<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 10 Sep 2026 13:09:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı pota altını güçlendirdi: Alman Pivot Luisa Geiselsöder sarı-lacivertli formayı giydi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahce-kadin-basketbol-takimi-pota-altini-guclendirdi-alman-pivot-luisa-geiselsoder-sari-lacivertli-formayi-giydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahce-kadin-basketbol-takimi-pota-altini-guclendirdi-alman-pivot-luisa-geiselsoder-sari-lacivertli-formayi-giydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi ve EuroLeague Women’ın son şampiyonu Fenerbahçe, yeni sezon kadro yapılanması kapsamında Alman pivot Luisa Geiselsöder’i transfer etti. Sarı-lacivertli kulüpten yapılan resmi açıklamada, 26 yaşındaki başarılı milli oyuncu ile 1 yıllık sözleşme imzalandığı duyuruldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezonda hem ligde hem de Avrupa arenasındaki zirve yürüyüşünü sürdürmeyi hedefleyen Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, uzun rotasyonuna önemli bir takviye yaptı. Avrupa basketbolunun yükselen değerleri arasında gösterilen ve WNBA tecrübesi de bulunan Alman pivot Luisa Geiselsöder, sarı-lacivertli renklere bağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Pota altına 1 yıllık takviye</strong></h2>

<p>Sarı-lacivertli kulübün resmi iletişim kanallarından transferle ilgili yapılan bilgilendirmede, <i>"Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımımız, Alman pivot Luisa Geiselsöder ile 1 yıllık anlaşmaya varmıştır. Oyuncumuza ailemize hoş geldin diyor, çubuklu formamız altında zaferlerle dolu bir sezon diliyoruz"</i> ifadelerine yer verildi.</p>

<h3><strong>Avrupa ve WNBA arenasında zengin kariyer</strong></h3>

<p>26 yaşındaki Geiselsöder, kariyeri boyunca hem Avrupa liglerinde hem de Amerika Kadınlar Ulusal Basketbol Birliği (WNBA) çatısı altında pek çok kulübün formasını terletti.  Fransa Ligi'nde Landerneau Bretagne, Roche Vendée ve Basket Landes takımlarında uzun süre istikrarlı bir performans sergiledi.</p>

<p>Kadın basketbolunun zirvesi olan WNBA'de Dallas Wings ve Portland Fire formalarıyla sahaya çıktı.</p>

<p>Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nde ÇBK Mersin forması giyerek lig dinamiklerine yabancı olmadığını kanıtladı.</p>

<p>Fiziksel gücü, ribaunt sezgisi ve pota altındaki caydırıcı oyunuyla tanınan Alman milli oyuncu, yeni sezonda Fenerbahçe’nin şampiyonluk mücadelesinde kritik rollerden birini üstlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahce-kadin-basketbol-takimi-pota-altini-guclendirdi-alman-pivot-luisa-geiselsoder-sari-lacivertli-formayi-giydi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/csm-geiselsoeder-luisa-1-athletin-basketball-paris2024-8bf6903abc.webp" type="image/jpeg" length="23233"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okul çağındaki çocuklarda çürük tehdidi: Uzmanlardan beslenme çantası ve diş fırçalama uyarısı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/okul-cagindaki-cocuklarda-curuk-tehdidi-uzmanlardan-beslenme-cantasi-ve-dis-fircalama-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/okul-cagindaki-cocuklarda-curuk-tehdidi-uzmanlardan-beslenme-cantasi-ve-dis-fircalama-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların açılmasıyla değişen günlük rutinler, çocukların beslenme ve ağız bakım alışkanlıklarını doğrudan etkiliyor. Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gamze Aren, gün boyu sık aralıklarla tüketilen şekerli ve yapışkan atıştırmalıkların dişleri aralıksız asit saldırısına maruz bırakarak çürük riskini katladığını belirtti. Aren, aileleri beslenme çantası hazırlığı ve sabah fırçalamalarının ihmal edilmemesi konusunda uyardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p id="p-rc_5232794ccb9695fd-89">Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte çocukların beslenme düzeninde okul kantinleri ve ara öğünler ağırlık kazanırken, uzmanlar diş sağlığının korunması adına kritik uyarılarda bulunuyor. Biruni Üniversitesi Hastanesi tarafından yapılan bilgilendirmede görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Gamze Aren, çürük oluşumunda şekerin miktarından ziyade tüketim sıklığının belirleyici rol oynadığına dikkat çekti.</p>

<p><img alt="009 2023 001 2023 23 Aralik 12 20231209 2 61612394 95711850" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/009-2023-001-2023-23-aralik-12-20231209-2-61612394-95711850.webp" width="750" /></p>

<h3><strong>Miktar değil tüketim sıklığı dişi çürütüyor</strong></h3>

<p id="p-rc_5232794ccb9695fd-90">Şekerli gıdaların ağız içinde yarattığı asidik ortama işaret eden Prof. Dr. Aren, sürecin biyolojik mekanizmasını şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Çocuk bir günde çok yüksek miktarda şeker tüketmese bile şekerli gıdaları gün boyunca sık aralıklarla tüketiyorsa dişler tekrar tekrar olumsuz bir ağız ortamıyla karşı karşıya kalır. Özellikle bisküvi, kek, şekerleme, çikolata ve benzeri atıştırmalıkların sürekli tüketilmesi çürük riskini artırabilir. Ara öğünler planlı olmalı, gün boyu devam eden bir atıştırma alışkanlığına dönüşmemelidir."</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>Bazı yiyeceklerin yapışkan yapısı sebebiyle diş yüzeyinde ve arayüzlerde saatlerce kaldığını hatırlatan Aren, bu tür gıdaların ara öğün menülerinden çıkarılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Beslenme çantasına şeker yerine peynir ve meyve</strong></h3>

<p id="p-rc_5232794ccb9695fd-91">Ebeveynlerin okul çantası hazırlarken yalnızca tokluk hissine odaklanmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Gamze Aren, kraker, bisküvi ve kek gibi dişe yapışan ürünler yerine taze meyveler ve kuruyemişler tercih edilmesini, tükürük akışını dengeleyen ve asidi nötralize eden peynir gibi şekersiz süt ürünleri menüye eklenmesini, şekerli meyve suları ve gazlı meşrubatlar yerine çocukların ana sıvı ihtiyacı suyla karşılanmasını tavsiye etti.</p>

<p><img alt="Thumbs B C C53Af7957E0F5741195F699003Ba9Db2" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-c53af7957e0f5741195f699003ba9db2.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>"Okula yetişme telaşı fırçalamayı aksatmamalı"</strong></h3>

<p>Tatil sonrası erken uyanma ve okula yetişme telaşının sabah diş fırçalama alışkanlığını sekteye uğratabildiğini vurgulayan Aren, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Okul dönemi yalnızca ders programının değil, sağlıklı günlük alışkanlıkların da yeniden düzenlendiği bir dönemdir. Sabah okula yetişme telaşı nedeniyle fırçalama kesinlikle ihmal edilmemeli; çocukların dişlerini sabah ve gece düzenli olarak fırçalamaları sağlanmalıdır. Öğle yemeğinin ardından imkan bulunması halinde okul çantasında taşınacak yaşa uygun fırça ve macunla fırçalama yapılması ağız bakımını kuvvetlendirir. Okulda bu imkan yoksa dahi sabah ve gece fırçalaması asla aksatılmamalıdır."</i></p>
</blockquote>

<p id="p-rc_5232794ccb9695fd-92">Prof. Dr. Gamze Aren, özellikle çürük gelişimine yatkın çocuklarda başlangıç evresindeki lezyonların ve problemlerin erkenden tespit edilebilmesi için düzenli pedodonti (çocuk diş hekimliği) kontrollerinin aksatılmaması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/okul-cagindaki-cocuklarda-curuk-tehdidi-uzmanlardan-beslenme-cantasi-ve-dis-fircalama-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-1c781b9cd84923a4f7353c1431d3102b.webp" type="image/jpeg" length="23489"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan dava açmıştı: Özgür Özel'e manevi tazminat cezası]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-dava-acmisti-ozgur-ozele-manevi-tazminat-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-dava-acmisti-ozgur-ozele-manevi-tazminat-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Erdoğan’a yönelik açıklamaları nedeniyle açılan davalarda toplam 800 bin TL manevi tazminata hükmedildiğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bazı açıklamaları nedeniyle açılan davalarda toplam <strong>800 bin TL manevi tazminata hükmedildiğini</strong> açıkladı. Aydın, üç ayrı konuşma nedeniyle Özel hakkında verilen kararlar kapsamında 200 bin, 300 bin ve 300 bin TL olmak üzere toplam 800 bin TL tazminat ödenmesine karar verildiğini bildirdi.</p>

<h2><strong>Erdoğan’ın avukatından tazminat açıklaması</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Özgür Özel’in Erdoğan’a yönelik açıklamaları nedeniyle açılan davalara ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Aydın, “Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan mesnetsiz iddiaları ve hakaretamiz sözleri nedeniyle aleyhine toplam 800 bin TL manevi tazminata hükmedilmiştir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Üç konuşma için ayrı ayrı tazminat</strong></h3>

<p>Aydın’ın açıklamasına göre Ankara 44. Asliye Mahkemesi, bugünkü duruşmada Özel’in üç farklı konuşmasına ilişkin karar verdi.</p>

<p>Özel’in <strong>13 Ağustos 2025’te Marmara Cezaevi çıkışında yaptığı konuşma</strong> nedeniyle 200 bin TL manevi tazminata hükmedildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı tarihte CHP tarafından İstanbul Bayrampaşa’da düzenlenen <strong>“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingindeki konuşması</strong> nedeniyle ise 300 bin TL manevi tazminat kararı verildiği aktarıldı.</p>

<p>Özel’in 18 Ağustos 2025’te Aydın’da düzenlenen mitingdeki konuşması nedeniyle de 300 bin TL manevi tazminata hükmedildiği bildirildi.</p>

<h3><strong>Toplam 800 bin TL tazminat</strong></h3>

<p>Böylece üç ayrı konuşma nedeniyle verilen kararlar kapsamında Özgür Özel’in toplam <strong>800 bin TL manevi tazminat </strong>ödemesine karar verildiği açıklandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-dava-acmisti-ozgur-ozele-manevi-tazminat-cezasi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/61abc230-122f-4e04-bc60-d251457ea633.jpg" type="image/jpeg" length="67735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KESK’ten OVP tepkisi: “Emeği hedef alan saldırıların son halkası”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/keskten-ovp-tepkisi-emegi-hedef-alan-saldirilarin-son-halkasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/keskten-ovp-tepkisi-emegi-hedef-alan-saldirilarin-son-halkasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a tepki gösterdi. OVP’nin emekçilerin gelirlerini daha da geriletecek politikalar içerdiğini savunan Karagöz, “Bu iktidarın Orta Vadeli Programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KESK Eş Genel Başkanı <strong>Ahmet Karagöz</strong>, 2027-2029 dönemini kapsayan <strong>Orta Vadeli Program</strong>’a (OVP) tepki gösterdi. OVP’nin emekçilerin gelirlerini ve sosyal haklarını olumsuz etkileyecek politikaların devamı niteliğinde olduğunu savunan Karagöz, “Bu iktidarın Orta Vadeli Programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur” dedi.</p>

<p>Karagöz, köprü ve otoyolların işletme hakkının devredilmesi ile özelleştirme hedeflerini de eleştirerek, “Bu OVP yıllardır bizleri, emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>“OVP bütçenin hazırlanmasında temel politika belgesi”</strong></h2>

<p>KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, düzenlediği basın toplantısında 2027-2029 dönemini kapsayan OVP’nin dört gün önce Resmi Gazete’de yayımlandığını belirtti.</p>

<p>Üç yıllık dönemde uygulanacak ekonomik ve sosyal politikalara yön verecek OVP’nin aynı zamanda bütçenin hazırlanmasında temel alınacak politika belgesi olduğunu ifade eden Karagöz, KESK olarak her OVP ve bütçe döneminde “Bu program kimin için hazırlanıyor? Kimin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kime dağıtılıyor? Külfet kimin sırtına yükleniyor?” sorularını yönelttiklerini söyledi.</p>

<p>Karagöz, emekçiler açısından asıl meselenin ekonomik programlarda kullanılan kavramlardan ziyade günlük yaşam koşulları olduğunu belirterek, “Mesele sofraya konulan ekmek, ödenen kira, alınan maaş ve geleceğe dair güvencedir” dedi.</p>

<h3><strong>“Türkiye’de her 5 kişiden 4’ü emekçi sınıfının parçası”</strong></h3>

<p>Türkiye’de işçiler, emekliler, kamu emekçileri, küçük esnaf, üretici ve çiftçilerin yanı sıra ev ve bakım emeği verenlerin toplumun büyük bölümünü oluşturduğunu belirten Karagöz, bu kesimlerin aileleriyle birlikte nüfusun en az yüzde 80’ini oluşturduğunu savundu.</p>

<p>TÜİK verilerine göre istihdamda 32,5 milyon kişinin bulunduğunu belirten Karagöz, yaklaşık 4 milyon kamu emekçisinin bu grubun içerisinde yer aldığını söyledi.</p>

<p>Yaklaşık 10 milyon kişinin kayıt dışı çalıştığını ifade eden Karagöz, 16 milyonu aşkın emeklinin bulunduğuna dikkat çekti. Küçük esnaf, çiftçi, üretici ve istihdam rakamlarında yer almayan ev kadınlarının da hesaba katılması gerektiğini belirten Karagöz, “Bugün Türkiye’de her 5 kişiden 4’ü emekçi sınıfların bir parçasıdır” dedi.</p>

<h3><strong>“Maaş artışlarımız hedeflenen enflasyonun bile altında kaldı”</strong></h3>

<p>Toplu sözleşme sürecinde uzlaşma sağlanamadığını ve Hakem Kurulu kararının gerçekleşen enflasyon yerine tahmin edilen enflasyon üzerinden şekillendiğini söyleyen Karagöz, kamu emekçilerinin ücretlerine ilişkin artışların yetersiz kaldığını savundu.</p>

<p>Karagöz, 2026-2028 dönemini kapsayan OVP’de 2026 için yüzde 16, 2027 için yüzde 9 enflasyon hedeflendiğini, 8. Dönem Toplu Sözleşme kapsamında ise 2026 için yüzde 11+7, 2027 için yüzde 5+4 oranlarında artış öngörüldüğünü belirtti.</p>

<p>Yeni OVP’de 2027 yılında maaş, ücret ve aylık artışlarında yüzde 21 oranının temel alınacağının ilan edildiğini söyleyen Karagöz, bu durumun çalışanların gelir kaybını artıracağını ileri sürdü.</p>

<p>Karagöz, özellikle asgari ücretlilerin açlık sınırının altında kaldığını belirterek, “Rakamlar ortada. Maaşlarımız eriyor, hedefler yükseliyor” dedi.</p>

<h3><strong>Köprü ve otoyolların işletme hakkı devrine tepki</strong></h3>

<p>Karagöz, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile 8 otoyolun özelleştirme programına alınmasına da tepki gösterdi.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığının uygulamanın satış değil, 30 yıllığına “işletme hakkı transferi” olduğunu ve mülkiyetin devlette kalacağını açıkladığını hatırlatan Karagöz, uygulamanın niteliğinden bağımsız olarak kamu kaynaklarının özel çıkarlara aktarılacağı görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Karagöz, Karayolları Genel Müdürlüğünün 2026 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na atıfta bulunarak, köprü ve otoyollardan bakım ve diğer giderler düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edildiğini söyledi.</p>

<p>İşletme hakkı transferi kapsamında elde edileceğini öne sürdüğü gelire ilişkin de hesaplama yapan Karagöz, söz konusu köprü ve otoyolları işletenlerin 30 yılda güncel kurla 871 milyar 920 milyon lira gelir elde edeceğini savundu.</p>

<h3><strong>“Ortak varlıklarımız sermayeye peşkeş çekilecek”</strong></h3>

<p>Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yürütülen ihalelere de değinen Karagöz, bir haftalık ihale sürecinde 46 ilde toplam 29 bin 218 hektarlık alanın özel maden şirketlerine satıldığını ileri sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karagöz, bu alanın yaklaşık 40 bin futbol sahasına denk geldiğini belirterek, OVP’de özelleştirme gelirleri için belirlenen hedefleri de eleştirdi.</p>

<p>OVP’ye göre 2027’de 183 milyar lira, 2028’de ise 163,5 milyar lira özelleştirme geliri hedeflendiğini söyleyen Karagöz, bu politikaların kamu varlıklarının elden çıkarılması yoluyla bütçe açığının kapatılmasına ve kamu harcamalarının finanse edilmesine dayandığını savundu.</p>

<h3><strong>“Bu OVP emek saldırılarının son halkası”</strong></h3>

<p>OVP’nin ekonomik hedeflerinin yanı sıra emek politikaları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Karagöz, iktidarın ekonomi politikalarının emekçilerin gelirlerini azaltırken sermayenin ve işverenlerin güçlenmesine yol açtığını öne sürdü.</p>

<p>Karagöz, şöyle konuştu:</p>

<p>“Bu iktidarın Orta Vadeli Programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur. Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken; büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu.”</p>

<p>Yoksullaştırma politikalarına karşı antidemokratik uygulamaların da sürdüğünü savunan Karagöz, “Bu OVP yıllardır bizleri, emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır” dedi.</p>

<h3><strong>KESK’ten “birleşme ve mücadele” çağrısı</strong></h3>

<p>Karagöz, OVP’nin önümüzdeki üç yılın yanı sıra yeni bir “sosyal yıkım bütçesi”nin işareti olduğunu savundu.</p>

<p>KESK olarak böyle bir bütçeyi kabul etmeyeceklerini belirten Karagöz, sendikalı veya sendikasız tüm emekçileri ortak mücadeleye çağırdı.</p>

<p>Karagöz, “Gün sendikalı-sendikasız veya şu sendikanın üyesi, bu sendikanın üyesi diye bölünme günü değildir. Gün birleşme günüdür. Birlikte mücadele günüdür” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/keskten-ovp-tepkisi-emegi-hedef-alan-saldirilarin-son-halkasi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-10-125011.png" type="image/jpeg" length="57741"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 200. yılını dünya sahnelerinde ve yeni bestelerle kutlayacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-senfoni-orkestrasi-200-yilini-dunya-sahnelerinde-ve-yeni-bestelerle-kutlayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-senfoni-orkestrasi-200-yilini-dunya-sahnelerinde-ve-yeni-bestelerle-kutlayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Temelleri 1826 yılında II. Mahmud döneminde "Muzıka-i Hümayun" adıyla atılan, Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün talimatıyla başkente taşınarak Türkiye’nin ilk kurumsal müzik yapısı haline gelen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), 200. kuruluş yıl dönümü etkinliklerini sürdürüyor. Yeni sezonda Viyana, Prag ve ABD turnelerine çıkmaya hazırlanan topluluk; 68 periyodik konser, 27 oda konseri, sipariş edilen 9 eserin prömiyerine imza atmayı planlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı faaliyet yürüten ve ana sponsoru Denizbank’ın desteğiyle sahne alan orkestra, yeni sezonun açılışını 2 Ekim’de şef Cemi'i Can Deliorman yönetiminde ve dünyaca ünlü piyanist Behzod Abduraimov’un solistliğinde CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da gerçekleştirecek.</p>

<p>Yeni sezon hazırlıklarını, uluslararası hedefleri ve repertuvar detaylarını orkestranın yönetim kadrosu anlattı.</p>

<p><img alt="A A 20260910 42430791 42430785 C S O Y E N I S E Z O N D A 200 Y I L L I K B I R I K I M I N I D U N Y A Y I L D I Z L A R I V E Y E N I E S E R L E R L E S A H N E Y E T A S I Y A C A K" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430785-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" width="1200" /><img alt="Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 200. yılını dünya sahnelerinde ve yeni bestelerle kutlayacak-1" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430785-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>Daimi Şef Cemi'i Can Deliorman: "Berlin ve New York'ta ne varsa CSO'da o olacak"</strong></h3>

<p>CSO Daimi Şefi Cemi'i Can Deliorman, orkestranın iki asırlık köklü geçmişinin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumsal hafızasını temsil ettiğini vurguladı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Orkestra aynı zamanda Cumhuriyet'imizin tarihi. Geçen sezon bu anlamda çok büyük konserler yaptık, çok önemli siparişler gerçekleştirdik. Yeni sezonda etkinlik sayılarımızı, siparişlerimizin sayılarını artırarak, konuk sanatçılarımızın, konuk şeflerimizin, solistlerimizin kalitesini, niteliğini artırarak çok özel bir konser sezonu hazırladık."</i></p>
</blockquote>

<p>Uluslararası turnelerin orkestranın temsiliyeti açısından hayati olduğunu belirten Şef Deliorman, yurt dışı ve başkent programına dair şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Dünyanın çok önemli kültür başkentlerinde önemli konser salonlarında çarpıcı etkinlikler yapacağız. Bir orkestra için uluslararası turne yapıyor olmak çok önemli. Orkestramızın ülkemizi temsilen Viyana, Prag, ABD'nin en büyük konser salonlarında konser vermesi, ülkemizin tanıtımı, orkestranın uluslararası işbirlikleri açısından da çok önemli.</i></p>

<p><i>Bu sene kendi evimizde, CSO'nun ana salonunda yapacağımız konserler ayrıca kıymetli. Yeni sezonda Ankara'da dinleyicilerimiz, Berlin'deki, Viyana'daki, Sydney'deki New York ve Paris'teki konser salonlarında nasıl bir içerik dinliyorlarsa, hangi sanatçıları dinleme imkanını buluyorlarsa, CSO'da da o nitelikte bir konser sezonu dinleme fırsatı bulacak. Geçen sene yüzleri bulan bir etkinlik rakamına ulaşmıştık. Bu sene 68 ana etkinliğimiz var, tabii ki orkestra sadece kendi yerleşkesinde konserler vermiyor. Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde çok önemli etkinliklerimiz var. Ankara Arena Spor Salonu'nda dev bir halk konseri organize ediyoruz. Yeni sezon programımızın içinde her şey var yani yok, yok."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>"Dinleyicimize yer yetiştiremiyoruz: üyelik paketleri bir hediye"</strong></h3>

<p>Dinleyicilerin salona gösterdiği yoğun ilgi sebebiyle başlatılan "Armoni 10'lu", "Senfoni 15'li" ve "Maestro 20'li" üyelik sistemine değinen Deliorman, izleyici kitlesiyle kurulan bağı şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın kemikleşmiş, aidiyet duygusu çok yüksek bir dinleyici kitlesi var. Dünyada da bunun eşini bulmak gerçekten kolay değil. Bu bizlerden dinleyicimize bir hediye gibi. Bu üyelik paketleri dinleyicilerimize büyük bir ekonomik kolaylık sunacak ve birçok konseri önceden kendilerinin seçmesini sağlayacak. Dinleyiciler, kendi yerlerini genel satıştan önce alabilecek.</i></p>

<p><i>Orkestramızın en büyük problemlerinden biri, dinleyicimize yer yetiştiremiyoruz. Konserlerimizin biletleri çok hızlı tükeniyor. CSO'yu sanatçılar ve dinleyicilerle bir aile gibi düşünüyoruz. Dinleyicimizin aidiyet ve bağlılık duygusuna çok saygı duyuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın 200. yılına yaraşır harika bir sezon bizi bekliyor."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260910 42430791 42430787 C S O Y E N I S E Z O N D A 200 Y I L L I K B I R I K I M I N I D U N Y A Y I L D I Z L A R I V E Y E N I E S E R L E R L E S A H N E Y E T A S I Y A C A K" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430787-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>CSO Müdürü Altan Kalmukoğlu: "Biz bu ülkenin milli takımıyız"</strong></h3>

<p>CSO bünyesinde 40 yılı aşkın süredir sanatçı ve yönetici olarak çalışan flüt sanatçısı ve CSO Müdürü Altan Kalmukoğlu, dünyada 200 yıllık sürekliliği yakalayan sanat kurumu sayısının çok sınırlı olduğuna dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p><i>"200. yıl, çok az orkestraya nasip olan bir yaş. Dünyada şu anda ismini duyduğunuz çok meşhur orkestraların birçoğu henüz 200 yaşına gelmedi. Osmanlı'dan bu yana süren ve kesintisiz devam eden bir çalışma söz konusu. Savaş dönemlerinde bile orkestramızın sanatçıları cephelerde asker olarak görev yaptı. Her zaman vatanı ve ülkesi için her alanda mücadele verdi."</i></p>
</blockquote>

<p>Sahnede icracı olmanın idari yönetime sağladığı katkıyı ve orkestranın milli misyonunu aktaran Kalmukoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bir yöneticinin muhakkak o sahnenin tozundan geçmesi gerekiyor. Sabah orkestramızın provasına giriyoruz, öğleden sonra yöneticilik gömleğimizi giyip masanın diğer tarafına geçiyoruz. Biz bu ülkenin milli takımıyız. Uluslararası arenada başka orkestralarla yarış içerisinde olmak durumundayız ve bunun için ülkemizin bayrağını en üst seviyeye taşımaya çalışıyoruz. Orkestramızın 200. yılı dolayısıyla dünyanın en büyük solist ve şeflerini, dünya sahnelerinin yıldızlarını Ankaralı seyirciyle buluşturacağız."</i></p>
</blockquote>

<p>Kalmukoğlu ayrıca 12-13 Şubat tarihlerinde seslendirilecek "Sarayda Bir Akşam: Osmanlı Sarayında Avrupa Müziği" konserine dair şu ayrıntıyı paylaştı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Osmanlı tarihinden bugüne kadar olan süreci kapsayan çok önemli bir konser vereceğiz, bizim tarihsel akışımızı anlatan. Bunu hem Ankaralı seyirciyle hem de Külliye'de Sayın Cumhurbaşkanımıza sunacağız. Burada Osmanlı sultanlarının, padişahların, eşlerinin, çocuklarının yapmış olduğu besteleri de seyirciyle buluşturacağız."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260910 42430791 42430789 C S O Y E N I S E Z O N D A 200 Y I L L I K B I R I K I M I N I D U N Y A Y I L D I Z L A R I V E Y E N I E S E R L E R L E S A H N E Y E T A S I Y A C A K" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430789-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" width="1200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Müdür Yardımcısı Kumsal Germen: "7 genç bestecimizin eseri ilk kez çalınacak"</strong></h3>

<p>CSO Müdür Yardımcısı ve trombon sanatçısı Kumsal Germen ise repertuvara kazandırılan 9 yeni eser siparişinin detaylarını vererek şu bilgileri paylaştı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Hamburg Müzik ve Tiyatro Yüksekokulu profesörü ve çok sayıda ödülün sahibi besteci Wolf Kerschek'in 'Anadolu Rapsodisi' adlı eseri ile Türk besteci Mehmet Ali Sandıkoğlu tarafından yazılan ikinci eser ana salonda seslendirilecek. Mavi Salon'da gerçekleştirilecek 7 eserin prömiyeri ise 3 Mayıs 2027'de 'İnsan Ruhunun Yedi Acı Yüzü' başlığı altında dinleyiciyle buluşacak. Çok değerli bestecilerin 7 eserini dinleyeceğiz. Biz çok heyecanlıyız. Umarız dinleyicilerimiz de keyif alır.</i></p>

<p><i>200 yıl çok büyük ve önemli hepimiz için. Hem genç hem de tecrübeli sanatçılarla bu salonda çalıp bu eserleri seslendirmek bizim için çok büyük keyif."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-senfoni-orkestrasi-200-yilini-dunya-sahnelerinde-ve-yeni-bestelerle-kutlayacak</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430783-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" type="image/jpeg" length="28949"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güneş Uçak’ın ölümüne ilişkin dava ertelendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gunes-ucakin-olumune-iliskin-dava-ertelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gunes-ucakin-olumune-iliskin-dava-ertelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’un Atakum ilçesinde bisikletiyle yaya geçidinden karşıya geçmek isterken otomobilin çarpması sonucu 12 yaşında hayatını kaybeden Güneş Uçak’ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Sanık Mustafa Furkan Karapolat’ın aracının hızını hatırlamadığını söylediği duruşmada, sanık avukatları Güneş’in kırmızı ışıkta geçtiğini savundu. Savcılık sanığın 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Duruşma 17 Eylül’e ertelendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Samsun’un Atakum ilçesindeki Türkiş Kavşağı’nda bisikletiyle yaya geçidinden karşıya geçmek isterken otomobilin çarpması sonucu 12 yaşında hayatını kaybeden <strong>Güneş Uçak’</strong>ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Sanık Mustafa Furkan Karapolat’ın aracının hızını hatırlamadığını söylediği duruşmada, sanık avukatları Güneş’in kırmızı ışıkta geçtiğini savundu. Savcılık sanığın taksirli suç kapsamında 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.</p>

<p>Duruşma 17 Eylül’e ertelendi.</p>

<h2><strong>Sanık hızını hatırlamadığını söyledi</strong></h2>

<p>Samsun’un Atakum ilçesindeki Türkiş Kavşağı’nda 12 yaşındaki <strong>Güneş Uçak</strong>’ın hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin davanın ilk duruşması görüldü.</p>

<p>Duruşmada sanık Mustafa Furkan Karapolat, olay sırasında aracının hızını hatırlamadığını söyledi. Sanık avukatları ise Güneş’in kırmızı ışıkta geçtiğini ileri sürerek müvekkillerinin kusursuz olduğunu savundu.</p>

<p>Mahkeme, yeniden bilirkişi raporu alınması talebini reddetti. Savcılık ise sanığın taksirli suç kapsamında <strong>2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını</strong> talep etti.</p>

<p>Duruşma, 17 Eylül saat 10.30’a ertelendi.</p>

<h3><strong>Aileden “adalet” çağrısı</strong></h3>

<p>Duruşmanın ardından <strong>Güneş Uçak</strong>’ın ailesi ve yakınları adliye önünde açıklama yaptı.</p>

<p>Aile, Güneş’i güvenli olması gereken bir yaya geçidinde bisikletiyle karşıya geçmek isterken meydana gelen trafik kazasında kaybettiklerini belirtti. İlk değerlendirmelerde Güneş’in yaya geçidinde bisiklet sürdüğü gerekçesiyle kusurlu gösterilmesine tepki gösteren aile, kazadaki tüm sorumluluk ve ihmallerin ortaya çıkarılmasını istedi.</p>

<p>Açıklamada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52. maddesine de dikkat çekildi. Sürücülerin yaya geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltması, yol, görüş, hava ve trafik koşullarına göre uygun hızla seyretmesi ve gerekli güvenli mesafeyi koruması gerektiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir çocuğun hayatını kaybettiği olayda tüm kusur ve ihmallerin tarafsız biçimde ortaya çıkarılması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Bizim talebimiz adalet, hesap verebilirlik ve cezasızlığın son bulmasıdır” denildi.</p>

<h3><strong>Alkaç: “Bir kentin yüreğini yakan mesele”</strong></h3>

<p><strong>Güneş Uçak</strong>’ın avukatı ve YENİ Parti İlkadım İlçe Başkanı <strong>Umut Alkaç</strong> da adliye önünde açıklama yaptı.</p>

<p>Alkaç, Güneş’in ölümünün yalnızca ailesinin yaşadığı bir acı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek kent yönetimine yönelik eleştirilerde bulunarak şöyle konuştu:</p>

<p><i>“Bir ailenin yüreğini değil, bir kentin, bir şehrin yüreğini yakan bir meseledir. Bu kentin idarecilerine sesleniyoruz, bu kenti yönetenlere sesleniyoruz. Bizim çocuklarımız güvende değil, bizim hayvanlarımız güvende değil, bizim yeşilimiz güvende değil. Bizim kadınlarımız güvende değil.”</i></p>

<p>Davanın bir sonraki duruşması <strong>17 Eylül saat 10.30’da</strong> görülecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gunes-ucakin-olumune-iliskin-dava-ertelendi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gunes-ucak-in-olumune-iliskin-dava-basladi-du-20224897-amp.jpg" type="image/jpeg" length="75658"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da suç örgütü operasyonu: 19 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-suc-orgutu-operasyonu-19-supheli-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-suc-orgutu-operasyonu-19-supheli-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da Sarallar çıkar amaçlı, silahlı ve organize suç örgütünün Sedat Şahin'e yönelik eylem hazırlığında olduğu belirlendi. Operasyonda 19 şüpheli tutuklanırken çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul</strong>'da "Sarallar" çıkar amaçlı, silahlı ve organize suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmada, Sedat Şahin'e yönelik eylem hazırlığında oldukları belirlenen 19 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin tamamı çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.</p>

<h2><strong>Şüpheliler silah ve uyuşturucuyla yakalandı</strong></h2>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, şehirlerde yapılanan, gençleri istismar eden ve sosyal medyayı propaganda aracı olarak kullanan çıkar amaçlı silahlı organize suç örgütlerine yönelik soruşturmaların sürdürüldüğü belirtildi.</p>

<p>Bu kapsamda <strong>İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü</strong> Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin koordinasyonunda çalışma yürütüldü.</p>

<p>31 Ağustos'ta Kadıköy'de durdurulmak istenen bir araçtan kaçan 3 şüphelinin, ekiplerin dikkati sayesinde bir tabanca ve uyuşturucu maddelerle yakalandığı bildirildi.</p>

<h3><strong>Beykoz'daki adreste çok sayıda silah bulundu</strong></h3>

<p>Açık ve kapalı kaynaklardan elde edilen bilgiler ile yapılan analiz çalışmaları sonucunda Beykoz'da peyzaj alanı olarak faaliyet gösteren bir adres tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu adreste dedektör köpekleriyle gerçekleştirilen aramalarda 1 roketatar silah, 3 roketatar sevk fişeği, 3 anti-tank roket mühimmatı, 2 uzun namlulu silah ve 2 otomatik silah ele geçirildi.</p>

<p>Aramalarda ayrıca silahlara ait çok sayıda şarjör ve fişek, 1 çalıntı motosiklet ile eylemde kullanılması değerlendirilen yabancı plakalı 1 araç da bulundu.</p>

<h3><strong>Sedat Şahin'e yönelik eylem hazırlığı tespit edildi</strong></h3>

<p><strong>Soruşturma</strong> kapsamında ele geçirilen suç unsurlarının söz konusu adrese farklı zamanlarda getirildiği ve alandaki ağaçlar ile saksıların arasına gizlendiği belirlendi.</p>

<p>Hakkında daha önce kırmızı bülten çıkarılan ve yurt dışında firari durumda bulunan Sarallar çıkar amaçlı, silahlı ve organize suç örgütü üyesi şüpheli Yakup Kerem Saral tarafından Sedat Şahin'e yönelik kasten öldürme eylemi planlandığı tespit edildi.</p>

<p>Ele geçirilen suç unsurlarının da bu eylemde kullanılmak üzere operasyondan bir gün önce alandaki konteynere taşındığının belirlendiği aktarıldı.</p>

<h3><strong>19 şüphelinin tamamı tutuklandı</strong></h3>

<p>Eyleme iştirak ettiği belirlenen 7'si İran uyruklu, 1'i adli süreçteki çocuk olmak üzere toplam 19 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda ise 1 silah ve çok sayıda fişek ele geçirildi.</p>

<p>Şüphelilerden ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesinde çok sayıda tabanca ve uzun namlulu silah fotoğrafı ile uyuşturucu madde fotoğrafları ve uyuşturucu madde ticaretine ilişkin yazışmalar bulundu.</p>

<p><strong>İnceleme</strong>lerde ayrıca Yakup Kerem Saral'ın Sedat Şahin'e yönelik eylem hazırlığında olduğu, Şahin'in fotoğraflarının ve katılacağı davet ve organizasyonlara ilişkin keşif faaliyetlerinin bulunduğu belirlendi.</p>

<p>Açıklamada, Saral'ın eylemi gerçekleştirecek şüphelileri eylemin ardından yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarmayı planladığı ve bunun karşılığında yüksek miktarda ödeme yapacağının da dijital materyaller üzerinden tespit edildiği belirtildi.</p>

<p>Şüphelilerin tamamı <strong>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı</strong>ndaki işlemlerinin ardından nöbetçi <strong>sulh ceza hakimliği</strong>ne sevk edildi. 19 şüphelinin tamamı tutuklandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-suc-orgutu-operasyonu-19-supheli-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/istanbulda-silahli-suc-orgutune-yonelik-operasyonda-yakalanan-19-supheli-tutuklandi.png" type="image/jpeg" length="52082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Plastik ve köpük kaplara biyokompozit alternatif: Karabük Üniversitesi’nden nişasta ve yumurta kabuğundan çevreci kap]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/plastik-ve-kopuk-kaplara-biyokompozit-alternatif-karabuk-universitesinden-nisasta-ve-yumurta-kabugundan-cevreci-kap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/plastik-ve-kopuk-kaplara-biyokompozit-alternatif-karabuk-universitesinden-nisasta-ve-yumurta-kabugundan-cevreci-kap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karabük Üniversitesi, yiyecek ve ambalaj sektöründe yaygın olarak kullanılan tek kullanımlık plastik, kâğıt ve köpük kapların çevreye verdiği zararları önlemek amacıyla sürdürülebilir bir proje başlattı. TÜBİTAK destekli çalışma kapsamında; mısır nişastası, şeker kamışı, keten lifi ve atık yumurta kabukları harmanlanarak hem yeniden kullanılabilir hem de kullanım ömrü bittiğinde doğada kendiliğinden çözünebilen biyobozunur servis kapları geliştiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karabük Üniversitesi (KBÜ) Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Nurhan Çevik Elen yürütücülüğünde hayata geçirilen proje, "TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Programı" kapsamında fonlanıyor. Araştırma ekibinde KBÜ TOBB Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulundan Doç. Dr. Levent Elen ile Aksaray Üniversitesi Ortaköy Meslek Yüksekokulundan Dr. Öğr. Üyesi Ferdi Yıldırım da yer alıyor.</p>

<h2><strong>Petrol türevlerine karşı biyopolimer çözüm</strong></h2>

<p>Piyasadaki mevcut kapların polipropilen (PP), polietilen tereftalat (PET) ve polistiren (PS) gibi petrol bazlı türevlerden üretildiğine dikkat çeken proje yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Nurhan Çevik Elen, hedeflerinin bu döngüyü kırmak olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gıda sektöründe sıkça kullanılan şeker kamışı ve mısır nişastası kökenli polilaktik asidi (PLA) temel malzeme olarak seçtiklerini ifade eden Elen, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Yeniden kullanılabilir kapların yapımında biyomalzemeyi kullanarak yaşam ömrü sonunda kapların toprağa dönmesini, yani tamamen biyobozunur olmasını amaçladık. Araştırmalarımızı bu doğrultuda şekillendirerek petrol türevi plastiklere alternatif güçlü bir biyokompozit geliştirdik."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Keten lifi ve yumurta kabuğuyla güçlendirildi</strong></h3>

<p>Geliştirilen malzemenin dayanıklılığını artırmak için endüstriyel ve organik atıklar bir araya getirildi: Ürünün mukavemetini artırmak için formülasyona keten lifi eklendi. Atık malzeme değerlendirmesi kapsamında yumurta kabuğu tozu sisteme entegre edildi.</p>

<p>Belirli karışım oranlarıyla hazırlanan numuneler, endüstriyel ölçekte enjeksiyon kalıplama tekniğiyle üretildi.</p>

<h3><strong>Mekanik ve bozunma testlerinin ardından prototip üretilecek</strong></h3>

<p>Hazırlanan numunelerin mekanik dayanım, termal kararlılık, gıdaya geçiş (migrasyon) ile toprakta ve suda bozunma analizlerinin devam ettiğini belirten Elen; salata, meze, makarna ve soğuk sos servislerinde kullanılabilecek ürünün tasarım kriterlerin arasında uzun ömürlü ve tekrar tekrar yıkanıp kullanılabilir gövde yapısı, kolay istiflenebilir, hafif ve ergonomik taşınabilirlik, gıda hijyenine uygun, pürüzsüz ve kolay temizlenebilir yüzey formu olarak sıraladı.</p>

<p>Proje ekibi, laboratuvar ve konsept tasarım aşamalarının tamamlanmasının ardından nihai prototip üretimini gerçekleştirerek ürünü ticarileşme aşamasına getirmeyi hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/plastik-ve-kopuk-kaplara-biyokompozit-alternatif-karabuk-universitesinden-nisasta-ve-yumurta-kabugundan-cevreci-kap</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/d-s-c03482-dims-1920x1080-dims-1920x1080.jpg" type="image/jpeg" length="75736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her yıl dünyada 720 binden fazla kişi intihar nedeniyle yaşamını yitiriyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/her-yil-dunyada-720-binden-fazla-kisi-intihar-nedeniyle-yasamini-yitiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/her-yil-dunyada-720-binden-fazla-kisi-intihar-nedeniyle-yasamini-yitiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Tabip Odası üyeleri Dr. Dilek Aslan, Dr. Emel Sakınç Çağlar, Dr. Gülsüm Zuhal Kamış ve Dr. Bayazıt İlhan, 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü’nde intihar ölümlerine dikkat çektiler. Hekimlerin paylaşımında, “Dünya genelinde her yıl 720 binden fazla kişinin intihar nedeniyle yaşamını yitirdiği” bilgisi dikkat çekti. Hekimler uyardı: “Konuşmaya başlayın.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl 720 binden fazla kişi intihar nedeniyle yaşamını yitiriyor. İntihar, 15-29 yaş grubunda üçüncü büyük ölüm nedeni olurken, intiharların yüzde 73’ü düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerde gerçekleşti. Uzmanlar, intiharların önlenebilir ve kontrol edilebilir olduğuna dikkat çekerek, risk altındaki kişilerin erken fark edilmesi, uygun desteğe yönlendirilmesi ve toplumdaki damgalamanın azaltılması için “konuşmanın” önemine vurgu yaptı.</p>

<p>10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü nedeniyle Ankara Tabip Odası üyeleri Dr. Dilek Aslan, Dr. Emel Sakınç Çağlar, Dr. Gülsüm Zuhal Kamış ve Dr. Bayazıt İlhan’ın katkılarıyla hazırlanan bilgilendirme notunda, intiharın küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p>İntiharın önlenmesi için halk sağlığı müdahalelerine ihtiyaç olduğu belirtilen değerlendirmede, sorunun boyutunun farklı göstergeler üzerinden ele alındığı kaydedildi. Belirli bir yıl içinde her 100 bin nüfus başına düşen intihar sayısının “kaba intihar hızı” olarak tanımlandığı değerlendirmede, <strong>Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) her iki cinsiyet için 2021 yılı verilerini esas alarak 2026 yılında yayımladığı haritada ülkelerin intihar hızlarına yer verildi</strong>.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de değerlendirilerek, “Türkiye’de 2025 yılında kaba intihar hızının 100 bin nüfusta 5,36 olarak gerçekleştiği” ifade edildi.</p>

<h2><strong>İntihar riskini artıran faktörler</strong></h2>

<p>İntihar ile ruhsal hastalıklar arasında güçlü bir ilişki bulunduğu belirtilen değerlendirmede, özellikle yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde depresyon ve alkol kullanım bozuklukları gibi ruhsal hastalıkların yanı sıra daha önce yaşanmış bir intihar girişiminin önemli risk faktörleri arasında olduğu ifade edildi.</p>

<p>Bununla birlikte intiharların yalnızca ruhsal hastalıklarla açıklanamayacağına dikkat çekilerek, “Çok sayıda intihar vakasının ekonomik sorunlar, kronik ağrı ve hastalıklar gibi stres durumlarıyla başa çıkma yeteneğinin bozulduğu, özellikle de kriz anlarının yaşandığı dönemlerde ortaya çıkabildiği” belirtildi.</p>

<p>Çatışmalar, afetler, şiddet, kayıplar ve istismar gibi travmatik yaşam olayları ile intihar davranışı arasında da ilişki bulunduğu kaydedilirken, “incinebilir gruplarda intihar görülme sıklığının daha yüksek olduğuna” dikkat çekildi.</p>

<h3><strong>“İntiharlar önlenebilir ve kontrol edilebilir”</strong></h3>

<p>Değerlendirmede, intiharların önlenebilir ve kontrol edilebilir olduğu vurgulandı. İntiharı ve intihar girişimlerini önlemek için bireysel ve toplumsal düzeyde etkili, kanıta dayalı müdahalelerin uygulanması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Hekimler bu kapsamda şu önerileri sıraladı:</p>

<blockquote>
<p><strong>-İntihar amacıyla kullanılabilecek ateşli silah, pestisit ve benzeri araçlara erişimin engellenmesi,</strong></p>

<p><strong>-İntiharın sorumlu bir şekilde haberleştirilmesi için medya ile iş birliği yapılması,</strong></p>

<p><strong>-Risk grubunda bulunan adolesanların sosyal ve duygusal açıdan yaşam becerilerinin geliştirilmesi,</strong></p>

<p><strong>- İntihar davranışına eğilimi bulunan kişilerin erken dönemde teşhis edilmesi, değerlendirilmesi, yönetilmesi ve takip edilmesi…</strong></p>
</blockquote>

<h3><strong>“Damgalama yardım aramayı geciktiriyor”</strong></h3>

<p>İntiharların önlenmesindeki en önemli güçlüklerden birinin toplumdaki damgalama olduğu belirtilen değerlendirmede, “mental sorunlar ve intiharlarla ilgili damgalamanın, intihar riski bulunan kişilerin yardım arama davranışını geciktirdiği ve kimi zaman engellediği” ifade edildi.</p>

<p>Bir diğer sorunun ise intiharlarla ilgili mevcut durumun değerlendirilmesinde kullanılan verilerin kalitesi olduğu kaydedildi. Küresel düzeyde veri kalitesinin düşük olduğu belirtilirken, DSÖ’nün ülke düzeyinde tahminlerinin bulunduğu aktarıldı.</p>

<h3><strong>10 Eylül’ün teması: “Konuşmaya başlayın”</strong></h3>

<p>Toplumsal farkındalığın artırılması için çeşitli yollar bulunduğu, bunlardan birinin de konuya özel bir günün bütün dünyada belirlenmesi olduğu belirtildi. Her yıl 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü’nün, intiharların önlenmesine ilişkin farkındalık oluşturmak amacıyla etkinliklerin düzenlendiği gün olarak kabul edildiği hatırlatıldı.</p>

<p>2024 yılından bu yana Dünya İntiharı Önleme Günü’nün temasının şu şekilde belirlendiği aktarıldı:</p>

<p>“İntiharlarla İlgili Anlatıyı Değiştirmek ve Eylem Çağrısı: Konuşmaya Başlayın. Dolayısıyla; konuşmaktan, paylaşmaktan korkmayalım.”</p>

<p>Bu tema doğrultusunda şu değerlendirme yapıldı:</p>

<blockquote>
<p>“Bu tema, hepimizi intihara ilişkin yanlış inanışları sorgulamaya, damgalamayı azaltmaya; açık, anlayışlı ve empati yaparak kurulan bir iletişimle insanların yaşadıklarını dile getirebildikleri ve yardım arayabildikleri ortamların oluşturulmasını teşvik etmeye çağırmaktadır.”</p>
</blockquote>

<p>Değerlendirmede, “konuşmaktan, paylaşmaktan korkmayalım” çağrısı yapılarak, intihar hakkında konuşulabilir bir konu haline geldikçe damgalamanın azalabileceği ve intiharların önlenmesine katkı sağlanabileceği vurgulandı.</p>

<p>Risk altındaki kişilerin yardım aramasının kolaylaşmasının, desteğe ihtiyaç duyan bireylerin uygun hizmetlere yönlendirilmesinin ve yardım almasının önünün açılabileceği de belirtildi.</p>

<p><img alt="Intihar Haritası2" class="detail-photo img-fluid" height="1172" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/intihar-haritasi2.png" width="1334" /></p>

<h3><strong>Konuşma bireyselden kamusala dönüşebilir</strong></h3>

<p>Artan toplumsal farkındalığın, intiharların önlenmesi konusunun kamusal politikalar içerisinde daha fazla yer almasını sağlayabileceği ifade edilen değerlendirmede, “Böylece bireysel düzeyde başlayan konuşmanın, toplumsal ve kurumsal düzeyde önleyici bir yaklaşıma dönüşebileceği” kaydedildi.</p>

<p>Değerlendirmede, “İntiharların önlenmesi için politikaların geliştirilmesi, toplumda farkındalığın artırılması, sağlık hizmetleri içinde konuya ilişkin farkındalığın güçlendirilmesi ve eğitim olanaklarının iyileştirilmesi gerektiğinin” de altı çizildi. Bu süreçte toplum katılımının sağlanmasının da son derece önemli olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Hekimlerin ruh sağlığı da göz ardı edilmemeli”</strong></h3>

<p>Bilgilendirme notunda sağlık çalışanlarının, özellikle hekimlerin ruhsal sağlığına da özel olarak dikkat çekildi.</p>

<p>Hekimlerin de ruhsal hastalıklar ve intihar riski konusunda yardıma gereksinim duyabileceği belirtilirken, yaşadıkları ruhsal güçlükleri dile getirebilmelerinin, gerektiğinde yardım arayabilmelerinin ve uygun ruh sağlığı hizmetlerine güvenli ve zamanında erişebilmelerinin önemine dikkat çekildi.</p>

<p>Değerlendirmede, <strong><i>“Hekimler arasında ruhsal sorunlara ve yardım aramaya ilişkin damgalamanın azaltılması, meslektaşların risk belirtilerini fark edebilmesi ve destekleyici çalışma ortamlarının oluşturulmasının, hekimlerin ruh sağlığının korunması ve hekim intiharlarının önlenmesi açısından önemli olduğu” </i></strong>ifade edildi.</p>

<p>Yardım edebilmek kadar yardım alabilmek için de konuşmaya ihtiyaç olduğu vurgulanan değerlendirmede, <i><strong>“Konuşmaya başlayın, konuşmaya başlayalım”</strong></i> çağrısı yapıldı.</p>

<p>Değerlendirmede, <strong><i>"Dünya İntiharı Önleme Günü temasının herkes için uygulanabilir olmasının temel zeminlerinden birinin güçlü kamu sistemleri"</i></strong> olduğunun da altı çizildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sultan Özer</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/her-yil-dunyada-720-binden-fazla-kisi-intihar-nedeniyle-yasamini-yitiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/intihar-haritasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="63045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[33 tablosu için 26 yıl hukuk mücadele vermişti: Prof. Dr. Özdemir Altan hayata veda etti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/33-tablosu-icin-26-yil-hukuk-mucadele-vermisti-prof-dr-ozdemir-altan-hayata-veda-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/33-tablosu-icin-26-yil-hukuk-mucadele-vermisti-prof-dr-ozdemir-altan-hayata-veda-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çağdaş Türk resim sanatının öncülerinden, pop art ve avangard anlayışın Türkiye’deki ilk temsilcisi ressam ve akademisyen Prof. Dr. Özdemir Altan, 95 yaşında yaşamını yitirdi. Yetmiş yılı aşan sanat ve akademi kariyeri boyunca geleneksel tuvalin sınırlarını zorlayan, "uyumsuzluk" ve "rastlantısal buluşma" kavramlarını sanatsal bir dile dönüştüren usta sanatçı, 11 Eylül Cuma günü Bozcaada’da düzenlenecek törenle son yolculuğuna uğurlanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Geleneksel resmin kalıplarını kırarak malzeme çeşitliliğini, kavramsal arayışları ve çoksesliliği Türk resmine kazandıran Prof. Dr. Özdemir Altan’ın vefat haberini sanat yazarı ve küratör İbrahim Karaoğlu duyurdu. Karaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, <i>"Çok özel bir sanatçıydı ve kıymetli bir akademisyendi sevgili Prof. Dr. Özdemir Altan. Yaşama veda etti. Işıklar içinde uyusun. Anısına saygıyla…"</i> ifadeleriyle acı kaybı paylaştı.</p>

<h3><strong>Zeki Faik İzer atölyesinden akademi kürsüsüne</strong></h3>

<p>1931 yılında Konya’da doğan Özdemir Altan’ın resim serüveni gençlik yıllarında Kayseri Halkevi’nde başladı. Yetenek sınavını kazanarak girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde Türk resminin ustalarından Zeki Faik İzer’in atölyesinde yetişen Altan, 1956 yılında mezun oldu.</p>

<p>1962 yılında mezun olduğu kuruma asistan olarak dönen Altan; sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarının tamamını bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan kurumdan aldı. Akademideki uzun hocalık dönemi ve sonrasında ders verdiği Yeditepe Üniversitesi bünyesinde yüzlerce genç sanatçı ve akademisyenin yetişmesinde belirleyici rol oynadı.</p>

<h3><strong>Pop Art’ın Türkiye’deki öncüsü ve "Rastlantısal Buluşma"</strong></h3>

<p>1963 ve 1965 yıllarındaki Paris Bienalleri başta olmak üzere uluslararası alanda Türkiye’yi temsil eden Altan, pop art ve çağdaş avangard akımları Türkiye’ye taşıyan ilk isimlerden biri oldu. Hüseyin Avni Lifij sergisinin organizasyonuyla Türkiye'deki ilk küratörlük örneklerinden birini veren usta sanatçı, 1968 yılında TRT İstanbul Radyoevi için hazırladığı 24 metrekarelik iki adet duvar halısıyla da uygulamalı sanatın sınırlarını genişletti.</p>

<p>Sanatında mutlak uyum ve bütünlük arayışına karşı çıkan Altan; tuval üzerine boyanın yanı sıra metal, ip, deri ve hazır nesneleri yerleştirerek deneysel bir dil kurdu. 1988-1992 yılları arasında geliştirdiği <strong>"Rastlantısal Buluşma"</strong> yöntemiyle farklı kavram ve zıt yapıları aynı yüzeyde sentezledi.</p>

<p>Yetmiş yıllık sanat serüvenini belirleyen ana dönemler:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Romantik Dönem</strong> (1957'den itibaren sekiz yıl)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tepegöz ve Sinek Kralı'nın Oğlu</strong> (1960'tan itibaren dört yıl)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Krallar ve Kraliçeler</strong> (1965'ten itibaren bir yıl)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>12 Mart Sonrası</strong> (1971'den itibaren iki yıl)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gerçekçi Dönem</strong> (1972'den itibaren dokuz yıl)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ara Dönem</strong> (1981'den itibaren üç yıl)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kolaj ve Üç Boyutlular</strong> (1984'ten itibaren dört yıl)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Soyağaçları</strong> (1989'dan itibaren)</p>
 </li>
</ul>

<p>Sanat anlayışını <i>"Benim resimlerim bu aykırılıkla dünyayı yakalıyor"</i> sözleriyle özetleyen Altan, 1966'da Çağdaş Ressamlar Derneği Yılın Başarılı Genç Ressamı, 1971'de 32. Devlet Resim ve Heykel Sergisi İkincilik Ödülü ve 1993'te Ankara Sanat Kurumu Yılın Sanatçısı ödüllerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda taltife layık görüldü.</p>

<h3><strong>33 tablosu için 26 yıl hukuk nücadelesi Verdi</strong></h3>

<p>Özdemir Altan'ın yaşamı, yalnızca sanat üretimiyle değil, eserlerine sahip çıkma kararlılığıyla da yakın dönem kültür tarihine geçti. 1996 yılında Almanya'da sergilenmek üzere Hamburg'a gönderilen 33 tablosu, dönüş yolundaki gümrük ve bürokrasi engelleri sebebiyle alıkonuldu. Sanatçının tam 26 yıl boyunca kararlılıkla sürdürdüğü hukuk mücadelesi sonucunda tablolar Türkiye'ye getirilebildi.</p>

<h3><strong>Son yolculuğuna Bozcaada'da uğurlanacak</strong></h3>

<p>Yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği ve ada halkıyla kuvvetli bağlar kurduğu Bozcaada'da derin bir üzüntüyle karşılanan vefat haberinin ardından Bozcaada Belediyesi bir taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Prof. Dr. Özdemir Altan’ın cenazesi, <strong>11 Eylül Cuma günü Bozcaada Alaybey Camii’nde</strong> kılınacak cenaze namazının ardından ada mezarlığında toprağa verilecek</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/33-tablosu-icin-26-yil-hukuk-mucadele-vermisti-prof-dr-ozdemir-altan-hayata-veda-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/resized-ead9e-a186f701c3b6zdemiraltan1.webp" type="image/jpeg" length="20781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Giyim mağazasının internet sitesinde veri ihlali: KVKK'dan 200 bin lira ceza]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/giyim-magazasinin-internet-sitesinde-veri-ihlali-kvkkdan-200-bin-lira-ceza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/giyim-magazasinin-internet-sitesinde-veri-ihlali-kvkkdan-200-bin-lira-ceza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KVKK, bir giyim mağazasının internet sitesinde müşteriye ait kişisel verilerin üçüncü kişilerin erişimine açık hale gelmesine ilişkin incelemesini tamamladı. Kurum, gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusuna 200 bin lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kişisel Verileri Koruma Kurumu</strong>'nun (<strong>KVKK</strong>) kararına göre, internet üzerinden satış yapan bir giyim mağazasının müşterisi, kendisinin vermediği bir siparişle ilgili mesaj aldı. Bunun üzerine üyelik hesabını kontrol eden müşteri, hesabı üzerinden başka bir kişinin işlem yaptığını ve sipariş sırasında adres bilgilerinin değiştirildiğini fark etti.</p>

<p>Müşteri, kişisel verilerinin üçüncü kişilerin erişimine açık hale getirildiği gerekçesiyle KVKK'ye başvurarak şikayette bulundu.</p>

<h2><strong>Kişisel veriler üçüncü kişilerin erişimine açıldı</strong></h2>

<p>KVKK tarafından olayla ilgili yürütülen incelemede, şikayetçi müşteriye ait bazı kişisel verilerin mağazanın internet sitesinde sınırsız bir kitlenin erişebileceği şekilde paylaşıldığı belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnceleme kapsamında müşterinin adı, soyadı, üyelik bilgileri ve telefon numarasına ilişkin kişisel verilerin internet sitesinde üçüncü kişilerin erişimine açık hale geldiği tespit edildi.</p>

<h3><strong>Giyim mağazasına 200 bin lira idari para cezası</strong></h3>

<p>KVKK, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesini önlemek için uygun güvenlik düzeyini sağlamayan ve gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan giyim mağazası hakkında idari yaptırım uygulanmasına karar verdi.</p>

<p>Kurumun kararı doğrultusunda veri sorumlusuna <strong>200 bin lira idari para cezası</strong> verildi.</p>

<h3><strong>KVKK kararında kişisel veri işleme şartlarına dikkat çekildi</strong></h3>

<p>KVKK'nin kararında, müşteriye ait bilgilerin üçüncü kişilerin erişimine açılmasının 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu'nda düzenlenen kişisel veri işleme şartlarından herhangi birine dayanmadığı belirtildi.</p>

<p>Kurum, kişisel verilerin korunmasına yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan veri sorumlusuna 200 bin lira idari para cezası uygulanmasını kararlaştırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/giyim-magazasinin-internet-sitesinde-veri-ihlali-kvkkdan-200-bin-lira-ceza</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/giyim-magazasinin-internet-sitesinde-veri-ihlali.png" type="image/jpeg" length="58212"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Ersoy: Külhöyük'te 4 bin yıllık sevgi çiçeği tohumları tespit edildi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ersoy-kulhoyukte-4-bin-yillik-sevgi-cicegi-tohumlari-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ersoy-kulhoyukte-4-bin-yillik-sevgi-cicegi-tohumlari-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Külhöyük'teki kazılarda 4 bin yıllık bir Hitit kabının içinde, bugün yalnızca Ankara Gölbaşı'nda yetişen endemik sevgi çiçeğine ait bilinen en eski tohum kalıntıları tespit edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ankara</strong>'nın 5 bin yıllık tarihine ışık tutan Külhöyük'teki kazılarda önemli bir bulguya ulaşıldı. Kültür ve Turizm Bakanı <strong>Mehmet Nuri Ersoy</strong>, 4 bin yıllık bir Hitit kabının içerisinde bugün dünyada yalnızca Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde yetişen endemik sevgi çiçeğine ait bilinen en eski tohum kalıntılarının tespit edildiğini bildirdi.</p>

<h2><strong>4 bin yıllık Hitit kabında bulundu</strong></h2>

<p>Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Külhöyük'te yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan bulgunun Ankara'nın geçmişine ilişkin yeni bilgiler sunduğunu belirtti.</p>

<p>Ersoy, paylaşımında, "Hatti ve Hitit kenti Külhöyük'te yürüttüğümüz kazılarda, 4 bin yıllık bir Hitit kabının içinde bugün dünyada yalnızca Ankara Gölbaşı'nda yetişen endemik <strong>sevgi çiçeği</strong>nin <strong>(centaurea) </strong>bilinen en eski tohum kalıntıları tespit edildi" dedi.</p>

<p>Külhöyük'te ortaya çıkarılan tohum kalıntılarının, bugün Ankara'nın <strong>Gölbaşı</strong> ilçesinde yetişen sevgi çiçeğinin geçmişine ilişkin önemli bir bulgu olduğu belirtildi.</p>

<h3><strong>Sevgi çiçeğinin geçmişine ışık tutuyor</strong></h3>

<p>Günümüzde koruma altında bulunan ve 2019 yılında coğrafi işaret alan sevgi çiçeğinin binlerce yıl öncesine uzanan izlerinin, Anadolu'nun zengin flora tarihine ilişkin yeni bir pencere açtığı ifade edildi.</p>

<p>Külhöyük'teki bulgunun, bölgede geçmiş dönemlerdeki bitki çeşitliliğine ve Anadolu'nun doğal mirasına ilişkin bilgiler sunması açısından önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<h3><strong>Külhöyük'teki kazılar sürüyor</strong></h3>

<p>Bakan Ersoy, <strong>Külhöyük</strong>'teki çalışmaların Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde sürdürüldüğünü belirtti. Kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığında yürütüldüğü aktarıldı.</p>

<p>Ersoy, çalışmalara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde, Bakanlığımız ve Ankara Üniversitesi adına Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığında sürdürdüğümüz çalışmalarla Külhöyük'ün tarihini yeni bulgularla aydınlatmaya devam ediyoruz. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüze ve uzman ekiplerimize özverili çalışmaları için teşekkür ediyorum."</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Ankara’nın 5 bin yıllık hafızasını Külhöyük’te yeni bir keşifle gün yüzüne çıkarıyoruz.<br />
<br />
Hatti ve Hitit kenti Külhöyük’te yürüttüğümüz kazılarda, 4 bin yıllık bir Hitit kabının içinde bugün dünyada yalnızca Ankara Gölbaşı’nda yetişen endemik Sevgi Çiçeği’nin (Centaurea) bilinen… <a href="https://t.co/7HsU9hpIQt" rel="nofollow">pic.twitter.com/7HsU9hpIQt</a></p>
— Mehmet Nuri Ersoy (@MehmetNuriErsoy) <a href="https://x.com/MehmetNuriErsoy/status/2097943245481206181?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">September 10, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ersoy-kulhoyukte-4-bin-yillik-sevgi-cicegi-tohumlari-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ankaradaki-kulhoyukte-endemik-sevgi-ciceginin-bilinen-en-eski-tohumlari-bulundu.png" type="image/jpeg" length="57169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Brezilya Ulusal Günü Ankara'da kutlandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/brezilya-ulusal-gunu-ankarada-kutlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/brezilya-ulusal-gunu-ankarada-kutlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Brezilya'nın bağımsızlığının 204. yıl dönümü, Ankara'daki JW Marriott Otel'de düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Brezilya'nın Ankara Büyükelçisi Gilda Motta Santos Neves'in ev sahipliğindeki etkinliğe Dışişleri Bakan Yardımcıları Z. Levent Gümrükçü ve H. Ali Özel'in yanı sıra diplomatik misyon temsilcileri, iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Resepsiyonun açılış konuşmasını yapan Büyükelçi Neves, bağımsızlık gününün egemenlik ve ulusal aidiyet üzerine düşünmek için bir vesile olduğunu belirterek, Brezilya açısından aidiyetin çeşitliliğe saygıyı ve dünyaya açık olmayı içerdiğini söyledi. Neves, bu özel günde iki ülke arasında halklar, hükümetler, özel şirketler ve kültürel etkinlikler aracılığıyla kurulan köprüleri de kutladıklarını ifade etti.</p>

<h3><img alt="Brezilya Milli Gunu (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/brezilya-milli-gunu-3.jpeg" width="1600" /></h3>

<h2><strong>İki ülke arasındaki tarihsel bağlar</strong></h2>

<p>İki ülke arasındaki ilişkilerin her iki cumhuriyetten de eski olduğunu vurgulayan Neves, ilk dostluk anlaşmasının 1858'de Brezilya İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalandığını belirtti. 1876'da İmparator II. Pedro ile İmparatoriçe Teresa Cristina'nın Osmanlı İmparatorluğu'nu ziyaret ettiğine değinen Neves, Brezilya'nın Türkiye'de görev yapan ilk kadın büyükelçisi olarak kadınların tarihte yalnızca erkeklerin yanında anılan kişiler olarak görülmemesine önem verdiğini söyledi.</p>

<p>2010'dan bu yana sürdürülen stratejik ortaklığa da işaret eden Neves, son 16 yılda ticaret hacminin yaklaşık dört katına çıkarak 5,6 milyar dolara ulaştığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Erdoğan ve Lula, kasımda Antalya'da görüşecek</strong></h3>

<p>Neves, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva'nın kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi kapsamında bir araya geleceğini açıkladı. İki liderin iki hafta önce de telefonda görüştüğünü belirten Neves, zirveye Brezilya'dan geniş bir heyetin katılmasının beklendiğini söyledi. Neves, ülkesinin savunma, sanayi ve ticaret bakanlarının da yıl sonuna kadar Türkiye'yi ziyaret etmesinin planlandığını belirtti.</p>

<h3><img alt="Brezilya Milli Gunu (4)" class="detail-photo img-fluid" height="915" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/brezilya-milli-gunu-4.jpeg" width="1383" /></h3>

<h3><strong>"İlişkilerimiz hızlı ve istikrarlı ilerliyor"</strong></h3>

<p>İki ülke arasındaki ilişkilerin hızlı ve istikrarlı biçimde ilerlediğini belirten Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü, Türkiye'nin bölgedeki ilk büyükelçiliğini 1929'da Rio de Janeiro'da açtığını anımsattı. Gümrükçü, Türk Hava Yolları'nın<strong> </strong>Latin Amerika uçuşlarına 2009'da São Paulo ile başladığını ve bugün bölgede 11 noktaya uçtuğunu belirterek, Brezilya'nın Türkiye'nin bölgedeki ilk stratejik ortağı olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>"Brezilya, bölgedeki en büyük ticaret ortağımız"</strong></h3>

<p>Ticaret hacminin yanı sıra çeşitliliğin ve dengenin de artırılmasını istediklerini belirten Gümrükçü, "Geçen yıl 5,6 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimiz, Brezilya'yı açık ara bölgedeki en büyük ticaret ortağımız haline getirdi. Bu yılın ilk altı ayında yaklaşık 4 milyar dolara ulaştık ve bu yılın ticaretimiz açısından rekor bir yıl olacağına şüphe yok" açıklamasında bulundu.</p>

<h3><img alt="Brezilya Milli Gunu (2)" class="detail-photo img-fluid" height="965" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/brezilya-milli-gunu-2.jpeg" width="1278" /></h3>

<h3><strong>Savunma sanayisinde işbirliği</strong></h3>

<p>Gümrükçü, savunma sanayisi işbirliğinin stratejik ilişkileri derinleştirme potansiyeline işaret ederek, iki ülkenin güçlü birer yerli savunma sanayisine sahip olduğunu ve havacılık alanında Embraer ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii gibi şirketlerin bu potansiyeli hayata geçirmek için adım attığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>M. Ferhat Yüksel</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ankara Haberleri</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/brezilya-ulusal-gunu-ankarada-kutlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/brezilya-milli-gunu-1.jpeg" type="image/jpeg" length="52578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Apple’ın ilk katlanabilir modeli iPhone Duo tanıtıldı: En ucuz ABD'de en pahalı Türkiye'de satılacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/applein-ilk-katlanabilir-modeli-iphone-duo-tanitildi-en-ucuz-abdde-en-pahali-turkiyede-satilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/applein-ilk-katlanabilir-modeli-iphone-duo-tanitildi-en-ucuz-abdde-en-pahali-turkiyede-satilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teknoloji devi Apple, merakla beklenen ilk katlanabilir telefonu iPhone Duo’yu ABD’de 1.999 dolarlık başlangıç fiyatıyla tanıttı. Türkiye’de 256 GB’lık başlangıç modeli 229 bin 999 TL olarak listelenen cihaz, güncel kurla yaklaşık 4 bin 741 dolara karşılık gelerek Türkiye’yi açık ara dünyanın en pahalı iPhone Duo satan ülkesi yaptı. ABD ile Türkiye arasındaki fiyat uçurumu yüzde 137’ye ulaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Apple'ın katlanabilir akıllı telefon pazarına adım attığı yeni amiral gemisi iPhone Duo, tasarımı ve teknik özelliklerinin yanı sıra küresel pazarlardaki fiyat makasıyla gündeme oturdu. Kitap şeklinde açılan model, yüksek vergiler ve döviz kuru etkisiyle Türkiye pazarında rekor kırdı.</p>

<p><img alt="Apple’ın ilk katlanabilir modeli iPhone Duo tanıtıldı: En ucuz ABD'de en pahalı Türkiye'de satılacak-1" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/images-2026-09-10t121335711.jpg" width="739" /></p>

<h3><strong>Türkiye zirvede: ABD fiyatının yüzde 137 üzerinde</strong></h3>

<p>22 ülkenin resmi Apple Store mağazalarından derlenen verilere göre, iPhone Duo'nun nominal dolar bazındaki küresel fiyat sıralaması ülkelere göre değişiyor: </p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>En Ucuz Pazar ABD:</strong> Cihazın 256 GB'lık temel sürümü ABD'de <strong>1.999 dolar</strong> başlangıç fiyatıyla satılıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kanada ve BAE Takipte:</strong> ABD'nin ardından en düşük fiyat 2 bin 174 dolarla Kanada'da, 2 bin 314 dolarla Birleşik Arap Emirlikleri'nde yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>En Pahalı Pazar Türkiye:</strong> Türkiye'deki 229 bin 999 TL'lik etiket, kur çevriminde yaklaşık <strong>4 bin 741 dolara</strong> denk geliyor. Bu da Türkiye'deki tüketicinin, ABD'deki bir kullanıcıya kıyasla yüzde 137 daha fazla ödeme yapması anlamına geliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Diğer Ülkeler:</strong> Türkiye'yi yaklaşık 4 bin 317 dolarla Brezilya ve 3 bin 153 dolarla Hindistan izliyor. Avrupa pazarında ise Fransa'da fark ABD'ye göre yüzde 36, Birleşik Krallık'ta yüzde 35 ve Almanya'da yüzde 34 seviyesinde kalıyor.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Satın alma gücünde Hindistan ve Türkiye ilk iki sırada</strong></h3>

<p>Gelir düzeyi ve fiyat endekslerini kapsayan Satın Alma Gücü Paritesi (PPP) analizi yapıldığında, cihazın tüketiciye getirdiği ekonomik külfet çok daha netleşiyor.</p>

<p>PPP hesabına göre Hindistan, 14 bin 664 dolarlık satın alma gücü eşdeğeriyle ilk sırada yer alırken; Türkiye, 11 bin 563 dolarlık reel satın alma maliyetiyle ikinci sıraya yerleşiyor. Bu hesaplamayla Türkiye'deki bir vatandaşın iPhone Duo satın alabilmesi için gereken ekonomik efor, ABD'li bir kullanıcıya kıyasla yüzde 478 daha ağır bir yük oluşturuyor.</p>

<h3><strong>Pro Max modelinden 80 Bin TL daha pahalı</strong></h3>

<p>Etkinlik kapsamında tanıtılan geleneksel kasalı serilerden iPhone 18 Pro’nun Türkiye başlangıç fiyatı 137 bin 999 TL, iPhone 18 Pro Max’in başlangıç fiyatı ise 149 bin 999 TL olarak duyuruldu. Katlanabilir iPhone Duo, standart amiral gemisi Pro Max modelinin üzerine yaklaşık 80 bin TL’lik fiyat farkı koydu.</p>

<p>Cihazın Türkiye'deki resmi hafıza ve fiyat kademeleri şu şekilde listelendi:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Model / Kapasite</strong></td>
   <td><strong>Türkiye Satış Fiyatı</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>iPhone Duo (256 GB)</strong></td>
   <td>229.999 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>iPhone Duo (512 GB)</strong></td>
   <td>246.999 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>iPhone Duo (1 TB)</strong></td>
   <td>280.999 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>iPhone Duo (2 TB)</strong></td>
   <td>335.999 TL</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>En üst seviye olan 2 TB'lık sürüm, 335 bin 999 TL ile Türkiye'de bugüne kadar satışa sunulmuş en pahalı akıllı telefonlardan biri oldu.</p>

<h3><strong>iPhone Duo'da hangi özellikler var? </strong></h3>

<p>Samsung’un Galaxy Z Fold8 ve Google’ın Pixel 11 Pro Fold modellerine doğrudan rakip olarak konumlanan iPhone Duo; kapalı halde <strong>5,4 inç</strong>, açıldığında ise <strong>7,6 inçlik OLED</strong> geniş iç ekran deneyimi sunuyor. Gücünü yeni nesil <strong>A20 Pro</strong> çipten alan cihaz, 48 megapiksel çift kamera mimarisi, Apple Pencil desteği ve genişletilmiş çoklu görev (multitasking) yetenekleriyle geliyor.</p>

<p>Türkiye'deki teknoloji meraklıları için ön siparişler <strong>16 Ekim Cuma günü saat 15.00'te</strong> açılacak; resmi mağaza satışları ve teslimatlar ise <strong>23 Ekim 2026</strong> tarihinde başlayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim - Teknoloji</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/applein-ilk-katlanabilir-modeli-iphone-duo-tanitildi-en-ucuz-abdde-en-pahali-turkiyede-satilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/apple-i-phone-duo-colors-260909-bigjpglarge.jpg" type="image/jpeg" length="98828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakkında 286 yıla kadar hapis istenen Mehmet Akif Ersoy ilk kez hakim karşısına çıkacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/hakkinda-286-yila-kadar-hapis-istenen-mehmet-akif-ersoy-ilk-kez-hakim-ka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/hakkinda-286-yila-kadar-hapis-istenen-mehmet-akif-ersoy-ilk-kez-hakim-ka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkında "suç örgütü kurma ve yönetme", "11 kez nitelikli cinsel saldırı" ve "uyuşturucu ticareti" suçlamalarıyla 286 yıla kadar hapis cezası talep edilen eski Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un yargılandığı davada ilk duruşma başladı. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi, Ersoy'un avukatının talebi üzerine duruşmanın basına ve izleyicilere kapalı yapılmasına hükmetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 96 sayfalık iddianame kapsamında tutuklu bulunan gazeteci Mehmet Akif Ersoy ve beraberindeki tutuklu sanıklar ilk kez hâkim karşısına çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Duruşmaya kapalı oturum kararı</strong></h3>

<p>Dava öncesinde Ersoy’un avukatı, duruşmanın gizli oturumla yapılması yönünde mahkeme heyetine talepte bulundu. Duruşmanın başlamasıyla birlikte İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, verilen talimat doğrultusunda salonu boşaltarak duruşmanın basına ve izleyicilere kapalı olarak görülmesine karar verdi.</p>

<h3><strong>286 yıla kadar hapis cezası talebi</strong></h3>

<p>Hazırlanan iddianamede, Mehmet Akif Ersoy ile birlikte hareket ettikleri ve "örgüt üyesi" oldukları öne sürülen tutuklu sanıklar Mustafa Manaz, Ahmet Göçmez, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik yer alıyor.</p>

<p>Başsavcılık, Mehmet Akif Ersoy hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, 11 kez zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma ve yer temin etme suçlamalardan <strong>11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar</strong> hapis cezası talep ediyor.</p>

<h3><strong>Veyis Ateş duruşma salonunda: "Yüzleşme değil, ilk karşılaşma olacak"</strong></h3>

<p>Davanın en dikkat çeken gelişmelerinden birini ise Veyis Ateş’in tanıklığı oluşturdu. Uyuşturucu soruşturması kapsamında 29 Aralık 2025'te tutuklanan ve geçtiğimiz hafta çıktığı ilk duruşmada tahliye edilen eski Habertürk TV genel yayın yönetmenlerinden Veyis Ateş, Ersoy’un davasında tanık olarak dinlenmek üzere salonda hazır bulundu.</p>

<p>Mehmet Akif Ersoy, daha önce etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifadede <i>"Uyuşturucu nedir bilmezdim. Beni Veyis Ateş başlattı"</i> iddiasını dile getirmiş ve Ateş'in geçen haftaki duruşmasında da tanık olarak ifade vermişti.</p>

<p>Duruşma salonu önünde T24 muhabiri Candan Yıldız'ın <i>"İlk kez mi yüzleşeceksiniz Mehmet Akif Ersoy'la?"</i> sorusunu yanıtlayan Veyis Ateş, <i>"Yüzleşme değil ama ilk karşılaşma olacak"</i> ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/hakkinda-286-yila-kadar-hapis-istenen-mehmet-akif-ersoy-ilk-kez-hakim-ka</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/mehmet-akif-ersoy-davasinda-yeni-gelisme.png" type="image/jpeg" length="63552"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek açıkladı: İBB dosyasında ek iddianame hazırlığı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlek-acikladi-ibb-dosyasinda-ek-iddianame-hazirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlek-acikladi-ibb-dosyasinda-ek-iddianame-hazirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ekrem İmamoğlu’nun da yargılandığı İBB davasına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil ve raporlar üzerinde çalışma yürütüldüğünü açıkladı. Gürlek, yeni bazı ihale raporlarının bulunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı<strong> Akın Gürlek</strong>, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma ve<strong> Ekrem İmamoğlu’</strong>nun da yargılandığı davaya ilişkin yeni açıklamalarda bulundu. Gürlek, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışma yürütüldüğünü belirterek, “Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor” dedi.</p>

<p>Adalet Bakanı <strong>Akın Gürlek,</strong> İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görev yapan adliye muhabirleriyle bir araya geldiği toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>İBB dosyasında yeni raporlar üzerinde çalışılıyor</strong></h2>

<p><strong>İBB davasında</strong> yargılamanın devam ettiğini belirten Gürlek, soruşturma sürecinde şüphelilerin baskı veya tehdit yoluyla ifade vermeye zorlandığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.</p>

<p>Gürlek, Başsavcılık görevini yürüttüğü dönemde de soruşturma dosyasındaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatini ifade ettiğini belirtti.</p>

<p>Dosyanın artık kovuşturma aşamasında olduğunu vurgulayan Gürlek, bundan sonraki süreçte delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuna ilişkin nihai kararın mahkemeye ait olduğunu kaydetti.<br />
<img alt="B71Bd931 B43E 4362 9B70 6892Dc06569F W.jfif" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/b71bd931-b43e-4362-9b70-6892dc06569f-wjfif.jpeg" width="1600" /></p>

<h3><strong>“Ek iddianameye konu olabilecek çalışmalar yürütülüyor”</strong></h3>

<p>İBB ve İmamoğlu’na yönelik devam eden soruşturma dosyalarında ek iddianame hazırlanıp hazırlanmadığı sorusunu da yanıtlayan Gürlek, Cumhuriyet Başsavcılığının yeni çalışmalar yürüttüğünü açıkladı.</p>

<p>Gürlek, “Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor” dedi.</p>

<h3><strong>Gülistan Doku soruşturması</strong></h3>

<p>Gürlek, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada da önemli ilerlemeler sağlandığını ancak dosyanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu ifade etti.</p>

<p>Dosyadaki bazı beyanlarda Doku’nun naaşının birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunduğunu aktaran Gürlek, son olarak Pertek Yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanların bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Gürlek, naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de değerlendirildiğini belirterek, soruşturmadaki önceliğin Doku’nun naaşına ulaşmak olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>Faili meçhul dosyalara ilişkin çalışma</strong></h3>

<p>Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla Bakanlık bünyesinde kurulan birimin çalışmalarına da değinen Gürlek, faili meçhul dosyaların yeniden ele alındığını söyledi.</p>

<p>Gürlek, birimin kurulmasının üzerinden dört ay geçtiğini belirterek, bu süreçte 46 maktulün yer aldığı 40 dosyanın aydınlatıldığını açıkladı.</p>

<h3><strong>Yazıcıoğlu soruşturması sürüyor</strong></h3>

<p>Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmanın ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü belirten Gürlek, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının da koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarına devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Yeni soruşturmalar açısından isim vermenin doğru olmayacağını belirten Gürlek, dosyaların mevcut delil durumlarına göre ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca değerlendirildiğini kaydetti.</p>

<h3><strong>Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma</strong></h3>

<p>Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın da Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca sürdürüldüğünü belirten Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kozinoğlu’nun ölümünün kesin sebebine ilişkin farklı ihtimallerin bilimsel ve adli veriler ışığında incelendiğini belirten Gürlek, zehirlenme, kalp krizi, ilaç etkisi veya doğal ölüm ihtimallerinin değerlendirildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Kuriş soruşturmasında MASAK raporları ve yeni beyanlar</strong></h3>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Alihan Kuriş soruşturmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, soruşturmanın herhangi bir dini yapılanmaya yönelik olmadığını belirtti.</p>

<p>Gürlek, suç teşkil ettiği değerlendirilen mali yapılanmaların incelendiğini ifade ederek, dosyada MASAK raporları, yeni tanık beyanları ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Almanya’dan adli yardım talebinde bulunulduğunu belirten Gürlek, bazı işlemlerin hangi kaynaklarla ve kimlerin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğinin ortaya çıkarılması amacıyla uluslararası adli yardımlaşma mekanizmalarının işletildiğini aktardı.</p>

<h3><strong>AHBAP soruşturması da gündemde</strong></h3>

<p>Gürlek, AHBAP soruşturmasının devam ettiğini belirterek dosyada MASAK tespitleri ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının soruşturma kapsamında incelendiğini belirten Gürlek, dosyada mağdur ve şikayetçilerin de bulunduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>“Menzil’e yönelik özel bir çalışma yok”</strong></h3>

<p>Sosyal medyada gündeme gelen “Menzil Cemaati operasyonu” iddialarına da yanıt veren Gürlek, belirli bir cemaat veya dini oluşuma yönelik özel bir çalışma yürütülmediğini söyledi.</p>

<p>Gürlek, herhangi bir yapı suç teşkil eden yöntemlerle maddi menfaat sağlarsa veya hukuk dışı faaliyet yürütürse savcılıkların deliller çerçevesinde gerekli işlemleri yapacağını belirtti.</p>

<h3><strong>Rojin Kabaiş soruşturmasında teknik inceleme</strong></h3>

<p>Rojin Kabaiş soruşturmasında DNA incelemelerinin sürdüğünü belirten Gürlek, cep telefonuna ilişkin teknik incelemelerin de devam ettiğini açıkladı.</p>

<p>Gürlek, mevcut aşamada doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söylemenin mümkün olmadığını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlek-acikladi-ibb-dosyasinda-ek-iddianame-hazirligi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-10-115555.png" type="image/jpeg" length="87163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu dosyasında yeni ayrıntı: "Müdahale 29 dakika sonra geldi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-dosyasinda-yeni-ayrinti-mudahale-29-dakika-sonra-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-dosyasinda-yeni-ayrinti-mudahale-29-dakika-sonra-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 12 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin yeniden açılan soruşturmada cezaevi kayıtları, kamera görüntüleri, sağlık belgeleri ve görevli ifadeleri yeniden incelendi. Dosyaya göre ilk yardım çağrısı ile sağlık ekibinin Kozinoğlu’na ulaşması arasında 29 dakika 36 saniye geçti. Soruşturma kapsamında 11 kişi hakkında adli işlem başlatılırken, Kozinoğlu’nun mezarının 11 Eylül’de açılması planlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski MİT görevlisi <strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>’nun Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada, olay gününe ait kayıtlar mercek altına alındı.</p>

<p>Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre Kozinoğlu, 12 Kasım 2011 günü saat 18.09 sıralarında odasından sendeleyerek çıktı. Yaklaşık üç dakika sonra tansiyonunun 205/127 olarak ölçüldüğü ve göğüs ağrısından şikayet ettiği kaydedildi. Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur’dan Isordil 5 mg isimli dilaltı ilacını aldığı belirtildi.</p>

<h2><strong>İlk yardım çağrısıyla görevlilerin ulaşması arasındaki süre dikkat çekti</strong></h2>

<p>Kozinoğlu için ilk yardım çağrısının saat 18.13.24’te yapıldığı ifade edildi. Çağrının tekrarlanmasına, koğuş kapısına vurulmasına ve kamera üzerinden işaret verilmesine rağmen kapının saat 18.23.13’te açıldığı kaydedildi.</p>

<p>Buna göre ilk yardım çağrısıyla görevlilerin koğuşa ulaşması arasında <strong>9 dakika 49 saniye</strong> geçti.</p>

<p>Kozinoğlu’nun saat 18.26’da yürüyerek odadan çıkarıldığı, ardından sedyeye alınarak mahkûm kabul bölümüne götürüldüğü belirtildi. 112 ekiplerine saat 18.30’da haber verildiği, sağlık ekibinin ise yaklaşık 18.43’te cezaevine ulaştığı kaydedildi.</p>

<p>Dosyadaki zaman kayıtlarına göre ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin Kozinoğlu’na ulaşmasına kadar <strong>29 dakika 36 saniye</strong> geçti.</p>

<h2><strong>Ambulans ekibi yemek için Silivri merkezdeydi</strong></h2>

<p>Soruşturma dosyasında dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise cezaevi kampüsünde görev yapan ambulans ekibinin olay sırasında normal bekleme noktasında bulunmaması oldu.</p>

<p>Ekibin yemek için Silivri merkeze gittiği, ambulansın görev yerinde bulunması halinde Kozinoğlu’na yaklaşık <strong>3-4 dakika içerisinde ulaşabileceği</strong> yönünde değerlendirme yapıldığı belirtildi.</p>

<p>Cezaevi personeli tarafından sağlık birimine haber verildiği ifade edilirken, nöbetçi doktorun ise olaydan haberdar edilmediğini söylediği kaydedildi.</p>

<p>Dosyada ayrıca sağlık ekibi cezaevine ulaşıncaya kadar Kozinoğlu’na cezaevi personeli tarafından etkili bir tıbbi müdahale yapıldığına ilişkin bir kayda ulaşılamadığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>112 ekibi ulaştığında nabız ve solunum yoktu</h3>

<p>Kozinoğlu’nun müdahale beklediği sırada terlediği, üşüdüğünü ve ellerinde uyuşma olduğunu söylediği aktarıldı.</p>

<p>Bazı cezaevi görevlileri, ambulans gelene kadar Kozinoğlu’nun hareket ettiğini ve solunumunun bulunduğunu ifade etti. Ancak 112 ekibinin olay yerine ulaştığı sırada Kozinoğlu’nun nabız ve solunumunun olmadığı kaydedildi.</p>

<p>Kozinoğlu, yapılan müdahalenin ardından saat 19.12’de Silivri Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<h3>Olay yeri incelemesinden önce odaya girildi</h3>

<p>Kozinoğlu hastaneye götürüldükten sonra koğuş arkadaşlarının kaldığı odaya birden fazla kez girdiği de yeniden incelenen kamera kayıtlarına yansıdı.</p>

<p>Dosyaya göre odadan gazete ve kahve fincanı gibi bazı eşyalar çıkarıldı. Odanın ancak saat 22.07 sıralarında kilitlendiği, olay yeri incelemesinin ise saat 23.20’den sonra yapıldığı belirtildi.</p>

<p>Söz konusu zamanlama, olay sonrasında delillerin korunmasına ilişkin soru işaretlerini de soruşturma dosyasına taşıdı.</p>

<h3>Alarm sırasında radyonun sesini yükselttiği öne sürüldü</h3>

<p>Yeniden incelenen kamera kayıtlarında, Kozinoğlu’nun fenalaşmasının ardından acil durum butonuna basıldığı sırada dönemin infaz ve koruma memuru Ferhat Veysi Gül’ün alarma müdahale etmek yerine radyonun sesini yükselttiğinin öne sürüldüğü belirtildi.</p>

<p>Gül’ün bu davranışının yardım çağrısının diğer görevliler tarafından geç fark edilmesine neden olduğu iddia edildi.</p>

<h3>Soruşturma 15 yıl sonra yeniden açıldı</h3>

<p>Kozinoğlu’nun ölümünün ardından yürütülen ilk soruşturmada 10 Nisan 2012’de takipsizlik kararı verilmişti.</p>

<p>Dosyanın yeniden incelenmesinin ardından Silivri Sulh Ceza Hâkimliği, <strong>26 Ağustos 2026’da takipsizlik kararını kaldırdı.</strong></p>

<p>Olay tarihinde cezaevinde görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatılırken, 10 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden birinin ise yurt dışında olduğu belirlendi.</p>

<h3>Vitamin ilacı ve e-posta da araştırılıyor</h3>

<p>Yeniden açılan soruşturmada, Kozinoğlu’nun ölümünden önce cezaevi yönetiminden talep ettiği vitamin ilacı üzerinde ayrıntılı toksikolojik ve kimyasal inceleme yapılmamış olması da araştırılan başlıklar arasında yer aldı.</p>

<p>Bunun yanı sıra Kozinoğlu’nun ölümünün ardından avukatına gönderilen ve onun kalp krizinden ölmediğinin öne sürüldüğü bir e-posta da soruşturma kapsamında inceleniyor.</p>

<h3>Kozinoğlu’nun mezarı 11 Eylül’de açılacak</h3>

<p>Soruşturmanın önemli aşamalarından biri de Kozinoğlu’nun mezarının açılması olacak.</p>

<p><strong>11 Eylül’de</strong> yapılması planlanan fethi kabir işleminin üç adli tıp uzmanı, bir kimyager ve bir otopsi teknikerinden oluşan heyet tarafından gerçekleştirilmesi bekleniyor.</p>

<p>Mezardan alınacak kemik, toprak ve diğer örneklerin toksikolojik ve kimyasal incelemeye gönderileceği belirtildi.</p>

<p>Böylece Kozinoğlu’nun ölümünün üzerinden yaklaşık 15 yıl geçtikten sonra, ölüm nedenine ilişkin soruşturmanın yeni deliller ve yeniden incelenen kayıtlar üzerinden sürdürüleceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Cumhuriyet</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-dosyasinda-yeni-ayrinti-mudahale-29-dakika-sonra-geldi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/kasif-kozinoglu-2487264.jpg" type="image/jpeg" length="78092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan'da orman yangını: Konitsa'da 8 bin dönüm alan zarar gördü]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-orman-yangini-konitsada-8-bin-donum-alan-zarar-gordu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-orman-yangini-konitsada-8-bin-donum-alan-zarar-gordu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan'ın Konitsa bölgesinde 31 Ağustos'ta başlayan orman yangını kontrol altına alındı. Yangında yaklaşık 8 bin dönüm alan zarar görürken koruma altındaki bölgeler de etkilendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yunanistan</strong>'ın kuzeybatısında bulunan <strong>Konitsa</strong> bölgesindeki Trapezitsa Dağı'nda 31 Ağustos'ta başlayan orman yangını kontrol altına alındı. Yangında 8 Eylül itibarıyla yaklaşık 8 bin dönüm alanın zarar gördüğü belirtildi.</p>

<h2><strong>Yangın 8 bin dönümlük alanı etkiledi</strong></h2>

<p>Yunan basınında yer alan haberlere göre, Atina Ulusal Gözlemevinin FireHUB verileri, Konitsa'daki yangının geniş bir alanı etkilediğini ortaya koydu. 31 Ağustos'ta başlayan yangında 8 Eylül'e kadar yaklaşık 8 bin dönüm alanın zarar gördüğü kaydedildi.</p>

<p>Kontrol altına alınan yangının özellikle doğal çevre açısından koruma altında bulunan bölgelerde etkili olduğu aktarıldı. Yangından etkilenen alanların önemli bir bölümünün Avrupa Birliği sınırları içerisinde belirlenen doğal çevre koruma ağı "<strong>Natura 2000</strong>" kapsamında yer aldığı belirtildi.</p>

<h3><strong>Yangın koruma alanlarına yayıldı</strong></h3>

<p>Yangının, <strong>Kuzey</strong> <strong>Pindos</strong> <strong>Milli</strong> <strong>Parkı</strong>'nın yüksek koruma statüsüne sahip 2. bölgesinde de etkili olduğu bildirildi. Böylece yangının yalnızca ormanlık alanları değil, koruma statüsü bulunan doğal bölgeleri de etkilediği ifade edildi.</p>

<p>Bölgenin sarp arazi yapısı, yoğun orman örtüsü ve yol ağının sınırlı olması nedeniyle yangına müdahale sırasında çeşitli güçlüklerle karşılaşıldığı kaydedildi.</p>

<h3><strong>İtfaiye ekiplerinin müdahalesi zorlaştı</strong></h3>

<p>Dağlık ve ulaşılması güç bölgelerde görev yapan itfaiyecilere destek amacıyla helikopterlerle taşınabilir su depolarının ulaştırıldığı belirtildi.</p>

<p>Yangının etkili olduğu alanların coğrafi yapısının müdahaleyi zorlaştırdığı, ekiplerin özellikle sarp bölgelerde çalışmalarını sürdürmek durumunda kaldığı aktarıldı.</p>

<h3><strong>Ormanların yeniden oluşması 100 yılı aşabilir</strong></h3>

<p>WWF Yunanistan Eylem Koordinatörü Ilias Tziritis'in değerlendirmelerine de yer verilen haberlerde, yangında ağır zarar gören köknar ve karaçam ormanlarının doğal yollarla yeniden oluşmasının 100 yıldan fazla sürebileceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tziritis'in ayrıca yüksek rakımlı bölgelerde çıkan <strong>yangınlar</strong>ın son yıllarda daha geniş alanlara yayıldığına dikkat çektiği belirtildi. Tziritis, bu tür yangınlara daha erken müdahale edilmesinin önemini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-orman-yangini-konitsada-8-bin-donum-alan-zarar-gordu</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/yunanistanin-konitsa-bolgesindeki-yanginda-yaklasik-8-bin-donum-alan-zarar-gordu.png" type="image/jpeg" length="61017"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında aralarında sağlık çalışanlarının da olduğu 9 kişi gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-kapsaminda-aralarinda-saglik-calisanlarinin-da-oldugu-9-kisi-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-kapsaminda-aralarinda-saglik-calisanlarinin-da-oldugu-9-kisi-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde şüpheli ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında ikinci dalga operasyon düzenlendi. Aralarında gazeteciler, doktor, ambulans şoförleri ve acil tıp teknisyenlerinin de bulunduğu 9 kişi sabah saatlerinde düzenlenen baskınlarla gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Oda TV davası kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde 12 Kasım 2011 tarihinde hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu’nun dosyasındaki takipsizlik kararının kaldırılmasının ardından adli süreç derinleşiyor.</p>

<h3><strong>9 şüpheli emniyete götürüldü</strong></h3>

<p>Sabah saatlerinde eş zamanlı baskınlarla gözaltına alınan şüpheliler, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifade işlemleri için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne sevk edildi.</p>

<p>Gözaltına alınan isimler ve meslekleri şu şekilde sıralandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Turgay Tamer</strong> – Doktor</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Selahattin Günday</strong> – Muhabir</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İdris Tiftikci</strong> – Kameraman</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ahmet Göksel Erdoğan</strong> – Ambulans şoförü</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mahmut Arslan</strong> – Ambulans şoförü</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Özlem Uslu Öz</strong> – Acil Tıp Teknisyeni (ATT)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Emre Atmaca</strong> – Acil Tıp Teknisyeni (ATT)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tuba Koç</strong> – Acil Tıp Teknisyeni (ATT)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nesrin Kaya Altınova</strong> – Acil Tıp Teknisyeni (ATT)</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Takipsizlik kararı 14 yıl sonra kaldırılmıştı</strong></h3>

<p>Kozinoğlu’nun cezaevinde yaşamını yitirmesinin ardından açılan soruşturmada 2012 yılında "kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ölüm gününe dair sağlık ekiplerinin müdahalede 29 dakika geciktiği ve ambulans personelinin yemekte olduğu gibi yeni bulgu ve şüphelerin dosyaya girmesi üzerine Silivri Sulh Ceza Hâkimliği, 26 Ağustos 2026 tarihinde takipsizlik kararını kaldırdı.</p>

<p>Kararın ardından başlatılan soruşturmanın ilk dalgasında, olay tarihinde cezaevinde görevli bulunan 11 şüpheliden 10'u yakalanmış, firari durumdaki 1 kişinin ise yurt dışında olduğu tespit edilmişti. Sabah saatlerinde düzenlenen ikinci dalga operasyonla birlikte dosyadaki gözaltı sayısı arttı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-kapsaminda-aralarinda-saglik-calisanlarinin-da-oldugu-9-kisi-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/kasif-kozinoglunun-olumu-15-yil-sonra-yeniden-sorusturuluyor-en-az-15-kisi-ifadeye-ca-1812348-20260829093908.jpg" type="image/jpeg" length="87550"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başsavcılıktan İBB tutuklularına yönelik 'çay yasağı' iddialarına ilişkin açıklama]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bassavciliktan-ibb-tutuklularina-yonelik-cay-yasagi-iddialarina-iliskin-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bassavciliktan-ibb-tutuklularina-yonelik-cay-yasagi-iddialarina-iliskin-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Silivri'de tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile İBB davasındaki tutukluların Silivri’deki duruşma salonunun nezaret bölümünde çay içmelerine izin verilmediğine ilişkin iddiaların ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan açıklama geldi. Başsavcılık, duruşma öncesi veya sırasında tutuklulara çay-kahve servisi yapılmasının mevzuatta karşılığının bulunmadığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı <strong>Ekrem İmamoğlu</strong> ile İBB davasında tutuklu bulunan sanıkların Silivri’deki duruşma salonunun nezaret bölümünde<strong> çay içmelerine izin verilmediğine ilişkin </strong>iddiaların ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yazılı açıklama yaptı. Başsavcılık, duruşmalara katılan tutuklulara öğünleri için kumanya verildiğini, duruşma öncesi veya sırasında çay-kahve servisi yapılmasına ilişkin ise m<i>evzuatta bir düzenleme bulunmadığını </i>bildirdi.</p>

<h2><strong>Başsavcılıktan mevzuat vurgusu</strong></h2>

<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında, “Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personeli’nin İaşe Yönetmeliği”nin 4/3 maddesine işaret edildi.</p>

<p>Açıklamada, duruşmalara katılan tutuklulara öğünleri için kumanya verildiği hatırlatıldı.</p>

<p>Duruşma öncesinde veya duruşmalar arasında çay ve kahve servisi yapılmasına yönelik uygulamanın ise yasal dayanağının bulunmadığı belirtildi.</p>

<h3><strong>“Hiçbir tutukluya çay-kahve servisi yapılmadı”</strong></h3>

<p>Başsavcılık, duruşma öncesi ve aralarında çay-kahve servisi yapılmasının hiçbir zaman hiçbir tutukluya uygulanmadığını açıkladı.</p>

<p>Açıklamada ayrıca tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kaldıkları odalarda çay içmelerine yönelik herhangi bir kısıtlamanın bulunmadığı ifade edildi.</p>

<h3><strong>Ailelerin çay masraflarını karşılama talebi yanıtsız</strong></h3>

<p>İBB davasında tutuklu bulunan<strong> Ekrem İmamoğlu </strong>ve diğer sanıkların, Silivri’de duruşmaların yapıldığı yeni salondaki nezaret bölümünde çay içmelerine izin verilmediği daha önce gündeme gelmişti.</p>

<p>Günde 15 saate kadar uzayabilen duruşmalar sırasında tutukluların çay içememesine tepki gösteren ailelerin, yakınlarına servis edilecek çayın masraflarını kendilerinin karşılamasını teklif ettiği belirtilmişti.</p>

<p>Ancak bu teklifin cezaevinden sorumlu güvenlik birimlerince reddedildiği aktarılmıştı.</p>

<p><strong>Başsavcılık tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Bazı basın-yayın organları ile sosyal medya hesaplarında, İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü yargılaması tutuklu sanıklarına çay yasağı getirildiği yönünde gerçeği yansıtmayan haber ve paylaşımlar yapıldığı görülmüştür.</p>

<p>“Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personeli’nin İaşe Yönetmeliği”nin, 4/3 maddesinde, günlük olarak duruşmalara katılan tutuklulara öğünleri için kumanya verileceği hükmü bulunmaktadır.</p>

<p>Yasal dayanağının bulunmaması nedeniyle duruşma öncesi ve aralarında çay-kahve servisi gibi bir uygulama hiçbir zaman hiçbir tutukluya yapılmamıştır. Ceza İnfaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerinin kaldıkları odalarda çay içmelerine ilişkin sınırlama ise yoktur.</p>

<p>Kamuoyunun bilgisine saygıyla duyurulur."</p>
</blockquote>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">BASIN AÇIKLAMASI<br />
<br />
Bazı basın-yayın organları ile sosyal medya hesaplarında, İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü yargılaması tutuklu sanıklarına çay yasağı getirildiği yönünde gerçeği yansıtmayan haber ve paylaşımlar yapıldığı görülmüştür.<br />
<br />
“Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz…</p>
— Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı (@BakirkoyCBS) <a href="https://x.com/BakirkoyCBS/status/2097956390681624721?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">September 10, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p></p>

<h3><strong>Ne olmuştu?</strong></h3>

<p>İBB davasında tutuklu bulunanlara yönelik uygulamalar daha önce de kamuoyunun gündemine gelmişti.</p>

<p>Duruşmalarda savunma sürelerinin kısıtlanması, İmamoğlu’nun “Millet Şahidimdir” isimli kitabının basım aşamasında yasaklanması ve cezaevinde Süper Lig maçlarının izlenmesine yönelik kısıtlamaların ardından Silivri’deki duruşma salonunun nezaret bölümünde çay içilmesine izin verilmemesi de tartışma konusu olmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bassavciliktan-ibb-tutuklularina-yonelik-cay-yasagi-iddialarina-iliskin-aciklama</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/imamoglu55jpg-3c-x7h-udu2kmeo-ht-o-v-wgr-og.jpg" type="image/jpeg" length="43356"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 12 Eylül’ün perde arkasını anlattı: "Kanlı terör neden bir anda kesildi, açıklayamadılar"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Darbe öncesinde yaşanan siyasi ve toplumsal atmosferi anlatan Akkoç, darbenin ardından değişen siyasi dengelere, Turgut Özal’ın yükselişine ve 1983 seçimlerine uzanan sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akkoç, darbe gerekçesi gösterilen şiddetin bir gün içinde sona ermesine dikkat çekerek “Kanlı terör neden bir anda kesildiğini açıklayamadılar” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci <strong>Fethi Akkoç</strong>, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Akkoç, darbe öncesindeki siyasi atmosferden Kenan Evren liderliğindeki askeri yönetimin uygulamalarına, Turgut Özal’ın siyasi geleceğinden 1983 seçimlerine uzanan süreçte yaşananları anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akkoç, 12 Eylül öncesinde sağ ve sol görüşlü gençlerin sokaklara döküldüğünü, toplumun yaşanan şiddet olaylarından ciddi biçimde rahatsız olduğunu belirterek, darbenin ardından yaşananlara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>“Kanlı terör neden bir anda kesildiğini bir türlü açıklayamadılar”</strong></h2>

<p>12 Eylül öncesindeki atmosferi anlatan Akkoç, sağ ve sol görüşlü gençler arasındaki çatışmaların toplumu yorduğunu söyledi. Akkoç, darbenin gerekçesi olarak gösterilen olayların darbenin hemen ardından sona ermesine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül 1980 darbesi sırasında, 12 Mart öncesinde olduğu gibi sağcı ve solcu gençler sokağa dökülmüş, anarşi hortlamıştı. Vatandaş anarşiden, günlük olaylardan ve gençlerin birbirini öldürmesinden bıkmış, ciddi şekilde rahatsız hale gelmişti.</p>

<p>Ancak 12 Eylül darbesini yapanlar, darbeden bir gün sonra, darbe için gerekçe olarak gösterilen olayların ve kanlı terörün neden bir anda, bir gün içinde kesildiğini bir türlü açıklayamadılar.</p>

<p><i>Askeri müdahaleye uygun şartların oluşması için solcu ve sağcı gençleri sokaklara döküp kan akıtanlar, istediklerini maalesef yine elde etmişlerdi.</i>”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’nin dış politikasında ve ekonomik yapısında önemli değişiklikler yaşandığını savundu. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü de bu sürecin önemli başlıklarından biri olarak değerlendiren Akkoç, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Askeri yönetimleri ve parlamento dışı hükümetleri, kendi istediklerini kabul ettirebilmek için uygun gören Amerikalılar, 12 Eylül darbesinden sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, dönemin ekonomik gelişmelerine ilişkin ise tütün tekeli kanununun kaldırılmasını örnek gösterdi:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından tütün tekeli kanunu kaldırılarak Türk tütünü yerine ithal Virginia tütünü getirildi ve Türk sigarası yerine Amerikan sigarası piyasaya girdi. Tütün tekeli kanununun kaldırılmasıyla da tütün satan bir ülke olan Türkiye, tütün ithal eder hale getirildi”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmesinin yolu açıldı”</strong></h3>

<p>12 Eylül darbesinin siyasi sonuçlarına da değinen Akkoç, başta Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel olmak üzere siyasi parti liderlerine getirilen yasakların yeni bir siyasi yapılanmanın önünü açtığını söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesiyle başta Ecevit ve Demirel olmak üzere bütün siyasi partilerin yöneticilerine siyaset yasağı getirildi. Böylece Türkiye’de siyasetin yeni partiler ve yeni yüzlerle yeniden dizayn edilmesinin yolu açılmış oldu.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, bu sürecin yalnızca Türkiye içindeki siyasi dengelerle açıklanamayacağını savunarak, dönemin MİT Ekonomik İşler Dairesi Başkanı Mahir Kaynak’ın açıklamalarına da dikkat çekti.</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Ekonomik İşler Dairesi Başkanı olarak görev yapan Profesör Mahir Kaynak, Cumhuriyet gazetesinde Yüneyt Arcayürek’le yaptığı bir söyleşide, Demirel hükümetinin uyguladığı bağımsız ekonomik politika nedeniyle Amerikalılar tarafından devrileceğini bir ay önceden yönetime rapor olarak bildirdiğini açıklamıştı.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Kenan Evren’in açıklaması: “Her türlü gayret gösterilecek”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül lideri Orgeneral Kenan Evren’in darbeden kısa süre sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşü konusunda yaptığı açıklamayı da hatırlattı:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül’ün lideri Orgeneral Kenan Evren, 15 Eylül tarihinde düzenlediği basın toplantısında Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönebilmesi için gerekli her türlü gayretin gösterileceğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye’nin Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü alelacele veto etmeden kabul etmesiyle Türkiye, Yunanistan’la arasındaki Kıbrıs, 12 Adalar, kıta sahanlığı, Ege Denizi ve Fırat hattı problemlerinin çözümünde ve ayrıca Avrupa Birliği ile ilişkilerinde kullanabileceği çok önemli bir siyasi kozu kaybetmiş oldu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Darbeciler siyasetçiden çok siyasetçi gibi davrandı”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül’ün dikkat çeken yönlerinden birinin de askeri yönetimin siyasi yapılanma konusunda izlediği yöntem olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesinin bir başka önemli tarafı da darbeyi yapanların siyasetçiden çok siyasetçi, politikacıdan çok politikacı gibi davranmış olmasıydı.”</p>

<p>12 Eylül’den hemen sonra, 14-15 Eylül günlerinde Ankara kulislerinde Güven Partisi Genel Başkanı Profesör Turan Feyzioğlu’nun başbakan, Zeyyat Baykara’nın ise başbakan yardımcısı olacağı konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştı.”</p>
</blockquote>

<p>O dönemde Tercüman gazetesinde çalıştığını belirten Akkoç, yaşananları şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Hiç unutmam, o dönemde çalıştığım Tercüman gazetesinde Avrupa baskılarına bakıyordum. Bu siyasi gelişmeler ve Feyzioğlu’nun başbakanlığı konusu tartışılırken köşe yazarı Kurtul Altuğ, Feyzioğlu’nun başbakan olacağını söylemişti. Ben de, ‘Askerler diğer darbelerden farklı olarak kamuoyuna, halka ve belli görevlerde bulunanlara karşı çok dikkatli davranıyorlar. Politikacıdan fazla politikacı gibi davranıyorlar’ dedim.</p>

<p>Üç milletvekili olan Güven Partisi’nin genel başkanını büyük tepki alacağı düşüncesiyle başbakan yapmadılar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı"</strong></h3>

<p>Akkoç, 20 Eylül’de Bülent Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla daha önceki siyasi senaryonun değiştiğini belirtti.</p>

<blockquote>
<p>“Feyzioğlu’nun başbakan olması mümkün değildi, yapmazlardı. Çünkü bu arada Ferit Melen hükümetinin senaryosunu uyguluyorlardı.</p>

<p>Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı. Demirel hükümetinin bakanlar üstü bürokratı Turgut Özal, darbecilerin kurduğu hükümette ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. Yani adeta fiili başbakan durumuna geldi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında Türkiye’de yeni siyasi partilerin kurulacağına ilişkin kulislerin hızlandığını, bu süreçte Turgut Özal’ın da parti kuracağının konuşulduğunu söyledi.</p>

<p>1982 yılının Şubat ayında Almanya’da olduğunu belirten Akkoç, Tercüman gazetesinde Yavuz Donat’ın Özal’la yaptığı görüşmenin dokuz sütun manşetten yayımlandığını anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“‘Özal'ın hiç kimse gocunmasın, parti kurmayacağım’ şeklindeki sözleri şok etkisi yarattı. Bu açıklama bende de şok etkisi yarattı. Benim değerlendirmeme göre Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti.</p>

<p>Çünkü yeniden siyasi yapılanmaya gidileceği, bütün partilere, her partiye, her adaya ve her lidere izin verilmeyeceği biliniyordu. Benim tahminime göre Özal’ın parti kuracağı kesindi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Özal bana, "Ben öyle söylemedim" dedi"</strong></h3>

<p>Ankara’ya döndükten sonra 28 Mart’ta Turgut Özal’dan randevu aldığını anlatan Akkoç, kendisine parti kurmayacağı yönündeki açıklamasını sorduğunu belirtti. Özal’ın sözlerinin yanlış değerlendirildiğini söylediğini aktaran Akkoç, görüşmeyi şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Özal bana, ‘Ben öyle söylemedim. Yavuz onu yanlış değerlendirmiş. O konuşmada ben de bugün için parti kurmayı düşünmüyorum dedim’ dedi.</p>

<p>‘Hiç kimse gocunmasın’ ifadesinin doğru olduğunu, ancak ‘Bugün için parti kurmayı düşünmüyorum. Ama gelecekte şartlar ne olur, onu bilemem’ şeklinde konuştuğunu söyledi. Yavuz Donat’ın sözlerini yanlış değerlendirdiğini belirtti. Ben beklediğim cevabı almıştım”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım"</strong></h3>

<p>Akkoç, görüşmede Özal’a 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde üst düzey görevlerde bulunmasını da sorduğunu anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından Özal’a, ‘Efendim, 12 Mart darbesi sırasında da Planlama Müsteşarıydınız. 12 Eylül darbesi sırasında yine Planlama Müsteşarıydınız. Burada daha yetkili şekilde, bakanlar üstü bürokrat unvanınız vardı. Bu sadece tesadüf mü?’ diye sordum. Özal bu soru karşısında şaşırdı ve “Tesadüfler var” dedi. Görüşmenin en dikkat çekici bölümü Özal’ın darbeler hakkındaki değerlendirmesiydi, bana "27 Mayıs’ da, 12 Mart da, 12 Eylül de neticeleri itibarıyla Türkiye’yi kurtarmak için yapılmıştır. 12 Eylül ise diğerlerinden daha farklıdır ve başarılıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım. Çünkü orada diğer bütün darbelere sahip çıkıyor, 12 Eylül’e ise ayrıca sahip çıkıyordu. 12 Eylül’ü diğerlerinden daha başarılı olarak değerlendiriyordu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında eski siyasi liderlerin yasaklı olduğu ve yeni siyasi yapılanmanın şekillendirildiği dönemi de anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Seçim ortamına girildiğinde eski liderler yasaklıydı. Bütün partilerin liderleri yasaklıydı. Eski liderlere yakınlığıyla bilinen kişiler dahi veto edildi. Partiler veto edildikçe üç partinin seçime girmesine izin verildi: Anavatan Partisi, Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Halkçı Parti.”</p>

<p>Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin başında Turgut Sunalp vardı. Askerlerin ‘abi’ dedikleri, çok sevdikleri ve ordu içerisinde çok sevilen bir liderdi Turgut Paşa.</p>

<p>Anavatan Partisi’nin başında başbakan yardımcısı vardı, yani askerlerin kurduğu hükümetin başbakan yardımcısı Turgut Özal’dı. Halkçı Parti’nin başında ise Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp vardı.</p>

<p>Yani biri askerlerin çok yakın gördüğü bir isim, biri başbakan yardımcısı, diğeri de Başbakanlık Müsteşarıydı. Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal’ın vetosu orada önlendi”</strong></h3>

<p>Akkoç, diğer siyasi aktörlerin veto edildiğini, hatta eski siyasi liderlerle yakınlığı bulunan isimlerin de seçim sürecinin dışında bırakıldığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Diğer partilerin hiçbiri seçime sokulmadı, veto edildi. Hatta eski partilerle ve eski liderlerle yakınlığı bilinen kişiler de veto edildi. İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü bile veto edildi. Konseyde görev yapan komutanlar ve generaller, Anavatan Partisi’nin ve Turgut Özal’ın veto edileceğini düşünüyorlardı. Açıkçası ‘Olmaz, getirilmez, olmaz’ diyorlardı.</p>

<p>Veto işlemleri 30 Eylül’e kadar yapıldı. 15 Eylül tarihinde Amerikalı üst düzey bir yetkili geldi ve Evren’le görüştü. Özal’ın vetosu orada önlendi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“MDP beklenirken Turgut Özal iktidara geldi”</strong></h3>

<p>Akkoç, 1983 seçimlerine giden süreçte askeri yönetimin beklentisinin Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin iktidara gelmesi yönünde olduğunu ancak sonuçların farklı çıktığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“MDP’nin iktidara getirileceği beklenirken Turgut Özal iktidara geldi. Yeni yapılanma böylece gerçekleşti. 12 Eylül de görevini bu şekilde yerine getirmiş oldu.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-07-155535.png" type="image/jpeg" length="77480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katarakt ameliyatı için görmenin tamamen kaybolmasını beklemek gerekmiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu, katarakt ve tedavisindeki güncel gelişmeleri anlattı. Burcu, katarakt ameliyatı için görmenin ileri derecede azalmasının beklenmesine gerek olmadığını belirterek, ameliyat zamanının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu</strong> oldu. Katarakt hastalığı ve tedavisindeki son gelişmelerin ele alındığı programda Burcu, kataraktın nedenlerinden ameliyat zamanına, yeni nesil merceklerden ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenlere kadar önemli bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Katarakt yaşlanmanın belirtilerinden biri</strong></h2>

<p>Kataraktın, gözün içindeki saydam merceğin zaman içerisinde elastikiyetini ve saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Burcu, bu süreci cildin kırışması ve saçların beyazlaması gibi yaşla birlikte gelişen değişikliklere benzetti.</p>

<p>En sık görülen katarakt türünün yaşa bağlı katarakt olduğunu ifade eden Burcu, genetik yatkınlığın hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-53.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Güneş ışınları zarar veriyor!</strong></h2>

<p>Katarakt gelişiminde güneş ışınlarının önemli bir etken olduğunu belirten Burcu, beslenme ve yaşam koşullarının da hastalığın gelişim sürecini etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p>Kataraktın nadiren çocukluk çağında da görülebildiğini anlatan Burcu, annenin hamilelik sırasında geçirdiği bazı enfeksiyonlar, genetik faktörler, travmalar ve özellikle uzun süreli kortizon kullanımının katarakt gelişimine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Diyabet kataraktın daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor</strong></h2>

<p>İleri yaşlarda özellikle diyabetin kataraktın daha erken ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burcu, diyabetin ameliyat süreci ve sonrasında da dikkate alınması gereken önemli bir hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Diyabetli hastalarda göz sağlığının yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Burcu, ameliyat sonrasında da güneş ışınlarından iyi korunmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Katarakt gelişimini mümkün olduğunca geciktirmek için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulayan Burcu, karbonhidrat ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenme, yüksek ultraviyole korumasına sahip kaliteli güneş gözlüğü ve gerektiğinde şapka kullanımının göz sağlığını korumaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-13-58.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Ameliyat için kataraktın ilerlemesini beklemek gerekmiyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatının zamanlamasının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Burcu, geçmişte olduğu gibi görmenin ileri derecede azalmasını beklemenin artık gerekli olmadığını belirtti.</p>

<p>Hastanın görmesi iyiyse, katarakt günlük yaşamını etkilemiyorsa ve gözlükle yeterli görme keskinliği sağlanabiliyorsa ameliyatın bekletilebileceğini ifade eden Burcu, buna karşılık kataraktın kişinin yaşam kalitesini ve günlük faaliyetlerini etkilemeye başlaması halinde ameliyatın planlanabileceğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatını gereğinden fazla geciktirmenin de doğru olmadığını vurgulayan Burcu, ileri derecede sertleşmiş kataraktın cerrahiyi zorlaştırabileceğini ve komplikasyon riskini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-26-11.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Yeni ameliyat yöntemleri ile hastalar daha hızlı iyileşiyor</strong></h2>

<p>Kataraktın günümüzde tek tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Burcu, cerrahi tekniklerde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.</p>

<p>Geçmişte çok daha büyük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatların artık oldukça küçük kesilerden yapılabildiğini anlatan Burcu, bu gelişmenin hem cerrahi süreci kolaylaştırdığını hem de hastaların ameliyat sonrasında günlük ve sosyal yaşamlarına daha hızlı dönmelerine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>Katarakt ameliyatında göz içine yerleştirilen merceklerin biyolojik uyumluluğu yüksek materyallerden üretildiğini belirten Burcu, bu merceklerin kullanım ömrünün yaklaşık 100 yıl olduğunu ve normal koşullarda hastanın ilerleyen yıllarda merceğinin değiştirilmesinin gerekmediğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Akıllı mercek” seçiminde hastanın ihtiyacı belirleyici</strong></h2>

<p>Halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen yeni nesil göz içi merceklere de değinen Prof. Dr. Burcu, bu merceklerin yakın, orta ve uzak mesafelerde dengeli görme sağlamayı hedeflediğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatında tek odaklı veya çok odaklı merceklerin tercih edilebildiğini belirten Burcu, mercek seçiminde hastanın günlük yaşamının, mesleğinin ve görme beklentisinin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Uzak, orta ve yakın mesafeyi mümkün olduğunca gözlüksüz görmek isteyen hastalarda üç odaklı merceklerin tercih edilebildiğini, uzak görüşün öncelikli olduğu hastalarda ise tek odaklı merceklerin daha uygun olabileceğini anlatan Burcu, bu durumda yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrasında bebeklik dönemindeki gibi kusursuz bir görüş beklentisinin gerçekçi olmayacağını belirten Burcu, en doğru yaklaşımın hastanın beklentisini iyi anlamak ve ihtiyacına uygun merceği seçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="figen balcı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-44.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Her katarakt ameliyatı sadece damla anesteziyle yapılmıyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatlarında hastanın durumuna göre farklı anestezi yöntemlerinin uygulanabildiğini anlatan Prof. Dr. Burcu, ameliyata uyum sağlayabilecek hastalarda damla anestezisinin yeterli olabildiğini söyledi.</p>

<p>Yoğun kaygısı bulunan, işitme sorunu veya ameliyat sırasında iletişimi güçleştirecek özel bir durumu olan hastalarda sedasyon ya da farklı anestezi yöntemlerinin tercih edilebildiğini belirten Burcu, çocuk hastaların ise genel anestezi altında ameliyat edildiğini ifade etti.</p>

<p>Yeni cerrahi tekniklerle çok küçük kesilerden ameliyat yapılabildiği için geçmişte olduğu gibi gözün uzun süre kapatılmasının her hastada gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Burcu, bazı hekimlerin gözü hiç kapatmayabildiğini, bazılarının ise bir veya iki gün süreyle koruma önerebildiğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrası hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Burcu, özellikle ilk 48 saatin dikkat gerektirdiğini, yaklaşık 10 gün boyunca ameliyat edilen göz ve çevresinin doğrudan suyla temasından kaçınılması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“İki gözü aynı anda ameliyat etmeyi tercih etmiyoruz”</strong></h2>

<p>Her iki göze aynı anda katarakt ameliyatı yapmayı rutin olarak tercih etmediklerini belirten Prof. Dr. Burcu, bir gözün ameliyatından en az üç gün sonra, genellikle de yaklaşık bir hafta içerisinde diğer gözün ameliyat edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Genel anestezi alması gereken ve ikinci kez anestezi uygulanmasının sağlık açısından risk oluşturduğu çok özel hastalarda iki gözün aynı seansta ameliyat edilebildiğini belirten Burcu, bu durumda ikinci göze geçilirken tamamen yeni bir ameliyat yapılıyormuş gibi cerrahi hazırlığın ve kullanılan malzemelerin yenilendiğini anlattı.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-29-56.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Katarakt tekrarlamaz</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatından sonra hastalığın yeniden oluşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Burcu, bazı hastalarda iyileşme sürecinde göz içindeki arka kapsülde opaklaşma gelişebildiğini söyledi.</p>

<p>Halk arasında zaman zaman “katarakt yeniden oluştu” veya “gözde kireçlenme oldu” şeklinde ifade edilen bu durumun kataraktın tekrarlaması anlamına gelmediğini belirten Burcu, arka kapsül opasitesi olarak adlandırılan tablonun basit bir lazer işlemiyle giderilebildiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-35-52.jpg" type="image/jpeg" length="31900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİ PROMOSYONLARI 2026 EYLÜL GÜNCEL LİSTE: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların emekli müşterilere yönelik promosyon kampanyaları yakından takip ediliyor. ING, Akbank, İş Bankası, QNB, Vakıf Katılım, Garanti BBVA ve kamu bankalarının açıkladığı fırsatlarda maaş miktarına göre farklı ödeme seçenekleri bulunuyor. Bazı kampanyalarda doğrudan nakit promosyonun yanı sıra kart harcaması, otomatik ödeme talimatı ve çeşitli bankacılık ürünlerinin kullanılması karşılığında ek avantajlar da sunuluyor. İşte Eylül 2026 itibarıyla bankaların açıkladığı emekli promosyonları...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/eylul-ayi-emekli-maas-promosyonu.webp" type="image/jpeg" length="99578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="32623"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="24786"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="43843"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="59910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="63820"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25534"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="94059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="96166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, ruhu zorluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu "Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi" programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bilge Bilgin Kapucu, teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sosyal medyanın yalnızlaşma, kaygı ve dikkat dağınıklığını artırabileceğine dikkat çeken Kapucu, yapay zekanın insanın duygu dünyasını, klinik muhakemesini ve bir psikiyatristin şefkatini bütünüyle taklit edemeyeceğini vurgulayarak teknoloji kullanımında dengenin önemine işaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. <strong>Bilge Bilgin Kapucu</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>”programına konuk oldu. Teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Kapucu, sosyal medyanın yalnızlaşma ve kaygıyı artırabildiğini, yapay zekânın ise sağlık alanında önemli katkılar sunmasına rağmen insanın duygu dünyasını ve klinik değerlendirmesini bütünüyle taklit edemeyeceğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Son 30-40 yılda toplum büyük bir değişim yaşadı”</strong></h2>

<p>Son 30-40 yılda teknolojinin yaşamın merkezine yerleştiğini belirten Dr. Kapucu, özellikle pandemi döneminde insanların zorunlu izolasyon nedeniyle teknolojiyle çok daha yoğun bir ilişki kurduğunu ifade etti.</p>

<p>Teknolojinin bir yandan insanların yalnızlık hissini azaltmasına yardımcı olduğunu, diğer yandan ise yalnızlaşmanın önemli nedenlerinden biri haline gelebildiğini söyleyen Kapucu, bu değişimin ruh sağlığı üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19" class="detail-photo img-fluid" height="718" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719.jpeg" width="1290" /></p>

<h2><strong>“Ruhsal hastalıklar arttı”</strong></h2>

<p>Yapılan araştırmaların son 30 yılda ruhsal hastalıkların arttığını gösterdiğini belirten Kapucu, bunun yalnızca daha fazla kişinin sağlık hizmetine başvurması ve tanı almasıyla açıklanamayacağını söyledi.</p>

<p>Toplumdaki yaşam biçiminin ve sosyal normların değişmesinin de bu artışta etkili olduğunu ifade eden Kapucu, özellikle sosyal medyanın anksiyete ve yalnızlaşmayı artırabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Eskiden gençlerin ağırlıklı olarak yüz yüze sosyalleştiğini hatırlatan Kapucu, bugün dijital iletişimin gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığını ve bunun ruh sağlığı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“İnsan beyni sadece matematikten ibaret değil”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın çalışma prensibini de değerlendiren Kapucu, bu sistemlerin büyük veri ve matematiksel algoritmalar üzerine kurulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerinin insan beynini taklit etmeye çalıştığını belirten Kapucu, psikiyatri uzmanları ve nörobilimcilerin bile beynin çalışma mekanizmasını tam olarak çözemediğini ifade etti.</p>

<p>İnsan beyninin yalnızca verileri işlemeyen, aynı zamanda bedenden gelen sinyalleri, hisleri ve duygusal deneyimleri de değerlendiren çok daha karmaşık bir yapı olduğunu söyleyen Kapucu, mevcut yapay zekâ sistemlerinin bu yönüyle insan beynini tam anlamıyla karşılayamadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-2.jpeg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yapay zekâdan yararlansanız da son sözü uzmana bırakın</strong></h2>

<p>Yapay zekânın birçok alanda başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Kapucu, buna rağmen elde edilen bilgilerin mutlaka alanında uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Yapay zekâya ne kadar veri yüklerseniz, size ancak o kadar sonuç verebilir.” diyen Kapucu, uzman denetimi olmadan kullanılan yapay zekâ uygulamalarında hata ve eksikliklerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“Psikiyatristin bilgeliği ve şefkatini makinadan bekleyemeyiz”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın artık hayatın bir parçası olduğunu belirten Kapucu, bunu reddetmenin ya da tamamen uzak durmanın gerçekçi olmadığını söyledi.</p>

<p>Radyoloji gibi alanlarda yapay zekânın tanıya önemli katkılar sunduğunu ifade eden Kapucu, psikiyatride ise tanının yalnızca verilerle değil, hekimin klinik deneyimi, gözlemleri, düşünceleri ve empatisiyle konulduğunu vurguladı.</p>

<p>Buna karşın yapay zekânın psikiyatride takip ve izlem süreçlerinde yararlı olabileceğini belirten Kapucu, konuşma hızı, rutin alışkanlıklar ve davranış değişiklikleri gibi verileri analiz ederek hastalığın seyri hakkında önemli geri bildirimler sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bazı kişilerin yargılanma korkusu, güven problemleri veya sosyalleşmeyi tercih etmemeleri nedeniyle zaman zaman bir psikiyatrist yerine yapay zekâ ile iletişim kurmayı seçebileceğini belirten Kapucu, buna rağmen hiçbir teknolojinin bir psikiyatri uzmanının bilgeliğini, klinik muhakemesini ve şefkatini yerine koyamayacağını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Teknolojiye fazla maruz kalmak dikkat eksikliğine yol açıyor”</strong></h2>

<p>Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ancak insanların gerçek sosyal ilişkilerini koruması gerektiğini vurgulayan Kapucu, yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerine teknolojiden tamamen uzak, sakin zamanlar ayırmasının önemine dikkat çeken Kapucu, telefon, tablet ve bilgisayar bildirimlerine sürekli maruz kalmanın dikkat dağınıklığına ve kaygıya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>“Anı yaşayabilmek çok kıymetli” diyen Kapucu, ruh sağlığını korumanın en önemli yollarından birinin gerçek ilişkiler içinde kalmak ve teknoloji kullanımında dengeyi sağlayabilmek olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013720.jpeg" type="image/jpeg" length="39144"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="41453"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="22030"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="30424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="81922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="29853"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="98250"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="45620"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="61307"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
