AKP kurucularından ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın geçtiğimiz Cuma günü hutbede İslam'da miras hukukunu işlemesine yönelik eleştirilere yanıt verdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Arınç, "Bu tür tepkiler yersizdir. Diyanet’in görevi toplumu dini konularda aydınlatmaktır" dedi.

30 TEMMUZ 2026 BORSA İSTANBUL ALTIN PİYASASI kapanış verileri: Standart altın kilogram fiyatı yükseldi
30 TEMMUZ 2026 BORSA İSTANBUL ALTIN PİYASASI kapanış verileri: Standart altın kilogram fiyatı yükseldi
İçeriği Görüntüle

"İslam Hukuku Anlatmak Laiklikle Çelişmez"

Arınç, geçmişte Türk Ceza Kanunu'nun 163. maddesi üzerinden açılan davaları hatırlatarak, 1986 yılında Yargıtay'ın verdiği bir kararı örnek gösterdi;

"Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geçtiğimiz Cuma günü hutbede okunması için hazırladığı metinde miras ile alâkalı bir konu anlatılmıştı. Bunun üzerine bir kesim vatandaşlarımız, “Nasıl olur da İslâm’da miras hukuku anlatılır?” “Kadınlar yarım pay mı alacak?” gibi söylemler ile tepki göstermişlerdi. Bu tepkiler kanaatimce yersizdir. Bunun nedenlerini ise örneklerle açıklamak mümkün.

Mesleğim gereği yıllarca TCK 163. Madde’den açılan davaları takip ettim. Bu madde 1991 yılına kadar mevcuttu. 163. Madde, “Lâikliğe aykırı olarak, Devletin içtimaî veya iktisadî veya siyasî veya hukukî temel nizamlarını, kısmen de olsa dinî esas ve inançlara uydurmak amacıyla…” diye başlıyor ve neredeyse o dönem bazı dinî görüşler ve eylemler laikliğin ihlali olarak görülüyor ve b madde esas alınarak yargılanıyordu. Bu madde üzerinden ben de yargılandım, mahkûm da oldum ve sonrasında beraat ettim.

O dönem Yargıtay bu madde üzerinden verilen cezaları onamaya başlamıştı. 1986 yılında yani 39 yıl önce Yargıtay içtihatta bulundu. Kayseri’de bir vaizin hutbede İslam’da miras hukukunu anlattığını duyan bir takım işgüzar insanlar hemen savcılığa müracaat ederek vaiz hakkında şikâyetçi oluyorlar. Mahkeme ceza veriyor ancak Yargıtay, bir vaizin İslâm’da konu olan miras hukukunu anlatmasını vaizin görevi olarak değerlendirerek bunun laikliğe aykırı bir faaliyet olmadığını ve özgürlük içerisinde olduğunu ifade ederek örnek bir karar ile cezayı bozuyor. Laikliğe aykırı olan ise şudur: Eğer bu vaiz, hutbesinin sonunda “Anlattığım miras sistemi bugünkü Medenî Kanun’da yer alan miras sisteminden çok daha iyidir. Bu sistem terk edilmeli ve anlattığım sistemin herkes için uygulanması mecburî olmalıdır.” demiş olsaydı bu durum laikliğe aykırı bir eylem olurdu."

"Medeni Kanun Yerine Geçmesi Savunulmadı"

Arınç, Diyanet’in hutbede sadece İslam’daki miras sistemini anlattığını, mevcut Medeni Kanun’un yerine bu sistemin geçirilmesi çağrısının yapılmadığını vurgulayarak “Eğer 'Bu sistem uygulanmalı, Medeni Kanun terk edilmeli' denilseydi, bu laikliğe aykırı olurdu. Ancak mevcut haliyle bu sadece dini bir bilgilendirme faaliyetidir” ifadelerini kullandı.

“1926 Öncesi Miraslarda Feraiz Hâlâ Uygulanabiliyor”

Arınç ayrıca, Medeni Kanun'un AK Parti döneminde yenilendiğini hatırlattı.

1926 öncesinde vefat eden kişilerin miraslarının hâlen Feraiz hükümlerine göre paylaştırılabildiğini belirterek “Mahkemeler bu gibi durumlarda bilirkişi tayin ederek Feraiz hesaplaması yapabiliyor. Bu durum, İslam hukukunun tamamen dışlandığı anlamına gelmez” dedi.

Ne Olmuştu?

Diyanet'in cuma hutbesinde kız çocuklarının miras hakkına ilişkin şu ifadeler yer almıştı:

“Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahî adalete aykırıdır. Dolayısıyla kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır.”

Muhabir: Nur Yıldız