İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin parlamento grubunda gerçekleştirdiği haftalık hitabında, hafta sonu Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen mitingin ardından tabandan aldıkları mesajları paylaştı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın müfredat yapısından NATO Zirvesi lojistik kararlarına ve hükümetin terörle mücadele konseptindeki son söylem değişikliklerine kadar pek çok konuyu ele alan Dervişoğlu, yürütülen politikalara tepki gösterdi.

"Tandoğan'da yükselen ses bir saman alevi değil çoban ateşidir"

Konuşmasının ilk bölümünde Tandoğan'da gerçekleştirdikleri kitlesel mitinge değinen Dervişoğlu, meydandan yükselen iradenin geçici bir reaksiyon olmadığını savundu ve şu ifadeleri kullandı:

"Tandoğan'da hakkına, hukukuna ve geleceğine sahip çıkan; bayrağına sahip çıkan, vatanına, cumhuriyetine sahip çıkan Türk milleti vardı. O iradenin haykırışı şuydu: Türk milleti buradadır, ayaktadır. Ve her şeyin farkındadır. Tandoğan bize şunu gösterdi; Türk milletinin hafızası silinmemiştir. Türk milletinin yüreği soğumamıştır. Türk milletinin istiklal aşkı tükenmemiştir. Kimse bu milletin sabrını çaresizlik sanmasın. Kimse bu milletin sükunetini teslimiyet sanmasın. O meydanda yükselen ses, bir saman alevi değil, bir çoban ateşidir."

Milli Eğitim Bakanı Tekin'e "pedagojik fukaralık" tepkisi

Eğitim ve öğretim döneminin kapanmasıyla birlikte karne süreçlerini ve eğitim kalitesini eleştiren Dervişoğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in idari tasarruflarına yönelik şu eleştirileri yöneltti:

"Bugün Türkiye'de eğitim sadece müfredat meselesi değildir. Çocuğun okula aç gitmesidir. Öğretmenin sınıfa huzurla girememesidir. Ailenin eğitim yükünü taşıyamamasıdır. Milli eğitim, hurafeyi tarih diye okutmak değildir. Tarihini bilen, milletinin kaderini anlayan, dünyaya açık ama vatanına bağlı gençler yetiştirmektir. Bu durumda Milli Eğitim Bakanı'nın görevi, saraya sinyal çakmak değil, Cumhuriyet'in çocuklarına sahip çıkmaktır. Öğretmenleri itibarsızlaştırmak değil, onların yanında durmaktır. Bakanlığın görevi, okulu vakıf ve dernek ağlarına bırakmak değil, devletini okullarını güçlendirmektir. Tandoğan'da milletin itirazının, bayrak açışının sebeplerinden biri de işte bu millisiz eğitim anlayışınadır. Bu torpil düzeninedir. Bu mankurtlaştırma siyasetinedir. Bu pedagojik fukaralığadır."

CHP MYK’dan yurt dışı örgütlere yetki iptali: 7 birlik için karar alındı
CHP MYK’dan yurt dışı örgütlere yetki iptali: 7 birlik için karar alındı
İçeriği Görüntüle

Gençlerin sosyal medya paylaşımları ve fikir beyanları nedeniyle baskı altına alındığını savunan İYİ Parti lideri, "Bırakın özgürce konuşabilsinler. Bir sosyal medya paylaşımından dolayı hayatlarını zehir etmeyin. Genç fikirlerden korkmayın, korkutmayın. Bu kirli tezgahlara, değil bir kuşağımızı, tek bir gencimizi bile yedirmeyeceğim" şeklinde konuştu.

"Türkiye'nin itibarı boyanan duvarlarla, susturulan gazetecilerle ölçülmez"

7-8 Temmuz tarihleri arasında Ankara'da icra edilecek olan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne yönelik alınan olağanüstü güvenlik tedbirlerini, esnafa yansıyan ciro kayıplarını ve kapatılan kurumları eleştiren Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti Grubu olarak esnafın stopaj ve sigorta yükünün hafifletilmesi amacıyla kanun teklifi verdiklerini hatırlatarak şunları kaydetti:

"Büyük devlet olmak, o toplantılara kurumsal ciddiyetle ve millet onuruyla hazırlanmakla olur. Bugün Ankara'da yaşanan manzaraya bakıyoruz. Yolar kapanıyor. Şehir, olağan düzeninden çıkarılıyor. Üniversiteler, kamu kurumları kapatılıyor. Gündelik hayat, güvenlik tedbirleri bahanesiyle zorlanıyor. Gazetecilerin akreditasyonları tartışma konusu oluyor. İnsanlar yasaklarla, gözaltılarla karşı karşıya bırakılıyor. Bu telaş nedir? Bu eyyamcılık nedir?

Madem Ankara'yı Brezilya favelası gibi tenekelerle çevirmeyi biliyorsunuz, başka bir mağduriyet, başka bir utanç ve rezalet yaratmayın. Türkiye, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor diye kendi vatandaşına yabancı muamelesi yapmak mecburiyetinde değildir. Gazeteciden, öğrenciden, akademisyenden, sivil toplumdan korkmak mecburiyetinde değildir. Devlet ciddiyeti bu değildir. Türkiye'nin itibarı boyanan duvarlarla, kapatılan yollarla, susturulan gazetecilerle ölçülmez. Türkiye'nin itibarı, hukukunun güvenilirliğiyle, kurumlarının ciddiyetiyle ve dış politikasının tutarlılığıyla ölçülür."

Hükümetin dış politika çizgisini "savrulma" olarak nitelendiren Dervişoğlu; Suriye krizi, S-400 alımı, F-35 programından çıkarılma süreçleri ve kapatılan askeri hastaneler üzerinden eleştirilerini sürdürdü. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "askeri hastaneler yeniden açılmalı" çıkışına da değinen Dervişoğlu, "İYİ Parti olarak, hem 27. Hem de 28. dönemde defalarca önerge verdik. Hastanelerin yeniden açılması için kanun teklifleri hazırladık. Bu iktidar tarafından ya reddedildi ya da Meclis gündemine getirilmedi. Yaptığınız hatayı düzelterek alkış alamazsınız. Günaydın derler buna. Üsküdar'da sabah oldu" dedi.

"Millete otomatik sistem, yandaşa korumatik sistem işliyor"

Açlık sınırının 35 bin lirayı aşmasına rağmen temmuz ayında asgari ücret ile emekli aylıklarına güncelleme yapılmamasını eleştiren Dervişoğlu, ekonomi yönetiminin "otomatik sistem" savunmasına şu sözlerle karşılık verdi:

"Evet, bu ülkede otomatik işleyen bir sistem var. Vatandaş otomatik olarak vergi ödüyor. Emekli, otomatik olarak yoksullaşıyor. Asgari ücretli, otomatik olarak eziliyor. Çiftçi, otomatik olarak borçlanıyor. Sanayici, otomatik olarak faiz yüküne giriyor. Genç, otomatik olarak gelecek kaygısına mahkum ediliyor. Millete gelince otomatik sistem, yandaşa ve iktidara gelince korumatik sistem işliyor. Onlara özel ilgi var. Onlara öncelik var. Onlara imtiyaz, ihale var, garanti var. Onlara rant var. İşte biz buna razı değiliz."

"Açılım sürecinde büyük bir aldatmacayla karşı karşıyayız"

Grup konuşmasının son bölümünde AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in "Terörsüz Türkiye" başlığı altında yürüttüğü açıklamalara değinen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, parlamentosal meşruiyet sınırlarının esnetilmek istendiğini ileri sürdü. Dervişoğlu, yasama organının örgütsel taleplere göre pozisyon alamayacağını belirterek şu ifadelerle konuşmasını noktaladı:

"Yaklaşık iki yıldan beri gündemde tutulan yeni açılım süreciyle ilgili olarak büyük bir aldatmacayla karşı karşıya bulundumuzu defalarca dile getirmiş, oynanan oyuna işaret etmiştim. Her zaman olduğu gibi yine haklı çıktık. Ömer Çelik'in son açıklaması, 'Terörsüz Türkiye' sürecinde bugüne kadar kamuoyuna anlatılan temel çerçeveyi fiilen değiştirmektedir. Düne kadar söylenen şuydu; önce terör örgütü hiçbir şart ileri sürmeden silah bırakacak, ardından ihtiyaç varsa hukuki düzenlemeler değerlendirilecekti. Bugün ise deniliyor ki, 'Terör örgütünün silah bırakmasını gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor.' Bu cümle, iktidarın bugüne kadar anlattığı sürecin mantığını tersine çevirmektedir. Önce yasa çıkarılacak, sonra silah bırakılacak.

TBMM hiçbir silahlı örgütün ve yapının beklentilerini karşılamak için önceden yasa çıkaran bir kurum değildir. Herkes aklını başına almalıdır. Bu cani örgüt silah bırakmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türk milletine karşı düşmanlıktan vazgeçmemiştir. Dertleri çözüm filan değildir. Dertleri, İmralı canisi bebek katiline statü kazandırmak, teröristlere hukuki imtiyaz ve özgürlük sağlamaktır. Türk milleti buna asla izin vermecektir. Buradan uyarıyorum; Türkiye'nin geleceğini karartacak adımları atmayın. Bugünkü pozisyonunuza güvenip, hesabını veremeyeceğiniz kararlar almayın. İhanetin zaman aşımı olmadığını da asla unutmayın."

Kaynak: Anka Haber Ajansı