İSTANBUL (AA) - "Sokak Sesleri", "Leyla ile Mecnun" ve "Bizim Mahalle" kitaplarının yazarı Nusret Ö zcan, vefatının 17. yılında, doğup büyüdüğü Eyüpsultan'da yad edildi.

Yeni Dünya Vakfında düzenlenen "Eyüpsultan'ın Ebedi Sakinleri" programında, Özcan' ın yakın dostları ve sevenleri bir araya gelerek usta yazar ile hatıralarını anlattı.

Etkinliği yöneten gazeteci, yazar Mehmet Nuri Yardım, dördüncüsünü düzenledikleri programda daha önce de Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Haşim ve Bekir Berk'i andıklarını belirterek, bu toplantılara her pazar devam etmeyi planladıklarını söyledi.

Nusret Özcan'ın kitaplarının bir araya getirilip yayınlanmasının önemli olduğunu kaydeden Yardım, "Nusret Ö zcan hakkında üniversitelerde tezler hazırlanmalı ayrıca bu tür anma toplantıları da sıklıkla sürdürülmelidir. Bir de dergilerde ve gazetelerde kalmış bazı yazıları, şiirleri toplanarak külliyatına dahil edilmelidir." şeklinde konuştu.

- "Hem oyun yazıp hem de oynayacak bir yeteneği vardı"

Yazar ve aktivist Yaşar Şadoğlu, Özcan ile tanıştığı İstanbul İmam Hatip Ortaokulunda, şiir okuma, tiyatro oyunları, skeçler, konuşmalar, yarışmalar ve mehter takımı gösterisi gibi pek çok sosyal ve sportif faaliyet yapıldığını aktardı.

Okul yıllarında, canlı bir sosyal ortam içerisinde bulunduklarını aktaran Şadoğlu, "Okuldaki etkinliklerin yanı sıra Milli Türk Talebe Birliğindeki (MTTB) faaliyetlere de katılıyorduk. Nusret Özcan'ın en büyük özelliği o zamanki yıllarda tiyatro yeteneğiydi. O bize bazı tiyatro oyunlarını oynamamızı teklif etti. MTTB'de daha profesyonel bir sahne ortamı vardı. İlk tanıştığımız yıllarda tiyatro faaliyetinde bulunduk. Hem oyun yazıp hem de oynayacak yeteneği vardı. Muhteşem bir oyuncuydu." ifadesini kullandı.

Gazeteci yazar Gülcan Tezcan, "Nusret ağabey hem celalli hem de cemalli bir adamdı. Çok iyi, merhametli bir ağabeyimizdi. Benim hayatımda gerçekten şans olarak gördüğüm birkaç kıymetli isim arasındadır." dedi.

Yeni Şafak gazetesinde Özcan ile çalıştığı dönemde, işleri bitirdikten sonra çaylarını alıp arşiv masası etrafında toplandıklarını kaydeden Tezcan, şu bilgileri paylaştı:

"Bizi mutlu eden en büyük şey, güzel insanlarla bir arada olmaktı. O masa etrafında toplanır muhabbet ederdik. Bütün derdimizi, sıkıntımızı o masaya dökerdik, paylaşır, dertleşirdik. Dünyadan, Türkiye'den konuşurduk. Nusret ağabey de gerçekten çok kıymetli, çok birikimli bir insandı."

- "Nusret Özcan ile beraber çalışması çok keyifliydi"

Yazar Mehmet Şeker, TGRT'nin kuruluş yıllarında Özcan ile birlikte çalıştıklarını belirterek, "Bir buçuk sene kadar orada bir arada çalıştık. Nusret Özcan ile beraber çalışmak çok keyifliydi. Daha sonra Yeni Şafak'a geçtik. Bir süre de MÜSİAD'a geçti ve döndü. Son günlerine kadar bir aradaydık. Topkapı'daki eski binada, aynı odayı paylaştık. Kitaplarını parça parça yazdıkça basılmadan okuma imkanı buldum. O yüzden kendimi şanslı hissediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Özcan'a bilgi birikimi ve kişiliği dolayısıyla hayran olduğunu vurgulayan Şeker, "Bir de sanatçı kişiliği var tabii. Yazarlığın dışında tiyatroculuğu vardı. Kitaplarında anlattığı İstanbul ve toplum yapısı, şimdi çok gerilerde kaldı." diye konuştu.

Bodrum açıklarında 75 düzensiz göçmen yakalandı Bodrum açıklarında 75 düzensiz göçmen yakalandı

Araştırmacı Cafer Vayni, 1992'de Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinde (İLESAM) tanıştığı Özcan'ın, güzellik sıfatını bütün duygu ve düşüncelerine yansıttığına işaret ederek, "Çok içten ve samimi bir insandı, kucaklayıcıydı." dedi.

Nusret Özcan ile yaşadığı anıları anlatan Üstün Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni İsmail Yeşilbağ, "Anadolu'ya gidenler, İstanbul'a geldiklerinde mutlaka ziyaret eder ve onunla uzun uzun konuşmadan rahat edemezlerdi. Yani rahmetli Nusret'le dost olan, onu bütün dostlarının önüne geçirmiştir." ifadelerine yer verdi.

Yeşilbağ, Özcan'ın Türkiye'de milli ve manevi değerlere sahip insanların verdikleri mücadeleyi konu alan bir tiyatro oyunu kaleme aldığına işaret ederek bu yapımda kendisinin de rol aldığını dile getirdi.

Özcan vesilesiyle 1976-1977'de yetişkin tiyatrosuna başladığını kaydeden Yeşilbağ, "Rahmetli Nusret Özcan, maddi manevi herkesin bütün sorunlarına, dertlerine, hastalıklarına ilaç arayan bir insandı." diye konuştu.

Yazar Mustafa Özcan da Nusret Özcan ile kader planında ortaklıkları bulunduğunu belirterek, "Çalıştığım her gazetede ikinci bir Mustafa Özcan olmuştur. Ama Yeni Şafak'ta sadece Nusret Özcan vardı. Hakikaten onunla da kaynaştık, benim ruh ikizimdi." ifadesini kullandı.

- "Ağabey-kardeşten çok daha yakındık"

Yazar Cafer Sadık Özlevent ise İstanbul İmam Hatip Okulunda okurken birçok kişiye ön açıcı olarak vazife yaptıklarını söyleyerek "İşte bunlardan biri de Nusret Özcan'dı. Nusret'i birinci sınıfından itibaren tanıyorum. Nusret, MTTB'ye ve Yeşilay'a gelerek oralarda faaliyet yaparken bir taraftan da tiyatro çalışmalarını sürdürüyordu. Birbirimize karşı öyle bir sevgimiz vardı ki ağabey-kardeşten çok daha yakındık." dedi.

Özcan'ın kıymetli biri olduğunu vurgulayan Özlevent, "Her birinizin anlatımıyla güzellikleri sunulan çok kıymetli bir arkadaşımızdı. Nusret kendisinde bulduğu, etrafından taşıdıklarını yanındakilere yansıtan bir arkadaştı. Dolayısıyla cemiyete yazılarıyla, tiyatrosuyla, sosyal davranışlarıyla çok kıymetler kazandırmış bir kardeşimizdi." değerlendirmesini yaptı.

Dursun Gürlek, Mehmet Şahin, Ali Teker, Ayşe Olgun, Mustafa Doğan, Ahmet Ateş, Ahmet Ateş, Zekeriya Vural, Ali Sütçü, Zeki Bayram ve Şaban Başol'un da aralarında bulunduğu birçok kişi, Özcan ile hatıralarını ve onun hakkındaki düşüncelerini toplantıda aktardı.

Daha sonra Nusret Özcan'ın Eyüpsultan'daki mezarı ziyaret edilerek, kabri başında Kur'an-ı Kerim okundu ve dua edildi.

Kaynak: aa