerinin düzenlediği operasyonla yakalandı.</p>

<h2><strong>Kredi vaadiyle dolandırıcılık yapan şüpheliler takibe alındı</strong></h2>

<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, farklı bankalardan kredi çıkarma bahanesiyle bazı kişilerin banka hesaplarını kullanarak dolandırıcılık yaptığı değerlendirilen şüphelilere yönelik çalışma başlattı.</p>

<p>Ekiplerin teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda kimlikleri belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. <strong>Operasyon</strong>da 7 zanlı gözaltına alındı.</p>

<h3><strong>Şüphelilerin üzerinden 219 bin 700 lira çıktı</strong></h3>

<p>Polis ekipleri tarafından şüphelilerin üzerlerinde yapılan aramalarda, dolandırıcılık faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen 219 bin 700 lira bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.</p>

<h3><strong>Gözaltı anı kameraya yansıdı</strong></h3>

<p>Operasyon kapsamında yakalanan <strong>şüpheli</strong>lerden birinin kafede bulunduğu sırada polis ekipleri tarafından gözaltına alındığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Ekiplerin olayla ilgili çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-kredi-vaadiyle-dolandiricilik-operasyonu-7-supheli-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/istanbulda-kredi-vaadiyle-dolandiricilik-yaptiklari-iddiasiyla-7-supheli-yakalandi.png" type="image/jpeg" length="78395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Festivali Metro Seferleri Değişti Mi? M1A, M2, M4, M5 ve M6 Metro Hatları Kaça Kadar Çalışacak? İşte Yeni Sefer]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/istanbul-festivali-metro-seferleri-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/istanbul-festivali-metro-seferleri-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Festivali nedeniyle Metro İstanbul bazı metro hatlarının sefer saatlerini güncelledi. Peki metro sefer saatleri nasıl değişti, hangi hatlarda gece seferleri uzatıldı ve uygulama hangi tarihler arasında geçerli olacak? Metro İstanbul'un resmî açıklamasına göre M1A, M1B, M2, M4, M5 ve M6 hatlarında 1-16 Ağustos tarihleri arasında, 3 ve 10 Ağustos hariç olmak üzere yeni sefer düzeni uygulanacak. İşte ayrıntılar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1-16 Ağustos 2026 tarihleri arasında Yenikapı FestivalPark Etkinlik Alanı'nda düzenlenecek 5. İstanbul Festivali öncesinde Metro İstanbul, festival süresince uygulanacak ulaşım düzenlemesini duyurdu. Yapılan resmî açıklamaya göre, festival alanına ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla 3 ve 10 Ağustos hariç olmak üzere altı metro hattında sefer saatleri gece 00.30'a kadar uzatılacak. Ayrıca M4 ve M5 hatlarında Marmaray'ın son seferine bağlantı sağlayacak ek planlama yapılacağı bildirildi.</p>

<h2><strong>İstanbul Festivali Nedeniyle Metro Sefer Saatleri Değişti</strong></h2>

<p>Metro İstanbul tarafından yapılan açıklamada, 5. İstanbul Festivali boyunca gece saatlerinde oluşacak yolcu yoğunluğunu karşılamak amacıyla bazı metro hatlarının çalışma saatlerinde geçici düzenlemeye gidildiği belirtildi.</p>

<p>Uygulama, <strong>1-16 Ağustos 2026</strong> tarihleri arasında geçerli olacak. Ancak <strong>3 Ağustos</strong> ve <strong>10 Ağustos</strong> tarihlerinde uzatılmış sefer uygulaması yapılmayacak.</p>

<p>Yetkililer, düzenlemenin festival çıkışında toplu ulaşımı kolaylaştırmayı ve yolcuların şehir içi ulaşımını daha rahat gerçekleştirebilmesini amaçladığını ifade etti.</p>

<h3><strong>Hangi Metro Hatlarında Seferler Uzatıldı?</strong></h3>

<p>Metro İstanbul'un açıklamasına göre aşağıdaki hatlarda son sefer saatleri <strong>00.30'a</strong> kadar uzatılacak:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>M1A Yenikapı – Atatürk Havalimanı Metro Hattı</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>M1B Yenikapı – Kirazlı Metro Hattı</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>M2 Yenikapı – Hacıosman Metro Hattı</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>M4 Kadıköy – Sabiha Gökçen Havalimanı Metro Hattı</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>M5 Üsküdar – Sultanbeyli Metro Hattı</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>M6 Levent – Boğaziçi Üniversitesi/Hisarüstü Metro Hattı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bu düzenleme sayesinde festival alanından ayrılan yolcuların gece saatlerinde metro hizmetinden yararlanmaya devam edebileceği belirtildi.</p>

<p><img alt="İstanbul Havalimanı'na Ulaşım Sağlayan M11 Metro Hattı" class="detail-photo img-fluid" height="999" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/istanbul-havalimanina-ulasim-saglayan-m11-metro-hatti.JPG" width="1910" /></p>

<h3><strong>Marmaray Bağlantısı İçin Ek Planlama Yapıldı</strong></h3>

<p>Metro İstanbul, festival süresince yalnızca sefer saatlerini uzatmakla kalmayacak.</p>

<p>Yapılan açıklamada, <strong>M4 Kadıköy – Sabiha Gökçen Havalimanı</strong> ile <strong>M5 Üsküdar – Sultanbeyli</strong> metro hatlarında çalışacak trenlerin, Marmaray'ın son seferiyle bağlantı sağlayacak şekilde planlandığı bildirildi.</p>

<p>Bu uygulamanın özellikle Anadolu Yakası'ndan festival alanına gelen yolcuların dönüş ulaşımını kolaylaştırması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>Uygulama Hangi Tarihlerde Geçerli Olacak?</strong></h3>

<p>Metro İstanbul'un duyurusuna göre düzenleme takvimi şu şekilde uygulanacak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Uygulama tarihleri: <strong>1-16 Ağustos 2026</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Uzatılmış sefer yapılmayacak tarihler: <strong>3 Ağustos</strong> ve <strong>10 Ağustos</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Son sefer saati: <strong>00.30</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Düzenleme kapsamındaki hat sayısı: <strong>6 metro hattı</strong></p>
 </li>
</ul>

<p>Festival süresince diğer hatlarda ise normal işletme planının uygulanmaya devam edeceği belirtildi.</p>

<p><img alt="Metro İstanbul: Taksim'de metro ve füniküler seferleri valilik kararıyla durduruldu" class="detail-photo img-fluid" height="416" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/7a18bcc2-dc9a-4e5b-9454-c28589df93f1-w.jpeg" width="740" /></p>

<h3><strong>İstanbul Festivali İçin Ulaşım Planlaması</strong></h3>

<p>Yenikapı FestivalPark'ta gerçekleştirilecek 5. İstanbul Festivali boyunca binlerce ziyaretçinin alana ulaşması bekleniyor. Bu nedenle Metro İstanbul, festival çıkış saatlerinde oluşabilecek yoğunluğu azaltmak amacıyla toplu taşıma kapasitesini artıracak düzenlemeleri devreye aldı.</p>

<p>Yetkililer, yolcuların seyahat öncesinde Metro İstanbul'un resmî duyurularını takip etmelerini ve olası ek bilgilendirmeleri kontrol etmelerini tavsiye ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/istanbul-festivali-metro-seferleri-degisti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/359240db-747e-4055-a3b5-f1d879f01172.webp" type="image/jpeg" length="89963"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TürkNet Neden Açılmıyor? TürkNet İnternet Yok Mu? 31 Temmuz 2026 TürkNet Çöktü Mü? İnternet Kesintisi Ne Zaman Bitecek?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turknet-neden-acilmiyor-turknet-internet-yok-mu-31-temmuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turknet-neden-acilmiyor-turknet-internet-yok-mu-31-temmuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TürkNet çöktü mü sorusu, 31 Temmuz 2026 Cuma günü yaşanan TürkNet internet kesintisi nedeniyle gündemde yer aldı. Peki TürkNet neden açılmıyor, internet bağlantısı neden kesildi ve TürkNet internet kesintisi ne zaman bitecek? Kullanıcı bildirimleri, kesinti takip platformlarındaki veriler ve TürkNet'in Türkiye genelini etkileyen arızaya ilişkin resmî açıklamasıyla son durum haberimizde.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>31 Temmuz 2026 Cuma günü çok sayıda TürkNet abonesi internet bağlantısında erişim sorunu yaşadığını bildirdi. Kullanıcılar sosyal medya platformlarında internete bağlanamadıklarını, bağlantının sık sık koptuğunu veya tamamen kesildiğini paylaşırken, kesinti takip platformlarında da bildirimlerde artış görüldü. Yaşanan sorunların ardından TürkNet, Türkiye genelini etkileyen bir kesinti yaşandığını doğrulayan resmî açıklamasını paylaştı ve teknik ekiplerin arızayı gidermek için çalışmalarını sürdürdüğünü duyurdu.</p>

<h2><strong>TürkNet Çöktü Mü? 31 Temmuz'da Neler Yaşandı?</strong></h2>

<p>31 Temmuz Cuma günü öğle saatlerine doğru TürkNet kullanıcılarının önemli bir bölümü internet bağlantısında sorun yaşadığını bildirmeye başladı. Kullanıcı raporlarında internet erişiminin tamamen kesildiği, bağlantının zaman zaman sağlanamadığı ve bazı hizmetlere ulaşılamadığı ifade edildi.</p>

<p>Kesintiye ilişkin paylaşımlar kısa sürede sosyal medyada gündem olurken, "TürkNet çöktü mü?" ve "TürkNet neden açılmıyor?" soruları en çok araştırılan başlıklar arasında yer aldı.</p>

<p>Aynı saatlerde kesinti takip platformu Downdetector üzerinde de TürkNet hakkında yapılan kullanıcı bildirimlerinde belirgin artış yaşandı. Bildirimlerin önemli bölümü internet erişimi ve bağlantı sorunlarıyla ilgili oldu.</p>

<p><img alt="Ekran kartlarına resmi zam: Bilgisayar fiyatları yükselecek" class="detail-photo img-fluid" height="540" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/1757284741650-whats-app-image-2025-09-08-at-0138.jpeg" width="960" /></p>

<h3><strong>TürkNet Neden Açılmıyor?</strong></h3>

<p>TürkNet'te yaşanan erişim probleminin teknik nedeni hakkında ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.</p>

<p>İnternet servis sağlayıcılarında görülen benzer kesintiler;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Omurga ağındaki teknik arızalar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Altyapı ekipmanlarında yaşanan sorunlar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Veri merkezi bağlantı problemleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>DNS veya yönlendirme hataları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Planlı ya da beklenmeyen sistem çalışmaları</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi farklı nedenlerden kaynaklanabiliyor.</p>

<p>Ancak 31 Temmuz'da yaşanan kesintinin kesin teknik nedeni konusunda şirket tarafından ayrıntılı bir açıklama yapılmış değil.</p>

<h3><strong>TürkNet'te İnternet Kesintisi Mi Var?</strong></h3>

<p>Kullanıcı bildirimleri ve TürkNet'in yaptığı açıklama, yaşanan problemin münferit bir bağlantı sorunu olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Şirket tarafından yapılan duyuruda kesintinin <strong>Türkiye genelini etkilediği</strong> belirtilirken, teknik ekiplerin sorunu gidermek için çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi.</p>

<p>Bununla birlikte her kullanıcının aynı ölçüde etkilenmediği de görülebiliyor. Bölgesel altyapı farklılıkları nedeniyle bazı aboneler hizmet almaya devam ederken, bazı kullanıcılar tamamen bağlantı kaybı yaşadıklarını bildiriyor.</p>

<p><img alt="Bilgisayar Donma Sorunu Nasıl Çözülür" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/06/bilgisayar-donma-sorunu-nasil-cozulur.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>TürkNet'ten Resmî Açıklama Geldi</strong></h3>

<p>Kullanıcılardan gelen yoğun bildirimlerin ardından TürkNet, resmî X hesabı üzerinden kesintiye ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Şirket açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<blockquote>
<p>"Değerli kullanıcılarımız,</p>

<p>TürkNet internet hizmetlerinde Türkiye genelini etkileyen bir kesinti yaşanmaktadır. Teknik ekiplerimiz, sorunun en kısa sürede giderilmesi için çalışmalarını sürdürmektedir. Gelişmeleri buradan paylaşacağız.</p>

<p>Anlayışınız için teşekkür ederiz."</p>
</blockquote>

<p>Bu açıklamayla birlikte yaşanan erişim sorununun şirket tarafından doğrulandığı ve çözüm çalışmalarının devam ettiği bildirildi.</p>

<h3><strong>TürkNet İnternet Kesintisi Ne Zaman Bitecek?</strong></h3>

<p>TürkNet tarafından paylaşılan son açıklamada kesintinin ne zaman tamamen sona ereceğine ilişkin kesin bir saat verilmedi.</p>

<p>Şirket yalnızca teknik ekiplerin arızayı en kısa sürede gidermek için çalışmalarını sürdürdüğünü duyurdu. Bu nedenle kesintinin tamamlanacağı zamana ilişkin resmî bir takvim henüz paylaşılmış değil.</p>

<p>Yeni bir açıklama yapılması hâlinde kullanıcıların şirketin resmî iletişim kanalları üzerinden bilgilendirilmesi bekleniyor.</p>

<p><img alt="Bilgisayar" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2024/06/bilgisayar.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Bağlantı Sorunu Yaşayan Kullanıcılar Ne Yapabilir?</strong></h3>

<p>Kesintinin platform kaynaklı olup olmadığını anlamak isteyen kullanıcılar şu temel kontrolleri yapabilir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Modemi kapatıp yeniden başlatmak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kablolu ve kablosuz bağlantıyı kontrol etmek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Farklı bir cihazdan internete bağlanmayı denemek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Modem üzerindeki DSL ve internet ışıklarını kontrol etmek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>TürkNet Online İşlemler ve resmî duyuruları takip etmek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sorun devam ediyorsa destek kaydı oluşturmak.</p>
 </li>
</ul>

<p>Genel sistem kesintilerinde bireysel müdahaleler sınırlı sonuç verebildiğinden, şirketin teknik çalışmaları tamamlaması beklenmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim - Teknoloji</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turknet-neden-acilmiyor-turknet-internet-yok-mu-31-temmuz</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2025/03/siber-saldiri-iddialarina-turknetten-aciklama.jpg" type="image/jpeg" length="59973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="70079"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="63564"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="23415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, ruhu zorluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu "Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi" programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bilge Bilgin Kapucu, teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sosyal medyanın yalnızlaşma, kaygı ve dikkat dağınıklığını artırabileceğine dikkat çeken Kapucu, yapay zekanın insanın duygu dünyasını, klinik muhakemesini ve bir psikiyatristin şefkatini bütünüyle taklit edemeyeceğini vurgulayarak teknoloji kullanımında dengenin önemine işaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. <strong>Bilge Bilgin Kapucu</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>”programına konuk oldu. Teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Kapucu, sosyal medyanın yalnızlaşma ve kaygıyı artırabildiğini, yapay zekânın ise sağlık alanında önemli katkılar sunmasına rağmen insanın duygu dünyasını ve klinik değerlendirmesini bütünüyle taklit edemeyeceğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Son 30-40 yılda toplum büyük bir değişim yaşadı”</strong></h2>

<p>Son 30-40 yılda teknolojinin yaşamın merkezine yerleştiğini belirten Dr. Kapucu, özellikle pandemi döneminde insanların zorunlu izolasyon nedeniyle teknolojiyle çok daha yoğun bir ilişki kurduğunu ifade etti.</p>

<p>Teknolojinin bir yandan insanların yalnızlık hissini azaltmasına yardımcı olduğunu, diğer yandan ise yalnızlaşmanın önemli nedenlerinden biri haline gelebildiğini söyleyen Kapucu, bu değişimin ruh sağlığı üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19" class="detail-photo img-fluid" height="718" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719.jpeg" width="1290" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Ruhsal hastalıklar arttı”</strong></h2>

<p>Yapılan araştırmaların son 30 yılda ruhsal hastalıkların arttığını gösterdiğini belirten Kapucu, bunun yalnızca daha fazla kişinin sağlık hizmetine başvurması ve tanı almasıyla açıklanamayacağını söyledi.</p>

<p>Toplumdaki yaşam biçiminin ve sosyal normların değişmesinin de bu artışta etkili olduğunu ifade eden Kapucu, özellikle sosyal medyanın anksiyete ve yalnızlaşmayı artırabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Eskiden gençlerin ağırlıklı olarak yüz yüze sosyalleştiğini hatırlatan Kapucu, bugün dijital iletişimin gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığını ve bunun ruh sağlığı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“İnsan beyni sadece matematikten ibaret değil”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın çalışma prensibini de değerlendiren Kapucu, bu sistemlerin büyük veri ve matematiksel algoritmalar üzerine kurulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerinin insan beynini taklit etmeye çalıştığını belirten Kapucu, psikiyatri uzmanları ve nörobilimcilerin bile beynin çalışma mekanizmasını tam olarak çözemediğini ifade etti.</p>

<p>İnsan beyninin yalnızca verileri işlemeyen, aynı zamanda bedenden gelen sinyalleri, hisleri ve duygusal deneyimleri de değerlendiren çok daha karmaşık bir yapı olduğunu söyleyen Kapucu, mevcut yapay zekâ sistemlerinin bu yönüyle insan beynini tam anlamıyla karşılayamadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Yapay zekâdan yararlansanız da son sözü uzmana bırakın</strong></h2>

<p>Yapay zekânın birçok alanda başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Kapucu, buna rağmen elde edilen bilgilerin mutlaka alanında uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Yapay zekâya ne kadar veri yüklerseniz, size ancak o kadar sonuç verebilir.” diyen Kapucu, uzman denetimi olmadan kullanılan yapay zekâ uygulamalarında hata ve eksikliklerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“Psikiyatristin bilgeliği ve şefkatini makinadan bekleyemeyiz”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın artık hayatın bir parçası olduğunu belirten Kapucu, bunu reddetmenin ya da tamamen uzak durmanın gerçekçi olmadığını söyledi.</p>

<p>Radyoloji gibi alanlarda yapay zekânın tanıya önemli katkılar sunduğunu ifade eden Kapucu, psikiyatride ise tanının yalnızca verilerle değil, hekimin klinik deneyimi, gözlemleri, düşünceleri ve empatisiyle konulduğunu vurguladı.</p>

<p>Buna karşın yapay zekânın psikiyatride takip ve izlem süreçlerinde yararlı olabileceğini belirten Kapucu, konuşma hızı, rutin alışkanlıklar ve davranış değişiklikleri gibi verileri analiz ederek hastalığın seyri hakkında önemli geri bildirimler sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bazı kişilerin yargılanma korkusu, güven problemleri veya sosyalleşmeyi tercih etmemeleri nedeniyle zaman zaman bir psikiyatrist yerine yapay zekâ ile iletişim kurmayı seçebileceğini belirten Kapucu, buna rağmen hiçbir teknolojinin bir psikiyatri uzmanının bilgeliğini, klinik muhakemesini ve şefkatini yerine koyamayacağını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Teknolojiye fazla maruz kalmak dikkat eksikliğine yol açıyor”</strong></h2>

<p>Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ancak insanların gerçek sosyal ilişkilerini koruması gerektiğini vurgulayan Kapucu, yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerine teknolojiden tamamen uzak, sakin zamanlar ayırmasının önemine dikkat çeken Kapucu, telefon, tablet ve bilgisayar bildirimlerine sürekli maruz kalmanın dikkat dağınıklığına ve kaygıya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>“Anı yaşayabilmek çok kıymetli” diyen Kapucu, ruh sağlığını korumanın en önemli yollarından birinin gerçek ilişkiler içinde kalmak ve teknoloji kullanımında dengeyi sağlayabilmek olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013720.jpeg" type="image/jpeg" length="75354"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duygularını kontrol edemeyenler dikkat! Borderline kişilik bozukluğu hayatınızı alt üst edebilir!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Aslan, borderline kişilik bozukluğuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Duygu düzenleme güçlüğü, dürtü kontrol sorunları ve sağlıksız ilişkilerin hastalığın en belirgin özellikleri arasında yer aldığını belirten Aslan, erken tanı, doğru psikiyatrik destek ve psikoterapinin yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı <strong>Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong>, <strong>borderline kişilik bozukluğunu</strong> tüm yönleriyle anlattı. Borderline kişilik bozukluğunun özellikle dürtü kontrolü, duygu düzenleme ve kişilerarası ilişkilerde ciddi sorunlara yol açtığını belirten Aslan, erken tanı ve uygun tedavinin bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>Tanı 18 yaşından sonra konuluyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda çoğu zaman dengesiz davranışlar ve sürekli duygu değişimleri yaşayan kişiler için kullanılan bir tanımlama olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişilik yapısının 18 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Aslan, “18 yaşından önce kişilik henüz tam olarak oturmadığı için bu yaş grubundaki bireylere borderline kişilik bozukluğu tanısı konulmaz. Hastalıktan söz edebilmek için belirtilerin erişkin dönemde devam etmesi gerekir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Ergenlik dönemindeki travmalar hastalığın temelini atabilir!</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğundan söz edebilmek için bireyde dürtü kontrol bozukluğunun da bulunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aslan, bu kişilerde öfke, kaygı ve üzüntü gibi duyguların çok yoğun yaşandığını ve bu duyguları yatıştırmakta güçlük çektiklerini söyledi.</p>

<p>Konuşma ve davranışlarda kendini kontrol edememe, kendine zarar verme eğilimi, eşyalara zarar verme ve öfke sırasında kontrolden çıkma gibi davranışların da görülebildiğini belirten Aslan, bu durumun bireyin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Borderline kişilik</strong> özelliği taşıyan bireylerin zaman zaman çevrelerindeki insanların davranış kalıplarını benimsediklerini belirten Prof. Dr. Aslan, bunun karakterin tam olarak oturmamış olmasından kaynaklanabileceğini söyledi.</p>

<p>Bu bireylerde depresyon eğiliminin daha yüksek olabileceğini ifade eden Aslan, “Kendilerini boşlukta hissedebilirler. Yoğun mutsuzluk ve depresyon yaşayabilir, hatta intihar düşünceleri geliştirebilirler” diye konuştu.</p>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun gelişiminde ergenlik döneminin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Aslan, bu dönemde yaşanan travmaların kişilik yapılanmasını etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Sınıf içinde küçük düşürülme, dışlanma, reddedilme ya da karşılıksız kalan duygusal ilişkilerin bireyde “sevilmiyorum” düşüncesini geliştirebildiğini belirten Aslan, “Sevilmediğini düşünen kişiler kabul görmek için aşırı verici davranabilir. Bu da onları maddi ve manevi olarak suistimale açık hale getirebilir” diye konuştu.</p>

<p>Bazı bireylerin zamanla dünyanın, insanların ve hatta kendilerinin kötü olduğuna yönelik inanç geliştirebildiğini belirten Aslan, bunun da yoğun mutsuzluk ve duygusal çöküşe neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-3.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Zeki oldukları halde iş ve sosyal yaşamda başarılı olamayabilirler</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğu olan bireylerin d<strong>uygularını kontrol etmekte zorlandıklarını</strong> söyleyen Prof. Dr. Aslan, grup uyumu, takım çalışması ve kurallara uyma konusunda da güçlük yaşayabileceklerini belirtti.</p>

<p>“Çok zeki ve yüksek potansiyele sahip olsalar bile duygu durumlarını ve davranışlarını yönetmekte zorlandıkları için bulundukları ortamlarda istedikleri başarıyı sürdüremeyebilirler” diyen Aslan, bu durumun işlevselliği önemli ölçüde bozduğunu vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, <strong>otizmli bazı kadınlarda</strong> borderline kişilik bozukluğunu düşündüren davranışların görülebileceğini belirterek, özellikle duygusal ilişkilerde kendi haklarını ve çıkarlarını korumakta güçlük yaşayabileceklerini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Tedavide ilaç tek başına yeterli olmuyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunda erken dönemde psikiyatrik destek alınmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Aslan, <strong>ilaç tedavisinin</strong> duyguların dengelenmesine katkı sağladığını ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti.</p>

<p>Aslan, “Mutlaka destekleyici psikoterapi uygulanmalı. Özellikle bilişsel davranışçı yaklaşımlar sayesinde kişiler duygu, düşünce ve davranış ilişkisini anlamayı, dürtülerini tanımayı ve duygularını yönetmeyi öğrenebilir. Terapi uzun vadede kişiye önemli bir içgörü kazandırır” dedi.</p>

<h2><strong>Aile tutumu kişilik gelişiminde belirleyici rol oynuyor</strong></h2>

<p>Gençlik döneminde ailelerin yaklaşımı, çocukların kişilik gelişimini doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Gençlik döneminde ebeveyn tutumlarının kişilik gelişiminde belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, ailelerin çocuklarına hem sorumluluk vermesi hem de kontrollü bir özgürlük alanı tanıması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Gençlerin hayatı deneyimlemelerine fırsat verilmesi, baskıcı olmayan ama tutarlı ve dengeli ebeveyn tutumları sergilenmesi kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan baskıcı ya da tamamen kontrolsüz tutumlar yerine dengeli ve tutarlı ebeveyn davranışlarının, gençlerin sağlıklı bir kişilik geliştirmesine katkı sağladığını kaydederek şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Gençlik döneminde aile tutumları çok önem taşıyor. Ebeveyn davranışları çocukların kişilik yapısına uygun, dengeli ve tutarlı olursa çocuklar ve gençler daha az bocalar. Gençlere aşırı baskı kurmadan onlara alan açmak, sorumluluk vermek, kontrollü bir şekilde hayatı deneyimlemelerine fırsat tanımak kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-2.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Borderline ile bipolar bozukluk karıştırılabiliyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda zaman zaman <strong>bipolar bozukluk ile karıştırıldığını</strong> belirten Prof. Dr. Aslan, iki hastalığın birbirinden farklı olduğunu söyledi.</p>

<p>Aslan, “Bipolar bozuklukta duygu durum değişimleri haftalar ya da aylar sürebilen depresif ve manik dönemler halinde görülür. Borderline kişilik bozukluğunda ise duygu değişimleri çok daha hızlıdır ve çoğu zaman çevresel olaylarla tetiklenir. Bu nedenle doğru tanı, doğru tedavi açısından büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-4.jpeg" type="image/jpeg" length="63360"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meme kanseri tedavisine başarının anahtarı: Kişiye özel tedavi planlaması]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ekmel Tezel, meme kanserinde artık tek tip tedavi döneminin geride kaldığını vurguladı. Erken tanının önemine dikkat çeken Tezel, tümörün moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlamasının hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. Yaşın ilerlemesiyle birlikte risk artarken, görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde hastalık çok daha erken evrelerde tespit edilebiliyor.</p>

<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>”Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı <strong>Prof. Dr. Ekmel Tezel</strong>, meme kanseri tedavisindeki güncel yaklaşımları anlatarak erken tanı, kişiye özel tedavi ve yaşam kalitesini koruyan cerrahi yöntemlerin önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Kanal içi kanserlerde başarı oranı yüzde 100’e yaklaşıyor</strong></h2>

<p>Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Tezel, son yıllarda mamografi ve diğer görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde kanal içi kanserlerin daha sık tespit edildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Tezel, “Kanal içi kanser evre 0 (sıfır) olarak kabul ettiğimiz, <strong>duktal karsinoma in situ</strong> dediğimiz, tümör hücrelerinin henüz süt kanalları içinde hapsolduğu ve çevre dokulara yayılmadığı durumdur” dedi.</p>

<p>Bu evrede yakalanan hastalarda tedavinin oldukça başarılı olduğunu belirten Tezel, “Kanal içi kanserlerin tedavisi çok daha kolaydır ve hayatta kalma ihtimali neredeyse yüzde 100’dür” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Memeyi koruyan cerrahiler ön planda</strong></h2>

<p>Kanal içi kanserlerin çoğunlukla mamografide görülen <strong>mikrokalsifikasyonlar</strong> sayesinde saptandığını belirten Prof. Dr. Tezel, hastalığın yaygınlığına göre farklı cerrahi yöntemlerin tercih edildiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Kireçlenme yalnızca sınırlı bir bölgede ise memeyi koruyarak sadece o alanı çıkarıyoruz ve sonrasında radyoterapi uyguluyoruz. Eğer yaygın bir tutulum söz konusuysa memenin iç dokusunu boşaltıp protez yerleştiriyoruz. Bu durumda çoğu zaman radyoterapiye ihtiyaç kalmıyor.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Meme kanseri riskini artıran ve azaltan faktörler</strong></h2>

<p>Meme kanseri gelişiminde kadın olmak, yaşın ilerlemesi, erken adet görmek, geç menopoza girmek ve ailesel yatkınlık gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzının da önemli rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>Beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı ile dışarıdan alınan hormonların riski etkileyebildiğini ifade eden Tezel, <strong>östrojen hormonunun</strong> meme kanserinde önemli bir etken olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Menopoz döneminde kullanılan hormon replasman tedavilerinin mutlaka meme kontrolleri yapıldıktan sonra başlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tezel, tedavi süresinin uzamasının riski artırabildiğini söyleyerek, “Menopoz semptomlarının kontrolü için yaklaşık iki yıllık kullanım çoğu zaman yeterli oluyor. Ancak bu süre beş yıl ve üzerine çıktığında meme kanseri riski artabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doğum kontrol hapları konusunda da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Tezel, uzun süreli kullanımın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.05" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150705.jpeg" width="1193" /></p>

<h2><strong>Meme kanserinde tedaviler artık tümörün kimliğine göre belirleniyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde son 30 yılda önemli değişimler yaşandığını belirten Prof. Dr. Tezel, son 10 yılda ise tedavilerin çok daha <strong>kişiselleştiğini</strong> söyledi.<br />
Daha önce moleküler alt tiplere göre değil de anatomik evrelere göre hastalara cerrahi tedavi, kemoterapi, ışın tedavisi önerildiğini belirten Prof. Dr. Ekmel Tezel şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>“Şimdi artık moleküler alt tipleri de işin içine kattık. Tümör çok küçük, koltuk altında bir metastaz varken eğer bu östrojene duyarlı bir tümör ve çoğalma hızı düşükse mesela ameliyattan çok büyük fayda görüyor. Eğer östrojen negatif ve akıllı ilaçtan fayda görecek yani HER2 reseptörü pozitifse onu hiç bir şekilde ameliyat etmeyip önce ilaç tedavisine, kemoterapiye gönderiyoruz. Üçlü negatif dediğimiz tümör tipi ise çoğu kez artık koltuk altı durumuna da bakmaksızın, öncelikle kemoterapi ile başlıyoruz tedaviye.”</p>
</blockquote>

<p>Prof. Dr. Ekmel Tezel meme kanserinde kişiye özel tedavilerin önemini vurguladı. Östrojen duyarlı ve çoğalma hızı düşük tümörlerde cerrahinin büyük fayda sağladığını belirten Tezel, bazı tümör tiplerinde ise ameliyatın ilk seçenek olmaktan çıktığını ifade etti.</p>

<p>Özellikle genç hastalarda uygulanan bu yeni tedavi yaklaşımlarının önemli avantajlar sağladığını belirten Prof. Dr. Tezel, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Bu özellikle genç hastalarda görülen bir durum; bu meme kaybıyla sonlanmadığı gibi bu tedavi yöntemi daha da iyisi koltuk altındaki lenf bezlerini korumuş oluyoruz.''</p>

<p>''Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak o yüzden her hastaya özel değerlendirme ile kişiye özel tedavi planlaması yapıyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="907" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Ameliyat öncesi işaretleme teknikleri başarıyı artırıyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde ameliyat öncesi yapılan işaretlemelerin cerrahi başarısını artırdığını belirten Prof. Dr. Tezel, tümör ve gerekli durumlarda lenf bezlerinin <strong>marker</strong> adı verilen özel işaretleyicilerle belirlenebildiğini söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda mamografi eşliğinde tel ile işaretleme de yapıldığını anlatan Tezel, bu yöntem sayesinde çıkarılacak dokunun sınırlarının çok daha doğru belirlenebildiğini ifade etti.</p>

<p>Modern meme cerrahisinin en önemli amaçlarından birinin <strong>gereksiz doku çıkarımını önlemek</strong> olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, ameliyat sırasında uygulanan sentinel lenf nodu biyopsisinin bu konuda önemli avantajlar sağladığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Ameliyat sırasında özel bir boya veriyoruz. Boyanın ulaştığı ilk lenf bezlerini çıkarıp patologlarımız değerlendiriyor. Böylece tüm lenf bezlerininin tamamını almak zorunda kalmadan cerrahinin sınırlarını belirleyebiliyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02" class="detail-photo img-fluid" height="694" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702.jpeg" width="1081" /></h2>

<h2><strong>Amaç sadece hayatı uzatmak değil, yaşam kalitesini de korumak</strong></h2>

<p>Meme kanseri tedavisindeki temel hedefin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tezel, yaşam kalitesinin korunmasının da en az tedavinin başarısı kadar önemli olduğunu söyleyerek, “Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak. Bu nedenle her hastayı ayrı değerlendiriyor ve kişiye özel tedavi planı oluşturuyoruz” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemiz”</strong></h2>

<p>Tedavinin yalnızca cerrahi ve ilaçlardan ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Tezel, hasta-hekim iletişiminin önemine dikkat çekerek, “Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemizdir. Tedaviye başlamadan önce hastanın duygu durumunu anlamak, kaygılarını dinlemek ve onu sürece hazırlamak son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<p>Tedavi sonrasında ilk 2-3 yıl altı ayda bir, daha sonra ise yılda bir kontrolün yeterli olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzı değişikliklerinin de nüks riskini azaltabileceğini söyledi.</p>

<p>Düzenli yürüyüş yapmak, aktif kalmak, yoga ve pilates gibi hem fiziksel hem de zihinsel rahatlama sağlayan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal yaşamı sürdürmenin önemine dikkat çeken Tezel, hastaların yalnızca hastalık üzerine konuşulan ortamlarda bulunmak yerine farklı sosyal faaliyetlere katılmalarını önerdi. Tezel, “Ameliyatlar nasıl kişiye göre planlanıyorsa, ameliyat sonrası yaşam değişiklikleri de kişinin karakterine, beklentilerine ve yaşam biçimine göre planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Prof. Dr. Tezel, gelecekte meme kanseri tedavisinde medikal tedaviler ve genetik temelli uygulamaların daha da ön plana çıkacağını belirterek, kişiye özel tedavi anlayışının giderek güçleneceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-2.jpeg" type="image/jpeg" length="80879"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Horlama ve uyku apnesi hem yaşam kalitesini hem de sağlığı bozuyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/horlama-ve-uyku-apnesi-hem-yasam-kalitesini-hem-de-sagligi-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/horlama-ve-uyku-apnesi-hem-yasam-kalitesini-hem-de-sagligi-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Gerek, horlama ve uyku apnesinin yalnızca uyku kalitesini değil, kalp sağlığından günlük yaşam performansına kadar pek çok alanı etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong> programına konuk olan <strong>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Tabip Tuğgeneral Prof. Dr. Mustafa Gerek</strong>, horlama ve uyku apnesiyle ilgili önemli bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Horlama boşanma sebebi olarak kabul edilebiliyor</strong></h2>

<p>Horlamanın sanıldığından çok daha ciddi sonuçları olduğunu anlatan Prof. Dr. Mustafa Gerek, “Horlama çevreyi rahatsız eden, kişinin çoğunlukla farkında olmadığı çok ciddi bir sosyal problem. Erkeklerde daha sık, kadınlarda daha az görülüyor ama menopoz sonrası kadınlarda da horlama problemi artıyor. Yargıtay horlamayı boşanma sebebi olarak kabul ediyor” dedi.</p>

<p>Horlamanın yaşam kalitesini bozan, sağlığı olumsuz etkileyen önemli sorunların ve hastalıkların habercisi olabileceğini vurgulayan Gerek, bu nedenle horlamanın hafife alınmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Horlamanın özellikle yumuşak damak başta olmak üzere ağız ve burundan birlikte nefes alma sırasında yumuşak damağın dalgalanmasıyla ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Gerek, “Ama sadece yumuşak damak değil, ses teli seviyesine kadar hava yolundaki her türlü darlık ve problem gürültülü uyumaya yani horlamaya sebep olabilir” diye konuştu.</p>

<p>Uyku apnesinin hava yolunun tıkanmasına bağlı olarak ortaya çıktığını belirten Gerek, “Uyku apnesi solunum çabasına rağmen 10 saniye ya da daha fazla süreyle nefes alamama durumudur. Burada özellikle yumuşak damak ve dil çok önemli rol oynar” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Gerek, hastalığın oluşum mekanizmasını şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Eğer uyku apnesi 20-25 saniye civarında sürerse kandaki oksijen düzeyi düşmeye başlar. Karbondioksit düzeyi artmaya başladığında vücut kendini uyandırır, uyku yüzeysel hale gelir, kas gücü tekrar yerine gelir ve hava yolu açılarak solunum devam eder. Bu durum gece boyunca defalarca tekrarlanabilir. Eğer bu durum bir saat içinde 5’ten fazla tekrarlıyorsa buna uyku apnesi diyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 19.38.04 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-193804-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Cep telefonuyla bile tespit edilebiliyor</strong></h2>

<p>Uyku laboratuvarlarının uyku apnesini en ideal biçimde değerlendiren merkezler olduğunu belirten Prof. Dr. Gerek, “Günümüzde cep telefonlarına yüklenen basit programlar bile uyku sırasında horlamayı, nefes alışverişini ve uykuda solunum durmasıyla ilgili kabaca bilgi verebiliyor. Ancak ideal olan, uyku laboratuvarlarında 50-60 parametreyi aynı anda değerlendirerek uyku bozukluklarına tanı konulmasıdır” dedi.</p>

<p>Uyku apnesinin uyku bozuklukları içerisinde yer alan önemli bir sorun olduğunu belirten Gerek, bir saat içindeki solunum durmalarının sayısı ve süresine göre hastalığın derecelendirildiğini söyledi.</p>

<p>Uyku insan yaşamında vücudun yenilendiği çok önemli bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gerek, kaliteli uykunun sağlığı olumlu etkilediğini, uyku bozukluklarının ise çok farklı hastalıklara yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>“Uyku apnesi belirli bir düzeye geldiğinde sabahları baş ağrısıyla uyanma, yorgun uyanma, dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve hafızayla ilgili çok önemli sorunlar ortaya çıkabiliyor” diyen Gerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p>“Uyku apnesi sorunu olanlar iş hayatında öğleden sonra uyuklamaya başlayıp verimsiz hale gelebiliyor. Araç kullananlarda gündüz ortaya çıkan trafik kazalarının çok önemli sebeplerinden birisi uyku apnesi. Bu hastalar dinlenemediği için dikkatleri dağılıyor. Trafik ışıklarında beklerken bile uyuyan hastalar var.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>”Uykuda ölümlerin temel sebebi uyku apnesi”</strong></h2>

<p>Yaşam biçiminin de uyku apnesi üzerinde etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Gerek, alkol kullanımı, sigara ve tok karnına uyumanın uyku sağlığını bozduğunu söyleyerek, “Bu faktörler uyku apnesi ile bir araya geldiğinde çok daha şiddetli sonuçlar ortaya çıkabiliyor” dedi.</p>

<p>Uyku apnesinin kalp sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gerek, “Uyku apnesi süreleri uzunsa kalpte yavaşlama meydana geliyor. Bazı uykuda ölümlerin temel sebebi uyku apnesi” dedi.</p>

<p>Uyku apnesinin son yıllarda kardiyoloji kliniklerinin de özel olarak üzerinde durduğu bir konu haline geldiğini belirten Gerek, kalp hastalıklarının önemli bir bölümünün altında uyku apnesinin bulunabildiğini ifade etti.</p>

<p>Uyku apnesinin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gerek, “Uyku apnesi kader değil. Uyku apnesi önlenebilir ve tedavi edilebilir bir durum” dedi.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 19.38.06" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-193806.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>“Uyku apnesinin tedavisi çocuk yaş grubunda başlar”</strong></h2>

<p>Çocukluk dönemindeki problemlerin ilerleyen yaşlarda uyku apnesine zemin hazırlayabileceğini belirten Prof. Dr. Gerek, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuğunuzun ileride uyku apnesi olmasını istemiyorsanız çocuk yaş grubunda uykusunda tıkanması, horlaması, gece terlemesi varsa, geniz eti ve bademcik büyüklüğü gibi problemler varsa lütfen bunu en erken yaşta tedavi ettirin. İleri yaştaki uyku apnesi çocukluk dönemindeki sorunların tedavisiyle engellenebilir. Hatta benim bir aforizmam var; uyku apnesinin tedavisi çocuk yaş grubunda başlar.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukların uyku sırasında nefes alıp verdiğinin duyulmaması gerektiğini belirten Gerek, “Bebek gibi uyuyor benzetmesi sağlıklı bir havayolunun en önemli göstergesidir” dedi.</p>

<p>Erişkin yaşlarda günlük yorgunluklar ve farklı nedenlerle uyku kalitesinde bozulmalar meydana gelebildiğini belirten Prof. Dr. Gerek, eşlerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Eğer eşiniz uykuda terliyorsa, üstünü çok açıyorsa, nefesi duruyorsa mutlaka bir kulak burun boğaz hekimine ya da uyku bozukluklarıyla ilgilenen bir uzmana başvurun. En azından uyku apnesi var mı yok mu diye test yaptırmaları ve muayene olmaları çok önemli” diyen Gerek, tedavinin son derece yüz güldürücü sonuçlar verdiğini belirtti.</p>

<p>Uyku apnesi ve horlama tedavisinde öncelikle laboratuvar ortamında tanı konulmasının hedeflendiğini belirten Prof. Dr. Gerek, bunun mümkün olmadığı durumlarda eşlerden video kaydı istediklerini söyleyerek, “Horlayan eşin videosunu izleyerek uyku sırasındaki tıkanmalar ya da nefes alışveriş biçimi değerlendirilebiliyor ve uyku apnesi olup olmadığı konusunda önemli fikir veriyor” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Gerek, detaylı muayenenin ardından hastaya özel tedavi planlaması yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Horlama tedavisinde çoğu zaman cerrahinin ön plana çıktığını belirten Prof. Dr. Mustafa Gerek, burun tıkanıklığı, damak sarkıklığı gibi problemlerin cerrahi yöntemlerle giderilebildiğini söyledi.</p>

<p>Ancak horlamanın tamamen ortadan kalkacağının garanti edilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Mustafa Gerek, yorgunluk, alkol, antidepresanlar, kas gevşeticiler ve yatış pozisyonunun da horlamayı etkileyebildiğini ifade ederek “Uyku hijyenine uygun düzenlemeler horlamayı yüzde 85 oranında azaltabilir” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 19.38.05 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="687" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-193805-1.jpeg" width="1102" /></p>

<h2><strong>“Damat adayları evlilik öncesi tedavi arıyor”</strong></h2>

<p>Horlamanın sosyal hayatı da etkilediğini belirten Prof. Dr. Gerek, “Evlenecek çiftlerden özellikle damat adayları evlilik öncesi horlama sorununu gidermek için tedavi arayışına gidebiliyor” dedi.</p>

<p>Uyku apnesi tedavisinde<strong> PAP</strong> adı verilen pozitif basınçlı cihazların önemli bir yer tuttuğunu belirten Prof. Dr. Gerek, bu cihazların ayarlarının uyku laboratuvarlarında hastaya özel olarak yapıldığını söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>“Bu cihazların ayarları uyku laboratuvarında hastaya uygun biçimde düzenlenir. Cihazla birlikte uyku apnesinin kaybolup kaybolmadığına bakılır ve hastaya uygun biçimde yeniden düzenlenir. Hasta uyum gösterdiği takdirde uyku apnesi tedavisindeki öncelikli tercih bu cihazların kullanılmasıdır”</p>
</blockquote>

<p>Burunlarında ciddi kemik eğriliği bulunmayan, damaklarında aşırı sarkma olmayan ve bademcikleri çok büyük olmayan hastaların bu cihazlarla rahatlıkla uyuyabildiğini belirten Gerek, tedavide en önemli unsurun hastanın cihaza uyum sağlaması olduğunu söyleyerek, “Bu cihazlar eskiden çok daha büyük ve taşınması daha zor cihazlardı. Günümüzde ise neredeyse bir gözlük kabı büyüklüğünde, nemlendirme özelliği olan yeni nesil cihazlar kullanılıyor” diye konuştu.</p>

<p>Uyku apnesi tedavisinde ağız içinde kullanılan ve <strong>kişiye özel ölçülerle hazırlanan apareylerin</strong> de bulunduğunu belirten Prof. Dr. Gerek, bu sistemlerin dili öne doğru çekerek hava yolunu açık tutmayı amaçladığını söyledi.</p>

<p>Ancak bu apareylere uyumun her zaman kolay olmadığını belirten Gerek, “Özellikle öğürme refleksi güçlü olan kişilerde kullanımı zor olabiliyor. Ayrıca çene ekleminde ağrılara da yol açabiliyor” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 19.38.05 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-193805-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Uyku apnesinde cerrahi tedavi hastaya göre planlanıyor</strong></h2>

<p>Uyku apnesi tedavisindeki bir diğer seçeneğin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Gerek, her hastanın ihtiyacına göre farklı yöntemlerin uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p>Burunda sorun varsa buruna yönelik, damakta sarkma varsa damağa yönelik, bademcik büyüklüğü varsa bademciklere yönelik cerrahilerin uygulanabildiğini belirten Gerek, dil kökü ve epiglot bölgesindeki problemlerin de uyku apnesine yol açabildiğini ifade ederek “Çocukluk döneminde bademcik ameliyatı olmuş kişilerde bile dil kökündeki lenfoid dokular büyüyerek hava yolunda darlığa neden olabilir. Bazen de epiglot kapağında deformasyonlar görülebilir. Bunların her biri için farklı cerrahi seçenekler bulunuyor” dedi.</p>

<h2><strong>Robotik cerrahi ve dil kökü implantları dikkat çekiyor</strong></h2>

<p>Robotik cerrahinin özellikle dil kökü ve epiglot bölgesindeki problemlerde kullanılabildiğini belirten Prof. Dr. Gerek, dil kökündeki yağ fazlalığını azaltan ve dokuları temizleyen yöntemlerin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca damak seviyesinde klasik ameliyatların yanı sıra sütürlerle damağı asma tekniklerinin de uygulanabildiğini belirten Gerek, yeni geliştirilen implant teknolojilerine de dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Ülkemizde henüz deneysel seviyede uygulanan yöntemlerle dil köküne yerleştirilen implantlar bulunuyor. Uyku sırasında nefes durduğunda bu implantlar ilgili kası uyararak hava yolunun açılmasını ve yeniden nefes alınmasını sağlayabiliyor.”</p>
</blockquote>

<p>Bu tedavilerin Amerika Birleşik Devletleri’nde üç farklı firma tarafından uygulandığını belirten Gerek, Türkiye’de de deneysel çalışmaların sürdüğünü ancak maliyetlerinin oldukça yüksek olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>Uyku apnesi tedavisinde zayıflama iğneleri de kullanılıyor</strong></h2>

<p>Uyku apnesinde kilo kontrolünün büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Gerek, “Avrupa’da obezite sıralamasında Türkiye ilk sırada yer alıyor. Bu nedenle hastalarımızın öncelikle kilo vermesini istiyoruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyku apnesinin tıbbi tedavisinde kullanılan zayıflama iğnelerinin <strong>FDA onayı</strong> aldığını belirten Gerek, “Hastalar yüzde 10 kilo kaybederse uyku apnesinde belirgin düzelmeler görülebiliyor” diye konuştu.</p>

<p>Ancak bu ilaçların mutlaka endokrinoloji uzmanı kontrolünde kullanılması gerektiğini vurgulayan Gerek, “Hiç kimse gidip eczaneden bu ilaçları doğrudan alıp kullanmamalı” uyarısında bulundu.</p>

<h2><strong>Zayıflar da horluyor</strong></h2>

<p>Horlamanın yalnızca kilolu kişilerde görüldüğü düşüncesinin doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Gerek, “Zayıf kişilerde de horlama görülebilir” dedi.</p>

<p>Bu kişilerde horlamanın en sık nedenlerinin burun kemiği eğriliği, damak sarkması ve bademcik büyüklüğü olduğunu belirten Gerek, uygun ameliyatlarla bu sorunların giderilebildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Bazı meslek gruplarında uyku testi zorunlu</strong></h2>

<p>Özellikle şoförler ve teknik cihaz kullanan kişiler için kaliteli uykunun hayati önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Gerek, uyku apnesi tanısı alan bazı kişilerin ehliyet yenileme sürecinde tedavi olduklarını belgelemek zorunda kaldıklarını söyleyerek “Özellikle kritik işler yapanların kaliteli uyuması çok önemli” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 12 At 19.38.04" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-193804.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Uzmanından uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Gerek programın sonunda horlama ve uyku apnesiyle ilgili şu uyarılarda bulundu:</p>

<ul>
 <li>Uyku kalitenize dikkat edin.</li>
 <li>Uyuduğunuz ortamın sıcaklığına, karanlığına ve sessizliğine önem verin.</li>
 <li>Horluyorsanız bu gerçeği kabul edin ve tedavi olun.</li>
 <li>Eşiniz sizi horladığınız için uyarıyorsa mutlaka çözüm arayın.</li>
</ul>

<p>Uyku apnesinin tedavi edilmediğinde yaşam süresini kısaltabildiğini belirten Prof. Dr. Gerek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<blockquote>
<p>”Uyku apnesi kader değildir. Tedavi edilebilir, kontrol edilebilir bir rahatsızlıktır ve tedavisi hayat kurtarır. Uyku apnesi ile yaşamaya devam edilirse kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Son dönemde kardiyoloji klinikleri de uyku apnesine çok önem veriyor. Çünkü kalp hastalıklarının pek çoğu uyku apnesi sebebiyle ortaya çıkabiliyor.”</p>
</blockquote>

<blockquote>
<p>”Uyku insan sağlığı açısından çok önemli. Uyku apnesi hayatımızı doğrudan etkiler çünkü ömrümüzün üçte biri uykuda geçiyor. Hayatımızda uykunun çok özel bir yeri var.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/horlama-ve-uyku-apnesi-hem-yasam-kalitesini-hem-de-sagligi-bozuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-193805.jpeg" type="image/jpeg" length="16797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanser tedavileri çocuk sahibi olmaya engel değil]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kanser-tedavileri-cocuk-sahibi-olmaya-engel-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kanser-tedavileri-cocuk-sahibi-olmaya-engel-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Murat Sönmezer, doğurganlığın korunması ve yardımcı üreme tekniklerindeki son gelişmeleri değerlendirerek, Türkiye’de düşen doğurganlık oranlarına dikkat çekti. Prof. Dr. Murat Sönmezer yumurta, sperm ve yumurtalık dokusu dondurma yöntemleri sayesinde kanser tedavileri sonrası ebeveyn olmanın mümkün olduğunu anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Prof. Dr. Murat Sönmezer doğurganlığın korunması ve yardımcı üreme tekniklerindeki gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Prof. Dr. Sönmezer ülkemizdeki nüfus artış hızının endişe verici biçimde azaldığını söyledi.</p>

<h2><strong>Türkiye’de nüfus artış hızındaki düşüş alarm veriyor</strong></h2>

<p>Toplum nüfusunun kendini yenileyebilmesi için doğurganlığın aile başına 2,1 çocuk olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sönmezer, Türkiye’de bu oranın son yıllarda yaklaşık 1,5’e kadar gerilediğine dikkat çekti.</p>

<p>Nüfus artış hızındaki düşüşün temel nedenleri arasında ekonomik kaygılar, kariyer planlamaları ve çocuk sahibi olmanın ileri yaşlara ertelenmesinin bulunduğunu ifade eden Sönmezer, modern toplumlarda ilk anne olma yaşının giderek yükseldiğini söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>”Çocuk yapmak isteyenler de daha geç yaşlarda çocuk sahibi olmak istiyor. İlk çocuk doğurma yaşı modern dünyada, batı dünyasında sosyo ekonomik düzey yükseldikçe çok ileri yaşlara geliyor, sonra da insanlar tek çocukla kalıyorlar. İlk anne olma yaşı 20’lerden 35 e kadar çıktı.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Doğurganlığın korunması her geçen gün daha önemli hale geliyor</strong></h2>

<p>Geç yaşta yapılan evlilikler, çocuk sahibi olmanın ileri yaşlara ertelenmesi ve genç yaşlarda görülen kanser vakalarındaki artış nedeniyle doğurganlığın korunmasının günümüzde her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirten Prof. Dr. Sönmezer, kanser başta olmak üzere doğurganlığı olumsuz etkileyebilecek tedavilere başlamadan önce yumurta, sperm ve yumurtalık dokusunun dondurulması sayesinde hastaların ilerleyen yıllarda çocuk sahibi olabildiğini söyledi.</p>

<p>Kadınların belirli bir yumurta rezervi ile dünyaya geldiğini belirten Prof. Dr. Sönmezer, yaş ilerledikçe hem yumurta sayısının hem de yumurta kalitesinin azaldığını ifade etti. Sönmezer, “Kadın gebe kaldığında ya da doğum kontrol hapı kullandığında adet görmese bile yumurta rezervi azalmaya devam eder. Yaş ilerledikçe gebelik elde etmek zorlaşırken anormal gebelik riski de artar” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 08 At 14.55.46 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-145546-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Yumurta, sperm ve yumurtalık dokusu dondurulabiliyor</strong></h2>

<p>Kanser tedavilerindeki gelişmeler sayesinde hastaların yaşam sürelerinin uzadığını ancak uygulanan tedavilerin doğurganlığı olumsuz etkileyebildiğini belirten Sönmezer, bu nedenle doğurganlığın korunmasının tedavi sürecinin önemli bir parçası haline geldiğini söyledi.</p>

<p>Yumurta hücresi, sperm ve yumurtalık dokusunun eksi 196 derecede sıvı nitrojen içerisinde uzun yıllar saklanabildiğini belirten Prof. Dr. Murat Sönmezer, “Dondurma işlemi yapıldığında adeta zamanı durdurmuş oluyoruz. Örneğin 20 yaşında yumurtalarını donduran bir kadın, yıllar sonra anne olmaya karar verdiğinde 20 yaşındaki yumurtalarının kalitesiyle gebelik elde edebiliyor” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 08 At 14.55.45 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-145545-1.jpeg" width="959" /></p>

<h2><strong>Prof. Dr. Sönmezer çocuk ve genç hastalarda karından yapılan işlemle doğurganlığı koruyarak Türkiye’de bir ilke imza attı.</strong></h2>

<p>Doğurganlığı koruyucu yöntemlerin yalnızca yetişkinlerde değil çocuk hastalarda da uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Murat Sönmezer, özellikle lösemi nedeniyle kök hücre nakli planlanan çocuklarda yumurtalık dokusunun dondurulmasının büyük önem taşıdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser dışında talasemi, bazı böbrek hastalıkları, sistemik lupus eritematozus, bazı kan hastalıkları ve genetik hastalıklarda da doğurganlığın korunabildiğini ifade eden Sönmezer, “Kanser ya da kanser dışı herhangi bir nedenle doğurganlığını kaybetme riski bulunan hem kadınlarda hem erkeklerde üreme kapasitesini koruyabiliyoruz” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Murat Sönmezer, yumurta toplama işleminin standart olarak vajinal yoldan gerçekleştirildiğini belirterek, özellikle çocuk hastalar ve genç kızlarda bu yöntemin aileler ve hastalar tarafından her zaman tercih edilmediğini, bazı hastaların ise işlem nedeniyle çekinceler yaşayabildiğini belirtti.</p>

<p>Bu ihtiyaçtan yola çıkarak yıllar önce yumurtalıklardaki yapışıklık nedeniyle karından yumurta toplamak zorunda kaldığı bir hastasına uyguladığı yöntemi geliştirdiğini anlatan Sönmezer, daha sonra bu tekniği doğurganlığını korumak isteyen genç hastalarda kullanmaya başladığını söyledi. Türkiye’de ilk kez karından yumurta toplama işlemini gerçekleştiren Prof. Dr. Murat Sönmezer, bugüne kadar yaklaşık <strong>800 çocuk ve genç hastada</strong> bu yöntemi başarıyla uyguladığını belirterek, bu alanda<strong> dünyadaki ilk bilimsel yayınlardan birine de imza attığını</strong> ifade etti.</p>

<p>Sönmezer, karından yumurta toplama yönteminin özellikle doğurganlığını kaybetme riski bulunan çocuklar ve genç kadınlar için önemli bir alternatif olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 08 At 14.55.46 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-145546-3.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Çiftler evlenir evlenmez test yaptırmalı</strong></h2>

<p>Çocuk sahibi olmayı hemen düşünmeseler bile evlenen çiftlerin doğurganlık durumlarını değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Sönmezer, kadınların <strong>AMH testiyle</strong> yumurtalık rezervlerini, erkeklerin ise <strong>sperm analiziyle </strong>üreme potansiyellerini öğrenebileceğini söyleyerek “Bugün düşük yumurtalık rezervine sahip bir kadın doğal yollarla gebe kalabilir. Ancak birkaç yıl sonra bu şansını tamamen kaybedebilir. Bu nedenle çiftlerin durumlarını erken dönemde bilmeleri çok önemli” diye konuştu.</p>

<p>Kadında basit bir AMH testi, erkekte ise sperm analizi ile olası sorunların önceden tespit edilebildiğini belirten Sönmezer, çocuk sahibi olmayı ileriki yıllara bırakmayı planlayan çiftlerin de bu testleri yaptırmasının önemli olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 08 At 14.55.45" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-145545.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Sigara, kilo ve stres doğurganlığı etkiliyor</strong></h2>

<p>Yaşam tarzının doğurganlık üzerinde önemli etkileri bulunduğunu belirten Sönmezer, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, fazla kilo ve stresin hem kadınlarda hem erkeklerde üreme kapasitesini olumsuz etkilediğini söyledi.</p>

<p>Bir adet döneminde doğal yolla gebelik elde etme ihtimalinin yaklaşık yüzde 20 olduğunu belirten Sönmezer, düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama döneminin doğru hesaplanmasının gebelik şansını artırabileceğini ifade etti.</p>

<p>Düzenli adet görmenin tek başına doğurganlığın normal olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Sönmezer, kadınların belirli aralıklarla yumurtalık rezervlerini kontrol ettirmeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 08 At 14.55.46 (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="665" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-145546-1-1.jpeg" width="962" /></p>

<h2><strong>Yardımcı üreme tekniklerinde başarı oranları yükseldi</strong></h2>

<p>Yumurta dondurma işlemlerinde kullanılan vitrifikasyon adı verilen hızlı dondurma yönteminin başarı oranlarını önemli ölçüde artırdığını belirten Sönmezer, günümüzde dondurulmuş ve çözülmüş yumurtalarla elde edilen gebelik oranlarının taze yumurtalarla elde edilen sonuçlara oldukça yaklaştığını söyledi.</p>

<p>Polikistik over sendromu gibi düzensiz adet gören kadınlarda yumurtlama takibi, zamanlanmış ilişki ve aşılama yöntemlerinin uygulanabildiğini belirten Sönmezer, aşılama tedavisinin genellikle üç denemeye kadar sürdürüldüğünü, sonuç alınamaması halinde tüp bebek tedavisine geçildiğini ifade etti.</p>

<p>Çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan çiftlerin umutsuzluğa kapılmaması gerektiğini belirten Sönmezer, “Bugün yardımcı üreme tekniklerinde elde edilen başarı oranları geçmişe göre çok daha yüksek. Zamanlanmış ilişki, aşılama ve tüp bebek uygulamaları sayesinde çok sayıda çift çocuk sahibi olabiliyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kanser-tedavileri-cocuk-sahibi-olmaya-engel-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-145546.jpeg" type="image/jpeg" length="34962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="16113"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadınlar dikkat: 40 yaşından sonra mamografi şart]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kadinlar-dikkat-40-yasindan-sonra-mamografi-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kadinlar-dikkat-40-yasindan-sonra-mamografi-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu ‘Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi’ programına konuk olan Prof. Dr. Füsun Taşkın, meme kanserinde erken tanının hayati önemini vurguladı. 40 yaşından itibaren kadınların yılda bir kez mamografi yaptırması gerektiğini belirten Taşkın, düzenli taramaların meme kanserine bağlı ölüm riskini yüzde 40-45 oranında azalttığını ifade ederek gelişen görüntüleme yöntemleri ve kişiselleştirilmiş takiplerin erken tanıyı güçlendirdiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Füsun Taşkın, meme kanserinde erken tanının önemini ve son yıllarda görüntüleme teknolojilerinde yaşanan gelişmeleri anlattı. Taşkın, kadınların 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi yaptırması gerektiğini vurgulayarak, düzenli taramanın meme kanserine bağlı ölüm riskini yüzde 40-45 oranında azalttığını söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 05 At 19.10.51" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-191051.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Yüksek riskli kadinlarda meme taramasına erken başlanmalı</strong></h2>

<p>Meme kanseri taramasında mamografinin altın standart yöntem olduğunu belirten Prof. Dr. Taşkın, bu yöntemin dünyada en fazla bilimsel çalışmaya konu olmuş görüntüleme sistemi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kadınların 40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi yaptırması gerektiğini belirten Taşkın, çekilen görüntülerin mutlaka saklanmasını ve sonraki yıllardaki tetkiklerle karşılaştırılmasını önerdi. Taşkın, böylece memedeki çok küçük değişikliklerin daha erken fark edilebildiğini söyledi.</p>

<p>BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonu taşıyan ya da ailesinde yoğun meme ve yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kadınların yüksek risk grubunda yer aldığını belirten Taşkın, bu kişilerde mamografinin yanı sıra meme ultrasonografisinin de takip programına eklenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Yüksek riskli kadınlarda taramaların ailede görülen ilk meme kanseri vakasından 10 yıl önce başlatıldığını belirten Taşkın, “Ailede 35 yaşında meme kanseri görüldüyse, takiplerin 25 yaşında başlaması gerekir” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 05 At 19.10.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-191052-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Meme kanseri her zaman kitle olarak ortaya çıkmıyor</strong></h2>

<p>Meme kanserinin her zaman ele gelen bir kitle şeklinde ortaya çıkmadığını belirten Prof. Dr. Taşkın, özellikle erken evrede mikron düzeyindeki değişikliklerin görüntüleme yöntemleriyle saptanabildiğini söyledi.</p>

<p>Bu nedenle hiçbir şikâyeti olmayan kadınların da düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Taşkın, genç yaşta ve yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografinin tek başına yeterli olmayabileceğini, bu durumlarda ultrasonografinin önemli katkı sağladığını kaydetti.<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 06 05 At 19.10.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-191052.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>15 dakikalık biyopsi tedavinin yol haritasını çiziyor</strong></h2>

<p>Görüntüleme sırasında şüpheli bir bulgu tespit edildiğinde biyopsinin büyük önem taşıdığını belirten Taşkın, ultrason eşliğinde yapılan meme biyopsilerinin hazırlık süreciyle birlikte yaklaşık 15 dakikada tamamlanabildiğini söyledi.</p>

<p>Doğru yapılan biyopsinin cerrahi planlamaya rehberlik ettiğini vurgulayan Taşkın, birçok hastada tek cerrahi girişimle başarılı sonuçlar alınabildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yeni nesil görüntüleme yöntemleri erken tanıyı güçlendiriyor</strong></h2>

<p>Son 10 yılda radyolojide çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Füsun Taşkın, gelişen ultrason teknolojileri sayesinde iyi ve kötü huylu oluşumların daha hızlı ve güvenilir biçimde ayırt edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Dijital mamografiyle birlikte kullanılan tomosentez teknolojisinin memeden kesitsel görüntüler alınmasını sağladığını belirten Taşkın, özellikle yoğun meme dokusunda gizlenebilen oluşumların daha kolay tespit edilebildiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Kontrastlı mamografi MR’a alternatif olabiliyor</strong></h2>

<p>Kontrastlı mamografinin son yılların en önemli gelişmelerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Taşkın, damardan verilen kontrast madde sayesinde şüpheli bölgelerin çok daha ayrıntılı değerlendirilebildiğini söyledi.</p>

<p>Bu yöntemin özellikle meme başı akıntısı olan, eline kitle gelen, muayenede şüpheli bulgu saptanan veya yüksek risk grubunda bulunan kadınlarda kullanıldığını belirten Taşkın, bazı hastalarda meme MR’ına olan ihtiyacı da ortadan kaldırabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 05 At 19.10.52 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-191052-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Ameliyat olamayan hastalarda yeni tedavi seçeneği</strong></h2>

<p>Meme kanseri tespit edildiğinde tümörün yanı sıra karşı meme ve koltuk altı lenf bezlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Taşkın, doğru evrelemenin tedavi başarısında kritik rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Yaş veya ek hastalıklar nedeniyle ameliyat edilemeyen bazı hastalarda tümörün dondurularak tedavi edilmesine olanak sağlayan yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Taşkın, bu yaklaşımın uygun hastalarda hem hızlı iyileşme hem de kozmetik avantajlar sunduğunu kaydetti.</p>

<p>Programda kadınlara çağrıda bulunan radyoloji uzmanı Prof. Dr. Füsun Taşkın, “Memede çözümsüz kalan bir sorun yok. Meme kanseri erken tanındığında en başarılı şekilde yönetilebilen ve tedavi edilebilen kanser türlerinden biridir. Bu nedenle düzenli kontroller ihmal edilmemelidir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kadinlar-dikkat-40-yasindan-sonra-mamografi-sart</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-191053.jpeg" type="image/jpeg" length="10540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="90029"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="29540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="19372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="79462"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="81495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="38147"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="97324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ 2026: SSK ve Bağ-Kur'lular ne kadar alacak, ikramiyeler ne zaman yatacak?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-bayram-ikramiyesi-2026-ssk-ve-bag-kurlular-ne-kadar-alacak-ikramiyeler-ne-zaman-yatacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-bayram-ikramiyesi-2026-ssk-ve-bag-kurlular-ne-kadar-alacak-ikramiyeler-ne-zaman-yatacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 emekli bayram ikramiyesi için beklentiler yükseldi. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin merak ettiği yeni ikramiye tutarına zam yapılıp yapılmayacağı gündemde. İşte Ramazan Bayramı öncesi ödeme takvimi, dul-yetim aylığı alanlara yapılacak ödeme oranları ve ikramiyeye ilişkin yasal düzenleme hazırlığına dair güncel detaylar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Milyonlarca SSK ve Bağ-Kur emeklisi, Ramazan Bayramı öncesi ödenecek ikramiyenin 2026’da ne kadar olacağını merak ediyor. Son olarak 4 bin TL’ye yükseltilen bayram ikramiyesinde yeni bir artış yapılıp yapılmayacağı ve olası zam oranı, emeklilerin gündeminde ilk sırada yer alıyor. Özellikle maaş zamlarının ardından gözler, açıklanacak yeni ikramiye tutarına çevrildi.</p>

<h3></h3>

<h4></h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-bayram-ikramiyesi-2026-ssk-ve-bag-kurlular-ne-kadar-alacak-ikramiyeler-ne-zaman-yatacak</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 19:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/emekli-bayram-ikramiyesi-ne-kadar-ne-zaman.webp" type="image/jpeg" length="65308"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
