Ailenin üçüncü kuşak heykeltıraşı: Şerif Akşit

Akşit Sanat’ın sahibi, heykeltıraşlık mesleğini yapan aynı zamanda Türkiye’nin farklı şehirlerindeki müzelerinde sergilenen orijinal eserlerin korunması amacıyla replikasını (kopya) yapan Şerif Akşit, 33 yıllık sanat tecrübesini anlattı

NAZ AKMAN – Ankara Kalesi’nde 2010 yılında açtığı Akşit Sanat merkezinde, üçüncü kuşak heykeltıraşlık ve replika mesleğini devam ettiren Şerif Akşit (46), sanatın içine doğmuş bir heykeltıraş. Dede ve babanın alaylı bir şekilde yaptığı heykeltıraşlık ve replika mesleğini üçüncü kuşak olarak 33 yıldır yaşatan Akşit, henüz 13 yaşında ilk prototiplerini üretip, antika replika yaparak, profesyonel sanat yaşamında ilk adımlarını atıyor. 1991 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne girmeye hak kazandıktan bir yıl sonra ilk atölyesini açan Akşit, replika işini de ara vermeden sürdürüyor. Manisa’da Hatti güneş kursu anıtı, Diyarbakır Müzesi’nde eser replikaları ve canlandırma çalışması, Gaziantep’te Karkamış ortostatları replika çalışması, Uşak Müzesi’nin girişindeki yatan Lidya aslanı yontusu ve Konya Kılıç Arslan Köşkü önündeki Selçuklu aslanı heykellerinin mimarı Akşit, şimdilerde Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’ne (TAI) bir rölyef yapıyor.
Akşit, daha önce Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Sfenksli Kaide restorasyonunu yapan ve bugüne kadar Fransa Bordeux Unutulmuş Anadolu Medeniyetleri, Çin EXPO Shanghai, Anadolunun İlkleri, Hollanda Enschede TwentseWelle Müzesi Kadınlar sergisi ile Kıbrıs 3. Uluslararası Akdeniz Pişmiş Toprak Sempozyumu gibi çok sayıda karma sergide yer aldı. Heykeltıraşlık alanında kişisel sergi açmanın güçlüğünden söz eden Akşit, yakın zamanda ilk kişisel sergisini açacağını da duyurdu.
Ankara’da replika yapan sayılı sanatçılardan biri olan Akşit, “Babam ve dedem alaylı heykeltıraş, hal böyle olunca ben de çocuk yaşlarda bu alanda çalışma fırsatı buldum. Babam bendeki yeteneği fark etmiş olmalı ki henüz o yaşlarda en iyi boyaları ve malzemeleri alırdı. Yine babamın müzelerdeki eserlerin replikalarını yapması benim de 13 ve 14 yaşlarında antik replikalarla ilgili baykuş ve at figürü çalışarak, prototip üretmemi sağlamıştı. Lise eğitimimin sonunda yaptığım İskender başını gören annem ‘Selahattin oğlun seni geçti’ demişti babam da her şeyi bana bıraktığını söylemişti” dedi.
Akşit, “Replika yapmaktan gurur duyuyorum”
Klasik veya koleksiyon özelliği taşıyan farklı dönemlere ait çok sayıda eserin korunması amacıyla, orijinaline birebir benzeyen kopyalarını üreten Akşit, ilk dönemler yaptığı iş nedeniyle çevresi tarafından eleştirilse de şimdilerde replika işinin sanatsal bakış açısına farklı bir vizyon kattığını ve bundan dolayı gurur duyduğunu söyledi. Baba mesleği sayesinde sanat tarihi açısından önemli bir birikim sağladığını ifade eden Akşit, “Üniversite ikinci sınıfta atölyemi açtım. Babamın replika mesleği peşimi bırakmadı, hem heykel hem de replika yapmaya devam ettim. Derslerde en yüksek puanları alan öğrenciydim, bölüm başkanımız çok yetenekli olduğumu ancak replika işini bırakmam gerektiğini söylerdi. Replika orijinal bir eserin, görselin birebir aynısının yapılmasıdır. Replika çalışırken her eserde nasıl bir illüzyon kullanıldığına bakarım. Heykel bir illüzyondur. Taştır ama bir insan veya hayvanmış gibi canlı görünür onu yaparken farklı bir dil kullanılır. Ben taklit ederken de o antik dönemde eseri yapan arkadaşımı taklit ediyorum. Bu nedenle bazen arkadaşlarım arkeolog musun diyorlar. Ülkemizde sanata bakış maalesef Avrupa ülkelerindeki gibi değil. Heykel, diğer sanat dallarına göre maliyeti yüksek ve oldukça zor olan bir branş. Dolayısıyla iyi kazanç sağlayamadığım için de replika yapıyordum. Başlarda çevrem tarafından ‘replikacı’ diye eleştirilirdim ama bu iş sanatta bambaşka bir vizyon edinmeme olanak sağladı. Çünkü replika yaparken, Hitit, Urartu, Roma, Bizans, Selçuklu ve Yunan gibi her döneme hakim olup, yaptığım çalışmalarda eserlerin dönemsel estetik anlayışına sahip oldum. Dolayısıyla herhangi bir yerde deforme olmuş bir eserin fotoğrafını dahi gördüğümde eserin eksik kısımlarını ait olduğu döneme göre tamamlıyorum. Bu nedenle son dönemlerde yaptığım işten ötürü gurur duymaya başladım, çünkü bu işi iyi yaptığımı fark ediyorum” diye konuştu.
Uygun fiyata heykel eserleri
Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde, taş, kil, mermer, ahşap, alçı, pişmiş toprak ve maden gibi çok farklı malzemeden yaptığı heykellerde büyük tasarımların yanı sıra özellikle küçük taşınabilir heykeller de yaptığını ifade eden Akşit, her insanın orijinal bir esere sahip olabilmesi için bu heykellerin replikasını ürettiğini ve uygun fiyata satışa sunduğunu söyledi. Akşit, “Orijinal bir sanat eseri almak çoğu zaman pahalıya mal olabiliyor ancak bu konuda kaledeki diğer sanatçı arkadaşlarıma göre şanslıyım. Yaptığım bir prototipin kalıbını alıp, sayısız adette üretebiliyorum dolayısıyla bir tabloya oranla ben aynı eseri fazla adette ürettiğim için daha uygun fiyata satabiliyorum. Burada 20, 30, 40, 90 lira gibi hemen hemen herkesin bütçesine uygun çerçeveli eserler var. Çoğu müşterim buradan orijinal eser satın alıp, özel günlerde dostlarına hediye ediyor. Bu sayede insanların birbirlerine orijinal bir sanat eseri almalarına imkân sağlamış oluyorum. Hatta müşterilerimiz burada duvarda asılı olan eserleri belki de atölyenin atmosferinden dolayı beğenerek alıyor, ancak evinde tek parça olarak duvara astığında estetik durmadığını düşünüp daha fazla eser alıp, evinde sanatsal bir köşe yaratıyor. Bu anlamda önemli bir ilgi uyandırdığımı düşünüyorum” sözlerine yer verdi.
Heykelde koleksiyoner
Her sanat dalında olduğu gibi heykelde de çok fazla koleksiyonerin olduğunu belirten Akşit, ayrıca her geçen gün replika koleksiyonerlerinin sayısının da arttığını söyledi. Akşit koleksiyonerlere ilişkin “Pek çok farklı meslek grubundan koleksiyonerim var. İnsanlar sanata bir bütçe ayırıyorsa verdiği paranın karşılığını da almak isterler. Resimde sanatçının eseri çok pahalı olsa bile satın alınıyor çünkü koleksiyoner bir yıl sonra aldığı fiyatın üzerinde satılacağını biliyor. Heykel ise resme göre daha az satın alınıyor. Heykel satın alan bir koleksiyoner o eseri satamayacağını düşünse bile eseri beğendiği için elinde tutmak ister. Dolayısıyla heykelde görsel estetik ve kompozisyonun mükemmel olması gerekiyor. Farklı branşlarda koleksiyoner tanıdıklarım artık replika koeksiyonu da yapıyor. Çünkü koleksiyonerler, müzedeki orijinal eserleri satın almanın mümkün olmadığını düşünerek, o eserlere en yakın formu benim üretmem nedeniyle replikasını talep ediyorlar” dedi.