Edirne'de "Yoğun Bakımda Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu" düzenlendi Edirne'de "Yoğun Bakımda Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu" düzenlendi

NAZ AKMAN/ANKARA- Çoğumuzun adını duymadığı ancak oldukça önemli kas gruplarından olan özellikle kadınların yaşam kalitelerini düşüren pelvik taban beraberinde pek çok rahatsızlığı getirebiliyor. Leğen kemiğinin (pelvis) iç kısmını örten ve leğen kemiği içinde bulunan idrar torbası (mesane), rahim, yumurtalık ve kalın bağırsağın son kısmı olan rektumun normal görevlerini yapabilmesi için bir hamak gibi destek oluşturan kas ve bağ dokusundan oluşan pelvik tabanda zamanla zayıflamalar meydana gelebiliyor. Bu zayıflamaya bağlı olarak da idrar kesesine, rahime ve bağırsaklara olan destek azabiliyor. 
Organlarla birlikte aşağı doğru inen veya sarkan pelvik tabandaki kaslarda zayıflamaya bağlı kasılma bozuklukları başlar ve fonksiyon kayıpları gelişir. Bunlara bağlı olarak “pelvik taban fonksiyon bozuklukları” olarak adlandırılan durum ve buna bağlı hastalıklar görülür. Oldukça önemli bir sağlık sorunu olan ancak toplumda yaş ilerledikçe ortaya çıkması normal bir durum olarak karşılanan pelvik taban fonksiyon bozuklukları, tedavi açısından da ihmal edilebiliyor. Özellikle doğum yapmış kadınların yüzde 50’sinde pelvik taban desteğinde azalma ve buna bağlı pelvik organlarda sarkma görülebiliyorken her dokuz kadından birinin hayatları boyunca bu nedenle cerrahiye ihtiyaç duymadığı biliniyor. 
Ancak istediğimiz zaman sıkıp istediğimiz zaman gevşetebileceğimiz istemli dinamik yapılar olan pelvik taban kasları, idrar torbası ve kalın bağırsaktaki düz kasların istemsiz çalışması gibi değil aksine çalışması bizim kontrolümüzde olan kaslardır. Kişinin idrar ve dışkı kontrolünü düzgün bir şekilde yapabilmesi için istemli ve istemsiz çalışan bu kas gruplarının uyum içinde çalışması gerekiyor. Bu durumda kabızlık, dışkılamayı zorlu ve yetersiz yapması, dışkıyı tam tutamama, işeme fonksiyonunu tam yapamama, sık idrara çıkma ya da idrarı tutamama şikâyetleri ile karşı karşıya kalınabilir.
L Ş J J K L J I K L JRisk grupları ve tedavi yöntemleri
Çok sayıda gebelik, ağır iş yapma, yük kaldırma, kronik öksürük, uzun süreli kabızlık, aşırı ıkınma, erken menopoz pelvik taban fonksiyon bozukluğu nedenleri arasında sıralanabiliyor. Prof. Dr. Sedef Kuran ve Fizyoterapist Gülin Bağırsakçı pelvik taban ile ilgili merak edilen sorulara yanıt vererek, tedavi yöntemlerini anlattı. Hekimler tarafından uygulanacak medikal, cerrahi veya sadece destek tedavilerden başarılı sonuçlar elde edilebileceğini belirten uzmanlar hem kadınlar hem de erkekler için hayati öneme sahip bu yapının özellikle kadınların yaşamlarının çeşitli evrelerinde karşılaşabilecekleri idrar kaçırma, organ sarkması gibi rahatsızlıkların tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor. 
Prof. Dr. Sedef Kuran ve Fizyoterapist Gülin Bağırsakçı, pelvik taban fonksiyon bozukluklarından dolayı gelen hastaların öncelikle içerisinde Gastroenteroloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Genel Cerrahi, Üroloji, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Radyoloji doktorlarından oluşan bir konseyde değerlendirildiğini belirterek, bu multidisipliner bir yaklaşımın tedavi açısından fayda sağlayabileceğini söyledi. 
Pelvik Taban Fonksiyon Bozukluklarının tedavisinde, alanında uzman fizyoterapistler ile çalışmanın önemli olduğunu vurgulayan Bağırsakçı, bazen kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının, yanlış spor alışkanlıklarının, geliştirilmiş yanlış günlük davranışların bile pelvik taban fonksiyon bozukluklarına neden olabileceğini ifade etti.
Bağırsakçı, “İdrar kaçırmak normalleştirilmemeli”
Pelvik taban rahatsızlıkları erken dönem önlemi alınmadığında tüm yaşam kalitesini kötü yönde etkileyeceğini bildiren Bağırsakçı, “Problemlerin paylaşımı konusunda duyulan utanma duygusu, erken dönemde kişinin tedavi şansını kaybetmesine neden oluyor. Doktora başvurduğu zaman artık cerrahi tedavi düzeyine gelmiş bir tablo ortaya çıkmış oluyor. Bir kişinin yaştan bağımsız az ya da çok idrar veya gaita kaçırıyor olması normalleştirmemelidir. Birçok hasta ile konuşulduğunda aslında çocukluk çağlarında bu problemin benzerini yaşandıklarını ifade ediyor. Fakat çocuklukta bu durumun normal karşılandığını ya da sorunun psikolojik olduğunu söylenerek üzerinde durulmadığını anlatıyorlar. Bu kişiler, ileride daha yüksek oranda pelvik taban problemleri yaşamaya aday kişilerdir. Başlangıçta öksürük, hapşırık ile kaçırılan bir damla idrar tedavi edilmezse ileriki yaşlarda kişiyi bez kullanmak zorunda bırakabilir. Bizler pelvik taban kas eğitiminde etkili yöntemler kullanarak hastaların yaşam kalitelerini yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. 
“Çocuklukta başlayan yanlış alışkanlıklar yetişkinlikte büyük problemlere dönüşebilir”
Kabızlık ve dışkı kaçırmanın hafife alınacak sorunlar olmadığını belirten Bağırsakçı bu sorunlara kulak verilmesi gerektiğini ve pelvik taban rehabilitasyonu hakkında bilinçlendirmenin yapılmasının önemine değindi. Ebeveynlerin çocuklarını dışarıdaki tuvalet mekanlarında ihtiyaçlarını gidermesi konusunda baskılayıcı ve engelleyici tavrının yanlış olduğunu dile getiren Bağırsakçı, “Çocuklarınız, dış mekanlarda tuvalet ihtiyacı olduğunda, temizlik gerekçesi ile bu ihtiyaçlarını tutarak ertelemesi konusunda yanlış yönlendirmeyin. Yanlış geliştirilmiş alışkanlıklar içerisinde; çocukluktan başlayan idrarını veya gaitasını uzun süreler tutma, sürekli kalça kaslarını kasma, karnını devamlı içeri çekme, tuvalette uzun saatler kalma veya yanlış ıkınma, yetersiz nefes alma sayılabilir. Tüm bu konular detaylıca incelenmeli ve doğru teknikler öğretilmelidir. Uzun süreler gevşemesine izin verilmeyen kaslarda kalıcı problemler gelişebilir ve pelvik taban kas fonksiyonlarındaki uyum kaybedilebilir. Çocuklukta başlayan bu yanlış alışkanlıklar yetişkinlik döneminde daha büyük problemlere dönüşebilir” uyarısında bulundu.
D G D G D G JKişiye özel tedavi
Biofeedback tedavisinin pelvik taban kaslarının birbiri ile koordineli, düzgün kasılıp gevşemesini sağlayan bir çeşit fizyoterapi yöntemi olarak kullanıldığını belirten Bağırsakçı, bunun tek başına yeterli olamayacağını ve gerekli tüm tedavi yaklaşımları (myofasial yaklaşımlar, egzersiz tedavisi, solunum teknikleri…) ile kullanılırsa tedaviden fayda görülebileceğini aktararak, “Biofeedback tedavisiyle özel bir plan hazırlıyoruz. İlk değerlendirme ve ara değerlendirmeler tedavideki yol haritamızı belirlemekte önemli bir veri oluşturuyor. Hastanın tanısına uygun olarak kas zayıflığı varsa kuvvetlendirme, gevşeme problemi veya dissinerji dediğimiz kasılıp gevşemede uyum bozukluğu varsa ona uygun programlar içeren tedaviyi planlıyoruz. Tedavi sonrasında ise değerlendirmeyi yineleyerek hastayı objektif verilerle yapılan tedavinin durumu hakkında bir rapor ile bilgilendiriyoruz. Tedavinin düzenli yapılması ile tedaviden görülecek faydayla doğru orantılı” diye konuştu.
Kuran, “Her yaşta her iki cinsiyette de görülebilir”
Gastroenterolog Sedef Kuran da pelvik taban fonksiyon bozukluklarının her yaşta görülebildiğini özellikle kadınlarda hamilelik, doğum, menopoz sonrasında daha sık görüldüğünün altını çizerek hastalık hakkında, “Pelvik taban diye isimlendirdiğimiz alan vücudumuzda leğen kemiğinin iç kısmını örten, hamak şeklinde, içinde idrar torbası, rahim, yumurtalık ve kalın bağırsağın son kısmı olan rektumun olduğu kas ve bağ dokusunun oluşturduğu bölgedir. Mesane, rahim ve rektum burada yerleştiği için dışkılama, idrar yapma ve bazı cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olabilir. Pelvik taban bozuklukları her yaşta; her iki cinsiyette de görülebilir. Ancak özellikle; zor doğum, iri bebek doğurma, çok doğum yapma, travmalar, pelvik bölgeyi içine alan ameliyatlar, nörolojik hastalıklar, obezite, şeker hastalığı, kasları etkileyen hastalıklar, bel fıtığı, bazı psikolojik sorunlar da bozulmaya yol açabilir” bilgilerini verdi.
“Bulguların her biri yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor”
Pelvik taban fonksiyon bozukluklarının belirtilerine de değinen Kuran, “Sık idrara çıkma, gece sık idrar yapma, gece kaçırmaları, öksürme, hapşırma gibi fiziksel zorlanmalarla istemeden idrar kaçırma, aniden gelen acil idrar yapma hissi, kabızlık, rahat dışkı yapamama ve dışkılama sonrası tam rahatlamama hissi, cinsel fonksiyonlarda bozulma, makatın dışarı çıkması, rahim sarkması ve kronik pelvik ağrı olarak belirti verebiliyor. Bu belirtilerinden birini bile gösterdiğiniz takdirde doktora başvurmanız gereklidir. Bu bulguların her biri, yaşam kalitenizi olumsuz yönde etkileyen önemli bulgulardır” dedi. 
Pelvik taban rehabilitasyonunda tamamen hastaya özel programlar yapıldığını anlatan Kuran, “Yakınması olan olgular yakınmaları ile ilgili branşlarda değerlendirilirler. Gastroenteroloji, kadın doğum, üroloji, genel cerrahi genelde başvurulan branşlardır. Ancak bu olgular bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Çünkü, pelvik tabanda mesane, rektum, rahim birbiri ile komşudur ve problemler her kısımda yakınmalara neden olabilir. O nedenle, hastalar bir bütün olarak değerlendirilmeli ve tetkikleri planlanmalıdır. Gereken olgularda tedavi amaçlı pelvik taban kaslarında olan probleme yönelik tedavi seçenekleri planlanır. Bu tedaviler, bazen rehabilitasyon bazen cerrahi bazen ise ilaç tedavileri olabilir. Hastalarımızın pelvik taban kaslarının güçlenmesi, koordineli çalışması gerekiyorsa bunun için uygun rehabilitasyon programları düzenlenir. Bu yöntemlerin bazılarını, pelvik taban kas kuvvetlendirici egzersiz programı (kegel egzersizleri), biofeedback uygulaması, elektromagnetik tedavi, elektrik stimülasyonu, tibial sinir stimülasyonu, miyofasyal gevşetme gibi sıralayabiliriz” sözlerine yer verdi.

Editör: Orhan Karadağ