İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türk Hukuk Çalıştayı'nın kapanış programında yaptığı konuşmada hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, kamu ihaleleri ve Sayıştay denetimine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, kamu kaynaklarının etkin denetlenmediği sistemlerde yolsuzluk riskinin arttığını belirterek, kurumsal yapının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Dervişoğlu: Kamu denetimi zayıfladıkça yolsuzluk artar
Ankara'da düzenlenen "İyilik İçin Adalet: Türk Hukuk Çalıştayı"nın kapanışında konuşan Dervişoğlu, bazı kamu kurumları ve kamu iktisadi teşebbüsleri üzerindeki Sayıştay denetiminin sınırlandırılmasının ciddi bir sorun olduğunu ifade etti:
"Kamu parasının nereye gittiğini bağımsız denetleyen bir kurumun olmadığı yerde yolsuzluk için zemin hazırlanmış olur. Yolsuzluk, yalnızca bireylerin ahlaki zafiyetinden değil, kurumsal zafiyetten de beslenir. Kurumlar güçlendiğinde yolsuzluk için alan daralır"
"Üniter devlet yapısı tartışmasız bir uzlaşma zemini"
Çalıştay kapsamında Türkiye'nin devlet yapısına ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldığını belirten Dervişoğlu, üniter devlet yapısının katılımcılar tarafından ortak bir mutabakat alanı olarak benimsendiğini söyledi:
"Üniter yapıyı korumak güçlü bir parlamenter denge mekanizmasıyla mümkündür. Yoksa üniter devletin içi boşalır, merkezi otorite keyfileşir. Katılımcılar şu üç temel hattı çizdi. Yürütmenin yasamaya karşı gerçek anlamda sorumlu olması, Cumhurbaşkanlığı'nın tarafsız ve partisiz bir kurum olması, Meclis'in onay makamı değil, gerçek anlamda yasa yapan ve denetleyen bir kurum olması. Bu üç unsur bir arada olmadığında sistemin adı ne olursa olsun, hukuk devleti zarar görür. Denge ve denetim mekanizmalarının işlevini yitirdiği yerde Montesquieu'nun 2,5 asır önce söylediği ve benim de dün hatırlattığım gibi o uyarılar yeniden canlanır. İktidar bozulma eğilimindedir ve onu durduracak olan yalnızca başka bir iktidardır.
Çalıştayımızda hukuk devleti kavramının teorik çerçevesi ile uygulama arasındaki mesafe ele alındı. Bu mesafe kimilerini belki de hayal kırıklığına uğratmıştır ama yüzleşmeden iyileşme olmaz. Hakkını talep etmek bir bireyin salt kendine karşı değil, topluma karşıda görevidir. Bu cümle, hukuk devleti revizyonu tartışmasının merkezinde yer alır. Hukuk devleti vatandaşın hakkını talep edebildiği bu talebin meşru ve işlev mekanizmalar aracılığıyla karşılandığı düzendir"
"Meclis gerçek anlamda denetim görevini üstlenmeli"
Dervişoğlu, hukuk devletinin temel unsurlarının güçlü bir yasama organı, tarafsız cumhurbaşkanlığı ve etkin denetim mekanizmaları olduğunu belirtti:
"Üniter yapıyı korumak güçlü bir parlamenter denge mekanizmasıyla mümkündür. Yoksa üniter devletin içi boşalır, merkezi otorite keyfileşir. Katılımcılar şu üç temel hattı çizdi. Yürütmenin yasamaya karşı gerçek anlamda sorumlu olması, Cumhurbaşkanlığı'nın tarafsız ve partisiz bir kurum olması, Meclis'in onay makamı değil, gerçek anlamda yasa yapan ve denetleyen bir kurum olması. Bu üç unsur bir arada olmadığında sistemin adı ne olursa olsun, hukuk devleti zarar görür. Denge ve denetim mekanizmalarının işlevini yitirdiği yerde Montesquieu'nun 2,5 asır önce söylediği ve benim de dün hatırlattığım gibi o uyarılar yeniden canlanır. İktidar bozulma eğilimindedir ve onu durduracak olan yalnızca başka bir iktidardır.
Çalıştayımızda hukuk devleti kavramının teorik çerçevesi ile uygulama arasındaki mesafe ele alındı. Bu mesafe kimilerini belki de hayal kırıklığına uğratmıştır ama yüzleşmeden iyileşme olmaz. Hakkını talep etmek bir bireyin salt kendine karşı değil, topluma karşıda görevidir. Bu cümle, hukuk devleti revizyonu tartışmasının merkezinde yer alır. Hukuk devleti vatandaşın hakkını talep edebildiği bu talebin meşru ve işlev mekanizmalar aracılığıyla karşılandığı düzendir"
Kamu ihale hanunu eleştirisi
Konuşmasında kamu ihale sistemine de değinen İYİ Parti lideri, Kamu İhale Kanunu'na yıllar içerisinde eklenen istisnaların yasanın temel amacını zayıflattığını savundu:
"Kamu İhale Kanunu'nun yürürlüğe girişinden bu yana eklenen istisna hükümlerinin sayısı ve kapsamı, yasanın ruhunu fiilen tersine çevirmiştir. Şeffaflığı esas alan bir kanun, şeffaflığı devre dışı bırakan istisnalar dizisine dönüştürülmüştür. Sayıştay'ın denetim yetkisinin fiili sınırları bu oturumda ayrıca ele alınmıştır. Bazı kamu kurumları ve kamu iktisadi teşebbüslerinin üzerindeki Sayıştay denetiminin daraltılmış olması hesap verebilirlik mekanizmasını işlevsizleştiren temel bir sorundur. Kamu parasının nereye gittiğini bağımsız denetleyen bir kurumun olmadığı yerde yolsuzluk için zemin hazırlanmış olur. Yolsuzluk yalnızca bireylerin ahlaki zafiyetinden değil, kurumsal zafiyetten de beslenir. Kurumlar güçlendiğinde yolsuzluk için alan daralır. Türkiye'nin bu alandaki reform gündemi hem bir siyasi tercih hem de ekonomik zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır."
Kadına yönelik şiddetle mücadele mesajı
Çalıştayın önemli başlıklarından birinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğunu belirten Dervişoğlu, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet konusunda mevcut uygulamaların yetersiz kaldığını söyledi.
Kadınların korunmasının siyasi değil, hukuki bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, devletin en savunmasız vatandaşlarını koruyamadığı durumda hukuk devleti iddiasının zedeleneceğini dile getirdi.
Çocuk adalet sistemi için reform çağrısı
Türkiye'nin çocuk adalet sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, çocuk mahkemelerinin sayısının artırılması ve rehabilitasyon odaklı uygulamaların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Suça sürüklenen çocukların yeniden topluma kazandırılmasının hem insani hem de toplumsal güvenlik açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Yapay zeka ve dijital hukuk düzenlemeleri gündemde
Dervişoğlu, çalıştayda yapay zeka, büyük veri ve dijital dönüşüm konularının da ele alındığını söyledi.
Yapay zeka kaynaklı ayrımcılık, kişisel verilerin korunması ve dijital kimlik hakları gibi alanlarda yeni hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu belirten Dervişoğlu, teknolojik gelişmelerin hukuk sistemiyle uyumlu şekilde yönetilmesi gerektiğini kaydetti.
Hukuk vizyon belgesi yakında açıklanacak
Çalıştay sonucunda hazırlanan Türk Hukuku Vizyon Belgesi'nin önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını açıklayan Dervişoğlu, belgenin yalnızca akademik bir çalışma olmayacağını söyledi:
"Bu belgenin değeri yalnızca içeriğiyle değil, nasıl kullanılacağıyla ölçülecektir. Her büyük belgede üç kritik sınav vardır. Birinci sınav meşruiyettir. Bu belge bir siyasi partinin kararı değildir. Türkiye'nin hukuk dünyasının bütün paydaşlarının iki günlük yoğun çalışmasının ürünüdür. Bu oturumlarda hukukun her alanından katılımcılar yer almıştır. Baro başkanları konuştu. Akademisyenleri itiraz etti. Gazeteciler sorguladı. Sivil toplum temsilcileri önerdi. İşte bu zenginlik, belgenin meşruiyetini sağlar ve meşruiyet uygulamanın ön koşuludur. İkinci sınav sürdürülebilirliktir. Türkiye'de pek çok iyi niyet belgesi yazıldı ama pek az uygulandı. Bu belgenin kaderi eğer farklı olacaksa iki şart gerekmektedir. Birincisi belgeyi sahiplenecek güçlü bir savunuculuk ağı olarak bu salondan çıkan her isim kendi alanında bu belgenin takipçisi ve uygulayıcısı olmalıdır. İkincisi somut bir izleme mekanizması olarak belgenin önerilerinin hayata geçirilmediğini değerlendiren kamuoyunu haberdar eden bir yapı kurulmalıdır. Üçüncü sınavımız siyasi etkidir. Bu belge yalnızca akademik bir referans metni olarak rafta beklemeyecek. Türkiye'nin yaklaşan siyasi döneminde anayasa tartışmaları, seçim hukuku reformu ve yargı bağımsızlığı meselelerinde referans noktası olacaktır. Ben İYİ Parti Genel Başkanı olarak bunun siyasi sorumluluğunu üstleniyorum. İYİ Parti bu belgenin önerilerini kamuoyuna karşı savunmaya devam edecek, parlamentoda sesini yükseltecek ve hükümet programlarını bu kriterler çerçevesinde değerlendirecektir. Vizyon belgesinin tam metni önümüzdeki günlerde kamuoyuyla ayrıca paylaşılacaktır ama o belgeyi anlamamız için belgeyi doğuran ruhu anlamak şarttır."



