Selahattin Demirtaş hakkında, yaklaşık on yıl önce gerçekleştirdiği siyasi konuşmalar gerekçe gösterilerek verilen "Cumhurbaşkanına hakaret" mahkûmiyeti, bölge barolarının sert tepkisiyle karşılaştı. 14 ilin baro başkanlığının imzasıyla paylaşılan metinde, ifade özgürlüğünün anayasal güvence altında olduğu hatırlatıldı.
"Siyasetçiler İçin Eleştiri Sınırı Geniştir"
Baroların ortak açıklamasında, siyasi muhalefet hakkının demokratik bir toplumun temel taşı olduğu vurgulandı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasa maddelerine atıf yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Siyasal alanda yapılan konuşmalar; eleştiri, değerlendirme ve muhalefet hakkının doğal bir parçasıdır. Yerleşik uluslararası içtihatlarda, kamu gücünü kullananların sert ve rahatsız edici eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermekle yükümlü olduğu açıkça vurgulanmaktadır."
"Toplumun Tamamı Susturuluyor"
Mahkûmiyet kararının sadece bir bireyi değil, kolektif bir hak arama bilincini hedef aldığı savunulan açıklamada, "Ceza tehdidi altında tutulan siyasal söylem, yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını susturur; demokratik tartışma zemininin altını oyar" denilerek yargısal baskının toplumsal maliyetine dikkat çekildi.
AİHM Kararları ve Tahliye Yükümlülüğü
Bölge Baroları, Selahattin Demirtaş’ın tutukluluk durumuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen "derhal tahliye" kararlarının halen uygulanmadığını hatırlattı. Yeni mahkûmiyetin hukuki belirsizliği derinleştirdiği belirtilirken, yargının uluslararası insan hakları hukukuyla bağının zayıfladığı tespiti yapıldı.
"Cezalandırmayı Kabul Etmiyoruz"
Açıklamanın sonuç bölümünde barolar, düşünceyi açıklama ve siyasal eleştiri hakkının cezalandırılmasına karşı duracaklarını şu sözlerle ilan etti:
"Bölge Baroları olarak, düşünceyi açıklama ve siyasal eleştiri hakkının cezalandırılmasını kabul etmiyoruz. Yargının, ifade özgürlüğünü koruyan anayasal ve uluslararası normlar doğrultusunda hareket etmesini bekliyoruz."





