<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2026 16:54:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD-İran gerilimi Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğini durma noktasına getirdi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/abd-iran-gerilimi-hurmuz-bogazindaki-tanker-trafigini-durma-noktasina-getirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/abd-iran-gerilimi-hurmuz-bogazindaki-tanker-trafigini-durma-noktasina-getirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran ile ABD arasındaki gerilim, küresel enerji ticaretinin önemli geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğini etkiledi. Kpler verilerine göre pazartesi günü boğazdan yalnızca iki tanker geçerken, Vortexa verileri günlük petrol geçişinin 5 milyon varile kadar gerilediğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hürmüz Boğazı</strong>’nda tanker hareketliliği, İran ile ABD arasında 28 Şubat’tan bu yana devam eden gerilimin etkisiyle düşük seviyelere indi. İran’ın geçişlere izin vermemesi nedeniyle pazartesi günü boğazdan yalnızca iki tanker geçerken, bu sayı savaşın başlangıcından bu yana kaydedilen en düşük günlük geçiş olarak kayıtlara geçti.</p>

<h2><strong>Hürmüz Boğazı’nda tanker geçişleri azaldı</strong></h2>

<p>Belçika merkezli gemi takip şirketi Kpler’ın verilerine göre, pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan sadece iki tanker geçti. Böylece bölgedeki tanker trafiği, gerilimin başladığı tarihten bu yana en düşük günlük seviyeye geriledi.</p>

<p>İran’ın boğazdan geçişlere izin vermemesi, bölgedeki deniz ulaşımını doğrudan etkiledi. Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olarak öne çıkarken, bölgedeki tanker hareketliliğinde yaşanan düşüş enerji akışına da yansıdı.</p>

<h3><strong>Çok sayıda tanker Hürmüz Boğazı’na yöneldi</strong></h3>

<p>Kpler tarafından paylaşılan verilere göre, bugün Türkiye saatiyle 09.57 itibarıyla çok sayıda gaz ve ham petrol tankeri Umman Körfezi üzerinden Hürmüz Boğazı’na giriş yaptı.</p>

<p>Boğaza yönelen tankerlerin sayısında yeniden hareketlilik görülmesine rağmen bölgedeki enerji taşımacılığının önceki seviyelere ulaşmadığı belirtildi. Böylece tanker geçişlerinde artış yaşansa da Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışı düşük seviyesini korudu.</p>

<h3><strong>Hürmüz Boğazı’ndan günlük petrol geçişi 5 milyon varile düştü</strong></h3>

<p>İngiltere merkezli gemi takip şirketi Vortexa’nın verileri de Hürmüz Boğazı’ndaki petrol taşımacılığında yaşanan gerilemeyi ortaya koydu. Şirketin verilerine göre, dün boğazdan geçen petrol miktarı günlük 5 milyon varile kadar indi.</p>

<p>Pazar gününe kadar geçen yedi günlük dönemde ise Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrol miktarının günlük ortalama 6 ila 7 milyon varil arasında olduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Enerji akışı önceki seviyelerin altında kaldı</strong></h3>

<p>Kpler ve Vortexa tarafından açıklanan veriler, Hürmüz Boğazı’nda tanker trafiğinin ve petrol geçişlerinin önceki seviyelere kıyasla gerilediğini ortaya koydu. Pazartesi günü yalnızca iki tanker geçişinin kaydedilmesi, savaşın başlangıcından bu yana görülen en düşük günlük tanker trafiği oldu.</p>

<p>Boğaza gaz ve ham petrol tankerlerinin yeniden yönelmesine rağmen enerji akışının önceki seviyelerin altında kaldığı belirtildi. İran ile ABD arasındaki gerilimin devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımı ve tanker hareketliliği düşük seviyelerde seyretmeye devam etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/abd-iran-gerilimi-hurmuz-bogazindaki-tanker-trafigini-durma-noktasina-getirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/iran-hurmuz-bogazinda-alternatif-rotayi-kullanan-gemide-yangin-cikti.png" type="image/jpeg" length="48040"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fransa’da siber saldırılar arttı: Hükümet veri güvenliğini güçlendirecek]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fransada-siber-saldirilar-artti-hukumet-veri-guvenligini-guclendirecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fransada-siber-saldirilar-artti-hukumet-veri-guvenligini-guclendirecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa’da kamu kurumlarına yönelik siber saldırılar arttı. Maliye Bakanı Roland Lescure, veri güvenliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtirken hükümet yeni siber güvenlik önlemleri için çalışma başlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Fransa</strong>’da son dönemde kamu kurumlarına yönelik <strong>siber</strong> saldırıların artması, devletin veri güvenliği politikalarını yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Maliye Bakanı Roland Lescure, ulusal mali kurumları hedef alan saldırılara ilişkin değerlendirmesinde siber güvenlik alanında daha güçlü önlemlere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p>

<p>Lescure, BFMTV’de katıldığı programda son dönemde gerçekleştirilen siber saldırılar ve bu saldırılarda <strong>kişisel veriler</strong>in ele geçirilmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Durumun ciddiyetinin farkında olduklarını belirten Lescure, verileri saldırılar nedeniyle çalınan kişilerden <strong>hükümet</strong> adına özür diledi.</p>

<h2><strong>Fransa’da siber güvenlik kapasitesi gündemde</strong></h2>

<p>Lescure, son yıllarda siber saldırıların çeşitlendiğine dikkati çekerek Fransa’nın bu tehditlerle mücadelede mevcut kapasitesinin yeterli olmadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Teknolojik yönetişim sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini belirten Lescure, kamu kurumlarında siber güvenlik seviyesinin artırılmasının önemine işaret etti. Veri güvenliğinin güçlendirilmesi için teknolojik altyapıların ve koruma mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<h3><strong>Kamu kurumları siber saldırıların hedefinde</strong></h3>

<p>Fransa’da son dönemde farklı devlet kurumlarına yönelik siber saldırılarda artış yaşandı. Milli Eğitim Bakanlığı ve vergi kurumlarının da aralarında bulunduğu çeşitli resmi kurumlar saldırıların hedefi oldu.</p>

<p>Söz konusu saldırılar sonucunda yüz binlerce kişinin kişisel verilerinin ele geçirildiği bildirildi. Tekrarlanan saldırılar sonrasında kamu kurumlarının veri güvenliğine yönelik aldığı önlemler de tartışma konusu oldu.</p>

<h3><strong>Hükümet siber güvenlik ekibi oluşturuyor</strong></h3>

<p>Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, resmi kurumlara yönelik siber tehditlerin artmasının ardından özel bir <strong>siber güvenlik </strong>ekibi oluşturulması talimatını vermişti.</p>

<p>Yeni ekibin kamu kurumlarına yönelik siber saldırılara karşı alınacak önlemlerin koordinasyonunda görev yapması planlanıyor. Hükümetin, kamu sistemlerinin güvenliğini artırmak ve kişisel verilerin korunmasını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fransada-siber-saldirilar-artti-hukumet-veri-guvenligini-guclendirecek</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/fransada-hukumet-siber-guvenligin-artirilmasini-istiyor.png" type="image/jpeg" length="46066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meraya dökülen domateslerle ilgili Ticaret Bakanlığı harekete geçti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/meraya-dokulen-domateslerle-ilgili-ticaret-bakanligi-harekete-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/meraya-dokulen-domateslerle-ilgili-ticaret-bakanligi-harekete-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı, Bursa Karacabey'de bazı salça fabrikalarının domatesleri kabul etmediği ve ürünlerin meraya döküldüğü yönündeki paylaşımlar üzerine inceleme yaptı. Denetimlerde domateslerin ezik, çürük, taş ve toprakla karışık olduğu belirlenirken, olayın piyasada darlık veya fiyat hareketliliği oluşturma amacı taşımadığı tespit edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığı</strong>, sosyal medya platformlarında yer alan bazı salça üreticilerinin domates almadığı ve bu nedenle ürünlerin meraya bırakıldığına ilişkin iddialar üzerine inceleme ve denetim gerçekleştirdi. Bakanlık, Bursa Karacabey'de yapılan kontrollerde meraya dökülen domateslerin ezilmiş, çürümüş, taş ve toprakla karışmış durumda olduğunu belirledi. Yapılan değerlendirmede, domateslerin meraya dökülmesiyle piyasada ürün arzını azaltma ya da fiyatlarda hareketlilik oluşturma amacı bulunmadığı tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Gerekli inceleme ve denetimler derhal başlatıldı"</strong></h2>

<p>Bakanlık açıklamasında şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Sosyal medya platformlarında, domateslerin bazı salça fabrikalarınca kabul edilmediği ve ürünlerin bu nedenle meraya döküldüğü yönündeki paylaşımlar üzerine, Bakanlığımızca gerekli inceleme ve denetimler derhal başlatılmıştır.</p>

<p>Yapılan inceleme ve denetimlerde, olayın Bursa’nın Karacabey ilçesi Sultaniye Mahallesi’nde gerçekleştiği; üretici B.B’ye ait domateslerin bazı salça fabrikalarınca kabul edilmemesi gerekçesiyle, söz konusu ürünlerin B.B. tarafından Yolağzı merasına döküldüğü tespit edilmiştir.</p>

<p>Denetim sırasında yapılan kontrollerde domateslerin ezik, çürük, taş ve toprakla karışık olduğu görülmüştür. Bu nitelikteki ürünlerin sanayi işletmelerince kabul edilmemesinin ürünün fiziki durumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu bağlamda, söz konusu olayın piyasada darlık veya fiyat hareketliliğine neden olma amacı taşımadığı ve ilgili mevzuat kapsamında bu yönde bir aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Öte yandan, ürünlerin mevzuata uygun olmayan şekilde imha edildiği belirlenmiş olup, konu ilgili Belediyeye bildirilerek usulsüz imha kapsamında gerekli idari işlemlerin uygulanmasına yönelik süreç başlatılmıştır.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı olarak, piyasaların sağlıklı ve düzenli işleyişinin sağlanması amacıyla denetimlerimizi aralıksız sürdürecek, mevzuata aykırı uygulamalara karşı gerekli tedbirleri almaya ve idari işlemleri uygulamaya devam edeceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/meraya-dokulen-domateslerle-ilgili-ticaret-bakanligi-harekete-gecti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ticarette-teknik-engeller-web-platformu-yenilendi.png" type="image/jpeg" length="73544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa’da kuraklık uyarısı: Yaz mahsullerinde verim düşüyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/avrupada-kuraklik-uyarisi-yaz-mahsullerinde-verim-dusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/avrupada-kuraklik-uyarisi-yaz-mahsullerinde-verim-dusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’da uzun süren sıcak hava ve kuraklık tarımsal üretimde verim beklentilerini düşürdü. Soya fasulyesi, mısır, patates, şeker pancarı ve ayçiçeğinde düşüş bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Avrupa</strong>’da temmuz başından ağustos ortasına kadar etkili olan yüksek sıcaklıklar ve yağış eksikliği tarımsal üretim üzerindeki etkisini artırdı.</p>

<p><strong>Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC) </strong>tarafından yayımlanan ağustos ayı MARS Bülteni’nde, sıcak ve kurak hava koşullarının başta mısır, soya fasulyesi, patates, şeker pancarı ve ayçiçeği olmak üzere yaz mahsullerinde verim beklentilerini düşürdüğü bildirildi.</p>

<p>Bültende, Avrupa genelinde etkili olan kalıcı yüksek basınç sisteminin bulut oluşumu ve yağışları sınırlandırdığı, bunun sonucunda sıcak hava koşullarının uzun süre devam ettiği belirtildi. Tekrarlayan sıcak hava dalgaları nedeniyle bitkilerin kaybettiği su miktarının yağışlarla karşılanan su miktarını aşması, ağustos ayının ilk yarısında kuraklığın daha da şiddetlenmesine yol açtı.</p>

<h2><strong>Avrupa’da sıcaklıklar mevsim normallerini aştı</strong></h2>

<p>Temmuz başı ile ağustos ortası arasındaki dönemde Batı ve Güneybatı Avrupa ile Orta Avrupa’nın güney kesimlerinde günlük ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin 4 derece üzerine çıktı. Fransa’nın bazı bölgelerinde ise <strong>sıcaklık</strong> farkının 6 dereceye ulaştığı kaydedildi.</p>

<p>Yüksek sıcaklıklarla birlikte ortaya çıkan su açığı, yaz mahsullerinin gelişimini olumsuz etkiledi. Bitkilerde erken kurumaların görülmesi, sezon sonunda elde edilmesi beklenen ürün miktarlarına ilişkin tahminlerin aşağı yönlü güncellenmesine neden oldu.</p>

<h3><strong>Soya ve mısırda verim kaybı bekleniyor</strong></h3>

<p>Avrupa Birliği genelinde 2026 yılı için hektar başına soya fasulyesi verim tahmini, son 5 yıllık ortalamanın yüzde 14 altında bulunuyor. Soya fasulyesinin yanı sıra mısır üretiminde de verim kaybı beklentisi öne çıktı.</p>

<p>Silajlık mısırda <strong>hektar</strong> başına verimin son 5 yıllık ortalamaya göre yüzde 12 daha düşük olması beklenirken, dane mısırında bu düşüşün yüzde 7 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Patates, şeker pancarı ve ayçiçeğinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Patateste verimin son 5 yıllık ortalamaya göre yüzde 6, şeker pancarında yüzde 5, ayçiçeğinde ise yüzde 3 gerilemesi bekleniyor.</p>

<h3><strong>Kuraklık hayvan yemi kaynaklarını da etkiledi</strong></h3>

<p>Sıcak ve kurak hava yalnızca tarla ürünlerinde değil, çayır ve meralarda da verim kaybına neden oldu. Çayırların verimliliğinin azalması ve mera imkanlarının daralması, Avrupa’da hayvan yemi tedarikine yönelik endişeleri artırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarım alanlarında yaşanan su açığının devam etmesi, <strong>hayvancılık</strong> için kullanılan yem kaynaklarının da azalmasına yol açtı. Bu durum, <strong>yaz mahsulleri</strong>ndeki verim beklentilerinin yanı sıra hayvan yemi üretiminin de hava koşullarından etkilendiğini gösterdi.</p>

<h3><strong>Fransa’da verim tahminleri daha fazla geriledi</strong></h3>

<p>Avrupa’daki sıcak ve kurak hava koşullarından Fransa da önemli ölçüde etkilendi. Ülkenin son 20 yılın en sıcak, 2022’den sonraki en <strong>kurak</strong> yaz dönemini yaşadığı belirtildi.</p>

<p>Fransa’da bütün yaz mahsullerine ilişkin verim tahminleri, son 5 yıllık ortalamanın yüzde 7 ila yüzde 30 altında olacak şekilde aşağı çekildi. Ülkede yüksek sıcaklık ve su açığının özellikle yaz mahsullerinin gelişimini olumsuz etkilediği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/avrupada-kuraklik-uyarisi-yaz-mahsullerinde-verim-dusuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/avrupada-asiri-sicak-ve-kuraklik-yaz-mahsullerini-vurdu.png" type="image/jpeg" length="80695"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan ve Bahçeli, Cumhur İttifakı ortaklarıyla Ahlat'ta Selçuklu Mezarlığı'nı ziyaret etti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-ve-bahceli-cumhur-ittifaki-ortaklariyla-ahlatta-selcuklu-mezarligini-ziyaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-ve-bahceli-cumhur-ittifaki-ortaklariyla-ahlatta-selcuklu-mezarligini-ziyaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Ahlat'taki Selçuklu Meydan Mezarlığı'nı ziyaret etti. Erdoğan'a MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ortaklarının yanı sıra Kabine üyeleri ile kuvvet komutanları eşlik etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Bitlis'in Ahlat ilçesindeki <strong>Selçuklu Meydan Mezarlığı'nı</strong> ziyaret etti. Erdoğan'a MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yanı sıra Cumhur İttifakı'ndaki diğer parti liderleri, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri ve kuvvet komutanları eşlik etti.</p>

<h2><strong>Erdoğan ve Bahçeli birlikte ziyaret etti</strong></h2>

<p>Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü etkinlikleri için Ahlat'ta bulunan Erdoğan, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Selçuklu Meydan Mezarlığı'na gitti.</p>

<p>Ziyarette Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş tarafından dualar okundu.</p>

<p>Erdoğan ve Bahçeli'nin yanı sıra ziyarete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da katıldı.</p>

<h3><strong>Kabine üyeleri ve kuvvet komutanları da eşlik etti</strong></h3>

<p>Selçuklu Meydan Mezarlığı'ndaki ziyarette Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri ile kuvvet komutanları da Erdoğan'a eşlik etti.</p>

<p>Ziyaret, Erdoğan'ın Ahlat'taki Malazgirt Zaferi etkinlikleri kapsamında yaptığı programın bir parçası olarak gerçekleşti.</p>

<p><img alt="Ff000Dbb 9994 460E 8371 758F2E1Bcd50" class="detail-photo img-fluid" height="1323" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ff000dbb-9994-460e-8371-758f2e1bcd50.webp" width="1800" /></p>

<h3><strong>Erdoğan'dan Ahlat'ta “Terörsüz Türkiye” mesajı</strong></h3>

<p>Erdoğan, mezarlık ziyaretinin ardından Ahlat'taki Malazgirt programında yaptığı konuşmada <strong>“Terörsüz Türkiye” </strong>sürecine ilişkin mesajlar verdi.</p>

<p>Sürecin hedefine ulaşması halinde Türkiye'de yeni bir dönemin başlayacağını belirten Erdoğan, kardeşlik ve ekonomik güçlenme vurgusu yaptı.</p>

<p>Erdoğan, <i>"İki sene önce Ahlat'tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah milletimizin önünde yeni bir dönemin</i> kapıları açılacak. <i>Kardeşliğimizle birlikte ekonomimiz de güçlenecek. Refahımızla birlikte iç cephenin direnci de artacak" </i>dedi.</p>

<p><img alt="Ba42Ce9D F68E 4D65 Bf80 Ace727225148" class="detail-photo img-fluid" height="1212" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ba42ce9d-f68e-4d65-bf80-ace727225148.webp" width="1800" /></p>

<h3><strong>“Bizi yolumuzdan döndüremezsiniz”</strong></h3>

<p>Erdoğan, konuşmasında süreci engellemeye yönelik girişimler olduğunu savunarak, isim vermeden çeşitli kesimlere mesaj gönderdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erdoğan,<i>"Ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan döndüremezsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşlikle kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz. Be tür oyunlar çevirdiğinizi biliyoruz. Bölgemize uzanan o kirli elleri çok iyi biliyoruz. Herkesin bir hesabı varsa bizim de bir hesabımız bir planımız var"</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye ve bölge için barış ve istikrar vurgusu yapan Erdoğan, <i>"Büyük ve güçlü Türkiye'nin ufukta yükselişine hep birlikte şahitlik edeceğiz"</i> diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-ve-bahceli-cumhur-ittifaki-ortaklariyla-ahlatta-selcuklu-mezarligini-ziyaret-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/e65f26a2-c8f8-4621-8527-fe135e17f596.webp" type="image/jpeg" length="94563"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kremlin'den NATO'ya 'Ukrayna' uyarısı: "Kabul edilemez"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kremlinden-natoya-ukrayna-uyarisi-kabul-edilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kremlinden-natoya-ukrayna-uyarisi-kabul-edilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, NATO askeri birliklerinin Ukrayna'da konuşlandırılması ihtimalinin Rusya açısından “kabul edilemez” olduğunu söyledi. Peskov, Moskova'nın barışçıl çözüm seçeneklerine açık olduğunu belirtirken, Ukrayna'daki savaşın sürdüğünü ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, NATO askeri birliklerinin Ukrayna'da konuşlandırılması ihtimaline tepki gösterdi. Peskov, böyle bir adımın Rusya açısından “kabul edilemez” olduğunu belirtirken, Moskova'nın barışçıl çözüm yollarına açık olduğunu söyledi.</p>

<h2><strong>Peskov: NATO askerlerinin Ukrayna'ya konuşlandırılması kabul edilemez</strong></h2>

<p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova'da gazetecilere yaptığı açıklamada Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Peskov, <strong>NATO askeri birliklerinin Ukrayna'da konuşlandırılması ihtimaline</strong> ilişkin, “Bu, bizim için kabul edilemez” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Peskov'dan Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'a tepki</strong></h3>

<p>Peskov, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb'ın Ukrayna'nın Rusya'daki altyapılara yönelik İHA saldırılarının Rusya açısından savaş maliyetini artırdığı ve bu saldırıların desteklenmesi gerektiği yönündeki açıklamalarını da değerlendirdi.</p>

<p>Stubb'ın daha önce Rusya ile ilişkilerin yeniden kurulması gerektiğini söylediğini hatırlatan Peskov, son açıklamaların gerilimi artırdığını savundu.</p>

<p>Peskov, Stubb'ın İngiltere Başbakanı ile birlikte “militarist açıklamalar” yaptığını ve savaşın devamından yana olduklarını öne sürdü.</p>

<h3><strong>“Rusya barışçıl çözüm yollarına açık”</strong></h3>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin Donbas'ta üçüncü bir tarafın kontrolünde tampon bölge oluşturulması ihtimaline ilişkin açıklamasına da değinen Peskov, çözüm seçeneklerinin kamuoyu önünde tartışılmasının uygun olmadığını söyledi.</p>

<p>Donbas'ın Rusya'nın toprağı olduğunu savunan Peskov, bölgenin yönetiminde üçüncü bir tarafın yer alabileceğine inanmadıklarını ifade etti.</p>

<p>Peskov, <strong>Rusya'nın barışçıl çözüm yollarına açık olduğunu</strong> belirterek, bu yönde imkan bulunmadığı koşullarda Ukrayna'daki askeri operasyonun sürdürüldüğünü söyledi.</p>

<h3><strong>Rusya'dan kritik altyapı için güvenlik önlemleri</strong></h3>

<p>Peskov, Rusya'daki kritik altyapı tesislerinin İHA saldırılarında hedef alındığını da belirtti.</p>

<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması veya tesislerin zamanında yeniden faaliyete geçirilmemesi halinde kritik altyapı tesislerine geçici yönetim atanmasına imkan sağlayan kararnameyi imzaladığını aktaran Peskov, güvenlik önlemlerinin artırılacağını söyledi.</p>

<p>Peskov, bu adımın Batı'nın Rusya'ya yönelik “saldırgan çizgisi” nedeniyle gerekli olduğunu savundu.</p>

<h3><strong>ABD uçağı iddiasına yanıt</strong></h3>

<p>Peskov, ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir uçağın Moskova'daki Vnukovo Havalimanı'nda bulunduğu yönündeki iddialara ise “Bu konuda bilgim yok” yanıtını verdi.</p>

<p>Kremlin Sözcüsü ayrıca ABD temsilcilerinin bu hafta Moskova'da görüşmeler yapmasının planlanmadığını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kremlinden-natoya-ukrayna-uyarisi-kabul-edilemez</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/5bf8610e-7679-4566-a824-777a80e1dd13.webp" type="image/jpeg" length="29483"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan’da Batı Nil virüsü uyarısı: Vakalar ağustos sonunda yoğunlaşıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-bati-nil-virusu-uyarisi-vakalar-agustos-sonunda-yogunlasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-bati-nil-virusu-uyarisi-vakalar-agustos-sonunda-yogunlasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atina Üniversitesi Epidemiyoloji Profesörü Dimitris Paraskevi, Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakalarının en yoğun görüldüğü dönemin ağustos sonu olduğunu belirtti. Paraskevi, eylül ayında da vakaların görülmeye devam edebileceğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yunanista</strong>n’da <strong>Batı Nil virüsü</strong>nün ülkedeki seyri gündeme gelirken, vakaların en yoğun görüldüğü döneme ilişkin değerlendirme yapıldı. Atina Üniversitesi Epidemiyoloji Profesörü Dimitris Paraskevi, <strong>virüs</strong>ün bulaştığı kişi sayısının resmi kayıtlardaki vaka sayısından daha yüksek olabileceğini belirtti.</p>

<p>Paraskevi, Yunan Devlet Televizyonu ERT’ye yaptığı açıklamada Batı Nil virüsünün neden olduğu hastalığın çoğu kişide hafif belirtilerle seyretmesi nedeniyle birçok vakanın sağlık kayıtlarına yansımayabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Batı Nil virüsü vakaları ağustos sonunda yoğunlaşıyor</strong></h2>

<p>Paraskevi, ülkede Batı Nil virüsü vakalarının en fazla ağustos ayının sonlarında görüldüğünü belirtti. Bu dönemin ardından eylül ayında da yeni vakaların görülmeye devam etmesinin beklendiğini aktardı.</p>

<p>Virüsün seyrine ilişkin değerlendirmesinde mevsimsel artışa dikkati çeken Paraskevi, ağustos sonundaki yoğunluğun ardından vakaların eylül ayında da devam edebileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Hafif belirtilerle ağır semptomlar arasında fark var</strong></h3>

<p>Batı Nil virüsünün çoğu kişide hafif belirtilere neden olabildiğini belirten Paraskevi, baş ağrısı, ateş ve yorgunluk gibi semptomların görülebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bununla birlikte merkezi <strong>sinir sistemi</strong>ni etkileyen belirtilere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Paraskevi, şiddetli baş ağrısı ve bilinç kaybı gibi durumların daha ciddi seyirle ilişkili olabileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>Resmi vaka sayısı gerçek tabloyu yansıtmayabilir</strong></h3>

<p>Paraskevi, hastalığı hafif geçiren kişilerin <strong>sağlık</strong> kuruluşlarına başvurmaması nedeniyle virüsün bulaştığı kişi sayısının resmi olarak kaydedilen vakalardan daha fazla olabileceğini değerlendirdi.</p>

<p>Yunanistan’da Batı Nil virüsünün seyri takip edilirken, özellikle ağustos sonu ve eylül dönemindeki vakaların izlenmeye devam edilmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/yunanistanda-bati-nil-virusu-uyarisi-vakalar-agustos-sonunda-yogunlasiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/yunan-uzman-bati-nil-virusu-vakalarinin-en-cok-agustos-sonunda-goruldugunu-soyledi.png" type="image/jpeg" length="23310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YENİ Parti'den çiftçiler için çağrı: “Sulama ücreti ödeme süresi uzatılmalıdır”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/yeni-partiden-ciftciler-icin-cagri-sulama-ucreti-odeme-suresi-uzatilmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/yeni-partiden-ciftciler-icin-cagri-sulama-ucreti-odeme-suresi-uzatilmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YENİ Parti Adana Milletvekili Ayhan Barut, Çukurova’da aşırı yağış, sel ve dolu nedeniyle hasadın geciktiğine dikkat çekerek çiftçilerin 31 Ağustos’ta sona erecek sulama ücreti ödeme süresinin uzatılmasını istedi. Barut, sulama başta olmak üzere çiftçi borçlarının hasat sonuna kadar ertelenmesi çağrısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>YENİ Parti Adana Milletvekili Ayhan Barut, çiftçilerden <strong>31 Ağustos 2026'ya kadar sulama ücretlerini ödemelerinin istenmesine</strong> tepki gösterdi. Çukurova'da aşırı yağış, sel ve dolu nedeniyle ekim ve hasat takviminin aksadığını belirten Barut, başta sulama borçları olmak üzere çiftçilerin tarımsal borçlarının <strong>hasat sonuna kadar ertelenmesini</strong> istedi.</p>

<h2><strong>Çukurova'da hasat takvimi yağışlar nedeniyle aksadı</strong></h2>

<p>YENİ Parti Adana Milletvekili Ayhan Barut, çiftçilerin su kullanım hizmet bedeli ödemeleri için belirlenen <strong>31 Ağustos 2026 son tarihinin</strong> bölgedeki üretim koşulları dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>2026 üretim sezonunda Adana ve Çukurova'da aşırı yağış, sel ve dolu gibi olumsuz hava koşullarının tarımsal üretimi etkilediğini belirten Barut, üreticilerin tarlaya zamanında giremediğini, ekim ve dikimlerin geciktiğini söyledi.</p>

<p>Barut, özellikle <strong>mısır üretiminde hasadın gecikmesi ve verim kayıplarının</strong> çiftçilerin gelir elde etme takvimini doğrudan etkilediğini ifade etti.</p>

<h3><strong>“Üretici iklim koşullarının mağduriyetinin bedelini ödememeli”</strong></h3>

<p>Çukurova'da çok az sayıda çiftçinin hasat yapabildiğine dikkat çeken Barut, üreticilerin henüz ürünlerini hasat edip gelir elde edemeden sulama borçlarını ödeme baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.</p>

<p>Barut, çiftçinin maliyet yükünün her geçen gün arttığını belirterek şunları kaydetti:</p>

<p><i>“Çiftçiler henüz ürününü hasat edip gelir elde edememişken sulama borcunu 31 Ağustos’a kadar ödeme baskısıyla karşı karşıya bırakılması kabul edilemez. Normal üretim takviminin dışında gelişen hava koşulları nedeniyle ekimlerin gecikmesi, ürünlerin gelişme dönemlerinin uzaması ve hasadın ötelenmesi çiftçinin elinde olan bir durum değildir. Üretici, kendi iradesi dışında gelişen iklim koşullarının oluşturduğu mağduriyetin bedelini ödememelidir. Zaten çiftçinin üretim maliyetleri de her geçen gün ağırlaşmaktadır. Mazot, gübre, tohum, zirai ilaç, işçilik, elektrik ve sulama giderlerindeki yüksek artışlar üreticinin maliyet yükünü ciddi ölçüde artırmıştır. Buna karşılık ürün fiyatlarının üreticinin artan maliyetlerini karşılamaktan uzak kalması, çiftçinin ekonomik darboğazını daha da derinleştirmiştir.</i>"</p>

<h3><strong>“Sulama ücretleri hasat sonuna kadar ertelenmeli”</strong></h3>

<p>Barut, <strong>31 Ağustos 2026 olarak belirlenen sulama ücreti ödeme süresinin uzatılması</strong> gerektiğini belirterek, çiftçinin önce ürününü hasat edip gelir elde etmesinin sağlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Barut, başta sulama borçları olmak üzere çiftçilerin kamuya ve ilgili kurumlara olan tarımsal borçlarının <strong>hasat sonuna kadar ertelenmesi</strong> çağrısında bulundu:</p>

<p><i>"Bu şartlar altında 31 Ağustos 2026 tarihine kadar sulama ücretlerinin ödenmesinin zorunlu tutulması, Çukurova çiftçisinin mevcut gerçekliğiyle bağdaşmamaktadır. Çiftçiden önce ürününü hasat etmesi, ürününü gerçek değerinden satabilmesi ve ardından borcunu ödeyebilecek bir gelir elde etmesi beklenmelidir. Hasat süreci tamamlanmadan ürün henüz tarladayken çiftçiyi ödeme baskısı altına almak, zaten ağır olan ekonomik yükü daha da artıracaktır."</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Verim kaybı yaşayan üreticilere destek talebi</strong></h3>

<p>Aşırı yağış, sel ve dolu nedeniyle oluşan verim ve kalite kayıplarının da dikkate alınmasını isteyen Barut, üreticilere acil ve etkin destek sağlanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Barut, Çukurova'daki hasat takviminin dikkate alınarak sulama ücretlerinin ödeme süresinin yeniden düzenlenmesini ve çiftçilerin ödeme baskısından kurtarılmasını istedi:</p>

<p><i>"Başta sulama borçları olmak üzere, çiftçilerin kamuya ve ilgili kurumlara olan tarımsal borçları ertelenmelidir. 31 Ağustos 2026 olarak belirlenen sulama ücreti ödeme süresi, bölgedeki hasat takvimi dikkate alınarak uzatılmalıdır. Aşırı yağış, sel ve dolu nedeniyle oluşan verim ve kalite kayıpları dikkate alınarak üreticilere acil ve etkin destek sağlanmalıdır.”</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/yeni-partiden-ciftciler-icin-cagri-sulama-ucreti-odeme-suresi-uzatilmalidir</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-25-160414.png" type="image/jpeg" length="38798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de bir ayrılık daha: Emre Demir Alanyaspor’a transfer oldu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahcede-bir-ayrilik-daha-emre-demir-alanyaspora-transfer-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahcede-bir-ayrilik-daha-emre-demir-alanyaspora-transfer-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig ekiplerinden Alanyaspor, Fenerbahçe forması giyen 22 yaşındaki futbolcu Emre Demir’i kadrosuna kattığını açıkladı. Genç oyuncuyla sözleşme imzalanırken transfer kulübün sosyal medya hesabından duyuruldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Fenerbahçe</strong>'de <strong>Emre Demir transferi </strong>resmiyet kazandı. Alanyaspor, Fenerbahçe’den genç futbolcuyu kadrosuna kattığını açıkladı. Kulüpten yapılan duyuruda, Emre Demir ile sözleşme imzalandığı bildirildi.</p>

<p>Alanyaspor’un sosyal medya hesabından yapılan transfer duyurusunda “Ailemize hoş geldin Emre Demir” ifadeleri kullanıldı.</p>

<h2><strong>Emre Demir’in Fenerbahçe kariyeri</strong></h2>

<p>Emre Demir, 2023 yılında Fenerbahçe’ye transfer olarak kariyerine Türkiye’de devam etti. Genç oyuncu, sarı-lacivertli takıma katılmasının ardından farklı takımlarda kiralık olarak forma giydi.</p>

<p>Fenerbahçe’nin ardından Samsunspor ve Ümraniyespor’da kiralık oynayan Emre Demir, son olarak Sakaryaspor’un formasını giydi. Alanyaspor transferiyle birlikte futbolcunun Süper Lig’deki yeni adresi belli oldu.</p>

<h3><strong>Emre Demir’in futbol kariyeri</strong></h3>

<p>Kayserispor altyapısında yetişen Emre Demir, 2019 yılında kulübün A takımına yükseldi. Genç futbolcu, 2022 yılında İspanya’nın Barcelona kulübünün genç takımına transfer oldu.</p>

<p>Barcelona'nın genç takımında geçirdiği dönemin ardından 2023 yılında Türkiye’ye dönen Emre Demir, aynı yıl Fenerbahçe ile sözleşme imzaladı.</p>

<p>22 yaşındaki futbolcu, Fenerbahçe döneminde Samsunspor, Ümraniyespor ve Sakaryaspor’da kiralık olarak forma giydi. Alanyaspor’un transferiyle Emre Demir’in kariyerindeki yeni takım da belli oldu.</p>

<h3><strong>Alanyaspor’un Emre Demir transferi</strong></h3>

<p>Alanyaspor tarafından yapılan resmi açıklamayla Emre Demir transferi duyuruldu. Kulübün sosyal medya paylaşımında genç futbolcu için “Ailemize hoş geldin Emre Demir” mesajına yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece Emre Demir’in Fenerbahçe ile başlayan Türkiye’deki kariyerinin yeni durağı Alanyaspor oldu. Genç oyuncu, daha önce Kayserispor, Barcelona’nın genç takımı, Fenerbahçe, Samsunspor, Ümraniyespor ve Sakaryaspor’da forma giymişti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahcede-bir-ayrilik-daha-emre-demir-alanyaspora-transfer-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/fenerbahce-emre-demir.png" type="image/jpeg" length="49833"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ahmet Özer'den hakkında verilen hapis cezasına ilişkin ilk açıklama: “Kesinlikle kabul etmiyoruz"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ahmet-ozerden-hakkinda-verilen-hapis-cezasina-iliskin-ilk-aciklama-kesinlikle-kabul-etmiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ahmet-ozerden-hakkinda-verilen-hapis-cezasina-iliskin-ilk-aciklama-kesinlikle-kabul-etmiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası'nda verilen 8 ay 10 günlük hapis cezasına tepki gösterdi. Özer, kararı kabul etmediklerini belirterek hukuki itirazlarını sürdüreceklerini ve görevinin başına dönmeyi beklediğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası'nda verilen 8 ay 10 günlük hapis cezasına tepki gösterdi. Özer, hakkındaki kararı kabul etmediklerini belirterek tüm yasal itirazları yapacaklarını söyledi. Özer ayrıca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının göreve dönüşünün önünde engel oluşturmadığını savundu.</p>

<h2><strong>Ahmet Özer: “Hakkımdaki bu kararı kesinlikle kabul etmiyoruz”</strong></h2>

<p>Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası'nda hakkında karar verilen görevden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, sosyal medya hesabından açıklama yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özer, karar duruşmasında iddianamede yöneltilen suçlamalar kapsamında beraatine karar verildiğini belirtti. Ancak “görevi ihmal” suçlaması kapsamında kendisine <strong>8 ay 10 gün hapis cezası</strong> verildiğini aktardı.</p>

<p>Özer, bu karar hakkında <strong>hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB)</strong> karar verildiğini belirterek, “Hakkımdaki bu kararı da kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi.</p>

<h3><strong>“Tüm yasal itirazlarımızı yapacağız”</strong></h3>

<p>Hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Özer, gerekli tüm yasal itirazların süresi içinde yapılacağını söyledi.</p>

<p>Özer, hukukçularının değerlendirmesine ve dosyanın bütününe ilişkin beklentilerinin nihai olarak beraat kararı verilmesi olduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>Özer'den göreve dönüş mesajı</strong></h3>

<p>Ahmet Özer, açıklamasında kamuoyunun merak ettiği <strong>göreve dönüş</strong> konusuna da değindi.</p>

<p>Mahkeme tarafından HAGB kararı verilmesinin mevcut hukuki durum itibarıyla göreve dönmesinin önünde herhangi bir engel oluşturmadığını savunan Özer, bu hususun kendileri açısından kararın en önemli tesellisi olduğunu belirtti.</p>

<h3><strong>“Görevimizin başına dönmek istiyoruz”</strong></h3>

<p>Hukuki mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayan Özer, en büyük beklentilerinin en kısa sürede görevine dönerek Esenyurt'a hizmet etmeye devam etmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Özer, açıklamasında, “En büyük beklentimiz ve motivasyonumuz, inşallah en kısa zamanda görevimizin başına dönerek Esenyurt’a kaldığımız yerden hizmet etmeye devam etmektir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özer'in açıklamasının tamamı şöyle:</p>

<blockquote>
<p>“24 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen karar duruşmasında, hakkımda hazırlanan iddianamede ileri sürülen suçlamalarda beraatime karar verilmiştir. Bununla birlikte, yalnızca bir süre tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunmuş olmamdan hareketle olsa gerek, adeta bir ceza verilmesi gerektiği izlenimi oluşturacak şekilde, “görevi ihmal” suçlaması kapsamında 8 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilmiş; ancak bu ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir.</p>

<p>Öncelikle ifade etmek isterim ki, hakkımdaki bu kararı da kesinlikle kabul etmiyoruz. Gerekli tüm yasal itirazlarımızı süresi içerisinde ve kararlılıkla yapacağız. Hukukçularımızın ortak değerlendirmesi ve dosyanın bütünü dikkate alındığında, beklentimiz ve inancımız nihai olarak beraat kararı verilmesidir. Kamuoyunun merak ettiği göreve dönüş meselesine ilişkin olarak belirtmek isterim ki, mahkeme tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması, mevcut hukuki durum itibarıyla görevime dönmemin önünde hiçbir engel teşkil etmemektedir. Alınan karar içerisinde bizim açımızdan en önemli teselli bu husustur. Bundan sonraki süreçte hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. En büyük beklentimiz ve motivasyonumuz, inşallah en kısa zamanda görevimizin başına dönerek Esenyurt’a kaldığımız yerden hizmet etmeye devam etmektir"</p>
</blockquote>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">KAMUOYUNUN BİLGİSİNE<br />
<br />
24 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen karar duruşmasında, hakkımda hazırlanan iddianamede ileri sürülen suçlamalarda beraatime karar verilmiştir.<br />
<br />
Bununla birlikte, yalnızca bir süre tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunmuş olmamdan hareketle olsa…</p>
— Ahmet Özer (@profdrahmetozer) <a href="https://x.com/profdrahmetozer/status/2092216179343462734?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 25, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ahmet-ozerden-hakkinda-verilen-hapis-cezasina-iliskin-ilk-aciklama-kesinlikle-kabul-etmiyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/637f95fb-3a22-40d0-9f9d-60faa2059b1c.jpeg" type="image/jpeg" length="99691"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aziz İhsan Aktaş davasında hapis cezası alan Avcılar Belediye Başkanı Çaykara'dan ilk açıklama]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/aziz-ihsan-aktas-davasinda-hapis-cezasi-alan-avcilar-belediye-baskani-caykaradan-ilk-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/aziz-ihsan-aktas-davasinda-hapis-cezasi-alan-avcilar-belediye-baskani-caykaradan-ilk-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Aziz İhsan Aktaş davası kapsamında “rüşvet” suçundan verilen 6 yıl 8 aylık hapis cezasının ardından yaptığı ilk açıklamada, kararın istinaf ve Yargıtay süreçlerinde bozulacağına inandığını belirterek, “Masumiyetim de ortaya çıkacaktır” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı <strong>Utku Caner Çaykara</strong>, Aziz İhsan Aktaş davasında hakkında verilen 6 yıl 8 aylık hapis cezasının ardından açıklama yaptı. Çaykara, kararın istinaf ve Yargıtay süreçlerinde bozulacağına inandığını belirterek, <strong>“Verilen bu haksız karara rağmen masumiyetim de ortaya çıkacaktır”</strong> dedi.</p>

<p>CHP'li belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş davasında karar açıklandı. 6 Ağustos'ta tahliye edilen Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasından beraat ederken, “rüşvet” alma suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<h3><strong>“433 gün tutuklu yargılandım”</strong></h3>

<p>Çaykara, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yargılama sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. <strong>433 gün tutuklu yargılandığını</strong> belirten Çaykara, bu süre boyunca ailesinden, sevdiklerinden ve Avcılar'daki yurttaşlardan uzak kaldığını ifade etti.</p>

<p>Çaykara, Avcılar'da rekor oyla seçilerek göreve geldiğini ve belediyede çalışmaya başladığını belirterek, 31 Mart 2024 yerel seçim dönemine ilişkin bir iddia nedeniyle tutuklandığını ve ardından görevden uzaklaştırıldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“İhaleye fesat suçlamalarından beraat ettim”</strong></h3>

<p>Hakkındaki ihaleye fesat suçlamalarından beraat ettiğini vurgulayan Çaykara, kendisine yöneltilen rüşvet suçlamasının ise belediye başkan adaylığı döneminde ortaya atılan bir iddiaya dayandığını savundu.</p>

<p>Çaykara, “Tamamen dayanaksız bir iddia sebebiyle 6 yıl 8 ay süreyle mahkûmiyetime hükmedildi” dedi.</p>

<h3><strong>“Kararın bozulacağına dair inancım tam”</strong></h3>

<p>Hakkındaki kararın henüz kesinleşmediğine dikkat çeken Çaykara, istinaf ve Yargıtay aşamalarına işaret etti.</p>

<p>Çaykara, “Hakkımda verilen kararın istinaf ve Yargıtay süreci devam etmekte olup kararın bozulacağına dair inancım tamdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özgürlüğünden mahrum bırakılarak başlayan süreç sonunda verilen kararın haksız olduğunu savunan Çaykara, <strong>masumiyetinin de ortaya çıkacağını</strong> söyledi.</p>

<h3><strong>Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka tahliye edildi</strong></h3>

<p>Çaykara, kendisiyle aynı gün özgürlüğünden mahrum bırakılan Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı <strong>Erhan Daka’nın tahliye edilmesine</strong> de değindi.</p>

<p>Daka'nın ailesine kavuşmasının kendileri için mutluluk ve teselli kaynağı olduğunu belirten Çaykara, süreç boyunca kendisine destek veren yol arkadaşlarına, Avcılarlılara ve Türkiye'nin farklı bölgelerinden destek mesajı gönderen yurttaşlara teşekkür etti.</p>

<p><strong>Çaykara’nın sosyal medya hesabından yaptığı açıklaması şöyle:</strong></p>

<blockquote>
<p><i>“Kıymetli komşularım; </i></p>

<p><i>433 gün tutuklu yargılandığım, ailemden, sevdiklerimden ve siz Avcılarlı komşularımdan uzakta geçirdiğim yargılama sürecinin dün itibarıyla sonuna geldik. Gençliğimin ilk yıllarından itibaren ülkemin geleceği ve bu cennet vatan üzerinde yaşayan her bir yurttaşın hakkı için mücadeleden asla kaçınmadım. Bu uzun ve çetin yolun en değerli adımı olan Avcılarlı komşularımızın güveni ve rekor oyuyla seçilerek bu güzel kente hizmet etmeye başladım. Avcılar’ın sorunlarına çözüm bulmak, Avcılarlıların hakkını gözetmek için göreve geldiğimiz ilk günden itibaren gece gündüz demeden çalışırken 31 Mart 2024 yerel seçim dönemine ilişkin bir iddiayla tutuklandım ve hemen ardından görevden uzaklaştırıldım.</i></p>

<p><i>Bugün geldiğimiz aşamadaysa hakkımda atılı ihaleye fesat suçlamalarından beraat ederken belediye başkan adaylığım döneminde öne sürülen ve tamamen dayanaksız bir iddia sebebiyle 6 yıl 8 ay süreyle mahkûmiyetime hükmedildi. Hakkımda verilen kararın istinaf ve Yargıtay süreci devam etmekte olup kararın bozulacağına dair inancım tamdır. Özgürlüğümden mahrum bırakılarak başlatılan süreç sonunda verilen bu haksız karara rağmen masumiyetim de ortaya çıkacaktır.</i></p>

<p><i>Ayrıca benimle aynı gün özgürlüğünden mahrum edilen değerli yol arkadaşım Avcılar Belediye Başkan Yardımcımız Erhan Daka’nın tahliye edilmesi ve ailesine kavuşması bizlere büyük mutluluk yaşatmış, teselli kaynağı olmuştur. Sürecin ilk gününden itibaren desteğini bir an olsun esirgemeyen, her zaman yanımda olan yol arkadaşlarıma, kıymetli Avcılarlı komşularıma ve ülkemizin her köşesinden bana güvenini ileten tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederim. Adalet elbet tecelli edecek, hakikat mutlaka ortaya çıkacaktır.”</i></p>
</blockquote>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Kıymetli Komşularım,<br />
<br />
433 gün tutuklu yargılandığım, ailemden, sevdiklerimden ve siz Avcılarlı komşularımdan uzakta geçirdiğim yargılama sürecinin dün itibarıyla sonuna geldik.<br />
<br />
Gençliğimin ilk yıllarından itibaren ülkemin geleceği ve bu cennet vatan üzerinde yaşayan her bir… <a href="https://t.co/t1aiweLZce" rel="nofollow">pic.twitter.com/t1aiweLZce</a></p>
— Utku Caner Çaykara (@utkucaykara) <a href="https://x.com/utkucaykara/status/2092191377987604939?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 25, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/aziz-ihsan-aktas-davasinda-hapis-cezasi-alan-avcilar-belediye-baskani-caykaradan-ilk-aciklama</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/fd7ca8ad-6751-4cd4-9afc-29c3c750fcd6.webp" type="image/jpeg" length="61558"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere ve Ukrayna’dan yapay zeka anlaşması: Savunma teknolojileri geliştirilecek]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ingiltere-ve-ukraynadan-yapay-zeka-anlasmasi-savunma-teknolojileri-gelistirilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ingiltere-ve-ukraynadan-yapay-zeka-anlasmasi-savunma-teknolojileri-gelistirilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere ve Ukrayna, savunma ve güvenlik alanında yapay zeka destekli askeri teknolojiler geliştirmek için anlaşma imzaladı. Ortak projelerde sensörler, İHA'lar ve otonom sistemler üzerinde çalışılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İngiltere</strong> ve <strong>Ukrayna</strong>, savunma ve güvenlik alanında yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik işbirliği yapma kararı aldı. İki ülke arasında imzalanan anlaşmayla askeri amaçlı yapay zeka sistemleri ve otonom teknolojiler üzerinde ortak çalışmalar yürütülmesi planlanıyor.</p>

<h2><strong>Askeri yapay zeka sistemleri geliştirilecek</strong></h2>

<p>İngiltere hükümetinin açıklamasına göre, iki ülke arasındaki ortaklık kapsamında savunma ve güvenlik alanında yapay zeka destekli askeri kabiliyetlerin geliştirilmesi için çalışmalar gerçekleştirilecek.</p>

<p>Anlaşma, İngiltere Başbakanı Andy Burnham ile Ukrayna Devlet Başkanı <strong>Volodimir</strong> <strong>Zelenskiy</strong> tarafından Kiev'de imzalandı. Ortaklığın ilk aşamasında araştırmacılar, mühendisler, teknoloji şirketleri ve askeri uzmanların yer aldığı projelere odaklanılacak.</p>

<h3><strong>İngiliz araştırmacılara veri platformu erişimi</strong></h3>

<p><strong>İşbirliği</strong> kapsamında İngiliz araştırmacılara, Ukrayna'nın askeri yapay zeka sistemlerinin eğitilmesinde kullanılan Avengers AI Labs adlı savaş alanı veri platformuna erişim sağlanacak.</p>

<p>Bu erişim sayesinde iki ülkenin araştırmacılarının savunma alanındaki <strong>yapay zeka</strong> uygulamaları üzerinde ortak çalışmalar yürütmesi hedefleniyor. Projelerde özellikle sahadan elde edilen verilerin askeri teknolojilerin geliştirilmesinde kullanılması planlanıyor.</p>

<h3><strong>Fiber optik kablolar yapay zeka sensörlerinde kullanılacak</strong></h3>

<p>İngiltere ve Ukrayna'nın ortak çalışma alanları arasında askeri tesislerin korunmasına yönelik yeni teknolojiler de bulunuyor.</p>

<p>İki ülke, fiber optik kabloların <strong>yapay zeka</strong> destekli sensörler olarak kullanıldığı teknolojiler üzerinde pilot çalışmalar yürütecek. Bunun yanında insansız hava araçları ve otonom sistemlerde kullanılabilecek düşük güç tüketimli yapay zeka çipleri için de ortak projeler geliştirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İlk aşama pilot projeler olacak</strong></h3>

<p>Ortaklığın başlangıç aşamasında doğrudan uygulamaya dönük pilot projelere öncelik verilmesi kararlaştırıldı. Taraflar, daha önce yürütülen pratik işbirliğinin geliştirilmesini ve yeni projelerin bu çalışmalar üzerinden ilerletilmesini planlıyor.</p>

<p>İngiltere ve Ukrayna'nın anlaşmayla savunma ve ulusal güvenlik alanlarında teknoloji geliştirme kapasitesini ortak çalışmalar üzerinden artırması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ingiltere-ve-ukraynadan-yapay-zeka-anlasmasi-savunma-teknolojileri-gelistirilecek</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ingiltere-ve-ukrayna-savunma-alaninda-yapay-zeka-ortaklik-anlasmasi-imzaladi.png" type="image/jpeg" length="28029"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akademi yönetiminde “kadının adı yok”: 198 rektörün sadece 17'si kadın]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/akademi-yonetiminde-kadinin-adi-yok-198-rektorun-sadece-17si-kadin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/akademi-yonetiminde-kadinin-adi-yok-198-rektorun-sadece-17si-kadin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi'nde yayımlanan bir araştırma, Türkiye’de akademisyenlerin neredeyse yarısını kadınlar oluşturmasına rağmen, üniversite yönetiminde kadın temsilinin yok denecek kadar az olduğunu ortaya koydu. 126 devlet üniversitesinde yalnızca 5 kadın rektör görev yaparken, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’daki hiçbir üniversitede kadın rektör bulunmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Seymen Çakar tarafından kaleme alınan ve Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan "Türkiye’de Üniversite Yöneticiliğinin Cinsiyet Eşitliği İlkesi Bakımından Değerlendirilmesi" başlıklı <strong><a href="https://www.researchgate.net/publication/412226018_Turkiye'de_Universite_Yoneticiliginin_Cinsiyet_Esitligi_Ilkesi_Bakimindan_Degerlendirilmesi" rel="nofollow">araştırma </a></strong>, yükseköğretimdeki cinsiyet temsiline dair dikkat çekici verileri gün yüzüne çıkardı.</p>

<p dir="ltr"><strong><a href="http://yok.gov.tr" rel="nofollow">Yükseköğretim Kurulu</a></strong> (YÖK) ve <strong><a href="http://tuik.gov.tr" rel="nofollow">Türkiye İstatistik Kurumu</a></strong> (TÜİK) verileri ile ulusal ve uluslararası yargı içtihatlarının harmanlandığı çalışma, Türkiye’de akademik unvanlar yükseldikçe ve karar alma mekanizmalarına yaklaşıldıkça kadınların karşılaştığı görünmez engelleri somut kanıtlarla ortaya koyuyor.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>Taban dengeli, zirve "eril": 198 rektörün sadece 17'si kadın</strong></h2>

<p dir="ltr">Araştırmada yer alan YÖK verilerine göre, Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında görev yapan 186 bin 942 akademik personelin 87 bin 770'i kadınlardan oluşuyor. Kadın akademisyen oranı yüzde 47 seviyesine ulaşarak genel toplamda cinsiyet dengesine yaklaşmış görünse de bu denge yönetim kademelerine yansımıyor:</p>

<p dir="ltr">Türkiye genelindeki 198 üniversite rektörünün yalnızca 17'si kadın (%8,58), geriye kalan 181'i ise erkek. 126 devlet üniversitesi içerisinde kadın rektör sayısı yalnızca 5 (%3,96). 121 devlet üniversitesini erkek rektörler yönetiyor. 72 vakıf üniversitesinin 12’sinde kadın rektör görev yapıyor (%16,66).</p>

<p dir="ltr">Makalede, devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki bu belirgin farkın; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca devlet üniversitesi rektörlerinin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanması, vakıf üniversitelerinde ise atamanın mütevelli heyetinin teklifi üzerine yapılması usulünden kaynaklandığına dikkat çekiliyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Antik çağdaki "yöneten erkek, yönetilen kadın" algısı sürüyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Makalede, kadınların yöneticilik ve karar alma basamaklarındaki düşük temsilinin köklerinin antik felsefeye ve tarihsel iş bölümüne uzandığı belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">Çalışmada kadının yönetim işine uygun olmadığı veya erkeğin yönetmeye daha yatkın olduğu düşüncesinin köklü bir geçmişe sahip olduğu hatırlatılıyor. Platon’un her iki cinsin aynı işleri yapabileceğini kabul etmekle birlikte erkeklerin tüm işlerde kadınlardan daha başarılı olacağını savunduğu; Aristoteles’in ise erkeği akılla (yöneten), kadını ise bedenle (yönetilen) özdeşleştirerek bu üstünlük ilişkisinin kalıcı olduğunu öne sürdüğü aktarılıyor.</p>

<p dir="ltr">Mary Wollstonecraft’ın kadın aklının küçümsenmesinin yapay ayrımlara dayandığı tespiti ile Simone de Beauvoir’ın "Kadın doğulmaz, kadın olunur" ifadesine yer veriliyor. Toplumsal rollerin biyolojik cinsiyetleri hiyerarşik kalıplara dönüştürdüğü yer belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">İlk çağlardaki avcılık-toplayıcılık ayrımının zamanla "erkek için kamusal/koruyucu, kadın için ev içi/besleyici" rollerine evrildiği vurgulanıyor. Prof. Dr. Feride Acar’ın değerlendirmesine atıfla; kadınların akademik kariyerin başında çevrelerince desteklenirken, özellikle doktora sonrasında ailevi sorumluluklar ile mesleki rollerin çatışmaya başladığı ve bu durumun kariyer ilerlemesini zorlaştırdığı belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">Eşitsiz toplumsal yapıları görmezden gelen hukuk sistemlerinin ve kurumsal uygulamaların toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirebileceği riskine dikkat çekiliyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Piramit yükseldikçe kadın akademisyen azalıyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Çalışmada sunulan unvan dağılımı analizi, kadınların akademik kariyer basamaklarını tırmandıkça sistemin dışına itildiğini gösteriyor. Kadın akademisyen oranı en yüksek seviyede; araştırma görevlilerinde kadın sayısı erkekleri geçerek 21 bin 376'ya ulaşıyor.</p>

<p dir="ltr">Doktor öğretim üyesi kademesinde dengeli seyreden temsil, doçentlik ve profesörlükte hızla düşüyor. Türkiye genelindeki 40 bin 429 profesörün yalnızca 14 bin 203'ü kadınlardan oluşuyor; yani kadın profesör sayısı erkeklerin neredeyse yarısında kalıyor.</p>

<p dir="ltr">Çakar, akademideki bu erimenin kadın akademisyenlerin liyakat eksikliğinden değil; toplumsal cinsiyet rolleri, aile içi bakım yükümlülükleri ile akademik sorumlulukların çatışması ve yönetim kademelerindeki eril ön yargılardan kaynaklandığını vurguluyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>İki bölge "sıfır" çekti</strong></h3>

<p dir="ltr">Araştırmanın coğrafi dağılım analizi, üniversite yönetimindeki eşitsizliğin bölgesel boyutunu da gözler önüne seriyor. Türkiye'deki 17 kadın rektörün 12'si Marmara Bölgesi'nde (11'i İstanbul'da, 1'i Kırklareli'nde) bulunuyor. Diğer kadın rektörler Ege (2), Akdeniz (1), Karadeniz (1) ve Güneydoğu Anadolu (1) bölgelerinde görev yapıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Bünyesinde 16'sı vakıf olmak üzere çok sayıda üniversite barındıran İç Anadolu Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki hiçbir üniversitede kadın rektör yer almıyor.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>Sorun yapısal ve kronik</strong></h2>

<p dir="ltr">TÜİK’in 2015-2024 yıllarını kapsayan 10 yıllık verilerini inceleyen Dr. Ayşen Seymen Çakar, tablonun geçici bir dalgalanma olmadığını ortaya koyuyor. Kadın rektör oranı 10 yıl boyunca yüzde 8 ila 10 aralığına hapsolmuş durumda.</p>

<p dir="ltr">Devlet üniversitelerinde 2015-2016 döneminde sadece 2 olan kadın rektör sayısı, 2021-2022 döneminde 9'a kadar çıksa da sonraki yıllarda yeniden düşüşe geçerek 2025-2026 döneminde tekrar 5'e geriledi. Bu durum, akademik yönetimdeki "cam tavanın" kronikleşmiş yapısal bir ayrımcılık sorununa dönüştüğünü gösteriyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Rektör altı" kademelerde veri ve şeffaflık engeli</strong></h3>

<p dir="ltr">Çalışmada dikkat çeken en önemli yapısal tespitlerden birini de yükseköğretimdeki veri şeffaflığı eksikliği oluşturuyor. Dr. Ayşen Seymen Çakar, araştırmanın hazırlık sürecinde yalnızca rektörlük düzeyini değil; rektör yardımcılığı, dekanlık, dekan yardımcılığı ve bölüm başkanlığı gibi alt yönetim kademelerindeki cinsiyet dağılımını da incelemek istediğini belirtiyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak YÖK sisteminde bu kademelere ilişkin toplu ve oransal verilerin sunulmaması, üniversitelerin resmi web sitelerindeki bilgilerin ise hızla eskimesi ve merkezi olarak denetlenememesi sebebiyle bu veriler araştırmaya dahil edilemedi.</p>

<p dir="ltr">Yazar, bu kısıtlılığa rağmen üniversitelerin internet sitelerinden yapılan ilk incelemelerde dekan ve rektör yardımcılığı düzeyinde de kadınlar aleyhine sayısal olarak çok büyük bir uçurum bulunduğunun gözlemlendiğini ifade ederek, yükseköğretimde alt yönetim düzeylerinde şeffaf veri paylaşımının gerekliliğine işaret ediyor.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>Mevzuatlar tam, uygulama zayıf</strong></h2>

<p dir="ltr">Makalede konunun anayasal ve uluslararası hukuk boyutu da kapsamlı biçimde irdeleniyor.</p>

<p dir="ltr">Anayasa'nın 10. maddesi devlete kadın-erkek eşitliğini fiilen (eylemli olarak) sağlama yükümlülüğü getiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarında, cinsiyete dayalı farklı muamelenin ancak "çok güçlü gerekçelerle" savunulabileceği ve geleneksel kabullerin ayrımcılığı haklı kılamayacağı açıkça belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">Birleşmiş Milletler’in 1979’da kabul ettiği Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ve AB direktifleri, kadınların karar alma ve terfi mekanizmalarında doğrudan veya dolaylı engellere maruz bırakılmamasını şart koşuyor.</p>

<p dir="ltr">Çalışmanın sonuç bölümünde, mevzuattaki eşitlik hükümlerinin tek başına yeterli olmadığı, toplumsal ve kurumsal yapıların hukuka direnç gösterdiği tespiti yapılıyor. Dr. Seymen Çakar, üniversite yönetiminde gerçek bir cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yalnızca "fırsat eşitliği" söylemiyle yetinilmeyip, pozitif tedbirleri içeren ve "sonuçların eşitliğine" odaklanan etkin adımların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p dir="ltr">Makalede, istihdam ve mesleğe erişimde cinsiyet temelli ön yargıların hukuka aykırılığını ortaya koyan ulusal ve uluslararası emsal kararlara da dikkat çekiliyor. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu (TİHEK), bir üniversitenin koruma ve güvenlik görevlisi alım ilanında yalnızca lisans mezunu erkek aday şartı aramasını cinsiyet ayrımcılığı olarak değerlendirdi. Kurul kararında; 24 saat vardiyalı çalışma, yerleşkenin merkeze uzaklığı, fiziki koşulların kısıtlılığı ve hizmetin gerekliliği gibi gerekçelerin kadın adayları dışlamak için objektif ve makul sayılamayacağı vurgulandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), güvenlik görevlisi olarak atanmasına karşın kadın olduğu ve askerlik hizmetini yapmadığı gerekçesiyle göreve başlatılmayan başvurucunun başvurusunda hak ihlali kararı verdi. Mahkeme; idarenin kadınların kırsal kesimlerde gece çalışamayacağı veya güvenlik riskleri ile silah kullanımını gerektiren sorumlulukları üstlenemeyeceği yönündeki varsayımlarının hiçbir somut gerekçeye dayanmadığını ve doğrudan cinsiyet ayrımcılığı teşkil ettiğini hükme bağladı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Akademik kademelerde kadınların durumu</strong></h3>

<ul>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation"><strong>Profesör</strong>: Toplam 40.429 profesörün 26.226'sı erkek, 14.203'ü kadın.</p>
 </li>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation"><strong>Doçent</strong>: Toplam 26.236 doçentin 14.754'ü erkek, 11.482'si kadın (kadın sayısının sayısal olarak en az olduğu unvan doçentlik).</p>
 </li>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation"><strong>Doktor Öğretim Üyesi:</strong> Toplam 46.529 kadronun 24.199'u erkek, 22.330'u kadın (öğretim üyeleri içinde kadın temsilinin sayıca en yüksek olduğu basamak).</p>
 </li>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation"><strong>Öğretim Görevlisi:</strong> Toplam 35.117 personelin 16.674'ü erkek, 18.443'ü kadın (kadınlar çoğunlukta).</p>
 </li>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation"><strong>Araştırma Görevlisi:</strong> Toplam 38.689 personelin 17.313'ü erkek, 21.376'sı kadın (kadınlar belirgin çoğunlukta).</p>
 </li>
</ul>

<p></p>

<h3 dir="ltr"><strong>Görevdeki 17 kadın rektör hangi üniversitelerde görev yapıyor?</strong></h3>

<ul>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation">Devlet Üniversiteleri: Prof. Dr. Özlenen Özkan (Akdeniz Üni.), Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper (İzmir Demokrasi Üni.), Prof. Dr. Rengin Ak (Kırklareli Üni.), Prof. Dr. Rana Kibar (Manisa Celal Bayar Üni.), Prof. Dr. Fatma Aydın (Ondokuz Mayıs Üni.).</p>
 </li>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation">Vakıf Üniversiteleri: Prof. Dr. Esra Hatipoğlu (Bahçeşehir), Prof. Dr. Çavlan Çiftçi (Demiroğlu Bilim), Prof. Dr. Fatma Kanca (Fenerbahçe), Prof. Dr. Şeyma Aydınoğlu (İstanbul Galata), Prof. Dr. Fadime Yüksektepe (İstanbul Kültür), Prof. Dr. Ayşegül Komsuoğlu Çıtıpıtıoğlu (İstanbul Nişantaşı), Prof. Dr. Güliz Muğan (İstanbul Okan), Prof. Dr. Meryem Sondan Durkanoğlu Feyiz (Kadir Has), Prof. Dr. Edibe Sözen (Maltepe), Prof. Dr. Nazife Güngör (Üsküdar), Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan (Hasan Kalyoncu), Prof. Dr. Feriha Efgan Kuyumcu (İstanbul Gedik).</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/akademi-yonetiminde-kadinin-adi-yok-198-rektorun-sadece-17si-kadin</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/gemini-generated-image-4lgprg4lg.jpg" type="image/jpeg" length="67856"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin hava gücünde görünmeyen mücadele: Siber saldırılar, elektronik harp ve güvenli haberleşme]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turkiyenin-hava-gucunde-gorunmeyen-mucadele-siber-saldirilar-elektronik-harp-ve-guvenli-haberlesme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turkiyenin-hava-gucunde-gorunmeyen-mucadele-siber-saldirilar-elektronik-harp-ve-guvenli-haberlesme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel savaş teknolojileri hızla gelişirken, hava gücünün anlamı da değişiyor. A5 Savunma Sanayii Dergisi temsilcisi Dr. İpek İpek ve Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek; siber saldırılardan yapay zekâya, elektronik harpten güvenli iletişime kadar yeni nesil hava savaşlarının merak edilenlerini 24 Saat'e anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyada askeri teknolojiler hızla gelişirken, hava gücünün tanımı da değişiyor. Artık bir savaş uçağının gücü sadece ne kadar hızlı uçtuğu, ne kadar uzağa gidebildiği veya ne kadar silah taşıdığıyla belirlenmiyor. Uçağın çevresini ne kadar iyi görebildiği, elde ettiği bilgileri ne kadar hızlı değerlendirdiği ve hedefe ne kadar doğru müdahale edebildiği de büyük önem taşıyor. Ayrıca bu sistemlerin siber saldırılara ve elektronik müdahalelere karşı korunması da hava gücünün önemli bir parçası haline geliyor.</p>

<p><strong>A5 Savunma Sanayii Dergisi temsilcisi Dr. İpek İpek ve Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek</strong>, modern hava savaşlarında siber dayanıklılık, elektronik harp, ağ merkezli harekât ve yapay zekânın değişen rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h3><strong>FİZİKSEL KAYIPTAN DAHA TEHLİKELİ: AĞIN İŞLEVSİZ KALMASI</strong></h3>

<p>Modern hava savaşlarında siber saldırılar ve elektronik harp müdahalelerinin, bir uçağın fiziksel olarak kaybedilmesinden daha büyük sorunlara yol açabileceğini belirten Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek, sistem riski üzerine şu tespitte bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Bir uçağı kaybettiğinizde bir platform kaybedersiniz; fakat güvenilir veri akışını, müşterek hava resmini veya zamanlama ve seyrüsefer bütünlüğünü bozarsanız aynı anda birden fazla platformun etkinliğini azaltabilirsiniz. Modern hava harekâtında asıl kritik mesele, platform beka kabiliyeti kadar ağın beka kabiliyetidir."</p>
</blockquote>

<h3><strong>DİJİTAL DÜĞÜMLER VE BİLGİ BÜTÜNLÜĞÜ</strong></h3>

<p>Savaş uçakları ve İHA’ların havada sürekli veri alışverişi yapan birer "dijital düğüm" olarak görev yaptığını hatırlatan İpek, ağ güvenliği konusundaki en büyük tehlikeyi şöyle tanımladı:</p>

<blockquote>
<p>“Daha büyük risk, haberleşme devam ederken sistemde dolaşan bilgilerin yanlış veya güvenilmez hale gelmesidir. Güvenilir bir sistem üzerinden yanlış bilgi gönderilmesi, komutanın karar vermesini zorlaştırabilir ve tüm filonun görevini olumsuz etkileyebilir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA İSTİHBARAT SUBAYI: "KARAR MİMARLIĞI"</strong></h3>

<p>Siber güvenlikte ve tehdit tespitinde yapay zekâ kullanımının artmasıyla insan faktörünün rol değiştirdiğini ifade eden Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek, geleceğin istihbarat konseptini şu sözlerle özetledi:</p>

<blockquote>
<p>"Yapay zekâ tespitte hız ve ölçek sağlar; ancak bunun bir aldatma faaliyeti mi yoksa gerçek bir tehdit mi olduğunu anlamlandırmak operasyonel bağlam gerektirir. Geleceğin hava istihbarat subayı ekrana bakıp tek tek iz takip eden bir operatör değil; yapay zekâ yardımıyla verileri birleştirerek rakibin niyetini anlamaya çalışan bir 'karar mimarı' olacaktır."</p>
</blockquote>

<p>Savunma teknolojilerinde yaşanan bu kritik dönüşümün detaylarını, yayıncılık ilkelerini ve sahadaki pratik karşılıklarını A5 Savunma Sanayii Dergisi temsilcisi Dr. İpek İpek ve Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek ile konuştuk.</p>

<h3><strong>"İLETİŞİM AĞININ BOZULMASI BİRDEN FAZLA PLATFORMU AYNI ANDA İŞLEVSİZ BIRAKABİLİR"</strong></h3>

<p><strong>1.⁠ ⁠Modern hava muharebesinde bir savaş uçağı ya da İHA görevdeyken; radar, GPS veya veri bağlarına (Data Link) yönelik gerçekleştirilecek bir siber saldırı, uçağın düşürülmesinden daha büyük bir operasyonel zafiyet yaratabilir mi?</strong></p>

<p><strong>Erdoğan İpek:</strong> Modern hava harekâtında bir uçağın veya İHA’nın sistemlerine yapılan siber ve elektronik saldırılar, uçağın düşürülmesinden daha büyük zararlar verebilir. Günümüz hava gücü tekil platformlara değil; sensör, veri ve karardan oluşan bütüncül bir iletişim ağına dayanır. NATO’nun hava gücü yaklaşımında da ağın korunmasının platformun korunması kadar önemli hâle geldiği açık biçimde vurgulanıyor. Tek bir uçağın kaybı sadece o platformu etkilerken, iletişim ağının bozulması birden fazla uçağı aynı anda işlevsiz bırakabilir. Bu nedenle artık uçağın sağlam kalması kadar, ağın da ayakta kalması kritiktir.</p>

<p>Gelecekte üstünlük, yalnızca en gelişmiş uçağa sahip olanın değil; GPS’in kesildiği ve ağır siber saldırıların yaşandığı koşullarda dahi sistemlerini çalıştırabilen tarafın olacaktır. Türk savunma sanayisinin en büyük avantajı; uçağı, radarı, elektronik harbi ve yazılımları birbiriyle entegre çalışan tek bir sistem olarak geliştirmesidir. Mesele sadece uçak üretmek değil, uçağın etrafında yerli ve güvenli bir dijital ağ kurabilmektir. Bu bütünleşik yaklaşım Türkiye’ye hem operasyonel bağımsızlık hem de savunma avantajı sağlamaktadır.</p>

<h3><strong>GÖKYÜZÜNÜN DİJİTAL KALKANLARI VE ÇOK KATMANLI GÜVENLİK</strong></h3>

<p><strong>2.⁠ ⁠Çatışma coğrafyalarında sıkça görülen GPS sinyal müdahalelerine ve konum yanıltmalarına karşı KAAN, ANKA veya Bayraktar gibi yerli platformlarımızda ne tür dijital koruma kalkanları kullanılıyor?</strong></p>

<p><strong>Erdoğan İpek: </strong>Burada iki farklı tehdidi ayırmak gerekiyor. GPS karıştırması, uydu sinyalinin engellenmesi anlamına geliyor. Spoofing ise hava aracına yanlış konum veya zaman bilgisi gönderilmesi demek. Bu tehditlere karşı en önemli hedef, hava aracının sadece GPS'e bağlı kalmamasını sağlamak.</p>

<p>Türkiye'de GPS sinyalinin karıştırılmasını önleyen sistemler, farklı konum belirleme yöntemleri ve yedek seyrüsefer sistemleri geliştiriliyor. ASELSAN'ın KARETTA sistemi de uydu sinyallerini korumak ve karıştırıcı sinyallerin etkisini azaltmak için kullanılan çözümler arasında yer alıyor.</p>

<p>Baykar'ın AKINCI için açıkladığı özelliklerde de GPS'e bağlı kalmadan farklı sensörlerden gelen bilgileri kullanarak yönünü bulabilme kabiliyeti bulunuyor. Ayrıca yapay zekâ destekli görsel seyrüsefer çalışmalarıyla GPS'in olmadığı veya yoğun şekilde karıştırıldığı ortamlarda konum belirleme konusunda çalışmalar yapılıyor.</p>

<p>KAAN ve ANKA'nın elektronik harp ve seyrüsefer sistemlerinin tüm ayrıntıları kamuoyuna açık değil. Ancak Türkiye'nin geliştirdiği farklı seyrüsefer ve haberleşme teknolojileri, hava araçlarının GPS sinyali kesilse veya karıştırılsa bile görevlerini sürdürebilmesine yönelik önemli bir altyapı oluşturuyor.</p>

<p><strong>3.⁠ ⁠Jetlerimiz ve İHA’larımız havada birbirleriyle ve karayla sürekli veri alışverişi yapan birer "dijital düğüm" olarak uçuyor. Bu iletişim ağındaki tek bir halkaya sızılması, tüm filonun güvenliğini ve görev başarısını nasıl etkiler?</strong></p>

<p><strong>Erdoğan İpek:</strong> Modern hava harekâtında savaş uçakları ve İHA'lar artık tek başına hareket etmiyor. Radarlar, komuta merkezleri ve diğer hava araçlarıyla sürekli bilgi alışverişi yapıyor. Bu nedenle iletişim ağının güvenliği, hava araçlarının güvenliği kadar önemli hâle geliyor.</p>

<p>Tek bir sisteme sızılması, doğrudan tüm filonun ele geçirilmesi anlamına gelmez. Askerî ağlarda bu tür durumların yayılmasını önlemek için farklı güvenlik katmanları kullanılıyor. Ancak sisteme güvenilir bir noktadan yanlış bilgi gönderilmesi ciddi sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Haberleşme devam ediyor gibi görünürken yanlış bilgilerin sisteme girmesi, komutanın doğru karar vermesini zorlaştırabilir ve birden fazla hava aracının görevini etkileyebilir. Bu nedenle sadece bilginin hızlı aktarılması değil, doğru ve güvenilir olması da büyük önem taşıyor.</p>

<p>Türkiye açısından bakıldığında savaş uçakları, İHA'lar, radarlar, elektronik harp ve komuta-kontrol sistemlerinin birlikte geliştirilmesi önemli bir avantaj sağlıyor. Gelecekte hava gücündeki başarı, bu sistemlerin siber veya elektronik saldırı altında da güvenli şekilde birlikte çalışabilmesine bağlı olacak.</p>

<h3><strong>HAVA İSTİHBARATINDA YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ</strong></h3>

<p><strong>4.⁠ ⁠Yapay zekanın askeri siber saldırılarda kullanılmasıyla birlikte, saniye bazında gerçekleşen tehdit tespitlerinde insan faktörünün (istihbarat subayının) rolü nereye evriliyor?</strong></p>

<p><strong>Erdoğan İpek:</strong> Yapay zekânın askerî siber güvenlikte yaygınlaşması, istihbarat subayının rolünü azaltmıyor. Aksine, onu verileri takip eden bir operatörden, yapay zekânın sunduğu bilgileri değerlendiren ve karar sürecine katkı sağlayan bir konuma taşıyor.</p>

<p>Yapay zekâ, çok büyük miktardaki ağ, sensör ve elektronik veri içindeki olağan dışı durumları kısa sürede tespit edebiliyor. Ancak tespit edilen durumun gerçek bir saldırı mı, elektronik harp etkisi mi, teknik bir arıza mı yoksa bir aldatma girişimi mi olduğunu anlamak için insan değerlendirmesine ihtiyaç var.</p>

<p>Bu nedenle gelecekte insan ve yapay zekânın birlikte çalışması daha önemli hâle gelecek. Yapay zekâ hız, veri analizi ve farklı bilgiler arasındaki bağlantıları ortaya çıkarma konusunda öne çıkacak. İstihbarat subayı ise bu bilgileri değerlendirerek tehdidin ne anlama geldiğini ve karşı tarafın ne yapmak istediğini belirleyecek.</p>

<p>Yapay zekâ sistemlerinin de yanlış veya manipüle edilmiş verilerle yanıltılabileceğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle özellikle önemli askerî kararlarda insanın denetleyici ve karar verici rolünün korunması önem taşıyor.</p>

<p>Geleceğin hava istihbarat subayı, yalnızca ekrandaki verileri takip eden kişi olmayacak. Sensörlerden, elektronik harp sistemlerinden, uydu ve insansız platformlardan gelen bilgileri yapay zekâ yardımıyla birleştirerek karşı tarafın niyetini anlamaya çalışan bir karar verici konumunda olacak.</p>

<p>Türkiye'nin İHA, radar, elektronik harp, komuta-kontrol ve yapay zekâ alanlarında geliştirdiği teknolojiler de bu dönüşüm için önemli bir altyapı oluşturuyor. Yapay zekâ tehditleri insandan daha hızlı tespit edebilir; ancak tehdidin ne anlama geldiğini ve nasıl karşılık verilmesi gerektiğini değerlendirmek hâlâ insan muhakemesini gerektiriyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="648" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/p-h-o-t-o-2026-08-18-15-16-33-1.jpg" width="900" /></p>

<h3><strong>DEZENFORMASYON ÇAĞINDA SORUMLU HABERCİLİK</strong></h3>

<p><strong>5.⁠ ⁠Türk İHA’larının ve hava platformlarının sahadaki siber dayanıklılığı, uluslararası basında ve savunma sanayii kamuoyunda nasıl karşılık buluyor? Bu durum Türk firmalarının marka değerine nasıl yansıyor?</strong></p>

<p><strong>Dr. İpek İpek:</strong> Türk İHA’larının uluslararası alandaki başarısı artık yalnızca uçuş performansı veya taşıdığı mühimmatla değerlendirilmiyor. Elektronik harp ortamında görev yapabilmesi, karıştırmaya dayanıklılığı, güvenli veri bağlantısı ve farklı sistemlerle birlikte çalışabilmesi de giderek daha fazla önem kazanıyor.</p>

<p>Türkiye'nin savunma sanayii de bu alanlarda platform, sensör, haberleşme, elektronik harp ve mühimmat sistemlerini birlikte geliştiren bir yapıya dönüşüyor. AKINCI'nın elektronik karıştırma altında görev yapabilmesi ve KIZILELMA'daki elektronik harp çalışmaları bu yaklaşımın örnekleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Uluslararası savunma basınında Türkiye'nin yalnızca İHA üreten bir ülke değil, farklı teknolojileri bir araya getiren bir savunma ekosistemi oluşturduğu yönündeki değerlendirmeler de artıyor. Bu durum Türk savunma şirketlerinin marka değerini ve ihracat potansiyelini güçlendiriyor.</p>

<p>Baykar'ın açıkladığı verilere göre şirket, 2025 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu da sahadaki teknolojik kabiliyetlerin yalnızca askerî başarı değil, aynı zamanda uluslararası güven ve marka değeri açısından da karşılık bulduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>6.⁠ ⁠Roket, füze veya hava araçları kadar göze çarpmayan ama en az onlar kadar hayati olan "siber güvenlik ve güvenli haberleşme" teknolojileri savunma medyasında hak ettiği değeri bulabiliyor mu?</strong></p>

<p><strong>Dr. İpek İpek:</strong> Kesinlikle hak ettiği değeri giderek daha fazla bulduğunu düşünüyoruz. Çünkü günümüzde savunma kabiliyeti yalnızca sahip olduğunuz platformların menzili, hızı veya mühimmat kapasitesiyle ölçülmüyor. Bu platformların güvenli biçimde haberleşebilmesi, elde edilen verinin doğru ve hızlı şekilde aktarılması ve bütün bu ağın siber tehditlere karşı korunabilmesi en az platformların kendisi kadar kritik.</p>

<p>Türkiye açısından baktığımızda ise bu alanın özellikle dikkat çekici olduğunu düşünüyoruz. Türk savunma sanayii yalnızca görünür platformlarda değil; güvenli haberleşme, elektronik harp, komuta-kontrol, veri bağı, yazılım ve siber güvenlik gibi teknolojilerde de önemli bir yetkinlik biriktiriyor. Bence Türkiye’nin savunma sanayiindeki en güçlü yönlerinden biri de farklı sistemleri giderek daha fazla birbirleriyle konuşabilen ve birlikte çalışabilen bir yapıya dönüştürmesi.</p>

<p>Savunma medyasına burada önemli bir görev düşüyor. Bir füzenin menzilini veya yeni bir hava aracını anlatmak okuyucu açısından daha kolay ve görsel olarak daha dikkat çekici olabilir. Ancak geleceğin savaş ortamında belirleyici unsur, çoğu zaman tek bir platformdan ziyade platformların birbirine ne kadar güvenli ve hızlı bağlandığı olacaktır.</p>

<p>A5 Savunma Sanayii Dergisi olarak biz de bu nedenle siber güvenlik, güvenli haberleşme, elektronik harp, yapay zekâ, veri füzyonu ve ağ merkezli harekât gibi daha az görünür fakat stratejik değeri son derece yüksek alanlara özellikle önem veriyoruz. Türkiye’nin bu teknolojilerde geliştirdiği millî kabiliyetlerin hem teknolojik bağımsızlık hem de savunma ekosisteminin bütünlüğü açısından son derece kıymetli olduğuna inanıyoruz.</p>

<p><strong>7.⁠ ⁠Askeri havacılık ve siber güvenlik gibi teknik alanlarda sosyal medyada yayılan spekülatif veya yanlış haberlerin önüne geçmek için savunma yayıncılığına ve stratejik iletişime ne tür sorumluluklar düşüyor?</strong></p>

<p><strong>Dr. İpek İpek:</strong> Savunma yayıncılığında hızdan önce doğruluğun gelmesi gerekiyor. Askerî havacılık, siber güvenlik ve savunma teknolojileriyle ilgili yanlış veya bağlamından koparılmış bilgiler sosyal medyada kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor. Yapay zekâ ile üretilen içerikler ve manipüle edilmiş görüntüler de gerçek ile kurguyu ayırt etmeyi zorlaştırıyor.</p>

<p>Bu nedenle savunma medyasının en önemli sorumluluklarından biri güçlü bir doğrulama süreci yürütmek. Bir bilginin çok paylaşılması veya sosyal medyada yer alması, onun doğru olduğu anlamına gelmiyor. Haberlerin resmî açıklamalar, üretici firmalar ve güvenilir açık kaynaklar üzerinden kontrol edilmesi gerekiyor. Doğrulanamayan bilgiler ise kesinleşmiş bir gerçek gibi değil, açıkça “iddia” olarak aktarılmalı.</p>

<p>Stratejik iletişimde de doğru bilginin hızlı ve anlaşılır biçimde kamuoyuna ulaştırılması önemli. Türkiye'nin savunma sanayii alanındaki uluslararası görünürlüğü arttıkça, teknik gelişmelerin abartılmadan ve doğrulanabilir bilgilerle anlatılması daha da önem kazanıyor.</p>

<p>A5 Savunma Sanayii Dergisi olarak yaklaşımımız, ilk paylaşan olmak yerine doğru bilgiyi, doğru bağlamda ve güvenilir kaynaklara dayanarak aktarmak. Savunma haberciliğinde güvenin korunması için doğruluk ve kaynak kontrolünün hızdan daha önemli olduğuna inanıyoruz.</p>

<h3><strong>AÇIK KAYNAKLAR İLE ASKERÎ GİZLİLİK ARASINDAKİ HASSAS ÇİZGİ</strong></h3>

<p><strong>8.⁠ ⁠A5 Savunma Sanayii Dergisi olarak, kritik askeri teknolojileri haberleştirirken kamuoyuna açık bilgiler ile askeri gizlilik arasındaki hassas çizgiyi nasıl koruyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>Dr. İpek İpek:</strong> A5 Savunma Sanayii Dergisi olarak bizim için habercilik kadar önemli olan bir diğer konu, yayımladığımız bilginin niteliği ve sınırlarıdır. Savunma sanayii doğası gereği stratejik ve hassas bir alan. Bu nedenle bir bilginin kamuoyuna açık olması, bizim açımızdan tek başına yayımlanması için yeterli bir ölçüt değil.</p>

<p>Haber ve analizlerimizi hazırlarken öncelikle resmî açıklamalar, üretici kuruluşların kamuoyuyla paylaştığı bilgiler, uluslararası fuarlar, açık kaynaklar ve doğrulanabilir teknik veriler üzerinden hareket ediyoruz. Operasyonel güvenliği etkileyebilecek, personeli veya birlikleri riske atabilecek, sistemlerin hassasiyetlerini ortaya çıkarabilecek ya da kamuoyuna açıklanmasının sakıncalı olabileceğini değerlendirdiğimiz ayrıntılarda ise özellikle ihtiyatlı davranıyoruz.</p>

<p>Biz A5’te savunma haberciliğini yalnızca “ne kadar teknik bilgi verebiliriz?” sorusu üzerinden değerlendirmiyoruz. Asıl amacımız; bir sistemin neden önemli olduğunu, hangi teknolojik dönüşümün parçası olduğunu, savunma sanayiine ve stratejik dengelere nasıl etki edebileceğini okuyucuya doğru bir şekilde aktarabilmek.</p>

<p>Dolayısıyla kamuoyunun bilgi edinme hakkı ile millî güvenlik ve askerî gizliliğin korunması arasında bilinçli bir editoryal denge kurmaya çalışıyoruz. Bizim için iyi savunma haberciliği, en hassas bilgiyi yayımlamak değil; doğru bilgiyi, doğru bağlamda ve doğru sınırlar içerisinde okuyucuya ulaştırabilmektir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esin Özdemir</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turkiyenin-hava-gucunde-gorunmeyen-mucadele-siber-saldirilar-elektronik-harp-ve-guvenli-haberlesme</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/savas-ucagi-2.png" type="image/jpeg" length="59858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[LÖSEV’den Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin'e ziyaret]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/losevden-gazeteciler-cemiyetine-ziyaret-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/losevden-gazeteciler-cemiyetine-ziyaret-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) temsilcileri Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret ederek, Başkan Nazmi Bilgin ile görüştü. Görüşmede desteklerinden dolayı Bilgin'e teşekkür eden LÖSEV temsilcileri, yeni projeleri için de destek istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Kurumsal İlişkiler Yönetmeni Gizem Onursal ile Basın İletişimleri Yönetmeni N. Deniz Akşimşek Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ederek, Başkan Nazmi Bilgin ile görüştü. Görüşmede ziyaretçiler LÖSEV’e desteklerinden dolayı Bilgin’e teşekkür ederken, yeni projeleri için de katkı talep etti.</p>

<p>Görüşmede LÖSEV’in çocukların tedavileri için verilen destekler ve hizmetlerden söz edildi. Yeni projelerle geldiklerini belirten Gizem Onursal, “Koşar Adım” projesi doğrultusunda İstanbul’da 11 Ekim’de düzenlenecek koşu konusunda bilgi verdi. Aynı tarihte Ankara’da da Cumhurbaşkanlığı tarafından 21 kilometrelik bir koşunun yapılacağını, Beştepe’den başlayacak bu koşunun 21 kilometrenin sonunda yine Beştepe’de sona ereceğini söyleyen Onursal, “LÖSEV olarak biz de bu koşuda yer alacağız” dedi.</p>

<p><img alt="Lösev Ziyaret1" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/losev-ziyaret1.jpeg" width="2000" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Biz koşalım, onlar okusun"</strong></h2>

<p>Bu koşuya katılımcı kuruluşların LÖSEV’e destek için yardım kampanyaları açacağını belirten Onursal, Cemiyet’ten de koşuya katılım ve destek çağrısı yaptı. Onursal, “Biz koşalım, onlar okusun” diyerek, verilecek desteğin çocukların okuması için ayrılacağını belirtti. Onursal, ayrıca 3 Ekim’de hastalığı atlatmış çocuklarla Anıtkabir’e gideceklerini de ifade etti.</p>

<p>LÖSEV’e her zaman destek verdiklerini belirten Nazmi Bilgin de “Biz destek için yine varız. Projenin bir parçası oluruz” dedi.</p>

<p><img alt="Lösev Ziyaret2" class="detail-photo img-fluid" height="891" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/losev-ziyaret2.jpg" width="1173" /></p>

<p>Bilgin daha önce de çocukların Cemiyet’i ziyaret getirdiğini hatırlatarak, stüdyoyu gezdiklerini, Cemiyet ve gazetecilik hakkında bilgi aldıklarını da hatırlattı. Benzer bir ziyaretin yine yapılabileceğini belirten Bilgin, Gazeteciler Cemiyeti olarak LÖSEV’e de çocuklara da desteğe her zaman hazır olduklarını dile getirdi.</p>

<p>Ziyaret LÖSEV’in broşürlerinin ve afişlerinin iletilmesi ve fotoğraf çekilmesi ile sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sultan Özer</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/losevden-gazeteciler-cemiyetine-ziyaret-1</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-25-144733.png" type="image/jpeg" length="62162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AİHM'in Osman Kavala kararının ardından insan hakları örgütlerinden çağrı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/aihmin-osman-kavala-kararinin-ardindan-insan-haklari-orgutlerinden-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/aihmin-osman-kavala-kararinin-ardindan-insan-haklari-orgutlerinden-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, AİHM Büyük Dairesi’nin Osman Kavala kararının ardından Türkiye’ye çağrıda bulundu. 38 insan hakları örgütü, AİHM kararının uygulanmasını, Kavala’nın derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı (İHSDA), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararının ardından Türkiye’ye çağrıda bulundu. 38 insan hakları örgütü, AİHM kararının uygulanmasını, Kavala’nın derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istedi.</p>

<h2><strong>AİHM, Türkiye’yi altı maddeden ihlal kararıyla karşı karşıya bıraktı</strong></h2>

<p>AİHM Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusunda Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) altı maddesini ihlal ettiğine hükmetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme; işkence ve kötü muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ile haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılmasına ilişkin hükümlerin ihlal edildiğine karar verdi.</p>

<p>AİHM ayrıca Kavala’ya <strong>70 bin Euro manevi tazminat</strong> ödenmesine hükmetti.</p>

<h3><strong>İnsan hakları örgütlerinden “karar uygulansın” çağrısı</strong></h3>

<p>38 insan hakları örgütünden oluşan İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, kararın ardından yaptığı açıklamada Türkiye’nin AİHM kararını gecikmeksizin uygulaması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Ağ, AİHM’in Kavala’nın <strong>mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını</strong>, mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve tespit edilen hak ihlallerinin giderilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını istediğini hatırlattı.</p>

<h3><strong>“Kısıtlamalar Kavala’yı susturmak amacıyla kullanıldı”</strong></h3>

<p>İHSDA açıklamasında, AİHM’in Kavala’ya yöneltilen suçlamaların şiddet içeren herhangi bir eyleme dayanmadığına ve söz konusu faaliyetlerin barışçıl niteliğine dikkat çektiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, Kavala’nın haklarına getirilen kısıtlamaların <strong>“onu susturmak amacıyla kullanıldığı”</strong> yönündeki AİHM tespitine de yer verildi.</p>

<h3><strong>“Yaklaşık dokuz yıldır özgürlüğünden yoksun”</strong></h3>

<p>İnsan hakları örgütleri, Osman Kavala’nın insan hakları ve sivil toplum alanındaki çalışmaları nedeniyle yaklaşık dokuz yıldır özgürlüğünden yoksun bırakıldığını belirtti.</p>

<p>Açıklamada, AİHM’in 2019 yılında Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını öngören bağlayıcı bir karar verdiği, buna rağmen tutukluluk ve mahkûmiyet sürecinin devam ettiği ifade edildi.</p>

<h3><strong>“Derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalı”</strong></h3>

<p>İHSDA, Türkiye’nin bağlayıcı AİHM kararlarını eksiksiz ve gecikmeksizin uygulaması gerektiğini belirterek, <strong>“Osman Kavala derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır”</strong> çağrısı yaptı.</p>

<p>Ağ ayrıca Kavala’nın mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve AİHM tarafından tespit edilen ihlallerin giderilmesini istedi.</p>

<p><strong>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı’nın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:</strong></p>

<blockquote>
<p><i>"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi bugün açıkladığı kararında, Türkiye’nin hak savunucusu Osman Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması, mahkûmiyetinin sonuçlarını ortadan kaldırması ve tespit edilen ihlâlleri etkili biçimde gidermek üzere gerekli tüm tedbirleri bir an önce alması gerektiğini belirtti.</i></p>

<p><i>AİHM, Kavala’nın özgürlük ve güvenlik, adil yargılanma, ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma ve örgütlenme haklarının ihlâl edildiğine hükmetti. Mahkeme ayrıca işkence ve kötü muamele yasağının ihlâl edildiğini tespit etti. Kavala’ya yöneltilen suçlamaların şiddet içeren herhangi bir eyleme dayanmadığını ve söz konusu faaliyetlerin barışçıl niteliğini vurgulayan Mahkeme, Kavala’nın haklarına getirilen kısıtlamaların onu susturmak amacıyla kullanıldığına karar verdi.</i></p>

<p><i>Osman Kavala, insan hakları ve sivil toplum alanındaki çalışmaları nedeniyle yaklaşık dokuz yıldır özgürlüğünden yoksun bırakılıyor. AİHM’in 2019 yılında verdiği ve Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını öngören bağlayıcı karara rağmen bu ağır adaletsizlik sürüyor.</i></p>

<p><i>Türkiye, bağlayıcı AİHM kararlarını gecikmeksizin ve eksiksiz biçimde uygulamalı; Osman Kavala derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır. Mahkûmiyetinin sonuçları ortadan kaldırılmalı ve yıllardır sürdürülen bu hukuksuzluğa son verilmelidir."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/aihmin-osman-kavala-kararinin-ardindan-insan-haklari-orgutlerinden-cagri</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/e3fa8b09-be65-4a3e-836e-f349c464ae56.webp" type="image/jpeg" length="67859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli’den Malazgirt paylaşımı: “Türk milletinin bahtı daima açık olsun”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bahceliden-malazgirt-paylasimi-turk-milletinin-bahti-daima-acik-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bahceliden-malazgirt-paylasimi-turk-milletinin-bahti-daima-acik-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP'nin sosyal medya hesabı üzerinden, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümü dolayısıyla kaleme aldığı mesaj yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli</strong>'nin 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklama, partisinin X hesabından yayımlandı.</p>

<h2><strong>Bahçeli'nin Malazgirt Zaferi mesajı</strong></h2>

<p>Bahçeli’nin açıklamasında şunlar kaydedildi:</p>

<p>“Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşü, nice cihan devletinin kuruluşuna, nice fethin destanlaşan kudretine, nice zaferlerin nesillerce gururla taşınan ve geleceğe ışık tutan hatıralara şahittir.</p>

<p>Her zafer kendi zamanının şartları içinde bir varlık mücadelesini şan ve şerefle taçlanan birer neticeye bağlamış, her fetih Türk’ün devlet kurma iradesine yeni bir saha kazandırmış, şehit ve gazilerimizin kahramanlıkları evlatlarımıza şerefli bir miras bırakmıştır.</p>

<p>Bunların arasında öyle tarih durakları vardır ki meydana geldikleri günün hudutlarını aşarak asırların yönünü tayin etmiş; üzerinde yaşadığımız coğrafyanın adını, kaderini ve siyasi mahiyetini değiştirmiştir.</p>

<p>26 Ağustos 1071 tarihli Malazgirt Zaferi, işte böylece tarihin seyrini yeniden biçimlendiren, coğrafyaların istikametine yeniden yön tayin eden kutlu bir kader anıdır.</p>

<p>Malazgirt’e varan yol bir günde açılmamıştır. Türk’ün bayrağını, İslam’ın sancaktarlığını yapan Türk beyleri, önce 1040 Dandanakan Zaferi’yle Horasan’da siyasi kudretini ilan etmiş; Çağrı Bey’in Anadolu’ya uzanan keşif seferleri bu yeni ufkun öncü adımlarını teşkil etmiş; 1048 Pasinler Zaferi'yle küffara ilk ağır darbelerden biri indirilmiş; Tuğrul Bey ile süreç hız kazanmış; Sultan Alparslan’ın 1064’te Ani’yi fethetmesiyle daha ileri bir safhaya taşınmıştır.</p>

<p>Afşin Bey ve diğer Türk kumandanlarının Anadolu içlerine uzanan akınlarıyla Bizans’ın Doğu’daki tahakkümü adım adım kırılmış; Türk atlılarının bastığı her toprak, yaklaşmakta olan büyük fethin ve Türk hakimiyetinin habercisi olmuştur.</p>

<p>26 Ağustos 1071 Cuma günü gelip çattığında Sultan Alparslan, ordusunun saf düzenini gözden geçirmiş, beylerine son emirlerini vermiş, cuma namazını eda etmiş, ardından beyaz şehadet libasını kuşanarak Malazgirt Ovası’na revan olmuştur.</p>

<p>Malazgirt’e kefeniyle çıkan Sultan Alparslan’ın önünde zafer, gönlünde uğruna can verilecek Türk milletinin cihanşümul devlet ülküsü ve aklında Tammetül Kübra’ya dek Türk milletine yurt olacak Anadolu vardır.</p>

<p>Hakanının ölümü göze aldığı yerde neferin tereddüdüne, korkunun saflara sirayetine, inkâr edenlerin ise iman dolu yüreklerin önüne geçmesine imkân yoktur.</p>

<p>Malazgirt Ovası’nda Turan taktiğiyle çemberi daraltan Türk süvarisi, Sultan Alparslan’ın mahir sevk ve idaresi altında Roma’nın doğudaki mirasını taşıyan Bizans’ı güneşle beraber batıya sürmüş; Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir.</p>

<p>Zaferin ardından Anadolu’ya yayılan Türkmen varlığı, kurulan beylikler, yürütülen iskân ve imar hamleleriyle bu coğrafyada kök salmış; Selçuklu’dan Söğüt’e, Edirne’den İstanbul’a, İstanbul’dan Ankara’ya uzanan Anadolu’daki Türk varlığını ebedi kılan bu kesintisiz tarih hattında değişen tek şey başkentler olmuş; Türk milletinin Anadolu’ya sahip olma, devletini yaşatma ve kendi mukadderatına hükmetme iradesi değişmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Horasan’dan kopup Pasinler’de kuvvet bulan, Malazgirt’te büyük bir zaferle Anadolu’nun bağrına yürüyen Türk iradesinin hükmü silinmeyecek; bu toprakların üzerinde yükselen ezan, dalgalanan ay yıldızlı al bayrak ve yaşayan Türk devleti, o kutlu günün çağlar ötesindeki şahidi olmaya devam edecektir.</p>

<p>Sultan Alparslan’ı, onunla aynı safta şehadeti göze alan aziz neferlerini; Anadolu’yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, imarla mamur eden, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum.</p>

<p>Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun.”</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="zxx"><a href="https://t.co/lLxsLYPF96" rel="nofollow">https://t.co/lLxsLYPF96</a></p>
— MHP (@MHP_Bilgi) <a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2092183090114273729?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 25, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bahceliden-malazgirt-paylasimi-turk-milletinin-bahti-daima-acik-olsun</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/85672dd3-ad11-4851-9a7e-ad73833cabbc.jpg" type="image/jpeg" length="20433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den bakanlık önünde eylemlerini sürdüren madencilere destek ziyareti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ozgur-ozelden-bakanlik-onunde-eylemlerini-surduren-madencilere-destek-ziyareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ozgur-ozelden-bakanlik-onunde-eylemlerini-surduren-madencilere-destek-ziyareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi maden işçilerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde sürdürdüğü eylem 16’ncı gününe girdi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, beraberindeki parti heyetiyle birlikte bakanlık önüne gelerek işçilere destek ziyaretinde bulundu ve yetkililere çağrıda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yıldızlar SSS Holding bünyesinde çalışan ve alacaklarının ödenmediğini belirten Bağımsız Maden-İş üyesi işçiler ile ailelerinin, Ankara'da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki bekleyişi devam ediyor. Eylemin 16'ncı gününde alana gelen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e; Genel Başkan Yardımcıları Utku Çakırözer ve Yunus Emre, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, milletvekilleri Gamze Taşcıer, Cemal Enginyurt, Mustafa Sarıgül ile Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin eşlik etti.</p>

<h3><strong>Başaran Aksu: "Müfettiş raporu haklılığımızı ortaya koydu, sözler tutulmadı"</strong></h3>

<p>Ziyaret sırasında eylem sürecine ve yaşanan görüşmelere ilişkin bilgi veren Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, işçilerin uzun süredir ücretsiz izne çıkarıldığını, kıdem ve emeklilik tazminatlarının ödenmediğini belirtti.</p>

<p>Nisan ayında İçişleri, Enerji ve Çalışma bakan yardımcılarının katılımıyla bir görüşme yapıldığını ve Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin hazırlayacağı rapora uyulması yönünde mutabakat sağlandığını hatırlatan Aksu, şunları aktardı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Haziran ayının ortasında Çalışma Bakanlığı müfettişi, sendikanın ve işçi arkadaşların tezlerini onaylayan bir rapor çıkarttı. Holding de masada bunu tanıyacağını beyan etmişti. Ancak 16 gündür buradayız ve madenciler 6 kez gözaltına alındı. Bakanlıktan yetkililerle görüşme taleplerimiz bugüne kadar karşılık bulmadı. Şu an içeride 5 arkadaşımız görüşmede.</i></p>

<p><i>Talebimiz; süresiz ücretsiz izin paralarının yatırılması, sigorta primlerinin işlenerek emeklilik yaşına gelmiş işçilerin emekli edilmesi, ihbar tazminatlarının ödenmesi ve sendikal nedenle işten çıkarılan 6 arkadaşımızın haklarının verilmesidir. Bugün burada bir çözüm çıkmazsa yarın Cumhurbaşkanlığı ile görüşmek üzere başvuruda bulunacağız."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Özgür Özel: "Kayyum atayın ya da kamulaştırın"</strong></h3>

<p>İşçilere hitap eden YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, geçmiş aylarda yürütülen mücadelelerle bazı alacakların tahsil edildiğini ancak verilen sözlerin tamamının yerine getirilmediğini söyledi. Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Burada Yıldızlar SSS Holding’den alacaklı olan maden işçilerine verilen sözler tutulmadığı için dayanışma amacıyla buradayız. Aileler, eşler ve çocuklar günlerdir kaldırımda bekliyor. Kameralar ve siyasetçiler uzaklaştığında mutabakatlara uyulmuyor; fazla mesailer, tazminatlar ödenmiyor.</i></p>

<p><i>Burada somut bir hak kaybı ve emek sömürüsü var. Farklı gerekçelerle şirketlere kayyum atayan ya da kamulaştırma yoluna giden yetkililere sesleniyorum: Bu holdinge de bir kayyum atayın, işçilerin bütün borçlarını ödesin. Gerekiyorsa işletmeyi kamulaştırın. 'Bu parayı ödemezsen işletmeye el koyuyorum' iradesini gösterin."</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>Konuşmasında tüm çalışanlara örgütlü mücadele çağrısında da bulunan Özel, "İşçinin işçiden başka dostu yoktur. İşçiler gerçek anlamda mücadele veren sendikaların etrafında birleştiklerinde haklarını alabilirler" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h3><strong>Baretli protesto ile uğurlandı</strong></h3>

<p>Açıklamaların ardından Özgür Özel, madencilerle birlikte kaldırıma oturarak baretlerin yere vurulduğu protesto eylemine katıldı. İşçiler, "Hakkımız burada, almaya geldik" ve "Direne direne kazanacağız" sloganları atarak Özel ve beraberindeki heyeti uğurladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anka Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ozgur-ozelden-bakanlik-onunde-eylemlerini-surduren-madencilere-destek-ziyareti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/videoframe-189215.png" type="image/jpeg" length="70168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2 ilde eş zamanlı narkotik operasyonu: 3 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/2-ilde-es-zamanli-narkotik-operasyonu-3-supheli-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/2-ilde-es-zamanli-narkotik-operasyonu-3-supheli-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari ve Samsun’da jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonlarda 265 kilogram skunk ele geçirildi. 4 şüpheliden 3’ü tutuklandı, 1 kişi hakkında adli kontrol uygulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hakkari</strong> ve <strong>Samsun</strong>’da uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesine yönelik jandarma ekiplerince operasyon düzenlendi. Çalışmalarda toplam 265 kilogram skunk uyuşturucu maddesi ele geçirilirken, 4 şüpheli yakalandı.</p>

<h2><strong>Hakkari ve Samsun’da operasyon düzenlendi</strong></h2>

<p>Operasyonlar, <strong>Jandarma Genel Komutanlığı </strong>Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Hakkari ve Bafra Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda gerçekleştirildi.</p>

<p>Hakkari, Van ve Samsun İl Jandarma Komutanlıklarınca yürütülen çalışmalar sonucunda uyuşturucu madde ticaretiyle bağlantılı olduğu değerlendirilen şüphelilere yönelik operasyonlar düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>265 kilogram skunk ele geçirildi</strong></h3>

<p>Operasyonlarda Hakkari’de 127 kilogram, Samsun’da ise 138 kilogram skunk uyuşturucu maddesi ele geçirildi. İki ilde ele geçirilen uyuşturucunun toplam miktarı 265 kilogram olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Çalışmalar kapsamında uyuşturucu madde ticaretiyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 3’ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.</p>

<p>Bir şüpheli hakkında ise <strong>adli kontrol </strong>hükümleri uygulandı.</p>

<h3><strong>Uyuşturucuyla mücadele sürüyor</strong></h3>

<p>Jandarma ekiplerinin uyuşturucu madde ticaretine yönelik çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Güvenlik güçlerinin operasyonlarla uyuşturucu ticaretinin önlenmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.</p>

<p>Gençleri hedef alan uyuşturucu ticaretine karşı mücadelenin kararlılıkla devam edeceği bildirildi.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Hakkari ve Samsun’da "Uyuşturucu Madde Ticaretine" yönelik Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda; 265 kg skunk uyuşturucu maddesi ele geçirildi.<br />
<br />
Operasyonlarda 4 şüpheli zehir taciri yakalandı. Şüphelilerden 3’ü tutuklandı. 1'i hakkında adli kontrol hükümleri… <a href="https://t.co/b1GXac1fiO" rel="nofollow">pic.twitter.com/b1GXac1fiO</a></p>
— T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) <a href="https://x.com/TC_icisleri/status/2092205355803582938?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 25, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/2-ilde-es-zamanli-narkotik-operasyonu-3-supheli-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/2-ilde-es-zamanli-narkotik-operasyonunda-3-supheli-tutuklandi.png" type="image/jpeg" length="79365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eğitim Sen Başkanı Irmak'tan ana dilde eğitim çağrısı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/egitim-sen-baskani-irmaktan-ana-dilde-egitim-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/egitim-sen-baskani-irmaktan-ana-dilde-egitim-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, 6. Demokratik Eğitim Kurultayı’nda ana dilde eğitimin önemine dikkat çekerek, “Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır. Biz bütün çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmesini istiyoruz” dedi. Irmak, eğitim sisteminde dinselleştirme ve piyasalaştırmaya karşı bilimsel, laik ve demokratik eğitim çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Eğitim Sen Genel Başkanı <strong>Kemal Irmak</strong>, 6. Demokratik Eğitim Kurultayı'nda yaptığı konuşmada ana dilde eğitimin önemine dikkat çekerek, “Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır. Biz bütün çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Eğitim Sen’in kurultayı başladı</strong></h2>

<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) 29 Ağustos’a kadar sürecek <strong>6. Demokratik Eğitim Kurultayı </strong>başladı. Kurultayda eğitimin temel sorunlarının yanı sıra laik ve ana dilde eğitim ile dijital dönüşüm başlıkları ele alınıyor.</p>

<p>Kurultayın açılışında Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Avrupa Eğitim Sendikaları Komitesi (ETUCE) Başkanı John MacGabhann ve Eğitim Enternasyonal Başkanı Mugwena Maluleke değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h3><strong>“Bu düzen hep böyle olmak zorunda değil”</strong></h3>

<p>Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, çocukların soru sormasının ve sorgulamasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Gülez, soru soran çocukların yoksulluk, eşitsizlik, ayrımcılık, sömürü, erkek egemenliği ve savaş gibi konuları da sorgulayacağını belirterek, “Bu düzen hep böyle olmak zorunda mı?” sorusuna yanıtlarının “Hayır” olduğunu söyledi.</p>

<p>Kamusal, bilimsel ve laik eğitimin gerekliliğini vurgulayan Gülez, çocukların eğitim hakkının yalnızca okul binasına erişimle sınırlı olmadığını ifade etti. Gülez, beslenme, ulaşım, barınma ve ders materyalleri gibi ihtiyaçların da kamusal olarak güvence altına alınması gerektiğini belirtti.</p>

<h3><strong>“Mesele kaynak değil, tercih meselesi”</strong></h3>

<p>Eğitim bütçesine ilişkin eleştirilerde de bulunan Gülez, kamu kaynaklarının kullanımına dikkat çekti.</p>

<p>Gülez, sermayeye, büyük projelere ve farklı harcamalara kaynak ayrılırken öğrencilerin beslenmesi ve eğitim emekçilerinin istihdamı için yeterli kaynak bulunmamasını eleştirerek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Sermayeye kaynak bulunuyor da öğrencilerin, çocukların bir öğün yemeğine mi bulunamıyor? Dev projelere bütçe bulunuyor, harekatlara kaynaklar aktarılıyor da okulların temizliğine mi bulunamıyor? Şirketlere teşvik bulunuyor da yeterli sayıda eğitim ve bilim emekçisi istihdamı yapmaya mı kaynak bulunamıyor? Her türlü harcamaya bütçe bulunuyor da eğitim ve bilim emekçilerinin insanca yaşayacağı durumlara mı bütçe bulunamıyor? Demek ki mesele bir kaynak meselesi değil, mesele bir tercih meselesi"</i></p>

<h3><strong> “Dinselleştirme ve piyasalaştırma”</strong></h3>

<p>Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise müfredat değişiklikleri, ÇEDES projeleri ve Milli Eğitim Akademisi gibi uygulamaların aynı siyasal projenin parçaları olduğunu savundu.</p>

<p>Irmak, bu projenin iki temel ayağının “dinselleştirme ve piyasalaştırma” olduğunu belirterek bilimsel, laik ve demokratik eğitimin önemine vurgu yaptı:</p>

<p><i>"Bu projenin iki temel ayağı olduğunu ifade ettik. Bunlardan birisi dinselleştirme, diğeri de piyasalaştırma. Bilimsel eğitim şüphe etmeyi öğretir. Bunlar şüphe edilmesini istemiyorlar. Bilimsel eğitim, eleştirel eğitim soru sormayı öğretir. Laik eğitim farklı inançlara ve inançsızlıklara eşit durmayı öğretir. Demokratik eğitim ise çocuğu devletin makbul yurttaşı olarak değil, kendi aklına ve iradesine sahip özgür insan olarak yetişmesini sağlıyor. Piyasalaştırma, eğitim hakkını sınıfsal bir ayrımcılığa dönüştürdü. Bugün Türkiye'de aynı yaştaki çocuklar aynı ülkenin çocukları olabilirler. Eğitimdeki eşitsizlikler toplumsal eşitsizliğin okul içindeki görünümüdür. Yoksulluk çocukla birlikte okul kapısından da maalesef içeri giriyor. Eğitimin dinselleştirilmesine yönelik itirazlarımızı da doğru yerden kurmak istiyoruz. Laiklik dinsizlik değildir. Laiklik herhangi bir inanca karşı olmak da değildir. Laiklik, devletin bütün inançlar ve inançsızlıklar karşısında tarafsız olmasıdır. Okul ise bütün çocukların ortak kamusal alanıdır. Ortak kamusal alanında herkes laik bir eğitimden yeterince desteğini görebilmelidir."</i></p>

<h3><strong>“Çocuklarımız işçi, MESEM’ler bir eğitim modeli değildir”</strong></h3>

<p>Irmak, Mesleki Eğitim Merkezleri'ne (MESEM) ilişkin de eleştirilerde bulundu.</p>

<p>MESEM'lerde öğrencilerin yaşamını yitirdiğini ve staj süreçlerinde çeşitli sorunlarla karşılaştığını savunan Irmak, “Çocuklarımızın yeri MESEM’ler değildir, MESEM’ler bir mesleki eğitim modeli değildir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>“Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır”</strong></h3>

<p>Irmak'ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de <strong>ana dilde eğitim</strong> oldu.</p>

<p>Eğitim Sen'in kuruluşundan bu yana ana dilde eğitim talebini sürdürdüğünü belirten Irmak, ana dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını söyledi.</p>

<p>Irmak, “Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır, ailesiyle, yaşadığı coğrafyayla kurduğu bir bağdır. Çocuğun dünyayı anlamlandırmaya başladığı ilk alandır” dedi.</p>

<p>Bir çocuğun ana dilini okulun dışında bırakmasının, çocuğun varlığının bir bölümünü okulun dışında bırakmak anlamına geldiğini savunan Irmak, “Biz bütün çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmesini istiyoruz” diye konuştu.</p>

<p>Irmak, Türkiye'deki farklı kimlik ve kültürlere işaret ederek çok dilliliğin ve çok kültürlülüğün sağlanması gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>KESK: “Dilinizi anlamadığımız çocukla kolektif değer üretemeyiz”</strong></h3>

<p>KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da ana dilde eğitim talebinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Koçak, <i>"Sistem eğitim yoluyla kendi insan tipini yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken de farklı kimlikleri, dinleri ve kültürleri yok sayarak işe başlıyor. Sonra farklı mezhepleri yok sayıyor. Ardından cinsiyet kimliklerinden gelen farklılıkları toplumsal cinsiyet rolleri kapsamında ayrıştırıyor, kadının kimliğini ve iradesini olabildiğince yok etmeye çalışıyor. Biat kültürünü kadının üzerinden örgütlemeye çalışıyor. Geldiğimiz noktada iktidar, inanca nasıl yaklaşılacağına bile kendisi karar vermek istiyor" </i>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ETUCE Başkanı: “Eğitim piyasalaştırılıyor”</strong></h3>

<p>Avrupa Eğitim Sendikaları Komitesi (ETUCE) Başkanı John MacGabhann ise Eğitim Sen'in eğitim ve sendikacılık değerlerini temsil ettiğini belirterek, eğitim alanında piyasalaştırma ve özelleştirme eğilimlerinin farklı ülkelerde de görüldüğünü söyledi:</p>

<p><i>"Avrupa Eğitim Sendikaları Konfederasyonu olarak bunu görüyoruz, bizim açımızdan bir umut ve bir ilham kaynağısınız. Sizler şu anda bu kadar cesaret, zeka ve dayanıklılık anlamında hakiki zorluklarla karşı karşıya kaldınız, karşı karşıya kalmaya devam ediyorsunuz. Şu anda sizlerin karşı karşıya olduğu ideolojik saldırı bizlerin de aslında karşı karşıya olduğumuz ideolojik saldırı aslında artık birbiriyle örtüşmeye başladı. Daha fazla ülkede eğitimin piyasallaşması ve özelleştirilmesi söz konusu ve bizim karşımızda bir mutlak görev var. Bu yeni emperyalizme karşı savaşmamız gerekiyor. Piyasallaştırılan, bizleri bölen ve köleleştiren bu yeni emperyalizmin karşısında durmamız gerekiyor."</i></p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/egitim-sen-baskani-irmaktan-ana-dilde-egitim-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/egitim-sen-genel-baskani-kemal-irmak-zorunlu-egitim-12-yil-olmak-zorunda.jpg" type="image/jpeg" length="72916"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="51626"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="34263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AĞUSTOS 2026 EMEKLİ BANKA PROMOSYONLARI: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağustos ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bankalar, maaşını üç yıl boyunca kendilerinden alma taahhüdü veren emeklilere nakit promosyon ödüyor. Bazı bankalar ise bu ödemeye otomatik fatura talimatı, kredi kartı kullanımı, hesap açılışı ve harcama kampanyaları gibi ek fırsatlar dahil ediyor. Böylece toplam kazanç tutarı bazı kampanyalarda 32 bin liraya kadar çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, Ağustos 2026 döneminde en yüksek emekli promosyonunu hangi banka veriyor? Bankaların nakit promosyonları ile ek ödül kampanyalarında hangi koşullar aranıyor? İşte banka banka güncel promosyon tutarları...</p>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 20:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/emekli-maas-promosyonu-banka.webp" type="image/jpeg" length="76181"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="77126"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="94261"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="70089"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="57226"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="13909"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="22849"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, ruhu zorluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu "Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi" programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bilge Bilgin Kapucu, teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sosyal medyanın yalnızlaşma, kaygı ve dikkat dağınıklığını artırabileceğine dikkat çeken Kapucu, yapay zekanın insanın duygu dünyasını, klinik muhakemesini ve bir psikiyatristin şefkatini bütünüyle taklit edemeyeceğini vurgulayarak teknoloji kullanımında dengenin önemine işaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. <strong>Bilge Bilgin Kapucu</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>”programına konuk oldu. Teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Kapucu, sosyal medyanın yalnızlaşma ve kaygıyı artırabildiğini, yapay zekânın ise sağlık alanında önemli katkılar sunmasına rağmen insanın duygu dünyasını ve klinik değerlendirmesini bütünüyle taklit edemeyeceğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Son 30-40 yılda toplum büyük bir değişim yaşadı”</strong></h2>

<p>Son 30-40 yılda teknolojinin yaşamın merkezine yerleştiğini belirten Dr. Kapucu, özellikle pandemi döneminde insanların zorunlu izolasyon nedeniyle teknolojiyle çok daha yoğun bir ilişki kurduğunu ifade etti.</p>

<p>Teknolojinin bir yandan insanların yalnızlık hissini azaltmasına yardımcı olduğunu, diğer yandan ise yalnızlaşmanın önemli nedenlerinden biri haline gelebildiğini söyleyen Kapucu, bu değişimin ruh sağlığı üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19" class="detail-photo img-fluid" height="718" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719.jpeg" width="1290" /></p>

<h2><strong>“Ruhsal hastalıklar arttı”</strong></h2>

<p>Yapılan araştırmaların son 30 yılda ruhsal hastalıkların arttığını gösterdiğini belirten Kapucu, bunun yalnızca daha fazla kişinin sağlık hizmetine başvurması ve tanı almasıyla açıklanamayacağını söyledi.</p>

<p>Toplumdaki yaşam biçiminin ve sosyal normların değişmesinin de bu artışta etkili olduğunu ifade eden Kapucu, özellikle sosyal medyanın anksiyete ve yalnızlaşmayı artırabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Eskiden gençlerin ağırlıklı olarak yüz yüze sosyalleştiğini hatırlatan Kapucu, bugün dijital iletişimin gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığını ve bunun ruh sağlığı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“İnsan beyni sadece matematikten ibaret değil”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın çalışma prensibini de değerlendiren Kapucu, bu sistemlerin büyük veri ve matematiksel algoritmalar üzerine kurulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerinin insan beynini taklit etmeye çalıştığını belirten Kapucu, psikiyatri uzmanları ve nörobilimcilerin bile beynin çalışma mekanizmasını tam olarak çözemediğini ifade etti.</p>

<p>İnsan beyninin yalnızca verileri işlemeyen, aynı zamanda bedenden gelen sinyalleri, hisleri ve duygusal deneyimleri de değerlendiren çok daha karmaşık bir yapı olduğunu söyleyen Kapucu, mevcut yapay zekâ sistemlerinin bu yönüyle insan beynini tam anlamıyla karşılayamadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Yapay zekâdan yararlansanız da son sözü uzmana bırakın</strong></h2>

<p>Yapay zekânın birçok alanda başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Kapucu, buna rağmen elde edilen bilgilerin mutlaka alanında uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yapay zekâya ne kadar veri yüklerseniz, size ancak o kadar sonuç verebilir.” diyen Kapucu, uzman denetimi olmadan kullanılan yapay zekâ uygulamalarında hata ve eksikliklerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“Psikiyatristin bilgeliği ve şefkatini makinadan bekleyemeyiz”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın artık hayatın bir parçası olduğunu belirten Kapucu, bunu reddetmenin ya da tamamen uzak durmanın gerçekçi olmadığını söyledi.</p>

<p>Radyoloji gibi alanlarda yapay zekânın tanıya önemli katkılar sunduğunu ifade eden Kapucu, psikiyatride ise tanının yalnızca verilerle değil, hekimin klinik deneyimi, gözlemleri, düşünceleri ve empatisiyle konulduğunu vurguladı.</p>

<p>Buna karşın yapay zekânın psikiyatride takip ve izlem süreçlerinde yararlı olabileceğini belirten Kapucu, konuşma hızı, rutin alışkanlıklar ve davranış değişiklikleri gibi verileri analiz ederek hastalığın seyri hakkında önemli geri bildirimler sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bazı kişilerin yargılanma korkusu, güven problemleri veya sosyalleşmeyi tercih etmemeleri nedeniyle zaman zaman bir psikiyatrist yerine yapay zekâ ile iletişim kurmayı seçebileceğini belirten Kapucu, buna rağmen hiçbir teknolojinin bir psikiyatri uzmanının bilgeliğini, klinik muhakemesini ve şefkatini yerine koyamayacağını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Teknolojiye fazla maruz kalmak dikkat eksikliğine yol açıyor”</strong></h2>

<p>Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ancak insanların gerçek sosyal ilişkilerini koruması gerektiğini vurgulayan Kapucu, yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerine teknolojiden tamamen uzak, sakin zamanlar ayırmasının önemine dikkat çeken Kapucu, telefon, tablet ve bilgisayar bildirimlerine sürekli maruz kalmanın dikkat dağınıklığına ve kaygıya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>“Anı yaşayabilmek çok kıymetli” diyen Kapucu, ruh sağlığını korumanın en önemli yollarından birinin gerçek ilişkiler içinde kalmak ve teknoloji kullanımında dengeyi sağlayabilmek olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013720.jpeg" type="image/jpeg" length="74232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duygularını kontrol edemeyenler dikkat! Borderline kişilik bozukluğu hayatınızı alt üst edebilir!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Aslan, borderline kişilik bozukluğuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Duygu düzenleme güçlüğü, dürtü kontrol sorunları ve sağlıksız ilişkilerin hastalığın en belirgin özellikleri arasında yer aldığını belirten Aslan, erken tanı, doğru psikiyatrik destek ve psikoterapinin yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı <strong>Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong>, <strong>borderline kişilik bozukluğunu</strong> tüm yönleriyle anlattı. Borderline kişilik bozukluğunun özellikle dürtü kontrolü, duygu düzenleme ve kişilerarası ilişkilerde ciddi sorunlara yol açtığını belirten Aslan, erken tanı ve uygun tedavinin bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>Tanı 18 yaşından sonra konuluyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda çoğu zaman dengesiz davranışlar ve sürekli duygu değişimleri yaşayan kişiler için kullanılan bir tanımlama olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişilik yapısının 18 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Aslan, “18 yaşından önce kişilik henüz tam olarak oturmadığı için bu yaş grubundaki bireylere borderline kişilik bozukluğu tanısı konulmaz. Hastalıktan söz edebilmek için belirtilerin erişkin dönemde devam etmesi gerekir” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Ergenlik dönemindeki travmalar hastalığın temelini atabilir!</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğundan söz edebilmek için bireyde dürtü kontrol bozukluğunun da bulunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aslan, bu kişilerde öfke, kaygı ve üzüntü gibi duyguların çok yoğun yaşandığını ve bu duyguları yatıştırmakta güçlük çektiklerini söyledi.</p>

<p>Konuşma ve davranışlarda kendini kontrol edememe, kendine zarar verme eğilimi, eşyalara zarar verme ve öfke sırasında kontrolden çıkma gibi davranışların da görülebildiğini belirten Aslan, bu durumun bireyin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Borderline kişilik</strong> özelliği taşıyan bireylerin zaman zaman çevrelerindeki insanların davranış kalıplarını benimsediklerini belirten Prof. Dr. Aslan, bunun karakterin tam olarak oturmamış olmasından kaynaklanabileceğini söyledi.</p>

<p>Bu bireylerde depresyon eğiliminin daha yüksek olabileceğini ifade eden Aslan, “Kendilerini boşlukta hissedebilirler. Yoğun mutsuzluk ve depresyon yaşayabilir, hatta intihar düşünceleri geliştirebilirler” diye konuştu.</p>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun gelişiminde ergenlik döneminin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Aslan, bu dönemde yaşanan travmaların kişilik yapılanmasını etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Sınıf içinde küçük düşürülme, dışlanma, reddedilme ya da karşılıksız kalan duygusal ilişkilerin bireyde “sevilmiyorum” düşüncesini geliştirebildiğini belirten Aslan, “Sevilmediğini düşünen kişiler kabul görmek için aşırı verici davranabilir. Bu da onları maddi ve manevi olarak suistimale açık hale getirebilir” diye konuştu.</p>

<p>Bazı bireylerin zamanla dünyanın, insanların ve hatta kendilerinin kötü olduğuna yönelik inanç geliştirebildiğini belirten Aslan, bunun da yoğun mutsuzluk ve duygusal çöküşe neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-3.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Zeki oldukları halde iş ve sosyal yaşamda başarılı olamayabilirler</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğu olan bireylerin d<strong>uygularını kontrol etmekte zorlandıklarını</strong> söyleyen Prof. Dr. Aslan, grup uyumu, takım çalışması ve kurallara uyma konusunda da güçlük yaşayabileceklerini belirtti.</p>

<p>“Çok zeki ve yüksek potansiyele sahip olsalar bile duygu durumlarını ve davranışlarını yönetmekte zorlandıkları için bulundukları ortamlarda istedikleri başarıyı sürdüremeyebilirler” diyen Aslan, bu durumun işlevselliği önemli ölçüde bozduğunu vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, <strong>otizmli bazı kadınlarda</strong> borderline kişilik bozukluğunu düşündüren davranışların görülebileceğini belirterek, özellikle duygusal ilişkilerde kendi haklarını ve çıkarlarını korumakta güçlük yaşayabileceklerini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Tedavide ilaç tek başına yeterli olmuyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunda erken dönemde psikiyatrik destek alınmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Aslan, <strong>ilaç tedavisinin</strong> duyguların dengelenmesine katkı sağladığını ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti.</p>

<p>Aslan, “Mutlaka destekleyici psikoterapi uygulanmalı. Özellikle bilişsel davranışçı yaklaşımlar sayesinde kişiler duygu, düşünce ve davranış ilişkisini anlamayı, dürtülerini tanımayı ve duygularını yönetmeyi öğrenebilir. Terapi uzun vadede kişiye önemli bir içgörü kazandırır” dedi.</p>

<h2><strong>Aile tutumu kişilik gelişiminde belirleyici rol oynuyor</strong></h2>

<p>Gençlik döneminde ailelerin yaklaşımı, çocukların kişilik gelişimini doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Gençlik döneminde ebeveyn tutumlarının kişilik gelişiminde belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, ailelerin çocuklarına hem sorumluluk vermesi hem de kontrollü bir özgürlük alanı tanıması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Gençlerin hayatı deneyimlemelerine fırsat verilmesi, baskıcı olmayan ama tutarlı ve dengeli ebeveyn tutumları sergilenmesi kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan baskıcı ya da tamamen kontrolsüz tutumlar yerine dengeli ve tutarlı ebeveyn davranışlarının, gençlerin sağlıklı bir kişilik geliştirmesine katkı sağladığını kaydederek şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Gençlik döneminde aile tutumları çok önem taşıyor. Ebeveyn davranışları çocukların kişilik yapısına uygun, dengeli ve tutarlı olursa çocuklar ve gençler daha az bocalar. Gençlere aşırı baskı kurmadan onlara alan açmak, sorumluluk vermek, kontrollü bir şekilde hayatı deneyimlemelerine fırsat tanımak kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-2.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Borderline ile bipolar bozukluk karıştırılabiliyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda zaman zaman <strong>bipolar bozukluk ile karıştırıldığını</strong> belirten Prof. Dr. Aslan, iki hastalığın birbirinden farklı olduğunu söyledi.</p>

<p>Aslan, “Bipolar bozuklukta duygu durum değişimleri haftalar ya da aylar sürebilen depresif ve manik dönemler halinde görülür. Borderline kişilik bozukluğunda ise duygu değişimleri çok daha hızlıdır ve çoğu zaman çevresel olaylarla tetiklenir. Bu nedenle doğru tanı, doğru tedavi açısından büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-4.jpeg" type="image/jpeg" length="59180"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meme kanseri tedavisine başarının anahtarı: Kişiye özel tedavi planlaması]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ekmel Tezel, meme kanserinde artık tek tip tedavi döneminin geride kaldığını vurguladı. Erken tanının önemine dikkat çeken Tezel, tümörün moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlamasının hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. Yaşın ilerlemesiyle birlikte risk artarken, görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde hastalık çok daha erken evrelerde tespit edilebiliyor.</p>

<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>”Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı <strong>Prof. Dr. Ekmel Tezel</strong>, meme kanseri tedavisindeki güncel yaklaşımları anlatarak erken tanı, kişiye özel tedavi ve yaşam kalitesini koruyan cerrahi yöntemlerin önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Kanal içi kanserlerde başarı oranı yüzde 100’e yaklaşıyor</strong></h2>

<p>Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Tezel, son yıllarda mamografi ve diğer görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde kanal içi kanserlerin daha sık tespit edildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Tezel, “Kanal içi kanser evre 0 (sıfır) olarak kabul ettiğimiz, <strong>duktal karsinoma in situ</strong> dediğimiz, tümör hücrelerinin henüz süt kanalları içinde hapsolduğu ve çevre dokulara yayılmadığı durumdur” dedi.</p>

<p>Bu evrede yakalanan hastalarda tedavinin oldukça başarılı olduğunu belirten Tezel, “Kanal içi kanserlerin tedavisi çok daha kolaydır ve hayatta kalma ihtimali neredeyse yüzde 100’dür” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Memeyi koruyan cerrahiler ön planda</strong></h2>

<p>Kanal içi kanserlerin çoğunlukla mamografide görülen <strong>mikrokalsifikasyonlar</strong> sayesinde saptandığını belirten Prof. Dr. Tezel, hastalığın yaygınlığına göre farklı cerrahi yöntemlerin tercih edildiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Kireçlenme yalnızca sınırlı bir bölgede ise memeyi koruyarak sadece o alanı çıkarıyoruz ve sonrasında radyoterapi uyguluyoruz. Eğer yaygın bir tutulum söz konusuysa memenin iç dokusunu boşaltıp protez yerleştiriyoruz. Bu durumda çoğu zaman radyoterapiye ihtiyaç kalmıyor.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Meme kanseri riskini artıran ve azaltan faktörler</strong></h2>

<p>Meme kanseri gelişiminde kadın olmak, yaşın ilerlemesi, erken adet görmek, geç menopoza girmek ve ailesel yatkınlık gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzının da önemli rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>Beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı ile dışarıdan alınan hormonların riski etkileyebildiğini ifade eden Tezel, <strong>östrojen hormonunun</strong> meme kanserinde önemli bir etken olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Menopoz döneminde kullanılan hormon replasman tedavilerinin mutlaka meme kontrolleri yapıldıktan sonra başlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tezel, tedavi süresinin uzamasının riski artırabildiğini söyleyerek, “Menopoz semptomlarının kontrolü için yaklaşık iki yıllık kullanım çoğu zaman yeterli oluyor. Ancak bu süre beş yıl ve üzerine çıktığında meme kanseri riski artabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doğum kontrol hapları konusunda da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Tezel, uzun süreli kullanımın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.05" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150705.jpeg" width="1193" /></p>

<h2><strong>Meme kanserinde tedaviler artık tümörün kimliğine göre belirleniyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde son 30 yılda önemli değişimler yaşandığını belirten Prof. Dr. Tezel, son 10 yılda ise tedavilerin çok daha <strong>kişiselleştiğini</strong> söyledi.<br />
Daha önce moleküler alt tiplere göre değil de anatomik evrelere göre hastalara cerrahi tedavi, kemoterapi, ışın tedavisi önerildiğini belirten Prof. Dr. Ekmel Tezel şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>“Şimdi artık moleküler alt tipleri de işin içine kattık. Tümör çok küçük, koltuk altında bir metastaz varken eğer bu östrojene duyarlı bir tümör ve çoğalma hızı düşükse mesela ameliyattan çok büyük fayda görüyor. Eğer östrojen negatif ve akıllı ilaçtan fayda görecek yani HER2 reseptörü pozitifse onu hiç bir şekilde ameliyat etmeyip önce ilaç tedavisine, kemoterapiye gönderiyoruz. Üçlü negatif dediğimiz tümör tipi ise çoğu kez artık koltuk altı durumuna da bakmaksızın, öncelikle kemoterapi ile başlıyoruz tedaviye.”</p>
</blockquote>

<p>Prof. Dr. Ekmel Tezel meme kanserinde kişiye özel tedavilerin önemini vurguladı. Östrojen duyarlı ve çoğalma hızı düşük tümörlerde cerrahinin büyük fayda sağladığını belirten Tezel, bazı tümör tiplerinde ise ameliyatın ilk seçenek olmaktan çıktığını ifade etti.</p>

<p>Özellikle genç hastalarda uygulanan bu yeni tedavi yaklaşımlarının önemli avantajlar sağladığını belirten Prof. Dr. Tezel, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Bu özellikle genç hastalarda görülen bir durum; bu meme kaybıyla sonlanmadığı gibi bu tedavi yöntemi daha da iyisi koltuk altındaki lenf bezlerini korumuş oluyoruz.''</p>

<p>''Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak o yüzden her hastaya özel değerlendirme ile kişiye özel tedavi planlaması yapıyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="907" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Ameliyat öncesi işaretleme teknikleri başarıyı artırıyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde ameliyat öncesi yapılan işaretlemelerin cerrahi başarısını artırdığını belirten Prof. Dr. Tezel, tümör ve gerekli durumlarda lenf bezlerinin <strong>marker</strong> adı verilen özel işaretleyicilerle belirlenebildiğini söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda mamografi eşliğinde tel ile işaretleme de yapıldığını anlatan Tezel, bu yöntem sayesinde çıkarılacak dokunun sınırlarının çok daha doğru belirlenebildiğini ifade etti.</p>

<p>Modern meme cerrahisinin en önemli amaçlarından birinin <strong>gereksiz doku çıkarımını önlemek</strong> olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, ameliyat sırasında uygulanan sentinel lenf nodu biyopsisinin bu konuda önemli avantajlar sağladığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Ameliyat sırasında özel bir boya veriyoruz. Boyanın ulaştığı ilk lenf bezlerini çıkarıp patologlarımız değerlendiriyor. Böylece tüm lenf bezlerininin tamamını almak zorunda kalmadan cerrahinin sınırlarını belirleyebiliyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02" class="detail-photo img-fluid" height="694" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702.jpeg" width="1081" /></h2>

<h2><strong>Amaç sadece hayatı uzatmak değil, yaşam kalitesini de korumak</strong></h2>

<p>Meme kanseri tedavisindeki temel hedefin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tezel, yaşam kalitesinin korunmasının da en az tedavinin başarısı kadar önemli olduğunu söyleyerek, “Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak. Bu nedenle her hastayı ayrı değerlendiriyor ve kişiye özel tedavi planı oluşturuyoruz” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemiz”</strong></h2>

<p>Tedavinin yalnızca cerrahi ve ilaçlardan ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Tezel, hasta-hekim iletişiminin önemine dikkat çekerek, “Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemizdir. Tedaviye başlamadan önce hastanın duygu durumunu anlamak, kaygılarını dinlemek ve onu sürece hazırlamak son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<p>Tedavi sonrasında ilk 2-3 yıl altı ayda bir, daha sonra ise yılda bir kontrolün yeterli olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzı değişikliklerinin de nüks riskini azaltabileceğini söyledi.</p>

<p>Düzenli yürüyüş yapmak, aktif kalmak, yoga ve pilates gibi hem fiziksel hem de zihinsel rahatlama sağlayan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal yaşamı sürdürmenin önemine dikkat çeken Tezel, hastaların yalnızca hastalık üzerine konuşulan ortamlarda bulunmak yerine farklı sosyal faaliyetlere katılmalarını önerdi. Tezel, “Ameliyatlar nasıl kişiye göre planlanıyorsa, ameliyat sonrası yaşam değişiklikleri de kişinin karakterine, beklentilerine ve yaşam biçimine göre planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Prof. Dr. Tezel, gelecekte meme kanseri tedavisinde medikal tedaviler ve genetik temelli uygulamaların daha da ön plana çıkacağını belirterek, kişiye özel tedavi anlayışının giderek güçleneceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-2.jpeg" type="image/jpeg" length="39696"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="65514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="71855"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="73688"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="84431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="88202"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="15061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="10729"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="53940"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
