Van’da hayvancılık bitme noktasında

Türkiye’de hayvancılığın yüzde 17’sinin yapıldığı Van’da, yaşanan göç ve teşvik yasalarındaki çelişkiler nedeniyle hayvancılık bitme noktasına geldi. Bir dönem sadece Gürpınar’da 2 milyonu bulan küçükbaş Norduz koyunu son yıllarda nesli tükenmekle karşı karşıya kalınca Yüzüncü Yıl Üniversitesi tarafından koruma altına alındı. Gürpınar Ziraat Odası çözüm konusunda hazırladığı projeyi Bakanlığa sundu

M. Sıddık Güler – Bir zamanlar Türkiye’nin hayvancılık deposu olarak bilinen ve Mersin limanlarından Arap ülkeleri ile batı illerine tonlarca et ve canlı hayvan sevk eden Van’da, özelikle 90’lardan sonra yaşanan olaylara bağlı olarak köylerin boşaltılmasıyla birlikte hayvancılık bitme noktasına geldi. Hayvancılığı geliştirmek amacıyla uygulanan teşvik politikalarındaki çelişkiler ve düzensizlikler çözülemeyince hayvancılık yok olmakla karşı karşıya kaldı. Artık Avrupa ülkelerinden Van’a hayvan ve et getirilmeye başlarken, son yıllarda et fiyatları da ciddi artışlar yaşandı. Van’da bir dönem sadece Van mezbahada 15 ton et kesilirken şu an bu rakamlar yarı oranlara kadar düşmüş durumda. Üreticiler ve sivil toplum örgütü temsilcileri, bölgenin potansiyel olarak hayvancılığa çok elverişli olduğuna dikkat çekerek, hayvancılığın tekrar canlandırılması için özelikle köylerde yaşanan üreticiye kalıcı desteklerin sağlanması gerektiği çağrısı yaptı.
1990 yılında sadece Van’ın Gürpınar İlçesi’nde 2 milyon küçükbaş hayvan olmasına rağmen 2020’de Van’ın merkez ve bütün ilçelerinde bu sayı 2 milyon 700 bine kadar düştü. Dünyada sadece Van’ın Gürpınar İlçesi’nde yetiştirilen ve Türkiye’nin önemli gen kaynakları arasında yer alan Norduz koyununun nesli, bölgeden göç etmeyen tek köy sayesinde yok olmaktan kurtuldu. Bölgede sayısı fazla olan ancak göç sırasında satılan Norduz koyunu, göç etmeyen tek köy olan Gürpınar’a bağlı Geçerli Köyü halkı sayesinde neslini koruyabildi. Kentte, 1990-1996 arasında güvenlik nedeniyle Gürpınar’a bağlı Norduz bölgesinde bulunan çok sayıda köy ve mezra halkı da başka illere göç etti. Tarım ve hayvancılıkla geçinen bu aileler, ellerindeki hayvanları satarak, kent merkezlerine yerleşti. Eti, sütü ve diğer özellikleri bakımından diğer koyunlara göre daha kaliteli verim elde edilen Norduz koyunu, bu köylerde yaşayan halkın göç etmesiyle yok olma tehlikesi altına girdi.
300 yıllık geçmişe sahip Norduz Koyunu
Norduz koyunu, diğer koyun türlerine göre, canlı ağırlığı ve süt verimi yüksek. Daha iri ve uzun yapısı nedeniyle hayvan pazarında yüksek fiyata alıcı buluyor. Yapılan bir tez araştırmasında, bölgede 2008 yılı itibarıyla yaklaşık 12 bin Norduz koyunu bulunduğu anlaşıldı.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Bingöl, Gürpınar’da Norduz olarak adlandırılan bölgede yetiştirilen bu koyun türünün, Akkaraman ırkının bir alt ırkı olduğunu belirtti. İklim ve topografik yapısı ile zengin bitki kompozisyonu ve bol su kaynaklarına sahip olması nedeniyle Norduz koyununun sadece bu bölgede yetiştiğine dikkat çeken Bingöl, “Bu koyun bölgede yaklaşık 300 yıllık bir geçmişe sahiptir. 1980’li yıllara kadar ülkenin çeşitli yerlerinden özellikle Trakya’dan gelen mandıra sahiplerince büyük ilgi gördüğü bilinmektedir” dedi.
Geçmiş yıllarda güvenlik nedeniyle birçok köyün boşalması, yetiştiricilerin koyunculuğu bırakması ve bölgede kontrolsüz melezlenmenin uygulanması nedeniyle Norduz koyunu sayısında gün geçtikçe azalma görüldü. Bu ırkın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaması için Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarını Koruması Projesi kapsamında, 2007 yılından beri bu koyun türü, yetiştirildiği ilde koruma altına alındı.
Bakanlığa proje sonuldu
Hayvancılığın merkezi konumunda olan kentte hayvancılığın can çekiştiğini dile getiren Gürpınar Ziraat Odası Başkanı Faruk Şamiloğlu, oda olarak çözüm konusunda bir proje hazırladıklarını ve projeyi bakanlığa sunduklarını bildirdi. Şamiloğlu, “Sadece şu an yaşadığım ilçe olan Gürpınar’da 1970 ile 1990 yılları arasında 2 milyon küçükbaş hayvan vardı. Bu tarihlerde biz, Katar’dan Suudi Arabistan’a kadar birçok ülkeye hayvan ihraç ediyorduk. Bu ülkelerde bizim hayvanlar, karaborsaya düşüyordu. Aşırı bir talep vardı. Ancak gelinen aşamada, Van ne kadar hayvancılık deposu olarak lanse edilse de bütün kent genelindeki sayı ilçemizin bir dönemki sayısına kadar düşmüştür. Şu an Van genelinde bu sayı 2 milyon 700’dır” açıklamasında bulundu.
Köylerin boşaltılmasından sonra geri dönüş sağlanan köylere gençlerin geri gelmediğini sadece 65 yaş üstü yaşlı kesimin kaldığına işaret eden Şamiloğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hayvancılığın tekrar canlanması için kalıcı önlemler alınması lazım. Böyle söylemlerle bu iş yürümez biz oda olarak bir proje hazırladık. Eğer bakanlık kabul ederse bizim projede, her köyde ilk etapta 10 haneye hane başı 50 tane hayvan devlet tarafından verilecek. Sonraki yıl ise bu ailelerden her yıl 30 kuzu alınıp başka bir ailelere verilecek. Yani devlet bir kereye mahsus bir destek sağlayacak. Sonra kendi içinde döngü sağlanacak. Hayvancılık canlanacağı gibi binlerce aileye iş imkânı ve köyüne kalıcı geri dönüşü de sağlamış olacağız.”