CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

"CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'nda şaibe" iddialarına ilişkin aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 12 kişinin "Seçim Kanunu'na muhalefet" suçundan yargılandığı davada savunmalar alındı.

Duruşmada Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Sancaktepe İlçe Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik hazır bulundu. Öte yandan başka dosyadan tutuklu Rıza Akpolat, Ekrem İmamoğlu, Baki Aydöner de duruşmaya SEGBİS üzerinden katıldı.

"Yapılmış ve yapılacak bütün seçimler kaosa sürüklenmez mi?"

CHP'li Çelik, adliye önünde yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

"Bu yargılamaya konu olan kurultayımız 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleşti. 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleşen 38’inci Olağan Kurultayımızda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ikinci tur oylama sonucu 812 oy alarak seçildi. Devam eden süreçte İlçe Seçim Kuruluna ya da Yüksek Seçim Kuruluna yasal süresi içerisinde hiçbir itiraz yapılmadı. Parti seçimlerinde tek yetkili organ ilçe seçim kurulları ve seçim hakimleridir. Ve yüksek seçim kuruludur. Devam eden süreçte iki günlük itiraz süresi tamamlanana kadar hiçbir itiraz gerçekleşmediği için Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel mazbatasını aldı ve göreve başladı.

Peki daha sonra ne oldu? Cumhuriyet Halk Partisi kurultayına birinci dava 14 Şubat 2025 tarihinde açıldı. İstanbul İl Kongresi'ne birinci dava 19 Mart 2025 tarihinde açıldı. Bu tarihleri neden ifade ediyorum? Çok önemli tarihler bunlar. Cumhuriyet Halk Partisi'nin büyük kurultayı 2023’te gerçekleşiyor. Kurultaya açılan dava 14 Şubat 2025 tarihinde. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin büyük kurultayından bir buçuk yıl sonra.

Şimdi bu davada şikayetçi olan ve tanık olarak ifadeleri alınan insanların bir bölümü kurultay delegesi, bir bölümü belediye başkanlığı için adaylık başvurusu yapmış isimler, bir tanesi de belediye başkan adayı olarak gösterilmiş ama seçimi kaybetmiş bir kişi. Kurultayın üzerinden bir buçuk yıl geçtikten sonra, aday olup seçim kaybettikten sonra ya da aday adaylığı başvurusu yapıp aday gösterilmedikten sonra verilen ifadelerle kongrelere, kurultaylara davalar açılırsa ne olur? Ülkemizde spor kulüpleri seçimler yapıyorlar. Siyasi partiler seçimler yapıyorlar. Sendikalar, meslek örgütleri yarışlı seçimler yapıyorlar. Şimdi açıkça taraf olduğunu ifade etmiş isimlerin ifadeleriyle kongrelere, kurultaylara davalar açılırsa, kayyumlar atanırsa bu butlan tartışmalara olursa bu Türkiye'mizde bugüne kadar yapılmış ve gelecekte yapılacak olan bütün seçimleri kaosa sürüklemez mi?

Yarın bir seçim gerçekleşti veya geçmişte yapılmış bir seçime yönelik kaybetmiş listeyi destekleyenlerin ifadeleriyle davalar açılırsa bu memlekette bir şeyin önünü açmaz mı? Neden bir buçuk yıl sonra? Kaldı ki şikayetçi olan ve tanık olarak ifade verenlerin bir bölümü kurultay delegesi. Neden kurultayda çıkıp konuşmadılar da bir buçuk yıl sonra gerçeği yansıtmayan ifadelerle ve hiçbir somut kanıt, delil içermeyen ifadelerle biz şu anda burada yargılanıyoruz."

"Biz bu ifadeleri çok yakından tanıyoruz"

Kendisinin ifade vermesine sebep olan kişinin iddialarının iddianamede yer almadığını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz bu ifadeleri çok yakından tanıyoruz. Biz bu ifadeleri İstanbul iddianamesinden tanıyoruz. İstanbul iddianamesinin içerisinde de hiçbir kanıt yok. Somut, elle tutulur bir delil yok. Ne var? Tamamen gizli tanık ifadeleri. Cezaevine koyulmuş sonra da tehditle, özgürlükleriyle tehditle, çocuklarını görmemekle tehditle bir şekilde iftiralarla ortaya çıkartılmış ifadeler. Benimle ilgili, şahsımla ilgili, iki kişinin ifadeleriyle ilgili bu davanın içerisine dahil oldum. Bu iki kişinin ifadeleriyle ilgili geçtiğimiz yıl nisan ayında geldim. Yine bu adliyede bir ifade verdim. Ama o iki kişiden bir tanesi şu anda iddianamede yer almıyor. Yani benim Ankara Adliyesi'ne gelip ifade vermeme sebep olan, sözleri söyleyen kişinin iddiaları iddianamede yer almıyor.

Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş'ın bu davada yargılanmasına neden olan, hatta Nihat Yeşiltaş'ın kendisine iftira attığı için kendisinin şikayet ettiği kişi iddianamede yer almıyor. Nihat Yeşiltaş şikayetçi olduğu bir meseleden şu anda sanık olarak bu davadan yargılanıyor. Benimle ilgili ikinci mesele şu; diyor ki ‘öyle konuşuluyordu’. Tamamen bu iddialarla yargılanıyoruz. 16 milyonluk bir kente il başkanlığı yapıyorum. Türkiye'nin en büyük kentlerinden bir tanesinin il başkanı burada ve şehrimizden Ankara'ya gelip bu duruşmalarda tamamen bir kelimeyle ya da gerçeği yansıtmayan ifadelerle yargılanıyoruz.

Diğer bütün konulara yönelik avukatlarımız uzun savunmalar gerçekleştirdiler. Duruşma bir ara verdi. Saat 2’den sonra tekrar arkadaşlarımız, avukatlarımız savunma yapmaya devam edecekler. Ama bu aşamaya kadar bizlere isnat edilen tüm meselelerle ilgili avukatlarımız bütün belgeleriyle, kanıtlarıyla o iddiaları çürüttüler."

"Yargılamaların amacını çok iyi biliyoruz"

Son olarak, İmamoğlu'nun tarafsız bir Divan Başkanlığı yaptığını belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Bir noktaya daha dikkatinizi çekmek isterim. Son dönemlerde Türkiye'mizde bir mesele moda haline geldi. Her konunun, her olayın merkezine Ekrem İmamoğlu'nu oturtturmak. Yani ‘Fırat'ın kenarında iki tane koyun kayboldu’ diye bir haber çıksa bunun da sorumlusu ‘Ekrem İmamoğlu'dur’ denilecek bir noktadayız. Neden bunu söylüyorum? Şimdi ortaya çıkan son dönemdeki bütün iddianamelerde Ekrem İmamoğlu'nu işin merkezinde gösterme çabasını görüyoruz. Burada da bugün yargılandığımız kurultay davasında da iddianame açık açık yazmışlar. ‘Ekrem İmamoğlu'nun organizasyonunda’ gibi ifadelerle Ekrem İmamoğlu'nun divan başkanlığının tarafsızlığını sorgulamışlar. Buradan çok net bir biçimde ifade etmek isterim. Ben bir il başkanı kurultayın bütün aşamalarını takip ettim. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu çok tarafsız bir divan başkanlığı süreci de yürütmüştür.

Son olarak şunları ifade etmek isterim; Biz bu yargılamaların amacının ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Az önce ifade ettiğim tarihler çok önemli tarihler. 2023’te kurultay gerçekleşmiş. 2025’te hakkımızda davalar açılmış. Neden? Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi 2024 seçimlerinde Türkiye'nin birinci partisi olmuş. Belediyelerin çok büyük kısmını kazanmış. Nüfusun çok büyük bir kısmının yaşadığı büyük kentleri kazanmış. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi belediyeler eliyle halka hizmet edecek, yurttaşlarla gönül köprüsü kuracak ve ilk genel seçimde iktidar partisi olacak. Ve 2024’te Türkiye'nin birinci olmuş partisi Cumhuriyet Halk Partisi, bugün genel başkanımız Özgür Özel öncülüğünde bütün anketlerde yine Türkiye'nin birinci partisi.

"İstanbul'da büyük bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız"

İşte İstanbul'da açılan davalar, soruşturmalar, tutuklamalar, yargılamalar hem Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'na yönelik, hem ilçe belediye başkanlarımıza yönelik, hem meclis üyelerimize yönelik, hem belediye bürokratlarımıza, belediye emekçilerine yönelik gerçekleştirilen bu operasyonlar, tutuklamalar İstanbul Kongresi davası, kurultay davası. Bunlar hepsi aynı bütünün parçası. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi yerel yönetimleriyle halka hizmet ediyor. Cumhurbaşkanı adayını da erkenden 15,5 milyon oyla belirledi. Şimdi Türkiye'nin birinci partisi emin adımlarla iktidara yürüyor. Ne yapmak lazım? O zaman operasyonlarla davalarla, soruşturmalarla, yargılamalarla, tutuklamalarla Cumhuriyet Halk Partisi'ni durdurmak lazım? Bu meselelerin hepsi birbirine bağlı ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünü durdurma çabasının bir sonucudur. Bir an önce bu uygulamaların son bulması gerekir. Bir an önce bu hukuksuz uygulamalardan vazgeçilmesi gerekir.

CHP’nin önceki ve mevcut kadın il başkanlarından Özgür Özel’e destek açıklaması
CHP’nin önceki ve mevcut kadın il başkanlarından Özgür Özel’e destek açıklaması
İçeriği Görüntüle

Şunları da ifade etmek isterim; İstanbul'da büyük bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Bu davada birlikte yargılandığımız Sayın Ekrem İmamoğlu 19 Mart'ta gözaltına alındı ve tutuklandı. Aradan neredeyse bir yıl geçecek, Mart ayında bir yıl olacak henüz hakim karşısına çıkmış değil tutuklandığı davadan. Yine bu davada birlikte yargılandığımız Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, bugün tam bir yıl oldu. Şu anda Silivri cezaevinde henüz hakim karşısına çıkmış değil. Bu kadar uzun tutukluluk süresi olmaz, olamaz. Bunun adı peşin olarak cezalandırmaktır. Halen altı aydır, yedi aydır, sekiz aydır, bir yıldır tutuklu olan yol arkadaşlarımız var. Daha iddianameleri bile yazılmadı. Bu uzun tutukluluk süreleri bir an önce sona ermelidir. Ailelere yapılan zulüm son bulmalıdır.

İnsanların mal varlığına tedbir koyuyorlar, yetmiyor emekli maaşlarına tedbir koyuyorlar. Şu anda bankaya gittiği zaman emekli maaşını çekemeyen tutsak yakınları var. Böyle bir şey olabilir mi? TRT'den canlı yayınlanmalıdır duruşmalar ve bu uzun tutukluluk süreleri bir an önce sona ermelidir. Son cümlemiz de şudur; Hiç kimse bu haksızlıklar ve hukuksuzluklar karşısında umutsuzluğa kapılmasın. Biz sadece kendimiz için değil, Türkiye'de yaşayan 86 milyon yurttaşımız için adalet arıyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki adaletin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Demokrasinin olmadığı yerde ekonomik refah olmaz. Ekonomik refahın olmadığı yerde toplumsal barış olmaz, huzur olmaz. Bunun için bu adalet mücadelesini yurttaşlarımızla birlikte kararlılıkla sürdüreceğiz."

Muhabir: Esin Özdemir