<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>24 Saat Gazetesi Ankara</title>
    <link>https://www.24saatgazetesi.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri, kent gündemi, asayiş, trafik ve yangın gelişmeleri ile Türkiye gündeminden öne çıkan haberler Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat’te.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>24 Saat Gazetesi Ankara - Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 02 Nov 2026 11:12:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gümrükte 430 euro muafiyeti hangi ürünleri kapsıyor? Bakanlıktan açıklama]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/gumrukte-430-euro-muafiyeti-hangi-urunleri-kapsiyor-bakanliktan-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/gumrukte-430-euro-muafiyeti-hangi-urunleri-kapsiyor-bakanliktan-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı, yurt dışından Türkiye'ye gelen yolcuların beraberinde getirdiği kıyafet ve hediyelik eşyalara ilişkin gümrük muafiyeti kurallarını açıkladı. Kişisel kullanım amacıyla getirilen giysilerde 430 euro sınırı aranmazken hediyelik eşyalarda 430 euro, 15 yaşından küçük yolcularda ise 150 euro muafiyet sınırı uygulanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yurt dışından Türkiye'ye giriş yapan yolcuların beraberinde getirdiği eşyalara yönelik gümrük muafiyetinin kapsamı netleştirildi. <strong>Ticaret Bakanlığı</strong>, kişisel kullanım için getirilen kıyafetlerle hediyelik eşyaların gümrük mevzuatında farklı hükümler kapsamında değerlendirildiğini bildirdi.</p>

<p>Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Bekir Kaplan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yolcuların beraberinde getirdiği ürünlerde kişisel kullanım ve ticari nitelik ayrımının esas alındığını belirtti.</p>

<h2><strong>Kişisel kıyafetlerde 430 euro sınırı uygulanmıyor</strong></h2>

<p>Ticaret Bakanlığının açıklamasına göre yolcuların kendi ihtiyaçları için yurt dışından getirdiği giyim ve kuşam eşyaları gümrük vergisinden muaf tutuluyor. Bu ürünler için hediyelik eşyalarda geçerli olan 430 euroluk değer sınırı uygulanmıyor.</p>

<p>Söz konusu muafiyet, 2009/15481 sayılı Karar'ın 58'inci maddesi ile Ek-9 sayılı listenin (B) bölümünde yer alan hükümler doğrultusunda geçerli oluyor.</p>

<p>Ancak kıyafetlerin bu kapsamda değerlendirilebilmesi için yolcunun kişisel kullanımına yönelik olması gerekiyor. Ayrıca getirilen ürünlerin ticari miktarda veya ticari nitelikte bulunmaması şartı aranıyor.</p>

<h3><strong>Hediyelik eşyalarda gümrük muafiyeti 430 euro ile sınırlı</strong></h3>

<p>Kişisel kullanım amacıyla getirilen kıyafetlerden farklı olarak hediyelik eşyalarda belirli bir değer sınırı bulunuyor. Ticaret Bakanlığı, kişisel eşya muafiyeti kapsamında değerlendirilmeyen ve ticari özellik taşımayan hediyelik ürünler için 430 euroya kadar muafiyet uygulandığını açıkladı.</p>

<p>Bu uygulamanın dayanağını 2009/15481 sayılı Karar'ın 61'inci maddesi oluşturuyor. Buna göre yetişkin yolcuların beraberinde getirdiği ve belirtilen şartları karşılayan hediyelik eşyalar için 430 euro değer sınırı esas alınıyor.</p>

<h3><strong>15 yaşından küçük yolcular için gümrük muafiyeti 150 euro</strong></h3>

<p>Yurt dışından getirilen hediyelik eşyalara yönelik muafiyet tutarı, yolcunun yaşına göre de değişiyor. 15 yaşından küçük yolcuların beraberinde getirdiği hediyelik ürünlerde gümrük muafiyeti 150 euro olarak uygulanıyor.</p>

<p>Böylece yetişkin yolcular için geçerli olan 430 euroluk sınır, 15 yaşından küçük yolcular bakımından 150 euroya düşüyor. Söz konusu tutarlar, kişisel eşya muafiyeti dışında kalan ve ticari nitelik taşımayan ürünler için geçerli oluyor.</p>

<h3><strong>430 euro sınırı aşılırsa gümrük vergisi alınabilir</strong></h3>

<p>Ticaret Bakanlığı, gümrük muafiyetinden yararlanılmasında getirilen eşyanın niteliğinin ve kullanım amacının belirleyici olduğunu bildirdi. Kişisel kullanım için getirilen kıyafetler ile hediyelik eşyaların farklı mevzuat hükümlerine tabi olduğu hatırlatıldı.</p>

<p>Hediyelik eşyalarda belirlenen muafiyet tutarının aşılması halinde ilgili ürünler için gümrük vergisi uygulanabilecek.<br />
Kaplan, açıklamasında, "<strong>Önemli olan, eşyanın kişisel kullanıma yönelik olması ve ticari miktar veya nitelik taşımamasıdır"</strong> ifadelerine yer verdi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/gumrukte-430-euro-muafiyeti-hangi-urunleri-kapsiyor-bakanliktan-aciklama</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/ticaret-bakanligi-ndan-cin-menseli-urune-damping-karari-5-yil-uygulanacakjpg.webp" type="image/jpeg" length="25746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[32 ilde FETÖ operasyonu: 72 şüpheli gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/32-ilde-feto-operasyonu-72-supheli-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/32-ilde-feto-operasyonu-72-supheli-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jandarma ekiplerinin 32 ilde FETÖ'ye yönelik düzenlediği operasyonlarda 72 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 41'i tutuklanırken diğerlerinin işlemleri sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Jandarma Genel Komutanlığı </strong>koordinesinde yürütülen FETÖ soruşturmaları kapsamında 32 ilde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi. <strong>İl Jandarma Komutanlığı</strong> ekiplerinin katıldığı çalışmalarda 72 şüpheli yakalandı. Adli işlemlerin ardından şüphelilerden 41'i tutuklandı. Diğer şüphelilerin işlemlerinin devam ettiği belirtildi.</p>

<h2><strong>Şüphelilerin faaliyetleri tespit edildi</strong></h2>

<p>Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile <strong>Cumhuriyet Başsavcılıkları</strong>nın koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin faaliyetlerine ilişkin tespitler paylaşıldı.</p>

<p>Buna göre şüphelilerin, FETÖ'nün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttükleri ve örgüt bünyesindeki sorumlu kişilerle irtibat kurdukları belirlendi.</p>

<h3><strong>Örgütle bağlantılı kuruluşlara finans sağladıkları belirlendi</strong></h3>

<p><strong>Operasyon</strong> kapsamında yakalanan şüphelilerin, terör örgütüyle bağlantılı sözde yardım kuruluşlarına finansal destek sağladıkları tespit edildi. Ayrıca bazı şüphelilerin sosyal medya hesapları üzerinden örgüt propagandası yaptıkları bildirildi.</p>

<h3><strong>FETÖ'ye yönelik mücadele sürüyor</strong></h3>

<p>Operasyonlara ilişkin açıklamada, FETÖ ve yapılanmalarına karşı mücadelenin kararlılıkla devam edeceği vurgulandı. Çalışmalarda görev alan <strong>jandarma</strong> personeline, Terörle Mücadele Daire Başkanlığına, Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve emeği geçenlere teşekkür edildi.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">32 ilde FETÖ'ye yönelik Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda 72 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 41’i tutuklandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Jandarma Genel Komutanlığı TEM Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca 32 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; -Terör örgütünün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttükleri, -Örgüt içerisinde sorumlu şahıslar ile irtibatta bulundukları, -Terör örgütüyle iltisaklı sözde yardım kuruluşlarına finans sağladıkları, -Sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptıkları tespit edildi. Vatandaşlarımızın huzuruna ve refahına kasteden FETÖ ve yapılanmalarına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Kahraman Jandarmamızı, Daire Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz.</p>
— T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) <a href="https://x.com/TC_icisleri/status/2117154467913068865?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">November 2, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/32-ilde-feto-operasyonu-72-supheli-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/32-ilde-feto-operasyonu-72-supheli-gozaltina-alindi.png" type="image/jpeg" length="27864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da ekim ayında 231 ürünün fiyatı arttı: İşte zam şampiyonları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-ekim-ayinda-231-urunun-fiyati-artti-iste-zam-sampiyonlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-ekim-ayinda-231-urunun-fiyati-artti-iste-zam-sampiyonlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Ticaret Odası (İTO), ekim ayında İstanbul'da perakende fiyatı en fazla yükselen ve gerileyen ürünleri açıkladı. Kentte takip edilen 336 ana üründen 231'inin fiyatı artarken 29 üründe düşüş kaydedildi. Salatalık yüzde 50,71'lik zamla ilk sırada yer alırken fiyatı en fazla gerileyen ürün limon oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul</strong>'da ekim ayına ilişkin perakende fiyat değişimleri belli oldu. İstanbul Ticaret Odasının (İTO) açıkladığı verilere göre, ekim ayında bir önceki aya kıyasla incelenen 336 ana üründen 231'inin fiyatı yükseldi, 29'unun fiyatı ise düştü.</p>

<p>Fiyat artışlarında sebze ürünleri, giyim ve kitaplar öne çıktı. Salatalık, yüzde 50,71 ile ekim ayında fiyatı en fazla yükselen ürün olarak kayıtlara geçti. Fiyatı en çok gerileyen ürün ise yüzde 26,21 düşüşle limon oldu.</p>

<h2><strong>İstanbul'da fiyatı en çok artan ürün salatalık oldu</strong></h2>

<p>İTO verilerine göre ekim ayında İstanbul'da perakende fiyatı en fazla yükselen ürün salatalık olarak belirlendi. Salatalığın fiyatı bir önceki aya göre yüzde 50,71 arttı.</p>

<p>Salatalığın ardından yüzde 36,98'lik artışla domates ikinci sırada yer aldı. Test kitaplarının fiyatı yüzde 27,35, sivri biberin fiyatı ise yüzde 27,15 yükseldi.</p>

<p>Ekim ayında fiyat artışının öne çıktığı diğer ürünler arasında çarliston biber ve giyim ürünleri de bulundu. Çarliston biberin fiyatı yüzde 26, kadın eteğinin fiyatı yüzde 25,67 arttı.</p>

<p>Edebi kitaplarda yüzde 23,32, erkek kazağında ise yüzde 23,26 oranında fiyat artışı görüldü.</p>

<h3><strong>Ekim ayında sebze ve giyim fiyatlarında artış yaşandı</strong></h3>

<p>İstanbul'da ekim ayındaki fiyat hareketlerinde sebze ürünlerindeki yükseliş dikkat çekti. Salatalık, domates, sivri biber ve çarliston biberin yanı sıra kabağın fiyatında da artış kaydedildi.</p>

<p>Kabağın perakende fiyatı bir önceki aya göre yüzde 22,55 yükseldi. Giyim grubunda ise kadın kabanının fiyatı yüzde 22,05 arttı.</p>

<p>Fiyatı yükselen ürünler arasında enerji kalemlerinden LPG (otogaz) da yer aldı. LPG fiyatında ekim ayında yüzde 17,19 artış gerçekleşti.</p>

<h3><strong>İstanbul'da fiyatı en çok düşen ürün limon oldu</strong></h3>

<p>İTO'nun ekim ayı verilerinde fiyatı en fazla gerileyen ürün limon olarak açıklandı. Limonun fiyatı bir önceki aya göre yüzde 26,21 azaldı.</p>

<p>Limonun ardından en yüksek fiyat düşüşü fındık içi ve günlük araç kiralama ücretinde görüldü. Fındık içinin fiyatı yüzde 9,92, günlük araç kiralama ücretinin fiyatı ise yüzde 8,95 geriledi.</p>

<p>Elmanın fiyatında yüzde 8,50, üzümün fiyatında ise yüzde 7,65 düşüş kaydedildi.</p>

<h3><strong>Altın mücevherat ve otobüs biletleri de ucuzladı</strong></h3>

<p>Ekim ayında fiyatı gerileyen diğer ürünler arasında kuru soğan, altın mücevherat ve şehirlerarası otobüs biletleri yer aldı.</p>

<p>Kuru soğanın fiyatı yüzde 4,97 azalırken altın mücevheratta yüzde 4,60 düşüş yaşandı. Şehirlerarası otobüs bilet ücretleri ise bir önceki aya kıyasla yüzde 3,60 geriledi.</p>

<p>İTO'nun açıkladığı ekim ayı verileri, İstanbul'da perakende fiyatı takip edilen 336 ana ürünün 231'inde artış, 29'unda ise düşüş yaşandığını ortaya koydu.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/istanbulda-ekim-ayinda-231-urunun-fiyati-artti-iste-zam-sampiyonlari</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/istanbulda-ekim-ayinda-231-urunun-fiyati-artti.png" type="image/jpeg" length="44459"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1 Kasım 2026 reyting sonuçları açıklandı: Teşkilat ve MasterChef Türkiye kaçıncı sırada? Total, AB ve ABC1 sıralaması]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/1-kasim-2026-reyting-sonuclari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/1-kasim-2026-reyting-sonuclari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Kasım Pazar akşamı televizyon ekranlarında yayınlanan dizi ve programların reyting performansı belli oldu. Daha 17, Ömür Usta, Teşkilat ve MasterChef Türkiye’nin farklı izleyici gruplarındaki sıralaması dikkat çekti. Peki, Total, AB ve ABC1 kategorilerinde zirveye hangi yapımlar yerleşti?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1 Kasım 2026 Pazar reyting sonuçları belli oldu. Kanal D’nin <strong>Daha 17</strong> dizisi Total izleyici grubunda ilk sıraya yerleşirken NOW ekranlarında yayınlanan <strong>Ömür Usta</strong>, AB ve ABC1 kategorilerinde zirveyi aldı. TRT 1’in Teşkilat dizisi ile TV8’in MasterChef Türkiye programı da üç kategorinin ilk 10 sıralamasında yer buldu.</p>

<p>Pazar akşamı televizyon izleyicisinin tercihi, Total, AB ve ABC1 gruplarında farklılaştı. Daha 17 ile Ömür Usta arasındaki rekabette birincilik kategorilere göre el değiştirirken haber bültenleri ve yarışma programları da listelerde kendine yer açtı.</p>

<h2><strong>1 Kasım 2026 Total reyting sonuçları</strong></h2>

<p>Total izleyici grubunun birincisi Kanal D’de yayınlanan Daha 17 oldu. NOW’ın Ömür Usta dizisi ikinci sırada yer alırken TRT 1’in Teşkilat dizisi üçüncü sıraya yerleşti. Böylece Total kategorisinde ilk üç sırayı üç farklı kanalın yapımları paylaştı.</p>

<p><strong>1 Kasım 2026 Pazar Total ilk 10 sıralaması:</strong></p>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Daha 17 – Kanal D</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ömür Usta – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Teşkilat – TRT 1</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ömür Usta (Özet) – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Daha 17 (Özet) – Kanal D</p>
 </li>
 <li>
 <p>Deniz Uras ile NOW Ana Haber Hafta Sonu – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Show Ana Haber – Show TV</p>
 </li>
 <li>
 <p>MasterChef Türkiye – TV8</p>
 </li>
 <li>
 <p>Teşkilat (Özet) – TRT 1</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kanal D Ana Haber – Kanal D</p>
 </li>
</ol>

<h3><img alt="yayın akışı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/thumbs-b-c-85cd286ef8e3b8189eda50da8dad7695.jpg" width="864" /></h3>

<h3><strong>1 Kasım 2026 AB reyting sonuçları</strong></h3>

<p>AB izleyici grubunda zirve bu kez NOW’ın Ömür Usta dizisinin oldu. Daha 17 ikinci sırada yer alırken dizinin özet bölümü üçüncü sıraya yerleşti. Teşkilat ise altıncı sıradan listeye girdi.</p>

<p>MasterChef Türkiye, AB kategorisinde yedinci sırada yer alarak ilk 10 yapım arasına girdi. NOW Ana Haber Hafta Sonu da dördüncü sırada kendine yer buldu.</p>

<p><strong>1 Kasım 2026 Pazar AB ilk 10 sıralaması:</strong></p>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Ömür Usta – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Daha 17 – Kanal D</p>
 </li>
 <li>
 <p>Daha 17 (Özet) – Kanal D</p>
 </li>
 <li>
 <p>Deniz Uras ile NOW Ana Haber Hafta Sonu – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ömür Usta (Özet) – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Teşkilat – TRT 1</p>
 </li>
 <li>
 <p>MasterChef Türkiye – TV8</p>
 </li>
 <li>
 <p>Show Ana Haber – Show TV</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kanal D Ana Haber – Kanal D</p>
 </li>
 <li>
 <p>Teşkilat (Özet) – TRT 1</p>
 </li>
</ol>

<h3><img alt="yayın akışı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/thumbs-b-c-232b23330888b735590d52e14c27a2ff.jpg" width="864" /></h3>

<h3><strong>1 Kasım 2026 ABC1 reyting sonuçları</strong></h3>

<p>ABC1 kategorisinde de Ömür Usta birinci sıraya yerleşti. Daha 17 ikinci, Teşkilat ise üçüncü oldu. Böylece Teşkilat, Total ve ABC1 gruplarında ilk üç yapım arasında yer aldı.</p>

<p>MasterChef Türkiye, ABC1 sıralamasında yedinci sıradan listeye girdi. NOW Ana Haber Hafta Sonu dördüncü, Ömür Usta'nın özet bölümü ise beşinci sırada yer aldı.</p>

<p><strong>1 Kasım 2026 Pazar ABC1 ilk 10 sıralaması:</strong></p>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Ömür Usta – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Daha 17 – Kanal D</p>
 </li>
 <li>
 <p>Teşkilat – TRT 1</p>
 </li>
 <li>
 <p>Deniz Uras ile NOW Ana Haber Hafta Sonu – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ömür Usta (Özet) – NOW</p>
 </li>
 <li>
 <p>Daha 17 (Özet) – Kanal D</p>
 </li>
 <li>
 <p>MasterChef Türkiye – TV8</p>
 </li>
 <li>
 <p>Show Ana Haber – Show TV</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kanal D Ana Haber – Kanal D</p>
 </li>
 <li>
 <p>Teşkilat (Özet) – TRT 1</p>
 </li>
</ol>

<h3><img alt="TV yayın akışı 18 Nisan 2025 18 Nisan Cuma akşamı TV'de ne var Bugün hangi diziler var 18 Nisan Cuma hangi kanalda ne var 2025 TV yayın akışı Cuma günü sinema ve dizi önerileri Prime time yayın akışı Hangi diziler Cuma günü yayınlanıyor Survivor 2025 saat" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/02/thumbs-b-c-4caa5cfd42d88490297569091b4e24b8.jpg" width="864" /></h3>

<h3><strong>1 Kasım reyting yarışının kazananı kim oldu?</strong></h3>

<p>1 Kasım 2026 Pazar reytinglerinde birincilik, izleyici grubuna göre iki yapım arasında paylaşıldı. Daha 17, Total kategorisinde günün en çok izlenen yapımı olurken Ömür Usta, AB ve ABC1 gruplarında ilk sırayı aldı.</p>

<p>Teşkilat, Total ve ABC1 listelerinde üçüncü sırada yer alırken AB kategorisinde altıncı oldu. MasterChef Türkiye ise üç izleyici grubunun tamamında ilk 10'a girmeyi başardı. Pazar akşamının reyting tablosunda dizi yapımlarının yanı sıra ana haber bültenleri de sıralamalarda yer aldı.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/1-kasim-2026-reyting-sonuclari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2025/12/thumbs-b-c-ac3c476b83459ff41e589168255cf046.jpg" type="image/jpeg" length="55615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri için tarih belli oldu: Fazıl Say konser verecek]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ahmet-say-muzik-ve-edebiyat-odulleri-icin-tarih-belli-oldu-fazil-say-konser-verecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ahmet-say-muzik-ve-edebiyat-odulleri-icin-tarih-belli-oldu-fazil-say-konser-verecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çankaya Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri, 14 Kasım 2026'da Ankara'da gerçekleştirilecek törenle sahiplerine verilecek. Müzik ödülü besteci ve akademisyen Turgay Erdener'e, edebiyat ödülü ise şair ve deneme yazarı Hüseyin Ferhad'a takdim edilecek. Gecede Fazıl Say ve Aslıhan And Say da konser verecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi, müzik ve edebiyat alanlarında önemli çalışmalara imza atan sanatçıları onurlandırmak amacıyla düzenlediği Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri'nin üçüncüsüne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</p>

<p>14 Kasım 2026 Cumartesi günü saat 19.00'da Çankaya Belediyesi Atatürk Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilecek törende, 2026 yılı ödülleri sahiplerini bulacak.</p>

<p>Sunuculuğunu Yekta Kopan'ın üstleneceği gecede ödül takdiminin yanı sıra özel bir konser programı da sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p><img alt="Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri için tarih belli oldu: Fazıl Say konser verecek-1" class="detail-photo img-fluid" height="2362" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/ac4d727b-60e6-4c62-9a52-df19405d7f59-w.jpeg" width="3543" /></p>

<h2><strong>Müzik Ödülü Turgay Erdener'e, Edebiyat Ödülü Hüseyin Ferhad'a</strong></h2>

<p>Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri Seçici Kurulu, 2026 yılı ödüllerinin sahiplerini belirledi.</p>

<p>Müzik alanında Fazıl Say, Görgün Taner, Kadir Dursun, Bülent Evcil ve Çağatay Akyol'dan oluşan seçici kurul; edebiyat alanında ise Ali Cengizkan, Yekta Kopan, Oğuz Demiralp, Aydın Çubukçu ve Fahri Özdemir'in değerlendirmeleriyle ödüller belirlendi.</p>

<p>Kurulun oy birliğiyle aldığı karar doğrultusunda müzik ödülü besteci ve akademisyen Turgay Erdener'e, edebiyat ödülü ise şair ve deneme yazarı Hüseyin Ferhad'a verilecek.</p>

<p>Turgay Erdener, özgün besteleri ve çağdaş müziğe katkıları nedeniyle ödüle değer görülürken, Hüseyin Ferhad ise şiir ve deneme alanındaki eserleriyle edebiyat ödülünün sahibi oldu.</p>

<h3><strong>Fazıl Say ve Aslıhan And Say konser verecek</strong></h3>

<p>Ödül töreni, özel konser programıyla da sanatseverlere müzik dolu bir akşam yaşatacak.</p>

<p>Gecede dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say ile flüt sanatçısı Aslıhan And Say sahne alacak. Program kapsamında piyanist Turgay Erdener ve solist Selva Erdener de performanslarıyla sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p>Törende ödül kazanan sanatçılara, heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından tasarlanan özel heykelcikler takdim edilecek.</p>

<h3><strong>Ahmet Say Ödülleri için ücretsiz biletler ne zaman alınacak?</strong></h3>

<p>3.Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri törenine katılmak isteyen sanatseverler için ücretsiz yer fişleri 7 Kasım 2026 Cumartesi günü saat 09.00'dan itibaren satışa sunulacak.</p>

<p>Ücretsiz yer fişleri, Çankaya Belediyesinin bilet sistemi üzerinden temin edilebilecek.</p>

<p>Etkinliğin adresi Çankaya Belediyesi Atatürk Sanat Merkezi, başlangıç saati ise 19.00 olarak açıklandı.</p>

<p><strong>Etkinlik bilgileri:</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Etkinlik:</strong> 3. Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri</li>
 <li><strong>Tarih:</strong> 14 Kasım 2026 Cumartesi</li>
 <li><strong>Saat:</strong> 19.00</li>
 <li><strong>Yer:</strong> Çankaya Belediyesi Atatürk Sanat Merkezi</li>
 <li><strong>Sunucu:</strong> Yekta Kopan</li>
 <li><strong>Müzik ödülü:</strong> Turgay Erdener</li>
 <li><strong>Edebiyat ödülü:</strong> Hüseyin Ferhad</li>
 <li><strong>Ücretsiz yer fişi:</strong> 7 Kasım saat 09.00'dan itibaren</li>
 <li><strong>Bilet adresi:</strong> <a href="https://bilet.cankaya.bel.tr/" rel="nofollow" target="_blank">https://bilet.cankaya.bel.tr</a></li>
</ul><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ahmet-say-muzik-ve-edebiyat-odulleri-icin-tarih-belli-oldu-fazil-say-konser-verecek</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/1e9b8da9-1102-4cd6-b142-b7e74accfd69-w.png" type="image/jpeg" length="61735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Melania Trump Rusya-Ukrayna arasındaki geçici ateşkesin sona erdiğini duyurdu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/melania-trump-rusya-ukrayna-arasindaki-gecici-ateskesin-sona-erdigini-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/melania-trump-rusya-ukrayna-arasindaki-gecici-ateskesin-sona-erdigini-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump, Ukrayna'nın Herson bölgesindeki Oleşki kentinde Rusya ve Ukrayna arasında 27 Ekim'de başlatılan bölgesel geçici ateşkesin başarıyla tamamlandığını, bölgeye kritik insani yardımların ulaştırıldığını ve yaklaşık 800 sivilin tahliye edildiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump, Ukrayna’nın Herson bölgesine bağlı Oleşki kentinde Rusya ve Ukrayna arasında yürütülen bölgesel geçici ateşkesin başarıyla sona erdiğini duyurdu. Melania Trump, insani yardım ve tahliye operasyonunun hedefine ulaştığını açıkladı.</p>

<h2><strong>"800 kişi tahliye edildi"</strong></h2>

<p>Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulunan Melania Trump, 27 Ekim’de devreye giren bölgesel ateşkesin planlandığı doğrultuda 1 Kasım itibarıyla tamamlandığını belirtti. Ateşkes sürecinde sergiledikleri "liderlik ve işbirlikleri" sebebiyle hem Rusya’ya hem de Ukrayna’ya teşekkür eden Trump, insani operasyonun sonuçlarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Görev başarıyla tamamlandı. Bölgeye kritik yardımlar ulaştırıldı ve yaklaşık 800 kişinin tahliyesi sağlandı. Oleşki’nin, iki ulus arasında kalıcı bir barışın temeli olmasını umuyorum."</p>
</blockquote>

<p>Melania Trump, hayata geçirilen bu insani girişimin taraflar arasında daha geniş kapsamlı ve kalıcı barış çabalarına zemin hazırlamasını umduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>Beyaz Saray "özel ateşkes" olarak duyurmuştu</strong></h3>

<p>Beyaz Saray'ın resmi internet sitesinden daha önce yapılan açıklamada, çatışma hattında iki ateş arasında kalan Oleşki kenti için Melania Trump'ın girişimleriyle "özel bir ateşkes" mutabakatı sağlandığı bildirilmişti.</p>

<p>Söz konusu mutabakat kapsamında Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, insani operasyon süresince Rus Silahlı Kuvvetleri'nin 27 Ekim Moskova saatiyle 04.00'ten itibaren Herson yönündeki taarruzlarını durdurarak "geçici ateşkes" uygulayacağını açıklamıştı. Eş zamanlı olarak Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı da 27 Ekim Kiev saatiyle 03.00 itibarıyla belirlenen güvenli koridorda ateşkese riayet edileceğini ilan etmişti.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/melania-trump-rusya-ukrayna-arasindaki-gecici-ateskesin-sona-erdigini-duyurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/rusya-ile-ukrayna-arasinda-karsilikli-270ser-esir-asker-takasi-yapildi.png" type="image/jpeg" length="38310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 ara tatil tarihleri belli oldu: Kasım ara tatili ne zaman? Kasım ara tatili kaç gün sürecek? 2026-2027 MEB takvimi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/2026-ara-tatil-tarihleri-belli-oldu-kasim-ara-tatili-ne-zaman</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/2026-ara-tatil-tarihleri-belli-oldu-kasim-ara-tatili-ne-zaman" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milyonlarca öğrencinin beklediği Kasım ara tatili için takvim netleşti. 2026-2027 eğitim öğretim yılında ilk ara tatilin başlangıç ve bitiş tarihleri belli olurken yarıyıl tatili ile ikinci dönem molasının tarihleri de açıklandı. Peki, öğrenciler ne zaman ders başı yapacak ve ara tatil uygulaması ilk hangi yıl başladı?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrencilerin yapacağı ilk ara tatilin tarihi belli oldu. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanan çalışma takvimine göre kasım ara tatili 16 Kasım 2026 Pazartesi günü başlayacak, 20 Kasım Cuma günü sona erecek. Hafta sonlarının da eklenmesiyle öğrenciler toplam 9 gün okula ara verecek. Tatilin ardından dersler 23 Kasım Pazartesi günü yeniden başlayacak.</p>

<p>Kasım tatilinin yanı sıra yarıyıl tatili ve ikinci dönem ara tatilinin tarihleri de açıklandı. Öğrenciler, 2027 yılında ocak ayında sömestr tatiline çıkacak, mart ayında ise ikinci ara tatil dönemine girecek. Peki, ara tatil ne zaman 2026, okullar ne zaman tatil olacak ve ara tatil uygulaması ilk hangi yıl başladı?</p>

<h2><strong>Kasım ara tatili ne zaman 2026?</strong></h2>

<p>MEB'in 2026-2027 eğitim öğretim yılı çalışma takvimine göre birinci dönem ara tatili <strong>16-20 Kasım 2026</strong> tarihleri arasında uygulanacak.</p>

<p>Öğrenciler, 13 Kasım Cuma günü derslerin tamamlanmasının ardından hafta sonu tatiline girecek. 16 Kasım Pazartesi başlayacak ara tatil, 20 Kasım Cuma günü sona erecek. Öncesindeki 14-15 Kasım ve sonrasındaki 21-22 Kasım hafta sonlarıyla birlikte öğrencilerin tatil süresi 9 güne ulaşacak.</p>

<p>Kasım ara tatilinin ardından okullarda ders zili <strong>23 Kasım 2026 Pazartesi</strong> günü yeniden çalacak. Böylece birinci dönem eğitim öğretim faaliyetleri kaldığı yerden devam edecek. </p>

<p><img alt="Yeni eğitim öğretim yılı yarın başlıyor: 17 milyon öğrenci ders başı yapacak" class="detail-photo img-fluid" height="952" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/d4125f06-e33c-40a3-be11-17b558830234-w.png" width="1904" /></p>

<h3><strong>2026-2027 ara tatil ne zaman?</strong></h3>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı takviminde iki ayrı ara tatil bulunuyor. İlk mola kasım ayında, ikinci mola ise mart ayında yapılacak.</p>

<p>MEB'in açıkladığı takvime göre ara tatil tarihleri şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Birinci dönem ara tatili:</strong> 16-20 Kasım 2026</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İkinci dönem ara tatili:</strong> 8-12 Mart 2027</p>
 </li>
</ul>

<p>İkinci dönem ara tatilinin ardından öğrenciler, 15 Mart 2027 Pazartesi günü yeniden ders başı yapacak. Böylece 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenciler, birinci ve ikinci dönem olmak üzere iki kez ara tatil yapacak. </p>

<h3><strong>2027 yarıyıl tatili (15 tatil) ne zaman?</strong></h3>

<p>Öğrencilerin merak ettiği bir diğer tarih ise yarıyıl tatili. Halk arasında 15 tatil veya sömestr olarak bilinen yarıyıl tatili, 2026-2027 eğitim öğretim yılında 25 Ocak 2027 Pazartesi günü başlayacak ve 5 Şubat 2027 Cuma günü tamamlanacak.</p>

<p>Birinci dönem 22 Ocak 2027 Cuma günü sona erecek. Karnelerini alan öğrenciler, hafta sonuyla birlikte 23 Ocak'tan itibaren tatil yapacak. Yarıyıl tatilinin ardından ikinci dönem <strong>8 Şubat 2027 Pazartesi</strong> günü başlayacak.</p>

<p>Resmî takvimde yarıyıl tatili 25 Ocak-5 Şubat tarihlerini kapsıyor. Hafta sonları da hesaba katıldığında öğrencilerin okula ara vereceği toplam süre 16 güne ulaşıyor. </p>

<p><img alt="MEB'den okullara yeni talimat: Öğrenci bilgilerinin paylaşımı tamamen yasaklandı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/thumbs-b-c-516ca6254c3f591be9436396000c9ae5jpg.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Ara tatil uygulaması ilk ne zaman başladı?</strong></h3>

<p>Türkiye'de okullarda ara tatil uygulaması ilk kez <strong>2019-2020 eğitim öğretim yılında</strong> hayata geçirildi. Millî Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim öğretim çalışma takvimi modelini 15 Mayıs 2019'da kamuoyuna duyurdu. Model kapsamında uzun yaz tatilinin bir bölümünün kasım ve nisan aylarında birer haftalık ara tatil olarak değerlendirilmesi kararlaştırıldı.</p>

<p>Uygulamanın ilk ara tatili 18-22 Kasım 2019 tarihleri arasında gerçekleştirildi. İlk uygulama, okul öncesinden liseye kadar farklı kademelerdeki öğrencileri kapsadı. Hafta sonlarıyla birlikte öğrenciler toplam 9 gün okula gitmedi.</p>

<p>Dönemin Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından açıklanan yeni takvim modelinde, eğitim yılının daha dengeli planlanması ve öğrencilerin yıl içinde dinlenme fırsatı bulması hedeflendi. Ara tatillerde bilim, kültür, sanat ve spor gibi alanlarda etkinlikler düzenlenmesi de planın parçaları arasındaydı.</p>

<h3><strong>Ara tatil hangi yıl başladı, ilk ara tatil ne zamandı?</strong></h3>

<p>Ara tatil uygulamasının başlangıç yılı 2019. İlk ara tatil ise 18 Kasım 2019 Pazartesi günü başladı ve 22 Kasım Cuma günü sona erdi. Bu tarihler, Türkiye'de yeni eğitim takvimi kapsamında uygulanan ilk kasım ara tatilini oluşturdu.</p>

<p>2019-2020 eğitim öğretim yılında kasım ayındaki ilk tatilin ardından ikinci ara tatilin de nisan ayında yapılması planlandı. Böylece eğitim takvimine yarıyıl ve yaz tatilinin yanı sıra iki ayrı bir haftalık mola eklendi. İlk uygulamadan bu yana ara tatillerin tarihleri her eğitim öğretim yılı için MEB tarafından yayımlanan çalışma takviminde belirleniyor. </p>

<p><img alt="MEB'den bir ilk: Lise öğrencilerinin hakemli akademik dergisi yayın hayatına başladı" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/thumbs-b-c-5263a1571fd88c83892759d2de4ec2ed.webp" width="864" /></p>

<h3><strong>Okullar ne zaman kapanacak?</strong></h3>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı 25 Haziran 2027 Cuma günü sona erecek. MEB takvimine göre öğrenciler bu tarihten itibaren yaz tatiline başlayacak.</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılının önemli tatil tarihleri şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Okulların açılması:</strong> 14 Eylül 2026</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kasım ara tatili:</strong> 16-20 Kasım 2026</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Birinci dönemin sona ermesi:</strong> 22 Ocak 2027</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yarıyıl tatili:</strong> 25 Ocak-5 Şubat 2027</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İkinci dönemin başlaması:</strong> 8 Şubat 2027</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İkinci dönem ara tatili:</strong> 8-12 Mart 2027</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Okulların kapanması:</strong> 25 Haziran 2027</p>
 </li>
</ul>

<p>MEB'in yayımladığı takvim, resmî ve özel okullarda 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin planlamanın temelini oluşturuyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/2026-ara-tatil-tarihleri-belli-oldu-kasim-ara-tatili-ne-zaman</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/kasim-ara-tatili.webp" type="image/jpeg" length="29736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AKOM tarih verdi: İstanbul'da sıcaklıklar 7 dereceye kadar düşecek]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/akom-tarih-verdi-istanbulda-sicakliklar-7-dereceye-kadar-dusecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/akom-tarih-verdi-istanbulda-sicakliklar-7-dereceye-kadar-dusecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı (AKOM), 2 Kasım 2026 tarihli haftalık hava tahmin raporunu yayımladı. Rapora göre İstanbul'da hafta boyunca sağanak yağış etkili olacak. Hafta ortasından itibaren sıcaklıkların hızla düşerek 12-14 derece seviyelerine gerilemesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul'da yeni haftayla birlikte yağışlı ve serin hava etkisini gösterecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı (AKOM), <strong>2-8 Kasım </strong>tarihlerini kapsayan haftalık hava tahmin raporunu paylaştı.</p>

<section>
<p>Rapora göre kent genelinde hafta başında sağanak yağış görülecek. Yaklaşık 20 derece seviyesinde seyreden hava sıcaklıkları ise perşembe gününden itibaren belirgin şekilde düşecek.</p>

<h2><strong>İstanbul'da 2 Kasım Pazartesi hava nasıl olacak?</strong></h2>

<p>AKOM'un tahminlerine göre, 2 Kasım Pazartesi günü İstanbul'da gün boyunca aralıklarla sağanak yağış bekleniyor.</p>

<p>Sabah saatlerinde 15 derece olması beklenen hava sıcaklığı, öğle saatlerinde 19 dereceye kadar çıkacak. Akşam saatlerinde 16, gece ise 15 derece seviyelerinde seyredecek.</p>

<p>Kentte nem oranının yüzde 60 ile 95 arasında değişeceği, rüzgârın güneyli yönlerden hafif eseceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Günlük yağış miktarının metrekare başına 5 ila 12 kilogram arasında olması bekleniyor.</p>

<h3><strong>Salı ve çarşamba günü İstanbul'da sağanak yağış bekleniyor</strong></h3>

<p>AKOM'un haftalık tahmin raporuna göre, 3 Kasım Salı günü İstanbul genelinde gök gürültülü sağanak yağış etkili olacak.</p>

<p>Salı günü hava sıcaklığının en düşük 15, en yüksek 20 derece olması beklenirken, yağış miktarının metrekare başına 5 ila 15 kilogram arasında gerçekleşeceği öngörülüyor.</p>

<p>4 Kasım Çarşamba günü de çok bulutlu ve sağanak yağışlı hava etkisini sürdürecek. Sıcaklıkların 14 ila 17 derece arasında seyretmesi, yağış miktarının ise metrekare başına 10 ila 20 kilograma ulaşması bekleniyor.</p>

<h3><strong>Perşembe günü sıcaklıklar sert düşecek</strong></h3>

<p>İstanbul'da hafta ortasından itibaren hava sıcaklıklarında belirgin bir düşüş yaşanacak.</p>

<p>AKOM'un tahminlerine göre, 5 Kasım Perşembe günü çok bulutlu ve hafif yağmurlu hava etkili olacak. Sıcaklıkların gece 10, gündüz ise 14 dereceye kadar gerilemesi bekleniyor.</p>

<p>6 Kasım Cuma günü yağışların sona ermesi ve parçalı bulutlu havanın görülmesi tahmin ediliyor. Cuma günü sıcaklıkların 9 ila 13 derece arasında değişeceği öngörülüyor.</p>

<h3><strong>İstanbul'da hafta sonu hava nasıl olacak?</strong></h3>

<p>AKOM'un haftalık tahmin raporuna göre, İstanbul'da hafta sonu yağış beklenmiyor.</p>

<p>7 Kasım Cumartesi günü parçalı bulutlu havanın etkili olması, sıcaklıkların en düşük 8, en yüksek 12 derece seviyelerinde seyretmesi bekleniyor.</p>

<p>8 Kasım Pazar günü ise parçalı ve az bulutlu bir gökyüzü öngörülüyor. Gece sıcaklığının 7 dereceye kadar düşeceği, gündüz ise 13 dereceye çıkacağı tahmin ediliyor.</p>

<h3><strong>AKOM'dan mevsim normallerinin altında sıcaklık uyarısı</strong></h3>

<p>AKOM'un yayımladığı haftalık raporda, İstanbul'da hafta boyunca çoğunlukla kapalı havanın etkili olacağı ve aralıklarla sağanak yağış geçişlerinin görüleceği belirtildi.</p>

<p>Raporda özellikle hafta ortasından itibaren sıcaklıkların hızla düşeceğine dikkat çekildi. Yaklaşık 20 derece seviyesinde seyreden hava sıcaklıklarının 12-14 derece aralığına gerileyerek mevsim normallerinin altına düşmesi bekleniyor.</p>

<p>İstanbulluların hafta boyunca yağışlı havaya ve özellikle perşembe gününden itibaren hissedilecek sıcaklık düşüşüne karşı hazırlıklı olması gerekiyor.</p>
</section>

<h3><strong>İstanbul'da 2-8 Kasım haftalık hava tahmini</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <th scope="col">
   <p>Tarih</p>
   </th>
   <th scope="col">
   <p>Hava durumu</p>
   </th>
   <th scope="col">
   <p>Sıcaklık</p>
   </th>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>2 Kasım Pazartesi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Sağanak yağışlı</p>
   </td>
   <td>
   <p>15-19°C</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>3 Kasım Salı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Gök gürültülü sağanak</p>
   </td>
   <td>
   <p>15-20°C</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>4 Kasım Çarşamba</p>
   </td>
   <td>
   <p>Sağanak yağışlı</p>
   </td>
   <td>
   <p>14-17°C</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>5 Kasım Perşembe</p>
   </td>
   <td>
   <p>Hafif yağmurlu</p>
   </td>
   <td>
   <p>10-14°C</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>6 Kasım Cuma</p>
   </td>
   <td>
   <p>Parçalı bulutlu</p>
   </td>
   <td>
   <p>9-13°C</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>7 Kasım Cumartesi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Parçalı bulutlu</p>
   </td>
   <td>
   <p>8-12°C</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>8 Kasım Pazar</p>
   </td>
   <td>
   <p>Az bulutlu</p>
   </td>
   <td>
   <p>7-13°C</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/akom-tarih-verdi-istanbulda-sicakliklar-7-dereceye-kadar-dusecek</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/thumbs-b-c-db72434583dedc4c8168abeded2e576bjpg.webp" type="image/jpeg" length="16884"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Milli Piyango Süper Loto sonuçları: 1 Kasım çekilişinde hangi numaralar çıktı? 1 Kasım 2026 bilet sorgulama ekranı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/milli-piyango-super-loto-sonuclari-1-kasim-cekilisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/milli-piyango-super-loto-sonuclari-1-kasim-cekilisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Piyango’nun 1 Kasım 2026 tarihli Süper Loto çekilişi tamamlandı. Kupon sahiplerinin beklediği sonuçlar açıklanırken büyük ikramiyenin akıbeti de belli oldu. Çekilişte kaç kişinin kazandığı ve ikramiyenin devredip devretmediği netleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Piyango tarafından düzenlenen Süper Loto’nun 1 Kasım 2026 Pazar günü gerçekleştirilen çekilişinin sonuçları açıklandı. Çekilişte kazandıran numaralar 8, 9, 10, 27, 38 ve 46 oldu. Altı numarayı doğru tahmin eden çıkmayınca 812 milyon 344 bin 606 lira 75 kuruşluk büyük ikramiye devretti.</p>

<p>Çekilişin tamamlanmasının ardından kupon sahipleri, seçtikleri numaraları açıklanan sonuçlarla karşılaştırmaya başladı. İkramiye kazanıp kazanmadığını öğrenmek isteyenler Milli Piyango’nun resmî sorgulama ekranını kullanabiliyor.</p>

<h2><strong>1 Kasım 2026 Süper Loto kazandıran numaralar</strong></h2>

<p>Süper Loto’nun 1 Kasım 2026 tarihli çekilişinde belirlenen altı numara şöyle:</p>

<p><strong>8, 9, 10, 27, 38 ve 46.</strong></p>

<p>Çekilişte 6 bilen talihli çıkmadı. Büyük ikramiye tutarı olan 812.344.606,75 TL sonraki çekilişe devretti.</p>

<p><img alt="loto" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/thumbs-b-c-11c2d7059ca7512fe2be038392fd890cjpg.webp" width="716" /></p>

<h3><strong>Süper Loto bilet sorgulama nasıl yapılır?</strong></h3>

<p>Süper Loto kuponu bulunanlar, çekiliş sonuçlarını Milli Piyango Online’ın resmî internet sitesi üzerinden kontrol edebilir. Bilet sorgulama ekranında kupon bilgileriyle ikramiye kazanılıp kazanılmadığı görüntülenebilir.</p>

<p>Sonuçlara ulaşmak için <a href="https://www.millipiyangoonline.com/" rel="nofollow">Milli Piyango Online resmî internet sitesini</a> ziyaret edebilir veya Milli Piyango mobil uygulamasını kullanabilirsiniz.</p>

<h3><strong>Süper Loto nasıl oynanır?</strong></h3>

<p>Süper Loto, 1 ile 60 arasındaki sayılardan 6 tanesinin seçildiği bir şans oyunudur. Çekilişte belirlenen numaralardan en az 2, en fazla 6 tanesini doğru tahmin eden oyuncular, eşleşme sayılarına göre ikramiye kazanabilir.</p>

<p>Oyun kuponları Milli Piyango bayilerinden veya Milli Piyango Online internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden oluşturulabilir. İkramiye tutarları ve kazanma koşulları için oyunun güncel kurallarının incelenmesi gerekiyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/milli-piyango-super-loto-sonuclari-1-kasim-cekilisi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/super-loto-cekilis-62.webp" type="image/jpeg" length="50599"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karadeniz'de deniz güvenliği tartışması: Montrö dengesi ve Türkiye'nin öncelikleri]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/karadenizde-deniz-guvenligi-tartismasi-montro-dengesi-ve-turkiyenin-oncelikleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/karadenizde-deniz-guvenligi-tartismasi-montro-dengesi-ve-turkiyenin-oncelikleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müşterek Harp Komitesi, 16 Eylül 2026'da yayımladığı kararla Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan'ın karasuları dışında kalan Karadeniz'in tamamını savaş riski taşıyan bölgeler listesine aldı. Emekli Tümamiral Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel, Karadeniz'deki deniz güvenliği risklerini ve Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi çerçevesindeki önceliklerini 24 Saat'e değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rusya-Ukrayna Savaşı'nın deniz boyutunda tırmanması, Karadeniz'de ticaret gemilerine yönelik saldırıları ve deniz taşımacılığının güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı. Lloyd's Market Association (LMA) ve International Underwriting Association (IUA) iş birliğinde faaliyet gösteren Joint War Committee (JWC), 16 Eylül 2026 tarihli JWLA-035 kodlu bildirisiyle Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan'ın karasuları dışında kalan Karadeniz'in tamamını, Rusya ve Ukrayna'nın karasuları dahil olmak üzere savaş riski taşıyan bölgeler kapsamına aldı.</p>

<p>Türk Armatörler Birliği verilerine göre savaşın başlangıcından bu yana Karadeniz ve bağlantılı sularda hedef alınan ticaret gemilerinin 34'ünü Türk sahipli veya Türk kontrollü gemiler oluşturdu. Bu gemilerin 5'inin doğrudan Türk bayrağı taşıdığı, diğerlerinin ise Türk işletmesindeki yabancı bayraklı gemiler olduğu bildirildi.</p>

<p><strong>Emekli Tümamiral Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel</strong>, 24 Saat'e yaptığı değerlendirmede Karadeniz'deki güvenlik risklerinden NATO'nun bölgedeki askerî varlığına, Montrö Sözleşmesi'nin öneminden Türkiye'nin deniz güvenliği stratejisine kadar birçok başlığı ele aldı.</p>

<h2><strong>KARADENİZ'DE SAVAŞ RİSKİ DENİZ TİCARETİNİ DE ETKİLİYOR</strong></h2>

<p><strong>⁠ ⁠Joint War Committee'nin (JWC), Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan'ın karasuları dışında kalan Karadeniz'i savaş riski taşıyan bölgeler listesine alması, Türkiye'nin deniz ticareti güvenliği açısından ne anlama geliyor?</strong></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: </strong>Bu karar, Karadeniz'deki savaşın artık yalnızca Rusya ve Ukrayna'yı değil, bölgedeki deniz ticaretinin tamamını etkileyen bir güvenlik sorununa dönüştüğünü gösteriyor. Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan'ın karasuları dışında kalan Karadeniz'in savaş riski kapsamında değerlendirilmesi, gemilerin sigorta ve taşımacılık maliyetlerini artırabilir. Bazı şirketler bölgeye gemi göndermekten kaçınabilir.</p>

<p>Türkiye savaşın tarafı değil, ancak Türk gemileri ve deniz ticaretimiz bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ticaret gemilerine yönelik saldırılar, gemi insanlarının hayatını tehlikeye atarken Karadeniz üzerinden yapılan tahıl, enerji ve diğer yük taşımacılığını da zorlaştırıyor.</p>

<p>Burada önemli olan, deniz yollarını güvenli tutabilmek. Türkiye'nin yalnız askerî önlemlere değil, diplomasiye ve kıyıdaş ülkelerle iş birliğine de ağırlık vermesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>"DENİZLERDE ASKERÎ ÜSTÜNLÜK, TİCARET GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMIYOR"</strong></h3>

<p><strong>Rusya-Ukrayna Savaşı'nda insansız deniz ve hava araçlarının ticaret gemilerine yönelik saldırılarda kullanılması deniz harbini nasıl değiştiriyor?</strong></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel:</strong> Deniz harbinde önemli bir değişim yaşanıyor. Geçmişte denizlerde üstünlük sağlamak için güçlü bir donanmaya sahip olmak temel koşullardan biriydi. Bugün ise nispeten düşük maliyetli insansız deniz ve hava araçlarıyla çok pahalı savaş gemilerini, tankerleri ve limanları tehdit etmek mümkün hâle geldi.</p>

<p>Ukrayna'nın Rus Karadeniz Donanması'na karşı uyguladığı yöntemler, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki faaliyetleri ve Kızıldeniz'de gerçekleştirilen saldırılar bu değişimin örneklerini oluşturuyor.</p>

<p>Buradaki temel sorun şu: Bir denizde askerî üstünlüğe sahip olmak, o denizden geçen ticaret gemilerinin güvenliğini mutlaka sağlayabileceğiniz anlamına gelmiyor. Birkaç saldırı veya saldırı tehdidi bile gemi trafiğinin azalmasına ve sigorta maliyetlerinin yükselmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Bu gelişmeler, donanmaların görevlerini de değiştiriyor. Artık yalnızca savaş gemilerine değil, ticaret gemilerini, limanları ve deniz ulaşım hatlarını koruyabilecek savunma sistemlerine de ihtiyaç duyuluyor. Bu kapsamda Türkiye'nin insansız araçlara karşı savunma kapasitesini, mayın temizleme kabiliyetini ve deniz gözetleme sistemlerini güçlendirmesi önem taşıyor.</p>

<h3><img alt="Mesut Ozel 2" height="650" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/mesut-ozel-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></h3>

<h3><strong>TÜRKİYE İÇİN MONTRÖ REJİMİNİN ÖNEMİ</strong></h3>

<p><strong>ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı'nın (NAVCENT) İran'a yönelik abluka kapsamında tarafsız ticaret gemilerine yönelik denetimleri genişletmesi, uluslararası deniz hukuku açısından nasıl değerlendirilmeli?</strong></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel:</strong> Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler, deniz ticaretinin askerî ve siyasi baskı aracı olarak kullanılmasının doğurabileceği riskleri ortaya koyuyor.</p>

<p>Deniz savaş hukukuna göre, belirli koşullar altında abluka uygulanması ve tarafsız ülkelere ait ticaret gemilerinin denetlenmesi mümkün. Ancak bu yetkilerin kullanımının da hukuki sınırları bulunuyor. Bir geminin tarafsız bir ülkeye ait olması, her durumda denetimden muaf tutulacağı anlamına gelmediği gibi, yalnızca belirli bir bölgede bulunması da gemiye müdahale edilmesini haklı kılmıyor.</p>

<p>ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukası ile İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki geçişleri kontrol etme girişimleri, bölgedeki deniz ticaretini iki taraflı bir baskı altına sokuyor.</p>

<p>Uluslararası ticaret açısından hayati öneme sahip boğazlarda geçişlerin tek taraflı askerî kararlara bağlı hâle gelmesi, uzun vadede deniz ticareti açısından tehlikeli bir emsal oluşturabilir.</p>

<p>Türkiye açısından bu gelişmelerden çıkarılacak ders, seyrüsefer serbestisinin ve uluslararası hukukun korunmasıdır. Türk Boğazları ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin belirlediği özel hukuki rejime tabi. Bu rejimin korunması, Türkiye'nin güvenliği açısından vazgeçilmez önem taşıyor.</p>

<h3><strong>"TANKER DENETİMLERİ SİYASİ VE ASKERÎ GERİLİM RİSKİ TAŞIYOR"</strong></h3>

<p><strong>Baltık Denizi'nde ilan edilen tatbikat sahaları, seyrüsefer kısıtlamaları ve yaptırım kapsamındaki tankerlerin denetlenmesi deniz güvenliğini nasıl etkiliyor?</strong></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: </strong>Baltık Denizi, NATO ile Rusya arasındaki askerî rekabetin giderek daha belirgin hâle geldiği bir bölgeye dönüştü. Artan askerî tatbikatlar, deniz trafiğine geçici olarak kapatılan alanlar ve Rusya ile bağlantılı tankerlerin denetlenmesi, ticari deniz taşımacılığını da etkiliyor.</p>

<p>Devletlerin güvenliklerini sağlamak ve deniz trafiğini düzenlemek amacıyla tedbir alma hakları bulunuyor. Ancak bu tedbirlerin uluslararası hukuka uygun olması gerekiyor.</p>

<p>Özellikle tankerlerin durdurulması veya denetlenmesi sırasında ortaya çıkabilecek anlaşmazlıklar, kısa sürede siyasi ve askerî bir krize dönüşebilir. Denizaltı iletişim kablolarına ve enerji nakil hatlarına yönelik tehditler de bölgedeki güvenlik endişelerini artırıyor.</p>

<p>Baltık Denizi'ndeki gelişmelerden çıkarılması gereken ders, askerî önlemlerin tek başına kalıcı güvenlik sağlayamayacağıdır. Karşılıklı askerî faaliyetlerin sürekli artması, önlenmek istenen güvenlik risklerini daha da büyütebilir. Bu durum, Karadeniz'in güvenliği açısından da dikkate alınması gereken bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="Mesut Özel" height="498" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/mesut-ozel.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<h3><strong>"TÜRKİYE'NİN ÖNCELİĞİ MONTRÖ DENGESİNİ KORUMAK"</strong></h3>

<p><strong>⁠ ⁠Karadeniz, Baltık Denizi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler karşısında Türkiye'nin deniz güvenliği stratejisinde hangi öncelikler öne çıkmalı?</strong></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: </strong>Bence Türkiye'nin önceliği, Montrö Sözleşmesi'nin sağladığı dengeyi koruyarak Karadeniz'de bölgesel bir güvenlik çözümüne öncülük etmek olmalıdır. Türkiye, savaşın başından bu yana hem Montrö'yü uyguladı hem de Rusya ve Ukrayna ile diplomatik temaslarını sürdürdü. Birleşmiş Milletler ile birlikte hayata geçirilen Tahıl Koridoru Anlaşması da bu yaklaşımın önemli örneklerinden biriydi.</p>

<p>Son gelişmeler, Türkiye'nin diplomatik rolünün yeniden önem kazandığını gösteriyor. 28 Ekim'de Türkiye, Bulgaristan ve Romanya savunma bakanları ticaret gemilerine yönelik saldırıları kınadı. 31 Ekim'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin görüşmesinde de Karadeniz'de güvenli deniz ulaşımı ele alındı. Aynı gün AA’nın haberine göre ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Türkiye ve Hindistan'ın tahıl sevkiyatının yeniden sağlanmasına yönelik öneriler sunduğunu açıkladı.</p>

<p>Türkiye, bu diplomatik konumunu öncelikle sivil gemilere yönelik saldırıların durdurulması ve tahıl taşımacılığının güvence altına alınması için kullanmalıdır. Savaşın tamamen sona ermesini beklemeden ticaret gemilerinin güvenliğini sağlayacak sınırlı bir deniz ateşkesi üzerinde çalışılabilir. Ayrıca Türkiye, Bulgaristan ve Romanya arasındaki mayın karşı tedbirleri iş birliğini deniz gözetleme ve erken uyarı alanlarında geliştirebilir.</p>

<h3><strong>KARADENİZ'İN GÜVENLİĞİ İÇİN DİPLOMASİ ÇAĞRISI</strong></h3>

<p><strong>NATO'nun Karadeniz'deki askerî varlığının artırılmasına yönelik çağrılar, Türkiye'nin güvenlik politikası ve Montrö Sözleşmesi'nin korunması açısından hangi riskleri beraberinde getiriyor?</strong></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel: </strong>Bulgaristan ve Romanya'nın NATO'nun Karadeniz'deki askerî varlığının artırılmasına yönelik çağrıları, kendi güvenlik kaygıları açısından anlaşılabilir. Ancak bu yaklaşımın, Karadeniz'e kıyısı olmayan NATO ülkelerinin bölgedeki sürekli askerî varlığının artmasına dönüşmesi uzun vadede yeni sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Böyle bir gelişme, Rusya'nın tehdit algısını artırabilir, karşılıklı askerî yığınağı hızlandırabilir ve Karadeniz'i NATO ile Rusya arasında daha doğrudan bir çatışma alanına dönüştürebilir. Bu durum, Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi sayesinde korumaya çalıştığı hassas dengeyi de zorlaştırabilir.</p>

<p>NATO'nun istihbarat, eğitim, teknoloji ve savunma desteğinden yararlanmak başka, Karadeniz'de yeni bir askerî yığınak oluşturmak başkadır. Türkiye'nin bu iki durumu birbirinden ayırması gerekiyor.</p>

<p>Karadeniz'in güvenliği, bölge dışından daha fazla savaş gemisi getirilerek değil; öncelikle kıyıdaş ülkelerin sorumluluk üstlenmesi, Montrö Sözleşmesi'nin korunması ve Rusya ile Ukrayna'yı da kapsayan diplomatik uzlaşmaların geliştirilmesiyle sağlanabilir.</p>

<p>Türkiye'nin öncülük etmesi gereken çözüm budur. Çünkü Karadeniz'in ihtiyacı yeni bir askerî cephe değil, güvenli ticaretin yeniden başlayabileceği ve savaşın daha fazla yayılmasını önleyecek istikrarlı bir bölgesel düzendir.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esin Özdemir</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/karadenizde-deniz-guvenligi-tartismasi-montro-dengesi-ve-turkiyenin-oncelikleri</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/esin-17.jpg" type="image/jpeg" length="34760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başar Başarır 'Beni Bir Temiz Dövseler'i anlattı: "Yazmak için öfkelenmiyorum, öfkelendiğim için yazıyorum"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/basar-basarir-beni-bir-temiz-dovseleri-anlatti-yazmak-icin-ofkelenmiyorum-ofkelendigim-icin-yaziyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/basar-basarir-beni-bir-temiz-dovseleri-anlatti-yazmak-icin-ofkelenmiyorum-ofkelendigim-icin-yaziyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başar Başarır, Can Yayınları’ndan çıkan yeni romanı Beni Bir Temiz Dövseler’de KHK’lı bir tarihçi olan Feridun'un Nâzım Hikmet’in imzasız roman kapağına duyduğu takıntıyı zamanın büküldüğü sürreal bir seyrüsefere dönüştürüyor. Bir evlilik krizi olarak yola çıkan, ardından 1960’lar Roma’sından 90'lara ve yakın dönemde toplumsa hafızada yer eden olayları da okuduğumuz romanı Başar Başarır 24 Saat'e anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Başar Başarır, Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan yeni romanı ‘<a href="https://www.canyayinlari.com/beni-bir-temiz-dovseler-9789750767739?srsltid=AYCX9vJunns3jJlcAIyoTHevAopfIIBGKVl-NZO_SsrhN6RLTlo__7bo" rel="nofollow">Beni Bir Temiz Dövseler</a>' ile okuru hem hınzır bir edebi dedektifliğin hem de bugünün Türkiyesi’nde sıkışıp kalmış kırık dökük hayatların trajikomik muhasebesine ortak ediyor. Yazarın başlangıçta "İyi evlilik dediğin sıkıcı olurmuş" cümlesiyle bir karı-koca çekişmesi olarak tasarladığı metin; KHK ile üniversitedeki kürsüsünden edilmiş, işsiz, evinde adeta içgüveysi kalmış tarihçi Feridun’un zihnine girilmesiyle bambaşka bir mecraya evriliyor. Feridun’un yakasını bırakmayan takıntı, edebiyat ve basın tarihimizin en kıymetli ayrıntılarından biri: 1930’ların sonunda Yenlap Neşriyatı tarafından imzasız yayımlanan, Nâzım Hikmet’in kaleme aldığı Yeşil Elmalar romanı ve onun dönemine göre avangart kapak tasarımı.</p>

<p><img alt="başar başarır 1" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2025/08/basar-basarir.jpg" width="486" /></p>

<p dir="ltr">Ortasında bir puma başı, çevresinde dekupe insan yüzleri ve dumanı tüten bir altıpatların bulunduğu bu kapağın peşine düşen Feridun için araştırma, salt akademik bir merak değil; bugünün boğuntusundan, işsizlikten ve mutsuz evlilikten "şimdi ve burada"yı terk ederek maziye kaçma arzusuna dönüşüyor. Çünkü Feridun, geçmişe sığındıkça zihninde gençleşen, hafifleyen ve şimdiki zamanın ağırlığından kurtulan atomize bir aydın. Boğaz’ın hırçın Şeytan Akıntısı’ndan Aşiyan’ın edebi panteonuna uzanan rota; Sadun Boro’nun efsanevi kotrası Kısmet’in güvertesinde açılan sürreal bir zaman kapısıyla Feridun’u 1960’lar ve 90’lar Roma’sına savuruyor. La Dolce Vita atmosferinin kıyısından geçen bu seyrüseferde Feridun; Tekel afişlerine, ambalajlara ve Nâzım kitaplarına imza atan usta grafiker Ali Süavi Sonar’ın izini sürerken kendisini Soğuk Savaş entrikalarının, MI6 cinayetlerinin ve 1962 Roması’nda Nâzım Hikmet ile Joyce Lussu’nun çeviri masasının yanı başında buluyor. Ancak Beni Bir Temiz Dövseler, geçmişe açılan bu fantezi perdesinin arkasında günümüz Türkiye’sinin can yakıcı yaralarını da sıradan anların içine ustalıkla sızdırıyor. Soma Maden Faciası’ndan, İliç’e ve Çorlu tren kazasına kadar hafızamızda asılı duran toplumsal acıların yanında Feridun ile Elvan’ın tükenen evlilikleri, kayınvalide Hayret Hanım’ın sivri dilli otoritesi, baldız Nesrin’in iyi oluş çabaları, yeğen Pelin’in yapay zekâ ve veganlıkla örülü yalnızlığı ve faydasız bacanak Ayhan’ın ahlaksızlığı bir arada okunuyor. İsmini Melih Cevdet Anday’ın dizelerine yapılan ironik bir sataşmadan alan ‘Beni Bir Temiz Dövseler’; Başar Başarır’ın "içimdeki dinmeyen motor" dediği öfke ve şüpheden beslenen, diliyle parlayan, çağın tanıklığını didaktizme düşmeden sırtlanan çok katmanlı bir anlatı.</p>

<p dir="ltr">Başar Başarır ‘Beni Bir Temiz Dövseler’i 24 Saat’e anlattı.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Feridun’un takıntı derecesinde peşine düştüğü bu kapak ve grafik sanatçısı Ali Süavi Sonar, romanın kurgusuna nasıl dahil oldu? Bu araştırma sürecinin ne kadarı sizin kişisel sahaf ve edebiyat tarihi merakınızdan beslendi?</strong></p>

<p dir="ltr">Bir ilişki romanı yazmak üzere yola çıktım ben. Bilmediğim mevzulara dalacak, karı koca kavgası anlatacaktım. Hatta uzun süre başlangıç cümlem şöyleydi: “İyi evlilik dediğin sıkıcı olurmuş.” Ama Feridun karakterinin kutruna karar verdikten sonra, bu akademiden atılma, KHK’lı, gadre uğramış fantastik tarihçi hayal dünyama intikal edince, yavaş yavaş onun alanına, özellikle de tarihin hurda teferruat denen önemsiz ayrıntılarına doğru savruldum. Kaçınılmaz olarak yazarken insan kendi dünyasından yıldızları kırpıp kırpıp sayfalara serpiyor. Sonuçta, tam da tespit ettiğiniz gibi, benim arayıp bulamadıklarımla epey müzeyyen oldu Feridun.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Feridun KHK’lı, araştırmaya meraklı bir akademisyen. Öteki taraftan üniversiteden atılması sonrası uğraşıları sosyal ve güncel olaylardan çok geçmişle ilgili. Elbette kitap kapağına yönelik merakı ve çabası değerli ancak yapay zekaya mesafeli olan, merak duygusunu güncelden çok geçmiş için kullanan bir akademisyen olduğunu düşünüyorum Feridun’un. Politik bir çevreye de mensup değil. Bu çerçevede akademinin güncel olayları değerlendirme, geçmişle günümüz arasında ilişki kurma ve siyasi ve sosyal olaylara eleştirel bakmasının eksik olduğu günümüzde Feridun bahsettiğim durumun bir eleştirisi olarak mı karşımıza çıkıyor?</strong></p>

<p dir="ltr">Hayır, hiç öyle bir alt metin yok yazdıklarımda. Feridun’un geçmiş merakını bir firar, bir kaçış, şimdi’den ve burada’dan bir kurtulma çabası olarak kurguladım. Memnun değil hayatından. İşi yok, eşiyle arası kötü, evde bir çeşit iç güveysi. Hayalleri yıkılmış, kırık bir insan o. Kendini geçmişte daha iyi görüyor, nasıl söylemeli, mazi takıntısı öyle bir hezeyana dönüşmüş ki, geçmişe gittiğinde gençleşiyor, inceliyor, bronzlaşıyor. Örgütlü bir tip değil evet, daha çok zıpçıktı diyebiliriz. Güncel tartışmaların iki tarafındaki görüşlerin ikisini de benimsemeyen türden, daima üçüncü bir fikir üzerine sabitlenen atomize bir kardeşimiz.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Yakın geçmişteki ve güncel anlamda birçok olay yaşıyoruz, bunların edebiyattaki yansımasının ise zayıf olduğunu görüyorum. Fakat siz Onat Kutlar'ın da hayatını kaybettiği bombalı saldırıdan Soma Maden Kazası’na yaşanan birçok olayı satırların arasında sızdırıyorsunuz. Ve bunu yaparken didaktik bir üsluptan daha güçlü bir şekilde, karakterlerin sıradan anları içerisinde kullanıyorsunuz. Sizce günümüz yazarı yaşadığı ve tanık olduğu zamanı çalışmasında yer verme noktasında ne kadar sorumludur?</strong></p>

<p dir="ltr">Önce şu noktayı açıklığa kavuşturayım: Bana kalırsa günümüzde bir yazarın tek bir sorumluluğu var, o da yazmak. Nasıl olursa olsun, ne tür ve içerikle olursa olsun, üretmek. Çağına tanıklık etmek için bu yeter de artar bile. Fazladan bir çabaya, gayrete gerek yok. Güncelin, memleketin, şu tuhaf zamanların izdüşümleri metinde mutlaka olacaktır, ama bilinçli bir referans takibi şart değil. Bana gelince, ben içimden geldiği şekliyle, dünya ağrısının boynuma astığı yüklerle yazıyorum. Hiçbir görev yahut sorumluluk hissetmiyorum yazarken. Ortaya çıkan yazı unutamadıklarımdan izler taşıyor sadece. Biraz da öfke ve şüpheyle yazdığım için sanırım, şu ülkenin bize yaşattığı tuhaflıklara uğramadan bitmiyor işim.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Karakterlere olan duygusal bağınız hissediliyor. Feridun’u şaşkın bulduğunuzu ama şefkatli yaklaştığınızı düşündüm ve Ayhan’a da şiddetli bir tiksinti. Üçüncü göz bir anlatımdan ziyade karakterleri adeta yakından tanıyormuşsunuz gibi hissettim. Bu anlatımı tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?</strong></p>

<p dir="ltr">Çok haklı ve isabetli bir tespit. O karakterlerle üç yıl kadar birlikte yaşadım ben, hâlâ kısmen sürüyor bu macera. İnsanî hatalarıyla düpedüz kötülük diyebileceğimiz yaradılış defolarını zihnimde ayırabiliyorum. İçimde taşıdığım kişilere karşı, her ne kadar hayalî de olsalar, bir tutum oluşuyor. Çocuksu bir şey bu, kabul, ama böyle.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Ayhan günümüzde oldukça artan bir tip adeta. Bu karaktere olan tiksinti ve öfkenizi hissettim. Ve daha birçok şeye… Kitap hakkında verdiğiniz diğer söyleşilerde öfkenin tetikleyici olduğundan bahsetmiştiniz çalışma başlarken. Roman bittiğinde bu öfkeniz azaldı mı?</strong></p>

<p dir="ltr">Az evvel de değindim, öfke ve şüphe benim en önemli iki motivasyon kaynağım. Evet içten yanmalı, kendinden desenli bir motor içimdeki. Yazmak için öfkelenmiyorum, öfkelendiğim için yazıyorum. Elimde değil. Ve hayır, azalmıyor öfke hiç bitmiyor.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Özellikle Nâzım Hikmet ile yemek sahnesi çok canlı. Hikmet’in tasviri yanında hitabı, davranışları yakından hissediliyor. Bu noktada o masada sizin de olduğunuzu ya da olmayı hayal ettiğinizi tahmin ettim. Ne dersiniz?</strong></p>

<p dir="ltr">Ben vardım orada zaten. Sadece o altı kişinin arasında değildim. Biraz ötede, barın kenarında oturuyordum.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Feridun tek gittiğinde de Elvan’la gittiğinde de Roma’da sürekli bir telaş halinde. Hedefine ulaşmaya çalışmanın verdiği telaş ve kısıtlı süre içerisinde içinde bulunduğu zamanın sonsuz nimetlerinin tadını çıkaramıyor. Bu noktada hepimiz Feridun gibi miyiz sizce?</strong></p>

<p dir="ltr">Turist işte budur. Kısıtlı zamanda mümkün olan en büyük deneyimin peşinde koşandır. Bitmesinden korkar ama biteceğini de bilir. Bu yüzden tadını asla çıkaramaz gittiği yerin. Dönüp geldiğinde ise tekrar gitmeyi özler hiç durmadan. Olduğu yerde olmak istemeyen insana turist denir.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Elvan değişen koşullarla mutsuzluğa giden evliliğine, Nesrin ise yaşadığı olumsuzlukları telafi edebilirim düşüncesine tutunmak istiyor. Kadınlar hep tutunmak, olumlu düşünmek için ufak bir neden bulmak ve bu küçük umudun etrafında dolaşmak durumunda kalıyor. Kadınlar böylesine bir fedakarlığı göze almışken erkekler neden bunun kıymetini bilmiyor veya bilemiyor?</strong></p>

<p dir="ltr">Hakikaten ya, neden bilemiyor? Elbette istisnalar vardır ama genel olarak durum böyle, haklısınız. Kaybedene kadar elindekinin kıymetini anlamayan, kendiyle meşgul, önceliklerini hep şahsi gündemiyle saptayan, diğerini düşünemeyen, ilişkiye emek vermeyen genel bir tutum söz konusu erkek cinsinde. Ama neden? Niçin böyle? Çok zor bir soru bu. Ben yanıtı bilmiyorum. Ama zaten naçizane işim bütün yanıtları bilmek değil, sadece soruları sormak.</p>

<p dir="ltr" role="presentation"><strong>Romanda farklı nesillerin kullandıkları sözler, davranış ve alışkanlıklar net bir şekide okunuyor. Öteki taraftan Pelin karakteri çok canlı. Yeni kuşağın yalnızlığını da tasvir ediyor. Farklı kuşaklardan da olsalar Feridun Sadun Boro ile çok iyi anlaşırken yeğeni Pelin’e (üstelik aralarında fazla yaş farkı olmadığını da tahmin ettim) çok uzak hem dil hem de düşünce dünyası bakımından. Sizce bu hızlı akış içerisinde yakın gelecekte 4-5 yaşlık bir fark bile iki birey arasındaki farkı derinleştirecek mi?</strong></p>

<p dir="ltr">Feridun elli küsur, yani günümüzün orta yaşlarında. Pelin ise 16. Arada epey fark var sanki... Neyse ne, asıl mesele nüfus kayıtları değil. Aradaki nesil farkı daha çok zihniyetten geliyor. Tamamen başka kafadalar.</p>

<p dir="ltr">4-5 yıl kişiyi fazla değiştirmez belki ama formasyon farkı çok önemli bir iletişimsizliğe dönüşebilir. Örneğin benim deneyimimde okuyanla okumayanın arası gittikçe açılmakta. Eğitim manasında demiyorum, kitap okumaktan bahsediyorum. Başkalarının hâl, duygu ve düşünceleriyle ilgilenen insanın bu görgüye sahip olmayan çağdaşlarıyla bile arasında uçurumlar oluşuyor.</p>

<p dir="ltr"><img alt="9789750767739 Front Cover-1" class="detail-photo img-fluid" height="1000" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/9789750767739-front-cover-1.webp" width="642" /></p>

<p dir="ltr"><i>Beni Bir Temiz Dövseler<br />
Başar Başarır<br />
Can Yayınları</i></p>

<p dir="ltr"><i>336 sayfa</i></p>

<p dir="ltr"><i>Eylül 2026</i></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/basar-basarir-beni-bir-temiz-dovseleri-anlatti-yazmak-icin-ofkelenmiyorum-ofkelendigim-icin-yaziyorum</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/c-2.jpg" type="image/jpeg" length="81022"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elon Musk: Grok'un maliyet-gelir dengesi sürdürülemez hale geldi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/elon-musk-grokun-maliyet-gelir-dengesi-surdurulemez-hale-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/elon-musk-grokun-maliyet-gelir-dengesi-surdurulemez-hale-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elon Musk, Grok'un haftalık kullanım limitine ilişkin bir kullanıcının şikayetine yanıt verdi. Musk, yapay zeka botunun çalıştırılma maliyetinin elde edilen gelire kıyasla sürdürülemez seviyede olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD'li milyarder iş insanı<strong> Elon Musk</strong>, <strong>yapay zeka</strong> sohbet botu Grok'un işlem maliyetlerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Musk, X platformunda bir kullanıcının abonelik kapsamındaki kullanım sınırlarına yönelik şikayetine yanıt verdi.</p>

<p>Bir kullanıcı, X üzerinden yaptığı paylaşımda, çok sayıda abonenin xAI tarafından geliştirilen <strong>Grok</strong>'un haftalık kullanım limitine alışılmıştan daha kısa sürede ulaştığını öne sürdü. Kullanıcı, bu nedenle kullanım haklarının sıfırlanmasını talep etti.</p>

<h2><strong>Musk'tan Grok'un maliyetine ilişkin açıklama</strong></h2>

<p>Söz konusu paylaşımı yanıtlayan Musk, Grok'un çalıştırılma maliyetinin elde edilen gelire oranla yüksek olduğunu belirtti.</p>

<p>Musk, konuya ilişkin açıklamasında, "Grok botunu çalıştırmanın maliyeti, gelire kıyasla sürdürülemez seviyede yüksekti" ifadesini kullandı.</p>

<h3><strong>Grok ücretli abonelik planlarıyla sunuluyor</strong></h3>

<p>xAI tarafından geliştirilen Grok, çok aşamalı görevleri yerine getirebilen bir yapay zeka sohbet botu olarak hizmet veriyor. Platformda çeşitli ücretli abonelik planları kapsamında sunulan botun kullanımına belirli limitler uygulanıyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim - Teknoloji</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/elon-musk-grokun-maliyet-gelir-dengesi-surdurulemez-hale-geldi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/grokun-maliyet-gelir-dengesi-surdurulemez-hale-geldi.png" type="image/jpeg" length="39268"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İSO ekim ayı PMI verileri belli oldu: İmalat sanayisinde daralma devam etti]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/iso-ekim-ayi-pmi-verileri-belli-oldu-imalat-sanayisinde-daralma-devam-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/iso-ekim-ayi-pmi-verileri-belli-oldu-imalat-sanayisinde-daralma-devam-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sanayi Odasının (İSO) ekim ayı imalat sanayi verilerine göre Türkiye İmalat PMI endeksi 47,3 seviyesine düştü. Yeni siparişlerdeki azalma, artan girdi maliyetleri ve zayıf talep üretim faaliyetlerini olumsuz etkiledi. İncelenen 10 sektörden yalnızca giyim ve deri ürünlerinde üretim artışı kaydedildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye <strong>imalat </strong>sanayisinde faaliyet koşullarındaki gerileme ekim ayında da devam etti. İstanbul Sanayi Odasının (İSO) açıkladığı Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), eylül ayındaki 47,9 seviyesinden 47,3'e indi. Böylece endeks, haziran ayından bu yana en düşük değerini gördü.</p>

<p>İmalat sanayisindeki zayıflama eğilimi 31'inci ayına ulaşırken yeni siparişlerdeki düşüş, üretim faaliyetleri üzerindeki baskıyı artırdı. Petrol fiyatları, ham madde maliyetleri ve döviz kurundaki yükseliş de üreticilerin girdi maliyetlerine yansıdı. PMI verilerinde 50 puanın altında kalan değerler, sektörde daralmaya işaret ediyor.</p>

<h2><strong>İmalat sanayisinde daralma ekim ayında da devam etti</strong></h2>

<p>İSO Türkiye İmalat PMI verileri, imalat sanayisindeki faaliyet koşullarının ekim ayında bozulmayı sürdürdüğünü ortaya koydu. Endeksin 47,9'dan 47,3'e gerilemesi, sektördeki daralmanın önceki aya göre hızlandığını gösterdi.</p>

<p>Haziran ayından bu yana en düşük seviyeye inen PMI, imalat sektöründeki zayıf görünümün devam ettiğine işaret etti. Endekste 50 puan sınırının altında kalınması, üretim faaliyetlerinde daralma yaşandığını ortaya koydu.</p>

<h3><strong>Yeni siparişlerdeki düşüş üretimi baskıladı</strong></h3>

<p>İmalat sanayisinde yeni siparişlerde yaşanan yavaşlama ekim ayında da sürdü. Zorlu piyasa koşulları ve enflasyonist baskılar nedeniyle Temmuz 2023'te başlayan siparişlerdeki gerileme, ekim ayında da devam etti.</p>

<p>Yeni siparişlerdeki azalma son üç ayın en belirgin seviyesine ulaştı. İhracat siparişlerinde de önceki döneme kıyasla ivme kaybı yaşandı. Talep koşullarındaki zayıflama nedeniyle üreticiler üretim miktarlarını düşürdü.</p>

<p>Üretimdeki gerilemeye istihdam kaybı da eşlik etti. İmalat sektöründe çalışan sayısı azalmaya devam ederken istihdamdaki düşüşün hızı haziran ayından bu yana en düşük seviyede gerçekleşti.</p>

<h3><strong>10 sektörden yalnızca birinde üretim artışı görüldü</strong></h3>

<p>İSO Türkiye Sektörel PMI raporunun ekim ayı sonuçları, sektörler arasındaki üretim farklılıklarını ortaya koydu. Araştırma kapsamında değerlendirilen 10 sektörden yalnızca giyim ve deri ürünlerinde üretim artışı kaydedildi.</p>

<p>Gıda sektöründe üretim, önceki dönemdeki artışın ardından yeniden yavaşladı. En belirgin üretim kaybı ise metalik olmayan mineral ürünler sektöründe yaşandı. Aynı sektörde yeni siparişlerde de en güçlü daralma görüldü.</p>

<p>Yeni siparişler ve ihracat siparişlerinde artış kaydedilen sektörler gıda ile giyim ve deri ürünleri oldu. Diğer sektörlerde ise talep ve üretim faaliyetlerindeki zayıf görünüm devam etti.</p>

<h3><strong>İmalat sanayisinde girdi maliyetleri yükseldi</strong></h3>

<p>Ekim ayında üreticilerin maliyetleri üzerindeki baskı sürdü. Petrol fiyatlarındaki artış, ham madde giderleri ve döviz kurundaki yükseliş, imalat sanayisinde girdi maliyetlerinin artmasına neden oldu.</p>

<p>Sektörel verilerde en hızlı girdi maliyeti yükselişi gıda ile kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri alanlarında kaydedildi. Maliyetlerdeki artış, üreticilerin nihai ürün fiyatlarına da yansıdı.</p>

<p>İmalat sektörünün büyük bölümünde satış fiyatları yükselirken nihai ürün fiyatlarındaki en belirgin artış elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe gerçekleşti. Bu alandaki fiyat artışı, Şubat 2024'ten bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktı.</p>

<h3><strong>İstihdamdaki daralma hazirandan bu yana en düşük seviyede</strong></h3>

<p>İmalat sanayisinde üretim ve siparişlerdeki gerilemeye rağmen istihdam kaybının hızı ekim ayında sınırlı kaldı. Çalışan sayısındaki azalma devam etse de daralmanın haziran ayından bu yana en düşük seviyede gerçekleştiği bildirildi.</p>

<p>S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker da imalat sektöründeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Harker, talebin zayıf seyrini koruduğunu, fiyat artışlarının ve tedarik sorunlarının devam ettiğini belirtti.</p>

<p>İstihdamdaki daralmanın daha ılımlı bir seviyede gerçekleşmesine dikkat çeken Harker, bu gelişmenin önümüzdeki aylarda üretimdeki düşüşün yavaşlayabileceğine ilişkin görece olumlu bir işaret olduğunu ifade etti.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/iso-ekim-ayi-pmi-verileri-belli-oldu-imalat-sanayisinde-daralma-devam-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/iso-turkiye-imalat-pmi-verileri.jpg" type="image/jpeg" length="75203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Financial Times’tan 2027 için “çifte felaket” uyarısı: Gıda krizi kapıda mı?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/financial-timestan-2027-icin-cifte-felaket-uyarisi-gida-krizi-kapida-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/financial-timestan-2027-icin-cifte-felaket-uyarisi-gida-krizi-kapida-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[S&P Global Institute’un Financial Times’ta gündeme gelen raporu, İran savaşıyla derinleşen enerji ve gübre tedariki sorunları ile güçlü El Niño ihtimalinin 2027’de küresel gıda üretimini tehdit edebileceği uyarısında bulundu. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kapıkıran, 2027 için çifte felaket öngören raporun Türkiye açısından ne anlama geldiğini 24 Saat'e değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Küresel gıda üretimini tehdit eden riskler, enerji piyasalarındaki gelişmelerle iklim koşullarının aynı dönemde ağırlaşması ihtimaliyle yeniden gündemde. S&amp;P Global Institute tarafından hazırlanan <strong>"Energy disruption and El Niño: Leading to a global food crisis?" </strong>başlıklı rapor, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş kısıtlamalarının etkisini petrol ve doğal gaz piyasalarıyla birlikte gübre üretiminden tarımsal faaliyetlere, ürün maliyetlerinden tüketicilerin gıdaya erişimine uzanan bir zincirle değerlendiriyor. Financial Times’ın da gündeme taşıdığı raporda, enerji ve gübre maliyetlerindeki yükselişin güçlü bir El Niño olayının yaratabileceği meteorolojik risklerle birleşmesi durumunda 2027’de küresel gıda güvenliğinin daha kırılgan hâle gelebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Rapora göre Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin yanı sıra tarımsal üretimde kullanılan gübrelerin ve gübre üretiminde ihtiyaç duyulan girdilerin taşınması açısından da kritik bir geçiş noktası. Savaş öncesinde küresel üre gübresi ticaretinin yaklaşık yüzde 29’u, kükürt ticaretinin ise yaklaşık yüzde 47’si bu güzergâhtan geçiyordu. Doğal gaz, azotlu gübrelerin üretiminde temel girdilerden biri olurken kükürt, fosfatlı gübrelerin üretim sürecinde önemli rol oynuyor. Bu nedenle tedarikte yaşanan aksaklıklar, yalnızca gübre fiyatlarını değil, çiftçilerin ihtiyaç duydukları girdilere zamanında ulaşıp ulaşamayacağını da etkiliyor.</p>

<p>Enerji krizinin tarıma etkisi gübreyle de sınırlı değil. Dizel yakıt; tarım makinelerinin çalıştırılması, sulama, hasat ve ürünlerin taşınması gibi birçok aşamada kullanılıyor. Yakıt fiyatlarının yükselmesi çiftçinin üretim giderlerini artırırken, gübreye erişimin zorlaşması veya maliyetlerin karşılanamaması üreticilerin daha az gübre kullanmasına ya da daha dar alanlarda ekim yapmasına yol açabiliyor. Böylece bugün yaşanan tedarik sorunlarının etkisi, yalnızca mevcut fiyatlara değil, sonraki üretim dönemlerinde elde edilecek ürün miktarına da yansıyabiliyor.</p>

<p>Raporda öne çıkan ikinci risk ise <strong>El Niño</strong>. Pasifik Okyanusu’ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesiyle bağlantılı bu iklim olayı, dünyanın farklı bölgelerinde yağış ve sıcaklık düzenlerini değiştirebiliyor. Güçlü bir El Niño’nun 2027’de etkili olması durumunda Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki önemli tarım bölgelerinde kuraklık ve aşırı yağış gibi olayların üretimi olumsuz etkilemesi bekleniyor. S&amp;P Global Institute, enerji ve gübre maliyetlerinin yükseldiği, çiftçilerin üretim girdilerini azaltmak zorunda kalabildiği bir dönemde yaşanabilecek hasat kayıplarının küresel gıda piyasalarındaki baskıyı daha da artırabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Raporda küresel bir gıda krizinin kaçınılmaz olduğu söylenmiyor. Ancak enerji ve gübre akışındaki kesintilerin sürmesi, tarımsal üretim maliyetlerinin yüksek kalması ve önemli üretim bölgelerinde hava koşullarının hasadı olumsuz etkilemesi durumunda riskin büyüyebileceği vurgulanıyor. Bu sürecin etkilerinin gecikmeli biçimde ortaya çıkması da ihtimaller arasında: Çiftçiler tohum, gübre ve yakıtı hasattan aylar önce temin ediyor; bugünkü maliyet baskısının gıda arzına etkisi bu nedenle 2027’de daha görünür hâle gelebiliyor.</p>

<p>Raporun Türkiye açısından ne anlama geldiğini 24 Saat’e değerlendiren <strong>TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kapıkıran</strong>, enerji ve gübre tedarikindeki aksaklıkların tarımsal üretimden hayvancılık maliyetlerine ve tüketicinin gıdaya erişimine uzanan etkilerine dikkat çekti. Türkiye’nin mısır, soya ve yağlı tohumlardaki dışa bağımlılığının olası arz şokları karşısındaki kırılganlığı artırabileceğini belirten Kapıkıran, üretim planlamasının güçlendirilmesi, stratejik stokların oluşturulması ve tarımda yenilenebilir enerji kullanımının artırılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“Enerji olmadan tarımda makine çalışamaz”</strong></h2>

<p>Enerji tedarikinde yaşanacak aksaklıkların tarımsal üretimi doğrudan etkileyeceğini belirten<strong> Kapıkıran</strong>, enerjinin yalnızca tarımın değil, ekonominin bütün üretim alanlarının temel girdilerinden biri olduğuna dikkat çekti. Enerji fiyatlarındaki yükselişin üretimin farklı aşamalarına yayıldığını belirten Kapıkıran, tedarik sorununun petrolün diğer kullanım alanlarını da etkileyebileceğini söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Enerji, her ülkenin en temel konularından biri. Tarım, sanayi, hizmetler ve turizm açısından da son derece önemli. Enerji olmadan aydınlatma yapılamaz, fabrikalar çalışamaz, tarım makineleri kullanılamaz. Enerji üretiminde doğal gaz, petrol ve kömür gibi fosil yakıtlardan yararlanılıyor. Bu kaynakların tedarik edilememesi ya da çok yüksek maliyetlerle enerji üretilmesi, üretimin bütün alanlarını etkiler. Petrol tedarikindeki aksaklıklar ve fiyat artışları hem enerji üretiminde hem de petrolün diğer kullanım alanlarında ciddi maliyet artışlarına neden olur.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Fosil yakıt kullanımını azaltmayı hedefleyen kararlara rağmen tüketim artıyorda uygulamaların sorgulanması gerek"</strong></h3>

<p>Kapıkıran, enerji krizinin sonuçlarını yalnızca ortaya çıkan fiyat artışları üzerinden değerlendirmenin yeterli olmadığını, iklim değişikliğini besleyen nedenlerin de ele alınması gerektiğini ifade etti. El Niño’nun yaratabileceği meteorolojik etkiler karşısında önlem almanın önemini kabul etmekle birlikte, bu risklerin büyümesine yol açan fosil yakıt tüketiminin azaltılması gerektiğini vurgulayan Kapkıran şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>“El Niño ortaya çıktığında ne yapacağımızı konuşmanın yanı sıra, bu olayların yaşanmaması için deniz suyu sıcaklıklarının artmasını nasıl engelleyebileceğimize de bakmamız gerekiyor. Bunun için karbon salımını azaltmalı ve fosil yakıt tüketimini düşürmeliyiz. Uluslararası iklim toplantılarında uzun yıllardır bu konuda kararlar alınıyor. Ancak fosil yakıt kullanımını azaltmayı hedefleyen kararlara rağmen tüketim artmaya devam ediyorsa burada uygulamaların da sorgulanması gerekiyor.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Gübre tedarikindeki sorun üretimi ve fiyatları etkileyebilir</strong></h3>

<p>Enerji ve gübre tedarikinde yaşanabilecek sorunların tarımsal üretim üzerindeki etkisini değerlendiren Kapıkıran, gübre üretiminde kullanılan girdilerin önemine dikkat çekti. Doğal gazın azotlu gübre üretimindeki, kükürdün ise fosfatlı gübrelerin üretim sürecindeki rolüne işaret eden Kapıkıran, bu girdilerin temininde yaşanacak sıkıntıların üretim maliyetlerini artırabileceğini belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Hem kükürt hem de azot üretiminde doğal gazdan yararlanılıyor. Fosfor üretiminde de kükürt kullanılıyor. Bu girdilerin temin edilemediği bir durumda gübre üretimi ve gübreye erişim sorunları ortaya çıkabilir. Gübre, tarımsal üretimde verimi artıran önemli girdilerden biri. Bu girdiye erişimin zorlaşması hem üretim maliyetlerini yükseltebilir hem de verimi düşürebilir.”</p>
</blockquote>

<p>Gübre maliyetlerindeki artışın çiftçinin üretim kararlarını da etkileyebileceğini söyleyen Kapıkıran, maliyet baskısının ekim alanlarından tüketici fiyatlarına uzanan sonuçlar doğurabileceğini kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>“Üretim maliyetleri yükseldiğinde çiftçi daha az gübre kullanmak veya bazı alanları ekmemek zorunda kalabilir. Gübre kullanımı azaldığında verim düşebilir; üretim maliyeti yükselirken elde edilen ürün miktarı da azalabilir. Çiftçinin ürününü satabileceği fiyatlar yeterli değilse üretici zarar eder. Bazı alanların üretimde kullanılmaması veya ekilmemesi gibi bir sonuç ortaya çıkabilir. Bu da hem üretici hem tüketici açısından ciddi bir sorun yaratır. Üretim azalır ve maliyetler yükselirse fiyatlar tüketiciye yansır; bunun sonucunda gıdaya erişim zorlaşabilir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Kendi kendine yeterliliği hedeflemek gerekiyor”</strong></h3>

<p>Türkiye’nin olası bir arz şokuna karşı yalnızca ithalat ve stoklamaya dayalı bir yaklaşım benimsememesi gerektiğini belirten Kapıkıran, üretim planlaması ile stratejik stok politikasının birlikte yürütülmesini önerdi. Bazı ülkelerin enerji kaynaklarının yanı sıra gıda stokları da oluşturduğunu, ekonomik olanakları güçlü ülkelerin bir ya da iki yıllık tüketimlerini karşılayabilecek miktarda ürün depolayabildiğini ifade eden Kapıkıran, Türkiye’nin kendi üretim kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Bütün ülkeler enerji kaynaklarında çeşitli kriz dönemleri için stok oluşturmaya çalışıyor. Bunun yanında gıda stokları da yapılıyor. Ekonomik durumu iyi olan ve üretim kapasitesi güçlü ülkeler, kendi halklarının bir ya da iki yıllık tüketimini karşılayabilecek miktarda ürünü stoklayabiliyor. Türkiye’nin de doğru bir üretim planlamasıyla kendi kendine yeterlilik hedefini sürdürmesi gerekiyor. Her yıl yalnızca o yıl ürettiğimiz ürünlerle bir sonraki yılın ihtiyacını karşılamaya çalışmak yerine, hangi üründe ne kadar üretim yapabileceğimizi önceden belirlemeliyiz.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Türkiye, bir sonraki yılın üretim planını bugünden doğru biçimde yapmalı"</strong></h3>

<p>Kapıkıran, Türkiye’nin kendi üretimiyle ihtiyacını karşılayabileceği ürünlerde yeterlilik oranlarını artırması, üretilemeyen veya yeterli miktarda üretilemeyen ürünlerde ise uluslararası piyasalardan tedarik sağlayarak stok oluşturması gerektiğini vurguladı: “</p>

<blockquote>
<p>"Türkiye, bir sonraki yılın üretim planını bugünden doğru biçimde yapmalı. Yeterlilik oranını yüzde 100’ün üzerine çıkarabileceği ürünlerde bunu hedeflemeli; kendi üretimiyle karşılayamayacağı ürünleri uluslararası piyasalardan temin ederek bir sonraki yılın ihtiyacını güvence altına alacak stokları oluşturmalı. Ülkenin olanakları var. Önemli olan, bu olanakları doğru planlama ve destekleme politikalarıyla kullanmak.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Murat Kapkıran'dan mısır ve soyayı işaret etti: "Dünya piyasalarından ürün alarak kalıcı çözüm mümkün değil" </strong></h3>

<p>Türkiye’nin bazı tarımsal ürünlerde dışa bağımlı olduğuna işaret eden Kapıkıran, özellikle hayvan yemi ve protein kaynakları bakımından önem taşıyan soya üretimindeki açığın ele alınması gerektiğini söyledi. Mısırda yeterlilik oranının yüzde 65-70 civarında olduğunu, soyada ise yüzde 4-5 düzeyinde kaldığını belirten Kapıkıran, bu ürünlerde üretim planlamasının önemini <i>“Mısırda yeterlilik oranımız yüzde 65-70 civarında. Hayvan yemi ve protein kaynakları açısından en önemli ürünlerden biri olan soyada ise yeterlilik oranımız yüzde 4-5 düzeyinde. Bu, çok büyük bir açığa işaret ediyor. Bu alanlarda destekleme politikaları geliştirmek, planlı üretim yapmak ve üretimi artırmak gerekiyor. Sadece stok yaparak veya dünya piyasalarından ürün alarak bu sorunu sürekli biçimde çözmek mümkün değil" </i>ifadeleriyle anlattı.</p>

<h3><strong>"Buğdayda stok meselesi önemli bir sorun olarak karşımıza çıkabiliyor"</strong></h3>

<p>Buğdayda da üretim miktarının tek başına yeterli bir gösterge olmadığını belirten Kapıkıran, hava koşullarının ürün kalitesini ve stok ihtiyacını etkileyebildiğini ifade ederek şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p>“Bu yıl hava koşulları nedeniyle yeterlilik oranlarının üzerinde bir üretim bekleniyordu. Ancak aşırı yağışlar çeşitli hastalıkları beraberinde getirdi ve standart dışı buğday miktarı arttı. Dolayısıyla yalnızca ne kadar üretim yaptığımıza bakmak yeterli değil; ürünün niteliğini ve ihtiyacımızı da değerlendirmemiz gerekiyor. Buğdayda da stok meselesi önemli bir sorun olarak karşımıza çıkabiliyor.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Yağlı tohumlarda dışa bağımlılık riski: "Yeterlilik oranlarımızı artırmamız gerekiyor"</strong></h3>

<p>Mısır, soya ve ayçiçeği gibi ürünlerin yalnızca doğrudan gıda tüketimi açısından değil, hayvancılık ve bitkisel yağ tedariki açısından da önemli olduğunu belirten Kapıkıran, yağlı tohumlarda üretim kapasitesinin artırılması gerektiğini söyledi. Üretimin en verimli bölgelerde planlanması ve desteklemelerin bu doğrultuda şekillendirilmesi gerektiğini ifade eden Kapıkıran,<i> “Yağlı tohumlarda yeterlilik oranlarımızı artırmamız gerekiyor. İyi bir planlama ve doğru desteklemeyle üretimi en verimli bölgelerde yoğunlaştırmalı, ihtiyacımızı mümkün olduğunca kendi üretimimizle karşılamayı hedeflemeliyiz. Özellikle hayvan yeminde kullanılan ürünlerdeki dışa bağımlılık, yalnızca bitkisel üretimi değil, hayvancılığın maliyetlerini de etkiliyor”</i> dedi.</p>

<h3><strong>"Yaptığımız ithalatın nasıl bir çerçevede gerçekleştiği konusunda soru işaretleri var"</strong></h3>

<p>Soya ithalatı ve GDO konusundaki endişelerini de dile getiren Kapıkıran, dünya üretiminin büyük bölümünün GDO’lu olduğu yönündeki değerlendirmesini aktararak Türkiye’nin ithalat ve üretim politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini savundu:</p>

<blockquote>
<p>“Latin Amerika ve Güney Amerika’da soya üretimi çok yüksek ve üretimin büyük bölümünün GDO’lu olduğu ifade ediliyor. Türkiye’de GDO’lu ürünlerin kullanımına ilişkin kurallar var. Yeterlilik oranımız bu kadar düşükken, dünya piyasalarından yaptığımız ithalatın nasıl bir çerçevede gerçekleştiği konusunda soru işaretlerim var. Hem sağlıklı ürün temin etmek hem de yağlı tohumlarda kendi kendimize yeterli olmamızı sağlayacak politikalar geliştirmek önemli.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Ayçiçeği üretiminde planlama ve hangi ürünün hangi amaçla destekleneceğine ilişkin tercihler önemli</strong></h3>

<p>Ayçiçeği üretiminde de planlama tercihlerinin dışa bağımlılık üzerinde etkili olduğunu belirten Kapıkıran, Trakya’nın yüksek verim alınabilen önemli bir ayçiçeği üretim bölgesi olduğunu hatırlattı. Kanola üretimine yönelik biyoyakıt desteklerinin ekim tercihlerini etkilediğini ifade eden Kapıkıran, <i>“Trakya, ayçiçeği üretimi için çok elverişli ve yüksek verim alınabilen bir bölge. Ancak biyoyakıt konusunda kanolanın desteklenmesiyle ayçiçeği üreticilerinin önemli bir bölümü kanolaya yöneldi. Bunun sonucunda Türkiye ayçiçeği yağı tedarikinde dışa bağımlı hâle geldi. İhtiyacımızın bir bölümünü tohum, bir bölümünü de ham yağ ithal ederek karşılıyoruz. Burada üretim planlamasının ve hangi ürünün hangi amaçla destekleneceğine ilişkin tercihlerin ne kadar önemli olduğu görülüyor”</i> diye konuştu.</p>

<p>Kapıkıran, tarım alanlarının gıda üretimi ile biyoyakıt üretimi arasında paylaşılmasının gıda arzını etkileyebileceğini belirterek yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin önemini vurguladı:</p>

<blockquote>
<p>“Enerji ihtiyacını biyoyakıttan elde etmek yerine güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklara yönelirsek gıda üretimine ayrılan ekim alanlarını artırabiliriz. Böylece yağlı tohumların tedarikinde sorun yaşamamak, çiftçinin zarar etmesini önlemek ve gıda fiyatlarının daha ekonomik düzeylerde oluşmasını sağlamak mümkün olabilir. Önemli olan doğru planlama ve doğru tercihtir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Tarımda yenilenebilir enerji kullanımını artırmalıyız”</strong></h3>

<p>Enerji ve gübre krizine karşı uzun vadeli politikaların geliştirilmesi gerektiğini belirten Kapıkıran, tarımsal üretimin fosil yakıtlara bağımlılığını azaltacak uygulamaların önemine dikkat çekti. Tarım makinelerinin elektrikli sistemlere dönüştürülmesini ve ihtiyaç duyulan elektriğin yerel yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasını öneren Kapıkıran, bu adımların kısa vadede bütün sorunları çözemeyeceğini ancak gelecekteki riskleri azaltabileceğini söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Tarımda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmamız gerekiyor. İş makinelerinde yakıt kullanmak yerine elektrikli sistemlere geçmeyi düşünmeliyiz. Bu elektriği de köylerde ve kasabalarda kurulacak güneş panelleri ve güneş enerjisi alanlarıyla üretmeye çalışmalıyız. Böylece hem fosil yakıtlara bağımlılığı azaltabilir hem de tarımsal üretimin enerji ihtiyacını yerel kaynaklarla karşılayabiliriz.”</p>
</blockquote>

<p>Kapıkıran, gübre üretiminde kullanılan girdilerin farklı kaynaklardan sağlanmasına yönelik araştırma ve yatırımların da geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Atmosferdeki azotun tarımda kullanılabilir hâle getirilmesi ve hayvancılık atıklarının değerlendirilmesi gibi çalışmaların alternatif kaynaklar açısından incelenebileceğini belirten Kapıkıran, <i>“Azot ve kükürt gibi ihtiyaçları yalnızca fosil yakıtlara bağlı kaynaklardan karşılamak yerine başka kaynaklardan elde etmeye yönelik yatırımlara girmek gerekiyor. Bu konuda farklı ülkelerde çalışmalar var. Ancak bunlar kısa vadede sonuç verecek önlemler değil. Kısa vadede üretimi artırmak, kendi kendine yeterlilik hedefini güçlendirmek ve üretemediğimiz ürünlerde ihtiyacımızı karşılayacak stokları oluşturmak gerekiyor”</i> dedi.</p>

<h3><strong>“Hayvancılıkta üretim maliyetinin yüzde 70-75’i yeme bağlı”</strong></h3>

<p>Enerji ve tarımsal girdi fiyatlarındaki artışın hayvancılıkta da belirleyici olabileceğini kaydeden Kapıkıran, yem giderlerinin hayvansal üretim maliyetleri içindeki payının yüzde 70-75 düzeyinde olduğunu söyledi. Mera ve otlak alanlarının geniş olduğu ülkelerde hayvanların beslenme maliyetlerinin daha düşük olabildiğini belirten Kapıkıran, Türkiye’de mera varlığındaki azalışın hayvancılığın maliyet yapısını etkilediğine dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p>“Hayvancılıkta üretim maliyetlerinin yüzde 70-75’i yeme bağlı. Hayvansal ürünlerin ucuz olduğu ülkelerde hayvanların beslenmesi büyük ölçüde mera, otlak ve yaylaklardan sağlanıyor. Hayvanlar bu alanlarda yayıldığında üreticinin yem maliyeti azalıyor. Bu da hayvansal ürünlerin fiyatlarına yansıyor.”</p>
</blockquote>

<p>Türkiye’de mera alanlarının geçmişe kıyasla daraldığını ifade eden Kapıkıran, 2001 sayımında mera varlığının 14 milyon 625 bin hektar olarak kaydedildiğini söyledi. Kapıkıran, <i>“Uzun süredir yapılmayan sayım geçen yıl yeniden başladı ancak yeni rakamlar henüz açıklanmadı. Mera alanlarının azalması, hayvanların beslenmesinde çiftçinin başka kaynaklara yönelmesine neden oluyor” </i>diye konuştu.</p>

<h3><strong>"Çiftçi arazisinde yem bitkisi yetiştirmek zorunda kalıyor, bu da yem maliyetlerini yükseltiyor"</strong></h3>

<p>Mera alanlarının yetersiz olduğu durumda çiftçinin yem satın almak veya kendi arazisinde yem bitkisi yetiştirmek zorunda kaldığını belirten Kapıkıran, bu durumun üretim maliyetlerini artırdığını söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Mera yoksa çiftçi hayvanını beslemek için yemi dışarıdan satın almak ya da kendi arazisinde yem bitkisi yetiştirmek zorunda kalıyor. Bu da yem maliyetlerini yükseltiyor. Gıda ve yem maliyetleri arttığında bu artış hayvansal ürünlerin fiyatlarına da yansıyor. Et, süt ve yumurta fiyatlarını birbirinden bağımsız düşünemeyiz; hepsi üretim maliyetleriyle bağlantılı.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Durum tüketiciye çok daha yüksek fiyatlar olarak yansıyabilir"</strong></h3>

<p>Kapıkıran, enerji ve petrol tedarikindeki sorunların yem ham maddelerini dışarıdan temin etmek zorunda kalan ülkelerde maliyet baskısını artırabileceğini belirtti. Hayvancılıkta ithalata dayalı yaklaşımın yerli üretim üzerindeki etkilerine dikkat çeken Kapıkıran,</p>

<blockquote>
<p>“Yemi veya yem ham maddelerini dışarıdan tedarik etmek zorunda kalan ülkelerde petrol ve enerji krizinin yem fiyatlarına yansıması kaçınılmaz. Yem fiyatları yükseldiğinde hayvansal ürünlerin maliyetleri de artıyor. İthalatla çözüm arayışı sürerken yerli hayvancılık giderek zayıflarsa bu durum tüketiciye çok daha yüksek fiyatlar olarak yansıyabilir.</p>

<p>Gelir düzeyinin ve satın alma gücünün üzerinde fiyatlar oluştuğunda insanlar bu ürünleri satın alamaz hâle geliyor. Bugün bile asgari ücret ve benzeri gelirlerle gıda ihtiyacını karşılamakta zorlanan kesimler var. Beslenme yetersizliğinin çocukların gelişimine etkileri üzerine araştırmalar da okuyoruz. Ancak bu sorunları çözebilmiş değiliz.”</p>
</blockquote><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/financial-timestan-2027-icin-cifte-felaket-uyarisi-gida-krizi-kapida-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/financial-timestan-2027-icin-cifte-felaket-uyarisi-gida-krizi-kapida-mi.jpeg" type="image/jpeg" length="50817"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İFÖD açıkladı: İki ayda iki bini aşkın X hesabına erişim engeli]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/ifod-acikladi-iki-ayda-iki-bini-askin-x-hesabina-erisim-engeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/ifod-acikladi-iki-ayda-iki-bini-askin-x-hesabina-erisim-engeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri ekim ayında da sürdü. İfade Özgürlüğü Derneği'nin EngelliWeb projesi kapsamında hazırladığı rapora göre, ekim ayında en az 867 X hesabına erişim engeli getirildi. Eylül ayındaki bin 270 engellemeyle birlikte iki aylık toplam sayı 2 bin 137'ye yükseldi. Engellenen hesaplar arasında gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve haber kuruluşları da bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'de sosyal medya platformlarına yönelik erişim engelleri ekim ayında da gündemdeki yerini korudu. <strong>İfade Özgürlüğü Derneği </strong>(İFÖD), EngelliWeb projesi kapsamında hazırladığı raporda, 1-31 Ekim 2026 tarihleri arasında en az 867 X hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı.</p>

<p>Rapora göre engellemeler, 5651 sayılı Kanun'un 8. ve 8/A maddeleri kapsamında gerçekleştirildi. Eylül ayında erişime engellenen bin 270 hesap da eklendiğinde, son iki ayda engellenen X hesabı sayısı 2 bin 137'ye ulaştı.</p>

<p>İFÖD, 2015-2025 döneminde 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında erişime engellenen X hesabı sayısının 4 bin 800'ü aştığını hatırlatarak, son iki ayda gerçekleşen engellemelerin önceki yıllardaki toplamın önemli bir bölümüne ulaştığına dikkat çekti.</p>

<p><img alt="2026 11 02 Erisim Engeli Aa.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/2026-11-02-erisim-engeli-aajpg.webp" width="740" /></p>

<h2><strong>Engellenen hesapların 21,5 milyondan fazla takipçisi bulunuyor</strong></h2>

<p>İFÖD raporunda, ekim ayında erişime engellenen ve takipçi bilgilerine ulaşılabilen 795 X hesabının toplam takipçi sayısının 21,5 milyonu aştığı belirtildi.</p>

<p>Verilere göre bu hesapların 170'i 10 binden, 28'i 100 binden, 9'u ise 500 binden fazla takipçiye sahipti. Bir milyonun üzerinde takipçisi bulunan dört hesap arasında Halk TV, T24 ve gazeteci İrfan Değirmenci'nin hesaplarının da yer aldığı bildirildi.</p>

<p>Dernek, erişim engellerinin yalnızca sınırlı takipçi kitlesine sahip hesapları değil, geniş kitlelere ulaşan gazetecileri ve medya kuruluşlarını da etkilediğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Gazetecilerin, siyasetçilerin ve akademisyenlerin hesapları da engellendi</strong></h3>

<p>Ekim ayında erişim engeli getirilen hesaplar arasında gazeteciler, hukukçular, akademisyenler, siyasi partiler ve ekonomi yorumcuları da yer aldı.</p>

<p>İFÖD'ün raporuna göre eski YARSAV Başkanı ve emekli yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu ile gazeteciler Alican Uludağ, Birsen Altuntaş, Erk Acarer, Hamdi Çelikbaş ve Yiğit Uzun'un X hesapları erişime engellendi.</p>

<p>Yazar Dilek Zaptçıoğlu, avukat Lale Demirkazan, akademisyen Prof. Dr. Tuna Tuğcu ile ekonomi yorumcuları Emre Şirin, Faruk Bakaç ve Ayhan Dadaloğlu'nun hesapları da engellenenler arasında gösterildi.</p>

<p>Türkiye İşçi Partisi'nin 582 bin takipçili X hesabına 14 Ekim'de erişim engeli getirildi. Gazeteci Bahadır Özgür'ün 163 bin takipçili hesabı ise 15 Ekim'de engellendi.</p>

<p>Raporda ayrıca sermaye piyasasındaki fon krizine ilişkin paylaşım yapan bazı hesapların da erişim engellerinden etkilendiği ifade edildi.</p>

<p><strong>Halk TV ve T24'ün yeni hesapları da engellendi</strong></p>

<p>İFÖD raporunda öne çıkan başlıklardan biri de kullanıcı adı değiştirilmesine veya yeni hesap açılmasına rağmen erişim engellerinin devam etmesi oldu.</p>

<p>Rapora göre T24'ün yaklaşık 1,9 milyon takipçili X hesabı, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29 Eylül tarihli kararının ardından kullanıcı adını değiştirdi. Ancak hesap, 2 Ekim'de yeni kullanıcı adıyla yeniden erişime engellendi.</p>

<p>Halk TV'nin yaklaşık 3 milyon takipçili X hesabı ile 2,6 milyon aboneli YouTube kanalına da 14 Ekim'de erişim engeli getirildiği aktarıldı.</p>

<p>Halk TV'nin kullanıcı adı değiştirilen X hesabı 21 Ekim'de Türkiye'den görünmez hale getirilirken, YouTube kanalına 23 Ekim'de kanal kimliği üzerinden de erişim engeli uygulandı.</p>

<p>Gazeteci Alican Uludağ'ın yeni açtığı hesabın ve ekonomi yorumcusu Ayhan Dadaloğlu'nun değiştirdiği kullanıcı adının da engellendiği belirtildi.</p>

<p>Bianet ifade özgürlüğü editörü Hikmet Adal'ın hesabının ise kullanıcı adı değişikliğinin ardından 16 Ekim tarihli başka bir kararla yeniden erişime engellendiği kaydedildi.</p>

<h3><strong>EngelliWeb'in X hesabı da erişime engellendi</strong></h3>

<p>Erişim engellerini takip eden EngelliWeb projesinin X hesabı da ekim ayında engellenen hesaplar arasında yer aldı.</p>

<p>İFÖD'ün açıklamasına göre Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30 Eylül 2026 tarihli kararıyla 100'den fazla X hesabına erişim engeli getirildi.</p>

<p>Kararda, söz konusu paylaşımların kamu düzeninin bozulmasına yönelik olduğu ve suç işlenmesine teşvik edebileceği gerekçesine yer verildiği aktarıldı.</p>

<p>EngelliWeb'in yanı sıra İrfan Değirmenci, Şirin Payzın, Bianet, Hikmet Adal, Erdal Sağlam, Dinçer Gökçe ve Furkan Karabay'ın hesaplarının da karardan etkilendiği belirtildi.</p>

<p>İFÖD, kendi X hesabının 5 Ekim'de engellendiğini ancak bu hesaba ilişkin karar bilgilerinin kendileriyle paylaşılmadığını açıkladı.</p>

<p>Dernek, Yaman Akdeniz, EngelliWeb ve Bianet hesaplarına yönelik erişim engeli kararlarına yapılan itirazların reddedildiğini bildirdi. Yaman Akdeniz için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapıldığı, EngelliWeb ve Bianet için de kasım ayının ilk haftasında başvuru yapılmasının planlandığı ifade edildi.</p>

<h3><strong>Akın Gürlek hakkındaki haberlere de erişim engeli getirildi</strong></h3>

<p>İFÖD raporunda, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığı ve taşınmazlarına ilişkin iddiaları konu alan haberlere yönelik erişim engeli kararları da yer aldı.</p>

<p>Rapora göre Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in mart ayında yaptığı açıklamalar ile Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık'ın eylül ayında sermaye piyasası işlemleri ve konut iddialarına ilişkin değerlendirmelerini içeren haberler, Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10 Ekim tarihli kararıyla erişime engellendi.</p>

<p>Ayrıca Akın Gürlek'i eleştiren ve hicveden anonim bir içerik üreticisine ait, her biri 500 binden fazla takipçiye sahip iki X hesabının da engellendiği belirtildi.</p>

<p>İFÖD, kamu görevlilerinin mal varlığına ilişkin iddiaların ve siyasi hicvin kamusal tartışma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.</p>

<h3><strong>Sosyal medyada yaş doğrulama dönemi başladı</strong></h3>

<p>İFÖD, raporunda 1 Kasım 2026 itibarıyla yürürlüğe giren sosyal medya düzenlemelerine de yer verdi.</p>

<p>Derneğin aktardığına göre 7578 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik kapsamında 15 yaşından küçüklerin sosyal medya hesabı açması yasaklandı.</p>

<p>Yeni hesap açan kullanıcılar için e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması öngörülürken, mevcut hesapların da 31 Mart 2027'ye kadar doğrulanması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Raporda Snapchat, Twitch ve Dailymotion gibi platformların yeni düzenleme kapsamında çeşitli kısıtlamaları uygulamaya başladığı ifade edildi.</p>

<p>İFÖD, yaş doğrulamasına ilişkin yönetmeliğin iptali için Danıştay'da dava açacağını duyurdu.</p>

<h3><strong>Steam'de erişime engellenen oyun sayfası sayısı 767'ye çıktı</strong></h3>

<p>Raporda sosyal medya hesaplarının yanı sıra dijital oyun platformlarına yönelik erişim engelleri de değerlendirildi.</p>

<p>1 Kasım'da yürürlüğe giren yeni hükümler kapsamında Türkiye'den günlük erişimi 100 bini aşan yurt dışı kaynaklı oyun platformlarına temsilci belirleme, yaş derecelendirmesi yapma ve ebeveyn kontrol araçları sunma yükümlülükleri getirildiği aktarıldı.</p>

<p>Söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda platformlara idari para cezası ve bant genişliğinin daraltılması gibi yaptırımlar uygulanabileceği belirtildi.</p>

<p>EngelliWeb verilerine göre Steam'de Türkiye'den erişime engellenen oyun sayfası sayısı 27 Ağustos'ta 45, 25 Eylül'de 255 iken 28 Ekim itibarıyla 767'ye yükseldi.</p>

<h3><strong>İFÖD'den erişim engellerinin kaldırılması çağrısı</strong></h3>

<p>İFÖD, raporunun sonuç bölümünde Anayasa Mahkemesinin 2023 tarihli Artı Media GmbH kararını hatırlattı.</p>

<p>Dernek, söz konusu kararda 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesinin keyfi müdahalelere karşı yeterli güvence içermediğinin tespit edildiğini belirtti.</p>

<p>Sulh ceza hâkimliklerinin itiraz incelemelerinde ilgili düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine taşıması gerektiğini savunan İFÖD, kişi ve kurumların sosyal medya hesaplarına ve internet sitelerine yönelik erişim engellerinin sona erdirilmesini istedi.</p>

<p>Dernek ayrıca erişim engeli kararlarının gerekçeleriyle birlikte ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/ifod-acikladi-iki-ayda-iki-bini-askin-x-hesabina-erisim-engeli</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/214-sosyal-medya-hesabina-yasa-disi-bahisten-erisim-engeli-oqcmjpg.webp" type="image/jpeg" length="70322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İSKİ 2 Kasım su kesintisi listesi: İstanbul’da bugün su kesintisi var mı? Hangi ilçelerde su kesintisi var?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/iski-2-kasim-su-kesintisi-listesi-istanbulda-bugun-su-kesintisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/iski-2-kasim-su-kesintisi-listesi-istanbulda-bugun-su-kesintisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da 2 Kasım 2026 Pazartesi günü su kesintisi yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin İSKİ kayıtları takip ediliyor. Günün kesinti programına ait doğrulanmış ilçe, mahalle ve saat listesi henüz netleşmedi. Önceki gün yaşanan arızalar ise bugünün kesintileriyle karıştırılmamalı. Güncel durum İSKİ’nin arıza ve kesinti sorgulama ekranından takip edilebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da 2 Kasım 2026 Pazartesi günü su kesintisi yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin İSKİ kayıtları takip ediliyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin (İSKİ) arıza ve kesinti duyurularında, bugün için ilçe ve mahalle bazında doğrulanmış kapsamlı bir kesinti listesi bulunmuyor. Bu nedenle İstanbul’da belirli ilçelerde su kesintisi uygulanacağını veya suların belirli bir saatte geleceğini söylemek için yeterli bilgi yok.</p>

<p>İstanbul’un 39 ilçesinde su dağıtımını etkileyebilecek şebeke arızaları ve altyapı çalışmaları gün içinde yeni kesinti kayıtlarının oluşmasına neden olabiliyor. İSKİ’nin duyuruları da arızanın bulunduğu bölgeye ve müdahale sürecine göre güncelleniyor.</p>

<h2><strong>2 Kasım İstanbul’da su kesintisi var mı?</strong></h2>

<p>2 Kasım Pazartesi günü için yayımlanan güncel kayıtlarda doğrulanmış bir ilçe ve mahalle kesinti listesi tespit edilemedi. Güncel kesinti bilgilerini takip eden bir kaynak, gece yarısından sonra İstanbul genelinde aktif kayıt bulunmadığını aktarırken başka bir sorgulama sayfasında da sabah saatlerinde resmî kesinti verisinin yayımlanmadığı bilgisi yer aldı. </p>

<p>Bu nedenle bugün için belirli bir ilçeyi veya mahalleyi kesinti yaşanacak bölgeler arasında göstermek mümkün değil. Gün içerisinde meydana gelebilecek yeni şebeke arızaları ise İSKİ'nin kayıtlarına ayrıca yansıyabilir.</p>

<h3><strong>1 Kasım’da İstanbul’un hangi ilçelerinde su kesintisi yaşandı?</strong></h3>

<p>Bir önceki günün kayıtlarında İstanbul’un farklı ilçelerinde su arızaları görüldü. 1 Kasım 2026 tarihli kayıtlarda Kağıthane, Sultangazi, Fatih, Bahçelievler, Bağcılar, Esenler, Güngören ve Arnavutköy gibi ilçeler yer aldı.</p>

<p>Kağıthane’de Gültepe, Harmantepe ve çevresindeki mahallelerde şebeke hattı arızası bildirildi. Sultangazi’nin Cebeci Mahallesi’nde de su kesintisine neden olan bir arıza kaydı oluşturuldu.</p>

<p>Bağcılar, Bahçelievler, Esenler ve Güngören’de ise terfi merkezi arızası nedeniyle bazı mahalleler etkilendi. Fatih’te Hobyar ve Rüstempaşa mahalleleri, Arnavutköy’de ise Hicret Mahallesi önceki günün kesinti kayıtlarında yer aldı.</p>

<p>Ancak bu kayıtlar 1 Kasım tarihine ait. Önceki gün kesinti yaşanan ilçelerin 2 Kasım’da da susuz kalacağı anlamına gelmiyor.</p>

<h3><strong>İstanbul’da sular ne zaman gelecek?</strong></h3>

<p>İSKİ, arıza kaynaklı su kesintilerinde etkilenen mahalleleri ve tahmini su verme saatini duyurabiliyor. Suyun yeniden verilme zamanı, arızanın türüne ve onarım çalışmalarının tamamlanmasına bağlı olarak değişiyor.</p>

<p>2 Kasım için doğrulanmış bir kesinti ve bitiş saati listesi bulunmadığından İstanbul genelinde suların belirli bir saatte geleceğine ilişkin bilgi verilemiyor. Yeni bir arıza kaydı oluşturulması durumunda etkilenen bölgeler ve tahmini bitiş saati İSKİ'nin duyurularından takip edilebilir.</p>

<h3><strong>İSKİ su kesintisi nasıl sorgulanır?</strong></h3>

<p>İstanbul’da yaşayanlar, mahallelerinde su kesintisi olup olmadığını İSKİ’nin resmî internet sitesindeki Arıza ve Kesinti ekranından kontrol edebilir.</p>

<p>Güncel sorgulama için <a href="https://iski.istanbul/abone-hizmetleri/ariza-kesinti/" rel="nofollow">İSKİ Arıza ve Kesinti sayfası</a> ziyaret edilebilir. Su arızası ve kesinti bildirimleri için <strong>ALO 185 </strong>hattı da kullanılabilir.</p>

<p>Kesinti bilgileri gün içinde değişebildiğinden, özellikle arıza bildirimi yapılan bölgelerde yaşayanların güncel duyuruları takip etmesi gerekiyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/iski-2-kasim-su-kesintisi-listesi-istanbulda-bugun-su-kesintisi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/2-kasim-izmir.webp" type="image/jpeg" length="42574"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2 Kasım İstanbul’da elektrikler saat kaçta gelecek? İstanbul’da bugün hangi ilçelerde elektrik kesilecek?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/2-kasim-istanbulda-elektrikler-saat-kacta-gelecek-istanbul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/2-kasim-istanbulda-elektrikler-saat-kacta-gelecek-istanbul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da 2 Kasım 2026 Pazartesi günü planlı elektrik çalışmaları nedeniyle Avrupa Yakası’ndaki 18 ilçenin belirli bölgelerinde kesinti uygulanacak. BEDAŞ’ın programında Sarıyer, Beşiktaş, Beylikdüzü, Bağcılar ve Küçükçekmece başta olmak üzere çok sayıda ilçe yer alıyor. Kesintilerin başlangıç ve bitiş saatleri mahalle ve sokaklara göre değişiyor. İşte açıklanan çalışma saatleri ve ilçe listesi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da 2 Kasım 2026 Pazartesi günü elektrik dağıtım şebekesinde yapılacak bakım, onarım ve yatırım çalışmaları nedeniyle planlı kesintiler uygulanacak. Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ (BEDAŞ) tarafından yayımlanan Avrupa Yakası programında 18 ilçe bulunuyor. Bazı bölgelerde gece saatlerinde başlayan çalışmaların sabah tamamlanması, bazı mahallelerde ise kesintilerin 17.00’ye kadar sürmesi planlanıyor.</p>

<p>Kesinti programı ilçelerin tamamını değil, belirlenen mahalle ve sokakları kapsıyor. Bu nedenle aynı ilçede yaşayan abonelerin tamamının elektrik kesintisinden etkilenmesi beklenmiyor. Özellikle Sarıyer, Beşiktaş, Beylikdüzü, Bağcılar ve Küçükçekmece için farklı saat aralıklarında çalışma kayıtları bulunuyor.</p>

<h2><strong>2 Kasım İstanbul’da hangi ilçelerde elektrik kesilecek?</strong></h2>

<p>BEDAŞ’ın 2 Kasım tarihli Avrupa Yakası çalışma programında yer alan ilçeler şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Arnavutköy</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağcılar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bahçelievler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bakırköy</p>
 </li>
 <li>
 <p>Başakşehir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bayrampaşa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beşiktaş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beylikdüzü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyoğlu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çatalca</p>
 </li>
 <li>
 <p>Esenler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Esenyurt</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eyüpsultan</p>
 </li>
 <li>
 <p>Fatih</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gaziosmanpaşa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Küçükçekmece</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sarıyer</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sultangazi</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu ilçelerdeki kesintiler, BEDAŞ’ın belirlediği çalışma noktalarıyla sınırlı olacak. Mahalle ve sokak bazında kesin bilgi için dağıtım şirketinin sorgulama ekranındaki adres kayıtlarının kontrol edilmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>Sarıyer’de elektrik kesintisi saat kaçta bitecek?</strong></h3>

<p>Sarıyer, 2 Kasım tarihli programda birden fazla çalışma kaydı bulunan ilçeler arasında yer alıyor. Maslak Mahallesi’nin bazı noktalarında gece yarısından sabah saatlerine kadar sürecek kesinti planlandı.</p>

<p>Maslak’taki ilgili bölgelerde 00.00-07.00 saatleri arasında elektrik verilemeyecek. Cumhuriyet, İstinye, Kireçburnu ve Tarabya mahallelerinin belirli sokaklarında ise 09.00-16.00 saatleri arasında bakım çalışması yapılacak.</p>

<p>Ayazağa Mahallesi’nin bazı kesimlerinde yatırım ve dönüşüm çalışmaları nedeniyle 09.00-17.00 saatleri arasında elektrik kesintisi uygulanması öngörülüyor.</p>

<h3><strong>Beşiktaş’ta hangi mahallelerde elektrik olmayacak?</strong></h3>

<p>Beşiktaş’ta trafo merkezi bakım çalışmaları nedeniyle bazı mahallelerin belirli sokaklarında elektrik kesintisi yaşanacak. BEDAŞ’ın programında Abbasağa, Cihannüma, Sinanpaşa, Türkali ve Yıldız mahalleleri bulunuyor.</p>

<p>Bu bölgelerde kesintinin 09.00’da başlaması ve 17.00’de sona ermesi planlanıyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından elektrik enerjisinin yeniden verilmesi bekleniyor.</p>

<h3><strong>Beylikdüzü’nde elektrikler ne zaman gelecek?</strong></h3>

<p>Beylikdüzü’nde Cumhuriyet, Adnan Kahveci ve Kavaklı mahallelerinin belirli bölümleri kesinti programında yer alıyor. İlçede trafo bakımı ve bağlantı çalışmaları nedeniyle farklı saat aralıklarında elektrik kesintisi uygulanacak.</p>

<p>Cumhuriyet Mahallesi’nin bazı sokaklarında 09.00-11.00, 13.00-15.00 ve 15.00-17.00 saatleri arasında çalışma yapılması planlanıyor. Adnan Kahveci ve Kavaklı mahallelerinin ilgili kesimlerinde ise 09.00-17.00 saatleri arasında elektrik kesintisi öngörülüyor.</p>

<h3><strong>Bağcılar’da gece ve gündüz kesintileri</strong></h3>

<p>Bağcılar’da Fevzi Çakmak ve Sancaktepe mahallelerinin bazı noktalarında gece saatlerinde bakım çalışmaları yapılacak. Fevzi Çakmak ve Sancaktepe mahallelerinin belirli bölgeleri için 00.30-03.30 ve 03.00-07.30 saatleri arasında kesinti kayıtları bulunuyor.</p>

<p>Sancaktepe Mahallesi’nin bazı sokaklarında 08.00-15.00 saatleri arasında bağlantı çalışması gerçekleştirilecek. İlçenin farklı noktalarında ise 09.00-17.00 saatlerini kapsayan başka kesinti kayıtları da yer alıyor.</p>

<h3><strong>Küçükçekmece’de elektrik kesintisi yaşanacak mahalleler</strong></h3>

<p>Küçükçekmece’de Halkalı Merkez, İnönü, İstasyon ve Yeşilova mahallelerinin belirli bölümleri çalışma programına dahil edildi.</p>

<p>İnönü Mahallesi’nde 09.00-12.00 saatleri arasında kesinti planlanırken diğer bazı bölgelerde 09.00-17.00 saatleri arasında elektrik verilemeyecek. İlçedeki farklı bir çalışma kaydı ise 12.00-17.00 saatlerini kapsıyor.</p>

<h3><strong>Anadolu Yakası’nda elektrik kesintisi var mı?</strong></h3>

<p>İstanbul Anadolu Yakası’nda elektrik dağıtım hizmetini AYEDAŞ yürütüyor. Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir, Pendik, Maltepe ve diğer Anadolu Yakası ilçelerindeki kesinti bilgileri AYEDAŞ’ın resmî sorgulama sistemi üzerinden takip edilebiliyor.</p>

<p>AYEDAŞ ekranında “Şu Anda” ve “Planlanan” seçenekleri bulunuyor. Kullanıcılar ilçe, mahalle ve sokak bilgilerini seçerek adreslerine ilişkin planlı kesinti veya anlık arıza kayıtlarını görüntüleyebiliyor.</p>

<h3><strong>BEDAŞ ve AYEDAŞ elektrik kesintisi nasıl sorgulanır?</strong></h3>

<p>İstanbul’da elektrik kesintisinin yaşanacağı bölgeyi ve elektriğin tahmini veriliş saatini öğrenmek isteyenler, yaşadıkları yakaya göre ilgili dağıtım şirketinin internet sitesini kullanabilir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Avrupa Yakası:</strong> BEDAŞ’ın <a href="https://www.bedas.com.tr/elektrik-kesintisi-sorgulama" rel="nofollow">Elektrik Kesintisi Sorgulama</a> ekranından ilçe, mahalle ve sokak bilgileriyle arama yapılabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Anadolu Yakası:</strong> AYEDAŞ’ın <a href="https://online.ayedas.com.tr/elektrik-kesintisi-sorgulama" rel="nofollow">Elektrik Kesintisi Sorgulama</a> sayfasından planlanan kesintiler ve mevcut arızalar görüntülenebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Elektrik arızası bildirimi:</strong> Kesinti ve arızalar hakkında bilgi almak için ALO 186 Elektrik Arıza Hattı aranabilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Planlı çalışmaların bitiş saatleri tahmini olarak bildiriliyor. Teknik veya idari nedenlerle çalışma takviminde değişiklik yaşanabileceğinden, abonelerin kendi adreslerine ait güncel duyuruları takip etmesi gerekiyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nida Çitler</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/2-kasim-istanbulda-elektrikler-saat-kacta-gelecek-istanbul</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/istsanbul-2-kasim.webp" type="image/jpeg" length="29495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Bolat: Türk firmaları Sudan'ın yeniden imarına katkı sağlayacak]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-bolat-turk-firmalari-sudanin-yeniden-imarina-katki-saglayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/bakan-bolat-turk-firmalari-sudanin-yeniden-imarina-katki-saglayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Sudan Sanayi ve Ticaret Bakanı Mahasin Ali Yakup ile görüşmesinde iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini değerlendirdi. Görüşmede enerji, ulaştırma, limanlar, havalimanları, tarım ve madencilik alanlarında ortak çalışma hedefi ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ticaret Bakanı <strong>Ömer</strong> <strong>Bolat</strong>, <strong>42. İSEDAK Bakanlar Toplantısı </strong>kapsamında Sudan Sanayi ve Ticaret Bakanı Mahasin Ali Yakup ile bir araya geldi. sosyal medya hesabından görüşmeye ilişkin paylaşım yapan Bolat, Sudan'daki son gelişmelerin ele alındığı toplantının verimli geçtiğini bildirdi.</p>

<p>Görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve Sudan'ın yeniden imar sürecinde Türk şirketlerinin üstlenebileceği roller değerlendirildi.</p>

<h2><strong>Türk müteahhitlik sektörü Sudan'ın yeniden imarında yer alacak</strong></h2>

<p>Bolat, Sudan'ın istikrar ve barış sürecinde yeniden imarı ile ekonomik toparlanmasına Türk müteahhitlik sektörünün önemli katkı sunabileceği konusunda karşılıklı görüş birliğine varıldığını belirtti.</p>

<p>Bu kapsamda enerji, ulaştırma, limanlar, havalimanları ve diğer altyapı alanlarında işbirliğinin geliştirilmesinin hedeflendiğini aktaran Bolat, iki ülkenin bu sektörlerde ortak çalışmalar yürütmeyi planladığını ifade etti.</p>

<h3><strong>Tarım ve madencilik alanları da gündemde</strong></h3>

<p>Görüşmede Sudan'ın tarım ve madencilik alanlarındaki potansiyeli de ele alındı. Bolat, bu sektörlerde kalkınma ve refahı destekleyecek karşılıklı fayda temelinde<strong> Türk firmaları</strong>nın Sudan'a yönlendirilmesi için birlikte çalışacaklarını kaydetti.</p>

<p>Ticaret Bakanı Bolat, görüşmeye ilişkin paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"İstikrar ve barış sürecinde Sudan'ın yeniden imarı ve ekonomik toparlanmasına müteahhitlik sektörümüzün önemli bir katkı sağlayabileceği konusunda mutabık kaldık. Bu bağlamda, enerji, ulaştırma, limanlar, havalimanları ve diğer altyapı alanları başta olmak üzere işbirliğimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, Sudan'ın tarım ve madencilik sektörlerindeki potansiyelini de dikkate alarak kalkınma ve refah için karşılıklı fayda temelinde firmalarımızın Sudan'a yönlendirilmesi için birlikte çalışacağız."</i></p>

<h3><strong>Ticaret ve yatırımlar için somut adımlar planlanıyor</strong></h3>

<p>Bolat, <strong>Türkiye</strong> ile <strong>Sudan</strong> arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin desteklenmesi amacıyla çalışmaların süreceğini bildirdi.</p>

<p>Bu çerçevede iki ülkenin iş çevrelerini bir araya getirecek etkinliklerin düzenlenmesi de gündemde yer aldı. Bakan Bolat, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik somut adımlar atmaya devam edeceklerini belirtti.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">42. İSEDAK Toplantısı vesilesi ile ülkemizde bulunan dost ve kardeş Sudan’ın Sanayi ve Ticaret Bakanı Mahasen Ali Yaqoub ile bugün verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Sudan’daki son gelişmeleri istişare ettik. İstikrar ve barış sürecinde Sudan’ın yeniden imar ve ekonomik toparlanmasına müteahhitlik sektörümüzün önemli bir katkı sağlayabileceği konusunda mutabık kaldık. Bu bağlamda, enerji, ulaştırma, limanlar, havalimanları ve diğer altyapı alanları başta olmak üzere işbirliğimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, Sudan’ın tarım ve madencilik sektörlerindeki potansiyelini de dikkate alarak kalkınma ve refah için karşılıklı fayda temelinde firmalarımızın Sudan’a yönlendirilmesi için birlikte çalışacağız. Sudan ile iş çevrelerini bir araya getirecek etkinlikler de dahil olmak üzere ticaret ve yatırım ilişkilerimiz destekleyecek somut adımlar atmaya devam edeceğiz.</p>
— Prof. Dr. Ömer Bolat (@omerbolatTR) <a href="https://x.com/omerbolatTR/status/2117144151414190365?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">November 2, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/bakan-bolat-turk-firmalari-sudanin-yeniden-imarina-katki-saglayacak</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/bakan-bolat-sudan-sanayi-ve-ticaret-bakani-yakup-ile-gorustu.png" type="image/jpeg" length="64376"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Borsa İstanbul'da gözler yeni haftada: BIST 100 endeksi güne artıda başladı - 2 KASIM 2026]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/borsa-istanbulda-gozler-yeni-haftada-bist-100-endeksi-gune-artida-basladi-2-kasim-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/borsa-istanbulda-gozler-yeni-haftada-bist-100-endeksi-gune-artida-basladi-2-kasim-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, cuma günü yaşanan yüzde 3,64'lük düşüşün ardından 2 Kasım Pazartesi gününe sınırlı yükselişle başladı. Endeks açılışta 10.765,09 puana ulaşırken bankacılık endeksi değer kazandı, holding endeksi geriledi. Piyasalarda ABD'deki ara seçimler ve küresel gelişmeler takip ediliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Borsa İstanbul</strong>'da haftanın ilk işlem gününde <strong>BIST 100 endeksi</strong> pozitif bir açılış gerçekleştirdi. Cuma gününü 10.759,56 puandan tamamlayan endeks, yeni haftanın açılışında önceki kapanış seviyesinin üzerine çıktı. Açılış verilerine göre BIST 100 endeksi 5,52 puanlık artışla 10.765,09 puana yükseldi.</p>

<p>Haftanın ilk işlem gününde sektör endekslerinde farklı yönlerde hareketler görüldü. Bankacılık endeksi yükselirken holding endeksinde düşüş kaydedildi.</p>

<h2><strong>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi güne yükselişle başladı</strong></h2>

<p>Cuma günü satışların etkili olduğu Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 3,64 değer kaybıyla 10.759,56 puandan kapattı. Yeni haftanın ilk işlem gününde ise endeks, önceki kapanışına kıyasla yüzde 0,05 yükselişle 10.765,09 puandan açıldı.</p>

<p>Açılışta bankacılık endeksi yüzde 0,51 değer kazanırken holding endeksi yüzde 0,17 geriledi. Böylece haftanın ilk işlem gününde bankacılık ve holding endeksleri farklı bir seyir izledi.</p>

<h3><strong>En çok yükselen ve düşen sektörler belli oldu</strong></h3>

<p>Borsa İstanbul'da işlem gören sektör endeksleri arasında günün açılışında en fazla yükseliş turizm sektöründe gerçekleşti. Turizm endeksi yüzde 0,73 artışla sektörler arasında ilk sırada yer aldı.</p>

<p>Finansal kiralama faktoring endeksi ise yüzde 4,38 düşüşle en fazla değer kaybeden sektör oldu. Sektör endekslerindeki bu hareketlilik, haftanın ilk işlem gününde piyasalarda farklı yönlü fiyatlamaların yaşandığını gösterdi.</p>

<h3><strong>Küresel piyasalar abd ara seçimlerine odaklandı</strong></h3>

<p>Uluslararası piyasalarda yeni hafta, siyasi, jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin yoğunlaşacağı bir dönemde başladı. ABD'de devam eden Kongre ara seçimleri, küresel piyasalardaki fiyatlamaların takip ettiği başlıca gelişmeler arasında bulunuyor.</p>

<p>Seçim sürecinde Başkan Donald Trump yönetiminin Kongre'deki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağı yakından izleniyor. ABD'deki siyasi gelişmelerin yanı sıra jeopolitik gündem ve ekonomik veriler de küresel piyasalardaki yön arayışında etkili oluyor.</p>

<h3><strong>SPK Başkanlığına Muhsin Atcı atandı</strong></h3>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yönetiminde yeni atamalar gerçekleştirildi. Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, SPK Başkanlığı görevine getirildi.</p>

<p>Ersin Başar Ekmekci, SPK Başkan Vekilliğine atanırken Yasemin Girici ise kurul üyeliğine getirildi.</p>

<h3><strong>BIST 100 endeksinde hangi seviyeler takip edilecek?</strong></h3>

<p>Piyasa analistleri, haftanın ilk işlem gününde açıklanacak yurt içi ve yurt dışı ekonomik göstergelerin takip edileceğini belirtti.</p>

<p>Yurt içinde imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ile haftalık para ve banka istatistikleri izlenecek. Uluslararası piyasalarda ise dünya genelinde açıklanacak imalat sanayi PMI verileri yatırımcıların gündeminde olacak.</p>

<p>Teknik seviyelere ilişkin değerlendirmelerde BIST 100 endeksinde 10.900 ve 11.000 puan direnç noktaları olarak öne çıkıyor. Endekste aşağı yönlü hareketlerde ise 10.600 ve 10.500 puan seviyeleri destek konumunda bulunuyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/borsa-istanbulda-gozler-yeni-haftada-bist-100-endeksi-gune-artida-basladi-2-kasim-2026</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/ekran-resmi-2026-10-25-123508.png" type="image/jpeg" length="12758"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti'den 'kent uzlaşısı' kararı: Meclis üyeleri partiye geçiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/dem-partiden-kent-uzlasisi-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/dem-partiden-kent-uzlasisi-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, 2024 yerel seçimlerinde "Kent Uzlaşısı" kapsamında seçilen belediye meclis üyelerine ilişkin kararını duyurdu. Açıklamada, söz konusu meclis üyelerinin DEM Parti'ye geçeceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Kent Uzlaşısı kapsamında seçilen belediye meclis üyelerinin görevlerini DEM Parti çatısı altında sürdüreceğini açıkladı. 2 Kasım 2026 tarihli açıklamada, meclis üyelerinin partiye katılma talebinin Merkez Yürütme Kurulu tarafından uygun bulunduğu bildirildi.</p>

<h2><strong>DEM Parti'den kent uzlaşısı açıklaması</strong></h2>

<p>DEM Parti, 2024 yerel seçimlerinde Kent Uzlaşısı kapsamında seçilen belediye meclis üyelerinin siyasi konumuna ilişkin kararını duyurdu.</p>

<p>DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu tarafından 2 Kasım 2026 tarihinde yapılan açıklamada, Kent Uzlaşısı ile seçilen belediye meclis üyelerinin görevlerini DEM Parti çatısı altında sürdüreceği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, meclis üyelerinin partiye katılma yönündeki iradelerini ortaya koyduğu, bu talebin Merkez Yürütme Kurulu tarafından değerlendirilerek uygun bulunduğu ifade edildi.</p>

<h3><strong>Kent Uzlaşısı ile seçilen meclis üyeleri DEM Parti'ye katılıyor</strong></h3>

<p>DEM Parti'nin açıklamasında, 31 Mart 2024 yerel seçimlerine metropollerde yaşayan halkların, kent bileşenlerinin ve demokrasi güçlerinin ortak iradesi doğrultusunda Kent Uzlaşısı stratejisiyle katıldığı hatırlatıldı.</p>

<p>Aradan geçen yaklaşık iki buçuk yıllık süreçte yerel yönetimlere yönelik operasyonlar gerçekleştirildiği, çok sayıda belediyeye kayyım atandığı, belediye başkanlarının gözaltına alındığı ve tutuklandığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada ayrıca partiler arası geçişler ve istifalarla birlikte yerel yönetimlerde çeşitli değişiklikler yaşandığına dikkat çekildi.</p>

<h3><strong>Meclis üyelerinin katılım talebi MYK'da kabul edildi</strong></h3>

<p>DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, yaşanan gelişmeleri Kent Uzlaşısı kapsamında seçilen belediye meclis üyeleriyle birlikte değerlendirdiklerini bildirdi.</p>

<p>Gerçekleştirilen toplantıda meclis üyelerinin DEM Parti'ye katılma yönündeki taleplerini ilettiği, bu talebin Merkez Yürütme Kurulu tarafından uygun bulunduğu kaydedildi.</p>

<p>Partinin açıklamasında, Kent Uzlaşısı'nın farklı toplumsal ve siyasi kesimleri yerel demokrasi, katılımcılık ve ortak kent yönetimi hedefleri etrafında buluşturan bir deneyim olduğu vurgulandı.</p>

<h3><strong>DEM Parti'den İstanbul ve Mersin mesajı</strong></h3>

<p>Açıklamada, Kent Uzlaşısı kapsamında oluşturulan ortak ilişkilerin ve karşılıklı sorumlulukların korunacağı ifade edildi.</p>

<p>DEM Parti, belediye meclislerindeki çalışmaların kentlerin ihtiyaçları, yerel demokrasi ve şeffaf yönetim anlayışı doğrultusunda sürdürüleceğini belirtti.</p>

<p>Açıklamanın devamında İstanbul ve Mersin halklarına karşı sorumlulukların yerine getirilmeye devam edileceği vurgulanarak "Meclis üyelerimiz, seçildikleri günden bu yana olduğu gibi bundan sonra da kentlerin ortak sorunlarına çözüm üreten bir anlayışla görevlerini partimizin çatısı altında yerine getirecektir" ifadeleri kullanıldı.</p>

<h3><strong>DEM Parti: Kent Uzlaşısı'nın ortak iradesi korunacak</strong></h3>

<p>DEM Parti, açıklamasında Kent Uzlaşısı kapsamında ortaya çıkan ortak siyasi ve toplumsal iradenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Parti, sandıkta ortaya konulan kentlerin birlikte, demokratik ve katılımcı bir anlayışla yönetilmesi yönündeki iradenin korunacağını bildirdi. Açıklamada, Kent Uzlaşısı temelinde kurulan ilişkilerin ve karşılıklı sorumlulukların gözetilerek belediye meclislerindeki çalışmaların sürdürüleceği ifade edildi.</p>

<p>DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu tarafından bugün yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:</p>

<blockquote>
<p><i>''31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen ve muhalefet partilerinin tarihi bir başarı elde ettiği yerel seçimlere, metropollerde yaşayan halklarımızın, kent bileşenlerinin ve demokrasi güçlerinin ortak iradesi doğrultusunda Kent Uzlaşısı stratejisiyle katılmıştık. Aradan geçen iki buçuk yıllık süreçte yerel yönetimlere yönelik kapsamlı operasyonlar gerçekleştirildi. Çok sayıda belediyeye kayyım atandı, belediye başkanları gözaltına alındı, tutuklandı ve belediyeler bu müdahaleler sonucunda el değiştirdi. Bunun yanı sıra partiler arası geçişler ve istifalar yaşandı.</i></p>

<p><i>Yaşanan tüm bu gelişmeleri, Kent Uzlaşısı kapsamında seçilen belediye meclis üyelerimizle birlikte değerlendirdik. Gerçekleştirdiğimiz toplantıda; meclis üyelerimiz, partimize katılma yönündeki iradelerini ortaya koymuştur. Bu talep, Merkez Yürütme Kurulumuz tarafından değerlendirilmiş ve uygun görülmüştür. Kent Uzlaşısı, farklı toplumsal ve siyasal kesimlerin yerel demokrasi, katılımcılık ve ortak kent yönetimi hedefleri etrafında buluştuğu değerli bir deneyimdir. Halkımız, sandıkta kentlerin birlikte, demokratik ve katılımcı bir anlayışla yönetilmesinden yana açık bir irade ortaya koymuştur. Bu iradeye duyduğumuz saygı, bugün attığımız adımda da korunacaktır. Kent Uzlaşısı çerçevesinde oluşturduğumuz ortak hukuk ve halkımızın sandıkta somutlaşan iradesi bizim için bağlayıcı olmaya devam edecektir.</i></p>

<p><i>Belediye meclislerindeki çalışmalarımızı, kentlerin ihtiyaçlarını, yerel demokrasiyi ve şeffaf yönetim anlayışını esas alarak sürdüreceğiz. Meclis üyelerimiz, seçildikleri günden bu yana olduğu gibi bundan sonra da kentlerin ortak sorunlarına çözüm üreten bir anlayışla görevlerini partimizin çatısı altında yerine getirecektir. Kent Uzlaşısı temelinde kurulan ilişkileri ve karşılıklı sorumlulukları gözeterek, İstanbul ve Mersin halklarına karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz.''</i></p>
</blockquote><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/dem-partiden-kent-uzlasisi-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/11/299461jpg.webp" type="image/jpeg" length="93703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİM NE KADAR MAAŞ ALIYOR? 2026 sonbaharında memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları: 33 meslek için maaş tablosu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-aliyor-2026-sonbaharinda-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-aliyor-2026-sonbaharinda-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memur, emekli ve kamu çalışanı maaşları için yeni hesaplama yapıldı. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, mübaşir, vaiz, mühendis, kamu işçisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi maaşlarında güncel tablo ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026'nın son aylarına girerken zam için milyonlarca memur, emekli ve kamu çalışanının beklediği maaş hesabı yeniden güncellendi. Hakim, savcı, polis, öğretmen, hemşire, zabıta, itfaiyeci, infaz koruma memuru, vaiz, mühendis ve kamu işçisi gibi birçok meslek grubunda yıl sonu maaşları tek tek hesaplandı. İşte en güncel zam tablosu ve meslek meslek maaş durumu...</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/kim-ne-kadar-maas-aliyor-2026-sonbaharinda-memur-emekli-ve-kamu-calisani-maaslari-33-meslek-icin-maas-tablosu</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/kim-ne-kadar-maas-alacak.webp" type="image/jpeg" length="38182"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençlerde gececilik ve ertelemecilik giderek artıyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan, gençlerde gececilik ve erteleme davranışlarının giderek yaygınlaştığına dikkat çekerek internet kullanımı, uyku yoksunluğu ve sosyal izolasyonun ruhsal ve fiziksel sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Aslan, gençlerde motivasyon kaybı ve ertelemenin nedenlerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Aslan</strong> oldu. Gençlerde giderek yaygınlaşan gece uyanık kalma ve erteleme davranışlarının ele alındığı programda Aslan, internet kullanımından uyku yoksunluğuna, obeziteden dikkat eksikliğine, sosyal izolasyondan depresyon riskine kadar önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>Gençlerin yaklaşık yüzde 20’si geceleri uyanık kalıyor</strong></h2>

<p>Son yıllarda gençler arasında <strong>“gececiliğin”</strong> giderek yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Aslan, bunda internet ve teknoloji kullanımının önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Kişinin gece boyunca uyanık kalması ve ertesi gün kalkarak günlük yaşamına uyum sağlamakta zorlanmasının <strong>“gecikmiş uyku fazı sendromu”</strong> olarak tanımlandığını belirten Aslan, geçmişte yüzde 1-2 düzeylerinde görülen bu durumun günümüzde yüzde 10’lara kadar çıktığını ifade etti.</p>

<p>Hastalık boyutunda olmasa bile gençlerin yaklaşık yüzde 20’sinin geceleri uyanık kaldığını belirten Aslan, bu sürenin büyük ölçüde evde, internet başında ve sanal etkileşimlerle geçirildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gececilik davranışının yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını vurgulayan Aslan, dünyanın birçok ülkesinde benzer bir değişim yaşandığını söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.37" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171637.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Büyük kentler uyku yoksunu toplumlara dönüşüyor</strong></h2>

<p>Çalışma ve yaşam koşullarındaki değişimin de uyku düzenini etkilediğini belirten Prof. Dr. Aslan, özellikle büyük kentlerde insanların giderek “uyku yoksunu” hale geldiğine dikkat çekti.</p>

<p>Gece geç saatlerde yatıp sabah günlük yaşamın zorunlulukları nedeniyle erken kalkmak durumunda kalan çok sayıda kişinin 5-6 saatlik uykuyla yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Aslan, yetişkinler için 6-9 saat arasındaki uykunun normal kabul edildiğini, sürekli 6 saatin altında uyuyan kişilerde ise uyku yoksunluğundan söz edilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Daha düzenli bir uyku ritmi için sabah saat 07.00-08.00 civarında uyanmanın yararlı olabileceğini belirten Aslan, düzenli uyku alışkanlığının hem bedensel hem de ruhsal sağlık açısından önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2><strong>Gece uyanık kalmak obezite riskini artırabiliyor</strong></h2>

<p>Gece uyanık kalmanın yalnızca uyku düzenini değil, beslenme alışkanlıklarını ve fiziksel aktiviteyi de etkilediğini anlatan Prof. Dr. Aslan, özellikle gençlerin gece boyunca daha fazla yemek yeme eğiliminde olduğunu ve bunun obeziteye zemin hazırlayabildiğini söyledi.</p>

<p>Uzun süre evden çıkmadan, gün ışığı görmeden, ihtiyaçlarını bulunduğu yere getirterek yaşayan, hareketsiz ve düzensiz beslenen bir yaşam biçiminin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Aslan, toplumun bir bölümünün zamanının büyük kısmını evde geçirdiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Sadece sanal dünyada var olmak insanı doyuma ulaştırmıyor”</strong></h2>

<p>İnsanın ruhsal sağlığı açısından gerçek sosyal ilişkilerin önemini vurgulayan Prof. Dr. Aslan, yalnızca sanal dünyadaki etkileşimlerle sürdürülen bir hayatın kişiyi yeterince mutlu eden ve doyuma ulaştıran bir yaşam biçimi olmadığını söyledi.</p>

<p>İnsanların kendilerini iyi hissedebilmek için gerçek iletişime, gerçek insanlara ve yüz yüze ilişkilere ihtiyaç duyduğunu belirten Aslan, sosyal ilişkilerden uzaklaşıp sanal ortamlarda çok fazla zaman geçiren bireylerde bir süre sonra boşluk hissi, yaşamı sorgulama ve anlam arayışının ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu sürecin motivasyon kaybı ve erteleme davranışlarıyla devam edebildiğini belirten Aslan, bazı kişilerde depresif belirtilerin de tabloya eklenebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“Sosyal beyin”</strong> kavramına dikkat çeken Aslan, insanı harekete geçiren ve motive eden önemli unsurlardan birinin toplum içinde diğer insanlarla kurduğu etkileşim olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Dikkat eksikliği olanlarda erteleme davranışı daha sık görülebiliyor</strong></h2>

<p>Erteleme davranışının nedenlerinin her bireyde ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aslan, dikkat eksikliği bulunan bireylerde motivasyon kaybı ve erteleme eğiliminin daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Araştırmaların dikkat eksikliği bulunan bireylerin gece uyanık kalmaya ve ertesi gün yapılması gereken işleri ertelemeye daha yatkın olabildiğini gösterdiğini ifade eden Aslan, bu nedenle sorunun yalnızca “isteksizlik” veya “tembellik” olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>“Ertelemek insanın doğal bir eğilimi”</strong></h2>

<p>Ertelemenin belirli ölçülerde insanın doğal eğilimlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kişinin konfor alanında kaldığı ve harekete geçmesini gerektiren koşulların azaldığı durumlarda erteleme davranışının daha kolay ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Ancak ertelemenin alışkanlık haline gelmesinin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Aslan, aşırı boş zaman ve sürekli düşünmenin olumsuz değerlendirmeleri artırarak kişiyi depresif bir duygu durumuna sürükleyebileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 09 11 At 17.16.38" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme”</strong></h2>

<p>Sosyal yaşamdan uzaklaşan ve hareketsizleşen bireylerin öncelikle fiziksel aktiviteye yönlendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, motivasyonun her zaman eylemden önce gelmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Fiziksel aktivite için bu isteğin gelmesini beklemek yerine aktif olduğumuzda zaten kendimizi daha iyi hissediyoruz. Bilişsel davranışçı terapide söylediğimiz temel bir şey var; önce eyleme geç, istek gelmesini bekleme. Eyleme geçtikten sonra bir sonraki eylem için isteğin ortaya çıkması çok daha kolay olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Aslan, gececilik, sosyal içe kapanma ve erteleme davranışlarının günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi durumunda deneyimli bir uzmandan destek alınmasının kişinin normal yaşamına uyumunu kolaylaştırabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Aileler gençlerle değerleri üzerinden iletişim kurabilir</strong></h2>

<p>İçe kapanan, sosyal yaşamdan uzaklaşan ve erteleme davranışı gösteren gençlere yaklaşımda ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, öncelikle gencin önem verdiği değerlerin anlaşılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Güven, samimiyet, dürüstlük ve sahicilik gibi kavramların gençler açısından çok önemli olabildiğini belirten Aslan, gençlerin bu değerleri göremedikleri ve art arda hayal kırıklıkları yaşadıkları durumlarda vazgeçme ve geri çekilme davranışı gösterebildiklerini ifade etti.</p>

<p>Gençlik döneminin çevreden ve yaşanan deneyimlerden en fazla etkilenilen dönemlerden biri olduğunu vurgulayan Aslan, gençleri dijital ve kapalı ortamlardan çıkararak sosyal hayatın içine katacak kursların, programların ve etkinliklerin artırılmasının önemli olduğunu söyledi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/genclerde-gececilik-ve-ertelemecilik-giderek-artiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-11-at-171638-1.jpeg" type="image/jpeg" length="17444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 12 Eylül’ün perde arkasını anlattı: "Kanlı terör neden bir anda kesildi, açıklayamadılar"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Darbe öncesinde yaşanan siyasi ve toplumsal atmosferi anlatan Akkoç, darbenin ardından değişen siyasi dengelere, Turgut Özal’ın yükselişine ve 1983 seçimlerine uzanan sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akkoç, darbe gerekçesi gösterilen şiddetin bir gün içinde sona ermesine dikkat çekerek “Kanlı terör neden bir anda kesildiğini açıklayamadılar” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında, dönemin tanıklarından gazeteci <strong>Fethi Akkoç</strong>, 24 Saat Kayıt’a konuştu. Akkoç, darbe öncesindeki siyasi atmosferden Kenan Evren liderliğindeki askeri yönetimin uygulamalarına, Turgut Özal’ın siyasi geleceğinden 1983 seçimlerine uzanan süreçte yaşananları anlattı.</p>

<p>Akkoç, 12 Eylül öncesinde sağ ve sol görüşlü gençlerin sokaklara döküldüğünü, toplumun yaşanan şiddet olaylarından ciddi biçimde rahatsız olduğunu belirterek, darbenin ardından yaşananlara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>“Kanlı terör neden bir anda kesildiğini bir türlü açıklayamadılar”</strong></h2>

<p>12 Eylül öncesindeki atmosferi anlatan Akkoç, sağ ve sol görüşlü gençler arasındaki çatışmaların toplumu yorduğunu söyledi. Akkoç, darbenin gerekçesi olarak gösterilen olayların darbenin hemen ardından sona ermesine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül 1980 darbesi sırasında, 12 Mart öncesinde olduğu gibi sağcı ve solcu gençler sokağa dökülmüş, anarşi hortlamıştı. Vatandaş anarşiden, günlük olaylardan ve gençlerin birbirini öldürmesinden bıkmış, ciddi şekilde rahatsız hale gelmişti.</p>

<p>Ancak 12 Eylül darbesini yapanlar, darbeden bir gün sonra, darbe için gerekçe olarak gösterilen olayların ve kanlı terörün neden bir anda, bir gün içinde kesildiğini bir türlü açıklayamadılar.</p>

<p><i>Askeri müdahaleye uygun şartların oluşması için solcu ve sağcı gençleri sokaklara döküp kan akıtanlar, istediklerini maalesef yine elde etmişlerdi.</i>”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’nin dış politikasında ve ekonomik yapısında önemli değişiklikler yaşandığını savundu. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü de bu sürecin önemli başlıklarından biri olarak değerlendiren Akkoç, şöyle konuştu:</p>

<blockquote>
<p>“Askeri yönetimleri ve parlamento dışı hükümetleri, kendi istediklerini kabul ettirebilmek için uygun gören Amerikalılar, 12 Eylül darbesinden sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesini sağladılar.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, dönemin ekonomik gelişmelerine ilişkin ise tütün tekeli kanununun kaldırılmasını örnek gösterdi:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından tütün tekeli kanunu kaldırılarak Türk tütünü yerine ithal Virginia tütünü getirildi ve Türk sigarası yerine Amerikan sigarası piyasaya girdi. Tütün tekeli kanununun kaldırılmasıyla da tütün satan bir ülke olan Türkiye, tütün ithal eder hale getirildi”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmesinin yolu açıldı”</strong></h3>

<p>12 Eylül darbesinin siyasi sonuçlarına da değinen Akkoç, başta Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel olmak üzere siyasi parti liderlerine getirilen yasakların yeni bir siyasi yapılanmanın önünü açtığını söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesiyle başta Ecevit ve Demirel olmak üzere bütün siyasi partilerin yöneticilerine siyaset yasağı getirildi. Böylece Türkiye’de siyasetin yeni partiler ve yeni yüzlerle yeniden dizayn edilmesinin yolu açılmış oldu.”</p>
</blockquote>

<p>Akkoç, bu sürecin yalnızca Türkiye içindeki siyasi dengelerle açıklanamayacağını savunarak, dönemin MİT Ekonomik İşler Dairesi Başkanı Mahir Kaynak’ın açıklamalarına da dikkat çekti.</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Ekonomik İşler Dairesi Başkanı olarak görev yapan Profesör Mahir Kaynak, Cumhuriyet gazetesinde Yüneyt Arcayürek’le yaptığı bir söyleşide, Demirel hükümetinin uyguladığı bağımsız ekonomik politika nedeniyle Amerikalılar tarafından devrileceğini bir ay önceden yönetime rapor olarak bildirdiğini açıklamıştı.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Kenan Evren’in açıklaması: “Her türlü gayret gösterilecek”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül lideri Orgeneral Kenan Evren’in darbeden kısa süre sonra Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşü konusunda yaptığı açıklamayı da hatırlattı:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül’ün lideri Orgeneral Kenan Evren, 15 Eylül tarihinde düzenlediği basın toplantısında Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönebilmesi için gerekli her türlü gayretin gösterileceğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye’nin Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü alelacele veto etmeden kabul etmesiyle Türkiye, Yunanistan’la arasındaki Kıbrıs, 12 Adalar, kıta sahanlığı, Ege Denizi ve Fırat hattı problemlerinin çözümünde ve ayrıca Avrupa Birliği ile ilişkilerinde kullanabileceği çok önemli bir siyasi kozu kaybetmiş oldu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Darbeciler siyasetçiden çok siyasetçi gibi davrandı”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül’ün dikkat çeken yönlerinden birinin de askeri yönetimin siyasi yapılanma konusunda izlediği yöntem olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“12 Eylül darbesinin bir başka önemli tarafı da darbeyi yapanların siyasetçiden çok siyasetçi, politikacıdan çok politikacı gibi davranmış olmasıydı.”</p>

<p>12 Eylül’den hemen sonra, 14-15 Eylül günlerinde Ankara kulislerinde Güven Partisi Genel Başkanı Profesör Turan Feyzioğlu’nun başbakan, Zeyyat Baykara’nın ise başbakan yardımcısı olacağı konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştı.”</p>
</blockquote>

<p>O dönemde Tercüman gazetesinde çalıştığını belirten Akkoç, yaşananları şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Hiç unutmam, o dönemde çalıştığım Tercüman gazetesinde Avrupa baskılarına bakıyordum. Bu siyasi gelişmeler ve Feyzioğlu’nun başbakanlığı konusu tartışılırken köşe yazarı Kurtul Altuğ, Feyzioğlu’nun başbakan olacağını söylemişti. Ben de, ‘Askerler diğer darbelerden farklı olarak kamuoyuna, halka ve belli görevlerde bulunanlara karşı çok dikkatli davranıyorlar. Politikacıdan fazla politikacı gibi davranıyorlar’ dedim.</p>

<p>Üç milletvekili olan Güven Partisi’nin genel başkanını büyük tepki alacağı düşüncesiyle başbakan yapmadılar.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı"</strong></h3>

<p>Akkoç, 20 Eylül’de Bülent Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla daha önceki siyasi senaryonun değiştiğini belirtti.</p>

<blockquote>
<p>“Feyzioğlu’nun başbakan olması mümkün değildi, yapmazlardı. Çünkü bu arada Ferit Melen hükümetinin senaryosunu uyguluyorlardı.</p>

<p>Ulusu’nun başbakanlığının açıklanmasıyla taşlar yerine oturmaya başladı. Demirel hükümetinin bakanlar üstü bürokratı Turgut Özal, darbecilerin kurduğu hükümette ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. Yani adeta fiili başbakan durumuna geldi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti”</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında Türkiye’de yeni siyasi partilerin kurulacağına ilişkin kulislerin hızlandığını, bu süreçte Turgut Özal’ın da parti kuracağının konuşulduğunu söyledi.</p>

<p>1982 yılının Şubat ayında Almanya’da olduğunu belirten Akkoç, Tercüman gazetesinde Yavuz Donat’ın Özal’la yaptığı görüşmenin dokuz sütun manşetten yayımlandığını anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“‘Özal'ın hiç kimse gocunmasın, parti kurmayacağım’ şeklindeki sözleri şok etkisi yarattı. Bu açıklama bende de şok etkisi yarattı. Benim değerlendirmeme göre Özal mutlaka parti kuracaktı ve iktidara getirilecekti.</p>

<p>Çünkü yeniden siyasi yapılanmaya gidileceği, bütün partilere, her partiye, her adaya ve her lidere izin verilmeyeceği biliniyordu. Benim tahminime göre Özal’ın parti kuracağı kesindi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Özal bana, "Ben öyle söylemedim" dedi"</strong></h3>

<p>Ankara’ya döndükten sonra 28 Mart’ta Turgut Özal’dan randevu aldığını anlatan Akkoç, kendisine parti kurmayacağı yönündeki açıklamasını sorduğunu belirtti. Özal’ın sözlerinin yanlış değerlendirildiğini söylediğini aktaran Akkoç, görüşmeyi şöyle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Özal bana, ‘Ben öyle söylemedim. Yavuz onu yanlış değerlendirmiş. O konuşmada ben de bugün için parti kurmayı düşünmüyorum dedim’ dedi.</p>

<p>‘Hiç kimse gocunmasın’ ifadesinin doğru olduğunu, ancak ‘Bugün için parti kurmayı düşünmüyorum. Ama gelecekte şartlar ne olur, onu bilemem’ şeklinde konuştuğunu söyledi. Yavuz Donat’ın sözlerini yanlış değerlendirdiğini belirtti. Ben beklediğim cevabı almıştım”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım"</strong></h3>

<p>Akkoç, görüşmede Özal’a 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde üst düzey görevlerde bulunmasını da sorduğunu anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Ardından Özal’a, ‘Efendim, 12 Mart darbesi sırasında da Planlama Müsteşarıydınız. 12 Eylül darbesi sırasında yine Planlama Müsteşarıydınız. Burada daha yetkili şekilde, bakanlar üstü bürokrat unvanınız vardı. Bu sadece tesadüf mü?’ diye sordum. Özal bu soru karşısında şaşırdı ve “Tesadüfler var” dedi. Görüşmenin en dikkat çekici bölümü Özal’ın darbeler hakkındaki değerlendirmesiydi, bana "27 Mayıs’ da, 12 Mart da, 12 Eylül de neticeleri itibarıyla Türkiye’yi kurtarmak için yapılmıştır. 12 Eylül ise diğerlerinden daha farklıdır ve başarılıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Turgut Bey’den açık cevabı orada almıştım. Çünkü orada diğer bütün darbelere sahip çıkıyor, 12 Eylül’e ise ayrıca sahip çıkıyordu. 12 Eylül’ü diğerlerinden daha başarılı olarak değerlendiriyordu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>"Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu"</strong></h3>

<p>Akkoç, 12 Eylül sonrasında eski siyasi liderlerin yasaklı olduğu ve yeni siyasi yapılanmanın şekillendirildiği dönemi de anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Seçim ortamına girildiğinde eski liderler yasaklıydı. Bütün partilerin liderleri yasaklıydı. Eski liderlere yakınlığıyla bilinen kişiler dahi veto edildi. Partiler veto edildikçe üç partinin seçime girmesine izin verildi: Anavatan Partisi, Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Halkçı Parti.”</p>

<p>Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin başında Turgut Sunalp vardı. Askerlerin ‘abi’ dedikleri, çok sevdikleri ve ordu içerisinde çok sevilen bir liderdi Turgut Paşa.</p>

<p>Anavatan Partisi’nin başında başbakan yardımcısı vardı, yani askerlerin kurduğu hükümetin başbakan yardımcısı Turgut Özal’dı. Halkçı Parti’nin başında ise Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp vardı.</p>

<p>Yani biri askerlerin çok yakın gördüğü bir isim, biri başbakan yardımcısı, diğeri de Başbakanlık Müsteşarıydı. Partilerin bir babanın üç çocuğundan farkı yoktu.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“Özal’ın vetosu orada önlendi”</strong></h3>

<p>Akkoç, diğer siyasi aktörlerin veto edildiğini, hatta eski siyasi liderlerle yakınlığı bulunan isimlerin de seçim sürecinin dışında bırakıldığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Diğer partilerin hiçbiri seçime sokulmadı, veto edildi. Hatta eski partilerle ve eski liderlerle yakınlığı bilinen kişiler de veto edildi. İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü bile veto edildi. Konseyde görev yapan komutanlar ve generaller, Anavatan Partisi’nin ve Turgut Özal’ın veto edileceğini düşünüyorlardı. Açıkçası ‘Olmaz, getirilmez, olmaz’ diyorlardı.</p>

<p>Veto işlemleri 30 Eylül’e kadar yapıldı. 15 Eylül tarihinde Amerikalı üst düzey bir yetkili geldi ve Evren’le görüştü. Özal’ın vetosu orada önlendi.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>“MDP beklenirken Turgut Özal iktidara geldi”</strong></h3>

<p>Akkoç, 1983 seçimlerine giden süreçte askeri yönetimin beklentisinin Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin iktidara gelmesi yönünde olduğunu ancak sonuçların farklı çıktığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“MDP’nin iktidara getirileceği beklenirken Turgut Özal iktidara geldi. Yeni yapılanma böylece gerçekleşti. 12 Eylül de görevini bu şekilde yerine getirmiş oldu.”</p>
</blockquote><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/gazeteci-fethi-akkoc-12-eylulun-perde-arkasini-anlatti-partilerin-bir-babanin-uc-cocugundan-farki-yoktu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-07-155535.png" type="image/jpeg" length="20239"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katarakt ameliyatı için görmenin tamamen kaybolmasını beklemek gerekmiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu, katarakt ve tedavisindeki güncel gelişmeleri anlattı. Burcu, katarakt ameliyatı için görmenin ileri derecede azalmasının beklenmesine gerek olmadığını belirterek, ameliyat zamanının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programının konuğu <strong>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Burcu</strong> oldu. Katarakt hastalığı ve tedavisindeki son gelişmelerin ele alındığı programda Burcu, kataraktın nedenlerinden ameliyat zamanına, yeni nesil merceklerden ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenlere kadar önemli bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Katarakt yaşlanmanın belirtilerinden biri</strong></h2>

<p>Kataraktın, gözün içindeki saydam merceğin zaman içerisinde elastikiyetini ve saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Burcu, bu süreci cildin kırışması ve saçların beyazlaması gibi yaşla birlikte gelişen değişikliklere benzetti.</p>

<p>En sık görülen katarakt türünün yaşa bağlı katarakt olduğunu ifade eden Burcu, genetik yatkınlığın hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-53.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Güneş ışınları zarar veriyor!</strong></h2>

<p>Katarakt gelişiminde güneş ışınlarının önemli bir etken olduğunu belirten Burcu, beslenme ve yaşam koşullarının da hastalığın gelişim sürecini etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p>Kataraktın nadiren çocukluk çağında da görülebildiğini anlatan Burcu, annenin hamilelik sırasında geçirdiği bazı enfeksiyonlar, genetik faktörler, travmalar ve özellikle uzun süreli kortizon kullanımının katarakt gelişimine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Diyabet kataraktın daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor</strong></h2>

<p>İleri yaşlarda özellikle diyabetin kataraktın daha erken ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burcu, diyabetin ameliyat süreci ve sonrasında da dikkate alınması gereken önemli bir hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Diyabetli hastalarda göz sağlığının yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Burcu, ameliyat sonrasında da güneş ışınlarından iyi korunmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Katarakt gelişimini mümkün olduğunca geciktirmek için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulayan Burcu, karbonhidrat ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenme, yüksek ultraviyole korumasına sahip kaliteli güneş gözlüğü ve gerektiğinde şapka kullanımının göz sağlığını korumaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-13-58.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Ameliyat için kataraktın ilerlemesini beklemek gerekmiyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatının zamanlamasının hastanın görme düzeyi, günlük yaşamı ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Burcu, geçmişte olduğu gibi görmenin ileri derecede azalmasını beklemenin artık gerekli olmadığını belirtti.</p>

<p>Hastanın görmesi iyiyse, katarakt günlük yaşamını etkilemiyorsa ve gözlükle yeterli görme keskinliği sağlanabiliyorsa ameliyatın bekletilebileceğini ifade eden Burcu, buna karşılık kataraktın kişinin yaşam kalitesini ve günlük faaliyetlerini etkilemeye başlaması halinde ameliyatın planlanabileceğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatını gereğinden fazla geciktirmenin de doğru olmadığını vurgulayan Burcu, ileri derecede sertleşmiş kataraktın cerrahiyi zorlaştırabileceğini ve komplikasyon riskini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-26-11.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Yeni ameliyat yöntemleri ile hastalar daha hızlı iyileşiyor</strong></h2>

<p>Kataraktın günümüzde tek tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Burcu, cerrahi tekniklerde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.</p>

<p>Geçmişte çok daha büyük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatların artık oldukça küçük kesilerden yapılabildiğini anlatan Burcu, bu gelişmenin hem cerrahi süreci kolaylaştırdığını hem de hastaların ameliyat sonrasında günlük ve sosyal yaşamlarına daha hızlı dönmelerine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>Katarakt ameliyatında göz içine yerleştirilen merceklerin biyolojik uyumluluğu yüksek materyallerden üretildiğini belirten Burcu, bu merceklerin kullanım ömrünün yaklaşık 100 yıl olduğunu ve normal koşullarda hastanın ilerleyen yıllarda merceğinin değiştirilmesinin gerekmediğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Akıllı mercek” seçiminde hastanın ihtiyacı belirleyici</strong></h2>

<p>Halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen yeni nesil göz içi merceklere de değinen Prof. Dr. Burcu, bu merceklerin yakın, orta ve uzak mesafelerde dengeli görme sağlamayı hedeflediğini söyledi.</p>

<p>Katarakt ameliyatında tek odaklı veya çok odaklı merceklerin tercih edilebildiğini belirten Burcu, mercek seçiminde hastanın günlük yaşamının, mesleğinin ve görme beklentisinin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Uzak, orta ve yakın mesafeyi mümkün olduğunca gözlüksüz görmek isteyen hastalarda üç odaklı merceklerin tercih edilebildiğini, uzak görüşün öncelikli olduğu hastalarda ise tek odaklı merceklerin daha uygun olabileceğini anlatan Burcu, bu durumda yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrasında bebeklik dönemindeki gibi kusursuz bir görüş beklentisinin gerçekçi olmayacağını belirten Burcu, en doğru yaklaşımın hastanın beklentisini iyi anlamak ve ihtiyacına uygun merceği seçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="figen balcı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-14-44.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Her katarakt ameliyatı sadece damla anesteziyle yapılmıyor</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatlarında hastanın durumuna göre farklı anestezi yöntemlerinin uygulanabildiğini anlatan Prof. Dr. Burcu, ameliyata uyum sağlayabilecek hastalarda damla anestezisinin yeterli olabildiğini söyledi.</p>

<p>Yoğun kaygısı bulunan, işitme sorunu veya ameliyat sırasında iletişimi güçleştirecek özel bir durumu olan hastalarda sedasyon ya da farklı anestezi yöntemlerinin tercih edilebildiğini belirten Burcu, çocuk hastaların ise genel anestezi altında ameliyat edildiğini ifade etti.</p>

<p>Yeni cerrahi tekniklerle çok küçük kesilerden ameliyat yapılabildiği için geçmişte olduğu gibi gözün uzun süre kapatılmasının her hastada gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Burcu, bazı hekimlerin gözü hiç kapatmayabildiğini, bazılarının ise bir veya iki gün süreyle koruma önerebildiğini söyledi.</p>

<p>Ameliyat sonrası hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Burcu, özellikle ilk 48 saatin dikkat gerektirdiğini, yaklaşık 10 gün boyunca ameliyat edilen göz ve çevresinin doğrudan suyla temasından kaçınılması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“İki gözü aynı anda ameliyat etmeyi tercih etmiyoruz”</strong></h2>

<p>Her iki göze aynı anda katarakt ameliyatı yapmayı rutin olarak tercih etmediklerini belirten Prof. Dr. Burcu, bir gözün ameliyatından en az üç gün sonra, genellikle de yaklaşık bir hafta içerisinde diğer gözün ameliyat edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Genel anestezi alması gereken ve ikinci kez anestezi uygulanmasının sağlık açısından risk oluşturduğu çok özel hastalarda iki gözün aynı seansta ameliyat edilebildiğini belirten Burcu, bu durumda ikinci göze geçilirken tamamen yeni bir ameliyat yapılıyormuş gibi cerrahi hazırlığın ve kullanılan malzemelerin yenilendiğini anlattı.</p>

<p><img alt="figen balcı" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-29-56.jpg" width="1920" /></p>

<h2><strong>Katarakt tekrarlamaz</strong></h2>

<p>Katarakt ameliyatından sonra hastalığın yeniden oluşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Burcu, bazı hastalarda iyileşme sürecinde göz içindeki arka kapsülde opaklaşma gelişebildiğini söyledi.</p>

<p>Halk arasında zaman zaman “katarakt yeniden oluştu” veya “gözde kireçlenme oldu” şeklinde ifade edilen bu durumun kataraktın tekrarlaması anlamına gelmediğini belirten Burcu, arka kapsül opasitesi olarak adlandırılan tablonun basit bir lazer işlemiyle giderilebildiğini ifade etti.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/katarakt-ameliyati-icin-gormenin-tamamen-kaybolmasini-beklemek-gerekmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/vmix-capture-28-temmuz-2026-11-35-52.jpg" type="image/jpeg" length="13227"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİ PROMOSYONLARI 2026 EYLÜL GÜNCEL LİSTE: En yüksek ödemeyi hangi banka yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bankaların 2026 yılı emekli promosyon kampanyaları yeniden gündemde. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında aylık alan vatandaşlar, maaşlarını hangi bankaya taşımalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül ayının son günlerinde bankaların emekli müşterilere yönelik promosyon kampanyaları yakından takip ediliyor. ING, Akbank, İş Bankası, QNB, Vakıf Katılım, Garanti BBVA ve kamu bankalarının açıkladığı fırsatlarda maaş miktarına göre farklı ödeme seçenekleri bulunuyor. Bazı kampanyalarda doğrudan nakit promosyonun yanı sıra kart harcaması, otomatik ödeme talimatı ve çeşitli bankacılık ürünlerinin kullanılması karşılığında ek avantajlar da sunuluyor. İşte Eylül 2026 itibarıyla bankaların açıkladığı emekli promosyonları...</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekli-promosyonlari-2026-eylul-guncel-liste-en-yuksek-odemeyi-hangi-banka-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/eylul-ayi-emekli-maas-promosyonu.webp" type="image/jpeg" length="24768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı ve uzun bir ömür için genç yaşlardan itibaren damar sağlığına yatırım yapmak gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayhan Tekiner, beyin anevrizmaları ve inmede erken tanının önemine dikkat çekti. Tekiner, sağlıklı ve uzun bir yaşam için damar sağlığının genç yaşlardan itibaren korunması, sigaradan uzak durulması, düzenli hareket edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “<strong>Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi</strong>” programının konuğu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu <strong>Prof. Dr. Ayhan Tekiner</strong> oldu. Programda beyin anevrizmaları, inme ve felç, risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı.</p>

<h2><strong>Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar kontrollerini ihmal etmemeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, anevrizmanın beyin damarlarının belirli bölgelerinde oluşan balonlaşmalar olduğunu belirterek, hastalığın özellikle 40 yaşından sonra daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Doğuştan gelen yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzına bağlı olarak damarların elastikiyetini kaybetmesinin anevrizma gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Tekiner, anevrizma kanamalarının beynin etkilenen bölgesine göre ölümden kalıcı sakatlığa kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>Erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekiner, ailesinde anevrizma öyküsü bulunan kişilerin BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Geçmişte 5 milimetrenin altındaki anevrizmalara çoğunlukla müdahale edilmediğini hatırlatan Tekiner, son yıllarda tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde komplikasyon riskinin yüzde 1’in altına düştüğünü, bu nedenle uygun hastalarda daha küçük anevrizmaların da tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.53" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184753.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Şah damarındaki plaklar inmenin en önemli nedenlerinden biri</strong></h2>

<p>Programda inme ve felç konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Tekiner, beyni besleyen damarların sağlıklı olmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Şah damarı</strong> olarak bilinen <strong>karotis arterlerde</strong> oluşan plakların inmelerin yaklaşık yüzde 20-25’inden sorumlu olduğunu belirten Tekiner, obezite başta olmak üzere sağlıksız yaşam tarzının damar yapısını bozduğunu söyledi.</p>

<p>Fazla yağ dokusunun karaciğer aracılığıyla dolaşıma katılarak damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Tekiner, kötü kolesterol ile birleşen bu sürecin damar tıkanıklığına ve emboliye neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve ilerleyen yaşın da inme riskini artırdığını vurgulayan Tekiner, damar yapısındaki bozulmanın yalnızca beyni değil tüm organ ve sistemleri etkilediğini söyledi.</p>

<h2><strong>İnmede ilk 2 saat hayat kurtarıyor</strong></h2>

<p>İnme belirtilerinin fark edildiği anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, bulantı, kusma, bilinç kaybı, yüz felci, konuşma bozukluğu ve kol veya bacakta güç kaybı gibi belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eskiden ilk 6 saatin kritik kabul edildiğini hatırlatan Tekiner, günümüzde özellikle <strong>ilk 2 saatin tedavi başarısı açısından çok daha önemli olduğunun</strong> altını çizdi.</p>

<p>Hastaneye zamanında ulaştırılan hastalarda uygun durumlarda damar açıcı tedavi uygulanabildiğini ya da pıhtının girişimsel yöntemlerle damardan çıkarılabildiğini belirten Tekiner, hızlı müdahalenin hastanın yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnme tedavisi bir ekip işidir</strong></h2>

<p>İnme tedavisinde başarının hızlı ve koordineli çalışmaya bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Tekiner, hastanın 112 ekipleri tarafından en kısa sürede uygun hastaneye ulaştırılması, acil serviste zaman kaybetmeden değerlendirilmesi ve deneyimli ekipler tarafından müdahale edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Tüm sürecin kusursuz işlemesi halinde hastaya hastaneye ulaştıktan sonraki 10-15 dakika içerisinde müdahale edilebildiğini belirten Tekiner, bu sayede hastaların kalıcı hasar gelişmeden normal yaşamlarına dönebilme şansının önemli ölçüde arttığını söyledi.</p>

<h2><strong>Sigara ve elektronik sigara damar sağlığının düşmanı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tekiner, damar sağlığını korumak için halk arasında yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çekti.</p>

<p>Herhangi bir besinin tek başına kanı sulandırmasının mümkün olmadığını belirten Tekiner, sağlıklı ve dengeli beslenmenin damar yapısını korumanın temel şartı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaranın damar sağlığının en büyük düşmanlarından biri olduğunu vurgulayan Tekiner, elektronik sigaraların da masum olmadığını, binlerce zararlı madde içerdiğini ve damar yapısını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 18.47.52" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Hareketli yaşam ve stres kontrolü sağlıklı yaşlanmanın anahtarı</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ayhan Tekiner, sağlıklı damar yapısının genç yaşlardan itibaren korunması gerektiğini belirterek, obezite ile mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin beyin ve damar hastalıklarından korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürünmesini öneren Tekiner, egzersize yeni başlayacak <strong>özellikle obezite, hipertansiyon ve diyabet hastalarının</strong> sabahın erken saatleri yerine <strong>öğleden sonra veya akşamüstünü </strong>tercih etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti.</p>

<p>Geç saatlerde yemek yememek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli hareket etmenin damar sağlığını desteklediğini belirten Tekiner, stresin de kortizol salgısını artırarak tansiyon ve kan şekerini yükselttiğini, bunun da damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uzun ve kaliteli yaşamın temelinde sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altında tutulmasının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekiner, “Yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için damar sağlığımıza genç yaşlardan itibaren yatırım yapmalıyız” dedi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/saglikli-ve-uzun-bir-omur-icin-genc-yaslardan-itibaren-damar-sagligina-yatirim-yapmak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-184752-2.jpeg" type="image/jpeg" length="26823"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç 24 Saat Kayıt'a anlattı: "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat Kayıt'ta 12 Mart Muhtırası'na giden sürecin perde arkasını anlattı. Akkoç, darbenin arkasındaki uluslararası dengeleri, haşhaş krizi ve Sovyetler Birliği ile yürütülen sanayi hamlelerini değerlendirirken, "Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi" sözleriyle dikkat çeken bir tanıklığını da paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fethi Akkoç, 24Saat Kayıt'ta Türkiye'nin darbe süreçlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı. 12 Mart Muhtırası'na giden süreci değerlendiren Akkoç, yaşadığı olayları ve perde arkasında yaşananları ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı. Akkoç'a göre 12 Mart'a giden sürecin temelinde <strong>haşhaş ekimi, Sovyetler Birliği ile yürütülen ağır sanayi hamleleri ve uluslararası konjonktür</strong> yer alıyordu.</p>

<h2><strong>"Görüntüyle gerçek hiçbir zaman aynı değildi"</strong></h2>

<p>Akkoç, yıllar boyunca devlet yönetiminde görünenle yaşananın farklı olduğunu gözlemlediğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Devletlerin yönetiminde ve siyasi olaylarda, hatta savaşlarda bile görüntüyle gerçeğin birbirinden farklı olduğunu, senaryoların önceden hazırlandığını yaşayarak gördük. 1950 yılından itibaren Amerika'nın desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin, çizilen çizginin dışına çıktıkları zaman yine darbelerle görevden alındıklarını gördüm."</i></p>

<h3><strong>"Doğan Koloğlu bana 'Nihat Erim başbakan olacak' dedi"</strong></h3>

<p>Yeni İstanbul Gazetesi Ankara Bürosu'nda görev yaptığı dönemi anlatan Akkoç, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun kendisine sürekli aynı bilgiyi doğrulatmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><i>"Doğan ağabey bana, 'Çok önemli bir yerden duydum. Nihat Erim başbakan olacakmış. Konuşabilir misin?' dedi. Ben de 'Nasıl sorayım? Demirel başbakan, İnönü muhalefet lideri. Böyle bir soru sorulur mu?' diye cevap veriyordum. Ama salı, çarşamba, perşembe aynı şey tekrarlandı."</i></p>

<h3><strong>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi"</strong></h3>

<p>Israrlar üzerine Nihat Erim'i aradığını söyleyen Akkoç, o telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Telefonu çevirdim. 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Başbakan oluyormuşsunuz' dedim. Ama bunun benim sorum olmadığını, Genel Yayın Müdürü Doğan Koloğlu'nun sorusu olduğunu söyledim. Nihat Bey şaşırdı. 'Ya Fethi Bey, nereden çıktı bu?' dedi. Ben de kaynağı söylemedim. Çünkü telefonların dinlendiğini biliyorduk."</i></p>

<p>Akkoç, yıllar sonra bu olayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olacağını benden öğrendi. O konuşmada bunu kendisinin de bilmediğini anladım."</i></p>

<h3><strong>"Telefon konuşmasını unutmamı rica etti"</strong></h3>

<p>Muhtıranın ardından yaşananları da anlatan Akkoç, Erim'in koruma müdürü aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini belirtti.</p>

<p><i>"Koruma müdürü yanıma geldi. 'Sayın Nihat Bey'in size saygıları var, o telefon konuşmasını unutmanızı rica ediyor' dedi. Ben de 'O konuşmayı unuttum. Ama hükümet güvenoyu aldıktan sonra ilk demecini bana versin' dedim. İlk yazılı demecini bana gönderdi."</i></p>

<h3><strong>"12 Mart'ın üç temel nedeni vardı"</strong></h3>

<p>Akkoç, muhtıranın yalnızca iç politik gelişmelerle açıklanamayacağını belirterek <strong>üç temel neden sıraladı:</strong></p>

<p><i>"Birinci sebep haşhaştı. Amerika Demirel'e 'Haşhaşı kapat' diyordu. Demirel ise 'Daraltırım ama tamamen kapatamam' diyordu.</i></p>

<p><i>İkinci sebep Sovyetler Birliği ile yapılan ağır sanayi hamleleriydi. Türkiye'nin en büyük fabrikalarını Ruslara kurdurmuşlardı.</i></p>

<p><i>Üçüncü sebep ise Nixon'ın Çin ziyareti sonrasında Türkiye'ye yaptığı baskıydı. Tayvan'la ilişkilerin kesilip Mao'nun Çin'inin tanınması isteniyordu. Demirel bunu kabul etmedi."</i></p>

<h3><strong>"İlk kararname haşhaş yasağı oldu"</strong></h3>

<p>Akkoç, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Nihat Erim başbakan olduktan sonra imzaladığı ilk kararname haşhaş ekiminin yasaklanması oldu. Darbelerin temelinde, 1946'dan sonra çizilen çizginin dışına çıkan iktidarların değiştirilmesi anlayışı vardı."</i></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/fethi-akkoc-24-saat-kayita-anlatti-nihat-erim-basbakan-olacagini-benden-ogrendi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-05-160720.png" type="image/jpeg" length="23115"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kistik fibroziste erken tanı yaşamı değiştiriyor: "Yenidoğan tarama testlerinden kaçınılmamalı"]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında kistik fibrozise ilişkin önemli bilgiler verdi. Erken tanının tedavide başarıyı ve yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Özçelik, yenidoğan tarama testlerinin önemine dikkat çekerek ailelere “Testlerden korkmayın” çağrısında bulundu. Özçelik, modülatör tedavilerdeki gelişmelerin yanı sıra hastalığın yaşam boyu takip ve bakım gerektirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayriye Uğur Özçelik</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk oldu. Programda, yaşam boyu takip ve tedavi gerektiren kalıtsal hastalıklardan biri olan <strong>kistik fibrozis</strong> tüm yönleriyle ele alındı.</p>

<p>Kistik fibrozisin genetik geçişli, kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın anne karnından itibaren gelişmeye başladığını söyledi. Hastalığın temelinde salgı yapan hücrelerde bulunan klor kanallarındaki bozukluğun yer aldığını ifade eden Özçelik, bu nedenle tüm salgıların normalden daha koyu ve yapışkan hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>En fazla akciğerleri etkiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin birçok organı etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Özçelik, en ciddi hasarın akciğerlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Akciğerlerde biriken koyu kıvamlı mukusun solunum yollarını tıkadığını, bu ortamda yerleşen mikropların temizlenememesi nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlar ve zamanla ilerleyici akciğer hasarı geliştiğini anlatan Özçelik, hastalığın yalnızca akciğerleri değil, üst solunum yolları ile mide-bağırsak sistemini de etkileyebildiğini ifade etti. Kistik fibrozisli hastalarda insülin direnci ve üreme sistemiyle ilgili sorunların da görülebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Akraba evlilikleri riski artırıyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin çekinik genlerle aktarılan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, özellikle akraba evliliklerinde hastalığın ortaya çıkma riskinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Özçelik, bu nedenle genetik danışmanlığın ve akraba evliliklerinin azaltılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Hastalığın ne kadar erken tanınırsa tedavinin o kadar başarılı olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu nedenle yenidoğan tarama programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden saptanabildiğini ifade eden Özçelik, erken dönemde başlanan tedavilerle organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğini kaydetti. Özçelik günümüzde bazı modülatör tedavilerin bebekler henüz bir aylıkken başlanabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yenidoğan tarama testlerinden korkmayın”</strong></p>

<p>Son yıllarda yenidoğan tarama testlerine yönelik çeşitli yanlış bilgilerin yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Özçelik, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Bazı ailelerin bebeklerinden kan örneği alınmasını istemediğini belirten Özçelik, kan örneklerinin farklı amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm sürecin devlet kontrolünde yürütüldüğünü ifade ederek ailelerin bu testleri mutlaka yaptırması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11" class="detail-photo img-fluid" height="695" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511.jpeg" width="1103" /></p>

<p><strong>Kistik fibrozis sürekli bakım gerektiriyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin yaşam boyu düzenli takip gerektiren bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özçelik, tedavide en önemli basamaklardan birinin akciğer bakımının sağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p>Ailelerin solunum fizyoterapisi ve günlük bakım için saatler harcadığını ifade eden Özçelik, hastaların sık akciğer enfeksiyonları nedeniyle zaman zaman hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Özçelik, organlar hasar görmeden önce tedaviye başlanmasının yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Modülatör tedavilerde yeni dönem</strong></p>

<p>Kistik fibrozis tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin modülatör tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Özçelik, bu ilaçların hastalığın temelindeki klor kanalındaki bozukluğu hedef aldığını söyledi.</p>

<p>İlk modülatör tedavilerin 2012 yılında kullanılmaya başlandığını, tedavilerin yıllar içinde gelişerek 2019 yılında üçlü kombinasyonlara ulaştığını belirten Özçelik, modülatör tedavilerin 2025 yılının Ağustos ayından itibaren geri ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Bu tedavilerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Özçelik, ayrıca hastalığın hücresel mekanizmasını düzeltmeye yönelik yeni ilaçlarla ilgili faz 2 ve faz 3 klinik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-2.jpeg" width="1272" /></p>

<p><strong>Erkek hastalarda kısırlık sık görülüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özçelik, kistik fibrozisli erkeklerde kısırlığın oldukça yüksek oranlarda görüldüğünü belirterek, hastalığın yalnızca solunum sistemini değil, yaşamın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çocuklar sosyal yaşamda da zorlanabiliyor</strong></p>

<p>Sık öksürük ve balgam nedeniyle çocukların okul ve sosyal yaşamlarında güçlük yaşayabildiğini belirten Özçelik, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle sık hastane yatışlarının eğitim hayatını olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>Büyüme ve gelişmenin akranlarının gerisinde kalmasının hem çocukları hem de ailelerini psikolojik olarak zorlayabildiğini ifade eden Özçelik, günümüzde tedavide sağlanan gelişmeler sayesinde bu çocukların geleceğe çok daha umutla bakabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.10" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134510.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yaşam süresi önemli ölçüde uzadı</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin tanımlandığı ilk yıllarda hastaların büyük bölümünün iki yaşına ulaşamadan yaşamını yitirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, hastalığın 1938-1939 yıllarında tanımlandığını, 1989 yılında ise hastalığa neden olan genin keşfedildiğini söyledi.</p>

<p>Genetik keşfin ardından geçen süreçte tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Özçelik, bugün erken tanı alan ve uygun tedavi gören hastaların yaşam sürelerinin ve yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 31 At 13.45.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134511-1.jpeg" width="1126" /></p>

<p><strong>İleri yaşta da tanı konulabiliyor</strong></p>

<p>Kistik fibrozisin en sık <strong>beyaz ırkta</strong> görüldüğünü, siyah ırkta daha düşük, sarı ırkta ise daha nadir rastlandığını belirten Prof. Dr. Özçelik, hastalığın yalnızca çocukluk çağında görülmediğini de vurguladı.</p>

<p>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sürekli balgam çıkarma, büyüme geriliği bulunan çocukların mutlaka kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bronş genişlemesi bulunan erişkin hastalarda da ayırıcı tanıda kistik fibrozisin mutlaka düşünülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Literatürde 81 yaşında kistik fibrozis tanısı alan hastaların bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özçelik, aile öyküsü bulunan gebeliklerde ise anne karnında takip ile hastalığın erken dönemde saptanabildiğini sözlerine ekledi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kistik-fibroziste-erken-tani-yasami-degistiriyor-yenidogan-tarama-testlerinden-kacinilmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-07-31-at-134512.jpeg" type="image/jpeg" length="61196"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SÜPER LİG'DE TRANSFER FIRTINASI: Dört büyüklere kimler geldi, kimler gitti?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig'de şampiyonluk yarışı transfer döneminden başladı! Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadrosuna kattığı flaş isimler netleşti. İşte 4 büyüklerin dev transfer listesi ve oyuncuların detaylı analizleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig'de yeni sezon hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, şampiyonluk parolasıyla yola çıkan <strong>Galatasaray</strong>, <strong>Fenerbahçe</strong>, <strong>Beşiktaş</strong> ve <strong>Trabzonspor</strong>, kadrolarını dünya yıldızlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Milyonlarca taraftarın gözü kulağı son dakika transfer gelişmelerine çevrilmiş durumdayken, Avrupa devlerinden Süper Lig'e uzanan transfer trafiği de hız kazandı. Nathan Ake'den Mason Greenwood'a, Leandro Trossard'dan Vedat Muriç'e kadar yeşil sahalarda fırtına gibi esecek birçok önemli yetenek, yeni sezonda formalarını giymeye hazırlanıyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/super-ligde-transfer-firtinasi-dort-buyuklere-kimler-geldi-kimler-gitti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/dort-buyukler-transfer-super-lig.webp" type="image/jpeg" length="78761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MS tedavisinde yeni dönem: “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, günümüzde geliştirilen yeni nesil tedaviler sayesinde MS’nin ilerlemesinin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek düzenli tedavi gören hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını sürdürebildiğini ifade etti. Mungan, “Artık tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak kader değil.” mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi programına konuk olan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Multipl Skleroz (MS) hastalığında tanı, tedavi ve yaşam yönetimine ilişkin önemli bilgiler verdi. Günümüzde MS tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Mungan, erken tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip sayesinde hastaların büyük bölümünün aktif yaşamlarını sürdürebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Dünyada 2,8 milyon, Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi MS ile yaşıyor</strong></p>

<p>Multipl Skleroz (MS), dünyada yaklaşık 2,8 milyon, Türkiye’de ise 82–83 bin kişiyi etkileyen kronik bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Hastalığın merkezi sinir sistemini etkilediğini anlatan Prof. Dr. Mungan, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini saran miyelin kılıfının, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle hasar gördüğünü belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyelin kılıfında yıkıma yol açıyor ve sinir hücreleri arasındaki iletiyi bozuyor. Bunun sonucunda da hastalık çok farklı belirtilerle ortaya çıkıyor.”</p>

<p>MS’nin bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ancak genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın oluşumu ve ilerlemesinde önemli rol oynadığını ifade eden Mungan, hastalığın kadınlarda erkeklere göre 2,5–3 kat daha sık görüldüğünü, özellikle 20–40 yaş arasında ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülmesinin kesin nedeninin bilinmediğini belirten Mungan, “Östrojen ve diğer kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle doğurganlık çağında hastalık daha sık görülüyor.” dedi.</p>

<p>Mungan, son yıllarda tanı olanaklarının gelişmesi sayesinde ileri yaşta başlayan MS vakalarının daha sık tanı aldığını, nadir de olsa çocukluk çağında da görülebildiğini söyledi.</p>

<p>İlk belirti görme kaybı da olabilir, uyuşma da…</p>

<p>MS’nin çok farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, en sık görülen bulguların;</p>

<ul>
 <li>Görme kaybı,</li>
 <li>Çift görme,</li>
 <li>Kol veya bacakta uyuşma,</li>
 <li>Güçsüzlük,</li>
 <li>Denge bozukluğu,</li>
 <li>İdrar problemleri olduğunu söyledi.</li>
</ul>

<p>MR’da görülen plakların beynin veya omuriliğin hangi bölgesini etkilediğine göre belirtilerin değiştiğini belirten Mungan, “Plak hangi fonksiyonu etkiliyorsa hastanın şikâyeti de ona göre ortaya çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Görme kaybı yaşayan hastaların çoğunlukla önce göz hastalıkları uzmanına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, göz muayenesinde sorun bulunmaması halinde hastaların nörolojiye yönlendirildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Tanıda MR ve nörolojik muayene belirleyici</strong></p>

<p>MS tanısında ayrıntılı klinik öykü ve nörolojik muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hem beyin hem de omurilik MR’ının mutlaka çekildiğini ifade etti.</p>

<p>Son yıllarda güncellenen tanı kriterlerinde MR’ın çok daha belirleyici hâle geldiğini söyleyen Mungan, yardımcı tanı yöntemleri arasında VEP testi ile göz sinirlerindeki iletimin değerlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Tanıda en önemli yardımcı yöntemlerden birinin ise beyin omurilik sıvısının incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Lomber ponksiyon yardımcı test olarak geçse de hemen hemen her hastada yapmak istiyoruz. Hem kesin tanı hem de ayırıcı tanı açısından çok önemli. Ayrıca hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da bize önemli bilgiler veriyor.”</p>

<p><strong>MS her hastada farklı seyrediyor</strong></p>

<p>Kesin MS tanısı alan hastalarda koruyucu tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mungan, tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyerek kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Atak dönemlerinde öncelikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulandığını belirten Mungan, ardından hastalığın tipine uygun koruyucu tedavilerin planlandığını ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının en sık görülen tipinin ataklar ve iyileşmelerle seyreden RRMS (Relapsing Remitting MS) olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların yaklaşık yüzde 15–20’sinde ilerleyici tip MS görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığın en baştan ilerleyici seyredebildiğini, bazılarında ise yıllar içinde ilerleyici forma dönüşebildiğini belirten Mungan, “MS tamamen kişiye özgü seyreden bir hastalık. Hastaların düzenli izlenmesi ve hastalık tipinin doğru belirlenmesi tedavinin başarısını belirliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Aynı hekim tarafından uzun süre takip büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>MS’nin uzun yıllar takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, hastaların tanı sonrasında sürekli doktor değiştirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Kesin tanı konulduktan sonra hastaların aynı hekim tarafından izlenmesi tedavi başarısını artırıyor. Çünkü MS’de bireyselleştirilmiş tedavi çok önemli. Doktorun hastanın geçmişini, MR değişimlerini, atak sıklığını ve nörolojik durumunu yakından bilmesi gerekiyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.35" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001235.jpeg" width="1920" /></p>

<p><strong>Hastalar gerçek atak ile yalancı atağı karıştırabiliyor</strong></p>

<p>MS atağının belirtilerin 24 saatten uzun sürmesi olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Mungan, optik nörit, güçsüzlük, uyuşma ve denge bozukluğunun gerçek atak belirtileri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bunun yanında enfeksiyon, sıcak hava, yoğun stres, regl dönemi veya aşırı egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda yalancı atakların görülebileceğini belirten Mungan, bu nedenle hastaların önce ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Atak tedavisinde altın standart kortizon tedavisi</strong></p>

<p>MS ataklarında günlük 1000 mg kortizonun 5–7 gün, bazı hastalarda ise 10 güne kadar uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mungan, kortizona yanıt alınamayan hastalarda ise plazmaferez tedavisinin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin özellikle üniversite ve şehir hastanelerindeki deneyimli MS merkezlerinde yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Akıllı ilaçlar umut veriyor</strong></p>

<p>Atak tedavisinin dışında hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik çok sayıda tedavi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, Türkiye’de tedavilerin basamaklı sistemle uygulandığını söyledi.</p>

<p>Tablet, enjeksiyon ve infüzyon tedavilerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, yeni nesil bağışıklık sistemini yeniden yapılandıran tedavilere ilişkin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Hastaların akıllı ilaç olarak adlandırdığı yeni tedaviler sayesinde çok az doz uygulayıp hastaları uzun süre tedavisiz takip edebildiğimiz durumlar olabiliyor.”</p>

<p>Tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik planı, mesleği, sosyal yaşamı ve hastalığın seyri gibi çok sayıda faktörün dikkate alındığını belirtti.</p>

<p><strong>MS hastaları evlenebilir, çocuk sahibi olabilir</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının normal yaşamlarını sürdürebileceklerini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“MS hastaları evlenebilir, planlı gebelik gerçekleştirebilir ve doktorlarıyla koordineli şekilde çocuk sahibi olabilirler. Gebelik öncesinde hastalığın en az bir yıl stabil seyretmesini tercih ediyoruz.”</p>

<p>Ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneren Mungan; yürüyüş, yüzme, yoga ve pilatesin uygun sporlar olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenme öneriliyor</strong></p>

<p>Beslenmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini söyledi.</p>

<p>Mungan, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek D vitamini ve B12 eksikliklerinin mutlaka giderilmesi gerektiğini, balık tüketemeyen hastalarda ise omega-3 desteğinin yararlı olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Mungan, “Miyelin kılıfının iyileşmesinde omega-3’ün önemli etkileri bulunuyor.” dedi.</p>

<p><strong>Sigara ve D vitamini eksikliği hastalığın en önemli çevresel sebepleri</strong></p>

<p>MS için kanıtlanmış iki önemli çevresel risk faktörü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, bunların D vitamini eksikliği ve sigara olduğunu belirterek, “Hastalar kesinlikle sigara içmemeli, sigara içilen ortamlarda da bulunmamalı.” dedi.</p>

<p><strong>MS hastaları yaz sıcaklarında dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, MS hastalarının yaz aylarında çok daha dikkatli olmalarını belirterek sıcak ortamlardan kaçınmalarını söyledi.</p>

<p>Mungan:</p>

<ul>
 <li>Sıcak suyla banyo yapılmamasını,</li>
 <li>Hamam ve saunadan uzak durulmasını,</li>
 <li>Yazın 11.00–14.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmasını,</li>
 <li>Bol su tüketilmesini,</li>
 <li>Hafif beslenilmesini önerdi.</li>
</ul>

<p><strong>Türkiye’de hastalar güncel tedavilere kolaylıkla ulaşıyor</strong></p>

<p>Dünyada kullanılan güncel MS tedavilerinin neredeyse tamamına Türkiye’de geri ödeme kapsamında erişilebildiğini belirten Prof. Dr. Semra Öztürk Mungan, bunun hastalar açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayrıca ilerleyen yaşlarda bağışıklık sisteminin daha sakin hâle gelmesi nedeniyle bazı hastalarda hastalığın da daha durağan seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 00.12.34 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234-2.jpeg" width="1290" /></p>

<p><strong>Kök hücre mucize değil</strong></p>

<p>Kök hücre tedavisine ilişkin yanlış beklentilere dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Kök hücre tedavisi bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyor ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Diğer tedavilere belirgin bir üstünlüğü de bulunmuyor. Mucize beklememek gerekiyor.”</p>

<p>Mungan, kök hücre tedavisinin özellikle ataklı MS grubunda daha etkili olduğunu, Türkiye’de ise yalnızca çok sınırlı sayıdaki merkezde uygulanabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Aktarlardan alınan ürünlerden uzak durun</strong></p>

<p>MS hastalarının Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar dışında hiçbir ürünü kontrolsüz şekilde kullanmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Mungan, “Hekimlerinizin önermediği bitkisel ürünleri ve aktarlardan alınan karışımları kesinlikle kullanmayın.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>“MS tanısı alanlar umutsuzluğa kapılmasın”</strong></p>

<p>Programın sonunda MS tanısı alan hastalara seslenen Prof. Dr. Mungan, moral ve sosyal desteğin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şu mesajı verdi:</p>

<p>“MS tedavi edilebilen ve ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık. Hastalar düzenli takiplerini yaptırır, tedavilerini aksatmaz ve yaşam tarzlarına dikkat ederlerse bugün tekerlekli sandalyeye mahkûm olmaları artık neredeyse söz konusu olmuyor.”</p>

<p>Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Mungan, hastaların iş yaşamlarından kopmamalarını, sosyal hayata katılmalarını ve hobi edinmelerini önerdi. Ayrıca bulundukları illerde Türkiye MS Derneği şubelerine başvurarak ücretsiz eğitim, yoga ve pilates programlarından yararlanabileceklerini söyledi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/ms-tedavisinde-yeni-donem-artik-tekerlekli-sandalyeye-mahkum-olmak-kader-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-001234.jpeg" type="image/jpeg" length="19478"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Akkoç: Kıbrıs’ın kaderi Londra’daki 24 saatlik diplomasi trafiğinde belirlendi]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekat öncesindeki kritik diplomasi trafiğinin tanıklarından gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’e konuştu. Akkoç, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da gerçekleştirdiği 24 saatlik görüşmelerin Kıbrıs’ın kaderini belirlediğini anlattı. Ayrıntılar 24 Saat Kayıt'ta...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde, harekatın diplomasi trafiğine tanıklık eden gazeteci Fethi Akkoç, 24 Saat’te yayınlanan Kayıt Dışı programına konuk oldu. Akkoç, harekat öncesinde Londra’da yürütülen kritik görüşmeleri, uluslararası diplomasinin perde arkasını ve bugüne kadar kamuoyunda çok az bilinen, kayıt dışı kalan ayrıntıları detaylarıyla anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“52 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yapılan müdahalenin önce diplomasiyle, ardından askeri harekatla kazanıldığını yaşayarak öğrendim. Kıbrıs’ın kaderi, Başbakan Bülent Ecevit’in Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve daha sonra görüşmelere katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile yaptığı tam 24 saatlik temasların sonunda şekillendi.”</p>

<p>Akkoç, harekattan bir gün önce ABD’nin Yunanistan’daki askeri yönetime kritik bir uyarıda bulunduğunu da öne sürdü:</p>

<p>“ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, 19 Temmuz’da Yunanistan’a giderek cunta yönetimine, ‘Türkiye müdahale edecek. Sakın karşılık vermeyin. Karışırsanız Türkiye sizi de ezer. Biz Türkiye’nin yanındayız.’ mesajını iletti. Bu süreci bizzat yaşayarak ve görerek öğrendim.”</p>

<h2><strong>“Londra’ya özel uçakla gittik”</strong></h2>

<p>Akkoç, 17 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki heyetle birlikte Türk Hava Yolları’nın özel uçağıyla Londra’ya gittiklerini anlattı.</p>

<p>Heyette, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşaviri Ümit Haluk Bayülken, Hukuk Müşaviri Namık Kemal Yolga ile dönemin Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Hasan Esat Işık’ın bulunduğunu belirten Akkoç, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in ise o sırada Çin’de resmi temaslarda olduğu için heyete katılamadığını ifade etti.</p>

<p>Basın mensupları olarak ise Hürriyet’ten Cüneyt Arcayürek, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Günaydın’dan Örsan Öymen, Tercüman gazetesi adına kendisi, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk ile TRT ekibinin yer aldığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Dünyanın gözü Londra’daydı”</strong></h3>

<p>Akkoç, heyetin Heathrow Havalimanı’ndan doğrudan İngiltere Başbakanı Harold Wilson’ın konutuna geçtiğini belirterek, görüşmeleri dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin takip ettiğini anlattı.</p>

<p>“Biz yalnız değildik. İngiliz gazeteciler başta olmak üzere dünyanın her yerinden basın mensupları Başbakanlık Konutu’nun önünde bekliyordu.”</p>

<h3><strong>“Sisco ile beş dakikalık kritik görüşme”</strong></h3>

<p>Görüşmelerin ardından Bülent Ecevit’in Joseph Sisco ile baş başa yaklaşık beş dakika süren özel bir görüşme yaptığını aktaran Akkoç, bu görüşmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Hasan Esat Işık’a ‘Bülent Bey nerede?’ diye sordum. ‘Sisco ile baş başa görüşüyor’ dedi. Saatime baktım, tam beş dakika sürdü. Görüşmenin ardından Bülent Bey son derece rahat ve memnun görünüyordu. Dünya basınına da gayet sakin ve güçlü bir açıklama yaptı.”</p>

<h3><strong>“Harekatın başlayacağını biliyorduk”</strong></h3>

<p>Londra temaslarının tam 24 saat sürdüğünü ifade eden Akkoç, Ankara’ya döndüklerinde harekat kararının artık kesinleştiğini hissettiklerini söyledi.</p>

<p>“Harekatın yapılacağını biliyorduk. Hazırlıkların tamamlandığını hissediyorduk ancak yalnızca başlama zamanı henüz net değildi.”</p>

<p>Akkoç, Joseph Sisco’nun ertesi gün yeniden Türkiye’ye geldiğini, ardından Yunanistan’a geçerek cunta yönetimiyle görüştüğünü ve aynı gün tekrar Ankara’ya döndüğünü belirterek, Yunanistan’a yapılan uyarının da bu diplomasi trafiğinin bir parçası olduğunu dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Harekat haberi Güvenpark’ta duyuruldu”</strong></h3>

<p>20 Temmuz sabahı yaşanan anları da anlatan Akkoç, şunları söyledi:</p>

<p>“Cumartesi sabahı saat 06.00’da bütün bakanlar dışarı çıktı. Gazeteciler olarak biz de oradaydık. Başbakanın açıklama yapacağını düşünüyorduk. O sabah Güvenpark’a doğru yürürken Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı resmen açıklandı.”</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/kayitdisi-sohbetler-gazeteci-fethi-akkoc</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ppdvK1JySZk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrısız doğum lüks değil, anne adayının hakkı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın, doğum ağrısının modern anestezi yöntemleriyle güvenli biçimde azaltılabileceğini anlattı. Epidural analjezinin uygun koşullarda uygulandığında normal doğumu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, doğum ağrısının giderilmesinin bir lüks değil, anne adayının hakkı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Figen Balcı'nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan <strong>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Günaydın doğum ağrısının azaltılması ile ilgili uygulanan yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Günaydın</strong>, “Doğum ağrısını azaltmak mümkün. Epidural analjezi, doğru ekip ve uygun koşullarda hem anneye konfor sağlıyor hem de normal doğumu destekliyor” diye konuştu.</p>

<p>Doğum sancısı, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde modern anestezi yöntemleri sayesinde doğum ağrısını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Prof. Dr. Berrin Günaydın, halk arasında <strong>“ağrısız doğum”</strong> olarak bilinen uygulamanın çoğunlukla <strong>epidural analjezi</strong> ile yapıldığını belirterek, doğru koşullarda uygulandığında annenin doğuma bilinçli ve konforlu şekilde katılmasını sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Günaydın, “Aslında tıpta kullandığımız doğru ifade ağrısız doğum değil, doğum ağrısının etkili şekilde azaltılmasıdır. Anne sancıları hisseder ancak dayanılmaz ağrı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece doğuma aktif olarak katılır ve bebeğinin dünyaya gelişine tanıklık eder” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-3.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Obstetrik anestezi gelişmiş ülkelerde ayrı bir uzmanlık alanı"</strong></h2>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de obstetrik anestezinin anesteziyolojinin özel bir çalışma alanı olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, bu ülkelerdeki uygulamaları yerinde inceleyerek Gazi Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile 2004 yılında başlattıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum ağrısının yönetiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile anesteziyoloji uzmanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Günaydın, “Kadın doğum uzmanı ve anne adayının onayı olmadan epidural analjezi uygulanamaz. Bu nedenle anne adaylarının doğru bilgilendirilmesinde kadın doğum uzmanlarının rolü son derece önemlidir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Ağrısız doğumda altın standart epidural analjezi"</strong></h2>

<p>Doğum ağrısını azaltmaya yönelik farklı yöntemler bulunduğunu ancak *altın standardın epidural analjezi olduğunu* vurgulayan Prof. Dr. Berrin Günaydın, yöntemin bel bölgesinden omuriliğin dışındaki epidural boşluğa yerleştirilen ince bir kateter aracılığıyla uygulandığını anlattı.</p>

<p>Günaydın “Düşük dozlarda lokal anestezik ilaçlar ve yardımcı ilaçlar kullanıyoruz. Amaç annenin ağrısını azaltırken hareket edebilmesini, doğuma aktif katılmasını ve bebeğin doğumuna bilinçli şekilde eşlik etmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Epidural felç yapmaz, bebeğe zarar vermez”</strong></h2>

<p>Toplumda *epiduralle* ilgili çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Günaydın, en sık karşılaştıkları soruların felç, kalıcı bel ağrısı ve bebeğe zarar verip vermediği olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Epidural uygulama omuriliğin içine değil, dışındaki güvenli alana yapılır. Deneyimli ekip ve uygun koşullarda uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Bilimsel çalışmalar epidural analjezinin kalıcı bel ağrısına neden olmadığını gösteriyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar çok düşük dozlarda uygulanıyor. Amaç annenin rahatlamasıdır. Anne rahatladığında stres hormonları azalıyor, bu da bebeğin oksijenlenmesini ve doğum sürecini olumlu etkileyebiliyor.”</p>

<h2><strong>"Sezaryen oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, bilimsel çalışmaların epidural analjezinin sezaryen oranını artırmadığını gösterdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde bunun tam tersine normal doğumu destekleyen önemli uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Günaydın şöyle konuştu:</p>

<p>“Amerika ve İngiltere’de sezaryen oranları yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde. Bu ülkelerde doğumların büyük bölümü epidural analjezi ile gerçekleştiriliyor. Anne adayları bu konuda bilinçli olduğu için doğum ağrısının azaltılmasını talep ediyor. Normal doğumun desteklenmesi de sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlayabiliyor.”</p>

<p>Türkiye’de de öncelikle bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Günaydın, “Toplum bilinçlenmeden yalnızca hizmeti yaygınlaştırmak yeterli olmaz. Aynı zamanda bunu karşılayacak eğitimli ekiplerin ve uygun altyapının da hazır olması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-1.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>"Ağrısız doğum ekip işi"</strong></h2>

<p>Epidural analjezinin yalnızca bir anestezi uygulaması olmadığını belirten Prof. Dr. Günaydın, başarılı bir doğum yönetimi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, deneyimli hemşireler, uygun monitörizasyon ve teknik donanımın birlikte çalışmasının şart olduğunu söyledi.</p>

<p>Anne adaylarının gebelik boyunca düzenli olarak değerlendirildiğini ifade eden Günaydın, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, bazı kanama-pıhtılaşma bozukluğu bulunanlar, girişim bölgesinde enfeksiyonu olanlar veya bazı özel nörolojik hastalıkları bulunan kişilerde epidural uygulanamayabileceğini belirtti. Uygun adaylarda ise anestezi değerlendirmesi ve bilgilendirilmiş onam sonrasında güvenle uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sezaryende de önemli avantaj sağlıyor</strong></h2>

<p>Planlı sezaryenlerde tıbbi engel bulunmadığı sürece spinal, kombine spinal-epidural veya epidural gibi bölgesel anestezi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Günaydın, doğum sırasında epidural kateter takılmış bir gebenin acil sezaryene alınması gerekirse aynı kateter üzerinden anestezinin sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca epidural kateterin sezaryen sonrasında da ameliyat ağrısının kontrolünde kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.16.43 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-4.jpeg" width="1920" /></p>

<h2><strong>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Günaydın, Dünya Anesteziyoloji Dernekleri Federasyonu’nun (WFSA) doğum ağrısının giderilmesini lüks değil, hasta hakkı olarak değerlendirdiğini, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji’nin (ACOG) ise tıbbi engel bulunmayan gebelerde annenin doğum ağrısının giderilmesini istemesini tek başına yeterli bir tıbbi endikasyon olarak kabul ettiğini hatırlattı. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bizim amacımız kadınları epidurale yönlendirmek değil; doğru bilgiyi vererek bilinçli seçim yapmalarını sağlamaktır. Ağrısız doğum bir zorunluluk değildir ancak isteyen ve tıbbi açıdan uygun olan hiçbir anne adayının bu haktan mahrum bırakılmaması gerekir.”</p>

<p>Doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Doğum bir hastalık değil, hayatın en güzel mucizelerinden biridir. Biz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının görevi de bu mucizeyi anne ve bebek için daha güvenli, daha konforlu ve daha güzel bir deneyime dönüştürmektir.”</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/agrisiz-dogum-luks-degil-anne-adayinin-hakki</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-171643-2.jpeg" type="image/jpeg" length="31365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya, diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yeni nesil cerrahi teknikler, kişiye özel implantlar ve yapay zekâ destekli rehabilitasyon sayesinde hastaların yeniden aktif yaşama dönebildiğini söyledi. Akkaya, uygun tedaviyle diz ameliyatı sonrası kayak, tenis ve koşu gibi sporlara yeniden dönüşün mümkün olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Mustafa Akkaya</strong>, Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu <strong>“Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi”</strong> programında diz eklemi hastalıkları ve diz cerrahisinde yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.</p>

<p>Diz ağrılarının toplumda en sık ihmal edilen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Akkaya, erken dönemde başvurulduğunda birçok sorunun ilerlemeden kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Diz ekleminin çok özel bir anatomiye sahip olduğunu vurgulayan Akkaya, yanlış ya da gecikmiş tedavilerin hareket kabiliyetini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, “Yürüme her şeydir. İnsanların mobilize olması genel beden ve ruh sağlığı açısından çok önemli. İnsanlar yürüyemediklerinde sosyal hayattan kopuyor, kilo alımı artıyor ve başkalarına bağımlı hale gelebiliyorlar” dedi.</p>

<h2><strong>“Diz sorunları yaşa ve cinsiyete göre değişiyor”</strong></h2>

<p>Diz eklemi hastalıklarının yaşa, cinsiyete ve yaşam biçimine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Akkaya, çocukluk döneminde daha çok travmaya bağlı diz kapağı çıkıkları ve yaralanmaların görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Orta yaş döneminde ise kadın ve erkeklerde farklı sorunların öne çıktığını belirten Akkaya, kadınlarda kas yapısındaki farklılıklar nedeniyle diz kapağı çevresindeki problemlerin daha sık yaşanabildiğini ifade etti.</p>

<p>“Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya oturup kalkarken oluşan ağrılar ön diz ağrısının habercisi olabilir. Erken dönemde müdahale edilirse kıkırdak aşınması ilerlemeden önlem alınabilir.” diyen Akkaya, ihmal edilen problemlerin ilerleyen yaşlarda kireçlenmeye dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Akkaya, erkeklerde ise spor yaralanmalarına bağlı menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Kadınlar ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeli”</strong></h2>

<p>Menopoz döneminin diz sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Akkaya, hormonal değişikliklerle birlikte kemik ve kıkırdak dokusunun da etkilendiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya, “Kadınlar menopoza girdikten sonra ciltlerine gösterdikleri özeni dizlerine de göstermeliler. Çünkü dizler yaşam kalitesini etkileyen en önemli yapılardan biridir” dedi.</p>

<p>Akkaya, menopoz öncesi yapılacak kontroller sayesinde kıkırdak koruyucu tedavilerle diz sağlığının korunabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Her diz ağrısı ameliyat gerektirmez”</strong></h2>

<p>Diz tedavisinde son yıllarda rejeneratif tıp ve ortobiyolojik uygulamaların önemli gelişmeler sağladığını anlatan Prof. Dr. Akkaya, amaçlarının vücudun kendi iyileştirme kapasitesinden yararlanmak olduğunu söyleyerek “Kişinin iyileştirici kapasitesi aslında kendi vücudunda saklıdır. Erken evre kıkırdak hasarlarında kişinin kendi kök hücrelerinden yararlanılarak yapılan ortobiyolojik tedavilerle başarılı sonuçlar alınabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, rejeneratif ve ortobiyolojik tedaviler konusunda toplumda bilgi karmaşası yaşanabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kök hücre tedavileri ile kandan elde edilen trombosit uygulamalarının farklı yöntemler olduğunu belirten Akkaya:</p>

<p>“Vücutta dolaşan kandan kök hücre elde etmek mümkün değildir. Kök hücreler, leğen kemiği gibi büyük kemiklerden ya da yağ dokusundan elde edilebilir. Kandan alınan ise kök hücre değil, trombosit dediğimiz kan hücreleridir.” dedi.</p>

<p>Menisküs ve kıkırdak dokularının iyileşme kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Kas dokusu kanlanması sayesinde kendini onarabilir ancak kıkırdak ve menisküs gibi dokular yeterli kan damarına sahip değildir. Bu nedenle erken evre hasarlarda uyguladığımız ortobiyolojik tedavilerle o bölgede iyileşmeyi destekleyecek bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="730" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958-1.jpeg" width="1194" /></p>

<h2><strong>“Sosyal medyada mucize tedavi gibi sunulan uygulamalara dikkat”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya, menisküs ve kıkırdak tedavileri konusunda bilimsel gelişmelerin umut verici olduğunu ancak her yeni yöntemin “kesin tedavi” gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Menisküsün dışarıdan verilen maddelerle tamamen tedavi edilmesinin bugün için mümkün olmadığını belirten Akkaya:</p>

<p>“Biyoteknoloji çok hızlı ilerliyor. Kitosan içerikli jeller ve akıllı moleküllerle hasarlı bölgeyi hedefleyen çalışmalar devam ediyor. Gelecekte kıkırdak ve menisküs dokularına yönelik yeni tedavi seçenekleri mümkün olabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel aşamada tek bir enjeksiyonla tüm sorunları ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akkaya:</p>

<p>“Henüz bir iğneyle menisküsü ya da kıkırdağı tamamen tedavi edebilecek noktada değiliz. Hastalar erken dönemde hekime başvurursa ortobiyolojik tedavilerle mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatmak ve eklemi korumak mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akkaya, kıkırdak, menisküs ve eklem hasarlarında her hastaya özel değerlendirme yapılarak kişiselleştirilmiş tedavi planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Ağrıyla ve ağrı kesicilerle yaşamak kader gibi görülmemeli”</strong></h2>

<p>Toplumda birçok kişinin uzun süre ağrı kesicilerle yaşamaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Akkaya, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Diz cerrahisinde kişiye özel çözümlerin artık çok daha gelişmiş olduğunu ifade eden Akkaya, “Robotik cerrahi, kişiye özel protezler ve küçük implantlarla diz cerrahisinde ciddi yollar katettik. Hastalar erken başvurduklarında çok daha küçük ve kişiselleştirilmiş müdahalelerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>“Aynı ameliyatta her iki dize protez uygulanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ve kalça protezleri konusunda hastaların endişe duymaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkaya, uygun cerrahi teknik, kaliteli implant ve doğru rehabilitasyonla protezlerin uzun yıllar kullanılabildiğini söyleyerek, “Güncel çalışmalar uygun şekilde yapılan cerrahilerde implant kullanım süresinin 30 yıla ulaşabildiğini gösteriyor. Hastalar protez cerrahisinden korkmamalı ve ağrıyla yaşamayı kader olarak görmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Akkaya şunları söyledi:</p>

<p>“Eğer hasta biyolojik olarak aynı seansta iki dizine birden ameliyatı kaldırabilecek durumdaysa genel sağlık durumu buna elverişli ise aynı ameliyatta her iki dize birden ameliyat yapılabilir hatta tercih edilmelidir. Hastanın ihtiyacı varsa her iki dize de aynı anda tedavi uygulanmasının önemli avantajları var. Hasta bir kez ameliyat oluyor, bir kez rehabilitasyon desteği alıyor, hasta bakım desteği bir kez alınıyor, ameliyat maliyetleri önemli ölçüde azalıyor.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.58" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182958.jpeg" width="1156" /></p>

<h2><strong>“Yapay zekâ destekli kişiye özel rehabilitasyon”</strong></h2>

<p>Cerrahi başarının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını belirten Akkaya, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin de kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Ben hastalarıma yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programı uyguluyorum” diyen Akkaya, hastanın yaşı, mesleği, beklentileri ve yapılan cerrahinin değerlendirilerek özel iyileşme programları oluşturulduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>“Diz ameliyatı sonrası kayak da yapılabilir, tenis de oynanabilir”</strong></h2>

<p>Diz ameliyatlarından sonra hastaların aktif yaşama dönebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akkaya, “Bir hasta ameliyat öncesi kayak yapıyorsa ameliyat sonrası da kayak yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Uygun cerrahi teknikler ve implantlarla hastalar koşabilir, tenis oynayabilir, istedikleri gibi aktif biçimde hayatın içinde kalabilirler” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gerekli sağlık koşullarını taşıyan hastalarda iki dizin aynı seansta ameliyat edilebildiğini de söyleyen Akkaya, bunun bazı hastalar için tek iyileşme ve rehabilitasyon süreciyle önemli avantaj sağlayabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 10 At 18.29.57 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Diz sağlığı için önemli uyarılar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mustafa Akkaya diz eklemlerini korumak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>• Herkes kendi vücudunu tanıyarak spor yapmalı, bilinçsiz ağır antrenmanlardan kaçınılmalı.<br />
• Spora başlamadan önce gerekirse profesyonel destek alınmalı.<br />
• Kadınlar menopoz öncesinde diz kontrollerini ihmal etmemeli.<br />
• Dizde kilitlenme ve takılma gibi mekanik sorunlar ciddiye alınmalı.<br />
• Gece ağrısı veya sürekli ağrı varsa ağrı kesicilerle süreç geçiştirilmemeli.</p>

<p>Akkaya ayrıca “Kaliteli ve bağımsız bir yaşam için hareket etmek, hareket edebilmek için de diz sağlığını korumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Yıldız</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/video/diz-ameliyati-sonrasi-kayak-da-yapilabilir-tenis-de-oynanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-10-at-182957-3.jpeg" type="image/jpeg" length="18487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ TÜRK FUTBOLCULAR: İŞTE GÜNCELLENEN PİYASA DEĞERLERİYLE EN DEĞERLİ TÜRK OYUNCULAR]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En değerli Türk oyuncular listesi yeniden güncellendi. Avrupa’da ve Süper Lig’de öne çıkan en değerli Türk futbolcular arasındaki sıralama değişirken, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusu da yeniden gündeme geldi. Piyasa değeri artan yıldızlar, dikkat çeken performanslar ve yükselen genç yeteneklerle şekillenen en değerli Türk futbolcular güncel listesinde tüm detaylar bu fotogaleride.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En değerli Türk oyuncular listesi bir kez daha güncellendi. Avrupa’nın önde gelen liglerinde forma giyen ve Süper Lig’de performansıyla öne çıkan isimlerin yer aldığı bu sıralama, en değerli Türk futbolcular arasındaki rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Piyasa değerleri, yaş, performans ve uluslararası etki kriterleri dikkate alınarak hazırlanan listede, en değerli Türk futbolcuları kimler sorusunun yanıtı dikkat çekiyor. İşte en değerli Türk futbolcular güncel listesi ve detayları…</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-turk-futbolcular-iste-guncellenen-piyasa-degerleriyle-en-degerli</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/en-degerli-turk-futbolcular-1.webp" type="image/jpeg" length="40119"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[A MİLLİ TAKIMDAN DÜNYA SIRALAMASINDA SIÇRAMA! İşte kadro değeri, güncel kadro ve maç programı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası yolculuğu başladı. İşte Montella’nın aday kadrosu, hazırlık maçları, D Grubu fikstürü ve ay-yıldızlıların piyasa değeri hakkında tüm detaylar!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella yönetiminde 24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirerek 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğuna hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan geniş aday kadro, turnuva öncesi hazırlık maçları, grup fikstürü ve ay-yıldızlı ekibin toplam piyasa değeri futbolseverlerin gündeminde. İşte A Milli Takım’ın Dünya Kupası öncesi merak edilen tüm detayları…</p>

<h3></h3>

<h2></h2><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ziya Burak Erol</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/a-milli-takimdan-dunya-siralamasinda-sicrama-iste-kadro-degeri-guncel-kadro-ve-mac-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/amillitakim-1.webp" type="image/jpeg" length="40509"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN PAHALI OYUNCULAR! İşte güncel sıralamayla Süper Lig'in en değerli 20 futbolcusu]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de oyuncuların piyasa değerleri yeniden şekillendi. Güncel Transfermarkt verileri doğrultusunda ligde forma giyen futbolcular arasından en yüksek piyasa değerine sahip 20 isim belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig ekiplerinde forma giyen oyuncuların piyasa değeri sıralaması da yeniden şekillendi. Güncel verilerle birlikte Süper Lig’in en değerli 20 futbolcusu netleşti. İşte listenin tamamı…</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/transfer-donemi-bitti-iste-guncel-siralamayla-super-ligin-en-degerlileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/guncel-liste-super-lig-oyuncular.webp" type="image/jpeg" length="58350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEKLİYE ÖTV’SİZ ARAÇ DÜZENLEMESİ 2026 SON DURUM: Emekliye ÖTV’siz araba şartları ve araç fiyatları]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesi: emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi gündemde. ÖTVsiz araç fiyatları ve araç listesi 2026 detaylarıyla ÖTV indirimi ve muafiyet kapsamı netleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekliye ÖTVsiz araç düzenlemesi 2026 yılında en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle emekliye ÖTVsiz araç listesi 2026 kapsamında hangi modellerin yer alacağı ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği araştırılıyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-sartlari-fiyatlari</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekliye-otvsiz-arac-duzenlemesi-2026-son-durum.webp" type="image/jpeg" length="75506"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. ODTÜ Jonglörlük Festivali'nde sanatçıların performansı beğeni topladı]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, Başkentli sanatseverleri ve öğrencileri bir araya getirmeye devam ediyor. ODTÜ Büyük Spor Salonu ve çevresinde süren etkinlikler kapsamında, havanın kararmasıyla birlikte sahne alan sanatçılar, ateşle yaptıkları tehlikeli ve estetik gösterilerle geceyi aydınlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Jonglörler Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. ODTÜ Jonglörlük Festivali, ODTÜ Büyük Spor Salonu’nda tüm coşkusuyla devam ediyor. Festival programı kapsamında sahne alan sanatçıların gece karanlığında gerçekleştirdiği ateş gösterileri, izleyicilere adrenalin dolu anlar yaşattı.</p>

<p>Sanatçıların ateşli asalar ve çeşitli ekipmanlarla sergilediği estetik figürler, jonglörlük sanatının sınırlarını zorlayan performanslara sahne oldu. Hem teknik ustalığın hem de görsel sanatın harmanlandığı festival, Başkentli sanatseverler ve öğrenciler tarafından ilgiyle takip ediliyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Çağatay Bayraktar</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür - Sanat</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/3-odtu-jonglorluk-festivalinde-sanatcilarin-performansi-begeni-topladi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/a-a-20260503-41275051-41275034-o-d-t-u-j-o-n-g-l-o-r-l-u-k-f-e-s-t-i-v-a-l-i.jpg" type="image/jpeg" length="43545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINA ARA ZAM TALİMATI: İşte masadaki rakamlar]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi doğrudan ilgilendiren maaş düzenlemelerine ilişkin yeni iddialar gündemde... Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılacağı söylentisi seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim beklentisini artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de milyonlarca çalışan ve emekliyi ilgilendiren maaş düzenlemeleriyle ilgili kulis bilgileri gündemi hareketlendirdi. Asgari ücret ve emekli maaşlarına ek zam yapılabileceği yönündeki iddialar, seçim hazırlıklarıyla birlikte ekonomi politikalarında değişim sinyali olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/asgari-ucret-ve-emekli-maaslarina-seyyanen-zam-talimati</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/04/emekli-asgariucretli-seyyanen-zam.webp" type="image/jpeg" length="58344"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EN DEĞERLİ MİLLİ TAKIMLAR GÜNCEL LİSTE: Türkiye kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’nın en değerli milli takımları açıklandı! Türkiye A Milli Takımı, kadro değerinde 40 milyon euroluk artışla büyük bir sıçrama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası futbol arenasında milli takımların piyasa değerleri güncellendi. 2026 yılının Mart ayı itibarıyla açıklanan listede, Türkiye A Milli Futbol Takımı büyük bir çıkış yakalayarak dikkatleri üzerine çekti.</p>

<h2><strong>Türkiye de sıralamada yer buldu</strong></h2>

<p>Genç ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların değerindeki artış, bu sıçramanın en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi isimlerin performansları, milli takımın piyasa değerine ciddi katkı sağladı. İşte dünyanın en değerli milli takımları!</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kağan Karacehennem</span>
            </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.24saatgazetesi.com/foto-galeri/en-degerli-milli-takimlar-guncel-liste-turkiye-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://24saatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/24saatgazetesi-com/uploads/2026/03/en-degerli-milli-takimlar-turkiye-kacinci.webp" type="image/jpeg" length="28993"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
