DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, Suriye’de yaşanan son gelişmelere ve Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağının indirilmesine ilişkin ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, Orta Doğu’da yaşananların emperyalist müdahalelerin bir sonucu olduğu vurgulanırken, halkların kaderinin “gerici karanlığa” mahkûm edilemeyeceği ifade edildi.
“Ortadoğu halklarının kaderi emperyalizme ve gerici karanlığa teslim edilemez! Barış içinde birlikte yaşama irademize yönelik provokasyonları kınıyoruz!” başlığıyla yayımlanan açıklamada, Suriye’deki son gelişmelerin emperyalizmin Orta Doğu’yu yeniden şekillendirme politikalarının açık bir yansıması olduğu belirtildi. Açıklamada, “ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizminin” Suriye’de cihatçı yapıları desteklediği, bu yapıların ise halkların eşitliğini, laikliği ve birlikte yaşam iradesini hedef aldığı kaydedildi.
Suriye’de Rojava başta olmak üzere Kürtlerin yaşam alanlarına, Alevilere, Dürzilere ve Hristiyanlara yönelik saldırıların tesadüfi olmadığına dikkat çekilen açıklamada, bu saldırıların halklar arasındaki düşmanlığı derinleştirmeyi ve çatışmaları kalıcı hale getirmeyi amaçladığı vurgulandı.
İşçi sınıfı ve emekçilerin barışı ve kardeşliği savunmaktan başka bir seçeneği olmadığı ifade edilen metinde, savaş ve çatışmaların en ağır bedelini emekçilerin ödediği belirtildi. Açıklamada, demokrasi, barış, adalet ve insanca bir yaşam mücadelesinin yalnızca emekçiler için değil, tüm toplumun geleceği açısından hayati olduğu dile getirilerek şunlar kaydedildi:
"Biliyoruz ki; savaşların, çatışmaların ve şiddetin bedelini en fazla emekçiler öder. Bu yüzden ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada demokrasi, barış, adalet ve insanca bir yaşam mücadelesi emekçiler başta olmak üzere tüm toplumun geleceği ve ekmeği için hayati önemdedir.
Emperyalist güçlerin, İran’a yönelik olası bir saldırıyı da kapsayacak şekilde Orta Doğu’da yeni bir paylaşım ve dizayn amaçları, Suriye’de HTŞ eliyle bölgeyi sürekli çatışma ve kaos içinde tutmaya hizmet etmektedir. Nitekim Suriye’nin güneyini Paris Antlaşması ile İsrail işgaline açan HTŞ’li Suriye Geçici Hükümeti, eş zamanlı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere yönelik büyük bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırılar sonucunda çok sayıda sivil yaşamını yitirmiş, yerleşim alanları tahrip edilmiş ve cezaevlerinden kaçan yüzlerce tutuklu IŞİD’li yeni saldırılar için hazırlık yapma olanağı bulmuştur. Ankara 10 Ekim Katliamı, Suruç, Atatürk Havaalanı başta olmak üzere ülkemizde gerçekleştirilen pek çok saldırının faili olan IŞİD, El Kaide ve El Nusra artığı gruplar ile diğer cihatçı güçlerin yalnızca Suriye için değil, tüm bölge açısından büyük ve kalıcı bir tehdit oluşturduğu açıktır.
Tarihsel olarak seküler yaşam karşıtı, cihatçı siyasal anlayışlar Orta Doğu’da günümüze kadar devam eden -yalnızca kan ve gözyaşıyla sonuçlanmış- insanlık trajedileriyle dolu bir tarih yaratmıştır. Bu nedenle başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin emperyalist planlar karşısında uyanık olması, etnik, dinsel, mezhepsel her tür çatışmanın üzerinde eşitlik, özgürlük ve barış içinde bir arada yaşamaya yönelik politikalar geliştirmesi geleceğimiz açısından hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde ülkemizde ve bölge ülkelerinde bir savaş ve yıkım düzeni ortaya çıkacak, yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik toplumları yok edebilecektir. Çatışmaların yoğun olduğu ülkelerdeki insanlık dramları komşu ülkelere göç dalgaları ve yeni toplumsal sorunlar olarak yansıyacak, Orta Doğu’da hiçbir toplum huzur bulamayacaktır."
"Birlikteliğimizin simgesi olan bayrağımıza yapılan saygısızlığı kesinlikle kabul etmiyoruz"
Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağının indirilmesinin bir provokasyon olduğu vurgulanan açıklamada, "Emek meslek örgütleri olarak bizler barış içinde bir arada yaşama iradesine yönelik provokasyonları da esefle kınıyor, birlikteliğimizin simgesi olan bayrağımıza yapılan saygısızlığı kesinlikle kabul etmiyoruz. Toplumun hemen tamamının bu tür provokasyonlara ortak bir duygu ile karşı çıkmış olmasını ülkemizin geleceği açısından umut verici buluyoruz" denildi.
Benzer provokasyonların yaşanmaması için demokratik açıklamaların hedef haline getirilmemesinin önemi vurgulanan açıklamada, "Orta Doğu halklarının kaderi gerici karanlığa teslim edilemez. Halkların özgür, eşit ve insanca bir yaşam sürebileceği bir gelecek ancak emperyalist müdahalelerin son bulmasıyla mümkündür. Laiklik, halkların eşitlik ve barış temelinde bir arada yaşamasının vazgeçilmez güvencesidir. Emperyalizme, gericiliğe ve mezhepçi politikalara karşı; barışı, laikliği ve halkların kardeşliğini ve birlikte insan onuruna yaraşır bir yaşamı savunmayı sürdüreceğiz" ifadesi kullanıldı.





