CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Kürt sorunu, terörle mücadele ve Meclis gündemine gelmesi beklenen Çerçeve Yasa taslağı hakkında açıklamalarda bulundu.

Salıcı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Yarım asırdır Türkiye’nin yüreğini yakan ve enerjisini tüketen büyük bir meselede belki de en kritik dönemece girmiş bulunuyoruz. Terörle mücadeledeki kararlılığımız ne kadar netse; Kürt meselesini şiddetten, terörden, silahtan tamamen arındırma irademiz de o kadar nettir. Bunda en ufak bir şüphe yoktur. Şimdi, tam da bu aşamada, sürecin ruhuna uygun bir uyarıyı milletimiz adına dile getirmek istiyorum."

"Bize çözümün adresi sorulduğunda her zaman TBMM'yi işaret ettik"

CHP'nin geçmişten bugüne yaklaşımına değinen Salıcı, çözümün adresi olarak her zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni gösterdiklerini ifade ederek şunları söyledi:

"PKK’nın ilk eyleminden bugüne 14 başbakan, 6 cumhurbaşkanı ve 11 meclis değişti. Binlerce milletvekili geçti bu sıralardan. Bize çözümün adresi sorulduğunda, her zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni işaret ettik. Meseleyi güvenlik ihtiyacımızın yanı sıra, demokrasimizin gelişmişlik seviyesiyle iç içe ele aldık. 12 Eylül sonrasında partimizin kapalı olduğu dönemde, aynı geleneğin devamı Sosyaldemokrat Halkçı Parti, Doğu ve Güneydoğu Raporu yayınladığında sene 1989’du. Bakın, o gün şunu söylüyorduk: ‘Doğu ve Güneydoğu Anadolu sorunu da, Kürt sorunu da Türkiye’nin demokratikleşme ve demokratik haklar sorunu ile iç içedir. Nitekim sorunların yoğunlaşarak arttığı dönem, demokrasinin askıya alındığı dönemdir.’"

"Peki ya bugün de çözemezsek, yarın hangi yabancı güçler müdahil olacak?"

Konuşmasında meselenin bölgesel boyutuna da dikkat çeken Salıcı, çözüm sürecinin önemine vurgu yaparak şu değerlendirmede bulundu:

"1990’lı yıllarda çözüm için bazı girişimler oldu. Keşke o girişimler başarılı olabilseydi. Aradan geçen sürede mesele bölgesel bir hal aldı. İran, Irak ve Suriye’deki Kürt meselesi, Türkiye’nin güvenlik politikalarıyla iç içe geçti. Şimdi soru şu: Peki ya bugün de çözemezsek, yarın bu meseleye hangi yabancı güçler müdahil olacak? Dolayısıyla ciddiyetle ele almamız gereken çok değerli bir süreci konuşuyoruz. Ve bu barış, bürokratik bir iradenin değil, siyasi bir iradenin eseri olmalıdır."

"Ben komisyonun üyesiyim, ben bilmiyorum"

Meclis gündemine gelmesi beklenen Çerçeve Yasa taslağına ilişkin eleştirilerini de dile getiren Salıcı, milletvekillerinin yasa metnine erişemediğini belirterek şöyle konuştu:

İddia: Ahmet Davutoğlu siyaseti bırakıyor
İddia: Ahmet Davutoğlu siyaseti bırakıyor
İçeriği Görüntüle

"Bizler hepimiz bu ülkenin siyasetçileriyiz. Meclis’e şu sıralar bir Çerçeve Yasa gelecek. Aranızda yasa metnini bilen var mı? Ben Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun üyesiyim. Ben bilmiyorum. Komisyon bilmiyor, Milletvekilleri bilmiyor… Basına sızdığı kadarıyla biliyoruz. Milletin vekilinin görmediği bir metinle barışın toplumsallaşabilmesi zordur. Meclis’in kapanmasına şunun şurasında iki hafta kaldı. 50 yıllık bir meselenin yasal çerçevesini iki haftaya sıkıştırmak size normal geliyor mu?"

"Ortak akıl değerlidir"

Sürecin uzlaşı içinde ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Salıcı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Şimdi diyebilirsiniz ki; ‘Muhataplar aralarında anlaşmışlar, pişmiş aşa su katmayalım…’ Arkadaşlar, zamanla yarıştığımızın farkındayım. Zaman değerlidir. Ama, ortak akıl da değerlidir. ‘Ne yaptığımızı bilelim’ diyorum. Böylesi bir meselede aramızdaki anlayış farklarını azaltmamız gerekiyor ki “Biz şimdi ne yapıyoruz?” diye sorduklarında anlattıklarımız körün fili tarifine benzemesin."

"Sözlerimin sonunda; merhum Dışişleri Bakanımız Turan Güneş’in bu kürsüde dile getirdiği sözlerini anımsatmak istiyorum. Turan Güneş, ‘Bazı ülke sorunları vardır ki, o ülke sorunlarını insanlar veya partiler tek başlarına çözemezler; o konularda birbirleriyle yarışa giremezler; girerlerse, Türk demokrasisine çok büyük bir maliyet yüklemiş olurlar’ diyor. İşte bu mesele de öyle bir meseledir."

Muhabir: Tolga Çifci