<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, asayiş, trafik kazası ve yangın olayları Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat'te. Günün maçı saat kaçta, ne zaman, hangi kanalda?</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 22 Sep 2026 19:34:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan BM Genel Kurulu’nda: Dünya 5’ten büyüktür, BM Güvenlik Konseyi reforme edilmelidir]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-bm-genel-kurulunda-dunya-5ten-buyuktur-bm-guvenlik-konseyi-reforme-edilmelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-bm-genel-kurulunda-dunya-5ten-buyuktur-bm-guvenlik-konseyi-reforme-edilmelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Gazze başta olmak üzere bölgesel çatışmalara, BM sisteminin işleyişine ve uluslararası hukuka ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, Gazze’de yaşananları sert sözlerle eleştirerek BM Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>, 81. BM Genel Kurulu'nda konuşuyor.</p>

<p>Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:</p>

<p>Gazze’den Ukrayna ve Rusya’ya, İran’dan Lübnan’a 250 bin insan hayatını kaybetti. Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşandı. Yüz. Binlercesi doğduğu büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yalnızca Gazze’de son 3 yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimiz, İsrail’İn devlet terörünün kurbanı oldu. Gazze halkı hala yıkıntı altında sevdiklerini arıyor. İsrail’İn saldırılarında ellerini ayaklarını kaybetmiş masum yavrular tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor. Gazze’deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70’ten fazlası şu anda hizmet veremiyor. Evlatlarının ve torunlaırnn üstüne titreyen bir baba ve dede olarak bu kürsüden bizim için vicdanımız parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım: Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk KABRİSTANI değildir aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk Ampute oranına sahip bölgedir. Gazze çağımızın en insanlık dışı temerküz kampıdır. Başkan Trump’ın gayretleri ve bizim de dahil olduğumuz ülkelerin çabaları sonucunda varılan ateşkesin sonunda bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1500’ü aşmıştır. İsrail hükümeti işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria’da ise yerleşimdi terörünün en ağır dönemi yaşanıyor. Kudüs’te müslüman ve hristiyanların kutsal mekanlara erişimi engelleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değerli dostlarım bugün kalbşmle, kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri burada açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın, gücenmesin. Bu Tayyip Erdoğan’In şahsi meselesi değildir. Bu insani bir meseledir. Vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmete doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Yüreğinde insanlık olan yüreğinde merhamet olan insaf ve vicdan sahibi hiçkimse bu tabloya gözlerini kapatamaz. Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın anlattığı lşudur: Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan BM Güvenlik Teşkilatı bu görevi icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir.</p>

<p>Eğer BM’ye olan güven gerçekten artırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir. Gazze’de çocuklar güven içinde olacak, Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan’da çocuklar bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz geleceklerine güvenle bakacak. BM’ye güven ancak bu şekilde yenşiiden sağlanabilir.190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı kabul edelim ki ne adildir, ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi dünya 5’ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reform edilmelidir.</p>

<p>Bir yandan hızlı gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. Bazı temel prensipleri sizlerle burada paylaşmak istiyorum. Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkumdur. İkinci olarak uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Türkiye ioalrak Karadeniz Tahil Koridoru gibi her konuda netice aldık. Üçüncü olarak işbirliğini ve açık diplomasiyi devletlerarası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyasetin kazananını olmadığını tarih bize pek çok defa göstermiştir. Dördüncü olarak gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz bunun yolunun ortak kalkınma, dayanışmadan geçtiğine inanıyoruz. Birbirin yollarla, ticaretle enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar eninde sonunda huzur ve istikrarda birleşecektir. Son olarak insan merkezli teknoloji anlayışını hakim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Bilinmelidir ki tekno kutuplaşma ve dijital hegemonya ne BM merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.</p>

<p>Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmıyoruz. Attığımız her adımda daha adil ve insani bir uluslararası sistemin arayışındayız. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla Pksitan ve Suudi Arabistan’la kurduğumuz savunma ittifakı ile bölgemizdeki sorunlara bölge içerisinden çözümler üretmeyi amaçlıyoruz. Körfez’de fitili ateşlenen çatışma ve savaş ortamının sona erdirilmesi için ilgili aktörlerle yürütttüğümüz çabalarımız sürüyor. Çatışmaları civar bölgelere yaymak gibi tehlikeli bir girişimin kimseye faydası olmadığının altını çiziyorum.</p>

<p>Gazze’de ise bir yıl evvel attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor. Sizleri İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya davet ediyorum. Filistin devletini boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin devletinin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz.</p>

<p>14 yıllık zulmün ardından Suriye 8 Aralık devrimiyle birlikte yeni bir yola girdi. Cumhurbaşkanı Şara’nın liderliğinde suriyebnin her türlü tahrike rağmen güvenli huzurlu bir ülke olma hedefine doğruilerdiğimni görüyoruz. Bu yolculukta kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Irak’ta devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim dilmedi çabalarına desteğimiz tamdır. Bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak’la işbirliği içinde çalışıyoruz. Rusya Ukrayna savaşının ise Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur. Karadenizde seyrüsefer elbniuyetinin yeniden tesisi ve savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik son saldırıların kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez olduğunu vurguluyorum.</p>

<p>Ege ve Doğu Akdeniz’de mevcut meselelerin iyi komşuluk ilkeleri temelinde ve uluslararası hukuka uygun bir biçimde çözülmesini arzu ediyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz müşterek bir zemin oluşturulmasına katkı yapacaktır</p>

<p>Bu vesileyle BM Genel Kurullarında yaptığım çağrıyı bugün bir kez daha tekrarlıyorum: Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyon artık son bulmalıdır. Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya davet ediyorum.</p>

<p>Türkiye gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı direnli ekonomisiyle adeta bir istikrar adası olmayı sürdürmektedir. Ülkemiz Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olarak kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir. Temmuz ayında başarıyla ev sahipliği yaptığımız NATO Ankara Zirvesi, ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut bir nişanesi olmuştur. Türkiye'nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa'nın daha güçlü daha güvenli olması mümkün değildir. Biz Avrupa Birliği ile geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz. Balkanlar bizim güçlü tarihi, kültürel ve beşeri bağımızın olduğu bir bölgedir. Güney Kafkasya'ya bakışımız da son derece nettir. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisini temenni ediyoruz. Ermenistan'la yürüttüğümüz normalleşme sürecini de kararlılıkla ilerletiyoruz.</p>

<p>Peşmir meselesi dahil tüm ihtilafların BM şartı ve ilgili kararları çerçevesinde diyalogla ele alınması önemlidir. Yapıcı hareket edildiği takdirde her türlü sorunun çözümü mümkündür. Aynı durum Afrika kıtasındaki gerilimler için de geçerlidir. Sudan'da ateşkes ve kalıcı barış çabalarına Somali'de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gayretlerine desteğimiz tamdır. Libya'da istikrar ve sükunetin korunması önceliğimizdir. Yeniden Asya girişimimizde Asya Pasifik'teki ortaklarımızla ilişkilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Aynı şekilde Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerimizi karşılıklı saygı, ortaklık ve kazan-kazan anlayışıyla geliştiriyoruz. Hepimiz rızkımızı yaşam kaynağımızı tabiattan alıyoruz. Dünyamız çevre ve iklim konsunda ciddi tehditlerin eşiğinde. Hava, su, toprak ve birçok canlı iklim değişikliğinden etkileniyor. Bu yıl kasım ayında Antalya'da COP31 Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağız. Zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız. Avustralya'yla geliştirdiğimiz ortaklıkla COP31'in finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir uygulama, COP'u tüm dünyada birleştiğimiz bir birliktelik haline getirecektir. Sizleri COP31 Liderler Zirvesi'ne davet ediyorum.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tolga Çifci</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/erdogan-bm-genel-kurulunda-dunya-5ten-buyuktur-bm-guvenlik-konseyi-reforme-edilmelidir</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 19:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/cumhurbaskani-erdogan-bm-aa-2400905.jpg" type="image/jpeg" length="72697"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye-İtalya maçının öncelikli bilet fiyatları açıklandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-italya-macinin-oncelikli-bilet-fiyatlari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-italya-macinin-oncelikli-bilet-fiyatlari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı'nın UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'ta 28 Eylül Pazartesi günü İtalya ile yapacağı maçın öncelikli bilet satışları, Milli Takım Taraftar Kulübü Kırmızı Üyeleri için başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Futbol Federasyonunun açıklamasına göre Bursa'daki Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadı'nda 21.45'te başlayacak müsabakanın bir gün sürecek öncelikli bilet satışlarından sadece son 1 yıl içerisinde Milli Takım Taraftar Kulübü Kırmızı Üyesi olmuş kişiler yararlanabilecek.</p>

<p>Mücadelenin genel bilet satışları ise yarın 17.00'de başlayacak.</p>

<p>Biletler www.passo.com.tr ve Passo mobil uygulamasından satın alınabilecek. Bilet satışları, süresi bulunan tüm takımların logolu kartlarına açık olacak. Passo Taraftar Kart anlaşması olmayan takımların taraftarları ise www.passotaraftar.com.tr adresinden ücretsiz üyelik kaydı oluşturarak bilet satın alabilecek.</p>

<p>Ay-yıldızlıların İtalya maçının bilet fiyatları şu şekilde:</p>

<p>Batı Alt Orta Bloklar: 3 bin lira</p>

<p>Doğu Alt Orta Bloklar: 2 bin 750 lira</p>

<p>Batı Alt Köşe Bloklar: 2 bin 500 lira</p>

<p>Doğu Alt Köşe Bloklar: 2 bin 500 lira</p>

<p>Doğu Üst Orta Bloklar: 2 bin 250 lira</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Batı Üst Köşe Bloklar: 2 bin lira</p>

<p>Doğu Üst Köşe Bloklar: 2 bin lira</p>

<p>Kuzey Kale Arkası: 1000 lira</p>

<p>Güney Kale Arkası: 1000 lira</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/turkiye-italya-macinin-oncelikli-bilet-fiyatlari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/081411d5-bcf2-4047-977f-73caa479559c.jpg" type="image/jpeg" length="53793"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump BM Genel Kurulu'nda konuştu: Komünizm asla ABD'ye gelmeyecek ama Küba'ya özgürlük gelecek]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/trump-bm-genel-kurulunda-konustu-komunizm-asla-abdye-gelmeyecek-ama-kubaya-ozgurluk-gelecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/trump-bm-genel-kurulunda-konustu-komunizm-asla-abdye-gelmeyecek-ama-kubaya-ozgurluk-gelecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Küba'daki komünist yönetimi hedef aldı. Küba'da köklü bir değişim aradıklarını söyleyen Trump, “Komünizm asla ABD'ye gelmeyecek ama Küba'ya özgürlük gelecek” ifadelerini kullandı. Trump'ın sözlerinin ardından Küba heyeti Genel Kurul salonunu terk etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nda dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının bir bölümünde Küba'daki siyasi duruma ve ABD-Küba ilişkilerine değinen Trump, yönetiminin Havana konusunda kapsamlı bir değişim hedeflediğini belirtti.</p>

<p>Trump, Küba'daki komünist yönetimin ciddi baskı altında olduğunu savunarak, "Benim yönetimim ayrıca Küba'daki durumun köklü bir değişimini arıyor; burada Komünist rejim büyük bir baskı altında, hiçbir zaman olmadığı kadar büyük bir baskı altında," dedi.</p>

<p>Küba yönetiminin daha önce görülmemiş ölçüde başarısız olduğunu ve çökeceğini öne süren Trump, Küba ile yürütülen görüşmelerde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun rolüne de işaret etti.</p>

<p>Trump, "Daha önce hiç olmadığı gibi başarısız oluyor ve çökecek. Pazarlıkları Marco Rubio yürütüyor. Küba ile derin pazarlıkların içinde. Bakalım ne olacak," ifadelerini kullandı.</p>

<p>Konuşmasının devamında ABD'nin güvenliğine ilişkin mesajlar veren Trump, yabancı unsurların ülkesine yönelik tehdit oluşturmasına izin vermeyeceklerini söyledi.</p>

<p>Trump, "Aramızdaki yabancı düşmanların kendi kapımızın önünde Amerika'yı tehdit etmesine izin vermeyeceğiz," dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küba yönetiminin ABD'deki bazı siyasi yapılanmalarla işbirliği yaptığını ileri süren Trump, bu kapsamda ABD Komünist Partisi ve ANTİFA'ya ilişkin iddialarda bulundu. Trump sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Küba rejimi sol kanat ve komünist ağlarla da birlikte çalıştı. Dışişleri Bakanlığımızın verdiği rapora göre ABD komünist partisi ve ANTİFA ile de işbirliği yaptılar. Komünizm asla ABD'ye gelmeyecek ama Küba'ya özgürlük gelecek. Küba'ya ve Meksika'ya güvenlik gelecek."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tolga Çifci</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/trump-bm-genel-kurulunda-konustu-komunizm-asla-abdye-gelmeyecek-ama-kubaya-ozgurluk-gelecek</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/f3f3ae2c-ae19-4b9b-abc1-c532b318b575.jpg" type="image/jpeg" length="64986"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manisa'daki okul saldırısına ilişkin 92 sosyal medya hesabı erişime engellendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/manisadaki-okul-saldirisina-iliskin-92-sosyal-medya-hesabi-erisime-engellendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/manisadaki-okul-saldirisina-iliskin-92-sosyal-medya-hesabi-erisime-engellendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lisenin önünde gerçekleşen silahlı saldırının ardından sosyal medyada provokatif ve yanıltıcı içerik paylaştığı belirlenen 92 X hesabına erişim engeli getirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lisenin önünde öğrencilerin okula gittiği sırada silahlı saldırı düzenlendi. Olayda 2’si ağır olmak üzere 11 öğrenci yaralanırken, 15 yaşındaki H.O. ile annesi, babası ve dedesinin gözaltına alındığı bildirildi.</p>

<p>Saldırının gerçekleştiği okulda eğitime bir gün ara verildi. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından olayın incelenmesi amacıyla 3 müfettiş görevlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırının ardından sanal medya ağlarında yapılan paylaşımlara ilişkin çalışma başlatıldı. İletişim Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, olayla ilgili provokasyon ve yanıltıcı bilgi içerdiği değerlendirilen paylaşımlarla bağlantılı 92 X hesabı tespit edildi.</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, söz konusu hesaplar hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu işledikleri iddiasıyla işlem yapıldı ve hesaplara erişim engeli getirildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tolga Çifci</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/manisadaki-okul-saldirisina-iliskin-92-sosyal-medya-hesabi-erisime-engellendi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/avustralya-sosyal-medya-yas-sinirini-ihlal-eden-platformlara-cezayi-iki-katina-cikariyor.jpg" type="image/jpeg" length="69643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ziraat Türkiye Kupası'nda 2. eleme turu maç programı belli oldu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ziraat-turkiye-kupasinda-2-eleme-turu-mac-programi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ziraat-turkiye-kupasinda-2-eleme-turu-mac-programi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ziraat Türkiye Kupası'nda 2. eleme turu müsabakalarının programı açıklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) açıklamasına göre 6, 7 ve 8 Ekim tarihlerinde oynanacak maçların programı şöyle:</p>

<p><strong>6 Ekim Salı</strong></p>

<p>14.00 Bitlis 1916 Futbol-1964 Silifkespor (Eren)</p>

<p>14.00 Kırklarelispor-Bayburtspor (Kırklareli Atatürk)</p>

<p>17.00 Sakaryaspor-Arıt Kayadibispor (Yeni Sakarya Atatürk)</p>

<p>20.00 Karşıyaka-1923 Afyonkarahisar SK (Alsancak Mustafa Denizli)</p>

<p><strong>7 Ekim Çarşamba</strong></p>

<p>14.00 Zonguldakspor-Düzce Cam Düzcespor (Karaelmas K. Köksal)</p>

<p>14.00 Hatayspor-Halil Bayram İnşaat Karaköprü Belediyespor (Reyhanlı Tayfun Sökmen)</p>

<p>14.00 Kars 36 Spor-Fatsa Belediyespor (Kars Atletizm Sahası)</p>

<p>14.00 Niğde Belediyespor-Ağrı 1970 Spor (Niğde 5 Şubat)</p>

<p>14.00 Tokat Belediyespor-Etimesgutspor (Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi)</p>

<p>14.00 Eti Gübre Mazıdağı Fosfat-Ejderoğlu Kırşehir Futbol (Kızıltepe İlçe)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>14.00 Ayos Osmaniyespor-Yeni Mersin İdmanyurdu (Cevdetiye 1 Nolu Saha)</p>

<p>14.00 Hakkari Zapspor-Adana Demirspor (Merzan Şehir)</p>

<p>14.00 Somaspor-Alanya 1221 Futbol (Soma Nazım Yavuz)</p>

<p>14.00 Adanaspor-Adana Adaletgücüspor (Yeni Adana)</p>

<p>14.00 Pazarspor-Efor Çay Erbaaspor (Pazar İlçe)</p>

<p>14.30 Silivrispor-Kartal Bulvar Kartalimen (Silivri Müjdat Gürsu)</p>

<p>14.30 Küçükçekmece Sinopspor-Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri (İBB 100. Yıl)</p>

<p>14.30 Bursa Yıldırımspor-Amasyaspor (Minareli Çavuş Spor Tesisleri)</p>

<p>14.30 Gölcükspor-Yozgat Belediyesi Bozok (Gölcük Şehir)</p>

<p>14.30 Karacabey Belediyespor-Galataspor (Karacabey M. Fehmi Gerçeker)</p>

<p>14.30 Gemlik Sümerbey Futbol-Uşakspor (Gemlik Atatürk)</p>

<p>14.30 Söke 1970 Spor-Ayvalıkgücü Belediyespor (Söke İlçe)</p>

<p>14.30 Bigaspor-Balıkesirspor (Biga İlyas Bayram)</p>

<p>14.30 Eskişehir Anadolu Spor Faaliyetleri-Kepezspor (Osmangazi Üniversitesi Futbol Sahası)</p>

<p>15.00 Karabük İdmanyurdu-Beykoz Anadoluspor (Dr. Necmettin Şeyhoğlu)</p>

<p>15.00 Gaziemir G.O.G. Spor Yatırımları-Fethiyespor (Bornova Aziz Kocaoğlu)</p>

<p>17.00 Malatya Yeşilyurtspor-Gelecek Siirt 56 Spor (Yeni Malatya)</p>

<p>20.00 Eskişehirspor-1922 Akşehirspor (Prof. Dr. Fethi Heper)</p>

<p><strong>8 Ekim Perşembe</strong></p>

<p>14.00 Açıkalın Erciyes 38 Futbol-Kahta 02 Spor (Kayseri Atatürk Spor Kompleksi Yan Açık Saha)</p>

<p>17.00 Denizli İdmanyurdu 1959 Spor-Serikspor (Denizli Atatürk)</p>

<p>20.00 Orduspor 1967-Karadeniz Ereğli 1980 Spor (19 Eylül)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ziraat-turkiye-kupasinda-2-eleme-turu-mac-programi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/ziraat-turkiye-kupasi-3.jpg" type="image/jpeg" length="53790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında eski MİT görevlisi Enver Altaylı tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasinda-eski-mit-gorevlisi-enver-altayli-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasinda-eski-mit-gorevlisi-enver-altayli-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Silivri Cezaevi’nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında ifade veren eski istihbaratçı Enver Altaylı, “kasten öldürmeye azmettirme” suçlamasıyla tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatıyla ifade vermesi için tutuklu bulunduğu cezaevinden Silivri Adliyesi’ne getirilen eski istihbaratçı Enver Altaylı’nın savcılıktaki işlemleri tamamlandı.</p>

<p>İfadesinin ardından Altaylı, “kasten öldürmeye azmettirme” suçundan tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hâkimlikteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Altaylı hakkında tutuklama kararı verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tolga Çifci</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kasif-kozinoglu-sorusturmasinda-eski-mit-gorevlisi-enver-altayli-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/dba0921f-4460-461c-b355-18adae8a65f5.jpg" type="image/jpeg" length="99278"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sayıştay’dan vergi iadesi tespiti: Hazine'ye "yersiz faiz" yükü]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/sayistaydan-vergi-iadesi-tespiti-hazineye-yersiz-faiz-yuku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/sayistaydan-vergi-iadesi-tespiti-hazineye-yersiz-faiz-yuku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sayıştay, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 2025 yılı denetiminde, mükellef hatasından kaynaklanan fazla veya yersiz vergi tahsilatlarının iadesinde bazı vergi dairelerinin faiz başlangıç tarihini mevzuata aykırı şekilde tahsilat tarihi olarak belirlediğini tespit etti. Raporda, bu uygulamanın Hazine üzerinde mali yük oluşturabileceği ve bazı yargı kararlarının etkin şekilde kanun yollarına taşınmaması nedeniyle kamu zararı riski doğduğu belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Sayıştay, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 2025 yılı Denetim Raporu'nu yayımladı.</p>

<p dir="ltr">Raporda, Gelir İdaresi Başkanlığı'na bağlı taşra teşkilatındaki vergi dairelerinde yapılan incelemelerde, mükellef hatasından kaynaklanan fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde faiz başlangıç tarihine ilişkin uygulamalarda sorunlar tespit edildi.</p>

<p dir="ltr">Sayıştay, bazı işlemlerde tecil faizinin mevzuata aykırı biçimde <strong>tahsilat tarihinden başlatıldığını</strong> ve bunun "yersiz faiz" ödemelerine yol açabilecek nitelikte olduğunu bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 dir="ltr"><strong>Mükellef hatasında faiz düzeltme başvuru tarihinden hesaplanmalı</strong></h2>

<p dir="ltr">213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre, fazla veya yersiz tahsil edilen verginin mükellefin kendi hatasından kaynaklanması halinde faiz, verginin tahsil edildiği tarihten değil, <strong>mükellefin düzeltme başvurusunda bulunduğu tarihten itibaren</strong> hesaplanıyor.</p>

<p dir="ltr">Sayıştay'ın tespitlerine göre ise bazı vergi dairelerinde mükerrer ödeme veya beyannamelerdeki maddi hatalar gibi mükellefin kendi kusurundan kaynaklanan iade taleplerinde faiz başlangıcı olarak düzeltme başvuru tarihi yerine tahsilat tarihi esas alındı.</p>

<p dir="ltr">Raporda, bu uygulamanın devletin, paranın atıl kaldığı süre için mevzuata göre üstlenmemesi gereken bir finansman maliyetiyle karşı karşıya kalmasına yol açabileceği belirtildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Sayıştay: Hazine üzerinde mali yük oluşuyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Sayıştay, özellikle tahsilat tarihi ile düzeltme başvuru tarihi arasında uzun süre bulunan dosyalarda hesaplanan faizlerin Hazine açısından mali yük oluşturduğuna dikkat çekti.</p>

<p dir="ltr">Raporda, taşra birimlerince düzeltme ve iade dosyaları hazırlanırken mevzuatta belirtilen tarih ayrımına dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Mahkeme kararlarında da faiz başlangıcı sorunu</strong></h3>

<p dir="ltr">Sayıştay denetiminde, vergi mahkemelerinde açılan davalarda faiz başlangıç tarihine ilişkin uygulamalarda da sorunlar tespit edildi.</p>

<p dir="ltr">Rapora göre bazı mahkemeler, Vergi Usul Kanunu'nun ilgili hükmünü dikkate almayarak faizin tahsilat tarihinden itibaren işletilmesine karar verdi.</p>

<p dir="ltr">Sayıştay, bu kararların ardından idarenin hukuk birimleri ve ilgili servisler tarafından yürütülen istinaf ve temyiz süreçlerinde yeterli hukuki argümanların ortaya konulmadığını belirtti.</p>

<p dir="ltr">Bazı dosyalarda, faiz başlangıç tarihine ilişkin mevzuata aykırılığın üst mahkemelerde itiraz konusu dahi yapılmadığı ve bu nedenle hatalı olduğu değerlendirilen kararların kesinleştiği kaydedildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>"Kamu zararı oluşturma riski var"</strong></h3>

<p dir="ltr">Sayıştay, bazı ödemelerin "mahkeme kararının uygulanması zorunluluğu" gerekçesiyle gerçekleştirildiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Ancak raporda, kanun hükmüne açıkça aykırı olduğu değerlendirilen mahkeme kararlarına karşı istinaf, temyiz ve karar düzeltme yollarının etkili biçimde kullanılmamasının kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi.</p>

<p dir="ltr">Raporda, ilgili mevzuat hükmünün savunmalarda yeterince ileri sürülmemesi sonucunda kesinleşen kararlar üzerinden yapılan ödemelerin, "yargı kararının uygulanması zorunluluğu" gerekçesiyle gerçekleştirilmesinin <strong>kamu zararı oluşturma riski taşıdığı</strong> vurgulandı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Gelir İdaresi: Gerekli talimatlar verildi</strong></h3>

<p dir="ltr">Gelir İdaresi Başkanlığı ise Sayıştay'a verdiği yanıtta, fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde Vergi Usul Kanunu'nun ilgili hükümlerine tam olarak uyulması gerektiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Başkanlık, özellikle mükellef hatasından kaynaklanan durumlarda faiz başlangıç tarihinin <strong>düzeltme başvuru tarihi</strong> olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p dir="ltr">Bu kapsamda taşra teşkilatına gerekli talimatların verildiği bildirildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Kanun yollarının etkin kullanılması planlanıyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Gelir İdaresi Başkanlığı, mahkeme kararlarında kanun hükmüne aykırı faiz başlangıç tarihlerine karşı tüm kanun yollarının etkin şekilde kullanılacağını açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Başkanlık ayrıca benzer hataların önlenmesi amacıyla takip ve kontrol süreçlerinin sürdürüleceğini bildirdi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Sayıştay'dan hukuk birimlerine uyarı</strong></h3>

<p dir="ltr">Sayıştay, hukuk birimlerinin yargı süreçlerinde ilgili mevzuat hükmünü <strong>"temel savunma dayanağı"</strong>olarak kullanması gerektiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Raporda ayrıca, "yersiz ödemelere" neden olan süreçlerin sorumluluk hukuku çerçevesinde takip edilmesi gerektiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/sayistaydan-vergi-iadesi-tespiti-hazineye-yersiz-faiz-yuku</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/919a6870-1e1f-4624-b9ae-c737c015430a.png" type="image/jpeg" length="17178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[22 Eylül 2026 BORSA İSTANBUL ALTIN PİYASASI kapanış verileri: Standart altın kilogram fiyatı geriledi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/22-eylul-2026-borsa-istanbul-altin-piyasasi-kapanis-verileri-standart-altin-kilogram-fiyati-geriledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/22-eylul-2026-borsa-istanbul-altin-piyasasi-kapanis-verileri-standart-altin-kilogram-fiyati-geriledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda standart altının kilogram fiyatı, 22 Eylül Salı gününü yüzde 0,5 değer kaybıyla 6 milyon 780 bin liradan tamamladı. Altın piyasasında gün içinde 6 milyon 720 bin ile 6 milyon 835 bin lira arasında işlem gerçekleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Borsa İstanbul</strong> Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) işlem gören <strong>standart altının kilogram fiyatında </strong>gün sonunda düşüş kaydedildi. Altın fiyatı, önceki gün 6 milyon 815 bin liradan kapanmasının ardından bugün (22 Eylül Salı) yüzde 0,5 gerileyerek 6 milyon 780 bin liraya indi.</p>

<h2><strong>Altın piyasasında günün fiyat aralığı</strong></h2>

<p>KMKTP'de standart altının kilogram fiyatı gün içerisinde en düşük 6 milyon 720 bin lirayı, en yüksek ise 6 milyon 835 bin lirayı gördü. Gün sonunda gerçekleşen işlemlerle birlikte standart altının kilogram fiyatı 6 milyon 780 bin lira seviyesinde oluştu.</p>

<h3><strong>Altın işlemlerinin hacmi 5,3 milyar lirayı aştı</strong></h3>

<p>KMKTP'de gün boyunca gerçekleştirilen altın işlemlerinin toplam hacmi 5 milyar 363 milyon 798 bin 227,51 lira olarak kaydedildi. Altında işlem gören toplam miktar ise 795,03 kilogram oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Piyasadaki tüm metaller birlikte değerlendirildiğinde toplam işlem hacmi 5 milyar 481 milyon 29 bin 299,61 liraya ulaştı.</p>

<h3><strong>Altın piyasasında en fazla işlem yapan kurumlar</strong></h3>

<p>Günün en fazla altın işlemi gerçekleştiren kurumları arasında Türkiye İş Bankası, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Uğuras Kıymetli Madenler, NMGlobal Kıymetli Madenler ve Dünya Katılım Bankası yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/22-eylul-2026-borsa-istanbul-altin-piyasasi-kapanis-verileri-standart-altin-kilogram-fiyati-geriledi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/altin-39.png" type="image/jpeg" length="69847"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AKOM uyardı: İstanbul'da yarın metrekareye 100 kilogram yağış düşebilir]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/akom-uyardi-istanbulda-yarin-metrekareye-100-kilogram-yagis-dusebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/akom-uyardi-istanbulda-yarin-metrekareye-100-kilogram-yagis-dusebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da yarın kuvvetli sağanak beklenirken AKOM, kent genelinde metrekareye 60 ila 100 kilogram arasında yağış düşebileceğini açıkladı. Yağışla birlikte sıcaklıkların gerilemesi ve rüzgarın saatte 30 ila 60 kilometre hızla esmesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), <strong>İstanbul'</strong>da etkili olması beklenen yağışlara ilişkin değerlendirmede bulundu. AKOM'un açıklamasına göre, bugün başlayan yağışların şiddetini artırması ve yarın bazı bölgelerde metrekareye 60 ila 100 kilogram arasında yağış bırakması öngörülüyor.</p>

<h2><strong>AKOM İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı yaptı</strong></h2>

<p>AKOM tarafından paylaşılan bilgilere göre, bugün Marmara Bölgesi'ndeki yağışların etkisini artırması bekleniyor. Avrupa Yakası Boğaz çevresi ile Anadolu Yakası'nın genelinde gün içerisinde metrekareye 20 ila 40 kilogram arasında yağış düşeceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Yağışların etkisiyle İstanbul'da sıcaklıkların da düşeceği bildirildi. Sıcaklığın akşam saatlerine kadar gerileyerek 16 derece civarında seyretmesi, yağışlı havanın ise yarın geceye kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İstanbul'da yarın sağanak ve fırtına bekleniyor</strong></h3>

<p>AKOM'un tahminlerine göre yarın İstanbul'da aralıklarla kuvvetli sağanak ve bazı bölgelerde çok kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış görülebilecek. Yağış miktarının yer yer metrekareye 60 ila 100 kilogram arasında olması öngörülüyor.</p>

<p>Kentte kuzey yönlerden esecek rüzgarın zaman zaman saatte 30 ila 60 kilometre hıza ulaşabileceği ve fırtına şeklinde etkili olabileceği belirtildi.</p>

<h3><strong>AKOM atmosfer koşullarına dikkat çekti</strong></h3>

<p>AKOM, Karadeniz üzerinden gelen nemli havanın etkisiyle İstanbul'da nem oranının özellikle yüksek seviyelere ulaştığını bildirdi. Atmosferin üst kesimlerinin soğuk, yer seviyesinin ise deniz ve kara etkisiyle daha sıcak olması nedeniyle kuvvetli hava olaylarının meydana gelebileceği aktarıldı.</p>

<p>Bu koşullar altında İstanbul'da yıldırım, şimşek, fırtına ve gök gürültüsünün eşlik ettiği kuvvetli sağanak geçişlerinin yaşanması bekleniyor.</p>

<h3><strong>İstanbul'da ani su baskınlarına karşı uyarı</strong></h3>

<p>AKOM, beklenen kuvvetli yağış nedeniyle vatandaşların meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olması çağrısında bulundu.</p>

<p>Açıklamada özellikle ani su baskınları, ulaşımda yaşanabilecek aksamalar, yıldırım ve kuvvetli yağışın yol açabileceği olumsuzluklara karşı gerekli önlemlerin alınması istendi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/akom-uyardi-istanbulda-yarin-metrekareye-100-kilogram-yagis-dusebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/istanbulda-yarin-metrekareye-100-kilogram-yagis-dusebilir.png" type="image/jpeg" length="87477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şirketlerin net döviz pozisyonu açığı bir ayda 5 milyar dolardan fazla arttı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/sirketlerin-net-doviz-pozisyonu-acigi-bir-ayda-5-milyar-dolardan-fazla-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/sirketlerin-net-doviz-pozisyonu-acigi-bir-ayda-5-milyar-dolardan-fazla-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Merkez Bankası, finansal kuruluşlar dışında faaliyet gösteren şirketlerin temmuz ayındaki döviz varlıkları ve yükümlülüklerine ilişkin verileri yayımladı. Buna göre firmaların döviz cinsinden varlıkları yaklaşık 2,3 milyar dolar yükselirken, yükümlülük tarafındaki artış 7,3 milyar doların üzerine çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet <strong>Merkez Bankası</strong> (TCMB), finansal sektör dışında yer alan şirketlerin 2026 yılı temmuz dönemine ait döviz varlık ve yükümlülüklerine ilişkin istatistikleri yayımladı.</p>

<p>Verilere göre firmaların döviz varlıkları haziran ayına kıyasla temmuzda 2 milyar 279 milyon dolar yükseldi. Aynı dönemde döviz yükümlülüklerindeki artış ise 7 milyar 306 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yükümlülüklerdeki artışın varlıklardaki yükselişi geride bırakması, firmaların net döviz pozisyonundaki açığın genişlemesine yol açtı. Net döviz açığı bir aylık süreçte 5 milyar 27 milyon dolar artış göstererek 210 milyar 802 milyon dolara çıktı.</p>

<h2><strong>İhracat alacakları ve mevduatlarda artış</strong></h2>

<p>Firmaların döviz varlıklarının alt kalemleri incelendiğinde, temmuz ayında en yüksek artışlardan biri ihracat alacaklarında görüldü ve bu kalem 2 milyar 175 milyon dolar yükseldi. Yurt içindeki bankalarda tutulan mevduatlar 1 milyar 74 milyon dolar, yurt dışındaki doğrudan sermaye yatırımları ise 607 milyon dolar arttı.</p>

<p>Diğer taraftan türev varlıkların tutarı 1 milyar 547 milyon dolar, menkul kıymetlerin toplamı ise 29 milyon dolar geriledi. Varlık kalemlerindeki tüm değişimler sonucunda firmaların toplam döviz varlıklarında aylık bazda 2 milyar 279 milyon dolarlık yükseliş gerçekleşti.</p>

<h3><strong>Döviz yükümlülüklerinde 7,3 milyar dolarlık artış</strong></h3>

<p>Şirketlerin döviz yükümlülüklerinde temmuz ayında kaydedilen yükseliş, varlık tarafındaki artışın oldukça üzerinde gerçekleşti. Türev yükümlülüklerde aylık bazda 3 milyar 472 milyon dolarlık artış meydana geldi.</p>

<p>Yurt içi kaynaklı nakdi krediler 2 milyar 80 milyon dolar yükselirken, ithalat borçları 1 milyar 147 milyon dolar arttı. Yurt dışından kullanılan nakdi kredilerdeki yükseliş ise 607 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu değişimlerin ardından toplam döviz yükümlülükleri bir ayda 7 milyar 306 milyon dolar arttı.</p>

<h3><strong>Yurt içi ve yurt dışı kredi kullanımı arttı</strong></h3>

<p>Firmaların döviz yükümlülükleri vade bazında değerlendirildiğinde, kısa ve uzun vadeli kredi kalemlerinde de yükseliş kaydedildi. Yurt içinden temin edilen kısa vadeli krediler temmuzda 220 milyon dolar artarken, uzun vadeli kredilerdeki yükseliş 1 milyar 861 milyon dolara ulaştı.</p>

<p>Yurt dışından kullanılan kredilerde ise kısa vadeli borçlar 807 milyon dolar, uzun vadeli borçlar 947 milyon dolar arttı.</p>

<h3><strong>Kısa vadeli net döviz pozisyonunda düşüş</strong></h3>

<p>Temmuz sonu itibarıyla firmaların kısa vadeli döviz varlıklarının toplamı 151 milyar 772 milyon dolar olarak hesaplandı. Aynı dönemde kısa vadeli döviz yükümlülükleri 147 milyar 397 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>

<p>Bu gelişmeler sonucunda kısa vadeli net döviz pozisyonu, haziran sonuna göre 2 milyar 168 milyon dolar gerileyerek 4 milyar 374 milyon dolar oldu.</p>

<p>Kısa vadeli borçların firmaların toplam döviz yükümlülükleri içindeki ağırlığı ise temmuz ayında yüzde 37 seviyesinde kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/sirketlerin-net-doviz-pozisyonu-acigi-bir-ayda-5-milyar-dolardan-fazla-artti</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/sirketlerin-net-doviz-pozisyonu-acigi-bir-ayda-5-milyar-dolardan-fazla-artti.png" type="image/jpeg" length="39639"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi'den Manisa'daki okul saldırısına ilişkin yeni açıklama: 3 öğrencinin durumu kritik]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ciftciden-manisadaki-okul-saldirisina-iliskin-yeni-aciklama-3-ogrencinin-durumu-kritik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ciftciden-manisadaki-okul-saldirisina-iliskin-yeni-aciklama-3-ogrencinin-durumu-kritik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa'nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda tüfek saçmaları nedeniyle 11 öğrenci yaralanırken, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi yaralılardan 3'ünün durumunun kritik olduğu açıklandı. Saldırgan olduğu belirtilen 9. sınıf öğrencisi H.O. ile anne, baba ve silahın sahibi olduğu belirtilen dedesi gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde sabah saat 08.00 sıralarında silahlı saldırı meydana geldi.</p>

<p dir="ltr">Saldırıda tüfekten çıkan saçmaların isabet ettiği <strong>11 öğrenci yaralandı</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen kişinin aynı okulun 9. sınıf öğrencisi H.O. olduğu bildirildi.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>Yaralı öğrencilerden 3'ünün durumu kritik</strong></h2>

<p dir="ltr">İçişleri Bakanı <strong>Mustafa Çiftçi </strong>ile Milli Eğitim Bakanı <strong>Yusuf Tekin</strong>, olayın ardından Manisa'ya giderek yetkililerden bilgi aldı.</p>

<p dir="ltr">İki bakan, saat 16.00 sıralarında yaptıkları açıklamada yaralı öğrencilerin sağlık durumuna ilişkin bilgi verdi.</p>

<p dir="ltr">İçişleri Bakanı Çiftçi, 11 yaralı öğrenciden <strong>3'ünün durumunun kritik</strong> olduğunu açıkladı. Yaralanan 8 öğrenciden birinin ise tedavisinin ardından taburcu edildiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Çiftçi, olayın hem idari hem de adli yönleriyle soruşturulduğunu söyledi.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>"Okul birinci derece riskli okuldu"</strong></h2>

<p dir="ltr">İçişleri Bakanı Çiftçi, okul çevrelerinde güvenliğin sağlanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirterek saldırının gerçekleştiği okulun <strong>birinci derece riskli okul</strong> olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Çiftçi, okul çevreleri ve servis araçlarının denetlendiğini belirterek güvenliğin yalnızca fiziki tedbirlerle sağlanamayacağını ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Bakan Çiftçi, üç aydır üzerinde çalışılan okul güvenliği protokolünün de bir gün önce imzalandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p dir="ltr">"Okullar civarındaki yerleri, servis araçlarını denetliyoruz. Okul güvenliği sadece fiziki tedbirlerle oluşabilecek bir şey değil. Üç aydır üzerinde çalıştığımız protokolümüz var. Bu protokolü dün imza altına aldık."</p>
</blockquote>

<h3 dir="ltr"><strong>Anne, baba ve dede de gözaltına alındı</strong></h3>

<p dir="ltr">Adalet Bakanı Akın Gürlek, saat 11.10'da yaptığı açıklamada saldırıda 11 öğrencinin yaralandığını, yaralılardan 2'sinin durumunun ağır olduğunu bildirmişti.</p>

<p dir="ltr">Gürlek, olayın hemen ardından soruşturma başlatıldığını ve soruşturma kapsamında iki savcının görevlendirildiğini açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen H.O.'nun gözaltına alındığını bildiren Gürlek, saldırganın yanı sıra <strong>anne, baba ve saldırıda kullanılan silahın sahibi olduğu belirtilen dedenin de gözaltına alındığını</strong> kaydetti.</p>

<p dir="ltr">Olayla ilgili adli ve idari soruşturmanın sürdüğü bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-ciftciden-manisadaki-okul-saldirisina-iliskin-yeni-aciklama-3-ogrencinin-durumu-kritik</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/56899505-6574-45f1-ab53-bf32aa089356jpg.webp" type="image/jpeg" length="92481"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünya Meteoroloji Örgütü 'nden 'El Nino' uyarısı: Yeni riskler kapıda]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/dunya-meteoroloji-orgutu-nden-el-nino-uyarisi-yeni-riskler-kapida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/dunya-meteoroloji-orgutu-nden-el-nino-uyarisi-yeni-riskler-kapida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Meteoroloji Örgütü, hızla güçlenen El Nino hava olayının yıl sonuna doğru zirve yapmasının beklendiğini açıkladı. WMO ve Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, El Nino'nun yalnızca sıcaklıkları değil; kuraklık, orman yangınları, hava kirliliği, su güvenliği ve çeşitli hastalık risklerini de artırabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Ekstrem Sıcaklık Hizmetleri Teknik Danışmanı Armel Castellan, El Nino hava olayının hızla güçlendiğini ve kayıtlara geçen en sıcak iki ayın geride bırakıldığını bildirdi.</p>

<p dir="ltr">Castellan ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) İnsani Yardım, Afet Eylemi ve Sağlık Acil Durumları Müdahaleleri Birimi Başkanı Teresa Zakaria, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında El Nino'nun iklim ve sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>

<p dir="ltr">Castellan, deniz yüzeyi sıcaklıklarının rekor seviyelerde seyrettiğine dikkat çekerek, "El Nino hızla güçleniyor ve kayıtlara geçen en sıcak 2 ayı geride bıraktık" dedi.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>El Nino'nun yıl sonuna doğru zirve yapması bekleniyor</strong></h2>

<p dir="ltr">Castellan, El Nino'nun iklime duyarlı sektörlerdeki etkilerinin giderek artacağını belirtti.</p>

<p dir="ltr">El Nino'nun yıl sonuna doğru zirve yapmasının beklendiğini ifade eden Castellan, bu dönemin olayın sona erdiği anlamına gelmeyeceğini vurguladı:</p>

<blockquote>
<p dir="ltr">"Bu olayın yıl sonuna doğru zirve yapmasını bekliyoruz ancak bu zirve noktası bir bitiş çizgisi değil, yalnızca öngörülen bir tarihtir. Etkileri bu tarihin çok ötesine uzanıyor."</p>
</blockquote>

<p dir="ltr">WMO'nun eylül-kasım dönemi öngörülerine de değinen Castellan, bazı bölgelerde normalin üzerinde yağış, bazı bölgelerde ise kuraklık riskinin bulunduğunu söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>El Nino yalnızca sıcaklık artışı anlamına gelmiyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Castellan, El Nino'nun yalnızca sıcaklıklarla sınırlı bir iklim olayı olmadığını belirterek su güvenliği, beslenme ve vektör kaynaklı hastalık risklerine dikkat çekti.</p>

<p dir="ltr">WMO'nun sağlık alanında iklim hizmetlerini güçlendirmek amacıyla ortaklarıyla çalışmalar yürüttüğünü belirten Castellan, meteoroloji ve sağlık kurumları arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulmasının hedeflendiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr"><strong>Kuraklık ve orman yangını riski artabilir</strong></h3>

<p dir="ltr">Castellan, her El Nino olayının etkilerinin bölgeye ve mevsime göre değiştiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Mevcut El Nino'nun rekor seviyelerdeki sıcaklıklarla aynı döneme denk geldiğini kaydeden Castellan, 2026'nın sonlarında beklenen zirve döneminin Güney Yarımküre'de yaz mevsimiyle çakışacağına dikkat çekti.</p>

<p dir="ltr">Castellan'a göre Güney Afrika, Güney Amerika ve Avustralya'da mevsimsel sıcaklıkların El Nino etkisiyle birleşmesi; <strong>kuraklık, orman yangınları, yangın dumanı ve hava kirliliği risklerini</strong> artırabilir.</p>

<p dir="ltr">El Nino'nun küresel bir iklim sinyali olduğunu ancak etkilerinin yerel düzeyde farklılaşabileceğini belirten Castellan, tek bir bölge veya sağlık kuruluşu üzerindeki etkilerin kesin biçimde öngörülemeyeceğini söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>DSÖ: El Nino halk sağlığı tehdidini artırabilir</strong></h3>

<p dir="ltr">DSÖ yetkilisi Teresa Zakaria ise El Nino'nun yalnızca iklimsel bir olay olmadığını, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı riski oluşturduğunu belirtti.</p>

<p dir="ltr">Zakaria, aşırı hava olaylarının artmasının yanı sıra hava koşullarındaki değişimlerin çeşitli hastalıkların görülme riskini de değiştirebileceğini ifade etti:</p>

<blockquote>
<p dir="ltr">"El Nino, aşırı hava koşullarının artmasına katkıda bulunabildiği gibi hava koşullarındaki değişimler yoluyla çeşitli hastalıklara yakalanma riskini de değiştirebilir. Bu durum bir risk çarpanı görevi görür ve dünya genelinde sağlık üzerindeki etkilerinin görülmesi bekleniyor."</p>
</blockquote>

<h3 dir="ltr"><strong>Aşırı sıcaklar sağlık sorunlarını ağırlaştırabilir</strong></h3>

<p dir="ltr">Zakaria, aşırı sıcaklara maruz kalmanın insan vücudunu doğrudan etkilediğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Sıcaklıkların; <strong>kalp ve damar, solunum, böbrek, metabolizma ve ruh sağlığı sorunlarını</strong> ağırlaştırabileceğini ifade eden Zakaria, bunun ciddi hastalıklara ve ölümlere yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Orman yangınlarından kaynaklanan duman ve kötü hava kalitesinin de solunum yolu hastalıkları açısından risk oluşturabileceğini belirten Zakaria, kuraklık ve sellerin de sağlık hizmetlerine erişimi olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Kuraklık ve seller sağlık hizmetlerini tehdit edebilir</strong></h3>

<p dir="ltr">Zakaria, kuraklık ve sellerin yalnızca insanların yaşam alanlarını ve geçim kaynaklarını değil, sağlık altyapısını da etkileyebileceğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Bu tür olayların insanların yerinden edilmesine, gıda ve temiz suya erişimin azalmasına neden olabileceğini ifade eden Zakaria, sağlık tesisleri ile kritik altyapıların da sel ve kuraklık nedeniyle zarar görebileceğine dikkat çekti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>DSÖ'den El Nino'ya karşı erken hazırlık çağrısı</strong></h3>

<p dir="ltr">Zakaria, El Nino'nun sağlık üzerindeki etkilerinin önemli ölçüde öngörülebilir olduğunu belirterek, riskler krize dönüşmeden önce önlem alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">DSÖ yetkilisi, hükümetleri, uluslararası kuruluşları ve toplumları hazırlık çalışmalarına şimdiden yatırım yapmaya çağırdı:</p>

<blockquote>
<p dir="ltr">"DSÖ, hükümetleri, ortakları ve toplumları, hazırlık çalışmalarına şimdiden yatırım yapmaya ve hayat kurtarmak ile sağlık hizmetlerini korumak amacıyla erken harekete geçmeye çağırıyor."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/dunya-meteoroloji-orgutu-nden-el-nino-uyarisi-yeni-riskler-kapida</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/b81901e2-8834-447d-af18-bb28c5a862b5jpg.webp" type="image/jpeg" length="95373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisinin güçlü yönlerini ABD'li yatırımcılara anlattı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-simsek-turkiye-ekonomisinin-guclu-yonlerini-abdli-yatirimcilara-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-simsek-turkiye-ekonomisinin-guclu-yonlerini-abdli-yatirimcilara-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ABD'den doğrudan yatırım yapan yatırımcılarla gerçekleştirdiği görüşmede, küresel ölçekteki zorlu şartlara karşın Türkiye ekonomisinin sağlamlığını ve dirençli yapısını koruduğunu ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>New York'ta gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı'nın açılışı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) organizasyonuyla yapıldı.</p>

<p>Konferansın ilk gününde Citi'nin katkılarıyla “Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısı” düzenlendi. Hazine ve Maliye Bakanı <strong>Mehmet Şimşek</strong> ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan da toplantıda yer aldı.</p>

<p>ABD merkezli doğrudan yatırımcıların katıldığı buluşmada, eylül ayının başında duyurulan Orta Vadeli Program'ın üç yıllık perspektifi ele alındı. Görüşmelerde ayrıca Türkiye'deki yatırım koşulları ve farklı sektörlerde ortaya çıkan yatırım imkanları değerlendirildi. TCMB Başkanı Karahan ise para politikasının seyri ile makroekonomik gelişmelere ilişkin görüşlerini paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Şimşek: Ekonominin dayanıklılığı güçlendi</strong></h2>

<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, küresel ölçekteki zorlu ekonomik şartlara ve bölgedeki savaş ortamına karşın Türkiye ekonomisinin güçlü yapısını koruduğunu ifade etti.</p>

<p>Türkiye ekonomisinin olası ekonomik şokları karşılayabilmesinde sağlam bir temel bulunduğunu belirten Şimşek, sabit sermaye yatırımlarının kişi başına düşen gelire oranının yüksek seviyede olduğunu dile getirdi. Şimşek ayrıca son iki yıllık dönemde verimlilik artışında belirgin bir hızlanma yaşandığını kaydetti.</p>

<p>Söz konusu iki unsurun orta vadeli büyüme beklentileri açısından destekleyici olduğunu belirten Şimşek, ekonominin dayanıklılığını artıran diğer gelişmeleri şöyle sıraladı: “Toplam borçluluk oranımızın düşüklüğü, kamu maliyesindeki hareket alanımız, azalan dış kırılganlıklar, artan uluslararası rezervler ve KKM'den çıkış da ekonomimizin dayanıklılığını artırdı”</p>

<h3><strong>ABD'li yatırımcılara öne çıkan sektörleri aktardı</strong></h3>

<p>Türkiye'nin yatırım açısından taşıdığı potansiyele de değinen Şimşek, ülkenin geniş ölçekli bir ekonomi olduğunu ve benzer ülkelerle karşılaştırıldığında güçlü büyüme performansı sergilediğini belirtti.</p>

<p>Şimşek, Türkiye'nin stratejik coğrafi konumunun yanı sıra gelişmiş imalat ve hizmet sektörlerine, güçlü altyapıya ve nitelikli insan kaynağına sahip olduğunu ifade etti. Bu unsurların Türkiye'yi güvenilir bir tedarik merkezi haline getirdiğini söyleyen Şimşek, yeşil ve dijital dönüşüm çalışmalarının sürdüğünü, sanayide dönüşüm ile üretken altyapı yatırımlarının da hız kazandığını aktardı.</p>

<p>Son dönemde açıklanan vergi teşviklerinin yatırım ve ihracat koşullarını desteklediğini belirten Şimşek, savunma sanayii, turizm ve sağlık turizminin yanı sıra televizyon dizileri ve mobil oyunlar gibi dijital hizmet ihracatında da önemli imkanlar bulunduğuna işaret etti.</p>

<p>Şimşek ayrıca savunma sanayiinin yalnızca kendi alanındaki faaliyetler açısından değil, imalat sanayisindeki dönüşüm bakımından da önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-simsek-turkiye-ekonomisinin-guclu-yonlerini-abdli-yatirimcilara-anlatti</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/mehmet-simsek-20.png" type="image/jpeg" length="77059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hürmüz Boğazı beklentisi doğal gaz fiyatlarını aşağı çekti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/hurmuz-bogazi-beklentisi-dogal-gaz-fiyatlarini-asagi-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/hurmuz-bogazi-beklentisi-dogal-gaz-fiyatlarini-asagi-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran'ın, ABD'nin uyguladığı deniz ablukasının sona ermesi durumunda Hürmüz Boğazı'ndaki geçişleri yeniden açabileceği yönündeki haberler, Avrupa doğal gaz piyasasında fiyatların gerilemesine neden oldu. Avrupa'nın referans doğal gaz kontratı TTF'de megavatsaat fiyatı yüzde 5,6 oranında azalarak 69,15 avroya indi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa'da <strong>doğal gaz </strong>piyasasında fiyatlar, <strong>İran</strong>'ın <strong>Hürmüz Boğazı</strong>'nı yeniden ulaşıma açabileceğine ilişkin haberlerin etkisiyle gerilemesini sürdürdü. Megavatsaat fiyatının 70 avronun altına çekilmesiyle doğal gazda son üç haftanın en düşük seviyesi kaydedildi.</p>

<p>Avrupa piyasasının referans fiyat göstergesi olan Hollanda merkezli TTF'de ekim vadeli doğal gaz kontratları, pazartesi günkü işlemleri 73,25 avrodan kapattı.</p>

<p>TTF'de doğal gazın megavatsaat fiyatı, bugün saat 13.59 itibarıyla önceki kapanış seviyesine kıyasla yüzde 5,6 azalarak 69,15 avroya kadar indi.</p>

<h2><strong>Gözler Hürmüz Boğazı için yapılan açıklamalarda</strong></h2>

<p>Japonya merkezli Kyodo Haber Ajansı'nın haberine göre İran, ABD'nin deniz ablukasını sonlandırması ve diplomatik görüşmelere yeniden dönmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın 7 gün içerisinde tekrar açılabileceği mesajını Washington'a iletti.</p>

<p>İran hükümetinden kimliği paylaşılmayan bir yetkili, bu önerinin arabulucular aracılığıyla ABD tarafına aktarıldığını açıkladı. İran'ın teklifinde ayrıca iki ülke arasında kalıcı ateşkesin sağlanmasına yönelik görüşmelerin yeniden başlatılması çağrısının bulunduğu belirtildi.</p>

<h3><strong>Asya'da LNG talebindeki zayıflık piyasaya yansıdı</strong></h3>

<p>Doğal gaz fiyatlarının aşağı yönlü hareketinde, Asya'da sıvılaştırılmış doğal gaza (LNG) olan talebin özellikle Çin ve Japonya'da düşük seyretmesi de rol oynadı.</p>

<p>Avrupa Gaz Altyapısı'nın (GIE) verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerindeki doğal gaz depolarının doluluk seviyesi yüzde 69,94 olarak ölçüldü. Geçen yılın aynı zaman diliminde depolardaki doluluk oranı yüzde 81,85 seviyesinde bulunuyordu.</p>

<h3><strong>Norveç'te bakım çalışmaları ihracatı sınırlıyor</strong></h3>

<p>Norveç'in doğal gaz sevkiyatlarında planlı bakım çalışmalarının etkisi devam ediyor. Kış döneminde Avrupa'da yükselmesi beklenen talebe hazırlık amacıyla sürdürülen çalışmaların, ülkenin doğal gaz ihracat kapasitesini eylül ayının sonuna kadar yaklaşık yüzde 20 azaltması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avrupa'nın en yüksek doğal gaz üretimine sahip ülkesi olan Norveç, kıtanın toplam doğal gaz talebinin yüzde 30'dan fazlasını karşılıyor.</p>

<h3><strong>Sıcaklıkların yüksek seyretmesi talebi azaltabilir</strong></h3>

<p>Analistlerin değerlendirmelerine göre Avrupa'da önümüzdeki iki haftada sıcak hava koşullarının hakim olması bekleniyor. Bu durumun ısınma amacıyla doğal gaz kullanımını sınırlayabileceği, daha düşük talep beklentisinin ise fiyatlardaki gerilemeyi destekleyebileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/hurmuz-bogazi-beklentisi-dogal-gaz-fiyatlarini-asagi-cekti</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/hurmuz-bogazi-beklentisi-dogal-gaz-fiyatlarini-asagi-cekti.png" type="image/jpeg" length="27610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kremlin'den Erdoğan-Putin görüşmesine ilişkin açıklama: Gündemde Karadeniz vardı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/kremlinden-erdogan-putin-gorusmesine-iliskin-aciklama-gundemde-karadeniz-vardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/kremlinden-erdogan-putin-gorusmesine-iliskin-aciklama-gundemde-karadeniz-vardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kremlin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin'in görüşmesinde Karadeniz'e yönelik önerilerin gündeme geldiğini bildirdi. Moskova'dan yapılan açıklamada ise Ukrayna'da kalıcı barışın sağlanması, tahıl taşımacılığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve ABD ile ilişkiler konusunda çeşitli mesajlara yer verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kremlin,</strong> Cumhurbaşkanı Recep Tayyip <strong>Erdoğan</strong> ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir <strong>Putin</strong>'in görüşmesinde Karadeniz'e ilişkin önerilerin gündeme geldiğini ve konuya ilişkin diplomatik görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Moskova tarafından yapılan değerlendirmelerde, Ukrayna'daki barış sürecinin yanı sıra tahıl taşımacılığı, Arktik bölgesi ve ABD ile ilişkiler gibi farklı konulara ilişkin görüşlere yer verildi.</p>

<h2><strong>Moskova'dan Ukrayna'da kalıcı çözüm mesajı</strong></h2>

<p>Kremlin, Ukrayna konusunda Rusya'nın kısa süreli bir ateşkes yerine kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın tesis edilmesini istediğini belirtti. Açıklamada, Ukrayna yönetiminin kalıcı bir barış sürecinin başlatılması için hangi adımları atması gerektiğini bildiği ifade edildi.</p>

<p>Kremlin ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ateşkes konusundaki son değerlendirmelerine ilişkin açıklama yaptı ve bu ifadelerin Ukrayna'nın askeri ve ekonomik koşullarındaki olumsuz tabloyu ortaya koyduğunu savundu.</p>

<h3><strong>Putin'in uluslararası temasları sürüyor</strong></h3>

<p>CNBC-e'nin aktardığı bilgilere göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in çeşitli ülkelerin liderleriyle telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği belirtildi. Söz konusu görüşmelerde hangi konuların ele alındığına ilişkin ayrıntıların ilerleyen süreçte açıklanacağı kaydedildi.</p>

<h3><strong>Rusya'dan tahıl taşımacılığı için yeni güzergah</strong></h3>

<p>Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen tahıl sevkiyatına da değinen Kremlin, Ukrayna'nın bu bölgedeki tahıl ihracatının önüne geçtiğini iddia etti. Moskova'nın ise tahıl taşımacılığının sürdürülebilmesi için farklı güzergah seçenekleri üzerinde çalışmalar yürüttüğü bildirildi.</p>

<h3><strong>BM Güvenlik Konseyi için genişleme önerisi</strong></h3>

<p>Rusya yönetimi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daha fazla ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesine yönelik desteğini açıkladı. Kremlin, Konseydeki üye sayısının artırılabileceğini belirtirken mevcut veto hakkının korunması gerektiği görüşünü dile getirdi.</p>

<h3><strong>Arktik bölgesi ve Grönland gündemi</strong></h3>

<p>Kremlin, ABD ile müttefiklerinin Arktik bölgesinde Rusya ile işbirliği geliştirmeye sıcak bakmadığını öne sürdü. Grönland'da ABD tarafından askeri bir üs kurulması ihtimaline ilişkin olarak da bu konunun ilgili taraflarca ele alınması gerektiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Moskova'dan Washington'ın kararına tepki</strong></h3>

<p>ABD'nin bir Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısının ülkeye girişine izin vermediği yönündeki açıklamaya Kremlin'den tepki geldi. Moskova yönetimi, Washington'ın söz konusu kararını "dostane olmayan bir adım" şeklinde değerlendirdi.</p>

<h3><strong>Moskova'dan Almanya'daki partiye ilişkin değerlendirme</strong></h3>

<p>Kremlin, Almanya'daki Almanya için Alternatif partisinin kamuoyu desteğinin arttığını ve partinin Rusya ile iletişim kurulmasını istediğini belirtti. Rusya yönetimi, Moskova ile diyalog kurulmasına yönelik bu tutumun olumlu karşılandığını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/kremlinden-erdogan-putin-gorusmesine-iliskin-aciklama-gundemde-karadeniz-vardi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/erdogan-putin-5.png" type="image/jpeg" length="70053"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sıcaktan korunmak da sınıfsal: “Serinlemek bir adalet mücadelesidir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/iklim-krizi-kentlerde-esitsizligi-buyutuyor-kentte-serinlemek-de-sinifsal-bir-mesele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/iklim-krizi-kentlerde-esitsizligi-buyutuyor-kentte-serinlemek-de-sinifsal-bir-mesele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mardin’i aşırı sıcaklar ve termal konfor açısından inceleyen akademik araştırma, sıcaktan korunma imkânlarının kent içinde eşit dağılmadığına dikkat çekti. Yeşil alan, gölge, konut koşulları ve klima gibi imkânların ekonomik ve mekânsal koşullarla ilişkili olduğunu ortaya koyan çalışmayı değerlendiren Kentte Ekolojik Hayat Platformu Kurucusu Utku Yılmaz, "Serinlemek bir adalet mücadelesidir ve bir kent hakkıdır" diyerek kentlerin herkes için serinleme alanları sunması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaz sıcağından korunmak herkes için aynı imkânlara sahip olmak anlamına gelmiyor. Kimi için serinlemek klimanın düğmesine basmak kadar kolayken kimi için bu, ay sonunda gelecek elektrik faturasını göze almak anlamına geliyor. Gölgeye ulaşmak, yeşil bir alanda vakit geçirmek, balkonlu ve hava alan bir evde yaşamak ya da denize gidecek zamana sahip olmak da kentte sıcaktan korunmanın parçalarına dönüşüyor.</p>

<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Ender Peker ile Reading Üniversitesi’nden Emma Street tarafından hazırlanan <strong>“Spatial planning for thermal comfort justice in an era of climate extremes: The case of Mardin, Türkiye” (İklim aşırılıkları çağında ısı konfor adaleti için mekânsal planlama: Mardin, Türkiye örneği)</strong> başlıklı araştırma, tam da bu noktaya dikkat çekiyor. 2025 yılında <strong>Habitat International</strong> dergisinde yayımlanan çalışma, Mardin’i aşırı sıcaklar karşısında şehir planlaması ve termal konfor açısından inceliyor. Araştırma, termal konforun yalnızca bireysel ya da bina ölçeğinde değerlendirilemeyeceğini; kent planlaması ve sosyal adaletle birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Çalışmaya göre Mardin’de planlama sistemi prosedürel açıdan güçlü olsa da termal konfor, kent ölçeğinde ele alınması gereken bir<strong> sosyo-mekânsal adalet meselesi </strong>olarak yeterince konumlandırılmıyor. Kentin yeni gelişen bölgelerinde yoğun yapılaşma, yeşil ve gölgeli alanların yetersizliği ve iklim duyarlılığının planlama süreçlerinde sınırlı kalması, sıcaklık karşısındaki eşitsizlikleri artıran unsurlar arasında değerlendiriliyor.</p>

<p><img height="768" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gemini-generated-image.jpg" width="1376" /></p>

<h2><strong>Sıcaklık herkesi aynı etkilemiyor</strong></h2>

<p>Mardin, yazları sıcak ve kurak geçen kentlerden biri. Araştırmada sıcaklıkların sık sık 40 dereceyi aştığı belirtilirken, tarihi Mardin’in yüzyıllar boyunca iklim koşullarına uyum sağlayan bir kent dokusuyla şekillendiğine dikkat çekiliyor. Buna karşılık kentin daha yeni gelişen ve daha alçak kesimlerindeki yoğun apartmanlaşmanın termal konforu yeterince gözetmeden ilerlediği ifade ediliyor.</p>

<p>Araştırmanın temel tartışmalarından biri de burada ortaya çıkıyor. Aşırı sıcaklarla mücadele yalnızca insanların evlerine klima takması ya da binaların teknik özelliklerinin iyileştirilmesiyle çözülebilecek bir mesele olarak görülmüyor. Yapıların yoğunluğu, yeşil alanların varlığı, gölgeli bölgelerin dağılımı, konutların niteliği ve kentin fiziksel yapısı da insanların sıcaklığı nasıl deneyimlediğini belirliyor.</p>

<p>Araştırmaya göre ısıya maruz kalma ve serinleme imkânları ekonomik durum, konut koşulları, yaş, toplumsal cinsiyet ve mekânsal yapı gibi unsurlardan etkilenebiliyor. Yeşil alanlar ve gölgeli bölgeler ise sıcaklık karşısındaki dayanıklılığı artırırken bu imkânların kent içinde eşit dağılmaması yeni bir eşitsizlik alanı yaratabiliyor.</p>

<h3><strong>“Klimanın maliyetini biliyorum ama kullanmak zorundayım”</strong></h3>

<p>Araştırmanın giriş bölümünde yer verilen bir görüşme, sıcaklıkla ekonomik koşullar arasındaki ilişkiyi de ortaya koyuyor. Mardin'de yaşayan 32 yaşındaki bir kadın, klimaların ne kadar elektrik tükettiğinin farkında olduğunu ve kullanımının kendisine pahalıya mal olduğunu söylüyor Ancak yaz aylarında klimayı kullanmak zorunda olduğunu, aksi halde evine girmenin mümkün olmadığını ifade ediyor. Bu ifade de, araştırmanın üzerinde durduğu temel sorulardan birini görünür hale getiriyor, "Serinlemek herkes için aynı ölçüde erişilebilir bir imkân mı?"</p>

<p>Çalışmaya göre ısıya maruz kalma ve serinleme imkânları ekonomik durum, konut koşulları, yaş, toplumsal cinsiyet ve kentin mekânsal yapısı gibi unsurlardan etkilenebiliyor. Yeşil alanlar ve gölgeli bölgeler gibi kentsel özelliklerin de sıcaklık karşısındaki dayanıklılığı artırabildiği, ancak bu imkânların kent içinde eşit dağılmadığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="768" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gemini-generated-image-1.jpg" width="1376" /></p>

<h3><strong>Mesele yalnızca klima değil, şehir</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, aşırı sıcakla mücadelede çözümün yalnızca bireylerin satın alabileceği teknolojilere bırakılmasının yeterli olmadığını savunuyor. Çünkü klima gibi bireysel çözümler, ekonomik imkânı olan kişiler için bir rahatlama sağlarken kentin tamamının sıcaklık karşısındaki dayanıklılığını artırmıyor.</p>

<p>Bu nedenle çalışma, <strong>termal konforun</strong> bireysel bir “rahatlık” meselesinden çıkarılarak <strong>şehir planlamasının bir parçası haline getirilmesini öneriyor</strong>. Araştırmaya göre Mardin'de yüksek yoğunluklu yapılaşma, yerel iklim eylem planının bulunmaması ve termal konforun yönetişim meselesi olarak yeterince ele alınmaması önemli sorunlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Araştırmanın sonuç bölümünde ise sorunun tek bir müdahaleyle çözülemeyeceği vurgulanıyor. Akademisyenler Mardin örneğinde kurumsal koordinasyondaki eksikliklere, planlama yetkisi ile kapasite arasındaki uyumsuzluğa ve iklim duyarlılığını sınırlayan imar temelli, piyasa odaklı modellere dikkat çekiyor.</p>

<h3><strong>Gölgeye ulaşmak da bir kent hakkı</strong></h3>

<p>İklim krizinin etkileri kentlerde daha fazla hissedilirken, “sıcakla mücadele” de giderek yalnızca bireysel önlemlerle açıklanamayacak bir başlığa dönüşüyor.</p>

<p>Bir kentin gölgeli sokaklara, ağaçlara, yeşil alanlara, iklim koşullarına uygun yapılara ve kamusal serinleme alanlarına sahip olup olmaması insanların sıcakla nasıl baş edeceğini doğrudan etkiliyor. Mardin üzerine yapılan araştırmanın ortaya koyduğu tartışma da bu noktayı öne çıkararak şu soruyu soruyor: "Kentte serinleyebilmek yalnızca kişinin ekonomik gücüne bırakılabilir mi?"</p>

<p>Akademisyenlere göre termal konforun kent planlamasının merkezine alınması, sıcak hava dalgalarının yalnızca “kaç derece olduğu” üzerinden değil, o sıcaklığın kentte kimleri, hangi koşullarda ve ne ölçüde etkilediği üzerinden değerlendirilmesini gerektiriyor. Çünkü iklim krizi kentleri ısıtırken, mesele artık yalnızca termometredeki dereceyi düşürmek değil; kentte herkesin aynı sıcaklık karşısında aynı imkânlara sahip olup olmadığını sorgulamak.</p>

<p><img height="768" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gemini-generated-image-j72argj72argj72a.jpg" width="1365" /></p>

<h3><strong>“Adaletsizlik görünür olmasa da en çok hissedilen şey”</strong></h3>

<p>Kentte Ekolojik Hayat Platformu Kurucusu <strong>Utku Yılmaz</strong> da iklim krizinin kentlerde yalnızca sıcaklık artışı üzerinden okunamayacağını, krizin sosyal adalet boyutuna dikkat çekiyor. Yılmaz, kentlerin fiziksel yapısının ekonomik eşitsizliklerle birlikte okunabileceğini belirterek şöyle konuşuyor:</p>

<blockquote>
<p>“Her kriz olduğu gibi iklim krizi de sosyal adaletsizliğe neden oluyor. Biz daha çok sıcaklık düşüşü ve artışı üzerinden yorumluyor ve okuyoruz, en çok gördüğümüz yer o taraf. Adaletsizlik çok görünün bir şey değil ancak en çok hissedilen şeydir aslında. Sosyal adaletsizliğe fazlasıyla şahit oluyoruz. Çok basit birörnek üzerinden gitmek gerekirse, herhangi bir şehre kuşbakışı bakacak olursak daha varlıklı mahallelerde evler çok daha konforludur, birbirinden uzaktır, daha yatay bir mimari vardır. Yoksul mahallelerde ise daha dikey bir mimari vardır, tıklım tıkıştır. Çoğu zaman parklar bile yoktur. Buradan dahi adaletsizlik okunabilir. Bu da o içerideki birbirine zorunlu temasın yarattığı adaletsizlik. Biz iklim krizi üzerine çalışırken bunu her zaman dezavantajlı alanların dezavantajlı bireylerinin daha çok hissettiğini görürüz. Yapılan birçok araştırma gösteriyor ki diğer tüm krizlerde olduğu gibi iklim krizinden de en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Serinlemek adalet mücadelesi ve bir kent hakkıdır"</strong></h3>

<p>Mardin araştırmasında da üzerinde durulan başlıklardan biri, insanların sıcaktan korunma imkânlarının yalnızca hava sıcaklığıyla değil, sahip oldukları ekonomik ve mekânsal imkânlarla da ilişkili olması.</p>

<p>Klima kullanabilmek, elektrik faturasını karşılayabilmek, yeşil alanlara ve parklara ulaşabilmek ya da hava alan bir evde yaşayabilmek bu imkânların başında geliyor. Yılmaz’a göre ise serinlemek doğrudan bir kent hakkı olarak ele alınmalı:</p>

<blockquote>
<p>“Serinlemek kesinlikle bir kent hakkıdır. Varlıklı ve yoksul mahallelerde ev ve site mimarileri değişkendir, bunun yanında parklara da daha çok varlıklı mahallelerde rastlarız. Kentsel dönüşüm bazında insanlar en çok bahçelerden ve hatta balkonlardan, bireysel alanlardan feragat etmek zorunda kalıyor. Bu da daha dar ve daha az hava alan evlere neden oluyor. Burada en büyük sebep adaletsiz ücretler ve bireylerin cebini korumak zorunda oluşu. Serinlemek bir adalet mücadelesidir ve bir kent hakkıdır.”</p>
</blockquote>

<p><img height="768" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gemini-generated-image-2.jpg" width="1376" /></p>

<h3><strong>“Deniz ücretsiz diyebilirsiniz ancak değil”</strong></h3>

<p>Serinleme alanlarının yalnızca parklarla sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, denize erişimin de ekonomik ve zamansal imkânlarla ilişkili olduğunu söylüyor:</p>

<blockquote>
<p>“Parklar olduğu kadar denizler de çok iyi bir serinleme alanıdır. Denize yakın kentlerde de benzer bir durum var. Varlıklıysanız denizden de daha çok faydalanabiliyorsunuz. Deniz ücretsiz diyebilirsiniz ancak değil, o da oldukça politik bir durum çünkü deniz girmek için de bir zamana ihtiyacınız var.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Her geçen gün klimaya muhtaç olmamız politik bir problem”</strong></h3>

<p>Araştırmada bireysel soğutma çözümlerine aşırı bağımlılığın kent ölçeğinde yeterli olmadığı vurgulanırken, Yılmaz da klimanın artık yalnızca bireysel bir tercih olarak görülemeyeceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Klima gibi makineleri düşününce öncelikle ekonomik bir tasarrufu düşünüyoruz ama burada enerji tasarrufu da mümkün. Bizim aslında klimaya muhtaç olammamız gerekyor. Her geçen gün klimaya muhtaç olmamız ise bir politik problem. Çünkü önceden klima daha varlıklı kişilerde olurken herkeste klima olan bir hayata geçtik. Klima lüks olmaktan çıktı. Bu artık bir zorunluluk olmaya başladı. Kentlerde artık klimasız evlerde yaşanamıyor, bu da bir başka sorun. Yerel yönetimlerin bireylere ve toplumlara bir serinleme alanı bırakmaları zaruri. Özellikle İstanbul gibi çok nüfuslu, alanın daha az olduğu şehirlerde bu daha görünür.”</p>
</blockquote>

<p>Yılmaz, kentlerin serinleme ihtiyacını yalnızca klima kullanımına bırakmaması gerektiğini belirterek balkonların ve yeşil alanların öneminin altını çiziyor:</p>

<blockquote>
<p>“Taşrada balkonlu evler daha fazlayken kentlerde balkonlu evler de daha az oluyor. Bana kalırsa serinleme konusunda balkon da çok kritik. Belediyeler bazı imkanları bize sunmak zorunda. Bir alanda beton varsa orası daha sıcaktır, ağaç varsa serindir. Herhangi bir parktan bir adım betona gittiğinizde bu farkı bariz görürsünüz. Yerel yönetimlerin de bize bu imkanları sunması gerekiyor.”</p>
</blockquote>

<p><img height="768" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/gemini-generated-image-3.jpg" width="1376" /></p>

<h3><strong>“İklimimize ve yerelimize uygun evler yapılmıyor”</strong></h3>

<p>Mardin araştırmasında tarihi yerleşimin iklim koşullarına uyum sağlayan özellikleri ile yeni yapılaşma arasındaki fark da dikkat çekiyor. Yılmaz, Türkiye’de kentleşme süreçlerinde iklim ve yerel koşulların yeterince gözetilmediğini düşünüyor:</p>

<blockquote>
<p>“Türkiye’deki hiçbir ilde kentleşme adına bir organizasyon gördüğümü söyleyemem. Biz burada ekoloji üzerine konuşuyoruz ancak pek çok konuda plansızlık var ve bu çok kritik bir problem. Birçok yerde bizim iklimimize ve yerelimize uygun evler yapılmıyor maalesef. Bu çok temel sorunlarımızdan bir tanesi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“İlk adım tüm yurttaşların karar mekanizmasına dahil olması”</strong></h3>

<p>Isı adaletinin kent politikalarının bir parçası haline gelmesi için yalnızca fiziksel düzenlemelerin değil, karar alma süreçlerinin de değişmesi gerektiğini belirten Yılmaz, yurttaş katılımını ilk adım olarak gösteriyor:</p>

<blockquote>
<p>“Isı adaleti için belediyelerin ve yerel yönetimlerin yapması gereken çok fazla şey var. Bence ilk adım tüm yurttaşların karar mekanizmasına dahil olması. Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da karar mekanizması ortak olmalı. Kent konseylerinin ve odaların rolünün de burada önemli olduğunu düşünüyorum. Her yurttaşın da esasen aktivizm yapması gerekiyor. Burada büyük eylemlerden bahsetmiyorum. Daha şeffaf yönetimlerle, yönetime doğrudan ulaşabilme hakkının görünür olması gerektiğini düşünüyorum. Yapılacak çok temel şeyler var. Yine kendi yereline uygun hap malzeme, mimari yapı, yerele uygun ekolojik peyzaj malzemeleri kullanmak çok önemli. Örneğin çimen yerine kullanabileceğiniz yerel çözümler var. Bu da su tasarrufunu sağlıyor. Su tasarrufu da yine toplamda bir iklim adaleti sağlayıp iklim krizine karşı mücadelede önemli bir rol oynarken daha kısa vadede de bizim işimize yarar. Çünkü su da kentlerde hızlıca serinlemeye olanak sağlayan önemli bir araç ve bunu olabildiğince elimizde tutmamız gerekiyor. Yağmur suyu hasadı yapmak, bu suyu devir dayım olarak kentlerde kullanmak… Yapılabilecek çok şey var ve bunlar temelde hep iklim adaletini sağlarken bir taraftan da mimari olarak daha estetik ve yerelin korunduğu yapılar oluşmasına katkı sağlar.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/iklim-krizi-kentlerde-esitsizligi-buyutuyor-kentte-serinlemek-de-sinifsal-bir-mesele</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/i-m-g-2768.PNG" type="image/jpeg" length="73848"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel'den Turgutlu'daki okul saldırısına ilişkin ilk açıklama: "Münferit olaylarla izah edilemez"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ozelden-turgutludaki-okul-saldirisina-iliskin-ilk-aciklama-munferit-olaylarla-izah-edilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ozelden-turgutludaki-okul-saldirisina-iliskin-ilk-aciklama-munferit-olaylarla-izah-edilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki Turgutlu İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde meydana gelen ve çok sayıda öğrencinin yaralanmasına neden olan silahlı saldırının ardından açıklama yaptı. Özel, okul ve öğrenci güvenliği konusunda daha önce yaptıkları uyarıları hatırlatarak olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">CHP Genel Başkanı <strong>Özgür Özel</strong>, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bulunan Turgutlu İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p dir="ltr">Kendi memleketi Manisa'da yaşanan saldırıya ilişkin sosyal medya platformu X hesabından paylaşım yapan Özel, olayın kendisini ve kentte yaşayanları derinden yaraladığını belirtti.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>Özel, Manisa Valisi ve Turgutlu Belediye Başkanı ile görüştü</strong></h2>

<p dir="ltr">Özel, saldırının ardından Manisa Valisi Vahdettin Özkan ve Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın ile telefonla görüşerek bilgi aldığını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Özel, daha sonra CHP milletvekillerinden oluşan bir heyetin bölgeye gönderildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Bir lise önünde meydana gelen silahlı saldırıyla ilgili, sabahın ilk saatlerinde Manisa Valimiz Vahdettin Özkan ve Turgutlu Belediye Başkanımız Çetin Akın ile telefonla görüşerek bilgi aldık, ardından milletvekillerimizden oluşan bir heyeti görevlendirdik.</p>

<p>Milletvekillerimiz; Murat Bakan, Deniz Yücel, Bekir Başevirgen ve Suat Özçağdaş bölgede gerekli incelemelerde bulunuyor ve yaralılarımızın sağlık durumlarını yakından takip ediyor.</p>

<p>Yaralılarımıza acil şifalar diliyor, ailelerine ve memleketime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum."</p>
</blockquote>

<h3 dir="ltr"><strong>"Görmezden gelinemeyecek bir kamu sorumluluğu var"</strong></h3>

<p dir="ltr">Özel, açıklamasının devamında okul ve öğrenci güvenliği konusunda daha önce yaptıkları uyarıları hatırlattı. Okul çevrelerinde yaşanan şiddet olaylarının münferit vakalar olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Özel, kamu güvenliği konusunda sorumluluk çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Özel açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Daha önce de okul ve öğrenci güvenliği konusunda defalarca uyardık, somut öneriler sunduk. Okul içinde ya da önünde yaşanan şiddet vakaları artık münferit olaylarla izah edilemez.</p>

<p>Bir anne baba çocuğunu okula gönderirken, “Acaba güvende mi?” diye düşünüyorsa, ortada görmezden gelinemeyecek bir güvenlik sorunu ve yerine getirilmeyen bir kamu sorumluluğu vardır."</p>
</blockquote>

<h3 dir="ltr"><strong>Özel: "Sürecin takipçisi olacağız"</strong></h3>

<p dir="ltr">CHP Genel Başkanı Özgür Özel, saldırının tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini belirterek sorumluların ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Özel, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p dir="ltr">"Yaşananların tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların ve sorumluluğunu yerine getirmeyenlerin ortaya çıkarılması için sürecin takipçisi olacağız."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ozelden-turgutludaki-okul-saldirisina-iliskin-ilk-aciklama-munferit-olaylarla-izah-edilemez</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/74853d7f-a11b-4274-9724-2fd3474b61f9jpg.webp" type="image/jpeg" length="13226"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce: "2026 Eskişehir Yılı ruhunu 2027'de de yıldız gibi parlatacağız"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/uluslararasi-eskisehir-porsuk-festivali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/uluslararasi-eskisehir-porsuk-festivali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[26 plaka kodundan ilhamla ilan edilen "2026 Eskişehir Yılı", kentin kurtuluş gününü karnaval havasına dönüştüren 1. Uluslararası Porsuk Festivali ile taçlandı. Kortej yürüyüşlerinden K-pop ve senfoni destekli rock konserlerine, yeni müzelerden Avrupa Konseyi Şeref Bayrağı gururuna kadar kentin dört bir yanını saran coşkuyu takip ettik; Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile festivalin geleceğini, kardeş şehir köprülerini ve 2027 vizyonunu konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Eskişehir için 2 Eylül artık sadece kentin kurtuluş günü değil, yeni bir festivalin de başlangıç tarihi. 26 numaralı plakadan hareketle Eskişehir Yılı ilan edilen 2026, Uluslararası Porsuk Festivali’nin de ilkine ev sahipliği yaptı. Kente hayat veren, kıyısında kafeleri, yürüyüş yolları ve ağaçlarıyla her daim canlı olan Porsuk Çayı, Eskişehirlilerin yanında kente gelen öğrencilerin de bir numaralı buluşma alanı.</p>

<p dir="ltr"><img alt="Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali6-(copy)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/uluslararasi-eskisehir-porsuk-festivali6.jpeg" width="1600" /></p>

<p dir="ltr">Festivalle birlikte Porsuk’un enerjisi kentin dört bir yanına taşındığı Eskişehir’de 2-6 Eylül tarihleri arasında Kentpark, İskele 26, Sümerpark’ta birçok etkinlik düzenlendi. Festivalin ilkini takip etmek üzere bulunduğumuz kente ilk adım attığımızda ise Eskişehir kutlamalara çoktan hazırlanmıştı. 2 Eylül’de Vilayet Meydanı’nda başlayan kortejde festivalin maskotu dev bir porsuğa, farklı ülkelerden halk dansları toplulukları, festivalin ana sponsoru ETİ’nin sosyal sorumluluk projesi Sarı Bisiklet’i temsilen bisikletli bir grup, kentte faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri ve Eskişehirliler eşlik etti. Sonbaharın kıyısında Porsuk Çayı’ndan Ulus Heykeli’ne doğru İsmet İnönü Caddesi’nden geçen kortej ise kent sakinlerinin ilgisini ve merakını topladı.</p>

<p dir="ltr"><img alt="Eskişehir 4" class="detail-photo img-fluid" height="452" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/eskisehir-4.jpg" width="678" /></p>

<p dir="ltr">Festivalin kültürel ayağında ise birçok konser ve tiyatro gösterisi yer aldı. Luigi Ciotta’nın ‘Bavul Dolusu’ isimli oyunu, Jomy Jai Ensemble’ın konseri, Bahçe Galata’nın ‘Nora 2’si, Big Band Firebird Orkestra, Luminart’ın ‘En İyi İkinci’, Craft Atölye’nin ‘Dalgakıran’ oyunları Eskişehirlilerle buluştu. Özellikle İstanbul merkezli özel tiyatroların Eskişehir’de yer alması, festivalin kent sakinlerince en çok ilgi gösterdiği etkinlikler arasında yer aldı. Halihazırda Eskişehir BB Şehir Tiyatrosu ve Anadolu Üniversitesi’ne bağlı Tiyatro Anadolu’ya gösterilen yoğun ilgi de düşünüldüğünde İstanbul merkezli özel tiyatrolar için Eskişehir’in büyük bir potansiyel taşıdığını söylemek gerek.</p>

<p dir="ltr">Soup Opera, Pizz, Jön, Gözen Vural, Petunya , Role ve Selin Çıngır gibi aralarında yolu Eskişehir’den geçen müzik gruplarının da konserlerine ev sahipliği yapan festlvalde gelecek yıllarda Eskişehirli gruplara daha çok rastlayacağımız muhakkak.</p>

<p dir="ltr"><img alt="Big 11790 1 2025 09 26 1758888986 18" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/big-11790-1-2025-09-26-1758888986-18.jpeg" width="1000" /></p>

<p>Festivaldeki etkinliklere ev sahipliği yapan noktalardan biri de İskele 26 oldu. Başkan Ünlüce döneminde açılan İskele 26, İstanbul’da Karaköy ve Eminönü’nde aşina olunan balık ekmek kültürünü, Porsuk kıyısında sürdürüyor. Belediye tarafından işletilen bu tesise Eskişehirliler kısa sürede alışmış. Balık ekmeğin aranan eşlikçisi turşu suyu ise unutulmamış.</p>

<p><img alt="Eskişehir Hamam" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/eskisehir-hamam.jpg" width="1000" /></p>

<h3><strong>Müzeler kenti Eskişehir'in iki yeni kültür noktası</strong></h3>

<p dir="ltr">Eskişehir aynı zamanda müzeler kenti. Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi, Kurtuluş Müzesi, Cumhuriyet Müzesi gibi müzelerin yanında cam sanatları, fotoğraf makinesi ve Tayfun Talipoğlu’nun adını taşıyan daktilo müzesini barındıran Odunpazarı bölgesi, korunan dokusu ve tarihi evleriyle festival için kente gelenin önemli ziyaret noktalarından biri konumunda oldu. 19 Eylül’de sona erecek Odunpazar Modern Müze’de (OMM) geçmişten günümüze farklı akımlardan sanatçıların sofra ve yemek kültürüyle ilişkili eserlerini bir araya getiren ‘Ferahfeza’ sergisi ise Eskişehir’in tadını tuzunu hatırlatan önemli bir durak.</p>

<p dir="ltr"><img alt="1765551831461" class="detail-photo img-fluid" height="784" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/1765551831461.jpeg" width="1200" /></p>

<p dir="ltr">OMM’dan hemen yukarıya doğru çıktığımızda ise Eskişehir’in yeni müzesi, Hamam Müzesi karşımızda. Antik Roma, Selçuklu ve Osmanlı kültüründe önemli bir yere sahip olan hamamların sahip olduğu kendine has ritüellerinin anlatıldığı ve kullanılan eşyaların sergilendiği müze, hamam formunda bir tasarıma sahip. İki kattan oluşan müzede, erkek ve kadın hamamlarının temsili gösterimi yanında farklı dönemlerde hamamlarda kullanılan takunya, peştemal, tas ve sabunlar yer alıyor. Müzeden çıkınca sol tarafta ise 2024’te kente kazandırılan Sanat Sokağı yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"><img alt="Eskişehir Sanat Sokağı1" class="detail-photo img-fluid" height="452" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/eskisehir-sanat-sokagi1.jpg" width="679" /></p>

<p dir="ltr">İçerisinde‘ Uluslararası Çağdaş Seramik Sanatları Müzesi’, ‘Karikatürler ile Yılmaz Hoca Galerisi’, ‘Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’e Özel Hediyeler Galerisi’, ‘Genco Erkal Sahnesi’ ve şehir tiyatrolarına bağlı ‘Kukla Tiyatrosu’ yer alan Sanat Sokağı içerisinde sanatçıların çalışmak veya derslerini vermek için kullanabileceği günlük uygun fiyatla kiralayabildiği atölyeler yer alıyor.</p>

<p dir="ltr"><img alt="Big 13257 1 2026 09 07 1788758512 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/big-13257-1-2026-09-07-1788758512-1.jpeg" width="1000" /></p>

<p dir="ltr"><strong>K-pop enerjisi ardından Pinhani ile nostalji</strong></p>

<p dir="ltr">5 Eylül akşamı Kentpark’ta gerçekleşen Grup Blingone konseri ise dünyayı etkisi altına alan K-pop fırtınasının en somut yansıması oldu. Güney Koreli pop müzik grubuna gösterilen ilgi ise sadece farklı bir müzik dinleme merakından çok sıkı bir hayran kitlesinin coşkusu şeklindeydi.</p>

<p dir="ltr"><img alt="Big 13255 1 2026 09 06 1788674791 13" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/big-13255-1-2026-09-06-1788674791-13.jpeg" width="1000" /></p>

<p dir="ltr">Bir gece öncesinde yine aynı halkın daha geleneksel bir müzik türünü icra eden Gyeonggi Sinawi Orkestrası’ndan ayrı olarak daha çok dansa ve ritme dayalı olan K-pop konseri, bu müzik türüyle ilgili olmayanlar için bile dikkat çekiciydi. Daha sonra sahne alan Pinhani konseri ise Eskişehir’in öğrenci kenti yönünün de bir göstergesi niteliğindeydi. Grubun solisti Sinan Kaynakçı, parça aralarında Anadolu Üniversitesi’nde geçirdiği öğrencilik döneminden anılarını ve kentin kendisinde bıraktığı hisleri paylaştı.</p>

<h3><strong>Avrupa kenti benzetmesi resmi olarak da gerçek </strong></h3>

<p dir="ltr">Festivalin son akşamı ise Eskişehir, Avrupa Konseyi Şeref Bayrağı ödülü törenine Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin yanında önceki başkan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen de yer aldı. Avrupa ülkelerinden farklı şehirlerin belediye başkanlarının tebrik mesajlarının videoda gösterilmesi sonrası Ünlüce ve Büyükerşen sahneye birlikte çıktı. 4 gün boyunca karnaval havasının yaşandığı Eskişehir Porsuk Festivali sayesinde kurtuluş gününü, her yaştan yurttaşa hitap eden kültür ve sanat etkinlikleriyle birleştirdi. Avrupa Konseyi Şeref Bayrağı’nın bir yıl boyunca dalgalanacağı Eskişehir, “Orta Anadolu’daki Avrupa kenti” benzetmesini de resmi olarak tescillemiş oldu. Eskişehirlilerin Ünlüce ve Büyükerşen’e olan samimi ilgisi ve sevgisi ödül töreni sonrasında gerçekleşen Mor ve Ötesi konseri boyunca da sürdü.Orçun Orçunsel’in şefliğinde Eskişehir BB Senfoni Orkestrası’nın grubun parçalarına eşlik ettiği 2,5 saati aşkın konser de kente sadece su değil, festival sayesinde enerji veren Porsuk gibi akıp geçti.</p>

<p dir="ltr"><img alt="I M G 20260905 W A0001" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/i-m-g-20260905-w-a0001.jpg" width="1200" /></p>

<p dir="ltr">Festival vesilesiyle 2026 Eskişehir Yılı'nı, kardeş şehirlerle ilişkilerin önemini ve kent kültürünün festivallerle yansıtılmasına ilişkin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce 24 Saat'in sorularını yanıtladı.</p>

<p><strong>Kentlerin kurtuluş günleri genellikle alışılagelen törenlerle kutlanır. Bu noktada<br />
Eskişehir'in kurtuluş gününü sadece bir güne değil tüm bir haftaya yayması kent<br />
sakinleri için olumlu olduğu kadar komşu şehirlerden gelen ziyaretçilerin de artmasına<br />
yol açtığını gözlemledim. Bu noktada Porsuk Festivali'nin nasıl gelişmesini istersiniz?</strong></p>

<p>İnsanların yaşadığı şehrin doğuş hikâyesini hatırlatması çok kıymetli. Elbette törenler olacak,<br />
olmalı. Ancak Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluş gününü bir güne sığdırmak yerine bir<br />
haftaya yayma düşüncesi, Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali’mizin de bir parçası.<br />
Çünkü Eskişehir’in geçmişi kadar bugünü ve geleceğini birlikte kutluyoruz. Festivalin ilkini<br />
gerçekleştirdik. Muhteşem bir ilgi ve katılım oldu. Eskişehirlilerin festivali güçlü bir şekilde<br />
sahiplenmesi beni çok mutlu etti. Bu sahiplenme ulusal ve uluslararası ilgiyi de üzerimize<br />
çekiyor. Festival boyunca başta komşu iller olmak üzere ülkemizin dört bir yanından<br />
ziyaretçiler şehrimize geldiler. Yabancı misafirlerimizde büyük artış gördük. Şehrimizin<br />
kültür, sanat ve köklü geçmişinin davetkâr bir yönü de var. Festivalin en büyük gücü,<br />
Eskişehir’in kendisi.<br />
Festivali büyüteceğiz. Kendisi de büyümek isteyecek. Ancak Eskişehir’in ruhunu, sıcaklığını<br />
ve özgünlüğünü kaybetmesini istemiyoruz. Porsuk’un iki yakasında, şehrin sokaklarında,<br />
mahallelerinde daha çok Eskişehirlinin, daha çok yerli yabancı sanatçı ve misafirin yer aldığı<br />
bir festival olmaya devam edecek. İnsanlar buraya festivalle birlikte Eskişehir’i görmeye,<br />
Eskişehir’i hissetmeye, şehri yaşamaya gelsin istiyoruz. Çünkü Eskişehir’in çok güçlü ve<br />
güzel bir hikâyesi var. Bu hikâyeyi Porsuk’un birikimiyle tüm dünyaya anlatmak, hem<br />
şehrimize duyduğumuz bir sorumluluk hem geleceğe bırakacağımız kalıcı bir iz demek.</p>

<p><br />
<strong>Kent kültürü ve yaşamına eklemlenebilecek başka uluslararası/ulusal festival ve<br />
çalışmalar gündeminizde mi?</strong><br />
Elbette gündemimizde yeni fikirler, yeni projeler var. Ancak Eskişehir’e festival eklemekten<br />
ziyade Eskişehir’in kendi kültüründen ve potansiyelinden yeni değerler üretmeyi<br />
önemsiyoruz.<br />
Uluslararası Eskişehir Çocuk, Gençlik ve Kukla Tiyatroları Festivali, Uluslararası Eskişehir<br />
Yarı Maratonu ve Spor Festivali, Uluslararası Polifonik Koro Şenliği, Engelsiz Filmler<br />
Festivali, Uluslararası Yunus Emre Edebiyat Şenliği gibi çok sayıda kültürel ve sanatsal<br />
buluşma düzenliyoruz. Diğer belediyeler, kurum, kuruluş, STK ve özel girişimler de çeşitli<br />
festivaller düzenliyor. Eskişehir, bir konuya bağlı festival kenti değil. Büyük bir kültürel ve<br />
sanatsal zenginlik var. İşte bu zenginliği tek çatı altında, imza ve marka bir festival olarak</p>

<p>Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali ile bir araya getirdik. Yerel, ulusal ve uluslararası<br />
değerleri buluşturma fikrimiz şehri bir festival alanına dönüştürdü. Tiyatrodan heykele,<br />
müzikten edebiyata, resimden sinemaya, sergilerden dans ve nehir etkinliklerine kadar onlarca<br />
etkinlik gerçekleştirildi. Porsuk’un birleştirici yönüyle bu çatının altına yerel zenginlikler<br />
ekleyeceğimiz çalışmalarımız olacak. Eskişehir’in çok güçlü bir kültür-sanat birikimi var.<br />
Bizim hedefimiz, bunu daha görünür kılmak ve Eskişehir’i kültürün, sanatın ve yaratıcılığın<br />
buluşma noktalarından biri haline getirmek. Bundan sonra da Eskişehir’e yakışan, şehrin<br />
ruhundan beslenen yeni projeleri adım adım uygulayacağız.</p>

<p><br />
<strong>2026 Eskişehir Yılı'nın yarattığı rüzgarın 2027'de süreceğini tahmin ediyorum. Bu<br />
kapsamda 2027 yılına ilişkin planlarınız var mı?</strong><br />
2026 Eskişehir Yılı’nda çok güçlü bir enerji yakaladık. Bu enerjinin 31 Aralık 2026’da<br />
bitmemesi gerekiyor. Bu anlamda hayata geçirdiğimiz projelerin bir bölümünü 2027’ye<br />
taşıdık. Şu an bitirdiğimiz, temelini attığımız, başlayacağımız projelerle bir plan dahilinde<br />
ilerliyoruz. Temel hedefimiz Eskişehir’in heyecanını kalıcı hale getirmek. Çünkü 2026<br />
Eskişehir Yılı, aidiyeti güçlendiren, şehrin geleceğini birlikte tasarladığımız ve umudu<br />
büyüten bir yıl oluyor. 2026’da projelerinin sonuçlarını almak, kültür ve sanat alanındaki bu<br />
hareketliliği sürdürerek Eskişehir’i daha fazla ulusal ve uluslararası buluşmanın adresi<br />
yapmayı istiyoruz. 2027 belediye bütçemizi de hemşehrilerimizin fikirleriyle<br />
şekillendiriyoruz. Katılımcı bütçe uygulaması “Bi’Fikirle Eskişehir” ile 2027’nin proje ve<br />
bütçesini birlikte oluşuyor. Çevreden ulaşıma, spordan sosyal projelere, altyapıdan üstyapıya,<br />
yeni yeşil alanlardan kültür sanat faaliyetlerine kadar 2027 dolu dolu bir yıl olacak. 2026’da<br />
Eskişehir’in enerjisini ortaya çıkardık. 2027’de bu enerji, Eskişehir’in kalıcı gücüne<br />
dönüşecek. Örneğin 2026 Eskişehir Yılı’nda her ayın 26’sında esnaf ve işletmelerimizin<br />
yanında belediye iştiraklerimizde “26 indirim günleri” başlattık. Bu büyük bir kampanyaya<br />
dönüştü. Uygulama kent ekonomisinde büyük bir hareketlilik yarattı. Bu uygulamayı 2027’de<br />
de devam ettireceğiz. Ayrıca yine 2026’daki gibi 2027’de de her ayın 26’sına özel etkinlikler<br />
düzenleyerek 2026 Eskişehir Yılı ruhunu bir yıldız gibi parlatacağız.</p>

<p><strong>Kardeş şehirlerle olan iletişime önem verdiğinizi ifade ettiniz basın buluşmasında.<br />
Yapımı süren Kore Parkı'nın yanında kardeş kentlerle hangi alanlarda işbirliğini<br />
artırmayı planlıyorsunuz veya temenni ediyorsunuz?</strong></p>

<p>Kardeş şehir ilişkilerini karşılıklı ziyaretler ve imzalanan resmi bir protokol metni olarak<br />
görmüyorum. Bu ilişkiler bizim dünyaya açık bir şehir olmamızın en somut sonuçlarından<br />
biri. Karşılıklı saygı temelli uluslararası ilişkilerimizle Avrupa Diplomasından sonra Avrupa<br />
Konseyi Şeref Bayrağını da şehrimize getirdik. 9 farklı ülkeden 10 şehir ile kardeş şehiriz.<br />
Halklar arasında çok güzel bağlar oluşmasını sağladık. Kore Parkı, Frankurt’un Eskişehir<br />
Caddesi ile Eskişehir’deki Frankfurt Meydanı bunun güzel örneklerinden. Bunun yanında<br />
gençlerimizin, öğrencilerimizin, sanatçılarımızın ve sporcularımızın kardeş şehirlerle daha<br />
fazla buluşmasını çok önemsiyorum. Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali vesilesiyle<br />
kardeş şehirlerin belediyeleri tarafından seçilen gençleri Eskişehir’de ağırladık. Kardeş<br />
şehirlerimiz Frankfurt, Lansing, Saint-Josse-ten-Noode, Lefkoşa ve Girne ile birlikte<br />
yürüttüğümüz Kültür Elçileri Programını Gençlik Merkezlerimiz aracılığıyla uyguluyoruz.</p>

<p>Program boyunca şehrimizin tarihi ve turistik merkezleri ziyaret edildi, Eskişehir’in kültürü<br />
tanıtıldı. Kardeş Şehirler Bayrağı ön hazırlık atölyesi ve yöresel lezzetlerin paylaşıldığı Kültür<br />
Gecesi gibi yaratıcı etkinliklerle, yerel ve uluslararası gençlerin dostluk ağlarını güçlendiren<br />
örnek bir gençlik çalışması gerçekleştirdik. Ayrıca kardeş şehirlerimizle ortak sanatsal<br />
etkinlikler, çevre projeleri, akıllı şehircilik uygulamaları, şehirler arası kültürel buluşmalar,<br />
ekonomi ve turizm gibi birçok başlıkta iş birliklerini artıracağız. Çünkü karşılıklı<br />
öğreneceğimiz çok şey var. Eskişehir’i dünyayla buluştururken, Eskişehir’in değerlerini de<br />
dünyanın farklı şehirlerine taşımaya devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/uluslararasi-eskisehir-porsuk-festivali</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/cvb-1.jpg" type="image/jpeg" length="80284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD yörüngeye silah yerleştirdi: Uzay artık aktif bir savaş alanına mı dönüşüyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/abd-yorungeye-silah-yerlestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/abd-yorungeye-silah-yerlestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin Dünya yörüngesine uzay silahı konuşlandırdığını ilk kez resmen doğrulaması, küresel askeri dengelerde yeni bir dönemi başlattı. Yörüngedeki güç mücadelesini ve uzayın silahlandırılmasının getirdiği temel riskleri Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, 24 Saat’e değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ABD</strong>, Dünya yörüngesine <strong>uzay </strong>silahı konuşlandırdığını ilk kez resmi olarak açıkladı. Hava, Uzay ve Siber Konferansı'nda konuşan ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy Meink, yörüngedeki uzay kontrol silahlarının Amerikan kuvvetlerini olası tehditlere karşı korumak amacıyla devreye sokulduğunu bildirdi.</p>

<p>Konuşlandırılan sistemin teknik özellikleri, kapasitesi veya yörüngeye tam olarak ne zaman yerleştirildiği açıklanmazken, Washington yönetimi söz konusu adımı Rusya ve Çin’in uzaydaki askeri faaliyetlerine karşı bir zorunluluk olarak gerekçelendirdi. ABD Uzay Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada ise yeni doktrinin hem savunma hem de taarruz kapasitesini kapsadığı, gerektiğinde rakip sistemlerin faaliyetlerini aksatmak, zayıflatmak ve yok etmek amacıyla kullanılabileceği belirtildi.</p>

<p>Yıllardır örtülü yürütülen uzay rekabetini açık caydırıcılık aşamasına taşıyan bu gelişmeyi ve yörüngedeki askeri güç dengelerini<strong> Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla</strong>, 24 Saat'e değerlendirdi.</p>

<h2><strong>ABD’NİN UZAY HAMLESİ YENİ BİR ASKERİ DÖNEMİ BAŞLATIYOR</strong></h2>

<p><strong>ABD’nin uzaya silah yerleştirdiğini ilk kez resmi olarak doğrulaması ne anlama geliyor, artık uzay savaşları dönemi mi başlıyor?</strong></p>

<p><strong>Dr. Hüseyin Fazla:</strong> "ABD’nin yörüngede taarruz ve savunma amaçlı uzay kontrol silahlarını konuşlandırdığını açıklaması, uzayın pasif bir istihbarat sahası olmaktan çıkıp aktif bir muharebe alanına dönüştüğünün en açık kanıtı oldu. Washington’ın bu adımıyla örtülü rekabetten açık caydırıcılık aşamasına geçildi. ABD, 14 Eylül 2026 itibarıyla pasif savunmayı bırakarak rakip uyduları yörüngede körleştirme veya imha etme yeteneğini üstlenen taarruzi bir dönemi başlattı.</p>

<p>ABD’nin 1990’lardaki liderliği, Çin ve Rusya’nın uzay yetenekleri karşısında geçerliliğini yitirirken, 1967 Dış Uzay Antlaşması’nın konvansiyonel, siber ve lazer silahlarını engelleyen bağlayıcı bir mekanizması bulunmuyor. ABD bu adımla ulusal güvenliğini korumayı, uzayda üstünlük sağlamayı ve 2030’a kadar yılda binden fazla roket fırlatılması ile Artemis gibi stratejik projelerini güvenceye almayı hedefliyor."</p>

<h3><strong>UZAYDA LİDERLİK REKABETİ VE ASKERİ GÜÇ DENGELERİ</strong></h3>

<p><strong>Küresel güçlerin yörüngedeki askeri yetenekleri ve rekabeti ne durumda?</strong></p>

<p><strong>Dr. Hüseyin Fazla: </strong>"ABD’nin 1990’lı yıllarda uydu teknolojisi ve askeri uzay sistemlerinde elde ettiği liderlik konumu, Çin ve Rusya’nın ulaştığı uzay yetenekleri nedeniyle geçerliliğini yitirdi. Günümüzde üç ülkenin de uydu karıştırma (RF jamming), yönlendirilmiş enerji silahları (lazerler), robotik kollu katil uydular (co-orbital ASAT) ve karadan atılan anti-uydu füzeleriyle yörünge operasyonları yapabilecek seviyeye ulaştığı biliniyor. 1967 Dış Uzay Antlaşması sadece nükleer ve kitle imha silahlarını yasakladığı için konvansiyonel, siber, lazer veya elektromanyetik uzay silahlarını engelleyen bağlayıcı bir uluslararası denetim mekanizması bulunmuyor."</p>

<h3><strong>GELECEĞİN SAVAŞLARINDA İLK HEDEF ‘UZAY ALTYAPISI’</strong></h3>

<p><strong>Uzayın silahlandırılması dünyayı ve küresel güvenliği nereye sürüklüyor?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dr. Hüseyin Fazla: </strong>"Gelecekte yaşanabilecek büyük bir güç çatışmasında ilk adımın karada, denizde ya da havada değil; küresel konumlama (GPS/BeiDou, Galileo), erken ihbar, istihbarat ve askeri komuta-kontrol uydularını felç etmek amacıyla uzayda atılacağı değerlendiriliyor. Uzay alanındaki bu kırılma, orduları alçak dünya yörüngesindeki (LEO) hakimiyete doğrudan bağımlı hale getirerek küresel güvenlik mimarisini ve askeri güç dengelerini kökten değiştiriyor."</p>

<p><img alt="Hüseyin Fazla" height="998" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/huseyin-fazla.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<h3><strong>UZAY ÇÖPLÜĞÜ RİSKİ VE KESSLER SENDROMU</strong></h3>

<p><strong>Silahlanma yarışının uzaya taşınmasıyla dünyayı ve uzayı bekleyen temel riskler nelerdir?</strong></p>

<p><strong>Dr. Hüseyin Fazla: </strong>"21. yüzyılda küresel jeopolitiğin merkezine yerleşen uzay, olası bir büyük güç çatışmasında ilk hedef haline gelecektir. İlk adım karada veya denizde değil; GPS/BeiDou, Galileo, erken ihbar, istihbarat ve komuta-kontrol uydularını felç etmek amacıyla uzayda atılacak.</p>

<p>Son çeyrek yüzyılda Çin’in 2007’de füzeyle uydu imha etmesi, ABD’nin 2008’deki misilleme gösterisi, Çin’in 2013’te sabit yörüngedeki istasyondan füze fırlatıp manevra kabiliyetli uydusunu test etmesi ve Rusya’nın ticari uydulara 10 kilometre mesafede askeri araç konuşlandırması bu gidişatın kanıtı oldu.</p>

<p>ABD, sadece 2025 savunma bütçesinde uzaya 33,7 milyar dolar ayırarak uzay tabanlı engelleme sistemlerine ağırlık veriyor. Fiziksel imhaya dayalı kinetik silahların yörüngeleri binlerce yıl enkaz tarlasına dönüştürme riski (Kessler Sendromu) nedeniyle taraflar kinetik olmayan (RF karıştırma, lazer, siber) araçlara öncelik veriyor. Öte yandan, erken ihbar uydularına yapılacak körleştirme müdahalesi, hedef ülkenin nükleer saldırı altında olduğunu varsaymasına ve misilleme eşiğinin kontrolsüz biçimde düşmesine yol açabilir."</p>

<h3><strong>ÜÇ BÜYÜK GÜCÜN ANTİ-UYDU (ASAT) STRATEJİLERİ</strong></h3>

<p><strong>ABD, Çin ve Rusya uzayda nasıl bir askeri strateji izliyor?</strong></p>

<p><strong>Dr. Hüseyin Fazla: </strong>"Küresel güçlerin anti-uydu (ASAT) yetenekleri geniş bir teknolojik spektrumda şekilleniyor. ABD, kinetik ASAT testlerini durdurarak odağını geri dönüştürülebilir elektronik harp sistemlerine (Meadowlands) kaydırdı. Tekil büyük uydular yerine bini aşkın küçük uydudan oluşan dayanıklı takımyıldızlara (Starshield vb.) geçerek tek bir atışla stratejik üstünlük verilmesini engellemeyi amaçlıyor.</p>

<p>Çin ise ABD’nin askeri gücünün "yumuşak karnı" olarak gördüğü uzay altyapısına karşı LEO’dan GEO’ya kadar tüm yörünge katmanlarını hedef alan hibrit (kinetik + robotik + lazer) bir konsept geliştirdi. Çift kullanımlı altyapıya ağırlık vererek robotik kollu uydularını (SJ-21) gerektiğinde rakip uyduları yörüngeden söküp atacak saldırı silahı olarak kullanabileceğini gizlemiyor.</p>

<p>Rusya, konvansiyonel gerilemeyi asimetrik tehditlerle dengelemeye çalışıyor. Nudol füzeleriyle kinetik testlerin yanı sıra stratejik uyduları takip eden avcı uydular geliştiriyor. Ukrayna ve Doğu Avrupa üzerinde SATCOM ve GPS sinyallerini baskılayan Tirada-2 sistemlerini ve siber operasyonları fiilen kullanıyor."</p>

<h2><strong>YÖRÜNGEDE NÜKLEER PATLAMA SENARYOSU VE SONUÇLARI</strong></h2>

<p><strong>Uzayda nükleer bir silahın patlatılması (HANE) küresel altyapıyı ve günlük hayatı nasıl etkiler?</strong></p>

<p><strong>Dr. Hüseyin Fazla:</strong> "Uzayda/yörüngede bir nükleer silahın patlatılması (HANE - Yüksek İrtifa Nükleer Patlaması), atmosferdeki gibi bir patlama dalgası oluşturmaz. Bunun yerine ölümcül bir radyasyon fırtınası ve elektromanyetik şok yaratarak küresel uzay altyapısını ayrım gözetmeksizin felç eder.</p>

<p>Vakum ortamındaki patlamada oluşan anlık gamma ve X-ışınları, alçak dünya yörüngesindeki (LEO) uyduların yarı iletken bileşenlerini ve mikroelektronik devrelerini nanosaniyeler içinde aşırı yükleyerek kalıcı hasar verir. Patlamadan yayılan yüksek enerjili serbest elektronlar, yörüngede aylar hatta yıllar sürecek yapay ve yoğun bir radyasyon kuşağı meydana getirir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esin Özdemir</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/abd-yorungeye-silah-yerlestirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/eo.jpg" type="image/jpeg" length="69075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD yaptırımlarının ardından Türk hava yolu şirketleri İran seferlerini askıya aldı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/abd-yaptirimlarinin-ardindan-turk-hava-yolu-sirketleri-iran-seferlerini-askiya-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/abd-yaptirimlarinin-ardindan-turk-hava-yolu-sirketleri-iran-seferlerini-askiya-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin İran'ın havacılık sektörüne yönelik yaptırımları genişletmesinin ardından THY, AJet ve Pegasus'un İran seferlerini durdurduğu bildirildi. THY ve AJet'in rezervasyon sistemlerinde Mart 2027'ye kadar İran uçuşu yer almazken, Pegasus'un da İran seferlerini satış sisteminden çıkardığı belirtildi. Gelişme, Bank Mellat'ın İstanbul şubesinin faaliyet izninin kaldırılmasından günler sonra yaşandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">ABD'nin İran'a yönelik ekonomik yaptırımlarını havacılık sektörünü de kapsayacak şekilde genişletmesinin ardından Türkiye ile İran arasındaki hava ulaşımında yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<p dir="ltr">Türk Hava Yolları (THY), AJet ve Pegasus'un <strong>21 Eylül itibarıyla İran'a gidiş ve dönüş seferlerini durdurduğu</strong> bildirildi.</p>

<p dir="ltr">THY ve AJet'in rezervasyon sistemlerinde Mart 2027'ye kadar İran'a yönelik uçuşların bulunmadığı görülürken, Pegasus'un da İran seferlerini satış sisteminden kaldırdığı aktarıldı.</p>

<h2 dir="ltr"><strong>THY'den İran uçuşları için Mart 2027 açıklaması</strong></h2>

<p dir="ltr">İngiltere merkezli Iran International'a konuşan bir THY yetkilisi, Mart 2027'ye kadar İran'a planlanmış herhangi bir sefer bulunmadığını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Yetkili, uçuşların bu tarihten sonra yeniden başlayacağının da garanti edilemeyeceğini ifade etti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>ABD, İran havacılık sektörüne yaptırımları genişletti</strong></h3>

<p dir="ltr">ABD Hazine Bakanlığı, 8 Eylül'de İran'ın havacılık sektörünü hedef alan yeni yaptırım paketini açıklamıştı.</p>

<p dir="ltr">ABD Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), aralarında <strong>27 İranlı hava yolu şirketinin de bulunduğu 36 kişi ve kuruluşu</strong> yaptırım listesine aldı.</p>

<p dir="ltr">ABD Hazine Bakanlığı ayrıca İranlı hava yolu şirketlerine hizmet veren yabancı şirketlerin de ABD finans sistemine erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>İran hava yollarına hizmet veren şirketlere yaptırım uyarısı</strong></h3>

<p dir="ltr">ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İranlı hava yolu şirketlerine yakıt, iniş, yer hizmetleri ve bilet satışı gibi hizmetler sağlayan şirketlerin yaptırım riskiyle karşı karşıya kalacağını açıklamıştı.</p>

<p dir="ltr">Yeni yaptırımların 23 Eylül itibarıyla İranlı hava yolu şirketlerinin uluslararası operasyonlarını önemli ölçüde sınırlandırması bekleniyor.</p>

<p dir="ltr">ABD Hazine Bakanlığı'nın 8 Eylül tarihli kararında, Türkiye merkezli <strong>Sky Phoenix, S Sistem ve Mes Cargo</strong> adlı şirketler de İran'ın havacılık sektörüne ve Mahan Air'e destek sağladıkları iddiasıyla yaptırım kapsamına alınmıştı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Bank Mellat'ın İstanbul şubesinin faaliyet izni kaldırıldı</strong></h3>

<p dir="ltr">İran'a yönelik ekonomik baskının arttığı dönemde Türkiye'de Bank Mellat'a ilişkin de dikkat çeken bir karar alınmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), 18 Eylül'de aldığı kararla İran merkezli Bank Mellat'ın İstanbul Merkez Şubesi'nin faaliyet iznini kaldırdı. Karar, 19 Eylül tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>

<p dir="ltr">BDDK'nın kararında ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarına doğrudan atıfta bulunulmadı. Kararın, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 71'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında alındığı belirtildi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Türkiye-İran ekonomik ve ulaşım bağlantılarında peş peşe gelişmeler</strong></h3>

<p dir="ltr">Reuters, Bank Mellat'ın İstanbul şubesine ilişkin kararı, ABD'nin diğer ülkelere İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma çağrısında bulunduğu bir dönemde yaşanan gelişmelerden biri olarak değerlendirdi.</p>

<p dir="ltr">ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını finans ve havacılık sektörlerinde sıkılaştırdığı süreçte, Bank Mellat'ın İstanbul şubesinin faaliyet izninin kaldırılması ve Türk hava yolu şirketlerinin İran seferlerini durdurması, Türkiye-İran arasındaki ekonomik ve ulaşım bağlantıları açısından peş peşe yaşanan gelişmeler olarak kayda geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/abd-yaptirimlarinin-ardindan-turk-hava-yolu-sirketleri-iran-seferlerini-askiya-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/14276501-17f6-478d-8ac8-be26b428d95a-w.png" type="image/jpeg" length="94284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençlerde gececilik ve ertelemecilik giderek artıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan, gençlerde gececilik ve erteleme davranışlarının giderek yaygınlaştığına dikkat çekerek internet kullanımı, uyku yoksunluğu ve sosyal izolasyonun ruhsal ve fiziksel sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Aslan, gençlerde motivasyon kaybı ve ertelemenin nedenlerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong> oldu. Gençlerde giderek yaygınlaşan gece uyanık kalma ve erteleme davranışlarının ele alındığı programda Aslan, internet kullanımından uyku yoksunluğuna, obeziteden dikkat eksikliğine, sosyal izolasyondan depresyon riskine kadar önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>Gençlerin yaklaşık yüzde 20’si geceleri uyanık kalıyor</strong></h2>

<p>Son yıllarda gençler arasında <strong>“gececiliğin”</strong> giderek yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Aslan, bunda internet ve teknoloji kullanımının önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Kişinin gece boyunca uyanık kalması ve ertesi gün kalkarak günlük yaşamına uyum sağlamakta zorlanmasının <strong>“gecikmiş uyku fazı sendromu”</strong> olarak tanımlandığını belirten Aslan, geçmişte yüzde 1-2 düzeylerinde görülen bu durumun günümüzde yüzde 10’lara kadar çıktığını ifade etti.</p>

<p>Hastalık boyutunda olmasa bile gençlerin yaklaşık yüzde 20’sinin geceleri uyanık kaldığını belirten Aslan, bu sürenin büyük ölçüde evde, internet başında ve sanal etkileşimlerle geçirildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gececilik davranışının yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını vurgulayan Aslan, dünyanın birçok ülkesinde benzer bir değişim yaşandığını söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.37" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171637.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Büyük kentler uyku yoksunu toplumlara dönüşüyor</strong></h2>

<p>Çalışma ve yaşam koşullarındaki değişimin de uyku düzenini etkilediğini belirten Prof. Dr. Aslan, özellikle büyük kentlerde insanların giderek “uyku yoksunu” hale geldiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gece geç saatlerde yatıp sabah günlük yaşamın zorunlulukları nedeniyle erken kalkmak durumunda kalan çok sayıda kişinin 5-6 saatlik uykuyla yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Aslan, yetişkinler için 6-9 saat arasındaki uykunun normal kabul edildiğini, sürekli 6 saatin altında uyuyan kişilerde ise uyku yoksunluğundan söz edilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Daha düzenli bir uyku ritmi için sabah saat 07.00-08.00 civarında uyanmanın yararlı olabileceğini belirten Aslan, düzenli uyku alışkanlığının hem bedensel hem de ruhsal sağlık açısından önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2><strong>Gece uyanık kalmak obezite riskini artırabiliyor</strong></h2>

<p>Gece uyanık kalmanın yalnızca uyku düzenini değil, beslenme alışkanlıklarını ve fiziksel aktiviteyi de etkilediğini anlatan Prof. Dr. Aslan, özellikle gençlerin gece boyunca daha fazla yemek yeme eğiliminde olduğunu ve bunun obeziteye zemin hazırlayabildiğini söyledi.</p>

<p>Uzun süre evden çıkmadan, gün ışığı görmeden, ihtiyaçlarını bulunduğu yere getirterek yaşayan, hareketsiz ve düzensiz beslenen bir yaşam biçiminin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Aslan, toplumun bir bölümünün zamanının büyük kısmını evde geçirdiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-2.jpeg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Sadece sanal dünyada var olmak insanı doyuma ulaştırmıyor”</strong></h2>

<p>İnsanın ruhsal sağlığı açısından gerçek sosyal ilişkilerin önemini vurgulayan Prof. Dr. Aslan, yalnızca sanal dünyadaki etkileşimlerle sürdürülen bir hayatın kişiyi yeterince mutlu eden ve doyuma ulaştıran bir yaşam biçimi olmadığını söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerini iyi hissedebilmek için gerçek iletişime, gerçek insanlara ve yüz yüze ilişkilere ihtiyaç duyduğunu belirten Aslan, sosyal ilişkilerden uzaklaşıp sanal ortamlarda çok fazla zaman geçiren bireylerde bir süre sonra boşluk hissi, yaşamı sorgulama ve anlam arayışının ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu sürecin motivasyon kaybı ve erteleme davranışlarıyla devam edebildiğini belirten Aslan, bazı kişilerde depresif belirtilerin de tabloya eklenebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“Sosyal beyin”</strong> kavramına dikkat çeken Aslan, insanı harekete geçiren ve motive eden önemli unsurlardan birinin toplum içinde diğer insanlarla kurduğu etkileşim olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Dikkat eksikliği olanlarda erteleme davranışı daha sık görülebiliyor</strong></h2>

<p>Erteleme davranışının nedenlerinin her bireyde ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aslan, dikkat eksikliği bulunan bireylerde motivasyon kaybı ve erteleme eğiliminin daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Araştırmaların dikkat eksikliği bulunan bireylerin gece uyanık kalmaya ve ertesi gün yapılması gereken işleri ertelemeye daha yatkın olabildiğini gösterdiğini ifade eden Aslan, bu nedenle sorunun yalnızca “isteksizlik” veya “tembellik” olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>“Ertelemek insanın doğal bir eğilimi”</strong></h2>

<p>Ertelemenin belirli ölçülerde insanın doğal eğilimlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişinin konfor alanında kaldığı ve harekete geçmesini gerektiren koşulların azaldığı durumlarda erteleme davranışının daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Ancak ertelemenin alışkanlık haline gelmesinin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Aslan, aşırı boş zaman ve sürekli düşünmenin olumsuz değerlendirmeleri artırarak kişiyi depresif bir duygu durumuna sürükleyebileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme”</strong></h2>

<p>Sosyal yaşamdan uzaklaşan ve hareketsizleşen bireylerin öncelikle fiziksel aktiviteye yönlendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, motivasyonun her zaman eylemden önce gelmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Fiziksel aktivite için bu isteğin gelmesini beklemek yerine aktif olduğumuzda zaten kendimizi daha iyi hissediyoruz. Bilişsel davranışçı terapide söylediğimiz temel bir şey var; önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme. Eyleme geçtikten sonra bir sonraki eylem için isteğin ortaya çıkması çok daha kolay olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, gececilik, sosyal içe kapanma ve erteleme davranışlarının günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi durumunda deneyimli bir uzmandan destek alınmasının kişinin normal yaşamına uyumunu kolaylaştırabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Aileler gençlerle değerleri üzerinden iletişim kurabilir</strong></h2>

<p>İçe kapanan, sosyal yaşamdan uzaklaşan ve erteleme davranışı gösteren gençlere yaklaşımda ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, öncelikle gencin önem verdiği değerlerin anlaşılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Güven, samimiyet, dürüstlük ve sahicilik gibi kavramların gençler açısından çok önemli olabildiğini belirten Aslan, gençlerin bu değerleri göremedikleri ve art arda hayal kırıklıkları yaşadıkları durumlarda vazgeçme ve geri çekilme davranışı gösterebildiklerini ifade etti.</p>

<p>Gençlik döneminin çevreden ve yaşanan deneyimlerden en fazla etkilenilen dönemlerden biri olduğunu vurgulayan Aslan, gençleri dijital ve kapalı ortamlardan çıkararak sosyal hayatın içine katacak kursların, programların ve etkinliklerin artırılmasının önemli olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-1.jpeg" type="image/jpeg" length="22807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 12 Eylül’ün perde arkasını anlattı: "Kanlı terör neden bir anda kesildi, açıklayamadılar"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Darbe öncesinde yaşanan siyasi ve toplumsal atmosferi anlatan Akkoç, darbenin ardından değişen siyasi dengelere, Turgut Özal’ın yükselişine ve 1983 seçimlerine uzanan sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akkoç, darbe gerekçesi gösterilen şiddetin bir gün içinde sona ermesine dikkat çekerek “Kanlı terör neden bir anda kesildiğini açıklayamadılar” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci <strong>Fethi Akkoç</strong>, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Akkoç, darbe öncesindeki siyasi atmosferden Kenan Evren liderliğindeki askeri yönetimin uygulamalarına, Turgut Özal’ın siyasi geleceğinden 1983 seçimlerine uzanan süreçte yaşananları anlattı.</p>

<p>Akkoç, 12 Eylül öncesinde sağ ve sol görüşlü gençlerin sokaklara döküldüğünü, toplumun yaşanan şiddet olaylarından ciddi biçimde rahatsız olduğunu belirterek, darbenin ardından yaşananlara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>“Kanlı terör neden bir anda kesildiğini bir türlü açıklayamadılar”</strong></h2>

<p>12 Eylül öncesindeki atmosferi anlatan Akkoç, sağ ve sol görüşlü gençler arasındaki çatışmaların toplumu yorduğunu söyledi. Akkoç, darbenin gerekçesi olarak gösterilen olayların darbenin hemen ardından sona ermesine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül 1980 darbesi sırasında, 12 Mart öncesinde olduğu gibi sağcı ve solcu gençler sokağa dökülmüş, anarşi hortlamıştı. Vatandaş anarşiden, günlük olaylardan ve gençlerin birbirini öldürmesinden bıkmış, ciddi şekilde rahatsız hale gelmişti.</p>

<p>Ancak 12 Eylül darbesini yapanlar, darbeden bir gün sonra, darbe için gerekçe olarak gösterilen olayların ve kanlı terörün neden bir anda, bir gün içinde kesildiğini bir türlü açıklayamadılar.</p>

<p><i>Askeri müdahaleye uygun şartların oluşması için solcu ve sağcı gençleri sokaklara döküp kan akıtanlar, istediklerini maalesef yine elde etmişlerdi.</i>”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’nin dış politikasında ve ekonomik yapısında önemli değişiklikler yaşandığını savundu. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü de bu sürecin önemli başlıklarından biri olarak değerlendiren Akkoç, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Askeri yönetimleri ve parlamento dışı hükümetleri, kendi istediklerini kabul ettirebilmek için uygun gören Amerikalılar, 12 Eylül darbesinden sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, dönemin ekonomik gelişmelerine ilişkin ise tütün tekeli kanununun kaldırılmasını örnek gösterdi:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından tütün tekeli kanunu kaldırılarak Türk tütünü yerine ithal Virginia tütünü getirildi ve Türk sigarası yerine Amerikan sigarası piyasaya girdi. Tütün tekeli kanununun kaldırılmasıyla da tütün satan bir ülke olan Türkiye, tütün ithal eder hale getirildi”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmesinin yolu açıldı”</strong></h3>

<p>12 Eylül darbesinin siyasi sonuçlarına da değinen Akkoç, başta Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel olmak üzere siyasi parti liderlerine getirilen yasakların yeni bir siyasi yapılanmanın önünü açtığını söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesiyle başta Ecevit ve Demirel olmak üzere bütün siyasi partilerin yöneticilerine siyaset yasağı getirildi. Böylece Türkiye’de siyasetin yeni partiler ve yeni yüzlerle yeniden dizayn edilmesinin yolu açılmış oldu.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, bu sürecin yalnızca Türkiye içindeki siyasi dengelerle açıklanamayacağını savunarak, dönemin MİT Ekonomik İşler Dairesi Başkanı Mahir Kaynak’ın açıklamalarına da dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“12 Eylül öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Ekonomik İşler Dairesi Başkanı olarak görev yapan Profesör Mahir Kaynak, Cumhuriyet gazetesinde Yüneyt Arcayürek’le yaptığı bir söyleşide, Demirel hükümetinin uyguladığı bağımsız ekonomik politika nedeniyle Amerikalılar tarafından devrileceğini bir ay önceden yönetime rapor olarak bildirdiğini açıklamıştı.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Kenan Evren’in açıklaması: “Her türlü gayret gösterilecek”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül lideri Orgeneral Kenan Evren’in darbeden kısa süre sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşü konusunda yaptığı açıklamayı da hatırlattı:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül’ün lideri Orgeneral Kenan Evren, 15 Eylül tarihinde düzenlediği basın toplantısında Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönebilmesi için gerekli her türlü gayretin gösterileceğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye’nin Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü alelacele veto etmeden kabul etmesiyle Türkiye, Yunanistan’la arasındaki Kıbrıs, 12 Adalar, kıta sahanlığı, Ege Denizi ve Fırat hattı problemlerinin çözümünde ve ayrıca Avrupa Birliği ile ilişkilerinde kullanabileceği çok önemli bir siyasi kozu kaybetmiş oldu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Darbeciler siyasetçiden çok siyasetçi gibi davrandı”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül’ün dikkat çeken yönlerinden birinin de askeri yönetimin siyasi yapılanma konusunda izlediği yöntem olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesinin bir başka önemli tarafı da darbeyi yapanların siyasetçiden çok siyasetçi, politikacıdan çok politikacı gibi davranmış olmasıydı.”</p>

<p>12 Eylül’den hemen sonra, 14-15 Eylül günlerinde Ankara kulislerinde Güven Partisi Genel Başkanı Profesör Turan Feyzioğlu’nun başbakan, Zeyyat Baykara’nın ise başbakan yardımcısı olacağı konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştı.”</p>
</blockquote>

<p>O dönemde Tercüman gazetesinde çalıştığını belirten Akkoç, yaşananları şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Hiç unutmam, o dönemde çalıştığım Tercüman gazetesinde Avrupa baskılarına bakıyordum. Bu siyasi gelişmeler ve Feyzioğlu’nun başbakanlığı konusu tartışılırken köşe yazarı Kurtul Altuğ, Feyzioğlu’nun başbakan olacağını söylemişti. Ben de, ‘Askerler diğer darbelerden farklı olarak kamuoyuna, halka ve belli görevlerde bulunanlara karşı çok dikkatli davranıyorlar. Politikacıdan fazla politikacı gibi davranıyorlar’ dedim.</p>

<p>Üç milletvekili olan Güven Partisi’nin genel başkanını büyük tepki alacağı düşüncesiyle başbakan yapmadılar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı"</strong></h3>

<p>Akkoç, 20 Eylül’de Bülent Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla daha önceki siyasi senaryonun değiştiğini belirtti.</p>

<blockquote>
<p>“Feyzioğlu’nun başbakan olması mümkün değildi, yapmazlardı. Çünkü bu arada Ferit Melen hükümetinin senaryosunu uyguluyorlardı.</p>

<p>Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı. Demirel hükümetinin bakanlar üstü bürokratı Turgut Özal, darbecilerin kurduğu hükümette ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. Yani adeta fiili başbakan durumuna geldi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında Türkiye’de yeni siyasi partilerin kurulacağına ilişkin kulislerin hızlandığını, bu süreçte Turgut Özal’ın da parti kuracağının konuşulduğunu söyledi.</p>

<p>1982 yılının Şubat ayında Almanya’da olduğunu belirten Akkoç, Tercüman gazetesinde Yavuz Donat’ın Özal’la yaptığı görüşmenin dokuz sütun manşetten yayımlandığını anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“‘Özal'ın hiç kimse gocunmasın, parti kurmayacağım’ şeklindeki sözleri şok etkisi yarattı. Bu açıklama bende de şok etkisi yarattı. Benim değerlendirmeme göre Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti.</p>

<p>Çünkü yeniden siyasi yapılanmaya gidileceği, bütün partilere, her partiye, her adaya ve her lidere izin verilmeyeceği biliniyordu. Benim tahminime göre Özal’ın parti kuracağı kesindi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Özal bana, "Ben öyle söylemedim" dedi"</strong></h3>

<p>Ankara’ya döndükten sonra 28 Mart’ta Turgut Özal’dan randevu aldığını anlatan Akkoç, kendisine parti kurmayacağı yönündeki açıklamasını sorduğunu belirtti. Özal’ın sözlerinin yanlış değerlendirildiğini söylediğini aktaran Akkoç, görüşmeyi şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Özal bana, ‘Ben öyle söylemedim. Yavuz onu yanlış değerlendirmiş. O konuşmada ben de bugün için parti kurmayı düşünmüyorum dedim’ dedi.</p>

<p>‘Hiç kimse gocunmasın’ ifadesinin doğru olduğunu, ancak ‘Bugün için parti kurmayı düşünmüyorum. Ama gelecekte şartlar ne olur, onu bilemem’ şeklinde konuştuğunu söyledi. Yavuz Donat’ın sözlerini yanlış değerlendirdiğini belirtti. Ben beklediğim cevabı almıştım”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım"</strong></h3>

<p>Akkoç, görüşmede Özal’a 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde üst düzey görevlerde bulunmasını da sorduğunu anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından Özal’a, ‘Efendim, 12 Mart darbesi sırasında da Planlama Müsteşarıydınız. 12 Eylül darbesi sırasında yine Planlama Müsteşarıydınız. Burada daha yetkili şekilde, bakanlar üstü bürokrat unvanınız vardı. Bu sadece tesadüf mü?’ diye sordum. Özal bu soru karşısında şaşırdı ve “Tesadüfler var” dedi. Görüşmenin en dikkat çekici bölümü Özal’ın darbeler hakkındaki değerlendirmesiydi, bana "27 Mayıs’ da, 12 Mart da, 12 Eylül de neticeleri itibarıyla Türkiye’yi kurtarmak için yapılmıştır. 12 Eylül ise diğerlerinden daha farklıdır ve başarılıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım. Çünkü orada diğer bütün darbelere sahip çıkıyor, 12 Eylül’e ise ayrıca sahip çıkıyordu. 12 Eylül’ü diğerlerinden daha başarılı olarak değerlendiriyordu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında eski siyasi liderlerin yasaklı olduğu ve yeni siyasi yapılanmanın şekillendirildiği dönemi de anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Seçim ortamına girildiğinde eski liderler yasaklıydı. Bütün partilerin liderleri yasaklıydı. Eski liderlere yakınlığıyla bilinen kişiler dahi veto edildi. Partiler veto edildikçe üç partinin seçime girmesine izin verildi: Anavatan Partisi, Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Halkçı Parti.”</p>

<p>Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin başında Turgut Sunalp vardı. Askerlerin ‘abi’ dedikleri, çok sevdikleri ve ordu içerisinde çok sevilen bir liderdi Turgut Paşa.</p>

<p>Anavatan Partisi’nin başında başbakan yardımcısı vardı, yani askerlerin kurduğu hükümetin başbakan yardımcısı Turgut Özal’dı. Halkçı Parti’nin başında ise Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp vardı.</p>

<p>Yani biri askerlerin çok yakın gördüğü bir isim, biri başbakan yardımcısı, diğeri de Başbakanlık Müsteşarıydı. Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal’ın vetosu orada önlendi”</strong></h3>

<p>Akkoç, diğer siyasi aktörlerin veto edildiğini, hatta eski siyasi liderlerle yakınlığı bulunan isimlerin de seçim sürecinin dışında bırakıldığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Diğer partilerin hiçbiri seçime sokulmadı, veto edildi. Hatta eski partilerle ve eski liderlerle yakınlığı bilinen kişiler de veto edildi. İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü bile veto edildi. Konseyde görev yapan komutanlar ve generaller, Anavatan Partisi’nin ve Turgut Özal’ın veto edileceğini düşünüyorlardı. Açıkçası ‘Olmaz, getirilmez, olmaz’ diyorlardı.</p>

<p>Veto işlemleri 30 Eylül’e kadar yapıldı. 15 Eylül tarihinde Amerikalı üst düzey bir yetkili geldi ve Evren’le görüştü. Özal’ın vetosu orada önlendi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“MDP beklenirken Turgut Özal iktidara geldi”</strong></h3>

<p>Akkoç, 1983 seçimlerine giden süreçte askeri yönetimin beklentisinin Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin iktidara gelmesi yönünde olduğunu ancak sonuçların farklı çıktığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“MDP’nin iktidara getirileceği beklenirken Turgut Özal iktidara geldi. Yeni yapılanma böylece gerçekleşti. 12 Eylül de görevini bu şekilde yerine getirmiş oldu.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-07-155535.png" type="image/jpeg" length="30135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katarakt ameliyatı için görmenin tamamen kaybolmasını beklemek gerekmiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu, katarakt ve tedavisindeki güncel gelişmeleri anlattı. Burcu, katarakt ameliyatı için görmenin ileri derecede azalmasının beklenmesine gerek olmadığını belirterek, ameliyat zamanının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu</strong> oldu. Katarakt hastalığı ve tedavisindeki son gelişmelerin ele alındığı programda Burcu, kataraktın nedenlerinden ameliyat zamanına, yeni nesil merceklerden ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenlere kadar önemli bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Katarakt yaşlanmanın belirtilerinden biri</strong></h2>

<p>Kataraktın, gözün içindeki saydam merceğin zaman içerisinde elastikiyetini ve saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Burcu, bu süreci cildin kırışması ve saçların beyazlaması gibi yaşla birlikte gelişen değişikliklere benzetti.</p>

<p>En sık görülen katarakt türünün yaşa bağlı katarakt olduğunu ifade eden Burcu, genetik yatkınlığın hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-53.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Güneş ışınları zarar veriyor!</strong></h2>

<p>Katarakt gelişiminde güneş ışınlarının önemli bir etken olduğunu belirten Burcu, beslenme ve yaşam koşullarının da hastalığın gelişim sürecini etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p>Kataraktın nadiren çocukluk çağında da görülebildiğini anlatan Burcu, annenin hamilelik sırasında geçirdiği bazı enfeksiyonlar, genetik faktörler, travmalar ve özellikle uzun süreli kortizon kullanımının katarakt gelişimine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Diyabet kataraktın daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor</strong></h2>

<p>İleri yaşlarda özellikle diyabetin kataraktın daha erken ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burcu, diyabetin ameliyat süreci ve sonrasında da dikkate alınması gereken önemli bir hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Diyabetli hastalarda göz sağlığının yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Burcu, ameliyat sonrasında da güneş ışınlarından iyi korunmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Katarakt gelişimini mümkün olduğunca geciktirmek için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulayan Burcu, karbonhidrat ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenme, yüksek ultraviyole korumasına sahip kaliteli güneş gözlüğü ve gerektiğinde şapka kullanımının göz sağlığını korumaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-13-58.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Ameliyat için kataraktın ilerlemesini beklemek gerekmiyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatının zamanlamasının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Burcu, geçmişte olduğu gibi görmenin ileri derecede azalmasını beklemenin artık gerekli olmadığını belirtti.</p>

<p>Hastanın görmesi iyiyse, katarakt günlük yaşamını etkilemiyorsa ve gözlükle yeterli görme keskinliği sağlanabiliyorsa ameliyatın bekletilebileceğini ifade eden Burcu, buna karşılık kataraktın kişinin yaşam kalitesini ve günlük faaliyetlerini etkilemeye başlaması halinde ameliyatın planlanabileceğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatını gereğinden fazla geciktirmenin de doğru olmadığını vurgulayan Burcu, ileri derecede sertleşmiş kataraktın cerrahiyi zorlaştırabileceğini ve komplikasyon riskini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-26-11.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Yeni ameliyat yöntemleri ile hastalar daha hızlı iyileşiyor</strong></h2>

<p>Kataraktın günümüzde tek tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Burcu, cerrahi tekniklerde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.</p>

<p>Geçmişte çok daha büyük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatların artık oldukça küçük kesilerden yapılabildiğini anlatan Burcu, bu gelişmenin hem cerrahi süreci kolaylaştırdığını hem de hastaların ameliyat sonrasında günlük ve sosyal yaşamlarına daha hızlı dönmelerine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>Katarakt ameliyatında göz içine yerleştirilen merceklerin biyolojik uyumluluğu yüksek materyallerden üretildiğini belirten Burcu, bu merceklerin kullanım ömrünün yaklaşık 100 yıl olduğunu ve normal koşullarda hastanın ilerleyen yıllarda merceğinin değiştirilmesinin gerekmediğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Akıllı mercek” seçiminde hastanın ihtiyacı belirleyici</strong></h2>

<p>Halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen yeni nesil göz içi merceklere de değinen Prof. Dr. Burcu, bu merceklerin yakın, orta ve uzak mesafelerde dengeli görme sağlamayı hedeflediğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatında tek odaklı veya çok odaklı merceklerin tercih edilebildiğini belirten Burcu, mercek seçiminde hastanın günlük yaşamının, mesleğinin ve görme beklentisinin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzak, orta ve yakın mesafeyi mümkün olduğunca gözlüksüz görmek isteyen hastalarda üç odaklı merceklerin tercih edilebildiğini, uzak görüşün öncelikli olduğu hastalarda ise tek odaklı merceklerin daha uygun olabileceğini anlatan Burcu, bu durumda yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrasında bebeklik dönemindeki gibi kusursuz bir görüş beklentisinin gerçekçi olmayacağını belirten Burcu, en doğru yaklaşımın hastanın beklentisini iyi anlamak ve ihtiyacına uygun merceği seçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="figen balcı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-44.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Her katarakt ameliyatı sadece damla anesteziyle yapılmıyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatlarında hastanın durumuna göre farklı anestezi yöntemlerinin uygulanabildiğini anlatan Prof. Dr. Burcu, ameliyata uyum sağlayabilecek hastalarda damla anestezisinin yeterli olabildiğini söyledi.</p>

<p>Yoğun kaygısı bulunan, işitme sorunu veya ameliyat sırasında iletişimi güçleştirecek özel bir durumu olan hastalarda sedasyon ya da farklı anestezi yöntemlerinin tercih edilebildiğini belirten Burcu, çocuk hastaların ise genel anestezi altında ameliyat edildiğini ifade etti.</p>

<p>Yeni cerrahi tekniklerle çok küçük kesilerden ameliyat yapılabildiği için geçmişte olduğu gibi gözün uzun süre kapatılmasının her hastada gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Burcu, bazı hekimlerin gözü hiç kapatmayabildiğini, bazılarının ise bir veya iki gün süreyle koruma önerebildiğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrası hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Burcu, özellikle ilk 48 saatin dikkat gerektirdiğini, yaklaşık 10 gün boyunca ameliyat edilen göz ve çevresinin doğrudan suyla temasından kaçınılması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“İki gözü aynı anda ameliyat etmeyi tercih etmiyoruz”</strong></h2>

<p>Her iki göze aynı anda katarakt ameliyatı yapmayı rutin olarak tercih etmediklerini belirten Prof. Dr. Burcu, bir gözün ameliyatından en az üç gün sonra, genellikle de yaklaşık bir hafta içerisinde diğer gözün ameliyat edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Genel anestezi alması gereken ve ikinci kez anestezi uygulanmasının sağlık açısından risk oluşturduğu çok özel hastalarda iki gözün aynı seansta ameliyat edilebildiğini belirten Burcu, bu durumda ikinci göze geçilirken tamamen yeni bir ameliyat yapılıyormuş gibi cerrahi hazırlığın ve kullanılan malzemelerin yenilendiğini anlattı.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-29-56.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Katarakt tekrarlamaz</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatından sonra hastalığın yeniden oluşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Burcu, bazı hastalarda iyileşme sürecinde göz içindeki arka kapsülde opaklaşma gelişebildiğini söyledi.</p>

<p>Halk arasında zaman zaman “katarakt yeniden oluştu” veya “gözde kireçlenme oldu” şeklinde ifade edilen bu durumun kataraktın tekrarlaması anlamına gelmediğini belirten Burcu, arka kapsül opasitesi olarak adlandırılan tablonun basit bir lazer işlemiyle giderilebildiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-35-52.jpg" type="image/jpeg" length="84615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİ PROMOSYONLARI 2026 EYLÜL GÜNCEL LİSTE: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündeme geldi. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül ayının başlamasıyla birlikte bankaların emekli müşterilere yönelik promosyon kampanyaları yakından takip ediliyor. ING, Akbank, İş Bankası, QNB, Vakıf Katılım, Garanti BBVA ve kamu bankalarının açıkladığı fırsatlarda maaş miktarına göre farklı ödeme seçenekleri bulunuyor. Bazı kampanyalarda doğrudan nakit promosyonun yanı sıra kart harcaması, otomatik ödeme talimatı ve çeşitli bankacılık ürünlerinin kullanılması karşılığında ek avantajlar da sunuluyor. İşte Eylül 2026 itibarıyla bankaların açıkladığı emekli promosyonları...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/eylul-ayi-emekli-maas-promosyonu.webp" type="image/jpeg" length="68055"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="40034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="99273"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="84951"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="23928"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="89411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98419"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="50069"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="50680"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALACAK? Temmuz zammı sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ara zam sonrası memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ara zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. TÜİK’in 3 Temmuz'da enflasyon verisini açıklamasıyla birlikte 6 aylık zam oranı netleşirken, memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yeni maaş tahminleri de ortaya çıktı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda Temmuz sonrası beklenen maaşlar tek tek hesaplandı. İşte en güncel Temmuz zammı tablosu ve meslek meslek yeni maaş beklentileri...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-alacak-temmuz-zammi-sonrasi-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/kim-ne-kadar-maas-aliyor-emekli-memur-kamu-temmuz-zammi.webp" type="image/jpeg" length="81133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="11325"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="38972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="29272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="23714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="31088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="81441"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="45948"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
