Portföy yönetim şirketlerine yönelik tasfiye kararları, tutuklamalar ve eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başkanına kadar uzanan adli ve idari teftiş dalgasını değerlendiren ekonomist Doç. Dr. Caner Özdurak, Türkiye sermaye piyasalarının bir "Temiz Eller" sınavından geçtiğini belirtti. 7 şirkete ait 131 fonun karantinaya alınmasıyla başlayan sürecin geçici bir kriz olmadığını vurgulayan Özdurak, fonlardaki fiktif değerlemeler dağıtılırken son yıllarda piyasayı saran şüpheli halka arzların ve tavan serilerinin bu temizliğin dışında kalamayacağını ifade etti.

Ticaret Bakanlığı: 44 milyon ürün denetlendi, 2,6 milyar lira ceza kesildi
Ticaret Bakanlığı: 44 milyon ürün denetlendi, 2,6 milyar lira ceza kesildi
İçeriği Görüntüle

"Fonlardaki astronomik getiriler yan tahtalarda üretildi"

Tasfiyesine karar verilen fonlardaki yüzde 1.000 ila 3.000 arasındaki getirilerin bağımsız birer başarı hikayesi olmadığını belirten Doç. Dr. Caner Özdurak, bu kurgunun düşük işlem hacimli sığ hisselerde yan tahtalarda üretilen suni fiyat hareketlerinin fon portföylerine yansıtılmasıyla oluşturulduğunu aktardı.

Mekanizmanın işleyişini anlatan Özdurak, belirli çevrelerce kontrol edilen payların karşılıklı işlemlerle günlerce tavan serilerine sokulduğunu, ardından bu şişirilen varlıkların fon portföylerine dahil edilerek fon pay değerlerinin kağıt üzerinde katlandığını kaydetti. Fonların yapay piyasaya likidite sağlayan birer "tahliye ve destek havuzuna" dönüştürüldüğünü belirten Özdurak, uluslararası kuruluşların uyarılarıyla getirilen makul değer odaklı değerleme rehberinin bu illüzyonu yıktığını, Teftiş Kurulu ve adli mercilerin bu manipülatif hisselerin ihraç ve fiyatlama süreçlerini de incelemesi gerektiğini bildirdi.

"Aşırı iyimser tahminler piyasa profesyonellerince fısıldanıyordu"

2021–2024 periyodunda tasarruflarını korumak isteyen milyonlarca bireysel yatırımcının piyasaya girdiği halka arz dalgasının zamanla rasyonel değerlemelerden kopup bir "tavan serisi vaadine" dönüştüğünü vurgulayan Özdurak, geriye dönük incelenmesi gereken üç eksen sıraladı. İlk olarak Konsorsiyum lideri aracı kurumlarca hazırlanan değerleme raporlarında, geleceğe dönük fazlasıyla iyimser FAVÖK, ciro ve büyüme tahminlerinin kullanıldığının "uzun süredir piyasa profesyonellerince fısıldandığını" belirten Özdurak; gerçekçi olmayan iskonto oranları ve şişirilmiş çarpanlarla piyasaya sürülen payların kurul onayından nasıl geçtiğinin artık meşru bir denetim konusu olduğunu kaydetti.

İzahnamelerde fabrika inşası, borç kapatma veya işletme sermayesi yatırımı taahhüdüyle halktan toplanan devasa kaynakların gerçekten bu alanlara mı aktarıldığı, yoksa şirketle ilintili hesaplar üzerinden finansal spekülasyonlara mı yönlendirildiğinin geriye dönük denetlenmesi gerektiğini ifade etti.

Son olarak Özdurak halka arz sonrası kilitli tavanlarla derinliksiz bırakılan hisselerin tepe noktalarda devasa hacimlerle bireysel yatırımcılara devredilip peşinden aylarca süren taban serilerinin gelmesinin, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesindeki "Piyasa Dolandırıcılığı" tanımıyla birebir örtüşen organize hareket işaretleri taşıdığını vurguladı.

Küçük yatırımcı anlatısını eleştirdi

Piyasada duygusal bir "küçük yatırımcı mağduriyeti" anlatısı kurulmaya çalışıldığını belirten Özdurak, bilgi asimetrisi ve manipülasyon kurbanı tasarruf sahiplerinin fon mal varlığının ayrılığı ve yargıdaki müdahillik haklarıyla korunması gerektiğini kaydetti. Ancak modern finans iktisadının katılımcıları paternalist bir şefkatle sürekli sarıp sarmalanması gereken edilgen figürler olarak görmediğini hatırlatan Özdurak, risk formlarını formalite icabı doldurup şirket temel göstergelerine bakmadan "nasılsa birkaç gün daha tavan gider" saikiyle hareket eden bireylerin üstlendikleri risk priminin sorumluluğunu taşıması gerektiğini söyledi.

"Sermaye piyasalarının 2001 BDDK eşiği"

Yaşanan dönemi 2001 krizi sonrası bankacılık sektöründe BDDK eliyle gerçekleştirilen köklü kurumsal arınma sürecine benzeten Doç. Dr. Caner Özdurak, teftişin eski SPK yönetimine kadar uzanmasının, düzenleyici otoritenin gözetim ve onay filtrelerindeki aksaklıkların kabulü anlamına geldiğini vurguladı.

Özdurak, şeffaf bir tasfiye, şüpheli halka arz onaylarının geriye dönük titiz teftişi ve sığ tahtalardaki manipülatif ağların deşifre edilmesinin; hem yerli yatırımcının zedelenen güvenini onaracak tek yol olduğunu hem de orta ve uzun vadede "Türkiye hikayesine ortak olacak" kurumsal küresel sermayenin Borsa İstanbul'a girişinin en temel ön şartı olduğunu ifade etti.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar