Yaz sezonunun başlamasıyla Ege ve Akdeniz sahil şeridinde yer alan işletmelerin uyguladığı giriş ücretleri ile minimum harcama limitleri, kumsallara ve denize erişimde engellere yol açıyor. İzmir’den Antalya kıyılarına uzanan hat genelinde vatandaşlar, kamusal alan olan sahillere serbestçe giremediklerini belirterek imza kampanyaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla tepkilerini dile getiriyor.

Kişi başı 5 bin liraya varan giriş ücretleri isteniyor

2026 yaz sezonu öncesinde açıklanan fiyat tarifelerine göre, Ege ve Akdeniz kıyısındaki birçok beach clubta (sahil işletmesi) giriş ücretleri ve minimum harcama limitleri geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde otuzun üzerinde arttı. İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı Alaçatı, Ayayorgi Koyu ve Altınkum bölgelerindeki işletmelerde kişi başı giriş ve harcama limiti toplamı 5 bin liraya ulaşıyor.

Karabük Safranbolu'da anız yangını: Bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi
Karabük Safranbolu'da anız yangını: Bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi
İçeriği Görüntüle

Yapılan fiyat taramasına göre bazı işletmeler yalnızca giriş ücreti alırken, bazıları giriş ücretsiz olmakla birlikte belirli bir tutarın altında harcama yapılmasına izin vermiyor. Örnek vermek gerekirse, hafta sonu giriş ücreti 4 bin 500 liraya kadar çıkan bir işletmenin yanı sıra, giriş ücreti almayıp kişi başı 5 bin lira harcama şartı koşan bir başka işletme de bulunuyor. Kişi başı 2 bin ila 3 bin lira arasında değişen harcama limiti uygulayan orta segment tesisler de mevcut.

En yüksek fiyatların görüldüğü destinasyonların başında Bodrum geliyor. İlçedeki bazı lüks tesislerde kişi başı 230 Euroya varan minimum harcama talep edilirken, daha ekonomik seçeneklerde giriş ücretleri 750 liradan başlıyor. Marmaris, Fethiye ve Cunda gibi diğer popüler tatil bölgelerinde ise kişi başı giriş ücretleri ortalama bin lira seviyesinden başlıyor.

Thumbs B C 3Dd977A7Baad62Defa9914C94234B543

Para ödemeyen sahile giremiyor

Giriş ücreti ve harcama limitinin ötesinde, bazı işletmelerin kumsalı tamamen kapatarak vatandaşların ücretsiz denize girmesine izin vermediği yönünde çok sayıda şikâyet var. Antalya'nın Kemer ilçesindeki Ayışığı Koyu'nda bazı işletmelerin şezlong ve platformları denizin içine kadar yerleştirerek halkın kullanımına ayrılan alanı daralttığı, bölgeyi görüntüleyen bir vatandaşın paylaştığı görüntüler sosyal medyada gündem oldu. Bölge sakinleri, kıyı kanununun fiilen uygulanmadığını savunuyor.

Benzer bir örnek Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı Gümüşlük'te yaşanıyor. Otuz yıldır halk plajı olarak kullanılan Çayıraltı'nın bir bölümünün özel işletmelere tahsis edilmesiyle birlikte bölge sakinleri, ilgili belediyeye plajın halka iadesi için imzalı dilekçe sundu. Konuya ilişkin açıklama yapan yerel yönetim, sahili işletmelere “tahsis ettiğini” açıkladı, ardından ise yetkinin kendinde olmadığını, bakanlıkta olduğunu söyledi.

New Folder 2025 Haziran 14 20250614 2 69501683 114104786

Av. Candoğan: Vatandaşın sahile erişimini engelleyen her türlü unsur kanuna aykırıdır

Kıyılardaki işletmelerin hukuki durumunu ve yurttaşların kullanım haklarını değerlendiren Ankara Barosu Kent ve Çevre Merkezi Başkanı Avukat Gökhan Candoğan, Kıyı Kanunu'nun 6'ncı maddesi uyarınca suyun karaya değdiği noktadan itibaren kumsal, çakıllık veya kayalık alanlarda erişimi engelleyici hiçbir unsurun bulunamayacağını ifade etti. Candoğan, kanunda yer alan liman, iskele ve rıhtım gibi tesislere yönelik istisnaların da yapılış amaçları dışında kullanılamayacağını, dolayısıyla liman ruhsatı altında özel plaj işletilmesinin bu istisnaya dâhil edilemeyeceğini vurguladı.

Candoğan, “Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan doğal bant (kumsal, çakıllık ya da kayalık) tamamen kamuya açık olmak zorunda. Kanunun 6. maddesi bu alanda duvar, çit, parmaklık, tel örgü; hendek, kazık ve benzeri engelleri açıkça yasaklıyor. Şezlongun denize kadar dizilmesi fiilen bu bandı işgal etmek anlamına geliyor ve aynı hükmü ihlal ediyor. Anayasa’nın 43’üncü maddesi bu konuda doğrudan temel dayanağımızdır; kıyıya erişimin engellenmesi, vatandaşın anayasal hakkının ihlal edilmesi anlamına geliyor” sözlerini aktardı.

Chatgpt Image 21 Tem 2026 14 47 31

“İşletme, hizmetini ücretlendirebilir ama kıyıya geçişi engelleyemez”

Giriş ücreti yerine getirilen alt harcama limitinin hukuki durumu değiştirmediğini aktaran Candoğan, bu uygulamanın kıyıya erişimi fiilen paralı hale getirdiğini ifade etti. Kıyı Kanunu’nun 8’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sahil şeridindeki turizm tesislerinin herkesin kullanımına açık olmak zorunda olduğunu hatırlatan Candoğan, kanunun 4’üncü maddesindeki tanım gereğince hiçbir kişiye veya gruba ayrıcalık tanınmaksızın herkesin eşit ve serbest kullanımının esas olduğunu belirtti. Candoğan, konunun sadece bir tüketici hakkı olmadığını, anayasal bir hakkın ihlali anlamına geldiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“İşletmenin şezlong kiralama gibi hizmetleri için ücret isteme hakkı ticari özgürlük kapsamındadır; ancak bu özgürlük kıyı gibi ortak kamu alanlarında kullanıldığında Kıyı Kanunu’nun emredici kurallarıyla sınırlanır. İşletme verdiği hizmetin ücretini alabilir ama kıyıya geçişi asla engelleyemez.”

Thumbs B C 4137Cd9Cfcf5De5540B765F3B1E48304

“Ecrimisil ödeyen işletme kıyıda bulunma hakkını değil, işgalinin cezasını ödemiş oluyor”

Kamuoyunda ecrimisil (izinsiz kullanım tazminatı) ödeyen işletmelerin kıyıyı kapatma hakkına sahip olduğuna dair yanlış bir bilgi bulunduğunu dile getiren Candoğan, ecrimisilin Hazineye ait taşınmazları izinsiz kullanan kişilerden Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesi uyarınca alınan bir işgal tazminatı olduğunu belirtti. Devletin bu bedeli alarak kişiyi yasal kullanıcı kabul etmediğini, sadece uğradığı zararı tahsil ettiğini aktaran Candoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Ecrimisil ödeyen işletme kıyıda bulunma hakkını değil, yaptığı işgalin bedelini ödemiş oluyor. Resmi tahsis veya turizm izni bulunsa dahi durum değişmiyor. Kıyı Kanunu’nun 5’inci maddesindeki ‘herkesin eşit ve serbest yararlanması’ ilkesi doğrudan Anayasa’nın 43’üncü maddesinden kaynaklanıyor; hiçbir idari işlem, sözleşme ya da ödenen bedel bu anayasal güvenceyi ortadan kaldıramaz.”

Thumbs B C E6903Cbc921Fc9C202387F29F98Bd30E

“Denetim görevini yerine getirmeyen kurumlara tazminat davası açılabilir”

Denetim yetkisinin belediyeler, valilikler ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında paylaştırıldığını belirten Candoğan; İmar Kanunu’nun 32 ve 42’nci maddelerinin kaçak yapılara yıkım ve para cezası yetkisi verdiğini, Kıyı Kanunu’nun 15’inci maddesinin ise kıyıdaki engellerin beş gün içinde kaldırılmasını öngördüğünü kaydetti. Kanuna göre engeller kaldırılmazsa devlet gücüyle yıkılıyor ve yapılan masraf yüzde 20 fazlasıyla işletmeden tahsil ediliyor. Yetkilerin farklı kurumlara dağılması sebebiyle denetimin yetersiz kaldığını vurgulayan Candoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Kıyı denetimi çok başlı bir yapıya sahip; belediye, valilik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yetkileri zaman zaman çakışıyor, zaman zaman da denetimsiz alanlar yaratıyor. Hiçbir kurum sorumluluğu tek başına üstlenmediğinde saha denetimi etkisiz kalıyor. Hukuki açıdan şu nokta çok önemli: Görevini yapmayan ve denetim yürütmeyen kamu kurumlarına karşı idare mahkemelerinde tam yargı davası açılması mümkündür. Çünkü denetim eksikliği, tek başına devlet kurumlarının hukuki sorumluluğunu doğurur.”

Kıyıya erişimi engellenen vatandaş ne yapmalı?

Beach club veya işletmeler tarafından sahile alınmayan ya da sadece denize girmek istediği halde giriş ücreti ödemeye zorlanan vatandaşların adım adım izlemesi gereken yasal süreç:

  • Birinci adım – Belgeleme: Engellemenin yaşandığı yer, saat ve işletme çalışanlarının ifadelerini içeren video kaydı alınmalı. İşletmenin tabelası, giriş noktası ve engelleme yapılan alan fotoğraflanmalı. Bu kayıtlar tüm yasal başvuruların temelini oluşturuyor.
  • İkinci adım – Belediye zabıtası: Olay belediye ve yakın çevre sınırları içerisindeyse ilk muhatap belediye zabıtasıdır. Zabıta, Kıyı Kanunu’nun 13’üncü maddesi uyarınca denetim yetkisine sahiptir; tutanak tutabilir ve engelin kaldırılmasına karar verebilir. Belediyeye ALO 153 hattından ulaşılabilir.
  • Üçüncü adım – İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü: İşletme turizm belgeli ise (işletmelerin büyük bölümü bu statüdedir) İl Müdürlüğü’ne yazılı şikâyet verilmeli. Turizm belgesinin askıya alınması veya iptal edilmesi, para cezasından daha caydırıcı bir yaptırımdır.
  • Dördüncü adım – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü: Kıyı mevzuatının ana uygulayıcısı olan bu müdürlüğe aynı gün içinde fotoğraflar ve video kayıtlarıyla birlikte yazılı şikâyette bulunulmalıdır.
  • Beşinci adım – Valilik: Belediye ve yakın çevre sınırları dışında kalan kıyılarda denetim yetkisi valiliktedir. Bu tür alanlarda birincil idari muhatap valiliktir.
  • Altıncı adım – Kolluk kuvvetleri: 155 Polis İmdat veya 156 Jandarma İhbar hattı aranarak ya da en yakın karakola gidilerek durum tutanağa geçirilmelidir. Kolluk kuvvetlerinin kıyı mevzuatına göre doğrudan yaptırım yetkisi bulunmaz; bu adımın temel amacı engellemenin anlık olarak resmi kayda alınmasını sağlamaktır.

Yapılan başvuruların yanıtsız kalması veya reddedilmesi durumunda, idare mahkemelerinde iptal ve tazminat davası açılabilir. Bu davalarda Anayasa’nın 43’üncü maddesi doğrudan hukuki dayanak teşkil eder.

New Folder 2025 Haziran 14 20250614 2 69501963 114105277

Devletin çözümü: Halk plajları

Kültür ve Turizm Bakanlığı, kıyı erişimindeki tartışmalara karşı 2019 yılından bu yana yalnızca bakanlık tarafından işletilen, ücretsiz girişli halk plajları uygulamasını sürdürüyor. Türkiye genelinde 20 noktada hizmet veren bu plajlara 2026 yılı sonu itibarıyla 3 yeni plajın daha ekleneceği açıklandı. Ancak eylemci grupların paylaştığı gözlemler, özellikle rağbet gören koy ve kıyılarda halka ayrılan alanların giderek daraldığına işaret ediyor.

Türkler tatil için yurt dışına gidiyor

Kıyı erişimindeki kısıtlamaların yanı sıra yükselen fiyatlar, Türk turistleri yurt içi tatil yerine yurt dışı destinasyonlara yönlendiriyor. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin açıkladığı verilere göre, Türkiye turizm gelirlerinde rekor kırılırken aynı dönemde yurt dışına çıkan Türk vatandaşı sayısı da geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 13,1 artışla 2,9 milyon kişiye ulaştı. Resmî verilere göre yurt dışına giden Türk turistlerin kişi başı ortalama harcaması ise 758 dolar olarak hesaplandı.

Gazete Oksijen’in Akdeniz havzasındaki 25 tatil destinasyonunda dört ve beş yıldızlı, kahvaltı dahil 847 otelin fiyatları üzerinden gerçekleştirdiği alan araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin üç gece dört gün konaklama ve ulaşım maliyeti Mısır'da 84 bin lira olarak hesaplanırken aynı sürenin Bodrum'da 387 bin liraya mal olduğu belirlendi.

Images (1)-18

"Kıyılar halkındır" eylemleri sürüyor

Kıyı işgaline tepkiler yalnızca sosyal medya paylaşımlarıyla sınırlı kalmıyor; sahil kasabalarında düzenli eylemler örgütleniyor. Bodrum'un Gümüşlük beldesinde Gümüşlük Forumu ve Özgür Kıyılar Bodrum İnisiyatifi'nin öncülüğünde düzenlenen eylemlerde onlarca kişi bir araya gelerek "Kıyılar halkındır, işgali sonlandır" ve "Kanun çok net, hakkın için mücadele et" sloganlarıyla basın açıklaması yaptı. Katılımcılar, işgal edilen şezlongların üzerine döviz bırakarak plajdan ayrıldı.

Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte yeniden alevlenen protestolarda, eylemciler halka açık kıyılara masa, sandalye, şezlong ve şemsiye konularak erişimin fiilen engellendiğini, kıyının doğal yapısının da bu şekilde bozulduğunu dile getirdi. Benzer tepkiler Antalya'da da sahnelendi. Kentin Gündoğdu Halk Plajı'nda bir otele ait pankartın plaja asılması üzerine mahalle sakinleri jandarma gözetiminde pankartı indirdi; bölgedeki kullanım tartışması yakın zamanda yeniden gündeme geldi. Kemer'deki Ayışığı Koyu'nda da vatandaşlar, kıyı kanununun uygulanmadığını öne sürerek yetkililere çağrıda bulundu.

Muhabir: Cemre Polat