CHP İstanbul il ve ilçe örgütleri, İsrail tarafından Gazze'ye yönelik düzenlenen saldırıları akşam saatlerinde İsrail'in İstanbul Konsolosloğu önünde yürüyüş ve açıklama ile protesto etti. Protestoya Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, belediye meclis üyeleri ve partililer de katıldı. Konsolosluk önüne siyah çelenk bıraktıktan sonra açıklamayı yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, "Gazzeliler bugün kendi vatanlarında mülteci kampında kalıyor. Adım adım işgal edilmiş topraklarında, bombalanan kentlerini terk etmiş, Refah bölgesine sıkışmış durumdalar. Ancak yine de göklerden yağan bombalar altında can veriyorlar. Her geçen gün insanlık bir adım daha geriye gidiyor. Gazze'de fütursuzca dökülen masum kanlar, sadece Filistinlilerin değil, tüm insanlığın yüreğine işliyor" dedi.

Batı dünyasındaki bazı ülkelerin sessizliğine dikkat çeken Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Modern ve öncü diye adlandırılan demokrasiler, bu vahşete sessiz kalarak tarihin en karanlık sayfalarına adlarını yazdırıyor. Mazlumların çığlıklarına kulak tıkayanlar, vicdanlarını ve insanlıklarını da toprağa gömüyor. Cansız bedenlerin kanıksanması, zulmün ve adaletsizliğin daha da yayılmasına sebep oluyor. Tüm dünyanın gözleri önünde insanlık tarihinin en şiddetli katliamlarından birisi Gazze’de yaşanıyor. 7 Ekim’den bu yana, yaklaşık 15 bini çocuk ve 10 bini kadın olmak üzere 36 bine yakın Filistinli acımasızca katledildi. 10 binden fazla insan enkaz altından dahi çıkarılamadı. En az 80 bin insan bu vahşi saldırılardan dolayı yaralandı. Bu sayıların soğuk istatistiklerden ibaret olmadığını vurgulamak isterim. Her birinin ardında bir aile, bir sevilen, bir umut parçası yatıyor. Her biri, insanlığın yüzleşmek zorunda olduğu büyük bir acının yansıması… Her biri, vicdanlarımızı sızlatan ve harekete geçmemiz gerektiğini haykıran sessiz bir çığlık. Kendi halkının bile sırtını döndüğü, sokaklarda her gün protesto edilen Netanyahu yönetimi savaş suçu işliyor. Bu katliam bir savaş değil, dur durak bilmeyen, insanlık vicdanını ve onurunu zedeleyen bir soykırımdır. Bu vahşet, yalnızca Filistin’e ve bölgeye değil tüm insanlığa yaşanabilir bir dünya umudunu kaybettirmektedir.

Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail ordusunun Refah bölgesindeki operasyonlarını durdurma kararı aldı. Buna karara rağmen 3 gün önce, yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadırlar hedef alındı. Tonlarca bomba güvenli bölgeye sığındığını düşünen masum sivillerin üzerine bırakıldı. Yeniden küçük bedenler yandı, çocukların çığlıkları gökyüzünü kapladı. Geride onlarca masum yaralı kaldı. İsrail, insan hayatını ve uluslararası normları nasıl pervasızca yok saydığını bir kez daha gözler önüne serdi. Her hamlesiyle bir terör devleti olduğunu kanıtlayarak ve uluslararası hukuku hiçe sayarak, tüm insanlığa ve bugüne kadar inşa edilmiş tüm değerlere meydan okudu. Bu meydan okumanın karşısında sessiz kalmanın zulmü onaylamak anlamına geleceğini herkes bilmelidir. Sessiz kalmak, çocukların gözlerindeki korkuya, annelerin yüreklerindeki acıya göz yummaktır.

Tatilciler dönüş yolculuğunda: Anadolu Otoyolu'nun Düzce ve Bolu kesiminde hareketlilik yaşanıyor Tatilciler dönüş yolculuğunda: Anadolu Otoyolu'nun Düzce ve Bolu kesiminde hareketlilik yaşanıyor

Filistin’de her gün artarak devam eden katliamların bizi getirdiği nokta; artık insanlığın en dip noktasıdır. Müdahale edilmeyen her dakika yeni bir canın yitirilmesi demektir. Bu noktada, uluslararası kuruluşlar sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Bugüne kadar takınan tutum maalesef utanç vericidir. Artık hiçbir katliamın kaza olarak ifade edilme cürretine izin verilmemesi gerekmektedir. Özellikle şunu da vurgulamak ve uyarmak isterim ki; bu soykırımdan ortaya çıkacak hiçbir stratejik plan, hiçbir denge, hiçbir ticari kâr herhangi bir Filistinli çocuğun gözyaşından daha kıymetli değildir. Bu vahşetten sağlandığı düşünülen her fayda masum ve mazlum Filistinlilerin kanıyla el edilmiş sayılacaktır.
Bu siyasetin de ötesinde bir vicdan ve erdem sorunudur.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, geçmişte Filistin’in haklı davasının hangi tarafındaysak bugün de o tarafta olduğumuzu tekrar ifade ediyoruz. Biz Kuva-ı Milliyeciyiz. Biz işgale karşı direnişle kurulmuş bir halkız. Dün nasıl 6. Filoya karşı durduysak, bugün de bu mezalime karşı duruyoruz! Filistin davası ve tüm mazlum hakların mücadelesi bizim önceliğimizdir. Bizim safımız, insanlığın safıdır! Bizim safımız Gazzeli mazlumların safıdır! Bizim safımız, masum sivillerin safıdır! Bizim safımız, soykırıma direnen Filistinlilerin safıdır! Bugün buraya yetti artık demeye geldik! Sivilleri katlettiğiniz yetti artık! Hukuk tanımazlığınız yetti artık! Bu canilik, bu vahşet yetti artık!

İsrail’in sürecin en başından bu yana masum insanların ölümüyle sonuçlanan tüm saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz. Hiçbir şekilde lafı eğip bükmeden, insan haklarından ve adaletten ödün vermeden bu soykırımın durdurulması için tüm dünya kamuoyuna çağrımızı yineliyoruz. Bu vahşetin karşısında kaybedilen her saniye insanlık onuruna çizilen yeni bir lekedir. Bir an önce barış ortamı kurulmalı, İsrail’e karşı gereken yaptırımlar uygulanmalı ve Filistin halkının hayati ihtiyaçları ivedilikle sağlanmalıdır. Şunu herkes bilmelidir ki; Filistin halkı asla yalnız değildir. Onların mücadelesi, bizim mücadelemizdir. Bu soykırım durdurulana ve bu insanlık suçunu işleyenler cezalandırılana kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

İnanıyoruz ki; insanlığın vicdanı, zalimlere karşı duranların yanında, masumların çığlıklarına kulak verenlerin sesiyle güçlenecektir. Cumhuriyet Halk Partisi dün olduğu gibi bugün de ve yarında tüm mazlumların yanında durmaya devam edecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize vasiyetidir! Yurtta barış, dünyada barış! O yüzden diyoruz ki; Hemen şimdi, Filistin’de barış!"

Editör: Deniz Ali Tatar