Kağıt üzerinde eşit görünse de, toplumsal gerçeklik boyutu hukukçular ve kadın hakları savunucuları tarafından sıkça tartışılan arabuluculuk sistemi, kadınların miras hakkı bağlamında da son günlerde sıkça eleştirilen alanlardan biri haline geldi. Aile içinde karar alma süreçlerinde günümüzde hala dışlanan, ekonomik bağımlılıkla mücadele eden kadınlar miras hakkı dahil birçok yasal kazanımını fiilen kullanamıyor. EŞİK (Eşitlik İçin Kadın Platformu) gönüllüsü Dr. Nezahat Doğan Demiray ve Av. Sema Yurtbilir Yavuz ile son dönemlerde kamuoyunda tepkilere yol açan “Tapuda anlaşmalı paylaşım” olarak bilinen Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan “Tapu Sicilinde Arabuluculuk Uygulamaları Genelgesi”nin detaylarını konuştuk.

Yeni genelge, eski hakları geriye götürüyor mu?

Kasım 2024’te Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan “Tapu Sicilinde Arabuluculuk Uygulamaları Genelgesi”, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda yapılan değişikliklere dayanıyor. Bu genelgeyle, özellikle hisseli tapulu miras paylaşımı konularında noter onayı olmaksızın yazılı anlaşmayla işlem yapılabilmesinin önü açıldı. “Tapuda anlaşmalı paylaşım” olarak adlandırılan bu yeni yöntem, kamuoyuna “miras kavgalarını bitirecek pratik bir çözüm” gibi sunulsa da, hukukçular bunun arka planında ciddi bir kadın hakları sorunu bulunduğunu vurguluyor.

Genelge Medeni Kanun’u aşamaz

EŞİK (Eşitlik İçin Kadın Platformu) gönüllüsü Dr. Nezahat Doğan Demiray ve Av. Sema Yurtbilir Yavuz’a göre, bir idari genelgeyle özel hukuk alanında yer alan Medeni Kanun’un hükümleri değiştirilemez. Medeni Kanun’un miras hükümleri açık ve emredici niteliktedir.

“Bir genelgenin hukuken Medeni Kanun’da değişiklik yapması mümkün değil; bir genelge bir kanuna aykırı olamaz, yani hukuken onun altındadır. Bu Genelgenin dayanağı Arabuluculuk Kanunudur. Fakat hangi kanun dayanak alınırsa alınsın fark etmez kadınların toplumdaki eşitsiz durumu dikkate alındığında ilgili Genelgenin uygulanması ile ortaya çıkabilecek sonuçlar açıkça kadınlar aleyhine cinsiyet ayrımcılığı ve bununla bağlantılı olarak ekonomik şiddet sonucunu doğuruyor. Arabuluculuk birçok bakımdan zaten çok sorunlu bir kurumken şimdi ilgili Genelge ile tapu işlemleri bakımından da eşitsiz sonuçlar yaratarak kadın haklarını ihlal etmektedir.”

4-50

Arabuluculuk zorunlu değil ama algı öyle

EŞİK gönüllüsü hukukçular, yeni düzenlemenin kamuoyuna “zorunlu arabuluculuk” gibi yansıtıldığını, bunun gerçeği yansıtmadığını söylüyor. Miras ve tapu işlemlerinde arabuluculuğun çoğu durumda ihtiyari olduğunu hatırlatıyorlar.

Sadece “ortaklığın giderilmesi” davaları (izale-i şüyu) öncesinde arabulucuya başvuru yapılması gerektiğini, ancak bu durumda bile anlaşma zorunluluğunun bulunmadığını vurguluyorlar.

“Bu Genelgenin dayanağı Arabuluculuk Kanunu’dur. Fakat hangi kanun dayanak alınırsa alınsın kadınların toplumdaki eşitsiz durumu dikkate alındığında ilgili Genelgenin uygulanması ile ortaya çıkabilecek sonuçlar açıkça kadınlar aleyhine cinsiyet ayrımcılığı ve bununla bağlantılı olarak ekonomik şiddet sonucunu doğuruyor. Kamuoyunda yaratılan zorunlu olarak arabuluculuğa gidileceği algısı yanlış. Burada önemli olan arabuluculuğun zorunlu olmadığını bilmek. Arabulucuya başvuru, anlaşmak anlamına gelmez. Kadınlar bu masalarda toplumsal baskı, aile içi otorite, ekonomik bağımlılık nedeniyle haklarından feragat etmek zorunda kalabilir. Bu, açık bir ekonomik şiddettir.”

Kadınların yasal hakkı toplumsal baskıya karşı kırılgan

Kadınlar, Türkiye’nin birçok bölgesinde -sadece kırsalda değil kentte de- mirastan pay alma konusunda hâlâ ciddi zorluklarla karşı karşıya. Bu yeni uygulamanın, kadınları aile içindeki güç dengeleri ve ataerkil normlarla karşı karşıya bırakarak, eşit yurttaşlık hakkını tehlikeye attığı belirtiliyor.

EŞİK gönüllüleri, bu uygulamanın kadınları “gizli” bir şekilde miras hakkından feragata zorlayabileceğine dikkat çekiyor:

“Kadınlar ve kız çocukların yasal miras haklarına sadece kırsal kesimde değil, kentlerde bile el konulabiliyor. Devletin görevi, kadınların eşit miras hakkını korumak, kâğıt üzerinde kalan değil, fiilen ve kendiliğinden kullanılan bir hak olarak tüm toplumda benimsenmesini sağlamaktır. Medeni Kanun’a göre kadın ve erkeğin miras hakkı eşittir. Şiddet görmesine rağmen kadınların sadece yüzde 11’i kurumsal başvuru yapabiliyor. Geriye kalan yüzde 89’u sessiz kalıyor. Dolayısıyla çeşitli sebeplerle kurumsal başvuru dahi yapamayan kadınların şiddet gördüğünü arabuluculuk masasında mı anlayacağız? Bu mümkün değil. Bu, gizli şiddeti görmezden gelmek demek. İşte bunun gibi önemli sebeplerle aile hukukunda arabuluculuk kabul edilemez. Miras hukukundaki durum ise şimdilik ortaklığın giderilmesi (izaleyi şüyu) süreci ile sınırlı görünüyor.”

Balıkesir’de kaybolan 6 yaşındaki otizmli çocuk 4 saat sonra bulundu
Balıkesir’de kaybolan 6 yaşındaki otizmli çocuk 4 saat sonra bulundu
İçeriği Görüntüle

1-143

Adalet hizmeti özelleştiriliyor

Hukukçular, arabuluculuk uygulamalarının giderek adalet hizmetinin özelleştirilmesi yönünde genişletildiğini ve bu durumun kadınlar için daha fazla risk anlamına geldiğini savunuyor. İş hukukundan başlayarak boşanma davaları, nafaka, mal paylaşımı gibi pek çok alanın arabuluculuk kapsamına alınmak istenmesinin, eşitsizliğin yasal hale getirilmesi anlamına geldiğini belirtiyorlar.

“Arabuluculuk uygulaması var olan hukuk sistemini parça parça özelleştirme uygulamasıdır. Aile hukukunda arabuluculuk, kadınlara devlet eliyle, arabulucular eliyle, boşanılan eşler eliyle ekonomik şiddet uygulanmasını yasal hale getirmek demektir.”

Tapuda yapılan paylaşımlar iptal edilebilir mi?

Peki, tapuda noter onayı olmaksızın yapılan “anlaşmalı paylaşım” işlemleri sonradan iptal edilebilir mi? Hukukçular bu soruya temkinli yanıt veriyor.

Evet, iradesi fesada uğrayan kişinin dava açma hakkı vardır. Ancak tapu işlemlerinin iptali zorlu ve uzun süreçler gerektiriyor.

“Durum çok karmaşık ve endişe verici. Adalet Bakanlığı bu konudaki arabuluculuk işlemlerini hızlandırmak için bir genelge ile devreye girdiyse de aile içinde sözde uzlaşmalar ve arabuluculuk görüşmeleri, çoğu zaman kadınların aile içi hiyerarşi, ekonomik bağımlılık, toplumsal baskılar nedeniyle haklarından rıza göstererek vazgeçtiği ekonomik şiddet alanlarına dönüşüyor. Tam da bu yüzden baştan aydınlanmış olmamız gerekir. Belli ki çok fazla hukuki uyuşmazlık doğacaktır ve bu süreçler de kadınlar için yıpratıcı olacaktır.”

İstanbul Sözleşmesi ve Anayasa açısından aykırılık var mı?

Kadınların mülkiyet hakkı üzerindeki bu dolaylı müdahalenin, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi, halen iç hukukta yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu ile çeliştiğini belirten avukatlar, devletin hem negatif hem de pozitif yükümlülüklerini hatırlatıyor.

“Kadına yönelik şiddete ve baskıya zemin hazırlayan, kadınları derin yoksulluğa, eşitsizliğe, ayrımcılığa mahkûm eden hiçbir uygulama kabul edilemez. Hiçbir yasal düzenleme ya da genelge, bağlı olunan temel insan hakları belgelerine, uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olamaz. Negatif ve pozitif yükümlülükleri kapsamında Devletten sırasıyla beklenen cinsiyet temelli ayrımcılığı ve cinsiyet temelli şiddeti -ki buna ekonomik şiddet dahildir- kendisi uygulamayacağı gibi bu sorunları doğuran koşulları ortadan kaldıracak gerekli tedbirleri almasıdır.”

Kadınlara Çağrı: Haklarınıza sahip çıkın

EŞİK, kadınlara şu uyarıları yapıyor:

  1. Miras ve tapu işlemlerinde arabuluculuk çoğu zaman zorunlu değildir. Arabulucu görüşmelerine gitmek zorunda değilsiniz.
  2. Sadece tapuda ortaklığın giderilmesi (izaleyi şüyu) davaları öncesinde arabulucuya başvuru yapmak gerekir. Ancak bu durumda da anlaşmak zorunda değilsiniz. Anlaşmadıysanız, tutanağı sadece açıkça anlaşmadığınız yazıyorsa imzalayın.
  3. Arabulucuya, notere, tapuya mümkünse bizzat gidin.
  4. Boş ya da ne olduğunu bilmediğiniz hiçbir belgeyi imzalamayın, parmak basmayın.
  5. Eşit miras hakkınıza ve tapularınıza sahip çıkın. İkna olmadığınız hiçbir anlaşmayı kabul etmeyin.
  6. Hiçbir hakkınızdan feragat etmek zorunda değilsiniz. Zorlanırsanız polis ya da jandarmaya başvurun.
  7. Hukuki destek için bağlı olduğunuz şehrin barosuna ulaşın.

Muhabir: Naz Akman