Macaristan’ın dünyaca ünlü orkestrası Ankara’da sahne aldı

HABER VE FOTOĞRAFLAR / NAZ AKMAN (ANKARA) – Sevda Cenap And (SCA) Müzik Vakfı tarafından bu yıl 35’incisi düzenlenen Uluslararası Ankara Müzik Festivali, solist Alican Süner ile Budapeşte’den gelen Franz Liszt Oda Orkestrası’nı konuk etti. MEB Şura Salonu’nda sahne alan orkestra, yabancı bestelerin yanı sıra “Sarı Gelin” parçasını da çaldı.
Yarım asırlık tarihi ile Macaristan’ın dünyaca ünlü oda orkestrası 35. Uluslararası Ankara Müzik Festivali kapsamında Türkiye’de sahne aldı. 1963 yılında Budapeşte’deki Franz Liszt Müzik Akademisi’nin eski öğrencileri tarafından kurulmuş olan Franz orkestra, 55 yıl boyunca 50’den fazla ülkede verdiği konserlerle uluslararası çapta olağanüstü bir üne sahip. Orkestranın geniş kapsamlı repertuarı barok, klasik, romantik ve çağdaş eserlerden örnekleri içinde barındırıyor. Toplamda 200’den fazla albüm kaydı oluşturan orkestranın birlikte çaldığı sanatçılar arasında Sviatoslav Richter, Yehudi Menuhin, Jean-Pierre Rampal, Isaac Stern, Mstislav Rostropovich, Vadim Repin ve Zoltán Kocsis gibi isimler yer alıyor. Orkestra, genellikle bir klavsen solist tarafından eşlik edilen 16 yaylı çalgı,üflemeli çalgı ve diğer farklı çalgılardan oluşuyor.
MEB Şura Salonu’nda sahne alan Franz Liszt Oda Orkestrası’na, Türkiye’de son dönemlerde adından övgü ile bahsedilen genç kuşak keman sanatçısı Alican Süner eşlik etti. Uluslararası ödüllere sahip olan Süner, konser kapsamında G.Orban, F.Schubert, A.Dvorak ve Liszt-Wolf’un yanı sıra Türk dinleyicilere özel “Sarı Gelin” parçasını da icra etti. 2015 yılında Berlin International Max Rostal Competition birinciliği, dinleyici oylamasında birincilik ve yüksek yetenekli genç finalist özel ödülü ve yine aynı yıl İtalya’nın Fermo şehrinde 22. Concorso Postacchini birinciliği, “Absolute Winner” ödülü (tüm kategorilerin birinciliği) ve İtalya Cumhurbaşkanlığı Madalyası gibi bir çok ödül ve derecenin de sahibi olan genç sanatçı Alican Süner ilk kez katıldığı Uluslararası Ankara Müzik Festivali’ne ilişkin görüşlerini gazetemizle paylaştı.
Türkiye’deki keman serüveniniz nasıl başladı?
“İlk keman derslerimi Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Lili Tchumburidze’den aldım. Sonraki yıllarda Rengim Gökmen, İbrahim Yazıcı, Cem Mansur, Naci Özgüç, Koral Çalgan ve Işın Metin gibi önemli Türk şeflerle İstanbul Devlet Senfoni, Cumhurbaşkanlığı Senfoni, Bilkent Senfoni, Bursa Bölge Devlet Senfoni ve Mersin D.O.B. gibi orkestralar eşliğinde konserler verdim. Türkiye’nin tüm büyük şehirlerinde konserler verdim. İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’ndaki Üstün Yetenekliler Özel Sınıfı’nda bir sene eğitim gördükten sonra 2009’da Mersin ÜDK’dan mezun olduktan sonra Almanya’nın Detmold Müzik Akademisi’nde Prof. Thomas Christian’ın sınıfında üniversite eğitimine başladım. 2011 yılından beri Berlin’de yaşıyorum.”
Yurt dışında hangi orkestralarda çaldınız?
“Yurt dışında Berlin Filarmoni, Konzerthaus, Leipzig Gewandhaus, Zürih Tonhalle ve Verona Filarmoni ve Mallorca Tiyatrosu gibi önemli salonlarda çaldım. Konzerthausorchester, Brandenburg Senfoni, Cottbus Filarmoni, Filarmonica Marchigiana, I Virtuosi Italiani gibi orkestralar eşliğinde, Evan Christ, Ryusuke Numajiri, Romolo Gessi gibi şeflerle şimdiye kadar Almanya, İspanya, İtalya ve İsviçre’de solist olarak çaldım. Kissinger Sommer ve Musica Mallorca gibi önemli müzik festivallerinde yer alarak, oda müzisyeni olarak Nora Chastain, Kolja Blacher, Stephan Picard, Silvia Simionescu, Troels Svane ve Adrian Oetiker gibi sanatçılarla aynı sahneyi paylaştım. Şu an Berlin Sanat Üniversitesi’nde Prof. Nora Chastain ile master eğitimime devam ederek, Berlin Filarmoni Orkestrası Karajan Akademisi’de birinci başkemancı Noah Bendix-Balgley ile çalışmalarımı sürdürüyorum.”
Uluslararası Ankara Müzik Festivali hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
“Türkiye’de istikrarlı bir biçimde her yıl yapılan ve başarılı sanatçıları konuk eden Ankara Müzik Festivali bu anlamda çok büyük bir öneme sahip. Yurt dışında pek çok festivale katıldım. Uluslararası Ankara Müzik Festivali’ne ilk kez katıldım. Sahne almadan önce diğer sanatçıları ve festival programını sosyal medyadan takip ediyordum, festivale katılmak gerçekten büyük bir onur. Festivalin komisyonundan Şef Orhun Orhon’ün önerisi üzerine davet aldım. Tereddüt etmeden kabul ettim. Franz Lıszt Oda Orkestrası ile birlikte ilk kez sahne aldık ve çok güzel bir uyum yakaladık. Zaten çok ciddi, pratik ve profesyonel bir orkestra bu nedenle birlikte iş birliği yapmak beni ayrıca mutlu etti. Tek prova ile konser verdik.”
İlerleyen dönemlerde müzik alanında neler yapmayı planlıyorsunuz?
“Almanya’da yaşadığım için oradaki Türk çocukların klasik müziği sevebilmeleri için bir takım eğitimler vermeyi düşünüyorum. Çocuklara sanatı sevdirmek istiyorum. Bunu ya ders vererek ya da konserler vererek bir şekilde yönlendirmek ve ilerleyen zamanlarda büyük orkestralarda çalabilmeleri için eğitimler vermek istiyorum. Almanya’da da sıkça müzikle ilgilenen çocukları akademilerde ziyaret ederek, ilgilenmeye çalışıyorum. Henüz net olarak bu amacıma yönelik bir planlama yapamadım ama çocukların müziği sevebilmeleri için gerekli yol haritası çizdikten sonra işe koyulmayı düşünüyorum.”