"Mutlak butlan" kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine geldiği belirtilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun ekibinden, iktidarın "Terörsüz Türkiye" söylemiyle yürüttüğü çözüm sürecine ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi.

Kılıçdaroğlu'nun Merkez Yönetim Kurulu'nda (MYK) görev yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, "Yurtta Barış, Dünyada Barış" başlığıyla yaptığı paylaşımda barış ve diyalog çağrısında bulundu.

Canpolat: "Kin yerine empatiyi büyütmeliyiz"

Farklılıkların tehdit değil, ortak zenginlik olarak görülmesi gerektiğini belirten Canpolat, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Canpolat, "Bugün hepimize düşen görev kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil, insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hâle gelir. Bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim" ifadelerini kullandı.

"Bu ülkenin en büyük gücü bir arada yaşayabilme iradesidir"

Türkiye'nin farklı kimlik, inanç, dil ve kültürlerin bir arada yaşadığı bir ülke olduğunu belirten Canpolat, toplumsal birlik vurgusu yaptı. Canpolat, açıklamasında, "Bu ülkenin en büyük gücü farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabilme iradesidir" ifadelerine yer verdi.

Çevre ülkelerde yaşanan savaş ve çatışmalara da dikkat çeken Canpolat, Suriye ve Irak başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşların insani sonuçlarına vurgu yaptı.

"Savaşın kazananı yoktur" diyen Canpolat, gerçek zaferin barışı inşa edebilmek olduğunu belirtti.

"Silahların susması kadar önyargıların sona ermesi gerekir"

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" sözünün yalnızca bir dış politika ilkesi olmadığını ifade eden Canpolat, bu anlayışın toplumsal huzur, adalet ve dayanışmayı da kapsadığını belirtti.

Canpolat, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sağlanamayacağını belirterek, "Barış silahların susması kadar, önyargıların sona ermesi, insanların birbirini anlamaya çalışması ve ortak bir gelecek için el ele vermesidir" dedi.

Özgür Özel, aracı tarafından kendisine yapılan teklifi ilk kez açıkladı
Özgür Özel, aracı tarafından kendisine yapılan teklifi ilk kez açıkladı
İçeriği Görüntüle

"Gerçek barışın temeli kimlik ve inanç özgürlüğüdür"

Türkiye'de farklı kimlik ve inançlara sahip yurttaşların eşit haklara sahip olması gerektiğini vurgulayan Canpolat, hukukun üstünlüğüne dayalı bir toplumun gerçek barışın teminatı olduğunu savundu.

Canpolat, "Bu ülkenin Kürtleri, Türkleri, Alevileri, Sünnileri, farklı etnik kökenlerden, inançlardan ve yaşam biçimlerinden tüm vatandaşları eşit haklara sahip, aynı geleceği paylaşan insanlardır" ifadelerini kullandı.

Kimsenin kimliği, inancı veya düşüncesi nedeniyle dışlanmadığı bir toplumun önemine dikkat çeken Canpolat, farklılıkların toplumu zayıflatmadığını, aksine zenginleştirdiğini belirtti.

"Bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim"

Toplumun farklı kesimlerinin birbirini anlamaya çalışması gerektiğini ifade eden Canpolat, ayrıştırıcı dil yerine sevgi ve saygının öne çıkarılması çağrısında bulundu.

Canpolat, "Gelin, bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim. Farklılıklarımızı bir tehdit değil, ortak zenginliğimiz olarak görelim. Birbirimizin acısını paylaşalım, sevincini çoğaltalım ve geleceğimizi birlikte inşa edelim" dedi.

Canpolat açıklamasını, "Barış; yalnızca savaşın olmaması değil, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve insan onurunun güvence altında olduğu bir yaşamdır. Hep birlikte daha huzurlu, daha adil ve daha umut dolu bir gelecek için tek yürek olalım" sözleriyle tamamladı.

Canpolat’ın “Yurtta Barış, Dünyada Barış” başlığıyla paylaştığı açıklamada şunlar kaydedildi:

“Bu topraklar, yüzyıllar boyunca farklı kimliklerin, farklı inançların, farklı dillerin ve kültürlerin ortak yaşamına ev sahipliği yaptı. Sevinçlerimizi de acılarımızı da aynı gökyüzünün altında paylaştık. Tarih boyunca bizi ayrıştırmak, birbirimize düşürmek ve ortak geleceğimizi zayıflatmak isteyen pek çok girişim oldu. Ancak bu ülkenin en büyük gücü farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabilme iradesidir.

Bugün, her zamankinden daha fazla birlik, kardeşlik, sağduyu ve barışa ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü çevremizde yaşanan savaşlar, çatışmalar ve insani trajediler sadece sınırların ötesinde kalmıyor; acısı, göçü, yoksulluğu ve şiddeti hepimizi etkiliyor. Suriye'de, Irak'ta ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlar, yüz binlerce insanın hayatını altüst etti. Bu acılar bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor; savaşın kazananı yoktur, gerçek zafer, barışı inşa edebilmektir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözü, yalnızca bir dış politika ilkesi değil, insanlığın ortak vicdanına seslenen evrensel bir çağrıdır. Bu söz, ülke içinde huzurun, adaletin ve toplumsal dayanışmanın, dünyada ise karşılıklı saygının, diplomasinin ve barışın temel alınması gerektiğini anlatır.

Dünyada yıllarca süren çatışmaların ardından barışın mümkün olduğunu gösteren örnekler vardır. Önemli olan geçmişin acılarını unutmadan, geleceği birlikte kurabilecek cesareti gösterebilmektir. Barış silahların susması kadar, önyargıların sona ermesi, insanların birbirini anlamaya çalışması ve ortak bir gelecek için el ele vermesidir.

Bu ülkenin Kürtleri, Türkleri, Alevileri, Sünnileri, farklı etnik kökenlerden, inançlardan ve yaşam biçimlerinden tüm vatandaşları eşit haklara sahip, aynı geleceği paylaşan insanlardır. Kimsenin kimliğinden, inancından ya da düşüncesinden dolayı dışlanmadığı, herkesin kendini özgürce ifade edebildiği, hukukun üstünlüğüne dayanan bir toplum, gerçek barışın en sağlam teminatıdır.

Farklılıklarımız bizi zayıflatan değil, zenginleştiren değerlerdir. Birbirimizi dinleyerek, anlamaya çalışarak ve ortak insani değerlerde buluşarak daha güçlü bir toplum olabiliriz. Ayrıştıran değil birleştiren, nefret dili yerine sevgi ve saygıyı büyüten bir anlayış, geleceğe bırakabileceğimiz en değerli mirastır.

Bugün hepimize düşen görev kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil, insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hâle gelir.

Gelin, bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim. Farklılıklarımızı bir tehdit değil, ortak zenginliğimiz olarak görelim. Birbirimizin acısını paylaşalım, sevincini çoğaltalım ve geleceğimizi birlikte inşa edelim.

Barış; yalnızca savaşın olmaması değil, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve insan onurunun güvence altında olduğu bir yaşamdır. Hep birlikte daha huzurlu, daha adil ve daha umut dolu bir gelecek için tek yürek olalım.”

Kaynak: Haber merkezi