CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın olası cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erken adaylık tartışmalarının muhalefete zarar verdiğini savunan Kuşoğlu, Yavaş'ın şu aşamada aday ilan edilmesinin doğru olmayacağını söyledi.

KRT TV yayınında konuşan Kuşoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında muhalefetin en büyük hatalarından birinin adayları erken yarıştırmak olduğunu belirterek, "Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Mansur Yavaş ve Sayın Ekrem İmamoğlu'nun birbirleriyle yarıştırılması olumlu sonuç vermedi" ifadelerini kullandı.

Mansur Yavaş'ın görevine odaklanması gerektiğini vurgulayan Kuşoğlu, şöyle devam etti:

"Bizim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden sonra en büyük yanlışlarımızdan bir tanesi, bizim kesim, parti olarak demiyorum, parti olarak da var ama en büyük yanlışlarımızdan bir tanesi zamanından önce cumhurbaşkanlığı adaylarını yarıştırmak oldu, birbirleriyle yarıştırmak oldu. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Mansur Yavaş, Sayın Ekrem İmamoğlu. Bu yarış olumlu netice vermiyor. Bu sefer de şimdiden Sayın Mansur Yavaş'ı henüz daha, partide bir ayrışma oldu, ayrılma oldu, böyle bir dönemde hemen adayımız diye ortaya çıkartıp yıpratmak istemiyoruz. Onun için çok girmek istemem bu konuya. Belediye başkanlığını yapıyor, bir büyükşehir, başkentimizin belediye başkanlığı. Yıpranmaması lazım. Görevinin başında. O yarışa hemen sokmak istemem doğrusu onu. Kendisi de girmek istemiyor hemen böyle bir yarışa bugünlerde. Zamanı gelirse, toplumun, halkın teveccühü devam ederse tabii ki olur"

"Terörsüz Türkiye sürecini destekliyoruz"

Kuşoğlu, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de CHP'nin yaklaşımını anlatarak, yaklaşık 45 yıldır Türkiye'nin önünde engel oluşturan terör sorununun sona ermesini istediklerini söyledi.

Sürece destek verdiklerini belirten Kuşoğlu, kalıcı çözümün toplumun ve siyasetin katılımıyla sağlanabileceğini ifade ederek, "45 yıldan beri Türkiye'nin ayağında pranga olan, ekonomisini, gelişimini, toplumsal dinamiklerini öldüren bir süreç yaşadık terörle. Bunlar konusunda önümüz açılacak diye umuyoruz yani, inşallah öyle olur. Terörsüz Türkiye sürecinden sonra terör ortadan kalkar, bunu herkes, bu ülkeyi seven herkes bunu diler herhalde. Biz de mümkün olduğunca bu sürece destek olmaya çalışacağız" diye konuştu.

"Devlet aklı" sözlerine açıklık getirdi

Daha önce kullandığı "devlet aklı" ifadesine yönelik eleştirilere de değinen Kuşoğlu, sözlerinin yanlış yorumlandığını söyledi:

"Bir ülkeyi, bir devleti, özellikle demokrasileri seçilmişlerle atanmışlar idare ederler. Yani bürokratlar ve siyasiler. Devleti temsil edenler bürokratlardır, atanmışlardır. Siyasiler seçilmişlerdir, onlar halkı temsil ederler. Milletin temsilcisi, halkın temsilcisidirler. Türkiye'de son zamanlarda son dönemde, özellikle 2018 sonrası, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte seçilmişlerin etkisi çok azaldı. TBMM’nin, milletvekillerin etkisi çok azaldı. Bunu herkes kabul ediyor, görüyor net olarak. Bir de yürütme erkinde tek seçilmiş bir kişi kaldı. Cumhurbaşkanı. Onun dışında bakanların hepsi atanmış. Çok önemli görevler var hepsi atanmış. Sadece Cumhurbaşkanı seçilmiş yürütme erkinde. Şimdi böyle olunca seçilmişlerin etkisi azalınca demokrasi de zayıflamaya başladı. Çünkü seçilmişlerin etkisi, yani halkın etkisi dolayısıyla azalmış oluyor. Halkın etkisi, toplumun etkisi azalınca devlet o boşluğu dolduruyor tabii yani. Sonuçta bir boşluk var. Bu devlet haklıyla, bürokratlar tarafından, atanmışlar tarafından dolduruluyor. Ve mesela Terörsüz Türkiye süreci de öyle geldi. Evet karşı çıkmıyoruz ama orada CHP'nin fark etmesi gereken şey şu, devlet haklı çok fazla devreye giriyor. Yani atanmışların aklı çok fazla devrede. Seçilmişlerin, yani siyasilerin esamesi pek okunmamaya başladı. Bu demokrasimiz adına bir tehlikedir, sıkıntıdır. Onun için CHP'nin buna müdahale etmesi gerekir demiştim. O anlamda söylemiştim. Bunu daha farklı anladılar. Bu siyasiler tarafından getirilmiş bir olay değil, Terörsüz Türkiye süreci. Yani AK Parti'nin ya da bir başka iktidar partisinin, Milliyetçi Hareket Partisi'nin projesi değil bu. Bu doğrudan doğruya devlet aklının, bürokrasinin projesi, atanmışların projesi, her şeyiyle. Getirdiler, en sonunda komisyon kurdurdular vesaire. Sonuçta kanun haline geldi. Bundan gocunmuyorum. Türkiye'nin lehine olacaksa bu da olur tabii ki ama bunun halka mal olması lazım. Onun için siyasilerin devrede olması lazım. Onun için Sayın Kılıçdaroğlu da her zaman vurguladı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu çözüm süreci içerisinde devrede olması gerekiyor diyor. Biz bu Terörsüz Türkiye sürecini destekleriz, destekliyoruz. Fakat halkın da katılımını şart görüyoruz. Onun için de parlamentonun, onun için de seçilmişlerin de devrede olması gerektiğine inanıyoruz. Bunun da olması lazım. Bu şartla tabii ki destekleriz."

"66 ve 42'nci maddeler değişmemeli"

Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Kuşoğlu, Anayasa'nın ilk dört maddesiyle birlikte 42 ve 66'ncı maddelerin korunması gerektiğini söyledi:

YSK'dan 'YENİ Parti' kararı: Mehmet Hadimi Yakupoğlu resmen temsilci oldu
YSK'dan 'YENİ Parti' kararı: Mehmet Hadimi Yakupoğlu resmen temsilci oldu
İçeriği Görüntüle

"Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte bir anayasa, özellikle 66 ve 42. maddeyle ilgili değişiklikler de öngörülüyordu. Yani olabilir şu kavramlar değişir vesaire. Öyle bir şey söz konusu olmadı. Değişmemesi de gerekiyor ilk dört maddenin ve 66 ile 42'nin de temel olarak böyle kalması gerekiyor, ona inanıyorum. Olmadığından memnuniyet duyuyoruz ama bundan sonra gelebilir mi? Sanmıyorum yani şimdi Meclis tatile giriyor. Yeni dönem başladığında hangi gerekçeyle anayasada böyle bir değişiklik yapılacak? Salt böyle bir değişiklik birçok iktidar götürür. Onun için seçim öncesi bir anayasa değişikliğinin olabileceğini pek düşünmüyorum"

"AK Parti cumhuriyet değerlerine yaklaştı"

CHP'li bazı belediye başkanlarının AK Parti'ye geçişlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kuşoğlu, bu tabloyu AK Parti'nin Cumhuriyet değerlerine yaklaşmasıyla ilişkilendirdi:

"Bunu birkaç şekilde yorumlamak mümkün. Demek ki AK Parti CHP'ye çok yaklaştı. Çok yabancı görmüyorlar. Tabii ki korkudan dolayı, 'içeri girmeyin, bu tarafa geçin' korkusu var tabii ama AK Parti'nin CHP'ye yaklaşması da söz konusu. Kabul etmek lazım değil mi? AK Parti yakınlaştığı için çok uzak görülmemeye başlandı belki de. AK Parti cumhuriyet değerlerini daha fazla yaklaştı. Bu ülkenin kurucusu, çok saygı duyuyoruz ama kendi döneminden daha fazla bugün Atatürkçü var.
Hepimiz Atatürkçüyüz neredeyse toplum olarak. AK Partisiyle, CHP'lisiyle. Kendi meşrebine göre yorumluyor herkes falan ama toplumun yüzde 70'i hatta bazı kamuoyu yoklamalarında 80'i Atatürkçüdür. Bu da Cumhuriyet'in başarısıdır. Dolayısıyla ben bu anlamda da AK Parti'nin cumhuriyet değerlerini benimsemesini, Atatürk'ü benimsemesi olarak görüyorum"

Kaynak: Haber merkezi