Medyanın önemli bir bölümü iktidarın denetimi altında

Fatih Polat

Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğin önünü tıkayan iktidar-medya ilişkisi, ifade ve basın özgürlüğü, sansür-otosansür, medyanın içinde bulunduğu ekonomik yetersizlikler ve medyanın sıkışıp kaldığı hız yarışı sebebiyle, dijital devrime rağmen araştırmacı gazetecilik geriye mi gidiyor? Türkiye’de durum nedir? Türkiye’de dijitalleşmeyle birlikte araştırmacı gazetecilik alanında ne gibi dönüşümler yaşanıyor?

YEŞİM ÖZDEMİR
Dijital devrimle birlikte, birçok meslek alanında çeşitli değişim ve dönüşümler yaşanıyor.
Bu meslek alanlarından biri de “araştırmacı gazetecilik.” Gelişmiş dünya ülkelerinde konuyla alakalı başarılı adımlar atılıyorken, üçüncü dünya ülkelerinde hala “basın özgürlüğü” kavramı tartışılıyor. Peki Türkiye’de durum nedir? Türkiye’de dijitalleşmeyle birlikte araştırmacı gazetecilik alanında ne gibi dönüşümler yaşanıyor? Medya yöneticileri, gazeteciler ve akademisyenler süreci 24 Saat’e değerlendirdi.
Türkiyede, araştırmacı gazeteciliğin gelişimini etkileyen faktörleri yorumlayan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, iktidar-medya ilişkisine dikkat çekerek “medyanın önemli bir bölümü iktidarın denetimi altında” diyor. Fatih Polat, ayrıca birçok medya kurumunun ekonomik yetersizlikler nedeniyle araştırmacı gazetecilik faaliyetlerine bütçe ayıramadıklarını belirtiyor:
Düşük bir bütçeyle gazeteyi döndürmek durumunda olan bir yönetici gerçekten istese de güvendiği muhabirin yüksek maliyet gerektiren bir haberin peşine düşmesine onay veremiyor. Bu nedenle bu tür haberleri, belirli bir fon desteğine sahip ve görece iktidar baskısından bağımsız coğrafyalarda faaliyet gösteren sınırlı sayıdaki habercilik platformları yapıyor. Ancak biliyoruz ki “araştırmacı gazeteciliğin” Türkiye’deki tarihinde, deneyim, fikri takip, titiz bir çalışma ile örülmüş bir miras da var. Uğur Mumcu’yu bu açıdan önemli bir referans olarak anabiliriz.
Bianet Genel Yayın Yönetmeni Nazan Özcan da iktidarın medya üzerindeki baskısına işaret ediyor:
“Neredeyse yüzde 95’i iktidar tarafından sıkı kontrol altında tutulan medyada fazlaca araştırmacı gazetecilik örneklerini görmemiz zaten hayal. Ama tabii ki geri kalan bir yüzde 5 var ki, aslında gazeteciler o alanda gerçek anlamda ‘araştırmacı gazetecilik’ örneklerini zaten sunuyorlar. Yüzde 5 gibi küçük bir oran olması umutsuzluğa düşürmesin kimseyi. Çünkü aslında o küçücük yüzde 5’ten çıkan araştırmacı gazetecilik haberleri yüzde 95’in yaptığı gazetecilikten çok daha etkili oluyor.”

Nazan Özcan

Araştırmacı gazetecilik ve hız unsuru
Dijitalleşme ile birlikte medya kurumlarındaki haber yetiştirme telaşı artarken, ortaya çıkan hız unsuruyla araştırmacı gazetecilikteki bir haberi derinlemesine inceleme ve araştırma kavramı çakışıyor. Nazan Özcan hızın araştırmacı gazeteciliğin olanaklarını zorladığını belirterek “Tabii ki dijital gazeteciliğin hızıyla çok bağdaşan bir habercilik çeşidi değil araştırmacı gazetecilik. Sürekli yenilenmeyi bekleyen haber sitelerindeki gazetecilerin bazen günlerce, haftalarca ve hatta bazen yıllarca sürecek araştırmacı gazetecilik faaliyetlerini yapması çok olanaklı olmuyor olamıyor” diyor.
Artı Tv Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş ise dijitalleşmenin haberin hızlı tüketimine değil hızlı yayılmasına katkı sağladığını belirtiyor:
“Haber hızlı tüketilecek bir malzeme değil. Etki alanı vardır ve bu alan güçlüdür. Dijital devrimin haberi hızlı yayması, pek çok kişiye ulaştırıyor olması da bizim için dezavantaj değil avantajdır. Haberin zamana karşı bir yarış olduğunu da düşünmüyorum.”
Türkiye’de araştırmacı gazetecilik birimleri yok
Gazeteci Fatih Polat, Türkiye medyasında araştırmacı gazetecilik birimlerinin oluşturulması için önce basın özgürlüğü alanın genişletilmesi gerektiğini söyleyerek, gazetecilik faaliyetlerinin cezalandırıldığına dikkat çekiyor:
“Biz bir haberin doğruluğundan eminsek, onu yayımlarız. Kuşkusuz öncelikle o haberi ceza almayacak biçimde sunmak mümkün ise, buna uygun bir ön çalışma yaparız. Ancak öyle haberler var ki, yayınladığında kesin ceza alacağını bilirsiniz, o zaman bazen şu soruyu soruyoruz. Bu haber risk almayı gerekli kılacak kadar önemli bir haber midir? Eğer öyle ise yayınlarız.’“Bu dönem bu manşeti atarsak, yüzde 90 kapatılırız’ dediğimiz ve atmaya karar verip kapatıldığımız da oldu. Ama halka doğruları aktarmayı esas alan bir gazetenin uzun soluklu olması da önemli. Yani sonuç olarak biz kamikaze de değiliz. Olabildiğince sürekliliğinin olmasını istediğimiz bir iş yapıyoruz.”
Gazeteci Nazan Özcan ise, bu birimlerin eskiden var olduğunu belirterek, Bianet özelinde böyle bir birim olmadığı halde, muhabirlerin uzmanlaştıkları alanlarda imza attıkları araştırmacı gazetecilik örneklerden bahsediyor:
“Bianet özelinde konuşursak özel bir birimimiz yok. Ama onun yerine editörlerin ya da muhabirlerin uzmanlaştığı alanlar var. Kadın, çocuk, insan hakları, ifade özgürlüğü, ekoloji gibi. Dolayısıyla Bianet’in her editörü ve muhabiri zaten konusuna çok hakim, kaynaklarla ilişkileri çok sıkı. Ellerine gelen her türlü bilgiyi en iyi şekilde değerlendirip araştırmalarını en iyi şekilde yapabilecek donanıma sahipler. Mesela “1 Mayıs 77 Kayıplarının Yakınları Anlatıyor” diye bir projemiz var, orada 1 Mayıs 77’de öldürülenlerin üzerinden 40 yıldan fazla geçmiş olan insanların aileleri, yakınları, arkadaşları aranıyor, bulunuyor ve kayıpların hikayeleri ortaya çıkartılıyor. Bu da bir araştırmacı gazetecilik örneği.”

Fırat Fıstık

Sansür ve otosansürün gölgesinde araştırmacı gazetecilik
Medyascope muhabiri Fırat Fıstık, Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğin gerilediğini söyleyerek bunun en temel nedeninin hız dayatması olduğunu ifade ediyor:
“Örneğin bir dosya veya daha geniş bir konuyu çalışan gazetecinin araştırmak için uzun süre ayırması söz konusu değil. Bunun yanında her şeyin her yerde olduğu bir dönemde siz araştırarak haberin arkasını görmeye çalışan bir haber yazmaktansa, o haberi en hızlı girmek gibi yeni yükümlülükleriniz var. Yine tabii Türkiye gibi ülkelerdeki baskı koşulları da bunu etkileyen faktörlerden. Bütün bu değişim elbette bu şekilde araştırmacı gazeteciliği de geriye götürüyor.”
Gazeteci Sibel Hürtaş ise sansüre dikkat çekerek “sansürün gölgesinde bir araştırma yapabilmeniz mümkün değildir. Her neye hangi görüşe hizmet ediyor olursa olsun sansür ve otosansür altında yazılmış bir metin haber değil, propaganda aletidir” diyor
Odatv yazarı Yusuf Yavuz da Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğin çok içi açıcı bir durumda olmadığını belirtmekle birlikte, baskı dönemlerinde halkın nefes alma alanı olarak ne derece gerekli olduğuna dikkat çekiyor:
“Araştırmacı gazetecilik, baskı dönemlerinde toplumun daha çok ihtiyaç duyduğu bir nefes alma alanı. Ancak şu zaman diliminde bana göre çok da iç açıcı bir durumda olduğunu söylemek zor. Haberciliğin ve haber vermenin suç sayıldığı, akreditasyonun ve basın kartlarının belirli bir haber verme biçimine göre düzenlendiği bu dönemde en çok haberin kendisi zarar görüyor.”

Çağdaş Ceyhan

Demokrasiye en fazla katkı yapan gazetecilik türü
Araştırmacı gazeteciliğin akademi boyutunu konuştuğumuz Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Basın-Yayın Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Çağdaş Ceyhan, araştırmacı gazeteciliğin en ayırt edici niteliğinin sorgulayan bir eylem biçimi olduğunu belirterek iktidarın gri alanlarında çalıştığı için de demokrasiye en fazla katkı yapan gazetecilik türü olduğunu belirtiyor
Akademisyen Çağdaş Ceyhan, ayrıca dijital devrimle birlikte çoğalan veri akışının ekip çalışmasını gerekli kıldığına vurgu yapıyor:
“Geleneksel gazeteciliğin de araştırmacı gazeteciliğin de ana akım mecralarda bir kriz içinde olduğunu söyleyebiliriz. Web 2.0 ile birlikte gazetecilik faaliyetleri daha yurttaş temelli olmaya başladı. Ancak özellikle araştırmacı gazetecilik verileri, sayılar üzerinden hareket ettiği ölçüde dünyada pek çok gazetecinin katılımıyla büyük haberlerin ortaya çıkardığını görüyoruz. Ortak projeler etrafında bir araya gelen gazeteciler ve planlı araştırmalarla özellikle kara para akışı ve organize suç üzerine şaşırtıcı derecede parlak dosyalar hazırlıyorlar”.

Sibel Hürtaş
Yusuf Yavuz