Bir farkındalık yolu: Mindfulness

2000 yıl önceki budist öğreti geleneklerine dayanan “mindfulness”ın bilimsel temelleri ilk olarak 1979 yılında Massachusetts Üniversitesi’nde Jon Kabat Zin tarafından atılmış. Çeşitli uygulamalar ile kişiye farkındalık kazandıran mindfulness, günümüzde giderek yaygınlaşan strestle baş etme, bir tür yardımcı tedavi ve kendini bilme hali olarak tanımlanıyor. Mindfulness eğitmeni Ceylan Hatipoğlu, mindfulness ve yararlarını 24 Saat Gazetesi’ne anlattı
                           Ceylan Hatipoğlu

SULTAN YAVUZ –  Mindfulness eğitmeni Ceylan Hatipoğlu, 1981 yılında Bursa’da doğmuş. Uludağ Üniversitesi İklimlendirme ve Soğutma bölümünü bitiren Hatipoğlu, meditasyonla ilk defa 17 yaşındayken, bir arkadaşı vasıtasıyla tanışmış. 2004 yılında bir meditasyon merkeziyle eğitimlerine devam eden Hatipoğlu, 2006 yılında Bursa’da Zeynep Aksoy’un yoga dersleri ile ilgilenmeye başlamış. Uzun yıllar kendi pratiklerini yapan Hatipoğlu, 2012 yılında işi nedeniyle İstanbul’a taşındıktan sonra ileri seviye “kundali meditasyon” eğitimi almış ve “sahaja yoga” da gönüllü meditasyon öğretmeni olarak ders vermiş. Hatipoğlu, “mindfulness” ile tanışmasını ve yöntemin faydalarını anlatıyor.
Mindfulness ile nasıl tanıştınız?
Ceylan Hatipoğlu: Pratiklerim ve araştırmalarım sırasında Dr. Fuat Beşkardeş ile “mindfulness terapi” çalışmaya başladım. Ardından “David Cornwell Breathing Mind Mindfulness Koçluğu” eğitimini tamamladım. Şu an halen kurumsal hayatına devam ederken, mindfulness eğitmeni ve koçu olarak seanslar veriyorum.
Bize “mindfulness”ı anlatır mısınız?
Hatipoğlu: “Mindfulness” 2000 yıl önce budist öğreti geleneklerine dayanır. Bilimsel olarak ilk temelleri 1979 yılında Massachusetts Üniversitesinde Jon Kabat Zin tarafından atılmıştır. Zin’in tanımına göre “Açık, yargısız, nazik bir şekilde dikkati kasıtlı olarak yönlendirme sonucu ortaya çokan farkındalıktır.” Ben şöyle tanımlıyorum; kendinin (bedenen ve zihnen) ve etrafının neyi, nasıl yaptığını bilme hali…
Mindfulness bir ‘oluş hâlidir’ (being state). Öfkeli, yargılayıcı ve kapalı olduğunuz ‘oluş hâli’nden farklıdır.
Mindfulness’ı değerlendirmenin en basit yolu, beş duyumuz aracılığıyla çevremizden, anılarımızdan, düşüncelerimizden, duygularımızdan ve duyumlarımızdan algıladığımız sürekli değişen deneyim akışına ne şekilde cevap verdiğimize bakmaktır. Yargılayarak, iğneleyici öz eleştiriyle mi cevap veriyoruz? Yoksa ânı açıklık, sevgi ve şefkatle karşılayabiliyor muyuz? Örneğin beden imajımızı düşündüğümüzde ya da kariyerimizi veya ilişkilerimizi, kendimize nezaketle mi bakıyoruz, yoksa eleştirel miyiz? Kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilir miyiz?
Dünyayı ne şekilde algıladığımız, bildiğimizin aksine aslında sabit değildir. Deneyimlerimize, hayatımıza nasıl baktığımız ve yaklaştığımız pratiklerle değiştirilebilir. Stres ve kronik ağrılarımız dönüştürülebilir.
Harvard Üniversitesi Profesörü Sara Lazar’ın yapmış olduğu araştırmaya göre mindfulness pratikleri beyin yapımızı değiştirmekte, stresle baş çıkma kapasitemizi geliştirmektedir.
Mindfulness, terapinin ya da psikolojik tedavinin yerine geçebilir mi, yoksa yardımcı bir yöntem midir?
Hatipoğlu: Mindfulness, terapinin yerine geçer mi sorusu çok komplike bir soru. Bu kişinin durumuna göre değişiklik gösterir. Ama ilaç tedavisi bile görüyor olsa, hastaya mindfulness yan terapi olarak öneriliyor. Böyle durumlarda hastanın doktoru ile birlikte buna karar vermesi önemli bir husus. Yapılan araştırmalara göre mimdfulness pratikleri depresyon ve anksiyete tedavisinde kullanılıyor.
Yöntem, hangi yaş aralığında kullanılıyor?
Hatipoğlu: Mindfulness pratiklerini her yaşta insan uygulayabiliyor.
Siz kendi hayatınızda ne tür uygulamalar yapıyorsunuz, şimdiye kadar nasıl geri dönüşler aldınız?
Hatipoğlu: Kendi pratiğimde günde 30 dakika nefes meditasyonu yapıyorum. Çok yoğun bir günse 15 dakika ya da metroda 5 dakika olarak uyguluyorum. Özellikle yoğun bir iş günüyse boş bir toplantı odası bulup, 10 dakika nefes meditasyonu yapıyorum. Stresle başa çıkmak konusunda bana çok yardımcı oluyor.
Onun dışında 8 haftalık mindfulness meditasyon eğitimleri veriyorum. Kişilerin ihtiyaçlarına göre koçluk ile ilerliyorum. Koçluğumuzun temeli mindfulnessa dayanıyor. ‘Breathing Mind Mindfulness Koçluğu’ spiritüel bilgelik ile yaşam koçluğu uygulamalarını bir araya getiriyor. Amacımız spiritüel uygulamalar ve günlük hayat arasında köprü kurmak.
Günlük hayat daima seçim yapmak üzerine. Kararlar genellikle korkulara ve koşullanmalara dayanıyor. Gerçekten bir seçim yapabileceğimizin farkında mıyız, yoksa sürekli aynı alışkanlıklarla hayatımız boyunca tekrar eden durumlara doğru mu çekiliyoruz? Bunu farketmeye başlıyor danışan. Fark etmek de size farklı bakış açıları ve seçenekler sunuyor.
Bu süreçte yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?
Hatipoğlu: Kendimde pratikleri uygulamaya başladığım ilk zamanlarda bir akşam işten eve gittim ve pratik yapmak için uzandım. Beden taraması dediğimiz bedenimizde ağrı, sızı, his gibi durumlara baktığımız bir çalışma. Vücudumu tararken sırtımda kolumda minik seğirmeler oluşmaya başladı ve bunlar sinir boşalması gibi vücudumu titretmeye devam etti, oysa ki ben o gün işyerinde yaşadığım stresin geçtiğini düşünmüştüm. Olayın üzerinden saatler geçmişti ama etkileri bedenimde hâlâ devam ediyordu. Kendimi bu kadar dinlemediğim ve önemsemediğim için çok üzülmüştüm.
Sonradan hocam David’ten aldığım eğitim ve önerdiği bir kitap üzerine (Beden Kayıt Tutar, Bessel Van Der Kolk) yaşadığımız ve geçtiğini düşündüğümüz olayların zamanında yaşanmadığı ya da üzeri kapatılmaya çalışıldığı zaman bedenimizde hapsolduğunu öğrendim. Bunlar da zamanla depresyon, kronik ağrı, anksiyete olarak bize geri dönüyor. (Bu hastalığa dönüşme bilgisi de geçen yıl İstanbula gelen Gabor Mate’den)
Bu yöntemin yaygınlığı nedir? Terapiden daha mı pahallı? Kaç seans uygulanıyor?
Hatipoğlu: Mindfulness yurt dışında çok yaygın bir uygulama. İngilterede okul müfredatlarına girmiş durumda. Google çalışanlarına mindfulness eğitimleri veriyor. Sporcuların kullandığı bir teknik ve hapishanelerde kullanılıyor. İngilterde yapılan araştırmaya göre mindfulness uygulayan suçluların suç oranları %50 oranında düşmüş.
Türkiye’de henüz bu yaygınlıkta değil tabi ama gittikçe hayata giriyor. Bir çok psikolog hastalarına mindfulness pratikleri öneriyor. İstanbul’da özel okulların müfredatına girmeye başladı. Bazı şirketlerde eğitim alınıyor.
Onun dışında bire bir çalışma sanşları var insanların. 8 haftalık bir program sunuluyor ve her dersten sonra mail kutularına hergün için ödevler ve yönlendirmeli pratikler gönderiliyor. Harvard’taki araştırmaya göre, 8 hafta da beyinde değişiklik oluşmaya başlıyor.
8 haftalık program ise terapiden pahalı değil…
Siz mindfulness sayesinde ne kazandınız? Kendinizde ne tür değişimler gözlediniz?
Hatipoğlu: Kurumsal hayatıma devam ediyorum halen. Mimdfulness beni en çok iş yaşamında destekledi. Hem zihnen hem bedenen…
İlgilenenler için bu yönteme ilişkin neler söylersiniz?Farkındalık neden bu kadar önemli?
Hatipoğlu: Doktor Rick Hanson’dan bir alıntı ile bitirmek istiyorum.
“(Beyin) bedenin yönetici organıdır ve esenliğinizin, gündelik verimliliğinizin, psikolojik şifalanmanızın, kişisel gelişiminizin, yaratıcılığınızın ve başarınızın birincil içsel kaynağıdır. Öfke mi, rahatlık mı, hüsran mı, doygunluk mu ya da sevgi mi, yalnızlık mı hissettiğiniz sinir ağlarınıza bağlıdır. Ayrıca beyinlerin ne şekilde etkileşime girdiği, ilişkilerde tatminin, başarılı organizasyonların, gelişen toplumların ve nihayetinde barış içinde ve sürdürülebilir refaha sahip bir dünyada yaşamamızın temelini oluşturur. Deneyime bağlı nöroplastisite bilimi her insanın beynini daha iyi yönde değiştirme gücünün olduğunu gösterir. Eğer bu gücü kendiniz kullanmazsanız, evde ya da iş yerindeki baskılar, teknoloji ve medya, ısrarcı insanlar, acı veren geçmiş deneyimlerin geçmek bilmeyen etkileri gibi başka güçler beyninizi sizin için şekillendirecektir. Öte yandan, günlük akışınızın içinde hızlı, kolay ve neşeli yollarla öz yönlendirmeye dayalı nöroplastisitenin gücünü kalıcı rahatlık, güven, öz kabul, nezaket, sevildiğini hissetmek, tatmin ve içsel huzur oluşturmak için kullanabilirsiniz. Yavaş yavaş, her yeni sinapsla beyninizde mutluluğu inşa edebilirsiniz. Ve bunu yaparak olumsuzluk ön yargısını alt edersiniz.
Yakın zamana dek bilim insanları beynimizdeki yapıların ergenlikten sonra pek de değişmediğine inanıyordu, ancak ‘nöroplastisite’ adı verilen bir alandaki bilimsel gelişmeler, beyindeki yapıların sabit olmadığını, yaşamımız boyunca yeni deneyimler öğrenmek ve eski deneyimleri bırakmak için adapte olduğunu – bu yüzden ‘plastisite’ kullanılıyor – gösterdi.
Deneyimlerimiz ve davranışlarımız beynimizde kısa vadede kimyasal, uzun vadede de yapısal değişiklikleri etkiler. Bu değişiklikler, birinin ismini hatırlamaktan yeni bir dil öğrenmeye, rafine motor beceriler geliştirmekten sigara içmek, aşırı derecede yemek yemek, yıkıcı düşüncelere takılıp kalmak gibi bağımlılık davranışlarına, hem pozitif hem de negatif öğrenmeyi destekler.
Meditasyon davranış şeklimizi değiştirir, davranışlarımız da beynimizi.
Ne hissettiğimiz ve nasıl davrandığımızın farkında olmak (mindfulness pratikleriyle ) önümüzde olan yeni seçenekleri görmek için bize alan tanır…”