Erken evlilik yasası tozlu raflardan iniyor: 2005 öncesine geri mi dönüyoruz?

MÜJGAN HALİS – Erken evlilik düzenlemesi olarak bilinen yasa teklifi son beş yıldır Türkiye’nin gündeminden düşmedi.
Geçtiğimiz günlerde Akit TV’de yayınlanan Derin Kutu isimli programda, İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muttalip Kutluk Özgüven’in neler söylediğini ve erken evliliği nasıl savunduğunu duymayan kaldı mı? Şunları söylüyordu Özgüven:
“Süpermen bir şey diye yok hayal kahramanı ama süper kadın diye bir ırk var ve bu da 13-16 yaş arasında. İstediğiniz doktora sorun, en üstün nitelikli insan 13-16 yaşındaki, 13-17 diyelim hadi ya da 12-17’ye büyütelim, bu yaşlardaki kadındır. Vücudu mükemmel falan, yani bu yaş ilk çocuğu doğurmak için ideal bir yaş.”
Özgüven, bu sözlerinin ardından pedofiliyi savunduğu gerekçesiyle görevinden alındı. Özgüven’in sözlerinin dumanı tüterken, bir açıklama da Necmettin Erbakan’ın oğlu ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’dan geldi. Erbakan şunları söyledi:
“Devlet evlilik cüzdanı verdiği vatandaşlarını, dünyada hiçbir benzeri olmayan bir uygulamayla zindanlara attı. Bunun nasıl bir mantık olduğunu anlamakta güçlük çekiyorum. Hanımların resmi olarak eşi olan, çocuklarının babası olan kişiler, çocuk istismarcısı diye çok ağır bir suçlamayla hapse atıldılar. Türkiye’de erken yaşta da olsa karşılıklı rızaya dayalı cinsi münasebete, yani zinaya ve evlilik dışı birlikteliklere ceza verilemez.”
Mağdur ile fail arasında 15 yaş farkına af
Yasa teklifi yine gündemde ve gelecek günlerde Meclis’e sunulacağına dair beklenti var. Hükümetin hazırladığı çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin yasa teklifine göre; 10 Nisan 2020’den önce evlenmiş olanlar, belirlenen beş kriteri birlikte taşıması halinde tahliye edilecek ve beş yıl evli kalmak şartıyla yaptırımlardan kurtulacak.
Bu kriterler şöyle sıralanıyor: Suçun, cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlenmesi. 10 Nisan 2020 tarihi itibarıyla mağdur ile failin evlenmiş olması. Suçun işlendiği tarihte failin başka biriyle evli olmaması. Mağdurun şikâyetinin bulunmaması. Suçun işlendiği tarihte mağdurun 14 yaşına girmiş olması. Mağdur ile fail arasında 15 yıldan fazla yaş farkının bulunmaması.
2016’da kadın örgütlerinin büyük tepkisi sonucu geri çekilen yasaya ilişkin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bugünlerin geleceğinin işaretini dört yıl önce vermiş ve şunları söylemişti:
“Hükümetimize ve meclisimize, hatta toplumumuza söz konusu kanun değişikliğinin mevcut haliyle çıkartılması yerine, daha geniş bir mutabakatla ele alınmasını tavsiye ettim. Hükümetimiz de bu doğrultuda gereken adımları atarak, değişiklik teklifinin geri çekilmesini kararlaştırdı. İnanıyorum ki geniş mutabakatla yeniden parlamentomuza gelecektir.”
Yani AKP 2016 yılından beri sistematik olarak çocuk yaşta, zorla ve erken evlendirmelerin önünü açacak, çocuk istismarını meşrulaştıracak birtakım yasal değişiklikleri hayata geçirmeye çalışıyor. Hukukçulara göre böyle bir yasa 2005 yılında kanundan çıkarılan “tecavüzcü ile evlilik durumunda cezasızlık sağlayan” maddenin geri getirilmeye çalışıldığını gösteriyor. Çünkü istismar suçunu evlenme koşullu bir düzenleme ile aklamak, çocukların tekrarla istismara maruz bırakılması ve şiddet dolu hayatlara mahkûm edilmesi anlamına geliyor. 2005 yılında yeni TCK hazırlanırken, “tecavüz mağduru ile evlenmesi durumunda failin cezasız kalması” maddesi kadınların mücadelesi ile kaldırılmıştı. Ancak, 2020 yılında iktidar yine aynı noktaya dönmek, bugün çocuk yaşta evlilikleri meşrulaştırmak için, çocuklarla evlenen kişilere verilen cezaları affettirmek istiyor.
‘Evliliğim çocuk şubede geçti’
Adını gizli tuttuğumuz ve 16 yaşında tecavüz sonucu bir evliliğe zorlanan şimdi 29 yaşındaki bir genç kadına kulak verelim:
“Eski eşim zaten ciddi anlamda alkol alıyordu ve kumar oynuyordu. Her gün eve geldiğinde şiddet. Üç yıl evli kaldım zaten. O üç yılın neredeyse tamamı çocuk şubede geçti. Sürekli şikayet, sürekli karakol, sürekli hastaneler ama bir sonuç alamadım bütün bu sonunu göremeyen kadınlar gibi. Babam kabul etmiyordu, sahip çıkmıyordu ve gidecek yerim yoktu. 18 yaşını da geçtiğim için devlet koruma altına almadı, karakola geliyordum, şikâyet ediyordum ve komiser o gün bir şeyler söylüyordu, ertesi gün barıştırıp geri gönderiyordu.”
Ve bu şiddet dolu hayatın sonunda çocuğunu alıp, evi terk etmiş. Sonra yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor:
“Evden çocuğumu kucağıma alıp çıktım, nereye gideceğimi de bilmiyorum, ne yapacağımı da bilmiyorum, hiçbir şey yok yanımda, ne param var, ne gidecek yerim var, ne geri döndüğümde bana sahip çıkacak bir ailem var. Bir süre sokakta dolaşıp kendime geldikten sonra anne babamın yanına geldim, babam “kabul edemem bu evden nasıl çıktıysan öyle gelirsin ancak, böyle bir şey mümkün değil” diye beni eve almadı. Sonra çalıştığım yere gittim. Uzun bir süre oğlumla beraber Arnavutköy’de işyerinin deposunda kaldık. Fareler vardı. Gece sabaha kadar uyumuyordum ki, oğlumu fareler ısırmasın diye.”
Şimdi erken evliliğe affın gündeme gelmesine dair ise çok tepkili:
“Bu yasayı çıkaran insanların ilk önce bizim yaşadıklarımızı bir yaşamalarını istiyorum, küçücük bir kısmını, tamamını da demiyorum. Buna psikolojileri yetip kaldırabilecekler mi? Buna hangi akıl ve mantıkla karar verebilirler ki? Onlar benim yaşadığımın üçte birini yaşasalar, acaba bu kadar sağlıklı kalıp bir çocuk yetiştirebilirler mi? Bu kabul edilemez bir şey.”
Erken yaşta evlilikleri savunanlar çoğunlukla bu savunularına dini referans olarak gösteriyorlar. Bu yüzden Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çekmesini de hararetli bir şekilde savunuyorlar. Peki, gerçekten öyle mi, erken evlilik İslam’ın emri mi, muhafazakârlar sahiden de erken evliliği destekliyor mu?
Dindarlar da karşı
Ayrımcılığa karşı ‘La Havle’ diyerek yola çıkan ve kendilerine Müslüman Feminist diyen Havle Kadın Derneği kurucularından Rümeysa Çamdereli, kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine muhafazakâr camianın erken yaşta evliliğe sanıldığı gibi sıcak bakmadığını belirterek, bu konuda yaptıkları ‘erken yaşta evlilik’ araştırmasının verilerini paylaşıyor:
“Türkiye çapında 2700 anket, 70 kadınla derinlemesine görüşme yaptık. ‘Bir insanın evi çekip çevirebileceği yaş kaçtır’ diye sorduğumuzda kadınlar için bu yaşın 24, erkekler için de 26 olduğunu söylüyorlar. Yani Türkiye toplumu 24 yaşından önce kimsenin evi çekip çevirebileceğine inanmıyor. ‘Kızlar için ideal evlilik yaşı nedir?’ diye sorduk, 23 dediler. Erkek için ise 25. Peki, ‘Bir kız kaç yaşına kadar çocuktur?’ dedik, 20 dediler, erkeklere de 19 dediler. Bir de ‘İslami olarak sizce kaç yaşına kadar evlilik caizdir?’ dediğimizde yine ağırlıklı ortalama kızlar için 18, erkekler için de 19 olarak çıktı. Burada 18 yaşın altında diyenlerin oranı oldukça düşük çıktı.”
Araştırmada çarpıcı sorulardan biri de katılımcıların kendi kızlarına dair sorulan soru, bakalım nasıl yanıtlar almışlar:
“Evlilik meselesine dair sorduğumuz bir soru vardı: ‘Bir kızınız olsa ya da varsa kızınızı 18 yaşından önce evlendirir misiniz’ diye sormuştuk. Orada yüzde 91,8 evlendirmeyeceğini söylüyor, yüzde 7,1 de ‘emin değilim’ diyor. ‘Peki mesela kızınız evlilik dışı cinsel bir ilişkide bulunsa evlendirir miydiniz’ diye sorduğumuzda, ‘evlendirmem’ diyenlerin oranı yüzde 66,1’e kadar düştü. Bunun dışında namus meselesini sormuştuk, ‘Eğer oğlunuzun evlilik dışı cinsel ilişkisi olsa oğlunuzu evlendirir misiniz’ diye sormuştuk, yüzde 69,1’e kadar düşürdü oranı. Kadının cinsel tacize uğraması yüzde 72,1’e kadar düşürdü, aile baskısı yüzde 78,2’ye kadar düşürdü ve ailesinde ekonomik sorunlar varsa diye sorduğumuzda, yüzde 81’e kadar düşürdü sadece.”
‘Ortaçağ toplumunu bugüne uyarlıyorlar’
Berrin Sönmez, 28 Şubat’ta üniversitelerden tasfiye edilen akademisyenlerden biri. Müslüman Feministlerden Sönmez, erken evliliğe ilişkin iktidarın hazırlıklarına yönelik yekten ‘çocuk istismarı’ diyerek başladığı sözlerini şöyle sürdürüyor:
“TCK 103 kapsamına giriyor, 15 yaş altı çocuklarla ilgili bir düzenleme düşünüyorlar ve kesinlikle 15 yaş altı çocuklarla ilgili her türlü ilişki, çocuğun cinsel istismarıdır. Buna başka bir isim verilmesi gerçeği değiştirmiyor. Evlilik dense de gerçeği değiştirmiyor.”
Sönmez ayrıca bu yasa girişiminin kız çocuklarını cinsel saldırılar karşısında savunmasız bırakacağını, aileleri cinsel saldırı durumunda kız çocuklarını hemen evlendirmeye teşvik edeceğini ve çocukların bütün haklarını ellerinden alacağını söylüyor:
“Eğitim hakkı gasp ediliyor kız çocuğunun, kendisine güvenli bir yaşam kurma hakkı, kendi kararlarını alma hakkı hepsi gasp ediliyor.”
Berrin Sönmez, en çok Romanların erken evlilik yaptığı, esas mağdurların onlar olduğu yönündeki propagandanın ise gerçek dışı olduğunu anlatıyor:
“Romanlarda görülen erken evlilik, akran evliliği şeklinde. 15 yaşın altında da değil üstelik. 15 yaşın üstünde ve sadece bir iki yaş farklı gençlerin evliliği şeklinde karşımıza çıkarmış. Yaygın olanın bu olduğunu, üçten fazla pek fazla görülmediğini, beş yaş farkın son derece nadir olduğunu söylüyorlar. Ancak Romanları bahane eden AKP içinden önerge hazırlayanlar diyorlar ki, en fazla 15 yaş fark olsun. Ha 15 yaşa kadar çıkardıklarına göre Romanlar gerçekten bahane ediliyor.”
Peki Kuranı Kerim gerçekten de Ortodoksi yorumlar mı içeriyor? Berrin Sönmez bu soruya ‘hayır’ yanıtını veriyor:
“Ortodoksi din yorumları dediğimiz, dinin evlilik ile ilgili usullerini değil dinin indiği çağın şartları içerisinde Arap yarımadasında yaşanmakta olan evlilik geleneklerini, sanki din hükmüymüş gibi sunuyorlar topluma, biz buna itiraz ediyoruz. Ortaçağ tarım toplumlarında hangi dinden olursa olsun bütün topluluklar benzer özelliklere sahipti.”