UEFA Şampiyonlar Ligi lig aşamasının 2. haftasında Fenerbahçe’nin Villa Park’ta Aston Villa’ya 6-0 mağlup olduğu tarihi hezimet, Türk spor basınında çok sert eleştirilere yol açtı. Karşılaşmayı köşelerine taşıyan spor yazarları; N'Golo Kante'nin yokluğunda İsmail Yüksek’in yaptığı bireysel hataları, hücum hattında Vedat Muriqi ile Mason Greenwood’un etkisizliğini ve teknik direktör İsmail Kartal’ın müdahale etmekte geç kalmasını hedefe koydu. Yazarların üzerinde birleştiği tek olumlu nokta ise sahada mücadele eden tek isim olarak gösterilen Oğuz Aydın oldu.

Ömer Üründül: "Fenerbahçe temel ilkeleri yok saydı, bir tek Oğuz Aydın ayakta kaldı"
Sabah Gazetesi yazarı Ömer Üründül, sarı-lacivertli ekibin fiziksel yetersizliğine ve basit hatalarına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ndeki ikinci maçında Birmingham'da hezimete uğradı. Futbolun temel noktaları var; fizik güç, mücadele, hücumu düşünürken savunma tedbirlerini bırakmamak, çok basit hatalar yapmamak ya da bunları en azda tutmak… Dün bu önemli ilkeler Fenerbahçe adına adeta sahada yok sayıldı. Basit hatalarla yenen goller, bilhassa ilk yarıda rakibi hücumda tehdit ederken değerlendirilemeyen pozisyonlar bu sonucu doğurdu.
Bir defa İsmail Kartal 15 günlük arayı fiziksel olarak hiç değerlendirmemiş. Dün de gördük ki Greenwood'un ayakta duracak hali yok, Guendouzi de eski kimliğinin çok uzağında. Bunlara bir de İsmail Yüksek eklendi… İki santrforu kıyaslıyorum, biri net iki gol kaçırmanın dışında Vedat Muriqi sahada yok. Karşı tarafta Jackson fırtınalar estirdi. Villa Park'ta bir tek Oğuz Aydın'ı ayrı tutarım. Takımı pozisyonlara taşıyan bir numaralı isimdi. Ondan sonra gelen isim de Archie Brown'dı. Eğer bir takım sürekli hücumu düşünüyorsa 6 gol yiyip hiç atamıyorsa o takımda çok ciddi sorunlar var demektir."

Güntekin Onay: "Jübile maçı temposundaydı,böyle oynamaya hakkı yok"
Hürriyet Gazetesi yazarı Güntekin Onay, takımın mücadele gücünden ve reaksiyondan tamamen yoksun bir görüntü çizdiğini vurguladı:
"Fenerbahçe, dün Aston Villa deplasmanında bir hazırlık maçındaymışçasına oynadı. Her şeyden önce Fenerbahçe’nin dün akşamki maçtaki mücadele gücü ve yediği gollere gösterdiği reaksiyon bir jübile maçı temposundaydı. Bakıyorsunuz maç 3-0 olmuş takımda hiçbir reaksiyon yok.
Gelelim orta sahaya. İsmail Yüksek mücadele gücü yüksek, top kazanan bir oyuncu profili ancak top ayağında iken sadece basit oynaması gereken bir orta saha. Dün kaybettiği toplarda kendini aşma çabası yüzünden. Vedat asla Şampiyonlar Ligi seviyesinde değil. Çabuk değil, süratli değil, üst düzey bir tekniği yok ve sağ ayağı yetersiz. Tüm bunlara Greenwood’un gamsız futbolunu da eklersek ortaya böyle bir tablo çıktı. Fenerbahçe’nin bir Şampiyonlar Ligi maçını üstelik de deplasmanda bir hazırlık maçı temposunda oynamaya hakkı yok."

Bülent Timurlenk: "Yetenek eksikliği ve İsmail Kartal tercihleri"
Sabah Gazetesi yazarı Bülent Timurlenk, Şampiyonlar Ligi seviyesindeki kalite farkına ve kadro tercihlerine işaret etti:
"İsmail Kartal, Asensio'yu ne zaman 11'de düşünmese anında bir sakatlık açıklamasının gelmesi manidar… Bugüne kadar oynadığı karşılaşmalarda çok iyi bir kesici olan İsmail'in belki de kariyerinin en kötü maçını oynamasına hiç gerek yoktu. İlk gol kornerden Guendouzi'nin uzaklaştıramadığı, Skriniar'a çarpıp giden top. İkinci golde Vedat'ın tembel topu ve İsmail'in uyumasıyla kaptırılan top… Ardından yine İsmail'in bireysel top kaybı…
Orta sahada kalabalık bir kadrosu olmasına rağmen Fenerbahçe'nin, Şampiyonlar Ligi seviyesinde yetenekli ayak eksikliği çektiği kesin. Ayağına her top geldiğinde ıslıklanan Greenwood'un da bundan etkilenip oyuna hiç girememesiyle birlikte Fenerbahçe'nin hücumdaki bir şeyler yapmaya çalışan tek adamı Oğuz Aydın kaldı. Kenarda Garnacho, Buendia, Abraham ve Goretzka'yı oturtma lüksüne sahip Unai Emery, çok kolay çözdü rakibini."
Halil Özer: "Takım felakete giderken hoca mışıl mışıl, tek sorumlu Kartal'dır"
Milliyet Gazetesi yazarı Halil Özer, yenilginin baş mimarı olarak teknik direktör İsmail Kartal'ı işaret etti:
"Yumurta kolisi gibi yarım düzineyi dizip gönderdiler Fenerbahçe’yi. İlk yarıya bakıyorsun. Fenerbahçe kötü mü oynadı? Hayır. Ancak derli toplu oynarken öyle çok ferdi hatalar yaptılar ki faturayı anında kestiler. Kante’nin oynamaması ilk yarıda ağır bir bedel ödetti. Özellikle İsmail belki de kariyerinin en kötü maçlarından birisini oynadı. O kadar çok top kaybetti ki bunlar Fenerbahçe kalesine su, yol, elektrik olarak geri döndü.
İkinci yarı ise tam bir faciaydı. Ve ne yazık ki yine İsmail sahnedeydi. Bu yarıda da oyuna asılan yine Oğuz’un dışında bir kişi yoktu. Herkes tel tel döküldü. Ama şu var. Bu maçın tek sorumlusu teknik direktör İsmail Kartal’dır. Ya arkadaş takım felakete giderken daha senin ilk yarının ortalarında duruma uyanman lazımdı. Ama yok hoca mışıl mışıl. İkinci yarıya yine aynı kadroyla çıktı. Hele İsmail’i ısrarla oyunda tuttu. Böyle bir hoca olur mu arkadaş. Yazık gerçekten çok yazık..."
Serkan Akcan: "Kante'nin yokluğunda kabus yaşandı"
Fanatik Gazetesi yazarı Serkan Akcan, maçın kırılma anlarının Kante'nin eksikliği ve bireysel hatalar üzerinden geliştiğini aktardı:
"Aston Villa deplasmanında Fenerbahçe için en kötü senaryo nedir sorusunun cevabı sanırım Kante’nin yokluğu olurdu. Kante’nin olmadığı planda Fenerbahçe resmen kabusu yaşadı. İsmail o kadar bariz ve sık hatalar yaptı ki Birmingham’da oyuna bir türlü tutunamadı temsilcimiz. Özellikle Vedat Muriqi'nin karşı karşıya kaçırdığı pozisyon maçın kırılma anlarından biri oldu.
İsmail Kartal’dan beklenti devreye 3-0 geride girdikten sonra oyuna erken müdahale etmesiydi elbette. Ne var ki, hoca sahadaki her şeyden memnun olacak ki hiçbir hamle yapmadan ikinci yarıya başladı. Ama hatalar bitmek bilmedi. Oğuz Aydın’ı çıkarsak Fenerbahçe’de işini iyi yapan tek bir futbolcu göstermek zordu. Aston Villa deplasmanı İsmail Kartal ile İsmail Yüksek başta olmak üzere kimsenin hatırlamak istemeyeceği bir kabus olarak duracağa benziyor."
Tunç Kayacı: "İsmail Kartal bu hezimetin hesabını vermeli"
Fanatik Gazetesi yazarı Tunç Kayacı, iki takım arasındaki kadro kalitesinin 6-0'lık farkı izah edemeyeceğini belirtti:
"İyi oynarken basit hatalardan kalemizde 3 gol gördük… Açıkçası bu kadar üst düzeyde futbolculara sahip Fenerbahçe’nin böyle acemice golleri kalesinde görmesi yakışmadı. Dün gece kariyerinde belki de en kötü maçlarından birini oynayan İsmail, yediğimiz 4 golün 3’ünde hatalarıyla ön plandaydı.
Maçın sonucunu sadece İsmail’e yıkamayız. Guendouzi'nin sadece koşarak tribünleri aldatan futbolunun da artık geçerli olmadığını gördük. Tabii ki maç öncesi basın toplantısında 'Galibiyet için oynayacağız' diyen İsmail Kartal’ın da bu hezimetin hesabını vermesi gerekir… Kimse o eksik bu eksik mazeretlerine sığınmasın çünkü iki takım arasında bu skor kadar fark olduğunu düşünmüyorum."
Cem Dizdar: "Hesap yine İsmail Yüksek'e çıkacak, sorun sistemde"
Fanatik Gazetesi yazarı Cem Dizdar ise Türk futbolunun yapısal krizine ve faturanın sadece sahaya çıkan futbolcuya kesilmesine dikkat çekti:
"Futbol epeydir savunma yapamadan oynanan bir oyun değil maalesef! Beri yandan parayı, alabileceğin adı bilindik oyunculara yatırarak oynanan bir oyun da değil. Ülke iki akşamdır bu sorunu izliyor, ancak ya teknik adam ya da bazı oyunculara yıkarak işin içinden sıyrılabileceğini varsayıyor! Hazırlığın yoksa, birbirini geliştirmiyorsan, sorunları 'hakem'e bağlayarak sıyrıldığını sanıyorsan, bunlar geliyor başına.
Her maçın bir fatura ödeyeni bulunur ülkemizde. Bu maçta hesap büyük ihtimalle ülkenin yetiştirmekte zaman kaybettirdiği İsmail Yüksek’e çıkacak görünüyor. Oysa yapılabilecekleri yapamayan, yapılabilecekler konusunda çalıştırılmayan, paraları su gibi harcayıp hayal kırıklığı yaratanlara hiçbir şey söylenemeyecek yine."




