Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ramazan Genelgesi'ne yöneltilen eleştirilerin bilimsel bir temeli bulunmadığını belirtti ve etkinliklerin tamamen gönüllülük esasına dayandığını vurguladı. Tekin, Ramazan etkinliklerini eleştirenlere ilişkin olarak ise, "Ramazan etkinliklerini 'gerici azınlığın provokasyonu' olarak niteleyenler asıl gericilerdir" değerlendirmesinde bulundu. Bakan, genelgeye yönelik hakaretamiz yorumları yargıya taşıyacaklarını da açıkladı.
“Eleştirilerin bilimsel dayanağı yok”
A Haber ekranlarında konuyla ilgili açıklama yapan Tekin, Ramazan Genelgesi sonrası yapılan etkinliklere yönelik eleştirilerin pedagojik veya akademik bir temele dayanmadığını ifade ederek, "Eleştiri tanımlamanıza göre değişir. Benim kafama uymuyor diye başlayıp hakaret ve küfredenleri eleştiri kabul edersek ciddi eleştiri yok. Oturdukları yerden küfrediyorlar, bunu içselleştiremediklerini gösteriyorlar" dedi.
Kültürel mirasın korunmasının alınan adımların temelini oluşturduğunu belirten Tekin, okulların milli kimliğin şekillendiği ve toplumsal değerlerin içselleştirildiği alanlar haline gelmesi için çalıştıklarını söyledi.
“Çocukların ilahi okuması abartılacak bir durum değil”
Okullarda çocukların ilahi söyledikleri görüntülerle ilgili Tekin, "Bizim ana mevzumuz çocuklarımızın okula zevkle, keyifle gelmeleri, eğlenerek öğrenmeleridir. Bir gün tuttukları futbol takımının marşıyla gelmeleri gayet doğal şeylerdir, bunu abartacak bir durum yoktur" ifadelerini kullandı.
Eğitimi sadece ders kitaplarıyla sınırlı görmediklerini kaydeden Tekin, "Bizim oyunlarımızda çocuklar yardımlaşmayı ve dayanışmayı öğrenirler. Bu yüzden okul bahçelerimizde geleneksel çocuk oyunlarımızın oynandığı ortamlar istedik" sözleriyle projeyi anlattı. Ayrıca EBA üzerinden bu oyunların oynanışıyla ilgili içerikler hazırladıklarını ve öğretmenlerin bu konuda eğitildiğini belirtti.
Anayasal dayanak vurgusu
Genelgenin anayasal temellere dayandığını ifade eden Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın anayasadan ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuatımızdan aldığı ana görevlerden bir tanesinin bu olduğunu referanslandırarak, gönüllülük üzerine bir Ramazan ayı etkinliği yapılmasını arzu ettik" dedi.
“Hakaretamiz yorumlar yargıya taşınacak”
"Değerler eğitimi"ne yönelik eleştirilerin haksız olduğunu belirten Tekin, bir grubun çalışmaları "Talibanlaştırma" olarak nitelendirdiğini söyleyerek, "'Ben milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek şeyler yapalım' diyorum, onlar 'bunu yaparsanız toplumu Talibanlaştırmış olursunuz' diyorlar. Bu metni aldılar ve asla hak etmediğimiz hakaretamiz ifadelerle bizi, idarecilerimizi ve öğretmenlerimizi zan altında bıraktılar" ifadelerini kullandı.
Bakan, bu süreci yargıya taşıyacaklarını belirterek, "Temsil ettiğim Milli Eğitim camiası, bu etkinliklere gönüllü katılan öğrencilerimiz ve velilerimiz adına, bu ağır hakaretlerin mutlaka bir özür gerektiren suç silsilesi olduğunu düşünerek konuyu yargıya taşıma kararı aldım" dedi.
“Ramazan etkinliklerini eleştirenler asıl gerici”
Laikliği tanımlarken insanların dini inanç ve ibadet hürriyetlerinin güvence altına alındığını söyleyen Tekin, "inançlı kesime yönelik baskıcı tutumların çağ dışı" olduğunu vurguladı. Tekin, "Yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede, okullardaki cıvıl cıvıl çocukları ve bu coşkulu etkinlikleri 'gerici azınlığın provokasyonu' olarak niteleyenler asıl gericilerdir" ifadelerini kullandı.
“Kimsenin oruç tutup tutmadığına kimse karışmıyor”
Okullarda yapılan Ramazan etkinliklerinin gönüllülük esasına dayandığını belirten Tekin, "Kimsenin oruç tutup tutmadığına kimse karışmıyor, kimseyi zorunlu olarak bir şeye dahil etmiyoruz. Bu tamamen gönüllülük esasına dayalıdır" dedi.
Laikliği tanımlama yetkisi tartışması
Muhalefetin laiklik üzerinden yürüttüğü eleştirilere de değinen Bakan Tekin, "Onlar laikliği, dini inançların ve ritüellerin nasıl modernleştirileceğini, nasıl kendi arzu ettikleri formata sokulabileceğini tanımlama yetkisini kendilerinde gördükleri için bunun dışındaki her şeyi laiklik ilkesiyle çelişiyor sayıyorlar" dedi. Tekin, kendi laiklik anlayışının evrensel olduğunu belirterek, "Anayasa'nın bana verdiği görev, milli kültürü, milli dayanışmayı, birliğimizi ve beraberliğimizi tanımlayacak işleri yapmayı bizim için zorunlu kılıyor" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.





