Yılmaz: Karikatürist, çizerken tarafsızdır

Karikatür Atölyesi’nin kurucusu Emre Yılmaz, pandemi dönemini zorlukla atlatan kültür sanat dünyasının üreticilerinden biri olarak, bu süreçte sadece Çankaya Belediyesi’nden yardım aldığını ve online etkinlikler sayesinde atölyesini ayakta tuttuğunu belirtti. Türkiye’de bu alanların hak ettiği değeri görmemesinin eğitim sistemiyle yakından alâkalı olduğunu vurgulayan Yılmaz, yeni kuşaktan ise çok umutlu olduğunu kaydetti. Yılmaz, siyasetten sanata, günlük hayattan davranış kalıplarına kadar her anlamda bir tıkanmanın yaşandığı günümüzde, kalıplara takılmadan, bütüncül bir kavrama gücüne sahip olan gençlerin, bu durumu aşacaklarına inandığını söyledi

SULTAN YAVUZ/ ANKARA – Ankara’daki Karikatür Atölyesi’nin kurucusu Emre Yılmaz, editöryal karikatür denilen ve gazetelerde günceli resmeden politik karikatürlerin tüm dünyada hızlı bir düşüşe geçtiğini söyledi. Bunun nedeninin ise politikanın kendisinden ziyade gazetelerin değişim sürecine girmesi olduğunu belirten Yılmaz, “Dijitale dönüşüm sürecinde Türkiye’de sadece Penguen ve yarı boyutta basıma geçen Leman kaldı. Herkes karikatürü de sosyal medyadan takip eder oldu. Bir ara geçiş dönemindeyiz. Yazılı karikatür belki tamamen bitmez ama mesela iki ayda bir çıkabilir” dedi.
Pandemi nedeniyle karikatür atölyesini online ortama taşıyan Yılmaz, iletişim yolunun ağırlıklı olarak dijital platformlarda yapılmasının insanları sıkmaya başladığını ancak her şey normale dönse bile dijitalin büyüyeceğini savundu. Yılmaz, karikatüristlerin zaten uzun zamandan beri dergiye çizdikleri karikatürleri dijitalde çizdiklerini belirterek, “Biz, okuyucudan önce dijitale alışıktık. Fakat yazılı bir karikatür dergisine 10 lira veren kişi, dijitale 2 lira vermek istemiyor. Yakın zamanda, ayakta durabilmemiz için maddi karşılığını da alacağımızı düşünüyorum” dedi. Artık Instagram hesaplarının bile dergiye dönüşebildiğini ifade eden Yılmaz, değişimin kaçınılmaz olduğunun altını çizdi.
Z kuşağının sosyal medya üzerinden karikatürle tanıştığını kaydeden Yılmaz, bu kuşağın kendi dönemine kıyasla çok daha şanslı olduğunu ve gerek bu alandaki bilgilere ulaşmakta gerekse iletişim kurmakta avantajlı olduklarını söyledi.
“Pandemi de sanat dünyası çöktü”
Pandemi de tüm sanat dünyasının çöktüğünü dile getiren Yılmaz, özellikle tiyatrocuların ve müzisyenlerin sahnede iş yaptıklarını belirterek, karikatüristlerin ise üretmek için yüz yüze iletişime ihtiyaç duyduklarını kaydetti. Hem bundan mahrum olmaları hem de maddi açıdan zarara uğramalarına rağmen, diğer gruplara göre yine de daha şanslı olduklarını belirten Yılmaz, sosyal medyayı kullanarak sıkıntıları aşmaya çalıştığını sözlerine ekledi. Pandemide tek katkının Çankaya Belediyesi tarafından geldiğini ifade eden Yılmaz, pandemi öncesi temel karikatür eğitimiyle ilgili çektiği programların, daha sonra belediyenin sanatçılar için verdiği destek çerçevesinde değerlendirildiğini dile getirdi.
Yurt dışındaki sanatçıların bu süreçte devletleri tarafından desteklendiklerini söyleyen Yılmaz, “Ne yazık ki kültür sanat ülkemizde hep lükstür ve sanat deyince de sadece şarkı söyleyip dans etmek akla gelir. Bu bizim çok büyük bir kültürel eksikliğimiz. Keşke burada verdiğimiz temel eğitim, ilkokuldaki resim derslerine de eklense, çocuklar karikatürün ne olduğunu görse veya kille oynatılsa, bakış açısı da değişir. Türkiye’deki bu sanat algısının nedeni eğitimdeki eksikten kaynaklanıyor” dedi.
“Politik mizah yapılsa da, daha yumuşak şekilde, hayatın içinden yapılmaya çalışılıyor”
Yılmaz, çocukken Turhan Selçuk’a saygı duyduğunu ve idol olarak benimsediğini dile getirerek, yıllar geçtikçe siyasi baskı nedeniyle karikatürcülerin de kendilerini rahat ifade edemediklerini belirtti. Yılmaz, bu durumun sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını, ABD, Fransa gibi ülkelerde de benzer durumların yaşandığını kaydederek, “Aslında politik mizah da dil konusunda kendini yenileyemedi. Bu biraz da 1950 kuşağının getirdiği bir şey, şimdi sosyal medya ile her şey hızlanırken, anlatım dili de değişti. Politik mizah yapılsa da, daha yumuşak şekilde, hayatın içinden yapılmaya çalışılıyor” diye konuştu.
İster istemez otosansür konusunun gündeme geldiğini kaydeden Yılmaz, eski dönemdeki Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Turgut Özal gibi yöneticilerin sanatçılara saygı duyduklarını ve Özal’ın hakkında çizilen karikatürleri toplayarak koleksiyon yaptığını hatırlattı. “Özü saygı duymak, sanatçı daha geniş perspektiften bakabildiği için saygı çerçevesinde her şeyi söyleyebilir. Fakat günümüzde en küçük şeyden bile tahammülsüzlük çıkabiliyor. Zaten karikatürden mutlaka kötü bir şey çıkarmak istersen çıkarırsın. Bunun sonunda da otosansür oluştu. Öyle örnekler gördük ki… Sanatçı da insan sonuçta, ailesini de düşünmesi gerekiyor, enteresan bir duruma girdik” diyen Yılmaz, şöyle konuştu:
“Mizah toplumun rahatlamasını sağlar, bir tebessüm çok önemlidir. Şimdi herkes tetikte, yumruğunu sıkmış bekliyor oysa biraz rahatlamak gerekir, işte mizah bunu sağlar. Ben ya da başka bir karikatürist çizerken tarafsızdır. Kim olursa olsun yanlış olanı mizahi dille çizmeye çalışır ve yarın muhalefet iktidar olsa onu da çizer. Güç kimdeyse, hata yaptığı anda mizahi uyarı yollarız, nefret edilecek bir şey değil bu da… Bazen eleştirinin dozu kaçar ama hoş görülmesi lazım, zaten çizer, kaçıp kaçmadığını da anlar, o denge işi önemlidir.”
“Bence bu Z değil, A kuşağı olarak insanlık için yeniden başlangıç olabilir”
Yılmaz, dijitalleşmeyle birlikte herkesin bir şekilde sesini duyurabildiğine dikkat çekerek, yeni neslin her şeyden haberdar olduğunu ve kendisinin de onlardan çok şey öğrendiğini vurguladı. “Sedat Peker videolarının bile esprilerini yapıyorlar, her şeyin farkındalar” diyen Yılmaz şunları söyledi:
“Sert bir politikaları yok, eskiden sol-sağ vardı, bu arkadaşlarda kalıp yok, sağa yönelik olsalar da LGBTİ ya da kadın hakları konusunda duyarlılar mesela. ‘Oyna ve Çiz’ etkinliklerimizde oynadıkları oyunları oynuyorum, orada farklı bir dil dönüyor onu kaçırmak istemiyorum. Kaçırırsan bir anda 70 yaşında olabilirsin. Ben biraz da bu arkadaşları 60’lı yıllardaki ‘Çiçek Çocukları’na benzetiyorum, böceğe, ağaca, yaşama saygılılar ve çoğu, evinde evcil hayvan besliyor. Aileler her şeyi öğrensin diye baleye de, heykele de, karikatüre de yönlendirmek istiyor ama bunlar onlarda küçük küçük birikecek ve ortaya güzellikler çıkacak.
Çok erken olgunlaşıyor olabilirler çünkü bilgiler erken geliyor. Güzel bir dünya için güzel bir kuşak geliyor. Z kuşağından öğrenecek çok şey var, onları dinleseler çok şey öğrenebilirler. Onlarla çalışmak benim bakış açımı değiştiriyor ve hayat enerjisi veriyor. 10 yaşında bir çocuk Türkiye ya da dünya üzerine politika konuşabiliyor. 9 yaşında öğrencim sürekli Trump çiziyor, onunla dalga geçmeye bayılıyor. Ben şok oluyorum çizimleri görünce, bence bu Z değil A kuşağı olarak, insanlık için yeniden başlangıç olabilir. Her anlamda bir tıkanma oldu, işte o boruyu açacak olan yeni arkadaşlardan çok umutluyum…”