<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 12 Aug 2026 13:40:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Valiliği'nden fırtına ve sağanak yağış uyarısı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/istanbul-valiliginden-firtina-ve-saganak-yagis-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/istanbul-valiliginden-firtina-ve-saganak-yagis-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Valiliği, kent genelinde yarın sabah saatlerinden itibaren kuzeyli yönlerden etkili olması beklenen kuvvetli rüzgar ve fırtınaya karşı İstanbulluları uyardı. Sabah ve öğle saatlerinde yerel gök gürültülü sağanak yağışın da tahmin edildiği kentte, çatı uçması ve ulaşımda aksamalara karşı tedbirli olunması istendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği, kent genelinde yarın sabah saatlerinden itibaren etkisini artırması beklenen kuvvetli rüzgar, fırtına ve gök gürültülü sağanak yağışa karşı vatandaşları dikkatli ve tedbirli olmaları yönünde uyardı.</p>

<p><a href="http://mgm.gov.tr" rel="nofollow">Meteoroloji </a>Genel Müdürlüğünün son değerlendirmelerine dayandırılan Valilik açıklamasında, kent genelinde hava koşullarının yarın sabahtan itibaren sertleşeceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Fırtına sabah saatlerinde başlayacak</strong></h2>

<p>Açıklamaya göre rüzgarın, yarın sabah saatlerinden itibaren kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli, yer yer fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Fırtınayla birlikte yaşanabilecek olumsuzluklara dikkat çeken yetkililer, ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ve ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı tedbirli olunması uyarısında bulundu.</p>

<h3><strong>Yerel sağanak yağış bekleniyor</strong></h3>

<p>Kentte bugün parçalı ve az bulutlu bir havanın hakim olduğu belirtilirken, yarın havanın parçalı ve yer yer çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve öğle saatlerinde İstanbul genelinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışın etkili olması öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/istanbul-valiliginden-firtina-ve-saganak-yagis-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/akom-dan-istanbul-icin-firtina-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="10184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zelenskiy: Novorossiysk Deniz Üssü hedef alındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/zelenskiy-novorossiysk-deniz-ussu-hedef-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/zelenskiy-novorossiysk-deniz-ussu-hedef-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'daki Novorossiysk Deniz Üssü'ne saldırı düzenlediklerini ve üsse ait bazı hedeflerin vurulduğunu açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ukrayna Devlet Başkanı <strong>Volodimir Zelenskiy</strong>, Rusya'daki hedeflere yönelik saldırılara ilişkin açıklama yaptı. Zelenskiy, cephe hattından 300 kilometreden fazla uzaklıkta bulunan Novorossiysk Deniz Üssü'nün hedef alındığını duyurdu.</p>

<h2><strong>Saldırıda farklı silah sistemleri kullanıldı</strong></h2>

<p>Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda <strong>Novorossiysk Deniz Üssü</strong>'ne yönelik saldırının ayrıntılarını aktardı. Saldırıda "Neptun" tipi füzelerin yanı sıra "Palyanitsia" tipi silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve insansız deniz araçlarının kullanıldığını belirtti.</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı, saldırının <strong>Rusya</strong>'daki hedeflere yönelik devam eden operasyonlar kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti. Saldırının cephe hattından 300 kilometreden daha uzak bir noktadaki deniz üssüne düzenlendiğine dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Hava savunma ve liman altyapısı hedef alındı</strong></h3>

<p>Zelenskiy, saldırının sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Hava savunma mevzilerine, rıhtımlara ve liman altyapısına isabetler doğrulandı" dedi.</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı, saldırının ardından Rusya'daki hedeflere yönelik operasyonların sürdürüleceğini belirtti. Zelenskiy, Rusya'nın saldırıları devam ettiği sürece Rus filosunun ve bu filoyu destekleyen altyapının güvenli olmayacağını savundu.</p>

<h3><strong>Zelenskiy'den savaş ve diplomasi mesajı</strong></h3>

<p>Zelenskiy açıklamasında Rusya ile devam eden savaşa ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Rusya'nın saldırganlığının devam etmesi halinde Ukrayna'nın operasyonlarını sürdüreceği mesajını veren Zelenskiy, savaşın sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Zelenskiy, açıklamasında "Rus saldırganlığı devam ettiği sürece işgal filosu ve onu destekleyen tüm altyapı güvende olmayacaktır. Savaş durdurulmalı. Diplomasi için tüm uygun öneriler masada" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı ayrıca Novorossiysk Deniz Üssü'ne yönelik gerçekleştirildiği belirtilen saldırıya ilişkin bir görüntüyü de sosyal medya hesabından paylaştı.</p>

<p>Saldırının ardından Novorossiysk'teki liman ve askeri altyapıya yönelik hasarın boyutuna ilişkin Ukrayna makamlarının açıklamaları takip edilirken, Zelenskiy operasyonların Rusya'daki hedeflere yönelik devam edeceğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/zelenskiy-novorossiysk-deniz-ussu-hedef-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ukrayna-rusyadaki-novorossiysk-deniz-ussune-saldiri-duzenledik.png" type="image/jpeg" length="81848"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli tatil ne zaman bitiyor 2026? Adli tatilde hangi davalar görülüyor? 2026 adli tatil bitiş tarihi ve HMK 103-104]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/adli-tatil-ne-zaman-bitiyor-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/adli-tatil-ne-zaman-bitiyor-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adli tatil ne zaman bitiyor 2026? Yargılamaları devam eden vatandaşların takip ettiği adli tatil dönemi için sona erme tarihi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirleniyor. Buna göre adli tatil 31 Ağustos 2026 tarihinde sona erecek ve yeni adli yıl 1 Eylül'de başlayacak. Peki adli tatilde hangi davalar görülür, hangi işlemler yapılabilir ve süreler nasıl hesaplanır?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli tatilin sona ermesine ilişkin geri sayım sürerken, dava ve yargılama süreçleri bulunan vatandaşların gözü ağustos ayının son günlerine çevrildi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 102. maddesinde yer alan düzenlemeye göre adli tatil her yıl <strong>20 Temmuz'da başlıyor ve 31 Ağustos'ta sona eriyor</strong>. Buna göre 2026 yılında adli tatilin son günü 31 Ağustos olacak.</p>

<p>Adli tatil boyunca mahkemelerdeki tüm faaliyetler durdurulmuyor. Kanunda belirtilen bazı dava ve işler görülmeye devam ederken, belirli yargısal işlemler de yapılabiliyor. Bu nedenle bir dosyanın adli tatil döneminde bulunması, o dosyayla ilgili hiçbir işlem yapılamayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Özellikle süre hesabı açısından HMK'deki düzenlemelerin bilinmesi önem taşıyor. Adli tatile tabi bir işte kanuni sürenin son gününün tatil dönemine denk gelmesi halinde, HMK'nin 104. maddesinde özel bir ek süre düzenlemesi bulunuyor.</p>

<h2><strong>2026 adli tatil ne zaman bitiyor?</strong></h2>

<p>2026 adli tatil 31 Ağustos Pazartesi günü sona erecek. HMK'nin 102. maddesine göre adli tatil 20 Temmuz'da başlıyor ve 31 Ağustos'ta sona eriyor. Bu tarihler her yıl kanunda belirlenen adli tatil dönemini oluşturuyor.</p>

<p>Dolayısıyla 2026 yılı bakımından adli tatilin son günü <strong>31 Ağustos 2026 Pazartesi</strong> olacak. Adli tatilin tamamlanmasının ardından 1 Eylül itibarıyla yeni adli yıl başlayacak.</p>

<p>Ancak adli tatilin devam ettiği dönemde mahkemelerin tamamen kapalı olduğu düşünülmemeli. Kanun, belirli dava ve işlerin tatil süresince görülmesine izin veriyor.</p>

<h3><strong>Yeni adli yıl ne zaman başlayacak?</strong></h3>

<p>Adli tatilin sona ermesinin ardından <strong>1 Eylül 2026 Salı günü</strong> yeni adli yıl başlayacak.</p>

<p>Bu tarihten itibaren adli tatil nedeniyle sınırlanan genel yargılama faaliyetleri normal çalışma düzenine dönecek. Bununla birlikte adli tatil döneminde de yapılabilen işlemler bulunduğundan, her dosyanın 1 Eylül'ü beklemesi gerekmiyor.</p>

<p>Özellikle HMK kapsamında adli tatile tabi olmayan veya kanunda istisna olarak düzenlenen işlerde yargısal süreçler tatil döneminde de devam edebiliyor.</p>

<h3><strong>Adli tatilde hangi davalara bakılıyor?</strong></h3>

<p>HMK'nin 103. maddesi, adli tatil sırasında görülebilecek dava ve işleri belirli başlıklar altında düzenliyor. Buna göre mahkemeler, tatil döneminde kanunda sayılan bazı işlere bakmaya devam ediyor.</p>

<p>Adli tatilde görülebilen başlıca dava ve işler arasında şunlar bulunuyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi <strong>geçici hukuki koruma</strong> talepleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Delillerin tespiti işlemleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Her çeşit nafaka davaları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soybağına ilişkin dava ve işler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hizmet akdi veya iş sözleşmesi nedeniyle işçilerin açtığı davalar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ticari defterlerin kaybı nedeniyle kayıp belgesi verilmesi talepleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İflas ve konkordatoya ilişkin bazı işler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çekişmesiz yargı işleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tahkim hükümleri kapsamında mahkemenin görev alanına giren işler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen dava ve işler.</p>
 </li>
</ul>

<p>Ayrıca mahkemenin ivedi görülmesine karar verdiği işler de adli tatil kapsamında değerlendirilebiliyor.</p>

<p><img alt="Bakan Gürlek’ten ticaret mahkemelerine getirilen yeni düzenlemeye ilişkin açıklama" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/02/1771361868244-ali-d-ulusoy-manset.jpeg" width="800" /></p>

<h3><strong>Nafaka ve velayet davaları adli tatilde görülür mü?</strong></h3>

<p>Nafaka, velayet, vesayet ve soybağına ilişkin bazı dava ve işler adli tatilde görülebilen dosyalar arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu düzenlemenin temelinde, kişinin aile ve kişilik hakları bakımından gecikmesi ciddi sonuçlar doğurabilecek yargısal süreçlerin tamamen tatil sonrasına bırakılmaması bulunuyor.</p>

<p>Ancak somut bir dosyanın adli tatil döneminde hangi işlemlerinin yapılabileceği, dosyanın niteliğine ve mahkemenin değerlendirmesine göre değişebilir. Bu nedenle yalnızca dava türüne bakılarak her aşamanın tatil döneminde kesinlikle yürütüleceği sonucu çıkarılmamalı.</p>

<h3><strong>Adli tatilde iş davaları devam eder mi?</strong></h3>

<p>HMK'nin 103. maddesinde, hizmet akdi veya iş sözleşmesi nedeniyle işçilerin açtıkları davalar da adli tatilde görülebilecek işler arasında sayılıyor.</p>

<p>Bu düzenleme nedeniyle iş hukukuna ilişkin bazı yargılamalarda adli tatil süresince işlem yapılabilmesi mümkün. Özellikle kanunda belirtilen kapsam dahilindeki iş davalarının tatil nedeniyle otomatik olarak tamamen durduğu düşünülmemeli.</p>

<p>Dosyanın niteliği ve yapılması gereken işlemin adli tatilde görülmesine ilişkin kanuni düzenleme kapsamında olup olmadığı ise ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<h3><strong>İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri ne olacak?</strong></h3>

<p>Adli tatil döneminde tamamen beklemeye bırakılmayan önemli işlemlerden biri de geçici hukuki koruma talepleri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi başvurular, hak kaybının önlenmesi bakımından zaman açısından önem taşıyabildiği için kanunda adli tatilde görülebilecek işler arasında yer alıyor. Delillerin tespiti talepleri de aynı kapsamda değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu tür başvuruların adli tatil sırasında yapılabilmesi, yargı sisteminde telafisi güç sonuçların ortaya çıkmasını önlemeye yönelik düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<h3><strong>Adli tatilde dilekçe verilebilir mi?</strong></h3>

<p>Adli tatil döneminde mahkemelere dilekçe verilmesi mümkün. Tatil döneminin başlaması, adli ve idari kalemlerde tüm işlemlerin durduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Dava veya karşı dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri ile kanun yollarına ilişkin bazı dilekçeler adli tatil sırasında verilebiliyor. İstinaf ve temyiz başvuruları da süreleri bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken işlemler arasında bulunuyor.</p>

<p>Dosyası işlemden kaldırılan davaların yenilenmesine yönelik işlemler de kanundaki şartlar çerçevesinde yapılabiliyor.</p>

<p>Ayrıca ilam verilmesi, tebligat işlemleri ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay'a gönderilmesi gibi işlemler de adli tatil döneminde gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle adli tatil, adliyelerde hiçbir evrakın kabul edilmediği veya hiçbir yargısal işlem yapılamadığı bir dönem olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p><img alt="Anayasa Mahkemesi mali denetimleri sonrası 1 parti hakkında suç duyurusu" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/boykot-aym-krarar-1.webp" width="1280" /></p>

<h3><strong>Adli tatilde süreler uzuyor mu?</strong></h3>

<p>Adli tatil döneminde dava takip edenlerin özellikle dikkat etmesi gereken konulardan biri süre hesabı.</p>

<p>HMK'nin <strong>104. maddesine</strong> göre, adli tatile tabi olan dava ve işlerde kanunun belirlediği sürelerin bitişi adli tatil dönemine denk gelirse, bu süreler ayrıca bir karara ihtiyaç duyulmadan adli tatilin sona ermesinden itibaren <strong>bir hafta uzamış sayılıyor</strong>.</p>

<p>Burada önemli nokta, söz konusu düzenlemenin bütün dava ve işlemler için otomatik olarak uygulanmaması. Öncelikle işin adli tatile tabi olup olmadığına bakılması gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla bir dosyada süre hesabı yapılırken yalnızca son tarihin ağustos ayına denk gelip gelmediğine bakmak yeterli değil. Davanın veya işlemin HMK kapsamında adli tatile tabi olup olmadığı da belirlenmeli.</p>

<h3><strong>31 Ağustos'ta biten süreler için ne olacak?</strong></h3>

<p>Adli tatile tabi bir dava veya iş bakımından kanuni sürenin sonunun adli tatil dönemine rastlaması halinde HMK'nin 104. maddesindeki ek süre düzenlemesi gündeme geliyor.</p>

<p>Bu düzenleme, hak kaybı yaşanmaması açısından önemli. Ancak her hukuki sürenin aynı kurala tabi olduğu düşünülmemeli. Farklı yargı kollarında ve farklı kanunlarda özel süre düzenlemeleri bulunabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle istinaf, temyiz, cevap ve başvuru süreleri gibi hak kaybına yol açabilecek sürelerde dosyaya özgü hesaplama yapılması önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Adli tatil boyunca mahkemeler tamamen kapanıyor mu?</strong></h3>

<p>Hayır. Adli tatil, adliyelerin tamamen faaliyet dışı kaldığı bir dönem değil.</p>

<p>Kanunda belirtilen dava ve işler görülmeye devam ederken, nöbetçi mahkemeler de görevlerini sürdürüyor. Ayrıca tebligat, dilekçe kabulü ve bazı dosya işlemleri gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte adli tatil döneminde genel duruşma düzeninde değişiklikler yaşanabiliyor. Kanunda belirtilen istisnalar dışında kalan bazı duruşma ve yargılama işlemleri adli tatil sonrasına bırakılabiliyor.</p>

<p>Tarafların anlaşması veya dosyanın bir tarafın yokluğunda görülmesi gibi durumlarda da kanunda özel düzenlemeler bulunuyor.</p>

<p><img alt="Mahkeme2-(copy)" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/09/mahkeme2.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Adli tatilde keşif yapılabilir mi?</strong></h3>

<p>Adli tatil sırasında keşif yapılması da belirli şartlarda mümkün. HMK'nin 103. maddesinde adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler, tatil döneminde görülebilecek işler arasında sayılıyor.</p>

<p>Burada keşfin dosya bakımından gerekli ve yapılabilir olmasına ilişkin mahkeme kararı önem taşıyor. Bu nedenle bütün keşiflerin otomatik biçimde adli tatilde yapılacağı şeklinde genel bir kural bulunmuyor.</p>

<p>Dosyanın niteliğine göre mahkeme tarafından verilen karar doğrultusunda işlem gerçekleştirilebiliyor.</p>

<h3><strong>2026 adli tatil için bilinmesi gereken tarihler</strong></h3>

<p>2026 yılı bakımından adli tatille ilgili temel tarihler şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Adli tatilin başlangıcı:</strong> 20 Temmuz 2026</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Adli tatilin sona ermesi:</strong> 31 Ağustos 2026</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yeni adli yılın başlangıcı:</strong> 1 Eylül 2026</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Adli tatil süresi:</strong> 20 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arası</p>
 </li>
</ul>

<p>Adli tatilin bitiş tarihi değişken bir takvim uygulaması değil; HMK'nin 102. maddesinde düzenlenen dönem esas alınarak belirleniyor.</p>

<p>Öte yandan belirli dava ve işlemlerin tatil sırasında da görülebilmesi nedeniyle, dosyası bulunan kişilerin yalnızca 1 Eylül tarihini beklemek yerine kendi dosyalarındaki duruşma ve süreleri ayrıca takip etmesi gerekiyor.</p>

<h2><img alt="Resmi Gazete'de yayımlandı: Kayseri ve Edirne’de yeni idare mahkemeleri kuruldu" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/f90afb4e-32aa-426d-9bd0-1df6fb2aba41.webp" width="864" /></h2>

<p>2026 adli tatili açısından en önemli ayrıntı, tatilin mahkemelerdeki bütün işlemleri durdurmaması. HMK'nin 103. maddesinde sayılan dava ve işler tatil sırasında da görülebilirken, HMK'nin 104. maddesi de belirli durumlarda süreler bakımından ek bir koruma sağlıyor.</p>

<p><strong>2026 adli tatil 31 Ağustos Pazartesi günü sona erecek, yeni adli yıl ise 1 Eylül Salı günü başlayacak.</strong> Ancak dava veya başvuru süresi bulunan kişilerin kendi dosyalarının adli tatile tabi olup olmadığını ayrıca kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p>Özellikle kanuni sürelerin yanlış hesaplanması hak kaybına neden olabileceğinden, somut bir dosyada süre hesabı yapılırken ilgili kanun hükmü ve dosyanın niteliği birlikte değerlendirilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/adli-tatil-ne-zaman-bitiyor-2026</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/9c27cf17-c70e-4b0b-a6b3-ef6d3bed9642-wjfif.jpeg" type="image/jpeg" length="55929"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan’dan 'Mekke Anlaşması' mesajı: "Kardeş ülkelere açığız, hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/erdogandan-mekke-anlasmasi-mesaji-kardes-ulkelere-acigiz-hicbir-ulkeyi-hedef-almiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/erdogandan-mekke-anlasmasi-mesaji-kardes-ulkelere-acigiz-hicbir-ulkeyi-hedef-almiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını belirterek, anlaşmanın ortak güvenlik ve caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçladığını söyledi. Erdoğan, mekanizmanın bölgedeki “kardeş ülkelere” açık olduğunu vurgularken, Ortadoğu’daki sorunların bölge ülkelerinin ortak iradesiyle çözülmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şarku'l Avsat Genel Yayın Yönetmeni Ghassan Charbel’in sorularını yanıtladı.</p>

<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan <strong>Mekke Ortak Savunma Anlaşması'</strong>nın bölgesel güvenliği güçlendirmeyi amaçladığını belirten Erdoğan, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin sona ermesi çağrısında bulundu. Erdoğan ayrıca Suudi Arabistan, Lübnan ve Suriye'ye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>"Bölgenin sorunlarını bölge ülkeleri çözmeli"</strong></h2>

<p>Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ABD ile İran arasındaki gerilimin sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Anlaşmanın uzun süredir yürütülen görüşmelerin ardından imzalandığını belirten Erdoğan, temel hedefin ortak güvenliği ve caydırıcılığı güçlendirmek olduğunu ifade etti.</p>

<p>Anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı'nın meşru müdafaa hakkını düzenleyen 51. maddesine dayandığını belirten Erdoğan, mekanizmanın başka "kardeş ülkelere" de açık olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikri, bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesidir.</i></p>

<p><i>Biz her zaman bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözüme kavuşturulmasından yana olduk. Bizim temel yaklaşımımız hep buydu. Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmeliydi, bunun ilk adımını attık diyebiliriz.</i></p>

<p><i>Son dönemde yaşananlar, kardeş ve dost ülkeler arasındaki dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.</i></p>

<p><i>Türkiye olarak, anlaşmazlıkların derinleşmesini değil, diyalog ve istişare kanallarının güçlendirilmesini savunduk. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barış, sadece çatışmaların sona ermesiyle değil; karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek perspektifi ile mümkün.</i></p>

<p><i>Mekke Ortak Savunma Anlaşması da işte bu anlayışın bir sonucu."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Erdoğan'dan bölgesel işbirliği mesajı</strong></h3>

<p>Ortadoğu ülkelerinin kendi güvenlik ve istikrarları konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Erdoğan, bölgesel sorunların dışarıdan dayatılan formüller yerine bölge ülkelerinin ortak iradesiyle çözülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye'nin dışlayıcı bloklar oluşturulmasından yana olmadığını ifade eden Erdoğan, egemenlik, toprak bütünlüğü, karşılıklı güven ve ortak çıkarlara dayalı bölgesel işbirliği mekanizmasını savunduklarını dile getirdi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Burada üç ülkenin bir araya gelmesinin ötesinde bölgemizin istikrarı, kardeş halkların huzuru bakımından tarihî bir sorumluluk üstlendik.</i></p>

<p><i>Şunu da özellikle vurgulamak isterim ki bu anlaşma bölgemizde huzur ve istikrar isteyen tüm kardeş ülkelere de açık.</i></p>

<p><i>Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz.</i></p>

<p><i>Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz.</i></p>

<p><i>İnşallah Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye olarak bölgemizde yeni bir iş birliği ve dayanışma döneminin kapısını araladık.</i></p>

<p><i>Bu kapıyı hep açık tutmak, barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmak iradesine sahip ülkeleriz."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Hürmüz Boğazı için "gerilim sona ersin" çağrısı</strong></h3>

<p>Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret açısından stratejik önemine dikkat çeken Erdoğan, bölgedeki gerilimin etkilerinin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erdoğan, mevcut gerilimin en kısa sürede sona ermesini ve Hürmüz Boğazı'nın güvenli, istikrarlı ve kesintisiz şekilde uluslararası ticarete hizmet etmeye devam etmesini beklediklerini söyledi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Hürmüz Boğazı, bölgesel değil küresel önemi haiz bir nokta.</i></p>

<p><i>Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret bakımından da son derece stratejik bir geçiş noktası. Dolayısıyla burada yaşanabilecek herhangi bir gerilimin, etkileri itibarıyla yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını petrol fiyatlarıyla tüm dünya gördü, hissetti.</i></p>

<p><i>Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri olduğunu kanıtladı.</i></p>

<p><i>Bizim temennimiz ve beklentimiz, mevcut gerilimin bir an önce sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde uluslararası ticarete hizmet etmesi yönünde.</i></p>

<p><i>Bunun da gerçekleşmesi, tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı.</i></p>

<p><i>Hiçbir zaman gerilimin tırmanmasından yana olmadık, aksine bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduk. Tarafları aynı masada buluşturmaya gayret ettik.</i></p>

<p><i>Çünkü biliyoruz ki Hürmüz’de ya da Ukrayna’da, Filistin’de kalıcı çözümün yolu çatışmadan değil, diplomasiden geçiyor.</i></p>

<p><i>Böylesine kritik bir su yolunun güvenliği konusunda bölge ülkelerinin sorumluluğu büyük.</i></p>

<p><i>Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı’nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.</i></p>

<p><i>Hedef, Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve bunun kalıcı hâle gelmesi olmalıdır."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Suudi Arabistan ile "stratejik ilişki"</strong></h3>

<p>Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerine de değinen Erdoğan, iki ülke arasındaki bağları "stratejik ilişki" olarak tanımladı.</p>

<p>Siyasi diyaloğun yanı sıra ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayisi, enerji ve turizm alanlarında işbirliğinin geliştirildiğini belirten Erdoğan, önümüzdeki dönemde ilişkileri "çok daha ileri seviyelere" taşıyacak adımlar atılacağını ifade etti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Siyasi diyaloğumuzu güçlendirirken, ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda iş birliğimizi de geliştiriyoruz.</i></p>

<p><i>Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi dönemsel gelişmelerin ötesinde, uzun vadeli ortak menfaatler ve karşılıklı saygı temelinde ele alıyoruz.</i></p>

<p><i>Bölgemizin çok ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki yakın istişare ve iş birliği daha da önem kazanmış durumda.</i></p>

<p><i>Mekke Anlaşması’nın, savunma iş birliği başta olmak üzere, ilişkilerimizin birçok alanda daha da güçlenmesine vesile olacağına inanıyoruz.</i></p>

<p><i>Bölgemizin huzuru ve istikrarı bakımından ortak sorumluluklarımızın bilincindeyiz ve ona göre hareket ediyoruz.</i></p>

<p><i>Türkiye olarak, Suudi Arabistan’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin istikrarını ve güvenliğini önemsiyoruz. Zira, bölgemizdeki en ufak bir krizin, başta göç ve terör olmak üzere, yarattığı etkileri tüm bölge ülkeleri hissediyor.</i></p>

<p><i>Önümüzdeki dönemde de iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıyacak adımlar atacağımıza inanıyorum."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Erdoğan'dan İsrail'e Lübnan çağrısı</strong></h3>

<p>Lübnan'daki gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, ülkenin egemenliği, siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının "acilen durması" gerektiğini söyleyen Erdoğan, Lübnan'ın dış müdahalelerin ve bölgesel güç mücadelelerinin sahasına dönüşmesine karşı olduklarını belirtti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Lübnan, bizim için yalnızca coğrafi olarak yakın bir ülke değil; tarihsel bağlarımızın da bulunduğu dost ve kardeş bir ülkedir. Lübnan’ın huzuru, güvenliği ve istikrarı, bütün bölgemizin istikrarı bakımından büyük önem taşımaktadır. Bölgenin diğer ülkeleri gibi Lübnan’ın egemenliğinin, siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün de korunması gerekmektedir.</i></p>

<p><i>Lübnan’ın iç meselelerinin dış müdahaleler veya askerî yöntemlerle daha da karmaşık hale getirilmesine, ülkenin dış güçlerin rekabet alanına dönüştürülmesine de karşıyız. Ülkenin geleceğine ilişkin kararları Lübnanlıların kendi iradeleriyle alabilmesi gerektiğine inanıyoruz.</i></p>

<p><i>Saldırgan ve yayılmacı politikaları bölgedeki temel sorunu teşkil eden İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ivedilikle sona erdirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Lübnan’da ateşkesin temin edilmesi için devam eden görüşmeleri olumlu buluyoruz. Lübnan’ın güvenliği ve istikrarı bölgesel barıştan ayrı düşünülemez.</i></p>

<p><i>Orta Doğu’nun kaderi sürekli çatışmalarla, yıkımlarla ve acılarla yazılmamalı. Bu bölge, barışı, huzuru ve refahı da hak ediyor.</i></p>

<p><i>Türkiye olarak bizim bütün diplomatik çabalarımızın merkezinde de bu anlayış yatıyor. Bölgemiz uzun yıllardır savaşla, göz yaşıyla anılıyor. Bunun değiştirilmesi için elimizden geleni yapmalıyız.</i></p>

<p><i>Bizim arzumuz, tabiatıyla, Lübnan’ın yeniden istikrara kavuşması, kurumlarının güçlenmesi ve halkının güven içerisinde geleceğine bakabilmesinden yana. Bu çerçevede, her türlü teknik desteği sağlamaya ve iş birliğini tesis etmeye hazırız. Bu yöndeki irademizi yakın zamanda ülkemizde konuk ettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanı Aoun ile Sayın Başbakan Selam’a da ifade ettik."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>"Suriye'de yeni bir dönemin eşiğindeyiz"</strong></h3>

<p>Suriye'deki gelişmeleri "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendiren Erdoğan, Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini desteklediğini yineledi.</p>

<p>Yeni dönemin kalıcı barış, istikrar ve yeniden yapılanmanın önünü açmasını beklediklerini belirten Erdoğan, Türkiye'nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturacak herhangi bir örgüt veya yapının Suriye'nin kuzeyinde ya da ülkenin başka bir bölgesinde varlık göstermesine izin vermeyeceklerini söyledi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Suriye’de yaşanan değişim sürecini, Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Türkiye olarak en başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduk.</i></p>

<p><i>Suriye’nin maruz kaldığı savaş, terör ve istikrarsızlık, bütün bölgeye ağır bedeller ödetti. Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Bu dönemin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara vesile olması en büyük temennimiz.</i></p>

<p><i>Suriye’nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için ne kadar önemliyse, Türkiye’nin millî güvenliği de o derece önemli.</i></p>

<p><i>Sürecin en başından beri arzumuz, Suriyeli kardeşlerimizin kendi ülkelerinde güven ve huzur içerisinde yaşayabilmesidir.</i></p>

<p><i>Suriye, esasen Aralık 2024’ten bu yana ülkede güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınma zemininin hazırlanması ve toplumsal uzlaşının tesisi sürecinde önemli mesafe katetmiştir. Bu sonucun alınmasında tabiatıyla bölgesel sahiplenmenin ve Suriye Hükûmetinin arkasında tesis edilen bölgesel desteğin önemli rolü olmuştur.</i></p>

<p><i>Bölgesel ve uluslararası toplumla iyi ilişkiler geliştirmiş olan Suriye Hükûmeti, sürdürülebilir istikrar ve güvenlik gündemine odaklanmak suretiyle ilave çatışmaların dışında kalma maharetini de göstermektedir.</i></p>

<p><i>Bugün Suriye’nin normalleşmesi esasen tüm bölge açısından stratejik önem taşıyan bir konu hâline gelmiştir. İstikrarsızlık kaynağı olmaktan ziyade Suriye’nin adı artık bağlantısallık ve kalkınma projeleri ile anılmaya başlamıştır.</i></p>

<p><i>Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye’nin istikrarı, yeniden ayağa kalkması ve bölgesel barışın güçlenmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir. Bu istikamette Türkiye bölgesel ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde hareket etme iradesine de sahiptir.</i></p>

<p><i>Suriye’de yeni bir sayfa açılmışken, bu sayfanın yeni acılarla değil, barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla yazılması gerekir."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/erdogandan-mekke-anlasmasi-mesaji-kardes-ulkelere-acigiz-hicbir-ulkeyi-hedef-almiyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/332f21d6-24d1-4b24-8507-c39ce905c621.jpg" type="image/jpeg" length="99963"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da meyve sebze fiyatları: Karpuz ve domates zirvede, nar cep yaktı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-meyve-sebze-fiyatlari-karpuz-ve-domates-zirvede-nar-cep-yakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-meyve-sebze-fiyatlari-karpuz-ve-domates-zirvede-nar-cep-yakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Hal Müdürlüğü verilerine göre temmuz ayında Bayrampaşa ve Ataşehir meyve sebze hallerinde toplam 268 bin 212 ton ürün satışa sunuldu. Meyvelerde karpuz, sebzelerde domates en fazla satılan ürün olurken, kilogram fiyatı en yüksek ürün 195 lirayla nar oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul</strong>'da temmuz ayına ilişkin <strong>meyve sebze satış </strong>verileri açıklandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Hal Müdürlüğü tarafından paylaşılan verilere göre Bayrampaşa ve Ataşehir meyve sebze hallerinde geçen ay toplam 268 bin 212 ton ürün satışa çıktı. Bu miktarın 108 bin 253 tonunu meyveler, 159 bin 959 tonunu ise sebzeler oluşturdu. Satış miktarında karpuz meyveler arasında, domates ise sebzeler arasında ilk sırada yer aldı.</p>

<h2><strong>İstanbul meyve sebze hallerinde temmuz satışları</strong></h2>

<p>Bayrampaşa Meyve ve Sebze Hali'nde temmuz ayında 30 meyve ve 46 sebze çeşidi olmak üzere toplam 76 farklı ürün satışa sunuldu. Ataşehir Meyve ve Sebze Hali'nde ise 30 meyve ve 45 sebze çeşidi olmak üzere toplam 75 farklı ürün satışa çıktı.</p>

<p>Bayrampaşa'daki hale temmuz boyunca getirilen ürünlerin toplam miktarı 206 bin 348 ton olarak kaydedildi. Bunun 83 bin 262 tonunu meyveler, 123 bin 86 tonunu ise sebzeler oluşturdu.</p>

<p>Ataşehir Meyve ve Sebze Hali'nde ise toplam 61 bin 864 ton ürün satışa sunuldu. Bu miktarın 24 bin 991 tonu meyve, 36 bin 873 tonu sebze olarak kayıtlara geçti.</p>

<h3><strong>İstanbul'da en çok satılan meyve karpuz oldu</strong></h3>

<p>Temmuz ayında iki haldeki meyve satışlarında en yüksek miktara karpuz ulaştı. Karpuz satışı toplam 23 bin 97 ton olarak gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karpuzun ardından 15 bin 713 tonla kiraz, 15 bin 538 tonla kavun geldi. Satış miktarında muz 7 bin 326 ton, şeftali 6 bin 907 ton, nektarin 6 bin 652 ton olarak kaydedildi.</p>

<p>Aynı dönemde iki halde 5 bin 713 ton limon, 5 bin 357 ton üzüm, 5 bin 171 ton kayısı ve 4 bin 716 ton erik satıldı.<br />
İstanbul sebze fiyatları ve satış miktarlarıSebze satışlarında temmuz ayının ilk sırasında domates yer aldı. İki halde toplam 49 bin 273 ton domates satışı gerçekleştirildi. Domatesi 19 bin 83 tonla salatalık, 15 bin 201 tonla patates takip etti.</p>

<p>Temmuz ayında biber satışları 14 bin 439 ton olarak gerçekleşirken, patlıcan 10 bin 346 ton, kuru soğan 8 bin 636 ton, mısır 6 bin 94 ton seviyesinde kaldı.</p>

<p>Aynı dönemde 5 bin 954 ton fasulye, 4 bin 426 ton havuç ve 4 bin 248 ton kabak satışa sunuldu.</p>

<h3><strong>Meyve fiyatlarında karpuzun kilosu 15,31 lira oldu</strong></h3>

<p>İstanbul meyve sebze hallerinde temmuz ayında meyvelerin kilogram fiyatları da belli oldu. Karpuzun ortalama kilogram fiyatı 15,31 lira olarak kaydedildi.</p>

<p>Kirazın kilogramı ortalama 87,81 liradan satılırken, kavunun fiyatı 25,25 lira oldu. Muz 66,57 lira, şeftali 50,94 lira ve nektarin 63,75 lira seviyesinden alıcı buldu.</p>

<p>Limonun kilogram fiyatı 72,50 lira olarak kaydedilirken üzüm 66,56 lira, kayısı 85,94 lira ve erik 67,56 lira oldu.</p>

<h3><strong>Sebze fiyatlarında domates 52,81 liradan satıldı</strong></h3>

<p>Temmuz ayında İstanbul hallerinde domatesin ortalama kilogram fiyatı 52,81 lira olarak kayıtlara geçti. Domatesin ardından salatalık 21,09 lira, patates 38,75 lira ve biber 67,42 lira seviyesinde işlem gördü.</p>

<p>Patlıcanın kilogram fiyatı ortalama 34,07 lira olurken kuru soğan 50,38 lira, mısır 19,75 lira, fasulye 81,88 lira olarak kaydedildi. Havuç 23,66 liradan, kabak ise 32,50 liradan satıldı.</p>

<h3><strong>İstanbul hallerinde temmuzun en pahalı ürünü nar oldu</strong></h3>

<p>İstanbul'daki meyve ve sebze hallerinde temmuz ayında kilogram fiyatı en yüksek ürün nar olarak belirlendi. Narın kilogramı ortalama 195 liradan satıldı.</p>

<p>Narın ardından kilogram fiyatı 192,50 lira olan dut geldi. İncirin kilogram fiyatı 184,69 lira olarak kaydedilirken bamya 165,94 lira, mantar ise 146,56 liradan alıcı buldu.</p>

<p>Diğer yüksek fiyatlı ürünler arasında kuru sarımsak, kızılcık, asma yaprağı, kivi ve çilek yer aldı. Kuru sarımsağın kilogramı 141,88 lira, kızılcığın 127,50 lira, asma yaprağının 121,88 lira, kivinin 116,25 lira ve çileğin 113,75 lira olarak kayıtlara geçti.</p>

<h3><strong>İstanbul meyve sebze satışlarında toplam miktar</strong></h3>

<p>Bayrampaşa ve Ataşehir meyve sebze hallerinde temmuz ayında satışa sunulan ürünlerin toplam miktarı 268 bin 212 ton oldu. Bunun 108 bin 253 tonu meyvelerden, 159 bin 959 tonu sebzelerden oluştu.</p>

<p>İki halin verileri birlikte değerlendirildiğinde temmuz ayında en fazla satılan meyve karpuz, en fazla satılan sebze ise domates oldu. Kilogram fiyatı en yüksek ürün ise 195 lirayla nar olarak kayıtlara geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-meyve-sebze-fiyatlari-karpuz-ve-domates-zirvede-nar-cep-yakti</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/istanbul-karpuz.png" type="image/jpeg" length="50308"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kızılcık Şerbeti yeni sezon ne zaman başlıyor? Nursema neden Kızılcık Şerbeti'nden ayrıldı? Kadroda yeni değişiklikler]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kizilcik-serbeti-yeni-sezon-nursema</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kizilcik-serbeti-yeni-sezon-nursema" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nursema diziden neden ayrıldı? Kızılcık Şerbeti'nin beşinci sezonu öncesinde Ceren Karakoç'un projeye veda etmesi gündeme geldi. Dört sezondur Nursema karakterini canlandıran oyuncu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda karakterine ve diziye veda ettiğini duyurdu. Ayrılığın kesin nedeni ise henüz yapım tarafından açıklanmadı. Peki Kızılcık Şerbeti yeni sezon ne zaman başlayacak ve Nursema'nın hikâyesi nasıl sonlanacak?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Show TV'nin Gold Film imzalı dizisi <strong>Kızılcık Şerbeti</strong>, beşinci sezon öncesinde oyuncu kadrosundaki değişikliklerle gündemde. Dizinin ilk bölümünden itibaren Nursema Ünal karakterini canlandıran Ceren Karakoç'un yeni sezonda yer almayacağına ilişkin kulis bilgisi, oyuncunun yaptığı veda paylaşımının ardından daha da dikkat çekti. Karakoç, sosyal medya hesabından Nursema karakterine ve dört sezon boyunca kendisini takip eden izleyicilere veda etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oyuncunun paylaşımındaki ifadeler, ayrılığın yalnızca karakterin hikâyesinin sona ermesinden ibaret olup olmadığı konusunda soru işaretlerine neden oldu. Karakoç, vedanın beklediği biçimde gerçekleşmediğini belirten sözleriyle dikkat çekerken, <strong>Kızılcık Şerbeti'nden neden ayrıldığına ilişkin doğrudan bir gerekçe açıklamadı</strong>. Bu nedenle sosyal medyada ortaya çıkan farklı yorumları kesinleşmiş ayrılık nedeni olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<h2><strong>Ceren Karakoç'un vedası neden gündem oldu?</strong></h2>

<p>Nursema karakteri, dizinin dört sezonluk hikâyesinde yalnızca Ünal ailesinin bir üyesi olarak değil, kendi çatışmaları ve kararları üzerinden ilerleyen bağımsız bir hikâyenin de merkezinde yer aldı. Bu nedenle karakteri canlandıran Ceren Karakoç'un projeden ayrılması, yeni sezon kadrosundaki sıradan bir oyuncu değişikliğinin ötesinde değerlendiriliyor.</p>

<p>Karakoç'un veda mesajı da bu açıdan önem taşıyor. Oyuncu, dört sezon boyunca Nursema'ya hayat vermenin kendisi için özel bir süreç olduğunu ifade ederken, karakterle yollarının beklediği şekilde ayrılmadığını belirtti. Paylaşımında, hayatın bazen planlanan yerine farklı vedalar getirebildiğine ilişkin bir mesaj verdi.</p>

<p>Ancak bu ifadelerden hareketle oyuncunun yapım ekibiyle sorun yaşadığı veya kendi isteği dışında projeden çıkarıldığı sonucuna varmak doğru olmaz. Karakoç'un paylaşımında ayrılığın arka planına ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla şu aşamada doğrulanabilen bilgi, Ceren Karakoç'un Kızılcık Şerbeti'nden ayrıldığı ve Nursema karakterinin dört sezonluk ekran serüveninin sona erdiği yönünde.</p>

<h2><strong>Nursema diziden neden ayrıldı?</strong></h2>

<p>İzleyicilerin en çok aradığı sorulardan biri, Ceren Karakoç'un <strong>Nursema diziden neden ayrıldı</strong> sorusunun yanıtı oldu. Mevcut bilgiler, ayrılığın kesin gerekçesini ortaya koymuyor.</p>

<p>Dizi kulislerine ilişkin haberlerde yeni sezon öncesinde hikâyede kapsamlı değişiklikler yapılacağı ve bazı karakterlerin senaryodaki yolculuklarının tamamlanacağı aktarılıyor. Nursema'nın vedasının da bu değişiklikler kapsamında gerçekleştiği yönünde bilgiler bulunuyor. Ancak bu ayrıntı, yapım şirketinin ayrıntılı bir açıklamasıyla doğrulanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle ayrılığın “senaryo değişikliği nedeniyle gerçekleştiği” ifadesini kesin neden olarak vermek yerine, bunun kulislerde yer alan bir bilgi olduğunu belirtmek gerekiyor.</p>

<p>Karakoç'un kendi açıklamasında da ayrılığın nedenine ilişkin net bir gerekçe bulunmaması dikkat çekiyor. Oyuncunun mesajı daha çok Nursema karakterine, dizide geçirdiği yıllara ve izleyiciyle kurduğu bağa odaklanıyor.</p>

<p><img alt="kızılcık şerbeti" class="detail-photo img-fluid" height="1390" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-12-121304.png" width="1986" /></p>

<h3><strong>Nursema karakteri Kızılcık Şerbeti'nde nasıl bir yere sahipti?</strong></h3>

<p>Nursema Ünal, dizinin merkezindeki iki aile arasındaki farklılıkların işlendiği hikâyede önemli karakterlerden biri olarak öne çıktı. Karakterin yaşadığı aile baskısı, ilişkileri ve kendi hayatıyla ilgili kararları, dizinin farklı dönemlerinde ana olay örgüsüne bağlandı.</p>

<p>Nursema'nın hikâyesi özellikle ailesinin beklentileriyle kendi tercihleri arasındaki gerilim üzerinden ilerledi. Karakter zaman içinde daha bağımsız kararlar almaya çalışırken, Ünal ailesiyle yaşadığı çatışmalar da dizinin dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı.</p>

<p>Show TV'nin dizinin geçmiş bölümlerine ilişkin içeriklerinde de Nursema'nın hikâyesinin önemli dönüm noktaları yer alıyor. Örneğin karakterin ilk sezonlardaki zoraki evlilik süreci, dizinin en çok konuşulan hikâyelerinden biri olmuştu.</p>

<p>Bu geçmiş, Nursema'nın ayrılığının izleyici açısından neden önemli görüldüğünü de açıklıyor. Karakterin dört sezon boyunca geçirdiği dönüşümün ardından hikâyeden çıkarılması, yeni sezonda Ünal ailesinin anlatısında yeni bir boşluk oluşturacak.</p>

<h3><strong>Kızılcık Şerbeti'nde başka hangi oyuncular ayrıldı?</strong></h3>

<p>Yeni sezon öncesindeki değişim yalnızca Ceren Karakoç ile sınırlı değil. Dizide Nilay karakterini oynayan Feyza Civelek'in ardından, Neslihan Yeldan ve Barlas Kartal'ın da yeni sezonda yer almayacağına ilişkin bilgiler gündeme geldi.</p>

<p>Bu ayrılıkların her birinin hikâyedeki karşılığı farklı olsa da ortak nokta, beşinci sezon öncesinde kadronun yeniden şekillenmesi. Özellikle uzun süredir dizinin hikâyesinde bulunan karakterlerin arka arkaya ayrılması, yeni sezonun mevcut dengelerden farklı bir yapıya sahip olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte yeni sezonda dizinin tamamen farklı bir kadroyla devam edeceğini söylemek mümkün değil. Show TV'nin 4. sezon finali öncesindeki oyuncu listesinde Ceren Yalazoğlu Karakoç'un yanı sıra Barış Kılıç, Evrim Alasya, Ahmet Mümtaz Taylan, Seray Kaya, Erkan Avcı, Özge Borak ve diğer oyuncular yer alıyordu.</p>

<p>Dolayısıyla yeni dönem için kesinleşen her ayrılığı ayrı değerlendirmek ve henüz resmî olarak açıklanmayan kadro değişikliklerini kesin bilgi gibi aktarmamak gerekiyor.</p>

<p><img alt="kızılcık şerbeti" class="detail-photo img-fluid" height="778" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-12-121342.png" width="1414" /></p>

<h3><strong>Yeni sezonda kadroya yeni isimler katılacak mı?</strong></h3>

<p>Kadro değişikliğinin diğer tarafında ise yeni oyuncular bulunuyor. Beşinci sezon hazırlıkları kapsamında Murat Aygen'in diziye dahil olacağına ilişkin haberler daha önce gündeme geldi. Aygen'in yeni sezonda Lider karakterini canlandıracağı aktarılıyor.</p>

<p>Yeni bir karakterin hikâyeye dahil olması, Nursema gibi uzun süredir dizide bulunan bir karakterin ayrılığının yaratacağı boşluğun farklı bir hikâye üzerinden doldurulabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak Lider karakterinin dizideki rolü ve mevcut karakterlerle kuracağı ilişkiler konusunda sezon başlamadan kesin bir çerçeve çizmek mümkün değil.</p>

<p>Bu nedenle yeni sezon hakkında şu aşamada en sağlıklı yaklaşım, doğrulanan kadro bilgileriyle kulislerde yer alan senaryo iddialarını birbirinden ayırmak.</p>

<h3><strong>Kızılcık Şerbeti yeni sezon ne zaman başlayacak?</strong></h3>

<p>Kızılcık Şerbeti'nin beşinci sezonu için beklenen yayın tarihi de belli oldu. Mevcut yayın planına göre dizinin <strong>5. sezonunun 18 Eylül 2026 Cuma akşamı</strong> Show TV ekranlarında izleyiciyle buluşması planlanıyor. Ekibin ağustos ayının son bölümünde yeniden sete çıkması bekleniyor.</p>

<p>Yayın takvimindeki bu tarih, yeni sezonun hazırlık sürecinin tamamlanmasının ardından dizinin yeniden cuma akşamı ekranlara dönmesinin planlandığını gösteriyor. Ancak sezon başlangıç tarihleri, çekim ve yayın planlamasına bağlı olarak değişebildiği için 18 Eylül tarihini şu aşamada “planlanan tarih” olarak ifade etmek gerekiyor.</p>

<p>Yeni sezonun başlamasıyla birlikte yalnızca Nursema'nın hikâyesinin nasıl sonlandırıldığı değil, diğer ayrılıkların senaryoda nasıl karşılık bulduğu da ortaya çıkacak.</p>

<h3><strong>Nursema'nın vedası dizinin hikâyesini nasıl etkileyecek?</strong></h3>

<p>Nursema'nın ayrılması, özellikle Ünal ailesinin anlatısında yeni bir dönem anlamına geliyor. Karakterin yıllar boyunca ailesiyle yaşadığı çatışmalar ve özel hayatındaki gelişmeler, dizinin ana hikâyesine farklı noktalardan bağlanmıştı.</p>

<p>Yeni sezonda bu hikâyenin devamında Nursema'nın yokluğunun nasıl ele alınacağı henüz bilinmiyor. Karakterin hikâyesinin doğrudan bir olayla mı sonlandırılacağı, geçmişte yaşananların nasıl bağlanacağı veya diğer karakterlerin Nursema'nın ayrılığından nasıl etkileneceği yeni bölümlerde netleşecek.</p>

<p>Burada dikkat edilmesi gereken nokta, dizinin senaryosuna ilişkin henüz açıklanmamış ayrıntıların tahmin olarak kalması. Sezon başlamadan karakterlerin geleceği hakkında kesin ifadeler kullanmak, doğrulanmamış bilgilerin haberleştirilmesine yol açabilir.</p>

<p><img alt="kızılcık şerbeti-10" class="detail-photo img-fluid" height="1390" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-12-121314.png" width="1986" /></p>

<h3><strong>Ceren Karakoç yeniden dönecek mi?</strong></h3>

<p>Karakoç'un veda mesajı, oyuncunun mevcut durumda projeden ayrıldığını gösteriyor. Ancak yeni sezonda karakterin kısa süreliğine geri dönüp dönmeyeceği veya geçmiş bölümlere ait görüntülerle hikâyede yer alıp almayacağı konusunda açıklanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle <strong>“</strong>Nursema kesinlikle bir daha dizide görünmeyecek” şeklinde daha ileri bir hüküm vermek için henüz erken. Şu anki tablo, Ceren Karakoç'un beşinci sezonun ana oyuncu kadrosunda bulunmayacağı yönünde.</p>

<p>Oyuncunun veda paylaşımında kullandığı ifadeler ise Nursema döneminin kendisi açısından kapandığını gösteriyor. Karakoç, mesajının sonunda yeni hikâyelerde yeniden buluşma dileğini paylaşarak izleyicisine teşekkür etti.</p>

<h3><strong>Yeni sezonda izleyiciyi hangi sorular bekliyor?</strong></h3>

<p>Kızılcık Şerbeti'nin 5. sezonu öncesinde artık hikâyenin yönüyle ilgili birkaç temel soru öne çıkıyor. Bunların başında Nursema'nın diziden ayrılışının senaryoda nasıl işleneceği geliyor.</p>

<p>Bunun yanında Nilay, Neslihan Yeldan'ın canlandırdığı karakter ve Fethi gibi isimlerin ayrılıklarının diğer karakterlere etkisi de yeni bölümlerde görülecek. Kadroya katılması beklenen yeni isimlerle birlikte dizinin hikâye dengelerinin yeniden kurulması da sezonun önemli başlıklarından biri olacak.</p>

<p>Şimdilik kesinleşen tablo ise şöyle: Ceren Karakoç, dört sezon boyunca canlandırdığı Nursema karakterine veda etti; ayrılığın ayrıntılı nedeni yapım tarafından açıklanmadı ve Kızılcık Şerbeti'nin yeni sezonunun 18 Eylül 2026 Cuma günü başlaması planlanıyor.</p>

<p>Yeni sezon çekimlerinin başlaması ve ilk tanıtımların yayımlanmasıyla birlikte Nursema'nın hikâyesinin nasıl noktalandığı, kadrodaki diğer değişikliklerin senaryoya nasıl yansıyacağı ve yeni karakterlerin dizideki konumu daha net hale gelecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kizilcik-serbeti-yeni-sezon-nursema</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/ekran-resmi-2026-01-02-154038.png" type="image/jpeg" length="41522"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Karaburun açıklarında 3,7 büyüklüğünde deprem]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/izmir-karaburun-aciklarinda-37-buyuklugunde-deprem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/izmir-karaburun-aciklarinda-37-buyuklugunde-deprem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AFAD, Ege Denizi'nde saat 11.30 sıralarında 3,7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı. İzmir'in Karaburun ilçesine 16,92 kilometre uzaklıkta gerçekleşen sarsıntının 12,37 kilometre derinlikte olduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi, Ege Denizi'nde 3,7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu. Deprem, İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında kaydedildi.</p>

<h2><strong>Depremin merkez üssü Ege Denizi</strong></h2>

<p>AFAD'ın açıklamasına göre deprem, saat <strong>11.30</strong> sıralarında meydana geldi. Merkez üssü Ege Denizi olarak belirlenen sarsıntının <strong>3,7 büyüklüğünde</strong> olduğu bildirildi.</p>

<h3><strong>Karaburun'a 16,92 kilometre uzaklıkta</strong></h3>

<p>Depremin, İzmir'in <strong>Karaburun ilçesine 16,92 kilometre</strong> uzaklıkta gerçekleştiği belirtildi. Sarsıntının yerin <strong>12,37 kilometre derinliğinde</strong> meydana geldiği kaydedildi.</p>

<p><strong>AFAD'ın paylaşımı şöyle:</strong></p>

<blockquote>
<p>"#DEPREM</p>

<p>Büyüklük:3.7 (Mw)</p>

<p>Yer:Ege Denizi - [16.92 km] Karaburun (İzmir)</p>

<p>Tarih:2026-08-12</p>

<p>Saat:11:30:06 TSİ</p>

<p>Enlem:38.79283 N</p>

<p>Boylam:26.564 E</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derinlik:12.37 km"</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Son Dakika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/izmir-karaburun-aciklarinda-37-buyuklugunde-deprem</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/kahramanmaras-goksunda-35-buyuklugunde-deprem.png" type="image/jpeg" length="36831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kiraz ihracatında artış: Türkiye 235 milyon dolar gelir elde etti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kiraz-ihracatinda-artis-turkiye-235-milyon-dolar-gelir-elde-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kiraz-ihracatinda-artis-turkiye-235-milyon-dolar-gelir-elde-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin kiraz ihracatında 2026'nın ilk bölümünde önemli artış yaşandı. 68 bin 737 ton kiraz ihracatından 235 milyon dolar gelir elde edilirken, ihracat yapılan ülke sayısı 52'ye yükseldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'nin <strong>kiraz ihracatı</strong>nda 2026 yılının ilk bölümünde önemli artış kaydedildi. <strong>Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB)</strong> yapılan açıklamaya göre, 1 Ocak-10 Ağustos döneminde 68 bin 737 ton kirazın yurt dışına gönderilmesiyle 235 milyon dolarlık ihracat geliri elde edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçen yılın aynı döneminde Türkiye 6 bin 40 ton kiraz ihraç etmiş ve bu <strong>ihracat</strong>tan 47 milyon 728 bin dolar gelir sağlamıştı. Bu yıl ihracat miktarı yaklaşık 11 kat artarken, elde edilen döviz geliri de 4 kat yükseldi.</p>

<h2><strong>Kiraz ihracatında güçlü toparlanma yaşandı</strong></h2>

<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, Türkiye'nin <strong>kiraz</strong> üretiminde dünya sıralamasında ilk sırada bulunduğunu, ihracatta ise ilk 3-4 ülke arasında yer aldığını belirtti.</p>

<p>Balık, 2025 yılında kiraz üretiminin çiçeklenme döneminde yaşanan don olaylarından olumsuz etkilendiğini ifade etti. Bu nedenle geçen yıl ihracatta ciddi bir düşüş görüldüğünü belirten Balık, 2026'da ise ihracat rakamlarında güçlü bir toparlanma sağlandığını aktardı.</p>

<h3><strong>İhracat yapılan ülke sayısı 52'ye yükseldi</strong></h3>

<p>Türkiye'nin kiraz ihracatında gelir artışının yanı sıra pazar çeşitliliğinde de genişleme yaşandı. 2025 yılında 34 ülkeye kiraz gönderen Türkiye, 2026'da ihracat yaptığı ülke sayısını 52'ye çıkardı.</p>

<p>Kiraz ihracatında en yüksek gelir elde edilen pazar <strong>Almanya</strong> oldu. Bu ülkeye 74 milyon dolarlık kiraz ihracatı gerçekleştirildi. Almanya'nın ardından Rusya Federasyonu 67,5 milyon dolarlık ihracatla ikinci sırada yer aldı.</p>

<p>Polonya'ya 29 milyon dolarlık, Irak'a ise 26,5 milyon dolarlık kiraz ihracatı yapıldı. Böylece söz konusu dört ülke, Türkiye'nin kiraz ihracatında öne çıkan pazarlar arasında yer aldı.</p>

<h3><strong>Hedef 2027'de 250 milyon dolar</strong></h3>

<p>Cengiz Balık, 2026 yılının geride kalan bölümünde 68 bin tonu aşan kiraz ihracatı karşılığında 235 milyon dolar döviz geliri sağlandığını belirtti.</p>

<p>Balık, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ihracat miktarında yaklaşık 11 kat, ihracat değerinde ise 4 kat artış gerçekleştiğini ifade etti. <strong>İhracat</strong> <strong>pazarları</strong>nın genişlemesine de dikkat çeken Balık, kirazın daha fazla ülkeye ulaştırıldığını kaydetti.</p>

<p>İklim koşullarında olumsuzluk yaşanmaması halinde 2027 yılında kiraz ihracatında 250 milyon dolarlık gelire ulaşmayı hedeflediklerini belirten Balık, sektörün ihracat performansını artırmaya yönelik çalışmaların devam ettiğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kiraz-ihracatinda-artis-turkiye-235-milyon-dolar-gelir-elde-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/kiraz-ihracatinda-artis-turkiye-235-milyon-dolar-gelir-elde-etti.png" type="image/jpeg" length="44512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KYK burs başvuruları ne zaman başlayacak?  e-Devlet KYK burs başvurusu nasıl yapılır? KYK burs başvuru ekranı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kyk-burs-basvurulari-ne-zaman-baslayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kyk-burs-basvurulari-ne-zaman-baslayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KYK burs başvuruları için 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde öğrencilerin bekleyişi sürüyor. YKS yerleştirme sonuçlarının ardından gözler Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak duyuruya çevrildi. Peki KYK burs başvuruları başladı mı, ne zaman başlayacak ve 2026 KYK burs başvuru ekranı hangi tarihte açılacak? Başvuruların e-Devlet üzerinden alınması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üniversite eğitimine başlayacak öğrenciler ile öğrenimine devam eden üniversiteliler için <strong>KYK burs ve öğrenim kredisi başvuruları</strong> gündemdeki yerini koruyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılında maddi destekten yararlanmak isteyen öğrenciler, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapılacak başvuru duyurusunu bekliyor.</p>

<p>Yükseköğrenim öğrencilerine burs veya öğrenim kredisi desteği sağlayan sistemin başvuruları her yıl Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından belirlenen takvim doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Başvurular açıldığında öğrenciler işlemlerini e-Devlet üzerinden elektronik ortamda tamamlayabiliyor.</p>

<p><strong>12 Ağustos 2026 itibarıyla 2026-2027 eğitim öğretim yılı KYK burs ve öğrenim kredisi başvuruları henüz başlamadı.</strong> Bakanlık tarafından yeni dönem başvuru tarihinin resmi olarak açıklanması bekleniyor.</p>

<h2><strong>KYK burs başvuruları başladı mı?</strong></h2>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı için KYK burs ve öğrenim kredisi başvuruları <strong>12 Ağustos itibarıyla başlamış değil</strong>. Dolayısıyla öğrencilerin kullanabileceği aktif bir 2026 KYK burs başvuru ekranı henüz bulunmuyor.</p>

<p>Başvuruların açılabilmesi için Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından resmi takvimin duyurulması gerekiyor. Başvuru tarihleri açıklandığında öğrenciler, e-Devlet'teki ilgili hizmet üzerinden burs veya öğrenim kredisi talebinde bulunabilecek.</p>

<p>Geçmiş yıllardaki uygulamalarda başvuruların üniversite yerleştirme süreçlerinin ardından sonbahar döneminde alındığı görülüyor. Ancak <strong>2026-2027 dönemi için kesin başvuru tarihi açıklanmadığı sürece belirli bir günü kesin tarih olarak vermek mümkün değil.</strong></p>

<p><img alt="Bilgisayar Donma Sorunu Nasıl Çözülür" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/06/bilgisayar-donma-sorunu-nasil-cozulur.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>2026 KYK burs başvuruları ne zaman başlayacak?</strong></h3>

<p>2026-2027 KYK burs ve öğrenim kredisi başvurularının, üniversitelerde yeni eğitim döneminin başlamasından önceki süreçte duyurulması bekleniyor. Başvuru tarihinin belirlenmesinde YKS yerleştirme ve ek yerleştirme süreçleri de önem taşıyor.</p>

<p>Mevcut takvim dikkate alındığında başvuruların <strong>Ekim 2026 döneminde</strong> açılması beklenebilir. Ancak bu tarih bir tahmindir ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından resmi olarak ilan edilmiş bir başvuru tarihi değildir.</p>

<p>Öğrencilerin başvuru sürecine ilişkin yalnızca Bakanlık ve Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak resmi açıklamaları esas alması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru dönemi başladığında tarih, başvuru süresi ve sonuçların açıklanacağı döneme ilişkin ayrıntılar da Bakanlığın duyurusuyla netleşecek.</p>

<h3><strong>KYK burs başvurusu nasıl yapılır?</strong></h3>

<p>KYK burs ve öğrenim kredisi başvuruları elektronik ortamda gerçekleştiriliyor. Başvuru dönemi açıldığında öğrencilerin e-Devlet üzerinden ilgili hizmete ulaşması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru sırasında öğrencilerden eğitim bilgileri ve ekonomik durumlarına ilişkin çeşitli bilgileri sisteme girmeleri istenebiliyor. Bu nedenle başvurunun onaylanmasından önce sisteme girilen bilgilerin dikkatli şekilde kontrol edilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Genel olarak başvuru süreci şu şekilde ilerliyor:</p>

<ol>
 <li>
 <p><a href="https://www.turkiye.gov.tr" rel="nofollow">e-Devlet Kapıs</a>ı'na T.C. kimlik numarası ve şifreyle giriş yapılır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gençlik ve Spor Bakanlığı hizmetleri içerisinden burs/öğrenim kredisi başvuru hizmetine ulaşılır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Öğrencinin eğitim bilgileri kontrol edilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ekonomik ve sosyal duruma ilişkin bilgiler sisteme girilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Varsa öncelik durumuna ilişkin bilgiler belirtilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Başvuru bilgileri kontrol edilerek işlem onaylanır.</p>
 </li>
</ol>

<p>Başvuru ekranındaki bilgilerin gerçeğe uygun şekilde doldurulması gerekiyor. Yanlış veya eksik bilgi verilmesi, değerlendirme sürecinde sorun yaşanmasına neden olabilir.</p>

<p><img alt="Ekran kartlarına resmi zam: Bilgisayar fiyatları yükselecek" class="detail-photo img-fluid" height="540" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/1757284741650-whats-app-image-2025-09-08-at-0138.jpeg" width="960" /></p>

<h3><strong>KYK burs başvuru ekranı ne zaman açılacak?</strong></h3>

<p><strong>2026 KYK burs başvuru ekranı</strong>, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın başvuru tarihlerini ilan etmesinin ardından e-Devlet üzerinden erişime açılacak.</p>

<p>Şu anda öğrencilerin e-Devlet'te ilgili hizmeti görmesi, 2026-2027 dönemi başvurularının başladığı anlamına gelmiyor. Yeni dönem başvuru ekranının aktif hale gelmesi için Bakanlığın resmi duyurusunun beklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle sosyal medya platformlarında veya farklı internet sitelerinde paylaşılan başvuru tarihleri resmi açıklama olarak değerlendirilmemeli.</p>

<h3><strong>KYK burs ve öğrenim kredisi arasındaki fark nedir?</strong></h3>

<p>KYK kapsamında öğrencilere burs veya öğrenim kredisi desteği sağlanabiliyor. Bu iki destek arasındaki temel fark, bursun geri ödeme yükümlülüğünün bulunmaması, öğrenim kredisinin ise eğitim sürecinde sağlanan ve ilgili mevzuat kapsamında geri ödenmesi gereken bir destek olmasıdır.</p>

<p>Başvuru sırasında öğrenciler burs ve öğrenim kredisi değerlendirmesine dahil ediliyor. Değerlendirme sürecinin ardından öğrencinin burs veya kredi hakkı elde edip etmediği Bakanlık tarafından açıklanıyor.</p>

<p>Bu nedenle başvuru yapacak öğrencilerin yalnızca aylık ödeme tutarına değil, kendilerine sağlanacak desteğin niteliğine ilişkin koşullara da dikkat etmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>KYK bursu kimlere öncelikli veriliyor?</strong></h3>

<p>KYK burs değerlendirmesinde bazı öğrenci grupları mevzuat kapsamında öncelikli olarak değerlendiriliyor. Başvuru sırasında öğrencinin bu kapsamda olup olmadığına ilişkin bilgilerin sisteme doğru şekilde girilmesi gerekiyor.</p>

<p>Öncelik tanınan gruplar arasında genel olarak şu öğrenciler bulunuyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Şehit çocukları ve kardeşleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gazi çocukları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sağlık kurulu raporuyla belirlenen oranda engeli bulunan öğrenciler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Anne ve babası vefat etmiş öğrenciler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Devlet koruması altında yetişenler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Darüşşafaka Lisesi mezunları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Amatör milli sporcular.</p>
 </li>
</ul>

<p>Öncelik durumunun değerlendirmeye alınabilmesi için gerektiğinde ilgili durumun resmi belgelerle doğrulanması gerekiyor. Başvuru ekranında öğrencilerin kendilerine ilişkin bilgileri doğru şekilde bildirmesi önem taşıyor.</p>

<p><img alt="KYK (GSB) yurt başvuruları başladı!" class="detail-photo img-fluid" height="1079" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/09/kyk1.webp" width="1920" /></p>

<h3><strong>KYK burs başvurusunda hangi bilgiler isteniyor?</strong></h3>

<p>Başvuru sırasında öğrencinin eğitim ve kişisel durumuna ilişkin bilgilerin yanı sıra ekonomik ve sosyal koşullarını değerlendirmeye yardımcı olacak bilgiler de talep edilebiliyor.</p>

<p>Öğrencilerin üniversite, fakülte, bölüm ve sınıf bilgilerinin sistemde doğru olup olmadığını kontrol etmesi gerekiyor. Özellikle yeni üniversiteye yerleşen öğrencilerin eğitim bilgilerinde herhangi bir hata bulunması halinde ilgili kayıtların güncel olup olmadığını kontrol etmesi önem taşıyor.</p>

<p>Bunun yanında öğrencinin ve ailesinin ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin de başvuru sistemine doğru şekilde aktarılması gerekiyor.</p>

<h3><strong>KYK burs sonuçları ne zaman açıklanacak?</strong></h3>

<p>Burs ve öğrenim kredisi başvuruları tamamlandıktan sonra öğrencilerin verdiği bilgiler değerlendirme sürecinden geçiriliyor. Sonuçların açıklanacağı tarih ise başvuru süreci tamamlandıktan sonra Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından duyuruluyor.</p>

<p>Bu nedenle <strong>2026 KYK burs sonuçları için şimdiden kesin bir tarih bulunmuyor.</strong> Öncelikle başvuru takviminin açıklanması, ardından başvuruların tamamlanması gerekiyor.</p>

<p>Sonuçlar açıklandığında öğrenciler e-Devlet üzerinden burs veya öğrenim kredisi hakkı elde edip etmediklerini kontrol edebilecek.</p>

<p><img alt="Kyk Burs Sonuçları Açıklandı Mı? 2025 Burs Sorgulama Ekranı Ve Tarih Bilgisi" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/10/kyk-burs-sonuclari-aciklandi-mi-2025-burs-sorgulama-ekrani-ve-tarih-bilgisi.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>KYK burs başvuruları için öğrencilerin dikkat etmesi gerekenler</strong></h3>

<p>Başvuru sürecinde öğrencilerin özellikle tarihleri takip etmesi gerekiyor. Başvuruların yalnızca belirlenen süre içerisinde alınması nedeniyle başvuru ekranının açılması kadar son başvuru tarihinin de takip edilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Ayrıca başvuru formuna girilen bilgilerin gerçeğe uygun olması gerekiyor. Eğitim durumu, ekonomik koşullar veya öncelik hakkına ilişkin bilgilerin hatalı girilmesi değerlendirme sürecini etkileyebilir.</p>

<p>Başvuru tamamlandıktan sonra öğrencilerin işlemin sisteme başarıyla kaydedildiğini kontrol etmesi de önemli.</p>

<p>12 Ağustos 2026 itibarıyla 2026-2027 KYK burs ve öğrenim kredisi başvuruları başlamadı. Başlangıç tarihi Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından açıklandığında öğrenciler başvurularını e-Devlet üzerinden gerçekleştirebilecek. Yeni dönem için resmi başvuru tarihi açıklandığında bilgiler güncellenecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kyk-burs-basvurulari-ne-zaman-baslayacak</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/kyk-1.jpg" type="image/jpeg" length="29486"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel, “çerçeve yasa” oylamasındaki tutumları değerlendirdi: "Kurulan tuzağı boşa çıkardık"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ozgur-ozel-cerceve-yasa-oylamasindaki-tutumlari-degerlendirdi-kurulan-tuzagi-bosa-cikardik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ozgur-ozel-cerceve-yasa-oylamasindaki-tutumlari-degerlendirdi-kurulan-tuzagi-bosa-cikardik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen "çerçeve yasa" oylamasında partisinin izlediği yöntemi değerlendirirken, "Yeni Parti'ye karşı kurulan bir tuzağı hep beraber boşa düşürmüş olduk" dedi. Özel, tamamen "hayır" denilmesi halinde Kürt sorununun çözümünde Yeni Parti'den inisiyatif bekleyen ve Selahattin Demirtaş'ın özgürlüğünü isteyen Kürt seçmenlerin, tamamen "evet" denilmesi halinde ise yasaya ilişkin endişeleri bulunan kesimlerin üzüleceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen “çerçeve yasa” oylamasında milletvekillerini serbest bırakma kararlarını savundu. Özel, “Yeni Parti’ye karşı kurulan bir tuzağı hep beraber boşa düşürmüş olduk” dedi. Özel, bundan sonraki süreçte demokratikleşme adımlarının hızla atılması gerektiğini belirterek Can Atalay, Osman Kavala ve Gezi davası tutuklularının durumunun ele alınması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması ve kayyım uygulamasının sona erdirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<h2><strong>“Hem endişeleri hem umutları kayda geçirdik”</strong></h2>

<p>Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e konuşan Özel, “çerçeve yasa” oylamasında partisinin izlediği yönteme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Tamamen “hayır” denilmesi halinde Kürt sorununun çözümünde Yeni Parti’den inisiyatif bekleyen ve Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğünü isteyen seçmenlerin, tamamen “evet” denilmesi halinde ise yasaya ilişkin endişeleri bulunan kesimlerin üzüleceğini belirten Özel, milletvekillerinin serbest bırakılmasını “yeni nesil siyaset anlayışı” olarak nitelendirdi:</p>

<blockquote>
<p><i>“Saygı Bey şöyle söyleyeyim. Birincisi çok zor bir karar ama ilk başta kararımıza tepki gösterenler oldu. Vatandaşlarımıza hak da veriyorum. Yeni Parti’ye karşı kurulan bir tuzağı hep beraber boşa düşürmüş olduk. Bir tarafta komple ‘hayır’ demek ve yıllardır tutarlılıkla sürdürdüğümüz hem Kürt sorununun çözümünü özellikle sonuçta PKK’nın tasfiyesi, bunun yanında cezaevindeki bazı siyasetçilerin dışarı çıkması noktasındaki şeye ‘hayır’ diyerek bir tutarsızlık içine girmiş olacaktık.</i></p>

<p><i>Özellikle Kürt vatandaşlarımız, Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğünü isteyenler Kürt sorununun çözümünde Yeni Parti’nin inisiyatif almasını bekleyen vatandaşlarımızı üzmek, diğer tarafta da hassasiyet gösteren kişileri yani tamamen ‘evet’ diyerek de bu konuda endişesi, hassasiyeti olan kişileri üzmek.</i></p>

<p><i>Bu ikisi arasında Cumhuriyet Halk Partisi hangi kararı verirse diğer tarafta bizde tabii az hasar verdirmeye çalışan bir anlayış vardı. Yeni Parti’de yeni bir siyaset çizgisi tutturarak yolumuza devam edeceğimizi söylemiştim. Yeni Parti’de hepimiz yeniyiz, hepimiz eşitiz.</i></p>

<p><i>Ben bir adım öndeyim. Genel başkan olarak sorumluluklarım var. Ben genel başkan olarak tarihsel sorumluluğu yerine getirmeyi üstlendim. Ama milletvekillerimize dedim ki ‘Kendi ilinizde il başkanına, yöneticilerimize, halka, tanıdıklarınıza, kanaat önderlerinize sorun. Onlar ne diyorsa ilinizin hassasiyetine göre davranın.’</i></p>

<p><i>Ben ve yönetici arkadaşlarım sorumluluğumuzu yerine getireceğiz tarih önünde. Ama diğer arkadaşlar benim Manisa ilindeki milletvekili arkadaşlarım dahi belediye başkanlarımıza, il, ilçe örgütlerimize ve kanaat önderlerine, halka ulaşabildikleri, danıştıkları ölçüde döndüler, dediler ki ‘Genel başkanım bizim burada hayır dememizi isteyenler çoğunlukla.’ o zaman benim ilimdeki benim dışımdaki iki milletvekili de ‘hayır’ oyu verdi."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>“Silah bırakana mı karşı çıkacağız?”</strong></h3>

<p>Partisinin oylamadaki tutumunu savunan Özel, milletvekillerinin farklı yönde oy kullanmasının sokaktaki tepki ve endişelerin Meclis’e yansımasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Özel, “Sonuçta PKK silah bırakıyor. Silah bırakana mı karşı çıkacağız?” diyerek Kürt meselesinin çözümüne ilişkin iradelerinin sürdüğünü belirtti:</p>

<blockquote>
<p>"<i>Bunun yanında zaman geçtikçe anlayanlar bu konuda hakkımızı teslim edenler var. Çok sayıda kanaat önderi, yazar, çizer, akademisyen verdiğimiz kararın hassas ve doğru bir süreç yönetimi olduğunu ifade ettiler. Yavaş yavaş da ilk baştaki tepkilerin yerini ‘Genel başkan grubu bırakarak yani grubu tek başına ‘evet’e zorlamayarak parti içi demokraside yeni bir adım attı, halkın sesini dinledi, sokağın sesini dinledi.</i></p>

<p><i>Kaldı ki bizim arkadaşlarımızın verdiği ‘hayır’ oyları İYİ Parti’nin verdiğinden çok. İYİ Parti 28 tane hayır oyu verdi. Biz 54 tane hayır oyu verdik. Yani sokaktaki tepkiyi ve endişeyi de dile getirdik. Ama diğer yandan Kürt meselesinin çözümü konusundaki irademiz var. Sonuçta PKK silah bırakıyor. Silah bırakana mı karşı çıkacağız? O konudaki irademizi de net olarak ortaya koyduk.</i></p>

<p><i>Bir hibrit çözümü, halkı da dinleyen, endişeleri de kayda geçirdik. Zaten biz ne oy verirsek verelim kanun geçiyordu. Ama bu işin olası bir olumlu sonuçlanması durumunda partimizi bunun dışında da bırakmadık. Öbür taraftan sokaktaki endişeleri de milletvekillerimizin oylarıyla kayda geçirdik. Milletvekili zaten ne için var?"</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>“Körü körüne karşı çıkanlardan olmadık”</strong></h3>

<p>Özel, milletvekillerini oylamada serbest bırakmalarının parti içi demokrasi açısından önemli olduğunu savundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Giresun’daki, Trabzon’daki endişeyi de kayda geçirdik. Diyarbakır’daki umudu da kayda geçirdik. Biliyorsunuz siyasette lider sultası, katı grup disiplini var. Bunlar hep Türkiye’de tartışmalı işler. Lider bir karar veriyor. Herkes ona uyuyor. İşte AK Parti milletvekilleri, görmediği metne imza attı. Biz görmediği metne imza atanlardan da olmadık. Körü körüne karşı çıkanlardan da olmadık. Arada bir yerde, doğru bir siyasi hat çizdik. Yeni Parti’nin yeni nesil siyaset anlayışıdır bu.</i></p>

<p><i>Bugün konuştuğum milletvekillerinden Giresun milletvekilimiz, Çorum milletvekilimiz , diğer arkadaşlarımız ayrı ayrı oylamada serbest bırakmanın hem kendileri için hem partimiz için çok doğru bir iş olduğunu ifade ettiler.</i>"</p>
</blockquote>

<h3><strong>Özel’den cezaevleri için düzenleme çağrısı</strong></h3>

<p>Özel, “çerçeve yasa”nın ardından demokratikleşme adımlarının hızla atılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Can Atalay, Osman Kavala ve Gezi davası tutuklularının durumunun ele alınması gerektiğini belirten Özel, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması çağrısında bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Oylama ile ilgili karardan önce altı farklı cezaevindeki arkadaşlarımı bizzat ziyaret ettim. Tamamına yakını yasanın desteklenmesini söylüyordu ve devamında da demokratikleşme adımlarıyla uzun tutukluluk süresinin ortadan kalkmasını, adil yargılanma hakkının olmasını, gizli tanık gibi ya da kişilerin itiraf mekanizması diye bir iftiraya zorlandıkları meselelere Avrupa standartlarında düzenlemeler getirilmelerini bekliyorlar.</i></p>

<p><i>Hem yasayı normal bir aydın sorumluluğuyla desteklemenin yanında ayrıca demokratikleşme adımlarının cezaevlerindeki sancıyı da hafifleteceklerini söylüyorlar.</i></p>

<p></p>

<p><i>Ayrıca da şunu da söylemek lazım: Tabii ki 15 Temmuz darbe girişimine karışanlar, kadın cinayetleri, çocuk istismarı için değil ama devletin şefkatli elini cezaevindeki diğer kader mahkûmlarına da uzatması lazım.</i></p>

<p><i>Şu anda TBMM’de bu kadar yüksek bir mutabakatla bir terör örgütünün tasfiyesi ve örgüt mensuplarına yönelik bir takım düzenlemeler yapılabildiğine göre, cezaevlerinde bulunanlardan darbeye kalkışan, polisimize kurşun sıkan, kadın cinayetlerini ve çocuk istismarcılarını değil ama onun dışında cezaevlerindeki kader mahkûmlarına devletin şefkatli elinin, parlamentonun elini uzatması da önemli bir meseledir.</i></p>

<p><i>Ayrıca biz artık toplumsal mutabakatla Türkiye’yi demokratik yargının, üstün bağımsız bir yargı olduğu , kimseye bağlı olmadığı, hukuk devletine hızla geri döndürmek durumundayız. Kalkınmanın da, işsizliğin de çaresi budur. Toplumsal barış olmadan hiçbir şey olmuyor."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>“AYM ve AİHM kararları uygulanmalı”</strong></h3>

<p>Özel, hakkında AYM ve AİHM kararları bulunan tutukluların durumunun hızla ele alınmasını istedi:</p>

<blockquote>
<p><i>Şimdi bundan sonra herkes attığı imzanın arkasında durmalı. Biz attığımız imzanın arkasında durduk. Sadece altıncı kısmını yerine getiriyor. Raporun yedinci kısmında demokratikleşme adımları var. Hızlı bir şekilde başta Gezi mahkûmları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararı olanların durumunu, hemen ele alınmasına çalışacağız. Bunların arasında Hatay Milletvekili Can Atalay da var.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>En çok garibime giden, ayıp saydığım konulardan birisi Can Atalay meselesi. Hatay, Türkiye’ye sandıkla katıldı. Yani Hatay Cumhuriyeti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması bir referandumla, sandıkla, halkın oyuyla oldu. Halkın oylarıyla, Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’ne katılıp Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük beklentisi, hayali gerçekleşti. Hataylıların oylarıyla seçtiği milletvekilini cezaevinde tutuyoruz. Bu olmaz.</i></p>

<p><i>Sandıkla gelen Hatay’a, ‘Ben senin sandık sonucunu tanımıyorum’ diyemeyiz. Bu çok kritiktir. Bu çok önemlidir.</i></p>

<p><i>Can Atalay’ın da cezaevinden çıkması lazım. Hakkında AYM kararları olan, uygulanmayan diğer tutuklularının AHİM kararı olan Osman Kavala’nın, bunun yanında Gezi tutuklularının ve benzer durumda olanlar serbest kalmalı.</i></p>

<p><i>Ardından kayyumlar kalkmalı. Halkın kararı hayata geçmeli. Ayrıca bunun devamında demokratikleşme adımları tarif edilerek artık devlet herkesi terörist olarak görmekten, herkesi Cumhurbaşkanına hakaretten içeri atmaktan, gazetecileri yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu gibi bir absürt suçlamayla ilişkilendirmekten kurtarmalı. Bu konuda mücadelemizi sürdüreceğiz. Meclis zemininde herkesin de imzasına sahip çıkmasının takipçisi olacağız.”</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sözcü</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ozgur-ozel-cerceve-yasa-oylamasindaki-tutumlari-degerlendirdi-kurulan-tuzagi-bosa-cikardik</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/24815f59-e456-4f61-82f5-316a615a74e5.webp" type="image/jpeg" length="20691"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçiler soruyor: “Sebahattin Yıldız Türkiye Cumhuriyeti’nden büyük mü? Niye dokunulmuyor?”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/isciler-soruyor-sebahattin-turkiye-cumhuriyetinden-buyuk-mu-niye-dokunulmuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/isciler-soruyor-sebahattin-turkiye-cumhuriyetinden-buyuk-mu-niye-dokunulmuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik’te çalışan, Türkiye Maden-İş üyesi işçiler bugün açlık grevlerinin üçüncü günündeler. İşçiler, daha önce de açlık grevi yaptıklarını hatırlarak, “Çıkmadığımız bakan, yetkili kalmadı, niye Sebahattin Yıldız'a dokunulmuyor. Türkiye Cumhuriyeti’nden büyük mü?” diye sordular. İşçiler kararlı; “Son sözümüzü söyledik, haklarımızı almadan gitmeyeceğiz” dediler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik’te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası üyesi işçiler, aylardır ödenmeyen ücret, fazla mesai, tazminat ve sosyal hakları için verilen sözlerin tutulması için 16 gündür Ankara’dalar. Bu kez açlık grevi başlayan işçiler, haklarını almadan dönmemekte kararlılar. İşçiler, Ankara Valiliği’nin eylem yasağı kararına da tepkili, “Sayın vali evdeki çocuklarımızın aç, parasız olduğunu unutmuş” dediler.</p>

<p>İşçilerle, Aydınlıkevler’de T. Maden-İş’in konukevinde açlık grevlerinin ikinci gününde konuştuk. Valiliğin 15 gün süreyle aldığı “her türlü toplanma, toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, protesto eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, el ilanı/bildiri/broşür dağıtma, afiş/ pankart asma vb. eylem ve etkinliklerin yasaklanması” kararına tepki gösteren işçiler, yasak kararı almak yerine haklarının verilmesi için çaba harcanmasını istediler.</p>

<p><img alt="Madenciler Açlık Grevi-1" class="detail-photo img-fluid" height="1119" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/madenciler-aclik-grevi-1.jpg" width="1703" /></p>

<p>Daha önce de gazetemizde eşinin görüşüne yer <a href="http://https://www.24saatgazetesi.com/sadece-hakkimizi-istiyoruz-baska-bir-istegimiz-yok" rel="nofollow">verdiğimiz</a> Murat Kaya, kamuoyunda “Sebahattin çok mu büyük? Türkiye Cumhuriyeti’nden büyük mü, niye dokunulmuyor?” diye konuşulduğunu aktararak, “Çıkmadığımız bakan, görüşmediğimiz yetkili kalmadı. Sözler de verildi ama bu sözler yerine getirilmedi” diye hatırlattı. 2023 yılında da yeraltında açlık grevi yaptıklarını, o zaman paralarının ödendiğini ama şimdi kaç kez söz verildiği halde tutulmadığını söyledi. 2022 yılının Aralık ayında 250 işçiyi ücretsiz izne ayırdıklarını, kendisinin de 2024 yılında emekli olduğu halde kıdem tazminatını alabilmek için çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını aktaran Murat Kaya, “380 bin lira kıdem tazminatım vardı, ödemediler. Paramız pul oldu yine de ödemediler” diye ekledi.</p>

<p><img alt="Madenciler Aclık Grevi3" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/madenciler-aclik-grevi3.jpeg" width="2000" /></p>

<h2><strong>“61 gündür verilen sözler tutulmadı” </strong></h2>

<p>Açlık grevindeki işçilerin hepsinin ortak sözü ve kararlılığı, “Biz son sözümüzü söyledik, haklarımızı almadan buradan gitmeyeceğiz” oldu. Söz verildiğini ancak bu sözün 61 gündür tutulmadığını da ekleyen işçiler, “Türkiye Cumhuriyeti devletini beş-altı patron yönetiyor" derken, patronlara devlet kasasından verilen kaynaklara da işaret ettiler.</p>

<p>Eski Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın Yıldızlar SSS Holding’de icra kurulu üyeliği yaptığını da hatırlatan işçiler, AKP ile holdingin yakınlığına da işaret ettiler. Ayrıca “Holding patronu Sebahattin cami yaptırıp, parasını vermemiş, muhtara kurban kestirmiş parasını ödememiş” iddiasında da bulunan işçiler, patronunun sicilinin hayli kabarık olduğunu söylediler.</p>

<p><img alt="Madenciler Açlık Grevi2" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/madenciler-aclik-grevi2.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Ailelerinin de yanlarına gelmek, direnişlerine destek olmak istediğini söyleyen işçiler, “Ancak yol parası bulamadıkları için gelemiyorlar” dediler.</p>

<p>İşçiler kendilerini görmeyen gazete ve medyaya da tepki göstererek “Parayı alırsak ancak öyle haberimizi yaparlar” görüşünü ifade ettiler.</p>

<p>TMSF’ye de tepki gösteren işçiler, “Bizi bütün haklarımızla buna devrettiler, normalde bizim yasal haklarımızı verselerdi, böyle olmazdı, kimse buranın çilesini çekmezdik. Bizim tazminatımızı neden bunlara devrediyorsunuz, o zaman kimse alacağını alamıyor. Google’da Sebahattin için batık patron yazıyor. Biz böyle biriyle çalışır mıyız normalde?” diye tepkilerini dile getirdiler.</p>

<h3><strong>“Arkadaşımız kaçak madende öldü” </strong></h3>

<p>Bu süreçte üzüldükleri ve zorlarına giden başka bir olayın da paraya ihtiyacı olduğu için kaçak madende çalışmak zorunda kalan Uğur Erikol adlı işçi arkadaşlarının madende ölmesi olduğunu söylediler. İşçiler, “Ücretsiz izinde 3 arkadaşımız kalp krizi geçirdi. Göksel Kaya adlı arkadaşımızın eşi kanser hastası, onu bile kandırdı patron, holdingin önünde tazminatını ödeyeceğim diye bekletti ama vermedi” dediler.</p>

<p><img alt="Madenciler Aclık Grevi1" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/madenciler-aclik-grevi1.jpeg" width="2000" /></p>

<h3><strong>“Ankaralı değil, onlar bizden rahatsız”</strong></h3>

<p>İşçilerden Hüseyin Kılıç da “Bizi dağıtma sözü veriyorlar. Oysa Ankaralı bizden rahatsız değil, bizden rahatsız olanların kim olduğunu biliyoruz; bize söz verenler ve patron. Daha yukarısı da var, ama söylersek bizi de Sincan’a gönderirler” dedi.</p>

<p>Başka bir işçi, Mehmet Ekin de söze karışarak, “Ankara esnafı bizden rahatsız değildi, aksine yemek, su getirerek bize yardımcı oldular” diye ekledi.</p>

<p>Geçinmenin zorluğundan bahseden işçilerden Fatih Almalı, “Ben de kaçak madende çalıştım, çalışmak zorunda kaldım. 10 yaşında bir çocuk baba para var mı diye sorar mı ya? Bizde her gün böyle” dedi.</p>

<p><img alt="Madenciler Aclık Grevi4" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/madenciler-aclik-grevi4.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Açlık grevindeki işçilerden kalp, tansiyon ve vertigo hastalığı bulunan Murat Kaya, “Burada 6-7 arkadaşımız doktor raporlu, açlık grevine katılamıyorlar, ancak bunun haricinde herkes açlık grevini ikinci gününde sürdürüyorlar. Aramıza yeni katılan işçiler de oldu” dedi.</p>

<p>Oğlu ve yeğeni ile hakları için direnen işçilerden biri de 66 yaşındaki Cemal Çevik. Çevik, “Şirket 4 senedir burnumuzdan fitil fitil getirdi. Ücretsiz izin veriyor, arkadaşlarımız tarlaya tapana giderek gün geçiriyor. En son biz de bırakmak zorunda kaldık, şimdi tazminatlarımızı almaya çalışıyoruz. Görüşen arkadaşlarımıza yine ‘haftaya’ demişler. Bu yetmezmiş gibi patron bize 50’şer bin liralık tazminat davası açmış” diye tepki gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Madenciler Salih3" class="detail-photo img-fluid" height="1126" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/madenciler-salih3.jpeg" width="2000" /></p>

<h3><strong>“Vali bey yanlış adrese gitmiş” </strong></h3>

<p>“Salı günü yatıracağım” diyen patronun sözünü yine tutmadığını hatırlatan işçi Salih Erdoğan, 15 günlük eylem yasağı kararı alan Ankara Valisi’ne de tepki gösterdi. Erdoğan, “Bize her gün yasak geliyor. Sağ olsun Ankara Valimiz Yakup Bey, Beypazarı’na gitmiş, baklava yemiş; helal olsun. Biz Beypazarlıyız ama Beypazarı’nın evlatları olan madenciler olarak buradayız. Yanımızda olması gerekirken valimiz yanlış adrese, Beypazarı’na gitmiş” diye konuştu.</p>

<p>Madenciliğin zor olduğunu, kolay yetişmediklerini aktaran Salih Erdoğan, dünyanın en zor şartlarında çalışan madencilerin hakkının ödenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Erdoğan, “Düşünün ki 3 ay maaş alamıyorsunuz. Yemin ediyorum hocalarımız namaz kıldırmaya gelmezler, polislerimiz polisliği bırakırlar 3 ay maaş ödenmezse, onlar da isyan ederler. Valimiz 3 ay maaş almasın, hatta 1 ay almasın, hemen istifa eder” diyerek, üç ay maaş alamayan işçilerin icralık olduklarını, borçlandıklarını ifade etti.</p>

<p>Kızının üç üniversite bitirdiğini ama iş bulamadığını, halen KPSS’ye hazırlandığını da hatırlatan Salih Erdoğan, “50 yaşında gözaltına alındım. Şeker hastasıyım ama şimdi de açlık grevindeyiz” diyerek, haklarının verilmesini istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sultan Özer</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/isciler-soruyor-sebahattin-turkiye-cumhuriyetinden-buyuk-mu-niye-dokunulmuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/sull.jpg" type="image/jpeg" length="96500"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elon Musk'tan yapay zeka uyarısı: Robotlar ekonomiyi nasıl değiştirecek?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/elon-musktan-yapay-zeka-uyarisi-robotlar-ekonomiyi-nasil-degistirecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/elon-musktan-yapay-zeka-uyarisi-robotlar-ekonomiyi-nasil-degistirecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zeka ve robotların üretimde daha fazla rol üstlenmesiyle küresel ekonomide yeni bir dengenin ortaya çıkabileceğini belirten Elon Musk, insanların gelirleri üretimdeki artışa yetişmezse deflasyon yaşanabileceğini savundu. Musk, böyle bir durumda satın alma gücünü desteklemek için ekonomiye daha fazla para verilmesi gerekebileceğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yapay zekanın iş gücü ve üretim üzerindeki etkisi genişlerken, otomasyonun küresel ekonomi üzerindeki olası sonuçları da tartışılıyor. <strong>Elon Musk, yapay zeka</strong> ve robotların mal ve hizmet üretimini hızla artırdığı, ancak insanların gelirlerinin aynı hızda yükselmediği bir senaryoda talebin üretimin gerisinde kalabileceğine dikkat çekti. Böyle bir durumda fiyatların genel seviyesinde sert düşüş yaşanabileceği ve deflasyon riskinin ortaya çıkabileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Musk'ın değerlendirmesi, üretimin makineler tarafından daha büyük ölçüde gerçekleştirildiği bir ekonomide insanların satın alma gücünün nasıl korunacağı sorusunu gündeme taşıdı. Yapay zeka ve robotların üretim kapasitesindeki artışın gelirlerle aynı ölçüde desteklenmemesi halinde tüketim talebinin üretim seviyesinin altında kalabileceği ifade edildi.</p>

<h2><strong>Elon Musk'tan yapay zeka ve deflasyon açıklaması</strong></h2>

<p>Elon Musk, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Eğer yapay zeka ve robotlar üretimi artırırsa insanlara dolar vermelisiniz, aksi takdirde büyük bir deflasyon yaşanacaktır" görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Musk'ın bu değerlendirmesinde yapay zeka ve robotların üretim kapasitesindeki artış ile insanların gelirleri arasındaki olası fark öne çıktı. Üretimin hızla yükselmesine karşın gelirlerin aynı seviyede artmaması durumunda piyasadaki talebin üretim miktarını karşılamayabileceği belirtildi.</p>

<p>Bu senaryoda mal ve hizmet arzının talebi aşması, fiyatların genel seviyesinde düşüşe yol açabilecek bir gelişme olarak ele alınıyor. Söz konusu fiyat düşüşü ise deflasyon olarak tanımlanıyor.</p>

<h3><strong>Musk'ın evrensel yüksek gelir yaklaşımı yeniden gündemde</strong></h3>

<p>Musk'ın yapay zeka ve robotların üretimdeki payının artmasıyla ilgili değerlendirmesi, daha önce gündeme getirdiği "evrensel yüksek gelir" düşüncesiyle de bağlantılı bulunuyor. Bu yaklaşımın temelinde, makinelerin üretimin daha büyük bölümünü üstlendiği bir ekonomide insanların üretilen mal ve hizmetleri satın alabilecek gelir düzeyini koruması fikri yer alıyor.</p>

<p>Yapay zeka ve robotların üretimde daha fazla kullanılmasıyla birlikte insanların çalışma biçimlerinin ve gelir elde etme süreçlerinin değişebileceği belirtiliyor. Böyle bir ekonomide üretimin artması tek başına yeterli olmayabilirken, üretilen mal ve hizmetlere yönelik talebin de korunması gerekiyor.</p>

<p>Bu noktada ortaya çıkan başlıklardan biri ise söz konusu gelirin nasıl finanse edileceği oluyor. Para arzının hızlı biçimde artırılması ve bu artışın üretimdeki yükselişle dengelenmemesi durumunda enflasyon ile para biriminin satın alma gücünde kayıp riski gündeme gelebiliyor.</p>

<h3><strong>Yapay zeka üretimi artırırken gelirler ne olacak?</strong></h3>

<p>Yapay zeka ve robotların üretimde daha fazla kullanılması, mal ve hizmet üretiminin hızlanmasına neden olabilecek bir gelişme olarak ele alınıyor. Ancak üretim kapasitesinin yükselmesiyle insanların gelirlerinin aynı oranda artmaması durumunda ekonomik dengede farklı bir tablo ortaya çıkabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Musk'ın değerlendirmesinde de bu olasılık öne çıkıyor. İnsanların gelirlerinin üretim artışını takip edememesi halinde tüketim talebinin zayıflayabileceği ve üretim ile talep arasında fark oluşabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Böyle bir tabloda fiyatların genel seviyesinde düşüş yaşanması ihtimali deflasyon riskini gündeme getiriyor. Bu nedenle yapay zekanın üretim kapasitesine etkisi kadar, otomasyonun gelir dağılımı ve satın alma gücü üzerindeki olası etkileri de tartışmanın bir parçası olarak öne çıkıyor.</p>

<h3><strong>Bitcoin'in sınırlı arzı tartışmaya dahil oluyor</strong></h3>

<p>Yapay zeka ve otomasyonun ekonomi üzerindeki etkileri tartışılırken Bitcoin'in para arzı yapısı da farklı bir başlık olarak ele alınıyor. Bitcoin protokolünde toplam arzın 21 milyon adetle sınırlandırılması, onu merkez bankalarının yönettiği itibari paralardan ayıran temel özelliklerden biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Bu çerçevede iki farklı yaklaşım karşı karşıya geliyor. Bir tarafta ekonomik talebi desteklemek amacıyla para arzının artırılabildiği mevcut para sistemi bulunuyor. Diğer tarafta ise arzı önceden belirlenmiş olan Bitcoin gibi varlıklar yer alıyor.</p>

<p>Yapay zekanın üretimi artırdığı bir ekonomide para arzının nasıl yönetileceği ve insanların satın alma gücünün nasıl korunacağı konusu bu iki yaklaşım arasındaki farkı daha belirgin hale getiriyor.</p>

<h3><strong>Otomasyonun istihdam üzerindeki etkisi tartışılıyor</strong></h3>

<p>Yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkisinin büyümesi, otomasyonun ekonomi üzerindeki sonuçlarına ilişkin tartışmaları da genişletiyor. Otomasyon nedeniyle iş kayıplarının hızlanması halinde insanların çalışma yoluyla elde ettiği gelirlerin azalabileceği ihtimali gündeme geliyor.</p>

<p>Bu durumda üretim kapasitesi yükselirken çalışanların gelirlerinde aynı yönde bir artış yaşanmaması, tüketim talebinin gelecekte nasıl korunacağı sorusunu ortaya çıkarıyor. Üretilen mal ve hizmetlerin satın alınabilmesi için insanların yeterli gelire sahip olması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Yapay zeka, robotlar, otomasyon, satın alma gücü ve para arzı arasındaki ilişki, üretimin giderek daha fazla makine tarafından gerçekleştirildiği bir ekonomi senaryosunda tartışılan temel başlıklar arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/elon-musktan-yapay-zeka-uyarisi-robotlar-ekonomiyi-nasil-degistirecek</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/elon-musk-9.jpg" type="image/jpeg" length="98806"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vietnam'dan yapay zeka hamlesi: 2030'a kadar 10 bin uzman yetiştirilecek]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/vietnamdan-yapay-zeka-hamlesi-2030a-kadar-10-bin-uzman-yetistirilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/vietnamdan-yapay-zeka-hamlesi-2030a-kadar-10-bin-uzman-yetistirilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vietnam hükümeti, dijital dönüşüm ve teknoloji hamlesi kapsamında 2030 yılına kadar en az 10 bin nitelikli yapay zeka uzmanı yetiştirmeyi hedefliyor. Başbakan Yardımcısı Le Tien Chau tarafından onaylanan program dahilinde ayrıca stratejik sektörlerde çalışan 50 bin kişiye yapay zeka eğitimi verilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vietnam hükümeti, yapay zeka alanındaki insan kaynağını güçlendirmek ve ülkenin dijital dönüşümüne ivme kazandırmak amacıyla kapsamlı bir stratejiyi hayata geçiriyor. Kabul edilen ulusal program kapsamında 2030 yılına kadar en az 10 bin nitelikli yapay zeka uzmanının yetiştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Vietnam News gazetesinde yer alan habere göre, Başbakan Yardımcısı Le Tien Chau, 2030 yılına kadar uygulanması öngörülen "Ulusal Yapay Zeka İnsan Kaynaklarını Geliştirme Programı"na resmi onayı verdi.</p>

<h2><strong>Araştırmacı, mühendis ve uzman kadrosu kurulacak</strong></h2>

<p>Geliştirilen program, ülkenin küresel teknoloji rekabetinde öne çıkmasını ve dijital altyapısını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda karmaşık yapay zeka sistemlerini sıfırdan geliştirebilecek, tasarlayabilecek ve yönetebilecek yetkinlikte araştırmacı, mühendis ve teknik uzmanlardan oluşan en az <strong>10 bin nitelikli personelin</strong> yetiştirilmesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>50 bin çalışana yapay zeka eğitimi verilecek</strong></h3>

<p>Stratejik hamle yalnızca uzman yetiştirmekle sınırlı kalmayacak. Öncelikli olarak belirlenen stratejik sektörlerde yapay zeka teknolojilerini aktif olarak kullanabilecek lisans ve lisansüstü eğitim seviyesine sahip en az <strong>50 bin kişiye</strong> özel eğitimler sunulacak. Program vesilesiyle mevcut iş gücünün dijital becerilerinin ve teknolojik yetkinliklerinin de artırılması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim - Teknoloji</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/vietnamdan-yapay-zeka-hamlesi-2030a-kadar-10-bin-uzman-yetistirilecek</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-622cdf4e820e586286e72fa1d3be8faa.webp" type="image/jpeg" length="40414"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya'da enflasyon temmuzda yüzde 2,8'e yükseldi: Yükselişte enerji fiyatları etkili oldu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/almanyada-enflasyon-temmuzda-yuzde-28e-yukseldi-yukseliste-enerji-fiyatlari-etkili-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/almanyada-enflasyon-temmuzda-yuzde-28e-yukseldi-yukseliste-enerji-fiyatlari-etkili-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da haziranda yüzde 2,3 olan yıllık enflasyon, enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle temmuz ayında yüzde 2,8'e tırmandı. Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), açıklanan nihai verilerle öncü rakamları teyit ederken, tüketici fiyatlarının aylık bazda yüzde 0,8 arttığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya'da yıllık enflasyon, enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle temmuz ayında yüzde 2,8'e yükseldi. Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), temmuz ayına ilişkin nihai verilerin daha önce açıklanan öncü rakamları doğruladığını bildirdi.</p>

<p>Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), temmuz ayına ilişkin nihai enflasyon verilerini kamuoyuyla paylaştı. AÇıklanan verilere göre, haziran ayında yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşen yıllık tüketici fiyat endeksi (TÜFE), temmuz ayında yüzde 2,8'e tırmandı.</p>

<p>Tüketici fiyatları ülkede temmuz ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 0,8 artış gösterdi.</p>

<h3><strong>AB uyumlu enflasyon da artış kaydetti</strong></h3>

<p>Avrupa Birliği (AB) standartlarıyla uyumlu Tüketici Fiyat Endeksi (ÜFE/TÜFE) verilerine göre ise Almanya'da yıllık bazda enflasyon yüzde 2,8, aylık bazda ise yüzde 0,9 olarak hesaplandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"Enerji fiyatları enflasyonu yukarı çekti"</strong></h3>

<p>Açıklanan enflasyon rakamlarını değerlendiren Destatis Başkanı Ruth Brand, yükselişin temel sebebinin enerji kalemlerindeki fiyat artışları olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Enerji fiyatlarındaki artış bir önceki aya göre çok daha belirgindi ve enflasyon oranını yukarı taşıyan ana faktör oldu."</i></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/almanyada-enflasyon-temmuzda-yuzde-28e-yukseldi-yukseliste-enerji-fiyatlari-etkili-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/almanyada-issiz-sayisi-temmuzda-3-milyonu-asti.png" type="image/jpeg" length="24282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklara karşı uzmanlardan uyarı: Kalp ve böbrek hastalıklarını tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/asiri-sicaklara-karsi-uzmanlardan-uyari-kalp-ve-bobrek-hastaliklarini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/asiri-sicaklara-karsi-uzmanlardan-uyari-kalp-ve-bobrek-hastaliklarini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, iklim değişikliğiyle artan aşırı sıcakların kalp krizi ve ritim bozukluğu riskini tırmandırdığını belirterek uyardı. Altay, sıvı ve elektrolit kaybının pıhtılaşmaya yol açabileceğini vurgulayarak kronik hastalara 11.00 - 17.00 saatleri arasında dışarı çıkmamaları tavsiyesinde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İklim değişikliğine bağlı olarak artan aşırı sıcaklar, kronik hastalıklardan kaynaklanan sağlık sorunlarını tırmandırıyor. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, sıcak havaların pıhtılaşma riskini artırarak kalp krizini ve ritim bozukluklarını tetiklediğini belirterek uyarılarda bulundu.</p>

<p>Yaz aylarında daha sık ve uzun süreli yaşanan sıcak hava dalgaları, özellikle kalp, tansiyon ve böbrek hastaları için ciddi riskler barındırıyor. Prof. Dr. Servet Altay, son 4-5 yılda yaşanan iklimsel değişimlerin halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>"İklim değişikliği artık bir halk sağlığı problemi"</strong></h3>

<p>Sıcak havalarda vücudun ısı dengesini korumak için dolaşım sisteminde belirgin değişiklikler yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Servet Altay, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>"Biz hekimler ve halk sağlığı uzmanları, aşırı sıcaklık artışlarının artık bir halk sağlığı problemi olduğunu düşünüyoruz. Yüksek sıcaklıkta damarların genişlemesine bağlı tansiyon düşüklüğü gelişebiliyor. Terlemeyle birlikte sıvı kaybının yanı sıra sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi hayati elektrolitler de yitiriliyor. Bu elektrolit kaybı özellikle kronik hastalarda ritim bozukluğu, tansiyon dengesizliği ve dolaşım sorunlarına yol açıyor."</i></p>
</blockquote>

<p>Sıvı ve elektrolit kaybının kanın akışkanlığını azaltarak pıhtılaşma riskini artırdığına değinen Altay, bu durumun kalp krizi ve ritim bozukluğu ihtimalini yükselttiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>"11.00 ile 17.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın"</strong></h3>

<p>Aşırı sıcakların yalnızca kronik hastaları değil, sağlıklı bireyleri de tehdit ettiğini belirten Altay, sıcak çarpmasının karaciğer, böbrek, kalp ve beyinde kalıcı hasarlara veya ölüme yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Günün en sıcak saatleri için uyarıda bulunan Altay, zorunlu olmadıkça <strong>11.00 - 17.00</strong> saatleri arasında dışarıya çıkılmaması, sıcaklığın tavan yaptığı saatlerde ağır egzersiz ve fiziki aktivitelerden kaçınılması, açık havada bulunmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmesi, açık renkli, bol ve pamuklu kıyafetler giyilmesi, terlemeyle kaybedilen sıvıyı yerine koymak adına günlük su ve sıvı alımı artırılması tavsiyesinde bulundu.</p>

<h3><strong>Göğüs ağrısı ve nefes darlığına dikkat!</strong></h3>

<p>Kalp krizinin en belirgin semptomunun göğüs ağrısı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Servet Altay; nedeni açıklanamayan nefes darlığı, uzun süren ritim bozuklukları ve bayılma gibi şikayetler yaşandığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/asiri-sicaklara-karsi-uzmanlardan-uyari-kalp-ve-bobrek-hastaliklarini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/sicaklik-9.png" type="image/jpeg" length="14524"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çerçeve yasa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önünde: Meclis'ten geçen düzenleme onaya sunuldu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cerceve-yasa-cumhurbaskani-erdoganin-onunde-meclisten-gecen-duzenleme-onaya-sunuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cerceve-yasa-cumhurbaskani-erdoganin-onunde-meclisten-gecen-duzenleme-onaya-sunuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Çerçeve yasa' adıyla bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayına gönderildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilen ve kamuoyunda “<strong>çerçeve yasa</strong>” olarak anılan düzenleme, Cumhurbaşkanlığı'na gönderildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için <strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan</strong>'ın onayı ve ardından Resmi Gazete'de yayımlanması gerekiyor. TBMM Genel Kurulu'nda 10 Ağustos'ta yapılan oylamada düzenleme 467 oyla kabul edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>cumhuriyet.com.tr</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cerceve-yasa-cumhurbaskani-erdoganin-onunde-meclisten-gecen-duzenleme-onaya-sunuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/ae617f2e-0627-4a4b-93c6-51cb439dea40-w.png" type="image/jpeg" length="36776"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KDC'de Ebola salgını sürüyor: 2 bin 61 kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kdcde-ebola-salgini-suruyor-2-bin-61-kisi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kdcde-ebola-salgini-suruyor-2-bin-61-kisi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde devam eden Ebola salgınında doğrulanmış vaka sayısı 4 bin 449'a, hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 61'e yükseldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (<strong>KDC</strong>) <strong>Ebola salgını</strong>na ilişkin son veriler açıklandı. Sağlık Bakanlığının verilerine göre ülkede salgının başlangıcından bu yana 4 bin 449 doğrulanmış vaka tespit edildi. Ebola nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 2 bin 61'e ulaşırken, 886 kişinin iyileştiği bildirildi.</p>

<h2><strong>Ebola salgını 5 eyalette devam ediyor</strong></h2>

<p>KDC Sağlık Bakanlığının açıkladığı son verilere göre salgın Haut-Uele, Ituri, Kuzey Kivu, Güney Kivu ve Tshopo olmak üzere 5 eyalette etkisini sürdürüyor.</p>

<p>Toplam 53 bölgeye yayılan salgının merkez üssü Ituri eyaleti olmaya devam ediyor. Güney Kivu'da ise 75 gündür yeni doğrulanmış Ebola vakasına rastlanmadığı belirtildi.</p>

<p>Salgının yayılımının izlenmesi amacıyla temaslı kişilerin takibinin de sürdürüldüğü aktarıldı. Temaslı kişilerin takip oranının yüzde 82,7 seviyesine ulaştığı kaydedildi.</p>

<h3><strong>Ölüm oranı yüzde 46,3 olarak güncellendi</strong></h3>

<p>Yetkililerin paylaştığı son verilere göre Ebola salgınında ölüm oranı yüzde 46,3 olarak güncellendi. Salgının başlangıcından bu yana tespit edilen 4 bin 449 doğrulanmış vakanın 2 bin 61'i hayatını kaybederken, 886 kişi hastalığı atlatarak iyileşti.</p>

<p>KDC'de sağlık ekiplerinin vaka tespiti ve temaslı takibine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi. <strong>Salgın</strong>ın etkili olduğu eyaletlerde gelişmelerin takip edildiği ve yeni vakalara ilişkin verilerin güncellendiği belirtildi.</p>

<h3><strong>Ebola virüsü ilk kez 1976'da tespit edildi</strong></h3>

<p>Kanamalı ateşe yol açan <strong>Ebola virüsü </strong>ilk kez 1976 yılında görüldü. Virüs, aynı yıl Sudan'ın <strong>Nzara</strong> kenti ile KDC'nin Yambuku kentinde eş zamanlı olarak ortaya çıkan salgınlarla tespit edildi.</p>

<p>KDC'deki ilk salgının <strong>Ebola Nehri</strong> yakınlarında bulunan bir köyde görülmesi nedeniyle hastalığa bu nehrin adı verildi. Virüs, sonraki yıllarda farklı dönemlerde çeşitli ülkelerde salgınlara yol açtı.</p>

<p>Ebola'nın en geniş çaplı salgınlarından biri ise Aralık 2013'te Batı Afrika'da başladı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2014-2017 yılları arasında etkili olan salgında yaklaşık 30 bin kişiye virüs bulaştı. Bu süreçte 11 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>KDC'de salgın 15 Mayıs'ta ilan edildi</strong></h3>

<p>KDC'nin doğusunda bulunan <strong>Ituri</strong> eyaletinde 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün bildirilmesinin ardından ülkede 15 Mayıs'ta Ebola salgını ilan edilmişti.</p>

<p>Sağlık yetkililerinin verdiği bilgilere göre mayıs ayında ortaya çıkan salgında "<strong>Bundibugyo</strong>" Ebola varyantı tespit edildi. Söz konusu varyanta karşı onaylanmış bir tedavi veya aşının bulunmadığı belirtildi.</p>

<p>KDC'de salgının 5 eyalette devam ettiği bildirilirken, sağlık makamlarının vaka tespiti, temaslıların takibi ve salgının yayılımının izlenmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü aktarıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kdcde-ebola-salgini-suruyor-2-bin-61-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/kongo-demokratik-cumhuriyetindeki-ebola-salgininda-can-kaybi-2-bini-asti.png" type="image/jpeg" length="30113"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzmanlar Akdeniz'de plastik kirliliğinin sebebini açıkladı: "Tehlikenin kaynağı nehirlerdeki kirlilik"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/uzmanlar-akdenizde-plastik-kirliliginin-sebebini-acikladi-tehlikenin-kaynagi-nehirlerdeki-kirlilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/uzmanlar-akdenizde-plastik-kirliliginin-sebebini-acikladi-tehlikenin-kaynagi-nehirlerdeki-kirlilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz kıyılarında artan mikroplastik kirliliğini inceleyen bilim insanları, kirliliğin ana kaynağının nehirler aracılığıyla taşınan karasal atıklar olduğunu belirterek uyarılarda bulundu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise bölgedeki denetimlerde kirliliğe yol açan 52 tesise toplam 118 milyon lirayı aşkın idari para cezası kesti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akdeniz kıyılarında son dönemde artış gösteren plastik kirliliğini inceleyen bilim insanları, kirliliğin ana kaynağının nehirler aracılığıyla denize taşınan karasal atıklar olduğunu açıkladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise yürütülen denetimlerde 52 tesise toplam 118 milyon lirayı aşkın idari para cezası kesildiğini bildirdi.</p>

<p>Mersin, Antalya ve Muğla kıyılarında yaz mevsimiyle birlikte yoğunlaşan ve vatandaşların tepkisine yol açan plastik kirliliği, konunun uzmanları tarafından mercek altına alındı. ODTÜ İklim Merkezi ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu ile Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olgaç Güven, yaşanan kirliliğe ilişkin çarpıcı veriler paylaştı.</p>

<h2><strong>Prof. Dr. Barış Salihoğlu: "Akıntılar kirliliği doğudan batıya taşıyor"</strong></h2>

<p>Denizlerdeki plastik kirliliğinin temel kaynağının karasal faaliyetler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Barış Salihoğlu, atıkların nehirler vasıtasıyla denize ulaşarak zamanla makro, mezo ve mikroplastiklere ayrıştığını ifade etti.</p>

<p>Akdeniz'deki akıntı sistemlerine dikkat çeken Salihoğlu, şu bilgileri verdi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Yaptığımız çalışmalar, kıyılarımızdaki plastik kirliliğinin büyük bölümünün nehirlerimizden kaynaklandığını gösteriyor. Doğu Akdeniz'deki 'Küçük Asya Akıntısı' doğudan batıya doğru hareket ediyor. Bu akıntı, Doğu Akdeniz'deki plastikleri batı kıyılarımıza kadar taşıyor. Denizler artık bu yükü kaldıracak durumda değil. Çözüm, yalnızca denizdeki plastiği toplamak değil; nehirlerden gelen kimyasal atıkları ve tarımsal kirliliği kaynağında azaltmaktan geçiyor."</i></p>
</blockquote>

<p>Salihoğlu ayrıca, Bakanlık ile iş birliği içinde denizin dijital ikizlerini oluşturmak ve kirliliğin rotasını tahmin eden erken uyarı modelleri geliştirmek üzere çalışmalar yürüttüklerini ekledi.</p>

<h3><strong>Doç. Dr. Olgaç Güven: "Seyhan'da örnekleme ağımız plastikten tıkandı"</strong></h3>

<p>Son dönemdeki kirliliğin alışılagelmiş boyutların çok üzerinde olduğuna değinen Doç. Dr. Olgaç Güven, özellikle Şubat ayındaki yoğun yağışların ardından nehir havzalarında biriken plastik yükünün denize sürüklendiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seyhan’da yaptıkları saha çalışmasında karşılaştıkları tabloyu aktaran Güven, şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Normalde deniz yüzeyindeki mikroplastikleri özel ağlarla toplarız ancak Seyhan'daki örneklememizde ağımız tamamen plastikle tıkandı. Numuneleri büyük boy bir buzdolabı poşetine doldurmak zorunda kaldık. Bu, şimdiye kadar karşılaştığımız en yoğun kirliliklerden biriydi. Denizden plastik toplamak, hastalığın semptomlarıyla mücadele etmeye benziyor. Asıl yapılması gereken hastalığın nedenini, yani karasal kaynağı ortadan kaldırmaktır."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Bakanlıktan kirliliğe karşı dev ceza yaptırımı</strong></h3>

<p>Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürü Fatih Ekmekçi ise 1 Temmuz’dan itibaren Adana, Antalya, Muğla, Mersin, Hatay ve Gaziantep'te yürütülen denetimlerin bilançosunu açıkladı.</p>

<p>Kıyı ve denizde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda <strong>52 tesise toplam 118 milyon 211 bin 499 lira</strong> idari para cezası uygulandığını bildiren Ekmekçi, kirliliğe yol açan <strong>19 tesisin ise faaliyetten menedildiğini</strong> belirtti. Ekmekçi, ODTÜ araştırma gemisi ile Akdeniz'deki 10 sabit noktada izleme çalışmalarının aralıksız sürdüğünü vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/uzmanlar-akdenizde-plastik-kirliliginin-sebebini-acikladi-tehlikenin-kaynagi-nehirlerdeki-kirlilik</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/dunya-doga-koruma-birligi-akdeniz-plastik-copluge-donuyor-798300-5-1.webp" type="image/jpeg" length="39391"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Venezuela ve İsrail arasında 17 yıl sonra yeni adım: Konsolosluk ilişkileri yeniden kuruluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/venezuela-ve-israil-arasinda-17-yil-sonra-yeni-adim-konsolosluk-iliskileri-yeniden-kuruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/venezuela-ve-israil-arasinda-17-yil-sonra-yeni-adim-konsolosluk-iliskileri-yeniden-kuruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Venezuela ve İsrail, 2009’da kesilen diplomatik ilişkilerin ardından konsolosluk ilişkilerini yeniden kurma konusunda anlaşmaya vardı. Depremler sonrası teknik iş birliğiyle başlayan süreç, Caracas ile Tel Aviv arasında normalleşme yönünde yeni bir adım olarak değerlendirilirken, anlaşmanın iki ülke arasında tam diplomatik ilişkilerin yeniden kurulduğu anlamına gelmediği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Venezuela ve İsrail, 2009'da kesilen diplomatik ilişkilerin ardından konsolosluk ilişkilerini yeniden kurma konusunda anlaşmaya vardı. Kararın, Caracas ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerde son dönemde yaşanan yumuşamanın göstergesi olduğu değerlendiriliyor.</p>

<h2><strong>Depremler sonrası teknik iş birliği</strong></h2>

<p>Venezuela Dışişleri Bakanı Felix Plasencia Gonzalez, yaptığı açıklamada, anlaşmanın İsrail'in Venezuela'da meydana gelen iki depremin ardından ülkeye ekip göndermesinin sonrasında alındığını belirtti.</p>

<p>İki ülke hükümetlerinin, depremlerin ardından yürütülen acil müdahale ve toparlanma çalışmalarından doğan teknik iş birliğinin sürdürülmesi konusunda anlaştığı bildirildi.</p>

<p>Anlaşma kapsamında ayrıca Venezuela ve İsrail'de yaşayan vatandaşlara konsolosluk hizmetleri sağlanması amacıyla bir koordinasyon mekanizması oluşturulması planlanıyor.</p>

<p>İsrail hükümetinin İspanyolca sosyal medya hesabından yapılan açıklamada ise Venezuela'daki Yahudi toplumu ile İsrail arasındaki bağa dikkat çekildi. Bu bağın iki ülke arasında "önemli bir tarihi dostluk köprüsü" oluşturduğu ifade edildi.</p>

<h3><strong>Venezuela-İsrail ilişkileri 2009'da kopmuştu</strong></h3>

<p>Venezuela, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını gerekçe göstererek 2009 yılında İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesmişti.</p>

<p>Nicolas Maduro döneminde Caracas yönetimi İsrail'e yönelik sert tutumunu sürdürürken İran'la ilişkilerini de geliştirmişti.</p>

<p>Konsolosluk ilişkilerinin yeniden kurulması, <strong>Venezuela ile İsrail arasında tam diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edildiği anlamına gelmiyor.</strong> Ancak karar, iki ülke arasındaki ilişkilerdeki yumuşamanın önemli bir işareti olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>Venezuela'nın dış politikasında değişim</strong></h3>

<p>Venezuela'da geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez liderliğinde dış politikada kapsamlı bir değişim yaşandığı belirtiliyor.</p>

<p>Rodriguez yönetiminin, Maduro döneminde yakın müttefik olarak görülen Küba'dan uzaklaşırken ABD Başkanı Donald Trump yönetimine daha yakın bir politika izlediği kaydediliyor.</p>

<p>Venezuela ayrıca temmuz ayında Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden (UCM) çekildiğini açıklamış ve mahkemenin Küresel Güney'e karşı taraflı davrandığını savunmuştu.</p>

<h3><strong>İsrail'in Latin Amerika'daki ilişkileri yeniden şekilleniyor</strong></h3>

<p>İsrail'in Latin Amerika ülkeleriyle ilişkileri, Gazze'deki savaş nedeniyle son yıllarda gerilmişti. Buna karşın bölgede bazı ülkelerle ilişkilerin yeniden geliştirilmesine yönelik adımlar atılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şili ve Honduras'ın geçen hafta Gazze'deki savaş nedeniyle geri çektikleri büyükelçilerini İsrail'e yeniden gönderdiği belirtildi.</p>

<p>Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei de ülkesinin büyükelçiliğini 2026'da Tel Aviv'den Kudüs'e taşıyacağını açıklamıştı.</p>

<p>Kolombiya'da ise yeni Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella'nın göreve gelmesinin ardından İsrail'in işgal altındaki Suriye'ye ait Golan Tepeleri üzerindeki egemenlik iddiasının tanındığı belirtildi.</p>

<p>Birleşmiş Milletler, Golan Tepeleri'ni Suriye'nin parçası olarak kabul ediyor. Kolombiya'nın bu tutumu, İsrail'e yönelik sert eleştirileriyle bilinen eski Devlet Başkanı Gustavo Petro'nun politikalarından kopuş olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/venezuela-ve-israil-arasinda-17-yil-sonra-yeni-adim-konsolosluk-iliskileri-yeniden-kuruluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/0abc0379-73c5-4e92-a95b-60bbb0daf7d3-1.png" type="image/jpeg" length="83593"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küçükbaş hayvanlarda yaraya yol açan virüse karşı dünyadaki ilk aşı Türkiye'de üretildi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kucukbas-hayvanlarda-yaraya-yol-acan-viruse-karsi-dunyadaki-ilk-asi-turkiyede-uretildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kucukbas-hayvanlarda-yaraya-yol-acan-viruse-karsi-dunyadaki-ilk-asi-turkiyede-uretildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ), küçükbaş hayvanlarda ciddi kayıplara yol açan Orf virüsüne karşı 10 yıllık çalışma sonucu yerli aşı geliştirdi. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen çalışma, dünyadaki ilk inaktif Orf aşılarından biri olma özelliğini taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ), küçükbaş hayvanlarda ciddi kayıplara ve ağrılı yaralara yol açan "Orf" virüsüne karşı 10 yıllık saha çalışmasının ardından inaktif bir aşı geliştirdi. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen aşı, alanındaki ilk inaktif örneklerden biri olma özelliğini taşıyor.</p>

<p>MAKÜ Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Kale liderliğinde yürütülen projede, halk arasında "ektima" olarak bilinen ve koyun ile keçilerin ağız, dudak, diş eti ve damak çevresinde yaralar oluşturan Orf virüsüne karşı yerli aşı üretildi.</p>

<h3><strong>10 yıllık çalışmanın ürünü</strong></h3>

<p>Saha denemelerinin kuzu, oğlak, koyun ve keçiler üzerinde başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Kale, dünyadaki mevcut aşıların büyük oranda canlı virüs içerdiğini, kendi geliştirdikleri aşının ise virüsün etkisizleştirilmesiyle elde edilen inaktif bir yapıda olduğunu vurguladı.</p>

<p>Aşının hayvanları hastalanmadan koruyacağını ifade eden Prof. Dr. Kale, <i>"Bu inaktif aşı sayesinde hayvanlarımızın hastalanmasının önüne geçeceğiz. Projemizin ikinci aşamasında ise hastalanmış hayvanların iyileşme süreçlerine katkı sağlayacak doz ayarlamaları ve deneme çalışmaları devam edecek"</i> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"Toprakta ve yemliklerde yıllarca yaşayabiliyor"</strong></h3>

<p>Hastalığın bulaşma yollarına ve enfeksiyon riskine dikkat çeken Kale, dikenli bitkilerin batmasıyla başlayan sürecin kontrol altına alınmadığında ciddi kayıplara yol açtığını ifade etti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Virüs soğuğa ve sıcağa oldukça dirençli olduğu için toprakta ve yemliklerde aylarca, hatta yıllarca canlı kalabiliyor. Tedavi edilmeyen vakalarda oluşan kabuklar ve bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle hayvanların dudak dokusu kopma noktasına gelebiliyor. Doğacak yavrulara bulaşması durumunda beslenme güçlüğü, bağışıklık çöküşü ve toplu yavru kayıpları yaşanıyor."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Patent tescili alındı, üretime hazırlanıyor</strong></h3>

<p>Geliştirilen aşının <strong>Türk Patent ve Marka Kurumu</strong> tarafından tescillendiğini açıklayan Kale; çalışmaların Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) iş birliğiyle kurulan <strong>MAKÜ BAKA Teknokent</strong> bünyesinde, öğrencilerle birlikte ürün odaklı olarak sürdürüldüğünü ve hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan hastalıklarına yönelik yeni projelerin devam edeceğini aktardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kucukbas-hayvanlarda-yaraya-yol-acan-viruse-karsi-dunyadaki-ilk-asi-turkiyede-uretildi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/thumbs-b-c-400c4c376ddb8785473adae0d3b13604.webp" type="image/jpeg" length="55137"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="89318"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="11408"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AĞUSTOS 2026 EMEKLİ BANKA PROMOSYONLARI: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağustos ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bankalar, maaşını üç yıl boyunca kendilerinden alma taahhüdü veren emeklilere nakit promosyon ödüyor. Bazı bankalar ise bu ödemeye otomatik fatura talimatı, kredi kartı kullanımı, hesap açılışı ve harcama kampanyaları gibi ek fırsatlar dahil ediyor. Böylece toplam kazanç tutarı bazı kampanyalarda 32 bin liraya kadar çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, Ağustos 2026 döneminde en yüksek emekli promosyonunu hangi banka veriyor? Bankaların nakit promosyonları ile ek ödül kampanyalarında hangi koşullar aranıyor? İşte banka banka güncel promosyon tutarları...</p>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/agustos-2026-emekli-banka-promosyonlari-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 20:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/emekli-maas-promosyonu-banka.webp" type="image/jpeg" length="52761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="22985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="50332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="99730"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="51499"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="54741"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, ruhu zorluyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu "Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi" programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bilge Bilgin Kapucu, teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sosyal medyanın yalnızlaşma, kaygı ve dikkat dağınıklığını artırabileceğine dikkat çeken Kapucu, yapay zekanın insanın duygu dünyasını, klinik muhakemesini ve bir psikiyatristin şefkatini bütünüyle taklit edemeyeceğini vurgulayarak teknoloji kullanımında dengenin önemine işaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. <strong>Bilge Bilgin Kapucu</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>”programına konuk oldu. Teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Kapucu, sosyal medyanın yalnızlaşma ve kaygıyı artırabildiğini, yapay zekânın ise sağlık alanında önemli katkılar sunmasına rağmen insanın duygu dünyasını ve klinik değerlendirmesini bütünüyle taklit edemeyeceğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Son 30-40 yılda toplum büyük bir değişim yaşadı”</strong></h2>

<p>Son 30-40 yılda teknolojinin yaşamın merkezine yerleştiğini belirten Dr. Kapucu, özellikle pandemi döneminde insanların zorunlu izolasyon nedeniyle teknolojiyle çok daha yoğun bir ilişki kurduğunu ifade etti.</p>

<p>Teknolojinin bir yandan insanların yalnızlık hissini azaltmasına yardımcı olduğunu, diğer yandan ise yalnızlaşmanın önemli nedenlerinden biri haline gelebildiğini söyleyen Kapucu, bu değişimin ruh sağlığı üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19" class="detail-photo img-fluid" height="718" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719.jpeg" width="1290" /></p>

<h2><strong>“Ruhsal hastalıklar arttı”</strong></h2>

<p>Yapılan araştırmaların son 30 yılda ruhsal hastalıkların arttığını gösterdiğini belirten Kapucu, bunun yalnızca daha fazla kişinin sağlık hizmetine başvurması ve tanı almasıyla açıklanamayacağını söyledi.</p>

<p>Toplumdaki yaşam biçiminin ve sosyal normların değişmesinin de bu artışta etkili olduğunu ifade eden Kapucu, özellikle sosyal medyanın anksiyete ve yalnızlaşmayı artırabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Eskiden gençlerin ağırlıklı olarak yüz yüze sosyalleştiğini hatırlatan Kapucu, bugün dijital iletişimin gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığını ve bunun ruh sağlığı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“İnsan beyni sadece matematikten ibaret değil”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın çalışma prensibini de değerlendiren Kapucu, bu sistemlerin büyük veri ve matematiksel algoritmalar üzerine kurulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerinin insan beynini taklit etmeye çalıştığını belirten Kapucu, psikiyatri uzmanları ve nörobilimcilerin bile beynin çalışma mekanizmasını tam olarak çözemediğini ifade etti.</p>

<p>İnsan beyninin yalnızca verileri işlemeyen, aynı zamanda bedenden gelen sinyalleri, hisleri ve duygusal deneyimleri de değerlendiren çok daha karmaşık bir yapı olduğunu söyleyen Kapucu, mevcut yapay zekâ sistemlerinin bu yönüyle insan beynini tam anlamıyla karşılayamadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Yapay zekâdan yararlansanız da son sözü uzmana bırakın</strong></h2>

<p>Yapay zekânın birçok alanda başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Kapucu, buna rağmen elde edilen bilgilerin mutlaka alanında uzman kişiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Yapay zekâya ne kadar veri yüklerseniz, size ancak o kadar sonuç verebilir.” diyen Kapucu, uzman denetimi olmadan kullanılan yapay zekâ uygulamalarında hata ve eksikliklerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Psikiyatristin bilgeliği ve şefkatini makinadan bekleyemeyiz”</strong></h2>

<p>Yapay zekânın artık hayatın bir parçası olduğunu belirten Kapucu, bunu reddetmenin ya da tamamen uzak durmanın gerçekçi olmadığını söyledi.</p>

<p>Radyoloji gibi alanlarda yapay zekânın tanıya önemli katkılar sunduğunu ifade eden Kapucu, psikiyatride ise tanının yalnızca verilerle değil, hekimin klinik deneyimi, gözlemleri, düşünceleri ve empatisiyle konulduğunu vurguladı.</p>

<p>Buna karşın yapay zekânın psikiyatride takip ve izlem süreçlerinde yararlı olabileceğini belirten Kapucu, konuşma hızı, rutin alışkanlıklar ve davranış değişiklikleri gibi verileri analiz ederek hastalığın seyri hakkında önemli geri bildirimler sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bazı kişilerin yargılanma korkusu, güven problemleri veya sosyalleşmeyi tercih etmemeleri nedeniyle zaman zaman bir psikiyatrist yerine yapay zekâ ile iletişim kurmayı seçebileceğini belirten Kapucu, buna rağmen hiçbir teknolojinin bir psikiyatri uzmanının bilgeliğini, klinik muhakemesini ve şefkatini yerine koyamayacağını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 04 At 01.37.19 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013719-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Teknolojiye fazla maruz kalmak dikkat eksikliğine yol açıyor”</strong></h2>

<p>Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ancak insanların gerçek sosyal ilişkilerini koruması gerektiğini vurgulayan Kapucu, yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerine teknolojiden tamamen uzak, sakin zamanlar ayırmasının önemine dikkat çeken Kapucu, telefon, tablet ve bilgisayar bildirimlerine sürekli maruz kalmanın dikkat dağınıklığına ve kaygıya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>“Anı yaşayabilmek çok kıymetli” diyen Kapucu, ruh sağlığını korumanın en önemli yollarından birinin gerçek ilişkiler içinde kalmak ve teknoloji kullanımında dengeyi sağlayabilmek olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/teknoloji-hayati-kolaylastiriyor-ruhu-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-04-at-013720.jpeg" type="image/jpeg" length="82263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duygularını kontrol edemeyenler dikkat! Borderline kişilik bozukluğu hayatınızı alt üst edebilir!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Aslan, borderline kişilik bozukluğuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Duygu düzenleme güçlüğü, dürtü kontrol sorunları ve sağlıksız ilişkilerin hastalığın en belirgin özellikleri arasında yer aldığını belirten Aslan, erken tanı, doğru psikiyatrik destek ve psikoterapinin yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Psikiyatri Uzmanı <strong>Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong>, <strong>borderline kişilik bozukluğunu</strong> tüm yönleriyle anlattı. Borderline kişilik bozukluğunun özellikle dürtü kontrolü, duygu düzenleme ve kişilerarası ilişkilerde ciddi sorunlara yol açtığını belirten Aslan, erken tanı ve uygun tedavinin bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>Tanı 18 yaşından sonra konuluyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda çoğu zaman dengesiz davranışlar ve sürekli duygu değişimleri yaşayan kişiler için kullanılan bir tanımlama olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişilik yapısının 18 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Aslan, “18 yaşından önce kişilik henüz tam olarak oturmadığı için bu yaş grubundaki bireylere borderline kişilik bozukluğu tanısı konulmaz. Hastalıktan söz edebilmek için belirtilerin erişkin dönemde devam etmesi gerekir” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Ergenlik dönemindeki travmalar hastalığın temelini atabilir!</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğundan söz edebilmek için bireyde dürtü kontrol bozukluğunun da bulunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aslan, bu kişilerde öfke, kaygı ve üzüntü gibi duyguların çok yoğun yaşandığını ve bu duyguları yatıştırmakta güçlük çektiklerini söyledi.</p>

<p>Konuşma ve davranışlarda kendini kontrol edememe, kendine zarar verme eğilimi, eşyalara zarar verme ve öfke sırasında kontrolden çıkma gibi davranışların da görülebildiğini belirten Aslan, bu durumun bireyin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Borderline kişilik</strong> özelliği taşıyan bireylerin zaman zaman çevrelerindeki insanların davranış kalıplarını benimsediklerini belirten Prof. Dr. Aslan, bunun karakterin tam olarak oturmamış olmasından kaynaklanabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bireylerde depresyon eğiliminin daha yüksek olabileceğini ifade eden Aslan, “Kendilerini boşlukta hissedebilirler. Yoğun mutsuzluk ve depresyon yaşayabilir, hatta intihar düşünceleri geliştirebilirler” diye konuştu.</p>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun gelişiminde ergenlik döneminin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Aslan, bu dönemde yaşanan travmaların kişilik yapılanmasını etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Sınıf içinde küçük düşürülme, dışlanma, reddedilme ya da karşılıksız kalan duygusal ilişkilerin bireyde “sevilmiyorum” düşüncesini geliştirebildiğini belirten Aslan, “Sevilmediğini düşünen kişiler kabul görmek için aşırı verici davranabilir. Bu da onları maddi ve manevi olarak suistimale açık hale getirebilir” diye konuştu.</p>

<p>Bazı bireylerin zamanla dünyanın, insanların ve hatta kendilerinin kötü olduğuna yönelik inanç geliştirebildiğini belirten Aslan, bunun da yoğun mutsuzluk ve duygusal çöküşe neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-3.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Zeki oldukları halde iş ve sosyal yaşamda başarılı olamayabilirler</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğu olan bireylerin d<strong>uygularını kontrol etmekte zorlandıklarını</strong> söyleyen Prof. Dr. Aslan, grup uyumu, takım çalışması ve kurallara uyma konusunda da güçlük yaşayabileceklerini belirtti.</p>

<p>“Çok zeki ve yüksek potansiyele sahip olsalar bile duygu durumlarını ve davranışlarını yönetmekte zorlandıkları için bulundukları ortamlarda istedikleri başarıyı sürdüremeyebilirler” diyen Aslan, bu durumun işlevselliği önemli ölçüde bozduğunu vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, <strong>otizmli bazı kadınlarda</strong> borderline kişilik bozukluğunu düşündüren davranışların görülebileceğini belirterek, özellikle duygusal ilişkilerde kendi haklarını ve çıkarlarını korumakta güçlük yaşayabileceklerini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Tedavide ilaç tek başına yeterli olmuyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunda erken dönemde psikiyatrik destek alınmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Aslan, <strong>ilaç tedavisinin</strong> duyguların dengelenmesine katkı sağladığını ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti.</p>

<p>Aslan, “Mutlaka destekleyici psikoterapi uygulanmalı. Özellikle bilişsel davranışçı yaklaşımlar sayesinde kişiler duygu, düşünce ve davranış ilişkisini anlamayı, dürtülerini tanımayı ve duygularını yönetmeyi öğrenebilir. Terapi uzun vadede kişiye önemli bir içgörü kazandırır” dedi.</p>

<h2><strong>Aile tutumu kişilik gelişiminde belirleyici rol oynuyor</strong></h2>

<p>Gençlik döneminde ailelerin yaklaşımı, çocukların kişilik gelişimini doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Gençlik döneminde ebeveyn tutumlarının kişilik gelişiminde belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, ailelerin çocuklarına hem sorumluluk vermesi hem de kontrollü bir özgürlük alanı tanıması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Gençlerin hayatı deneyimlemelerine fırsat verilmesi, baskıcı olmayan ama tutarlı ve dengeli ebeveyn tutumları sergilenmesi kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan baskıcı ya da tamamen kontrolsüz tutumlar yerine dengeli ve tutarlı ebeveyn davranışlarının, gençlerin sağlıklı bir kişilik geliştirmesine katkı sağladığını kaydederek şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Gençlik döneminde aile tutumları çok önem taşıyor. Ebeveyn davranışları çocukların kişilik yapısına uygun, dengeli ve tutarlı olursa çocuklar ve gençler daha az bocalar. Gençlere aşırı baskı kurmadan onlara alan açmak, sorumluluk vermek, kontrollü bir şekilde hayatı deneyimlemelerine fırsat tanımak kişilik gelişimini olumlu yönde destekler.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 29 At 15.31.07 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-2.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Borderline ile bipolar bozukluk karıştırılabiliyor</strong></h2>

<p>Borderline kişilik bozukluğunun toplumda zaman zaman <strong>bipolar bozukluk ile karıştırıldığını</strong> belirten Prof. Dr. Aslan, iki hastalığın birbirinden farklı olduğunu söyledi.</p>

<p>Aslan, “Bipolar bozuklukta duygu durum değişimleri haftalar ya da aylar sürebilen depresif ve manik dönemler halinde görülür. Borderline kişilik bozukluğunda ise duygu değişimleri çok daha hızlıdır ve çoğu zaman çevresel olaylarla tetiklenir. Bu nedenle doğru tanı, doğru tedavi açısından büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/duygularini-kontrol-edemeyenler-dikkat-borderline-kisilik-bozuklugu-hayatinizi-alt-ust-edebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-29-at-153107-4.jpeg" type="image/jpeg" length="20960"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meme kanseri tedavisine başarının anahtarı: Kişiye özel tedavi planlaması]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ekmel Tezel, meme kanserinde artık tek tip tedavi döneminin geride kaldığını vurguladı. Erken tanının önemine dikkat çeken Tezel, tümörün moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlamasının hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. Yaşın ilerlemesiyle birlikte risk artarken, görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde hastalık çok daha erken evrelerde tespit edilebiliyor.</p>

<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>”Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programına konuk olan Genel Cerrahi Uzmanı <strong>Prof. Dr. Ekmel Tezel</strong>, meme kanseri tedavisindeki güncel yaklaşımları anlatarak erken tanı, kişiye özel tedavi ve yaşam kalitesini koruyan cerrahi yöntemlerin önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Kanal içi kanserlerde başarı oranı yüzde 100’e yaklaşıyor</strong></h2>

<p>Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Tezel, son yıllarda mamografi ve diğer görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde kanal içi kanserlerin daha sık tespit edildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Tezel, “Kanal içi kanser evre 0 (sıfır) olarak kabul ettiğimiz, <strong>duktal karsinoma in situ</strong> dediğimiz, tümör hücrelerinin henüz süt kanalları içinde hapsolduğu ve çevre dokulara yayılmadığı durumdur” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu evrede yakalanan hastalarda tedavinin oldukça başarılı olduğunu belirten Tezel, “Kanal içi kanserlerin tedavisi çok daha kolaydır ve hayatta kalma ihtimali neredeyse yüzde 100’dür” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Memeyi koruyan cerrahiler ön planda</strong></h2>

<p>Kanal içi kanserlerin çoğunlukla mamografide görülen <strong>mikrokalsifikasyonlar</strong> sayesinde saptandığını belirten Prof. Dr. Tezel, hastalığın yaygınlığına göre farklı cerrahi yöntemlerin tercih edildiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Kireçlenme yalnızca sınırlı bir bölgede ise memeyi koruyarak sadece o alanı çıkarıyoruz ve sonrasında radyoterapi uyguluyoruz. Eğer yaygın bir tutulum söz konusuysa memenin iç dokusunu boşaltıp protez yerleştiriyoruz. Bu durumda çoğu zaman radyoterapiye ihtiyaç kalmıyor.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Meme kanseri riskini artıran ve azaltan faktörler</strong></h2>

<p>Meme kanseri gelişiminde kadın olmak, yaşın ilerlemesi, erken adet görmek, geç menopoza girmek ve ailesel yatkınlık gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzının da önemli rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>Beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı ile dışarıdan alınan hormonların riski etkileyebildiğini ifade eden Tezel, <strong>östrojen hormonunun</strong> meme kanserinde önemli bir etken olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Menopoz döneminde kullanılan hormon replasman tedavilerinin mutlaka meme kontrolleri yapıldıktan sonra başlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tezel, tedavi süresinin uzamasının riski artırabildiğini söyleyerek, “Menopoz semptomlarının kontrolü için yaklaşık iki yıllık kullanım çoğu zaman yeterli oluyor. Ancak bu süre beş yıl ve üzerine çıktığında meme kanseri riski artabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doğum kontrol hapları konusunda da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Tezel, uzun süreli kullanımın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.05" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150705.jpeg" width="1193" /></p>

<h2><strong>Meme kanserinde tedaviler artık tümörün kimliğine göre belirleniyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde son 30 yılda önemli değişimler yaşandığını belirten Prof. Dr. Tezel, son 10 yılda ise tedavilerin çok daha <strong>kişiselleştiğini</strong> söyledi.<br />
Daha önce moleküler alt tiplere göre değil de anatomik evrelere göre hastalara cerrahi tedavi, kemoterapi, ışın tedavisi önerildiğini belirten Prof. Dr. Ekmel Tezel şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>“Şimdi artık moleküler alt tipleri de işin içine kattık. Tümör çok küçük, koltuk altında bir metastaz varken eğer bu östrojene duyarlı bir tümör ve çoğalma hızı düşükse mesela ameliyattan çok büyük fayda görüyor. Eğer östrojen negatif ve akıllı ilaçtan fayda görecek yani HER2 reseptörü pozitifse onu hiç bir şekilde ameliyat etmeyip önce ilaç tedavisine, kemoterapiye gönderiyoruz. Üçlü negatif dediğimiz tümör tipi ise çoğu kez artık koltuk altı durumuna da bakmaksızın, öncelikle kemoterapi ile başlıyoruz tedaviye.”</p>
</blockquote>

<p>Prof. Dr. Ekmel Tezel meme kanserinde kişiye özel tedavilerin önemini vurguladı. Östrojen duyarlı ve çoğalma hızı düşük tümörlerde cerrahinin büyük fayda sağladığını belirten Tezel, bazı tümör tiplerinde ise ameliyatın ilk seçenek olmaktan çıktığını ifade etti.</p>

<p>Özellikle genç hastalarda uygulanan bu yeni tedavi yaklaşımlarının önemli avantajlar sağladığını belirten Prof. Dr. Tezel, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Bu özellikle genç hastalarda görülen bir durum; bu meme kaybıyla sonlanmadığı gibi bu tedavi yöntemi daha da iyisi koltuk altındaki lenf bezlerini korumuş oluyoruz.''</p>

<p>''Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak o yüzden her hastaya özel değerlendirme ile kişiye özel tedavi planlaması yapıyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="907" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Ameliyat öncesi işaretleme teknikleri başarıyı artırıyor</strong></h2>

<p>Meme kanseri cerrahisinde ameliyat öncesi yapılan işaretlemelerin cerrahi başarısını artırdığını belirten Prof. Dr. Tezel, tümör ve gerekli durumlarda lenf bezlerinin <strong>marker</strong> adı verilen özel işaretleyicilerle belirlenebildiğini söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda mamografi eşliğinde tel ile işaretleme de yapıldığını anlatan Tezel, bu yöntem sayesinde çıkarılacak dokunun sınırlarının çok daha doğru belirlenebildiğini ifade etti.</p>

<p>Modern meme cerrahisinin en önemli amaçlarından birinin <strong>gereksiz doku çıkarımını önlemek</strong> olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, ameliyat sırasında uygulanan sentinel lenf nodu biyopsisinin bu konuda önemli avantajlar sağladığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Ameliyat sırasında özel bir boya veriyoruz. Boyanın ulaştığı ilk lenf bezlerini çıkarıp patologlarımız değerlendiriyor. Böylece tüm lenf bezlerininin tamamını almak zorunda kalmadan cerrahinin sınırlarını belirleyebiliyoruz.”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.02" class="detail-photo img-fluid" height="694" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702.jpeg" width="1081" /></h2>

<h2><strong>Amaç sadece hayatı uzatmak değil, yaşam kalitesini de korumak</strong></h2>

<p>Meme kanseri tedavisindeki temel hedefin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tezel, yaşam kalitesinin korunmasının da en az tedavinin başarısı kadar önemli olduğunu söyleyerek, “Meme kanseri tedavisinde amacımız hem daha uzun hem de daha kaliteli bir hayat sunmak. Bu nedenle her hastayı ayrı değerlendiriyor ve kişiye özel tedavi planı oluşturuyoruz” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemiz”</strong></h2>

<p>Tedavinin yalnızca cerrahi ve ilaçlardan ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Tezel, hasta-hekim iletişiminin önemine dikkat çekerek, “Bizi korkutan hastalık değil, hastalık hakkındaki düşüncemizdir. Tedaviye başlamadan önce hastanın duygu durumunu anlamak, kaygılarını dinlemek ve onu sürece hazırlamak son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<p>Tedavi sonrasında ilk 2-3 yıl altı ayda bir, daha sonra ise yılda bir kontrolün yeterli olduğunu belirten Prof. Dr. Tezel, yaşam tarzı değişikliklerinin de nüks riskini azaltabileceğini söyledi.</p>

<p>Düzenli yürüyüş yapmak, aktif kalmak, yoga ve pilates gibi hem fiziksel hem de zihinsel rahatlama sağlayan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal yaşamı sürdürmenin önemine dikkat çeken Tezel, hastaların yalnızca hastalık üzerine konuşulan ortamlarda bulunmak yerine farklı sosyal faaliyetlere katılmalarını önerdi. Tezel, “Ameliyatlar nasıl kişiye göre planlanıyorsa, ameliyat sonrası yaşam değişiklikleri de kişinin karakterine, beklentilerine ve yaşam biçimine göre planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 15 At 15.07.01" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150701.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Prof. Dr. Tezel, gelecekte meme kanseri tedavisinde medikal tedaviler ve genetik temelli uygulamaların daha da ön plana çıkacağını belirterek, kişiye özel tedavi anlayışının giderek güçleneceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/meme-kanseri-tedavisine-basarinin-anahtari-kisiye-ozel-tedavi-planlamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-15-at-150702-2.jpeg" type="image/jpeg" length="88299"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="89036"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="52897"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="76921"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="19827"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="74962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="40610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="74821"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="28626"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
