Eskişehir’e “kömürlü termik santral” kurulmasına tepkiler artıyor

Eskişehir’in Tepebaşı İlçesi’nde kurulması planlanan Alpu Kömürlü Termik Santrali Projesi için sondaj çalışmaları başladı

BÜŞRA TAŞKIRANEskişehir- Alpu Ovası, birinci sınıf tarım arazisi ve üretim potansiyeli nedeniyle Bakanlar Kurulu kararıyla, 2017’de “büyük ova koruma alanı” statüsüne alınmıştı. Verimli arazilerin olduğu, bölge halkının tarım ve hayvancılık yaptığı bu topraklar, ayrıca dünya lületaşı rezervlerinin büyük kısmına da ev sahipliği yapıyor.
Alpu Kömürlü Termik Santrali, Eskişehir’in en verimli topraklarının bulunduğu Tepebaşı İlçesi’ndeki merkeze yakın Alpu Ovası’nda kurulması planlanmıştı. Uzmanların, “Hava ve çevre kirliliği oluşturacağı” yönündeki görüşlerine karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, projenin çevreye zarar vermeyeceğine dair “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu” raporu vermişti.
Projenin ÇED süreci, Eylül 2017’de başlamıştı. Tema Vakfı’nın yanı sıra meslek odaları, ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütleri, belediyeler ve vatandaşlar tarafından Bakanlığın verdiği olumlu ÇED raporu, mahkemeye taşınmış, idari dava açılmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 6 Mart 2018 tarihli ÇED olumlu raporu, Alpu Termik Santrali ve bu santrale kömür sağlayacak olan rezerv alandaki yeraltı maden işletmesi ile kül düzenli depolama tesisinin yapımına başlanması anlamına geliyor.
SONDAJ KUYULARI AÇILMAYA BAŞLANDI
Eskişehir Çevre ve Yaşam Platformu (ESÇEP), Alpu Kömürlü Termik Santrali Projesi’nin her aşamasını yakından takip edeceğini yaptığı basın açıklaması ile duyurdu. ESÇEP adına açıklamada bulunan Fikret Baykır, sondaj çalışmaları hakkında bölge halkına sağlıklı bilgi verilmediğini vurgulayarak “Yörede yaşayanların endişeyle karşıladığı sondaj kuyuları, yönetmeliklere uygun açılmamakta. Sondaj işlemi sonucunda oluşan atık çamurlar, Ağapınar Mahallesi’nde bulunan tarım arazisi niteliğindeki depolama alanına boşaltılmaktadır. Bu durum toprak ve su kirliliği bakımında büyük riskler oluşturmaktadır” uyarısında bulundu.
Alpu Ovası’nda yapılan çalışmalarda toprağın yüzlerce metre altına inildiği ve çevrede çökmelerin olabileceğine dikkat çeken Baykır, “Eskişehir halkının bilgisi dışında, insafsızca ve acımadan verimli ovamızın kalbine girilmekte, tarım topraklarımız pervasızca delik deşik edilmektedir” dedi.
ÇED RAPORU GERÇEĞİ YANSITMIYOR
Çevre Mühendisi Ozan Devrim Yay, ÇED olumlu raporuna dava açanlardan biri. Termik santralin çok boyutlu zararları olduğuna işaret eden Yay, “Öncelikle bölgenin hava kalitesine büyük zarar verecek. Burası, Türkiye’nin tarımsal SİT alanı olarak tescil edilmiş bir yer. Verimli tarım arazisinin bu amaçla kullanılması doğru değil. Ayrıca bu bölge, lületaşı ocaklarının bulunduğu bir alan. Termik santral, lületaşının çıkarılmasına da büyük zararlar verecek” diye konuştu.
Akademik çalışmalarını “hava kalitesi” ve ilişkili konular üzerine yapan Yay, “Hava kirliği, hem insan hem bitki sağlığına zarar veriyor. Burada kurulacak termik santral, büyük miktarda sera gazı emisyonu oluşturacak. Sera gazı etkisiyle hem genel hava kalitesinde hem de küresel iklim değişikliğine sebep olacak” ifadelerini kullandı.
ÇED olumlu raporunda teknik değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını iddia eden Yay, sözlerini “ÇED raporunu hazırlayan firmalar, raporun hazırlanmasıyla ilgili finansmanı yatırımcıdan alıyorlar. O yüzden ÇED raporu hazırlayan firmaların, projenin gerçek olumsuz etkilerini rapora yansıtması çok zor” diye tamamladı.
ENERJİ ÜRETİMİNE KARŞI DEĞİLİZ
Kömürlü termik santralin hemen yanı başında bulunan Alpu Ovası’nın en büyük yerleşim yerlerinden biri de Gündüzler Köyü. Bölge halkının geçimini bu ovadan sağladığını anlatan Gündüzler Köyü Muhtarı Selim Kurnaz, “Termik santralin atıkları, yöre halkının tarım ve hayvancılık yapmasına engel olacak. Bu bölgede yetişen tarım ürünlerinin ithalinde artık bazı ülkeler bizim ürünlerimizi kabul edilmeyecekler” diyerek önümüzdeki yıllarda gündeme gelecek başka bir sorunun altını çizdi.
Alpu Ovası’nın tarım için çok değerli olduğunu ve bölgede mısır, şeker pancarı, ayçiçeği, arpa ve buğdayın bol miktarda yetiştiğini anlatan Kurnaz, “Zonguldak Çatalağzı ve Çanakkale Çan bölgesindeki kömürlü termik santrallerini gezdik. Termik santral kurulmadan önceki yaşamlarını ve sonraki yaşamlarını oradaki insanlar bize anlattı. İnsanların bölgeden göç ettiğini, şehrin ise hayalet şehre döndüğünü gördük” dedi.
Enerji üretimine karşı olmadıklarını, yenilenebilir enerji üretimi projelerine destek vereceklerini belirten Kurnaz, “Bölgeye 229 tane sondaj yapılacak. ÇED olumlu raporunu güçlendirmek için sondaj çalışmaları başladı. Ancak yöre halkına doğru bilgi verilmiyorlar. ‘Petrol arıyoruz’ diyorlar” iddiasında bulundu.
Bu arada kömürlü termik santral için gerekli olan sondaj çalışmalarına bazı arazi sahiplerinin izin vermemesi üzerine Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) yetkililerinin, “Burada petrol var onun için sondaj vuracağız, belgeyi imzalar mısınız?” diyerek izin almaya çalıştıkları ileri sürülüyor.