Borsa İstanbul Grubu, pay piyasasında işlem gören sermaye piyasası araçlarının takas sürelerine ilişkin önemli bir değişiklik için hazırlıklarını hızlandırdı. Daha kısa takas süresi hedefleyen T+1 uygulaması kapsamında test sürecinin 5 Ocak Pazartesi gününden itibaren başlatılması planlanıyor. Söz konusu adımın, işlem maliyetleri ve risk yönetimi açısından piyasada yeni bir dönemin kapısını aralaması amaçlanıyor.
TEST SÜRECİ 5 OCAK’TA BAŞLIYOR
Borsa İstanbul’un 29 Ağustos tarihinde kamuoyuyla paylaştığı duyuruya göre, T+1 takas döngüsüne geçişin uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla teknik test süreci başlatılacak. Bu süreçte, pay piyasasında işlem gören sermaye piyasası araçlarına ilişkin takas işlemlerinin bir iş günü içerisinde tamamlanmasına yönelik altyapı ve operasyonel hazırlıklar sınanacak. Testlerin, planlanan tarihten itibaren belirlenen senaryolar doğrultusunda yürütülmesi öngörülüyor.
TÜM ÜYELERE AKTİF KATILIM ÇAĞRISI
Borsa İstanbul Grubu tarafından yapılan açıklamada, test aşamasına tüm üyelerin aktif biçimde katılım göstermesinin beklendiği vurgulandı. Süreç boyunca ortaya çıkabilecek teknik uyumsuzlukların ve operasyonel aksaklıkların erken aşamada tespit edilmesinin hedeflendiği belirtildi. Böylece, olası bir geçiş öncesinde piyasanın tüm bileşenleriyle uyumlu bir yapı oluşturulması amaçlanıyor.
TAKAS SÜRELERİNDE KÜRESEL UYUM HEDEFİ
Açıklamada, T+1 takas döngüsüne geçiş çalışmasının temel hedefleri arasında küresel piyasalardaki takas süreçleriyle uyum sağlanmasının yer aldığı ifade edildi. Uluslararası finans merkezlerinde yaygınlaşan daha kısa takas sürelerinin, piyasaların etkinliği ve güvenliği açısından önemli bir standart haline geldiğine dikkat çekildi. Borsa İstanbul’un da bu doğrultuda mevcut takas yapısını gözden geçirdiği aktarıldı.
İŞLEM MALİYETLERİ VE RİSKLER MERCEK ALTINDA
T+1 uygulamasına yönelik hazırlıkların, yatırımcıların işlem maliyetlerinin düşürülmesi ve işlem sonrası risklerin azaltılması hedefiyle ele alındığı bildirildi. Mevcut takas sürelerinde oluşabilecek temerrüt riski, piyasa oynaklığı ve operasyonel belirsizliklerin daha kısa takas süresiyle azaltılmasının planlandığı kaydedildi. Bu çerçevede, test sürecinden elde edilecek verilerin kritik öneme sahip olacağı belirtildi.
PİYASA PAYDAŞLARIYLA İSTİŞARE SÜRECİ
Borsa İstanbul Grubu, T+1’e geçişin sermaye piyasalarına olası etkilerinin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi amacıyla kapsamlı bir istişare süreci yürütüldüğünü duyurdu. Bu süreçte, aracı kurumlar, bankalar, takas ve saklama kuruluşları ile diğer piyasa katılımcılarının görüş ve değerlendirmelerinin alındığı ifade edildi. Test sürecinin de bu istişarelerin devamı niteliğinde olduğu aktarıldı.
TEKNİK VE OPERASYONEL HAZIRLIKLAR
Test aşamasında, takas işlemlerinin daha kısa sürede tamamlanmasına yönelik teknik altyapı, yazılım sistemleri ve operasyonel süreçler detaylı biçimde sınanacak. Üyelerin kendi sistemlerinde yapmaları gereken uyarlamaların da bu süreçte netlik kazanması bekleniyor. Böylece, olası bir uygulama öncesinde tüm tarafların hazırlık seviyesinin ölçülmesi hedefleniyor.
BORSA İSTANBUL’DA T+1 UYGULAMASI NEDİR?
T+1 uygulaması, borsada gerçekleştirilen bir alım veya satım işleminin parasının ve menkul kıymetin işlem gününü takip eden ilk iş gününde karşılıklı olarak tamamlanmasını ifade ediyor. Buna göre, yatırımcı bir hisse senedini işlem gününde alıp sattığında, para ve menkul kıymet transferi ertesi gün gerçekleşiyor. Bu sistem, işlemlerin daha hızlı sonuçlanmasını sağlayarak yatırımcının parasına veya hissesine daha kısa sürede erişmesini mümkün kılıyor. Aynı zamanda piyasalarda biriken risklerin azaltılmasına ve modern uluslararası takas standartlarıyla uyum sağlanmasına katkı sunuyor.
SONRAKİ ADIMLAR TEST SONRASI NETLEŞECEK
Borsa İstanbul Grubu’nun T+1 uygulamasına ilişkin nihai adımlarının, test sürecinden elde edilecek sonuçlar doğrultusunda şekillenmesi bekleniyor. Testlerin tamamlanmasının ardından, uygulamanın kapsamı, takvimi ve olası geçiş sürecine ilişkin yeni duyuruların yapılacağı öngörülüyor. Borsa İstanbul, bu süreçte piyasa istikrarı ve operasyonel güvenliğin öncelik olmaya devam edeceğini vurguluyor.




