<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 10 Sep 2026 14:15:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TTB’den İBB davasındaki uzun duruşmalar için kritik değerlendirme: "Yorma yasağına aykırı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ttbden-ibb-davasindaki-uzun-durusmalar-icin-kritik-degerlendirme-yorma-yasagina-aykiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ttbden-ibb-davasindaki-uzun-durusmalar-icin-kritik-degerlendirme-yorma-yasagina-aykiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında 14-15 saate ulaşan duruşmaların sanıklar, müdafiler ve diğer yargılama öznelerinin fiziksel, ruhsal ve bilişsel sağlıkları üzerindeki etkilerini değerlendirdi. TTB, uzun ve ardışık duruşmaların “yorma” yasağı ve kötü muamele açısından ele alınması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türk Tabipleri Birliği </strong>(TTB), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında <strong>14-15 saate ulaşan duruşmaların </strong>sanıklar, müdafiler ve diğer yargılama öznelerinin sağlıkları ile yargılamaya etkin katılım kapasiteleri üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel değerlendirmesini tamamladı.</p>

<p>TTB’nin değerlendirmesinde, uzun ve aralıksız duruşmaların fiziksel, ruhsal ve bilişsel yorgunluğa neden olabileceği belirtilirken, yargılama koşullarının “yorma” yasağı ve kötü muamele bakımından da değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<h2><strong>İBB davasında duruşmalar gece yarısına kadar sürüyor</strong></h2>

<p>TTB’nin bilimsel değerlendirmesine göre İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/208 E. sayılı dosyasında 17 Ağustos 2026’da başlayan duruşmalar haftada dört gün, saat 10.00’da başladı.</p>

<p>Bazı duruşmaların ise gece yarısını aşarak 00.00, 00.30 ve 01.30’a kadar sürdüğü aktarıldı.</p>

<p>Değerlendirmede, müdafilerin her gün en az 100 kilometre yol kat etmek zorunda kaldığına da dikkat çekildi. Dosyada 53’ü tutuklu sanığın ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya olduğu belirtilirken, yargılamanın tüm tarafları açısından yoğun stres ve belirsizlik koşullarının bulunduğu ifade edildi.</p>

<h3><strong>"Uzun duruşmalar bilişsel işlevleri etkileyebilir"</strong></h3>

<p>TTB, uzun süre uyanık kalma ve yetersiz dinlenmenin kişinin bilişsel işlevleri üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Bilimsel değerlendirmede; dikkat, hafıza, muhakeme ve karar verme gibi temel bilişsel işlevlerin fiziksel ve zihinsel yorgunluktan olumsuz etkilenebileceği belirtildi.</p>

<p>Uzun süreli uyanıklık ve dinlenme eksikliğinin yanı sıra yoğun stresin de bu etkileri artırabileceği kaydedildi. TTB, söz konusu koşulların taşikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi gibi fiziksel sonuçlara da yol açabileceğini aktardı.</p>

<h3><strong>"Yorgunluk kişinin kendisini koruma kapasitesini de azaltabilir"</strong></h3>

<p>TTB’nin değerlendirmesinde, fiziksel yorgunluk, uykusuzluk ve yoğun stresin birbirini artırabileceği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumun kişinin genel işlevselliğinin yanı sıra kendisini koruma kapasitesini de zayıflatabileceği belirtildi. Özellikle tutukluluk, ağır ceza tehdidi, ulaşım yükü ve yargılama sürecindeki belirsizliğin mevcut stres yükünü artırabileceği ifade edildi.</p>

<p>TTB’ye göre bu koşullar, sanıkların kendilerini ifade etme ve haklarını koruma kapasitelerini azaltabileceği gibi müdafilerin de savunma görevlerini etkin biçimde yerine getirmelerini güçleştirebilir.</p>

<h3><strong>"Yorgunluk yalnızca hissedilen bir durum değil"</strong></h3>

<p>Bilimsel değerlendirmede, sağlık bilimleri açısından yorgunluğun yalnızca kişinin öznel olarak hissettiği bir durum olmadığına dikkat çekildi.</p>

<p>Uzun süre uyanık kalmanın ve yeterince dinlenememenin değerlendirme, karar verme ve kendini ifade etme kapasitesini azaltabileceği belirtildi.</p>

<p>TTB, bu nedenle uzun süren ve ardışık duruşmaların yalnızca çalışma koşulları açısından değil, yargılamaya katılan kişilerin sağlıkları ve etkin katılım kapasiteleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>CMK 148/1 kapsamında “yorma” yasağı hatırlatıldı</strong></h3>

<p>TTB değerlendirmesinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148/1. maddesine de dikkat çekildi.</p>

<p>Söz konusu düzenlemede sanık ve şüphelinin beyanının özgür iradeye dayanması gerektiği, bunu engelleyici nitelikte “yorma” dahil bedensel veya ruhsal müdahalelerin yasaklandığı hatırlatıldı.</p>

<p>TTB, sağlık bilimleri açısından değerlendirildiğinde uzun süreli uyanıklık, yetersiz dinlenme ve yoğun stresin kişinin iradesini ortaya koyma, değerlendirme ve karar verme kapasitesi üzerinde etkili olabileceğine işaret etti.</p>

<h3><strong>"Uzun duruşmalar hâkimlerin muhakemesini de etkileyebilir"</strong></h3>

<p>TTB’nin değerlendirmesinde yalnızca sanık ve müdafilerin değil, yargılamanın diğer öznelerinin de uzun duruşmalardan etkilenebileceği belirtildi.</p>

<p>Uzun süreli yorgunluğun muhakeme ve karar verme süreçlerini olumsuz etkileyebileceği ifade edilirken, bunun yargılayan makamlar açısından da dikkate alınması gerektiği değerlendirildi.</p>

<p>Böylece uzun ve ardışık duruşmaların, yargılamaya katılan tüm kişilerin bilişsel ve fiziksel kapasitesini etkileyebilecek bir koşul oluşturabileceği vurgulandı.</p>

<h3><strong>" Adil yargılama için yeterli dinlenme koşulları sağlanmalı"</strong></h3>

<p>Bilimsel değerlendirmenin sonuç bölümünde, söz konusu duruşma koşullarının sanıkların, müdafilerin ve diğer yargılama öznelerinin fiziksel, ruhsal ve bilişsel sağlıklarını olumsuz etkileyebileceği belirtildi.</p>

<p>TTB, uzun duruşmaların savunma yapma, sorgulama, soru sorma ve beyanda bulunma gibi yargılama faaliyetlerini güçleştirebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Değerlendirmede, adil yargılama süreçlerinin kişilere yeterli dinlenme olanağı sağlayan ve fiziksel, ruhsal ve bilişsel bütünlüklerini gözeten koşullarda yürütülmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<h3><strong>TTB’den “insan eliyle oluşturulmuş travma” değerlendirmesi</strong></h3>

<p>TTB, değerlendirmesinin sonuç bölümünde söz konusu koşulların “insan eliyle oluşturulmuş travma” olarak kabul edilmesinin uygun olacağını belirtti.</p>

<p>Ayrıca bu koşulların Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-10 sınıflandırmasındaki Y07.3 koduyla belirtilen “işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele” kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ttbden-ibb-davasindaki-uzun-durusmalar-icin-kritik-degerlendirme-yorma-yasagina-aykiri</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-87611df94ea93a72a2cb5c50157b6388jpg.webp" type="image/jpeg" length="35993"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Piyasaların gözü Merkez Bankası'ndaydı: Faiz kararı açıklandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/piyasalarin-gozu-merkez-bankasindaydi-faiz-karari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/piyasalarin-gozu-merkez-bankasindaydi-faiz-karari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, eylül ayı toplantısında politika faizine ilişkin kararını açıkladı. Merkez Bankası faiz kararıyla politika faizi yüzde 37 seviyesinde tutuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet <strong>Merkez Bankası</strong> (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), 10 Eylül 2026 Perşembe günü gerçekleştirdiği yılın altıncı toplantısını tamamladı. Piyasaların yakından takip ettiği Merkez Bankası faiz kararı toplantının ardından kamuoyuyla paylaşıldı. Kurul, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulmasına karar verdi.</p>

<h2><strong>Merkez Bankası faiz kararı yüzde 37 oldu</strong></h2>

<p>TCMB, eylül ayındaki toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Böylece politika faizi yüzde 37 seviyesindeki mevcut oranını korudu.</p>

<p>Merkez Bankası, 2026 yılının ocak ayında politika faizini yüzde 38'den yüzde 37'ye indirmişti. Ocak ayındaki bu kararın ardından yapılan toplantılarda yeni bir faiz indirimi uygulanmadı.</p>

<p>Mart, nisan, haziran ve temmuz aylarında gerçekleştirilen toplantılarda politika faizi yüzde 37 olarak korundu. Mayıs ayında ise faiz kararı açıklanmadı.</p>

<h3><strong>Politika faizi ne işe yarıyor?</strong></h3>

<p>Politika faizi, Merkez Bankası'nın bankalara borç verirken uyguladığı temel faiz oranı olarak kullanılıyor. Bu oran, enflasyonun kontrol altında tutulması, fiyat istikrarının sağlanması ve para arzının düzenlenmesi amacıyla para politikasının temel araçları arasında yer alıyor.</p>

<p>Politika faizinde yapılan değişiklikler kredi maliyetleri ve borçlanma koşulları üzerinden ekonomik faaliyetleri etkileyebiliyor. Faiz artırıldığında bankaların kredi faiz oranları yükselirken, borçlanma maliyetlerinin artması kredi talebini azaltabiliyor.</p>

<p>Kredi kullanımındaki düşüş tüketim ve yatırımların yavaşlamasına neden olabiliyor. Talebin azalmasıyla birlikte enflasyonun düşürülmesi hedefleniyor.</p>

<h3><strong>2026 yılı kalan Merkez Bankası toplantıları</strong></h3>

<p>Merkez Bankası'nın eylül ayı toplantısını tamamlamasının ardından 2026 yılı içinde iki toplantısı daha bulunuyor.</p>

<p>TCMB'nin yılın kalan bölümündeki toplantı tarihleri şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>22 Ekim 2026<br />
10 Aralık 2026</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Son Dakika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/piyasalarin-gozu-merkez-bankasindaydi-faiz-karari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/24saatsondak-286.gif" type="image/jpeg" length="47527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anıttepe Yüzme Havuzu 9,5 yıldır tamamlanamadı: Açılış tarihi hâlâ belirsiz]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/anittepe-yuzme-havuzu-95-yildir-tamamlanamadi-acilis-tarihi-hala-belirsiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/anittepe-yuzme-havuzu-95-yildir-tamamlanamadi-acilis-tarihi-hala-belirsiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anıtkabir’in karşısındaki Anıttepe Yüzme Havuzu, 2017’de yıkılmasının ardından geçen 9,5 yıla rağmen hâlâ hizmete açılamadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara’nın merkezinde, Anıtkabir’in hemen karşısında bulunan Anıttepe Yüzme Havuzu, 2017 yılında yıkılmasının ardından geçen 9,5 yıla rağmen hâlâ hizmete açılamadı. Yeniden yapılması planlanan tesisin inşaatı büyük ölçüde tamamlanmasına karşın, kalan bölümdeki çalışmaların bitirilememesi nedeniyle havuz yıllardır atıl durumda.</p>

<h2><strong>2017’de yıkıldı, bir türlü tamamlanamadı</strong></h2>

<p>Sağlıksız olduğu gerekçesiyle 2017 yılında yıkılan Anıttepe Yüzme Havuzu’nun yeniden inşa edilerek Başkent’teki sporcuların yanı sıra çevrede bulunan okullardaki öğrencilerin kullanımına sunulacağı belirtilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak aradan geçen 9,5 yıla rağmen proje tamamlanamadı. İnşaat sürecinde dört farklı müteahhit firmanın, ortaya çıkan fiyat farkları nedeniyle projeden çekildiği öğrenildi.</p>

<p>Yaşanan fiyat farkı ve sözleşme kaynaklı sorunların çözülememesi nedeniyle inşaatın yaklaşık yüzde 90’ı tamamlanabildi. Projenin kalan yüzde 10’luk bölümündeki çalışmaların tamamlanamaması ise tesisin hizmete açılmasının önündeki en büyük engel olarak gösteriliyor.</p>

<h2><strong>Havuz ne zaman hizmete girecek?</strong></h2>

<p>Bin seyirci kapasiteli olarak planlanan Anıttepe Yüzme Havuzu’nun gençlerin ve sporcuların kullanımına ne zaman açılacağı ise belirsizliğini koruyor.</p>

<p>Yetkililer tarafından konuyla ilgili net bir tarih açıklanmazken, tesisin kalan yüzde 10’luk bölümünün tamamlanması halinde <strong>Aralık ayında hizmete açılmasının planlandığı</strong> belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Başkentin merkezindeki tesis yıllardır bekliyor</strong></h2>

<p>Ankara’nın en merkezi noktalarından birinde, Anıtkabir’in hemen karşısında yer alan bir spor tesisinin 9,5 yıldır tamamlanamaması, Başkent’teki spor yatırımlarının mevcut durumunu yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Sporcuların ve öğrencilerin kullanımına sunulması planlanan Anıttepe Yüzme Havuzu’nun ne zaman tamamlanarak hizmete açılacağına ilişkin belirsizlik ise sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hakan Şahin</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/anittepe-yuzme-havuzu-95-yildir-tamamlanamadi-acilis-tarihi-hala-belirsiz</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/anittepe-1.jpg" type="image/jpeg" length="97716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Edebiyat ve sanat dergisi ArtAnlam yeni sayısında "Yapay Zekâ Çağında Sanat" dosya konusunu ele alıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/edebiyat-ve-sanat-dergisi-artanlam-yeni-sayisinda-yapay-zeka-caginda-sanat-dosya-konusunu-ele-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/edebiyat-ve-sanat-dergisi-artanlam-yeni-sayisinda-yapay-zeka-caginda-sanat-dosya-konusunu-ele-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yayın hayatına mayıs ayında başlayan öykü ağırlıklı edebiyat ve sanat dergisi ArtAnlam, Eylül-Ekim 2026 tarihli üçüncü sayısıyla okurlarıyla buluştu. Genel yayın yönetmenliğini Hürriyet Yaşar’ın, yazı işleri koordinasyonunu Mehmet S. Aman’ın üstlendiği dergi, yeni sayısında zengin öykü ve şiir seçkisinin yanı sıra yapay zekânın sanata ve düşünce dünyasına etkilerini masaya yatırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yayın kurulunda Ender Özer, Erdi Ülküseven, Ergün Doğan, M. Bahadır Deniz ve Tuğçe Hitay’ın yer aldığı <strong><a href="https://artanlam.com/" rel="nofollow">ArtAnlam</a></strong>, üçüncü sayısında klasik metin çözümlemelerinden güncel teknolojik tartışmalara uzanan çok katmanlı bir içerik sunuyor.</p>

<h2><strong>Erdal Öz incelemesi, Nurullah Ataç denemesi ele alınıyor</strong></h2>

<p>Derginin Eylül-Ekim sayısında öne çıkan inceleme, çeviri ve denemeler edebiyat tarihine ışık tutuyor. Kaya Tokmakçıoğlu, Erdal Öz’ün 12 Mart dönemine sürüklenişin izlerini taşıyan "Taş" adlı öyküsünü kapsamlı bir çözümlemeyle ele alıyor.</p>

<p>Genel Yayın Yönetmeni Hürriyet Yaşar, kaleme aldığı denemesinde derginin çıkış felsefesini ve "art anlam" kavramının anlambilimsel katmanlarını irdeliyor.Petronius’un "Efesli Dul Kadın" başlıklı öyküsü Haluk Erdemol çevirisiyle sunulurken; Saber Moghaddami’nin bir öyküsü Mustafa Balel ve Moghaddami’nin ortak çevirisiyle Türkçeye kazandırılıyor.</p>

<p>Yazar Faruk Duman "Ataç’ın Kendiyle Kavgası Bitmez ki Başkalarıyla Bitsin" başlıklı yazısında Nurullah Ataç’ı değerlendirirken; Ergün Doğan "Babil Kulesi Işığında Sosyal Medyanın Sonsuz Dil Karmaşası" başlıklı denemesiyle dijital çağın dil krizine odaklanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Soruşturma: "Yapay zekâ çağında sanat"</strong></h3>

<p>Üçüncü sayının düşünce omurgasını yapay zekâ tartışmaları oluşturuyor. Tuğçe Hitay’ın hazırladığı <strong>"Yapay Zekâ Çağında Sanat"</strong> başlıklı soruşturmada Ali Kayaalp, Ayşegül Tözeren, Burhan Şeşen ve Ferhat Barış Zengin dijital dönüşümün sanat üretimine yansımalarını değerlendiriyor.</p>

<p>Dosyayı tamamlayan bir diğer metin ise Mehmet S. Aman imzalı <i>"Tekno-oligarşinin Egemenliğinde Zekânın Gerçeği, Yapayın Egemenliği ve İnsanın İkirciği"</i> başlıklı araştırma yazısı oldu.</p>

<h3><strong>Şiir ve öyküler de yer alıyor</strong></h3>

<p>Toplum gündeminin edebiyata yansımasını önemseyen derginin sayfalarında geniş bir yazar ve şair kadrosu yer alıyor. Şiirde Âba Müslim Çelik, Kenan Sarıalioğlu, Arife Kalender, İbrahim Baştuğ, Metin Fındıkçı, Ozan Öztepe ve Cengiz Şenol; öykü alanında Mustafa Balel, Muzaffer Kale, Volkan Emre Çalı, Osman Gür, M. Bahadır Deniz, Ekin Güneş Saygılı, Ender Özer, Erdi Ülküseven, Tuğçe Hitay ve Seval Uslu eserleriyle dergide yer alıyor. Gültekin Emre’nin eleştirel "Öykü Günlüğü" ve Eray Karınca’nın güncesi, Karikatürcü Mustafa Bilgin çizimleriyle sayıya katkı sağlarken, Ender Özer de kendi öyküsü için hazırladığı kolaj çalışmasıyla görsel tasarımda yer aldı.</p>

<p>ArtAnlam’ın üçüncü sayısı; İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelindeki bağımsız kitabevleri ve dağıtım noktalarının yanı sıra <strong><a href="http://www.artanlam.com" rel="nofollow"><code>www.artanlam.com</code></a></strong> internet adresi ve doğrudan abonelik kanalları üzerinden temin edilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/edebiyat-ve-sanat-dergisi-artanlam-yeni-sayisinda-yapay-zeka-caginda-sanat-dosya-konusunu-ele-aliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/adsiz-tasarim-2026-09-10t135752248.png" type="image/jpeg" length="79414"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Paris'te lüks otelde gece soygunu: 1 milyon avroluk eşya çalındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/pariste-luks-otelde-gece-soygunu-1-milyon-avroluk-esya-calindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/pariste-luks-otelde-gece-soygunu-1-milyon-avroluk-esya-calindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Paris'te lüks bir otelin 7. katındaki odaya tırmanarak giren 2 hırsız, yaklaşık 1 milyon avro değerinde eşya çalarak kaçtı. Çalınanlar arasında 636 bin avroluk saat de bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Paris</strong>'te lüks bir otel odasında meydana gelen soygunda yaklaşık 1 milyon avro değerinde eşya çalındı. Otele tırmanarak giren 2 hırsız, olayın ardından kayıplara karışırken polis ekipleri <strong>şüpheli</strong>lerin yakalanması için çalışma başlattı.</p>

<h2><strong>Paris'in 8. bölgesinde soygun</strong></h2>

<p>Ulusal basında yer alan haberlere göre, soygun 8 Eylül gecesi Paris'in 8. bölgesinde bulunan lüks bir otelin odasında gerçekleşti.</p>

<p>Polis kaynaklarından edinilen bilgilere göre, 2 hırsız otele tırmanarak 7. kattaki bir odaya girdi. Odaya giren şüpheliler, değerli eşyaları aldıktan sonra olay yerinden kaçtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hırsızların kimlikleri henüz belirlenemezken, şüphelilerin yakalanamadığı bildirildi.</p>

<h3><strong>Mağdur yaklaşık 1 milyon avro zarar gördü</strong></h3>

<p>Soygunun ardından polis ekipleri tarafından soruşturma başlatıldı. Olayla ilgili inceleme sürerken, mağdurun çalınan eşyalarının değerine ilişkin verdiği ifade de ortaya çıktı.</p>

<p>Mali vatandaşı mağdur, <strong>polis</strong>e yaptığı açıklamada yaklaşık 1 milyon avro değerindeki eşyalarının çalındığını söyledi.</p>

<p>Çalınan eşyalar arasında yüksek değerli bir saatin de bulunduğu belirtildi.</p>

<h3><strong>Çalınan saatin değeri 636 bin avro</strong></h3>

<p>Mağdur, polis ekiplerine verdiği ifadede çalınan eşyaları arasında <strong>636 bin avro </strong>değerinde bir saat bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Yaklaşık 1 milyon avroluk eşyanın çalındığı soygunun ardından polis, kaçan 2 hırsığın yakalanması için çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/pariste-luks-otelde-gece-soygunu-1-milyon-avroluk-esya-calindi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/pariste-luks-bir-oteldeki-soygunda-yaklasik-1-milyon-avro-degerinde-esya-calindi.png" type="image/jpeg" length="29914"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Toyota C-HR'larda güç kaybı riski: Binlerce araç geri çağrılacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/toyota-c-hrlarda-guc-kaybi-riski-binlerce-arac-geri-cagrilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/toyota-c-hrlarda-guc-kaybi-riski-binlerce-arac-geri-cagrilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toyota, sürüş esnasında aracın beklenmedik şekilde güç kaybetmesine yol açabilecek bir yazılım sorunu nedeniyle 8 bin 521 aracı geri çağıracak. Geri çağırma kararı, belirli 2026 model elektrikli C-HR araçlarını kapsıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Toyota</strong>, sürüş esnasında aracın aniden güç kaybetmesine neden olabilecek yazılım sorunu nedeniyle ABD'de 8 bin 521 aracı geri çağıracak.</p>

<p>ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi'nin (NHTSA) salı günü yaptığı duyuruya göre geri çağırma, belirli 2026 model elektrikli C-HR araçlarını içeriyor.</p>

<h2><strong>Elektrikli sürüş sistemi devre dışı kalabilir</strong></h2>

<p>NHTSA tarafından yayımlanan belgelerde, söz konusu yazılım hatasının belirli sürüş koşullarında bataryanın normalden fazla şarj edilmesine yol açabileceği ifade edildi.</p>

<p>Aşırı şarjın, aracı hareket ettiren elektrikli sistemin devre dışı kalmasına neden olabileceği belirtildi. Bu durumun sonucunda araç sürüş sırasında güç kaybedebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toyota, sorunun giderilmesi amacıyla araçların elektronik kontrol ünitesindeki yazılımı yetkili servislerde güncelleyecek. Yapılacak güncelleme için araç sahiplerinden herhangi bir ücret talep edilmeyecek.</p>

<p>Geri çağırma kapsamında bulunan araçların sahiplerine gönderilecek bildirimlerin 18 Ekim 2026 tarihine kadar ulaştırılması öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/toyota-c-hrlarda-guc-kaybi-riski-binlerce-arac-geri-cagrilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/toyota-c-hrlarda-guc-kaybi-riski.png" type="image/jpeg" length="39850"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MESAM’dan 40. yıla özel beste yarışması]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/mesamdan-40-yila-ozel-beste-yarismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/mesamdan-40-yila-ozel-beste-yarismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM), kuruluşunun 40. yılı vesilesiyle kurum tarihinde bir ilke imza atarak tüm bestecilerin katılımına açık büyük bir beste yarışması başlattı. 10 farklı müzik türünde düzenlenecek ve Orhan Gencebay, Sagopa Kajmer, Amir Ateş gibi usta isimlerin jürisinde yer alacağı yarışmada dereceye giren eserler özel hatıra plağında toplanacak ve birinci olan yapıtlara video klip çekilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p id="p-rc_5685f023a43a159d-98">MESAM merkez ofisinde gerçekleştirilen tanıtım toplantısında yarışmanın detaylarını paylaşan MESAM Yönetim Kurulu Başkanı Recep Ergül, müziğin birleştirici gücüne ve Anadolu'nun zengin üretim mirasına dikkat çekti.</p>

<h3><strong>Recep Ergül: "Yapay zekâ beste yapamaz, söz yazamaz"</strong></h3>

<p id="p-rc_5685f023a43a159d-99">Yarışmanın temel amacının hem yeni yetenekleri keşfetmek hem de müzik dünyasındaki üretim krizine karşı durmak olduğunu belirten Recep Ergül, son dönemde dijitalleşme ve yapay zekânın sektörde oluşturduğu tartışmalara değindi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Müziğin kalbi 40 yıldır MESAM'da atıyor. Müzik, insanları birleştiren, geçmişle bugünü buluşturan, yarınlara da tarihi bir vesika niteliğinde yaşanmışlıklar bırakan bir sanat dalı. Bu beste yarışmasındaki temel amacımız, müziğe dikkati çekmek, geçmişten bugüne kadar repertuvarımızda yer alan eserlere yenilerini eklemek, yeni sesler, yeni besteler, yeni besteciler ortaya çıkarmak.</i></p>

<p><i>Yapay zekanın hayatımıza girmesiyle beraber 'Acaba müzik bitiyor mu?' söylentileri başladı. Bize göre yapay zeka beste yapamaz, söz de yazamaz. Yapay zekanın sağladığı kolaylıklardan istifade ederek, müziğimize de bunu yansıtarak yola devam ediyoruz. Ama şimdi yüzde yüz insan emeği, el emeği, göz nuru diye tabir ettiğimiz, Anadolu'nun geçmişten bugüne kadar üretilmiş müziklerine yenilerini ekleyecek bir yarışmayla bu besteleri gün yüzüne çıkarmak istiyoruz."</i></p>
</blockquote>

<p id="p-rc_5685f023a43a159d-100">Genel koordinatörlüğünü araştırmacı-sanatçı Salih Turhan’ın üstlendiği organizasyon, geniş bir müzikal yelpazeyi kapsayacak. Yarışma; <strong>Halk, Sanat, Tasavvuf, Klasik Batı, Âşık/Ozan, Pop, Kürtçe, Arabesk, Anadolu Rock ve Rap</strong> olmak üzere toplam 10 ana kategoride gerçekleştirilecek.</p>

<p>Yarışmanın jüri heyetinde kendi türlerinin duayen isimleri yer alıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Orhan Gencebay</strong> (Serbest Çalışmalar Jüri Başkanı)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mehmet Özbek</strong> (Halk Müziği Jüri Başkanı)</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_5685f023a43a159d-101"><strong>Turhan Taşan</strong> (Türk Sanat Müziği Jüri Başkanı)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Amir Ateş</strong> (Tasavvuf Müziği Jüri Başkanı)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Jüri Üyeleri:</strong> Aykut Gürel, Sagopa Kajmer, Hilmi Yarayıcı, Cihat Aşkın, Ahmet Selçuk İlkan</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Ödüller, özel hatıra plağı ve klip çekimi</strong></h3>

<p>İki aşamalı eleme sisteminin uygulanacağı yarışmada, ön elemeyi geçen her daldan 10 finalist eser nihai jürinin değerlendirmesine sunulacak.</p>

<p>Her müzik dalında dereceye girenlere verilecek ödüller:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Birincilik Ödülü:</strong> 50 bin TL ve başarı belgesi</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İkincilik Ödülü:</strong> 40 bin TL ve başarı belgesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Üçüncülük Ödülü:</strong> 30 bin TL ve başarı belgesi</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_5685f023a43a159d-102"><strong>Jüri Özel Ödülü:</strong> 20 bin TL ve başarı belgesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Kültürel hafızayı kalıcı kılmak adına, her kategorinin birincisi olan 10 eser ile jüri özel ödülünü kazanan 1 eser profesyonel sanatçılar tarafından stüdyoda seslendirilerek özel bir <strong>40. Yıl Hatıra Plağı</strong> haline getirilecek. Ayrıca birincilik kazanan tüm eserler için profesyonel video klip prodüksiyonu yapılacak.</p>

<h3><strong>Başvuru şartları ve takvim</strong></h3>

<p>Katılımcılar her kategoriye en fazla iki özgün eserle ve farklı rumuzlar kullanarak katılabilecek. Gönderilen bestelerin daha önce hiçbir dijital platformda, albümde veya yayında yayımlanmamış, ödül almamış ve ticari kayda girmemiş olması gerekiyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Katılım Bedeli:</strong> Eser başına 500 TL</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Son Başvuru Tarihi:</strong> 13 Kasım 2026, Cuma saat 18.00</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Başvuru Kanalları:</strong> <code>yarisma.mesam.org.tr</code> internet adresi veya <code>yarisma@mesam.org.tr</code></p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/mesamdan-40-yila-ozel-beste-yarismasi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-c9953757d7f0f389ff893376f7e02f52.webp" type="image/jpeg" length="12083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ukrayna Rusya'ya en uzun menzilli saldırıyı gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ukrayna-rusyaya-en-uzun-menzilli-saldiriyi-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ukrayna-rusyaya-en-uzun-menzilli-saldiriyi-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ukrayna Özel Harekat Kuvvetleri, Rusya'nın Yamalo-Nenets Özerk Bölgesi'nde yer alan iki stratejik doğalgaz işleme tesisini vurduğunu duyurdu. İnsansız hava araçlarının (İHA) 3 bin kilometreden fazla mesafe katederek gerçekleştirdiği operasyon, savaşın başlangıcından bu yana Rusya topraklarının en derin noktasına düzenlenen hava saldırısı olarak kayıtlara geçti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ukrayna Özel Harekat Kuvvetleri tarafından resmi sosyal medya kanalları üzerinden yapılan açıklamada, Rus enerji altyapısının kalbi sayılan Yamalo-Nenets Özerk Bölgesi'ndeki tesislerin hedef alındığı bildirildi.</p>

<p>Açıklamada, saldırının dün Novy Urengoy ve Purovsky gaz kondensatı işleme tesislerine yönelik organize edildiği ve İHA'ların 3 bin kilometreyi aşan bir menzili başarıyla katederek hedeflere ulaştığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Zelenskiy: "Rusya'nın diplomasiyi erteleme kapasitesini azaltıyor"</strong></h3>

<p>Başarılı operasyonun ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Özel Harekat Kuvvetlerinin açıklamasını paylaşarak operasyonu gerçekleştiren birimleri tebrik etti.</p>

<p>Zelenskiy, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bu isabet ve uzun menzilli kapasite için teşekkür ederim. Rusya'nın savaşına tamamen haklı bir şekilde ve gerçekten hissedebileceği şekilde karşılık vermemiz önemli. Bu tür her saldırı, Rusya'nın diplomasi için gerekli kararları erteleme kapasitesini azaltıyor."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ukrayna-rusyaya-en-uzun-menzilli-saldiriyi-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-2162ab3f2bdfe7370aa483b213d98668.webp" type="image/jpeg" length="70484"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Marmara'daki gemi kazasında kayıp on denizciyi arama çalışmaları sürüyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/marmaradaki-gemi-kazasinda-kayip-on-denizciyi-arama-calismalari-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/marmaradaki-gemi-kazasinda-kayip-on-denizciyi-arama-calismalari-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Denizi'nin Silivri açıklarında "Alsu" isimli yük gemisiyle çarpışarak batan "Tuğberk İmamoğlu" adlı gemideki kayıp 10 mürettebata ulaşılması için başlatılan arama kurtarma operasyonu 9'uncu gününde devam ediyor. Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti ve Deniz Kuvvetleri unsurlarının müşterek yürüttüğü çalışmalarda, batığın tespit edildiği noktada dalış ve tarama faaliyetleri sürdürülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri kıyılarının yaklaşık 18 mil açığında 2 Eylül 2026 tarihinde meydana gelen kazada, Kocaeli’den Aliağa Limanı’na sefer yapan "Alsu" isimli ticari gemi ile İskenderun’dan Karadeniz Ereğli’ye doğru seyreden "Tuğberk İmamoğlu" adlı kargo gemisi çatışmıştı. Kazanın hemen ardından batan gemideki 10 personelden günlerdir haber alınamıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>TCG Akın Sonar ve ROV sistemleriyle enkazı tespit etti</strong></h2>

<p>Deniz yüzeyinde ve derinliklerinde yürütülen geniş çaplı operasyonda kritik aşama kazanın 4’üncü gününde kaydedildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan su altı kurtarma gemisi TCG Akın, gelişmiş sonar teknolojileri ve uzaktan kumandalı insansız su altı aracı (ROV) vasıtasıyla batığın deniz tabanındaki kesin koordinatlarını belirledi. Arama kurtarma timleri çalışmalarını bu enkaz bölgesindeki dalış operasyonlarına yoğunlaştırdı.</p>

<h3><strong>Aileler kriz merkezinde umutlu bekleyişini sürdürüyor</strong></h3>

<p>Silivri sahilinde Kaymakamlık ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda kurulan kriz merkezinde kayıp denizcilerin yakınları için bekleyiş alanı oluşturuldu. Ailelerin iaşe ve barınma gereksinimleri Türk Kızılay ve AFAD görevlileri tarafından sağlanırken, sağlık ekipleri de alanda hazır bekletiliyor.</p>

<p>Silivri İlçe Kaymakamı Murat Eren, kriz merkezine giderek kayıp mürettebatın aileleriyle görüştü. Ailelerin taleplerini dinleyen ve yürütülen teknik operasyonların safhalarına dair bilgi veren Kaymakam Eren, devletin tüm imkânlarıyla sahada olduğunu ve denizcilere ulaşılana kadar sürecin yakından takip edileceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/marmaradaki-gemi-kazasinda-kayip-on-denizciyi-arama-calismalari-suruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/silivri-aciklarinda-batan-gemide-10-murettebat-araniyor.webp" type="image/jpeg" length="69502"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Satranç Federasyonu’nun yeni yönetimi belli oldu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-satranc-federasyonunun-yeni-yonetimi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-satranc-federasyonunun-yeni-yonetimi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) 11. Olağan Mali Genel Kurulu ve Olağanüstü Seçimli Genel Kurulu Ankara’da tamamlandı. Mevcut yönetimde başkan vekili olarak görev yapan Bülent Mert Dikeç’in adaylıktan çekilmesiyle seçime tek aday olarak giren Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Enes Efendioğlu, 131 oy alarak federasyonun yeni başkanı oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'daki bir otelde gerçekleştirilen genel kurulun divan başkanlığını Spor Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Fatih Uysal üstlendi. Faaliyet ve denetim raporlarının ibra edildiği kurulda yapılan oylamada kullanılan 145 oyun 131'ini alan 33 yaşındaki Enes Efendioğlu, TSF başkanlık koltuğuna oturdu. Sandıktan çıkan 14 oy ise geçersiz sayıldı.</p>

<p>Efendioğlu başkanlığındaki federasyonun yeni yönetim kurulu asil üyeleri şu isimlerden oluştu:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Alper Efe Ataman</p>
 </li>
 <li>
 <p>Arda Can Çeken</p>
 </li>
 <li>
 <p>Melodi Dinçel</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Özgür Kumral</p>
 </li>
 <li>
 <p>Serkan Akarsu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ozan Özkaya</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cesur Küçük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gürkan Aydeniz</p>
 </li>
 <li>
 <p>Abdulkerim Oğuzhan Alkan</p>
 </li>
 <li>
 <p>Orkun Güzel</p>
 </li>
</ul>

<p><img alt="Ankara'daki bir otelde gerçekleştirilen genel kurulun divan başkanlığını Spor Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Fatih Uysal üstlendi. Faaliyet ve denetim raporlarının ibra edildiği kurulda yapılan oylamada kullanılan 145 oyun 131'ini alan 33 yaşındaki Ene" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42432354-42432350-t-u-r-k-i-y-e-s-a-t-r-a-n-c-f-e-d-e-r-a-s-y-o-n-u-n-u-n-y-e-n-i-b-a-s-k-a-n-i-e-n-e-s-e-f-e-n-d-i-o-g-l-u-o-l-d-u.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>"Piramidin tabanı geniş, zirveye odaklanacağız"</strong></h3>

<p>Seçim zaferinin ardından genel kurula hitap eden Enes Efendioğlu, Türkiye'de satrancın geniş bir kitleye ulaştığını ancak uluslararası başarı için piramidin zirvesine yönelik adımlar atılması gerektiğini belirtti:</p>

<blockquote>
<p><i>"1,8 milyon lisanslı satranç oyuncusu bulunuyor. Aktif lisanslı sporcu sayımız 550 bin civarında. Fakat ne yazık ki bu 550 binin de çok büyük bir kısmı yıllık turnuvalara katılmıyor. Bu, bizim hep beraber el ele vererek değiştirmemiz gereken, üzerine koymamız gereken bir süreç. Bu aslında satrancın ülkemizde ciddi bir tabanının olduğunu, artık satrancın toplum kültürü haline gelmesi noktasında belirli aşamalarda çok başarılı olduğumuzu gösteriyor. Yani bu piramidin tabanı çok geniş ama yukarı doğru çıktığımızda şampiyon sporcular, daha seçkin sporcular yetiştirme noktasında belirli ilave adımlar atmamız gerekiyor."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>"Kimsenin karşıtı veya devamı değiliz"</strong></h3>

<p>Tarafsızlık ve eşitlik ilkesiyle hareket edeceklerini vurgulayan yeni TSF Başkanı, kulüp ayrımı gözetmeyeceklerinin altını çizdi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Ben ve yönetim kurulunda yer alacak ekibimiz, herhangi bir dönemin, herhangi bir kişinin karşıtı veya devamı olarak burada değiliz. Yepyeni bir ekibiz. Yeni bir anlayışla, solukla, heyecanla buradayız. Buradaki sürenin 2 yıl veya 4 yıl olmasının bir önemi yok. Önemli olan bir gün dahi olsa yapılacak hizmetin gayretle, heyecanla, şevkle yapılması.</i></p>

<p><i>Güvenoyu sürecinde farklı bir adayımıza imza vermiş olan bütün kulüp yöneticilerimize buradan seslenmek istiyorum; benim nazarımda bütün kulüplerimiz birbiriyle denk ve eşit. Bugün itibarıyla hepimiz artık el ele verip aynı istikamete doğru, aynı ufka doğru beraber bakmak ve birbirimizle aynı tarafta olmak zorundayız."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>İlk 100 gün ve 2 yıllık eylem planı: Elit sporcu programı geliyor</strong></h3>

<p>Delege pazarlığı yapmadan liste oluşturduklarını ifade eden Efendioğlu, ilk 100 gün ile 2 yıllık eylem planları kapsamında sayısı fazla bulunan kurulların yapısı güncellenecek ve daha dinamik hale getirileceği, sezon planlaması hızla revize edilecek; yaş grupları turnuvasına yeni kategoriler eklenerek kapsamı genişletileceğini, belli bir ELO/reyting seviyesinin üzerindeki sporcuların idari ve lojistik yükleri hafifletilecek; sporcuların sadece tahta başına ve müsabakalarına odaklanması sağlanacağını,  lig isim hakları için kurumsal markalarla temas kurulacak, tematik yarışmalar için özel sektör paydaşları sisteme dahil edileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="A A 20260910 42432354 42432346 T U R K I Y E S A T R A N C F E D E R A S Y O N U N U N Y E N I B A S K A N I E N E S E F E N D I O G L U O L D U" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42432354-42432346-t-u-r-k-i-y-e-s-a-t-r-a-n-c-f-e-d-e-r-a-s-y-o-n-u-n-u-n-y-e-n-i-b-a-s-k-a-n-i-e-n-e-s-e-f-e-n-d-i-o-g-l-u-o-l-d-u.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>Eski Başkan Fethi Apaydın: "Yeni yönetime koşulsuz destek vermeliyiz"</strong></h3>

<p>Görev süresi boyunca büyükusta (GM) sayısındaki artışa, uluslararası protokollerin imzalanmasına ve Türkçe Konuşan Ülkeler Satranç Birliği'nin kurulmasına imza attıklarını hatırlatan önceki TSF Başkanı Fethi Apaydın ise devir teslim sürecinde camiaya birlik mesajı verdi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bize inanan, güvenen ve bu süreçte destek olan, iyi işler yaptığımızı düşünen kim varsa yeni başkan, yeni yönetimimize koşulsuz, şartsız, ikili ilişkilere takılmadan elimizden gelen tüm desteği vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Şahsen ben gönülden destek veriyorum ve sizlerden de bu desteği vereceğinize eminim. Kendilerine şimdiden başarılar diliyorum."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-satranc-federasyonunun-yeni-yonetimi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42432354-42432344-t-u-r-k-i-y-e-s-a-t-r-a-n-c-f-e-d-e-r-a-s-y-o-n-u-n-u-n-y-e-n-i-b-a-s-k-a-n-i-e-n-e-s-e-f-e-n-d-i-o-g-l-u-o-l-d-u.jpg" type="image/jpeg" length="30409"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okul zili güvenlik soruları yanıtsızken çalıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/okul-zili-guvenlik-sorulari-yanitsizken-caliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/okul-zili-guvenlik-sorulari-yanitsizken-caliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milyonlarca öğrenci 14 Eylül’de ders başı yapıyor. 2026’nın ilk aylarında üç okulda yaşanan ve saldırganlar dahil 13 kişinin hayatını kaybettiği saldırıların ardından kurulan TBMM Araştırma Komisyonu, çalışmalarını Ağustos başında tamamlayıp rapor aşamasına geçti; ancak rapor okullar açılırken hâlâ kamuoyuyla paylaşılmadı. Risk altındaki öğrencilerin takibine ilişkin sorduğumuz sorulara ise bakanlıklardan yanıt gelmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de 2026-2027 eğitim öğretim yılı 14 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için uyum eğitimleri sürerken, yeni dönem, yılın ilk aylarında üç ayrı okulda yaşanan silahlı saldırıların gölgesinde açılıyor. Bu saldırılarda saldırganlar dahil 13 kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>Saldırıların ardından geçen beş ayda İçişleri ve Millî Eğitim bakanlıkları yeni bir güvenlik çerçevesi açıkladı, TBMM’de 22 üyeli bir araştırma komisyonu kuruldu, okullara güvenlik personeli alımı için düğmeye basıldı. Buna karşın eğitim sendikaları, çocuk hakları örgütleri ve ruh sağlığı uzmanları, alınan tedbirlerin ağırlıklı olarak giriş-çıkış kontrolü ve kolluk görünürlüğü üzerine kurulduğunu, çocukların şiddet eylemine yönelme aşamasına gelene kadar sistem içinde neden fark edilemediği sorusunun yanıtsız kaldığını söylüyor.</p>

<p><img alt="Meb Ile 15 Üniversite Arasında Eğitim Yapılarının Afet Güvenliği Için Işbirliği Protokolü Imzalandı" class="detail-photo img-fluid" height="872" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/meb-ile-15-universite-arasinda-egitim-yapilarinin-afet-guvenligi-icin-isbirligi-protokolu-imzalandi.png" width="1572" /></p>

<h2><strong>Bakanlıklardan sorularımıza “kopyala-yapıştır” cevap</strong></h2>

<p>Okullardaki şiddetin boyutunu ve risk altındaki çocukların takibinin nasıl işlediğini ortaya koymak için CİMER üzerinden ilgili üç bakanlıktan bilgi istedik.</p>

<p>Millî Eğitim Bakanlığı’ndan son üç eğitim öğretim yılına ait “riskli öğrenci” ve vaka sayılarının istatistiksel dökümünü talep ettik. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na; Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) kapsamında yapılan hane ziyaretlerinde okullar tarafından riskli olarak bildirilen kaç öğrencinin ailesine ulaşıldığını, Sosyal Hizmet Merkezleri (SHM) bünyesinde yürütülen “Çocuklar Güvende” programı kapsamında kaç çocuk hakkında eğitim veya danışmanlık tedbiri uygulandığını ve rehberlik servisleri ile sosyal hizmet uzmanları arasındaki dijital veri paylaşım sürelerini sorduk.</p>

<p>İçişleri Bakanlığı’na da nisan ayında duyurulan okul güvenliği modelinin pilot uygulamalarını, bütçe detaylarını ve kurumlar arası erken uyarı sisteminin nasıl yürütüleceği sorularını yönelttik.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı’ndan gelen iki yanıtta da tek bir sayısal veri paylaşılmadı; metinler, TBMM veri tabanındaki soru önergelerine verilen kurumsal cevap taslakları ve yürürlükteki genelge metinleriyle büyük ölçüde aynı kalıpları içeriyordu. İçişleri Bakanlığı’ndan ise herhangi bir yanıt gelmedi.</p>

<p>Bakanlıklardan tatmin edici yanıt alamadığımız için bir üst kurul olan Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na (BEDK) itiraz başvurusu yaptık ve yasal hak olan bilgi talebini yineledik. İtirazımız, Kurul tarafından reddedildi. Böylece kaç çocuğun okullarda riskli olarak işaretlendiği, bu bildirimlerin kaçının sosyal hizmet veya sağlık müdahalesine dönüştüğü ve bildirimden müdahaleye kadar ne kadar süre geçtiği soruları yanıtsız bırakıldı. Sonuç olarak; okulların açıldığı hafta itibarıyla, erken uyarı sisteminin sahada işleyip işlemediğine dair kamuya açık tek bir sonuç verisi yok.</p>

<p>Tabloyu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak ve Uzman Psikolog Fulya Büyükbaşoğlu ile konuştuk.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Eğitim Sen Başkanı Irmak'tan ana dilde eğitim çağrısı" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/egitim-sen-genel-baskani-kemal-irmak-zorunlu-egitim-12-yil-olmak-zorunda.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>Irmak: Okullardaki güvenlik personellerinin pedagojik eğitimi olmalı</strong></h3>

<p>Irmak, nisan ayında Millî Eğitim Bakanlığı önünde beş gün süren bir nöbet eylemi düzenlediklerini ve sürecin sonunda 23 maddelik “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu”nu açıkladıklarını hatırlattı.</p>

<p>“Millî Eğitim Bakanlığı okul güvenliğini sadece okulların önüne bir güvenlikçi istihdamı üzerinden tartışıyor” diyen Irmak, okul kapısında giriş çıkışları denetleyen bir görevlinin bulunmasına itiraz etmediklerini, ancak bunun pedagojik eğitim almış bir kişi olması gerektiğini söyledi. Irmak, “Mesele burada başlamadığı için burada da bitmeyecek” dedi.</p>

<p>Öğrenciler arasındaki eşitsizlikleri, bölgesel farklılıkları, sınav odaklı eğitim sistemini, yoksulluk kaynaklı okul terklerini, öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasını ve rehber öğretmen eksikliğinin şiddeti besleyen etkenler arasında yer aldığını belirten Irmak, sınav sisteminin çocuklar üzerindeki etkisini ise şöyle anlattı:</p>

<p>“Sınav odaklı eğitim sistemi, çocukların çok az bir kısmına kendini çok değerli hissettirirken geniş bir kısmına ‘altta kalanlar’ hissi veriyor. Yoksulluktan kaynaklanan okul terkleri ve okula devam edememenin içten içe biriktirdiği öfke de bir sebep.”</p>

<p><img alt="Gemini Generated Image 7Sxi2V7Sxi2V7Sxi" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gemini-generated-image-7sxi2v7sxi2v7sxi.jpeg" width="2816" /></p>

<h3><strong>“Sebepler ortadan kaldırılmadığı sürece şiddetle baş etmek olanaklı değil”</strong></h3>

<p>Bu etkenlerin giderilmesine yönelik bir çalışmanın bugünden yarına sonuç vermeyeceğini vurgulayan Irmak, “Şiddeti doğuran sebepler ortadan kaldırılmadığı, şiddeti önleyecek pedagojik karşılıklar ortaya konmadığı sürece şiddetle baş etmek olanaklı olmayacak” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h3><strong>“Okulların standart bir mimarisi olmadığı için giriş-çıkışları denetlemek zor”</strong></h3>

<p>Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 19 Ağustos’ta yayımlanan genelgeye göre veli görüşmeleri ülke genelinde yalnızca “Okul Randevu Sistemi” üzerinden yapılacak; randevusuz veli ziyaretlerine ve öğrencinin velisi ya da vasisi olmayan kişilerin okula girişine izin verilmeyecek. Genelge ayrıca okul giriş-çıkışlarının kontrollü sağlanmasını ve kör noktaların aydınlatılmasını öngörüyor.</p>

<p>Genelgeyi değerlendiren Irmak, okul kapısına güvenlik görevlisi konulması ve veli görüşmelerinin çevrim içi randevu sistemine bağlanmasının tek başına sorunu çözmeyeceğini söyledi.</p>

<p>Okul binalarının standart bir mimariye sahip olmamasının güvenlik açığı yarattığını belirten Irmak, “Birçok okul belli bir standartla yapılmadığı için, Anadolu’da ve birçok yerde okulların duvarlarının her yerinden içeri girilebiliyor. Sadece kapıdan girilmiyor. Bunların bir standarda kavuşturulması gerekiyor. Ancak bunların hiçbirine yönelik bir çalışma, bir çaba yok” dedi.</p>

<p>Rehberlik hizmetlerindeki boşluğa da dikkat çeken Irmak, ilkokulların çoğunda ve öğrenci sayısı 200’ün altındaki ortaokullarda rehber öğretmen bulunmadığını, 500 öğrencili bir okulda ise tek bir rehber öğretmenin görevlendirildiğini söyledi. Sendikanın taleplerinin genelgeye yansımadığını belirten Irmak, “Bunların hepsini tarifledik, tanımladık. Ama genelgede maalesef yer verilmedi” dedi.</p>

<p><img alt="Meb Öğrencilerin Okula Uyumunun Ailelerle Desteklenmesi Için Program Hazırladı" class="detail-photo img-fluid" height="870" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/meb-ogrencilerin-okula-uyumunun-ailelerle-desteklenmesi-icin-program-hazirladi.png" width="1570" /></p>

<h3><strong>“Öğretmenlerin tespit ettikleri riskli durumu nereye bildireceği belli değil”</strong></h3>

<p>Sınıf öğretmeni ve rehber öğretmenin riski bir biçimde fark edebildiğini ancak şiddete eğilimli çocukların tespitine dair inceleme mekanizmasının eksik olduğunu vurgulayan Irmak, “Diyelim ki öğretmen riskli durumu tespit etti; nereye bildireceği belli değil. Bu tür kurumsal işleyişlerin eksikliği had safhada” diye konuştu. Mevcut tek yönlendirme kanalının Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) üzerinden özel rehabilitasyon merkezlerine sevk olduğunu, bu merkezlerin çoğunun ise ticari kuruma dönüştüğünü söyleyen Irmak, “Devletin bu konuda ciddi bir yaklaşımı yok. Oysa mesele çok ciddi” dedi.</p>

<h3><strong>“Veliler çocukların durumunu öğretmenlere açıkça anlatmalı”</strong></h3>

<p>Irmak, çocukların yalnızlaştığını, evde de okulda da sorunların konuşulmadığını belirtti. Öğretmen-veli ilişkisini doktor-hasta ilişkisine benzeten Irmak, velilerin çocuğun evdeki koşullarını öğretmenlere açıkça anlatmaları önerisinde bulundu.</p>

<p>Yurt dışındaki eylem planlarında velilerin mutlaka yer aldığını belirten Irmak, katıldığı bir sendika genel kurulu sırasında gezdiği Fransa’daki okulu örnek gösterdi:</p>

<p>“Okulda 48 öğretmen, 24 de farklı personel vardı; bu 24’ün 14’ü pedagogdu. Dersler bittikten sonra öğrencilerle ayrıca bir takım süreçler yürütüyorlardı. Bizde okula yeterince öğretmen bile görevlendirilmiyor. Kurumsallaşmış yapılar oluşturulmadığı sürece bunlar devam edecek.”</p>

<p><img alt="TBMM'de suça sürüklenen çocuklar için araştırma komisyonu kurulacak" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/11/1763700462533-1692188227372-yeni-proje-2023-08-16-t-151702246.jpeg" width="800" /></p>

<h3><strong>“Zorunlu eğitim çağındaki 611 bin çocuk, okulda değil”</strong></h3>

<p>Irmak, kamuoyunun yalnızca ölümle sonuçlanan olaylara odaklandığını, oysa okuldan kopan çocukların akıbetinin hiç konuşulmadığını belirtti. Bu çocukların bir süre sonra suça karışabildiğini, madde bağımlılığı ya da çete yapılanmalarının içine çekilebildiğini söyledi.</p>

<p>“Cinayet sadece okulda işlenince cinayet olmuyor, şiddet okulda olunca şiddet olmuyor” diyen Irmak, okul çağında olmasına rağmen okulda bulunmayan yüz binlerce çocuğun nerede olduğu sorusunun Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yanıtlanmadığını kaydetti.</p>

<p>Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) Millî Eğitim Bakanlığı istatistiklerine dayanan hesabına göre, 2024-25 eğitim öğretim yılında zorunlu eğitim çağında olmasına karşın 6-17 yaş aralığındaki 611 bin 612 çocuk okulda değildi. Bu çocukların büyük bölümü, eğitimden kopuşun hızlandığı 14-17 yaş grubunda bulunuyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 10 At 12.40.38" class="detail-photo img-fluid" height="1077" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-10-at-124038.jpeg" width="1079" /></p>

<h3><strong>Büyükbaşoğlu: Çocuklar giderek yalnızlaşıyor</strong></h3>

<p>Çocuk ve ergen psikoterapisi üzerine çalışan Uzman Klinik Psikolog Fulya Büyükbaşoğlu, çocukların bu düzeyde büyük şiddet eylemlerine yönelmesinin tek bir nedenle açıklanamayacağını ifade etti. Toplumda yaygın olan şiddet içerikli dizi, film veya dijital oyunların asıl suçlu ilan edilmesi algısının yapısal sorunları perdelediğini belirten Büyükbaşoğlu, bu içeriklerin tek başına belirleyici olmadığını, ancak içsel çatışma, yalnızlık ve değersizlik yaşayan çocuklarda riski artıran bir zemin oluşturduğunu kaydetti. Duygusal ihmali, yoğun öfkeyi, dürtü kontrolü sorunlarını, dışlanmışlık hissini ve aile içi çatışmaları saldırganlığı besleyen temel psikososyal faktörler arasında sayan Büyükbaşoğlu, olayların neden bugün daha görünür hale geldiğini şöyle açıkladı:</p>

<p>“Bugün bu olayların daha görünür ve sarsıcı hale gelmesinin nedeni çocukların giderek daha yalnız, daha denetimsiz, daha yoğun uyarana maruz ve duygusal olarak daha kırılgan bir ortamda büyümesidir.”</p>

<p><img alt="Thumbs B C A52Df18Cda33Bbab5E6305D4Df309F78" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-a52df18cda33bbab5e6305d4df309f78.webp" width="1170" /></p>

<h3><strong>Riskli davranış gösteren çocuklar kriz öncesinde net sinyaller veriyor</strong></h3>

<p>Büyükbaşoğlu, sosyoekonomik zorlukların ve gelecek kaygısının aile içindeki kronik stresi büyüterek ebeveynleri daha tahammülsüz hale getirebildiğini, çocukların ise bu gerginliği dış dünyaya saldırganlık olarak yansıttığını söyledi. Okullardaki rehberlik servislerinin ve ailelerin çocuklardaki riskli davranışları “gelişim dönemi özellikleri” diyerek küçümsememesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Büyükbaşoğlu; yoğun öfke patlamaları, hayvanlara veya akranlara fiziksel zarar verme ve sürekli zarar verme söylemleri, silah veya şiddet temalarına aşırı ilgi ile sosyal geri çekilme gibi klinik belirtilerin ciddiyetle ele alınması ve profesyonel psikolojik desteğin ertelenmemesi gerektiği uyarısında bulundu:</p>

<p>“Krizler, öncesinde duyulmayan, görülmeyen ya da ciddiye alınmayan birçok sinyal verir. Önleyici yaklaşımın temelinde de tam olarak bu vardır: davranışın arkasındaki çağrıyı erkenden fark etmek önem taşımaktadır. Toplum olarak şiddeti normalleştirmeyen, görmezden gelmeyen koruyucu bir duruş sergilemek hepimizin görevi.”</p>

<p><img alt="Thumbs B C Dbd2Aa8De8C9454F9Ebc0Ba3Ab048Cd5" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-dbd2aa8de8c9454f9ebc0ba3ab048cd5.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Krizler önlenebilirdi: Failler, eylemlerden önce sinyal vermişti</strong></h3>

<p>2 Mart’ta İstanbul Çekmeköy’de, o günkü adıyla Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik bıçaklı saldırıda hayatını kaybetti; bir öğretmen ile bir öğrenci yaralandı. 14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne düzenlenen saldırıda 16 kişi yaralandı, saldırgan intihar etti. Bu saldırıdan yaklaşık 28 saat sonra, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 1 öğretmen ve 8 öğrenci hayatını kaybetti; ertesi gün ağır yaralı bir öğrencinin de yaşamını yitirmesiyle saldırgan hariç ölü sayısı 10’a yükseldi.</p>

<p><strong>İstanbul Çekmeköy:</strong> Saldırıyı gerçekleştiren 17 yaşındaki 11. sınıf öğrencisi F.S.B.’nin okulda daha önce de disiplin olaylarına karıştığı ve hakkında disiplin kurulu süreci işletildiği belirlendi. Hayatını kaybeden 44 yaşındaki Fatma Nur Çelik’in, geçen yıl aynı öğrenci için toplanan disiplin kurulunda “Can güvenliğimiz yok” diyerek endişelerini dile getirdiği ortaya çıktı. Millî Eğitim Bakanlığı, idari soruşturma kapsamında Çekmeköy İlçe Millî Eğitim Müdürü Mustafa Akhan ile okul müdürü Fatih Polat’ı görevden uzaklaştırdı. Okulun adı daha sonra hayatını kaybeden öğretmenin adıyla değiştirildi.</p>

<p><strong>Şanlıurfa Siverek:</strong> 16 kişiyi yaralayan ve ardından intihar eden 19 yaşındaki Ömer Ket’in okulun eski öğrencisi olduğu ve saldırı öncesinde okulun sosyal medya hesaplarına tehdit içerikli mesajlar gönderdiği emniyet birimlerince saptandı. Failin mesajlarında birkaç gün içinde saldırı düzenleyeceğini açıkça yazdığı belirlendi.</p>

<p><strong>Kahramanmaraş:</strong> Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından el konulan dijital materyallerde, 14 yaşındaki failin bilgisayarında yakın dönemde büyük bir eylem gerçekleştireceğine dair 11 Nisan tarihli bir belgeye ulaşıldı. Başsavcılık, olaydan önce farklı tarihlerde götürüldüğü iki ayrı sağlık kuruluşunda uzmanların çocuğun çocuk psikiyatrisi polikliniğinde tedavi görmesi gerektiğini bildirdiğini, ancak bu yönlendirmelerin dikkate alınmadığını açıkladı. Saldırıda kullanılan beş tabancanın ruhsat sahibi olan polis başmüfettişi baba Uğur Mersinli 16 Nisan’da, anne Peyman Pınar Mersinli ise 21 Nisan’da “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla tutuklandı. Anne, savunmasında ihmal iddialarını kabul etmedi.</p>

<p>TBMM Okul Saldırılarını Araştırma Komisyonu’nun Kahramanmaraş’ta 53 kişiyi dinlediği saha çalışmasında ise failin ilkokuldayken 3, ortaokuldayken 29 olmak üzere toplam 32 kez rehberlik servisine gönderildiği ortaya çıktı.</p>

<p>Saldırıların ardından müfettişlerin yaptığı akran görüşmelerinde; öğrencilerin faillerdeki silah merakını, davranış değişikliklerini ve tehdit cümlelerini fark ettikleri, ancak “ispiyoncu” konumuna düşme ve dışlanma kaygısıyla durumu ailelerine veya okul idaresine bildirmedikleri kayıtlara geçti.</p>

<h3><strong>Saldırıların yüzde 81’inde, plan en az bir kişi tarafından biliniyor</strong></h3>

<p>Bu tablo uluslararası literatürle de örtüşüyor. ABD Gizli Servisi ile Eğitim Bakanlığı’nın okul saldırılarını inceleyen davranışsal analiz araştırması, incelenen vakaların yüzde 81’inde en az bir kişinin saldırganın planından önceden haberdar olduğunu ortaya koydu. Gizli Servis Ulusal Tehdit Değerlendirme Merkezi’nin (NTAC) 2019 tarihli raporu da saldırganların tamamının eylem öncesinde kaygı verici davranışlar sergilediğini, büyük bölümünün ise saldırı niyetini çevresine ilettiğini kaydetti.</p>

<p><img alt="Gemini Generated Image Ggal3Aggal3Aggal" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gemini-generated-image-ggal3aggal3aggal.jpeg" width="2816" /></p>

<h3><strong>Devlet okullarında 500 öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor</strong></h3>

<p>Norm Kadro Yönetmeliği devlet okullarında her 500 öğrenciye bir rehber öğretmen kadrosu öngörüyor. Aynı oran özel okullarda 100 öğrenci olarak uygulanıyor.</p>

<p>Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin (Türk PDR-DER) TBMM komisyonuna sunduğu verilere göre, sahadaki mevcut psikolojik danışman sayısı 47 bin 500 iken norma göre gerekli sayı 84 bin 647; yani 37 bin 147 kadro açığı bulunuyor. Personel yetersizliği, rehberlik servislerinin iş yükünü artırarak e-Rehberlik sistemindeki verilerin takibini ve çocukların bireysel izlenme süreçlerini işlevsiz kılıyor.</p>

<h3><strong>“Okul şiddeti, çok boyutlu bir halk sağlığı sorunudur”</strong></h3>

<p>Türk PDR-DER Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Erdal Hamarta, haziran sonunda TBMM komisyonuna yaptığı sunumda okul şiddetinin yalnızca bireysel bir disiplin sorunu olmadığını; ruh sağlığı, okul iklimi, aile yapısı, akran ilişkileri ve dijital çevreyle ilişkili çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi. Okul dışında 18 yaş altındaki şiddet olaylarının son beş yılda yüzde 110’a varan oranda arttığını aktaran Hamarta, olay sonrası reaktif yaklaşımdan vazgeçilerek proaktif bir modele geçilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sendikalar da aynı talepte birleşiyor. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, okullarda her 100 öğrenciye en az bir rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılması gerektiğini söylüyor.</p>

<p><img alt="Thumbs B C C5De0F3F2Eb2E5Fee420316Bf08Ad5E1" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-c5de0f3f2eb2e5fee420316bf08ad5e1.webp" width="1170" /></p>

<h3><strong>Öğretmenlerin yüzde 89’u okulunda akran zorbalığına tanık oldu</strong></h3>

<p>Türk Eğitim-Sen’in 2 bin 296 öğretmenin katılımıyla hazırladığı ve 8 Eylül Salı günü açıklanan “Okullarda Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar” araştırmasına göre, öğretmenlerin yüzde 89,4’ü görev yaptığı okulda akran zorbalığına tanık oldu. Öğretmenlerin yüzde 34,5’i zorbalığın okulunda yaygın, yüzde 49,2’si ise kısmen yaygın olduğunu belirtti.</p>

<p>Araştırmada zorbalığın en fazla görüldüğü ortam yüzde 37,2 ile okul bahçesi oldu; bunu yüzde 19,5 ile sınıf, yüzde 16 ile sosyal medya izledi. Katılımcıların yüzde 26,6’sı öğrencilerin yaşadıkları zorbalığı öğretmenlerine, okul idaresine ya da ailelerine anlatmadığını düşündüğünü bildirdi.</p>

<p>Öğretmenlerin yüzde 23,9’u görev yaptığı okulda suça karışan çocuk bulunduğunu belirtirken, yüzde 31,5’i bu konuda bilgi sahibi olmadığını söyledi. Risk grubundaki öğrencilerin düzenli psikolojik destek almasını isteyenlerin oranı yüzde 91,3, psikolojik danışman sayısının artırılmasını destekleyenlerin oranı yüzde 80,2 oldu.</p>

<h3><strong>TÜİK: Her yedi çocuktan biri okulda zorbalığa maruz kalıyor</strong></h3>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verilerine göre de 6-17 yaş grubundaki çocukların yaklaşık yüzde 14’ü, yani her yedi çocuktan biri okul ortamında ayda en az birkaç kez akran zorbalığına maruz kalıyor. Oran kız çocuklarında yüzde 14,2, erkek çocuklarında yüzde 13,4. TÜİK verilerine dayanan analizlerde en sık rastlanan zorbalık biçimi alay edilme olarak kaydedilirken, çocukların yüzde 7,2’si kasıtlı olarak sosyal gruplardan dışlanıyor, yaklaşık yüzde 4,4’ü fiziksel şiddete uğruyor. Görme, duyma, yürüme, öğrenme veya iletişim gibi alanlarda işlevsel zorluk yaşayan çocuklarda zorbalığa uğrama oranı yaklaşık yüzde 27’ye çıkıyor.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 8113Bb874B511D9Deeeebfd0Ce31729F" class="detail-photo img-fluid" height="449" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-8113bb874b511d9deeeebfd0ce31729f.webp" width="1170" /></p>

<h3><strong>Zorbalık şiddetin temelini atıyor</strong></h3>

<p>Zorbalığa maruz kalan çocuklarda kaygı, depresyon, yalnızlık, düşük benlik saygısı ve travma sonrası stres belirtileri yaygın biçimde gözleniyor. Akademik düzlemde ise okula gitme isteğinin azalması, başarı düşüşü, derse odaklanamama ve devamsızlık öne çıkıyor. UNESCO’nun 2020 tarihli değerlendirmesine göre zorbalık, öğrencilerin okula aidiyet duygusunu zayıflatarak devamsızlık ve okul terk oranlarını artırıyor. Çocuklarda nedeni açıklanamayan baş ağrısı, mide bulantısı ve uyku sorunları gibi bedensel belirtiler de bildiriliyor.</p>

<p>İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, zorbalığın çocuklarda utanç, korku, üzüntü ve öfke gibi yoğun duygular yarattığını, bunun içe kapanmaya ve sosyal etkinliklerden uzak durmaya yol açtığını belirtiyor. Şalcıoğlu’na göre araştırmalar, zorbalığa maruz kalan çocuklarda kaygı, depresyon ve travmatik stres gibi ruh sağlığı sorunlarının daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Alan yazınında, zorbalık uygulayan öğrencilerde ise saldırganlık, disiplin ihlalleri ve okuldan kaçma davranışlarının yanı sıra ilerleyen yaşlarda madde kullanımı ve suça karışma riskinin arttığı belirtiliyor.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 509Fffc9A429516399903D8D80A4C16A" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-509fffc9a429516399903d8d80a4c16a.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Kalıcı çözüm gelecek mi?</strong></h3>

<p>Geçmiş Meclis komisyonu raporlarının büyük ölçüde raflarda kaldığı bilinirken, bu kez beklenti daha yüksek. Uzmanlar, sendikalar ve çocuk hakları örgütleri tablonun önlenebilir olduğu konusunda hemfikir. Ancak komisyonun hazırladığı raporun ve Mayıs’ta duyurulan “7 Basamaklı Okul Güvenliği Kalkanı” modelinin kalıcı bütçe, kadro ve kurumlar arası gerçek bir erken uyarı mekanizmasıyla desteklenip desteklenmeyeceği, 14 Eylül’de zili çalan okullarda güvenliğin yalnızca kapı kontrolünden ibaret kalıp kalmayacağını belirleyecek asıl sınav olacak.</p>

<h6><i>Bu haber, Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü “Türkiye’de Sivil Toplumun Bilgi Edinme Hakkına Erişim ve Veri Aktivizmi Kapasitesinin Güçlendirilmesi” projesi kapsamında düzenlenen mentorluk programı çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik yalnızca yazarın sorumluluğundadır ve hiçbir şekilde Avrupa Birliği’nin veya Uluslararası Basın Enstitüsü’nün görüşlerini yansıtmamaktadır.</i></h6></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemre Polat</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/okul-zili-guvenlik-sorulari-yanitsizken-caliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/cer.jpg" type="image/jpeg" length="56133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayhancan Güven Suzuka 1000 Pisti’nde zirve için gazlayacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ayhancan-guven-suzuka-1000-pistinde-zirve-icin-gazlayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ayhancan-guven-suzuka-1000-pistinde-zirve-icin-gazlayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli otomobil yarışçısı ve Red Bull sporcusu Ayhancan Güven, dünyanın en prestijli dayanıklılık serilerinden Intercontinental GT Challenge'ın (IGTC) ikonik Japonya ayağı olan Suzuka 1000'de piste çıkmaya hazırlanıyor. 7 Numaralı Porsche 911 GT3 R'ın direksiyonuna geçecek olan milli pilot, Fransız takım arkadaşları Dorian Boccolacci ve Alessandro Ghiretti ile birlikte podyumun en üst basamağı için mücadele edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası GT arenasında gösterdiği başarılarla Türkiye'yi gururlandıran Ayhancan Güven, Japonya'nın efsanevi Suzuka Pisti'nde düzenlenecek 1000 kilometrelik zorlu dayanıklılık sınavına kilitlendi.</p>

<p>Zorlu rekabette 7 Numaralı Porsche 911 GT3 R kokpitini paylaşacak pilot kadrosu netleşti. Ayhancan Güven'in yanı sıra dayanıklılık yarışlarının tecrübeli isimleri Fransız sürücüler Dorian Boccolacci ve Alessandro Ghiretti, 1000 kilometrelik zorlu yarış boyunca nöbetleşe direksiyon başında yer alacak.</p>

<h3><strong>Suzuka 1000 yarış takvimi (TSİ)</strong></h3>

<p>Japonya'da gerçekleştirilecek yarış haftasının Türkiye Saati ile (TSİ) ayrıntılı takvimi şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>11 Eylül Cuma (Yarın):</strong></p>

 <ul>
  <li>
  <ol start="1">
   <li>
   <p>Antrenman Seansı: <strong>TSİ 03.10</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </li>
  </ol>
  </li>
  <li>
  <ol start="2">
   <li>
   <p>Antrenman Seansı: <strong>TSİ 06.10</strong></p>
   </li>
  </ol>
  </li>
  <li>
  <ol start="3">
   <li>
   <p>Antrenman Seansı: <strong>TSİ 11.50</strong></p>
   </li>
  </ol>
  </li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>12 Eylül Cumartesi:</strong></p>

 <ul>
  <li>
  <p>Sıralama Turları: <strong>TSİ 11.40</strong></p>
  </li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>13 Eylül Pazar:</strong></p>

 <ul>
  <li>
  <p>Ana Yarış (Suzuka 1000): <strong>TSİ 06.50</strong></p>
  </li>
 </ul>
 </li>
</ul>

<p>Pazar sabahı erken saatlerde başlayacak ana yarışta Ayhancan Güven ve ekibi, dayanıklılık stratejisi ve pit-stop taktikleriyle damalı bayrağı ilk sırada görmek için gaza basacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ayhancan-guven-suzuka-1000-pistinde-zirve-icin-gazlayacak</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430556-42430555-o-t-o-m-o-b-i-l-s-p-o-r-c-u-s-u-a-y-h-a-n-c-a-n-g-u-v-e-n-i-n-t-e-r-c-o-n-t-i-n-e-n-t-a-l-g-t-c-h-a-l-l-e-n-g-e-d-a-p-i-s-t-e-c-i-k-a-c-a-k.jpg" type="image/jpeg" length="44527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Büyük Taarruz kararının alındığı Akşehir Batı Cephesi Karargahı Müzesi ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/buyuk-taarruz-kararinin-alindigi-aksehir-bati-cephesi-karargahi-muzesi-ziyaretcilerini-agirlamaya-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/buyuk-taarruz-kararinin-alindigi-aksehir-bati-cephesi-karargahi-muzesi-ziyaretcilerini-agirlamaya-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Mücadele'nin dönüm noktalarından Büyük Taarruz'un hazırlıklarına ve taarruz emrinin verilmesine tanıklık eden Akşehir Batı Cephesi Karargahı Müzesi, tarihe tanıklık etmek isteyen binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. 18 Kasım 1921 ile 24 Ağustos 1922 tarihleri arasında 9 ayı aşkın süre boyunca Türk ordusunun sevk ve idare merkezi olarak hizmet veren asırlık yapı, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Asım Gündüz’ün orijinal çalışma odaları ile Kurtuluş Savaşı koleksiyonlarıyla ziyaretçilerini ta]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1904-1905 yıllarında Akşehir Belediyesi hizmet binası olarak inşa edilen tarihi konak, Batı Cephesi Komutanlığı’nın ilçeye intikal etmesiyle Türk bağımsızlık mücadelesinin en kritik karargahına dönüştü. Büyük Taarruz'un gizli planlarının hazırlandığı ve harekat kararının kesinleştiği bina, 24 Ağustos 1922'ye kadar cephenin kalbi oldu.</p>

<p><img alt="A A 20260910 42432114 42432109 B A T I C E P H E S I K A R A R G A H I M U Z E S I Z I Y A R E T C I L E R I N I T A R I H T E Y O L C U L U G A C I K A R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42432114-42432109-b-a-t-i-c-e-p-h-e-s-i-k-a-r-a-r-g-a-h-i-m-u-z-e-s-i-z-i-y-a-r-e-t-c-i-l-e-r-i-n-i-t-a-r-i-h-t-e-y-o-l-c-u-l-u-g-a-c-i-k-a-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<p>1964 yılında müze statüsüne kavuşturulmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilen yapı; ilk olarak 5 Temmuz 1966'da "Atatürk ve Etnografya Müzesi" adıyla açıldı, 1981 yılında ise bugünkü "Batı Cephesi Karargahı Müzesi" adını aldı. Gerçekleştirilen restorasyon ve tanzim çalışmalarının ardından 5 Temmuz 2001'de nihai teşhir düzenine kavuştu.</p>

<p><img alt="A A 20260910 42432114 42432111 B A T I C E P H E S I K A R A R G A H I M U Z E S I Z I Y A R E T C I L E R I N I T A R I H T E Y O L C U L U G A C I K A R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42432114-42432111-b-a-t-i-c-e-p-h-e-s-i-k-a-r-a-r-g-a-h-i-m-u-z-e-s-i-z-i-y-a-r-e-t-c-i-l-e-r-i-n-i-t-a-r-i-h-t-e-y-o-l-c-u-l-u-g-a-c-i-k-a-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>Atatürk, İsmet İnönü ve Asım Gündüz'ün odaları özgün haliyle korunuyor</strong></h3>

<p>Müzenin üst katındaki salonlarda Milli Mücadele dönemine ait dönemsel belgeler, kılıçlar, silahlar, madalyalar ve subaylara ait kişisel hatıralar sergileniyor. Müzenin en önemli bölümünü oluşturan Mustafa Kemal Atatürk'ün çalışma odası, o döneme ait orijinal eşyalar, savaş harekât planları ve arşiv fotoğraflarıyla muhafaza ediliyor.</p>

<p>Karargah Komutanı İsmet İnönü ile Karargah Kurmay Başkanı Asım Gündüz'ün mesailerini geçirdikleri odalar, dönemin mobilya ve tefrişatıyla korunuyor.</p>

<p>Orta salonda Atatürk ve İnönü’nün Akşehir fotoğrafları, Akşehirli gazilere ait berat ve madalyalar, şehit künyeleri ile karargahta görev yapan subayların biyografileri yer alıyor.</p>

<p><img alt="A A 20260910 42432114 42432110 B A T I C E P H E S I K A R A R G A H I M U Z E S I Z I Y A R E T C I L E R I N I T A R I H T E Y O L C U L U G A C I K A R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42432114-42432110-b-a-t-i-c-e-p-h-e-s-i-k-a-r-a-r-g-a-h-i-m-u-z-e-s-i-z-i-y-a-r-e-t-c-i-l-e-r-i-n-i-t-a-r-i-h-t-e-y-o-l-c-u-l-u-g-a-c-i-k-a-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>"Büyük Taarruz'un kalbi burada attı, ilgi her geçen yıl büyüyor"</strong></h3>

<p>Müzedeki artan ziyaretçi hareketliliğine dikkat çeken Müze Görevlisi Tahir Gürkan, tarihi yapının taşıdığı manevi değeri şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Batı Cephesi Karargahı, Büyük Taarruz'un planlarının yapılması bakımından çok önemli bir yerdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk buraya gelmiş, Büyük Taarruz'un planları da doğrudan burada yapılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına ait kişisel eşyalar burada özenle sergilenmektedir. Müzemiz hem milli bayramlarda hem de yılın diğer günlerinde yoğun ilgi görmektedir."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260910 42432114 42432112 B A T I C E P H E S I K A R A R G A H I M U Z E S I Z I Y A R E T C I L E R I N I T A R I H T E Y O L C U L U G A C I K A R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42432114-42432112-b-a-t-i-c-e-p-h-e-s-i-k-a-r-a-r-g-a-h-i-m-u-z-e-s-i-z-i-y-a-r-e-t-c-i-l-e-r-i-n-i-t-a-r-i-h-t-e-y-o-l-c-u-l-u-g-a-c-i-k-a-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>"Gururlanmamak mümkün değil"</strong></h3>

<p>Müzeyi kızıyla birlikte ziyaret eden tarih meraklısı Ahmet Keskin, sergilenen eserlerin yarattığı hissi paylaşarak, <i>"Savaşta kullanılan eşyalar ve Atatürk'ün elbisesi üzerimizde çok büyük bir etki bıraktı. Türk olup da Atatürk'ün izinde yürüyen gençlik olarak burada duygulanmamak mümkün değil"</i> dedi.</p>

<p>Kızı Ayşenur Keskin ise teşhirdeki askeri teçhizatları incelediğini belirterek, <i>"Buraya gelmeden önce tarihimizi bu kadar detaylı bilmiyordum. Karargahta sergilenen silahları, kılıçları ve eşyaları görünce vatan savunmasıyla ilgili çok daha fazla gurur duydum"</i> ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/buyuk-taarruz-kararinin-alindigi-aksehir-bati-cephesi-karargahi-muzesi-ziyaretcilerini-agirlamaya-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42432114-42432108-b-a-t-i-c-e-p-h-e-s-i-k-a-r-a-r-g-a-h-i-m-u-z-e-s-i-z-i-y-a-r-e-t-c-i-l-e-r-i-n-i-t-a-r-i-h-t-e-y-o-l-c-u-l-u-g-a-c-i-k-a-r-i-y-o-r.jpg" type="image/jpeg" length="78445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı pota altını güçlendirdi: Alman Pivot Luisa Geiselsöder sarı-lacivertli formayı giydi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahce-kadin-basketbol-takimi-pota-altini-guclendirdi-alman-pivot-luisa-geiselsoder-sari-lacivertli-formayi-giydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahce-kadin-basketbol-takimi-pota-altini-guclendirdi-alman-pivot-luisa-geiselsoder-sari-lacivertli-formayi-giydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi ve EuroLeague Women’ın son şampiyonu Fenerbahçe, yeni sezon kadro yapılanması kapsamında Alman pivot Luisa Geiselsöder’i transfer etti. Sarı-lacivertli kulüpten yapılan resmi açıklamada, 26 yaşındaki başarılı milli oyuncu ile 1 yıllık sözleşme imzalandığı duyuruldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezonda hem ligde hem de Avrupa arenasındaki zirve yürüyüşünü sürdürmeyi hedefleyen Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, uzun rotasyonuna önemli bir takviye yaptı. Avrupa basketbolunun yükselen değerleri arasında gösterilen ve WNBA tecrübesi de bulunan Alman pivot Luisa Geiselsöder, sarı-lacivertli renklere bağlandı.</p>

<h2><strong>Pota altına 1 yıllık takviye</strong></h2>

<p>Sarı-lacivertli kulübün resmi iletişim kanallarından transferle ilgili yapılan bilgilendirmede, <i>"Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımımız, Alman pivot Luisa Geiselsöder ile 1 yıllık anlaşmaya varmıştır. Oyuncumuza ailemize hoş geldin diyor, çubuklu formamız altında zaferlerle dolu bir sezon diliyoruz"</i> ifadelerine yer verildi.</p>

<h3><strong>Avrupa ve WNBA arenasında zengin kariyer</strong></h3>

<p>26 yaşındaki Geiselsöder, kariyeri boyunca hem Avrupa liglerinde hem de Amerika Kadınlar Ulusal Basketbol Birliği (WNBA) çatısı altında pek çok kulübün formasını terletti.  Fransa Ligi'nde Landerneau Bretagne, Roche Vendée ve Basket Landes takımlarında uzun süre istikrarlı bir performans sergiledi.</p>

<p>Kadın basketbolunun zirvesi olan WNBA'de Dallas Wings ve Portland Fire formalarıyla sahaya çıktı.</p>

<p>Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nde ÇBK Mersin forması giyerek lig dinamiklerine yabancı olmadığını kanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fiziksel gücü, ribaunt sezgisi ve pota altındaki caydırıcı oyunuyla tanınan Alman milli oyuncu, yeni sezonda Fenerbahçe’nin şampiyonluk mücadelesinde kritik rollerden birini üstlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahce-kadin-basketbol-takimi-pota-altini-guclendirdi-alman-pivot-luisa-geiselsoder-sari-lacivertli-formayi-giydi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/csm-geiselsoeder-luisa-1-athletin-basketball-paris2024-8bf6903abc.webp" type="image/jpeg" length="14296"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okul çağındaki çocuklarda çürük tehdidi: Uzmanlardan beslenme çantası ve diş fırçalama uyarısı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/okul-cagindaki-cocuklarda-curuk-tehdidi-uzmanlardan-beslenme-cantasi-ve-dis-fircalama-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/okul-cagindaki-cocuklarda-curuk-tehdidi-uzmanlardan-beslenme-cantasi-ve-dis-fircalama-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların açılmasıyla değişen günlük rutinler, çocukların beslenme ve ağız bakım alışkanlıklarını doğrudan etkiliyor. Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gamze Aren, gün boyu sık aralıklarla tüketilen şekerli ve yapışkan atıştırmalıkların dişleri aralıksız asit saldırısına maruz bırakarak çürük riskini katladığını belirtti. Aren, aileleri beslenme çantası hazırlığı ve sabah fırçalamalarının ihmal edilmemesi konusunda uyardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p id="p-rc_5232794ccb9695fd-89">Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte çocukların beslenme düzeninde okul kantinleri ve ara öğünler ağırlık kazanırken, uzmanlar diş sağlığının korunması adına kritik uyarılarda bulunuyor. Biruni Üniversitesi Hastanesi tarafından yapılan bilgilendirmede görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Gamze Aren, çürük oluşumunda şekerin miktarından ziyade tüketim sıklığının belirleyici rol oynadığına dikkat çekti.</p>

<p><img alt="009 2023 001 2023 23 Aralik 12 20231209 2 61612394 95711850" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/009-2023-001-2023-23-aralik-12-20231209-2-61612394-95711850.webp" width="750" /></p>

<h3><strong>Miktar değil tüketim sıklığı dişi çürütüyor</strong></h3>

<p id="p-rc_5232794ccb9695fd-90">Şekerli gıdaların ağız içinde yarattığı asidik ortama işaret eden Prof. Dr. Aren, sürecin biyolojik mekanizmasını şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Çocuk bir günde çok yüksek miktarda şeker tüketmese bile şekerli gıdaları gün boyunca sık aralıklarla tüketiyorsa dişler tekrar tekrar olumsuz bir ağız ortamıyla karşı karşıya kalır. Özellikle bisküvi, kek, şekerleme, çikolata ve benzeri atıştırmalıkların sürekli tüketilmesi çürük riskini artırabilir. Ara öğünler planlı olmalı, gün boyu devam eden bir atıştırma alışkanlığına dönüşmemelidir."</i></p>
</blockquote>

<p>Bazı yiyeceklerin yapışkan yapısı sebebiyle diş yüzeyinde ve arayüzlerde saatlerce kaldığını hatırlatan Aren, bu tür gıdaların ara öğün menülerinden çıkarılması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Beslenme çantasına şeker yerine peynir ve meyve</strong></h3>

<p id="p-rc_5232794ccb9695fd-91">Ebeveynlerin okul çantası hazırlarken yalnızca tokluk hissine odaklanmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Gamze Aren, kraker, bisküvi ve kek gibi dişe yapışan ürünler yerine taze meyveler ve kuruyemişler tercih edilmesini, tükürük akışını dengeleyen ve asidi nötralize eden peynir gibi şekersiz süt ürünleri menüye eklenmesini, şekerli meyve suları ve gazlı meşrubatlar yerine çocukların ana sıvı ihtiyacı suyla karşılanmasını tavsiye etti.</p>

<p><img alt="Thumbs B C C53Af7957E0F5741195F699003Ba9Db2" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-c53af7957e0f5741195f699003ba9db2.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>"Okula yetişme telaşı fırçalamayı aksatmamalı"</strong></h3>

<p>Tatil sonrası erken uyanma ve okula yetişme telaşının sabah diş fırçalama alışkanlığını sekteye uğratabildiğini vurgulayan Aren, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Okul dönemi yalnızca ders programının değil, sağlıklı günlük alışkanlıkların da yeniden düzenlendiği bir dönemdir. Sabah okula yetişme telaşı nedeniyle fırçalama kesinlikle ihmal edilmemeli; çocukların dişlerini sabah ve gece düzenli olarak fırçalamaları sağlanmalıdır. Öğle yemeğinin ardından imkan bulunması halinde okul çantasında taşınacak yaşa uygun fırça ve macunla fırçalama yapılması ağız bakımını kuvvetlendirir. Okulda bu imkan yoksa dahi sabah ve gece fırçalaması asla aksatılmamalıdır."</i></p>
</blockquote>

<p id="p-rc_5232794ccb9695fd-92">Prof. Dr. Gamze Aren, özellikle çürük gelişimine yatkın çocuklarda başlangıç evresindeki lezyonların ve problemlerin erkenden tespit edilebilmesi için düzenli pedodonti (çocuk diş hekimliği) kontrollerinin aksatılmaması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/okul-cagindaki-cocuklarda-curuk-tehdidi-uzmanlardan-beslenme-cantasi-ve-dis-fircalama-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-1c781b9cd84923a4f7353c1431d3102b.webp" type="image/jpeg" length="97083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan dava açmıştı: Özgür Özel'e manevi tazminat cezası]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-dava-acmisti-ozgur-ozele-manevi-tazminat-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-dava-acmisti-ozgur-ozele-manevi-tazminat-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Erdoğan’a yönelik açıklamaları nedeniyle açılan davalarda toplam 800 bin TL manevi tazminata hükmedildiğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bazı açıklamaları nedeniyle açılan davalarda toplam <strong>800 bin TL manevi tazminata hükmedildiğini</strong> açıkladı. Aydın, üç ayrı konuşma nedeniyle Özel hakkında verilen kararlar kapsamında 200 bin, 300 bin ve 300 bin TL olmak üzere toplam 800 bin TL tazminat ödenmesine karar verildiğini bildirdi.</p>

<h2><strong>Erdoğan’ın avukatından tazminat açıklaması</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Özgür Özel’in Erdoğan’a yönelik açıklamaları nedeniyle açılan davalara ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Aydın, “Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan mesnetsiz iddiaları ve hakaretamiz sözleri nedeniyle aleyhine toplam 800 bin TL manevi tazminata hükmedilmiştir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Üç konuşma için ayrı ayrı tazminat</strong></h3>

<p>Aydın’ın açıklamasına göre Ankara 44. Asliye Mahkemesi, bugünkü duruşmada Özel’in üç farklı konuşmasına ilişkin karar verdi.</p>

<p>Özel’in <strong>13 Ağustos 2025’te Marmara Cezaevi çıkışında yaptığı konuşma</strong> nedeniyle 200 bin TL manevi tazminata hükmedildiği belirtildi.</p>

<p>Aynı tarihte CHP tarafından İstanbul Bayrampaşa’da düzenlenen <strong>“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingindeki konuşması</strong> nedeniyle ise 300 bin TL manevi tazminat kararı verildiği aktarıldı.</p>

<p>Özel’in 18 Ağustos 2025’te Aydın’da düzenlenen mitingdeki konuşması nedeniyle de 300 bin TL manevi tazminata hükmedildiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Toplam 800 bin TL tazminat</strong></h3>

<p>Böylece üç ayrı konuşma nedeniyle verilen kararlar kapsamında Özgür Özel’in toplam <strong>800 bin TL manevi tazminat </strong>ödemesine karar verildiği açıklandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-dava-acmisti-ozgur-ozele-manevi-tazminat-cezasi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/61abc230-122f-4e04-bc60-d251457ea633.jpg" type="image/jpeg" length="31376"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KESK’ten OVP tepkisi: “Emeği hedef alan saldırıların son halkası”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/keskten-ovp-tepkisi-emegi-hedef-alan-saldirilarin-son-halkasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/keskten-ovp-tepkisi-emegi-hedef-alan-saldirilarin-son-halkasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a tepki gösterdi. OVP’nin emekçilerin gelirlerini daha da geriletecek politikalar içerdiğini savunan Karagöz, “Bu iktidarın Orta Vadeli Programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KESK Eş Genel Başkanı <strong>Ahmet Karagöz</strong>, 2027-2029 dönemini kapsayan <strong>Orta Vadeli Program</strong>’a (OVP) tepki gösterdi. OVP’nin emekçilerin gelirlerini ve sosyal haklarını olumsuz etkileyecek politikaların devamı niteliğinde olduğunu savunan Karagöz, “Bu iktidarın Orta Vadeli Programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur” dedi.</p>

<p>Karagöz, köprü ve otoyolların işletme hakkının devredilmesi ile özelleştirme hedeflerini de eleştirerek, “Bu OVP yıllardır bizleri, emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>“OVP bütçenin hazırlanmasında temel politika belgesi”</strong></h2>

<p>KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, düzenlediği basın toplantısında 2027-2029 dönemini kapsayan OVP’nin dört gün önce Resmi Gazete’de yayımlandığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üç yıllık dönemde uygulanacak ekonomik ve sosyal politikalara yön verecek OVP’nin aynı zamanda bütçenin hazırlanmasında temel alınacak politika belgesi olduğunu ifade eden Karagöz, KESK olarak her OVP ve bütçe döneminde “Bu program kimin için hazırlanıyor? Kimin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kime dağıtılıyor? Külfet kimin sırtına yükleniyor?” sorularını yönelttiklerini söyledi.</p>

<p>Karagöz, emekçiler açısından asıl meselenin ekonomik programlarda kullanılan kavramlardan ziyade günlük yaşam koşulları olduğunu belirterek, “Mesele sofraya konulan ekmek, ödenen kira, alınan maaş ve geleceğe dair güvencedir” dedi.</p>

<h3><strong>“Türkiye’de her 5 kişiden 4’ü emekçi sınıfının parçası”</strong></h3>

<p>Türkiye’de işçiler, emekliler, kamu emekçileri, küçük esnaf, üretici ve çiftçilerin yanı sıra ev ve bakım emeği verenlerin toplumun büyük bölümünü oluşturduğunu belirten Karagöz, bu kesimlerin aileleriyle birlikte nüfusun en az yüzde 80’ini oluşturduğunu savundu.</p>

<p>TÜİK verilerine göre istihdamda 32,5 milyon kişinin bulunduğunu belirten Karagöz, yaklaşık 4 milyon kamu emekçisinin bu grubun içerisinde yer aldığını söyledi.</p>

<p>Yaklaşık 10 milyon kişinin kayıt dışı çalıştığını ifade eden Karagöz, 16 milyonu aşkın emeklinin bulunduğuna dikkat çekti. Küçük esnaf, çiftçi, üretici ve istihdam rakamlarında yer almayan ev kadınlarının da hesaba katılması gerektiğini belirten Karagöz, “Bugün Türkiye’de her 5 kişiden 4’ü emekçi sınıfların bir parçasıdır” dedi.</p>

<h3><strong>“Maaş artışlarımız hedeflenen enflasyonun bile altında kaldı”</strong></h3>

<p>Toplu sözleşme sürecinde uzlaşma sağlanamadığını ve Hakem Kurulu kararının gerçekleşen enflasyon yerine tahmin edilen enflasyon üzerinden şekillendiğini söyleyen Karagöz, kamu emekçilerinin ücretlerine ilişkin artışların yetersiz kaldığını savundu.</p>

<p>Karagöz, 2026-2028 dönemini kapsayan OVP’de 2026 için yüzde 16, 2027 için yüzde 9 enflasyon hedeflendiğini, 8. Dönem Toplu Sözleşme kapsamında ise 2026 için yüzde 11+7, 2027 için yüzde 5+4 oranlarında artış öngörüldüğünü belirtti.</p>

<p>Yeni OVP’de 2027 yılında maaş, ücret ve aylık artışlarında yüzde 21 oranının temel alınacağının ilan edildiğini söyleyen Karagöz, bu durumun çalışanların gelir kaybını artıracağını ileri sürdü.</p>

<p>Karagöz, özellikle asgari ücretlilerin açlık sınırının altında kaldığını belirterek, “Rakamlar ortada. Maaşlarımız eriyor, hedefler yükseliyor” dedi.</p>

<h3><strong>Köprü ve otoyolların işletme hakkı devrine tepki</strong></h3>

<p>Karagöz, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile 8 otoyolun özelleştirme programına alınmasına da tepki gösterdi.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığının uygulamanın satış değil, 30 yıllığına “işletme hakkı transferi” olduğunu ve mülkiyetin devlette kalacağını açıkladığını hatırlatan Karagöz, uygulamanın niteliğinden bağımsız olarak kamu kaynaklarının özel çıkarlara aktarılacağı görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Karagöz, Karayolları Genel Müdürlüğünün 2026 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na atıfta bulunarak, köprü ve otoyollardan bakım ve diğer giderler düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edildiğini söyledi.</p>

<p>İşletme hakkı transferi kapsamında elde edileceğini öne sürdüğü gelire ilişkin de hesaplama yapan Karagöz, söz konusu köprü ve otoyolları işletenlerin 30 yılda güncel kurla 871 milyar 920 milyon lira gelir elde edeceğini savundu.</p>

<h3><strong>“Ortak varlıklarımız sermayeye peşkeş çekilecek”</strong></h3>

<p>Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yürütülen ihalelere de değinen Karagöz, bir haftalık ihale sürecinde 46 ilde toplam 29 bin 218 hektarlık alanın özel maden şirketlerine satıldığını ileri sürdü.</p>

<p>Karagöz, bu alanın yaklaşık 40 bin futbol sahasına denk geldiğini belirterek, OVP’de özelleştirme gelirleri için belirlenen hedefleri de eleştirdi.</p>

<p>OVP’ye göre 2027’de 183 milyar lira, 2028’de ise 163,5 milyar lira özelleştirme geliri hedeflendiğini söyleyen Karagöz, bu politikaların kamu varlıklarının elden çıkarılması yoluyla bütçe açığının kapatılmasına ve kamu harcamalarının finanse edilmesine dayandığını savundu.</p>

<h3><strong>“Bu OVP emek saldırılarının son halkası”</strong></h3>

<p>OVP’nin ekonomik hedeflerinin yanı sıra emek politikaları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Karagöz, iktidarın ekonomi politikalarının emekçilerin gelirlerini azaltırken sermayenin ve işverenlerin güçlenmesine yol açtığını öne sürdü.</p>

<p>Karagöz, şöyle konuştu:</p>

<p>“Bu iktidarın Orta Vadeli Programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur. Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken; büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu.”</p>

<p>Yoksullaştırma politikalarına karşı antidemokratik uygulamaların da sürdüğünü savunan Karagöz, “Bu OVP yıllardır bizleri, emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır” dedi.</p>

<h3><strong>KESK’ten “birleşme ve mücadele” çağrısı</strong></h3>

<p>Karagöz, OVP’nin önümüzdeki üç yılın yanı sıra yeni bir “sosyal yıkım bütçesi”nin işareti olduğunu savundu.</p>

<p>KESK olarak böyle bir bütçeyi kabul etmeyeceklerini belirten Karagöz, sendikalı veya sendikasız tüm emekçileri ortak mücadeleye çağırdı.</p>

<p>Karagöz, “Gün sendikalı-sendikasız veya şu sendikanın üyesi, bu sendikanın üyesi diye bölünme günü değildir. Gün birleşme günüdür. Birlikte mücadele günüdür” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/keskten-ovp-tepkisi-emegi-hedef-alan-saldirilarin-son-halkasi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-10-125011.png" type="image/jpeg" length="15547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 200. yılını dünya sahnelerinde ve yeni bestelerle kutlayacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-senfoni-orkestrasi-200-yilini-dunya-sahnelerinde-ve-yeni-bestelerle-kutlayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-senfoni-orkestrasi-200-yilini-dunya-sahnelerinde-ve-yeni-bestelerle-kutlayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Temelleri 1826 yılında II. Mahmud döneminde "Muzıka-i Hümayun" adıyla atılan, Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün talimatıyla başkente taşınarak Türkiye’nin ilk kurumsal müzik yapısı haline gelen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), 200. kuruluş yıl dönümü etkinliklerini sürdürüyor. Yeni sezonda Viyana, Prag ve ABD turnelerine çıkmaya hazırlanan topluluk; 68 periyodik konser, 27 oda konseri, sipariş edilen 9 eserin prömiyerine imza atmayı planlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı faaliyet yürüten ve ana sponsoru Denizbank’ın desteğiyle sahne alan orkestra, yeni sezonun açılışını 2 Ekim’de şef Cemi'i Can Deliorman yönetiminde ve dünyaca ünlü piyanist Behzod Abduraimov’un solistliğinde CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da gerçekleştirecek.</p>

<p>Yeni sezon hazırlıklarını, uluslararası hedefleri ve repertuvar detaylarını orkestranın yönetim kadrosu anlattı.</p>

<p><img alt="A A 20260910 42430791 42430785 C S O Y E N I S E Z O N D A 200 Y I L L I K B I R I K I M I N I D U N Y A Y I L D I Z L A R I V E Y E N I E S E R L E R L E S A H N E Y E T A S I Y A C A K" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430785-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" width="1200" /><img alt="Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 200. yılını dünya sahnelerinde ve yeni bestelerle kutlayacak-1" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430785-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>Daimi Şef Cemi'i Can Deliorman: "Berlin ve New York'ta ne varsa CSO'da o olacak"</strong></h3>

<p>CSO Daimi Şefi Cemi'i Can Deliorman, orkestranın iki asırlık köklü geçmişinin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumsal hafızasını temsil ettiğini vurguladı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Orkestra aynı zamanda Cumhuriyet'imizin tarihi. Geçen sezon bu anlamda çok büyük konserler yaptık, çok önemli siparişler gerçekleştirdik. Yeni sezonda etkinlik sayılarımızı, siparişlerimizin sayılarını artırarak, konuk sanatçılarımızın, konuk şeflerimizin, solistlerimizin kalitesini, niteliğini artırarak çok özel bir konser sezonu hazırladık."</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>Uluslararası turnelerin orkestranın temsiliyeti açısından hayati olduğunu belirten Şef Deliorman, yurt dışı ve başkent programına dair şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Dünyanın çok önemli kültür başkentlerinde önemli konser salonlarında çarpıcı etkinlikler yapacağız. Bir orkestra için uluslararası turne yapıyor olmak çok önemli. Orkestramızın ülkemizi temsilen Viyana, Prag, ABD'nin en büyük konser salonlarında konser vermesi, ülkemizin tanıtımı, orkestranın uluslararası işbirlikleri açısından da çok önemli.</i></p>

<p><i>Bu sene kendi evimizde, CSO'nun ana salonunda yapacağımız konserler ayrıca kıymetli. Yeni sezonda Ankara'da dinleyicilerimiz, Berlin'deki, Viyana'daki, Sydney'deki New York ve Paris'teki konser salonlarında nasıl bir içerik dinliyorlarsa, hangi sanatçıları dinleme imkanını buluyorlarsa, CSO'da da o nitelikte bir konser sezonu dinleme fırsatı bulacak. Geçen sene yüzleri bulan bir etkinlik rakamına ulaşmıştık. Bu sene 68 ana etkinliğimiz var, tabii ki orkestra sadece kendi yerleşkesinde konserler vermiyor. Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde çok önemli etkinliklerimiz var. Ankara Arena Spor Salonu'nda dev bir halk konseri organize ediyoruz. Yeni sezon programımızın içinde her şey var yani yok, yok."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>"Dinleyicimize yer yetiştiremiyoruz: üyelik paketleri bir hediye"</strong></h3>

<p>Dinleyicilerin salona gösterdiği yoğun ilgi sebebiyle başlatılan "Armoni 10'lu", "Senfoni 15'li" ve "Maestro 20'li" üyelik sistemine değinen Deliorman, izleyici kitlesiyle kurulan bağı şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın kemikleşmiş, aidiyet duygusu çok yüksek bir dinleyici kitlesi var. Dünyada da bunun eşini bulmak gerçekten kolay değil. Bu bizlerden dinleyicimize bir hediye gibi. Bu üyelik paketleri dinleyicilerimize büyük bir ekonomik kolaylık sunacak ve birçok konseri önceden kendilerinin seçmesini sağlayacak. Dinleyiciler, kendi yerlerini genel satıştan önce alabilecek.</i></p>

<p><i>Orkestramızın en büyük problemlerinden biri, dinleyicimize yer yetiştiremiyoruz. Konserlerimizin biletleri çok hızlı tükeniyor. CSO'yu sanatçılar ve dinleyicilerle bir aile gibi düşünüyoruz. Dinleyicimizin aidiyet ve bağlılık duygusuna çok saygı duyuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın 200. yılına yaraşır harika bir sezon bizi bekliyor."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260910 42430791 42430787 C S O Y E N I S E Z O N D A 200 Y I L L I K B I R I K I M I N I D U N Y A Y I L D I Z L A R I V E Y E N I E S E R L E R L E S A H N E Y E T A S I Y A C A K" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430787-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>CSO Müdürü Altan Kalmukoğlu: "Biz bu ülkenin milli takımıyız"</strong></h3>

<p>CSO bünyesinde 40 yılı aşkın süredir sanatçı ve yönetici olarak çalışan flüt sanatçısı ve CSO Müdürü Altan Kalmukoğlu, dünyada 200 yıllık sürekliliği yakalayan sanat kurumu sayısının çok sınırlı olduğuna dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p><i>"200. yıl, çok az orkestraya nasip olan bir yaş. Dünyada şu anda ismini duyduğunuz çok meşhur orkestraların birçoğu henüz 200 yaşına gelmedi. Osmanlı'dan bu yana süren ve kesintisiz devam eden bir çalışma söz konusu. Savaş dönemlerinde bile orkestramızın sanatçıları cephelerde asker olarak görev yaptı. Her zaman vatanı ve ülkesi için her alanda mücadele verdi."</i></p>
</blockquote>

<p>Sahnede icracı olmanın idari yönetime sağladığı katkıyı ve orkestranın milli misyonunu aktaran Kalmukoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bir yöneticinin muhakkak o sahnenin tozundan geçmesi gerekiyor. Sabah orkestramızın provasına giriyoruz, öğleden sonra yöneticilik gömleğimizi giyip masanın diğer tarafına geçiyoruz. Biz bu ülkenin milli takımıyız. Uluslararası arenada başka orkestralarla yarış içerisinde olmak durumundayız ve bunun için ülkemizin bayrağını en üst seviyeye taşımaya çalışıyoruz. Orkestramızın 200. yılı dolayısıyla dünyanın en büyük solist ve şeflerini, dünya sahnelerinin yıldızlarını Ankaralı seyirciyle buluşturacağız."</i></p>
</blockquote>

<p>Kalmukoğlu ayrıca 12-13 Şubat tarihlerinde seslendirilecek "Sarayda Bir Akşam: Osmanlı Sarayında Avrupa Müziği" konserine dair şu ayrıntıyı paylaştı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Osmanlı tarihinden bugüne kadar olan süreci kapsayan çok önemli bir konser vereceğiz, bizim tarihsel akışımızı anlatan. Bunu hem Ankaralı seyirciyle hem de Külliye'de Sayın Cumhurbaşkanımıza sunacağız. Burada Osmanlı sultanlarının, padişahların, eşlerinin, çocuklarının yapmış olduğu besteleri de seyirciyle buluşturacağız."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260910 42430791 42430789 C S O Y E N I S E Z O N D A 200 Y I L L I K B I R I K I M I N I D U N Y A Y I L D I Z L A R I V E Y E N I E S E R L E R L E S A H N E Y E T A S I Y A C A K" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430789-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>Müdür Yardımcısı Kumsal Germen: "7 genç bestecimizin eseri ilk kez çalınacak"</strong></h3>

<p>CSO Müdür Yardımcısı ve trombon sanatçısı Kumsal Germen ise repertuvara kazandırılan 9 yeni eser siparişinin detaylarını vererek şu bilgileri paylaştı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Hamburg Müzik ve Tiyatro Yüksekokulu profesörü ve çok sayıda ödülün sahibi besteci Wolf Kerschek'in 'Anadolu Rapsodisi' adlı eseri ile Türk besteci Mehmet Ali Sandıkoğlu tarafından yazılan ikinci eser ana salonda seslendirilecek. Mavi Salon'da gerçekleştirilecek 7 eserin prömiyeri ise 3 Mayıs 2027'de 'İnsan Ruhunun Yedi Acı Yüzü' başlığı altında dinleyiciyle buluşacak. Çok değerli bestecilerin 7 eserini dinleyeceğiz. Biz çok heyecanlıyız. Umarız dinleyicilerimiz de keyif alır.</i></p>

<p><i>200 yıl çok büyük ve önemli hepimiz için. Hem genç hem de tecrübeli sanatçılarla bu salonda çalıp bu eserleri seslendirmek bizim için çok büyük keyif."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cumhurbaskanligi-senfoni-orkestrasi-200-yilini-dunya-sahnelerinde-ve-yeni-bestelerle-kutlayacak</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260910-42430791-42430783-c-s-o-y-e-n-i-s-e-z-o-n-d-a-200-y-i-l-l-i-k-b-i-r-i-k-i-m-i-n-i-d-u-n-y-a-y-i-l-d-i-z-l-a-r-i-v-e-y-e-n-i-e-s-e-r-l-e-r-l-e-s-a-h-n-e-y-e-t-a-s-i-y-a-c-a-k.jpg" type="image/jpeg" length="68295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güneş Uçak’ın ölümüne ilişkin dava ertelendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gunes-ucakin-olumune-iliskin-dava-ertelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gunes-ucakin-olumune-iliskin-dava-ertelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’un Atakum ilçesinde bisikletiyle yaya geçidinden karşıya geçmek isterken otomobilin çarpması sonucu 12 yaşında hayatını kaybeden Güneş Uçak’ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Sanık Mustafa Furkan Karapolat’ın aracının hızını hatırlamadığını söylediği duruşmada, sanık avukatları Güneş’in kırmızı ışıkta geçtiğini savundu. Savcılık sanığın 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Duruşma 17 Eylül’e ertelendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Samsun’un Atakum ilçesindeki Türkiş Kavşağı’nda bisikletiyle yaya geçidinden karşıya geçmek isterken otomobilin çarpması sonucu 12 yaşında hayatını kaybeden <strong>Güneş Uçak’</strong>ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Sanık Mustafa Furkan Karapolat’ın aracının hızını hatırlamadığını söylediği duruşmada, sanık avukatları Güneş’in kırmızı ışıkta geçtiğini savundu. Savcılık sanığın taksirli suç kapsamında 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.</p>

<p>Duruşma 17 Eylül’e ertelendi.</p>

<h2><strong>Sanık hızını hatırlamadığını söyledi</strong></h2>

<p>Samsun’un Atakum ilçesindeki Türkiş Kavşağı’nda 12 yaşındaki <strong>Güneş Uçak</strong>’ın hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin davanın ilk duruşması görüldü.</p>

<p>Duruşmada sanık Mustafa Furkan Karapolat, olay sırasında aracının hızını hatırlamadığını söyledi. Sanık avukatları ise Güneş’in kırmızı ışıkta geçtiğini ileri sürerek müvekkillerinin kusursuz olduğunu savundu.</p>

<p>Mahkeme, yeniden bilirkişi raporu alınması talebini reddetti. Savcılık ise sanığın taksirli suç kapsamında <strong>2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını</strong> talep etti.</p>

<p>Duruşma, 17 Eylül saat 10.30’a ertelendi.</p>

<h3><strong>Aileden “adalet” çağrısı</strong></h3>

<p>Duruşmanın ardından <strong>Güneş Uçak</strong>’ın ailesi ve yakınları adliye önünde açıklama yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile, Güneş’i güvenli olması gereken bir yaya geçidinde bisikletiyle karşıya geçmek isterken meydana gelen trafik kazasında kaybettiklerini belirtti. İlk değerlendirmelerde Güneş’in yaya geçidinde bisiklet sürdüğü gerekçesiyle kusurlu gösterilmesine tepki gösteren aile, kazadaki tüm sorumluluk ve ihmallerin ortaya çıkarılmasını istedi.</p>

<p>Açıklamada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52. maddesine de dikkat çekildi. Sürücülerin yaya geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltması, yol, görüş, hava ve trafik koşullarına göre uygun hızla seyretmesi ve gerekli güvenli mesafeyi koruması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Bir çocuğun hayatını kaybettiği olayda tüm kusur ve ihmallerin tarafsız biçimde ortaya çıkarılması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Bizim talebimiz adalet, hesap verebilirlik ve cezasızlığın son bulmasıdır” denildi.</p>

<h3><strong>Alkaç: “Bir kentin yüreğini yakan mesele”</strong></h3>

<p><strong>Güneş Uçak</strong>’ın avukatı ve YENİ Parti İlkadım İlçe Başkanı <strong>Umut Alkaç</strong> da adliye önünde açıklama yaptı.</p>

<p>Alkaç, Güneş’in ölümünün yalnızca ailesinin yaşadığı bir acı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek kent yönetimine yönelik eleştirilerde bulunarak şöyle konuştu:</p>

<p><i>“Bir ailenin yüreğini değil, bir kentin, bir şehrin yüreğini yakan bir meseledir. Bu kentin idarecilerine sesleniyoruz, bu kenti yönetenlere sesleniyoruz. Bizim çocuklarımız güvende değil, bizim hayvanlarımız güvende değil, bizim yeşilimiz güvende değil. Bizim kadınlarımız güvende değil.”</i></p>

<p>Davanın bir sonraki duruşması <strong>17 Eylül saat 10.30’da</strong> görülecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gunes-ucakin-olumune-iliskin-dava-ertelendi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gunes-ucak-in-olumune-iliskin-dava-basladi-du-20224897-amp.jpg" type="image/jpeg" length="74257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakırda rekor yükselişin ardından ‘balon’ riski: Fiyatlar nereye gidiyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakirda-rekor-yukselisin-ardindan-balon-riski-fiyatlar-nereye-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakirda-rekor-yukselisin-ardindan-balon-riski-fiyatlar-nereye-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakırın ton fiyatı 15 bin dolar seviyesine yaklaşırken, yükselişin ne kadar daha süreceğine ilişkin soru işaretleri de artıyor. Londra Metal Borsası'nda bakır, 11'inci haftayı da kazançla tamamlamaya hazırlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bakır fiyatları </strong>rekor seviyelere yakın hareket ederken, piyasada yükseliş trendinin ne kadar devam edeceği gündemdeki yerini koruyor.</p>

<p>Londra Metal Borsası'nda (LME) bakırın 11'inci haftayı da yükselişle tamamlaması bekleniyor. Ton fiyatı ise son dönemdeki artışların ardından 15 bin dolar seviyesine yaklaştı.</p>

<h2><strong>ABD'ye yönelen bakır sevkiyatları arzı etkiledi</strong></h2>

<p>Bakırdaki yükselişte, yüz binlerce tonluk sevkiyatın ABD pazarına yönelmesi etkili oldu. ABD'ye yapılan bu sevkiyatlar, diğer bölgelerdeki bakır arzının azalmasına yol açtı.</p>

<p>Doların değer kaybetmesi de fiyatları destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Bunun yanı sıra veri merkezlerinden kaynaklanacak bakır talebine ilişkin olumlu beklentiler de yükselişe katkı sağladı.</p>

<p>Ancak analistler, fiyatları destekleyen bazı unsurların kalıcı olmayabileceğine işaret ediyor. Bu durumun, bakırda elde edilen kazanımların korunmasını zorlaştırabileceği değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>Natixis'ten bakır fiyatlarına 'balon' uyarısı</strong></h3>

<p>Natixis analisti Bernard Dahdah, piyasanın mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmesinde "balon riskine dikkat çekiyoruz" dedi. Dahdah'a göre bakır fiyatları, temel göstergeler ve nihai tüketici talebinden ziyade farklı etkenlerin etkisiyle şekilleniyor.</p>

<p>Analist, ABD'ye yapılan ithalatta ortaya çıkan fiyat farklarından yararlanmayı sağlayan arbitraj fırsatlarının piyasada etkili olduğunu belirtti. Kısa vadeli spekülatif sermayenin de fiyat hareketlerinde önemli bir rol oynadığına dikkati çekti.</p>

<p>Piyasaların takip ettiği bir diğer başlık ise cuma günü açıklanacak ABD enflasyon verisi olacak. Enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi, daha yüksek faiz ihtimalini güçlendirebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böyle bir tablo, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasında daha sıkı bir tutum benimsemesi olasılığını artırabilir. Bu ihtimalin güçlenmesi halinde baz metal fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bloomberg</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakirda-rekor-yukselisin-ardindan-balon-riski-fiyatlar-nereye-gidiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/bakir-fiyatlarinda-tarihi-rekor-beklentisi-dev-yatirim-bankasindan-2030-tahmini.jpg" type="image/jpeg" length="33424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 12 Eylül’ün perde arkasını anlattı: "Kanlı terör neden bir anda kesildi, açıklayamadılar"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Darbe öncesinde yaşanan siyasi ve toplumsal atmosferi anlatan Akkoç, darbenin ardından değişen siyasi dengelere, Turgut Özal’ın yükselişine ve 1983 seçimlerine uzanan sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akkoç, darbe gerekçesi gösterilen şiddetin bir gün içinde sona ermesine dikkat çekerek “Kanlı terör neden bir anda kesildiğini açıklayamadılar” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci <strong>Fethi Akkoç</strong>, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Akkoç, darbe öncesindeki siyasi atmosferden Kenan Evren liderliğindeki askeri yönetimin uygulamalarına, Turgut Özal’ın siyasi geleceğinden 1983 seçimlerine uzanan süreçte yaşananları anlattı.</p>

<p>Akkoç, 12 Eylül öncesinde sağ ve sol görüşlü gençlerin sokaklara döküldüğünü, toplumun yaşanan şiddet olaylarından ciddi biçimde rahatsız olduğunu belirterek, darbenin ardından yaşananlara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>“Kanlı terör neden bir anda kesildiğini bir türlü açıklayamadılar”</strong></h2>

<p>12 Eylül öncesindeki atmosferi anlatan Akkoç, sağ ve sol görüşlü gençler arasındaki çatışmaların toplumu yorduğunu söyledi. Akkoç, darbenin gerekçesi olarak gösterilen olayların darbenin hemen ardından sona ermesine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül 1980 darbesi sırasında, 12 Mart öncesinde olduğu gibi sağcı ve solcu gençler sokağa dökülmüş, anarşi hortlamıştı. Vatandaş anarşiden, günlük olaylardan ve gençlerin birbirini öldürmesinden bıkmış, ciddi şekilde rahatsız hale gelmişti.</p>

<p>Ancak 12 Eylül darbesini yapanlar, darbeden bir gün sonra, darbe için gerekçe olarak gösterilen olayların ve kanlı terörün neden bir anda, bir gün içinde kesildiğini bir türlü açıklayamadılar.</p>

<p><i>Askeri müdahaleye uygun şartların oluşması için solcu ve sağcı gençleri sokaklara döküp kan akıtanlar, istediklerini maalesef yine elde etmişlerdi.</i>”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’nin dış politikasında ve ekonomik yapısında önemli değişiklikler yaşandığını savundu. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü de bu sürecin önemli başlıklarından biri olarak değerlendiren Akkoç, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Askeri yönetimleri ve parlamento dışı hükümetleri, kendi istediklerini kabul ettirebilmek için uygun gören Amerikalılar, 12 Eylül darbesinden sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, dönemin ekonomik gelişmelerine ilişkin ise tütün tekeli kanununun kaldırılmasını örnek gösterdi:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından tütün tekeli kanunu kaldırılarak Türk tütünü yerine ithal Virginia tütünü getirildi ve Türk sigarası yerine Amerikan sigarası piyasaya girdi. Tütün tekeli kanununun kaldırılmasıyla da tütün satan bir ülke olan Türkiye, tütün ithal eder hale getirildi”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmesinin yolu açıldı”</strong></h3>

<p>12 Eylül darbesinin siyasi sonuçlarına da değinen Akkoç, başta Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel olmak üzere siyasi parti liderlerine getirilen yasakların yeni bir siyasi yapılanmanın önünü açtığını söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesiyle başta Ecevit ve Demirel olmak üzere bütün siyasi partilerin yöneticilerine siyaset yasağı getirildi. Böylece Türkiye’de siyasetin yeni partiler ve yeni yüzlerle yeniden dizayn edilmesinin yolu açılmış oldu.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, bu sürecin yalnızca Türkiye içindeki siyasi dengelerle açıklanamayacağını savunarak, dönemin MİT Ekonomik İşler Dairesi Başkanı Mahir Kaynak’ın açıklamalarına da dikkat çekti.</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Ekonomik İşler Dairesi Başkanı olarak görev yapan Profesör Mahir Kaynak, Cumhuriyet gazetesinde Yüneyt Arcayürek’le yaptığı bir söyleşide, Demirel hükümetinin uyguladığı bağımsız ekonomik politika nedeniyle Amerikalılar tarafından devrileceğini bir ay önceden yönetime rapor olarak bildirdiğini açıklamıştı.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Kenan Evren’in açıklaması: “Her türlü gayret gösterilecek”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül lideri Orgeneral Kenan Evren’in darbeden kısa süre sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşü konusunda yaptığı açıklamayı da hatırlattı:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül’ün lideri Orgeneral Kenan Evren, 15 Eylül tarihinde düzenlediği basın toplantısında Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönebilmesi için gerekli her türlü gayretin gösterileceğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye’nin Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü alelacele veto etmeden kabul etmesiyle Türkiye, Yunanistan’la arasındaki Kıbrıs, 12 Adalar, kıta sahanlığı, Ege Denizi ve Fırat hattı problemlerinin çözümünde ve ayrıca Avrupa Birliği ile ilişkilerinde kullanabileceği çok önemli bir siyasi kozu kaybetmiş oldu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Darbeciler siyasetçiden çok siyasetçi gibi davrandı”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül’ün dikkat çeken yönlerinden birinin de askeri yönetimin siyasi yapılanma konusunda izlediği yöntem olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesinin bir başka önemli tarafı da darbeyi yapanların siyasetçiden çok siyasetçi, politikacıdan çok politikacı gibi davranmış olmasıydı.”</p>

<p>12 Eylül’den hemen sonra, 14-15 Eylül günlerinde Ankara kulislerinde Güven Partisi Genel Başkanı Profesör Turan Feyzioğlu’nun başbakan, Zeyyat Baykara’nın ise başbakan yardımcısı olacağı konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştı.”</p>
</blockquote>

<p>O dönemde Tercüman gazetesinde çalıştığını belirten Akkoç, yaşananları şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Hiç unutmam, o dönemde çalıştığım Tercüman gazetesinde Avrupa baskılarına bakıyordum. Bu siyasi gelişmeler ve Feyzioğlu’nun başbakanlığı konusu tartışılırken köşe yazarı Kurtul Altuğ, Feyzioğlu’nun başbakan olacağını söylemişti. Ben de, ‘Askerler diğer darbelerden farklı olarak kamuoyuna, halka ve belli görevlerde bulunanlara karşı çok dikkatli davranıyorlar. Politikacıdan fazla politikacı gibi davranıyorlar’ dedim.</p>

<p>Üç milletvekili olan Güven Partisi’nin genel başkanını büyük tepki alacağı düşüncesiyle başbakan yapmadılar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı"</strong></h3>

<p>Akkoç, 20 Eylül’de Bülent Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla daha önceki siyasi senaryonun değiştiğini belirtti.</p>

<blockquote>
<p>“Feyzioğlu’nun başbakan olması mümkün değildi, yapmazlardı. Çünkü bu arada Ferit Melen hükümetinin senaryosunu uyguluyorlardı.</p>

<p>Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı. Demirel hükümetinin bakanlar üstü bürokratı Turgut Özal, darbecilerin kurduğu hükümette ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. Yani adeta fiili başbakan durumuna geldi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında Türkiye’de yeni siyasi partilerin kurulacağına ilişkin kulislerin hızlandığını, bu süreçte Turgut Özal’ın da parti kuracağının konuşulduğunu söyledi.</p>

<p>1982 yılının Şubat ayında Almanya’da olduğunu belirten Akkoç, Tercüman gazetesinde Yavuz Donat’ın Özal’la yaptığı görüşmenin dokuz sütun manşetten yayımlandığını anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“‘Özal'ın hiç kimse gocunmasın, parti kurmayacağım’ şeklindeki sözleri şok etkisi yarattı. Bu açıklama bende de şok etkisi yarattı. Benim değerlendirmeme göre Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti.</p>

<p>Çünkü yeniden siyasi yapılanmaya gidileceği, bütün partilere, her partiye, her adaya ve her lidere izin verilmeyeceği biliniyordu. Benim tahminime göre Özal’ın parti kuracağı kesindi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Özal bana, "Ben öyle söylemedim" dedi"</strong></h3>

<p>Ankara’ya döndükten sonra 28 Mart’ta Turgut Özal’dan randevu aldığını anlatan Akkoç, kendisine parti kurmayacağı yönündeki açıklamasını sorduğunu belirtti. Özal’ın sözlerinin yanlış değerlendirildiğini söylediğini aktaran Akkoç, görüşmeyi şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Özal bana, ‘Ben öyle söylemedim. Yavuz onu yanlış değerlendirmiş. O konuşmada ben de bugün için parti kurmayı düşünmüyorum dedim’ dedi.</p>

<p>‘Hiç kimse gocunmasın’ ifadesinin doğru olduğunu, ancak ‘Bugün için parti kurmayı düşünmüyorum. Ama gelecekte şartlar ne olur, onu bilemem’ şeklinde konuştuğunu söyledi. Yavuz Donat’ın sözlerini yanlış değerlendirdiğini belirtti. Ben beklediğim cevabı almıştım”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım"</strong></h3>

<p>Akkoç, görüşmede Özal’a 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde üst düzey görevlerde bulunmasını da sorduğunu anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından Özal’a, ‘Efendim, 12 Mart darbesi sırasında da Planlama Müsteşarıydınız. 12 Eylül darbesi sırasında yine Planlama Müsteşarıydınız. Burada daha yetkili şekilde, bakanlar üstü bürokrat unvanınız vardı. Bu sadece tesadüf mü?’ diye sordum. Özal bu soru karşısında şaşırdı ve “Tesadüfler var” dedi. Görüşmenin en dikkat çekici bölümü Özal’ın darbeler hakkındaki değerlendirmesiydi, bana "27 Mayıs’ da, 12 Mart da, 12 Eylül de neticeleri itibarıyla Türkiye’yi kurtarmak için yapılmıştır. 12 Eylül ise diğerlerinden daha farklıdır ve başarılıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım. Çünkü orada diğer bütün darbelere sahip çıkıyor, 12 Eylül’e ise ayrıca sahip çıkıyordu. 12 Eylül’ü diğerlerinden daha başarılı olarak değerlendiriyordu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında eski siyasi liderlerin yasaklı olduğu ve yeni siyasi yapılanmanın şekillendirildiği dönemi de anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Seçim ortamına girildiğinde eski liderler yasaklıydı. Bütün partilerin liderleri yasaklıydı. Eski liderlere yakınlığıyla bilinen kişiler dahi veto edildi. Partiler veto edildikçe üç partinin seçime girmesine izin verildi: Anavatan Partisi, Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Halkçı Parti.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin başında Turgut Sunalp vardı. Askerlerin ‘abi’ dedikleri, çok sevdikleri ve ordu içerisinde çok sevilen bir liderdi Turgut Paşa.</p>

<p>Anavatan Partisi’nin başında başbakan yardımcısı vardı, yani askerlerin kurduğu hükümetin başbakan yardımcısı Turgut Özal’dı. Halkçı Parti’nin başında ise Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp vardı.</p>

<p>Yani biri askerlerin çok yakın gördüğü bir isim, biri başbakan yardımcısı, diğeri de Başbakanlık Müsteşarıydı. Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal’ın vetosu orada önlendi”</strong></h3>

<p>Akkoç, diğer siyasi aktörlerin veto edildiğini, hatta eski siyasi liderlerle yakınlığı bulunan isimlerin de seçim sürecinin dışında bırakıldığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Diğer partilerin hiçbiri seçime sokulmadı, veto edildi. Hatta eski partilerle ve eski liderlerle yakınlığı bilinen kişiler de veto edildi. İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü bile veto edildi. Konseyde görev yapan komutanlar ve generaller, Anavatan Partisi’nin ve Turgut Özal’ın veto edileceğini düşünüyorlardı. Açıkçası ‘Olmaz, getirilmez, olmaz’ diyorlardı.</p>

<p>Veto işlemleri 30 Eylül’e kadar yapıldı. 15 Eylül tarihinde Amerikalı üst düzey bir yetkili geldi ve Evren’le görüştü. Özal’ın vetosu orada önlendi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“MDP beklenirken Turgut Özal iktidara geldi”</strong></h3>

<p>Akkoç, 1983 seçimlerine giden süreçte askeri yönetimin beklentisinin Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin iktidara gelmesi yönünde olduğunu ancak sonuçların farklı çıktığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“MDP’nin iktidara getirileceği beklenirken Turgut Özal iktidara geldi. Yeni yapılanma böylece gerçekleşti. 12 Eylül de görevini bu şekilde yerine getirmiş oldu.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-07-155535.png" type="image/jpeg" length="17195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katarakt ameliyatı için görmenin tamamen kaybolmasını beklemek gerekmiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu, katarakt ve tedavisindeki güncel gelişmeleri anlattı. Burcu, katarakt ameliyatı için görmenin ileri derecede azalmasının beklenmesine gerek olmadığını belirterek, ameliyat zamanının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu</strong> oldu. Katarakt hastalığı ve tedavisindeki son gelişmelerin ele alındığı programda Burcu, kataraktın nedenlerinden ameliyat zamanına, yeni nesil merceklerden ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenlere kadar önemli bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Katarakt yaşlanmanın belirtilerinden biri</strong></h2>

<p>Kataraktın, gözün içindeki saydam merceğin zaman içerisinde elastikiyetini ve saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Burcu, bu süreci cildin kırışması ve saçların beyazlaması gibi yaşla birlikte gelişen değişikliklere benzetti.</p>

<p>En sık görülen katarakt türünün yaşa bağlı katarakt olduğunu ifade eden Burcu, genetik yatkınlığın hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-53.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Güneş ışınları zarar veriyor!</strong></h2>

<p>Katarakt gelişiminde güneş ışınlarının önemli bir etken olduğunu belirten Burcu, beslenme ve yaşam koşullarının da hastalığın gelişim sürecini etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p>Kataraktın nadiren çocukluk çağında da görülebildiğini anlatan Burcu, annenin hamilelik sırasında geçirdiği bazı enfeksiyonlar, genetik faktörler, travmalar ve özellikle uzun süreli kortizon kullanımının katarakt gelişimine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Diyabet kataraktın daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor</strong></h2>

<p>İleri yaşlarda özellikle diyabetin kataraktın daha erken ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burcu, diyabetin ameliyat süreci ve sonrasında da dikkate alınması gereken önemli bir hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Diyabetli hastalarda göz sağlığının yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Burcu, ameliyat sonrasında da güneş ışınlarından iyi korunmanın önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katarakt gelişimini mümkün olduğunca geciktirmek için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulayan Burcu, karbonhidrat ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenme, yüksek ultraviyole korumasına sahip kaliteli güneş gözlüğü ve gerektiğinde şapka kullanımının göz sağlığını korumaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-13-58.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Ameliyat için kataraktın ilerlemesini beklemek gerekmiyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatının zamanlamasının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Burcu, geçmişte olduğu gibi görmenin ileri derecede azalmasını beklemenin artık gerekli olmadığını belirtti.</p>

<p>Hastanın görmesi iyiyse, katarakt günlük yaşamını etkilemiyorsa ve gözlükle yeterli görme keskinliği sağlanabiliyorsa ameliyatın bekletilebileceğini ifade eden Burcu, buna karşılık kataraktın kişinin yaşam kalitesini ve günlük faaliyetlerini etkilemeye başlaması halinde ameliyatın planlanabileceğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatını gereğinden fazla geciktirmenin de doğru olmadığını vurgulayan Burcu, ileri derecede sertleşmiş kataraktın cerrahiyi zorlaştırabileceğini ve komplikasyon riskini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-26-11.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Yeni ameliyat yöntemleri ile hastalar daha hızlı iyileşiyor</strong></h2>

<p>Kataraktın günümüzde tek tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Burcu, cerrahi tekniklerde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.</p>

<p>Geçmişte çok daha büyük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatların artık oldukça küçük kesilerden yapılabildiğini anlatan Burcu, bu gelişmenin hem cerrahi süreci kolaylaştırdığını hem de hastaların ameliyat sonrasında günlük ve sosyal yaşamlarına daha hızlı dönmelerine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>Katarakt ameliyatında göz içine yerleştirilen merceklerin biyolojik uyumluluğu yüksek materyallerden üretildiğini belirten Burcu, bu merceklerin kullanım ömrünün yaklaşık 100 yıl olduğunu ve normal koşullarda hastanın ilerleyen yıllarda merceğinin değiştirilmesinin gerekmediğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Akıllı mercek” seçiminde hastanın ihtiyacı belirleyici</strong></h2>

<p>Halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen yeni nesil göz içi merceklere de değinen Prof. Dr. Burcu, bu merceklerin yakın, orta ve uzak mesafelerde dengeli görme sağlamayı hedeflediğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatında tek odaklı veya çok odaklı merceklerin tercih edilebildiğini belirten Burcu, mercek seçiminde hastanın günlük yaşamının, mesleğinin ve görme beklentisinin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Uzak, orta ve yakın mesafeyi mümkün olduğunca gözlüksüz görmek isteyen hastalarda üç odaklı merceklerin tercih edilebildiğini, uzak görüşün öncelikli olduğu hastalarda ise tek odaklı merceklerin daha uygun olabileceğini anlatan Burcu, bu durumda yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrasında bebeklik dönemindeki gibi kusursuz bir görüş beklentisinin gerçekçi olmayacağını belirten Burcu, en doğru yaklaşımın hastanın beklentisini iyi anlamak ve ihtiyacına uygun merceği seçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="figen balcı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-44.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Her katarakt ameliyatı sadece damla anesteziyle yapılmıyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatlarında hastanın durumuna göre farklı anestezi yöntemlerinin uygulanabildiğini anlatan Prof. Dr. Burcu, ameliyata uyum sağlayabilecek hastalarda damla anestezisinin yeterli olabildiğini söyledi.</p>

<p>Yoğun kaygısı bulunan, işitme sorunu veya ameliyat sırasında iletişimi güçleştirecek özel bir durumu olan hastalarda sedasyon ya da farklı anestezi yöntemlerinin tercih edilebildiğini belirten Burcu, çocuk hastaların ise genel anestezi altında ameliyat edildiğini ifade etti.</p>

<p>Yeni cerrahi tekniklerle çok küçük kesilerden ameliyat yapılabildiği için geçmişte olduğu gibi gözün uzun süre kapatılmasının her hastada gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Burcu, bazı hekimlerin gözü hiç kapatmayabildiğini, bazılarının ise bir veya iki gün süreyle koruma önerebildiğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrası hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Burcu, özellikle ilk 48 saatin dikkat gerektirdiğini, yaklaşık 10 gün boyunca ameliyat edilen göz ve çevresinin doğrudan suyla temasından kaçınılması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“İki gözü aynı anda ameliyat etmeyi tercih etmiyoruz”</strong></h2>

<p>Her iki göze aynı anda katarakt ameliyatı yapmayı rutin olarak tercih etmediklerini belirten Prof. Dr. Burcu, bir gözün ameliyatından en az üç gün sonra, genellikle de yaklaşık bir hafta içerisinde diğer gözün ameliyat edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Genel anestezi alması gereken ve ikinci kez anestezi uygulanmasının sağlık açısından risk oluşturduğu çok özel hastalarda iki gözün aynı seansta ameliyat edilebildiğini belirten Burcu, bu durumda ikinci göze geçilirken tamamen yeni bir ameliyat yapılıyormuş gibi cerrahi hazırlığın ve kullanılan malzemelerin yenilendiğini anlattı.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-29-56.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Katarakt tekrarlamaz</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatından sonra hastalığın yeniden oluşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Burcu, bazı hastalarda iyileşme sürecinde göz içindeki arka kapsülde opaklaşma gelişebildiğini söyledi.</p>

<p>Halk arasında zaman zaman “katarakt yeniden oluştu” veya “gözde kireçlenme oldu” şeklinde ifade edilen bu durumun kataraktın tekrarlaması anlamına gelmediğini belirten Burcu, arka kapsül opasitesi olarak adlandırılan tablonun basit bir lazer işlemiyle giderilebildiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-35-52.jpg" type="image/jpeg" length="12134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİ PROMOSYONLARI 2026 EYLÜL GÜNCEL LİSTE: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların emekli müşterilere yönelik promosyon kampanyaları yakından takip ediliyor. ING, Akbank, İş Bankası, QNB, Vakıf Katılım, Garanti BBVA ve kamu bankalarının açıkladığı fırsatlarda maaş miktarına göre farklı ödeme seçenekleri bulunuyor. Bazı kampanyalarda doğrudan nakit promosyonun yanı sıra kart harcaması, otomatik ödeme talimatı ve çeşitli bankacılık ürünlerinin kullanılması karşılığında ek avantajlar da sunuluyor. İşte Eylül 2026 itibarıyla bankaların açıkladığı emekli promosyonları...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/eylul-ayi-emekli-maas-promosyonu.webp" type="image/jpeg" length="64412"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="24381"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="41328"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="38216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="84435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="46278"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92298"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="15310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="48624"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, ruhu zorluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu "Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi" programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bilge Bilgin Kapucu, teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sosyal medyanın yalnızlaşma, kaygı ve dikkat dağınıklığını artırabileceğine dikkat çeken Kapucu, yapay zekanın insanın duygu dünyasını, klinik muhakemesini ve bir psikiyatristin şefkatini bütünüyle taklit edemeyeceğini vurgulayarak teknoloji kullanımında dengenin önemine işaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. <strong>Bilge Bilgin Kapucu</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>”programına konuk oldu. Teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Kapucu, sosyal medyanın yalnızlaşma ve kaygıyı artırabildiğini, yapay zekânın ise sağlık alanında önemli katkılar sunmasına rağmen insanın duygu dünyasını ve klinik değerlendirmesini bütünüyle taklit edemeyeceğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Son 30-40 yılda toplum büyük bir değişim yaşadı”</strong></h2>

<p>Son 30-40 yılda teknolojinin yaşamın merkezine yerleştiğini belirten Dr. Kapucu, özellikle pandemi döneminde insanların zorunlu izolasyon nedeniyle teknolojiyle çok daha yoğun bir ilişki kurduğunu ifade etti.</p>

<p>Teknolojinin bir yandan insanların yalnızlık hissini azaltmasına yardımcı olduğunu, diğer yandan ise yalnızlaşmanın önemli nedenlerinden biri haline gelebildiğini söyleyen Kapucu, bu değişimin ruh sağlığı üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19" class="detail-photo img-fluid" height="718" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719.jpeg" width="1290" /></p>

<h2><strong>“Ruhsal hastalıklar arttı”</strong></h2>

<p>Yapılan araştırmaların son 30 yılda ruhsal hastalıkların arttığını gösterdiğini belirten Kapucu, bunun yalnızca daha fazla kişinin sağlık hizmetine başvurması ve tanı almasıyla açıklanamayacağını söyledi.</p>

<p>Toplumdaki yaşam biçiminin ve sosyal normların değişmesinin de bu artışta etkili olduğunu ifade eden Kapucu, özellikle sosyal medyanın anksiyete ve yalnızlaşmayı artırabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Eskiden gençlerin ağırlıklı olarak yüz yüze sosyalleştiğini hatırlatan Kapucu, bugün dijital iletişimin gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığını ve bunun ruh sağlığı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“İnsan beyni sadece matematikten ibaret değil”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın çalışma prensibini de değerlendiren Kapucu, bu sistemlerin büyük veri ve matematiksel algoritmalar üzerine kurulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerinin insan beynini taklit etmeye çalıştığını belirten Kapucu, psikiyatri uzmanları ve nörobilimcilerin bile beynin çalışma mekanizmasını tam olarak çözemediğini ifade etti.</p>

<p>İnsan beyninin yalnızca verileri işlemeyen, aynı zamanda bedenden gelen sinyalleri, hisleri ve duygusal deneyimleri de değerlendiren çok daha karmaşık bir yapı olduğunu söyleyen Kapucu, mevcut yapay zekâ sistemlerinin bu yönüyle insan beynini tam anlamıyla karşılayamadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Yapay zekâdan yararlansanız da son sözü uzmana bırakın</strong></h2>

<p>Yapay zekânın birçok alanda başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Kapucu, buna rağmen elde edilen bilgilerin mutlaka alanında uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Yapay zekâya ne kadar veri yüklerseniz, size ancak o kadar sonuç verebilir.” diyen Kapucu, uzman denetimi olmadan kullanılan yapay zekâ uygulamalarında hata ve eksikliklerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“Psikiyatristin bilgeliği ve şefkatini makinadan bekleyemeyiz”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın artık hayatın bir parçası olduğunu belirten Kapucu, bunu reddetmenin ya da tamamen uzak durmanın gerçekçi olmadığını söyledi.</p>

<p>Radyoloji gibi alanlarda yapay zekânın tanıya önemli katkılar sunduğunu ifade eden Kapucu, psikiyatride ise tanının yalnızca verilerle değil, hekimin klinik deneyimi, gözlemleri, düşünceleri ve empatisiyle konulduğunu vurguladı.</p>

<p>Buna karşın yapay zekânın psikiyatride takip ve izlem süreçlerinde yararlı olabileceğini belirten Kapucu, konuşma hızı, rutin alışkanlıklar ve davranış değişiklikleri gibi verileri analiz ederek hastalığın seyri hakkında önemli geri bildirimler sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bazı kişilerin yargılanma korkusu, güven problemleri veya sosyalleşmeyi tercih etmemeleri nedeniyle zaman zaman bir psikiyatrist yerine yapay zekâ ile iletişim kurmayı seçebileceğini belirten Kapucu, buna rağmen hiçbir teknolojinin bir psikiyatri uzmanının bilgeliğini, klinik muhakemesini ve şefkatini yerine koyamayacağını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Teknolojiye fazla maruz kalmak dikkat eksikliğine yol açıyor”</strong></h2>

<p>Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ancak insanların gerçek sosyal ilişkilerini koruması gerektiğini vurgulayan Kapucu, yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsanların kendilerine teknolojiden tamamen uzak, sakin zamanlar ayırmasının önemine dikkat çeken Kapucu, telefon, tablet ve bilgisayar bildirimlerine sürekli maruz kalmanın dikkat dağınıklığına ve kaygıya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>“Anı yaşayabilmek çok kıymetli” diyen Kapucu, ruh sağlığını korumanın en önemli yollarından birinin gerçek ilişkiler içinde kalmak ve teknoloji kullanımında dengeyi sağlayabilmek olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013720.jpeg" type="image/jpeg" length="24559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="55640"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="36783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="91928"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="50042"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="71158"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="36956"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="10195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="82602"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
