Türkiye’de yağış miktarının artması ve barajlardaki su seviyelerinin yükselmesi, kuraklık tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye genelinde yağışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 75,4, uzun yıllar ortalamasına göre ise yüzde 29 arttı.
Barajların aktif doluluk oranı da yüzde 41,1’den yüzde 68,9’a yükseldi. Aktif su miktarı ise 38,9 milyar metreküpten 65,2 milyar metreküpe çıktı.
Ancak uzmanlar, bu artışın Türkiye'nin su sorununu tamamen ortadan kaldırmadığına dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Kadıoğlu: “İyi bir su yılı, kuraklığın bittiği anlamına gelmez”
İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, barajlardaki yükselişin olumlu olduğunu ancak tek bir iyi su yılının iklim eğilimini değiştirmeyeceğini söyledi.
Kadıoğlu'na göre baraj dolulukları yalnızca yağış miktarına bağlı değil. İşletme koşulları, su tüketimi, havza özellikleri ve rezervuarların fiziksel yapısı da doluluk oranlarını doğrudan etkiliyor.
Yağış arttı ama barajlara aynı oranda su ulaşmıyor
Kadıoğlu, yağış miktarındaki artışın barajlara ulaşan suyun da aynı oranda arttığı anlamına gelmediğini belirtti.
Yağışın hangi bölgeye düştüğü, toprağın su tutma kapasitesi, yağışın türü ve zamanlamasının önem taşıdığını ifade eden Kadıoğlu, uzun süren kuraklığın ardından gelen ilk yağışların önemli bölümünün toprağın nem açığını kapatmak için kullanılabileceğini söyledi.
Kısa süreli ve şiddetli yağışların ise taşkına neden olarak barajlara ulaşmadan sistemden çıkabileceğine dikkat çekti.

İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'da baraj dolulukları yükseldi
Dört büyükşehirde de baraj doluluk oranlarında farklı artışlar kaydedildi. İstanbul'da aktif doluluk oranı yüzde 44,3'ten yüzde 46,9'a, Ankara'da yüzde 11,'dan yüzde 32,8'e, İzmir'de yüzde 4,3'ten yüzde 39,6'ya, Bursa'da ise yüzde 36,1'den yüzde 39,4'e yükseldi.
Kadıoğlu, dört büyük şehirdeki barajların doluluk oranlarının aynı ölçüde artmamasının nedenlerinin farklı olduğunu belirterek, İzmir ve Ankara’daki yüksek artışların başlangıç seviyesinin düşük olmasından kaynaklandığına dikkati çekti. Kadıoğlu, İzmir’in geçen yıl yüzde 4,3 seviyesinde bulunduğunu hatırlatarak, “İzmir’deki dokuz kata yakın artış, İzmir’in su sorununun çözüldüğünü değil, geçen yıl ne kadar tehlikeli bir noktada olduğunu gösterir” değerlendirmesinde bulundu.
Kadıoğlu, İstanbul ve Bursa’da ise geçen yılki doluluk oranlarının daha yüksek olması nedeniyle artışın daha sınırlı göründüğünü belirtti.
“Baraj doluluk oranı tek başına su güvenliği ölçütü değil”
Kadıoğlu, barajlardaki doluluk oranlarının tek başına su güvenliğini göstermediğini söyledi.
İstanbul'un Türkiye'deki en yüksek günlük su tüketimine sahip kent olduğunu belirten Kadıoğlu, gelen suyun önemli bölümünün depolanmadan tüketime gittiğini ifade etti.
Bursa'da ise sanayi kaynaklı su talebinin baskı oluşturduğunu belirten Kadıoğlu, sıcak hava dalgalarının sıklaştığı yaz aylarında sığ rezervuarlardaki buharlaşma kayıplarının da arttığına dikkat çekti.
“Asıl mesele yağış miktarından çok yağış rejiminin değişmesi”
Türkiye'nin Akdeniz havzasında bulunması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine açık olduğunu belirten Kadıoğlu, gelecekte yağışların daha kısa sürede ve daha şiddetli gerçekleşebileceğini söyledi.
Bu durumun yağışların toprağa yeterince sızmadan yüzeysel akışa geçmesine ve taşkınlara yol açmasına neden olabileceğini belirten Kadıoğlu, taşınan tortuların da rezervuarların depolama kapasitesini azaltabileceğini ifade etti.
Kadıoğlu, “Yağış toplamı sabit kalsa bile depolanabilir su azalabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye su stresi altında
Kadıoğlu, Türkiye'de kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.301 metreküp olduğunu belirtti. 1.700 metreküplük eşik dikkate alındığında Türkiye'nin su stresi altında bulunduğunu ifade eden Kadıoğlu, sorunun yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını vurguladı.
Kentlerin su bütçesi ve taşıma kapasitesi dikkate alınmadan büyütülmesi ile havzaya uygun olmayan tarım ürünlerinin tercih edilmesinin su arz-talep dengesini bozduğunu belirten Kadıoğlu, iklim değişikliğinin bu sorunları daha da ağırlaştırdığını söyledi.
Uzmandan kuraklık için erken uyarı çağrısı
Kadıoğlu, büyükşehirlerde kuraklık izleme, erken uyarı ve müdahale planlarının hazırlanması gerektiğini belirtti.
Su kısıtlamalarının kaynaklar tükendikten sonra değil, önceden belirlenen kritik eşiklerin aşılmasıyla başlatılması gerektiğini söyleyen Kadıoğlu, kamuoyuna yalnızca baraj doluluk oranlarının değil, mevcut tüketim hızıyla kaç günlük su kaldığının açıklanmasını önerdi.
Ayrıca imar ve sanayi kararlarının havzaların su bütçesiyle ilişkilendirilmesi, tarımda havzaya uygun ürün deseninin oluşturulması, suyun verimli kullanılması, şebeke kayıp-kaçaklarının azaltılması, yağmur suyunun değerlendirilmesi ve arıtılmış suyun yeniden kullanılması gerektiğini belirtti.
“Bu su yılı bize kazandırılmış bir zaman aralığı”
Kadıoğlu, mevcut yağışlı dönemin Türkiye açısından önemli bir fırsat olduğunu ancak yapısal önlemler alınmadığı sürece kalıcı çözüm sağlamayacağını söyledi.
Kadıoğlu, “Bu su yılının yağışları bize kazandırılmış bir zaman aralığıdır, bir çözüm değildir” diyerek kuraklıkla mücadelede kalıcı adımların atılması gerektiğini vurguladı.





