AKP'li Şamil Tayyar, "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "şantaj" suçlamalarıyla gözaltına alınan televizyon yorumcusu Cem Küçük'e ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tayyar, "şantaj" suçlamasının çok ağır olduğunu belirterek, iddianın doğru olması halinde Küçük'ü savunmayacağını, iftira olması durumunda ise sonuna kadar yanında olacağını söyledi.
"Dosyayı bilmediğimiz için yorum yapamayız"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Cem Küçük, "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" ve "Şantaj" suçlarından gözaltına alındı.
Küçük hakkında bazı iş insanlarından maddi menfaat karşılığında sosyal medya paylaşımları yaptığına ilişkin şikayetler bulunduğu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması sürecinde medyada yer alan bazı beyanlarla ilgili soruşturma yürütüldüğü öğrenildi.
AKP'li Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Cem Küçük hakkında iki iddia bulunduğunu belirterek, "Dosyayı bilmediğimiz için yorum yapamayız. Ancak genel kanaatlerimizi paylaşabiliriz" ifadelerini kullandı.
"Şantaj çok ağır bir iddia"
"Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının subjektif olduğunu savunan Tayyar, savcılığın elindeki bilgilerin mahkeme kararı yerine geçemeyeceğini ifade etti.
Tayyar, "Savcılığın elindeki hiçbir bilgi hüküm için yüzde yüz doğru değildir. Öyle olsa mahkemeler niye var?" dedi.
"Şantaj" suçlamasına ilişkin ise Tayyar, bunun çok ağır bir iddia olduğunu belirterek, "Eğer bu iddiayı teyit edici ciddi veriler varsa, babam da olsa sahip çıkmam, adım böyle bir iddiaya karışırsa bana da kimse sahip çıkmasın. Eğer, iftiraysa sonuna kadar Cem’in yanında olurum" ifadelerini kullandı.
Gözaltı görüntülerine tepki gösterdi
Cem Küçük'ün gözaltına alınması sırasında çekilen görüntülerin kamuoyuna sunuluş biçimini de eleştiren Tayyar, görüntülerin "suçlu" izlenimi verecek şekilde servis edilmesini "lekelenmeme hakkına" aykırı bulduğunu söyledi.
Tayyar, daha önce farklı gazetecilerin tutuklanmasına ilişkin yaptığı itirazları hatırlatarak, tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini savundu.
"Bir suç varsa herkes hesabını vermeli ama tutuklama bir cezaya dönüştürülmemelidir" diyen Tayyar, açıklamasında adil yargılama vurgusu yaptı.
"Acılar üzerinde tepinmek yerine adil yargılamayı savunmak esas olmalıdır"
Tayyar, Cem Küçük'ün de yaşananların ardından bir iç muhasebe yapacağını düşündüğünü belirterek, benzer süreçlerden geçen gazetecilerin gözaltı ve tutuklama süreçlerine ilişkin tavırlarını da eleştirdi.
Tayyar açıklamasını, "Acılar üzerinde tepinmek yerine adil yargılamayı savunmak esas olmalıdır. Fikri, zikri ne olursa olsun" sözleriyle tamamladı.
AKP'li Tayyar, Küçük'ün gözaltına alınmasına ilişkin olarak sosyal medyadan yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
"Cem Küçük hakkında iki iddia var:
1/Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma.
2/Şantaj
Dosyayı bilmediğimiz için yorum yapamayız.
Ancak genel kanaatlerimizi paylaşabiliriz.
Birincisi, sübjektif konudur.
Savcılığın elindeki hiçbir bilgi hüküm için yüzde yüz doğru değildir. Öyle olsa mahkemeler niye var?
Bu hüküm, dezenformasyonla mücadele kapsamında TCK’ya eklenmek üzere meclis gündemine getirildiğinde itirazımı yazmıştım.
En çok tepkiyi iktidara yakın hesaplardan gördüm.
Zaman haklılığımızı ortaya koydu, ne yazık ki bu hüküm yargıda amacına uygun kullanılmıyor. Şantaj mevzuna gelince.
Bu çok ağır iddia.
Eğer bu iddiayı teyit edici ciddi veriler varsa, babam da olsa sahip çıkmam, adım böyle bir iddiaya karışırsa bana da kimse sahip çıkmasın.
Eğer, iftiraysa sonuna kadar Cem’in yanında olurum.
Bu arada gözaltı işlemleri sırasındaki görüntülerin “suçlu” gibi servis edilmesini “lekenmeme” hakkına aykırı buluyorum.
Fatih Altaylı’dan Enver Aysever ve Furkan Bölükbaşı’na kadar bir çok tutuklama kararına itirazımda olduğu gibi, tutuksuz yargılamanın esas olduğunu hatırlatmak isterim.
Bir suç varsa herkes hesabını vermeli ama tutuklama bir cezaya dönüştürülmemelidir.
Eminim, Cem de kendine geldiğinde bir iç muhasebe yapacaktır.
Benzer muameleye maruz kalan gazeteciler henüz ifade aşamasındayken gösterdiği “sevindirik” ifadelerden pişmanlık duyacaktır.
Acılar üzerinde tepinmek yerine adil yargılamayı savunmak esas olmalıdır. Fikri, zikri ne olursa olsun."



