AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.
MYK toplantısının ardından gündeme ilişkin konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konuşmasına İran Savaşı'na yönelik sözleriyle başladı.
Bölgenin büyük bir kaosa çekildiğini vurgulayan Çelik, "İran savaşında tablo son derece kötü” dedi.
Özel'in çağrısına yanıt verdi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in dünkü "ara seçim" çağrısına yanıt veren Çelik, şu ifadeleri kullandı:
"Dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakın. Bunun içerisinde CHP'nin oluşturmaya çalıştığı gündeme bakın. Türkiye ve dünyadaki gerçeklerden kopuk bir CHP var. Kendi bütünlüğünü sağlayamamış, politik üretimi olmayan, çok d ar, bizzat CHP'liler tarafından gündeme getirilen yolsuzluk iddialarına CHP yöneticilerinin cevap veremediği denklem var. Günün sonunda sürekli olarak bir CHP geleneğidir bu."
Cumhuriyetin bütün değerlerini, demokrasinin kurallarını politik ihtiyaçlarına göre değiştirebileceklerini söylüyorlar. Seçim olsa bu CHP yönetimi ağır bir yenilgiyle karşı karşıya kalır. Ben bunlara silgisi kaleminden önce bitiyor diyorum. Bu sözümü de geri alıyorum; kalemi de yok sadece silgi kullanıyor. Bir gazetecinin karşısına oturuyor. Söylediğimiz şey son derece belli, yanlış politikalardan bahsediyoruz. CHP'ye gönül vermiş saygıdeğer vatandaşlarımıza haksızlık olacak şekilde kötü yönetimden bahsediyoruz. Sonra bir gazeteci diyor ki 'Ömer Çelik sizi yargıyla mı tehdit ediyor?' diyor, genel başkan da bunun üzerine atlıyor. CHP'nin en büyük sorunu CHP yönetimidir. Seçimlerin nasıl yapılacağı, demokrasinin kuralları, cumhuriyetin temelleri açık, ortadadır."
"Her şeyin anlatılması bakımından mücadele veriyoruz"
İşte Çelik'in açıklamalarından satır başları:
*Bölge büyük bir kaosun içerisine çekiliyor. Savaşta tablo son derece kötü. Ayrıca İsrail ile Filistinli gruplar arasında çatışma çıktı diye başlıklar görüyoruz. Bunun anlamı İsrail, Filistinli gruplara sebepsiz yere saldırdı demektir. Çatışmada Filistinli kadın ve çocuklar hayatını kaybetti demek, İsrail askerlerinin kadın ve çocukları gözetmeksizin Filistinlilere saldırı demektir. Kudüs'te sebebi bilinmeyen bir sebeple patlama oldu şeklinde haberler görürsünüz. Soykırım sözlüğü bakımından bunun anlamı İsrail Mescid-i Aksa'ya ses bombaları ile saldırdı demektir.
İsrail bölgeyle normalleşmek istiyor denmek bölge ülkeleri İsrail'in saldırganlığına ses çıkarmasın demektir. Bizim doğruyu anlatmak için doğru literatür kullanmamız gerekiyor. Parti ve hükümet olarak her şeyin anlatılması bakımından mücadele veriyoruz. İletişim Başkanlığı'nın gerçekleştirdiği zirve kavramların yerli yerine oturmak ve direnç hatları oluşturabileceğimiz açısından çok önemli. Bu sene bu zirve büyük bir açılımlar getirdi. İletişim Başkanı sayın Burhanettin Duran ve ekibini tebrik ediyoruz.
*Bu İsrail saldırganlığının soykırım siyasetinin insanları fiziken öldürmek kadar başka alanlarda devam ettiğini görüyoruz. Mekansal, düşünsel ve dinsel soykırım yapıyor. Mescid-i Aksa'da bayram namazının kılınması engellendi. Bu sadece İslam dinine değil kendisi dışındaki herkese karşı bu saldırıyı gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz günlerde Hristiyanların pazar ayini kıyamet kilisesinde gerçekleştirilmeye çalışıldı. İsrail otoritesi bu ayine müsaade etmedi. İran savaşı devam ederken gözümüzün birileri tarafından Gazze ve Batı Şeria'dan uzaklaştırıldığını görüyoruz, buna kesinlikle müsaade etmeyiz.
"Bir an evvel ateşkes sağlanmalı"
*Lübnan'a çok ağır bir şekilde saldırdı. Önce hava ve ardından kara harekatıyla. Litani nehrine kadar insansız bölge haline getirildi. Bu Netanyahu hükümetinin saldırganlığının tehlikesinin ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Bugün krizin, 8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun yegane sorumlusu ABD ve İsrail'in İran'a yaptığı saldırıdır. Bunun hiçbir gerekçesi yoktur. Nükleer çalışmalardan bahsediyor. Nükleer kapasite açısında bunu İran müzakere ediyordu. Müzakere masasına oturmuşken bu saldırı gerçekleştiriyor. İran halkı sokaktan çekilmeyerek ülkelerine sahip çıkıyorlar. Hiç kimsenin rejimi değiştirmek açısından böyle bir saldırıya hakkı yoktur.
Esasında saldırının gerekçesi olarak sunulan unsurlarla ilgili Körfez Savaşı gbi bunun gerçek zemini olmadığı bütün dünya tarafından ifade ediliyor. Sivil altyapıların da hedef alınması şeklinde gerçekten suç olan yaklaşımın sistematik olarak işlenmesi şeklinde tezahür ediyor. Bir an evvel ateşkesin sağlanması, barış masasının kurulması herkes için doğru olandır.
"Çatışma çıkmaması için yoğun gayret gösteriyoruz"
*Biz her zaman bölge ülkelerinin beraber hareket etmesi gerektiğini ifade ettik. Bölge ülkeleri arasında askeri, siyasi, mezhepsel, etnik veya başka sebeplerle ihtilaf çıkarması güvenliğin riske girmesi İsrail saldırganlığına yeni fırsatların doğması demektir. Bu sebeple kardeş ülkeler arasında ihtilafların, çatışmaların çıkmaması için yoğun bir gayret göstermeye devam ediyoruz. İlk aşamada yapılması gereken haksız ve hukuksuz ABD ve İsrail'in saldırganlığının sona ermesidir.
"Kürt kardeşlerimiz savaşın içine çekmeye çalışıyorlar"
*Sayın Neçirvan Barzani'ye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendisi yakinen görüştüğümüz, uzun zamandır tanıdığımız birisi. Kuzey Irak yönetiminin Türkiye ile dostane ilişkilerine büyük katkılar sağlamış siyasetçi. Kuzey Irak'taki Kürt kardeşlerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu, güvenliğini ve refahını önemsediğimizi ifade etmek isterim. İsrail tarafının belli gruplarla belli aktörlerle görüşerek Kürt kardeşlerimizi bu savaşın içine çekmeye dair yoğun faaliyet gösterdiğini biliyoruz. Bunları istihbari olarak biliyoruz ama bir kısmı açık kaynaklara da yansıdı zaten. Oradaki örgüt temsilcileri bu temasın olduğuna açıklamalar yaptı.
*Burada bazı şeyleri ayırmak gerekir. Biz gerek Irak gerek Suriye gerek İran'daki Kürt kardeşlerimizin refah, güvenliğini, onurlu ve kardeşçe geleceğini önemsiyoruz. Bu konuda kardeşlerimizle her zaman zor zamanda Türkiye Cumhuriyeti desteğini sunmuştur. Burada İsrail'le paralel şekilde PEJAK gibi İran'daki örgütlerin ve bunlara bağlı unsurların senkronize hareket etme şeklindeki yaklaşım ve temaslarını görüyor ve biliyoruz. Bunu tabii Batı basını sunarken Kürtler diye sunuyor. Bu yanlış bir şeydir. Kürt kardeşlerimizle örgüt yapılarını ayrıştırmak gerekir. Türkiye'de de bu konuda çalıştığını söyleyen bazıları akademik faaliyet gibi sunuyor, bu örgütsel faaliyetten başka bir şey ifade etmez. Kürt kardeşlerimizi örgüt denklemine hapsetmek şeklinde bir faaliyet yürütülüyor.
"Kürt kardeşlerimizin sağduyulu yaklaşması önemli"
*İran'daki Kürt kardeşlerimiz, Kuzey Irak'taki Kürt kardeşlerimiz sağduyulu davrandılar. Bu savaşın hiçbir şekilde parçası olmayacaklarını önemli Kürt kanaat önderleri ifade ettiler. Onların sağduyuları ile birtakım örgütlerin açıklamalarını birbirine karıştırmamak gerekir. Biz Kürt kardeşlerimizin sağduyulu yaklaşımlarını tarihi, siyasi açıdan son derece kıymetli olduğunu düşünüyor ve değerlendiriyoruz. Bu basiretleri ve ferasetleri için kendilerini tebrik ediyoruz. Umarım ki bu sefer örgütler Suriye'de ve başka yerlerde olduğu gibi kaos zamanlarında emperyalistlerle hareket eden bir çizgide olmazlar. Yoksa bunun sonucunun ne olduğunu gördük. Önemli olan Kürt kardeşlerimizin sağduyulu yaklaşımıdır.
*Terörsüz Türkiye ve bölge konusunda çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor. Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımızın talimatlarıyla kurulan mekanizmalar bu konuyu sürekli gündemde tutuyor, haftada bir veya birkaç gün toplanarak bu meseleler değerlendiriliyor. Bir devlet politikası olan bu süreç Meclis boyutuyla boyutlanmış oldu. Burada birincisi Cumhur İttifakı olarak birlik ve bütünlük içinde bu hedefe doğru gereken çalışmaları yapıyoruz. İkinci boyut Cumhurbaşkanımızın iradesiyle bunu devlet politikası olmasıdır. Devlet kurumları gayet uyumlu şekilde süreci ilerletmeye çalışıyor. Üçüncü boyut yüce Meclis'tir. Komisyon çalışmaları sonunda ortaya konulan rapora göre silah bırakma gerçekleştikten sonra yasal düzenlemelerin yapılacağı açık ve net ifade vardır. PKK terör örgütünün feshi ve silahların bırakılması tamamlanması gerekir. Komisyon raporunda da şekillenmiş yol haritası bu. Burada başka tartışmalar bunun konusu değil. Buradaki konu fesih ve silah bırakmadır.
*Terör örgütlerinin özellikle kaos zamanlarında kendilerine alan yaratmak için emperyalist odakların vekil güçleri olarak hareket ettiğini gördük. Bu bölgeye acı ve sıkıntı getirdi. Bunun tekrarlanmamasını arzu ediyoruz. Görüşlerimizi son derece net bir şekilde ifade ediyoruz. Baştan beri söyledik; devletin nitelikleri, milletin değerleri konusunda pazarlık süreci değildir bu süreç. Çeşitli konularla ilgili olarak birçok beyanda bulunduk. Gelinen noktada bölgede işbirliklerin çoğalması çerçevesinde daha çok iradenin ortaya çıkması gerekiyor.
*Suriye'deki terör yapılanması SDG silahları bıraktıktan sonra orada bütün bunlar herhangi bir cezasızlık algısı oluşturmadan siyasi parti olarak yollarına devam ederler. Suça karışmamış olanlar Suriye parlamentosunun parçası olurlar demiştik. Ama orada başka türlü hareket edildi. Birtakım sıkıntılı çatışmalı durumlar ortaya çıktı. Bugün savunma bakan yardımcısı bir Kürt. Orada yönetimde yer alabiliyorlar. Burada da esas olan terör örgütünün feshi ve tabii ki yasal adımlar konusunda da bunlar gerçekleştikten sonra yüce Meclis kendi dinamikleri içerisinde ortaya koyacaktır. Burada silah bırakma ve yasal düzenleme şeklindeki sıralama çerçevesinde silah bırakma sürecinin tamamlanması gerekiyor. Yasal adımlar buna bağlı olarak atılacaktır. Esas olan terörün Türkiye ve bölge gündeminden çıkmasıdır.





