CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkezi'nde, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu kabul etti.
Dervişoğlu, "Asliye hukuk mahkemeleri kararlarıyla geçmişe yönelik seçim sonuçları iptal edilirse nelere mal olacağını önce iktidarın düşünmesi gerektiğini vurgu yapmak istiyorum
Eğer seçim, kongre sonuçları ile uğraşırsa mahkemeler, milli iradenin ve hür seçimlerin artık hükmünü kaybettiğinden bahsetmek gibi tehlikeli sonuç doğar. Bu, iktidar için de son derece tehlikeli bir durumdur. Kamuoyu tartışıyor, özellikle 2017 referandumu ile alakalı şayet bir asliye hukuk mahkemesi karar verirse Türkiye'deki sistem değişikliği, 2018 2023 seçimleri bile tartışma konusu olabiliyor" diye konuştu.
"AK Parti’nin Kazanmış Olduğu Tüm Seçimlere, Tüm Asliye Hukuk Mahkemelerine Birer Dilekçe Verelim"
Basın mensuplarının "2017 referandumunun da mühürsüz oylar nedeniyle geçersiz sayılabileceği" tartışmalarını sorması üzerine Özel, şunları söyledi:
“Bu değerlendirme biraz muhakeme yeteneği olan, biraz hukuk bilen, hukuk sisteminin ve seçim hukukunun ne olduğunu bilen herkesin sağlıkla ulaşabileceği bir sonuca ulaşan bir değerlendirme. Bize çok sayıda partilimizden mail, öneri geliyor. Diyorlar ki ‘Türkiye’de dünya kadar asliye hukuk mahkemesi var. Bunların her birine her birimiz başvuralım. Birinden birisi referandumdaki şaibeden dolayı referandumu iptal edebilir. Biz AK Parti’nin kazanmış olduğu tüm seçimlere, tüm asliye hukuk mahkemelerine birer dilekçe verelim ve bu seçimle ilgili tartışma yaratabilecek beyanlarda bulunalım. Madem bu iş yıllar sonra beyanla oluyor, Türkiye’deki rejim değişikliği bile geri dönebilir.’
Sayın Tayyar da bu doğrultuda bir değerlendirme yapmış. Biz bir asliye hukuk mahkemesinin Cumhuriyet Halk Partisi’nin geride bıraktığı ilçe seçim ve Yüksek Seçim Kurulundan da itirazlar da karara bağlanarak, kesinleşen bu kararından sonra bu seçimin iptal edilmesini son derece sağlıksız, seçim hukukunu yok sayan, Türkiye’deki seçim hukukunu askıya alan, Türkiye’deki bütün asliye hukuk mahkemelerini Yüksek Seçim Kurulu’nun temyiz mahkemesi haline getiren bir karar olarak görüyoruz.”
"19 Mart'ta Yaptıkları Gibi Birkaç Gün Kala Hareket Ettiler"
“Hatta bugün bir gelişme yaşanıyor onu söyleyelim. İstanbul’daki kararı alan mahkeme, İstanbul’daki ilçe seçim kurullarına Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürümekte olan takvimini durdurduğunu bildiriyor. Bunun üzerine de bu hafta sonu bütün mahalle seçimleri bitiyordu. Gelecek hafta sonu da 14 ilçe seçimi bitip, iki hafta içinde ilçe seçimlerimiz, işte bir ayı bulmadan da il seçimi, ille ilgili takvimimizin tamamlanması söz konusuydu.
Zaten bu yüzden aynen 19 Mart’ta harekete geçtikleri gibi birkaç gün kala harekete geçtiler. Ve aldıkları kararı ilçe seçim kurullarına bildiriyorlar. İlçe seçim kurulları da diyor ki normal olarak ve beklendiği şekilde; ‘Kongre takvimi durduysa bu takvimi işletmemiz ancak Yüksek Seçim Kurulu’nun yeni bir kararına bağlı.’ Biz de tüm bu ilçeler açısından itiraz dilekçelerimizi Yüksek Seçim Kurulu’na vermek üzere hazırlık yapıyoruz.
Ayrıca hakkımızda asliye hukuk mahkemesinin verdiği kararın mahkemeye yaptığımız itiraza cevaptan sonra istinaf mahkemesine başvuru aşamasında Yüksek Seçim Kurulu’na da tam kanunsuzluk hali ile ilgili başvurumuz da hazırlanmış durumda. Yüksek Seçim Kurulu daha önce çeşitli parti temsilcilerinin orada ve Yüksek Seçim Kurulu’ndaki üyelerin bir vaka bazlı değil ama geniş zaman kipinde yaptığı değerlendirmeler hepimiz tarafından malum. Seçim hukuku, itiraz hukukudur. İtirazların karara bağlanmasıyla son bulur.
Bunun Anayasa Mahkemesi bile YSK kararlarına karşı itiraz yapılabilen bir mahkeme değildir. Şimdi Yüksek Seçim Kurulu önüne bu yerleşik kararlarını, anayasadaki YSK’nın kuruluş kanunu ve Türkiye’deki seçim kanunlarındaki tüm bu kararları yok sayıp, yeni bir kaos düzeninin tarif etmeye çalışıldığı, yani iktidarın bileğini bükemediği, son yerel seçimlerde yenildiği, her yaptırdığı ankette birinci parti olan Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı kurduğu bu kumpas girişimi ile Türkiye’nin seçim hukuku allak bullak olacak mı?
Bütün kararlar tartışmalı hale gelecek mi, gelmeyecek mi? Onu Yüksek Seçim Kurulu’nun değerli üyelerinin vereceği kararla birlikte göreceğiz. Biz bu konuyu gayet iyi bilen tüm hukukçuların, tüm siyasetçilerin bu değerlendirmeye ayrı ayrı üzerinde mutabık oldukları konu; YSK’nın Türkiye’nin seçim hukukunu koruyup kollacağını, böyle kaotik bir dönemde kendini yok sayacak, kendini yok hükmünde bırakacak bir karar vermeyeceğine inanıyoruz. Değerlendirmelerimiz bu yöndedir.”
Ben kendilerine şunu söylüyorum: Biz bulunduğumuz yerdeyiz. 100 yıl önceki cesaretle buradayız. Kimin koltuğunda oturduğumuzu, ne için oturduğumuzu biliyoruz. Bildiklerinden geri durmasınlar.”




