<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 31 Aug 2026 13:40:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YENİ Parti heyeti Girne’de yaralıları ziyaret etti: "Tarifi yok, can pazarıydı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/yeni-parti-heyeti-girnede-yaralilari-ziyaret-etti-tarifi-yok-can-pazariydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/yeni-parti-heyeti-girnede-yaralilari-ziyaret-etti-tarifi-yok-can-pazariydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne açıklarında 8 kişinin yaşamını yitirdiği, 18 kişinin ise kayıp olduğu gemi faciasının ardından YENİ Parti heyeti hastanede yaralıları ziyaret etti. Kazadan sağ kurtulan Murat Sapan, geminin limana dönmesi için defalarca uyarı yapıldığını ancak uyarıların dikkate alınmadığını öne sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Girne açıklarında alabora olan yolcu gemisinde meydana gelen facianın ardından yaralıların tedavileri sürüyor.</p>

<p><strong>8 kişinin hayatını kaybettiği ve 18 kişinin kayıp olduğu</strong> kazanın ardından YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ile Mersin Milletvekili Talat Dinçer, Adana Milletvekili Ayhan Barut ve Antalya Milletvekili Aliye Coşar’dan oluşan heyet, Girne’de hastanede tedavi gören yaralıları ziyaret etti.</p>

<h2><strong>Hastane yönetiminden bilgi aldılar</strong></h2>

<p>YENİ Parti heyeti, <strong>Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Hasan Birtan</strong> ile görüşerek kazada yaralananların sağlık durumları hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Heyet daha sonra gemiden yaralı kurtulan yurttaşlarla bir araya geldi.</p>

<h3><strong>Bir yakını öldü, bir yakını kayıp: “İnsanları bile bile öldürdüler” </strong></h3>

<p>Kazanın ardından hastanede yakınlarını arayan Ramazan Ünal, bir akrabasının hayatını kaybettiğini, bir akrabasından ise hâlâ haber alınamadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir akrabasını kaybeden ve bir akrabasının da kayıp olduğunu belirten Ramazan Ünal, "Buraya sahip çıkın. Morgu da gezin. Siz zaten Mersinlisiniz. Gündemde tutun. Yazık. Mücadele edin, diyeceğim başka bir şey yok. Teyzem kayıp. İnşallah çıkarılmıştır. Emniyete gittim, askeriyeye gittim, kayıpların içinde gözüküyor. Eniştem de vefat etti. Çok mağdur insanlar var. İnsanları bile bile öldürdüler" dedi. Başarır, "Hepsinin takipçisi olacağız" dedi.</p>

<p>Başarır ise Ünal’a, olayın ve kayıpların takipçisi olacaklarını söyledi.</p>

<h3><strong>Yaralı yurttaş: “Yetkililer defalarca uyarıldı”</strong></h3>

<p>Gemiden yaralı kurtulan Murat Sapan ise kazadan önce yaşananlara ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu.</p>

<p>Gemiden yaralı kurtulan Murat Sapan adlı yurttaş da dön diye uyardıklarını belirterek, "Çok şey yaşandı. Tarifi yok. Can pazarıydı. Dön diye defalarca uyarıldı. Uyarıya aldırış edilmediği için bu duruma gelindi.</p>

<p>Batmadan önce bir kadının bağırışı duyuldu, 'Limana dönelim' diye. Üç metrede iki tane kız çocuğu cesedi gördüm, daha niceleri var" ifadesini kullandı.</p>

<h3><strong>“Üç metrede iki kız çocuğu cesedi gördüm”</strong></h3>

<p>Kazanın boyutunu anlatan Sapan, denizde gördüğü görüntüleri de aktardı. Sapan, <i>“Üç metrede iki tane kız çocuğu cesedi gördüm, daha niceleri var” </i>dedi.</p>

<h3><strong>Yaralı yurttaş: “Ablamın bilinci kapalı”</strong></h3>

<p>Gemiden yaralı kurtulan Eda Yüce de yakınlarından haber alamadığını, gemi yetkililerini uyardıklarını anlattı. Yüce, "Ablamı Türkiye'ye göndermişler, bilinci kapalıymış" dedi. Başarır, Yüce'ye haber alamadığı yakınlarından bilgi alıp ileteceği sözünü verdi.</p>

<h3><strong>Arama kurtarma çalışmaları sürüyor</strong></h3>

<p>Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasında <strong>8 kişi yaşamını yitirirken, 18 kişiye ulaşılması için arama kurtarma çalışmaları</strong> devam ediyor.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Girne’de batan gemiden kurtulan Murat Sapan gemi personelini uyardıklarını ancak uyarılarının dikkate alınmadığını söyledi:<br />
<br />
“Can pazarıydı. Defalarca uyarıldı ama bu uyarıya aldırış edilmediği için de bu duruma geldik” <a href="https://t.co/H4imLw6bjq" rel="nofollow">pic.twitter.com/H4imLw6bjq</a></p>
— ANKA Haber Ajansı (@ankahabera) <a href="https://x.com/ankahabera/status/2094357385661890860?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 31, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/yeni-parti-heyeti-girnede-yaralilari-ziyaret-etti-tarifi-yok-can-pazariydi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-31-132559.png" type="image/jpeg" length="13484"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trafik kazalarında yeni dönem yarın başlıyor: Hasar bildirimi için tek numara]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/trafik-kazalarinda-yeni-donem-yarin-basliyor-hasar-bildirimi-icin-tek-numara</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/trafik-kazalarinda-yeni-donem-yarin-basliyor-hasar-bildirimi-icin-tek-numara" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trafik kazaları sonrası hasar işlemlerinde yeni dönem 1 Eylül’de başlıyor. “Hasar çeteleri” olarak adlandırılan yasa dışı yapılara karşı devreye alınacak Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi ile vatandaşlar trafik ve kasko hasar bildirimlerini tek numara üzerinden yapabilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trafik kazası geçiren milyonlarca kişiyi ilgilendiren yeni uygulama <strong>1 Eylül itibarıyla</strong>hayata geçiriliyor. Yeni sistemle birlikte vatandaşlar, kaza sonrasında hasar bildirimlerini sigorta şirketlerinin ortak olarak dahil olduğu <strong>tek bir numara üzerinden</strong> gerçekleştirebilecek.</p>

<p>Uygulamanın önemli amaçlarından biri ise kazazedeleri kısa süre içerisinde arayarak vekalet almaya çalışan ve kamuoyunda <strong>“hasar çeteleri”</strong> olarak adlandırılan yasa dışı yapılara karşı vatandaşları korumak.</p>

<h2><strong>Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi devreye giriyor</strong></h2>

<p>Yeni sistemin adı <strong>Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi</strong> olacak.</p>

<p>İlk aşamada trafik ve kasko sigortalarına ilişkin hasar başvuruları <strong>193</strong>üzerinden yapılabilecek.</p>

<p>Vatandaşın Alo 193 üzerinden yaptığı başvuru, olayın niteliğine göre ilgili sigorta şirketine, <strong>Güvence Hesabı’na</strong> veya <strong>Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu’na</strong>yapılmış sayılacak.</p>

<h3><strong>“Hasar çeteleri” kazazedeleri saatler içinde arıyor</strong></h3>

<p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (SEDDK) göre yasa dışı yapılanmalar, trafik kazası geçiren kişilerin bilgilerine hukuka aykırı yollarla ulaşarak kazazedeleri <strong>kazadan yalnızca birkaç saat sonra arayabiliyor.</strong></p>

<p>Bu kişilerin vatandaşlara “Sigorta şirketi paranızı ödemez, bize vekalet verin” gibi ifadelerle ulaştığı belirtiliyor.</p>

<p>SEDDK, söz konusu yapıların <strong>10 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiğine</strong> dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Ankaragücü'nde oynayan yıldız isim ailesiyle birlikte trafik kazası geçirdi" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/en-cok-trafik-kazasi-olumu-ankarada-gerceklesti.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Yaklaşık 1 milyon vatandaşın mağdur edildiği belirtildi</strong></h3>

<p>Türkiye’de yılda yaklaşık <strong>1 milyon 300 bin trafik kazası</strong> meydana geliyor.</p>

<p>SEDDK Başkanı Davut Menteş, “hasar çeteleri” olarak adlandırılan yapılar nedeniyle yüz binlerce uyuşmazlık oluştuğunu ve yaklaşık <strong>1 milyon vatandaşın mağdur edildiğini</strong> açıkladı.</p>

<p>Bu yapılanmaların faaliyetlerinden elde ettiği haksız kazancın ise <strong>yıllık milyarlarca lira seviyesinde</strong> olduğu değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>“Kazazedelere bu yapılardan önce ulaşacağız”</strong></h3>

<p>Yeni sistemin bu noktada önemli bir işlev üstlenmesi bekleniyor.</p>

<p>SEDDK, Alo 193 üzerinden kaza yapan vatandaşların doğrudan resmi sisteme ulaşmasını sağlayacak. SEDDK Başkanı Davut Menteş, uygulamanın amacını “Alo 193 ile kazazedelere bu yapılardan önce ulaşacağız” sözleriyle açıkladı.</p>

<p>Böylece vatandaşların hasar ve değer kaybı süreçlerinde doğrudan sigorta sistemine yönlendirilmesi ve yasa dışı aracılık faaliyetlerinin önüne geçilmesi hedefleniyor.</p>

<p><img alt="İzmir-Çeşme Otoyolu'nda feci kaza: Hafif ticari araç şarampole devrildi, 2 kişi yaşamını yitirdi" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-4e4c087a44f10c09b57080d1fdfbf4b9-1.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Alo 193 üzerinden şikayet de yapılabilecek</strong></h3>

<p>Alo 193 yalnızca hasar ihbarı amacıyla kullanılmayacak.</p>

<p>Kaza sonrasında kendilerini arayan, rahatsız eden veya çeşitli yöntemlerle mağdur etmeye çalışan <strong>yasa dışı yapılardan şikayetçi olmak isteyen vatandaşlar</strong>da Alo 193 üzerinden bildirimde bulunabilecek.</p>

<h3><strong>Sigorta şirketi bir sonraki iş günü iletişime geçecek</strong></h3>

<p>Hasar başvurusunun Alo 193 üzerinden yapılmasının ardından ilgili sigorta şirketi veya kuruluş, başvuru bilgilerinin kendisine ulaşmasını takip eden <strong>ilk iş günü içerisinde vatandaşla iletişime geçecek.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süreçte vatandaşa gerekli belgeler, ekspertiz süreci, kusur oranı, tahmini onarım süresi ve araçtaki değer kaybı gibi konularda bilgi verilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/trafik-kazalarinda-yeni-donem-yarin-basliyor-hasar-bildirimi-icin-tek-numara</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ea7015e7-22af-4ad2-a279-dc9eb853ccad.webp" type="image/jpeg" length="62700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK-İŞ açıkladı: Açlık sınırı 37 bin lirayı aştı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turk-is-acikladi-aclik-siniri-37-bin-lirayi-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turk-is-acikladi-aclik-siniri-37-bin-lirayi-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜRK-İŞ’in ağustos ayı araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 37 bin 388 liraya, yoksulluk sınırı ise 121 bin 786 liraya yükseldi. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de 48 bin 305 liraya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), çalışanların geçim koşullarını ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimlerinin aile bütçesine etkisini ortaya koymak amacıyla her ay hazırladığı <strong>Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın Ağustos 2026 sonuçlarını</strong> açıkladı.</p>

<p>Araştırmaya göre dört kişilik bir ailenin <strong>açlık sınırı 37 bin 388,30 TL’ye</strong>, yoksulluk sınırı ise <strong>121 bin 786 TL’ye</strong> yükseldi.</p>

<h2><strong>Yoksulluk sınırı bir yılda 33 bin liradan fazla arttı</strong></h2>

<p>Dört kişilik bir ailenin zorunlu harcamalarını ifade eden yoksulluk sınırı, Ağustos 2025’te <strong>88 bin 309,98 TL</strong> seviyesindeydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu rakam Ağustos 2026’da 121 bin 786 TL’ye yükselirken, bir yıllık artış <strong>33 bin 476 TL’yi</strong> aştı.</p>

<p>Yoksulluk sınırı temmuz ayında ise <strong>120 bin 325,30 TL</strong> olarak hesaplanmıştı.</p>

<h3><strong>Açlık sınırı 37 bin 388 TL oldu</strong></h3>

<p>Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, ağustos ayında <strong>37 bin 388,30 TL</strong> olarak hesaplandı.</p>

<p>Geçen yılın aynı ayında bu tutar <strong>27 bin 111,17 TL</strong> düzeyindeydi.</p>

<p>TÜRK-İŞ’in hesapladığı açlık sınırı yalnızca ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken gıda harcamalarını kapsıyor. <strong>Kira, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi diğer zorunlu giderler bu hesaba dahil edilmiyor.</strong></p>

<h3><strong>Yoksulluk sınırında barınma ve ulaşım da var</strong></h3>

<p>Yoksulluk sınırı ise bir ailenin yalnızca gıda harcamalarını değil, <strong>barınma, enerji, eğitim, ulaşım ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını</strong> karşılayabilmesi için yapması gereken toplam harcamayı ifade ediyor.</p>

<p>Ağustos ayında dört kişilik bir ailenin bu kapsamda ihtiyaç duyduğu aylık tutar <strong>121 bin 786 TL</strong> olarak hesaplandı.</p>

<h3><strong>Bekâr çalışanın yaşama maliyeti 48 bin lirayı geçti</strong></h3>

<p>Araştırmada bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de hesaplandı.</p>

<p>Buna göre bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ağustos ayında <strong>48 bin 305,38 TL’ye</strong> yükseldi.</p>

<p>Böylece tek bir çalışanın temel ihtiyaçlarını karşılamak için ihtiyaç duyduğu gelir de 48 bin liranın üzerine çıktı.</p>

<h3><strong>Mutfak enflasyonu aylık yüzde 1,21 arttı</strong></h3>

<p>TÜRK-İŞ verilerine göre dört kişilik bir ailenin gıda harcamalarında ağustos ayında bir önceki aya göre <strong>yüzde 1,21 oranında artış</strong> yaşandı.</p>

<p>Gıda harcamalarındaki yıllık değişim ise <strong>yüzde 37,90</strong> olarak ölçüldü.</p>

<p>On iki aylık ortalamalara göre artış <strong>yüzde 40,33</strong> olurken, yılın ilk sekiz ayındaki toplam artış <strong>yüzde 24,03</strong> seviyesine ulaştı.</p>

<h3><strong>TÜRK-İŞ Açlık Sınırı Endeksi yükseldi</strong></h3>

<p>TÜRK-İŞ Açlık Sınırı Endeksi de ağustos ayında yükseldi.</p>

<p>Temmuz ayında <strong>1387,40</strong> seviyesinde bulunan endeks, ağustosta <strong>1404,24’e</strong> çıktı.</p>

<p>Ağustos 2025’te ise endeks <strong>1018,25</strong> seviyesinde bulunuyordu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turk-is-acikladi-aclik-siniri-37-bin-lirayi-asti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/894ee4c0-2eae-4b23-9f0e-ef8678a2ea1f.png" type="image/jpeg" length="41061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026-2027 adli yılı yarın başlıyor: Ankara'da davalar yeniden görülecek]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/2026-2027-adli-yili-yarin-basliyor-ankarada-davalar-yeniden-gorulecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/2026-2027-adli-yili-yarin-basliyor-ankarada-davalar-yeniden-gorulecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adli tatil sona erdi, 2026-2027 adli yılı yarın başlıyor. Ankara'da kamuoyunun yakından takip ettiği çok sayıda davanın duruşmaları yeni adli yılda devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yargıda "<strong>toplu izin kullanım</strong>ı" anlamına gelen ve 20 Temmuz'da başlayan <strong>adli tatil </strong>sona erdi. 2026-2027 adli yılı ise yarın başlayacak.</p>

<p>Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğinin genelgesi doğrultusunda 20 Temmuz'da başlayan adli tatil döneminde adliyelerde görev yapan <strong>nöbetçi</strong> <strong>mahkeme</strong>ler, tutuklusu bulunan ve acil nitelik taşıyan davalara baktı. Diğer davaların görülmesine ise yeni adli yıla kadar ara verildi.</p>

<p>Danıştay ve Yargıtayda da adli tatil süresince nöbetçi heyetler görev yaptı. Anayasa Mahkemesi ise adli tatil kapsamına dahil olmadı.</p>

<h2><strong>Yeni adli yıl Yargıtay'daki törenle başlayacak</strong></h2>

<p>2026-2027 adli yılı, yarın <strong>Yargıtay</strong>'daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu'nda gerçekleştirilecek törenle başlayacak.</p>

<p>Törende Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan da konuşma yapacak.</p>

<p>Yeni adli yılın başlamasıyla birlikte başkentte kamuoyunun önem verdiği davaların duruşmaları yeniden görülecek.</p>

<h3><strong>Ayhan Bora Kaplan davası 3 Eylül'de görülecek</strong></h3>

<p>Bu kapsamda, Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin davanın görülmesine 3 Eylül'de devam edilecek. İstinaf mahkemesinin bozma kararının ardından davada 76 sanık yargılanıyor.</p>

<p>17 Eylül'de ise Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) finansman sağladığı gerekçesiyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atandığı Maydonoz Döner işletmelerinin Ankara yapılanmasına ilişkin dava görülecek. Davada 9 sanık yargılanıyor.</p>

<p>22 Eylül'de de kamuoyunda "Aleyna Çakır" olarak bilinen Sema Esen'in ölümüne ilişkin sanık Ümitcan Uygun'un yargılandığı davanın duruşması yapılacak. Uygun, "intihara teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirme" ve "eziyet etme" suçlarından yargılanıyor.</p>

<h3><strong>Melih Okan Keskin davası 30 Eylül'de devam edecek</strong></h3>

<p>Araç muayene istasyonunda yaşanan kavgada polis memuru Melih Okan Keskin'in hayatını kaybetmesine ilişkin dava da yeni adli yılda görülecek davalar arasında bulunuyor.</p>

<p>Haklarında "kasten yaralama sonucu ölüme neden olma" suçundan dava açılan 4 sanığın yargılanmasına 30 Eylül'de devam edilecek.</p>

<h3><strong>Hablemitoğlu ve ABB konser harcamaları davaları sürüyor</strong></h3>

<p>14 Ekim'de Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun 18 Aralık 2002'de Ankara'daki evinin önünde öldürülmesine ilişkin davada 10 sanığın yargılanmasına devam edilecek.</p>

<p>16 Ekim'de ise Ankara Büyükşehir Belediyesinin (ABB) 2021-2024 dönemindeki konser harcamalarına ilişkin davada 14 sanığın yargılanması sürecek.</p>

<h3><strong>Ankara'daki soruşturmalar yeni adli yılda devam edecek</strong></h3>

<p><strong>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı</strong>nca, aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in de bulunduğu şüpheliler hakkında "rüşvet" soruşturması başlatılmış ve soruşturma kapsamında 27 şüpheli tutuklanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dönemin Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindekilerin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin sürdürülen soruşturma kapsamında 19 zanlı, 17 Temmuz'da tutuklanmıştı.</p>

<p>Aralarında Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun da yer aldığı Etimesgut Belediyesine yönelik "yolsuzluk" soruşturması kapsamında 55 şüpheli hakkında soruşturma başlatılmış, bu şüphelilerden 40'ı tutuklanmıştı.</p>

<p>Öte yandan, "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü" soruşturması çerçevesinde hakkında adli işlem yapılan 124 kişiden 81'i tutuklanmıştı.</p>

<p>Yeni nesil suç örgütlerine yönelik çok sayıda soruşturma devam ederken, Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek hakkında da "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarıyla ilgili tahkikat başlatılmıştı.</p>

<p>Yeni adli yılda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca sürdürülen bu soruşturmalar kapsamında iddianamelerin hazırlanması ve şüpheliler hakkında yargılama sürecinin başlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/2026-2027-adli-yili-yarin-basliyor-ankarada-davalar-yeniden-gorulecek</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/yeni-adli-yil-yarin-baslayacak.png" type="image/jpeg" length="81548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması: Gözaltına alınan 10 şüpheliden 3'ü adliyede]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gulistan-doku-sorusturmasi-gozaltina-alinan-10-supheliden-3u-adliyede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gulistan-doku-sorusturmasi-gozaltina-alinan-10-supheliden-3u-adliyede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunceli’de 2020 yılından bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada düzenlenen beşinci dalga operasyonda gözaltına alınan 10 şüpheliden 3’ü, emniyet ve jandarmadaki işlemlerinin ardından Erzurum Adliyesi’ne sevk edildi. Diğer 7 şüphelinin işlemleri ise sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi <strong>Gülistan Doku’</strong>ya ilişkin soruşturma devam ediyor.</p>

<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 29 Ağustos Cumartesi günü düzenlenen <strong>beşinci dalga operasyonda gözaltına alınan 10 şüpheliden 3’ü</strong>, kolluk kuvvetlerindeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Erzurum Adliyesi’ne sevk edildi.</p>

<h2><strong>7 şüphelinin işlemleri sürüyor</strong></h2>

<p>Emniyet ve jandarmadaki sorguları tamamlanan 3 şüpheli, adli işlemleri yapılmak üzere Erzurum Adliyesi’ne götürüldü.</p>

<p>Operasyon kapsamında gözaltına alınan diğer 7 şüphelinin ise emniyet ve jandarmadaki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.</p>

<h3><strong>Ne olmuştu?</strong></h3>

<p>Gülistan Doku soruşturmasının beşinci dalga operasyonunda farklı dönemlerde görev yapan güvenlik görevlileri ile Doku’nun kaybolduğu dönemde üniversite öğrencisi olan bir kişinin de aralarında bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı.</p>

<p>Gözaltına alınanlar arasında Temmuz 2017 ile Temmuz 2019 arasında Tunceli İl Jandarma Komutan Vekilliği ve İl Jandarma Alay Komutan Yardımcılığı görevlerinde bulunan A.K. ile eşi B.H.K. de yer aldı.</p>

<p>Operasyon kapsamında ayrıca polis dalgıçları <strong>A.K., G.G. ve V.İ.</strong> gözaltına alındı.</p>

<p>Daha önce soruşturma kapsamında tutuklanan güvenlik korucusu <strong>Fatih Ö.’nün çocukları D.Ö., S.Ö. ve N.M.Ö. ile eşi S.Ö.</strong> de gözaltına alınanlar arasında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gülistan Doku’nun kaybolduğu dönemde üniversite öğrencisi olan <strong>P.B.</strong> de operasyon kapsamında gözaltına alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gulistan-doku-sorusturmasi-gozaltina-alinan-10-supheliden-3u-adliyede</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/54c6e665-119b-4863-8721-b5065c646a98-w.jpg" type="image/jpeg" length="42451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hastane kreşleri yıllar sonra geri dönüyor: “Çalışma hayatını mümkün kılan bir kamusal destekti”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/hastane-kresleri-yillar-sonra-geri-donuyor-calisma-hayatini-mumkun-kilan-bir-kamusal-destekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/hastane-kresleri-yillar-sonra-geri-donuyor-calisma-hayatini-mumkun-kilan-bir-kamusal-destekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın hastanelerde 24 saat hizmet verecek kreşler için yeniden harekete geçmesi, yıllar önce kapanan hastane kreşlerini ve sağlık çalışanlarının çocuk bakım sorununu gündeme taşıdı. Çocukluğunun önemli bölümünü SSK Dışkapı Hastanesi’nin kreşinde geçiren Diş Hekimi Gamze Burcu Gül, 24 Saat’e konuştu. Gül, geçmişte kreşlerin çalışanların iş yaşamını sürdürebilmesinde önemli rol oynadığını belirterek, yeni sistemin çocuk ve çalışan haklarını gözetmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Burdur’da yaptığı açıklamada, özellikle büyük hastaneler başta olmak üzere hastanelerde kreş ve anaokulu konusunda yeni bir yapılanmaya gidileceğini ve 24 saat kreş hizmeti sunulacağını açıkladı. Memişoğlu, sağlık çalışanlarının yüzde 60’ından fazlasının kadın olduğunu belirterek, bu yıl yedi kreş için çalışmalara başlanacağını söyledi. Açıklamayla birlikte, bir dönem hastanelerde bulunan ancak zaman içerisinde kapanan kreşler ve sağlık çalışanlarının çocuk bakımına ilişkin yaşadığı sorunlar da yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Bugün yeniden kurulması planlanan 24 saatlik kreş modelinin nasıl olması gerektiği tartışılırken, geçmişte hastane kreşlerinde büyüyenlerin deneyimleri de dikkat çekiyor. <strong>Diş Hekimi Gamze Burcu Gül</strong>, 24 Saat’e yaptığı değerlendirmede, çocukluğunun önemli bir bölümünü hastane kreşinde geçirdiğini anlattı. Annesi SSK Dışkapı Hastanesi’nde çalışan Gül, o yıllarda kreşin kendisi için oyun oynadığı, arkadaşlarıyla vakit geçirdiği ve güvende hissettiği bir yer olduğunu söyledi.</p>

<p>Bugün bir kadın ve sağlık emekçisi olarak geriye baktığında ise kreşin yalnızca çocukların bırakıldığı bir alan olmadığını belirten Gül, annesinin çalışma hayatında kalabilmesini sağlayan önemli bir kamusal destek olduğunu vurguladı. Gül, “Ben de onun çalışma yaşamının dışında bırakılması gereken bir ‘engel’ değildim” diyerek, hastane kreşlerinin çalışanların yaşamını mümkün kılan bir kurum anlayışının parçası olduğunu ifade etti.</p>

<p>Gül, yıllar içerisinde hastane kreşlerinin azalması ve kapanmasının ise sağlık sistemindeki daha geniş dönüşümden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. Kreşlerin kapanmasıyla çocuk bakımının giderek ailelerin kendi imkânlarıyla çözmesi gereken bir meseleye dönüştüğünü söyleyen Gül, bu yükün özellikle kadınların üzerine kaldığına dikkat çekti.</p>

<p>Bugün gündeme gelen 24 saatlik kreş modelinin ise sağlık çalışanlarının nöbet, gece, hafta sonu ve bayram mesaisi gibi çalışma koşulları nedeniyle önemli olduğunu belirten Gül, yeni kreşlerin güvenli, nitelikli, erişilebilir ve çocuk haklarını gözeten bir kamusal hizmet olarak kurulması gerektiğini vurguladı. Gül, geçmişten aktarılması gereken en önemli şeyin ise “çocuğu ve çalışanı birlikte gören kurum anlayışı” olduğunu dile getirdi.</p>

<p><img height="1010" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/dis-hekimi-gamze-burcu-gul.png" width="1242" /></p>

<h2><strong>“Kreş, çalışma hayatını mümkün kılan unsurlardan biriydi”</strong></h2>

<p>Çocukluğu açısından kreşin öncelikle oyun oynadığı, arkadaşlarının bulunduğu ve kendisini güvende hissettiği bir yer olduğunu söyleyen Gül, bugün bir kadın ve sağlık emekçisi olarak geriye baktığında bu deneyimin çok daha büyük bir anlam taşıdığını belirtti. Hastane kreşlerinin yalnızca çocukların bir araya geldiği alanlar olmadığını vurgulayan Gül, bu kurumların sağlık çalışanları arasında dayanışma ilişkisi kurulmasına da katkı sunduğunu söyledi.</p>

<p>Geçmişe dönüp baktığında çocukken hissettiği güven duygusunun arkasında çalışanların yaşamını da gözeten bir kurum anlayışı olduğunu ifade eden Gül, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>"Çocukken benim için orası öncelikle oyun oynadığım, arkadaşlarımın olduğu, kendimi güvende hissettiğim bir yerdi. Bugün bir kadın, bir hekim, bir sağlık emekçisi olarak geriye baktığımda ise o kreşin bundan çok daha büyük bir anlam taşıdığını görüyorum. Annem işine giderken çocuğunun nerede olduğunu, kiminle olduğunu düşünmek zorunda kalmıyordu. Ben de onun çalışma yaşamının dışında bırakılması gereken bir “engel” değildim. Kreş, annemin ve babamın çalışma yaşamında olabilmesini mümkün kılan bir kamusal destekti. Üstelik orada yalnızca çocuklar bir arada değildi. Sağlık çalışanı olan ebeveynler arasında bir dayanışma ilişkisi vardı. Çocukları birlikte büyüyor, aileler birbirlerini tanıyor ve birbirlerinin hayatına dokunuyordu.</p>

<p>O zaman bunun adını koyabilecek yaşta değildim. Bugün biliyorum ki çocukken hissettiğim o güven duygusunun arkasında, çalışanların yaşamını da gözeten bir kurum anlayışı vardı. Kreş, çalışma hayatının yanında duran bir “sosyal imkân” değil; çalışma hayatını mümkün kılan unsurlardan biriydi. Çocukken benim için orası öncelikle oyun oynadığım, arkadaşlarımın olduğu, kendimi güvende hissettiğim bir yerdi. Bugün bir kadın, bir hekim, bir sağlık emekçisi olarak geriye baktığımda ise o kreşin bundan çok daha büyük bir anlam taşıdığını görüyorum. Annem işine giderken çocuğunun nerede olduğunu, kiminle olduğunu düşünmek zorunda kalmıyordu. Ben de onun çalışma yaşamının dışında bırakılması gereken bir “engel” değildim. Kreş, annemin ve babamın çalışma yaşamında olabilmesini mümkün kılan bir kamusal destekti.</p>

<p>Üstelik orada yalnızca çocuklar bir arada değildi. Sağlık çalışanı olan ebeveynler arasında bir dayanışma ilişkisi vardı. Çocukları birlikte büyüyor, aileler birbirlerini tanıyor ve birbirlerinin hayatına dokunuyordu. O zaman bunun adını koyabilecek yaşta değildim. Bugün biliyorum ki çocukken hissettiğim o güven duygusunun arkasında, çalışanların yaşamını da gözeten bir kurum anlayışı vardı. Kreş, çalışma hayatının yanında duran bir “sosyal imkân” değil; çalışma hayatını mümkün kılan unsurlardan biriydi."</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Sağlık hizmeti 09.00-17.00 arasında yürümüyor”</strong></h3>

<p>Geçmişteki hastane kreşleri ile bugün gündeme getirilen 24 saatlik model arasında önemli farklar bulunduğunu belirten Gül, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının zaman içerisinde daha yoğun ve düzensiz hale geldiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>"Benim çocukluğumdaki kreş ile bugün konuştuğumuz 24 saatlik model arasında önemli farklar var elbette. Bugün sağlık alanında çalışma biçimleri çok daha ağır, daha yoğun ve daha düzensiz.</p>

<p>O yıllarda hastane kreşi, çalışanların çocuklarını güvenli bir ortamda bırakabilmelerini sağlayan güçlü bir kurum kültürünün parçasıydı. Bugün ise yalnızca gündüz saatlerinde hizmet veren klasik bir kreş modeli sağlık çalışanlarının ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Çünkü sağlık hizmeti 09.00-17.00 arasında yürümüyor. Nöbet var, gece çalışması var, hafta sonu var, bayram mesaisi vb. var.</p>

<p>Bu nedenle 24 saatlik kreş modelini yalnızca “kreşin çalışma saatlerinin uzatılması” olarak görmemek gerekiyor. Sağlık çalışanlarının gerçek çalışma düzenine uygun bir bakım hizmetinden söz ediyoruz.</p>

<p>Ama burada önemli bir nokta daha var: 24 saat açık olması, tek başına yeterli değil. Bu hizmetin kamusal, nitelikli, güvenli, ücretsiz ya da herkesin erişebileceği ölçüde ekonomik olması; çocuk haklarını ve çocukların gelişimsel ihtiyaçlarını gözetmesi gerekiyor.</p>

<p>Benim çocukluğumdan bugüne aktarılması gereken esas şey de bence bu: Çocuğu ve çalışanı birlikte gören bir kurum anlayışı."</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Kreşlerin kapanması bakım yükünü yeniden kadınların üzerine bıraktı”</strong></h3>

<p>Hastane kreşlerinin zaman içerisinde azalması ve kapanmasını sağlık sistemindeki daha geniş dönüşümden bağımsız değerlendirmediğini söyleyen Gül, son 25 yılda sağlık alanında yaşanan değişimlere işaret etti. Gül, sağlık hizmetindeki ticarileşme, performans baskısı, artan iş yükü, ağırlaşan nöbetler ve güvencesizliğin çalışanı bütünsel olarak gören kurum kültürünü zayıflattığını savunarak şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p>"Hastane kreşlerinin zaman içerisinde azalmasını ve kapanmasını, sağlık sisteminin geçirdiği daha büyük dönüşümden bağımsız düşünmüyorum. Son yirmi beş yılda sağlık alanında ciddi bir dönüşüm yaşandı. Sağlık hizmetinin ticarileşmesi, performans baskısı, artan iş yükü, nöbetlerin ağırlaşması, güvencesizlik ve sağlık çalışanlarının giderek daha fazla yıpranmasıyla birlikte çalışanı bütünsel olarak gören kurum kültürü de zayıfladı. O dönem gördüğümüz kreş, sosyal tesis, kamp gibi olanaklar birer yan hizmetten ibaret değildi. Çalışanın yaşamını kolaylaştıran, çalışanlar arasındaki iletişimi, dayanışmayı, kurumla çalışan arasındaki bağı güçlendiren bir anlayışın parçalarıydı.</p>

<p>Bu olanakların ortadan kalkmasıyla bakım sorunu da giderek bireyselleştirildi. Kurumun ve kamunun sorumluluğunda olması gereken çocuk bakımı, ailelerin kendi imkânlarıyla çözmesi gereken bir meseleye dönüştü. Bunun yükünü ise toplumdaki cinsiyetçi iş bölümü nedeniyle en fazla kadınlar taşıdı."</p>
</blockquote>

<p>Bir kadın sağlık çalışanı açısından “çocuğa kim bakacak?” sorusunun zaman zaman mesleğini sürdürüp sürdüremeyeceğini belirleyen bir noktaya geldiğini ifade eden Gül, <i>"Kreşlerin kapanması bu nedenle yalnızca bir sosyal hakkın kaybı değil, kadınların çalışma hayatında kalmasını zorlaştıran, bakım yükünü yeniden kadınların üzerine bırakan bir sonuç yaratmıştır" </i>ifadelerini kullandı</p>

<h3><strong>“Kreş hakkı bütün çalışan ebeveynlerin hakkıdır”</strong></h3>

<p>Hastanelerde yeniden kreş ve anaokullarının gündeme gelmesini önemli bulduğunu belirten Gül, kreş politikasının yalnızca kadın sağlık çalışanlarının ihtiyacı olarak tanımlanmaması gerektiğini söyledi:</p>

<blockquote>
<p>"Hastanelerde yeniden kreş ve anaokullarının gündeme gelmesini önemli buluyorum. Çünkü sağlık çalışanlarının çalışma koşulları, çocuk bakımını bireysel çözümlerle halletmeyi mümkün olmaktan çıkarıyor. Özellikle kadın sağlık çalışanları açısından konu daha da önemli. Çünkü kadınların çalışma hayatına katılımının önündeki en büyük engellerden biri hâlâ bakım yükünün büyük ölçüde kadınların üzerinde olması. Ama burada bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor: Kreş politikası yalnızca “kadın sağlık çalışanlarının ihtiyacı” olarak tanımlanmamalı. Bu konudaki taleplerimizi, sağlık emek meslek örgütleri olarak da hep böyle bir eksende dile getirdik.</p>

<p>Çocuk bakımı anne ve babanın ortak sorumluluğudur. Dolayısıyla kreş hakkı bütün çalışan ebeveynlerin hakkıdır. Bununla birlikte kamusal kreş hizmetleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle bakım yükünü daha fazla taşıyan kadınların üzerindeki yükü azaltan çok önemli bir eşitlik aracıdır. Ben bu nedenle kreş meselesini aynı anda bir çocuk hakkı, emek hakkı ve kadın hakkı olarak görüyorum.</p>

<p>Kamu kurumlarının görevi, kadınların çalışma hayatında kalabilmesi için bireysel fedakârlıklar yapmasını beklemek değil, bunu mümkün kılacak kamusal mekanizmaları kurmaktır."</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Çocuğun güvenliği ile sağlık çalışanının emeğinin niteliği birbirinden bağımsız konular değil"</strong></h3>

<p>Nöbet sistemiyle çalışan sağlık personeli açısından 24 saat hizmet verecek kreşlerin önemli bir ihtiyacı karşılayabileceğini belirten Gül, çocuklarının güvende olmadığını düşünen çalışanların işlerine tam anlamıyla odaklanmalarının zorlaştığını söyledi. Gece nöbeti, hafta sonu ve sabah saatlerindeki bakım sorumluluğunun sağlık çalışanları üzerinde görünmeyen bir bakım emeği oluşturduğunu belirten Gül, nitelikli bir kreş hizmetinin bu yükü azaltabileceğini ifade eden Gül, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>"Sağlık çalışanı çocuğunun güvende olmadığını düşünerek nöbete girdiğinde, aslında işinin başında olsa bile zihninin bir bölümü doğal olarak çocuğundadır. Gece nöbetinde çocuğunu kime bırakacağını, sabah kimin alacağını, hafta sonu bakımını kimin üstleneceğini düşünmek zorunda kalan bir sağlık çalışanından mesleki emeğin yanında görünmeyen bir bakım emeğini de sürdürmesini bekliyoruz.</p>

<p>24 saat hizmet veren nitelikli bir kreş bu yükü ciddi biçimde azaltabilir. Bunun sağlık hizmetinin niteliğine de doğrudan etkisi olduğunu düşünüyorum. Çalışan kendini daha güvende hisseder, işine daha kolay odaklanabilir, mesleğini sürdürebilme konusunda daha güçlü olur. Özellikle kadın sağlık çalışanlarının işten ayrılmasının veya çalışma biçimini değiştirmek zorunda kalmasının önüne geçilmesi, sağlık sisteminin deneyimli çalışanlarını koruması açısından da önemlidir.</p>

<p>Dolayısıyla kreşi sadece “çocuğu bırakacak yer” olarak görmemek gerekiyor. Sağlık çalışanının çalışma hakkının, sağlık hizmetinin sürekliliğinin ve çalışma yaşamının insanca kurulmasının bir parçası olarak görmek gerekiyor. Bir başka ifadeyle, çocuğun güvenliği ile sağlık çalışanının emeğinin niteliği birbirinden bağımsız konular değil."</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Geçmişten alınması gereken şey kreş değil, kurum anlayışı”</strong></h3>

<p>Çocukken hastane kreşinde büyüyen Gül, yeni kurulacak sistemde geçmişten aktarılması gereken en önemli unsurun yalnızca kreşlerin kendisi değil, bu kurumların arkasındaki anlayış olduğunu düşünüyor.</p>

<p>Geçmişte kreşin hastanenin çalışanlarına sunduğu bütünlüklü sosyal yaşamın bir parçası olduğunu belirten Gül, yeni kreşlerde yalnızca fiziksel bir alan oluşturulmasının yeterli olmayacağını söyleyerek çocuğun bir “emanet” olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Gül, çocukların haklarının ve gelişimlerinin merkeze alınması gerektiğini ifade etti. Gül, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p>"Geçmişten bugüne aktarılması gereken en önemli şeyin kreşin kendisi değil, arkasındaki kurum anlayışı olduğunu düşünüyorum. Benim çocukluğumda kreş, hastanenin çalışanlarına sunduğu bütünlüklü sosyal yaşamın bir parçasıydı. İnsanlar birbirlerini tanıyordu. Çocuklar birbirini tanıyordu. Çalışanlar arasında bir dayanışma vardı.</p>

<p>Bu nedenle yeni kurulacak kreşlerde yalnızca fiziksel bir alan oluşturmak yeterli değil. Çocuğu bir “emanet” olarak görmeyen, onun haklarını ve gelişimini merkeze alan bir anlayış gerekiyor.</p>

<p>Aynı zamanda çalışan ebeveynin de yalnız bırakılmadığı bir sistem kurulmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçmişten almamız gereken şey bence tam olarak bu dayanışma fikri. Kurum, çalışanına “çocuk bakımını kendin çöz” demek yerine onun için çalışma yaşamını mümkün kılan koşulları yaratmalı. Çocukken bunun politik bir mesele olduğunu bilmiyordum. Bugün biliyorum. O kreşte aslında kamusal sorumluluğun ne demek olduğunu deneyimlemişim."</p>
</blockquote>

<h3><strong>“24 saat açık olmak gerekli olabilir ama yeterli değil”</strong></h3>

<p>Yeni kreşlerin sürdürülebilir olması için güvenlik, çocuk gelişimi, fiziksel koşullar ve personel niteliğinin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Gül, 24 saat açık kreşlerin gündüz kreşlerinin geceye uzatılmış hali olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Gece saatlerinde çocukların ihtiyaçlarının, uyku düzenlerinin ve gelişimsel gereksinimlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gül; güvenli fiziksel koşullar, yaş gruplarına uygun alanlar, yeterli ve nitelikli personel, uzman ekipler ve güçlü bir denetim mekanizmasının olmazsa olmaz olduğunu ifade etti. Kreş çalışanlarının da güvenceli ve insanca çalışma koşullarına sahip olması gerektiğini vurgulayan Gül, kapasite ve ücret konusuna da dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p>"Konunun uzmanlarıyla çalışılarak, bilimsel yöntemlerle, çocuklar için en uygun, en güvenli ortam sağlanabilecektir. Öncelikle 24 saat açık bir kreşi, gündüz kreşinin geceye uzatılmış hali olarak düşünmemek gerekiyor. Çocukların gece saatlerindeki ihtiyaçları, uyku düzenleri ve gelişimsel gereksinimleri ayrıca ele alınmalı.</p>

<p>Güvenli ve sağlıklı fiziksel koşullar, yaş gruplarına uygun alanlar, yeterli ve nitelikli personel, çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda uzmanlaşmış ekipler ile güçlü bir denetim mekanizması olmazsa olmaz.</p>

<p>Bunun yanında çocukların haklarına ve özgürlüklerine saygılı bir eğitim anlayışı temel alınmalı. Kreş, ebeveynin çalıştığı süre boyunca çocuğun tutulduğu bir yer değil, çocuğun kendi başına bir birey ve hak sahibi olduğu bir yaşam alanı olarak görülmeli.</p>

<p>24 saatlik sistemde personelin çalışma koşulları da ayrıca önemli. Bakım emeğini veren çalışanların da güvenceli, yeterli sayıda ve insanca çalışma koşullarına sahip olması gerekiyor.</p>

<p>Bir başka önemli nokta da erişilebilirlik. Kreşler kâğıt üzerinde var olup kapasitesi yetersiz kalırsa ya da ücretleri çalışanların karşılayamayacağı düzeye gelirse gerçek bir hakka dönüşmüş olmaz.</p>

<p>Kısacası 24 saat açık olmak gerekli olabilir ama yeterli değildir. Nitelikli, güvenli, erişilebilir, çocuk haklarını temel alan ve sürdürülebilir bir kamusal hizmet olması gerekir."</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Kreş benim için hiçbir zaman ayrıcalık olmadı”</strong></h3>

<p>Çocukken hastane kreşinde büyüyen ve bugün sağlık sektöründe çalışan bir kadın olarak Bakanlığın yeni adımını önemli bulduğunu belirten Gül, kreşlerin yeniden açılmasının yalnızca çalışanların bir ihtiyacının karşılanması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Gül, “Bu, sağlık çalışanlarının çalışma hakkının güvence altına alınmasıdır aynı zamanda” dedi.</p>

<p>Çalışma hakkının yalnızca işe gidebilmekten ibaret olmadığını vurgulayan Gül, insanların çocuk sahibi olduklarında işlerinden kopmak zorunda kalmadıkları, bakım yükü nedeniyle mesleklerini ve kariyer hedeflerini bırakmadıkları bir çalışma yaşamının kurulması gerektiğini ifade etti:</p>

<blockquote>
<p>"Çocukluğumda deneyimlediğim bir kamusal hizmetin bugün yeniden ihtiyaç olarak görülmesi, aslında bize çalışma yaşamının nasıl değiştiğini de gösteriyor. Ben o kreşte büyürken bunun değerini yalnızca bir çocuk olarak deneyimledim. Bugün bir hekim, bir sağlık emekçisi ve kadın olarak baktığımda daha net görüyorum ki, o kreş, annemin çalışabilmesinin koşullarından biriydi. Benim güven içinde büyümemin koşullarından biriydi. Aynı zamanda çalışanların birbirine omuz verdiği bir dayanışma kültürünün parçasıydı. Bu nedenle bugün kreşlerin yeniden açılmasını “çalışanların bir ihtiyacının karşılanması” olarak değerlendirmiyorum.</p>

<p>Bu, sağlık çalışanlarının çalışma hakkının güvence altına alınmasıdır aynı zamanda. Çünkü çalışma hakkı işe gidebilmekten ibaret değildir. İnsanların çocuk sahibi olduklarında işlerinden kopmak zorunda kalmadıkları, bakım yükü nedeniyle mesleklerini, kariyer hedeflerini bırakmadıkları, ebeveynlik ile çalışmak arasında imkânsız bir tercih yapmaya zorlanmadıkları bir çalışma yaşamından söz edebilmeliyiz.</p>

<p>Özellikle kadınlar açısından bu daha da önemli. Kadınlara “hem iyi bir anne ol hem de çalış, ama çocuk bakımını da kendin çöz” diyen bir sistem toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayamaz. Kreş bu nedenle benim için hiçbir zaman bir ayrıcalık olmadı. Çocukken bunun adını koyamıyordum; bugün koyabiliyorum. Kreş, emeğin, çocuk haklarının, kadınların çalışma hakkının ve toplumsal dayanışmanın kesiştiği yerde duruyor.</p>

<p>Benim çocukluğumda o kreşte hissettiğim güven, bugün politik bir talebe dönüşmüş durumda. O gün beni ve annemi destekleyen kamusal anlayışın bugün daha da güçlendirilerek yeniden kurulmasını diliyorum. Çünkü çocukların güvenle büyüyebildiği, annelerin ve babaların çocuklarıyla iş arasında seçim yapmak zorunda kalmadığı, bakım emeğinin kadınların omuzlarına bırakılmadığı bir çalışma yaşamı mümkün. Daha iyi çalışma koşulları, sağlık üretiminin kendisinin niteliğiyle de doğrudan ilgili."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/hastane-kresleri-yillar-sonra-geri-donuyor-calisma-hayatini-mumkun-kilan-bir-kamusal-destekti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/i-m-g-1280.PNG" type="image/jpeg" length="21112"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muharrem İnce’den 'Yeni Parti' iddialarına net mesaj]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/muharrem-inceden-yeni-parti-iddialarina-net-mesaj</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/muharrem-inceden-yeni-parti-iddialarina-net-mesaj" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP’den ayrılarak Memleket Partisi’ni kuran ve daha sonra CHP’ye dönen Muharrem İnce, YENİ Parti’ye geçeceği yönündeki iddialara Balıkesir’de yanıt verdi. İnce, başka bir partiye gitmeyeceğini belirtirken Cemal Enginyurt’u da eleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP’den 2021 yılında ayrılarak <strong>Memleket Partisi’</strong>ni kuran, daha sonra Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı döneminde yeniden CHP’ye dönen <strong>Muharrem İnce</strong>, siyasi geleceğine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Balıkesir’de CHP İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programda konuşan İnce, <strong>YENİ Parti’ye geçeceği yönündeki iddialara</strong> ilişkin mesaj verdi. Başka bir partiye geçme niyetinin olmadığını belirten İnce, CHP’de kalacağının sinyalini verdi.</p>

<h2><strong>Muharrem İnce’den Cemal Enginyurt’a tepki</strong></h2>

<p>Konuşması sırasında YENİ Parti milletvekili Cemal Enginyurt’u da hedef alan Muharrem İnce, Enginyurt’un kendisi hakkında yaptığı değerlendirmelere tepki gösterdi. İnce, Enginyurt’a yönelik şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>“Bana laf çakmış. Ya Cemal sen 2018’de Tayyip kazansın diye meydan meydan gezmedin mi? Utanmaz adam ya!”</i></p>

<h3><strong>“Her kalıba girmişsin sen”</strong></h3>

<p>Cemal Enginyurt’un siyasi geçmişine de değinen İnce, Enginyurt’un MHP’den ihraç edilmesinin ardından Demokrat Parti ve CHP’de siyaset yaptığını, sonrasında ise YENİ Parti saflarında yer aldığını söyledi.</p>

<p>İnce, Enginyurt’a yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><i>“Demokrat Partili oldun, CHP’li oldun, Yeni Partili oldun. Her kalıba girmişsin sen.”</i></p>

<h3><strong>“Bir kere evden kaçtım, sonra geri geldim”</strong></h3>

<p>Muharrem İnce, kendi siyasi geçmişiyle Cemal Enginyurt’un siyasi çizgisini karşılaştırarak bundan sonra başka bir partiye geçmeyeceğini açıkça ifade etti.</p>

<p>İnce, konuşmasında şu sözlere yer verdi:</p>

<p><i>“Bak ben hayatım boyunca CHP’liydim. Bir kere evden kaçtım, sonra geri geldim. Daha da başka yere gitmem. Bu kadar.”</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Parti kurmak, turşu kurmaya benzemez”</strong></h3>

<p>Memleket Partisi’ni kurma sürecine de değinen İnce, CHP’den ayrıldıktan sonra doğrudan başka bir partiye katılmadığını, kendi siyasi oluşumunu kurduğunu hatırlattı.</p>

<p>İnce, parti kurmanın kolay bir iş olmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p><i>“Onda da CHP’den istifa edip başka yere gitmedim, kendim parti kurdum. Parti kurmak, turşu kurmaya benzemez, zor iştir. Helal parayla kuracaksan zor iştir.”</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/muharrem-inceden-yeni-parti-iddialarina-net-mesaj</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/b668af71-896c-4bad-9bbd-085c3cdcb2bdjpg.webp" type="image/jpeg" length="16820"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'deki demiryollarında geçit ve hat ihlali kaynaklı kazalar Avrupa’nın 15 puan üzerinde]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turkiyedeki-demiryollarinda-gecit-ve-hat-ihlali-kaynakli-kazalar-avrupanin-15-puan-uzerinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turkiyedeki-demiryollarinda-gecit-ve-hat-ihlali-kaynakli-kazalar-avrupanin-15-puan-uzerinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İTÜ’nün 2005–2025 dönemine ait 1100’den fazla kaza inceleme raporunu yapay zekâ ve veri madenciliğiyle mercek altına aldığı araştırma, Türkiye ile Avrupa arasındaki çarpıcı farkı ortaya koydu. Kazaların yüzde 69’unun temelinde insan faktörü yatarken, Türkiye’de hemzemin geçit ihlalleri ve raylara izinsiz girişlerin yol açtığı kaza oranı yüzde 40’ı bularak Avrupa ortalamasının 15 puan üzerine çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen ve 2005–2025 dönemini kapsayan kapsamlı bir akademik çalışma, demiryolu emniyetindeki kritik risk faktörlerini ve Türkiye ile Avrupa arasındaki farkları ortaya koydu. Avrupa Birliği Demiryolları Ajansı ile Türkiye’deki resmî kaza inceleme raporlarının yapay zekâ ve veri madenciliği yöntemleriyle çözümlendiği araştırmaya göre, demiryolu kazalarının yaklaşık yüzde 69’unun temelinde insan faktörü yatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise Türkiye’deki kaza dinamiklerinde öne çıkan "dış insan faktörü" oldu. Türkiye’de hemzemin geçit ihlalleri, raylara izinsiz girişler ve üçüncü şahıs davranışlarından kaynaklanan kazaların oranı yüzde 40,43’e ulaşırken, bu oran Avrupa genelinde yüzde 25,07 seviyesinde kaldı. Aradaki 15 puanlık fark, Türkiye'de demiryolu güvenliğinin yalnızca hat ve vagon kalitesiyle değil, karayolu-demiryolu kesişim noktalarındaki fiziksel ve davranışsal açıklarla doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi.</p>

<p dir="ltr"><img alt="Türkiye'deki demiryollarında geçit ve hat ihlali kaynaklı kazalar Avrupa’nın 15 puan üzerinde" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-4010ccd238aafc0020b1e70853d22926.webp" width="864" /></p>

<h2 dir="ltr"><strong>1100’den fazla kaza raporu incelendi</strong></h2>

<p dir="ltr">İTÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Demiryolu Mühendisliği Programı araştırmacıları Mehmet Zahit Kırdemir, Dr. Öğr. Üyesi Abdülkadir Ünal ve Şura Atmaca tarafından hazırlanan ve ‘Demiryolu Mühendisliği’ dergisinde yayımlanan çalışma; Türkiye, Almanya, Avusturya, Çekya, Danimarka, Belçika ve Bulgaristan’dan toplam bin 139 tekil kaza kaydını mercek altına aldı. Serbest metin formatında yazılan kaza raporları analiz edildi.</p>

<p dir="ltr">Buna göre kazaların; yüzde 43,37’si makinist ve işletme personeli kaynaklı insan faktörlerinden, yüzde 25,55’i karayolu sürücüleri, yayalar ve üçüncü şahısları kapsayan dış insan faktörlerinden, yüzde 13,96’sı demiryolu aracı kaynaklı teknik arızalardan, yüzde 10,97’si altyapı ve hat problemlerinden, yüzde 2,63’ü organizasyonel/sistemik nedenlerden, yüzde 2,11’i ise çevresel koşullardan kaynaklandı.</p>

<p dir="ltr">Böylece, personel ve üçüncü şahıs davranışları birlikte ele alındığında, demiryolu kazalarının yüzde 68,92’sinin arkasında doğrudan insan faktörünün bulunduğu belirlendi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Hemzemin geçitler ve izinsiz hat girişleri alarm veriyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Çalışmada kaza türleri ile kök nedenler arasındaki ilişki detaylandırıldığında, hemzemin geçitlerin yarattığı risk tablosu netleşti. İncelenen 245 hemzemin geçit kazasının yüzde 87,35’inin kural ihlali yapan karayolu araçları, bariyer kapalıyken geçmeye çalışan sürücüler ve yayalar gibi doğrudan dış insan faktörlerinden kaynaklandığı tespit edildi.</p>

<p dir="ltr">Buna karşın tren çarpışmalarında başat nedenin yüzde 77,21 oranıyla işletme personeli hataları (sinyal ihlali, hareket izni ve iletişim aksaklıkları) olduğu belirlendi. Trenlerin raydan çıkması olaylarında ise tek bir etkenden ziyade çoklu faktörlerin rol oynadığı görüldü: Raydan çıkma yaşanan kazalarda yüzde 35,59’u işletme personeli, yüzde 30,59’u altyapı ve hat eksiklikleri, yüzde 25’i ise tren/vagon aksamı kaynaklı teknik kusurlardan meydana geldi.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>Türkiye’de dış riskler yüzde 15 daha fazla</strong></h2>

<p dir="ltr">Araştırmanın bölgesel karşılaştırma bölümü, Türkiye’de demiryolu hat güvenliği ile karayolu uyumuna dair farklılıkları gözler önüne serdi. Dış insan faktörleri Türkiye’de yüzde 40,43 iken, Avrupa’de bu oran yüzde 25,07 olarak kaydedildi. Personel kaynaklı hatalar iki bölgede birbirine oldukça yakın seyretti; Türkiye’de yüzde 46,81, Avrupa’da ise yüzde 44,66 olarak ölçüldü.</p>

<p dir="ltr">Demiryolu aracı kaynaklı teknik arızalar Avrupa raporlarında yüzde 14,40 yer alırken Türkiye raporlarında yüzde 4,26; altyapı ve hat kaynaklı nedenler ise Avrupa’da yüzde 11,36 iken Türkiye’de yüzde 2,13 oranında kaldı.</p>

<p dir="ltr">Araştırmacılar, Türkiye örneklemindeki teknik kusurların düşük görünmesinin nedenleri arasında raporlama standartlarındaki ayrıntı farkları ve dış ihlallerin yarattığı kazaların sayısal baskınlığının bulunabileceğine dikkat çekti.</p>

<p dir="ltr">Makalede Türkiye'de kazaların yüzde 40'ının dış insan ve geçit ihlallerinden kaynaklandığı vurgulanırken, TCDD verileri de tablonun altyapı boyutunu destekliyor: Türkiye'deki yaklaşık 2 bin 600 hemzemin geçidin yarıdan fazlası halen otomatik bariyere sahip olmayan pasif geçitlerden oluşuyor. Yetkililer korumalı geçit sayısını son 20 yılda 447'den 1.183'e çıkarsa da, bariyersiz geçitler ve yerleşim yerlerindeki açık hatlar kaza riskini beslemeye devam ediyor.</p>

<p dir="ltr">Avrupa Birliği Demiryolları Ajansı (ERA) verileri, kıta genelinde demiryolunun dünyanın en güvenli ulaşım modlarından biri olduğunu, ancak ölümlü kazaların ezici çoğunluğunun hemzemin geçit ihlalleri ve hatta izinsiz girişlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor. AB, 160 km/s üzeri hatlarda hemzemin geçitleri tamamen yasaklarken ve otomatik tren durdurma sistemlerini (ETCS) standart hale getirirken; Türkiye'de hemzemin geçitlerin yarısından fazlasının hâlâ bariyersiz olması ve hat güvenliği önlemlerinin yetersizliği, dış insan kaynaklı kaza oranının Avrupa'nın 15 puan üzerinde kalmasının temel gerekçesi olarak öne çıkıyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Raylardan geçmek yasa tanımazlık değil zorunluluk halini aldı</strong></h3>

<p dir="ltr">Türkiye’de dış insan faktörüne bağlı kaza oranının yüzde 40,43 gibi yüksek bir seviyede seyretmesi, sorunun yalnızca bireysel dikkatsizlik veya kural tanımazlıkla sınırlı olmadığını, arka planda ciddi bir kentleşme ve altyapı problemi yattığını gösteriyor. Hızlı ve plansız büyüyen kentlerde yerleşim yerlerinin tam ortasında kalan konvansiyonel demiryolu hatları, mahalleleri fiziksel olarak ikiye bölerek kenti ikiye ayırıyor.</p>

<p dir="ltr">Özellikle Adana, Mersin, İzmir banliyöleri ve Trakya hattındaki yerleşimlerde; hastane, okul, pazar yeri veya toplu taşıma duraklarına ulaşmak isteyen yayalar için erişilebilir, asansörlü, engelli ve bebek arabası kullanımına uygun alt ve üst geçitlerin yetersiz kalması riski artırıyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Sistem sorunları ve denetimler raporlara yansıyor mu?” sorusunun altı çizildi</strong></h3>

<p dir="ltr">Araştırmanın ortaya koyduğu en çarpıcı sonuçlardan biri de kazalarda sistemik ve kurumsal nedenlerin sadece yüzde 2,63 ile sınırlı kalması oldu. Uzmanlara göre kaza raporları faturayı çoğunlukla sahada görev yapan makiniste kesiyor; yetersiz denetim, ağır vardiya koşulları ve kurumsal yönetim zafiyetleri gibi 'gizli koşullar' ise resmi incelemelerde görmezden geliniyor.</p>

<p dir="ltr">Uzmanlar, kaza inceleme raporlarının çoğunlukla doğrudan olaya karışan personele odaklandığını, ancak personeli hataya sürükleyen vardiya koşulları, denetim zafiyetleri veya kurumsal emniyet kültürü gibi çalışma koşullarının raporlama süreçlerinde yeterince irdelenemediğini vurguladı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Çözüm kaza raporları ve hemzemin geçit dönüşümünde</strong></h3>

<p dir="ltr">Araştırma bulguları, demiryollarında emniyetin artırılması için Türkiye özelinde dış kaynaklı kazaları azaltmak adına kritik hemzemin geçitlerin alt/üst geçitlerle kademeli olarak kaldırılması, hat boyunca izinsiz girişleri engelleyecek çevre çiti ve ihlal tespit sensörlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor.</p>

<p dir="ltr">Raporların serbest metin yerine standart veri yapılarıyla hazırlanması ve sadece aktif operatör hatalarına değil, organizasyonel arka plana da odaklanan bağımsız emniyet incelemelerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Makaledeki tespitler yaşanan kazaları akla getiriyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Makalede altı çizilen "sistemik ve organizasyonel nedenlerin kaza raporlarında neredeyse hiç yer bulamaması" tespiti, Türkiye’nin yakın demiryolu tarihindeki büyük facialarla bir paralellik sergiliyor. Resmî açıklamalarda ve ilk kaza tutanaklarında fatura çoğunlukla tekil makinist hatalarına veya anlık doğa olaylarına kesilse de, yargı süreçleri ve bağımsız bilirkişi raporları asıl kök nedenlerin kurumsal ihmaller, siyasi açılış baskıları ve altyapı eksiklikleri olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye'nin hafızasına kazınan üç büyük kaza, insan hatasının arkasındaki sistem sorununu somutlaştırıyor.</p>

<p dir="ltr"><img alt="Images 2026 08 27T152236.157" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/images-2026-08-27t152236157.jpg" width="739" /></p>

<h3 dir="ltr"><strong>Pamukova Faciası</strong></h3>

<p dir="ltr">22 Temmuz 2004’te yaşanan kazada 41 kişi hayatını kaybetti. İlk tutanaklarda kazanın tek sorumlusu olarak viraja süratli giren makinistler işaret edildi. Kazaların arka planında; onlarca yıllık eski konvansiyonel hat üzerinde hiçbir iyileştirme yapılmadan, bilim insanlarının ve meslek odalarının tüm itirazlarına rağmen "hızlandırılmış tren" seferlerinin başlatılması ve aşırı hızı otomatik engelleyecek tren koruma sistemlerinin hatta bulunmaması yatıyordu.</p>

<p dir="ltr"><img alt="Thumbs B C Ebee7E599D4E6E520Af21F539F7117Ef" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-ebee7e599d4e6e520af21f539f7117ef.webp" width="864" /></p>

<h3 dir="ltr"><strong>Çorlu Tren Kazası</strong></h3>

<p dir="ltr">8 Temmuz 2018’de yaşanan kazada 25 kişi hayatını kaybetti. Resmî makamlarca nedeni "aşırı yağış ve doğal afet" olarak nitelendirilen olayın yargı sürecinde, altyapıdaki yapısal açıklar gün yüzüne çıktı. TCDD'nin tasarruf politikaları gerekçesiyle her gün rayları yürüyerek denetleyen "yol bekçiliği" kadrolarını tasfiye etmesi, iklim krizine dayanıksız menfezlerin bakım ihalesinin ödenek yokluğu gerekçesiyle iptal edilmesi ve meteorolojik erken uyarı verilerinin trafik merkezine anlık aktarılmaması faciayı doğrudan tetikledi. Kazada 8 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Sel’in adalet mücadelesi sürüyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Ankara Marşandiz YHT Kazası</strong></h3>

<p dir="ltr">13 Aralık 2018’de yaşanan kazada 9 kişi hayatını kaybetti. Kazanın faturası hattı yanlış tanzim eden nöbetçi makasçıya çıkarılmak istendi. Ancak facianın asıl nedeni, Başkentray projesinin açılış takvimine yetiştirilmesi için sinyalizasyon ve otomatik tren durdurma altyapısı tamamlanmadan hattın aceleyle trafiğe açılmasıydı; saatte 250 kilometre hız yapabilen yüksek teknolojili trenler, telsiz anonsları ve personelin manuel telefon yönlendirmeleriyle işletilmeye zorlanmıştı.</p>

<p dir="ltr">Gerek Pamukova’daki altyapısız hız denemesi, gerek Çorlu’daki menfez ihmali, gerekse Ankara’daki sinyalsiz hat işletmeciliği; demiryolu kazalarında kök nedenlerin tekil bir personele indirgenemeyeceğini, emniyet yönetimindeki yapısal zaafların bağımsız biçimde raporlanmasının hayati olduğunu gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turkiyedeki-demiryollarinda-gecit-ve-hat-ihlali-kaynakli-kazalar-avrupanin-15-puan-uzerinde</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/images-2026-08-27t151629233.jpg" type="image/jpeg" length="57897"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Şimşek: Dezenflasyon süreciyle büyüme kademeli olarak artacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-simsek-dezenflasyon-sureciyle-buyume-kademeli-olarak-artacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-simsek-dezenflasyon-sureciyle-buyume-kademeli-olarak-artacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verilerini değerlendirdi. Şimşek, dezenflasyon süreci ve 2027-2029 dönemi OVP'ye ilişkin açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı <strong>Mehmet</strong> <strong>Şimşek</strong>, yazılı açıklamasında yılın ikinci çeyreğine ilişkin <strong>Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) </strong>verilerini değerlendirdi.</p>

<p>Türkiye ekonomisinin jeopolitik gerilimlerin öne çıktığı 2026 yılının ikinci çeyreğinde zorlu küresel şartlara rağmen çeyreklik bazda yüzde 1,1, yıllık bazda ise yüzde 2,3 büyüdüğünü belirten Şimşek, yıllıklandırılmış milli gelirin 1,7 trilyon doları geçtiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Sanayi ve tarımda büyüme sürdü</strong></h2>

<p>Şimşek, teknoloji yoğun sektörlerdeki olumlu görünümün etkisiyle <strong>sanayi</strong> katma değerinin yıllık yüzde 2,4 yükseldiğini belirtti. Tarım sektörünün de yüzde 13,3'lük büyümeyle güçlü seyrini devam ettirdiğini aktardı.</p>

<p>Şimşek, ikinci çeyrekte özel tüketimin yüzde 3,5, yatırımların ise yüzde 0,6 oranında büyüdüğünü belirterek net dış talebin de büyümeye pozitif katkı sunduğunu kaydetti.</p>

<p>Şimşek, ikinci çeyrekte iç ve dış talebin desteğiyle dengeli bir büyüme gerçekleştiğini aktararak şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Özel tüketim yüzde 3,5, yatırımlar yüzde 0,6 büyürken net dış talep büyümeye pozitif katkı verdi. Böylece ikinci çeyrekte iç ve dış talebin desteğiyle dengeli bir büyüme gerçekleşti. Jeopolitik gelişmelerin ticaret ortaklarımız üzerindeki etkileri ve başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki artışla yıllıklandırılmış cari açık ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar olurken cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,3 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldı."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Mali alanda önemli alan sağlandı</strong></h3>

<p>Kayıt dışılıkla mücadele, <strong>vergi</strong>de adaletin güçlendirilmesi ve harcama disiplininin korunması sayesinde önemli bir mali alan oluşturulduğunu vurgulayan Şimşek, bütçe performansına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<p>Şimşek, küresel fiyat şoklarının vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmak ve dezenflasyon sürecine katkı sağlamak amacıyla <strong>eşel mobil </strong>uygulamasıyla önemli miktarda vergi gelirinden vazgeçilmesine rağmen bütçe performansının olumlu seyrini sürdürdüğünü belirtti.</p>

<h3><strong>Dış borç oranı yüzde 31,6 seviyesinde kaldı</strong></h3>

<p>Yılın ikinci çeyreği itibarıyla brüt <strong>dış borç</strong> stokunun milli gelire oranının yüzde 31,6 seviyesinde yatay seyrettiğine dikkati çeken Şimşek, Türkiye'nin toplam borcunun milli gelire oranına ilişkin de bilgi verdi.</p>

<p>Şimşek, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>"Türkiye'nin toplam borcunun milli gelire oranı yüzde 91 ile gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan yüzde 229'un ve dünya ortalaması olan yüzde 306'nın oldukça altında bulunuyor. Ekonomimizin güçlenen makroekonomik temelleri, şoklara karşı direncimizi artırıyor. </i></p>

<p><i>Dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve daha destekleyici küresel koşullar sayesinde önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artmasını bekliyoruz. 2027-2029 dönemi OVP ile fiyat istikrarını sağlamak, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışıyla büyüme potansiyelimizi güçlendirmek ve kalıcı refah artışını temin etmek için yol haritamızı ortaya koyacağız."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-simsek-dezenflasyon-sureciyle-buyume-kademeli-olarak-artacak</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/bakan-simsek-yilin-ikinci-ceyregine-iliskin-buyume-verilerini-degerlendirdi.png" type="image/jpeg" length="52350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe'den McTominay için 30 milyon avro]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahceden-mctominay-icin-30-milyon-avro</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahceden-mctominay-icin-30-milyon-avro" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe, Napoli’nin İskoç orta sahası Scott McTominay için 30 milyon avroyu gözden çıkarırken, oyuncunun transfere sıcak baktığı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Transfer çalışmalarını sürdüren Fenerbahçe, orta saha için Napoli forması giyen Scott McTominay'ı gündemine aldı.</p>

<p>Sarı-lacivertli ekibin, 29 yaşındaki İskoç futbolcu için 30 milyon avroyu gözden çıkardığı belirtildi. McTominay'ın Fenerbahçe'nin ilgisine olumlu yaklaştığı, ancak Napoli'nin oyuncunun yerini doldurmanın zor olması nedeniyle transfere sıcak bakmadığı aktarıldı.</p>

<p>2024 yılında Manchester United'dan Napoli'ye transfer olan McTominay'ın İtalyan ekibiyle sözleşmesi 2028'de sona erecek. Deneyimli futbolcu, geçtiğimiz sezon Napoli formasıyla 14 gol atarak kariyerinin bir sezondaki en yüksek gol sayısına ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fenerbahçe'nin transfer döneminin sona ermesine kısa süre kala orta saha ve kanat bölgelerine takviye yapmak için çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hakan Şahin</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fenerbahceden-mctominay-icin-30-milyon-avro</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/scott-mc-tominay.webp" type="image/jpeg" length="84361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Resmi Gazete’de yayımlandı: Özelleştirme taşınmazları için yeni kararlar alındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/resmi-gazetede-yayimlandi-ozellestirme-tasinmazlari-icin-yeni-kararlar-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/resmi-gazetede-yayimlandi-ozellestirme-tasinmazlari-icin-yeni-kararlar-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özelleştirme İdaresi Başkanlığının bazı taşınmaz satışları ve imar planı değişikliklerine ilişkin kararlar onaylandı. İstanbul, Sakarya ve Tekirdağ’daki taşınmazlar için yeni düzenlemeler yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özelleştirme İdaresi Başkanlığı</strong>nın bazı taşınmazların satışına ve işletme hakkının devrine ilişkin kararları onaylandı. Cumhurbaşkanı kararlarıyla <strong>İstanbul</strong>, <strong>Sakarya</strong> ve <strong>Tekirdağ’</strong>daki taşınmazlarla ilgili işlemlerin yanı sıra farklı illerdeki bazı imar planı değişiklikleri de uygun bulundu.</p>

<h2><strong>İstanbul ve Sakarya’daki taşınmazlar satılacak</strong></h2>

<p>Maliye Hazinesi adına kayıtlı İstanbul’un <strong>Sarıyer</strong> ilçesi Gümüşdere Mahallesi’ndeki taşınmazın satışı için en yüksek teklifi veren Fatih Düzgün’ün teklifi uygun bulundu. Taşınmazın 78,5 milyon lira bedelle satılması kararlaştırıldı.</p>

<p>Sakarya’nın Arifiye ilçesi Arifbey Mahallesi’nde bulunan ve mülkiyeti <strong>Maliye Hazinesi</strong>’ne ait taşınmazın da CRU Lojistik Depolama Ltd. Şti.’ye satışı onaylandı. Söz konusu satışın bedeli 709 milyon lira olarak belirlendi.</p>

<h3><strong>Kemerburgaz’daki taşınmaz için 515 milyon liralık satış</strong></h3>

<p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığı adına kayıtlı İstanbul’un Eyüpsultan ilçesi Kemerburgaz Köyü’ndeki taşınmazın satışı da karara bağlandı.</p>

<p>Taşınmazın 515 milyon lira bedelle Ceynak Lojistik ve Ticaret AŞ’ye satılması uygun bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Çeşmeli Liman Sahası 45 yıllığına işletilecek</strong></h3>

<p>Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ’ye ait Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesi Çeşmeli Mahallesi’ndeki Tekirdağ Çeşmeli Liman Sahası ile limanın geri bölgesindeki taşınmazın işletme hakkının devredilmesine karar verildi.</p>

<p>Buna göre söz konusu alanların işletme hakkı, 45 yıl süreyle 4,3 milyon dolar bedel karşılığında DBH Global Liman İşletmeciliği AŞ’ye verilecek.</p>

<h3><strong>5 ilde imar planı değişiklikleri onaylandı</strong></h3>

<p>Mülkiyetleri Maliye Hazinesi, Sümer Holding AŞ, Karayolları Genel Müdürlüğü, <strong>Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ </strong>ve Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ’ye ait olan bazı taşınmazların imar planı değişiklikleri de onaylandı.</p>

<p>Adana, Ankara, İstanbul, Muğla ve Muş’ta bulunan ve özelleştirme kapsam ve programında yer alan bazı taşınmazlara ilişkin imar planı kararları yürürlüğe girdi.</p>

<h3><strong>Ankara ve Kütahya’daki 3 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı</strong></h3>

<p>Öte yandan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü adına kayıtlı Ankara ve Kütahya’daki 3 taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına dahil edilmesine karar verildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı kararlarıyla taşınmazların satış, işletme hakkı ve imar planlarına ilişkin işlemlerin yanı sıra yeni özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlar da belirlenmiş oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/resmi-gazetede-yayimlandi-ozellestirme-tasinmazlari-icin-yeni-kararlar-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ozellestirme-idaresinin-bazi-tasinmaz-satislari-ile-imar-plani-kararlari-onaylandi.png" type="image/jpeg" length="40211"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne’de gemi faciasında soruşturma derinleşiyor: 16 kişi hakkında yakalama talimatı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/girnede-gemi-faciasinda-sorusturma-derinlesiyor-16-kisi-hakkinda-yakalama-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/girnede-gemi-faciasinda-sorusturma-derinlesiyor-16-kisi-hakkinda-yakalama-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs’ın Girne açıklarında meydana gelen ve can kayıplarına neden olan gemi faciasıyla ilgili soruşturma genişletildi. “Dikkatsizlik sonucu ölüme sebep olma” kapsamında yürütülen soruşturmada kaptan, mürettebat, şirket yetkilileri ve liman görevlilerinin de aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında yakalama talimatı verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Girne açıklarında meydana gelen ve can kayıplarına yol açan <strong>gemi faciasına ilişkin soruşturma</strong> sürüyor.</p>

<p>Girne Adli Şube tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, “dikkatsizlik sonucu ölüme sebep olma” suçlaması çerçevesinde <strong>16 kişi hakkında yakalama talimatı</strong> verildi.</p>

<p>İlk etapta yakalanan 9 kişi mahkemeye çıkarılırken, diğer 7 kişinin de mahkemeye hazır edilmesi için duruşmanın saat <strong>11.30’a ertelendiği</strong> bildirildi.</p>

<h2><strong>Kaptan ve mürettebatın yanı sıra şirket yetkilileri de inceleniyor</strong></h2>

<p>Soruşturmanın yalnızca gemide görev yapan mürettebatla sınırlı olmadığı belirtildi.</p>

<p>Kıbrıs’ta görev yapan gazeteci <strong>Onur Evrensel’in aktardığı bilgilere göre</strong>, kaptan ve mürettebatın yanı sıra şirket yetkilileri ile liman görevlileri de soruşturmanın odağında bulunuyor.</p>

<p>Olayla ilgili şu ana kadar <strong>100’ün üzerinde kişinin ifadesine başvurulduğu</strong> öğrenildi.</p>

<p>Geminin sefer sırasında yaşananlara ilişkin <strong>kamera kayıtları da incelemeye alındı</strong>.</p>

<h3><strong>Mürettebatın ilk ifadesi: “Geminin ön kısmı koptu”</strong></h3>

<p>Kazanın nasıl meydana geldiğine ilişkin soruşturmanın önemli başlıklarından biri de mürettebatın ilk ifadeleri oldu.</p>

<p>Gazeteci Onur Evrensel’in aktardığı bilgilere göre, mürettebatın ilk beyanlarında <strong>“geminin ön kısmının koptuğu”</strong> yönünde ifadeler yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geminin neden alabora olduğunun kesin olarak belirlenebilmesi için teknik incelemelerin sürdüğü belirtildi.</p>

<h3><strong>Geminin teknik durumu ve izinleri mercek altında</strong></h3>

<p>Soruşturma kapsamında geminin <strong>sefere çıkmadan önceki teknik durumu, gerçekleştirilen kontrolleri ve gerekli izinleri</strong> de incelemeye alındı.</p>

<p>Evrensel’in aktardığı bilgilere göre geminin <strong>Türk Loydu, Liman Başkanlığı ve Meteoroloji</strong> tarafından gerekli izinlerinin bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Bununla birlikte soruşturma makamlarının, geminin sefere çıkışından kazanın meydana geldiği ana kadar geçen süreçteki tüm teknik ve idari işlemleri değerlendirdiği bildirildi.</p>

<h3><strong>Kamera kayıtları ve ifadeler inceleniyor</strong></h3>

<p>Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında alınan ifadeler, kamera görüntüleri ve teknik incelemeler birlikte değerlendirilecek.</p>

<p>Özellikle geminin seyir anlarına ilişkin kayıtların, kazanın meydana geliş biçiminin ortaya çıkarılması açısından önem taşıdığı belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Arama kurtarma çalışmaları da sürüyor</strong></h3>

<p>Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından bölgede başlatılan <strong>arama kurtarma faaliyetleri</strong> de devam ediyor.</p>

<p>Soruşturma makamları bir yandan kazanın sorumlularını belirlemeye çalışırken, ekipler denizde kayıp kişilere ulaşılması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Cumhuriyet</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/girnede-gemi-faciasinda-sorusturma-derinlesiyor-16-kisi-hakkinda-yakalama-talimati</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/6abb6e3b-fa19-4371-8f6e-9e2b67b461e4.jpg" type="image/jpeg" length="71159"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Polisten Niğde’de dolandırıcılık uyarısı: Şüpheli çağrı ve mesajlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/polisten-nigdede-dolandiricilik-uyarisi-supheli-cagri-ve-mesajlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/polisten-nigdede-dolandiricilik-uyarisi-supheli-cagri-ve-mesajlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Niğde İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, vatandaşları iletişim yoluyla dolandırıcılık, sosyal medya üzerinden yatırım ve alışveriş dolandırıcılığı ile IBAN kiralama gibi yöntemlere karşı bilgilendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Niğde</strong>’de İl <strong>Emniyet </strong>Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şubesi ekipleri, vatandaşlara yönelik dolandırıcılık bilgilendirmesi gerçekleştirdi. Valilikten yapılan açıklamaya göre ekipler, farklı dolandırıcılık yöntemleri hakkında vatandaşları bilgilendirirken şüpheli telefon çağrıları ve mesajlara karşı da uyarılarda bulundu.</p>

<h2><strong>Niğde’de vatandaşlara dolandırıcılık uyarısı</strong></h2>

<p>Toplum Destekli Polislik Şubesi ekipleri tarafından yapılan bilgilendirmede, iletişim yoluyla dolandırıcılığın yanı sıra mal varlığına karşı işlenen suçlar ve yatırım dolandırıcılığı ele alındı.</p>

<p>Bilgilendirmelerde ayrıca araç kiralama dolandırıcılığı, sosyal medya üzerinden yatırım dolandırıcılığı ve sosyal medya aracılığıyla yapılan alışverişlerde karşılaşılabilecek dolandırıcılık yöntemlerine değinildi. IBAN kiralama konusunda da vatandaşlara bilgi verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Polis, jandarma ve savcı adına yapılan para taleplerine dikkat</strong></h3>

<p>Polis ekipleri, bilgilendirme kapsamında vatandaşlara kamu görevlileriyle ilgili önemli bir uyarıda bulundu. Yapılan anlatımda polis, jandarma, savcı veya herhangi bir kamu personelinin vatandaşlardan para talep etmeyeceği belirtildi.</p>

<p>Vatandaşlara, kendilerine bu kişiler veya kurumlar adına yöneltilebilecek para taleplerine karşı dikkatli olmaları gerektiği aktarıldı.</p>

<h3><strong>Şüpheli çağrı ve mesajlar dikkate alınmamalı</strong></h3>

<p>Ekipler, cep telefonlarına ulaşan şüpheli çağrı ve mesajların dikkate alınmaması gerektiğini de vatandaşlara anlattı. Dolandırıcılık yöntemleri konusunda yapılan bilgilendirmede, telefon üzerinden gelen şüpheli iletişimlere karşı vatandaşların dikkatli olması istendi.</p>

<p>Bilgilendirme çalışmaları kapsamında vatandaşlara dolandırıcılık konusunda hazırlanan broşürler de dağıtıldı.</p>

<h3><strong>Sosyal medya ve IBAN dolandırıcılığı anlatıldı</strong></h3>

<p>Niğde İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin çalışmasında sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen yatırım ve alışveriş dolandırıcılıkları da ele alındı. Bunun yanında IBAN kiralama konusunda vatandaşlara yönelik bilgilendirme yapıldı.</p>

<p>Toplum Destekli Polislik Şubesi ekipleri, dolandırıcılık yöntemleri hakkında vatandaşlara bilgi vererek broşür dağıtımı gerçekleştirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/polisten-nigdede-dolandiricilik-uyarisi-supheli-cagri-ve-mesajlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/polisten-nigdede-dolandiricilik-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="91232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öğretmenlerin Eylül semineri 2026 ne zaman başlayacak? ÖBA online seminer saat kaçta? Eylül mesleki çalışma tarihleri]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ogretmenlerin-eylul-semineri-2026-ne-zaman-baslayacak-oba-online-seminer-saat-kacta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ogretmenlerin-eylul-semineri-2026-ne-zaman-baslayacak-oba-online-seminer-saat-kacta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÖBA semineri ne zaman başlayacak, öğretmenlerin Eylül mesleki çalışma programı nasıl uygulanacak? MEB tarafından belirlenen 2026 Eylül dönemi takvimine göre öğretmenlerin mesleki çalışmaları iki aşamada gerçekleştirilecek. İlk bölümde eğitimler ÖBA üzerinden çevrim içi olarak takip edilecek, ardından okullarda yüz yüze çalışmalar yapılacak. Peki ÖBA semineri saat kaçta başlayacak ve online eğitimler ne zamana kadar sürecek?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026-2027 eğitim-öğretim yılı öncesinde öğretmenlerin mesleki çalışma sürecine ilişkin takvim netleşti. <strong>Millî Eğitim Bakanlığı (MEB)</strong> tarafından belirlenen Eylül dönemi programında öğretmenleri iki farklı çalışma aşaması bekliyor. İlk aşamada mesleki eğitimler <strong>Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA)</strong> üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. İkinci aşamada ise öğretmenler okullarında yüz yüze mesleki çalışmalara katılacak.</p>

<p>Öğretmenlerin özellikle <strong>ÖBA semineri ne zaman</strong>, saat kaçta başlayacak ve eğitimler hangi tarihe kadar tamamlanacak sorularına yanıt aranıyor. Açıklanan programa göre çevrim içi eğitim dönemi 1 Eylül 2026 Salı günü başlayacak. Öğretmenler kendilerine tanımlanan eğitim içeriklerine ÖBA üzerinden erişebilecek.</p>

<h2><strong>ÖBA semineri ne zaman başlayacak?</strong></h2>

<p>2026 Eylül dönemi mesleki çalışma programının çevrim içi bölümü <strong>1 Eylül 2026 Salı günü saat 08.00'de</strong> başlayacak. Bu saat itibarıyla öğretmenlerin ÖBA sistemi üzerinden kendilerine tanımlanan eğitimlere erişmesi mümkün olacak.</p>

<p>Çevrim içi dönemde öğretmenler, platformda yer alan eğitim videolarını belirlenen süre içerisinde tamamlayacak. Programın bu bölümü için son tarih ise <strong>6 Eylül 2026 Pazar günü saat 23.59</strong> olarak belirlendi.</p>

<p>Böylece yeni eğitim-öğretim yılı başlamadan önce öğretmenlerin dijital ortamda gerçekleştireceği mesleki eğitim süreci tamamlanmış olacak.</p>

<p>ÖBA üzerinden yürütülen eğitimler, öğretmenlerin okula gitmesini gerektirmeyen çevrim içi bir çalışma olarak planlandı. Öğretmenler kendilerine tanımlanan içerikleri belirtilen tarih aralığında sistem üzerinden takip edecek.</p>

<p><img alt="Öğretmen adaylarına yönelik hazırlık eğitiminin usul ve esasları belirlendi-1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-5af2a49666238bbf9aebc1cd934af386.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>ÖBA semineri online mı, yüz yüze mi?</strong></h3>

<p>Eylül dönemindeki mesleki çalışma programı tek bir yöntem üzerinden yürütülmeyecek. Program iki ayrı aşamadan oluşacak.</p>

<p>İlk aşama <strong>online</strong>, ikinci aşama ise <strong>yüz yüze</strong> gerçekleştirilecek. Buna göre 1-6 Eylül tarihleri arasındaki eğitimler ÖBA üzerinden takip edilecek. 7-11 Eylül tarihleri arasında ise öğretmenlerin okullarındaki mesleki çalışma süreci başlayacak.</p>

<p>Bu uygulamayla öğretmenlerin eğitim-öğretim yılı öncesindeki hazırlıklarının hem dijital eğitimlerle hem de okul bünyesinde yapılacak çalışmalarla tamamlanması hedefleniyor.</p>

<p>Özellikle <strong>ÖBA online seminer</strong> sürecinde öğretmenlerin kendilerine tanımlanan eğitimleri son tarihe kadar tamamlamaları gerekiyor. Yüz yüze dönemde ise çalışmalar öğretmenlerin görev yaptıkları okullarda yürütülecek.</p>

<h3><strong>ÖBA eğitimleri ne zamana kadar tamamlanacak?</strong></h3>

<p>ÖBA üzerinden gerçekleştirilecek çevrim içi mesleki çalışma programında son tarih <strong>6 Eylül 2026 Pazar günü saat 23.59 </strong>olarak açıklandı.</p>

<p>Öğretmenler 1 Eylül saat 08.00'den itibaren sisteme giriş yaparak eğitim içeriklerini takip edebilecek. Böylece çevrim içi bölüm için yaklaşık bir haftalık bir süre bulunacak.</p>

<p>Programın tamamlanması açısından öğretmenlerin MEB tarafından belirlenen tarih aralığını dikkate alması önem taşıyor. Çevrim içi eğitimlerin ardından mesleki çalışma takviminin ikinci aşaması başlayacak.</p>

<h3><strong>Yüz yüze mesleki çalışma ne zaman yapılacak?</strong></h3>

<p>Eylül döneminin ikinci bölümü <strong>7-11 Eylül 2026</strong> tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bu aşamada öğretmenler görev yaptıkları okullarda yüz yüze mesleki çalışmalara katılacak.</p>

<p>Yüz yüze çalışmaların içeriği öğretmenlerin branşlarına ve daha önce gerçekleştirdikleri eğitimlere göre farklılaşabilecek. Özellikle Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında müfredat değişikliği yapılan alanlarda görev yapan öğretmenler için ayrıca çalışmalar yürütülecek.</p>

<p>Bu öğretmenlerin eğitim süreci, il millî eğitim müdürlüklerinin hazırlayacağı program doğrultusunda gerçekleştirilecek. Dolayısıyla yüz yüze dönemin ayrıntıları öğretmenlerin görev yaptığı il ve branşa göre şekillenebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha önce ilgili eğitimi tamamlayan veya branşında müfredat değişikliği bulunmayan öğretmenler açısından ise okul yönetimleri tarafından planlanan kurul ve zümre çalışmaları öne çıkacak.</p>

<p><img alt="Öğretmenlerin Il Içi Isteğe Bağlı Yer Değiştirme Duyurusu Yayımlandı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/ogretmenlerin-il-ici-istege-bagli-yer-degistirme-duyurusu-yayimlandi.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>2026 Eylül dönemi mesleki çalışma takviminde hangi tarihler var?</strong></h3>

<p>Öğretmenlerin yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde takip edeceği programdaki önemli tarihler şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>1 Eylül 2026 Salı, saat 08.00:</strong> ÖBA üzerinden çevrim içi eğitimler erişime açılacak.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>1-6 Eylül 2026:</strong> Öğretmenlerin ÖBA üzerinden mesleki eğitim içeriklerini tamamlayacağı dönem.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>6 Eylül 2026 Pazar, saat 23.59:</strong> Çevrim içi eğitimlerin tamamlanması için son tarih.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>7-11 Eylül 2026:</strong> Okullarda yüz yüze mesleki çalışma gerçekleştirilecek.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu tarihler, 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başlamadan önce öğretmenlerin hazırlık sürecinin temel aşamalarını oluşturuyor.</p>

<h3><strong>Öğretmenlerin yüz yüze çalışmasında hangi konular ele alınacak?</strong></h3>

<p>Okullarda gerçekleştirilecek ikinci aşamada yalnızca bireysel eğitimler değil, eğitim-öğretim yılının hazırlığına yönelik kurumsal çalışmalar da yapılacak.</p>

<p>Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında programı değişen branşlarda görev yapan öğretmenlerin mesleki çalışma içerikleri ilgili eğitim planlamasına göre belirlenecek. Bu süreçte il millî eğitim müdürlüklerinin koordinasyonu önem taşıyacak.</p>

<p>Diğer öğretmenler açısından ise okul yönetimlerinin hazırlayacağı plan doğrultusunda kurul ve zümre toplantıları gerçekleştirilebilecek. Bu toplantılarda yeni eğitim-öğretim döneminin planlanması, ders süreçleri ve okulun ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar ele alınabilecek.</p>

<p>Dolayısıyla 7-11 Eylül arasındaki dönem, yalnızca seminer izleme süreci olarak değerlendirilmeyecek. Öğretmenlerin görev yaptıkları okullarda yeni döneme yönelik hazırlıklarını tamamlamaları da bu aşamanın önemli bir bölümünü oluşturacak.</p>

<h3><strong>2026-2027 eğitim-öğretim yılı ne zaman başlayacak?</strong></h3>

<p>Öğretmenlerin Eylül mesleki çalışma programı, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasından hemen önce gerçekleştirilecek. MEB'in çalışma takvimine göre öğrenciler için ders zilinin <strong>14 Eylül 2026 Pazartesi</strong> günü çalması planlanıyor.</p>

<p>Bu nedenle öğretmenlerin 1-11 Eylül arasındaki mesleki çalışma sürecini tamamlamasının ardından yeni eğitim-öğretim döneminin hazırlıkları son aşamaya gelecek.</p>

<p>İlkokul, ortaokul ve lise kademelerinde derslerin başlamasıyla birlikte öğretmenler de yeni dönemin eğitim faaliyetlerine başlayacak. Özellikle müfredat değişikliklerinin uygulandığı alanlarda görev yapan öğretmenler için Eylül ayındaki mesleki çalışmalar, yeni programın sınıf içi uygulamalarına hazırlık açısından ayrı bir çalışma dönemi oluşturacak.</p>

<p><img alt="MEB duyurdu: Öğretmenlerin iller arası mazerete bağlı atamaları yapıldı" class="detail-photo img-fluid" height="745" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/sinific.jpg" width="1120" /></p>

<h3><strong>ÖBA seminerine öğretmenler nasıl erişecek?</strong></h3>

<p>Çevrim içi mesleki çalışma programı <strong>Öğretmen Bilişim Ağı</strong> üzerinden yürütülecek. Eğitimler 1 Eylül saat 08.00 itibarıyla sistemde erişime açılacak ve öğretmenler kendilerine tanımlanan içerikleri belirtilen son tarihe kadar tamamlayabilecek.</p>

<p>Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta, online ve yüz yüze çalışmaların birbirinden farklı tarihlerde uygulanması. <strong>ÖBA semineri</strong> için 1-6 Eylül tarihleri belirlenirken, okul binalarında gerçekleştirilecek mesleki çalışmalar 7-11 Eylül arasında yapılacak.</p>

<p>Böylece MEB'in 2026-2027 eğitim-öğretim yılı öncesinde öğretmenler için hazırladığı Eylül dönemi mesleki çalışma programı iki aşamalı şekilde tamamlanacak. Öğretmenlerin çevrim içi eğitimler için 6 Eylül saat 23.59'a, yüz yüze çalışmalar için ise 7-11 Eylül tarihleri arasındaki okul programına dikkat etmesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ogretmenlerin-eylul-semineri-2026-ne-zaman-baslayacak-oba-online-seminer-saat-kacta</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/thumbs-b-c-516ca6254c3f591be9436396000c9ae5jpg.webp" type="image/jpeg" length="41505"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ilk komite toplantısı başladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/mekke-ortak-savunma-anlasmasinin-ilk-komite-toplantisi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/mekke-ortak-savunma-anlasmasinin-ilk-komite-toplantisi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı İstanbul’da başladı. Toplantıda üç ülkenin dışişleri ve savunma yetkilileri bir araya geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan <strong>Mekke Ortak Savunma Anlaşması</strong> kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı İstanbul’da gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Üç ülke arasındaki siyasi, güvenlik ve savunma alanlarındaki iş birliğinin ele alınacağı toplantı, tarafların üst düzey yetkililerini bir araya getirdi.</p>

<h2><strong>Türkiye heyetinde Fidan, Güler ve Bayraktaroğlu yer aldı</strong></h2>

<p>Toplantıya Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu katılıyor.</p>

<p>Türkiye heyetinin toplantıda bölgesel gelişmelerin yanı sıra üç ülke arasındaki stratejik siyasi ve savunma iş birliğine ilişkin başlıkları değerlendirmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Pakistan’dan üst düzey katılım</strong></h3>

<p>Pakistan heyetinde ise Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Ishaq Dar, Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Münir ve Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asif bulunuyor.</p>

<p>Pakistan tarafının toplantıda savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunması bekleniyor.</p>

<h3><strong>Suudi Arabistan heyeti de İstanbul’da</strong></h3>

<p>Suudi Arabistan’ı toplantıda Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, Savunma Bakanı Halid bin Salman bin Abdülaziz Al Suud ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh bin Hamed Al Ruwaili temsil ediyor.</p>

<p>Üçlü toplantının, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma ve siyasi koordinasyonun geliştirilmesi açısından önem taşıdığı belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Bakan Fidan toplantı sonrası açıklama yapacak</strong></h3>

<p>Toplantının ardından Dışişleri Bakanı <strong>Hakan Fidan’ın saat 13.10’da basın toplantısı düzenlemesi</strong> bekleniyor.</p>

<p>Fidan’ın toplantıda ele alınan başlıklar ve üç ülke arasındaki stratejik iş birliğinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/mekke-ortak-savunma-anlasmasinin-ilk-komite-toplantisi-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/39507ae8-1dc9-493f-85fe-0f6eb78f3d9c.png" type="image/jpeg" length="42014"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kocaeli’de narkotik operasyonu: 5 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kocaelide-narkotik-operasyonu-5-supheli-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kocaelide-narkotik-operasyonu-5-supheli-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kocaeli’de uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyonlarda 5 şüpheli tutuklandı. Çalışmalarda uyuşturucu maddelerin yanı sıra 20 bin lira ele geçirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kocaeli</strong>’de İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesine yönelik operasyonlar gerçekleştirildi. Operasyonlarda gözaltına alınan 5 şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede tutuklandı.</p>

<h2><strong>Operasyonlarda uyuşturucu ve para ele geçirildi</strong></h2>

<p>Emniyet ekiplerinin kent genelinde yürüttüğü çalışmalar kapsamında uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda yapılan aramalarda 384 gram sentetik uyuşturucu ile 25 gram kokain ele geçirildi.</p>

<p>Aramalarda ayrıca uyuşturucu ticaretinde kullanıldığı değerlendirilen hassas terazi ile 20 bin lira bulundu. Ele geçirilen maddeler ve parayla ilgili ekipler tarafından işlem yapıldı.</p>

<h3><strong>5 şüpheli tutuklandı</strong></h3>

<p><strong>Operasyon</strong> kapsamında gözaltına alınan T.P, B.C.A, U.G, A.K. ve B.S’nin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler daha sonra adliyeye sevk edildi.</p>

<p>Savcılıkta ifadeleri alınan 5 şüpheli, çıkarıldıkları nöbetçi hakimlik tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.</p>

<h3><strong>Aranan 5 kişi de yakalandı</strong></h3>

<p><strong>Emniyet Müdürlüğü ekipleri</strong>, uyuşturucu madde ticareti ve uyuşturucu kullanma suçlarından aranan kişilere yönelik ayrıca çalışma gerçekleştirdi.</p>

<p>Bu kapsamda 5 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 4’ü hakkında “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçundan işlem yapıldıktan sonra serbest bırakıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kesinleşmiş hapis cezası bulunan hükümlü cezaevine gönderildi</strong></h3>

<p>Çalışmalar kapsamında yakalanan B.A’nın yapılan incelemesinde 6 ay 20 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu belirlendi.</p>

<p>Hakkındaki işlemlerin tamamlanmasının ardından B.A, cezasını çekmek üzere cezaevine teslim edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kocaelide-narkotik-operasyonu-5-supheli-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/kocaelide-uyusturucu-operasyonlarinda-yakalanan-5-zanli-tutuklandi.png" type="image/jpeg" length="60553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu, mahkemece yasaklanan “Millet Şahidimdir” kitabının tanıtım videosunu paylaştı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/imamoglu-mahkemece-yasaklanan-millet-sahidimdir-kitabinin-tanitim-videosunu-paylasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/imamoglu-mahkemece-yasaklanan-millet-sahidimdir-kitabinin-tanitim-videosunu-paylasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, mahkeme kararıyla okuyucuyla buluşması engellenen “Millet Şahidimdir” kitabı için tanıtım videosu paylaştı. Yapay zekâ teknolojisiyle hazırlanan videoda kendi sesi kullanılan İmamoğlu, “Bir insanın sözü dört duvar arasında durdurulabilir mi?” diye sordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından <strong>“Millet Şahidimdir”</strong> kitabına ilişkin hazırlanan tanıtım videosunu paylaştı.</p>

<p>İmamoğlu, X hesabındaki paylaşımında kitabın <strong>30 Ağustos’ta raflarda yer almasının planlandığını</strong>, ancak okuyucuyla buluşmadan mahkeme kararıyla yasaklandığını belirtti.</p>

<p>Paylaşımında “Millet olduğu sürece sesim kısılamaz” mesajını veren İmamoğlu, kitabında mahkemede anlatamadığı konulara yer verdiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Yapay zekâ ile hazırlanan videoda İmamoğlu’nun sesi kullanıldı</strong></h2>

<p>İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan tanıtım videosu <strong>yapay zekâ teknolojisi kullanılarak hazırlandı</strong>.</p>

<p>Videoda İmamoğlu’nun sesi kullanılırken, “Millet Şahidimdir” kitabının içeriğine ilişkin mesajlar da yer aldı.</p>

<p>İmamoğlu videoda yaklaşık 1,5 yıldır <strong>12 metrekarelik bir hücrede bulunduğunu </strong>belirterek, duruşmalar başladığından bu yana kendisine savunmasını mahkemede yapacağı ve tüm konulara cevap verebileceğinin söylendiğini aktardı.</p>

<h3><strong>“Oysa ben susmadım”</strong></h3>

<p>Savunmasının ertelendiğini ve sonrasında tutanağa <strong>“Susma hakkını kullanmıştır” </strong>ifadesinin yazıldığını söyleyen İmamoğlu, kendisinin susmadığını belirtti.</p>

<p>İmamoğlu, mahkemede anlatamadığını söylediği konuları kitap aracılığıyla kamuoyuna aktardığını ifade ederek, itirazlarına, sorularına, yaşadıklarına ve “gerçeklere” kitapta yer verdiğini söyledi.</p>

<h3><strong>“Bir insanın sözü dört duvar arasına hapsedilemez”</strong></h3>

<p>İmamoğlu, video mesajında sözünün engellenemeyeceğini savunarak şunları kaydetti:</p>

<p><i>“Çünkü bir insanın sözü dört duvar arasına hapsedilemez. Mahkeme beni dinlemeyebilir ama millet dinler. Millet görür. Millet şahittir.”</i></p>

<p>İmamoğlu mesajının devamında “Savunma susturulamaz. Millet susturulamaz. Millet şahidim” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>“Sözüm defalarca kesildi”</strong></h3>

<p>İmamoğlu, sosyal medya paylaşımında da mahkeme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Söylemek istediklerini tam olarak anlatamadığını belirten İmamoğlu, sözünün defalarca kesildiğini, savunmasının ertelendiğini ve konunun “unutulmaya bırakıldığını” ifade etti.</p>

<p>İmamoğlu, “Günü geldiğinde de susma hakkımı kullandığım iddia edildi, tutanağa geçirildi” ifadelerini kullanarak, kitabın bu süreçte söylemek istediklerini kamuoyuna aktarması amacıyla hazırlandığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“30 Ağustos’ta raflarda olacaktı”</strong></h3>

<p>İmamoğlu, kitabın 30 Ağustos tarihinde raflarda olması planlandığını ancak mahkeme kararı nedeniyle okuyucuyla buluşamadığını belirtti.</p>

<p>Kitabın önsözünü<strong> YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel</strong>’in yazdığı belirtilirken, “Millet Şahidimdir”in İmamoğlu’nun cezaevi sürecinde mahkemede dile getiremediğini söylediği görüşlerini kamuoyuna aktarmayı amaçladığı ifade edildi.</p>

<p>İmamoğlu paylaşımını “Millet olduğu sürece sesim kısılamaz” sözleriyle tamamladı.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">“Söylemek istediklerimi tam olarak anlatamadım. Sözüm defalarca kesildi, ertelendi, unutulmaya bırakıldı. Günü geldiğinde de susma hakkımı kullandığım iddia edildi, tutanağa geçirildi.<br />
<br />
Ama bir insanın sözü, dört duvar arasında durdurulabilir mi?”<br />
<br />
Bu sözlerle duyuracaktım ve 30… <a href="https://t.co/7KtuYJDHyF" rel="nofollow">pic.twitter.com/7KtuYJDHyF</a></p>
— Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (@CA_iletisim) <a href="https://x.com/CA_iletisim/status/2094322377953804292?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 31, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/imamoglu-mahkemece-yasaklanan-millet-sahidimdir-kitabinin-tanitim-videosunu-paylasti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/c33b4f03-cc1d-429c-b070-d9d385e044d1jpg.webp" type="image/jpeg" length="83782"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GSYH'de ikinci çeyrek tablosu: Tarım büyüdü, inşaat küçüldü]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gsyhde-ikinci-ceyrek-tablosu-tarim-buyudu-insaat-kuculdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gsyhde-ikinci-ceyrek-tablosu-tarim-buyudu-insaat-kuculdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH), 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 yükseldi. Cari fiyatlarla GSYH 19 trilyon 869 milyar 747 milyon TL'ye ulaşırken, tarım, ormancılık ve balıkçılık yüzde 13,3 ile en yüksek büyüme kaydeden sektör oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye ekonomisinin 2026 yılı ikinci çeyrek büyüme verileri açıklandı. TÜİK'in dönemsel <strong>GSYH</strong> verilerine göre, zincirlenmiş hacim endeksiyle hesaplanan GSYH, nisan-haziran döneminde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 2,3 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi ise önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>GSYH ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyüdü</strong></h2>

<p>Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,3 artış gösterdi. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi de yıllık bazda yüzde 2,3 yükseldi.</p>

<p>Üretim yöntemiyle hesaplanan GSYH'nin cari fiyatlarla ikinci çeyrek değeri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36,0 artarak 19 trilyon 869 milyar 747 milyon TL oldu. GSYH'nin söz konusu dönemde cari fiyatlarla ABD doları karşılığı ise 438 milyar 347 milyon olarak gerçekleşti.</p>

<h3><strong>Tarım sektörü yüzde 13,3 büyüdü</strong></h3>

<p>GSYH'yi oluşturan faaliyetler arasında en yüksek büyüme tarım, ormancılık ve balıkçılık sektöründe görüldü. Sektörün 2026 yılının ikinci çeyreğindeki büyümesi yüzde 13,3 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 8,6, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 4,0 arttı. Ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 3,3, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 3,2 ve sanayi sektörü yüzde 2,4 büyüdü.</p>

<h3><strong>Sektörlerin ikinci çeyrek büyüme oranları belli oldu</strong></h3>

<p>Finans ve sigorta faaliyetleri ile gayrimenkul faaliyetleri 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,1 oranında arttı. Mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetlerindeki artış yüzde 2,0 olarak kaydedildi.</p>

<p>Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri faaliyetlerinde ise yüzde 0,5'lik yükseliş gerçekleşti. Aynı dönemde inşaat sektörü yüzde 1,9 oranında küçüldü.</p>

<h3><strong>Hanehalkı tüketim harcamaları yüzde 3,5 arttı</strong></h3>

<p>Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları, 2026 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,5 yükseldi.</p>

<p>Aynı dönemde devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,8 gerilerken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 0,6 arttı.</p>

<h3><strong>İhracat yüzde 3,4, ithalat yüzde 6,4 azaldı</strong></h3>

<p>Mal ve hizmet ihracatında 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,4 düşüş kaydedildi. İthalat da aynı dönemde yüzde 6,4 oranında geriledi.</p>

<p>Söz konusu değişimler, zincirlenmiş hacim endeksi üzerinden bir önceki yılın aynı çeyreğiyle karşılaştırılarak hesaplandı.</p>

<h3><strong>İş gücü ödemeleri yüzde 36,7 yükseldi</strong></h3>

<p>Gelir yöntemiyle hesaplanan verilere göre iş gücü ödemeleri, 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 36,7 arttı.</p>

<p>Net işletme artığı ve karma gelirdeki yıllık artış ise yüzde 38,7 olarak gerçekleşti.</p>

<h3><strong>İş gücü ödemelerinin payı yüzde 38,1 oldu</strong></h3>

<p>İş gücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı, 2025 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 38,3 seviyesindeyken 2026 yılının aynı döneminde yüzde 38,1 olarak hesaplandı.</p>

<p>Net işletme artığı ve karma gelirin Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı ise geçen yılın ikinci çeyreğindeki yüzde 41,3 seviyesinden 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 41,6'ya yükseldi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gsyhde-ikinci-ceyrek-tablosu-tarim-buyudu-insaat-kuculdu</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/tarimsal-destek-odemeleri-bugun-hesaplara-yatiriliyor.png" type="image/jpeg" length="40767"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ünlü armatör Kahraman Sadıkoğlu hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/unlu-armator-kahraman-sadikoglu-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/unlu-armator-kahraman-sadikoglu-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk denizcilik ve gemi inşa sektörünün tanınmış isimlerinden armatör ve iş insanı Kahraman Sadıkoğlu hayatını kaybetti. Tuzla’daki tersane yatırımları, Savarona’nın restorasyonu ve uluslararası denizcilik projeleriyle tanınan Sadıkoğlu’nun vefatı, sektörde büyük üzüntü yarattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk denizcilik ve tersanecilik sektörünün önde gelen isimlerinden <strong>Kahraman Sadıkoğlu</strong>, hayatını kaybetti.</p>

<p>Armatörlük ve gemi inşa sektöründe uzun yıllar faaliyet gösteren Sadıkoğlu, Türkiye’deki tersanecilik yatırımlarının yanı sıra uluslararası deniz mühendisliği projeleriyle de adından söz ettirdi.</p>

<p>Sadıkoğlu’nun cenaze törenine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.</p>

<h2><strong>Kahraman Sadıkoğlu kimdir?</strong></h2>

<p>Ailesinden devraldığı denizcilik geleneğini uluslararası projelere taşıyan Sadıkoğlu, <strong>1984 yılında gemi inşa sektörüne adım attı</strong>.</p>

<p>Kariyeri boyunca özellikle yüksek tonajlı gemilerin bakım ve onarımına yönelik yatırımlara ağırlık veren Sadıkoğlu, Türkiye’nin tersanecilik kapasitesinin geliştirilmesine katkı sağladı.</p>

<h3><strong>Tuzla’daki tersane yatırımı dönüm noktası oldu</strong></h3>

<p>Sadıkoğlu’nun kariyerindeki önemli adımlardan biri <strong>Tuzla’daki tersane yatırımı</strong> oldu.</p>

<p>Türkiye’ye kazandırdığı büyük kuru havuz sayesinde yüksek tonajlı gemilerin bakım ve onarım işlemlerinin Türkiye’de yapılabilmesinin önünü açan Sadıkoğlu, uzun yıllar yüksek kapasiteyle faaliyet gösteren Tuzla Tersanesi ile sektörde önemli bir yer edindi.</p>

<p>Tersane, 2008 yılında Kıran Holding’e devredildi. Bu gelişmenin ardından Sadıkoğlu, çalışmalarını ağırlıklı olarak uluslararası denizcilik ve deniz mühendisliği projelerine yöneltti.</p>

<h3><strong>Körfez'deki batık gemilerin çıkarılması projesi</strong></h3>

<p>Kahraman Sadıkoğlu’nun uluslararası alandaki dikkat çeken çalışmalarından biri de <strong>İran Körfezi'ndeki batık gemilerin çıkarılması</strong> projesi oldu.</p>

<p>Sadıkoğlu, 2007 yılında İran Ulaştırma Bakanlığı tarafından düzenlenen, Körfez'de bulunan büyük batık gemilerin çıkarılmasına ilişkin ihaleyi kazandı.</p>

<p>Bu proje, Sadıkoğlu’nun uluslararası denizcilik alanındaki çalışmalarının önemli örneklerinden biri olarak öne çıktı.</p>

<h3><strong>Savarona'nın restorasyonunu üstlendi</strong></h3>

<p>Kahraman Sadıkoğlu’nun kamuoyunda en fazla tanınmasını sağlayan projelerden biri ise <strong>Mustafa Kemal Atatürk’ün yatı Savarona’nın restorasyonu</strong> oldu.</p>

<p>1989 yılında hurdaya ayrılma tehlikesi bulunan ve uzun süredir kapsamlı bakıma ihtiyaç duyan Savarona’yı Türk hükümetinden kiralayan Sadıkoğlu, tarihi yatın yeniden kullanılabilir hale getirilmesi için kapsamlı bir restorasyon süreci başlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık <strong>50 milyon dolarlık yatırım</strong> yapılan restorasyonun ardından Savarona, özgün yapısı korunarak yeniden ihtişamlı görünümüne kavuşturuldu.</p>

<p>Tarihi yat daha sonraki dönemde lüks turizm ve özel organizasyonlarda kullanıldı. Sadıkoğlu’nun Savarona üzerindeki işletme dönemi ise <strong>2010 yılında sona erdi</strong> ve yat yeniden devlet yönetimine geçti.</p>

<h3><strong>Irak'ta kaçırılarak rehin alınmıştı</strong></h3>

<p>Sadıkoğlu’nun yaşamındaki en dikkat çekici olaylardan biri <strong>2005 yılında Irak’ta</strong> yaşandı.</p>

<p>Ticari faaliyetleri kapsamında Irak’ın Umm Kasr kentinde bulunan Sadıkoğlu, Aralık 2005’te silahlı gruplar tarafından kaçırılarak rehin alındı.</p>

<p>Olay, Türkiye’de olduğu kadar uluslararası kamuoyunda da geniş yankı buldu. Ailesinin ve Türk makamlarının girişimleri sonucunda serbest bırakılan Sadıkoğlu, yaşadığı zorlu sürecin ardından denizcilik faaliyetlerine devam etti.</p>

<h3><strong>Denizci bir ailenin mirasını sürdürdü</strong></h3>

<p>Rize kökenli denizci bir aileden gelen Kahraman Sadıkoğlu, ailesinin denizcilik geleneğini modern tersanecilik yatırımları ve uluslararası deniz mühendisliği projeleriyle sürdürdü.</p>

<p>Türkiye’deki tersane yatırımları, Körfez’deki batık gemilerin çıkarılması ve <strong>Savarona’nın restorasyonu</strong>, kariyerinin öne çıkan çalışmaları arasında yer aldı.</p>

<p>İstanbul cemiyet hayatında da tanınan Sadıkoğlu’nun, aile şirketlerindeki faaliyetlerini sürdüren Kemal adında bir oğlu bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/unlu-armator-kahraman-sadikoglu-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/unknown-1-32.jpeg" type="image/jpeg" length="73931"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşsizlik oranı arttı, istihdam oranı geriledi: TÜİK temmuz verilerini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/issizlik-orani-artti-istihdam-orani-geriledi-tuik-temmuz-verilerini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/issizlik-orani-artti-istihdam-orani-geriledi-tuik-temmuz-verilerini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre işsizlik oranı 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 0,5 puan artarak yüzde 8,1'e çıktı. İşsiz sayısı 150 bin kişi artışla 2 milyon 860 bin kişiye yükselirken, atıl işgücü oranı yüzde 30,6 olarak kaydedildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 yılı Temmuz ayına ilişkin<strong> iş gücü </strong>verileri açıklandı. <strong>TÜİK</strong>'in Hanehalkı İş gücü Araştırması sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki aya göre işsiz sayısı 150 bin kişi artarak 2 milyon 860 bin kişiye ulaşırken, istihdam edilenlerin sayısı 388 bin kişi azaldı.</p>

<h2><strong>İşsizlik oranı yüzde 8,1'e yükseldi</strong></h2>

<p>Mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre Temmuz 2026'da işsiz sayısı bir önceki aya kıyasla 150 bin kişi arttı. Böylece 15 ve daha yukarı yaştaki işsizlerin toplamı 2 milyon 860 bin kişi oldu.</p>

<p>İşsizlik oranı da aynı dönemde 0,5 puan yükselerek yüzde 8,1 olarak hesaplandı. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 olurken kadınlarda yüzde 10,6 seviyesinde gerçekleşti.</p>

<h3><strong>İstihdam oranı yüzde 48,3 oldu</strong></h3>

<p>Temmuz ayında istihdam edilen kişi sayısında bir önceki aya göre 388 bin kişilik azalış görüldü. İstihdam edilenlerin toplamı 32 milyon 362 bin kişi olarak kaydedildi.</p>

<p>Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı ise aylık bazda 0,6 puan gerileyerek yüzde 48,3 oldu. İstihdam oranı erkeklerde yüzde 65,5, kadınlarda yüzde 31,4 olarak belirlendi.</p>

<h3><strong>İş gücüne katılma oranı yüzde 52,5'e geriledi</strong></h3>

<p>Mevsim etkisinden arındırılmış işgücü, Temmuz 2026'da önceki aya göre 238 bin kişi azaldı. İşgücünün toplam büyüklüğü 35 milyon 222 bin kişi olarak hesaplandı.</p>

<p>İşgücüne katılma oranı da 0,4 puanlık düşüşle yüzde 52,5 seviyesine indi. Bu oran erkeklerde yüzde 70,3 olurken kadınlarda yüzde 35,2 olarak gerçekleşti.</p>

<h3><strong>Genç işsizlik oranı yüzde 14,5 oldu</strong></h3>

<p>15-24 yaş grubundaki genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Temmuz ayında bir önceki aya göre 1,5 puan yükseldi. Genç işsizlik oranı yüzde 14,5 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 11,3 seviyesinde bulunurken kadınlarda yüzde 20,3 olarak tahmin edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Haftalık ortalama çalışma süresi 42 saat oldu</strong></h3>

<p>İstihdam edilenler arasında referans döneminde işbaşında bulunanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi de belli oldu.</p>

<p>Temmuz 2026'da haftalık ortalama fiili çalışma süresi, bir önceki aya kıyasla 0,4 saat azalarak 42,0 saat olarak gerçekleşti.</p>

<h3><strong>Atıl iş gücü oranı yüzde 30,6'ya çıktı</strong></h3>

<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü oranı Temmuz ayında bir önceki aya göre 1,8 puan yükseldi. Atıl işgücü oranı yüzde 30,6 seviyesinde kaydedildi.</p>

<p>Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü göstergesinde zamana bağlı eksik istihdam ile işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,8 oldu. İşsizler ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı ise yüzde 19,5 olarak tahmin edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/issizlik-orani-artti-istihdam-orani-geriledi-tuik-temmuz-verilerini-acikladi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/issizlik-orani-artti-istihdam-orani-geriledi.png" type="image/jpeg" length="50759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="75136"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="14281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AĞUSTOS 2026 EMEKLİ BANKA PROMOSYONLARI: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağustos ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bankalar, maaşını üç yıl boyunca kendilerinden alma taahhüdü veren emeklilere nakit promosyon ödüyor. Bazı bankalar ise bu ödemeye otomatik fatura talimatı, kredi kartı kullanımı, hesap açılışı ve harcama kampanyaları gibi ek fırsatlar dahil ediyor. Böylece toplam kazanç tutarı bazı kampanyalarda 32 bin liraya kadar çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, Ağustos 2026 döneminde en yüksek emekli promosyonunu hangi banka veriyor? Bankaların nakit promosyonları ile ek ödül kampanyalarında hangi koşullar aranıyor? İşte banka banka güncel promosyon tutarları...</p>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 20:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/emekli-maas-promosyonu-banka.webp" type="image/jpeg" length="66168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="74980"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="23157"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="28566"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47754"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="98418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="91159"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, ruhu zorluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu "Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi" programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bilge Bilgin Kapucu, teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sosyal medyanın yalnızlaşma, kaygı ve dikkat dağınıklığını artırabileceğine dikkat çeken Kapucu, yapay zekanın insanın duygu dünyasını, klinik muhakemesini ve bir psikiyatristin şefkatini bütünüyle taklit edemeyeceğini vurgulayarak teknoloji kullanımında dengenin önemine işaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. <strong>Bilge Bilgin Kapucu</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>”programına konuk oldu. Teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Kapucu, sosyal medyanın yalnızlaşma ve kaygıyı artırabildiğini, yapay zekânın ise sağlık alanında önemli katkılar sunmasına rağmen insanın duygu dünyasını ve klinik değerlendirmesini bütünüyle taklit edemeyeceğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Son 30-40 yılda toplum büyük bir değişim yaşadı”</strong></h2>

<p>Son 30-40 yılda teknolojinin yaşamın merkezine yerleştiğini belirten Dr. Kapucu, özellikle pandemi döneminde insanların zorunlu izolasyon nedeniyle teknolojiyle çok daha yoğun bir ilişki kurduğunu ifade etti.</p>

<p>Teknolojinin bir yandan insanların yalnızlık hissini azaltmasına yardımcı olduğunu, diğer yandan ise yalnızlaşmanın önemli nedenlerinden biri haline gelebildiğini söyleyen Kapucu, bu değişimin ruh sağlığı üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19" class="detail-photo img-fluid" height="718" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719.jpeg" width="1290" /></p>

<h2><strong>“Ruhsal hastalıklar arttı”</strong></h2>

<p>Yapılan araştırmaların son 30 yılda ruhsal hastalıkların arttığını gösterdiğini belirten Kapucu, bunun yalnızca daha fazla kişinin sağlık hizmetine başvurması ve tanı almasıyla açıklanamayacağını söyledi.</p>

<p>Toplumdaki yaşam biçiminin ve sosyal normların değişmesinin de bu artışta etkili olduğunu ifade eden Kapucu, özellikle sosyal medyanın anksiyete ve yalnızlaşmayı artırabildiğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskiden gençlerin ağırlıklı olarak yüz yüze sosyalleştiğini hatırlatan Kapucu, bugün dijital iletişimin gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığını ve bunun ruh sağlığı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“İnsan beyni sadece matematikten ibaret değil”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın çalışma prensibini de değerlendiren Kapucu, bu sistemlerin büyük veri ve matematiksel algoritmalar üzerine kurulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerinin insan beynini taklit etmeye çalıştığını belirten Kapucu, psikiyatri uzmanları ve nörobilimcilerin bile beynin çalışma mekanizmasını tam olarak çözemediğini ifade etti.</p>

<p>İnsan beyninin yalnızca verileri işlemeyen, aynı zamanda bedenden gelen sinyalleri, hisleri ve duygusal deneyimleri de değerlendiren çok daha karmaşık bir yapı olduğunu söyleyen Kapucu, mevcut yapay zekâ sistemlerinin bu yönüyle insan beynini tam anlamıyla karşılayamadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Yapay zekâdan yararlansanız da son sözü uzmana bırakın</strong></h2>

<p>Yapay zekânın birçok alanda başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Kapucu, buna rağmen elde edilen bilgilerin mutlaka alanında uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Yapay zekâya ne kadar veri yüklerseniz, size ancak o kadar sonuç verebilir.” diyen Kapucu, uzman denetimi olmadan kullanılan yapay zekâ uygulamalarında hata ve eksikliklerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“Psikiyatristin bilgeliği ve şefkatini makinadan bekleyemeyiz”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın artık hayatın bir parçası olduğunu belirten Kapucu, bunu reddetmenin ya da tamamen uzak durmanın gerçekçi olmadığını söyledi.</p>

<p>Radyoloji gibi alanlarda yapay zekânın tanıya önemli katkılar sunduğunu ifade eden Kapucu, psikiyatride ise tanının yalnızca verilerle değil, hekimin klinik deneyimi, gözlemleri, düşünceleri ve empatisiyle konulduğunu vurguladı.</p>

<p>Buna karşın yapay zekânın psikiyatride takip ve izlem süreçlerinde yararlı olabileceğini belirten Kapucu, konuşma hızı, rutin alışkanlıklar ve davranış değişiklikleri gibi verileri analiz ederek hastalığın seyri hakkında önemli geri bildirimler sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bazı kişilerin yargılanma korkusu, güven problemleri veya sosyalleşmeyi tercih etmemeleri nedeniyle zaman zaman bir psikiyatrist yerine yapay zekâ ile iletişim kurmayı seçebileceğini belirten Kapucu, buna rağmen hiçbir teknolojinin bir psikiyatri uzmanının bilgeliğini, klinik muhakemesini ve şefkatini yerine koyamayacağını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Teknolojiye fazla maruz kalmak dikkat eksikliğine yol açıyor”</strong></h2>

<p>Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ancak insanların gerçek sosyal ilişkilerini koruması gerektiğini vurgulayan Kapucu, yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerine teknolojiden tamamen uzak, sakin zamanlar ayırmasının önemine dikkat çeken Kapucu, telefon, tablet ve bilgisayar bildirimlerine sürekli maruz kalmanın dikkat dağınıklığına ve kaygıya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>“Anı yaşayabilmek çok kıymetli” diyen Kapucu, ruh sağlığını korumanın en önemli yollarından birinin gerçek ilişkiler içinde kalmak ve teknoloji kullanımında dengeyi sağlayabilmek olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013720.jpeg" type="image/jpeg" length="64590"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duygularını kontrol edemeyenler dikkat! Borderline kişilik bozukluğu hayatınızı alt üst edebilir!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Aslan, borderline kişilik bozukluğuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Duygu düzenleme güçlüğü, dürtü kontrol sorunları ve sağlıksız ilişkilerin hastalığın en belirgin özellikleri arasında yer aldığını belirten Aslan, erken tanı, doğru psikiyatrik destek ve psikoterapinin yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı <strong>Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong>, <strong>borderline kişilik bozukluğunu</strong> tüm yönleriyle anlattı. Borderline kişilik bozukluğunun özellikle dürtü kontrolü, duygu düzenleme ve kişilerarası ilişkilerde ciddi sorunlara yol açtığını belirten Aslan, erken tanı ve uygun tedavinin bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>Tanı 18 yaşından sonra konuluyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda çoğu zaman dengesiz davranışlar ve sürekli duygu değişimleri yaşayan kişiler için kullanılan bir tanımlama olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişilik yapısının 18 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Aslan, “18 yaşından önce kişilik henüz tam olarak oturmadığı için bu yaş grubundaki bireylere borderline kişilik bozukluğu tanısı konulmaz. Hastalıktan söz edebilmek için belirtilerin erişkin dönemde devam etmesi gerekir” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Ergenlik dönemindeki travmalar hastalığın temelini atabilir!</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğundan söz edebilmek için bireyde dürtü kontrol bozukluğunun da bulunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aslan, bu kişilerde öfke, kaygı ve üzüntü gibi duyguların çok yoğun yaşandığını ve bu duyguları yatıştırmakta güçlük çektiklerini söyledi.</p>

<p>Konuşma ve davranışlarda kendini kontrol edememe, kendine zarar verme eğilimi, eşyalara zarar verme ve öfke sırasında kontrolden çıkma gibi davranışların da görülebildiğini belirten Aslan, bu durumun bireyin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Borderline kişilik</strong> özelliği taşıyan bireylerin zaman zaman çevrelerindeki insanların davranış kalıplarını benimsediklerini belirten Prof. Dr. Aslan, bunun karakterin tam olarak oturmamış olmasından kaynaklanabileceğini söyledi.</p>

<p>Bu bireylerde depresyon eğiliminin daha yüksek olabileceğini ifade eden Aslan, “Kendilerini boşlukta hissedebilirler. Yoğun mutsuzluk ve depresyon yaşayabilir, hatta intihar düşünceleri geliştirebilirler” diye konuştu.</p>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun gelişiminde ergenlik döneminin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Aslan, bu dönemde yaşanan travmaların kişilik yapılanmasını etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Sınıf içinde küçük düşürülme, dışlanma, reddedilme ya da karşılıksız kalan duygusal ilişkilerin bireyde “sevilmiyorum” düşüncesini geliştirebildiğini belirten Aslan, “Sevilmediğini düşünen kişiler kabul görmek için aşırı verici davranabilir. Bu da onları maddi ve manevi olarak suistimale açık hale getirebilir” diye konuştu.</p>

<p>Bazı bireylerin zamanla dünyanın, insanların ve hatta kendilerinin kötü olduğuna yönelik inanç geliştirebildiğini belirten Aslan, bunun da yoğun mutsuzluk ve duygusal çöküşe neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-3.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Zeki oldukları halde iş ve sosyal yaşamda başarılı olamayabilirler</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğu olan bireylerin d<strong>uygularını kontrol etmekte zorlandıklarını</strong> söyleyen Prof. Dr. Aslan, grup uyumu, takım çalışması ve kurallara uyma konusunda da güçlük yaşayabileceklerini belirtti.</p>

<p>“Çok zeki ve yüksek potansiyele sahip olsalar bile duygu durumlarını ve davranışlarını yönetmekte zorlandıkları için bulundukları ortamlarda istedikleri başarıyı sürdüremeyebilirler” diyen Aslan, bu durumun işlevselliği önemli ölçüde bozduğunu vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, <strong>otizmli bazı kadınlarda</strong> borderline kişilik bozukluğunu düşündüren davranışların görülebileceğini belirterek, özellikle duygusal ilişkilerde kendi haklarını ve çıkarlarını korumakta güçlük yaşayabileceklerini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Tedavide ilaç tek başına yeterli olmuyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunda erken dönemde psikiyatrik destek alınmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Aslan, <strong>ilaç tedavisinin</strong> duyguların dengelenmesine katkı sağladığını ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti.</p>

<p>Aslan, “Mutlaka destekleyici psikoterapi uygulanmalı. Özellikle bilişsel davranışçı yaklaşımlar sayesinde kişiler duygu, düşünce ve davranış ilişkisini anlamayı, dürtülerini tanımayı ve duygularını yönetmeyi öğrenebilir. Terapi uzun vadede kişiye önemli bir içgörü kazandırır” dedi.</p>

<h2><strong>Aile tutumu kişilik gelişiminde belirleyici rol oynuyor</strong></h2>

<p>Gençlik döneminde ailelerin yaklaşımı, çocukların kişilik gelişimini doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Gençlik döneminde ebeveyn tutumlarının kişilik gelişiminde belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, ailelerin çocuklarına hem sorumluluk vermesi hem de kontrollü bir özgürlük alanı tanıması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Gençlerin hayatı deneyimlemelerine fırsat verilmesi, baskıcı olmayan ama tutarlı ve dengeli ebeveyn tutumları sergilenmesi kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan baskıcı ya da tamamen kontrolsüz tutumlar yerine dengeli ve tutarlı ebeveyn davranışlarının, gençlerin sağlıklı bir kişilik geliştirmesine katkı sağladığını kaydederek şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Gençlik döneminde aile tutumları çok önem taşıyor. Ebeveyn davranışları çocukların kişilik yapısına uygun, dengeli ve tutarlı olursa çocuklar ve gençler daha az bocalar. Gençlere aşırı baskı kurmadan onlara alan açmak, sorumluluk vermek, kontrollü bir şekilde hayatı deneyimlemelerine fırsat tanımak kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-2.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Borderline ile bipolar bozukluk karıştırılabiliyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda zaman zaman <strong>bipolar bozukluk ile karıştırıldığını</strong> belirten Prof. Dr. Aslan, iki hastalığın birbirinden farklı olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aslan, “Bipolar bozuklukta duygu durum değişimleri haftalar ya da aylar sürebilen depresif ve manik dönemler halinde görülür. Borderline kişilik bozukluğunda ise duygu değişimleri çok daha hızlıdır ve çoğu zaman çevresel olaylarla tetiklenir. Bu nedenle doğru tanı, doğru tedavi açısından büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-4.jpeg" type="image/jpeg" length="80704"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meme kanseri tedavisine başarının anahtarı: Kişiye özel tedavi planlaması]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ekmel Tezel, meme kanserinde artık tek tip tedavi döneminin geride kaldığını vurguladı. Erken tanının önemine dikkat çeken Tezel, tümörün moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlamasının hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. Yaşın ilerlemesiyle birlikte risk artarken, görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde hastalık çok daha erken evrelerde tespit edilebiliyor.</p>

<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>”Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı <strong>Prof. Dr. Ekmel Tezel</strong>, meme kanseri tedavisindeki güncel yaklaşımları anlatarak erken tanı, kişiye özel tedavi ve yaşam kalitesini koruyan cerrahi yöntemlerin önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Kanal içi kanserlerde başarı oranı yüzde 100’e yaklaşıyor</strong></h2>

<p>Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Tezel, son yıllarda mamografi ve diğer görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde kanal içi kanserlerin daha sık tespit edildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Tezel, “Kanal içi kanser evre 0 (sıfır) olarak kabul ettiğimiz, <strong>duktal karsinoma in situ</strong> dediğimiz, tümör hücrelerinin henüz süt kanalları içinde hapsolduğu ve çevre dokulara yayılmadığı durumdur” dedi.</p>

<p>Bu evrede yakalanan hastalarda tedavinin oldukça başarılı olduğunu belirten Tezel, “Kanal içi kanserlerin tedavisi çok daha kolaydır ve hayatta kalma ihtimali neredeyse yüzde 100’dür” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Memeyi koruyan cerrahiler ön planda</strong></h2>

<p>Kanal içi kanserlerin çoğunlukla mamografide görülen <strong>mikrokalsifikasyonlar</strong> sayesinde saptandığını belirten Prof. Dr. Tezel, hastalığın yaygınlığına göre farklı cerrahi yöntemlerin tercih edildiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Kireçlenme yalnızca sınırlı bir bölgede ise memeyi koruyarak sadece o alanı çıkarıyoruz ve sonrasında radyoterapi uyguluyoruz. Eğer yaygın bir tutulum söz konusuysa memenin iç dokusunu boşaltıp protez yerleştiriyoruz. Bu durumda çoğu zaman radyoterapiye ihtiyaç kalmıyor.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Meme kanseri riskini artıran ve azaltan faktörler</strong></h2>

<p>Meme kanseri gelişiminde kadın olmak, yaşın ilerlemesi, erken adet görmek, geç menopoza girmek ve ailesel yatkınlık gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzının da önemli rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>Beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı ile dışarıdan alınan hormonların riski etkileyebildiğini ifade eden Tezel, <strong>östrojen hormonunun</strong> meme kanserinde önemli bir etken olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Menopoz döneminde kullanılan hormon replasman tedavilerinin mutlaka meme kontrolleri yapıldıktan sonra başlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tezel, tedavi süresinin uzamasının riski artırabildiğini söyleyerek, “Menopoz semptomlarının kontrolü için yaklaşık iki yıllık kullanım çoğu zaman yeterli oluyor. Ancak bu süre beş yıl ve üzerine çıktığında meme kanseri riski artabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doğum kontrol hapları konusunda da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Tezel, uzun süreli kullanımın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.05" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150705.jpeg" width="1193" /></p>

<h2><strong>Meme kanserinde tedaviler artık tümörün kimliğine göre belirleniyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde son 30 yılda önemli değişimler yaşandığını belirten Prof. Dr. Tezel, son 10 yılda ise tedavilerin çok daha <strong>kişiselleştiğini</strong> söyledi.<br />
Daha önce moleküler alt tiplere göre değil de anatomik evrelere göre hastalara cerrahi tedavi, kemoterapi, ışın tedavisi önerildiğini belirten Prof. Dr. Ekmel Tezel şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>“Şimdi artık moleküler alt tipleri de işin içine kattık. Tümör çok küçük, koltuk altında bir metastaz varken eğer bu östrojene duyarlı bir tümör ve çoğalma hızı düşükse mesela ameliyattan çok büyük fayda görüyor. Eğer östrojen negatif ve akıllı ilaçtan fayda görecek yani HER2 reseptörü pozitifse onu hiç bir şekilde ameliyat etmeyip önce ilaç tedavisine, kemoterapiye gönderiyoruz. Üçlü negatif dediğimiz tümör tipi ise çoğu kez artık koltuk altı durumuna da bakmaksızın, öncelikle kemoterapi ile başlıyoruz tedaviye.”</p>
</blockquote>

<p>Prof. Dr. Ekmel Tezel meme kanserinde kişiye özel tedavilerin önemini vurguladı. Östrojen duyarlı ve çoğalma hızı düşük tümörlerde cerrahinin büyük fayda sağladığını belirten Tezel, bazı tümör tiplerinde ise ameliyatın ilk seçenek olmaktan çıktığını ifade etti.</p>

<p>Özellikle genç hastalarda uygulanan bu yeni tedavi yaklaşımlarının önemli avantajlar sağladığını belirten Prof. Dr. Tezel, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Bu özellikle genç hastalarda görülen bir durum; bu meme kaybıyla sonlanmadığı gibi bu tedavi yöntemi daha da iyisi koltuk altındaki lenf bezlerini korumuş oluyoruz.''</p>

<p>''Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak o yüzden her hastaya özel değerlendirme ile kişiye özel tedavi planlaması yapıyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="907" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Ameliyat öncesi işaretleme teknikleri başarıyı artırıyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde ameliyat öncesi yapılan işaretlemelerin cerrahi başarısını artırdığını belirten Prof. Dr. Tezel, tümör ve gerekli durumlarda lenf bezlerinin <strong>marker</strong> adı verilen özel işaretleyicilerle belirlenebildiğini söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda mamografi eşliğinde tel ile işaretleme de yapıldığını anlatan Tezel, bu yöntem sayesinde çıkarılacak dokunun sınırlarının çok daha doğru belirlenebildiğini ifade etti.</p>

<p>Modern meme cerrahisinin en önemli amaçlarından birinin <strong>gereksiz doku çıkarımını önlemek</strong> olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, ameliyat sırasında uygulanan sentinel lenf nodu biyopsisinin bu konuda önemli avantajlar sağladığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Ameliyat sırasında özel bir boya veriyoruz. Boyanın ulaştığı ilk lenf bezlerini çıkarıp patologlarımız değerlendiriyor. Böylece tüm lenf bezlerininin tamamını almak zorunda kalmadan cerrahinin sınırlarını belirleyebiliyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02" class="detail-photo img-fluid" height="694" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702.jpeg" width="1081" /></h2>

<h2><strong>Amaç sadece hayatı uzatmak değil, yaşam kalitesini de korumak</strong></h2>

<p>Meme kanseri tedavisindeki temel hedefin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tezel, yaşam kalitesinin korunmasının da en az tedavinin başarısı kadar önemli olduğunu söyleyerek, “Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak. Bu nedenle her hastayı ayrı değerlendiriyor ve kişiye özel tedavi planı oluşturuyoruz” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemiz”</strong></h2>

<p>Tedavinin yalnızca cerrahi ve ilaçlardan ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Tezel, hasta-hekim iletişiminin önemine dikkat çekerek, “Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemizdir. Tedaviye başlamadan önce hastanın duygu durumunu anlamak, kaygılarını dinlemek ve onu sürece hazırlamak son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<p>Tedavi sonrasında ilk 2-3 yıl altı ayda bir, daha sonra ise yılda bir kontrolün yeterli olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzı değişikliklerinin de nüks riskini azaltabileceğini söyledi.</p>

<p>Düzenli yürüyüş yapmak, aktif kalmak, yoga ve pilates gibi hem fiziksel hem de zihinsel rahatlama sağlayan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal yaşamı sürdürmenin önemine dikkat çeken Tezel, hastaların yalnızca hastalık üzerine konuşulan ortamlarda bulunmak yerine farklı sosyal faaliyetlere katılmalarını önerdi. Tezel, “Ameliyatlar nasıl kişiye göre planlanıyorsa, ameliyat sonrası yaşam değişiklikleri de kişinin karakterine, beklentilerine ve yaşam biçimine göre planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Prof. Dr. Tezel, gelecekte meme kanseri tedavisinde medikal tedaviler ve genetik temelli uygulamaların daha da ön plana çıkacağını belirterek, kişiye özel tedavi anlayışının giderek güçleneceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-2.jpeg" type="image/jpeg" length="44253"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="20238"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="12366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="90845"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="17850"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="65457"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="60502"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="48230"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="86782"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
