Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel Başkanı Ergün Kılıç, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, imar aflarının gündeme getirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Kılıç, afet yönetimi süreçlerinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık esas alınması gerektiğini belirterek, “İnsan onuruna yakışır bir yaşam; barınma, eğitim, sağlık, beslenme ve ürün güvenliği haklarının, risk altındaki gruplar gözetilerek birlikte korunmasıyla mümkündür” dedi.
THD Başkanı Kılıç: "Veriler, yaşanan felaketin toplumsal etkisinin büyüklüğünü göstermektedir"
THD Başkanı Kılıç, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye tarihinin en büyük yıkım ve can kayıplarından biri olduğunu hatırlattı:
"6 Şubat 2023’te meydana gelen depremler, Türkiye tarihinin en büyük yıkım ve can kayıplarından birine yol açmıştır. Yaşamını yitiren on binlerce yurttaşımızın acısını hâlâ yüreğimizde hissediyoruz. Hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor; ailelerinin, yakınlarının ve tüm toplumun yaşadığı derin acıyı paylaşıyoruz. Bu acının unutulmaması ve benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Resmî verilere göre yaşamını yitirenlerin sayısı 53 bin 537’ye, yaralı sayısı ise 107 bin 213’e ulaşmıştır. Depremler sonucunda 38 bin 901 bina tamamen yıkılmış, yüz binlerce yurttaşımız konteyner ve geçici yaşam alanlarında yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştır. AFAD verileri, depremden etkilenen bölgede 717 bin 614 binanın bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu veriler, yaşanan felaketin toplumsal etkisinin büyüklüğünü açıkça göstermektedir.
"yaşanan aksaklıklar, ürün güvenliği politikalarının güçlendirilmesi gereğini açıkça ortaya koymuştur"
Yaşanan yıkımın yalnızca doğal afetle açıklanamayacağını belirten Kılıç, yapı güvenliği, denetim ve imar uygulamalarındaki aksaklıkların önemine dikkat çekti.
"Depremler, barınma sorununu aynı zamanda ürün ve hizmet güvenliği boyutuyla gündeme getiren Kılıç, güvenli ve standartlara uygun yapı üretiminin kamu otoriteleri gözetiminde sağlanması gerektiğini vurguladı: , Yaşanan yıkımın, yalnızca doğal bir afetin sonucu olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Kamuoyuna yansıyan resmî raporlar ve devam eden yargı süreçleri; yapı güvenliği, yapı denetimi ve imar uygulamalarına ilişkin yapısal sorunların bulunduğuna işaret etmektedir. Fay hatları, zemin yapısı ve riskli yapı stokuna ilişkin bilimsel verilerin uzun süredir bilinmesi, afet risklerinin önleyici politikalarla ele alınmasının hayati önemini ortaya koymaktadır. Depremler, barınma sorununu aynı zamanda ürün ve hizmet güvenliği boyutuyla gündeme getirmiştir. Konutlar, yapı malzemeleri ve yapı hizmetleri; tüketicilere sunulan ürün ve hizmetler kapsamında değerlendirilmelidir. Güvenli, standartlara uygun ve denetimli yapı üretiminin sağlanması; kamu otoritelerinin gözetim ve denetim yükümlülüğü çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu alanda yaşanan aksaklıklar, ürün güvenliği politikalarının güçlendirilmesi gereğini açıkça ortaya koymuştur."
"Afet yönetimi önleyici ve hak temelli yaklaşım gerektiriyor"
Kılıç, kalıcı barınma ve temel hizmetlere erişimdeki aksaklıkların, afet yönetiminin önleyici ve hak temelli yaklaşım gerektirdiğini belirterek şöyle konuştu:
"Deprem sonrası süreç, yalnızca barınma hakkını değil; eğitim, sağlık ve beslenme gibi temel tüketici haklarını da derinden etkilemiştir. Çocuklar ve gençler eğitimde süreklilik kaybı yaşarken, kadınlar geçici yaşam alanlarında artan bakım yükü ve güvensizlik sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Yaşlılar ve engelli bireyler için erişilebilir barınma, düzenli sağlık hizmetleri ve destek mekanizmalarına erişimde ciddi güçlükler ortaya çıkmıştır. Sağlık ve beslenme hizmetlerine erişimde yaşanan aksaklıklar, dezavantajlı gruplar açısından riskleri artırmıştır. Toplumsal dayanışma kapsamında yürütülen yardım kampanyaları önemli bir duyarlılığın göstergesi olmuştur. Ancak kalıcı barınma, temel hizmetlere erişim ve sosyal desteklerin sürekliliği konusunda yaşanan sorunlar; afet yönetiminin önleyici, planlı ve hak temelli bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini açıkça göstermektedir. Yargı mercilerince yürütülen soruşturma ve davaların şeffaf, etkin ve adil biçimde sonuçlandırılması; yaşananların tüm yönleriyle aydınlatılması ve toplumsal güvenin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır."
"İmar aflarından kaçınılmalı"
Ergün Kılıç, afet yönetimi ve yapı politikalarıyla ilgili taleplerini şöyle sıraladı:
- "Şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı afet yönetimi
- Yapı üretimi ve malzemelerinde bağımsız ve sürekli denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi
- Barınma politikalarının çocuk, genç, kadın, yaşlı ve engelli bireylerin ihtiyaçlarına göre planlanması
- Eğitim, sağlık ve beslenme haklarının kalıcı politikalarla güvence altına alınması
- İmar aflarından kaçınılması, afet risklerini artıran uygulamalardan uzak durulması"
Kılıç, bu adımların gelecekte benzer acıların önlenmesi açısından hayati önemde olduğunu vurguladı.




