Kıraç: Anadolu Medeniyetleri Müzesi bir ekoldür

Anadolu’nun arkeolojik belleği (hafızası)

Paleolitik Çağ’dan (Kaba Taş Devri) başlayarak günümüze kadar Anadolu’daki arkeolojik eserlerin kronolojik olarak sergilendiği dünyanın sayılı müzelerinden biri olan ve Türkiye’de Avrupa Yılın Müzesi Ödülü’nü kazanan ilk müze olma özelliği de taşıyan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin faaliyetlerini ve gelecek dönem projelerini müze müdürü Yusuf Kıraç ile konuştuk

NAZ AKMAN – Kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın en saygın müzeleri arasında yer alan Türkiye’nin ve Başkent Ankara’nın en çok ziyaret edilen yapılarından biri Anadolu Medeniyetleri Müzesi… Müze, Paleolitik (Kaba Taş), Neolitik (Yeni / Cilalı Taş), Kalkolitik (Bakır-Taş), Eski Tunç, Asur Ticaret Kolonileri, Eski Hitit ve Hitit İmparatorluk Çağı ile Frig Krallığı, Geç Hitit Krallığı, Urartu Krallığı, Lidya Dönemi, M.Ö 1200’lerden Günümüze Anadolu Uygarlıkları ve Çağlar Boyu Ankara olarak Anadolu’daki arkeolojik dönemlere ait eserleri bünyesinde barındırıyor. Yakın zamana kadar müzede gerçekleştirilen restorasyon çalışması ile ziyaretçiler, Anadolu arkeolojisinin Paleolitik Çağ’dan başlayarak Roma Dönemi sonuna kadar kronolojik bir sırayla sergilendiği teşhir düzeninde sadece eserleri görmekle kalmayıp aynı zamanda bu dönemlerin günlük yaşantısının ve doğal ortamının canlandırıldığı görselleri de izleyebiliyor.
Ziyaretçilerine müze gezme bilincini aşılayarak, farkındalığı arttırmayı hedefleyen müze, Anadolu kültür tarihindeki konumunu özenle korumaya devam ediyor. Anadolu’nun arkeolojik belleği olarak da tanımlanabilen Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin müdürü Yusuf Kıraç ile son restorasyon çalışmalarının ardından hayata geçirilen kültürel ve sanatsal faaliyetler ile gelecek dönem yapılması planlanan projeleri konuştuk.
2019 yılının Ekim ayında göreve getirilen Kıraç, söz konusu dönemde devam eden kazı çalışmalarının tamamlanması ile müzenin tanıtımına ilişkin çalışmaların yapıldığını söyledi. Kıraç, “2019 yılında basılmayan Anadolu medeniyetleri müzesinin takviminin basılması için çaba gösterdik. Bu takvim geleneksel olarak basılıyordu fakat bir sene sekteye uğramıştı bu geleneği devam ettirdik. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndeki 2019 faaliyetleri genellikle müzeyi tanımak ve öğrenme çalışmalarıyla geçti. Şunu fark ettik ki müze son restorasyon çalışmasıyla beraber kendi içine kapanık bir hale gelmiş. Hiçbir kurumla ortak bir çalışma yürütülmüyor, hiçbir proje etkinlik yapılmamış. Bunu yeniden canlandırma amacıyla yeni projeler araştırmaya başladık” dedi.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde kil tablet atölyesi
Müze bünyesindeki eğitim bölümü kapsamında yürütülen çalışmalara değinen Kıraç, müze okul işbirliğinde gerçekleştirilen eğitimler ve atölyeler hakkında şu bilgileri verdi:
“Şu an Avrupa birliği için açılmış projelerde sekiz farklı dernek üzerinden sekiz farklı projeye ortak olduk. Projelerden birinin de temel başvurucusu olduk. Bu proje müze temel eğitim atölyesine tablet ocağı kazandırmakla ilgili. Çocuklarımıza Anadolu’nun yazı ile tanışma hikayesi ile o dönemlerden günümüze kalan yazılı tabletler ve kullanılan alfabe konusunda bilgi vererek, ıslak kil üzerine kendi tabletlerini yapmalarını sağlamak istiyoruz. Buraya bir tablet fırını koyarak öğrencilerin kendi yaptıkları tabletleri onlara armağan etmek istiyoruz. Çünkü Anadolu Medeniyetleri Müzesi Türkiye’nin en büyük tablet müzesi, haliyle bunu da çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara İl Kültür Turizm Müdürlüğü, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile müze-okul işbirliğinde protokoller yapıldı. Okul idarecileri ve öğretmenlerin müzeleri sadece gezilecek bir yer olarak değil, ders yapılabilecek farklı bir eğitim ortamı olarak görmelerini sağlamak gerekiyor. Bu kapsamda özellikle okul öncesi ve okul sonrası yaş grubundaki çocuklara, müzede yer alan eserlerin anlamlarının daha anlaşılır hale getirilmesi için ‘Müze Eğitim Bölümü’ tarafından hazırlanan eğitim faaliyetlerini günlük, haftalık ve aylık olarak programlamaya çalışıyoruz.
Gordion Antik Kenti’ndeki çalışmalar
Öte yandan üniversite öğrencileriyle bağlantı haline geçtik. Başkent Üniversitesi, Ankara Valiliği, Ankara Kalkınma Ajansı ile birlikte Polatlı’daki Frig Medeniyeti’nin başkenti Gordion Müzesi’nin yenilenmesi buraya bir konferans salonunun yapılması konusunda çalışmalara başladık. Buranın sanatsal çalışmalarını Başkent Üniversitesi yapacak. Gordion Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alması için alan başkanlığı kuruldu, sadece oradaki 125 adet tümülüsün değil hem Gordion’un hem de Sakarya Meydan Muharebesi’nin siperlerini bir alana dönüştürerek alan başkanlığı kapsamında UNESCO’ya kaydettirip dünyaca tanınan bir yer haline getirmeyi düşünüyoruz. Buranın alan başkanlığından sonraki en yetkili kurumu Anadolu Medeniyetleri Müzesidir.”
Juliopolis kitap oluyor
Koç üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) ile yapılan protokol kapsamında müze tarafından geçmiş yıllarda Juliopolis (Kayıp Kent) ile ilgili yapılan tüm kazı çalışmalarının dijital bir alt yapıya dönüştürüleceğini ifade eden Kıraç, “Juliopolis’i bu dijital alt yapıdan sonra basılı bir kitap haline getirmek istiyoruz. Yani Juliopolis’in tüm zamanlarda yapılan çalışmaları ve eserlerini bir kitap haline getireceğiz. Juliopolis, arkeolojik şehirlerde mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölge yani nekropoldür. Oradaki yerleşimin nekropol alanındaki mezarlar kazılıyor. Şu ana kadar çıkarılmış 750 civarında iskelet var. Söz ettiğim proje kapsamında da bulunan bu iskeletlerin yani Ankara’nın birinci yüz yılında yaşayanlarının hem sergisini hem yüzlendirilmesini yaparak kitabın içinde katalog haline getirilmesi üzerine çalışıyoruz. İçerisinde DNA akrabalıkları ve o akrabalıklarında Anadolu’daki neolitik ve Avrupa’daki neolitik çağın karşılaştırılmasını da yapacağız. Bu kapsamda çalıştığımız uzmanlar Avrupa’daki neolitik ile Anadolu’daki neolitiğin akraba topluluğu olduğunu belirtiyor, biz de bunu ortaya çıkarmaya çalışacağız. Bir diğer bilgi ise Avrupa buzul çağı ile Avrupa neolitiğinin akraba olmadığını Anadolu’nun neolitiğinin aslında bir göçle Avrupa neolitiği haline gelmiş varsayımıdır” sözlerine yer verdi.
Yurt dışındaki önemli müzelerle işbirliği yapılması konusunda girişimlerde bulunduklarını belirten Kıraç, “Daha önce müzemizi ziyaret eden British Museum yetkilileriyle birlikte ortak çalışmalar yapılabilmesi konusunda fikir alışverişinde bulunduk. Ortada henüz bir protokol yok ancak ilerleyen dönemlerde bir işbirliği yapılabilir. Ayrıca Belarus Minsk’teki Natural Museum ile protokol aşamasına geldik, karşılıklı teknik alışveriş, müze uzmanları eğitimi ve değişimi yapacağımız bir projeye hazırlanıyoruz” dedi.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde neler oluyor?
Bölgede yer alan müzelerle birlikte Ankara Kalesi’nde kültürel ve sanatsal çalışmaların sürdürülmesi için çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Kıraç, “Asıl turizm kaynağı kültürdür, biz kültürü yaşatıp koruyarak, turizmde de farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz” diyerek çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Daha önce hem Kültür ve Turizm Bakanlığı hem koruma bölge kuruluyla yaptığımız çalışmalarla birlikte Ankara genelinde tüm gruplarla çalışmalar başladık. Kale grubuyla aktif çalışmalarımız oldu, müzede müzik etkinliği başlattık. Müzenin Taş Eserler Salonu’nda her Perşembe günü Türk Sanat Müziği dinletisi düzenliyoruz. Her ayın ikinci Perşembe gününde gerçekleştirdiğimiz sempozyumlarımız devam ediyor. Yine her ayın son Perşembe gününde çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Daha önce Türksoy ile birlikte düzenlenen ‘Altın Elbiseli Adam’ sergisi yapılmıştı, ciddi anlamda hem ülke gündeminde yer etti, hem de ziyaretçi anlamında büyük katkı sağladı. Bizde ‘Bir Zamanlar Selçuklu’ isimli sergi düzenledik. Sanatçılarımızla bu tarz sergilere devam edeceğiz. Ayrıca Felsefe Kulübüyle birlikte fotoğraf sergisi ve yarışması yapacağız. Yine Caz Kulübüyle çeşitli etkinliklerimiz olacak. Hem üniversitelerle bilimsel çalışmalarımızı hem de kültürel ve sanatsal faaliyetlerimizi sürdürmeye gayret ediyoruz. Anadolu Medeniyetleri Müzesi bir ekoldür, bir eğitim yeridir, burada farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Geçen yıl müzemizi ziyaret eden yerli ve yabancı 400 bin civarındaki kişinin sadece buraya gelip gitmesini değil, diğer müzeleri de ziyaret etmesini istiyoruz. Bu bölgede Etnografya Müzesi, Koç Müzesi, Gökyay Vakfı Satranç Müzesi, Erimtan ve Türkpusat Geleneksel Savaş Pusatları Müzesi gibi çok değerli müzeler yer alıyor. Öncelikli hedefimiz Ankara’ya gelenlerin mutlaka müzemize gelmesini sağlamak daha sonra ise bölgedeki diğer müzelere yönlendirilmeleri için teşvik çalışmaları yürütmektir.”