Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat felaketinin üzerinden tam üç yıl geçti. Depremin en büyük yıkımı yarattığı merkezlerden biri olan Adıyaman’da, fiziksel enkazın yerini büyük bir hukuk mücadelesi ve sosyal sorunlar almış durumda. Adıyaman Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ömer Faruk Şan, kentin 36 aylık bilançosunu "adalet" ve "insani haklar" perspektifinden ele aldı.

"Hala kayıp kişiler var"

Adıyaman’da depremin en acı gerçeklerinden biri kayıplar. Şan, kentte hala cenazesine ulaşılamayan 3’ü çocuk olmak üzere toplam 8 kişinin bulunduğunu bildirdi. Bu süreçte birçok mezarın açıldığını ve DNA testleri yapıldığını belirten Şan, gaiplik davalarındaki bürokrasiye tepki gösterdi:

"Gaiplik süreci maalesef çok ağır işliyor. Meslektaşımız Halil Aktoprak için bu karar alınabildi ancak diğer 7 aile hala hukuki bir belirsizlik içinde bekliyor. Bu yavaşlık, ailelerin yas tutma hakkını bile ellerinden alıyor."

Baro olarak 14 meslektaşlarını yitirdiklerini hatırlatan Şan, deprem sonrası enkaz altındaki canlar kadar, enkaz üstünde kalan adaletin de bir an önce gün yüzüne çıkması gerektiğini vurguladı.

"Konteyner kentlerde aile içi dinamikler bozuldu"

Depremin ardından değişen yaşam koşulları, Adıyaman’da ciddi bir sosyal bozulmayı da beraberinde getirdi. Özellikle 40 metrekarelik dar konteynerlerde sürdürülen yaşamın, aile içi dinamikleri bozduğunu belirten Şan, baronun Çocuk Hakları Komisyonu verilerine işaret ederek deprem sonrası dönemde suça sürüklenen çocuk sayısında "ciddi bir artış" gözlemlendiğini ifade etti. Dar alanlarda yaşanan stres ve ekonomik sıkıntılar, aile içi şiddeti ve kadına yönelik saldırıları artırdı. Şan, "En ufak bir aksilik bile şiddete evrilebiliyor" diyerek sahadaki verilerin alarm verdiğini söyledi.

"İhtiyacımız yeni kanunlar değil, hukukun uygulanması"

Deprem davalarının sonuçsuz kalmasına ve sorumluluk alanının darlığına dikkat çeken Av. Ömer Faruk Şan, sistemin sadece müteahhitler üzerinden yürümesini eleştirdi:

"Yaşanan yıkımın temel nedeni mevzuat boşluğu değil, hukukun uygulanmamasıdır. İhtiyacımız olan yeni kanunlar değil; mevcut hukukun şeffaf ve istikrarlı bir şekilde uygulanmasıdır. Sadece imalatı yapanlar değil, o imalata izin veren ve denetlemeyen kamu görevlileri de bu davalara dahil edilmeli, yargılama süreci hızlanmalıdır."

Tazminatlarda hibe tartışması

Hukuk dünyasını yakından ilgilendiren bir diğer konu ise maddi ve manevi tazminat davalarındaki "indirim" yorumu oldu. Şan, "Yerinde Dönüşüm" projesi kapsamında devletin verdiği 750 bin liralık hibenin, sorumluların ödemesi gereken tazminat miktarından düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu savundu. Şan’a göre bu bedel bir hibe olup, üçüncü kişilerin kusurundan doğan tazminat yükümlülüğünü azaltmamalıdır.

İBB Davası’nda 44. gün | İmamoğlu: Hüseyin Köksal’ın burada yargılanma sebebi benimle tanış olması
İBB Davası’nda 44. gün | İmamoğlu: Hüseyin Köksal’ın burada yargılanma sebebi benimle tanış olması
İçeriği Görüntüle

Baro, sahada da hizmet veriyor

Adıyaman Barosu, bu zorlu süreçte vatandaşları yalnız bırakmamak adına Avrupa Birliği destekli "Yasa TIR'ı" projesini hayata geçirdi. Adıyaman Merkez, Gölbaşı, Besni ve Kahta'da konteyner kentleri gezen avukatlar, dezavantajlı gruplara haklarını anlattı. Şan, baro olarak yardımların tasnifinden hukuki bilgilendirmeye kadar sahanın her alanında var olmaya devam edeceklerini belirtti.

Kaynak: Anka Haber Ajansı