Cocel Eğitim ve Danışmanlık’ın kurucusu Dr. Gökçe Çöçel ile başta İngilizce olmak üzere, dil öğrenimi konusundaki temel hataları ve olması gereken öğretim modellerini konuşmaya devam ediyoruz. Çöçel, kendilerine “son çare” olarak başvuranların, genellikle kursların kalabalık olmasından, konuşma derslerinin yetersizliğinden ve utanma nedeniyle derslere katılamadıklarından şikâyetçi olduklarını ve dil ile kurulan ilişkinin ders günleriyle sınırlı kalmasının yaygın olduğunu belirtiyor. İngilizce’yi konuşamama sorununun kısa sürede aşılabileceğine dikkat çeken Çöçel ile röportajımızın ikinci kısmı…
SULTAN YAVUZ - Cocel Eğitim ve Danışmanlık’ın kurucusu Dr. Gökçe Çöçel, 24 Saat gazetesinin sorularını yanıtlamaya devam ediyor. Çöçel, bir yandan Türkiye’deki dil öğrenimini eski usul olarak değerlendirirken, bir yandan da uyguladıkları yöntemlerle kendilerinin nasıl ayrıldığını anlatıyor. Dil öğretimini kişiye özel hâle getiren Çöçel, “Bence biraz kategorik ayrımlara gitmek lazım. ‘Şunu da verelim, bunu da verelim’ veya ‘Aman herşeyi verelim, eksik olmasın’ modunu bırakmak lazım. Neden eksik olsun, kalsın? Belki de verilmemelidir, eksik kalmalıdır o bilgi de...” diyor.
-Dil öğrenmede uygulanması gereken yöntem ne olmalıdır? Okuma, dinleme, yazma ya da konuşma aynı ölçüde mi yürütülmeli? Bu da kişiye göre değişir mi?
Dr. Gökçe Çöçel: Aslında, çok insan bu yola çıkmış, deneyimlemiş. İnsanlar, bir şekilde, neyi neden yapamadıklarını biliyor, biz tüm becerileri aynı ölçüde geliştirmeye çalışıyoruz ama mesela birisi sadece konuşarak satış yapacak, onun zihnini gündelik veya satış ile alakasız bilgi ile doldurmuyoruz ve bize genelde şu deniyor, “Konuşuyorum ben artık.”
Yani bence biraz kategorik ayrımlara gitmek lazım. “Şunu da verelim, bunu da verelim.” veya “Aman herşeyi verelim, eksik olmasın” modunu bırakmak lazım. Neden eksik olsun, kalsın? Belki de verilmemelidir, eksik kalmalıdır o bilgi de…
-Deneyimlerinden yola çıkarak, en çok hangi şikâyet ya da beklentiyle size geliyorlar? Sizi diğer kurslardan ayıran nedir?
Dr. Çöçel: Görüşmelerin hepsini ben yapıyorum ve bu görüşmeler oldukça uzun sürüyor. Nedenini söyleyeyim, aslında talep aynı dursa da, çok farklı. Ben söylenenleri not alıyorum, kurum deneyimi varsa, kişi zaten kendisi anlatıyor. Ne olmadı veya neden olmadı veya bizimle neden çalışmak istiyor? Ben bazı sorular soruyorum, genel şikâyet, kalabalık sınıflar, konuşma derslerinin yetersizliği veya utanma dolayısıyla, konuşma derslerine katılmama.. Zaten İngilizce dinleme vb şeyler asla yapılmıyor veya dil ile ilişkinin, kursla, ders günleri ile sınırlı kalması. Çoğu kişi zaten, süreci tamamlamıyor.
“Konuşma hocası yoktu”, “Konuşma hocası vardı ama aksanı hiç anlamıyorduk”, “Çok ilgilenmediler, zaten çok büyük bir alan, hoca hangimizle ilgilensin”, “Sosyalleşmeye gittik”, “Sürekli hoca değişti”, “Bir çocuk vardı, sadece o konuşuyordu, biz süs gibi oturuyorduk”şeklinde çok şey duydum.
Aslında diğer deneyimini unutturacak bir tarz istiyor. Birebir eğitim/ders talebi çok var, çünkü sınıf içinde bir şekilde çekinmiş, sorun yaşamış, kendi içinde bu konuda bazı çatışmalar yaşamış.
Biz, İngilizce için konuşuyorum, süreci uzun tutmuyoruz, önce biraz, eski deneyimden kopuşu sağlıyoruz. Yoksa, sürekli karşımıza çıkabilir. Çoğu kişi güvenerek geliyor. Bizi bir şekilde, Instagram vb mecralardan, belirli bir süre takip ediyor. Paylaşımlarımızı inceliyor. Eğitimin, uzun sürmemesini de önemsiyorlar. Nitelik çok önemli onlar için, bizim alana gelen herkes, nitelik arayışını ifade ediyor. Öncelik kesinlikle nitelik. Bizim ofislerimiz, birebir eğitim için tasarlandı ve 50 m2 her ofisimiz. Çoğu kişi, devasa ofisleri/binaları olan kurumları deneyimlemiş, bizim ofisi farklı buluyorlar. Biz bir model oluşturduk diyebilirim.
Bir de biz kontenjan dışına çıkmıyoruz, çünkü öğrencilerin mentörlüğünü ben yapıyorum, ben de belirli sayıda öğrenciye mentörlük yapabiliyorum.
“Gelen öğrenciler bir şekilde, grup derslerini, standart kursları denemiş, deneyimlemiş ama verim alamamış”
-Dil öğrenmek için ne kadar süre gerekli? Kişiden kişiye göre değişiyordur belki ama örneğin İngilizce’de çok iyi değil ama iyi düzeyde konuşmak için kaç ay gerekir?
Dr. Çöçel: Süreç düz değil, yani şöyle, bazıları harika kelime biliyor. Ama o bilgiye, kelimeye hakim olduğunun farkında değil. Biz bazen bunu ortaya çıkarıyoruz. Bu arada bizim programlarımız dört ay sürüyor, sonrasında öğrenci ya da danışan konuşma derslerine devam edebilir, orada nasıl bir süreç izleyecekse, ona destek sunuyoruz.
Yani öyle bir yıl bizimlesiniz gibi bir durum yok, nedenini de söyleyeyim, öncelikle bizim tüm uygulamalarımız birebir şeklinde … Ve daha ilginci, gelen öğrenciler bir şekilde, grup derslerini, standart kursları denemiş, deneyimlemiş ama verim alamamış, o nedenle bize geliyor. Yani talebini net tanımlıyor. Biz de ona göre bir model çiziyoruz.
-Türkiye’de en sıkıntılı kısım o dili konuşabilmek değil mi? İngilizce online uygulamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Dr. Çöçel: İngilizce konuşmak ile ilgili bir takım sorunlar var. Ancak hızlıca aşılabiliyor, biz bunu deneyimliyoruz şimdi. Kişi İngilizce’yi yüksek not alması gereken bir ders olarak görürse, işler zorlaşıyor. Ama sadece bir dil olarak görürse, olay çözülüyor. Bu nedenle, yabancı eğitmenler ile bir araya hızlı getiriyorum kişiyi/danışanı. Çünkü yabancı eğitmenler, dili sadece dil olarak görüyor. Merkezi bir konum atfetmedikleri için oldukça rahatlar ve rahatlatıcılar.
Online uygulamalar, platformlar var, hatta birçoğunda biz de varız. Şöyle diyeyim, kişi kullanmayı sürdürebilirse, bence çok yararlılar, dediğim gibi, dil şöyle birşey değil, öğrendim, oldu. Dolayısıyla, uygulamaları aktif şekilde, sıkça kullanmalı.
Biz bu konuda da yol göstericiyiz, örneğin bazı uygulamalar bazı beceriler açısından çok iyi ancak diğer becerileri geliştirici bir şey sunmuyor. Biz aslında bunları analiz ediyoruz, analiz sonucunda, uygulamanın artılarını ve eksilerini belirliyoruz. Öğrenciye, bunları da belirtiyoruz.
Mesela konuşma becerisini geliştirici uygulamalar var, bunların eksiği veya eksiği demeyelim, belki de öyle bir amaçları yoktur, dezavantajı, öğrencinin yön bulma çabasına karşılık vermemesi. Düşünün bir öğretmen orada, 3000. dersini yapıyor, muazzam. Öyle hocalarımız var bizim ama bize gelen öğrenciler, danışanlar, bir şekilde bu programları ve uygulamaları zaten almışlar ve denemişler. Bize sorunu tanımlayarak geliyorlar.
Biz ne yapıyoruz, öğrencinin, tüm haftasını planlıyoruz, hangi programları izleyecek, hangi podcastleri dinleyecek, hangi tema üzerinde çalışacak ve hatta hangi şarkıları dinleyecek ve söyleyecek. Fark biraz burada başlıyor, yani tüm becerileri destekliyoruz. Ama bu da ekip işi, biz de tek öğrenciye, birden çok eğitmen bakıyor. Dilbilgisi ve yazma kısmında eksikleri hızlıca gideren, bir eğitmenimiz var, mentörlük kısmında ben varım, konuşma kısmında yabancı eğitmenler var … Yani çıkardığımız iş, bir ekibin işi…
Minik bir ek yapayım, bazı uygulamalarda eğitmenler var, ama sistem, bu kişiyi, sunduğu belgeleri doğrulamamış, yani öyle bir alt yapısı yok, bu şekilde, eğitmen ilk bakışta talebinize denk düşüyor gibi dursa da, düşmeyebiliyor. Biz bu konuda, çok deneyimliyiz, yani kim, hangi alanda, ne tür uzmanlıkları var veya hangi ihtiyaca daha denk düşüyor, öğrenciye, ona göre veriyoruz.
-Sizce kişi kendi imkânlarıyla, interneti de kullarak bir dili öğrenebilir mi?
Dr. Çöçel: Bence insanlar denemeli, öğrenilir mi, öğrenilmez mi kısmına net yanıt vermek zor, çünkü insanlar biricik...Öğrenme şekilleri, deneyimleri çok farklı. Ancak insanların birçoğu dil konusunda eksikleri olduğu için değil, ara yönünü kaybettikleri için sorun yaşıyorlar. Ve karşılarında bir muhattap, danışılacak birini arıyorlar. Bu kişi size tanımadan, yön gösteremez ve herkese de danışılmaz. Bu nedenle, bir bağın olduğu bir kurum veya kişi olmalı diye düşünüyorum. Tabi şu an böyle sistemler de var, aslında olay, kişinin tamamen ve tamamen neye ihtiyacı olduğuyla ilgili. Bazen bilgiye değil, var olan bilgiyi geri çağırmaya ihtiyacı oluyor, bazen ise motivasyona... Kişi ihtiyacını iyi tanımlarsa, istediğini yapabilir.
“Dilleri öğrendikçe, kültürleri de öğreniyorsunuz, bakışınız değişiyor”
-Dil öğrenmek kişiye ne kazandırır? Bir dili öğrenen, diğerlerini de kolay öğrenir mi?
Dr. Çöçel: Bunu da kendi üzerimden yanıtlayayım, lisede İngilizce’nin yanı sıra Almanca derslerimiz de vardı, Almanca ve İngilizce arasındaki benzerlik aşikar, İngilizce temel olduğundan, Almanca konusunda hiç sorun yaşamadım. Hatta çok sevdiğim bir dildir. Bir de şu oluyor, dilleri öğrendikçe, kültürleri de öğreniyorsunuz, bakışınız değişiyor. Ama dil yenilenen bir şey, yani öğrendim, bitti olmuyor, gündelik sürekli değişiyor, bu nedenle, biraz günceli takip etmek lazım. Bir de bir şeyin olabildiğini, anlayabildiğini, konuşabildiğini görmek, insanı diğer diller konusunda da “neden olmasın” demeye itiyor.
Dili, dilleri hâlâ öğreniyorum, bana çok şey kazandırıyor, elbette akademi ile ilgili bir yönüm var, o açıdan müthiş faydalı ama herşeyden önce, şu an yaptığım iş dolayısıyla, dünyadan birçok kişi ve eğitmen ile iletişim kuruyorum. Aslında uluslararası bir iş yapıyoruz, dünyayı bilmenin, bana çok faydası oluyor. Ama bu durum, tamamen dil bilmek ile de ilgili değil. Aynı işi yaptığımız çok insan var, elbette hakkıyla yapıyorlardır, yapmaya çalışıyorlardır ama uluslararası değiller...
Düşünün, uluslarası bir iş yapıyorsunuz ama siz uluslararası değilsiniz. Bakışınız öyle değil, ağlarınız öyle değil. O zaman olmaz, evet işi yaparsınız ama bir yerlerde hep bir eksik olur, kalır. Ben şu an online’da 40’a yakın öğretmenle çalışıyorum. Öğrencileri, çok sayıda aksana maruz bırakıyorum. Tam bir uluslararası şirketiz biz.
-Fiyatlarınız kişiye ve düzeye göre değişiyor mu? Ortalama bir ücret söz konusu mu?
Dr. Çöçel: Aslında belirli paketler sunuyoruz ama paketlerde esneğiz. Biraz kontör gibi düşünün, öğrenci ile bir planımız var ama oluyor, planda bir değişiklik yapılması gerekiyor, esneğiz. Bazen öğrenci bize geldiğinde, ciddi performans kaygısı yaşıyor ve bunun üzerinden bir değerlendirme yapmak doğru olmuyor. Yani bazen, yolda karar veriyoruz plana, programa.
Ortalama bir ücret elbette var, paketlerin hepsinin fiyatı belirli ancak özellikle yabancı eğitmenlerle olan konuşma derslerinde, döviz üzerinden anlaşma yapıldığı için, fiyatı belirleyen biraz da o oluyor.
-Size ulaşmak isteyen okuyucularımız hangi kanaldan ulaşabilirler?
Dr. Çöçel: Birçok kanalı kullanabilirler, şu an instagram hesabımız- cocel_dil_danismanlik - çok aktif.
Aynı zamanda, [email protected] mailimiz, [email protected] benim şahsi mailim, cocels.info websitemiz. İletişim numaralarımız da var tabi, 0555 059 03 33 bunlardan biri.
Tabi benim şahsi linkedin hesabım da var, Gökçe Çöçel, PhD. Ulaşmak isteyen, çok rahat ulaşabilir.
Muhabir: Ahmet Ertüm





