İYİ Parti Genel Merkezi tarafından başkent Ankara'da geniş katılımlı bir hukuk organizasyonu gerçekleştirildi. Sektör paydaşlarının ve akademi dünyasının bir araya geldiği "Türk Hukuk Çalıştayı"na çok sayıda hukukçunun yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katılım sağladı. Kürsüye çıkan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, kurumsal bir "Hukuk Vizyon Belgesi" hazırlayacaklarını duyurarak, Türkiye'nin mevcut idari ve adli yapısına yönelik felsefi ve hukuki analizler içeren bir konuşma yaptı.
"Hukuk çalıştayımız sıradan bir parti içi etkinliği değildir"
Çalıştayın siyasi bir programın ötesinde toplumsal bir çağrı niteliği taşıdığını dile getiren Müsavat Dervişoğlu, adaletin ideolojik kutupların üzerinde bir üst şemsiye olduğunu savundu. Dervişoğlu, çalıştayın misyonunu şu sözlerle tanımladı:
"Bu salona adım attığımız anda, sıradan bir toplantıya değil, tarihin önümüze koyduğu bir sınava girdiğimiz hissiyatına kapıldım. Türkiye’nin hukukla imtihanı, bugün bu çatı altında, sizlerin bilgisiyle, vicdanıyla ve cesaretinin ışığıyla yeni bir sayfa açmak üzeredir. Biliyor ve tüm kalbimizle inanıyoruz ki; hukukun siyasi görüşü olmaz. Sağın da solun da, muhafazakârın da sekülerin de, iktidarın da muhalefetin de ortak ihtiyacıdır hukuk. Adalet bir kesim için değil, herkes için varsa anlam taşır. İşte bu sözleri bugün bu salona bir davet olarak, memleketin ortak vicdanını ayağa kaldırma çağrısı olarak söyledim. Şunun altını kalın çizgilerle çizmek isterim: Hukuk Çalıştayımız, İYİ Parti’nin sıradan bir parti içi etkinliği değildir. Bu çalıştay, milletin hukukla olan kadim ve derin bağını yeniden kurmak için çıkılan bir yolculuktur."
"Kâğıt üzerinde yaşayan bir hukuk devleti hukuk görünümlü keyfiyet rejimidir"
Konuşmasında Immanuel Kant, Hans Kelsen, Montesquieu ve İbn Haldun gibi düşünürlerin teorilerine atıfta bulunan Dervişoğlu, Türkiye’deki normlar hiyerarşisinin bozulduğunu ve anayasal ilkelerin kişisel ikballer uğruna çiğnendiğini ileri sürdü. Mevcut yönetim modelini ve yargı reflekslerini eleştiren Dervişoğlu, şu tespitlerde bulundu:
"Bir kişiyi yerinde tutmak amacıyla, Anayasa’nın çiğnenmesini, hukukun çiğnenmesini, demokrasinin ve millet iradesinin ayaklar altına alınmasını kabul edebilmek asla mümkün değildir. Hukuk, güçlünün aracı olamaz. Hukuk, iktidarın meşruiyet örtüsü ve kalkanı olamaz. Normlar hiyerarşisinin bozulduğu, Anayasa’nın kişisel ya da siyasi çıkar için zorlandığı bir ortamda, hukuk devleti yalnızca kâğıt üzerinde kalır. And kâğıt üzerinde yaşayan bir hukuk devleti, gerçekte hukuk devleti değildir o, hukuk görünümlü bir keyfiyet rejimidir."
"Türkiye'yi 'ikili devlet' illetinden kurtaracağız"
Alman hukukçu Ernst Fraenkel’in "İkili Devlet" teorisi üzerinden güncel yargı kararlarını yorumlayan Dervişoğlu, Türkiye'de siyasi muhalifler ile iktidara yakın olanlar arasında çifte standart uygulandığını ve bir "Tedbir Devleti" mekanizmasının işletildiğini ifade etti:
"Türkiye’ye dayatılan ve adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu ucube yapı, yürütme, yasama ve yargıyı tek elde toplayarak, Madison’ın uyardığı o büyük tehlikeyi, yani yozlaşmayı bizzat sistemin kendisi haline getirmiştir. Alman hukukçu Ernst Fraenkel Nazi dönemi Almanyasını anlatırken, 'İkili Devlet' teorisini ortaya atar. Fraenkel’e göre, sıradan vatandaşların günlük işlerinde kısmen işleyen bir 'Norm Devleti' vardır. Ancak iktidarın bekası ve siyasi muhalifler söz konusu olduğunda, kuralların değiştiği, idari keyfiyetin devreye girdiği bir 'Tedbir Devleti' baş gösterir. Eğer bugün Türkiye’de, 'Bir yargı kararıdır' denilip geçilemeyen, vicdanlarda kara bir leke olarak kalan kararlar varsa, bu kararlar, siyasi iktidara yakınlık ya da uzaklığa göre veriliyorsa, orada 'Tedbir Devleti' işlemekte demektir. Biz İYİ Parti olarak, Türkiye’yi bu ikili devlet illetinden kurtarıp, güçlünün de zayıfın da önünde eşit biçimde yürüyen, onurlu bir norm devleti inşa etmeye geliyoruz."
İstanbul Sözleşmesi ve basın özgürlüğü vurgusunda bulundu
Müsavat Dervişoğlu, çalıştay kapsamında Türk hukuk sisteminin sorunlarına yönelik ele alınacak 10 temel başlığı ve partisinin anayasal reform vaatlerini sıraladı:
"Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğünün ve milli birliğin kırmızı çizgisidir, güvencesidir. Federalizm ya da özerklik tartışmaları ülkemiz açısından bir tehdittir. Ancak biz üniter yapıyı savunurken, Meclis'in gücünü tek adama teslim etmeyi reddediyoruz. Yürütmenin yasamaya hesap verdiği, iktidarın sonsuz süremeyeceği, çoğulculuğu ve denetimi sağlayan bir Parlamenter Sisteme geçiş anayasal reformumuzun birinci önceliğidir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nu bir 'istisnalar kanununa' dönüştüren, mali hukuk normlarını yandaşın çıkarına uyduran bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. Sayıştay’ın denetim yetkisini yeniden tam ve eksiksiz olarak hayata geçirerek, yolsuzluğun yapısal zeminini ortadan kaldıracağız. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararı ne kadar yanlışsa, kadın cinayetlerinde uygulanan haksız tahrik indirimleri de o kadar vicdansızdır. Hukuk, kadının yanında dağ gibi durmak zorundadır. Koruyucu tedbir kararlarının sürüncemede bırakılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bir kişinin mahkûmiyet kararından önce yıllarca tutuklu kalması, masumiyet karinesinin fiilen işlevsiz kılınmasıdır. Tutukluluk bir ceza infazına dönüştürülemez. Uzun yargılama sürelerine son vereceğiz. Dezenformasyonla mücadele kılıfı altında, basın özgürlüğünü kısıtlayan sansür yasalarına geçit vermeyecek, gerçeklerin şeffafça dolaştığı bir medya iklimi yaratacağız. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu yürütmenin siyasi tahakkümünden tamamen arındıracağız. Karar kürsüsündeki hakimi coğrafi teminata, iddia makamındaki savcıyı liyakate, savunmadaki avukatı ise müvekkilini savunurken, yargılanma korkusu taşımayacağı tam bir hürriyete kavuşturacağız. Aynı şekilde noterlerimizin mesleki sorunlarını çözecek, dijital dönüşüme entegrasyonlarını hızlandıracağız. Büyük veri, algoritmik karar alma ve yapay zekanın yargı süreçlerine etkisi, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik artık bugünün konusudur. İYİ Parti, Türkiye’yi AB standartlarında dijital haklar çerçevesine kavuşturacak vizyona sahiptir. Demokrasilerde sandık namustur. Devlet olanaklarının iktidar partisi lehine pervasızca kullanıldığı eşitsizliğe son verecek, Yüksek Seçim Kurulu’nun bağımsızlığını kurumsal bir zırha büründüreceğiz."
"Derin devlet safsatasını kökünden reddediyoruz"
Konuşmasının kapanış bölümünde "derin devlet" ve "devlet aklı" kavramlarının hukuksuzlukları örtbas etmek için bir kalkan olarak kullanılamayacağını ifade eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, hitabını şu vurgularla tamamladı:
"Türk siyasetini zehirleyen, hesap vermeyen gizli güç merkezlerini meşrulaştıran 'derin devlet' safsatasını kökünden reddediyoruz. Bizim felsefemiz şudur: Bir devletin derini olmaz, hukuku olur. Devlet, vatandaşının önünde hesap vermekten kaçınan değil her kararını hukuki gerekçeyle ortaya koyan şeffaf bir varlıktır. Devlet aklı, iktidarın her hukuksuzluğuna giydirilen bir dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, milletin tarih içinden süzülüp gelen ortak aklıdır. Devlet aklı, anayasal sadakattir. Bilge Kağan’ın 'il ve töre' uyarısında, Tonyukuk’un bağımsızlık siyasetinde ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesinde yatan öz tam da budur! Yarın kamuoyuyla paylaşacağımız 'Hukuk Vizyon Belgesi', bu eşsiz çalıştayın mirası olarak Türk demokrasi tarihine altın harflerle kazınacaktır."




