<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, kent gündemi, asayiş, trafik ve yangın gelişmeleri ile Türkiye gündeminden öne çıkan haberler Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat’te.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 04 Nov 2026 11:27:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÖSYM duyurdu: 2026 KPSS lisans branş sıralamaları açıklandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/osym-duyurdu-2026-kpss-lisans-brans-siralamalari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/osym-duyurdu-2026-kpss-lisans-brans-siralamalari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi, 2026 KPSS Lisans branş bazında sıralamalarını erişime açtı. Adaylar, puan türleri ve eğitim alanlarına göre oluşturulan başarı sıralamalarını ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden T.C. kimlik numarası ve aday şifreleriyle öğrenebilecek. ÖSYM, sıralamaların atama ve yerleştirme işlemlerine etkisinin bulunmadığını da açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamu kurumlarında görev almak isteyen binlerce adayın takip ettiği 2026 KPSS Lisans sürecinde yeni gelişme yaşandı.</p>

<p>ÖSYM, 4 Kasım 2026 tarihli duyurusuyla KPSS Lisans branş bazında sıralamalarının açıklandığını bildirdi.</p>

<p>Adayların sınavda elde ettikleri puanlar ve eğitim alanları dikkate alınarak hazırlanan başarı sıralamaları, Aday İşlemleri Sistemi'ne (AİS) yüklendi.</p>

<p>Böylece adaylar, kendi branşlarında sınava giren diğer kişiler arasındaki sıralamalarını görüntüleyebilecek.</p>

<p><img alt="D3834Dd2 2Acc 4B91 91C7 D9F8A9804Ab1.Png" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/d3834dd2-2acc-4b91-91c7-d9f8a9804ab1png.webp" width="1280" /></p>

<h2><strong>2026 KPSS branş sıralaması nasıl sorgulanır?</strong></h2>

<p>KPSS Lisans branş sıralamasını öğrenmek isteyen adayların ÖSYM'nin Aday İşlemleri Sistemi'ne giriş yapmaları gerekiyor.</p>

<p>Sorgulama işlemi için şu adımlar izlenebilecek:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>ÖSYM'nin resmi AİS adresi olan <u><a href="https://ais.osym.gov.tr" rel="nofollow" target="_blank"><strong>https://ais.osym.gov.tr</strong> </a></u> sitesine girin.</li>
 <li>T.C. kimlik numaranız ve aday şifrenizle sisteme giriş yapın.</li>
 <li>İlgili KPSS sınav ve sonuç ekranını açın.</li>
 <li>Branş bazında sıralama bilgilerinizi görüntüleyin.</li>
 <li>Eğitim alanınıza ve puan türünüze göre başarı durumunuzu inceleyin.</li>
</ol>

<p>Adaylar böylece kendi alanlarında sınava katılan diğer kişiler arasındaki konumlarını değerlendirebilecek.</p>

<p><img alt="SON DAKİKA: 2026 YKS yerleştirme sonuçları açıklandı! ÖSYM YKS rercih sonuçları sorgulama ekranı (ykssonuc.osym.gov.tr)" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/thumbs-b-c-f48a32d32839db65b7d2deff20496e17.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>KPSS branş sıralamaları atamaları etkileyecek mi?</strong></h3>

<p>ÖSYM'nin duyurusunda adayların özellikle dikkat etmesi gereken önemli bir ayrıntıya da yer verildi.</p>

<p>Branş bazında sıralamaların yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlandığı belirtildi. Bu sıralamalar, adayların kendi eğitim alanlarında ve seçtikleri puan türünde diğer sınav katılımcılarına göre durumlarını görmelerini sağlıyor.</p>

<p>Ancak ÖSYM, branş sıralamalarının yerleştirme işlemlerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığını açıkça vurguladı.</p>

<p>Dolayısıyla adayların branş sıralamalarını doğrudan atanma veya yerleşme sonucu olarak değerlendirmemesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="ÖSYM'den 2026 MEB-AGS açıklaması: Puan hesaplamasında hata tespit edildi,-2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/o-s-y-m1.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>ÖSYM'den branş sıralaması için resmi belge uyarısı</strong></h3>

<p>ÖSYM, adayların AİS üzerinden görüntülediği branş bazında sıralama sayfasının resmi belge niteliği taşımadığını da duyurdu.</p>

<p>Yapılacak değerlendirmelerde adayların ekranlarında gördükleri sıralama bilgileri yerine ÖSYM sisteminde kayıtlı resmi veriler esas alınacak.</p>

<p>Kurum ayrıca sıralamaların nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin teknik açıklama metnini de adayların erişimine sundu.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/osym-duyurdu-2026-kpss-lisans-brans-siralamalari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/b07deca4-2b62-4111-93f9-44f35b14aa9f.jpg" type="image/jpeg" length="57720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kış lastiği ne zaman takılır? 2026 kış lastiği takmama cezası ne kadar? Hangi araçlar kış lastiği takmak zorunda?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kis-lastigi-ne-zaman-takilir-2026-kis-lastigi-takmama-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kis-lastigi-ne-zaman-takilir-2026-kis-lastigi-takmama-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte kış lastiği uygulaması yeniden gündeme geldi. Ticari araçları kapsayan zorunluluk öncesinde sürücüler, hangi araçların kış lastiği takması gerektiğini ve hususi otomobiller için de uygulama bulunup bulunmadığını araştırıyor. Peki, kış lastiği kullanma şartları neler, kurala uymayanları hangi yaptırımlar bekliyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026-2027 kış lastiği uygulamasının başlangıç tarihi yaklaşıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının düzenlemesi kapsamında şehirler arası yollarda yolcu ve eşya taşımacılığı yapan ticari araçlarda kış lastiği kullanımı 15 Kasım 2026'da zorunlu hale gelecek. Beş ay sürecek uygulama, 15 Nisan 2027'de sona erecek. Zorunluluğa uymayan araç işletenlerine 6 bin TL idari para cezası uygulanabilecek.</p>

<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte sürücüler, kış lastiklerinin ne zaman takılması gerektiğini ve uygulamanın hangi araçları kapsadığını araştırıyor. Zorunluluk bütün otomobiller için geçerli değil. Düzenleme esas olarak şehirler arası yollarda yolcu ve yük taşımacılığı yapan ticari araçları kapsıyor. Bununla birlikte valilikler, bölgesel hava ve iklim koşullarını dikkate alarak kendi illerinde uygulama süresini değiştirebiliyor.</p>

<h2><strong>2026-2027 kış lastiği uygulaması ne zaman başlıyor?</strong></h2>

<p>2026-2027 kış lastiği uygulaması <strong>15 Kasım 2026 Pazar günü</strong> başlayacak. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının belirlediği takvime göre zorunlu kullanım dönemi 15 Nisan 2027 Perşembe günü sona erecek.</p>

<p>Böylece şehirler arası yollarda yolcu ve eşya taşımacılığı yapan ticari araçlar için kış lastiği zorunluluğu beş ay boyunca devam edecek. Önceki yıllarda 1 Aralık-1 Nisan tarihleri arasında uygulanan takvim, 2025 yılında yapılan düzenlemeyle 15 Kasım-15 Nisan olarak değiştirilmişti. </p>

<p><img alt="kış lastiği kar lastiği" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/thumbs-b-c-9430292960c4bfffbdba055d322c7640jpg.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Kış lastiği uygulaması ne zaman bitecek?</strong></h3>

<p>2026-2027 sezonunda zorunlu kış lastiği dönemi 15 Nisan 2027'de sona erecek. Ancak bu tarih, bütün Türkiye'de uygulamanın mutlaka aynı gün biteceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, illerin hava ve iklim şartlarını dikkate alarak uygulama takvimini belirleyebiliyor ve bu yetkiyi valiliklere devredebiliyor. Bu nedenle valilikler, kendi il sınırları içinde kış lastiği zorunluluğunu belirlenen dönemin öncesinde başlatabiliyor veya sonrasında uzatabiliyor. Sürücülerin bulundukları şehirdeki valilik duyurularını da takip etmesi gerekiyor. </p>

<p><img alt="kış lastiği kar lastiği" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/thumbs-b-c-b205f89065a37d1b93122069ad52f0f5jpg.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Kış lastiği hangi araçlarda zorunlu?</strong></h3>

<p>Ulusal uygulamada zorunluluk, şehirler arası karayollarında yolcu ve eşya taşımacılığı yapan ticari araçları kapsıyor. Bu kapsamda kış lastiği kullanması gereken başlıca araç grupları şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Şehirler arası yolcu taşımacılığında kullanılan otobüsler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Minibüsler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kamyonlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çekiciler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tankerler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yük taşımacılığında kullanılan kamyonetler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu araçların zorunlu dönem boyunca mevzuata uygun kış lastikleriyle trafiğe çıkması gerekiyor. Denetimlerde aracın lastiklerinin uygunluğu kontrol edilebiliyor. </p>

<p><img alt="kış lastiği kar lastiği" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/thumbs-b-c-bb0bed4631c021bd6c68608da8dcdef1jpg.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Hususi otomobillerde kış lastiği zorunlu mu?</strong></h3>

<p>Hususi otomobiller için Türkiye genelinde, Bakanlığın belirlediği ticari araç uygulaması kapsamında otomatik olarak geçerli olan bir kış lastiği zorunluluğu bulunmuyor. Ancak valiliklerin yerel koşullara göre aldığı kararlar, belirli illerde veya güzergâhlarda araç türlerine yönelik farklı uygulamalar getirebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özel otomobil sahiplerinin yalnızca ulusal takvime bakarak hareket etmemesi, bulundukları ildeki duyuruları kontrol etmesi gerekiyor. Yasal zorunluluk bulunmayan durumlarda da kış lastiği kullanımı güvenli sürüş açısından önem taşıyor.</p>

<p><img alt="kış lastiği kar lastiği" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/07-2024-00-a-a-k-a-s-i-m-03-20241127-2-66577573-107058647jpg.webp" width="750" /></p>

<h3><strong>Kış lastiği ne zaman takılır?</strong></h3>

<p>Kış lastiği takmak için yalnızca kar yağışını beklemek gerekmiyor. Hava sıcaklığının 7 derecenin altına düştüğü dönemlerde kış lastikleri, soğuk hava koşullarında yol tutuşuna katkı sağlıyor. Bu nedenle özellikle sabah ve gece saatlerinde sıcaklıkların düştüğü bölgelerde sürücülerin lastik değişimini önceden planlaması öneriliyor.</p>

<p>Kış lastikleri, düşük sıcaklıklarda daha uygun performans sunan kauçuk yapıları ve desenleri sayesinde aracın yol tutuşunu destekliyor. Kar yağışının yanı sıra soğuk ve ıslak zeminlerde de sürüş güvenliği bakımından önem taşıyor.</p>

<p>Lastik seçiminde aracın üretici tarafından belirtilen ebatlarına ve lastiğin teknik özelliklerine dikkat edilmesi gerekiyor. Kış lastiklerinde M+S işareti, kar tanesi sembolü veya ilgili mevzuatta kabul edilen işaretlerin bulunması önem taşıyor. Ayrıca lastiklerin diş derinliği ve fiziksel durumu da kontrol edilmeli.</p>

<p><img alt="kış lastiği kar lastiği" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/thumbs-b-c-d8b614448e15fb1abac1a5d8965f1918jpg.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>2026 kış lastiği takmama cezası ne kadar?</strong></h3>

<p>Zorunlu olduğu halde aracında kış lastiği bulundurmayan veya kullanmayan araç işletenine <strong>2026 yılı için 6 bin TL idari para cezası</strong> uygulanıyor.</p>

<p>Ceza tutarı, 27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7574 sayılı Kanun'un 19'uncu maddesiyle Karayolları Trafik Kanunu'nun 65/A maddesinde yapılan değişikliğe dayanıyor. Düzenlemeye göre yükümlülüğe uymayan aracın işletenine 6 bin TL ceza kesilebiliyor. Ayrıca aracın lastiklerini uygun hale getirebileceği en yakın yerleşim birimine kadar gitmesine denetim görevlilerince izin veriliyor.</p>

<p>Kanunda ceza tutarının azaltılması veya iki katına kadar artırılması konusunda Cumhurbaşkanına yetki de tanınıyor. Bu nedenle sürücülerin uygulama döneminde yürürlükte bulunan güncel ceza tutarını takip etmesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="kış lastiği kar lastiği-1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/thumbs-b-c-c07f2cac0d4d5d3c59881134c3a29198jpg.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Taksilerde kış lastiği zorunlu mu?</strong></h3>

<p>Ticari taksilerde kış lastiği zorunluluğu değerlendirilirken aracın kullanım amacı ve bulunduğu ildeki yerel kararlar dikkate alınmalı. Şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan ticari araçlar ulusal düzenlemenin kapsamına girerken, şehir içi ticari araçlar bakımından valiliklerin aldığı kararlar belirleyici olabiliyor.</p>

<p>Taksi işletenlerinin 15 Kasım öncesinde kendi illerindeki uygulamayı kontrol etmesi ve varsa yerel zorunluluklara göre lastik değişimini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>2026-2027 kış döneminde ticari araçlar için zorunlu uygulama 15 Kasım'da başlayacak. Sürücülerin ceza ve trafikten kaynaklanabilecek aksaklıklarla karşılaşmamak için araçlarının lastiklerini, yerel kararları ve güncel uygulama takvimini önceden kontrol etmesi önem taşıyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kis-lastigi-ne-zaman-takilir-2026-kis-lastigi-takmama-cezasi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/thumbs-b-c-5f37ee2f92b127f01668773060da6bc2jpg.webp" type="image/jpeg" length="47773"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Didier Blonde 'Figüran'ı anlattı: "Zamanın akışı karşısında hepimiz birer figüranız"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/didier-blonde-figurani-anlatti-zamanin-akisi-karsisinda-hepimiz-birer-figuraniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/didier-blonde-figurani-anlatti-zamanin-akisi-karsisinda-hepimiz-birer-figuraniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Herkesin kendi hayatının mutlak başrolü olmaya soyunduğu bir çağda Fransız yazar Didier Blonde, görünmezliğin ve anonimliğin sunduğu özgürlüğü Figüran romanı eşliğinde tartışmaya açıyor. 1968 olayları ve Yeni Dalga Sineması'nın etkisi altındaki Paris'in etkisi altında geçen 'Figüran'ı Didier Blonde ile konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nâzım Hikmet Cezayir Savaşı döneminde Paris sokaklarında p yaşanan protestolara tanık olarak "Henüz Vakit Varken Gülüm" şiirini 1961'de kaleme aldı. Şairin "Paris yanıp yıkılmasın" temennisiyle biten şiirini yazıldığı tarihten günümüze kentte 30'dan fazla büyük gösteri ve eylem düzenlendi. Yaşanan her eylem ise 1968 olayları ile karşılaştırıldı. "L'Hexagone" (altıgen) merkezi ise içinde bulunduğumuz dönemde öğrencilerin eğitim şartlarının iyileştirilmesi için başladıkları sokak eylemlerine tanıklık ediyor. Araştırmacı ve akademisyenler tarafından şu zamana kadar apolitik olarak tanımlanan Z kuşağının yer aldığı olaylar ise çoğu kişi için yaşı nedeniyle bilinmezlikle dolu fakat yakın tarihe iz bırakmış 68 olaylarını anımsatıyor. Agnes Varda tarafından 1955 yılında çekilen La Pointe Courte ile başlayan Fransız Yeni Dalga Sineması'nın önemli temsilcisi Jean-Luc Godard'ın sokak olaylarını kayda alırken gözaltına alınması ise sinefiller için 1968'i daha anlamlı kılıyor. Tüm bu yönetmenlerin, afişlerin üstünde büyük puntolarla ismi yazılan oyuncuların yanında bu filmlerin önemli tanıkları var: Figüranlar. Gençliğinde, akranları arasında büyük heyecan yaratan bu filmlerde yer alan bir figüranın anlatıcılığında geçmişe, gençliğe ve aşka dair düşüncelerini aktaran 'Figüran' Didier Blonde'un kalemiyle ilk olarak 2018'de Gallimard baskısıyla okurlarıyla buluştu.</p>

<p id="p-rc_017f4a99a5ac4ce5-81">1968 yılının çalkantılı Paris’inde, henüz bir lise öğrencisiyken tesadüf eseri kendini François Truffaut’nun Çalıntı Öpücükler (Baisers volés) setinde bulan bir genç; hem sinema tarihinin kült akımı Yeni Dalga’nın son demlerine tanıklık eder hem de yetmişli yıllara kadar uzanacak figüranlık serüvenine adım atar. Rastlantısal çekim deneyimi, kahramanımızın hayatını yalnızca sinemayla kesiştirmekle kalmıyor; kadrajın arka planında karşılaştığı ve ilk görüşte tutulduğu gizemli bir diğer figüranla, Judith ile tanışmasına vesile oluyor.</p>

<p id="p-rc_017f4a99a5ac4ce5-82">Aradan geçen onlarca yılın ardından, Truffaut’nun ölümünün otuzuncu yılı anısına düzenlenen retrospektifte eski filmini izlerken perdede beliren gençliği ve Judith’in silueti, anlatıcıyı bir arayışa sürüklüyor. Geçmişin hayaletleriyle örülü Paris sokaklarında kaybolmuş bir kadının ve akıp giden zamaın izini süren kahramanımız, eski tanıdıkların kapısını çalarak geçmişi adeta bir hafıza dedektifi gibi yeniden yokluyor. Ancak bu yolculuk, nostaljik bir sızlanma ya da yıpratıcı bir "keşke" hissiyle değil; hayatın geçiciliğini ve zamanın dönüştürücü gücünü serinkanlılıkla kabullenen, hayıflanmak yerine hatırlamanın değerini arayan duru bir zihinle yürütülüyor.</p>

<p id="p-rc_017f4a99a5ac4ce5-83">68 barikatlarının, Henri Langlois ve Sinematek direnişinin arka planında yeşeren yarım kalmış bir aşkı ve kadrajın kenarında kalan isimsiz tanıkları edebi bir anlatıya dönüştüren Fransız yazar Didier Blonde; Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle Türkçeye kazandırılan romanı Figüran'ı (Le Figurant) 24 Saat'e anlattı.</p>

<p><img alt="Blonde Didier Photo F. Mantovani Gallimard Coul 2 02.2020" class="detail-photo img-fluid" height="1181" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/blonde-didier-photo-f-mantovani-gallimard-coul-2-022020.JPG" width="1772" /></p>

<p><strong>Fransa'da eleştirmenler kitaplarınızı sıklıkla "unutulmaya ve silinmeye karşı bir direniş" olarak niteledi. Arka planda kalan ve sinemanın kaydetmeyi unuttuğu, sizinse edebiyatınızın kalbine yerleştirdiğiniz bu insanlara karşı bir vefa borcu ya da adalet arayışı mı bu?</strong></p>

<p>Aslında neredeyse bütün kitaplarım kayıpların, unutulmuş insanların peşine düştüğüm birer araştırma gibi. Bahsettiğim kişiler çoğunlukla sinema oyuncuları; özellikle de kadın oyuncular ve bilhassa sinemanın o ilk sessiz dönemindekiler. Yürüttüğüm bu soruşturmalar bir noktadan sonra metafizik bir boyut kazanıyor; baştan başarısız olacağı belli ama yine de peşini bırakamadığım bir arayışa dönüşüyor: Ölümü savuşturmak, onu defetmek... İnsanların yok olup gitmesini bir türlü kabullenemiyorum. Arkamızda bıraktığımız izlere, mezar taşlarına kazınan o isimlere karşı tuhaf bir saplantım var. Daha ilk icat edildiği andan itibaren sinema, "ölümü yenebilecek" bir buluş gibi görüldü zaten. Gösterim bittiğinde seyirciler tıpkı tiyatroda olduğu gibi alkış tutardı; oyuncuların perdede her seferinde yeniden dirildiğine, gerçekten "orada" olduklarına inanırlardı. Bu konuda bir sürü şey yazıldı çizildi. Bu yanılsamanın gücü gerçekten inanılmaz, çünkü insana zamanda geriye gitme fırsatı veriyor. Başlangıçta hiç farkında değildim ama bu "hayaletler" meselesi galiba bütün kitaplarımı birbirine bağlayan o gizli damar. Sinemanın o ilk yılları 1914-1918 savaşına denk geldiği için, Fransa’nın bütün köy ve kasabalarındaki savaş anıtlarına kazınmış o isim listeleriyle film jenerikleri arasında hep bir akrabalık görürüm (ki ilk jenerikler de 1912 civarında çıkıyor ortaya). Hafızalardan silinmiş, en meşhurları bile zamanla birer yabancıya dönüşmüş bunca kayıp isim… Ben de işte onların hatırasını yeniden canlandırmaya çalışıyorum.</p>

<p><strong>Sinema hareketli, durmaksızın akan bir sanat ama siz o akışı dondurup bir karakterin sabit bakışını yakalıyorsunuz. Bu da bana modern dünyanın ne kadar hızlandığını ve insanların tam da bu hız yüzünden "şimdiki anı" yaşayamamaktan dert yandığını hatırlattı. Sizin pencerenizden bakarsak, zamanın hızı içinde tam olarak neyi kaçırıyoruz?</strong></p>

<p>Perdedeki görüntülerin arka planını didik didik incelemeyi her zaman çok sevdim. Artık DVD’ler sayesinde kareyi dondurma imkânımız var ve bu sayede kameranın geçerken kaydettiği, başrolün arkasında bir anlığına belirip kaybolan o uçucu figürler üzerine çok daha fazla hayal kurabiliyoruz. Onlar aslında habersizce, hazırlıksız yakalanmış iradesiz figüranlar. Özellikle Paris sokaklarında çekilmiş filmlere ayrı bir zaafım var; ister sessiz dönemde Louis Feuillade olsun, ister daha sonra Truffaut ya da Godard’ın Yeni Dalga filmleri olsun… O filmlerde arka plandaki insanların geçerken kameraya, yani aslında doğrudan şu an bize doğru kaçamak bir bakış fırlattığını yakalarsınız. İşte o saniye kurgudan çıkıp gerçeğin tam ortasına, filmin çekildiği o somut ana adım atıyoruz. Zamanın böyle durması, sessiz sinemanın o kendine has sessizliğiyle birleşince çağımızın dinmek bilmeyen gürültüsüne karşı harika bir panzehire dönüşüyor. Her şey çok daha gizemli bir hal alıyor. Bu durum seyirciye, onun bakışına ve hayal gücüne çok daha geniş bir alan açıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Sosyal medyanın da etkisiyle herkesin kendi hayatının mutlak başrolü ve odak noktası olmaya çalıştığı bir "teşhir" çağındayız. Böyle bir dünyada biraz geri planda durmanın, anonim kalmanın ya da "görünmezliğin" insana sunduğu o sakinlik ve özgürlük hakkında ne dersiniz?</strong></p>

<p>Bu geri çekilme hâli tam bir hayalperest tavrı ve açıkçası ben bu hâli bir aktör ya da sözde aktör olmaya her zaman yeğlerim. Herkesin kendini bağıra çağıra sergilediği bir yerde, tıpkı bugünkü gibi, sonunda hiç kimseyi göremez hale geliyorsunuz. Tabii bir de işin öteki tarafı var: Üzerine <i>Yüz Hırsızları</i> (Les voleurs de visages) adlı denememi yazdığım Arsène Lupin, Fantômas ya da Rocambole gibi roman kahramanlarında olduğu gibi… Orada "görünmezlik", maskelerin ve takma isimlerin arkasına saklanmak, gizlice ama alabildiğine güçlü bir şekilde harekete geçme fırsatı verir. Sosyal medyadan zerre kadar anlamadığımı zaten çoktan fark etmişsinizdir…</p>

<p><strong>Perdedeki o figüranlar aslında toplumsal hayatımızın da bir aynası gibi. Herkesin kendini başrol sandığı bir dönemde, insanlar aslında birer "figüran" olduklarını kabullenselerdi sizce ne hissederlerdi?</strong></p>

<p>İnsanlığın ve zamanın devasa akışı karşısında hepimiz birer figüranız aslında; tarihin içinden öylece geçip giden birer yolcuyuz. Bu geçicilik duygusu kitaplarımın çoğunun ana eksenini oluşturuyor. Bir yandan arkamızda bıraktığımız o izleri toplayıp kaydetme telaşım varken, diğer yandan bu geçiciliği kabullenmek ilk bakışta çelişki gibi görünebilir ama metinlerimi ayakta tutan o gerilim tam da buradan besleniyor.</p>

<p><strong>Fransa’da alevlenen protestolar Avrupa kentlerine de yayılıyor. Oysa yakın zamana kadar Z kuşağı fazlasıyla apolitik ve bireyci olarak etiketleniyordu. 68 olayları romana taşımış bir yazar olarak bu tabloya nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>

<p>68 olaylarına doğrudan katılmak için yaşım biraz küçüktü. Romandaki karakterim benden birkaç yaş daha büyük; o yaşlarda o birkaç yılın ağırlığı çok büyüktür. Karakterim pek çok yönüyle bana benzese de bu otobiyografik bir roman değil. Mesela ben de bir Truffaut filminde figüranlık yaptım ama <i>Çalınmış Buseler</i>’de değil, daha sonraki <i>Kaçan Aşk</i> (L’amour en fuite) filmindeydi. Bir de 68’deki öğrencilerin talepleri ve o meşhur sloganları —"kaldırım taşlarının altında kumsal var", "yasaklamak yasaktır", "sınırsızca yaşa ve tat al"— bugünün lise öğrencilerinin daha fazla öğretmen ya da daha insanca çalışma koşulları arayan talepleriyle pek benzeşmiyor. Tabii bu artık romanımın sınırlarını biraz aşıyor.</p>

<p><strong>Kendi edebiyat yolculuğunuza baktığınızda, kendinizi her şeyi yöneten o büyük yönetmen koltuğunda mı görüyorsunuz, yoksa hayatın kenarında durup olan biteni sessizce izleyen ve not düşen bir figüran gibi mi?</strong></p>

<p>Film yönetmek kolektif, kalabalık bir iş. Bir setin o kısıtlı zamanında, o yoğun stres altında bütün o ekibi çekip çevirmek benim kesinlikle yapabileceğim bir şey değil. Yazar dediğin yalnızdır. Yavaşlığa ihtiyacı vardır; sınırlarını, kurallarını sadece kendisi koyar. Ben kendimi sahnenin, kadrajın kıyısında duran o figürana çok daha yakın hissediyorum; yani aynı anda hem olayın içinde hem de tamamen dışında olan birine... Geri planda durmayı, oyuncu olmaktansa seyirci kalmayı ya da gölgedeki, o görünmez oyuncu olmayı seviyorum. Benim için harika bir gösteri alanı olan kafelere gittiğimde de hep en dipteki masaya, sedirin köşesine ya da vitrin camının arkasına geçerim; öylece insanları izlerim ve onlar o an benim için anonim birer figürana dönüşür.</p>

<p></p>

<p><strong>Kitabı okurken insan önce şunu soruyor: "Biri, neredeyse hiç tanımadığı ya da sadece bir iki kez gördüğü birine gerçekten bu kadar bağlanabilir mi?" Ama siz okuru hiç zorlamadan bunun mümkün olduğuna inandırıyorsunuz. Nasıl kurdunuz bu büyüyü? Bugün böyle aşklar hâlâ yaşanabilir mi?</strong></p>

<p>Karakterim açısından bu bir "ilk deneyim", hem duygusal hem de politik anlamda gerçek bir eşikten geçiş. Judith ondan yaşça büyük. Gizemli biri, tekinsiz işlere bulaşıyor, ortada hiçbir neden yokken aniden kayıplara karışıyor ve bir türlü yakalanamıyor; işte tüm bu ele avuca sığmazlığıyla anlatıcıyı büyülüyor. Üstelik dönemin havası ve o çalkantı olağanüstü bir gerilim yaratıyor: Film çekimleri, Sinematek’teki o meşhur Henri Langlois meselesi ve hemen ardından patlayan Mayıs 68… Dahası, bütün bunlar aradan yıllar geçtikten sonra anlatılıyor; yani karakterim geçmişine dönüp bakıyor, onu bir anlamda düşlüyor ve hafızasında yeniden kuruyor. O yüzden evet, bu "ilk görüşte aşk" bence son derece sahici ve inandırıcı.</p>

<p></p>

<p><strong>İnsanlar aradan uzun yıllar geçse bile neden geçmişe bu kadar takılıp kalır? Bu bir pişmanlık duygusu mu, yoksa bir şeylerin yarım kaldığı hissi mi?</strong></p>

<p id="p-rc_bb09cb6327adf377-155">İnsanların geçmişe bu kadar takıldığından pek emin değilim aslında; bana kalırsa çoğunun kendinden önce ne olup bittiğiyle hiç alakası yok. Bana gelirsek; ne bir pişmanlığım var ne de öyle körü körüne bir nostaljim. Sadece geriye dönüp bakmayı seviyorum, çünkü orası hayal gücüne sonuna kadar açık bir alan; benim ruhuma da çok uyan siyah-beyaz bir melankoli hali. Tabii mutluluğun tek gerçek mekânı olan şimdiki zamandan, yani "burada ve şimdi" olmaktan asla vazgeçmeden… Mesele bu ikisi arasında gidip gelebilmekte</p>

<p>Fotoğraflar: Francesca Mantovani © Editions Gallimard.</p>

<p><img alt="Figüran" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/figuran-1.webp" width="254" /></p>

<p><i>Didier Blonde</i></p>

<p><i>Figüran (Le Figurant)</i></p>

<p><i>Çevirmen: Birsel Uzma</i></p>

<p><i>Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları </i></p>

<p><i>2025</i></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/didier-blonde-figurani-anlatti-zamanin-akisi-karsisinda-hepimiz-birer-figuraniz</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/adsiz-tasarim-2026-11-02t223400849.png" type="image/jpeg" length="82341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi: Deprem konutlarında peşin ödemeye yüzde 74 indirim yapılacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ciftci-deprem-konutlarinda-pesin-odemeye-yuzde-74-indirim-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ciftci-deprem-konutlarinda-pesin-odemeye-yuzde-74-indirim-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, deprem bölgesindeki afet konutları ve iş yerleri için ödeme kolaylıklarını duyurdu. 31 Aralık 2026'ya kadar peşin ödemelerde konutlara yüzde 74, iş yerlerine yüzde 48 indirim uygulanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı <strong>Mustafa</strong> <strong>Çiftçi</strong>, deprem bölgesinde inşa edilen kalıcı <strong>konutlar</strong> ve iş yerlerine ilişkin ödeme koşulları hakkında açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Çiftçi, hak sahibi vatandaşlara borçlandırma sürecinde çeşitli ödeme kolaylıkları sunulduğunu bildirdi.</p>

<p>Çiftçi, <strong>deprem</strong>den etkilenen illerde vatandaşların konutlarına yerleşmesi ve esnafın iş yerlerinde faaliyetlerini sürdürmesi için ödeme şartlarının kolaylaştırıldığını belirtti.</p>

<h2><strong>Peşin ödemelerde konut ve iş yerlerine indirim</strong></h2>

<p>Bakan Çiftçi'nin açıklamasına göre, hak sahipleri 31 Aralık 2026 tarihine kadar peşin ödeme yapmaları halinde konutlarda yüzde 74, <strong>iş yerleri</strong>nde ise yüzde 48 indirimden yararlanabilecek.</p>

<p>Söz konusu indirimlerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararı doğrultusunda borçlandırma süreci kapsamında uygulanacağı belirtildi.</p>

<h3><strong>Taksitli ödemelerde 18 yıl vade imkanı</strong></h3>

<p>Ödemeyi taksitler halinde yapmak isteyen hak sahipleri için de ayrı bir kolaylık sağlandı. Buna göre konutların teslim tarihinden itibaren 2 yıl ödemesiz dönem uygulanacak. Ardından kalan borç 18 yıl vadeyle ödenebilecek.</p>

<p>Çiftçi, devletin vatandaşların ihtiyaç duyduğu her dönemde yanında olmasının esas olduğunu ifade ederek, <strong>İçişleri</strong> <strong>Bakanlığı</strong> ve AFAD Başkanlığının milletin huzuru, güvenliği ve refahı için çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.</p>

<h3><strong>Bakan Çiftçi'den hak sahiplerine mesaj</strong></h3>

<p>Sağlanan ödeme kolaylıklarının deprem bölgesindeki hak sahiplerine hayırlı olmasını dileyen Çiftçi, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Borçlandırma süreci kapsamında hak sahibi vatandaşlarımıza muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla, peşin ödemelerde 31 Aralık 2026 tarihine kadar geçerli, konutlarda yüzde 74, iş yerlerinde yüzde 48 indirim uygulanıyor. Taksitli ödemelerde ise vatandaşlarımıza konut teslim tarihinden itibaren 2 yıl ödemesiz 18 yıl vadeli ödeme imkanı sunuluyor. Bizim devlet anlayışımızda vatandaşımızın derdiyle dertlenmek, yükünü hafifletmek ve ihtiyaç duyduğu her an yanında olmak esastır. İçişleri Bakanlığımız ve AFAD Başkanlığımız olarak milletimizin huzuru, güvenliği ve refahı için çalışmaya devam edeceğiz. Sağlanan bu kolaylıkların tüm hak sahibi kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum."</i></p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">DEPREM BÖLGESİNDEKİ KALICI KONUTLARDA PEŞİN ÖDEMEYE YÜZDE 74 İNDİRİM Bir ailenin yuvasında huzurla yaşaması, bir esnafımızın alın teriyle kazancını sürdürmesi, geleceğe güvenle bakabilmesi bizim için her şeyden kıymetlidir. 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerimizde, afet konutları ve iş yerleri için hak sahibi vatandaşlarımıza önemli ödeme kolaylıkları sağlanıyor. Borçlandırma süreci kapsamında hak sahibi vatandaşlarımıza Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'ın kararıyla, peşin ödemelerde 31 Aralık 2026 tarihine kadar geçerli; konutlarda %74, iş yerlerinde %48 indirim uygulanıyor. Taksitli ödemelerde ise, vatandaşlarımıza konut teslim tarihinden itibaren 2 yıl ödemesiz 18 yıl vadeli ödeme imkânı sunuluyor. Bizim devlet anlayışımızda vatandaşımızın derdiyle dertlenmek, yükünü hafifletmek ve ihtiyaç duyduğu her an yanında olmak esastır. İçişleri Bakanlığımız ve AFAD Başkanlığımız olarak milletimizin huzuru, güvenliği ve refahı için çalışmaya devam edeceğiz. Sağlanan bu kolaylıkların tüm hak sahibi kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum. @AFADBaskanlik</p>
— Mustafa ÇİFTÇİ (@mustafaciftcitr) <a href="https://x.com/mustafaciftcitr/status/2117869885392896282?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">November 4, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ciftci-deprem-konutlarinda-pesin-odemeye-yuzde-74-indirim-yapilacak</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/deprem-konutlarinda-pesin-odemeye-yuzde-74-indirim-yapilacak.png" type="image/jpeg" length="30320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trafik sigortasında yeni tarife: Zorunlu trafik sigortası ne kadar? Hangi araç sahipleri ödeyecek?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/trafik-sigortasinda-yeni-tarife-zorunlu-trafik-sigortasi-ne-kadar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/trafik-sigortasinda-yeni-tarife-zorunlu-trafik-sigortasi-ne-kadar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Kasım 2026 zorunlu trafik sigortası tarifesini açıkladı. Yeni dönemde primler araç türüne, sürücünün risk basamağına ve aracın kayıtlı olduğu ile göre değişirken, bazı araç gruplarında ödenecek tutar 451 bin lirayı aştı. Peki, otomobil, ticari taksi ve otobüs sahipleri ne kadar trafik sigortası primi ödeyecek? Sigortasız trafiğe çıkmanın cezası ne kadar?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kasım 2026 dönemi zorunlu trafik sigortası primleri belli oldu. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) tarafından açıklanan yeni tarifeye göre, prim tutarları araç türüne, aracın kayıtlı olduğu ile ve sürücünün hasar geçmişine bağlı risk basamağına göre değişiyor. Yeni dönemde tarifeye yüzde 1 oranında artış uygulanırken, İstanbul'da 31 ve üzeri koltuk kapasitesine sahip otobüslerin en riskli sürücü grubundaki sigorta primi 451 bin 644 TL'ye ulaştı.</p>

<p>Zorunlu trafik sigortası, trafiğe çıkan motorlu araçlar için yaptırılması gereken yasal güvenceler arasında yer alıyor. Sigorta primlerinde ise her araç sahibi için aynı tutar uygulanmıyor. Sürücünün geçmişteki hasar durumu, risk basamağını ve dolayısıyla ödeyeceği poliçe bedelini belirleyen temel unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<h2><strong>Kasım 2026 trafik sigortası primleri ne kadar oldu?</strong></h2>

<p>Kasım ayı tarifesinde zorunlu trafik sigortası primlerine yüzde 1 oranında artış yapıldı. İstanbul, Ankara ve İzmir'de otomobil sahiplerinin ödeyeceği tutarlar, sürücünün risk basamağına göre farklılık gösteriyor.</p>

<p>İçten yanmalı motora sahip otomobiller için açıklanan tarifede en yüksek primler 0'ıncı basamakta, en düşük primler ise 8'inci basamakta yer alan sürücüler için belirlendi.</p>

<p><strong>Kasım 2026 otomobil trafik sigortası primleri:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İstanbul:</strong> 0'ıncı basamakta 59 bin 678 TL, 8'inci basamakta 9 bin 946 TL.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ankara:</strong> 0'ıncı basamakta 57 bin 989 TL, 8'inci basamakta 9 bin 665 TL.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İzmir:</strong> 0'ıncı basamakta 56 bin 300 TL, 8'inci basamakta 9 bin 383 TL.</p>
 </li>
</ul>

<p>İstanbul'da 4'üncü basamakta bulunan bir otomobil sürücüsünün ödemesi gereken prim ise 19 bin 893 TL olarak açıklandı. Bu tutar, ilgili basamak ve araç grubu için belirlenen tarifeyi ifade ediyor; bütün otomobil sahipleri için geçerli tek bir sigorta bedeli bulunmuyor.</p>

<p><img alt="İkinci El Araba Fiyatları Ne Zaman Düşer?" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/06/thumbs-b-c-d5629ad502aeae6dd7b67930f17b5a41.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Riskli ve risksiz sürücüler arasındaki prim farkı ne kadar?</strong></h3>

<p>Zorunlu trafik sigortasında sürücüler, hasar geçmişlerine göre farklı risk basamaklarında değerlendiriliyor. 0'ıncı basamak en yüksek risk grubunu, 8'inci basamak ise en düşük risk grubunu temsil ediyor.</p>

<p>Kasım tarifesinde iki grup arasındaki fiyat farkı dikkat çekiyor. İstanbul'da otomobilini sigortalatacak 0'ıncı basamaktaki sürücü 59 bin 678 TL prim öderken, 8'inci basamaktaki sürücünün primi 9 bin 946 TL olarak belirlendi. Ankara ve İzmir'de de benzer bir tablo ortaya çıktı.</p>

<p>Bu farklılık, trafik sigortası primlerinin yalnızca aracın türüne veya bulunduğu şehre göre belirlenmediğini gösteriyor. Sürücünün hasar geçmişi de ödenecek tutar üzerinde doğrudan etkili oluyor.</p>

<h3><strong>Ticari taksi trafik sigortası ne kadar oldu?</strong></h3>

<p>Kasım 2026 tarifesinde ticari taksilerin zorunlu trafik sigortası primleri de belli oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir'de taksi sahiplerinin ödeyeceği tutarlar, otomobillerde olduğu gibi risk basamağına göre değişiyor.</p>

<p>Ticari taksiler için açıklanan primler şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İstanbul:</strong> 0'ıncı basamakta 183 bin 837 TL, 8'inci basamakta 30 bin 640 TL.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ankara:</strong> 0'ıncı basamakta 178 bin 634 TL, 8'inci basamakta 29 bin 772 TL.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İzmir:</strong> 0'ıncı basamakta 173 bin 431 TL, 8'inci basamakta 28 bin 905 TL.</p>
 </li>
</ul>

<p>Özellikle en yüksek risk grubunda bulunan ticari taksiler için belirlenen primler, otomobil tarifesinin üzerinde seyrediyor. Araç sahiplerinin poliçe yenileme döneminde kendi araç türlerine ve risk basamaklarına karşılık gelen tutarı esas alması gerekiyor.</p>

<p><img alt="İkinci El Araba Fiyatları Ne Zaman Düşer?-1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/06/thumbs-b-c-333a2b77f2f7c16f0b0296a001ab5dae.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Trafik sigortasında 451 bin 644 TL primi kim ödeyecek?</strong></h3>

<p>Kasım 2026 tarifesinde en yüksek tutarlardan biri otobüsler için belirlendi. İstanbul'da 31 ve daha fazla koltuk kapasitesine sahip, 0'ıncı risk basamağında bulunan otobüslerin zorunlu trafik sigortası primi 451 bin 644 TL oldu.</p>

<p>Aynı araç grubunda 8'inci basamakta yer alan sürücüler için belirlenen prim ise 75 bin 274 TL olarak açıklandı. Böylece aynı şehirde ve aynı araç sınıfında bulunan otobüslerin sigorta maliyetleri, sürücünün risk basamağına göre önemli ölçüde farklılaşıyor.</p>

<p>Burada açıklanan 451 bin 644 TL'lik tutar, bütün araç sahiplerini kapsayan genel bir zorunlu sigorta bedeli değil. Söz konusu rakam, İstanbul'daki 31 ve üzeri koltuk kapasiteli otobüslerin en yüksek risk basamağına ait prim tutarını gösteriyor.</p>

<h3><strong>Zorunlu trafik sigortası yaptırmamanın cezası ne kadar?</strong></h3>

<p>Zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçlarla trafiğe çıkılması halinde idari para cezası uygulanıyor. 2026 yılı için aktarılan ceza tutarı 1.246 TL. Sigortasız olduğu tespit edilen araç, eksiklik giderilene kadar trafikten men edilerek trafikten çekilebiliyor.</p>

<p>Denetim sırasında sigorta eksikliğinin belirlenmesi, yalnızca para cezasıyla sınırlı kalmayabiliyor. Araç sahibinin geçerli poliçe düzenletmesi ve aracın yeniden trafiğe çıkabilmesi için gerekli işlemleri tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Sigortasız araçla kazaya karışılması halinde ise maddi sorumluluk daha da büyüyebiliyor. Zorunlu trafik sigortası, kazada üçüncü kişilere verilen zararların poliçe limitleri kapsamında karşılanmasını sağlıyor. Geçerli poliçesi bulunmayan araçta, karşı tarafın zararlarının karşılanması araç sahibi veya sorumlu sürücü açısından ciddi bir mali yük oluşturabiliyor.</p>

<p><img alt="İkinci El Araba Fiyatları Ne Zaman Düşer?-2" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/06/ikinci-el-araba-fiyatlari-ne-zaman-duserjpg.webp" width="1200" /></p>

<h3><strong>Trafik sigortası gecikme zammı ne kadar?</strong></h3>

<p>Zorunlu trafik sigortasının süresi dolduğunda poliçenin yenilenmesi gerekiyor. Yenilemenin geciktirilmesi halinde ise prim tutarına ek maliyet yansıtılıyor.</p>

<p>Aktarılan tarifeye göre gecikilen her 30 günlük dönem için sigorta primine yüzde 5 oranında sürprim uygulanıyor. Bu ek maliyetin toplamı, prim tutarının yüzde 50'sine kadar çıkabiliyor. Bu nedenle araç sahiplerinin poliçe bitiş tarihini takip etmesi ve sigortalarını zamanında yenilemesi önem taşıyor.</p>

<p>Kasım 2026 tarifesiyle birlikte zorunlu trafik sigortasında ödenecek tutarların araç sınıfı, şehir ve risk basamağına göre değiştiği bir kez daha ortaya çıktı. Araç sahiplerinin poliçe yaptırmadan önce kendi araçlarına ve risk gruplarına karşılık gelen güncel primi esas alması gerekiyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/trafik-sigortasinda-yeni-tarife-zorunlu-trafik-sigortasi-ne-kadar</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/trafik-sigortasi.webp" type="image/jpeg" length="39306"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Turizm baskısı ve denetim çıkmazı gölgesinde Kapadokya: Milyonlarca yıllık miras nasıl korunacak?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turizm-baskisi-ve-koruma-sorunu-golgesinde-kapadokya-uzman-arastirmalari-ve-saha-gozlemleri-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turizm-baskisi-ve-koruma-sorunu-golgesinde-kapadokya-uzman-arastirmalari-ve-saha-gozlemleri-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göreme’de bir peri bacasının çökmesi sonucu üç kişinin yaşamını yitirmesi, Kapadokya’nın doğal ve kültürel mirasının nasıl korunduğuna ilişkin tartışmaları gündeme getirdi. Akademik araştırmalar kaya oyma yapılardaki hasarları ve koruma planlamasındaki sorunları ortaya koyarken, Kapadokya Koruma Grubu Sözcüsü Mükremin Tokmak turizm baskısı, araç yoğunluğu ve denetim eksikliğine dikkat çekti. Tokmak, bilimsel incelemelerin artırılması ve ziyaretçi sayısının sınırlandırılması çağrısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kapadokya'nın hafızası, milyonlarca yıllık jeolojik süreçlerle biçimlenen peri bacalarının yanı sıra kayaların içine oyulmuş kiliselerde, güvercinliklerde ve yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren tarihsel yerleşimlerde de saklı. Doğal oluşumlarla insan eliyle şekillenen bu miras, bölgeyi dünyanın eşsiz kültürel ve doğal alanlarından biri hâline getiriyor. Bu mirasın korunması ise yalnızca geçmişten kalan yapıları ayakta tutmakla sınırlı değil, doğal aşınmanın izlenmesini, insan müdahalelerinin denetlenmesini ve tarihsel dokunun bütünlüğünün gözetilmesini de gerektiriyor.</p>

<p>29 Ekim'de <strong>Göreme Açık Hava Müzesi </strong>girişine yakın bir noktada meydana gelen peri bacası çökmesi, bu sorumluluğu bir kez daha gündeme getirdi. Sağanağın ardından yaşanan olayda kaya parçalarının insanların bulunduğu alana düşmesi sonucu <strong>üç kişi hayatını kaybetti, beş kişi yaralandı</strong>. Olayla ilgili adli soruşturma başlatılırken, çöküşün nedenlerinin bütün yönleriyle araştırılması gerektiği de vurgulandı.</p>

<p>Yaşanan felaket, Kapadokya'nın korunmasına ilişkin soruları yeniden gündeme taşırken, bölgedeki doğal ve kültürel mirasın hangi tehditlerle karşı karşıya olduğu akademik araştırmalar üzerinden de değerlendirilebiliyor. Aytülü Dırık'ın kaya oyma miras alanlarındaki fiziksel hasarları inceleyen çalışması ile Funda Solmaz Şakar'ın Kapadokya'daki koruma ve planlama süreçlerini ele alan araştırması, bu tartışmanın iki farklı boyutuna ışık tutuyor.</p>

<p><img alt="Turizm baskısı ve denetim çıkmazı gölgesinde Kapadokya" class="detail-photo img-fluid" height="590" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/a-a-20261029-42903349-42903348-n-e-v-s-e-h-i-r-d-e-p-e-r-i-b-a-c-a-s-i-n-d-a-n-k-o-p-a-n-k-a-y-a-p-a-r-c-a-l-a-r-i-n-i-n-a-l-t-i-n-d-a-k-a-l-a-n-2-k-i-s-i-h-a-y-a-t-i-n-i-k-a-y-b-e-t-t-i-316681jpg.webp" width="880" /></p>

<h2><strong>Kaya oyma mirasında hasar tespiti: Doğal süreçler ve insan müdahalesi</strong></h2>

<p>Dr. Öğr. Üyesi <strong>Aytülü Dırık</strong>'ın 2026 yılında Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Fen Bilimleri Dergisinde yayımlanan “<u>Kapadokya Bölgesi Kaya Oyma Miras Alanlarında Gözleme Dayalı Hasar Analizi: Karain Güvercinlikleri ve Karlık Kilisesi Örnekleri</u>” başlıklı araştırması, bölgedeki tarihsel yapıların fiziksel korunma sorunlarını ele alıyor.</p>

<p>Araştırma kapsamında Karain Güvercinlikleri ve Karlık Kilisesi'nde saha çalışmaları yürütülerek yapıların mimari özellikleri belgeleniyor; mimari çizimler, fotoğraflar ve hasar analizleri aracılığıyla mevcut durumları inceleniyor. Çalışmada doğal koşulların yanı sıra kaya deformasyonları, vandalizm ve kaçak kazı faaliyetleri de koruma sorunları arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Bulgular, Kapadokya'daki mirasın korunmasının yalnızca görünen hasarların giderilmesiyle ele alınamayacağını ortaya koyan bir çerçeve sunuyor. Kaya oyma yapıların fiziksel özelliklerinin belgelenmesi, hasarların sistemli biçimde izlenmesi ve farklı tehditlerin birlikte değerlendirilmesi, koruma çalışmalarının bilimsel temelde yürütülmesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Araştırmanın dikkat çektiği temel meselelerden biri de bölgedeki koruma yaklaşımının <strong>bütüncül</strong> olması gerekliliği. Tek tek yapıların mevcut durumunu belirlemek kadar bu yapıların içinde bulunduğu doğal çevreyi ve karşı karşıya oldukları farklı riskleri birlikte değerlendirmek de önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Koruma kararlarının geçmişi: Kapadokya nasıl korunuyor?</strong></h3>

<p>Kapadokya'daki koruma sorunlarının yalnızca yapıların fiziksel durumuyla sınırlı olmadığını gösteren bir diğer çalışma, Funda Solmaz Şakar'ın 2022 yılında TÜBA-KED Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisinde yayımlanan “<u>Kapadokya Doğal ve Kültürel Miras Alanlarının Koruma ve Planlama Süreçleri</u>” başlıklı araştırması.</p>

<p>Şakar, Kapadokya'nın koruma tarihini 1960'lardan başlayarak inceliyor; koruma kurullarının kararlarını, kurum arşivlerini, uzman raporlarını, toplantı tutanaklarını, planları ve yapılaşma koşullarını değerlendiriyor. Araştırma, bölgedeki koruma politikalarının tarihsel gelişimini ve bu politikaların dayandığı yasal ve idari çerçeveyi ortaya koyuyor.</p>

<p>Kapadokya'nın koruma sürecinde önemli dönüm noktaları da bulunuyor. Bölge için 1968'de uzun vadeli millî park planlaması çalışmaları yürütülürken 1976'da sit alanlarının sınırları belirleniyor. Kapadokya'nın 1985'te Dünya Mirası Listesi'ne alınması ve 1986'da millî park olarak tescillenmesi, koruma statüsünün gelişiminde önemli aşamalar olarak öne çıkıyor. 2019'da ise bölgeye özgü bir alan kanunu yürürlüğe giriyor.</p>

<p>Araştırma, bu tarihsel süreci yalnızca alınan kararların sıralanması üzerinden değil, koruma uygulamalarının gelişimini izlemeye imkân veren bir çerçevede ele alıyor. Böylece Kapadokya'nın korunması meselesi, tekil yapıların onarılmasının ötesinde, planlama kararlarının ve idari mekanizmaların nasıl işlediği sorusuyla birlikte değerlendirilebiliyor.</p>

<p>İki araştırma birlikte ele alındığında, Kapadokya'daki koruma meselesinin hem kaya oyma yapıların fiziksel durumuyla hem de bu mirası korumak için geliştirilen planlama ve yönetim süreçleriyle ilişkili olduğu görülüyor. Bu çerçevede, mevcut hasarların nasıl belgeleneceği, riskli alanların nasıl güvenli hâle getirileceği ve benzer kayıpların önüne geçmek için hangi önlemlerin alınacağı soruları önem kazanıyor.</p>

<h3><strong>Hasar gören alanlar nasıl korunacak?</strong></h3>

<p>Göreme'de yaşanan çöküşün ardından tartışılması gereken başlıklardan biri de hasar gören alanların nasıl güvenli hâle getirileceği. Ancak doğal kaya oluşumlarını korumak, bir yapıyı onarmaktan farklı bir yaklaşım gerektiriyor. Herhangi bir müdahalenin öncesinde kaya kütlesinin durumu, çatlakların gelişimi, suyun etkisi ve çevredeki riskler bilimsel ve teknik incelemelerle değerlendirilmek zorunda.</p>

<p><strong>TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası</strong> da olayın ardından yaptığı açıklamada, bölgedeki peri bacalarının, kaya oyma yapıların ve ziyaretçi güzergâhlarının jeolojik ve jeoteknik etütlerden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Oda, riskli alanların belirlenmesini, tehlike düzeyine göre erişimin sınırlandırılmasını ve <strong>düzenli izleme sistemlerinin</strong> kurulmasını önerdi.</p>

<p>Bu yaklaşım, hasar meydana geldikten sonra müdahale etmenin yanı sıra olası tehlikeleri önceden belirlemeyi de kapsıyor. Riskli alanlarda ziyaretçi güvenliğinin sağlanması, kaya yapısına uygun koruma ve sağlamlaştırma yöntemlerinin uzmanlar tarafından belirlenmesi ve düzenli denetim yapılması, benzer olayların önlenmesine yönelik değerlendirmelerin temelini oluşturuyor.</p>

<p>Öte yandan, çöken bir peri bacasının özgün biçiminin yeniden oluşturulması her durumda mümkün olmayabilir. Bu nedenle koruma çalışmalarında öncelik, hasarın nedenlerini belirlemek, kalan doğal ve tarihsel dokuyu korumak ve çevredeki riskleri azaltmak olmalı. Göreme'deki olayın nedenleri ve olası sorumluluklar konusunda ise soruşturma ve teknik incelemelerin sonuçları belirleyici olacak.</p>

<p>Kapadokya'nın geleceği açısından asıl soru, koruma çalışmalarının yalnızca felaketlerin ardından mı gündeme geleceği, yoksa bilimsel izleme, planlama ve denetim mekanizmalarının sürekli işlemesini sağlayan bir sistemin kurulup kurulamayacağı.</p>

<p><img alt="Images-34" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/images-34.jpeg" width="1000" /></p>

<h3><strong>Tokmak: “Bölgeyi tanıyan yerel tarihçilerle, uzmanlarla birlikte hareket edilmesi gerekiyor”</strong></h3>

<p>Kapadokya'daki koruma tartışmalarını sahadaki gözlemler ve geçmişte gündeme gelen itirazlar üzerinden değerlendirmek üzere <strong>Kapadokya Koruma Grubu Sözcüsü Mükremin Tokmak'la görüştük</strong>. Tokmak, bölgedeki doğal ve kültürel mirasın karşı karşıya olduğu tehditleri, koruma uygulamalarını ve hasar gören alanlar için atılması gereken adımları 24 Saat'e değerlendirdi.</p>

<p>Kapadokya'daki koruma politikalarını eleştiren Mükremin Tokmak, bölgenin yönetiminde yerel bilgi ve uzmanlığın yeterince dikkate alınmadığını savundu. Tokmak, 2019 yılında Kapadokya'ya özgü yeni bir yönetim modeline geçilmesini ve Alan Başkanlığının kurulmasını eleştirerek, bölgenin korunmasında bilimsel birikimin ve yerel deneyimin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tokmak,<i> “Eskiden 2863 sayılı kanunla kurulmuş Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları vardı. Diğer bölgelerde bu yapı hâlâ işlerken Kapadokya'da farklı bir sisteme geçildi. O zaman da bunun çok büyük bir sorumluluğu tek bir kişiye yükleyeceğini, denetlemenin ve kontrol etmenin zor olacağını söylemiştik. Kapadokya'yı bilen, burada yıllardır çalışan insanlara danışılmıyor. Bu bölgeyi tanıyan yerel tarihçilerle, uzmanlarla birlikte hareket edilmesi gerekiyor”</i> dedi.</p>

<p>Koruma süreçlerinde akademisyenlerin daha etkin rol alması gerektiğini belirten Tokmak, üniversitelerin ilgili bölümlerinde çalışan uzmanların bilgi birikiminden yararlanılabileceğini ifade etti. Tokmak,<i> “Buraya ilgili üniversitelerden profesörler, doçentler, doktorlar getirilebilir. Bir bilirkişi kurulu oluşturulabilir. Kapadokya'nın korunması için bilimsel bilgi var, uzmanlık var. Bunlardan yararlanmak gerekiyor”</i> diye konuştu.</p>

<h3><strong>“Tamamen ticarileştirme üzerine kurulmuş bir mantık üzerinden Kapadokya'yı alabildiğine kullanıyoruz"</strong></h3>

<p>Bölgedeki temel sorunlardan birinin turizm gelirlerini artırmaya odaklanan yaklaşım olduğunu savunan Tokmak, ziyaretçi ve araç yoğunluğunun doğal oluşumlar üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Tokmak, <i>“Tamamen ticarileştirme üzerine kurulmuş bir mantık üzerinden Kapadokya'yı alabildiğine kullanıyoruz. Turizmin rantına alan açtığınızda bölgeye daha fazla insan ve araç geliyor. Yılda milyonlarca insanın aynı alanları ziyaret ettiğini düşünün. Otobüsler, araçlar, egzoz gazları, gürültü ve sarsıntılar… Kapadokya hassas bir yer. Dünyanın göz bebeği olan bir alanı korumamız gerekirken onu daha fazla kullanmaya çalışıyoruz” i</i>fadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>"Doğanın kendi sistematiği vari bizim ona uygun hareket etmemiz gerekiyor"</strong></h3>

<p>Kapadokya'da geçmişte gerçekleştirilen yol çalışmalarının uzun vadeli etkilerinin yeterince değerlendirilmediğini ileri süren Tokmak, Ortahisar-Göreme güzergâhındaki müdahalelere ilişkin daha önce de uyarılarda bulunduğunu söyledi. Söz konusu yolun tarihsel yapıların bulunduğu alandan geçirilmesini eleştiren Tokmak, yolun altında kaldığını belirttiği manastır bölümlerine de dikkat çekti.</p>

<p>Tokmak, <i>“O yolu yaparken buradaki büyük bir manastırın bulunduğu alana müdahale edildi. Bin yıllık bir manastırdan söz ediyoruz; yemekhanelerinden ikisi yolun altında kaldı. O zaman da bunun ileride ciddi bir yıkıma ve kazalara neden olabileceğini söylüyorduk. Doğa bizim gibi davranmaz. Sabırsız değildir; kendi ritmi ve kuralları vardır. Biz doğayı kendimize uydurabileceğimizi, disiplin altına alabileceğimizi düşünüyoruz. Oysa suyun yatağına müdahale ediyor, araç yoğunluğunu artırıyor, çevrede oluşabilecek etkileri yeterince ölçmeden hareket ediyoruz”</i> dedi.</p>

<p>İnsan müdahalelerinin sonuçlarının her zaman hemen ortaya çıkmadığını belirten Tokmak, doğal süreçlerin uzun vadede etkisini gösterdiğini dile getirdi. Bölgedeki yol ve altyapı çalışmalarının jeolojik etkilerinin bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunan Tokmak,<i> “Elimizde bilim var, akıl var, teknik imkânlar var. Bu müdahalelerin çevrede yaratabileceği etkileri ölçmek mümkün. Ancak bunlar yapılmadan hareket edildiğinde sonuçları yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Doğanın kendi sistematiği var; bizim de ona uygun hareket etmemiz gerekiyor”</i> diye konuştu.</p>

<h3><strong>“İnsanı sınırlamamız gerekiyor”</strong></h3>

<p>Göreme'de yaşanan çöküşün ardından risk taşıyan alanların nasıl korunması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tokmak, öncelikle ziyaretçi hareketliliğinin ve araç trafiğinin sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Peri bacalarının ve hassas kaya oluşumlarının insanların doğrudan temasına açık bırakılmasını eleştiren Tokmak, ziyaretçi güzergâhlarının yeniden düzenlenmesini önerdi.</p>

<p>Tokmak, <i>“Burası dünyanın en güzel oluşumlarından biri. Doğanın bize verdiği büyük bir hediye. Fakat bunun dibine kadar insan sokamazsınız. Belirli alanları şeritlerle, çitlerle veya başka koruma önlemleriyle sınırlandırmanız, insanları hassas oluşumlardan uzak tutmanız gerekiyor. Dünyanın başka yerlerinde doğal alanların korunması için ziyaretçilerin belirli bir mesafeden gözlem yapması sağlanıyor. Bizim de bu değerlere saygı göstermemiz gerekiyor”</i> dedi.</p>

<p>Bölgedeki insan hareketliliğinin zaman içinde kaya yüzeyleri üzerindeki aşınmayı artırabileceğini savunan Tokmak, araç trafiğinin de hassas alanlardan uzaklaştırılması gerektiğini belirtti. Tokmak,<i> “İnsan hareketliliğini sınırlamamız gerekiyor. Araçların mümkün olduğunca uzak noktalarda park etmesi, hassas alanların yakınından geçirilmemesi önemli. Hâlihazırda açılmış yollar varsa bunların riskleri bilimsel olarak değerlendirilerek gerekli önlemler alınmalı; gerekiyorsa trafik bu güzergâhlardan kaldırılmalı. Kapadokya'nın geleceği için bazı kolaylıklardan vazgeçebilmeliyiz” </i>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ulaşım mesafesinin uzaması ya da maliyetlerin artması gibi gerekçelerin koruma önlemlerinin önüne geçmemesi gerektiğini dile getiren Tokmak, <i>“Siz bugünü, üç günü, beş günü düşünürsünüz ama burada milyonlarca yılda oluşmuş kayalar var. Bunlar yalnızca bizim değil, dünyanın mirası. Bir yolun uzaması ya da daha fazla yakıt harcanması mı önemli, insanların hayatı mı? Koruma konusunda ekonomik hesabın yanında toplumsal maliyeti de düşünmek gerekiyor” </i>diye konuştu.</p>

<h3><strong>“Şu anda bir durdurma düğmesi olsa ve bütün faaliyetler durdurulsa, bu bile büyük bir kazanç olur"</strong></h3>

<p>Göreme'deki çöküşün ardından hasarlı alanların nasıl onarılması gerektiği sorusunu da yanıtlayan Tokmak, olay sonrasında gerçekleştirilen müdahalelerin sonuçlarını eleştirdi. Çöken kaya oluşumunun çevresinde yapılan çalışmalara değinen Tokmak, müdahale biçiminin mevcut yapının durumunu değerlendirmeyi zorlaştırabileceğini savundu.</p>

<p>Tokmak, <i>“Oraya büyük, hidrolik bir iş makinesi getirildi ve yıkılan kayanın, peri bacasının etrafındaki alan da müdahaleyle değiştirildi. Sanki faili bulmuş ve cezalandırmışız gibi bir durum ortaya çıktı. Oysa burada asıl yapılması gereken, neden-sonuç ilişkisini araştırmak. Bilirkişiler gelip inceleme yapacaktı; fakat alanın mevcut durumuna müdahale edildiğinde neyin nasıl gerçekleştiğini değerlendirmek de zorlaşabilir. Önce ne olduğunu anlamak, bilimsel incelemeyi yapmak ve bundan sonra nasıl müdahale edileceğini belirlemek gerekiyor”</i> dedi.</p>

<p>Bölgedeki turizm yatırımlarının ve ziyaretçi sayısını artırmaya yönelik politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini savunan Tokmak, koruma çalışmalarının yeni yatırımlardan önce gelmesi gerektiğini ifade etti. Tokmak, <i>“Şu anda bir durdurma düğmesi olsa ve bütün bu faaliyetler durdurulsa, bu bile büyük bir kazanç olur. Çünkü daha fazla turizm, daha fazla araç ve daha fazla yatırım anlayışıyla hareket ediliyor. Ekonomik gelir konuşulurken tarihin, kültürün ve mirasın geleceğini de düşünmek zorundayız. Koruma, bir felaket yaşandıktan sonra değil, o felaket yaşanmadan önce başlamalı” </i>diye konuştu.</p>

<h3><strong>“Kapadokya taşıyabileceğinden fazla yüklenmemeli”</strong></h3>

<p>Kapadokya'nın korunması için bölgenin taşıma kapasitesinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Tokmak, ziyaretçi sayısının ve turizm faaliyetlerinin doğal alanların özelliklerine göre düzenlenmesini istedi. Bir aracın taşıma kapasitesini aşan yük altında zarar görmesini örnek gösteren Tokmak, Kapadokya'nın da kaldırabileceğinden fazla insan ve araç yoğunluğuna maruz bırakılmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tokmak,<i> “Bir araca taşıyabileceğinden fazla yük yükleyemezsiniz. Bir sınırı vardır; o sınırı aşarsanız bir yerinden patlar. Kapadokya da böyle. Doğanın ve bu alanların taşıyabileceğinden fazla yük yüklememek gerekiyor. En basit akıl ve mantık bunu gerektiriyor. Burayı korumak istiyorsak turizm faaliyetlerini, insan yoğunluğunu ve araç trafiğini buna göre düzenlemeliyiz. Aksi hâlde sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz”</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kapadokya'nın doğal ve kültürel mirasının korunmasının yalnızca yerel bir sorumluluk olmadığını belirten Tokmak, bölgede yaşanan kayıpların gelecek kuşakları da etkilediğini dile getirdi. Tokmak, koruma politikalarının bilimsel bilgiye, yerel deneyime ve uzun vadeli planlamaya dayanması gerektiğini vurgulayarak, Kapadokya'da mirasın geleceğini güvence altına almak için turizm baskısının azaltılması, riskli alanların bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi ve koruma çalışmalarının öncelik hâline getirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turizm-baskisi-ve-koruma-sorunu-golgesinde-kapadokya-uzman-arastirmalari-ve-saha-gozlemleri-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/njpg.jpeg" type="image/jpeg" length="84702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM: Canan Karatay'ın başvurusunda hak ihlali kararı verildi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/aym-canan-karatayin-basvurusunda-hak-ihlali-karari-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/aym-canan-karatayin-basvurusunda-hak-ihlali-karari-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi (AYM), aşı açıklamaları nedeniyle Canan Karatay'a verilen bir aylık meslekten alıkoyma cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Anayasa Mahkemesi (AYM)</strong>, <strong>Prof. Dr. Canan Karatay</strong>'ın aşı uygulamalarına yönelik açıklamaları nedeniyle aldığı disiplin cezasıyla ilgili bireysel başvurusunu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, bir ay süreyle geçici olarak meslekten alıkoyma yaptırımının Anayasa'da güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi.</p>

<p><strong>Resmi Gazete</strong>'de yayımlanan karara göre, Karatay'ın yazılı ve görsel medyada <strong>aşı</strong> uygulamaları hakkında yaptığı açıklamalar üzerine İstanbul Tabip Odası tarafından 2018 yılında disiplin soruşturması başlatıldı. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Karatay'a bir ay süreyle geçici meslekten alıkoyma cezası verildi.</p>

<p>Karatay, disiplin yaptırımının iptali amacıyla açtığı davanın reddedilmesi üzerine AYM'ye bireysel başvuruda bulundu. Başvurusunda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürdü.</p>

<h2><strong>AYM ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti</strong></h2>

<p><strong>Yüksek Mahkeme</strong>, incelemesi sonucunda Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine karar verdi. <strong>İhlal</strong>in sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için kararın Ankara 14. İdare Mahkemesine gönderilmesine hükmedildi.</p>

<p>AYM kararında, Karatay'ın uzman hekim ve akademisyen olduğu hatırlatıldı. <strong>İfade özgürlüğ</strong>üne yönelik müdahalelerin ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir bir kanun hükmüne dayanması gerektiği belirtildi. Ayrıca keyfi uygulamaları engelleyecek yeterli hukuki güvencelerin bulunmasının önemine dikkat çekildi.</p>

<h3><strong>Disiplin cezasının yasal dayanağı değerlendirildi</strong></h3>

<p>Kararda, Karatay'a verilen yaptırımın dayanağını <strong>6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu</strong>'nun 39. maddesinin oluşturduğu kaydedildi. Söz konusu maddede hekimlere uygulanabilecek disiplin cezalarının düzenlendiği aktarıldı.</p>

<p>Ancak AYM, ilgili düzenlemenin hangi somut fiil ve olgulara hangi hukuki yaptırımın uygulanacağını öngörmeye imkan tanımadığına işaret etti. Kararda, şu değerlendirmeye yer verildi:</p>

<p>"Verilecek disiplin cezaları bakımından keyfi yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanmadığı sonucuna ulaşılmaktadır."</p>

<h3><strong>6023 sayılı Kanun'un ilgili maddesi iptal edilmişti</strong></h3>

<p>AYM, 6023 sayılı Kanun'un 39. maddesini 2025 yılında <strong>Anayasa</strong>'nın 2. maddesine aykırı bularak iptal etmişti. Son kararında da Karatay'a verilen disiplin cezasının uygulanmasına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin bulunmadığı belirtildi.</p>

<p>Yüksek Mahkeme, bu gerekçeler doğrultusunda <strong>disiplin</strong> yaptırımının kanunilik şartını karşılamadığı sonucuna vardı. Böylece Karatay'a verilen bir aylık meslekten alıkoyma cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmedildi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/aym-canan-karatayin-basvurusunda-hak-ihlali-karari-verildi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/aym-canan-karatayin-basvurusunda-hak-ihlali-karari-verildi.png" type="image/jpeg" length="56990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Demirtaş ve Yüksekdağ'ın tutuklanmasının 10. yılı: Cezaevleri önünde açıklama yapılacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/demirtas-ve-yuksekdagin-tutuklanmasinin-10-yili-cezaevleri-onunde-aciklama-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/demirtas-ve-yuksekdagin-tutuklanmasinin-10-yili-cezaevleri-onunde-aciklama-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın 4 Kasım 2016'da tutuklanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Yıl dönümü kapsamında DEM Parti, Edirne ve Kandıra cezaevleri önünde açıklama yapacak. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın da katılacağı programda iki cezaevinin önünden mesajlar verilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları <strong>Selahattin Demirtaş</strong> ve <strong>Figen Yüksekdağ</strong>'ında aralarında bulunduğu siyasetçilerin 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklanmasının üzerinden 10 yıl geçti.</p>

<p>Tutuklamaların yıl dönümünde DEM Parti tarafından Edirne ve Kocaeli'deki Kandıra cezaevleri önündebasın açıklamaları düzenlenmesi kararlaştırıldı.</p>

<p>Program kapsamında parti yöneticileri, tutuklu bulunan eski eş genel başkanların cezaevlerinde ziyaretedilmesinin ardından açıklamalarda bulunacak.</p>

<h2><strong>Tülay Hatimoğulları Edirne Cezaevi önünde konuşacak</strong></h2>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 4 Kasım'da saat 13.00'te Edirne Cezaevi'nde bulunanSelahattin Demirtaş'ı ziyaret edecek.</p>

<p>Ziyaretin ardından Hatimoğulları'nın Edirne Cezaevi önünde basın açıklaması yapması planlanıyor.</p>

<p>Açıklamada, 4 Kasım 2016'da gerçekleştirilen tutuklamaların 10. yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerinpaylaşılması bekleniyor.</p>

<h3><strong>Tuncer Bakırhan Kandıra Cezaevi önünde açıklama yapacak</strong></h3>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da saat 14.00'te Kocaeli'deki Kandıra Cezaevi'nde FigenYüksekdağ'ı ziyaret edecek.</p>

<p>Ziyaret sonrasında Kandıra Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirecek olan Bakırhan'ın,tutuklamaların yıl dönümüne ilişkin mesaj vermesi bekleniyor.</p>

<p>Böylece DEM Parti'nin iki eş genel başkanı, aynı gün farklı cezaevlerinin önünde düzenlenecek programlarakatılmış olacak.</p>

<h3><strong>4 Kasım 2016'da ne olmuştu?</strong></h3>

<p>4 Kasım 2016'da HDP milletvekillerine yönelik düzenlenen operasyonlarda, dönemin eş genel başkanlarıSelahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi gözaltına alındı.</p>

<p>Demirtaş ve Yüksekdağ, çıkarıldıkları mahkemeler tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Operasyonkapsamında HDP'li başka milletvekilleri hakkında da tutuklama kararları verildi.</p>

<p>Demirtaş, Edirne Cezaevi'ne, Yüksekdağ ise Kocaeli'nin Kandıra ilçesindeki cezaevine gönderildi.</p>

<p>Tutuklamalar, Türkiye siyasetinde uzun süre tartışılan gelişmeler arasında yer aldı.</p>

<h3><strong>AİHM'den Selahattin Demirtaş hakkında hak ihlali kararları</strong></h3>

<p>Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) de gündemine taşındı.</p>

<p>AİHM, 22 Aralık 2020 tarihli Büyük Daire kararında Demirtaş'ın haklarının ihlal edildiğine hükmederekserbest bırakılması gerektiğini belirtti. Mahkeme, 8 Temmuz 2025'te verdiği başka bir kararda daDemirtaş'ın sonraki tutukluluk sürecine ilişkin hak ihlalleri tespit etti.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/demirtas-ve-yuksekdagin-tutuklanmasinin-10-yili-cezaevleri-onunde-aciklama-yapilacak</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/d6ff7e83-e3ab-4a43-b23f-33efa23ce3ca.jpg" type="image/jpeg" length="49617"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MGM tarih verdi: Türkiye’ye ilk kar ne zaman yağacak? Hangi illerde kar bekleniyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/mgm-tarih-verdi-turkiyeye-ilk-kar-ne-zaman-yagacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/mgm-tarih-verdi-turkiyeye-ilk-kar-ne-zaman-yagacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte kışın ilk kar yağışı için beklenen tarih de netleşmeye başladı. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün haftalık tahmininde 5 Kasım Perşembe günü öne çıkarken, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve kar bekleniyor. Peki, ilk kar hangi bölgelere düşecek, yağışlar hafta sonu da sürecek mi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ilk kar yağışının ne zaman görüleceği gündeme geldi. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün (MGM) 4-10 Kasım 2026 tarihlerini kapsayan haftalık hava tahminine göre, <strong>ilk kar yağışının 5 Kasım Perşembe gününden itibaren Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusunda görülmesi bekleniyor.</strong> Takip eden günlerde de yüksek rakımlı bölgelerde karla karışık yağmur ve kar tahmini bulunuyor.</p>

<p>Kasım ayının ilk günlerinde etkili olan sıcak hava yerini soğuk ve yağışlı sisteme bırakıyor. Sıcaklıkların batı kesimlerden başlayarak yurt genelinde azalması, bazı bölgelerde mevsim normallerinin altına inmesi bekleniyor. Bu değişimle birlikte özellikle yüksek rakımlı yerleşimlerde kış koşullarının ilk işaretlerinin görülmesi öngörülüyor.</p>

<h2><strong>İlk kar ne zaman yağacak? MGM 5 Kasım'ı işaret etti</strong></h2>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünün haftalık tahmin raporunda kar yağışı açısından öne çıkan tarih 5 Kasım Perşembe oldu. Tahmine göre Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yükseklerinde ve Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusundaki yüksek rakımlı alanlarda karla karışık yağmur ve kar görülebilecek.</p>

<p>Bu bölgelerde yağışın türü, bulunulan yerin rakımına ve hava sıcaklığına göre değişebilecek. Yüksek kesimlerde kar yağışı beklenirken daha alçak bölgelerde yağmur etkili olabilecek. Dolayısıyla tahmin, söz konusu bölgelerdeki bütün il ve ilçe merkezlerinin karla kaplanacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p><img alt="Kar Yağışı-6" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/kar-yagisi-6.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>6 Kasım'da hangi bölgelerde kar yağacak?</strong></h3>

<p>6 Kasım Cuma günü için yayımlanan tahminde de kar beklentisi devam ediyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusundaki yüksek bölgelerde karla karışık yağmur ve kar yağışı öngörülüyor.</p>

<p>Aynı gün Marmara’nın doğusu, Akdeniz, İç Anadolu’nun güneyi, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sağanak yağış bekleniyor. Bu nedenle hafta sonuna yaklaşırken yurdun farklı kesimlerinde yağışlı hava etkisini sürdürecek. Ancak her bölgede yağışın kar şeklinde gerçekleşmesi beklenmiyor.</p>

<p><img alt="Van ve Kars'ta yoğun kar yağışı nedeniyle eğitime bir gün ara verildi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/02/kar-3.webp" width="1280" /></p>

<h3><strong>7 ve 8 Kasım'da kar beklenen yerler nereler?</strong></h3>

<p>7 Kasım Cumartesi günü kar yağışı ihtimali bulunan alanlar arasında Doğu Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusu ve İç Anadolu’nun kuzeydoğusundaki yüksek rakımlı bölgeler yer alıyor.</p>

<p>8 Kasım Pazar günü ise Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yükseklerinde ve Doğu Anadolu’nun doğusundaki yüksek alanlarda karla karışık yağmur ve kar tahmin ediliyor. Alçak kesimlerde yağışların yağmur şeklinde görülmesi bekleniyor.</p>

<p>Bu tahminler, ilk kar yağışının yalnızca tek bir güne bağlı kalmayabileceğini gösteriyor. Soğuk hava sisteminin etkisini sürdürmesi halinde yüksek kesimlerde birkaç gün boyunca kar yağışı görülebilecek.</p>

<p><img alt="İstanbul Valiliği ve AKOM'dan kar yağışı ve fırtına uyarısı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/kar-yagisi2-1.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>İstanbul, Ankara ve İzmir'e kar yağacak mı?</strong></h3>

<p>MGM'nin 4-10 Kasım dönemini kapsayan tahmininde İstanbul, Ankara ve İzmir'in şehir merkezleri için kar yağışı öngörülmüyor. Üç büyükşehirde sıcaklıkların düşmesi ve yağışlı havanın etkili olması beklenirken yağışların ağırlıklı olarak yağmur şeklinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.</p>

<p>İstanbul'da hafta içinde en yüksek sıcaklığın 19 dereceden 12 dereceye, Ankara'da ise 19 dereceden 9 dereceye kadar gerilemesi bekleniyor. Bu düşüş, özellikle sabah ve akşam saatlerinde soğuk havanın daha belirgin hissedilmesine yol açabilir. Ancak sıcaklıkların azalması, bu şehirlerin merkezlerinde kar yağacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p><img alt="Uzman isimden Marmara için yeni kar yağışı tahmini" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/istanbul-kar-aa.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Türkiye'de ilk kar hangi illerde görülecek?</strong></h3>

<p>MGM'nin haftalık tahmininde belirli il merkezlerinden ziyade bölgelerin yüksek rakımlı kesimleri öne çıkıyor. Bu nedenle kar yağışı açısından Doğu Karadeniz'in iç ve yüksek kesimleri ile Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusundaki yüksek alanların takip edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Erzurum, Kars, Ardahan ve Ağrı çevresindeki yüksek rakımlı bölgelerde kar ihtimali öne çıkarken, il merkezleri ve ilçelerin tamamı için aynı yağış beklentisi bulunmuyor. İç Anadolu'nun kuzeydoğusundaki yüksek alanlarda da hafta sonuna doğru kar görülebilecek.</p>

<p><img alt="AKOM tarih verdi: İstanbul için yoğun kar yağışı uyarısı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/kar-istanbul5.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Soğuk hava ve don riskine dikkat</strong></h3>

<p>Sıcaklıkların düşmesiyle birlikte özellikle iç ve doğu bölgelerde gece ve sabah saatlerinde buzlanma ve don riski artabilir. Yüksek kesimlerde kar yağışının etkili olması durumunda ulaşımda aksamalar yaşanabileceği için sürücülerin hava ve yol koşullarını takip etmesi önem taşıyor.</p>

<p>MGM'nin haftalık tahmini 4-10 Kasım dönemini kapsıyor. Daha uzun vadeli tahminlerde sıcaklıkların birçok bölgede mevsim normallerinin altında seyretmesi beklenirken, belirli bir şehir için kesin kar yağışı tarihi verilmiş değil. Bu nedenle ilk karın hangi yerleşim merkezinde ve hangi gün etkili olacağı, güncel tahminlerle netleşecek.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/mgm-tarih-verdi-turkiyeye-ilk-kar-ne-zaman-yagacak</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/kar-yagisi-4.jpg" type="image/jpeg" length="29243"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'dan nükleer patlama alarmı: Vatandaşlar için 5 maddelik sivil savunma rehberi yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/irandan-nukleer-patlama-alarmi-vatandaslar-icin-5-maddelik-sivil-savunma-rehberi-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/irandan-nukleer-patlama-alarmi-vatandaslar-icin-5-maddelik-sivil-savunma-rehberi-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken Tahran'dan dikkat çeken bir adım geldi. İran'da olası bir nükleer patlama sırasında ve sonrasında sivillerin alması gereken önlemleri anlatan 8 dakikalık video yayımlandı. Beş maddelik rehberde güvenli alanlara sığınma ve kişisel temizlik gibi önemli başlıklar yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken Tahran yönetiminin yayımladığı 8 dakikalık sivil savunma videosu gündem oldu. Olası bir nükleer patlama sırasında ve sonrasında vatandaşların nasıl hareket etmesi gerektiğini anlatan videoda, hayati önem taşıyan 5 temel önlem sıralandı. Ancak İran yönetimi, hazırlanan rehberin yakın veya somut bir saldırı tehdidine dayandığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.</p>

<h2><strong>İran'da nükleer patlama senaryosu için hazırlık</strong></h2>

<p>ABD ile İran arasındaki siyasi ve askerî gerilim devam ederken İran basınında yayımlanan sivil savunma rehberi dikkat çekti.</p>

<p>Yaklaşık 8 dakika süren videoda, olası bir nükleer patlamanın meydana gelmesi durumunda sivillerin kendilerini nasıl koruyabilecekleri anlatıldı. Beş maddeden oluşan rehberde patlama anında alınacak önlemlerden güvenli alanlara sığınmaya, kişisel temizlikten dış ortamla temasın sınırlandırılmasına kadar çeşitli konular ele alındı.</p>

<p>Söz konusu video, sosyal medya platformu X'te ABD'nin İran'a nükleer saldırı düzenleyebileceğine ilişkin doğrulanmamış iddiaların yayıldığı bir dönemde gündeme geldi.</p>

<p>Öte yandan İran yönetimi, yayımlanan içeriğin belirli bir saldırı istihbaratı veya yakın bir tehdit nedeniyle hazırlandığını doğrulamadı.</p>

<h3><strong>Nükleer patlama anında vatandaşlar ne yapmalı?</strong></h3>

<p>İran basınında paylaşılan rehberde, nükleer patlama sırasında oluşabilecek yoğun ışık ve patlama dalgasına karşı alınması gereken ilk önlemler sıralandı.</p>

<p>Vatandaşlara, patlamanın meydana getirdiği güçlü ışığa kesinlikle doğrudan bakmamaları tavsiye edildi. Mümkünse sağlam bir engelin arkasına geçilerek yere yatılması, başın ve yüzün korunması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Bu aşamada temel amaç, patlamanın ilk etkilerinden mümkün olduğunca korunabilecek bir konumda bulunmak olarak açıklandı.</p>

<h3><strong>Patlama sonrasında dışarıda beklemeyin uyarısı</strong></h3>

<p>Rehberde patlama dalgasının geçmesinin ardından yapılması gerekenler de ayrıntılı şekilde ele alındı.</p>

<p>Vatandaşlardan olay yerini izlemek veya görüntü çekmek için dışarıda beklememeleri istendi. Bunun yerine mümkün olan en kısa sürede yakındaki sağlam bir binaya girilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Ayrıca araçların güvenli bir sığınak olarak değerlendirilmemesi, bina içerisine girildikten sonra ise pencere ve dış duvarlardan uzak durulması önerildi.</p>

<p><strong>Nükleer patlama sonrasında nerede saklanılmalı?</strong></p>

<p>İran'ın yayımladığı sivil savunma rehberinde, patlama sonrasında güvenli bir binaya ulaşmanın yanı sıra binanın içerisinde doğru noktada bulunmanın da önemli olduğu belirtildi.</p>

<p>Vatandaşlara öncelikle bodrum katlarına yönelmeleri, bodrum bulunmaması durumunda ise binanın merkezinde yer alan bir odaya geçmeleri tavsiye edildi.</p>

<p>Kapı ve pencerelerin kapatılması, dışarıdan hava alan klima ve havalandırma sistemlerinin durdurulması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Bu önlemlerin, patlama sonrasında dış ortamdan gelebilecek tehlikelere karşı korunmayı amaçladığı aktarıldı.</p>

<p><strong>Nükleer Patlama Sonrası Kişisel Temizlik Nasıl Yapılmalı?</strong></p>

<p>Beş maddelik rehberde dikkat çeken konulardan biri de patlama sonrasında kişisel hijyen oldu.</p>

<p>İran basınında aktarılan bilgilere göre vatandaşlara, uygun koşullar sağlandığında ılık su ve sabunla yıkanmaları tavsiye edildi. Saç temizliğinde ise saç kremi içermeyen normal şampuan kullanılması önerildi.</p>

<p>Duş imkânının bulunmadığı durumlarda yüzün, ellerin ve açıkta kalan cilt bölgelerinin su veya ıslak mendille temizlenmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>İran'ın yayımladığı 5 maddelik nükleer sivil savunma rehberi</strong></p>

<p>İran basınında yer alan bilgilere göre rehberin öne çıkan beş başlığı şöyle:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><strong>Patlama anında korunma:</strong> Yoğun ışığa doğrudan bakılmaması, mümkünse bir engelin arkasında yere yatılarak baş ve yüzün korunması.</li>
 <li><strong>Hızla kapalı alana geçme:</strong> Patlama dalgasının ardından açık alanda beklenmemesi ve en yakın sağlam binaya girilmesi.</li>
 <li><strong>Dış ortamdan uzaklaşma:</strong> Olayı izlemek veya görüntülemek amacıyla dışarıda kalınmaması, araçların sığınak olarak kullanılmaması.</li>
 <li><strong>Güvenli alanda barınma:</strong> Binanın bodrum katına veya merkezindeki bir odaya geçilmesi, pencerelerden uzak durulması ve dışarıdan hava alan havalandırma sistemlerinin kapatılması.</li>
 <li><strong>Kişisel temizliğe dikkat etme:</strong> Uygun koşullarda su ve sabunla yıkanılması, açıkta kalan cilt bölgelerinin temizlenmesi.</li>
</ol>

<h3><strong>Mısır Cumhurbaşkanı Sisi'den ABD ve İran'a çağrı</strong></h3>

<p>İran'da nükleer patlama senaryosuna ilişkin görüntüler gündemdeki yerini korurken Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'den de bölgesel gerilime ilişkin önemli açıklamalar geldi.</p>

<p>Sisi, ABD ve İran'a aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için mümkün olan en yüksek esnekliği göstermeleri çağrısında bulundu.</p>

<p>Askerî operasyonların yeniden başlamasının Orta Doğu'da daha geniş çaplı bir çatışmaya neden olabileceğini belirten Sisi, böyle bir senaryonun ağır ve felaket boyutunda sonuçlar doğurabileceği uyarısını yaptı.</p>

<h3><strong>Sisi: Bölgesel savaşın önlenmesi için diplomatik çözüm şart</strong></h3>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce çeşitli krizlerin önlenmesinde rol oynadığını ifade eden Sisi, Washington yönetiminin diplomatik girişimlerine destek vereceklerine inandığını söyledi.</p>

<p>Mısır'ın bölgesel ve uluslararası ortaklarıyla birlikte gerilimi azaltmak için çalışacağını belirten Sisi, olası bir savaşın insani ve ekonomik sonuçlarının önüne geçilmesini istediklerini dile getirdi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/irandan-nukleer-patlama-alarmi-vatandaslar-icin-5-maddelik-sivil-savunma-rehberi-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/thumbs-b-c-e0a08c83f0d131bcc7e6d2e46ba0cfb8jpg.webp" type="image/jpeg" length="22855"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan Seul'den İstanbul'a hareket etti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskani-erdogan-seulden-istanbula-hareket-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskani-erdogan-seulden-istanbula-hareket-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği resmi ziyareti tamamlayarak eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki heyetle Seul'den İstanbul'a hareket etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan</strong>, <strong>Güney Kore</strong> Devlet Başkanı Lee Jae Myung'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği resmi ziyaretin tamamlanmasının ardından Seul'den İstanbul'a yola çıktı.</p>

<p>2 Kasım'da resmi temaslarda bulunmak üzere Güney Kore'ye giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkedeki programını sona erdirdi.</p>

<p>Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, konakladıkları otelden ayrılarak Seul Seongnam Hava Üssü'ne geçti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava üssünde Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Strateji ve İstihbarattan Sorumlu Bakan Yardımcısı Jeong Yeondoo ile Türkiye'nin Seul Büyükelçisi Fatih Yıldız ve eşi Nesrin Yıldız tarafından uğurlandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Emine Erdoğan'ın bulunduğu uçak, İstanbul'a gitmek üzere Seul'den havalandı. Ziyaret kapsamında Erdoğan'a eşlik eden heyet de Türkiye'ye dönüş yaptı.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Genel, Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskani-erdogan-seulden-istanbula-hareket-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/cumhurbaskani-erdogan-seulden-istanbula-hareket-etti.png" type="image/jpeg" length="62854"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3 Kasım Magnum çekilişinde Porsche kime çıktı? Sonuçlar açıklandı mı? Magnum çekilişi asil ve yedek talihli listesi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/3-kasim-magnum-cekilisinde-porsche-kime-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/3-kasim-magnum-cekilisinde-porsche-kime-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Magnum’un 2026 yılı Porsche ödüllü kampanyasında 3 Kasım’da gerçekleştirilen çekilişlerin ardından gözler kazananların açıklanacağı tarihe çevrildi. Porsche Taycan kazanmak için kampanyaya katılanlar, asil ve yedek talihli isimlerinin ilan edileceği günü bekliyor. Peki, Magnum çekiliş sonuçları nereden öğrenilecek, kazananlar hangi tarihte belli olacak?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Magnum’un 2026 yılı Porsche ödüllü kampanyasında 3 Kasım Salı günü gerçekleştirilen çekilişlerin ardından gözler talihli isimlerin ilan edileceği tarihe çevrildi. İki ayrı dönem için düzenlenen çekilişlerde Porsche Taycan otomobil kazanma şansı elde eden katılımcılar, asil ve yedek talihlilerin açıklanmasını bekliyor. Kampanya takvimine göre isim listeleri 7 Kasım 2026 Cumartesi günü yayımlanacak.</p>

<h2><strong>Magnum 3. ve 4. dönem çekilişleri ne zaman yapıldı?</strong></h2>

<p>Magnum’un 3. ve 4. dönem çekilişleri 3 Kasım 2026 Salı günü noter huzurunda gerçekleştirildi. Çekilişler, U2 Tanıtım ve Promosyon Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.’nin İstanbul Beyoğlu’ndaki adresinde, isteyen herkesin katılımına açık olarak düzenlendi.</p>

<p>Program kapsamında 3. dönem çekilişi saat 11.00’de, 4. dönem çekilişi ise saat 11.30’da yapıldı. Her iki çekiliş de kampanyaya katılanların başvuruları üzerinden gerçekleştirildi. Çekilişlerin tamamlanmasıyla birlikte asil ve yedek talihlilerin ilan edilmesi için belirlenen tarih de netleşti.</p>

<p><img alt="magnum çekiliş" class="detail-photo img-fluid" height="638" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/ekran-resmi-2026-10-09-105423.png" width="1460" /></p>

<h3><strong>Magnum Porsche çekilişinde kaç otomobil verilecek?</strong></h3>

<p>Kampanyanın 4. dönem çekilişinde iki kişi Porsche Taycan 4 marka ve model 2025 model otomobil kazanacak. Kampanya duyurusunda otomobilin tavsiye edilen perakende satış fiyatı 12 milyon 635 bin TL olarak açıklandı.</p>

<p>Çekiliş sonucunda belirlenen asil talihlilerin yanı sıra yedek talihliler de ilan edilecek. Yedek isimler, asil talihlilerin ödül kazanma sürecinde gerekli şartları yerine getirememesi veya ödülün teslim alınamaması gibi durumlarda kampanya koşulları doğrultusunda değerlendirilecek.</p>

<h3><strong>Magnum çekiliş sonuçları ne zaman ve nerede yayımlanacak?</strong></h3>

<p>Kampanyanın sonuç ilan tarihi 7 Kasım 2026 Cumartesi olarak belirlendi. Asil ve yedek talihlilerin isimleri Hürriyet Gazetesi Cumartesi Eki’nde ve Magnum’un resmî internet sitesinde duyurulacak.</p>

<p><strong>4 Kasım itibarıyla kazanan isim listesi henüz yayımlanmadı.</strong> Bu nedenle Porsche Taycan otomobillerinin hangi katılımcılara çıktığı ve yedek listede kimlerin bulunduğu henüz belli değil.</p>

<p><img alt="Magnum 4. Dönem Çekilişi Ne Zaman? Magnum’un her yıl büyük ilgi gören çekiliş kampanyasında final heyecanı başladı. Porsche Taycan’ın verileceği 4. dönem çekilişi, 4 Kasım 2025 Cuma günü saat 11.30’da, İstanbul Beyoğlu’nda noter huzurunda gerçekleştirilec" class="detail-photo img-fluid" height="924" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/10/ekran-resmi-2025-10-10-145603.png" width="2054" /></p>

<h3><strong>Magnum Porsche çekilişi sonucu nasıl öğrenilecek?</strong></h3>

<p>Çekilişe katılanlar, ilan tarihinden itibaren Magnum’un resmî internet sitesindeki sonuç duyurusunu takip edebilecek. İsim listeleri yayımlandığında katılımcılar, asil ve yedek talihliler arasında bulunup bulunmadıklarını kontrol edebilecek.</p>

<p>Ödül kazanan kişilerin bilgilendirilmesi ve otomobillerin teslimine ilişkin işlemler, kampanyanın resmî katılım ve ödül şartlarına göre yürütülecek. Bu aşamada talihlilerin ilan edilen süreleri ve kendilerinden istenen belgeleri takip etmesi gerekiyor.</p>

<p>Magnum’un Porsche ödüllü kampanyasında sonuçların açıklanmasıyla birlikte 3. ve 4. dönem çekilişlerinin kazananları da netleşmiş olacak.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/3-kasim-magnum-cekilisinde-porsche-kime-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/ekran-resmi-2026-10-09-105441.png" type="image/jpeg" length="79246"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akaryakıt fiyatları bugün ne kadar? Benzin, motorin ve LPG kaç TL? 4 Kasım İstanbul, Ankara ve İzmir'de güncel fiyatlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/akaryakit-fiyatlari-bugun-ne-kadar-benzin-motorin-ve-lpg-kac-tl-4-kasim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/akaryakit-fiyatlari-bugun-ne-kadar-benzin-motorin-ve-lpg-kac-tl-4-kasim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Benzin, motorin ve LPG fiyatları 4 Kasım 2026 Çarşamba günü yeniden gündemde. Kasım ayının ilk günlerinde peş peşe gelen fiyat artışlarının ardından gözler yeni bir zam veya indirim kararına çevrildi. Peki, bugün akaryakıt tabelalarında değişiklik var mı? İstanbul, Ankara ve İzmir'de benzin, motorin ve otogaz litre fiyatları kaç TL?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akaryakıt fiyatları 4 Kasım 2026 Çarşamba günü araç sahiplerinin gündeminde yer alıyor. Benzin, motorin ve LPG fiyatlarında yeni bir değişiklik olup olmadığı araştırılırken İstanbul, Ankara ve İzmir'deki güncel pompa fiyatları da belli oldu.</p>

<p>4 Kasım itibarıyla benzin, motorin ve LPG için açıklanmış yeni bir zam veya indirim kararı bulunmuyor. Kasım ayının ilk günlerinde ise akaryakıt ürünlerinde peş peşe fiyat artışları yaşandı. Benzine 1 Kasım'da yaklaşık 4,10 TL, motorine 3,60 TL zam yansıtılırken 3 Kasım'da LPG fiyatlarında yaklaşık 9,50 TL'lik artış gerçekleşti.</p>

<h2><strong>Benzin ve motorine yeni zam ya da indirim var mı?</strong></h2>

<p>4 Kasım Çarşamba günü itibarıyla benzin ve motorin fiyatlarında yeni bir zam veya indirim uygulaması bulunmuyor. Son fiyat değişikliklerinin ardından sürücüler, akaryakıt istasyonlarında geçerli olan litre fiyatları üzerinden yakıt alıyor.</p>

<p>Akaryakıt fiyatları; uluslararası petrol piyasaları, döviz kuru ve vergi düzenlemeleri gibi unsurlara bağlı olarak değişebiliyor. Bu nedenle pompa fiyatları şehirler ve dağıtım şirketleri arasında küçük farklılıklar gösterebiliyor.</p>

<p><img alt="Mazot Benzin Akaryakıt 4" class="detail-photo img-fluid" height="941" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/mazot-benzin-akaryakit-4.webp" width="1672" /></p>

<h3><strong>İstanbul akaryakıt fiyatları 4 Kasım 2026</strong></h3>

<p>İstanbul'da Avrupa ve Anadolu yakalarında benzin, motorin ve LPG fiyatları farklı seviyelerde uygulanıyor.</p>

<p><strong>İstanbul Avrupa Yakası:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Benzin: 80,50 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p>Motorin: 100,50 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p>LPG: 50,70 TL</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>İstanbul Anadolu Yakası:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Benzin: 80,30 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p>Motorin: 100,30 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p>LPG: 50,10 TL</p>
 </li>
</ul>

<h3><img alt="Mazot Benzin Akaryakıt 7" class="detail-photo img-fluid" height="941" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/mazot-benzin-akaryakit-7.webp" width="1672" /></h3>

<h3><strong>Ankara akaryakıt fiyatları 4 Kasım 2026</strong></h3>

<p>Başkent Ankara'da 4 Kasım Çarşamba günü geçerli olan akaryakıt litre fiyatları şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Benzin: 81,50 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p>Motorin: 101,60 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p>LPG: 50,79 TL</p>
 </li>
</ul>

<h3><img alt="Mazot Benzin Akaryakıt 8" class="detail-photo img-fluid" height="941" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/mazot-benzin-akaryakit-8.webp" width="1672" /></h3>

<h3><strong>İzmir akaryakıt fiyatları 4 Kasım 2026</strong></h3>

<p>İzmir'de benzin, motorin ve LPG fiyatları 4 Kasım itibarıyla şu şekilde:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Benzin: 81,70 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p>Motorin: 101,90 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p>LPG: 50,70 TL</p>
 </li>
</ul>

<h3><img alt="Mazot Benzin Akaryakıt 2" class="detail-photo img-fluid" height="941" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/mazot-benzin-akaryakit-2.webp" width="1672" /></h3>

<h3><strong>Akaryakıt fiyatları neden değişiyor?</strong></h3>

<p>Türkiye'de benzin ve motorin fiyatları belirlenirken uluslararası ürün fiyatları ve döviz kuru önemli rol oynuyor. Brent petrol fiyatındaki hareketlilik, rafineri çıkış fiyatlarına ve dolayısıyla pompa fiyatlarına yansıyabiliyor. Vergi düzenlemeleri de nihai satış fiyatını etkileyen unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Akaryakıt fiyatları dağıtım şirketlerine ve satış noktalarına göre farklılık gösterebildiğinden, araç sahiplerinin yakıt almadan önce bulundukları bölgedeki istasyonların güncel fiyatlarını kontrol etmesi gerekiyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/akaryakit-fiyatlari-bugun-ne-kadar-benzin-motorin-ve-lpg-kac-tl-4-kasim</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/akaryakit-4-kasim.webp" type="image/jpeg" length="62855"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[11 ilde suç operasyonu: 230 şüpheli hakkında işlem başlatıldı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/11-ilde-suc-operasyonu-230-supheli-hakkinda-islem-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/11-ilde-suc-operasyonu-230-supheli-hakkinda-islem-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jandarma ekiplerinin 11 ilde gerçekleştirdiği operasyonlarda nitelikli dolandırıcılık, yasa dışı bahis, silah kaçakçılığı ve siber suçlara yönelik 230 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Şüphelilerle bağlantılı hesaplarda 19,9 milyar liralık para hareketliliği tespit edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Jandarma</strong> ekipleri, 11 il merkezli operasyonlarda nitelikli dolandırıcılık, yasa dışı bahis, silah kaçakçılığı ve Siber Güvenlik Kanunu'na muhalefet suçlarına yönelik çalışma yürüttü. <strong>Operasyon</strong>larda 19,9 milyar liralık para hareketliliği belirlenen 230 şüpheli hakkında işlem yapıldı.</p>

<p><strong>Jandarma Genel Komutanlığı KOM </strong>ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda İl Jandarma Komutanlıklarınca gerçekleştirilen çalışmalarda şüphelilerin faaliyetleri incelendi.</p>

<h2><strong>Şüphelilerin suç faaliyetleri belirlendi</strong></h2>

<p>Operasyonlarda yakalanan <strong>şüpheli</strong>lerin, vatandaşların kişisel verilerine izinsiz erişim sağladıkları tespit edildi. Şüphelilerin yasa dışı bahis oynattıkları ve bu faaliyetlerden elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri belirlendi.</p>

<p><strong>Soruşturma</strong> kapsamında bazı şüphelilerin sosyal medya hesapları üzerinden sahte ilanlar yayımlayarak vatandaşları dolandırdığı da ortaya çıkarıldı. Ayrıca 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işledikleri tespit edilen şüpheliler hakkında işlem yapıldı.</p>

<h3><strong>Operasyonlar kurumlar arası koordinasyonla yürütüldü</strong></h3>

<p>Çalışmalar, Jandarma Genel Komutanlığı KOM ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları, <strong>MASAK</strong> ve <strong>Cumhuriyet</strong> <strong>Başsavcılıkları</strong>nın koordinasyonunda gerçekleştirildi.<strong> İl Jandarma Komutanlıkları</strong>nın yürüttüğü operasyonların 11 ilde eş zamanlı olarak düzenlendiği bildirildi.</p>

<p>Operasyonların ardından yapılan açıklamada, görev alan jandarma personeline, ilgili daire başkanlıklarına, MASAK'a, Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve çalışmalara katkı sunanlara teşekkür edildi.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">11 İl merkezli “Nitelikli Dolandırıcılık, Yasa Dışı Bahis, Silah Kaçakçılığı ve Siber Güvenlik Kanununa Muhalefet” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda; 19,9 Milyar TL para hareketliliği tespit edilen 230 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Jandarma Genel Komutanlığı KOM ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; -Vatandaşlarımızın kişisel verilerine yetkisiz erişim sağladıkları, -Yasa dışı bahis oynattıkları ve suçtan elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri, -Sosyal medya hesapları üzerinden sahte ilanlarla vatandaşlarımızı dolandırdıkları, -6136 Sayılı Kanuna Muhalefet suçunu işledikleri tespit edildi. Kahraman Jandarmamızı, Daire Başkanlıklarımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz.</p>
— T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) <a href="https://x.com/TC_icisleri/status/2117871826399318200?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">November 4, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/11-ilde-suc-operasyonu-230-supheli-hakkinda-islem-baslatildi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/11-ilde-suc-operasyonu-230-supheli-hakkinda-islem-baslatildi.png" type="image/jpeg" length="40737"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fransa'da başlayan protestolar Avrupa'ya yayılıyor: 7 ülkeden ortak eylem kararı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fransada-baslayan-protestolar-avrupaya-yayiliyor-7-ulkeden-ortak-eylem-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fransada-baslayan-protestolar-avrupaya-yayiliyor-7-ulkeden-ortak-eylem-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa'da lise öğrencilerinin eğitim koşullarına yönelik başlattığı protestolar, hayat pahalılığıve barınma sorunlarının da gündeme gelmesiyle Avrupa çapında bir harekete dönüştü. Paris'te biraraya gelen 7 ülkeden sendika ve sivil toplum kuruluşları, 20-22 Kasım 2026 tarihlerinde eş zamanlı gösteriler düzenlenmesi çağrısı yaptı. Kiralar, gıda ve enerji fiyatları ile çalışanların alım gücü protestoların temel gündemini oluşturuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fransa'da eylül ayında eğitim sistemindeki sorunlara karşı başlayan protestolar, kısa sürede ülke geneline yayıldı. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve yetersiz okul koşullarına tepki gösterenöğrenciler, zamanla hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerine ilişkin taleplerini de gündeme taşıdı.</p>

<p>Hareketin dikkat çeken ilk eylemlerinden biri 17 Eylül'de Paris yakınlarındaki Créteil kentindegerçekleştirildi. Antoine de Saint-Exupéry Lisesi'nde öğretmenler personel yetersizliği nedeniylegreve giderken öğrenciler ve veliler de okul girişini kapatarak eyleme destek verdi.</p>

<p>Sosyal medyada yayılan görüntülerin ardından farklı kentlerdeki lise öğrencileri de protestolara katıldı.</p>

<p>ABD merkezli araştırma kuruluşu Council on Foreign Relations'ın (CFR) 28 Ekim tarihli analizinegöre, eylül ve ekim aylarında devam eden gösteriler Fransa'da binden fazla liseyi etkiledi.</p>

<h2><strong>Öğrenci eylemlerine sendikalar ve işçiler de katıldı</strong></h2>

<p>Başlangıçta eğitim sistemindeki sorunlara odaklanan protestolar, ilerleyen günlerde daha genişbir toplumsal hareketliliğe dönüştü.</p>

<p>Üniversite öğrencileri, işçi sendikaları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da katılmasıyla gösterilerinkapsamı genişledi. Fransa'da 17, 24 ve 31 Ekim tarihlerinde düzenlenen eylemlerde özellikle çalışanlarınalım gücü, ücretler ve artan yaşam maliyetleri öne çıktı.</p>

<p>3 Kasım'da Paris, Lyon ve Rennes başta olmak üzere farklı kentlerde lise öğrencileri yeniden okulgirişlerinde protestolar gerçekleştirdi.</p>

<p>Eylemlerin boyutuna ilişkin açıklamalarda ise farklı rakamlar paylaşıldı. Fransız makamları 48 lisenin blokeedildiğini bildirirken öğrenci sendikası Union Syndicale Lycéenne bu sayının 500 olduğunu ileri sürdü.</p>

<h3><strong>Paris'te 7 ülkeden ortak protesto kararı</strong></h3>

<p>Fransa'da büyüyen toplumsal hareketlilik, 3 Kasım'da Paris'te düzenlenen uluslararası toplantıylaAvrupa gündemine taşındı.</p>

<p>İspanya'daki Kiracı Sendikaları Konfederasyonunun girişimiyle gerçekleştirilen toplantıya Fransa,İspanya, Birleşik Krallık, Belçika, İtalya, Portekiz ve Yunanistan'dan sendika ve sivil toplum kuruluşlarınıntemsilcileri katıldı.</p>

<p>Görüşmelerin ardından 20, 21 ve 22 Kasım 2026 tarihlerinde Avrupa'nın farklı kentlerinde eş zamanlıprotestolar düzenlenmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p>Toplantıda barınma hakkı savunucuları, işçi sendikaları, öğrenci örgütleri ve iklim hareketlerinin temsilcileride yer aldı.</p>

<h3><strong>Avrupa'daki protestoların merkezinde kira ve hayat pahalılığı var</strong></h3>

<p>Paris'teki toplantıda üzerinde uzlaşılan ortak eylem çağrısında, Avrupa genelinde yükselen yaşammaliyetlerine dikkat çekildi.</p>

<p>Özellikle konut fiyatları ve kiralardaki artışın barınma sorununu derinleştirdiğini savunan kuruluşlar, gıda,ulaşım ve enerji giderlerinin de geniş toplum kesimleri üzerinde ekonomik baskı oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Ortak açıklamada öne çıkan talepler şöyle sıralandı:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Barınma hakkının güvence altına alınması.</li>
 <li>Kira ve konut fiyatlarının kontrol altına alınması.</li>
 <li>Gıda ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi.</li>
 <li>Çalışanların ücretleri ve emekli maaşlarının artırılması.</li>
 <li>Eğitim ve sağlık hizmetlerinin korunması.</li>
 <li>Gelir eşitsizliğini azaltacak vergi düzenlemelerinin yapılması.</li>
 <li>Silahlanma harcamalarının azaltılması.</li>
</ul>

<p>Kuruluşlar, kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini ve temel ihtiyaçlara erişimin kolaylaştırılmasını daortak talepleri arasında gösterdi.</p>

<h3><strong>Fransa'daki öğrenci sendikası avrupa çapındaki çağrıya katıldı</strong></h3>

<p>Paris'teki toplantının dikkat çeken katılımcıları arasında Fransa'daki lise protestolarında öne çıkanUnion Syndicale Lycéenne (USL) de yer aldı.</p>

<p>Fransa'nın köklü sendikalarından CGT ve Solidaires'in yanı sıra barınma hakkı hareketi Droit au Logementve Sarı Yelekliler hareketinin temsilcileri de toplantıya katıldı.</p>

<p>Birleşik Krallık, Yunanistan, Portekiz ve İtalya'dan gelen kuruluşlar da ortak eylem çağrısına destek verdi.</p>

<p>İspanyol kiracı örgütü Sindicat de Llogateres tarafından 3 Kasım'da yayımlanan açıklamada, Fransızlise öğrenci sendikası USL'nin toplantıya katılımı doğrulandı.</p>

<p>Böylece Fransa'daki eğitim protestolarında rol alan öğrencilerin, Avrupa genelindeki ekonomik vesosyal taleplerin ortaklaştırılması sürecinde de yer aldığı görüldü.</p>

<p><strong>Sarı yeleklilerden avrupa genelinde gösteri çağrısı</strong></p>

<p>Toplantıda söz alan İspanyol Kiracılar Sendikaları Konfederasyonu Sözcüsü Carme Arcarazo, Avrupa'dasatın alma gücünün önemli bir sorun haline geldiğini belirtti.</p>

<p>Farklı ülkelerdeki toplumsal hareketlerin ortak bir mücadele takvimi oluşturması amacıyla Paris'tebir araya geldiklerini ifade eden Arcarazo, eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin güvence altınaalınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Sarı Yelekliler hareketinin koordinasyon üyelerinden Benjamin Ball da planlanan gösterilerin genişkatılımla gerçekleştirilmesini beklediklerini dile getirdi.</p>

<p>Ball, "Milyonlarca kişi sokaklara ineceğiz ve milyarderlerin değil halkların yönetmesi gerektiğinigöstereceğiz." ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Eurostat verileri Avrupa'daki konut krizini ortaya koydu</strong></h3>

<p>Avrupa'daki protestoların önemli gündem maddelerinden biri olan barınma sorunu, Avrupa İstatistikOfisi Eurostat'ın açıkladığı verilerde de öne çıktı.</p>

<p>1 Ekim 2026 tarihli Eurostat verilerine göre, Avrupa Birliği'nde konut satış fiyatları 2026'nın ikinciçeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,7 arttı. Aynı dönemde kiralardaki yıllık artışyüzde 3 olarak kaydedildi.</p>

<p>Bir önceki çeyrekle karşılaştırıldığında ise konut fiyatları yüzde 1,2, kiralar yüzde 0,7 yükseldi.</p>

<p>Bu veriler, Avrupa genelinde konut ve kira maliyetlerinin protestoların merkezine yerleşmesindeetkili olan ekonomik koşulları ortaya koydu.</p>

<h3><strong>Avrupa'da enflasyon ve enerji fiyatları da gündemde</strong></h3>

<p>Hayat pahalılığına yönelik tepkilerin bir diğer önemli nedeni enerji maliyetleri oldu.</p>

<p>Eurostat'ın 16 Ekim'de yayımladığı verilere göre, eylül ayında hem avro bölgesinde hem de AvrupaBirliği genelinde yıllık enflasyon yüzde 3,8 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Enerji fiyatları da yıllık enflasyona katkı sağlayan önemli kalemlerden biri olarak öne çıktı.</p>

<p>Konut, gıda ve enerji harcamalarındaki artışın özellikle dar gelirli aileler, öğrenciler, emekliler ve çalışanlarüzerindeki etkisi, protestoların ortak gündemini oluşturdu.</p>

<h3><strong>Fransa'daki protestolar 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkiler mi?</strong></h3>

<p>Fransa'da büyüyen protestolar, Nisan 2027'de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindesiyasi açıdan da yakından takip ediliyor.</p>

<p>Council on Foreign Relations'ın 28 Ekim tarihli analizinde, öğrenci protestolarının ülkedeki siyasikutuplaşma üzerindeki olası etkileri değerlendirildi.</p>

<p>Analizde, gösteriler sırasında yaşanabilecek şiddet olaylarının güvenlik ve kamu düzeni tartışmalarınıgündeme taşıyabileceği belirtildi. Bu tartışmaların aşırı sağ partilerin güvenlik politikalarına ilişkinsöylemlerini öne çıkarabileceği değerlendirilirken öğrenci hareketinin genç seçmenler arasındasol partilere yönelik ilgiyi artırabileceği ihtimali de ele alındı.</p>

<p>Ancak protestoların seçim sonuçlarına nasıl yansıyacağı konusunda kesin bir değerlendirme bulunmuyor.</p>

<p>Eylemlerin temelinde ise eğitim koşulları, kamu hizmetleri, gelir dağılımı ve hayat pahalılığına yönelikekonomik ve sosyal talepler yer alıyor.</p>

<h3><strong>Avrupa genelindeki protestolar için tarih netleşti</strong></h3>

<p>Paris'te gerçekleştirilen toplantının ardından belirlenen ortak eylem takvimi, 20-22 Kasım 2026tarihlerini kapsıyor.</p>

<p>Fransa, İspanya, Birleşik Krallık, Belçika, İtalya, Portekiz ve Yunanistan'daki kuruluşların çağrısıylafarklı Avrupa kentlerinde koordineli gösteriler düzenlenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Organizasyonun amacı yalnızca Fransa'da başlayan öğrenci protestolarını Avrupa'ya taşımak değil.Farklı ülkelerde devam eden kira, barınma, ücret ve hayat pahalılığı odaklı hareketlerin ortak talepleretrafında buluşması amaçlanıyor.</p>

<p>Gösterilerin katılım düzeyi ve Avrupa siyasetindeki yansımaları ise eylemlerin ardından daha netortaya çıkacak.</p>

<p></p>

<section aria-label="DIL content" dir="auto"></section><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fransada-baslayan-protestolar-avrupaya-yayiliyor-7-ulkeden-ortak-eylem-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/fransa-eylem-1.jpg" type="image/jpeg" length="56957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3 Kasım Süper Loto çekilişinde hangi numaralar çıktı? Süper Loto sonuçları nasıl sorgulanır? 3 Kasım kazanan numaralar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/3-kasim-super-loto-cekilisinde-hangi-numaralar-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/3-kasim-super-loto-cekilisinde-hangi-numaralar-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 Kasım 2026 Salı günü gerçekleştirilen Süper Loto çekilişinin sonuçları açıklandı. Haftanın ilk çekilişinde 6 bilen çıkmayınca büyük ikramiye sahibini bulamadı. Çekilişin ardından gözler kazanan numaralara ve ikramiye dağılımına çevrildi. İşte 3 Kasım Süper Loto sonuçları ve sorgulama ekranı…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Piyango tarafından düzenlenen Süper Loto çekilişinin 3 Kasım 2026 Salı günü gerçekleştirilen sonuçları belli oldu. Haftanın ilk çekilişi olan 132’nci çekilişte kazanan numaralar 17, 27, 32, 39, 54 ve 60 olarak açıklandı.</p>

<p>Çekilişte 6 bilen çıkmadı. Böylece 831 milyon 78 bin 908 lira 10 kuruş tutarındaki büyük ikramiye bir sonraki çekilişe devretti. Beş bilen 19 talihli ise kişi başı 211 bin 135 lira 20 kuruş ikramiye kazandı.</p>

<h2><strong>3 Kasım 2026 Süper Loto kazanan numaralar</strong></h2>

<p>3 Kasım Salı günü saat 21.30’da gerçekleştirilen Süper Loto çekilişinde belirlenen numaralar şöyle:</p>

<p><strong>17 - 27 - 32 - 39 - 54 - 60</strong></p>

<p>132’nci çekilişte altı numaranın tamamını doğru tahmin eden çıkmadı. Büyük ikramiye tutarı 831.078.908,10 TL olarak sonraki çekilişe aktarıldı.</p>

<p><img alt="Sayisal Loto Cekilis 36" class="detail-photo img-fluid" height="587" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/sayisal-loto-cekilis-36.webp" width="880" /></p>

<h3><strong>Süper Loto ikramiye dağılımı: Kaç kişi kazandı?</strong></h3>

<p>3 Kasım 2026 tarihli çekilişte 5, 4, 3 ve 2 bilen kategorilerinde toplam 339 bin 966 kişi ikramiye almaya hak kazandı. Kategorilere göre kazanan kişi sayıları ve kişi başına düşen ikramiyeler şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>6 bilen:</strong> Kazanan çıkmadı. 831.078.908,10 TL devretti.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>5 bilen:</strong> 19 kişi, kişi başı 211.135,20 TL kazandı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>4 bilen:</strong> 1.376 kişi, kişi başı 4.535 TL kazandı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>3 bilen:</strong> 31.330 kişi, kişi başı 241,85 TL kazandı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>2 bilen:</strong> 306.241 kişi, kişi başı 26,15 TL kazandı.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Süper Loto sonuçları nasıl sorgulanır?</strong></h3>

<p>Süper Loto kuponu bulunanlar, kazanan numaraları biletlerindeki sayılarla karşılaştırarak ikramiye durumlarını kontrol edebilir. Sonuç sorgulama işlemi Milli Piyango Online internet sitesi veya mobil uygulaması üzerinden yapılabiliyor.</p>

<p><strong>Süper Loto sonuç sorgulama ekranına</strong> <a href="https://www.millipiyangoonline.com/super-loto" rel="nofollow">Milli Piyango Online</a> adresinden ulaşılabiliyor. Oyuncular, ilgili çekiliş tarihini seçerek kazanan numaraları ve ikramiye bilgilerini görüntüleyebiliyor.</p>

<p><img alt="Super Loto Cekilis 62" class="detail-photo img-fluid" height="587" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/super-loto-cekilis-62.webp" width="880" /></p>

<h3><strong>Bir sonraki Süper Loto çekilişi ne zaman?</strong></h3>

<p>Süper Loto çekilişleri haftada üç gün, salı, perşembe ve pazar günleri saat 21.30’da gerçekleştiriliyor. 3 Kasım çekilişinde devreden büyük ikramiye için sıradaki çekiliş <strong>5 Kasım 2026 Perşembe günü</strong> yapılacak.</p>

<p>Süper Loto’da 1 ile 60 arasındaki sayılardan 6 tanesini doğru tahmin edenler büyük ikramiyeyi kazanıyor. Beş, dört, üç ve iki numarayı doğru bilenler de ilgili ikramiye kategorilerinden ödeme alabiliyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/3-kasim-super-loto-cekilisinde-hangi-numaralar-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/thumbs-b-c-76c0260c41135de99ce5faa5e353c5fbjpg.webp" type="image/jpeg" length="53546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TCMB analizinde tasfiye kapsamındaki fonların şirketlere etkisi değerlendirildi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/tcmb-analizinde-tasfiye-kapsamindaki-fonlarin-sirketlere-etkisi-degerlendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/tcmb-analizinde-tasfiye-kapsamindaki-fonlarin-sirketlere-etkisi-degerlendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Merkez Bankası tarafından yayımlanan analizde, tasfiye sürecine dahil edilen yatırım fonlarının reel sektör üzerindeki etkileri ele alındı. İncelemede, yaklaşık 3 bin şirketin bu fonlarda toplam 116 milyar liralık varlık tuttuğu tespit edilirken söz konusu firmaların ekonomi içindeki ağırlığının sınırlı kaldığı kaydedildi. Toplam yatırımın 57 milyar liralık bölümünü para piyasası fonları oluşturdu. Analizde ayrıca şirketlerin krediye erişiminde herhangi bir kesinti  yaşanmadığı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet <strong>Merkez Bankası</strong> (TCMB), Merkezin Güncesi blogunda yayımladığı “<strong>Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör: Firma Verileri Ne Söylüyor?</strong>” başlıklı çalışmada, tasfiye kapsamına alınan yatırım fonlarının reel sektör üzerindeki olası sonuçlarını ele aldı.</p>

<p>Analizde, söz konusu fonlarda yatırımı bulunan şirketlerin ekonomi içindeki payları, bu firmalarla ticari ilişkisi olan işletmelerin durumu ve şirketlerin finansmana erişimi değerlendirildi.</p>

<p>Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla tasfiye sürecine alınan fonlarda, yaklaşık 3 bin reel sektör şirketinin toplam 116 milyar liralık yatırımı olduğu aktarıldı.</p>

<h2><strong>Fon yatırımlarının 57 milyar lirası para piyasası fonlarında</strong></h2>

<p>15 Eylül 2026 tarihli verilerin esas alındığı çalışmaya göre, şirketlerin tasfiye kapsamındaki fonlarda bulunan yatırımlarının 57 milyar liralık kısmı para piyasası fonlarından oluştu. Geriye kalan tutarın ise hisse senedi fonları ve diğer fon türlerinde değerlendirildiği belirtildi. Yatırım yapan şirketlerin faaliyet alanlarına göre dağılımında belirli bir sektörde yoğunlaşma tespit edilmedi.</p>

<p>Analizde, bu firmaların reel sektörün toplam aktif büyüklüğü içindeki payının yüzde 1,2 olduğu kaydedildi. Şirketlerin istihdamdaki payı yüzde 0,6, toplam cirodaki payı yüzde 0,9, ihracattaki payı ise yüzde 1,1 olarak hesaplandı. Söz konusu firmaların toplam ticari kredi bakiyesi içerisindeki ağırlığı da yüzde 0,9 seviyesinde kaldı.</p>

<p>Şirketlerin fon yatırımlarının kısa vadeli varlıklarına oranı üzerinden yapılan değerlendirmede, yüksek maruziyet grubundaki firmaların ekonomi içindeki payının daha düşük olduğu görüldü. Bu gruptaki işletmelerin toplam istihdam ve cirodaki payı on binde 3 olarak belirlenirken ticari kredilerdeki oranları on binde 2 düzeyinde hesaplandı.</p>

<h3><strong>Tasfiye sürecinin tedarikçi firmalara etkisi incelendi</strong></h3>

<p>TCMB analizinde, yatırım fonlarının tasfiye edilmesinden kaynaklanabilecek etkilerin yalnızca doğrudan yatırım yapan şirketlerle sınırlı kalmayabileceği belirtildi. Firmalar arasındaki ticari bağlantılar nedeniyle sürecin tedarikçiler üzerinde de sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.</p>

<p>Veriler, toplam satışlarının yüzde 5'inden fazlasını ilgili fonlarda yatırımı bulunan şirketlere yapan tedarikçilerin, Türkiye genelindeki istihdamın yüzde 1,2'sini ve toplam cironun yüzde 1,5'ini temsil ettiğini ortaya koydu.</p>

<p>Bununla birlikte, fon yatırımı düşük düzeyde bulunan şirketlerin değerlendirme kapsamından çıkarılmasıyla tedarikçilere ilişkin oranlarda önemli düşüş yaşandığı bildirildi. Böylece tasfiye sürecinin ticari ilişkiler üzerinden oluşturabileceği etkinin, şirketlerin fonlardaki yatırım tutarlarına göre farklılaşabileceğine işaret edildi.</p>

<h3><strong>Şirketlerin kısa vadeli kredi kullanımı artış gösterdi</strong></h3>

<p>Çalışmada, fonların tasfiye edilmesinin firmaların kısa vadeli nakit gereksinimlerini artırabileceği değerlendirilirken kredi kullanımına ilişkin göstergelere de yer verildi.</p>

<p>Haftalık veriler üzerinden yapılan incelemede, ilgili fonlarda yatırımı bulunan şirketlerin kullandığı kısa vadeli Türk lirası kredilerin, toplam kısa vadeli kredi hacmi içindeki oranının yükseldiği görüldü. Analizde bu gelişme, söz konusu işletmelerin kredi kanallarına erişimini sürdürdüğüne ilişkin bir gösterge olarak değerlendirildi.</p>

<p>TCMB'nin 1 Ekim 2026 tarihinde bankaların likidite yönetimini ve makrofinansal istikrarı desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği düzenlemelerin de kredi görünümünde etkili olduğu belirtildi.</p>

<h3><strong>Finansal piyasalardaki gelişmelerin etkilerine işaret edildi</strong></h3>

<p>Analizde, tasfiye kapsamındaki yatırım fonlarında varlığı bulunan şirketlerin ekonomi içerisindeki payının düşük olmasının, bu işletmelerin yaşayabileceği nakit sıkışıklığının etkilerini ortadan kaldırmadığı vurgulandı.</p>

<p>Finansal varlıkların değer kaybetmesi, kredi ve diğer finansman koşullarının zorlaşması ya da piyasalarda güvenin azalması gibi gelişmelerin şirketlerin kararlarını etkileyebileceği kaydedildi. Bu koşulların tüketim, yatırım ve üretim faaliyetleri üzerinde de sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.</p>

<p>TCMB'nin bankaların likidite yönetimine yönelik uygulamalarının yanı sıra KOBİ'lerin ve özel sektör tahvili ihraç eden kuruluşların finansmana ulaşmasını kolaylaştıran düzenlemelerinin olası etkileri azaltabileceği belirtildi.</p>

<p>Çalışmada ayrıca, tasfiye işlemlerinde sağlanacak ilerlemenin reel sektörde oluşabilecek olumsuz yansımaların sınırlandırılmasına katkı sunabileceği değerlendirildi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/tcmb-analizinde-tasfiye-kapsamindaki-fonlarin-sirketlere-etkisi-degerlendirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/merkez-bankasi-faiz-karari-1.jpg" type="image/jpeg" length="71442"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nde 4. madde kabul edildi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turk-kizilay-kanunu-teklifinde-4-madde-kabul-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turk-kizilay-kanunu-teklifinde-4-madde-kabul-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kızılayın afet faaliyetlerini, kamu kurumlarıyla ilişkilerini ve mali haklarını düzenleyen kanun teklifinin 4. maddesi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Düzenlemeyle afet dönemlerinde Kızılaydan bazı ürün ve hizmetlerin Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında doğrudan temin edilmesinin önü açılıyor. Sosyal yardım verilerinin paylaşılması, bedelsiz taşınır devri ve gümrük muafiyetleri de kabul edilen maddede yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda görüşülen Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin 4.maddesi kabul edildi.</p>

<p>Kızılayın afet ve acil durumlarda üstleneceği görevler ile kamu kurumlarıyla iş birliğini düzenleyenmadde, kurumun faaliyetlerine yönelik çeşitli hak ve muafiyetler içeriyor.</p>

<p>Düzenlemeyle özellikle afet dönemlerinde ihtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin daha hızlı temin edilmesi, kamukurumlarıyla koordinasyonun güçlendirilmesi ve Kızılayın müdahale kapasitesinin artırılması hedefleniyor.</p>

<h2><strong>Afetlerde Kızılaydan doğrudan ürün ve hizmet alınabilecek</strong></h2>

<p>Kabul edilen düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri, afet dönemlerinde Kızılaydan yapılacakdoğrudan alımlar oldu.</p>

<p>Buna göre Türk Kızılayın veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu işletme, iştirak ve şirketlerinürettiği belirli ürün ve hizmetler stratejik alım kapsamında değerlendirilecek.</p>

<p>Bu kapsamda ilk yardım hizmetleri, afet lojistik hizmetleri ve geçici barınmaya yönelik ürün ve hizmetler olmak üzere üç temel alan öne çıkıyor.</p>

<p>Afet ve acil durumlarda, afetlere hazırlık süreçlerinde ve olağanüstü dönemlerde söz konusu ürünve hizmetler Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadan doğrudan Kızılaydan veya ilgili şirketlerindentemin edilebilecek.</p>

<p>Alımların ilgili bakanlık ile Türk Kızılay arasında yapılacak koordinasyon ve protokoller çerçevesindegerçekleştirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Süreçte şeffaflık, rekabet, eşit muamele, kamuoyu denetimi ve kaynakların verimli kullanılması ilkeleriningözetilmesi de düzenlemede yer aldı.</p>

<h3><strong>Kızılayın ürünlerinin sunulmasına genel merkez yönetim kurulu şartı</strong></h3>

<p>Genel Kurulda AK Parti tarafından verilen önerge de kabul edildi.</p>

<p>Yeni hükme göre yangın, sel ve deprem gibi en az ulusal kapasitede müdahale gerektiren afet ve acildurumlar ile olağanüstü dönemlerde, Kızılay ve ilgili şirketlerinin kendi ürettiği bazı ürün ve hizmetlergerçek kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine sunulabilecek.</p>

<p>İlk yardım, afet lojistiği ve geçici barınma alanlarını kapsayan bu ürünlerin teslimi, Türk Kızılay GenelMerkez Yönetim Kurulunun bilgisi dahilinde gerçekleştirilecek.</p>

<h3><strong>Kamu Kurumları Kızılay'a bedelsiz taşınır devredebilecek</strong></h3>

<p>Kanun teklifinde kamu kurumlarının sahip olduğu bazı taşınır malların Kızılay'a bedelsiz devredilmesineyönelik hükümler de bulunuyor.</p>

<p>Düzenlemeye göre kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetindeki makine, teçhizat, gereç ve benzeritaşınır mallar, ilgili mevzuata uygun olması şartıyla kamu yararı kapsamında Türk Kızılayınabedelsiz devredilebilecek.</p>

<p>Ancak Taşıt Kanunu kapsamındaki araçlar bu uygulamanın dışında tutulacak.</p>

<h3><strong>Sosyal yardım verileri Kızılay ile paylaşılabilecek</strong></h3>

<p>Kabul edilen maddeyle sosyal yardım alanındaki veri paylaşımına da yasal çerçeve getiriliyor.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki sosyal yardım verileri, yapılacak protokol doğrultusundaTürk Kızılayına aktarılabilecek.</p>

<p>Bu uygulamayla ihtiyaç sahiplerine aynı yardımların tekrar tekrar ulaştırılmasının önlenmesi ve mevcutkaynakların daha fazla kişiye yönlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Veri paylaşımının Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun şekilde yapılması öngörülüyor.</p>

<p>Ayrıca söz konusu verilere yalnızca yetkilendirilmiş kişilerin, görevlerinin gerektirdiği ölçüdeerişebileceği belirtildi.</p>

<h3><strong>Kan bileşenlerinin ödemesinde SGK düzenlemesi</strong></h3>

<p>Türk Kızılayın kamu hastaneleri ve kamu üniversitelerine ait sağlık hizmeti sunucularına sağladığı kanbileşenlerinin ödemelerine ilişkin yeni bir hüküm de kabul edildi.</p>

<p>Buna göre Kızılay tarafından temin edilen kan bileşenlerinin bedelleri, ilgili kurumlarla yapılan sözleşmelerdebelirlenen ödeme tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından Türk Kızılayına aktarılacak.</p>

<p>Aktarılan tutarlar, ilgili sağlık hizmeti sunucularının alacaklarından mahsup edilecek.</p>

<p>Düzenlemenin, kan bileşenlerinin temin ve ödeme süreçlerine ilişkin mali işleyişi belirlemesi amaçlanıyor.</p>

<h3><strong>Kızılayın bazı tıbbi ürün ithalatına gümrük vergisi muafiyeti</strong></h3>

<p>Kanun teklifinde Türk Kızılayına tanınacak gümrük vergisi muafiyetleri de yer aldı.</p>

<p>Buna göre kuruluş amacı doğrultusunda ve ticari amaç taşımadan ithal edilecek bazı ürünler gümrükvergisinden muaf tutulacak.</p>

<p>Muafiyet kapsamındaki ürünler arasında bilimsel alet ve cihazlar, tıbbi teşhis ve tedavi cihazları, araştırma ekipmanları, insan kaynaklı tedavi edici maddeler, belirli test malzemeleri yer alıyor. Ancak gümrük vergisi muafiyetiyle ithal edilen ürünlerin kullanımına ilişkin bazı sınırlamalar da getiriliyor.</p>

<p>Bu ürünler, serbest dolaşıma girdikleri tarihten itibaren 5 yıl geçmeden muafiyetten yararlanamayan kişive kurumlara devredilemeyecek, kiralanamayacak, satılamayacak veya teminat olarak gösterilemeyecek.</p>

<p>Kurallara aykırı işlemlerde ilgili gümrük vergileri tahsil edilecek. Belirli devir ve işlemler için ise gümrükidaresinden izin alınması gerekecek.</p>

<h3><strong>Kızılay cezaevi yapı harcından muaf tutulacak</strong></h3>

<p>Kabul edilen düzenlemede Kızılayın mali haklarına ilişkin bir başka hüküm de yer aldı.</p>

<p>Buna göre Türk Kızılayı, ilgili kanun kapsamında düzenlenen cezaevi yapı harcından muaf tutulacak.</p>

<p>Böylece kurumun faaliyetlerine yönelik mali muafiyetler de kanun teklifinin kabul edilen maddeleriarasına girmiş oldu.</p>

<h3><strong>TBMM'de toplantı yeter sayısı sağlanamadı</strong></h3>

<p>Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin 4. maddesinin kabul edilmesinin ardından Genel Kurulda 5. maddeningörüşmelerine geçildi.</p>

<p>Yeni Parti tarafından verilen önergenin ele alındığı sırada yoklama talep edildi. Yapılan iki yoklamadada toplantı yeter sayısına ulaşılamadı.</p>

<p>Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi saat 14.00'te yeniden toplanmak üzere kapattı.</p>

<p>Böylece teklifin 4. maddesi kabul edilirken kanun teklifinin tamamına ilişkin yasama süreci henüz sonaermedi. Görüşmelerin devam etmesi bekleniyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turk-kizilay-kanunu-teklifinde-4-madde-kabul-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/kizilay-a-ihalesiz-alim-yolu-aciliyor-meclis-te-kritik-madde-kabul-edildijpg.webp" type="image/jpeg" length="34872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul’da elektrik kesintisi hangi mahallelerde olacak? 4 Kasım İstanbul’da elektrikler ne zaman gelecek?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-elektrik-kesintisi-hangi-mahallelerde-olacak-4-kasim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-elektrik-kesintisi-hangi-mahallelerde-olacak-4-kasim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da 4 Kasım Çarşamba günü planlı elektrik kesintileri uygulanacak. BEDAŞ’ın çalışma programında Arnavutköy, Bağcılar, Bakırköy, Beşiktaş, Beylikdüzü, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Şişli ve Sultangazi’deki bazı mahalleler yer aldı. Kesintilerin süresi ilçeye ve çalışma bölgesine göre değişirken bazı noktalarda elektriklerin akşam saatlerine kadar verilmesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da 4 Kasım 2026 Çarşamba günü planlı elektrik kesintileri uygulanacak. BEDAŞ’ın çalışma programına göre Avrupa Yakası’ndaki 10 ilçede bakım, yatırım ve şebeke çalışmaları nedeniyle bazı mahallelerde elektrik verilemeyecek. Kesintilerin başlangıç ve bitiş saatleri bölgelere göre farklılık gösteriyor.</p>

<h2><strong>İstanbul’da elektrik kesintisi yaşanacak ilçeler</strong></h2>

<p>BEDAŞ’ın 4 Kasım tarihli programında Arnavutköy, Bağcılar, Bakırköy, Beşiktaş, Beylikdüzü, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Şişli ve Sultangazi bulunuyor. Kesintiler ilçelerin tamamını değil, duyuruda belirtilen mahalle ve çalışma alanlarını kapsıyor.</p>

<h3><strong>Arnavutköy elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Arnavutköy’de Bolluca Mahallesi’nde 10.00-17.00 saatleri arasında elektrik kesintisi planlanıyor. Anadolu ve İslambey mahallelerinde 11.00-18.00, Mareşal Fevzi Çakmak ve Yavuz Selim mahallelerinde ise 11.00-17.00 saatleri arasında çalışma yapılacak.</p>

<h3><strong>Bağcılar elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Bağcılar’da Yenimahalle Mahallesi’nde 09.00-17.00 saatleri arasında yatırım ve dönüşüm çalışması yürütülecek. Evren, 15 Temmuz ve Fatih mahallelerinin belirli bölümlerinde de aynı saat aralığında elektrik kesintisi uygulanması bekleniyor.</p>

<h3><strong>Bakırköy elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Bakırköy’de Basınköy, Şenlikköy ve Telsiz mahallelerinin bazı sokaklarında 08.00-15.00 saatleri arasında elektrik kesintisi yapılacak. Yenimahalle ve Yeşilköy mahalleleri ile bağlantılı çalışma bölgelerinde de kesinti programı bulunuyor.</p>

<h3><strong>Beşiktaş elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Beşiktaş’ta Abbasağa ve Türkali mahallelerinde trafo merkezi bakım çalışmaları nedeniyle 09.00-17.00 saatleri arasında elektrik verilemeyecek.</p>

<h3><strong>Beylikdüzü elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Beylikdüzü’nde Cumhuriyet Mahallesi için 09.00-11.00 saatleri arasında kesinti duyuruldu. Merkez ve Şemsipaşa mahallelerinin belirli sokaklarında ise çalışmaların 09.00-17.00 saatleri arasında sürmesi planlanıyor.</p>

<h3><strong>Küçükçekmece elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Küçükçekmece İnönü Mahallesi’nde iki ayrı çalışma kaydı bulunuyor. İlk kesinti 09.00-12.00, diğer çalışma ise 11.00-14.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.</p>

<h3><strong>Sarıyer elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Sarıyer’de Maslak Mahallesi’nde gece yarısından sabah 07.00’ye kadar süren bir kesinti kaydı yer alıyor. Demirciköy ve Kumköy mahallelerinde 09.00-16.00, Emirgan, Reşitpaşa ve İstinye mahallelerinin belirli sokaklarında ise 09.00-17.00 saatleri arasında elektrik kesintisi planlanıyor.</p>

<h3><strong>Silivri elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Silivri’de Balaban, Gümüşyaka ve Mimar Sinan mahallelerinde 09.00-17.00 saatleri arasında çalışma yapılacak. Fener Mahallesi de aynı saat aralığındaki kesinti programında bulunuyor.</p>

<h3><strong>Şişli elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Şişli’de Meşrutiyet ve Teşvikiye mahallelerinin belirli bölümlerinde 09.00-17.00 saatleri arasında elektrik kesintisi uygulanacak.</p>

<h3><strong>Sultangazi elektrik kesintisi</strong></h3>

<p>Sultangazi’de 50. Yıl Mahallesi’nde 10.00-17.00 saatleri arasında kesinti planlanıyor. 50. Yıl ve Esentepe mahallelerinin bazı kesimleri ile Uğur Mumcu Mahallesi de aynı saat aralığında çalışma yapılacak bölgeler arasında yer alıyor.</p>

<h3><strong>İstanbul’da elektrikler ne zaman gelecek?</strong></h3>

<p>4 Kasım Çarşamba günü İstanbul’da elektriklerin yeniden verilmesi için belirlenen saatler ilçelere göre değişiyor. Bakırköy’de çalışmaların 15.00’te, Küçükçekmece’de ise 12.00 ve 14.00’te tamamlanması öngörülüyor. Arnavutköy’ün Anadolu ve İslambey mahallelerinde kesintinin 18.00’e kadar sürmesi beklenirken Bağcılar, Beşiktaş, Beylikdüzü, Silivri, Şişli ve Sultangazi’de bazı çalışmaların 17.00’de tamamlanması planlanıyor.</p>

<p>Planlı kesintilerde çalışma süresi teknik nedenlerle değişebiliyor. Elektriğin belirtilen saatten önce verilmesi veya çalışmaların uzaması mümkün olduğundan abonelerin güncel duyuruları dağıtım şirketinin sorgulama ekranından takip etmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>Anadolu Yakası’nda elektrik kesintisi var mı?</strong></h3>

<p>İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki elektrik dağıtım hizmeti AYEDAŞ tarafından yürütülüyor. 4 Kasım 2026 için Anadolu Yakası ilçelerini kapsayan, mahalle ve saat bilgileri teyit edilmiş kapsamlı bir kesinti listesi bu çalışma kapsamında doğrulanamadı. Bu nedenle Anadolu Yakası’nda kesinti olmayacağı yönünde kesin bir bilgi verilmemeli.</p>

<p>İstanbul’daki elektrik kesintilerine ilişkin güncel duyurular <a href="https://www.bedas.com.tr" rel="nofollow"><strong>BEDAŞ</strong></a> ve <a href="https://www.ayedas.com.tr" rel="nofollow"><strong>AYEDAŞ</strong></a>’ın resmi internet sitelerindeki kesinti sorgulama bölümlerinden takip edilebilir.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-elektrik-kesintisi-hangi-mahallelerde-olacak-4-kasim</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/4-istanbul.webp" type="image/jpeg" length="60526"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul’da su kesintisi var mı? 4 Kasım İSKİ su kesintisi hangi ilçede? İstanbul’da sular ne zaman gelecek?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-su-kesintisi-var-mi-4-kasim-iski-su-kesintisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-su-kesintisi-var-mi-4-kasim-iski-su-kesintisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da 4 Kasım Çarşamba günü su kesintisi kaydı Kağıthane ilçesinde yer aldı. Gece saatlerinde meydana gelen şebeke hattı arızası nedeniyle Gültepe, Harmantepe, Telsizler ve Yahya Kemal mahallelerinde su hizmeti kesintiye uğradı. İSKİ kayıtlarına göre arıza için tahmini çözüm saati sabah 05.00 olarak güncellendi. Peki, İstanbul’da gün içinde başka bir ilçede su kesintisi bulunuyor mu?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da 4 Kasım 2026 Çarşamba günü su kesintisi kaydı Kağıthane ilçesinde görüldü. Gece saatlerinde meydana gelen şebeke hattı arızası, ilçedeki dört mahalleyi etkiledi. Gültepe, Harmantepe, Telsizler ve Yahya Kemal mahallelerinde yaşayan aboneler için kesinti duyurusu yayımlandı.</p>

<h2><strong>Kağıthane’de hangi mahallelerde su kesintisi yaşandı?</strong></h2>

<p>İSKİ kayıtlarını aktaran kesinti listesine göre Kağıthane’deki arıza, 4 Kasım Çarşamba günü saat 00.56’da başladı. 100 milimetre çapındaki şebeke hattında meydana gelen arıza nedeniyle şu mahallelerde su kesintisi yaşandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Gültepe</p>
 </li>
 <li>
 <p>Harmantepe</p>
 </li>
 <li>
 <p>Telsizler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yahya Kemal</p>
 </li>
</ul>

<p>İlk kayıtta kesintinin yaklaşık 3 saat 3 dakika sürmesi ve saat 04.00’te sona ermesi öngörüldü. Ancak saat 04.29’da yapılan güncellemede arızanın çözümü için tahmini saat 05.00 olarak değiştirildi.</p>

<h3><strong>İstanbul’da başka ilçelerde su kesintisi var mı?</strong></h3>

<p>4 Kasım sabahı yayımlanan güncel kesinti listesinde Kağıthane dışında İstanbul’un diğer ilçeleri için devam eden bir arıza kaydı bulunmadığı bildirildi. Bu nedenle günün ilk saatlerinde öne çıkan kesinti Kağıthane’deki dört mahalleyi kapsadı.</p>

<p>Su kesintilerinde arızanın giderilmesinin ardından şebekeye yeniden su verilmesi ve abonelere ulaşması bölgeye göre farklılık gösterebilir.<a href="https://grafikgoster.iski.gov.tr/abone-hizmetleri/" rel="nofollow"><strong> İSKİ’nin güncel arıza ve kesinti duyuruları</strong></a>nın takip edilmesi, mahalle bazında son durumu öğrenmek isteyen aboneler açısından önem taşıyor.</p>

<p>İstanbul’da su kesintisi olup olmadığını ve yeni arıza duyurularını İSKİ’nin resmi kanalları üzerinden kontrol edebilirsiniz.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-su-kesintisi-var-mi-4-kasim-iski-su-kesintisi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/istanbul-4.webp" type="image/jpeg" length="12935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALIYOR? 2026 sonbaharında memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-aliyor-2026-sonbaharinda-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-aliyor-2026-sonbaharinda-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026'nın son aylarına girerken zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda yıl sonu maaşları tek tek hesaplandı. İşte en güncel zam tablosu ve meslek meslek maaş durumu...</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-aliyor-2026-sonbaharinda-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/kim-ne-kadar-maas-alacak.webp" type="image/jpeg" length="88309"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençlerde gececilik ve ertelemecilik giderek artıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan, gençlerde gececilik ve erteleme davranışlarının giderek yaygınlaştığına dikkat çekerek internet kullanımı, uyku yoksunluğu ve sosyal izolasyonun ruhsal ve fiziksel sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Aslan, gençlerde motivasyon kaybı ve ertelemenin nedenlerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong> oldu. Gençlerde giderek yaygınlaşan gece uyanık kalma ve erteleme davranışlarının ele alındığı programda Aslan, internet kullanımından uyku yoksunluğuna, obeziteden dikkat eksikliğine, sosyal izolasyondan depresyon riskine kadar önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>Gençlerin yaklaşık yüzde 20’si geceleri uyanık kalıyor</strong></h2>

<p>Son yıllarda gençler arasında <strong>“gececiliğin”</strong> giderek yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Aslan, bunda internet ve teknoloji kullanımının önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Kişinin gece boyunca uyanık kalması ve ertesi gün kalkarak günlük yaşamına uyum sağlamakta zorlanmasının <strong>“gecikmiş uyku fazı sendromu”</strong> olarak tanımlandığını belirten Aslan, geçmişte yüzde 1-2 düzeylerinde görülen bu durumun günümüzde yüzde 10’lara kadar çıktığını ifade etti.</p>

<p>Hastalık boyutunda olmasa bile gençlerin yaklaşık yüzde 20’sinin geceleri uyanık kaldığını belirten Aslan, bu sürenin büyük ölçüde evde, internet başında ve sanal etkileşimlerle geçirildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gececilik davranışının yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını vurgulayan Aslan, dünyanın birçok ülkesinde benzer bir değişim yaşandığını söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.37" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171637.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Büyük kentler uyku yoksunu toplumlara dönüşüyor</strong></h2>

<p>Çalışma ve yaşam koşullarındaki değişimin de uyku düzenini etkilediğini belirten Prof. Dr. Aslan, özellikle büyük kentlerde insanların giderek “uyku yoksunu” hale geldiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gece geç saatlerde yatıp sabah günlük yaşamın zorunlulukları nedeniyle erken kalkmak durumunda kalan çok sayıda kişinin 5-6 saatlik uykuyla yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Aslan, yetişkinler için 6-9 saat arasındaki uykunun normal kabul edildiğini, sürekli 6 saatin altında uyuyan kişilerde ise uyku yoksunluğundan söz edilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Daha düzenli bir uyku ritmi için sabah saat 07.00-08.00 civarında uyanmanın yararlı olabileceğini belirten Aslan, düzenli uyku alışkanlığının hem bedensel hem de ruhsal sağlık açısından önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2><strong>Gece uyanık kalmak obezite riskini artırabiliyor</strong></h2>

<p>Gece uyanık kalmanın yalnızca uyku düzenini değil, beslenme alışkanlıklarını ve fiziksel aktiviteyi de etkilediğini anlatan Prof. Dr. Aslan, özellikle gençlerin gece boyunca daha fazla yemek yeme eğiliminde olduğunu ve bunun obeziteye zemin hazırlayabildiğini söyledi.</p>

<p>Uzun süre evden çıkmadan, gün ışığı görmeden, ihtiyaçlarını bulunduğu yere getirterek yaşayan, hareketsiz ve düzensiz beslenen bir yaşam biçiminin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Aslan, toplumun bir bölümünün zamanının büyük kısmını evde geçirdiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Sadece sanal dünyada var olmak insanı doyuma ulaştırmıyor”</strong></h2>

<p>İnsanın ruhsal sağlığı açısından gerçek sosyal ilişkilerin önemini vurgulayan Prof. Dr. Aslan, yalnızca sanal dünyadaki etkileşimlerle sürdürülen bir hayatın kişiyi yeterince mutlu eden ve doyuma ulaştıran bir yaşam biçimi olmadığını söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerini iyi hissedebilmek için gerçek iletişime, gerçek insanlara ve yüz yüze ilişkilere ihtiyaç duyduğunu belirten Aslan, sosyal ilişkilerden uzaklaşıp sanal ortamlarda çok fazla zaman geçiren bireylerde bir süre sonra boşluk hissi, yaşamı sorgulama ve anlam arayışının ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu sürecin motivasyon kaybı ve erteleme davranışlarıyla devam edebildiğini belirten Aslan, bazı kişilerde depresif belirtilerin de tabloya eklenebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“Sosyal beyin”</strong> kavramına dikkat çeken Aslan, insanı harekete geçiren ve motive eden önemli unsurlardan birinin toplum içinde diğer insanlarla kurduğu etkileşim olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Dikkat eksikliği olanlarda erteleme davranışı daha sık görülebiliyor</strong></h2>

<p>Erteleme davranışının nedenlerinin her bireyde ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aslan, dikkat eksikliği bulunan bireylerde motivasyon kaybı ve erteleme eğiliminin daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Araştırmaların dikkat eksikliği bulunan bireylerin gece uyanık kalmaya ve ertesi gün yapılması gereken işleri ertelemeye daha yatkın olabildiğini gösterdiğini ifade eden Aslan, bu nedenle sorunun yalnızca “isteksizlik” veya “tembellik” olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>“Ertelemek insanın doğal bir eğilimi”</strong></h2>

<p>Ertelemenin belirli ölçülerde insanın doğal eğilimlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişinin konfor alanında kaldığı ve harekete geçmesini gerektiren koşulların azaldığı durumlarda erteleme davranışının daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Ancak ertelemenin alışkanlık haline gelmesinin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Aslan, aşırı boş zaman ve sürekli düşünmenin olumsuz değerlendirmeleri artırarak kişiyi depresif bir duygu durumuna sürükleyebileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme”</strong></h2>

<p>Sosyal yaşamdan uzaklaşan ve hareketsizleşen bireylerin öncelikle fiziksel aktiviteye yönlendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, motivasyonun her zaman eylemden önce gelmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Fiziksel aktivite için bu isteğin gelmesini beklemek yerine aktif olduğumuzda zaten kendimizi daha iyi hissediyoruz. Bilişsel davranışçı terapide söylediğimiz temel bir şey var; önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme. Eyleme geçtikten sonra bir sonraki eylem için isteğin ortaya çıkması çok daha kolay olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, gececilik, sosyal içe kapanma ve erteleme davranışlarının günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi durumunda deneyimli bir uzmandan destek alınmasının kişinin normal yaşamına uyumunu kolaylaştırabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Aileler gençlerle değerleri üzerinden iletişim kurabilir</strong></h2>

<p>İçe kapanan, sosyal yaşamdan uzaklaşan ve erteleme davranışı gösteren gençlere yaklaşımda ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, öncelikle gencin önem verdiği değerlerin anlaşılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Güven, samimiyet, dürüstlük ve sahicilik gibi kavramların gençler açısından çok önemli olabildiğini belirten Aslan, gençlerin bu değerleri göremedikleri ve art arda hayal kırıklıkları yaşadıkları durumlarda vazgeçme ve geri çekilme davranışı gösterebildiklerini ifade etti.</p>

<p>Gençlik döneminin çevreden ve yaşanan deneyimlerden en fazla etkilenilen dönemlerden biri olduğunu vurgulayan Aslan, gençleri dijital ve kapalı ortamlardan çıkararak sosyal hayatın içine katacak kursların, programların ve etkinliklerin artırılmasının önemli olduğunu söyledi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-1.jpeg" type="image/jpeg" length="96629"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 12 Eylül’ün perde arkasını anlattı: "Kanlı terör neden bir anda kesildi, açıklayamadılar"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Darbe öncesinde yaşanan siyasi ve toplumsal atmosferi anlatan Akkoç, darbenin ardından değişen siyasi dengelere, Turgut Özal’ın yükselişine ve 1983 seçimlerine uzanan sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akkoç, darbe gerekçesi gösterilen şiddetin bir gün içinde sona ermesine dikkat çekerek “Kanlı terör neden bir anda kesildiğini açıklayamadılar” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci <strong>Fethi Akkoç</strong>, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Akkoç, darbe öncesindeki siyasi atmosferden Kenan Evren liderliğindeki askeri yönetimin uygulamalarına, Turgut Özal’ın siyasi geleceğinden 1983 seçimlerine uzanan süreçte yaşananları anlattı.</p>

<p>Akkoç, 12 Eylül öncesinde sağ ve sol görüşlü gençlerin sokaklara döküldüğünü, toplumun yaşanan şiddet olaylarından ciddi biçimde rahatsız olduğunu belirterek, darbenin ardından yaşananlara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>“Kanlı terör neden bir anda kesildiğini bir türlü açıklayamadılar”</strong></h2>

<p>12 Eylül öncesindeki atmosferi anlatan Akkoç, sağ ve sol görüşlü gençler arasındaki çatışmaların toplumu yorduğunu söyledi. Akkoç, darbenin gerekçesi olarak gösterilen olayların darbenin hemen ardından sona ermesine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül 1980 darbesi sırasında, 12 Mart öncesinde olduğu gibi sağcı ve solcu gençler sokağa dökülmüş, anarşi hortlamıştı. Vatandaş anarşiden, günlük olaylardan ve gençlerin birbirini öldürmesinden bıkmış, ciddi şekilde rahatsız hale gelmişti.</p>

<p>Ancak 12 Eylül darbesini yapanlar, darbeden bir gün sonra, darbe için gerekçe olarak gösterilen olayların ve kanlı terörün neden bir anda, bir gün içinde kesildiğini bir türlü açıklayamadılar.</p>

<p><i>Askeri müdahaleye uygun şartların oluşması için solcu ve sağcı gençleri sokaklara döküp kan akıtanlar, istediklerini maalesef yine elde etmişlerdi.</i>”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’nin dış politikasında ve ekonomik yapısında önemli değişiklikler yaşandığını savundu. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü de bu sürecin önemli başlıklarından biri olarak değerlendiren Akkoç, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Askeri yönetimleri ve parlamento dışı hükümetleri, kendi istediklerini kabul ettirebilmek için uygun gören Amerikalılar, 12 Eylül darbesinden sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, dönemin ekonomik gelişmelerine ilişkin ise tütün tekeli kanununun kaldırılmasını örnek gösterdi:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından tütün tekeli kanunu kaldırılarak Türk tütünü yerine ithal Virginia tütünü getirildi ve Türk sigarası yerine Amerikan sigarası piyasaya girdi. Tütün tekeli kanununun kaldırılmasıyla da tütün satan bir ülke olan Türkiye, tütün ithal eder hale getirildi”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmesinin yolu açıldı”</strong></h3>

<p>12 Eylül darbesinin siyasi sonuçlarına da değinen Akkoç, başta Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel olmak üzere siyasi parti liderlerine getirilen yasakların yeni bir siyasi yapılanmanın önünü açtığını söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesiyle başta Ecevit ve Demirel olmak üzere bütün siyasi partilerin yöneticilerine siyaset yasağı getirildi. Böylece Türkiye’de siyasetin yeni partiler ve yeni yüzlerle yeniden dizayn edilmesinin yolu açılmış oldu.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, bu sürecin yalnızca Türkiye içindeki siyasi dengelerle açıklanamayacağını savunarak, dönemin MİT Ekonomik İşler Dairesi Başkanı Mahir Kaynak’ın açıklamalarına da dikkat çekti.</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Ekonomik İşler Dairesi Başkanı olarak görev yapan Profesör Mahir Kaynak, Cumhuriyet gazetesinde Yüneyt Arcayürek’le yaptığı bir söyleşide, Demirel hükümetinin uyguladığı bağımsız ekonomik politika nedeniyle Amerikalılar tarafından devrileceğini bir ay önceden yönetime rapor olarak bildirdiğini açıklamıştı.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Kenan Evren’in açıklaması: “Her türlü gayret gösterilecek”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül lideri Orgeneral Kenan Evren’in darbeden kısa süre sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşü konusunda yaptığı açıklamayı da hatırlattı:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül’ün lideri Orgeneral Kenan Evren, 15 Eylül tarihinde düzenlediği basın toplantısında Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönebilmesi için gerekli her türlü gayretin gösterileceğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye’nin Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü alelacele veto etmeden kabul etmesiyle Türkiye, Yunanistan’la arasındaki Kıbrıs, 12 Adalar, kıta sahanlığı, Ege Denizi ve Fırat hattı problemlerinin çözümünde ve ayrıca Avrupa Birliği ile ilişkilerinde kullanabileceği çok önemli bir siyasi kozu kaybetmiş oldu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Darbeciler siyasetçiden çok siyasetçi gibi davrandı”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül’ün dikkat çeken yönlerinden birinin de askeri yönetimin siyasi yapılanma konusunda izlediği yöntem olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesinin bir başka önemli tarafı da darbeyi yapanların siyasetçiden çok siyasetçi, politikacıdan çok politikacı gibi davranmış olmasıydı.”</p>

<p>12 Eylül’den hemen sonra, 14-15 Eylül günlerinde Ankara kulislerinde Güven Partisi Genel Başkanı Profesör Turan Feyzioğlu’nun başbakan, Zeyyat Baykara’nın ise başbakan yardımcısı olacağı konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştı.”</p>
</blockquote>

<p>O dönemde Tercüman gazetesinde çalıştığını belirten Akkoç, yaşananları şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Hiç unutmam, o dönemde çalıştığım Tercüman gazetesinde Avrupa baskılarına bakıyordum. Bu siyasi gelişmeler ve Feyzioğlu’nun başbakanlığı konusu tartışılırken köşe yazarı Kurtul Altuğ, Feyzioğlu’nun başbakan olacağını söylemişti. Ben de, ‘Askerler diğer darbelerden farklı olarak kamuoyuna, halka ve belli görevlerde bulunanlara karşı çok dikkatli davranıyorlar. Politikacıdan fazla politikacı gibi davranıyorlar’ dedim.</p>

<p>Üç milletvekili olan Güven Partisi’nin genel başkanını büyük tepki alacağı düşüncesiyle başbakan yapmadılar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı"</strong></h3>

<p>Akkoç, 20 Eylül’de Bülent Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla daha önceki siyasi senaryonun değiştiğini belirtti.</p>

<blockquote>
<p>“Feyzioğlu’nun başbakan olması mümkün değildi, yapmazlardı. Çünkü bu arada Ferit Melen hükümetinin senaryosunu uyguluyorlardı.</p>

<p>Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı. Demirel hükümetinin bakanlar üstü bürokratı Turgut Özal, darbecilerin kurduğu hükümette ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. Yani adeta fiili başbakan durumuna geldi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında Türkiye’de yeni siyasi partilerin kurulacağına ilişkin kulislerin hızlandığını, bu süreçte Turgut Özal’ın da parti kuracağının konuşulduğunu söyledi.</p>

<p>1982 yılının Şubat ayında Almanya’da olduğunu belirten Akkoç, Tercüman gazetesinde Yavuz Donat’ın Özal’la yaptığı görüşmenin dokuz sütun manşetten yayımlandığını anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“‘Özal'ın hiç kimse gocunmasın, parti kurmayacağım’ şeklindeki sözleri şok etkisi yarattı. Bu açıklama bende de şok etkisi yarattı. Benim değerlendirmeme göre Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti.</p>

<p>Çünkü yeniden siyasi yapılanmaya gidileceği, bütün partilere, her partiye, her adaya ve her lidere izin verilmeyeceği biliniyordu. Benim tahminime göre Özal’ın parti kuracağı kesindi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Özal bana, "Ben öyle söylemedim" dedi"</strong></h3>

<p>Ankara’ya döndükten sonra 28 Mart’ta Turgut Özal’dan randevu aldığını anlatan Akkoç, kendisine parti kurmayacağı yönündeki açıklamasını sorduğunu belirtti. Özal’ın sözlerinin yanlış değerlendirildiğini söylediğini aktaran Akkoç, görüşmeyi şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Özal bana, ‘Ben öyle söylemedim. Yavuz onu yanlış değerlendirmiş. O konuşmada ben de bugün için parti kurmayı düşünmüyorum dedim’ dedi.</p>

<p>‘Hiç kimse gocunmasın’ ifadesinin doğru olduğunu, ancak ‘Bugün için parti kurmayı düşünmüyorum. Ama gelecekte şartlar ne olur, onu bilemem’ şeklinde konuştuğunu söyledi. Yavuz Donat’ın sözlerini yanlış değerlendirdiğini belirtti. Ben beklediğim cevabı almıştım”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım"</strong></h3>

<p>Akkoç, görüşmede Özal’a 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde üst düzey görevlerde bulunmasını da sorduğunu anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından Özal’a, ‘Efendim, 12 Mart darbesi sırasında da Planlama Müsteşarıydınız. 12 Eylül darbesi sırasında yine Planlama Müsteşarıydınız. Burada daha yetkili şekilde, bakanlar üstü bürokrat unvanınız vardı. Bu sadece tesadüf mü?’ diye sordum. Özal bu soru karşısında şaşırdı ve “Tesadüfler var” dedi. Görüşmenin en dikkat çekici bölümü Özal’ın darbeler hakkındaki değerlendirmesiydi, bana "27 Mayıs’ da, 12 Mart da, 12 Eylül de neticeleri itibarıyla Türkiye’yi kurtarmak için yapılmıştır. 12 Eylül ise diğerlerinden daha farklıdır ve başarılıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım. Çünkü orada diğer bütün darbelere sahip çıkıyor, 12 Eylül’e ise ayrıca sahip çıkıyordu. 12 Eylül’ü diğerlerinden daha başarılı olarak değerlendiriyordu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında eski siyasi liderlerin yasaklı olduğu ve yeni siyasi yapılanmanın şekillendirildiği dönemi de anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Seçim ortamına girildiğinde eski liderler yasaklıydı. Bütün partilerin liderleri yasaklıydı. Eski liderlere yakınlığıyla bilinen kişiler dahi veto edildi. Partiler veto edildikçe üç partinin seçime girmesine izin verildi: Anavatan Partisi, Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Halkçı Parti.”</p>

<p>Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin başında Turgut Sunalp vardı. Askerlerin ‘abi’ dedikleri, çok sevdikleri ve ordu içerisinde çok sevilen bir liderdi Turgut Paşa.</p>

<p>Anavatan Partisi’nin başında başbakan yardımcısı vardı, yani askerlerin kurduğu hükümetin başbakan yardımcısı Turgut Özal’dı. Halkçı Parti’nin başında ise Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp vardı.</p>

<p>Yani biri askerlerin çok yakın gördüğü bir isim, biri başbakan yardımcısı, diğeri de Başbakanlık Müsteşarıydı. Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal’ın vetosu orada önlendi”</strong></h3>

<p>Akkoç, diğer siyasi aktörlerin veto edildiğini, hatta eski siyasi liderlerle yakınlığı bulunan isimlerin de seçim sürecinin dışında bırakıldığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Diğer partilerin hiçbiri seçime sokulmadı, veto edildi. Hatta eski partilerle ve eski liderlerle yakınlığı bilinen kişiler de veto edildi. İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü bile veto edildi. Konseyde görev yapan komutanlar ve generaller, Anavatan Partisi’nin ve Turgut Özal’ın veto edileceğini düşünüyorlardı. Açıkçası ‘Olmaz, getirilmez, olmaz’ diyorlardı.</p>

<p>Veto işlemleri 30 Eylül’e kadar yapıldı. 15 Eylül tarihinde Amerikalı üst düzey bir yetkili geldi ve Evren’le görüştü. Özal’ın vetosu orada önlendi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“MDP beklenirken Turgut Özal iktidara geldi”</strong></h3>

<p>Akkoç, 1983 seçimlerine giden süreçte askeri yönetimin beklentisinin Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin iktidara gelmesi yönünde olduğunu ancak sonuçların farklı çıktığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“MDP’nin iktidara getirileceği beklenirken Turgut Özal iktidara geldi. Yeni yapılanma böylece gerçekleşti. 12 Eylül de görevini bu şekilde yerine getirmiş oldu.”</p>
</blockquote><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-07-155535.png" type="image/jpeg" length="31836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katarakt ameliyatı için görmenin tamamen kaybolmasını beklemek gerekmiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu, katarakt ve tedavisindeki güncel gelişmeleri anlattı. Burcu, katarakt ameliyatı için görmenin ileri derecede azalmasının beklenmesine gerek olmadığını belirterek, ameliyat zamanının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu</strong> oldu. Katarakt hastalığı ve tedavisindeki son gelişmelerin ele alındığı programda Burcu, kataraktın nedenlerinden ameliyat zamanına, yeni nesil merceklerden ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenlere kadar önemli bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Katarakt yaşlanmanın belirtilerinden biri</strong></h2>

<p>Kataraktın, gözün içindeki saydam merceğin zaman içerisinde elastikiyetini ve saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Burcu, bu süreci cildin kırışması ve saçların beyazlaması gibi yaşla birlikte gelişen değişikliklere benzetti.</p>

<p>En sık görülen katarakt türünün yaşa bağlı katarakt olduğunu ifade eden Burcu, genetik yatkınlığın hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-53.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Güneş ışınları zarar veriyor!</strong></h2>

<p>Katarakt gelişiminde güneş ışınlarının önemli bir etken olduğunu belirten Burcu, beslenme ve yaşam koşullarının da hastalığın gelişim sürecini etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p>Kataraktın nadiren çocukluk çağında da görülebildiğini anlatan Burcu, annenin hamilelik sırasında geçirdiği bazı enfeksiyonlar, genetik faktörler, travmalar ve özellikle uzun süreli kortizon kullanımının katarakt gelişimine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Diyabet kataraktın daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor</strong></h2>

<p>İleri yaşlarda özellikle diyabetin kataraktın daha erken ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burcu, diyabetin ameliyat süreci ve sonrasında da dikkate alınması gereken önemli bir hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Diyabetli hastalarda göz sağlığının yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Burcu, ameliyat sonrasında da güneş ışınlarından iyi korunmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Katarakt gelişimini mümkün olduğunca geciktirmek için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulayan Burcu, karbonhidrat ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenme, yüksek ultraviyole korumasına sahip kaliteli güneş gözlüğü ve gerektiğinde şapka kullanımının göz sağlığını korumaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-13-58.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Ameliyat için kataraktın ilerlemesini beklemek gerekmiyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatının zamanlamasının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Burcu, geçmişte olduğu gibi görmenin ileri derecede azalmasını beklemenin artık gerekli olmadığını belirtti.</p>

<p>Hastanın görmesi iyiyse, katarakt günlük yaşamını etkilemiyorsa ve gözlükle yeterli görme keskinliği sağlanabiliyorsa ameliyatın bekletilebileceğini ifade eden Burcu, buna karşılık kataraktın kişinin yaşam kalitesini ve günlük faaliyetlerini etkilemeye başlaması halinde ameliyatın planlanabileceğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatını gereğinden fazla geciktirmenin de doğru olmadığını vurgulayan Burcu, ileri derecede sertleşmiş kataraktın cerrahiyi zorlaştırabileceğini ve komplikasyon riskini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-26-11.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Yeni ameliyat yöntemleri ile hastalar daha hızlı iyileşiyor</strong></h2>

<p>Kataraktın günümüzde tek tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Burcu, cerrahi tekniklerde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.</p>

<p>Geçmişte çok daha büyük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatların artık oldukça küçük kesilerden yapılabildiğini anlatan Burcu, bu gelişmenin hem cerrahi süreci kolaylaştırdığını hem de hastaların ameliyat sonrasında günlük ve sosyal yaşamlarına daha hızlı dönmelerine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>Katarakt ameliyatında göz içine yerleştirilen merceklerin biyolojik uyumluluğu yüksek materyallerden üretildiğini belirten Burcu, bu merceklerin kullanım ömrünün yaklaşık 100 yıl olduğunu ve normal koşullarda hastanın ilerleyen yıllarda merceğinin değiştirilmesinin gerekmediğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Akıllı mercek” seçiminde hastanın ihtiyacı belirleyici</strong></h2>

<p>Halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen yeni nesil göz içi merceklere de değinen Prof. Dr. Burcu, bu merceklerin yakın, orta ve uzak mesafelerde dengeli görme sağlamayı hedeflediğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatında tek odaklı veya çok odaklı merceklerin tercih edilebildiğini belirten Burcu, mercek seçiminde hastanın günlük yaşamının, mesleğinin ve görme beklentisinin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Uzak, orta ve yakın mesafeyi mümkün olduğunca gözlüksüz görmek isteyen hastalarda üç odaklı merceklerin tercih edilebildiğini, uzak görüşün öncelikli olduğu hastalarda ise tek odaklı merceklerin daha uygun olabileceğini anlatan Burcu, bu durumda yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrasında bebeklik dönemindeki gibi kusursuz bir görüş beklentisinin gerçekçi olmayacağını belirten Burcu, en doğru yaklaşımın hastanın beklentisini iyi anlamak ve ihtiyacına uygun merceği seçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="figen balcı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-44.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Her katarakt ameliyatı sadece damla anesteziyle yapılmıyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatlarında hastanın durumuna göre farklı anestezi yöntemlerinin uygulanabildiğini anlatan Prof. Dr. Burcu, ameliyata uyum sağlayabilecek hastalarda damla anestezisinin yeterli olabildiğini söyledi.</p>

<p>Yoğun kaygısı bulunan, işitme sorunu veya ameliyat sırasında iletişimi güçleştirecek özel bir durumu olan hastalarda sedasyon ya da farklı anestezi yöntemlerinin tercih edilebildiğini belirten Burcu, çocuk hastaların ise genel anestezi altında ameliyat edildiğini ifade etti.</p>

<p>Yeni cerrahi tekniklerle çok küçük kesilerden ameliyat yapılabildiği için geçmişte olduğu gibi gözün uzun süre kapatılmasının her hastada gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Burcu, bazı hekimlerin gözü hiç kapatmayabildiğini, bazılarının ise bir veya iki gün süreyle koruma önerebildiğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrası hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Burcu, özellikle ilk 48 saatin dikkat gerektirdiğini, yaklaşık 10 gün boyunca ameliyat edilen göz ve çevresinin doğrudan suyla temasından kaçınılması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“İki gözü aynı anda ameliyat etmeyi tercih etmiyoruz”</strong></h2>

<p>Her iki göze aynı anda katarakt ameliyatı yapmayı rutin olarak tercih etmediklerini belirten Prof. Dr. Burcu, bir gözün ameliyatından en az üç gün sonra, genellikle de yaklaşık bir hafta içerisinde diğer gözün ameliyat edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Genel anestezi alması gereken ve ikinci kez anestezi uygulanmasının sağlık açısından risk oluşturduğu çok özel hastalarda iki gözün aynı seansta ameliyat edilebildiğini belirten Burcu, bu durumda ikinci göze geçilirken tamamen yeni bir ameliyat yapılıyormuş gibi cerrahi hazırlığın ve kullanılan malzemelerin yenilendiğini anlattı.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-29-56.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Katarakt tekrarlamaz</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatından sonra hastalığın yeniden oluşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Burcu, bazı hastalarda iyileşme sürecinde göz içindeki arka kapsülde opaklaşma gelişebildiğini söyledi.</p>

<p>Halk arasında zaman zaman “katarakt yeniden oluştu” veya “gözde kireçlenme oldu” şeklinde ifade edilen bu durumun kataraktın tekrarlaması anlamına gelmediğini belirten Burcu, arka kapsül opasitesi olarak adlandırılan tablonun basit bir lazer işlemiyle giderilebildiğini ifade etti.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-35-52.jpg" type="image/jpeg" length="65251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİ PROMOSYONLARI 2026 EYLÜL GÜNCEL LİSTE: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündemde. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül ayının son günlerinde bankaların emekli müşterilere yönelik promosyon kampanyaları yakından takip ediliyor. ING, Akbank, İş Bankası, QNB, Vakıf Katılım, Garanti BBVA ve kamu bankalarının açıkladığı fırsatlarda maaş miktarına göre farklı ödeme seçenekleri bulunuyor. Bazı kampanyalarda doğrudan nakit promosyonun yanı sıra kart harcaması, otomatik ödeme talimatı ve çeşitli bankacılık ürünlerinin kullanılması karşılığında ek avantajlar da sunuluyor. İşte Eylül 2026 itibarıyla bankaların açıkladığı emekli promosyonları...</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/eylul-ayi-emekli-maas-promosyonu.webp" type="image/jpeg" length="86166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="10179"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="43942"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="48828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="89915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="84999"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="93199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="16691"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="89549"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="15062"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="31636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="85762"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="29173"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="19134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="91683"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="84696"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
