Üzerinde çalışılan düzenleme, tarafların anlaşması hâlinde boşanma kararının önce kesinleştirilmesini; nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi uyuşmazlıkların ise daha sonra ayrı bir davada ele alınmasını öngörüyor. Aile arabuluculuğu ile nafaka sisteminde değişiklik yapılmasının da değerlendirildiği çalışma, 12. Yargı Paketi’ne alınmadı. Anayasa Mahkemesinin “süresiz olarak” ibaresini iptal ederek Meclise tanıdığı dokuz aylık sürenin ardından, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler konunun ayrı bir kanunla veya 13. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelebileceğini açıkladı. Avukat Batuhan Demirci ise modelin getireceği değişiklikleri ve mevcut sorunlara yönelik çözüm arayışlarını 24 Saat’e anlattı.

Av. Batuhan Demirci Boşanma (4)

“Boşansınlar, kusuru sonra tartışalım”

Boşanmanın nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminatla birlikte tek dosyada görülmesinin süreci ortalama yedi-sekiz yıla yaydığını belirten Demirci, “Boşanma davaları çoğu zaman iki tarafın da boşanmak istediği, ancak kimin kusurlu olduğu konusunda anlaşamadığı bir sürece dönüşüyor. Kusur; tazminatı, nafakayı, çocuğun velayetini ve zina varsa mal paylaşımını etkiliyor” dedi.

Demirci, yeni düzenlemenin bu sarmalı kırmayı amaçladığını belirterek, “Bakanlık, tarafların önce boşanmasını ve kararın kesinleşmesini; kusur ile buna bağlı ikincil taleplerin ise ayrı bir davada ele alınmasını öngörüyor. Böylece insanlar hayatlarını yeniden kurabiliyor; yeniden evlenebiliyor, yatırım yapabiliyor” diye konuştu.

Demirci, mal paylaşımının mevcut sistemde de boşanma kararının kesinleşmesinin ardından ayrı bir davada ele alındığını hatırlatarak, eşler arasında farklı bir anlaşma yoksa evlilik süresince edinilen mal ve birikimlerin paylaşım hesabına dâhil edildiğini söyledi.

“Elli yıl nafaka ödemek adaletsiz görüldü”

Boşanmanın geçmişte çoğunlukla uzun süren evliliklerin ardından gerçekleştiğini, günümüzde ise kısa süreli evliliklerde de sıkça görüldüğünü belirten Demirci, “Bir buçuk yıllık evlilik için 50 yıl nafaka ödemek toplum vicdanında adaletsiz görüldü. Mevcut sistemde hâkim yoksulluk nafakasına hükmettiğinde bunu baştan belirli bir süreyle sınırlandıramıyordu. Nafaka ise kanunda öngörülen sona erme veya kaldırılma şartları oluşmadıkça devam ediyordu” dedi.

Av. Batuhan Demirci Boşanma (6)

Kısa evlilikte süreli, uzun evlilikte süresiz nafaka önerisi

Kademeli sistem tartışmasının yoksulluk nafakası üzerinden yürütüldüğünü belirten Demirci, “İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkısıdır. Yoksulluk nafakası ise boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin geçimini desteklemeyi amaçlar. Örneğin, üniversiteyi ve kariyerini bırakıp 15 yıl çocuğa bakan biri, boşandığında hayata sıfırdan başlıyor; 15 yıllık bir kaybı var” ifadelerini kullandı.

Kademeli nafaka sistemine ilişkin yurt dışı örneklerini paylaşan Demirci, “Almanya ve Hollanda’da nafaka evlilik süresine göre belirleniyor; bir yıllık evliliğe iki yıl, beş yıllık evliliğe on yıl gibi nafaka veriliyor. İsviçre’de ise otuz yıllık evliliklerde süresiz nafaka devam ederken, bir yıllık evlilikte nafaka verilmiyor. Bence 25 yılın üzerindeki evliliklerde süresiz nafaka kalmalı, altındaki kısa evliliklerde ise süreli nafaka konuşulmalı. Süresiz nafakayı kesmek şu an Türkiye’nin kaldırabileceği bir şey değil” dedi.

Bu görüşünü kadınların düşük istihdam oranlarına dayandıran Demirci, kendi gözlemleri ve incelediği dosyalar üzerinden aile mahkemelerinde çocuk için ortalama 6 bin 500, eş için ise 7 bin 500 lira nafaka bağlandığını söyledi. Bu tutarların kadını zenginleştiren bir araç olmadığını belirten Demirci, nafakaların yalnızca yüzde 33’ünün doğrudan ödendiğini, geri kalanının ise icra takibine konu olduğunu ifade etti.

Nafakanın “erkek öder, kadın alır” algısının zamanla değişebileceğini belirten Demirci, “Teknik olarak yoksulluk nafakasını erkek de alabilir. Bence 10 yıl sonra Türkiye’de eşinden daha fazla kazanan kadınların erkeğe nafaka ödediğini konuşacağız” öngörüsünde bulundu.

Av. Batuhan Demirci Boşanma (3)

“Anlaşmalı boşanma varken arabuluculuk gerekli mi?”

Zorunlu arabuluculuğa değinen Demirci, mevcut anlaşmalı boşanma imkânı varken arabulucunun hâkim denetimi olmadan devreye girmesinin “aşırı yararlanma” riski doğurabileceğini söyledi. Şiddet mağduru bir kişinin boşanabilmek için mal veya nafaka taleplerinden vazgeçebileceğini belirten Demirci, “Arabulucu tutanağı imzalandıktan sonra, kararın baskı altında verildiğini mahkemede ispatlamak da çok zorlaşıyor” diye konuştu.

Avustralya’da arabuluculuk eğitimi aldığını belirten Demirci, taraflar arabulucuda anlaşsa bile son sözü hâkimin söylediğini aktararak, “Hâkim, ‘Ezilen bir taraf ya da güç dengesizliği var mı?’ diye son kez bakıyor. Ancak bizdeki ticaret veya iş hukuku arabuluculuğu gibi işlerse büyük mağduriyetler doğar; çünkü ailenin ve çocuğun korunması anayasal güvence altında” dedi.

Komedyen Deniz Göktaş'ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi
Komedyen Deniz Göktaş'ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi
İçeriği Görüntüle

Uzayan davalar çocuğu pazarlık konusuna dönüştürüyor

Kamuoyunun nafakaya odaklandığını, ancak asıl sorunun boşanma sürecindeki işleyiş olduğunu belirten Demirci, “İstanbul’da bir aile mahkemesi yılda ortalama 600-650 boşanma dosyasına bakıyor. Duruşma araları sekiz-dokuz ayı buluyor. Çekişmeli bir davada yalnızca boşanma kararının kesinleşmesi ortalama beş buçuk yıl, nafaka ve mal paylaşımıyla birlikte süreç yedi-sekiz yıl sürebiliyor” diye konuştu.

Mevcut düzenlemelerin uygulamada her zaman dengeli işlemediğini ifade eden Demirci, boşanma davalarında tek taraflı beyanla alınan uzaklaştırma kararlarının çocukla ilişkiyi de kesintiye uğratabildiğini belirtti. Bu yöntemin zaman zaman pazarlık aracına dönüştüğünü savunan Demirci, “Çocuğunu görmek istiyorsan şu şartları kabul et denebiliyor. Bu durumda kişi kararını özgür iradesiyle değil, baskı altında veriyor” ifadelerini kullandı.

Bu süreçte çocuğun pazarlık konusu hâline gelebildiğini belirten Demirci, geçici velayet kararının ortalama altı-yedi ayda çıktığını ve bu sürede çocuğun diğer tarafa gösterilmeyebildiğini söyledi. Demirci, “Dava açıldığı anda çocuğun güvenliği bakımından sakınca bulunmayan durumlarda haftada iki gün tedbiren görme hakkı tanınsa, çocuğun baskı unsuru haline getirilmesi önlenir. Bu, tek başına boşanma davalarının yüzde 40-50’sini çözer” dedi.

Demirci, dava süreçlerinde mal varlıklarının tamamı üzerine ölçüsüz biçimde tedbir konulmasının ve hesapların bloke edilmesinin tarafları çıkmaza sürüklediğini belirterek, “Bir taraftan paranın gücünü, diğer taraftan çocuğu baskı unsuru olarak kullanma imkânını ortadan kaldırırsanız, gerçekten boşanmak isteyen taraflar bir şekilde anlaşır. Keşke sorun nafaka olsa; konuştuğumuz altı-on bin lira olsa her şey kolay çözülürdü. Ancak asıl mesele çok daha büyük bir çıkmaz” ifadelerini kullandı.

Av. Batuhan Demirci Boşanma (5)

Türkiye’ye özgü ve çocuğu koruyan bir model

Türk Medeni Kanununun büyük ölçüde İsviçre hukukundan esinlendiğini ve düzenlemelerin çoğu zaman Türkiye’nin toplumsal yapısına yeterince uyarlanmadan alındığını ifade eden Demirci, “Bir modeli doğrudan almak yerine kültürel olarak harmanlamak, toplumun daha hızlı benimsemesini sağlar. Evlilik süresini gözeten kademeli bir nafaka sistemi ile erkeği de koruyan dengeli bir velayet ve nafaka düzeni kurulursa Türkiye için yararlı olur” dedi.

Boşanma davalarında en çok çocukların yaşadığı mağduriyetlerden etkilendiğini belirten Demirci, “Maddi kısım bir şekilde hallediliyor; ancak bedeli gerçekten çocuk ödüyor. İşin içinde çok üzücü hikâyeler var” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: M. Ferhat Yüksel