İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye Basın Federasyonu Anadolu Sohbetleri programında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Programda trafik kanununda planlanan değişikliklere değinen Çiftçi, APP plakalarla ilgili düzenlemeler, trafik cezalarının Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi için talep edildiği yönündeki iddialar, Polis Meslek Kanunu hazırlıkları ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmalar hakkında açıklamalarda bulundu.
Polis Meslek Kanunu kapsamında yapılması planlanan düzenlemeler için önümüzdeki haftayı işaret eden Çiftçi, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik incelemelere ilişkin olarak ise Mansur Yavaş döneminde, 2019 yılından bu yana çeşitli iddialar doğrultusunda toplam 49 araştırma ve ön inceleme onayı verildiğini ifade etti.
Bununla birlikte, Çiftçi, "Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçeye gelir elde etmek için trafik cezaları kesilmesini istediği" iddialarına tepki gösterdi. 29 yıllık kamu görevlisi olduğunu belirten Çİftçi, "Maliye Bakanlığı’ndan bugüne kadar bir talep geldiğini hiç duymadım. Böyle bir şey söz konusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve böylesine hukuka aykırılık teşkil edecek bir duruma kimse tevessül etmez edemez" dedi.
Polis Meslek Kanunu için yapılan hazırlıklar
Polis Meslek Kanunu için yapılan hazırlıklara ilişkin de konuşan Çiftçi, şunları kaydetti:
"Kamu düzeninin korunmasında, ülkemizin huzur ve güvenliğinin tesisinde polisimizin ne kadar önem arz ettiğini ve ne kadar fedakarca çalıştığını herkes gibi ben de bir polis babası olarak biliyorum. Önümüzdeki hafta netleştirmeyi planladığımız bir çalışmamız var.
Bu çalışmaya göre, ülkemiz genelinde görev yapan bekçilerin yalnızca gece saatlerinde görev yapmaları yerine, Valilik emir ve yönetimi altında ihtiyaç duyulan alanlarda da görevlendirilmelerine imkan sağlayacak bir düzenleme öngörüyoruz. Çarşı ve Mahalle Bekçilerimiz, illerde alınacak inisiyatif ile belirlenecek noktalarda nöbet görevi üstlenebilecekler."
"Bir eksiklik varsa gecikmeden düzeltilir"
ABB Başkanı Mansur Yavaş hakkındaki soruşturmaya ilişkin Çiftçi, Yavaş dönemine ilişkin 2019'dan bu yana çeşitli iddia ve konularda toplam 49 araştırma / ön inceleme onayı verildiğini belirtti.
Belediyelere yönelik yürütülen soruşturmaları tartışma konusu olarak değerlendirmediklerini vurgulayan Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer bir yanlış varsa gereği yapılır; bir eksiklik varsa gecikmeden düzeltilir. Çünkü bizim siyaset anlayışımızda esas olan, milletimizin güvenine layık olmaktır. Bu nedenle yürütülen soruşturma süreçlerini bir tartışma konusu olarak değil; Türkiye’nin demokratik olgunluğunun, hukuk devletine bağlılığının ve kurumsal gücünün somut bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz."
"Türkiye’ye yönelik geçişler konusunu çok yakından takip ediyoruz"
Öte yandan, Orta Doğu'daki gerilimin ardından İran’dan Türkiye’ye yönelik düzensiz göç ve sınır geçişleri konusunda tedbirlerin alındığını ekleyen Çiftçi, şöyle konuştu:
"Bölgemizde yaşanan her kriz ve her çatışma, ister istemez göç hareketliliği ve sınır güvenliği başta olmak üzere birçok başlığı yakından ilgilendiriyor. Bizim en büyük temennimiz, hem bölgesel hem de küresel ölçekte bu tür savaş ve çatışma ortamlarının bir an önce sona ermesi, tarafların diyalog kanallarını güçlendirmesi ve kalıcı bir sükûnetin tesis edilmesidir.
Diğer taraftan, Türkiye olarak sınır güvenliği meselesini sadece kriz dönemlerinde gündeme gelen geçici bir başlık olarak görmüyoruz. Sınır güvenliği, bizim açımızdan her zaman stratejik öneme sahip, sürekli takip edilen ve çok katmanlı şekilde yönetilen bir güvenlik alanıdır. Türkiye, sahip olduğu fiziki güvenlik altyapısı, teknolojik imkânları, insan kaynağı ve kurumsal koordinasyon kapasitesiyle bu alanda dünyanın en güçlü ve en hazırlıklı ülkelerinden biridir. Bu konuda devletimizin bütün birimleri tam bir eşgüdüm içinde çalışmaktadır.
Nitekim 25 Mart 2026 Çarşamba günü Ağrı’da, Gürbulak Sınır Kapımızda ve sınır hattımızda incelemelerde bulunduk. Sahadaki tabloyu yerinde değerlendirdik. Şu an itibarıyla sınır hattımızda herhangi bir arızi durum söz konusu değildir. Bununla birlikte bütün tedbirlerimizi almış durumdayız. Sınır güvenliğimiz açısından tereddüt gerektirecek herhangi bir boşluk bulunmamaktadır.
İran’dan Türkiye’ye yönelik geçişler konusunu da çok yakından takip ediyoruz. Hâlihazırda İran tarafı kendi vatandaşlarının çıkışına izin vermemektedir. Buna karşılık Türkiye’de bulunan İranlıların ülkelerine dönüşlerinde, geçmiş yıllara göre bir artış söz konusudur. Dolayısıyla bizim açımızdan süreç kontrollü şekilde, ilgili bütün kurumlarımızın koordinasyonu içerisinde yönetilmektedir."





