Türkiye Sakatlar Derneği Başkanı Şükrü Boyraz[/caption]
Sakatlar Derneği: İmkanlar eşit dağıtılmalı
Engellilerin için bulunduğu durumu “hapis hayatı” olarak özetleyen Boyraz, engelli ailelerini ise “gönüllü gardiyanlar” olarak tanımladı. Engelliler için insani yaşam koşullarının oluşturulması gerektiğinin altını çizen Boyraz, “Engelli nasıl trafiğe çıkacak? Engelli olmayan bir bireyin bile rahat rahat yürüyemediği bir yolda, engelli bir birey nasıl mesafe kat edecek? Normal insanların bile ulaşıma erişmesi mümkün değil diyebiliriz. Türkiye çağdaş bir ülke olana dek, topluma derdimizi anlatacağız. Çalışma hayatı olsun, sosyal hayat olsun, engellilerin sorunları çözüme kavuşturulmalıdır” dedi.
‘Dilenci bir toplum yarattılar’
Savaş, çevre kirliliği, eğitim seviyesinin düşüklüğü, iş kazaları ve doktor yetersizliğinin engellilere etkilerine değinen Boyraz, ‘’Eskiden insanlar derneğimize, sorunlarımızı paylaşmak, ortak çözümler üretip, ortak hareket etmek için gelirlerdi. Şimdi ise dernekten ne elde edebilirim diye düşünüyorlar. Dilenci bir toplum yarattılar. Sosyal devlet anlayışından uzaklaşıp, sadaka devletine dönüştük. Toplumun artık kendi sorunlarına sırtını çevirmemesi lazım. Madem birlikte yaşayacağız, o zaman imkanları da eşit dağıtmamız lazım” önerisinde bulundu.
Süreklileşen rapor talebi
Kurumların sürekli rapor talebinde bulunduğunu aktaran Boyraz, “Doğuştan gözleri görmeyen, kulakları duymayan için her seferinde neden rapor isteniyor? Dünyada çocuk felcinin iyileştiğinin bir örneği var mı? Yok. Ayağı olmayanın ayağı tekrar yerine geldiği görülmüş mü? Yok. Kolu olmayanın kolu tekrar çıkmış mı? Yok. Peki neden iki de bir rapor istiyorsun? Rapor yönetmenliği çıkınca, yüzde 70-80 oranında engelliyken, bu yönetmenlikten sonra birden yüzde 30-40'lara düştü. Bu adamlar iyileşti mi? Hayır. Çünkü bürokrasiye göre engelliler bütçeye zarar veriyor. Kişinin engelli haklarından yararlanması engelleniyor. Kişi ortada kaldı. İşe girecek, ‘sakatsın’ diyorlar. Sakatlık kadrosunda gireyim diyor, ‘sağlamsın’ diyorlar. Kendi isteğimizle engelli olmadık. Biz ülkede yanlış işlenen sistemin kurbanlarıyız. Bizim gözle görülür sorunlarımız var ve bu sorunların çözülmesi gerekiyor" çağrısında bulundu.
[caption id="attachment_198864" align="alignright" width="136"]
Seher Çayırlı[/caption]
Maddi ve manevi zorluklar
Engelli bireylerin aileleri de yaşadıkları zorlukları anlatarak, çözüm beklentilerini dile getirdi. Seher Çayırlı’nın (34) ikiz çocukları engelli doğdu ve sürekli beyin kanaması geçiriyor. Bir çocuğunun 16, bir diğerinin ise 4 kez beyin ameliyatı geçirdiğini söyleyen Çayırlı, ömrünü hastane koridorlarında geçirdiğini, maddi ve manevi zorluklar yaşadığını ifade etti. Engelli çocuklarının bakımında yaşadığı zorluklara değinen Çayırlı, “Bir çocuğum yürüyemiyor. Tuvalet ihtiyaçları olsun, yıkanmaları olsun, her konuda onların eli ayağı benim. Yemeklerini de ben yediriyorum. Çocuklarımın ikisini de çok seviyorum. İyi ki varlar. Mümkün oldukça onlara her zaman iyi bakacağım” ifadelerini kullandı.
[caption id="attachment_198867" align="alignright" width="283"]
Abdurrahman Bozkurt[/caption]
‘Evlerimiz hapishanelere dönüştü’
6 yıl önce omurilik felci (parapleji) geçiren Abdurrahman Bozkurt (27), bu süreçte yaşadığı zorlukları anlattı. Engelli olmayan bireylerin birer engelli adayı olduğunu dile getiren Bozkurt, “Engelliliğimin başlarında toplumun içine girmeye utanıyor ve çekiniyordum. Bana bakan tüm gözler bana acıdıklarını hissettiriyordu. O yüzden toplumun içine çıkmak benim için bir eziyete dönüşmüştü. Tekerlekli sandalyeye sahip olduktan sonra, yavaş yavaş kendimi toparladım. Arkadaşlarımla bir kafede veya sahilde zaman geçirmeye başladım” diye konuştu.
Yaşadığı İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde ulaşımın engelli bireylere uygun olmadığını belirten Bozkurt, bu nedenle sürekli engellerle karşılaştığını söyledi. Bozkurt, ulaşımda yaşadığı sorunları şöyle sıraladı: “Engelliler için ayrılan bölümlere insanlar araçlarını park ediyor. Akülü arabam bile rampaları aşmakta yetersiz kalıyor. Bu normal bir insan çok önemli olmayabilir ama benim için hayati bir mesele. Manuel elektrikli sandalye aldım ama onun için bile bir arkadaşımın bana eşlik etmesi gerekiyor. Daha dışarıya çıkamıyorken, nasıl sosyal aktivitelerde bulunabilirim… Ulaşım araçlarında insanlar beni görmemezlikten geliyor, yer vermiyorlar. Metrobüs şoförleri görmelerine rağmen, görmemezlikten geliyor. Bankamatiklerde engelli rampası olmadığı için 6 yıldır bankamatiğin önüne gitmişliğim yok. Bizim binanın önünde 4 basamak var. Hep insanlardan yardım isteyerek, o 4 basamağı inip çıkıyorum. Engelli rampası için Beyoğlu Belediyesi’ni aradım. Binaya ait olduğu için ‘biz yapamıyoruz’ dediler. Bütün insanların girip çıktığı bir parka bile giremiyorum. Yani günlerim, haftalarım, aylarım, yıllarım hep evde geçiyor. Evlerimiz bizim için bir hapishaneye dönüşmüş durumda” şeklinde içinde bulunduğu durumu özetledi.
[caption id="attachment_198863" align="alignright" width="262"]
Baran Yılmaz[/caption]
‘Ailelere eğitim verilmeli’
Engelli ailelerden biri de Baran Yılmaz, doğuştan görme yetisini kaybeden 7 yaşındaki çocuğunun eğitim hakkından yeterli düzeyde faydalanamamasından şikayetçi. Çocuğunun sürekli gözetim altında olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Oğlum çok akıllı, zeki birisi. Gözleri görmüyor ama hislerini çok iyi kullanıyor. Onu gözlemek, onunla zaman geçirmek benim için çok önemli bir tecrübe. Hayatı, doğayı, yaşamayı oğlum sayesinde sorguladım. Zor koşullar altında ‘daha iyi nasıl yaşanabilir?’ sorusunun cevabı, oğlumun yaşamında saklıdır. Oğlumla keyif alarak zaman geçiriyorum” şeklinde anlattı.
Ev düzenini de engelli oğluna göre dizayn ettiklerini sözlerine ekleyen Yılmaz, şunları söyledi:
“Ben ve annesi çocuğumuzu daha iyi yetiştirmek için özel eğitim ve kurslara gittik. Çok kitap okuduk. Sağduyumuz gelişti. Asla çocuğumuzdan vazgeçmeyi düşünmedik. Dilimizi bile değiştirdik. Örneğin ‘şu, bu, o’ kelimelerini kullanmıyoruz. Kişinin ya da nesnelerin isimlerini direk söylüyoruz. Engelli ailelerin çoğu bizim sahip olduğumuz imkanlara sahip olmayabilir. Kesinlikle ailelerin bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi ve ciddi derecede devlet kurumları tarafından destek görmesi gerekiyor. Bilgi veya desteği almayan aileler, çocuklarına iyi davranmıyorlar ve onların topluma adaptasyon sürecine girmesini engelliyorlar. Bu anlamda devlet engelli aileleri desteklemeli, çocuklarının eğitimi konusunda çalışmalar yürütmeli.”
Muhabir: TE Bilisim





