<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 21 Sep 2026 13:26:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dün akşam reytinglerde kim birinci oldu? Daha 17 mi Teşkilat mı?  20 Eylül Total, AB ve ABC1 sıralaması]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/dun-aksam-reytinglerde-kim-birinci-oldu-daha-17-mi-teskilat-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/dun-aksam-reytinglerde-kim-birinci-oldu-daha-17-mi-teskilat-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[20 Eylül Pazar akşamı ekrana gelen yapımların reyting sonuçları belli oldu. Kanal D'nin Daha 17'si, TRT 1'in Teşkilat'ı ve TV8'in MasterChef Türkiye'sinin yer aldığı gecede Total, AB ve ABC1 kategorilerindeki sıralama açıklandı. İşte dün akşamın reyting sonuçlarında ilk sıralarda yer alan yapımlar ve üç kategoride oluşan liste.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>20 Eylül 2026 Pazar günü televizyon ekranlarında yayınlanan dizi, yarışma ve haber programlarının reyting sonuçları belli oldu. Günün sonuçlarında Kanal D ekranlarında yayınlanan <strong>Daha 17</strong> üç ana reyting kategorisinde de ilk sırada yer aldı.</p>

<p>TRT 1'in <strong>Teşkilat</strong> dizisi AB ve ABC1 gruplarında ikinci sırada bulunurken, Total kategorisinde üçüncü sırada yer aldı. TV8'in <strong>MasterChef Türkiye</strong> programı ise AB ve ABC1 listelerinde dördüncü sırada kendisine yer buldu.</p>

<p>Reyting sonuçlarında programların sıralaması <strong>Total, AB ve ABC1</strong> kategorilerine göre farklılık gösterirken, 20 Eylül gecesinin ilk 10'unda diziler, yarışma programları ve haber bültenleri yer aldı.</p>

<h2><strong>Dün akşam reytinglerde kim zirvede?</strong></h2>

<p>20 Eylül 2026 Pazar günü açıklanan reyting sonuçlarında <strong>Daha 17</strong> üç kategoride de birinci sırada yer aldı.</p>

<p>Kanal D'de yayınlanan dizinin yeni bölümü Total, AB ve ABC1 listelerinin tamamında zirvede bulunurken, Teşkilat iki kategoride ikinci sırada yer aldı.</p>

<p>Total grubunda Daha 17'nin ardından dizinin özeti ikinci, Teşkilat ise üçüncü sırada yer aldı. AB ve ABC1 gruplarında ise Daha 17'nin ardından Teşkilat geldi.</p>

<p><img alt="yayın akışı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/thumbs-b-c-f2f6e6100c08da1de9d199b38b6e91e1.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>20 Eylül Total reyting sonuçları</strong></h3>

<p>Genel izleyici kitlesini temsil eden <strong>Total</strong> kategorisinde ilk 10 sıralama şöyle oluştu:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Daha 17 — Kanal D</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Daha 17 (Özet) — Kanal D</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Teşkilat — TRT 1</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Teşkilat (Özet) — TRT 1</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Deniz Uras ile NOW Ana Haber Hafta Sonu — NOW</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>MasterChef Türkiye — TV8</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Çirkin — Star TV</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Show Ana Haber — Show TV</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kanal D Ana Haber — Kanal D</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı Açıklama Yapıyor — TRT Spor</strong></p>
 </li>
</ol>

<p>Total sıralamasında Daha 17'nin yeni bölümü ilk sırada bulunurken, aynı dizinin özeti de ikinci sırada yer aldı. Teşkilat'ın yeni bölümü üçüncü, özeti ise dördüncü sırayı aldı.</p>

<p>MasterChef Türkiye ise Total grubunda altıncı sırada yer aldı.</p>

<p><img alt="yayın akışı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/thumbs-b-c-232b23330888b735590d52e14c27a2ff.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>20 Eylül AB reyting sıralaması</strong></h3>

<p>AB kategorisinde de gecenin ilk sırasında <strong>Daha 17</strong> yer aldı. Teşkilat ikinci, Daha 17'nin özeti ise üçüncü sıraya yerleşti.</p>

<p>AB grubundaki ilk 10 şöyle:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Daha 17 — Kanal D</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Teşkilat — TRT 1</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Daha 17 (Özet) — Kanal D</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>MasterChef Türkiye — TV8</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Deniz Uras ile NOW Ana Haber Hafta Sonu — NOW</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Teşkilat (Özet) — TRT 1</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Çirkin — Star TV</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Çirkin (Özet) — Star TV</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kanal D Ana Haber — Kanal D</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Show Ana Haber — Show TV</strong></p>
 </li>
</ol>

<p>AB sıralamasında MasterChef Türkiye dördüncü sırada yer alırken, Teşkilat'ın özeti altıncı sırada bulundu.</p>

<p>Çirkin dizisi ise yeni bölümüyle yedinci, özetiyle sekizinci sırada yer aldı.</p>

<p><img alt="yayın akışı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/thumbs-b-c-2cb43e7d52bbedc5f3a676b48bcf52fc.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>20 Eylül ABC1 reyting sonuçları</strong></h3>

<p>ABC1 kategorisinde de zirvenin sahibi değişmedi. <strong>Daha 17</strong> ilk sırada yer alırken, <strong>Teşkilat</strong> ikinci sırayı aldı.</p>

<p>ABC1 ilk 10 sıralaması şu şekilde:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Daha 17 — Kanal D</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Teşkilat — TRT 1</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Daha 17 (Özet) — Kanal D</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>MasterChef Türkiye — TV8</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Deniz Uras ile NOW Ana Haber Hafta Sonu — NOW</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Çirkin — Star TV</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Teşkilat (Özet) — TRT 1</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Show Ana Haber — Show TV</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı Açıklama Yapıyor — TRT Spor</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Çirkin (Özet) — Star TV</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ol>

<p>ABC1 listesinde de Daha 17 ilk sıradaki yerini korurken, Teşkilat ikinci sırada yer aldı. MasterChef Türkiye ise dördüncü sıraya yerleşti.</p>

<h3><strong>Daha 17, Teşkilat ve MasterChef'in reyting sıralaması</strong></h3>

<p>20 Eylül Pazar akşamında öne çıkan üç yapımın kategorilere göre sıralaması şöyle oldu:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Daha 17:</strong> Total 1., AB 1., ABC1 1.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Teşkilat:</strong> Total 3., AB 2., ABC1 2.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>MasterChef Türkiye:</strong> Total 6., AB 4., ABC1 4.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Çirkin:</strong> Total 7., AB 7., ABC1 6.</p>
 </li>
</ul>

<p>Böylece Daha 17, 20 Eylül'deki üç ana reyting kategorisinin tamamında ilk sırada yer aldı.</p>

<p><img alt="yayın akışı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/thumbs-b-c-85cd286ef8e3b8189eda50da8dad7695.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Reyting sonuçları nasıl değerlendiriliyor?</strong></h3>

<p>Televizyon programlarının izlenme performansı farklı hedef kitleleri temsil eden reyting kategorileri üzerinden takip ediliyor. Total genel izleyici kitlesini temsil ederken AB ve ABC1 kategorileri farklı sosyoekonomik ve demografik gruplara ilişkin ölçümleri ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu nedenle bir yapımın üç kategorideki sıralaması aynı olmayabiliyor. 20 Eylül sonuçlarında ise Daha 17'nin üç kategoride de ilk sırada bulunması dikkat çekti.</p>

<p>Reyting sonuçları, televizyon kanallarının program performansını takip etmesinin yanı sıra dizilerin, yarışma programlarının ve haber yayınlarının izleyici karşılığını değerlendirmek için kullanılan ölçümler arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/dun-aksam-reytinglerde-kim-birinci-oldu-daha-17-mi-teskilat-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2025/02/thumbs-b-c-4caa5cfd42d88490297569091b4e24b8.jpg" type="image/jpeg" length="99765"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AÖL kayıt yenileme nasıl yapılır? AÖL ilk kayıt ve kayıt yenileme son gün ne zaman? MEB takvimi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/aol-kayit-yenileme-nasil-yapilir-aol-ilk-kayit-ve-kayit-yenileme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/aol-kayit-yenileme-nasil-yapilir-aol-ilk-kayit-ve-kayit-yenileme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-2027 eğitim öğretim yılı Açık Öğretim Lisesi 1. dönem ilk kayıt ve kayıt yenileme süreci devam ediyor. MEB tarafından yayımlanan takvim doğrultusunda öğrencilerin kayıt işlemleri için belirlenen süre içinde başvurularını tamamlaması gerekiyor. AÖL öğrencileri ayrıca sınav türü, ders seçimi ve 1. dönem sınavlarının uygulanacağı tarihlere ilişkin ayrıntıları da takip ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Açık Öğretim Lisesinde (AÖL) 2026-2027 eğitim öğretim yılı 1. dönem ilk kayıt ve kayıt yenileme işlemleri devam ediyor. Açık Lise üzerinden eğitimine devam eden veya yeni kayıt yaptıracak öğrenciler için başvuru sürecinin son tarihi yaklaşırken, kayıt ücretinin ne kadar olduğu ve işlemlerin nasıl yapılacağı da gündemde.</p>

<p>AÖL 1. dönem kayıt işlemleri belirlenen takvim doğrultusunda yürütülüyor. Öğrencilerin kayıt durumlarına göre doğrudan AÖL sistemi üzerinden işlem yapması veya halk eğitimi merkezlerine başvurması gerekiyor.</p>

<h2><strong>AÖL kayıtları ne zaman bitiyor?</strong></h2>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı AÖL 1. dönem yeni kayıt ve kayıt yenileme işlemleri <strong>12 Ekim 2026 Pazartesi günü mesai bitiminde</strong> sona erecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kayıt yenileme işlemi yapacak öğrencilerin ödeme ve sistem üzerindeki gerekli işlemlerini belirtilen süre içinde tamamlaması gerekiyor. Yalnızca ücretin yatırılması, gerekli durumlarda kayıt sürecinin bütün aşamalarının tamamlandığı anlamına gelmeyebileceğinden öğrencilerin AÖL sistemindeki kayıt durumlarını kontrol etmesi önem taşıyor.</p>

<p>Yeni kayıt yaptıracak adaylar açısından ise kayıt için gerekli şartların ve başvuru yönteminin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>2026-2027 AÖL kayıt yenileme ücreti ne kadar?</strong></h3>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı için Açık Öğretim Lisesi <strong>ilk kayıt ve kayıt yenileme ücreti 750 TL</strong> olarak uygulanıyor.</p>

<p>Ödeme işlemleri MEB'in ödeme sistemi üzerinden banka veya kredi kartıyla yapılabiliyor. Bunun yanında Ziraat Bankası, VakıfBank ve Halkbank'ın ATM, internet şubesi ve mobil bankacılık kanalları da ödeme seçenekleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Ücret ödemesinin <strong>12 Ekim 2026 saat 23.59'a kadar</strong> yapılabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Kılavuzda yer alan şartları taşıyan ve kayıt bedeli muafiyeti bulunan öğrencilerden ise ücret alınmıyor. Tutuklu ve hükümlü öğrenciler için ise kılavuzdaki özel hükümler uygulanıyor.</p>

<p>Ücret muafiyeti kapsamında olup olmadığından emin olmayan öğrencilerin durumlarını MEBİM veya halk eğitimi merkezleri üzerinden teyit etmesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="Elektronik İngilizce Yeterlik Sınavı E Tep 2026:3 Giriş Belgeleri Erişime Açıldı" class="detail-photo img-fluid" height="860" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/elektronik-ingilizce-yeterlik-sinavi-e-tep-20263-giris-belgeleri-erisime-acildi.png" width="1546" /></p>

<h3><strong>AÖL kayıt yenileme nasıl yapılır?</strong></h3>

<p>Açık Öğretim Lisesinde aktif, beklemeli veya donuk durumda bulunan öğrencilerin kayıt yenileme işlemleri AÖL Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden yürütülebiliyor.</p>

<p>Öğrencilerin öncelikle sistemdeki kayıt durumlarını kontrol etmesi ve gerekli ödeme işlemini tamamlaması gerekiyor. Başvurunun ardından öğrencinin ders seçimi ve sınav durumuyla ilgili bilgilerini de sistem üzerinden takip etmesi gerekiyor.</p>

<p>Bazı öğrenciler için ise doğrudan halk eğitimi merkezi müdürlüklerine başvuru şartı bulunuyor.</p>

<h3><strong>Kimler halk eğitimi merkezine başvuracak?</strong></h3>

<p>MEB'in ortaöğretim mevzuatı kapsamında belirli durumdaki öğrencilerin kayıt işlemlerinde halk eğitimi merkezi müdürlüklerine müracaat etmesi gerekiyor.</p>

<p>Örgün eğitim hakkını kaybedenler, şartları taşıyan sınıf tekrarındaki öğrenciler, liseye yerleşememiş ortaokul mezunları ve 9. sınıfta devamsızlık hakkını dolduran öğrenciler doğrudan halk eğitimi merkezlerine başvurabiliyor.</p>

<p>Bunun dışındaki bazı özel durumlarda ise öğrencilerin öncelikle il veya ilçe nakil komisyonlarından ön onay alması gerekebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni kayıt yaptıracak öğrencilerin kendi eğitim durumlarına göre hangi başvuru yönteminin geçerli olduğunu kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="YKS ve LGS öncesi uzmanlardan önemli uyarı: " s="" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-df70521398e33699b38f38649340446b.jpg" /></p>

<h3><strong>AÖL öğrencileri e-Sınava mı girecek?</strong></h3>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı 1. döneminde öğrencilerin sınav yöntemi seçtikleri ders sayısı ve özel durumlarına göre değişiyor.</p>

<p><strong>10 veya daha az ders seçen öğrenciler</strong> e-Sınav merkezlerinde sınava giriyor. <strong>11 ve daha fazla ders seçen öğrenciler</strong> ise basılı evrakla gerçekleştirilen yazılı sınavlara katılıyor.</p>

<p>Bazı öğrenci grupları için ise ders sayısından bağımsız özel uygulamalar bulunuyor.</p>

<p>KKTC, Cidde ve cezaevi öğrencileri ders sayısına bakılmaksızın e-Sınav uygulamasına alınırken, KKTC ve Cidde dışındaki yurt dışı öğrencileri ile engelli ve sevgi evlerinde kalan öğrenciler okullarda gerçekleştirilen yazılı sınavlara katılabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle öğrencilerin sınav türünü yalnızca ders sayısına göre değil, özel durumlarına göre de kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>AÖL 1. dönem sınavları ne zaman?</strong></h3>

<p>Açık Öğretim Lisesi 2026-2027 eğitim öğretim yılı 1. dönem sınavları iki farklı yöntemle gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>e-Sınavlar</strong>, randevu alan öğrenciler için <strong>28 Kasım 2026 ile 18 Ocak 2027</strong> tarihleri arasında yapılacak.</p>

<p>Basılı evrakla okullarda gerçekleştirilecek yüz yüze sınav ise <strong>20 Aralık 2026 Pazar günü</strong> uygulanacak.</p>

<p>Sınav türü öğrencinin durumuna göre belirlendiği için öğrencilerin sınav tarihini ve sınav giriş bilgilerini AÖL sisteminden takip etmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>AÖL 1. dönem sınav takvimi</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>e-Sınavlar:</strong> 28 Kasım 2026 – 18 Ocak 2027</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Okullarda yazılı sınav:</strong> 20 Aralık 2026 Pazar</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>AÖL ilk kayıt ve kayıt yenileme son günü:</strong> 12 Ekim 2026</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kayıt ücreti:</strong> 750 TL</p>
 </li>
</ul>

<h3><img alt="YKS 2026 müfredatında dikkat çeken detay: Terör örgütleri ve yakın tarih sınav konusu oldu" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/o-s-y-m1.jpg" width="1280" /></h3>

<h3><strong>AÖL kayıt işlemlerinde nelere dikkat edilmeli?</strong></h3>

<p>Öğrencilerin kayıt sürecinde yalnızca ücret ödeme işlemini değil, sistemdeki kayıt durumlarını da kontrol etmesi gerekiyor. Özellikle ilk kez kayıt yaptıracak adayların eğitim durumlarına göre halk eğitimi merkezi veya ilgili komisyon üzerinden yürütülmesi gereken işlemleri tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Kayıt yenileme süresinin sona ermesinin ardından öğrencilerin ders seçimi ve sınav işlemleri açısından yeni bir dönem başlayacak. Bu nedenle 12 Ekim tarihine kadar kayıt işlemlerinin tamamlanması, ardından sınav türü ve sınav tarihinin kontrol edilmesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/aol-kayit-yenileme-nasil-yapilir-aol-ilk-kayit-ve-kayit-yenileme</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/sinav-2377407.jpg" type="image/jpeg" length="37061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teşkilat yeni bölüm ne zaman? Teşkilat 185. bölüm fragmanı ne zaman yayınlanacak? Yeni sezon oyuncuları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/teskilat-yeni-bolum-ne-zaman-teskilat-185-bolum-fragmani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/teskilat-yeni-bolum-ne-zaman-teskilat-185-bolum-fragmani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TRT 1 ekranlarında yeni sezonuyla izleyici karşısına çıkan Teşkilat’ın ardından gözler 185. bölüme çevrildi. Dizinin yeni bölümüne ilişkin yayın tarihi belli olurken, bölüm fragmanının yayınlanıp yayınlanmadığı da araştırılıyor. Yeni sezonda kadroya katılan isimler de dizinin takipçilerinin gündeminde yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TRT 1’in aksiyon dizisi Teşkilat, 20 Eylül Pazar akşamı 7. sezonunun ilk bölümüyle ekranlara döndü. Yeni sezonun ilk bölümünün tamamlanmasının ardından dizinin takipçileri bu kez <strong>Teşkilat 185. bölüm fragmanı</strong> için araştırma yapmaya başladı.</p>

<p>Yeni bölümün yayın tarihi belli olurken, 185. bölüm fragmanı henüz TRT 1 tarafından paylaşılmadı. Dizinin önceki yayın dönemindeki fragman yayınlama düzeni dikkate alındığında yeni tanıtımın bölümden sonraki günlerde ekrana gelmesi bekleniyor.</p>

<h2><strong>Teşkilat 185. bölüm fragmanı yayınlandı mı?</strong></h2>

<p><strong>Teşkilat 185. bölüm fragmanı henüz yayınlanmadı.</strong> 21 Eylül 2026 itibarıyla TRT 1’in resmi kanallarında 185. bölüme ilişkin yeni bölüm fragmanı bulunmuyor.</p>

<p>Dizinin önceki sezonlarında yeni bölüm tanıtımları, bölüm yayınlandıktan sonraki günlerde paylaşılmıştı. Bu nedenle 185. bölüm fragmanının da yayın takvimine bağlı olarak ilerleyen günlerde yayınlanması bekleniyor.</p>

<p>Fragman yayınlandığında bölümde yaşanacak gelişmelere ilişkin yeni ayrıntılar da ortaya çıkacak. Bu nedenle şu aşamada fragmanda yer almayan olaylar üzerinden kesin bir bölüm içeriği aktarmak mümkün değil.</p>

<h3><strong>Teşkilat 185. bölüm ne zaman yayınlanacak?</strong></h3>

<p>Teşkilat’ın 185. bölümü <strong>27 Eylül 2026 Pazar günü saat 20.00’de TRT 1 ekranlarında</strong> yayınlanacak.</p>

<p>Dizinin yeni sezonda da pazar akşamları yayınlanması planlanıyor. 185. bölüm, 20 Eylül’de yayınlanan sezonun ilk bölümünün ardından yeni hikâyenin devamını ekrana getirecek.</p>

<h3><strong>Teşkilat 185. bölüm yayın bilgileri</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Dizi:</strong> Teşkilat</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bölüm:</strong> 185</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tarih:</strong> 27 Eylül 2026, Pazar</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Saat:</strong> 20.00</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kanal:</strong> TRT 1</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Fragman:</strong> Henüz yayınlanmadı</p>
 </li>
</ul>

<h3><img alt="Teşkilat 3" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/teskilat-3.webp" width="750" /></h3>

<h3><strong>Teşkilat yeni sezonunda kimler var?</strong></h3>

<p>Teşkilat’ın yeni sezonunda mevcut oyuncu kadrosunun yanı sıra yeni isimler de hikâyeye dahil oldu.</p>

<p>Dizinin başrollerinde <strong>Tolga Sarıtaş, Yunus Emre Yıldırımer, Buçe Buse Kahraman, Murat Han, Melisa Akman ve Serdar Yeğin</strong> yer alıyor.</p>

<p>Yeni sezonda kadroya dahil olan oyuncular arasında ise <strong>Bensu Soral, Selim Bayraktar, Ali Seçkiner Alıcı, Duygu Sarışın, Savaş Özdemir, Damla Colbay, Gökberk Demirci, Ahmet Yıldırım, Ayşen Gürler, Ferhan Vural ve Uğur Yücel</strong> bulunuyor.</p>

<p>Yeni oyuncuların hikâyedeki rolleri ve karakterleri, sezonun ilerleyen bölümleriyle birlikte daha fazla ayrıntı kazanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Teşkilat 7. sezonda ne anlatıyor?</strong></h3>

<p>Teşkilat’ın 7. sezonuyla birlikte hikâyede yeni karakterler ve yeni çatışma başlıkları öne çıkıyor. 20 Eylül’de yayınlanan sezon açılışında aksiyon ağırlıklı anlatımın sürdüğü görüldü.</p>

<p>Yeni sezonun ilk bölümünün ardından özellikle yeni karakterlerin hikâyeye nasıl dahil olacağı ve mevcut karakterlerle ilişkilerinin nasıl şekilleneceği 185. bölüm öncesinde öne çıkan konular arasında bulunuyor.</p>

<p>Ancak 185. bölüm fragmanı henüz yayınlanmadığı için yeni bölümde yaşanacak gelişmelerin tamamına ilişkin resmi bir içerik paylaşılmış değil.</p>

<p><img alt="Teşkilat 1" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/teskilat-1.webp" width="750" /></p>

<h3><strong>Teşkilat 185. bölüm fragmanı nereden izlenir?</strong></h3>

<p>185. bölüm fragmanı yayınlandığında TRT 1’in resmi kanalları üzerinden izlenebilecek. Fragmanın yayınlanmasıyla birlikte yeni bölümde yer alacak sahneler ve karakterlerin karşılaşacağı gelişmeler daha net görülebilecek.</p>

<p>Şu an için kesinleşen bilgi, <strong>185. bölümün 27 Eylül Pazar günü saat 20.00’de yayınlanacağı</strong> yönünde. Fragmanın yayınlanma tarihi ise henüz resmi olarak açıklanmış değil.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/teskilat-yeni-bolum-ne-zaman-teskilat-185-bolum-fragmani</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/01/teskilat-4.webp" type="image/jpeg" length="89183"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fransa'nın güneyinde yüksek yangın riski: 3 vilayette kırmızı alarm verildi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/fransanin-guneyinde-yuksek-yangin-riski-3-vilayette-kirmizi-alarm-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/fransanin-guneyinde-yuksek-yangin-riski-3-vilayette-kirmizi-alarm-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa'nın güneyindeki Gard, Aude ve Pyrenees-Orientales vilayetlerinde yüksek yangın riski nedeniyle kırmızı alarm verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihinin en büyük yangın sezonunu geçiren <strong>Fransa</strong>'da, ülkenin güneyindeki 3 vilayet için yüksek yangın riski nedeniyle kırmızı alarm uygulamasına geçildi.</p>

<h2><strong>3 vilayette yangın riski çok yüksek</strong></h2>

<p>Fransız meteoroloji kurumu<strong> Meteo-France</strong>, Gard, Aude ve Pyrenees-Orientales vilayetlerinde yangın tehlikesinin yüksek seviyeye ulaştığını duyurdu.</p>

<p>Kurum, bölgede beklenen yüksek <strong>sıcaklıklar</strong> ile kuvvetli rüzgarların yangın riskini "çok yüksek" seviyeye taşıdığını belirterek söz konusu 3 vilayet için kırmızı alarm verdi.</p>

<h3><strong>4 vilayette turuncu alarm uygulanıyor</strong></h3>

<p>Ardeche, Herault, Vaucluse ve Bouches-du-Rhone vilayetlerinde ise <strong>yangın</strong> alarm seviyesi turuncu olarak belirlendi. Bu bölgelerdeki risk seviyesi "yüksek" olarak açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Yangınlarda 117 bin hektardan fazla alan yandı</strong></h3>

<p><strong>Fransa</strong>, bu yıl tarihinin en büyük yangın sezonlarından birini yaşarken ülke genelinde 117 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Yangınlarda 4 itfaiyeci de hayatını kaybetti.</p>

<p>Yangınların en fazla görüldüğü vilayetlerden Gironde'de ise haftalar boyunca kontrol altına alınamayan yangında 42 bin hektarlık alan alevlerden etkilendi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/fransanin-guneyinde-yuksek-yangin-riski-3-vilayette-kirmizi-alarm-verildi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/fransanin-guneyindeki-3-vilayet-yangin-riski-nedeniyle-kirmizi-alarmda.png" type="image/jpeg" length="31282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KPSS yeniden mi yapılacak? KPSS iptal mi oldu? Şanlıurfa’da hangi adaylar yeniden sınava girecek?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kpss-yeniden-mi-yapilacak-kpss-iptal-mi-oldu-sanliurfa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kpss-yeniden-mi-yapilacak-kpss-iptal-mi-oldu-sanliurfa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun tamamının iptal edilip edilmeyeceği tartışmaları, Şanlıurfa’daki incelemenin ardından netleşti. ÖSYM, Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü’ndeki uygulamaya ilişkin incelemesini tamamladı. Karar, sınava katılan adayların tamamını değil, belirlenen bir grubu kapsıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun Türkiye genelinde iptal edilip edilmeyeceğine ilişkin tartışmalar, ÖSYM’nin Şanlıurfa’daki incelemesi sonrası sona erdi. ÖSYM, 6 Eylül’de gerçekleştirilen sınavın tamamını iptal etmedi. Şanlıurfa Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü’nde sınava giren belirli adaylar için ise eş değer sınav yapılmasına karar verildi.</p>

<p>ÖSYM’nin incelemesi sonucunda Osmanbey Kampüsü’nde bulunan 150 sınav salonunun 22’sinde, toplam 392 adaya yönelik sınav uygulamalarında mevzuata aykırılık tespit edildi. Bu adaylar için yeni bir eş değer sınav uygulanacak.</p>

<h2><strong>2026 KPSS iptal mi edildi?</strong></h2>

<p>2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu Türkiye genelinde iptal edilmedi. ÖSYM’nin açıklamasında, 6 Eylül’de gerçekleştirilen sınavın 145 sınav merkezinde, 4 bin 724 sınav binası ve 86 bin 646 sınav salonunda 1 milyon 708 bin 329 aday için uygulandığı belirtildi.</p>

<p>Şanlıurfa’da yapılan inceleme sonucunda alınan karar, sınava giren bütün adayları kapsayan yeni bir sınav anlamına gelmiyor. ÖSYM, yalnızca inceleme kapsamında mevzuata aykırı uygulama tespit edilen 22 salondaki 392 aday için eş değer sınav yapılmasına karar verdi.</p>

<p>Dolayısıyla Ankara, İstanbul, İzmir ve diğer illerde aynı oturuma giren adaylar açısından 6 Eylül’de yapılan sınavın yeniden uygulanacağına ilişkin bir karar bulunmuyor.</p>

<p>ÖSYM’nin resmi sınav takviminde de 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun sınav tarihi 6 Eylül 2026, sonuç tarihi ise 7 Ekim 2026 olarak yer alıyor.</p>

<h3><strong>Şanlıurfa’da KPSS sınavında ne olmuştu?</strong></h3>

<p>6 Eylül’de yapılan KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu öncesinde Şanlıurfa şehir merkezi ile Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü arasındaki bağlantı yolunda ulaşım sorunu yaşandı.</p>

<p>ÖSYM’nin açıklamasına göre bağlantı yolunun tek şeride düşürülmesi ve bölgede meydana gelen trafik kazası nedeniyle sınav binalarına ulaşım zorlaştı. Şanlıurfa ÖSYM İl Koordinatörlüğü, çok sayıda adayın sınava yetişemeyebileceğini tespit ederek durumu ÖSYM Sınav Günü Masası'na iletti.</p>

<p>Bunun üzerine Osmanbey Kampüsü’ndeki sınav binalarına giriş süresi 30 dakika uzatıldı ve sınavın başlangıç saati 10.45 olarak uygulandı.</p>

<p>ÖSYM, bu uygulamanın ardından olayın ayrıntılarının belirlenmesi amacıyla inceleme başlattı.</p>

<p><img alt="Thumbs B C KPSS-2026/1 yerleştirme sonuçları açıklandı! ÖSYM KPSS tercih sonucu sorgulama ekranı-(copy)" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/thumbs-b-c-f48a32d32839db65b7d2deff20496e17.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>ÖSYM 392 adayı nasıl belirledi?</strong></h3>

<p>İnceleme kapsamında sınav merkezi yöneticileri ve görevlilerinin görüşlerine başvuruldu. Bunun yanında sınav binaları ve salonlarına ilişkin tutanaklar ile kamera kayıtları da incelendi.</p>

<p>ÖSYM, sınav binası girişlerindeki kamera görüntülerinin yanı sıra sınav salonlarındaki kayıtların da aday bazında değerlendirildiğini açıkladı. Yapılan inceleme ve değerlendirmelerin sonucunda Osmanbey Kampüsü'ndeki 150 salonun 22’sinde sınava giren 392 adaya yönelik uygulamaların mevzuata aykırı olduğu tespit edildi.</p>

<p>Bu tespit sonrasında ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından 15 Eylül 2026 tarihli ve 2026/38.10 sayılı karar alındı.</p>

<h3><strong>KPSS telafi sınavı kimleri kapsıyor?</strong></h3>

<p>Eş değer sınav, Osmanbey Kampüsü'nde mevzuata aykırı uygulamanın tespit edildiği 22 salonda sınava giren <strong>392 adayı </strong>kapsıyor.</p>

<p>Karar, Şanlıurfa'daki tüm KPSS adayları için de geçerli değil. Aynı kampüste bulunan ancak inceleme kapsamında söz konusu uygulamaların tespit edilmediği diğer salonlarda sınava giren adayların sınavları da bu karar nedeniyle yeniden yapılmayacak.</p>

<p>Benzer şekilde Türkiye'nin diğer illerinde 6 Eylül'de KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna katılan adaylar için de toplu bir telafi sınavı kararı bulunmuyor. ÖSYM’nin açıkladığı karar, belirlenen 392 adayla sınırlı.</p>

<h3><strong>Eş değer KPSS sınavı ne zaman yapılacak?</strong></h3>

<p>ÖSYM, 392 aday için eş değer sınav yapılmasına karar verdi ancak 16 Eylül tarihli açıklamada sınavın uygulanacağı tarih ayrıca belirtilmedi.</p>

<p>Bu nedenle şu aşamada 392 adayın gireceği telafi sınavının kesin tarihi konusunda ÖSYM tarafından yeni bir tarih açıklanmış değil. Sınav tarihi ve ilgili uygulama ayrıntılarının ÖSYM tarafından ayrıca duyurulması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adayların sınava ilişkin yeni duyuruları ÖSYM’nin resmi internet sitesi ve Aday İşlemleri Sistemi üzerinden takip etmesi önem taşıyor. ÖSYM’nin mevcut sınav takviminde 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür sonuç tarihi 7 Ekim 2026 olarak gösteriliyor.</p>

<h3><strong>KPSS sonuçları ne zaman açıklanacak?</strong></h3>

<p>Türkiye genelinde gerçekleştirilen 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu için ÖSYM sınav takvimindeki sonuç tarihi <strong>7 Ekim 2026</strong>.</p>

<p>Ancak Şanlıurfa Osmanbey Kampüsü'nde eş değer sınava girecek 392 aday açısından sonuç sürecinin nasıl işletileceği, telafi sınavının tarihi ve bu adayların sonuçlarının açıklanmasına ilişkin ayrıntıların ÖSYM tarafından yapılacak ek duyurularla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>ÖSYM’nin sınav takviminde 2026-KPSS Lisans Alan Bilgisi oturumlarının da 12 ve 13 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirildiği ve bu oturumların sonuç tarihinin de 7 Ekim olarak belirlendiği görülüyor.</p>

<p><img alt="Kpss A Grubu Nedir" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/05/kpss-a-grubu-nedir.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>Kararın özeti</strong></h3>

<p>ÖSYM’nin Şanlıurfa kararıyla ilgili adayların bilmesi gereken temel noktalar şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>2026 KPSS Lisans GY-GK oturumu Türkiye genelinde iptal edilmedi.</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tüm adaylar için yeniden KPSS yapılmayacak.</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Şanlıurfa Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü'ndeki <strong>150 salonun 22’sinde</strong> mevzuata aykırı uygulama tespit edildi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu salonlarda sınava giren <strong>392 aday için eş değer sınav yapılacak.</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Karar, ÖSYM Yönetim Kurulu’nun <strong>15 Eylül 2026 tarihli 2026/38.10 sayılı kararına</strong> dayanıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eş değer sınavın <strong>kesin tarihi henüz açıklanmadı.</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Diğer salonlarda ve Türkiye'nin diğer illerinde sınava giren adayların 6 Eylül’deki sınavları bu karar kapsamında yeniden yapılmayacak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>2026-KPSS Lisans GY-GK için ÖSYM’nin mevcut takviminde sonuç tarihi <strong>7 Ekim 2026</strong> olarak yer alıyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>ÖSYM’nin açıklamasında eş değer sınav kararının, belirlenen adayların hak kaybı yaşamaması ve sınavda fırsat eşitliğinin korunması amacıyla alındığı belirtildi. Yeni sınavın tarihi ve adayların izleyeceği süreç ise ÖSYM’nin yapacağı duyuruyla kesinleşecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kpss-yeniden-mi-yapilacak-kpss-iptal-mi-oldu-sanliurfa</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/kpss-maratonu-6-eylulde-baslayacak.png" type="image/jpeg" length="33619"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[21 Eylül Alzheimer Günü’nde uzmanlardan 10 kritik uyarı!]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/21-eylul-alzheimer-gununde-uzmanlardan-10-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/21-eylul-alzheimer-gununde-uzmanlardan-10-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde uzmanlar uyarıyor. “Alzheimer ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlıyor! Sadece hastayı değil, yakın çevresini de derinden etkiliyor!” Fiziksel aktivitenin artırılması, dengeli beslenme, kaliteli uyku, sosyal ve zihinsel olarak aktif bir yaşam ile tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi risklerin kontrol altında tutulması, yalnızca Alzheimer açısından değil, genel beyin ve damar sağlığı açısından da önem taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığının ilk belirtileri ortaya çıkmadan yıllar önce beyinde değişikliklerin başlayabildiği belirtiliyor. Uzmanlara göre yaş ve genetik yatkınlık değiştirilemeyen riskler arasında yer alırken; tansiyon, kolesterol, diyabet, işitme kaybı, fiziksel hareketsizlik, sigara, sağlıksız beslenme ve sosyal izolasyon gibi bazı etkenlerin kontrol altına alınması bilişsel sağlığın korunmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p><img alt="Alzheimer2" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/alzheimer2.jpeg" width="948" /></p>

<p>Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer hastalığının görülme sıklığı da artıyor. Uzmanlar, hastalığın yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Alzheimer'a ilişkin araştırmalar, hastalığın klinik belirtilerinden çok daha önce beyinde biyolojik değişikliklerin başlayabildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer hastalığında ilk belirtilerin ortaya çıkmasından yaklaşık 20 yıl önce beyinde bazı değişikliklerin başlayabildiğini belirtiyor. Tuncer'e göre bu durum, özellikle orta yaş döneminde alınan sağlık kararlarının ilerleyen yaşlardaki beyin sağlığı açısından önemini ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="Prof. Dr. Ne E Tuncer" class="detail-photo img-fluid" height="2324" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/prof-dr-ne-e-tuncer.jpg" width="1843" /></p>

<h2><strong>“Yaklaşık 700 bin Alzheimer hastası var” </strong></h2>

<p>Uzmanlar, Türkiye'de yaklaşık 700 bin kişinin Alzheimer hastalığıyla yaşadığını, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde bu sayının 2050'ye kadar önemli ölçüde artabileceğini söylüyor. Beyin hücrelerinin ilerleyici biçimde hasar görmesi ve kaybedilmesiyle ortaya çıkan Alzheimer’ın, hastanın yanı sıra ailesini ve bakım veren yakınlarını da etkilediği biliniyor.</p>

<p>Prof. Dr. Tuncer’e göre hastalığın erken döneminde yakın zamanda yaşanan olayları unutma, aynı soruları tekrarlama ve tanıdık kelimeleri hatırlamakta güçlük çekme gibi belirtiler görülebiliyor. İlerleyen dönemlerde ise planlama ve günlük işleri yerine getirme becerilerinde bozulma, zaman ve mekan algısında değişiklikler ve kişilik değişiklikleri ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Tuncer, hastalığın ilerleyici özelliğinin zamanla kişinin bağımsızlığını kaybetmesine, bakım verenlerin ise fiziksel, psikolojik ve ekonomik açıdan ciddi yüklerle karşılaşmasına yol açabildiğini belirtiyor.</p>

<p><img alt="Alzheimer Ve Demans Verileri Açıklandı" class="detail-photo img-fluid" height="1072" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/alzheimer-ve-demans-verileri-aciklandi.png" width="1556" /></p>

<h3><strong>Hangi faktörler riski artırabiliyor?</strong></h3>

<p>Tuncer’in değerlendirmesine göre, Alzheimer açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında fiziksel hareketsizlik, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ve insülin direnci, obezite, sigara ve aşırı alkol kullanımı, sosyal izolasyon, yetersiz veya kalitesiz uyku, sağlıksız beslenme ve işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi bulunuyor.</p>

<p>İşitme kaybı, depresyon, kafa travmaları ve hava kirliliğine maruziyet de bilişsel sağlık açısından üzerinde durulan diğer faktörler arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu faktörlerin tamamının Alzheimer'a doğrudan neden olduğu anlamına gelmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Neşe Tuncer, özellikle değiştirilebilir risklerin kontrol edilmesinin genel beyin ve damar sağlığı açısından önem taşıdığını vurguluyor. Tuncer, Alzheimer konusunda şu uyarılarda bulunuyor:</p>

<h3><strong>Hareketli bir yaşam</strong></h3>

<p>Düzenli fiziksel aktivite, beyin sağlığının korunmasında önemli unsurlardan biri olarak gösteriliyor. Yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktiviteyi; tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi egzersizleri öneriliyor.</p>

<h3><strong>Dengeli beslenme</strong></h3>

<p>Sebze ve meyveler, tam tahıllar, zeytinyağı, balık ve kuruyemişleri öne çıkaran Akdeniz tipi beslenme, hem damar hem de beyin sağlığı açısından önerilen beslenme modelleri arasında bulunuyor. Buna karşılık aşırı şeker, trans yağ ve yoğun işlenmiş gıda tüketiminin sınırlandırılması öneriliyor.</p>

<h3><strong>Uykuyu ihmal etmemek</strong></h3>

<p>Yeterli ve kaliteli uyku da bilişsel sağlık açısından önem taşıyor. Özellikle uyku apnesi gibi uyku bozukluklarının fark edilmesi ve tedavi edilmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Beyni aktif tutmak</strong></h3>

<p>Okumak, yeni bir dil veya beceri öğrenmek, müzikle ilgilenmek ve zihinsel olarak aktif kalmak bilişsel rezervin korunmasına katkı sağlayabiliyor. Ancak bu tür aktivitelerin Alzheimer'ı kesin olarak önlediği değil, bilişsel dayanıklılığa katkı sağlayabileceği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Sosyal yaşamdan kopmamak</strong></h3>

<p>Aile ve arkadaşlarla düzenli iletişim kurmak, sosyal etkinliklere katılmak ve toplumsal yaşamın içinde olmak da bilişsel sağlık açısından önem taşıyor. Sosyal izolasyon ve düşük sosyal bağlantı, üzerinde durulan değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer alıyor.</p>

<p><img alt="Alzheimer3" class="detail-photo img-fluid" height="607" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/alzheimer3.webp" width="1000" /></p>

<h3><strong>Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini takip etmek</strong></h3>

<p>Hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi kardiyometabolik sorunların kontrol altında tutulması hem damar hem de beyin sağlığı açısından önem taşıyor. Düzenli doktor kontrolleri ve gerekli tedavilerin aksatılmaması, ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlığın korunmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<h3><strong>Sağlıklı kiloyu korumak</strong></h3>

<p>Fazla kilo ve obezite; tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi başka risk faktörleriyle de ilişkili olabildiğinden, sağlıklı kilonun korunması genel sağlık açısından önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Sigaradan uzak durmak</strong></h3>

<p>Sigara kullanımı damar sağlığı başta olmak üzere birçok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Uzmanlar, beyin sağlığını korumak açısından sigaradan uzak durulmasını öneriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İşitme kaybını ihmal etmemek</strong></h3>

<p>İşitme kaybının erken fark edilmesi ve gerekli durumlarda işitme cihazı gibi desteklerin kullanılması da bilişsel sağlık açısından önem taşıyor. İşitme kaybının tedavi edilmesinin bilişsel gerileme riski üzerindeki etkisi ise araştırılmaya devam ediyor.</p>

<p><img alt="Alzheimer" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2024/04/alzheimer.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Kafa travması ve hava kirliliğine dikkat</strong></h3>

<p>Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine mümkün olduğunca daha az maruz kalmak da koruyucu yaklaşımın parçaları arasında değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>Erken tanıda yeni yöntemler</strong></h3>

<p>Alzheimer araştırmalarında son yıllarda tanı yöntemleri ve hastalığın biyolojik özelliklerinin daha erken dönemde belirlenmesine yönelik önemli gelişmeler yaşanıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Neşe Tuncer, özellikle biyobelirteçlerin kullanımının ve hastalığın seyrini yavaşlatmaya yönelik yeni tedavilerin Alzheimer araştırmalarında önemli bir alan oluşturduğunu belirtiyor.</p>

<p><img alt="Alzheimer1" class="detail-photo img-fluid" height="1236" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/alzheimer1.jpg" width="1250" /></p>

<p>Bu gelişmeler, hastalık belirtileri belirginleşmeden önce Alzheimer'a ilişkin biyolojik bulguların ortaya konulması ve uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin daha erken değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Tuncer’e göre Alzheimer riskini tamamen ortadan kaldıran tek bir yöntem bulunmuyor. Ancak fiziksel aktivitenin artırılması, dengeli beslenme, kaliteli uyku, sosyal ve zihinsel olarak aktif bir yaşam ile tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi risklerin kontrol altında tutulması, yalnızca Alzheimer açısından değil, genel beyin ve damar sağlığı açısından da önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sultan Özer</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/21-eylul-alzheimer-gununde-uzmanlardan-10-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/02/thumbs-b-c-d2242408953c6b18efc82eb9e5787cd7.jpg" type="image/jpeg" length="75389"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çorum'da dünyanın ilk barış akdi Kadeş Anlaşması'nın nüshası bulundu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/corumda-dunyanin-ilk-baris-akdi-kades-anlasmasinin-nushasi-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/corumda-dunyanin-ilk-baris-akdi-kades-anlasmasinin-nushasi-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hitit başkenti Hattuşa'daki Büyükkale kazılarında bulunan çivi yazılı tablet parçasının, Kadeş Barış Antlaşması'nın nüshalarından birine ait olduğu belirlendi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bir yıllık incelemenin ardından duyurulan yeni parçada iki ülke arasında sığınmacılara yönelik düzenlemeler ile evlerin tahrip edilmemesine ilişkin tarihi hükümlerin yer aldığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çorum'daki Hitit başkenti Hattuşa'da yürütülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan çivi yazılı tablet parçasının, insanlık tarihinin ilk yazılı barış antlaşması kabul edilen Kadeş Barış Antlaşması'nın nüshalarından birine ait olduğunun bilimsel olarak kanıtlandığını açıkladı.</p>

<p>Keşfi 21 Eylül Dünya Barış Günü'nde kamuoyuyla paylaşan Bakan Ersoy, bulunan yeni parçanın iki devlet arasında sığınmacılara yönelik muameleyi ve konut dokunulmazlığını düzenleyen kritik hükümler içerdiğini bildirdi.</p>

<h2><strong>"Barışın binlerce yıllık izini Anadolu toprağında bulduk"</strong></h2>

<p>Bakan Ersoy, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Anadolu'nun diplomasi tarihindeki öncü rolüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Barışın binlerce yıllık izini Anadolu'nun toprağında bulduk. Çorum Hattuşa'daki Büyükkale kazılarında bulunan çivi yazılı tablet parçasının, Kadeş Barış Antlaşması'nın nüshalarından birine ait olduğu bilimsel incelemelerle belirlendi. Yeni parça, antlaşmanın bir ülkeden diğerine sığınan insanlara yönelik muameleyi düzenleyen hükümlerine ait satırlar içeriyor. İnsanların evlerinin tahrip edilmemesine ilişkin ifadeler, binlerce yıl öncesinden bugünümüze güçlü bir mesaj taşıyor. 21 Eylül Dünya Barış Günü'nde kamuoyuyla paylaştığımız bu kıymetli keşif, Anadolu'nun barış ve diplomasi tarihindeki köklü yerini bir kez daha ortaya koyuyor."</i></p>
</blockquote>

<p>Paylaşımında Orta Doğu ve Filistin'deki insani krizlere de değinen Ersoy, <i>"Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan bu miras, insan hayatını ve onurunu koruma sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere, tüm insanların güven içinde, barış ve huzurla yaşayacağı bir gelecek diliyoruz"</i> diyerek kazı heyetini tebrik etti.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığından paylaşılan bilgilere göre tablet parçası, Hattuşa Antik Kenti'nin merkez yönetim kompleksi olan Büyükkale'deki "E" binası çevresinde gün yüzüne çıkarıldı.</p>

<p>Yalnızca tek yüzü korunmuş olan çivi yazılı parça, yaklaşık bir yıl boyunca epigraflar ve arkeologlar tarafından ayrıntılı laboratuvar incelemelerine tabi tutuldu. Deşifre çalışmaları neticesinde parçanın, Hitit Kralı III. Hattuşili ile Mısır Firavunu II. Ramses arasında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması'nın Akadça nüshasına ait olduğu tescillendi.</p>

<p>Yeni buluntu, antlaşmanın 12 ile 20. maddeleri arasında yer alan diplomatik düzenlemeleri kapsıyor. Mısır veya Hatti topraklarından diğer tarafa kaçan/sığınan kişilerin hukuki statüsü ve bu kişilere uygulanacak insani muameleler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırık ve eksik satırların okunabilen bölümlerinde, sığınan kişilerin geride kalan aileleri veya hanelerine dönük "evlerin tahrip edilmemesi" yönündeki koruyucu hükümler.</p>

<h3><strong>Hattuşa'nın dağılan mirası tamamlanıyor</strong></h3>

<p>M.Ö. 13. yüzyılda akdedilen Kadeş Barış Antlaşması'nın hiyeroglifle yazılmış kopyaları Mısır'daki tapınak duvarlarında yer alırken; Akadça dilinde çivi yazısıyla hazırlanan kil tablet nüshaları ilk olarak 1906-1912 yılları arasındaki Hattuşa kazılarında ortaya çıkarılmıştı.</p>

<p>Bu ilk kazılarda bulunan tablet parçaları günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Berlin Önasya Müzesi ve St. Petersburg Ermitaj Müzesi koleksiyonlarında korunuyor. Büyükkale'de bulunan son parça, eksik kalan diplomatik metinlerin tamamlanması sürecine doğrudan katkı sunarken, kazı heyeti alandaki çalışmalarını metnin diğer kayıp satırlarını bulma hedefiyle sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/corumda-dunyanin-ilk-baris-akdi-kades-anlasmasinin-nushasi-bulundu</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42529349-42529348-h-a-t-t-u-s-a-d-a-b-u-l-u-n-a-n-c-i-v-i-y-a-z-i-l-i-t-a-b-l-e-t-p-a-r-c-a-s-i-n-i-n-k-a-d-e-s-b-a-r-i-s-a-n-t-l-a-s-m-a-s-i-n-i-n-n-u-s-h-a-l-a-r-i-n-d-a-n-o-l-d-u-g-u-b-e-l-i-r-l-e-n-d-i." type="image/jpeg" length="35302"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadir İnanır'ın vasiyeti ortaya çıktı: Mirasının tamamını Jülide Kural'a bıraktı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kadir-inanirin-vasiyeti-ortaya-cikti-mirasinin-tamamini-julide-kurala-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kadir-inanirin-vasiyeti-ortaya-cikti-mirasinin-tamamini-julide-kurala-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk sinemasının usta oyuncusu Kadir İnanır'ın 2022 yılında noter huzurunda hazırladığı vasiyetnamesi ortaya çıktı. İnanır'ın üç otomobili, gayrimenkullerindeki hak ve hisseleri, banka ve yatırım hesaplarındaki varlıkları, koleksiyonları, sanat eserleri ve telif hakları dahil tüm maddi ve manevi haklarını hayat arkadaşı Jülide Kural'a bıraktığı belirtildi. İnanır'ın avukatı Bişar Abdi Alınak ise vasiyetnameye ilişkin gerçeği yansıtmayan haberler hakkında hukuki başvuru yapılacağını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk sinemasının unutulmaz oyuncusu <strong>Kadir İnanır'ın 2022 yılında hazırladığı vasiyetnamesi </strong>gündeme geldi.</p>

<p><u><a href="https://t24.com.tr/kultur-sanat/kadir-inanir-in-iki-tanik-huzurunda-hazirlanan-vasiyetini-avukati-acikladi-butun-maddi-ve-manevi-servetini-julide-kural-a-birakti-kural-hayatta-olmazsa-mirasin-tihv-ihd-ve-nesin-vakfi-na-birakilmasini-istedi,1348261?_t=1789984150123#goog_rewarded" rel="nofollow"><strong>T24'ten Sibel Yükler'in haberine göre,</strong></a></u> İnanır'ın, ölümünden yaklaşık iki yıl önce Beyoğlu 48. Noterliği'nde düzenlediği vasiyetnameyle tüm maddi ve manevi haklarını uzun yıllardır hayat arkadaşı olan sanatçı <strong>Jülide Kural'a</strong> bıraktığı belirtildi. İnanır'ın avukatı Bişar Abdi Alınak, vasiyetnamenin <strong>doktor raporu ve iki tanık huzurunda</strong>, hukuki şekil şartlarına uygun olarak hazırlandığını açıkladı.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>Kadir İnanır vasiyetini 2022'de değiştirdi</strong></h2>

<p dir="ltr">İnanır'ın daha önce 2015 yılında hazırladığı vasiyetnameyi iptal ederek <strong>9 Mayıs 2022'de yeni bir vasiyetname</strong> düzenlediği belirtildi.</p>

<p dir="ltr">Beyoğlu 48. Noterliği'nde hazırlanan vasiyetnamede İnanır'ın, sahip olduğu maddi ve manevi değerdeki varlıkları ile telif haklarına ilişkin iradesini ortaya koyduğu aktarıldı.</p>

<p dir="ltr">Vasiyetnamenin, gerekli sağlık raporu alınarak ve iki tanığın huzurunda düzenlendiği bildirildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Tüm mal varlığını ve telif haklarını Jülide Kural'a bıraktı</strong></h3>

<p dir="ltr">Vasiyetnameye göre Kadir İnanır üç otomobilini, gayrimenkullerindeki tüm hak ve hisselerini, banka ve yatırım hesaplarındaki paralarını ve faizlerini, koleksiyonlarını, maddi ve manevi değeri bulunan eşyalarını, sanat eserlerini, tüm alacak haklarını ve telif haklarını Jülide Kural'a bıraktı.</p>

<p dir="ltr">İnanır'ın ayrıca hayatının belgeselinin yapılması ile adına kurulacak dernek, vakıf, park veya sanat merkezi gibi girişimlere ilişkin izin ve telif haklarını da Kural'a bıraktığı belirtildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Jülide Kural hayatta olmazsa miras üç kuruma bırakılacak</strong></h3>

<p dir="ltr">Vasiyetnamede Jülide Kural'ın, mirasın açıldığı tarihte hayatta olmaması durumunda İnanır'ın mirasının <strong>İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Nesin Vakfı'na eşit olarak dağıtılmasını</strong> istediği aktarıldı.</p>

<p dir="ltr">Kadir İnanır'ın vasiyetnamesini, “Mirasçılarımdan son istek ve arzum vasiyetime uymalarıdır”ifadesiyle sonlandırdığı belirtildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Vasiyetnamenin mahkemede açılması ertelendi</strong></h3>

<p dir="ltr">Kadir İnanır'ın 27 Haziran'da hayatını kaybetmesinin ardından vasiyetnamenin yasal sürecin tamamlanmasıyla açıklanması bekleniyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Ancak <strong>Beykoz 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülen dava</strong>, bazı taraflara tebligatların ulaşmaması nedeniyle ertelendi.</p>

<p dir="ltr">İnanır'ın 2022 tarihli vasiyetnamesinin tüm mirasçıların incelemesine açık olduğu belirtildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Avukatından vasiyetname açıklaması</strong></h3>

<p dir="ltr">Kadir İnanır ve Jülide Kural'ın avukatı <strong>Bişar Abdi Alınak,</strong> vasiyetnameyle ilgili kamuoyuna yansıyan bazı haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.</p>

<p dir="ltr">Alınak, İnanır'ın insan hakları, barış ve eşitlik mücadelesinin Türkiye halklarına bıraktığı en önemli miraslardan biri olduğunu ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Avukat, vasiyetnamenin içeriğine ilişkin spekülatif değerlendirmelerin İnanır'ın mirası ve yaşamına ilişkin tartışmaların önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Vasiyetnamenin eksiksiz uygulanması son ricasıydı”</strong></h3>

<p dir="ltr">Alınak, Kadir İnanır'ın vasiyetnamesinin iradesine uygun biçimde yerine getirilmesinin sanatçının vefatından önce kendisine ilettiği son ricalarından biri olduğunu belirtti.</p>

<p dir="ltr">Vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde hazırlandığını ifade eden Alınak, belgenin mahkeme huzurunda açılmasının bazı usuli işlemler nedeniyle ertelendiğini aktardı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Spekülatif ve dezenformasyon içerikli haberlere itibar edilmesin”</strong></h3>

<p dir="ltr">Alınak, vasiyetnameyle ilgili haber ve yorumların hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kamuoyuna çağrıda bulundu.</p>

<p dir="ltr">İnanır ve Jülide Kural'ın beyanlarına dayanmayan, doğrulanmamış ve spekülatif içerikteki haberlerin dikkate alınmaması gerektiğini söyleyen Alınak, hukuki değerlendirmelerin <strong>Türk Medeni Kanunu'nun vasiyete ilişkin hükümleri</strong> çerçevesinde yapılması gerektiğini ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Gerçeğe aykırı haberler için suç duyurusu yapılacak</strong></h3>

<p dir="ltr">Kadir İnanır'ın vasiyetnamesinde ortaya koyduğu iradenin yerine getirilmesi için hukuki sürecin takip edildiğini belirten Alınak, gerçeğe aykırı haberlerle ilgili <strong>savcılığa başvuruda bulunacaklarını</strong> açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Alınak, yeni bir açıklama yapılıncaya kadar taraflarınca doğrulanmayan vasiyetname haberleri ve yorumlarına itibar edilmemesi çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Trend Haberler</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kadir-inanirin-vasiyeti-ortaya-cikti-mirasinin-tamamini-julide-kurala-birakti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/1919838.jpg" type="image/jpeg" length="11538"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Trafik kazası verileri soruşturmasında 825 kişi hakkında işlem başlatıldı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlek-trafik-kazasi-verileri-sorusturmasinda-825-kisi-hakkinda-islem-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlek-trafik-kazasi-verileri-sorusturmasinda-825-kisi-hakkinda-islem-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, trafik kazası geçiren vatandaşların kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla temin edilerek hukuk büroları ve hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığının tespit edildiğini açıkladı. Soruşturma kapsamında 825 kişi hakkında işlem başlatılırken 6 avukatlık ofisi ile 20 şirkette arama ve gözaltı işlemleri başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı <strong>Akın</strong> <strong>Gürlek</strong>, <strong>trafik kazası</strong> geçiren vatandaşların kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla temin edilerek belirli hukuk büroları ve hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığının tespit edildiğini açıkladı. Gürlek, soruşturma kapsamında 253 bin kişiden vekaletname alındığı ve bu yöntemle 15,6 milyar lira haksız kazanç elde edildiği yönünde tespitlere ulaşıldığını bildirdi.</p>

<h2><strong>Soruşturma İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütüldü</strong></h2>

<p>Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde vatandaşların kişisel verilerini hukuka aykırı yollarla ele geçiren, mağduriyetleri üzerinden kazanç sağlayan ve hukuk sistemini haksız menfaat amacıyla kullanan yapılara karşı mücadelenin sürdüğünü belirtti.</p>

<p>İ<strong>stanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu</strong>nun koordinasyonunda ve İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ile yürütülen soruşturmada, trafik kazası geçiren vatandaşlara ait kişisel bilgilerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği belirlendi. Söz konusu bilgilerin bazı hukuk büroları ile hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığı tespit edildi.</p>

<h3><strong>Bazı görevlilere olağandışı para transferleri belirlendi</strong></h3>

<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (<strong>MASAK</strong>) ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (SEDDK) incelemelerinde, bazı kolluk görevlileri, tahkim hakemleri, sigorta şirketi çalışanları, sigorta acenteleri, eksperler, kaporta ve boya ustaları ile servis çalışanlarına olağandışı para transferleri yapıldığı ortaya çıkarıldı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında ayrıca ısrarlı aramalar ve yanıltıcı beyanlar kullanılarak 253 bin kişiden vekaletname alındığı ve bu yolla 15,6 milyar lira haksız kazanç sağlandığı yönünde tespitler yapıldığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>825 kişi hakkında soruşturma başlatıldı</strong></h3>

<p>Soruşturmayla bağlantılı 825 kişi hakkında işlem başlatılırken İstanbul, Ankara, Sakarya ve Gaziantep'te 6 avukatlık ofisi ile 20 şirkete yönelik eş zamanlı arama ve gözaltı işlemlerinin başlatıldığı bildirildi.</p>

<p>Gürlek, soruşturmayı yürüten İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığını, operasyonu gerçekleştiren İstanbul İl Jandarma Komutanlığını, <strong>SEDDK</strong> ve MASAK başta olmak üzere sürece katkı sağlayan kurumları ve kamu görevlilerini tebrik etti.</p>

<h3><strong>Kişisel veriler üzerinden haksız kazanca karşı mücadele sürecek</strong></h3>

<p>Gürlek, trafik kazalarını fırsata çevirerek vatandaşların kişisel verileri üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalışan, mesleki veya kamusal yetkilerini bu amaçla kullanan ve hukuk hizmetlerini çıkar ilişkilerinin aracı haline getiren kişilerin yargı önünde hesap vereceğini ifade etti.</p>

<p>Vatandaşların kişisel verilerinin ve haklarının yanı sıra adalete duyduğu güvenin korunması için hukukun bütün imkanlarının kullanılmaya devam edileceğini kaydetti.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Cumhurbaşkanımız Sayın <a href="https://x.com/RTErdogan?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">@RTErdogan</a>’ın liderliğinde; vatandaşlarımızın kişisel verilerini hukuka aykırı yöntemlerle ele geçiren, mağduriyetlerini kazanç kapısına dönüştüren ve hukuk sistemini haksız menfaat elde etmek amacıyla istismar eden yapılara karşı mücadelemizi kararlılıkla… <a href="https://t.co/Ead5O9QMa6" rel="nofollow">https://t.co/Ead5O9QMa6</a></p>
— Akın Gürlek (@abakingurlek) <a href="https://x.com/abakingurlek/status/2101950230388203699?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">September 21, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-gurlek-trafik-kazasi-verileri-sorusturmasinda-825-kisi-hakkinda-islem-baslatildi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bakan-gurlek-trafik-kazasi-verileri-sorusturmasinda-825-kisi-hakkinda-islem-baslatildi.png" type="image/jpeg" length="66436"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alzheimer ve demans verileri açıklandı: Milyonlarca kişi etkileniyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/alzheimer-ve-demans-verileri-aciklandi-milyonlarca-kisi-etkileniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/alzheimer-ve-demans-verileri-aciklandi-milyonlarca-kisi-etkileniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Alzheimer'ın en yaygın demans türü olduğunu bildirdi. Bakanlık, dünya genelinde 55-57 milyon kişide demans bulunduğunu ve Alzheimer'ın tüm demans vakalarının yaklaşık yüzde 60-70'ini oluşturduğunu açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanlığı</strong>, <strong>21 Eylül Dünya Alzheimer Günü </strong>kapsamında Alzheimer ve demansa ilişkin verileri paylaştı. Bakanlığın açıklamasında Alzheimer'ın beyin hücrelerinde zaman içinde oluşan hasara bağlı gelişen kronik ve ilerleyici bir rahatsızlık olduğu belirtildi.</p>

<p>Hastalığın ilerlemesiyle beynin işlevlerinin etkilenebildiği, bunun sonucunda konuşma, karar verme ve günlük yaşamı bağımsız sürdürme becerilerinde zaman içinde kayıplar yaşanabildiği aktarıldı.</p>

<h2><strong>Alzheimer demans vakalarının yüzde 60-70'ini oluşturuyor</strong></h2>

<p>Bakanlığın açıklamasında Alzheimer'ın demansın en sık görülen türü olduğu ve tüm vakaların yaklaşık yüzde 60-70'ini oluşturduğu belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, dünya genelinde 55-57 milyon kişide demans bulunduğunun ve yaklaşık her 3 saniyede bir kişide demans geliştiğinin tahmin edildiği bildirildi. Alzheimer hastalığı ve demansın Türkiye'de de halk sağlığını etkileyen önemli sorunlar arasında bulunduğu kaydedildi.</p>

<h3><strong>Alzheimer ve demans için değiştirilebilir risk faktörleri bulunuyor</strong></h3>

<p>Alzheimer ve demansla bağlantılı risk faktörlerinin bir bölümünün değiştirilemeyen unsurlardan oluştuğu belirtildi. Aile hastalık geçmişi bu faktörler arasında gösterilirken, yaşam tarzıyla bağlantılı bazı risklerin ise değiştirilebilir olduğu ifade edildi.</p>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, obezite ve tip 2 diyabetin yanı sıra tütün ve tütün ürünleri ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve zihinsel olarak pasif olmanın değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer aldığı aktarıldı.</p>

<p>Açıklamada, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve risk faktörlerinin azaltılmasıyla Alzheimer ve demansın önlenmesi, geciktirilmesi veya etkilerinin azaltılmasının mümkün olabileceği belirtildi. Araştırmalarda, değiştirilebilir risk faktörlerine yönelik uygun müdahalelerle demans vakalarının yüzde 45'inin geciktirilebileceği veya önlenebileceğinin gösterildiği kaydedildi.</p>

<h3><strong>Alzheimer'da erken tanı için belirtilere dikkat çekildi</strong></h3>

<p>Sağlık Bakanlığı, Alzheimer ve demanstan korunmaya yönelik günlük yaşam alışkanlıklarına ilişkin öneriler de paylaştı. Açıklamada zihni aktif tutan faaliyetlere yer verilmesi, düzenli fiziksel aktivitenin sürdürülmesi ve sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Sosyal ilişkilerin ve sosyal yaşamın sürdürülmesi, tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerlerinin düzenli şekilde takip edilmesi de öneriler arasında yer aldı.</p>

<p>Alzheimer ve demansın erken belirtileri arasında yeni öğrenilen bilgilerin unutulması, yön ve zaman karışıklığı, günlük işlerin yerine getirilmesinde güçlük, iletişim sorunları, karar vermede zorlanma ve kişilik değişiklikleri gösterildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>65 yaş ve üzeri vatandaşlara değerlendirme çağrısı</strong></h3>

<p>Bakanlık açıklamasında, Alzheimer ve demans belirtilerinin görülmesi halinde uzman hekime başvurulması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Bu belirtilerin görülmesi durumunda uzman hekime başvurulmalıdır. Gelecekte ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi ve demans açısından erken tanının sağlanması amacıyla, 65 yaş ve üzerindeki vatandaşların 'Çok Yönlü Yaşlı Değerlendirmesi' kapsamında kayıtlı oldukları aile hekimliği birimlerine başvurmaları önem taşımaktadır.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/alzheimer-ve-demans-verileri-aciklandi-milyonlarca-kisi-etkileniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/alzheimer-ve-demans-verileri-aciklandi.png" type="image/jpeg" length="35650"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asu Kaya’dan 'İstanbul Sözleşmesi' çağrısı: “Günde en az iki kadın katlediliyor”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/asu-kayadan-istanbul-sozlesmesi-cagrisi-gunde-en-az-iki-kadin-katlediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/asu-kayadan-istanbul-sozlesmesi-cagrisi-gunde-en-az-iki-kadin-katlediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni Parti Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, 17-21 Eylül tarihleri arasında yaşanan kadın cinayetlerine dikkat çekerek İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması ve 6284 sayılı Kanun’un etkin biçimde hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Kaya, “Günde en az iki kadın katlediliyor” diyerek kadınların öldürülmeden önce korunması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Yeni Parti Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili <strong>Asu Kaya</strong>, 17-21 Eylül tarihleri arasında Türkiye'ninfarklı kentlerinde yaşanan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin açıklama yaptı. Kaya, yalnızca beş gün içerisinde <strong>10 kadının yaşamını yitirdiğini</strong> belirterek kadınların öldürülmeden önce korunması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kaya, kadın cinayetlerinin münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak, kadınların yaşam hakkını korumaya yönelik mekanizmaların etkin işletilmesi gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 dir="ltr"><strong>“Kadınlar öldürülmeden önce korunmalı”</strong></h2>

<p dir="ltr">Kaya, kadınların öldürülmesinin ardından faillerin yakalanmasının tek başına yeterli olmadığını belirtti.</p>

<p dir="ltr">Kadınların daha önce yardım talebinde bulunup bulunmadığının, haklarında koruma veya uzaklaştırma kararı olup olmadığının ve bu kararların uygulanıp uygulanmadığının araştırılması gerektiğini söyleyen Kaya, özellikle şiddet tehdidi altındaki kadınlar için koruma mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesini istedi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Antalya'da Ayşegül Coşkun cinayeti</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya'nın açıklamasında 17 Eylül'de Antalya'da yaşanan olay da yer aldı.</p>

<p dir="ltr">Kaya, boşanma aşamasındaki <strong>Ayşegül Coşkun'un</strong>, hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğu belirtilen Sefer Coşkun tarafından öldürüldüğünü, Ayşegül Coşkun'un anne ve babasının da yaşamını yitirdiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Kaya, bu olay üzerinden koruma ve uzaklaştırma kararlarının uygulanmasına ilişkin soru işaretlerinin araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Adana'da Kezban Kabukçu öldürüldü</strong></h3>

<p dir="ltr">Aynı gün Adana'nın Ceyhan ilçesinde <strong>Kezban Kabukçu'nun</strong>, yaklaşık bir buçuk ay önce boşandığı Enes D. tarafından öldürüldüğünü belirten Kaya, Kabukçu'nun oğlunun da ağır yaralandığını aktardı.</p>

<p dir="ltr">Kaya, boşanma sürecindeki kadınların güvenliğinin sağlanması için etkili mekanizmalar oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Diyarbakır'da boşandığı erkek tarafından öldürüldü</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya, Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde de bir kadının boşandığı M.K. tarafından öldürüldüğünü belirtti.</p>

<p dir="ltr">Kaya'nın aktardığına göre şüpheli, polis tarafından yakalanacağını anlayınca yaşamına son verdi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>20 yaşındaki Didar Filiz 6 aylık hamileydi</strong></h3>

<p dir="ltr">Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yaşanan <strong>Didar Filiz cinayeti</strong> de açıklamada yer aldı.</p>

<p dir="ltr">20 yaşındaki Didar Filiz'in eşi tarafından darbedilmesi sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi. Olayın ardından yapılan incelemelerde Filiz'in <strong>6 aylık ikiz bebeklere hamile olduğu</strong> ortaya çıktı. Eşi Kaygusuz Filiz tutuklanırken, gözaltına alınan üç akrabası serbest bırakıldı. DHA+1</p>

<p dir="ltr">Kaya, Didar Filiz'in ölümünün kadınların ev içinde maruz kaldığı şiddetin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Gaziantep'te kadın cinayeti sonrası 4 kişi yaralandı</strong></h3>

<p dir="ltr">20 Eylül'de Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde <strong>Merve K.'nin</strong>, eşi Harun K. tarafından öldürüldüğünü belirten Kaya, şüphelinin daha sonra sokakta ateş açarak üçü çocuk dört kişiyi yaraladığını ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Yerel haber kaynaklarında da Merve K.'nin evinde öldürüldüğü ve şüphelinin ardından sokakta ateş açarak dört kişiyi yaraladığı aktarıldı. Mezopotamya Ajansı</p>

<p dir="ltr">Kaya, olayın kadın cinayetlerinin yanı sıra silahlı şiddetin toplumsal boyutunu da gösterdiğini savundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Hatay'da Emine Çil öldürüldü</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya, Hatay'ın Payas ilçesinde <strong>Emine Çil'in</strong>, ayrılma aşamasında olduğu K.Ç. tarafından öldürüldüğünü belirtti.</p>

<p dir="ltr">Kadınların ayrılmak, boşanmak veya kendi yaşamlarına ilişkin kararlar almak istemelerinin ölüm tehdidiyle karşılık bulmaması gerektiğini söyleyen Kaya, bu süreçlerde koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Konya'da 63 yaşındaki Fadime S. evinde ölü bulundu</strong></h3>

<p dir="ltr">21 Eylül'de Konya'nın Hadim ilçesinde <strong>63 yaşındaki dört çocuk annesi Fadime S.</strong>, evinde ölü bulundu.</p>

<p dir="ltr">Kaya, olayın ardından gözaltına alınan erkeğin kızını telefonla arayarak eşini öldürdüğünü söylediğinin öne sürüldüğünü belirtti.</p>

<p dir="ltr">Olayın tüm yönleriyle araştırılması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Düzce'deki şüpheli kadın ölümü için soruşturma çağrısı</strong></h3>

<p dir="ltr">Düzce'de hayatını kaybeden <strong>Nehir Nisa Bekar</strong> hakkında ise ölüm nedeninin henüz kesinleşmediğine dikkat çeken Kaya, şüpheli kadın ölümlerinin kapsamlı biçimde soruşturulması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kaya, ölüm nedeninin bütün şüpheleri ortadan kaldıracak şekilde belirlenmesi gerektiğini savundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Sakarya'da 34 yaşındaki İpek İpek öldürüldü</strong></h3>

<p dir="ltr">Sakarya'nın Sapanca ilçesinde <strong>34 yaşındaki İpek İpek'in</strong>, 16 yaşındaki oğlu tarafından öldürüldüğünü belirten Kaya, olayın aile içindeki şiddetin çocuklar üzerindeki sonuçlarının da araştırılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Olayda bir kişinin de ağır yaralandığını belirten Kaya, soruşturmanın tüm yönleriyle yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Tekirdağ'da Fadime Ünlü cinayeti</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya'nın açıklamasında Tekirdağ'ın Kapaklı ilçesinde <strong>Fadime Ünlü'nün eşi tarafından öldürüldüğü</strong> iddiası da yer aldı.</p>

<p dir="ltr">Kaya, olayın ardından failin oğlunu arayarak annesini öldürdüğünü söylediğinin öne sürüldüğünü belirtti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Bu tablonun adı cezasızlıktır”</strong></h3>

<p dir="ltr">Kadın cinayetlerinin tek tek olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Kaya, kadınların daha önce yardım talep edip etmediğinin ve varsa koruma veya uzaklaştırma kararlarının uygulanıp uygulanmadığının araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kaya, kadınların öldürülmesinden sonra faillerin yakalanmasının kadınları korumaya yetmeyeceğini belirterek, şiddet tehdidi ortaya çıkmadan önce etkili müdahale mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Kaya'dan 6284 sayılı Kanun için etkin uygulama çağrısı</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya, kadın cinayetlerinin önlenmesinde <strong>6284 sayılı Kanun'un etkin uygulanmasının</strong> önemine dikkat çekti.</p>

<p dir="ltr">Koruma kararlarının yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirten Kaya, şiddet faillerinin takip edilmesi ve kadınların başvurularının ciddiyetle değerlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Kaya ayrıca İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden uygulanması gerektiğini savundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>“Kadınların yaşam hakkı tartışmaya açık değil”</strong></h3>

<p dir="ltr">Kaya, kadın cinayetlerinin önlenmesi için koruma kararlarının etkin uygulanması, şiddet faillerinin takip edilmesi, şüpheli kadın ölümlerinin bütün yönleriyle soruşturulması ve cezasızlık algısının ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kaya, kadınların yaşam hakkının korunmasının devletin sorumluluğu olduğunu belirterek, kadın cinayetlerinin “aile meselesi” olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/asu-kayadan-istanbul-sozlesmesi-cagrisi-gunde-en-az-iki-kadin-katlediliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-21-124836.png" type="image/jpeg" length="63544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gümüş fiyatları yeni haftaya nasıl başladı? İşte öne çıkan seviyeler]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gumus-fiyatlari-yeni-haftaya-nasil-basladi-iste-one-cikan-seviyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gumus-fiyatlari-yeni-haftaya-nasil-basladi-iste-one-cikan-seviyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüş fiyatları yeni haftanın ilk işlem gününde (21 Eylül Pazartesi) 66,35 dolar civarında yatay hareket ediyor. Piyasalarda Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler ve Orta Doğu'daki gelişmeler izlenirken, gümüşte 65,22 dolar destek, 71,12 dolar ise takip edilen önemli seviye olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gümüş fiyatları</strong>, 21 Eylül haftasına yatay bir seyirle başladı. Asya işlemlerinde 66,35 dolar seviyelerinde hareket eden gümüş, dar bir fiyat aralığında işlem görürken piyasalarda Orta Doğu'daki gelişmeler ile ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentiler takip ediliyor.</p>

<h2><strong>Gümüş fiyatları 66,35 dolar seviyesinde</strong></h2>

<p>Asya piyasalarındaki işlemlerde gümüş fiyatları 66,35 dolar civarında seyretti. Değerli metalin haftanın ilk işlem günündeki hareketi sınırlı kalırken, yatırımcıların gündeminde Orta Doğu'daki gelişmeler ve Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler bulunuyor.</p>

<p>ABD ile İran arasındaki diplomatik temas ihtimalinin güçlenmesiyle petrol fiyatlarında pazartesi günü Asya işlemlerinde düşüş devam etti. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon endişelerini azaltması ve yüksek faiz beklentilerini zayıflatması, faiz getirisi bulunmayan gümüş fiyatları açısından takip edilen gelişmeler arasında yer aldı.</p>

<h3><strong>Gümüş fiyatlarında Fed beklentisi izleniyor</strong></h3>

<p>Gümüş fiyatlarının seyrinde Fed'in para politikasına yönelik beklentiler de takip ediliyor. Yatırımcılar, Fed yetkililerinden gelecek yeni açıklamalar üzerinden para politikasının yönüne ilişkin mesajları izliyor.</p>

<p>Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, hafta sonu yaptığı açıklamada, "ABD ekonomisinin tüm sektörlerinde enflasyon çok yüksek" dedi.</p>

<p>Kashkari, fiyat baskısında petrol fiyatlarının yanı sıra güçlü ekonomik büyümenin de etkili olduğunu belirtti.</p>

<h3><strong>Gümüş fiyatlarında 65,22 dolar destek konumunda</strong></h3>

<p>Teknik göstergeler, gümüş fiyatlarında kısa vadeli görünümün sınırlı şekilde pozitif kaldığına işaret ediyor. 66,35 dolar civarında işlem gören gümüş, 20 günlük üstel hareketli ortalamanın bulunduğu 65,22 dolar seviyesinin üzerinde bulunuyor.</p>

<p>Gümüş fiyatlarının 65,22 dolar seviyesinin üzerinde kalması, kısa vadeli yükseliş görünümü açısından takip ediliyor. RSI göstergesinin ise 54 civarında bulunması, yukarı yönlü hareket için alan bulunduğuna işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Gümüş fiyatlarında 71,12 dolar seviyesi takip ediliyor</strong></h3>

<p>Gümüş fiyatlarında aşağı yönlü hareketlerde ilk önemli destek 65,22 dolar seviyesinde bulunuyor. Bu seviyenin altında günlük kapanış gerçekleşmesi durumunda satış baskısının artabileceği ve daha derin bir düzeltmenin gündeme gelebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Yukarı yönlü hareketin güç kazanması halinde ise 28 Ağustos'ta görülen 71,12 dolar seviyesi takip edilecek. Böylece gümüş fiyatlarında kısa vadeli işlemlerde 65,22 dolar ve 71,12 dolar seviyeleri öne çıkan noktalar arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gumus-fiyatlari-yeni-haftaya-nasil-basladi-iste-one-cikan-seviyeler</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/gumus-piyasasinda-alarm-zilleri.jpg" type="image/jpeg" length="39209"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tunus'ta Sumud Filosu'na destek yürüyüşü: 15'ten fazla kişi gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/tunusta-sumud-filosuna-destek-yuruyusu-15ten-fazla-kisi-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/tunusta-sumud-filosuna-destek-yuruyusu-15ten-fazla-kisi-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunus'un başkentinde tutuklu Sumud Filosu üyelerinin serbest bırakılması talebiyle düzenlenen yürüyüşün ardından 15'ten fazla kişi gözaltına alındı. Küresel Sumud Filosu Tunus Delegasyonu, bazı kişilerin gece saatlerinde evlerinden ve sokaklardan gözaltına alındığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze'ye yönelik ablukanın kırılması amacıyla faaliyet yürüten "<strong>Küresel Sumud Filosu</strong>"nun Tunus'ta tutuklu bulunan üyelerine destek vermek için düzenlenen gösterinin ardından 15'ten fazla kişi gözaltına alındı.</p>

<h2><strong>Gözaltılar yürüyüşün ardından gerçekleşti</strong></h2>

<p>Küresel Sumud Filosu <strong>Tunus Delegasyonu</strong> tarafından yapılan yazılı açıklamada, 19 Eylül Cumartesi günü gerçekleştirilen yürüyüşün ardından bazı katılımcıların gece saatlerinde evlerinden ve sokaklardan gözaltına alındığı aktarıldı.</p>

<p>Açıklamada, gözaltına alınan 15 kişinin isimlerine yer verilirken bazı kişilerin nerede olduğuna ilişkin ise bilgi bulunmadığı belirtildi. Tunus makamlarından olayla ilgili şu ana kadar herhangi bir açıklama gelmedi.</p>

<h3><strong>Sumud Filosu üyelerinin tutukluluk süreci uzatıldı</strong></h3>

<p>Tunus'ta bir mahkeme, 16 Mart'ta Sumud Filosu yönetim kurulunda bulunan 7 kişi hakkında "kara para aklama" suçlaması kapsamında tutuklama kararı çıkarmıştı. Daha sonra bu kişilerden 3'ü serbest bırakılmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme, 11 Eylül'de aynı <strong>soruşturma</strong> kapsamında Vail Nevar, Nebil Şennufi, Gassan Buğdiri ve Gassan Henşiri'nin tutukluluk halinin 4 ay daha devam etmesine karar vermişti.</p>

<h3><strong>Tunus'ta tutuklular için gösteri düzenlendi</strong></h3>

<p>Başkent Tunus'ta 19 Eylül Cumartesi günü yüzlerce kişi, mart ayından bu yana tutuklu bulunan 4 Sumud Filosu üyesinin serbest bırakılması talebiyle bir araya geldi.</p>

<p><strong>Tunus Sumud Heyeti</strong> ve aktivistlerin savunma komitesi ise filonun faaliyetlerinin Filistinlilerle dayanışma ve Gazze'ye yönelik ablukanın kırılmasına yönelik girişimlerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Komite, tutuklu bulunan kişilerin serbest bırakılmasını talep ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/tunusta-sumud-filosuna-destek-yuruyusu-15ten-fazla-kisi-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/tunusta-sumud-filosu-tutuklularina-destek-yuruyusunde-15ten-fazla-kisi-gozaltina-alindi.png" type="image/jpeg" length="77866"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CerModern Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri dijital ortama taşıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/cer-modern-bedri-rahmi-eyuboglunun-eserleri-dijital-ortama-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/cer-modern-bedri-rahmi-eyuboglunun-eserleri-dijital-ortama-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk modern sanatının usta ismi Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle Türkiye'de ilk kez bu ölçekte dijital sanat sahnesine taşınıyor. Sanatçının tuvalindeki motiflerin ışık, ses ve devinimle yeniden hayat bulacağı sergi, kasım ayında Ankara CerModern Flow Dijital Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri, CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle hayata geçirilen vizyoner bir proje kapsamında dijital ortama aktarılıyor. Türkiye’de bir Türk ressamın eserlerinin bu ölçekte ilk kez kapsamlı bir dijital sanat deneyimine dönüştürüleceği sergi, kasım ayında CerModern Flow Dijital Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p><img alt="Bedri Rahmi 1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bedri-rahmi-1.webp" width="864" /></p>

<p>Sergi kurgusu; "Bir Bedri Rahmi resmi hareket edebilseydi ne olurdu? Balıkları yüzse, kuşları kanatlansa, Anadolu’nun kilimlerinden, yazmalarından ve duvarlarından resimlerine taşıdığı motifler tuvalden çıkarak bütün bir mekâna yayılsa neler olurdu?" sorusu etrafında şekillendi.</p>

<p>Flow Dijital Sahnesi’nin ileri teknolojik altyapısıyla hazırlanan projede; tablolardaki en ince detaylar devasa yüzeyleri kaplayacak, renkler devinim kazanacak, geleneksel motifler çoğalarak ses ve ışık enstalasyonlarıyla üç boyutlu görsel bir anlatıya dönüşecek.</p>

<p><img alt="Bedri Rahmi 3" class="detail-photo img-fluid" height="490" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bedri-rahmi-3.jpg" width="626" /></p>

<h3><strong>Zihni Tümer: "İlklerin sanatçısı bugün bir başka ilke öncülük ediyor"</strong></h3>

<p>Projenin anlamına ve kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CerModern Sanat Yönetmeni Zihni Tümer, Türkiye’de yerli bir sanatçının mirasının bu boyutta ilk kez dijitalleştirilmesine dikkat çekerek şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>"Bedri Rahmi Eyüboğlu yalnızca Türk sanatının büyük ustalarından biri değil, kendi döneminin sınırlarını aşmış gerçek bir öncüydü. Resimden şiire, mozaikten seramiğe uzanan üretiminde hep yeni yollar aradı, Anadolu'nun görsel belleğini modern sanatla buluşturdu. Bu nedenle Türkiye'de bir Türk sanatçının eserlerini bu kapsamda ilk kez dijital bir sanat deneyimine dönüştürecek projenin Bedri Rahmi ile başlamasını son derece anlamlı buluyoruz. 'İlklerin sanatçısı'nın bugün bir başka ilke öncülük etmesi, projenin ruhunu da çok güzel anlatıyor."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="Bedri Rahmi Kuşlu Çocuk 1955" class="detail-photo img-fluid" height="513" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bedri-rahmi-kuslu-cocuk-1955.webp" width="1024" /></p>

<h3><strong>Kültürel miras ile dijitalleşmenin kesişim noktası</strong></h3>

<p>CerModern’in geleceğin sanat deneyimlerine alan açma misyonuna vurgu yapan Tümer, teknolojiyi sanatın yerine geçen bir araç değil, yeni bağlar kuran bir ifade mecrası olarak gördüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bedri Rahmi'nin eserlerini teknoloji aracılığıyla yeniden yorumlarken amacımız onun sanatının özünü değiştirmek değil, o büyük mirasa yeni bir bakış penceresi açmak. Genç bir ziyaretçinin Bedri Rahmi'nin renkleriyle ilk kez dijital bir ortamda karşılaşması ve ardından onun eserlerini, şiirlerini ve yaşamını daha fazla merak etmesi bile bu projenin en değerli sonuçlarından biri olacaktır. CerModern ve Reo-Tek işbirliğiyle kültürel miras ile teknolojiyi aynı sahnede buluşturuyoruz."</i></p>
</blockquote>

<p>Proje, usta sanatçının üretimlerini geleneksel müze ve kitap anlatılarının ötesine taşıyarak, çağdaş teknolojilerle büyüyen yeni nesillerin algı dünyasına hitap etmeyi hedefliyor. Ziyaretçiler, sanatçının tuvallerinde kurduğu dünyayı çevrelerini saran 360 derecelik görsel-işitsel atmosfer içinde deneyimleme fırsatı bulacak.</p>

<p>Kasım ayında kapılarını açacak olan serginin net açılış tarihi ve etkinlik takvimine ilişkin detaylar önümüzdeki günlerde CerModern tarafından duyurulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/cer-modern-bedri-rahmi-eyuboglunun-eserleri-dijital-ortama-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bedir-rahmi2.jpg" type="image/jpeg" length="38561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Viral çağda sanatın görünürlük sınavı: "Trend geçer, üretim kalır "]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/viral-cagda-sanatin-gorunurluk-sinavi-trend-gecer-uretim-kalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/viral-cagda-sanatin-gorunurluk-sinavi-trend-gecer-uretim-kalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kızılay’da bir dönem herkesin önünde fotoğraf çektirmek için sıraya girdiği yön tabelası, bugün yeniden sıradan bir kent görüntüsüne dönüştü. Tabelanın birkaç adım ötesinde, görünür olmanın başka bir biçimini arayan Krişna Sanat Galerisi sahibi Hülya Koloğlu ve sanatçı Sibel Ünalan, sosyal medyanın sanatın görünürlüğüne, izleyici alışkanlıklarına ve imgelerin ömrüne etkisini 24 Saat’e değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şehrin tam ortasında, yıllardır orada duran, kimsenin dönüp ikinci kez bakmadığı o tabela, bir anda kalabalığın merkezine yerleşti. Önünde kuyruklar oluştu, insanlar sıraya girdi, aynı kadrajda, aynı açıyla, benzer ifadelerle fotoğraflar çekildi. Sosyal medyada “<strong>En Ankara fotoğrafım</strong>” notuyla paylaşılan bu kareler kısa sürede çoğaldı, tekrarlandı, dolaşıma girdi. Bir yön tabelası, bir anda şehrin en görünür nesnesine dönüştü.</p>

<p>Sonra her şey başladığı hızla sona erdi. Kalabalık dağıldı, kuyruklar kayboldu. Aynı tabela yerinde durmaya devam etti ama artık kimse ona bakmıyordu. Akım başka bir köşeye kaydı, başka bir duvar, başka bir fon yeni “trend” oldu. Oysa tabela değişmemişti. Değişen, bizim ona ayırdığımız dikkat süresiydi.</p>

<p>Kızılay yön tabelasının hikâyesi, ilk bakışta yalnızca kısa ömürlü bir sosyal medya akımı gibi görünüyor. Oysa biraz yakından bakınca bugünün kültürünü, sanatla kurduğumuz ilişkiyi ve görünürlük arzumuzu da anlatıyor. Çünkü tüketim artık yalnızca nesnelerle sınırlı değil; imgeler de aynı hızla tüketiliyor. Bir mekân, bir söz, bir görüntü… Önce keşfediliyor, ardından hızla çoğaltılıyor ve kısa süre içinde sıradanlaşıyor. Görünen her şey geçici bir sahneye dönüşüyor. O sahnede birkaç saniyelik bir varlık gösteriyoruz, bir fotoğraf, bir paylaşım, bir etiket… Sonra oradan ayrılıp bir sonraki sahneye geçiyoruz. Belki de bu yüzden Kızılay’daki o tabela, yalnızca bir sosyal medya akımının hikâyesi değil. Bir şehrin nasıl görüldüğünü, ne kadar süre görüldüğünü ve ne zaman unutulduğunu da anlatıyor. Tam da burada, tabelanın birkaç adım ötesinde başka bir hikâye beliriyor. <strong>Krişna Sanat Galerisi.</strong></p>

<p>Tabelanın önünde fotoğraf çekilmek için kuyrukların oluştuğu günlerde, birkaç adım ötede bir galeri sergilerini açmaya devam ediyor. Bir tarafta bir anda parlayan ve sonra sessizliğe dönen bir görüntü, diğer tarafta yıllardır üretimin, sanatçının ve eserin peşinden gitmeye çalışan bir mekân.</p>

<p>Krişna Sanat Galerisi'nin sahibi <strong>Hülya Koloğlu</strong>'nun anlattıkları, bu karşılaşmayı daha da ilginç hale getiriyor. Çünkü mesele yalnızca bir tabelanın neden viral olduğu değil. Mesele, aynı şehirde neyin görünür, neyin görünmez olduğuna kimin karar verdiği. Koloğlu, galerinin Kızılay'ın merkezinde olmasına rağmen görünürlüğe sahip olmadığını anlatırken, “Tabela kadar trend ve görünür ise, biz de o kadar görünmez olduk” diyor. Bir zamanlar Ankara'nın sanat merkezinin Kızılay-Kavaklıdere hattında kurulduğunu hatırlatan Koloğlu'na göre bugün sanatın ağırlık merkezi başka bir yere kaymış durumda. Krişna'nın birkaç adım ötesindeki tabela bir anda binlerce insanı kendine çekerken, galerinin kapısından içeri girmek için artık bambaşka bir dikkat gerekiyor. Belki de hikâyenin asıl tuhaflığı burada. Bir tabela insanları kendisine bakmaya çağırmadan görünür olabiliyor. Bir galeri ise bütün kapılarını açtığı halde görünür olmak için mücadele ediyor.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2026 09 21 10.59.40" class="detail-photo img-fluid" height="634" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-21-105940.png" width="1244" /></p>

<section dir="auto">
<h2><strong>"Sanatın merkezi Sancak Mahallesi'ne kaymış durumda"</strong></h2>

<p>Krişna Sanat Galerisi sahibi <strong>Hülya Koloğlu</strong>, galerinin konumunu anlatırken aslında Ankara’nın değişen kültür-sanat haritasını da tarif ediyor</p>

<blockquote>
<p>“Kızılay'ın merkezindeyiz evet ancak Kızılay'ın sanatsal bir semt olma özelliğinin ortadan kalkmış olması çok eskilere dayanıyor. Sosyo-ekonomik ve kültürel popülasyon da artık trend olanın peşinde koşan kitle popülasyonu ile yer değiştirmiş durumda. Bu vahşi kapitalizmin dayatması ile oluyor maalesef. Kapitalizm algı operasyonları yolu ile hızlı tüketen, tüketerek mutlu olan kalabalıklar yaratıyor. Sosyal medya algı operasyonlarını çok daha hızlı ve yayılabilir kıldığından beri bu eylem hızını daha da arttırdı. Biz kurulduğumuzda yerimiz tam da sanat merkezinin göbeğindeydi. Uzun zamandır sanatın merkezi Sancak Mahallesi'ne kaymış durumda. Galerilerin çoğunun orada yoğunlaşmasıyla Sancak Mahallesi trend oldu. Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ile neredeyse komşu olmak bile Krişna Sanat Merkezi'ni görünür kılmaya yetmiyor artık.”</p>
</blockquote>

<p>Bir zamanlar sanatın merkezlerinden biri olan Kızılay-Kavaklıdere hattının bugün aynı karşılığı taşımadığını söyleyen Koloğlu’nun cümlesi, birkaç adım ötedeki tabelayı daha da anlamlı hale getiriyor.:</p>

<blockquote>
<p>“Viral olan yön tabelası galerimizin birkaç adım ötesinde. O ne kadar trend ve görünür ise, biz de o kadar görünmez olduk.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Magnetlerimizi tabelaya asarak bir farkındalık yaratmak istedik"</strong></h3>

<p>Bir tabela ile bir galerinin aynı sokakta karşı karşıya gelmesi, aslında <strong>çağın görünürlük biçimlerini tek bir kadraja sığdırıyor</strong>. Üstelik Krişna, bu görünmezliği değiştirmek için tabelanın yarattığı ilgiyi kullanmayı da denemiş:</p>

<blockquote>
<p>“Başlangıçta, Krişna magnetlerimizi tabelaya asarak orada fotoğraf çektirenlerde bir farkındalık yaratmak istedik. "Bu da var" farkındalığı. Ancak tabela magnet tutmadı. Ardından Krişna logolu çantamızı asalım, her gün içine sanatla ilgili sorular yazıp atalım, gören yanıtlasın dedik. Çantamızı asamadan viral tabelada fotoğraf çektirmek için kuyruk olan kalabalıklar arasında bıçaklı bir arbede olduğunu öğrendik, bundan da vazgeçtik. Tabelanın modası geçti ve biz hâlâ sergiler yapıyoruz... Şahsen moda, trend gibi kavramlar ile pek aram olmasa da, onlar ile iş birliği yapmaktan yanayım. Trend olana yığılan kitleyi bilinçlendirmek, içlerinden bir kişi de bile bir farkındalık yaratmak için uğraşılabilir. Kuyruğa girenlerin çoğu çok genç çocuklar. Viral tabelayı kullanarak, kendilerini görünür kılmaya çalışıyorlar. Acaba bizler mi gençleri görmeyi unuttuk diye de düşünüyorum. Bu sanatsal olmaktan çok sosyolojik bir olgu. Ve tabii sosyolojiyi de sürükleyen teknolojinin hızı. Teknolojinin de hızla tüketildiği bir dönemdeyiz. Telefonlar ufak yeni ilaveler ile yeni modeller sürüyorlar piyasaya. Vahşi kapitalizmin hızı bu. Sanatsal imgelerin de sosyal medyada böylesine ortaya saçılması, özgün sanat eseri kavramını zedeliyor. İmgeler taklit edilebilir, yinelenebilir oluyor. Ve hatta bizzat yapay zekalar sanat üretiyor.”</p>
</blockquote>

<p><img alt="Krişna Galeri Hülya Kaloglu" class="detail-photo img-fluid" height="1253" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/68588491-731271563982989-7630446659079503872-n.jpg" width="1700" /></p>

<h3><strong>"Görünür olma arzusu mekan değiştirdi, sosyal medyada tatmin buldu”</strong></h3>

<p>Koloğlu’na göre galeriler bu hızın tamamen dışında kalamaz. Sanatı korumak için sosyal medyayı reddetmek, galeriyi daha da görünmez hale getirebilir:</p>

<blockquote>
<p>“Belki de galericiliğin önemi burada ortaya çıkıyor. Neyin sanat olup, neyin olmadığının galerinin seçiciliği ile inatla duyurulması gerekiyor. Ve tabii bunu büyük kitlelere duyurmak için bizler de sosyal medyayı kullanmak durumundayız. Sosyal medyanın ve bu hızlı tüketimin azgınlaşan tırmanışı karşısında yeni mecraları kullanmamak bizleri iyice görünmez kılar. Bu nedenle galeriler sosyal medyayı dengeli bir biçimde kullanmak zorunda. Bizim yaptığımız işin ayrı bir hedef kitlesi var ki, onlar da ekmeklerini bile online sipariş veriyorlar. Sanat eserlerini bile artık online müzayedelerden almayı tercih ediyorlar.”</p>
</blockquote>

<p>Fakat değişen yalnızca galerilerin kendilerini duyurma biçimi değil. Sanat izleyicisinin sanatla kurduğu ilişkinin biçimi de değişiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Eskiden sanat izleyicisi, koleksiyoner dediğimiz hedef kitle galerilerin açılışlarında görünmek, sanat eseri satın almak, onları mekanlarına yerleştirmek ve göstermek ile entelektüel bir statü kazanırlardı. Artık buna ihtiyaç hissetmiyor gibiler. Geliyorlar ve resimlere doğru dürüst bakmadan fotoğraf çektiriyorlar sanatçı ile. Onları da sosyal medyada yayınlıyorlar. Görünür olma arzusu mekan değiştirdi, sosyal medyada tatmin buldu.”</p>
</blockquote>

<p><img alt="Sibel Unalan Profil Fotografi 1024X1024" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/sibel-unalan-profil-fotografi-1024x1024.webp" width="1024" /></p>

<h3><strong>Bir görüntünün ömrü ne kadar?</strong></h3>

<p>Koloğlu'na göre, Kızılay tabelasının önündeki kuyruk ile galeri açılışında sanatçıyla çekilen fotoğraf, ilk bakışta birbirinden çok uzak iki görüntü gibi dursa da aynı ihtiyacın farklı biçimleri. Bir yerde “buradaydım” demek, diğerinde “bu sanatçıyla buradayım” demek. Ve tam burada, tabelanın hikâyesi yalnızca Krişna’nın değil, imgenin kendisinin meselesine dönüşüyor.</p>

<p><strong>Sanatçı Sibel Ünalan</strong>’a göre bugün bir görüntünün yaşam süresi, onun ne anlattığından çok ne kadar hızlı dolaşıma girdiğiyle belirleniyor:</p>

<blockquote>
<p>“Bu başlı başına günümüzdeki hızlı tüketimi ve üzerinde fazla düşünülmeden, tartılmadan, sunulanın peşinden gitme durumuna iyi bir örnek. Günümüzde bir görüntünün, -özellikle de sosyal medyada viral olduğunda- kullanıldığı platform, algoritmalar gibi faktörlere bağlı olarak yaşam süresi oldukça değişken ve genellikle de kısa ömürlü. Ortalama 24 saatle bir hafta arasında belki de bir daha aklımızdan geçmeyecek kadar uzaklaşıyorlar zihnimizden. Sosyal medya platformlarının içerikleri hızla yayılıp, aynı hızla da yerine yeni koyulanlarla yer değiştiriyor. Çok fazla görüntüye maruz kalıyoruz, yönlendirmelerin içinde buluyoruz kendimizi. Algoritmalar iş başında... Yön tabelası gibi beklenmedik, komik ve eğlenceli olmaya uygun tek kullanımlık hareketler daha hızla viral olabiliyor. Özellikle gençler için o dönemin popülerliğine bağlı, eğlenceli gibi görünen benzer haller parladıkları hızla da sönüyor. Özetle bu dijital içerik tüketim hızının ve bilgi fazlalığının doğal bir sonucu. Başka türlüsü olmasını da bekleyemeyiz bu önlenemez akışın içinde.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Görünür olmakla var olmaya çalışan insanlar, sürü akışıyla gündeme gelip dallanan yüzeysel konular..."</strong></h3>

<p>Bir görüntünün 24 saat ile bir hafta arasında parlayıp zihnimizden uzaklaşabildiği bir çağda, sanatın kendisi de bu hızın dışında kalamıyor. Ünalan’ın yaklaşımı, “sosyal medya kötüdür, sanat iyidir” gibi kolay bir karşıtlığa yaslanmıyor. Çünkü mesele tekrarın kendisi değil. Tekrarın ne için yapıldığı.</p>

<p>Aynı kadraj, aynı poz, aynı görüntü… Sosyal medyada sonsuz bir tekrar gibi görünen şey, sanat tarihinde ise üretimin doğal parçalarından biri olabilir. Ünalan bunu şöyle açıklıyor:</p>

<blockquote>
<p>“Sanat ve estetik açısından bakarsak tekrar ve varyasyonlar üretim sürecinin ayrılmaz parçaları. Tekrarlanan kadraj veya poz, farklı ışık, renk, konu ve anlatımla yeniden ve defalarca yorumlanabiliyor. Sosyal medyada ise bu tekrarlar ancak bilgi dahilinde, bilinçli, estetik üretim amaçlı kullanıldığında estetik bir dil oluşturabilir, rastgelelikten kopup öne çıkabilir, ilgi süreleri biraz daha kalıcı hale gelebilir. Yeni yorumlar, yeni ifade biçimleri doğurabilir. Ancak görünen o ki; sosyal medyada durum ve amaç pek de böyle değil. Tekrarlanmalara doyulamayan pozlar, görünür olmakla var olmaya çalışan insanlar, sürü akışıyla gündeme gelip dallanıp budaklanan yüzeysel konular, gerçekliği içtenliği tartışılabilir yaşam görselleri son derece bıktırıcı. Zaman kaybı gibi gelse de hangimiz türlü bahanelerle kapılmıyoruz bu akımlara ucundan kenarından da olsa? Sonuçta söz edebileceğimiz estetik bir üretim göremiyorum ben ortada. Bu akışın tek karlısı bunu iş olarak yapanlar. Daha çok kazanmalarına, daha fazla benzer içerikler üretilmesine bir zemin sadece.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Çağın hızına olsa olsa adapte olma çabam olabilir"</strong></h3>

<p>Burada yeniden tabelaya dönüyoruz. Çünkü tabela da aslında aynı şeyin parçası. Bir görüntü bulundu, tekrarlandı, çoğaltıldı, tüketildi. Ardından başka bir görüntü geldi. Fakat Ünalan kendi sanat pratiğinde tekrarın başka bir anlam taşıdığını özellikle belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Tekrarlar sanatsal üretimin bir parçası ve yaratıcı ifade biçimleri ve kimlik inşası için bir araç olabiliyor. Bir sanatçıyı tekrarlayan renkleri, imgeleri, sözcükleri, notaları, konularıyla kolayca ayırt edebiliriz değil mi? Kendi adıma çalışmalarımda çağın hızına bir eleştirim olmadığı gibi olsa olsa adapte olma çabam olabilir. Nasıl mı? Çağın teknolojisinin üretimime katabileceği her malzemeyi, tekniği ince eleyip sık dokuyarak, kalabalık yaratmadan işlerimde harmanlayıp dilime katabilmek hedefim. Sözünü ettiğiniz görsel yoğunluğun iyi bir şey olduğunu varsayarak işlerimi izleyiciyle buluştururken amaçladığım görsel doyumu bu çeşitlilikle zenginleştirmek isterim.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Dijital çağda sanat çağa ayak uydurma yolunda adımlar atmak zorunda"</strong></h3>

<p>Tüketim toplumu imgeleri de tüketirken sanatın bu döngüden bütünüyle uzak durması mümkün değil. Ünalan, sanatın yeni teknolojilerle birlikte yeni ifade biçimleri geliştirebileceğini düşünüyor:</p>

<blockquote>
<p>“Sanat, tarih boyunca imgeler aracılığıyla anlam yaratma, toplumsal eleştiri ve estetik deneyim sunma işlevi gördü. Ancak günümüzün hızlı tüketim ortamında sanat imgeleri de bu hızın etkisi altında kalıcılık sorunu ile karşı karşıya. Bu hızlı tüketim imgelerin anlamını ve estetik değerini hızla aşındırabiliyor, imgeleri sadece görsel olarak değil, anlam ve duygu açısından da hızlı tüketim döngüsüne sokuyor. Elbette dijital çağda sanat hızlı tüketilen imgelerle yarışmak için yeni biçimler ve platformlar geliştirerek yerini koruma, çağa ayak uydurma yolunda adımlar atmak zorunda. Klasik sanat eserleri şüphesiz yüzyıllar boyunca değerini koruyabilir ancak çağdaş sanat da interaktif sanat, artırılmış gerçeklik, yapay zekâ destekli sanat gibi yenilikçi yöntemlerle izleyiciyi daha aktif kılarak bu hızın ve tüketimin dayattığı yüzeyselliğe karşı farklı deneyimler sunabilir ve kalıcılık sağlayabilir. Sanat, bu dengeyi kurabildiği ölçüde imgelerin hızlı tüketimine karşı anlam ve estetik direniş gösterebilir.”</p>
</blockquote>

<p>Koloğlu’nun galerilerin sosyal medyayı kullanmak zorunda olduğunu söylemesiyle Ünalan’ın sanatın yeni teknolojilerle yeni ifade biçimleri geliştirebileceğine ilişkin sözleri burada birbirine değiyor. Çünkü çağın araçlarını kullanmak başka, çağın tüketim biçimine teslim olmak başka.</p>

<h3><strong>"Sanat korkulanı faydaya, geçiciliği kalıcılığa çevirebilir"</strong></h3>

<p>Sanatçıya göre, bir şey milyonlarca kişiye ulaştığında değerli olduğunu varsaymak, bugünün en kolay yanılgılarından biri. Ünalan bu ayrımı şöyle kuruyor:</p>

<blockquote>
<p>“Viral içerikler kültürel hafızada kısa süreliğine yer edinir. Dolayısıyla da bana göre derinlemesine bir değer üretmezler. Böyle bir kaygılarının olduğunu da düşünmüyorum. Popülarite, dikkat çekme ve sosyal onay biçimindeki bu anlık oluşum için değerden çok etki diye söz edebiliriz. Yine de genelleme yaparken istisnai de olsa kültürel arka planın, referansların veya ilham kaynaklarının kullanımının bir değer oluşturma olasılığını göz ardı etmemek gerekir. İçerikteki anlam, estetik ve etkiyle de ilişkilidir. Sanat bu geçicilik içinde viral kültürle etkileşim kurabilir, performatif ve deneyimsel sanat biçimlerini de benimseyerek bu kültürün hızına direnmek yerine bir çeşit iş birliğiyle yeni ifade biçimleri geliştirebilir. Korkulanı faydaya, geçiciliği kalıcılığa çevirebilir. Viral olma potansiyeli sanatın görünürlüğünü artırabilir. Ve zaten bunu da yapmaktadır.”</p>
</blockquote>

<p><img alt="Ekran Resmi 2026 09 21 11.12.14" class="detail-photo img-fluid" height="1556" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-21-111214.png" width="992" /></p>

<h3><strong>"Değerler değişiyor, bu kaçınılmaz ve direnilemez"</strong></h3>

<p>Kızılay tabelasının önünde fotoğraf çektiren kalabalık, bu soruyu şehrin kendisine de yöneltiyor, "Bir şehri gerçekten deneyimliyor muyuz, yoksa onu yalnızca kadrajımıza alıp, sonra ekranımızda yeniden görmek üzere mi saklıyoruz?" Ünalan şöyle konuşuyor:</p>

<blockquote>
<p>“Burada amaç bir mekânı görüntüleme, mekânı başkalarına aktarma, paylaşma ve sosyal medyada görünür kılma öncelikli. Günümüz gençliği için şehirle ilişki çoğunlukla fotoğraf ve dijital temsiller üzerinden yürüyor. Sadece şehirle kurulan ilişki değil neredeyse yaşamla kurulan ilişkide anlar, yerler yaşanmak, sindirmek yerine sürekli fotoğraflanıyor. Neden o anı yaşamak yerine daha sonra çektiğimiz fotoğraflara bakarak, ya da belki bir daha dönüp bakmadan sadece paylaşarak farklı bir gerçeklik yaratıyoruz? Donmuş bir an neden yaşanacak olandan daha değerli olsun? Mekanı görüntülemek olsa olsa o mekanın seçilmiş ve kurgulanmış bir temsilini sunuyor. Bizim hafızalarımıza kazınmış mekanlar, o mekanlarda yaşanan anılar aradan geçen uzun yıllara rağmen hala varlar. Onu deneyimlemek o mekanla kurulan ilişkinin derinliğini artırır. Değerler değişiyor bu kaçınılmaz ve direnilemez.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Yüzey aynı yüzey değil</strong></h3>

<p>Sosyal medyanın “yüzey”i ile sanatın yüzeyi de aynı kelimeyi taşısa da aynı şeyi anlatmıyor. Ünalan bu ayrımı şöyle açıklıyor:</p>

<blockquote>
<p>“İki farklı yüzey kavramından söz ediyoruz. Görünürde benzeşse de içerik, amaç ve deneyim açısından birbirinden tamamen farklı. Resim sanatında yüzey sanatçının anlatısal ve kavramsal kaygılarını yansıttığı fiziksel bir alan. Ve bu alan sanatçının ifade biçimini yansıtır. Yüzeysel değil derinlikli ve okunabilirdir. İzleyici ile bağ kurar, algısal köprü oluşturur. Estetik bir değer oluşturma alanıdır. Sosyal medyada ise “yüzeysel estetik” çoğunlukla ve tercihen görsel olarak çekici, hızlı tüketilir, basit görselleri ifade ediyor. Estetik, derinlikten çok, anlık dikkat çekme ve beğeni toplama üzerine kurulu. Algoritmaların etkisiyle hızlı tüketilir ve yerini ivedilikle yenilerine bırakıyor. Bence amaçlanan da bundan fazlası değil. Üretim pratiğimde yüzey kavramının önemi kaçınılmaz. Yüzeyler hem fiziksel hem de kavramsal anlamda benim ifade alanım. Onların ilgi uyandırıcı, kalıcı ve iz bırakıcı olmasını hedefliyorum. Derinlikten yoksun ve geçici görseller, “yüzeysel estetik” benim için sabah çayım demlenene ya da gece uykum gelene kadar oyalanıp sonra da pişman olduğum tekrarlar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Koloğlu: “Bence bir serginin gerçek ömrü, üretimin bıraktığı iz olmalı"</strong></h3>

<p>Koloğlu için bir serginin ömrü açılış gecesindeki kalabalıkla ölçülmüyor.</p>

<blockquote>
<p>“Bence bir serginin gerçek ömrü; üretimin bıraktığı iz olmalı. Bu izin kalıcılığını sağlamak içinde çok sık ve kısa süreli sergiler yerine sanatçının, sanatın ve eserlerin konuşulduğu davetler - paneller ile desteklenen eğitici faaliyetler yapılması gerekir galerilerde. Koleksiyonerler artık açılışlara pek gelmez oldular. Bizler açılışlarda "körler - sağırlar" misali birbirimizi ağırlıyoruz. Fotoğraf çektiriyoruz gelenler ile ve bu galerici için de sanatçı içinde de çok yorucu oluyor.”</p>
</blockquote>

<p>Ardından üretimin bıraktığı izin kimde, nasıl kaldığını anlatıyor:</p>

<blockquote>
<p>“Üretimin bıraktığı iz meselesi; bence izleyenin bilinç seviyesi ile alakalı oluyor. Ancak bilinç seviyesi yüksek kişilerde üretimin izi kalabiliyor. Ve bu insanlar hızlı tüketimi, trendi umursamıyorlar. Sanat eseri karşısında coşku ve heyecan doluyorlar. Üretimdeki, imgedeki bir yenilik - özgünlük onlara coşku veriyor. Bu coşku, hayranlık ve heyecan da iz bırakıyor elbette.”</p>
</blockquote>

<p>Ünalan'ın bu soruya verdiği cevap ise şöyle:</p>

<blockquote>
<p>“Elbette kalıcı olan izdir. Bellekte yer eder. Zamansızlaşır.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Ankara’nın sanat hafızası da bir iz: "Artık Ankara'da koleksiyoner yok, sanat alıcıları var"</strong></h3>

<p>Krişna'nın hikâyesini yalnızca bugünün görünürlük meselesi üzerinden okumak, Ankara'nın geçmişini eksik bırakır. Koloğlu, Kızılay-Kavaklıdere hattının Ankara sanat hayatındaki eski yerini şöyle anlatıyor:</p>

<blockquote>
<p>“Ankara eskiden böyle değildi. Devlet galerileri ardından özel galericiliğin başladığı şehirdir Ankara. Dediğiniz gibi Kızılay - Kavaklıdere merkezdi sanat açısından. Devlet Resim ve Heykel Galerisi Zafer Çarşısı'ndaydı. İlk özel galeri Mithatpaşa Caddesindeki Evrensel Kitapevi'nin bodrum katındaki küçücük bir mekandı. Ardından Artisan Sanat Galerisi, Nev, Siyah Beyaz ve peşpeşe diğerleri. Genellikle ODTÜ mezunu mimarlar başlatmışlardı Ankara'da özel galericiliği. Çok miktarda entelektüel koleksiyoner vardı. Vakko Sanat Galerisi ve bankaların sanat galerileri Ankara'ya çok iyi koleksiyoner kazandırmıştı. Bürokratlar ve siyasilerden de çok koleksiyoner vardı. Kültür Bakanlığı sanatçılardan eser alırdı. Bazı sergi açılışlarında eserlerin tamamı satılmış olurdu. Şimdi o kesim çok yaşlandı veya hayatta değiller. Yeni bürokrat ve siyasiler ise sanata uzaklar. Şimdi görebildiğim kadarı ile Ankara'da pek koleksiyoner yok. Sanat alıcıları var.”</p>
</blockquote>

<p>Kaloğlu, bugün İstanbul'un yarattığı görünürlüğün Ankara üzerindeki etkisini de şöyle değerlendiriyor:</p>

<blockquote>
<p>“İstanbul'da koleksiyonerlerin çoğu iş insanları ve ünlüler. Ünlülerin takipçileri de çok oluyor. Kitleler onları takip etmeyi seviyorlar. Otomatikman açılışlardaki ünlüler basının ilgi alanında oluyorlar. Bu sergiyi ve eserleri popüler ve görünür kılıyor. Ankara'da böyle bir kitle maalesef yok. Az sayıda olanları da Ankara'yı değil İstanbul'u takip ediyorlar, sanat eserlerini oradan alıyorlar. Bu psikolojik tekrar; giderek sosyolojik bir olgu haline geliyor ve Ankara'yı sanat yaşamında ikincil kılıyor. Bütün bunların yanında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi kadar Gazi Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümleri çok iyi sanatçılar yetiştirmiştir. Ankara sanatçı yönünden asla ikincil değildir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Kalıcı olanın üretim olduğuna inanıyoruz"</strong></h3>

<p>Ve belki de tabeladan ayrılıp asıl yerine geldiği nokta burası. Krişna için ekonomik sürdürülebilirlik, sanatın önüne geçmiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Ekonomik sürdürülebilirlik Krişna için son amaç olmuştur. Biz hep sanat ve sanatçıyı ön planda tutan bir galeri olduk, toplumu eğitmeyi amaçladık. Bu yüzden de konsept galericilik yapmayı sevdik. İnsanın her ne iş yapıyorsa yapsın; bir meselesi olmasına ve onun peşinden gitmesinin doğruluğuna inandık. Seçiciliğimizden ödün vermedik. Öncelikle bizi heyecanlandıran, coşturan sergiler yapmayı önemsedik. Özgünlük hep ön sırada yer aldı. Yani kültürel sorumluluk seçeneğini tercih ediyoruz. İnat da var elbet. Sorumluluk ister istemez inadı getiriyor. Kavaklıdere'yi sanatsız bırakmamak konusunda cidden inat ettik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalıcı olanın üretim olduğuna inanıyoruz elbet. Ancak kalıcılık çok önemli mi, nedir diye de sormadan edemiyoruz. Markalaşmak mıdır kalıcılık?... Bu da bir inadı ve adanmışlığı, kaliteli - özgün üretim yapmayı getiriyor beraberinde. Ve tabii ki tavizsizliği... ”</p>
</blockquote>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ankara Haberleri, Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/viral-cagda-sanatin-gorunurluk-sinavi-trend-gecer-uretim-kalir</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/nyxjpg.jpeg" type="image/jpeg" length="19417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakır eksikliği hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakir-eksikligi-hangi-belirtilerle-ortaya-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakir-eksikligi-hangi-belirtilerle-ortaya-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücutta önemli görevler üstlenen bakırın eksikliği ve fazlası farklı sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Dengeli beslenmeyle karşılanabilen günlük bakır ihtiyacının yanı sıra bakır eksikliğine neden olan durumlar, yüksek doz çinko kullanımının etkileri ve bakır takıların vücuda katkısı da merak edilen konular arasında yer alıyor. Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, bakırın vücuttaki rolü ve bakır dengesiyle ilgili 24 Saat Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bakır</strong>, vücutta enerji üretimi, demir metabolizması, kan yapımı ve sinir sisteminin işleyişi gibi birçok biyolojik süreçte rol oynayan temel mineraller arasında yer alıyor.</p>

<p>Günlük ihtiyaç çoğunlukla dengeli beslenmeyle karşılanırken, bazı hastalıklar, cerrahi işlemler ve yüksek dozda <strong>çinko</strong> kullanımı bakır eksikliği riskini artırabiliyor. Öte yandan bakırın fazlası da vücutta birikerek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p><strong>İSTAHED Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan</strong>, günlük bakır ihtiyacının dengeli beslenmeyle karşılanabildiğini belirtirken, eksikliğin belirli hastalık ve durumlarda ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Karahan, bakır bileklik ve yüzük gibi takıların ise vücuttaki bakır düzeyini artırdığına yönelik bilimsel kanıt bulunmadığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Uzm. Dr. Selda Handan Karahan-2" class="detail-photo img-fluid" height="1240" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/uzm-dr-selda-handan-karahan-2.png" width="1736" /></p>

<h2><strong>Bakır, vücutta birçok enzimin çalışmasına katkı sağlıyor</strong></h2>

<p>Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, bakırın vücutta pek çok enzimin çalışmasına yardımcı olan önemli bir mineral olduğunu belirtti.</p>

<p>Bakırın temel görevleri arasında hücrelerin enerji üretmesine destek olmak, demirin vücutta kullanılmasını ve hemoglobin (kanda oksijen taşıyan protein) üretimini sağlayan enzimlerin çalışmasına katkıda bulunmak, kollajen ve elastinin (cilt ve bağ dokusunun yapısında bulunan proteinler) oluşumuna katkı sağlamak, sinir sistemi ve sinir hücreleri arasındaki iletişimde görev alan maddelerin üretimine yardımcı olmak ve hücreleri hasara karşı koruyan antioksidan enzimlerin yapısında yer almak bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Sağlıklı bir yetişkin için önerilen günlük bakır alımının ortalama 0,9 mg (900 mikrogram) düzeyinde olduğunu aktaran Karahan, gebelik döneminde bu miktarın yaklaşık 1,0 mg/güne, emzirme döneminde ise yaklaşık 1,3 mg/güne çıktığını söyledi.</p>

<h3><strong>Günlük bakır ihtiyacı dengeli beslenmeyle karşılanabiliyor</strong></h3>

<p>Karahan çeşitli ve dengeli bir diyet uygulayan sağlıklı bireylerde ek bakır takviyesine ihtiyaç duyulmadığını belirterek, günlük bakır ihtiyacının dengeli beslenmeyle karşılanmasının mümkün olduğunu söyledi.</p>

<p>Bakır açısından oldukça zengin besin kaynaklarının sakatatlar (karaciğer, böbrek), deniz ürünleri (istiridye, kabuklu deniz canlıları), sert kabuklu yemişler (fındık, ceviz, badem, kaju), tohumlar (susam, ayçekirdeği), tam tahıllar ve baklagiller (nohut, mercimek) olduğunu ifade etti. Karahan, bitter çikolata ve kakaoda da bakır bulunduğunu belirterek, Akdeniz tipi beslenmeyle günlük bakır ihtiyacının karşılanabildiğini aktardı.</p>

<p><img alt="Dengeli Besinler" class="detail-photo img-fluid" height="1578" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/dengeli-besinler.png" width="2596" /></p>

<h3><strong>Bakır takıların tıbbi faydasına ilişkin klinik kanıt bulunmuyor</strong></h3>

<p>Karahan bakır bileklik, yüzük veya benzeri takıların tıbbi bir rolü olmadığını belirtti. Bakır takıların geleneksel ve alternatif yaklaşımlarda farklı iddialarla kullanıldığını ifade eden Karahan, klinik araştırmaların bu takıların sistemik bakır düzeylerini artırmada veya hastalıkları tedavi etmede tıbbi bir faydası olmadığını gösterdiğini söyledi. Karahan, bu konuda PLOS ONE çalışmasına da işaret ederek, "Plasebo etkisinin ötesinde anlamlı bir klinik kanıt bulunmamaktadır" dedi.</p>

<p>Karahan, bakır metal formdayken cildin en dış tabakasından belirgin bir şekilde sistemik dolaşıma geçmediğini belirtti. Teri oluşturan amino asitler ve laktat ile temas eden metalik bakırın oksitlenerek yeşilimsi veya mavi bir renk bırakabileceğini ifade eden Karahan, yüzeysel deride çok küçük ve ihmal edilebilir miktarlarda iyonik tutulum olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="Bakır Takılar" class="detail-photo img-fluid" height="702" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-17-230700.png" width="1194" /></p>

<p>Ancak bu miktarın kan dolaşımına anlamlı bir düzeyde geçerek vücudun günlük bakır ihtiyacını karşılayamayacağını ve besinsel alımın yerini tutamayacağını kaydetti. Karahan, bilimsel kanıtların metal olan bakırın deri yoluyla sistemik biyoyararlanıma geçişinin yetersiz olduğunu gösterdiğini aktardı.</p>

<p>Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, sağlıklı kişilerde beslenmeye bağlı bakır eksikliğinin oldukça nadir olduğunu belirtti. Bakır eksikliğinin daha çok gastrointestinal cerrahi geçirenlerde, malabsorpsiyon sendromlarında, yüksek çinko takviyesi alanlarda ve Menkes hastalığında görülebildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Bazı cerrahi işlemler ve bağırsak hastalıkları bakır eksikliğine yol açabiliyor</strong></h3>

<p>Karahan, bariatrik cerrahi (tüp mide, gastrik bypass) veya geniş bağırsak rezeksiyonu geçiren bireylerde emilim yüzeyinin azalması nedeniyle bakır eksikliği gözlenebileceğini söyledi. Çölyak hastalığı, Crohn veya ülseratif kolit hastalarında ise emilim bozukluğu gerçekleştiği için eksiklik görülebileceğini aktardı.</p>

<p>Yüksek çinko takviyesi alanlara da değinen Karahan, uzun süre yüksek doz çinko hapı kullananlarda aşırı çinko alımının bağırsak hücrelerinde metalotionein adı verilen ve bakıra bağlanabilen bir proteinin üretimini artırdığını belirtti. Bu proteinin bakırı bağlayarak emilimini engellediğini ve aksine bakır eksikliğine yol açtığını ifade etti.</p>

<p>Menkes hastalığının (kalıtsal bakır taşıma bozukluğu) nadir görülen, X'e bağlı genetik bir bakır taşıma bozukluğu olduğunu belirten Karahan, bakır eksikliğinde demir tedavisine yanıt vermeyen anemi ile B12 eksikliğini taklit eden subakut kombine dejenerasyon tablosunun (ataksi, parestezi, yürüme güçlüğü, duyu kaybı) görülebileceğini söyledi. Ayrıca beyaz kan hücrelerinde azalma ve enfeksiyonlara yatkınlık artabildiğini aktardı.</p>

<p>Karahan, bakır eksikliğinin kollajen çapraz bağlanma bozukluğuna bağlı osteoporoz ve kemik kırılganlığında artışa yol açabileceğini belirtti. Enzim eksikliğine bağlı olarak saç renginde açılma veya solma görülebileceğini de ifade etti.</p>

<h3><strong>Fazla bakır alımı vücutta toksik etkilere neden olabiliyor</strong></h3>

<p>Karahan, bakırın vücut için esansiyel olmasına rağmen fazlasının toksik (zehirli) olduğunu söyledi. Yetişkinler için güvenli üst sınırın günlük 10 bin mikrogram, yani 10 miligram olarak belirlendiğini ifade etti.</p>

<p>Vücutta aşırı bakır birikmesinin dokularda oksidatif strese (hücrelere zarar verebilen serbest radikaller ile vücudun antioksidan savunması arasındaki dengesizlik) ve hücresel hasara yol açtığını belirten Karahan, akut zehirlenmede, örneğin bakır kaplardan veya sudan yüksek doz alımında, şiddetli bulantı, kusma, karın ağrısı ve kanlı diyare görülebileceğini dile getirdi. İleri vakalarda tübüler nekroz, renal yetmezlik ve hemolitik anemi görülebileceğini aktardı.</p>

<p>Kronik aşırı birikim veya aşırı dozda bakırın karaciğerde birikerek siroz ve karaciğer yetmezliğine yol açabileceğini belirten Karahan, beyinde birikmesi halinde ise tremor (istemsiz titreme), bazal ganglion hasarı (hareketlerin kontrolünde görev alan beyin bölgelerinde hasar) ve nörodejeneratif semptomlara (sinir hücrelerinin hasar görmesiyle ortaya çıkan belirtiler) neden olabileceğini ifade etti. Wilson hastalığının, genetik bir mutasyon sonucu bakırın safra yoluyla vücuttan atılamaması ve bunun sonucunda karaciğer, beyin ve gözde birikmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Gözde bakır birikiminin ise gözün renkli kısmının çevresinde Kayser-Fleischer halkası (kahverengi, altın veya yeşilimsi renkli halka) oluşumuna yol açabildiğini kaydetti. Karahan, bakır metabolizmasında klinik açıdan en kritik noktanın çinko-bakır dengesi olduğunu belirtti.</p>

<p>İki elementin bağırsaktan emilim sırasında aynı taşıyıcı mekanizmaları kullandığını ve birbirlerinin emilimini yarışmalı olarak engellediğini ifade etti. Kontrolsüz veya bilinçsiz şekilde kullanılan yüksek doz çinko takviyelerinin, tedaviye bağlı bakır eksikliğinin en sık karşılaşılan nedenlerinden biri olduğunu belirten Karahan, bu tür element takviyeleri planlanırken <strong>çinko</strong> ve <strong>bakır</strong> arasındaki doğru dengenin daima göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Çinko Desteği" class="detail-photo img-fluid" height="1520" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/cinko-destegi.png" width="2574" /></p>

<h3><strong>Bakır eksikliği B12 eksikliğiyle benzer nörolojik bulgular gösterebiliyor</strong></h3>

<p>Karahan, bakır eksikliği ve B12 vitamini eksikliğinin sinir sistemi açısından birbirine oldukça benzer belirtilere yol açabildiğini belirtti.</p>

<p>Sinirlerde hasar veya işlev bozukluğu (nöropati), denge ve koordinasyon bozukluğu (ataksi) ve omurilikte etkilenme (spinal kord tutulumu) gibi bulguların görülebileceğini ifade eden Karahan, B12 tedavisine rağmen düzelmeyen sinir sistemi belirtileri veya tedaviye yanıt vermeyen anemisi (kansızlığı) bulunan hastalarda kandaki bakır ve seruloplazmin (bakırın vücutta taşınmasına yardımcı olan protein) düzeylerinin değerlendirilmesinin tanı açısından oldukça önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Karahan, bakır takıların vücuttaki bakır dengesine katkı sağladığı veya bakır seviyesini artırdığına ilişkin bilimsel herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Şilan Eylül Kandemir</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakir-eksikligi-hangi-belirtilerle-ortaya-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/bakir-1.jpeg" type="image/jpeg" length="72512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İDOB 2026-2027 sezonunu Beethoven'ın 9. Senfonisi ile açtı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/idob-2026-2027-sezonunu-beethovenin-9-senfonisi-ile-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/idob-2026-2027-sezonunu-beethovenin-9-senfonisi-ile-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 2026-2027 sanat sezonunu Ludwig van Beethoven’ın 9. Senfonisi konseriyle açtı. Gecede yapay zekanın sanatsal üretimine dair çarpıcı bir kıyaslama yapan Şef İbrahim Yazıcı, "Beethoven 9. Senfoni’yi yarım bıraksaydı yapay zeka finale koro koyamazdı; çünkü bu mevcut veriyi işlemek değil, özgün bir yaratıcılıktır" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 2026-2027 sanat sezonunun açılışını klasik müzik tarihinin anıt yapıtlarından Ludwig van Beethoven'ın 9. Senfonisi ile gerçekleştirdi.</p>

<p>Konserin açılış konuşmasını yapan orkestra şefi İbrahim Yazıcı, 2027 yılının Beethoven'ın ölümünün 200. yıl dönümü olduğuna dikkat çekerek, <i>"Bestecinin 250. doğum yılı maalesef salgın sebebiyle yarım yamalak kutlanabilmişti. Önümüzdeki yıl bunu telafi edebilmeyi umuyoruz. Biz de yeni sezonumuzu şimdiden Beethoven'ın dev eseri 9. Senfoni ile açıyoruz"</i> dedi.</p>

<p><img alt="Idob1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/idob1.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>"Yapay Zeka 9. Senfoni'nin finaline koro eklemeyi düşünemezdi"</strong></h3>

<p>Eserin 1822-1824 yılları arasında, bestecinin işitme yetisini tamamen yitirdiği bir dönemde yazıldığını hatırlatan Şef Yazıcı, müzik dünyasında süregelen yapay zeka ve sanatsal yaratıcılık tartışmalarına da değindi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beethoven'ın eksik kalan 10. Senfonisi'nin yapay zekaya bestecinin önceki verileri yüklenerek tamamlanma girişimlerini örnek gösteren Yazıcı, çarpıcı bir kıyaslamada bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Beethoven 9. Senfoni'yi yarım bıraksaydı ve yapay zekaya ilk 8 senfonisi yüklenerek eserin devamı oluşturulsaydı, yapay zeka final bölümünde koro kullanmayı düşünebilir miydi? Bence hayır. Çünkü bu, yalnızca mevcut verilerden hareket etmek değil; tamamen yeni, kırılma yaratan ve özgün bir yaratıcılık ortaya koymaktır."</i></p>
</blockquote>

<p>Senfoninin dördüncü bölümünde "iyiliğin kötülüğe karşı mücadelesinin" işlendiğini belirten İbrahim Yazıcı, bu dramatik çatışmada vurmalı çalgıların belirleyici bir ağırlık taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Söz konusu kesitin müzik literatüründe "Türk Marşı" adıyla da anıldığını aktaran Yazıcı, dönemin en kudretli askeri güçlerinden biri olan Osmanlı ordusunun uzaktan yaklaşmasının, Beethoven tarafından özellikle mehter geleneğini yansıtan vurmalı çalgıların tınılarıyla tasvir edildiğini dile getirdi.</p>

<p>Sezon açılış konserinde İDOB Orkestrası'nı şef İbrahim Yazıcı yönetirken, İDOB Korosu koro şefi Paolo Villa idaresinde sahne aldı. Eserin solist partilerini ise soprano Dilruba Bilgi, mezzosoprano Aylin Ateş, tenor Berk Dalkılıç ve bas Burak Bilgili seslendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/idob-2026-2027-sezonunu-beethovenin-9-senfonisi-ile-acti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/idob.webp" type="image/jpeg" length="87835"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'den emsal "arabuluculuk" kararı: "Aşırı şekilci yorumla" işe iade davasının reddine hak ihlali kararı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/aymden-emsal-arabuluculuk-karari-asiri-sekilci-yorumla-ise-iade-davasinin-reddine-hak-ihlali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/aymden-emsal-arabuluculuk-karari-asiri-sekilci-yorumla-ise-iade-davasinin-reddine-hak-ihlali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, arabuluculuk başvuru formunda "işe iade" kutucuğunun işaretlenmediği gerekçesiyle davayı usulden reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını Anayasa'ya aykırı buldu. Son tutanakta işe iade konusunun fiilen müzakere edildiğini vurgulayan Yüksek Mahkeme, aşırı şekilci yorumun hak arama özgürlüğünü engellediğine ve "mahkemeye erişim hakkının" ihlal edildiğine hükmetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), arabuluculuk başvuru formu ve son tutanağındaki ifadelere katı ve aşırı şekilci yaklaşarak işe iade davasını usulden reddeden istinaf mahkemesinin kararını Anayasa'ya aykırı buldu. Yüksek Mahkeme, işçinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan "mahkemeye erişim hakkının" ihlal edildiğine oy birliğiyle hükmetti.</p>

<p>Resmî Gazete'de yayımlanan emsal karara konu olan süreç, özel bir güvenlik şirketinde çalışan U.Ö.'nün iş akdinin feshedilmesiyle başladı. İşe iade talebiyle dava açan U.Ö.'nün başvurusunu inceleyen İzmir 11. İş Mahkemesi, feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verdi.</p>

<h2><strong>İstinaf Mahkemesi "Kutucuk işaretlenmedi" diye davayı usulden reddetti</strong></h2>

<p>Davalı işverenin karara itiraz etmesi üzerine dosya istinaf incelemesine taşındı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, arabuluculuk başvuru formunda yer alan "işe iade" seçeneğinin işaretlenmediğini ve son tutanakta yer alan ifadelerin bu talebi eksiksiz kapsamadığını gerekçe gösterdi. İstinaf dairesi, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını kaldırarak davayı usulden reddetti.</p>

<p>İstinafın ret kararı üzerine işçi U.Ö., adil yargılanma ve mahkemeye erişim haklarının zedelendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.</p>

<h3><strong>AYM: "Tutanakta müzakere edildiği açık, aşırı şekilcilik ölçüsüz külfet yarattı"</strong></h3>

<p>Dosyayı esastan inceleyen Anayasa Mahkemesi, arabuluculuk son tutanağında tarafların işe iade hususunu fiilen müzakere ettiklerinin ve bu konuda anlaşmaya varamadıklarının açıkça kayıt altına alındığına dikkat çekti.</p>

<p>İstinaf mahkemesinin formdaki işaretlemeler üzerinden vardığı sonucun hak arama özgürlüğünü sınırlandıran katı bir yorum olduğunu vurgulayan Yüksek Mahkeme, gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Arabuluculuk son tutanağında işe iade konusunun müzakere edildiğine dair beyanların bulunmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin dava şartının gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmesi, başvurucunun dava açmasını zorlaştırmış ve arabuluculuk şartına ilişkin kurallar bakımından aşırı şekilci bir yaklaşım sergilenmiştir. Bu katı yorum, başvurucu üzerinde ağır bir külfete sebebiyet vermiş ve hedeflenen meşru amaçlarla karşılaştırıldığında ölçülü olmamıştır."</i></p>
</blockquote>

<h3><strong>Yeniden yargılama kararı verildi</strong></h3>

<p>Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve dosyanın yeniden görülmesi amacıyla karar örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesine iletilmek üzere İzmir 11. İş Mahkemesine gönderilmesine hükmetti. Başvurucunun maddi/manevi tazminat talebi ise ihlalin yeniden yargılamayla giderilebileceği gerekçesiyle reddedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/aymden-emsal-arabuluculuk-karari-asiri-sekilci-yorumla-ise-iade-davasinin-reddine-hak-ihlali-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-6079e27fa44e2dfb4b32af3cf52937d8jpg.webp" type="image/jpeg" length="46276"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kapadokya Uluslararası Orta Çağ Panayırı'na ev sahipliği yaptı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kapadokya-uluslararasi-orta-cag-panayirina-ev-sahipligi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kapadokya-uluslararasi-orta-cag-panayirina-ev-sahipligi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde yaşayan mimar Muammer Erinal, çocukluk masallarından ilham alarak başlattığı Orta Çağ tutkusunu uluslararası bir festivale dönüştürdü. Meksika’dan Rusya’ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce tarih meraklısı, geleneksel dönem kostümleri ve zırhlarıyla Kapadokya’nın mistik dokusunda zamanda yolculuğa çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde yaşayan mimar Muammer Erinal, çocukluğunda annesinin okuduğu masallarla başlayan Orta Çağ tutkusunu, dünyanın dört bir yanından meraklıları buluşturan uluslararası bir festivale dönüştürdü.</p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528431 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528431-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<p>Dönem kıyafetleri, zırhlar ve tematik aksesuarlarla Kapadokya’nın tarihi dokusunda bir araya gelen yüzlerce katılımcı, bölgede adeta zamanda yolculuk havası estiriyor.</p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528433 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="776" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528433-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinden 1987 yılında mezun olduktan sonra mesleğe adım atan ve 24 yıldır yaşamını Ürgüp’te sürdüren 60 yaşındaki Erinal, önce ilçedeki tarihi bir yapıyı restore ederek Orta Çağ konseptli bir restorana çevirdi. Ardından hem ilçe turizmine katkı sunmak hem de dönem meraklılarını buluşturmak amacıyla 2023 yılında panayır projesini başlattı.</p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528442 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528442-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>"Karton atlarla başlayan hayal gerçek oldu"</strong></h3>

<p>Sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla her yıl eylül ayında 4 gün boyunca düzenlenen panayır, kısa sürede sınırları aşan bir ilgiye ulaştı. Çocukluğunda kurduğu düşlerin gerçeğe dönüşmesinden duyduğu mutluluğu dile getiren Muammer Erinal, o günleri şu sözlerle anlattı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Bu tarz kitaplar okurdum, hatta okumaya başlamadan önce annem bana okurdu. Kendime küçük kahramanlar çizerdim. Onları yine kartondan kestiğim atların üzerinde savaştırıyordum, konuşturuyordum. Dedem, 'Keşke bunları kaydedecek bir şey olsa, büyüyünce seyredersin' derdi. Şimdi esasında bu hayalimi gerçekleştirdim."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528441 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528441-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>Meksika ve El Salvador’dan katılımcılar geldi</strong></h3>

<p>İlk etkinliği düzenlediklerinde bu denli geniş bir kitleye ulaşmayı beklemediklerini aktaran Erinal, ilginin her geçen yıl katlanarak büyüdüğünü kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>"Sırf bu etkinliğe katılmak için 6-7 aydır kostüm yapan, kostüm araştıran, yurt dışından kostümler getiren insanlar var. İlk panayırı yaptığımız zaman El Salvador'dan, Meksika'dan ulaştığımız sanatçılar geldi, Türkiye'nin her yerinden ziyaretçiler geldi. Hakikaten bir ara o kalabalığı görünce duygulandım. Yüzlerce insan gelmişti ama her sene büyüyor; bu sene binlerce insan var. Kendimi eskiden bu alanda yalnız hissederdim ancak Orta Çağ meraklısı devasa bir kitle varmış. Bir arada olmak büyük keyif."</i></p>
</blockquote>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528438 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528438-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>"Kapadokya'nın mistik dokusu bu ruha çok uygun"</strong></h3>

<p>Projede yer alan mimar kızı Ada Erinal, Kapadokya’nın doğal ve tarihi yapısının etkinlikle kusursuz bir uyum yakaladığını vurgulayarak, <i>"Dışarı çıktığınızda zaten taş binalar, loş ışıklar var. Bunu büyükşehirlerde yakalayamazsınız. İleride organizasyonu daha da büyütmek istersek Kapadokya’nın mistik atmosferi buna son derece elverişli"</i> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528435 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528435-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p>

<p>Etkinliğe Eskişehir’den katılan tarih ve mitoloji meraklısı Deniz Apaydın, organizasyonun sunduğu hissi <i>"Şehir hayatından çıkıp buraya geldiğimde sanki farklı bir zaman dilimine ışınlanıp orada yaşamış gibi hissediyorum"</i> sözleriyle özetlerken; Rusya'dan ilk kez Türkiye'ye gelen Rafael Bukov ise Kapadokya'daki atmosferi büyüleyici ve heyecan verici bulduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><img alt="A A 20260921 42528443 42528434 O R T A C A G M E R A K L I L A R I N I K A P A D O K Y A D A D U Z E N L E D I G I P A N A Y I R D A B I R A R A Y A G E T I R I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528434-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /><img alt="Kapadokya Uluslararası Orta Çağ Panayırı'na ev sahipliği yaptı-4" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528437-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kapadokya-uluslararasi-orta-cag-panayirina-ev-sahipligi-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260921-42528443-42528440-o-r-t-a-c-a-g-m-e-r-a-k-l-i-l-a-r-i-n-i-k-a-p-a-d-o-k-y-a-d-a-d-u-z-e-n-l-e-d-i-g-i-p-a-n-a-y-i-r-d-a-b-i-r-a-r-a-y-a-g-e-t-i-r-i-y-o-r.jpg" type="image/jpeg" length="82935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir'de Zafer Uğur Soylu-Mehmet Akif Yalçın İkilisi'nin: ETİ Odunpazarı Rallisi nefes kesti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/eskisehirde-zafer-ugur-soylu-mehmet-akif-yalcin-ikilisinin-eti-odunpazari-rallisi-nefes-kesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/eskisehirde-zafer-ugur-soylu-mehmet-akif-yalcin-ikilisinin-eti-odunpazari-rallisi-nefes-kesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Petrol Ofisi Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası'nın beşinci ayağı olan ETİ Odunpazarı Eskişehir Rallisi'nde zafer, GP Garage My Team adına yarışan Uğur Soylu - Mehmet Akif Yalçın ikilisinin oldu. 38 ekibin 501 kilometrelik zorlu parkurda mücadele ettiği organizasyonda genel klasman ikinciliğini Burak Çukurova - Burak Akçay, üçüncülüğü ise Eytan Halfon - Gürkal Menderes elde etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Petrol Ofisi Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın beşinci ayağı olan ETİ Odunpazarı Eskişehir Rallisi, GP Garage My Team adına yarışan <strong>Uğur Soylu - Mehmet Akif Yalçın</strong> ekibinin birinciliğiyle tamamlandı.</p>

<p>Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) koordinasyonunda Eskişehir Otomobil Spor Kulübü (ESOK) tarafından düzenlenen organizasyon; Eskişehir Valiliği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi ve Eskişehir Ticaret Odası’nın katkılarıyla hayata geçirildi. 38 ekibin start aldığı zorlu ralli, 120 kilometresi özel etaplardan oluşan toplam 501 kilometrelik zorlu parkurda koşuldu.</p>

<p><img alt="A A 20260920 42525164 42525162 T U R K I Y E R A L L I S A M P I Y O N A S I N I N 5 A Y A G I E S K I S E H I R D E S O N A E R D I" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260920-42525164-42525162-t-u-r-k-i-y-e-r-a-l-l-i-s-a-m-p-i-y-o-n-a-s-i-n-i-n-5-a-y-a-g-i-e-s-k-i-s-e-h-i-r-d-e-s-o-n-a-e-r-d-i.jpg" width="1200" /></p>

<h3><strong>Genel klasmanda podyum belli o</strong><strong>ldu</strong></h3>

<p>İki gün süren kıyasıya rekabetin ardından genel klasman basamakları şu şekilde oluştu:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Uğur Soylu - Mehmet Akif Yalçın</strong> (GP Garage My Team)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Burak Çukurova - Burak Akçay</strong> (BC Vision Egemot Motorsport)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Eytan Halfon - Gürkal Menderes</strong> (GP Garage My Team)</p>
 </li>
</ol>

<p>Zirvenin sahibi Uğur Soylu-Mehmet Akif Yalçın ekibi genel klasman zaferinin yanı sıra <strong>Remed Assistance Özel Ödülü</strong>, <strong>Sınıf 2</strong> ve <strong>avantaj etabı</strong> birinciliklerini de hanesine yazdırdı. Takımlar klasmanında ise en çok puanı toplayan <strong>GP Garage My Team</strong> podyumun en üst basamağında yer aldı.</p>

<h3><strong>Sınıf ve Özel Kategori Kazananları</strong></h3>

<p>Rallinin farklı kategorilerinde liderlik mücadelesi veren ekiplerin başarıları şöyle sıralandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İki Çeker ve Sınıf 4:</strong> Ömer Faruk Çabuk - Alperen Tetik</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sınıf 3:</strong> Hüseyin Çetmen - Soner Çevik (BC Vision Egemot Motorsport)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sınıf 5:</strong> Burak Başlık - Sedat Bostancı</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Genç Pilotlar:</strong> Ersin Ören - Demir Sancaklı</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kadın Pilotlar:</strong> Kübra Denizci Keskin (Team Binance TR / Co-pilot: Kerem Deveci)</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Behiç Yurdaçalışan TOSFED Ralli Kupası'nda heyecan</strong></h3>

<p>Organizasyon kapsamında koşulan Behiç Yurdaçalışan TOSFED Ralli Kupası’nda genel klasman ve Kategori 4 birinciliğini <strong>Gürol Baranlı - Burak Koç</strong> kazandı.</p>

<p>Genel klasman ikincisi ve Kategori 3 birincisi <strong>Ömer Güneş - Sevi Akal</strong> olurken, genel klasman üçüncülüğünü <strong>Murat Çetin - Derya Ulus</strong> elde etti. Kategori 2'de <strong>Baran Demirkan - Tarık Doğançay</strong>, Kategori 1'de ise <strong>Candan Erim - Mesut Şafak Doğan</strong> zafere ulaştı. Candan Erim aynı zamanda kupanın Kadın Pilotlar birincisi olurken, Kadın Co-Pilotlar ödülü Sevi Akal'ın oldu.</p>

<h3><strong>Sıradaki durak: Kocaeli Rallisi</strong></h3>

<p>Petrol Ofisi Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası takvimi, 17-18 Ekim tarihlerinde koşulacak sezonun altıncı ayağı Kocaeli Rallisi ile hız kesmeden devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/eskisehirde-zafer-ugur-soylu-mehmet-akif-yalcin-ikilisinin-eti-odunpazari-rallisi-nefes-kesti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/a-a-20260920-42525164-42525163-t-u-r-k-i-y-e-r-a-l-l-i-s-a-m-p-i-y-o-n-a-s-i-n-i-n-5-a-y-a-g-i-e-s-k-i-s-e-h-i-r-d-e-s-o-n-a-e-r-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="93580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençlerde gececilik ve ertelemecilik giderek artıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan, gençlerde gececilik ve erteleme davranışlarının giderek yaygınlaştığına dikkat çekerek internet kullanımı, uyku yoksunluğu ve sosyal izolasyonun ruhsal ve fiziksel sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Aslan, gençlerde motivasyon kaybı ve ertelemenin nedenlerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong> oldu. Gençlerde giderek yaygınlaşan gece uyanık kalma ve erteleme davranışlarının ele alındığı programda Aslan, internet kullanımından uyku yoksunluğuna, obeziteden dikkat eksikliğine, sosyal izolasyondan depresyon riskine kadar önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>Gençlerin yaklaşık yüzde 20’si geceleri uyanık kalıyor</strong></h2>

<p>Son yıllarda gençler arasında <strong>“gececiliğin”</strong> giderek yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Aslan, bunda internet ve teknoloji kullanımının önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Kişinin gece boyunca uyanık kalması ve ertesi gün kalkarak günlük yaşamına uyum sağlamakta zorlanmasının <strong>“gecikmiş uyku fazı sendromu”</strong> olarak tanımlandığını belirten Aslan, geçmişte yüzde 1-2 düzeylerinde görülen bu durumun günümüzde yüzde 10’lara kadar çıktığını ifade etti.</p>

<p>Hastalık boyutunda olmasa bile gençlerin yaklaşık yüzde 20’sinin geceleri uyanık kaldığını belirten Aslan, bu sürenin büyük ölçüde evde, internet başında ve sanal etkileşimlerle geçirildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gececilik davranışının yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını vurgulayan Aslan, dünyanın birçok ülkesinde benzer bir değişim yaşandığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.37" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171637.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Büyük kentler uyku yoksunu toplumlara dönüşüyor</strong></h2>

<p>Çalışma ve yaşam koşullarındaki değişimin de uyku düzenini etkilediğini belirten Prof. Dr. Aslan, özellikle büyük kentlerde insanların giderek “uyku yoksunu” hale geldiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gece geç saatlerde yatıp sabah günlük yaşamın zorunlulukları nedeniyle erken kalkmak durumunda kalan çok sayıda kişinin 5-6 saatlik uykuyla yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Aslan, yetişkinler için 6-9 saat arasındaki uykunun normal kabul edildiğini, sürekli 6 saatin altında uyuyan kişilerde ise uyku yoksunluğundan söz edilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Daha düzenli bir uyku ritmi için sabah saat 07.00-08.00 civarında uyanmanın yararlı olabileceğini belirten Aslan, düzenli uyku alışkanlığının hem bedensel hem de ruhsal sağlık açısından önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2><strong>Gece uyanık kalmak obezite riskini artırabiliyor</strong></h2>

<p>Gece uyanık kalmanın yalnızca uyku düzenini değil, beslenme alışkanlıklarını ve fiziksel aktiviteyi de etkilediğini anlatan Prof. Dr. Aslan, özellikle gençlerin gece boyunca daha fazla yemek yeme eğiliminde olduğunu ve bunun obeziteye zemin hazırlayabildiğini söyledi.</p>

<p>Uzun süre evden çıkmadan, gün ışığı görmeden, ihtiyaçlarını bulunduğu yere getirterek yaşayan, hareketsiz ve düzensiz beslenen bir yaşam biçiminin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Aslan, toplumun bir bölümünün zamanının büyük kısmını evde geçirdiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Sadece sanal dünyada var olmak insanı doyuma ulaştırmıyor”</strong></h2>

<p>İnsanın ruhsal sağlığı açısından gerçek sosyal ilişkilerin önemini vurgulayan Prof. Dr. Aslan, yalnızca sanal dünyadaki etkileşimlerle sürdürülen bir hayatın kişiyi yeterince mutlu eden ve doyuma ulaştıran bir yaşam biçimi olmadığını söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerini iyi hissedebilmek için gerçek iletişime, gerçek insanlara ve yüz yüze ilişkilere ihtiyaç duyduğunu belirten Aslan, sosyal ilişkilerden uzaklaşıp sanal ortamlarda çok fazla zaman geçiren bireylerde bir süre sonra boşluk hissi, yaşamı sorgulama ve anlam arayışının ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu sürecin motivasyon kaybı ve erteleme davranışlarıyla devam edebildiğini belirten Aslan, bazı kişilerde depresif belirtilerin de tabloya eklenebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“Sosyal beyin”</strong> kavramına dikkat çeken Aslan, insanı harekete geçiren ve motive eden önemli unsurlardan birinin toplum içinde diğer insanlarla kurduğu etkileşim olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Dikkat eksikliği olanlarda erteleme davranışı daha sık görülebiliyor</strong></h2>

<p>Erteleme davranışının nedenlerinin her bireyde ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aslan, dikkat eksikliği bulunan bireylerde motivasyon kaybı ve erteleme eğiliminin daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Araştırmaların dikkat eksikliği bulunan bireylerin gece uyanık kalmaya ve ertesi gün yapılması gereken işleri ertelemeye daha yatkın olabildiğini gösterdiğini ifade eden Aslan, bu nedenle sorunun yalnızca “isteksizlik” veya “tembellik” olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>“Ertelemek insanın doğal bir eğilimi”</strong></h2>

<p>Ertelemenin belirli ölçülerde insanın doğal eğilimlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişinin konfor alanında kaldığı ve harekete geçmesini gerektiren koşulların azaldığı durumlarda erteleme davranışının daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Ancak ertelemenin alışkanlık haline gelmesinin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Aslan, aşırı boş zaman ve sürekli düşünmenin olumsuz değerlendirmeleri artırarak kişiyi depresif bir duygu durumuna sürükleyebileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme”</strong></h2>

<p>Sosyal yaşamdan uzaklaşan ve hareketsizleşen bireylerin öncelikle fiziksel aktiviteye yönlendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, motivasyonun her zaman eylemden önce gelmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Fiziksel aktivite için bu isteğin gelmesini beklemek yerine aktif olduğumuzda zaten kendimizi daha iyi hissediyoruz. Bilişsel davranışçı terapide söylediğimiz temel bir şey var; önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme. Eyleme geçtikten sonra bir sonraki eylem için isteğin ortaya çıkması çok daha kolay olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, gececilik, sosyal içe kapanma ve erteleme davranışlarının günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi durumunda deneyimli bir uzmandan destek alınmasının kişinin normal yaşamına uyumunu kolaylaştırabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Aileler gençlerle değerleri üzerinden iletişim kurabilir</strong></h2>

<p>İçe kapanan, sosyal yaşamdan uzaklaşan ve erteleme davranışı gösteren gençlere yaklaşımda ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, öncelikle gencin önem verdiği değerlerin anlaşılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Güven, samimiyet, dürüstlük ve sahicilik gibi kavramların gençler açısından çok önemli olabildiğini belirten Aslan, gençlerin bu değerleri göremedikleri ve art arda hayal kırıklıkları yaşadıkları durumlarda vazgeçme ve geri çekilme davranışı gösterebildiklerini ifade etti.</p>

<p>Gençlik döneminin çevreden ve yaşanan deneyimlerden en fazla etkilenilen dönemlerden biri olduğunu vurgulayan Aslan, gençleri dijital ve kapalı ortamlardan çıkararak sosyal hayatın içine katacak kursların, programların ve etkinliklerin artırılmasının önemli olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-1.jpeg" type="image/jpeg" length="84368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 12 Eylül’ün perde arkasını anlattı: "Kanlı terör neden bir anda kesildi, açıklayamadılar"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Darbe öncesinde yaşanan siyasi ve toplumsal atmosferi anlatan Akkoç, darbenin ardından değişen siyasi dengelere, Turgut Özal’ın yükselişine ve 1983 seçimlerine uzanan sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akkoç, darbe gerekçesi gösterilen şiddetin bir gün içinde sona ermesine dikkat çekerek “Kanlı terör neden bir anda kesildiğini açıklayamadılar” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci <strong>Fethi Akkoç</strong>, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Akkoç, darbe öncesindeki siyasi atmosferden Kenan Evren liderliğindeki askeri yönetimin uygulamalarına, Turgut Özal’ın siyasi geleceğinden 1983 seçimlerine uzanan süreçte yaşananları anlattı.</p>

<p>Akkoç, 12 Eylül öncesinde sağ ve sol görüşlü gençlerin sokaklara döküldüğünü, toplumun yaşanan şiddet olaylarından ciddi biçimde rahatsız olduğunu belirterek, darbenin ardından yaşananlara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>“Kanlı terör neden bir anda kesildiğini bir türlü açıklayamadılar”</strong></h2>

<p>12 Eylül öncesindeki atmosferi anlatan Akkoç, sağ ve sol görüşlü gençler arasındaki çatışmaların toplumu yorduğunu söyledi. Akkoç, darbenin gerekçesi olarak gösterilen olayların darbenin hemen ardından sona ermesine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül 1980 darbesi sırasında, 12 Mart öncesinde olduğu gibi sağcı ve solcu gençler sokağa dökülmüş, anarşi hortlamıştı. Vatandaş anarşiden, günlük olaylardan ve gençlerin birbirini öldürmesinden bıkmış, ciddi şekilde rahatsız hale gelmişti.</p>

<p>Ancak 12 Eylül darbesini yapanlar, darbeden bir gün sonra, darbe için gerekçe olarak gösterilen olayların ve kanlı terörün neden bir anda, bir gün içinde kesildiğini bir türlü açıklayamadılar.</p>

<p><i>Askeri müdahaleye uygun şartların oluşması için solcu ve sağcı gençleri sokaklara döküp kan akıtanlar, istediklerini maalesef yine elde etmişlerdi.</i>”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h3><strong>"Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’nin dış politikasında ve ekonomik yapısında önemli değişiklikler yaşandığını savundu. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü de bu sürecin önemli başlıklarından biri olarak değerlendiren Akkoç, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Askeri yönetimleri ve parlamento dışı hükümetleri, kendi istediklerini kabul ettirebilmek için uygun gören Amerikalılar, 12 Eylül darbesinden sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, dönemin ekonomik gelişmelerine ilişkin ise tütün tekeli kanununun kaldırılmasını örnek gösterdi:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından tütün tekeli kanunu kaldırılarak Türk tütünü yerine ithal Virginia tütünü getirildi ve Türk sigarası yerine Amerikan sigarası piyasaya girdi. Tütün tekeli kanununun kaldırılmasıyla da tütün satan bir ülke olan Türkiye, tütün ithal eder hale getirildi”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmesinin yolu açıldı”</strong></h3>

<p>12 Eylül darbesinin siyasi sonuçlarına da değinen Akkoç, başta Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel olmak üzere siyasi parti liderlerine getirilen yasakların yeni bir siyasi yapılanmanın önünü açtığını söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesiyle başta Ecevit ve Demirel olmak üzere bütün siyasi partilerin yöneticilerine siyaset yasağı getirildi. Böylece Türkiye’de siyasetin yeni partiler ve yeni yüzlerle yeniden dizayn edilmesinin yolu açılmış oldu.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, bu sürecin yalnızca Türkiye içindeki siyasi dengelerle açıklanamayacağını savunarak, dönemin MİT Ekonomik İşler Dairesi Başkanı Mahir Kaynak’ın açıklamalarına da dikkat çekti.</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Ekonomik İşler Dairesi Başkanı olarak görev yapan Profesör Mahir Kaynak, Cumhuriyet gazetesinde Yüneyt Arcayürek’le yaptığı bir söyleşide, Demirel hükümetinin uyguladığı bağımsız ekonomik politika nedeniyle Amerikalılar tarafından devrileceğini bir ay önceden yönetime rapor olarak bildirdiğini açıklamıştı.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Kenan Evren’in açıklaması: “Her türlü gayret gösterilecek”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül lideri Orgeneral Kenan Evren’in darbeden kısa süre sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşü konusunda yaptığı açıklamayı da hatırlattı:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül’ün lideri Orgeneral Kenan Evren, 15 Eylül tarihinde düzenlediği basın toplantısında Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönebilmesi için gerekli her türlü gayretin gösterileceğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye’nin Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü alelacele veto etmeden kabul etmesiyle Türkiye, Yunanistan’la arasındaki Kıbrıs, 12 Adalar, kıta sahanlığı, Ege Denizi ve Fırat hattı problemlerinin çözümünde ve ayrıca Avrupa Birliği ile ilişkilerinde kullanabileceği çok önemli bir siyasi kozu kaybetmiş oldu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Darbeciler siyasetçiden çok siyasetçi gibi davrandı”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül’ün dikkat çeken yönlerinden birinin de askeri yönetimin siyasi yapılanma konusunda izlediği yöntem olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesinin bir başka önemli tarafı da darbeyi yapanların siyasetçiden çok siyasetçi, politikacıdan çok politikacı gibi davranmış olmasıydı.”</p>

<p>12 Eylül’den hemen sonra, 14-15 Eylül günlerinde Ankara kulislerinde Güven Partisi Genel Başkanı Profesör Turan Feyzioğlu’nun başbakan, Zeyyat Baykara’nın ise başbakan yardımcısı olacağı konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştı.”</p>
</blockquote>

<p>O dönemde Tercüman gazetesinde çalıştığını belirten Akkoç, yaşananları şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Hiç unutmam, o dönemde çalıştığım Tercüman gazetesinde Avrupa baskılarına bakıyordum. Bu siyasi gelişmeler ve Feyzioğlu’nun başbakanlığı konusu tartışılırken köşe yazarı Kurtul Altuğ, Feyzioğlu’nun başbakan olacağını söylemişti. Ben de, ‘Askerler diğer darbelerden farklı olarak kamuoyuna, halka ve belli görevlerde bulunanlara karşı çok dikkatli davranıyorlar. Politikacıdan fazla politikacı gibi davranıyorlar’ dedim.</p>

<p>Üç milletvekili olan Güven Partisi’nin genel başkanını büyük tepki alacağı düşüncesiyle başbakan yapmadılar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı"</strong></h3>

<p>Akkoç, 20 Eylül’de Bülent Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla daha önceki siyasi senaryonun değiştiğini belirtti.</p>

<blockquote>
<p>“Feyzioğlu’nun başbakan olması mümkün değildi, yapmazlardı. Çünkü bu arada Ferit Melen hükümetinin senaryosunu uyguluyorlardı.</p>

<p>Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı. Demirel hükümetinin bakanlar üstü bürokratı Turgut Özal, darbecilerin kurduğu hükümette ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. Yani adeta fiili başbakan durumuna geldi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında Türkiye’de yeni siyasi partilerin kurulacağına ilişkin kulislerin hızlandığını, bu süreçte Turgut Özal’ın da parti kuracağının konuşulduğunu söyledi.</p>

<p>1982 yılının Şubat ayında Almanya’da olduğunu belirten Akkoç, Tercüman gazetesinde Yavuz Donat’ın Özal’la yaptığı görüşmenin dokuz sütun manşetten yayımlandığını anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“‘Özal'ın hiç kimse gocunmasın, parti kurmayacağım’ şeklindeki sözleri şok etkisi yarattı. Bu açıklama bende de şok etkisi yarattı. Benim değerlendirmeme göre Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti.</p>

<p>Çünkü yeniden siyasi yapılanmaya gidileceği, bütün partilere, her partiye, her adaya ve her lidere izin verilmeyeceği biliniyordu. Benim tahminime göre Özal’ın parti kuracağı kesindi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Özal bana, "Ben öyle söylemedim" dedi"</strong></h3>

<p>Ankara’ya döndükten sonra 28 Mart’ta Turgut Özal’dan randevu aldığını anlatan Akkoç, kendisine parti kurmayacağı yönündeki açıklamasını sorduğunu belirtti. Özal’ın sözlerinin yanlış değerlendirildiğini söylediğini aktaran Akkoç, görüşmeyi şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Özal bana, ‘Ben öyle söylemedim. Yavuz onu yanlış değerlendirmiş. O konuşmada ben de bugün için parti kurmayı düşünmüyorum dedim’ dedi.</p>

<p>‘Hiç kimse gocunmasın’ ifadesinin doğru olduğunu, ancak ‘Bugün için parti kurmayı düşünmüyorum. Ama gelecekte şartlar ne olur, onu bilemem’ şeklinde konuştuğunu söyledi. Yavuz Donat’ın sözlerini yanlış değerlendirdiğini belirtti. Ben beklediğim cevabı almıştım”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım"</strong></h3>

<p>Akkoç, görüşmede Özal’a 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde üst düzey görevlerde bulunmasını da sorduğunu anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından Özal’a, ‘Efendim, 12 Mart darbesi sırasında da Planlama Müsteşarıydınız. 12 Eylül darbesi sırasında yine Planlama Müsteşarıydınız. Burada daha yetkili şekilde, bakanlar üstü bürokrat unvanınız vardı. Bu sadece tesadüf mü?’ diye sordum. Özal bu soru karşısında şaşırdı ve “Tesadüfler var” dedi. Görüşmenin en dikkat çekici bölümü Özal’ın darbeler hakkındaki değerlendirmesiydi, bana "27 Mayıs’ da, 12 Mart da, 12 Eylül de neticeleri itibarıyla Türkiye’yi kurtarmak için yapılmıştır. 12 Eylül ise diğerlerinden daha farklıdır ve başarılıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım. Çünkü orada diğer bütün darbelere sahip çıkıyor, 12 Eylül’e ise ayrıca sahip çıkıyordu. 12 Eylül’ü diğerlerinden daha başarılı olarak değerlendiriyordu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında eski siyasi liderlerin yasaklı olduğu ve yeni siyasi yapılanmanın şekillendirildiği dönemi de anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Seçim ortamına girildiğinde eski liderler yasaklıydı. Bütün partilerin liderleri yasaklıydı. Eski liderlere yakınlığıyla bilinen kişiler dahi veto edildi. Partiler veto edildikçe üç partinin seçime girmesine izin verildi: Anavatan Partisi, Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Halkçı Parti.”</p>

<p>Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin başında Turgut Sunalp vardı. Askerlerin ‘abi’ dedikleri, çok sevdikleri ve ordu içerisinde çok sevilen bir liderdi Turgut Paşa.</p>

<p>Anavatan Partisi’nin başında başbakan yardımcısı vardı, yani askerlerin kurduğu hükümetin başbakan yardımcısı Turgut Özal’dı. Halkçı Parti’nin başında ise Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp vardı.</p>

<p>Yani biri askerlerin çok yakın gördüğü bir isim, biri başbakan yardımcısı, diğeri de Başbakanlık Müsteşarıydı. Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal’ın vetosu orada önlendi”</strong></h3>

<p>Akkoç, diğer siyasi aktörlerin veto edildiğini, hatta eski siyasi liderlerle yakınlığı bulunan isimlerin de seçim sürecinin dışında bırakıldığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Diğer partilerin hiçbiri seçime sokulmadı, veto edildi. Hatta eski partilerle ve eski liderlerle yakınlığı bilinen kişiler de veto edildi. İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü bile veto edildi. Konseyde görev yapan komutanlar ve generaller, Anavatan Partisi’nin ve Turgut Özal’ın veto edileceğini düşünüyorlardı. Açıkçası ‘Olmaz, getirilmez, olmaz’ diyorlardı.</p>

<p>Veto işlemleri 30 Eylül’e kadar yapıldı. 15 Eylül tarihinde Amerikalı üst düzey bir yetkili geldi ve Evren’le görüştü. Özal’ın vetosu orada önlendi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“MDP beklenirken Turgut Özal iktidara geldi”</strong></h3>

<p>Akkoç, 1983 seçimlerine giden süreçte askeri yönetimin beklentisinin Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin iktidara gelmesi yönünde olduğunu ancak sonuçların farklı çıktığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“MDP’nin iktidara getirileceği beklenirken Turgut Özal iktidara geldi. Yeni yapılanma böylece gerçekleşti. 12 Eylül de görevini bu şekilde yerine getirmiş oldu.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-07-155535.png" type="image/jpeg" length="17375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katarakt ameliyatı için görmenin tamamen kaybolmasını beklemek gerekmiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu, katarakt ve tedavisindeki güncel gelişmeleri anlattı. Burcu, katarakt ameliyatı için görmenin ileri derecede azalmasının beklenmesine gerek olmadığını belirterek, ameliyat zamanının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu</strong> oldu. Katarakt hastalığı ve tedavisindeki son gelişmelerin ele alındığı programda Burcu, kataraktın nedenlerinden ameliyat zamanına, yeni nesil merceklerden ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenlere kadar önemli bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Katarakt yaşlanmanın belirtilerinden biri</strong></h2>

<p>Kataraktın, gözün içindeki saydam merceğin zaman içerisinde elastikiyetini ve saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Burcu, bu süreci cildin kırışması ve saçların beyazlaması gibi yaşla birlikte gelişen değişikliklere benzetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En sık görülen katarakt türünün yaşa bağlı katarakt olduğunu ifade eden Burcu, genetik yatkınlığın hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-53.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Güneş ışınları zarar veriyor!</strong></h2>

<p>Katarakt gelişiminde güneş ışınlarının önemli bir etken olduğunu belirten Burcu, beslenme ve yaşam koşullarının da hastalığın gelişim sürecini etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p>Kataraktın nadiren çocukluk çağında da görülebildiğini anlatan Burcu, annenin hamilelik sırasında geçirdiği bazı enfeksiyonlar, genetik faktörler, travmalar ve özellikle uzun süreli kortizon kullanımının katarakt gelişimine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Diyabet kataraktın daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor</strong></h2>

<p>İleri yaşlarda özellikle diyabetin kataraktın daha erken ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burcu, diyabetin ameliyat süreci ve sonrasında da dikkate alınması gereken önemli bir hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Diyabetli hastalarda göz sağlığının yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Burcu, ameliyat sonrasında da güneş ışınlarından iyi korunmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Katarakt gelişimini mümkün olduğunca geciktirmek için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulayan Burcu, karbonhidrat ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenme, yüksek ultraviyole korumasına sahip kaliteli güneş gözlüğü ve gerektiğinde şapka kullanımının göz sağlığını korumaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-13-58.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Ameliyat için kataraktın ilerlemesini beklemek gerekmiyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatının zamanlamasının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Burcu, geçmişte olduğu gibi görmenin ileri derecede azalmasını beklemenin artık gerekli olmadığını belirtti.</p>

<p>Hastanın görmesi iyiyse, katarakt günlük yaşamını etkilemiyorsa ve gözlükle yeterli görme keskinliği sağlanabiliyorsa ameliyatın bekletilebileceğini ifade eden Burcu, buna karşılık kataraktın kişinin yaşam kalitesini ve günlük faaliyetlerini etkilemeye başlaması halinde ameliyatın planlanabileceğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatını gereğinden fazla geciktirmenin de doğru olmadığını vurgulayan Burcu, ileri derecede sertleşmiş kataraktın cerrahiyi zorlaştırabileceğini ve komplikasyon riskini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-26-11.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Yeni ameliyat yöntemleri ile hastalar daha hızlı iyileşiyor</strong></h2>

<p>Kataraktın günümüzde tek tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Burcu, cerrahi tekniklerde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.</p>

<p>Geçmişte çok daha büyük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatların artık oldukça küçük kesilerden yapılabildiğini anlatan Burcu, bu gelişmenin hem cerrahi süreci kolaylaştırdığını hem de hastaların ameliyat sonrasında günlük ve sosyal yaşamlarına daha hızlı dönmelerine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>Katarakt ameliyatında göz içine yerleştirilen merceklerin biyolojik uyumluluğu yüksek materyallerden üretildiğini belirten Burcu, bu merceklerin kullanım ömrünün yaklaşık 100 yıl olduğunu ve normal koşullarda hastanın ilerleyen yıllarda merceğinin değiştirilmesinin gerekmediğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Akıllı mercek” seçiminde hastanın ihtiyacı belirleyici</strong></h2>

<p>Halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen yeni nesil göz içi merceklere de değinen Prof. Dr. Burcu, bu merceklerin yakın, orta ve uzak mesafelerde dengeli görme sağlamayı hedeflediğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatında tek odaklı veya çok odaklı merceklerin tercih edilebildiğini belirten Burcu, mercek seçiminde hastanın günlük yaşamının, mesleğinin ve görme beklentisinin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Uzak, orta ve yakın mesafeyi mümkün olduğunca gözlüksüz görmek isteyen hastalarda üç odaklı merceklerin tercih edilebildiğini, uzak görüşün öncelikli olduğu hastalarda ise tek odaklı merceklerin daha uygun olabileceğini anlatan Burcu, bu durumda yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrasında bebeklik dönemindeki gibi kusursuz bir görüş beklentisinin gerçekçi olmayacağını belirten Burcu, en doğru yaklaşımın hastanın beklentisini iyi anlamak ve ihtiyacına uygun merceği seçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="figen balcı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-44.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Her katarakt ameliyatı sadece damla anesteziyle yapılmıyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatlarında hastanın durumuna göre farklı anestezi yöntemlerinin uygulanabildiğini anlatan Prof. Dr. Burcu, ameliyata uyum sağlayabilecek hastalarda damla anestezisinin yeterli olabildiğini söyledi.</p>

<p>Yoğun kaygısı bulunan, işitme sorunu veya ameliyat sırasında iletişimi güçleştirecek özel bir durumu olan hastalarda sedasyon ya da farklı anestezi yöntemlerinin tercih edilebildiğini belirten Burcu, çocuk hastaların ise genel anestezi altında ameliyat edildiğini ifade etti.</p>

<p>Yeni cerrahi tekniklerle çok küçük kesilerden ameliyat yapılabildiği için geçmişte olduğu gibi gözün uzun süre kapatılmasının her hastada gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Burcu, bazı hekimlerin gözü hiç kapatmayabildiğini, bazılarının ise bir veya iki gün süreyle koruma önerebildiğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrası hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Burcu, özellikle ilk 48 saatin dikkat gerektirdiğini, yaklaşık 10 gün boyunca ameliyat edilen göz ve çevresinin doğrudan suyla temasından kaçınılması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“İki gözü aynı anda ameliyat etmeyi tercih etmiyoruz”</strong></h2>

<p>Her iki göze aynı anda katarakt ameliyatı yapmayı rutin olarak tercih etmediklerini belirten Prof. Dr. Burcu, bir gözün ameliyatından en az üç gün sonra, genellikle de yaklaşık bir hafta içerisinde diğer gözün ameliyat edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Genel anestezi alması gereken ve ikinci kez anestezi uygulanmasının sağlık açısından risk oluşturduğu çok özel hastalarda iki gözün aynı seansta ameliyat edilebildiğini belirten Burcu, bu durumda ikinci göze geçilirken tamamen yeni bir ameliyat yapılıyormuş gibi cerrahi hazırlığın ve kullanılan malzemelerin yenilendiğini anlattı.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-29-56.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Katarakt tekrarlamaz</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatından sonra hastalığın yeniden oluşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Burcu, bazı hastalarda iyileşme sürecinde göz içindeki arka kapsülde opaklaşma gelişebildiğini söyledi.</p>

<p>Halk arasında zaman zaman “katarakt yeniden oluştu” veya “gözde kireçlenme oldu” şeklinde ifade edilen bu durumun kataraktın tekrarlaması anlamına gelmediğini belirten Burcu, arka kapsül opasitesi olarak adlandırılan tablonun basit bir lazer işlemiyle giderilebildiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-35-52.jpg" type="image/jpeg" length="42587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİ PROMOSYONLARI 2026 EYLÜL GÜNCEL LİSTE: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların emekli müşterilere yönelik promosyon kampanyaları yakından takip ediliyor. ING, Akbank, İş Bankası, QNB, Vakıf Katılım, Garanti BBVA ve kamu bankalarının açıkladığı fırsatlarda maaş miktarına göre farklı ödeme seçenekleri bulunuyor. Bazı kampanyalarda doğrudan nakit promosyonun yanı sıra kart harcaması, otomatik ödeme talimatı ve çeşitli bankacılık ürünlerinin kullanılması karşılığında ek avantajlar da sunuluyor. İşte Eylül 2026 itibarıyla bankaların açıkladığı emekli promosyonları...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/eylul-ayi-emekli-maas-promosyonu.webp" type="image/jpeg" length="81550"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="48095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="47637"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="25380"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="57044"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="76827"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55820"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="39257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="36613"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="25934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="35560"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="89779"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="20227"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="10712"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="72954"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="72238"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="93484"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
