Kuzey Ormanları Savunması, 22 Mart Dünya Su Günü’nde İstanbul’un en önemli doğal miraslarından biri olan Belgrad Ormanı’nda bir araya gelerek; su kaynaklarının ticarileştirilmesine, betonlaşmaya ve yapılaşmaya karşı sert bir protesto gerçekleştirdi. İstanbul Valiliği’nin yeraltı sularını 9 yıllığına ticari işletmeye açmak için çıktığı ihaleye tepki gösteren yaşam savunucuları, “Belgrad’ın suyunu satmak, ormanı öldürmek demektir” uyarısında bulundu.
"İstanbul’un can suyunu şişeleyip satmayın"
Neşet Suyu Yürüyüş Parkuru girişinde toplanan çevre gönüllüleri, Belgrad Ormanı’nın sadece bir rekreasyon alanı değil, İstanbul’un içme suyu ihtiyacını karşılayan tarihi bentlere ve çeşmelere ev sahipliği yapan bir "muhafaza ormanı" olduğunu hatırlattı. Ormandaki ağaçların, bitki örtüsünün ve yaban hayatının su olmadan yaşayamayacağı belirtilerek, suyun ticarileştirilmesinin ekolojik bir yıkıma yol açacağı ifade edildi. Mevcut su tesislerinin ruhsatlarının yenilenmemesi, yeni izinlerin verilmemesi ve Valilik tarafından açılan yeraltı suyu ihalelerinin derhal iptal edilmesi talep edildi. Suyu kamusal bir haktan ekonomik bir kaynağa dönüştüren politikalara karşı çıkılarak, "Su yaşamın kaynağıdır, ticarileştirilemez" denildi.
Milli Parklar Kanunu’ndaki değişikliğe iptal çağrısı
Eylemde, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Milli Parklar Kanunu’ndaki son değişikliklere de dikkat çekildi. Yeni düzenlemenin milli parkları korumaktan ziyade gelir elde etmeye odaklandığını savunan Kuzey Ormanları Savunması; Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün döner sermayeli bir işletme gibi kurgulanmasıyla koruma amacının geri plana atılması, milli parkların kalbine petrol boru hattı, enerji hatları ve turistik tesisler kurulmasına "kamu yararı" adı altında izin verilmesi, korunan alanların 99 yıllığına turistik tesisleşmeye açılabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını işaret etti.
"Kuzey Ormanları'nın tamamı tehdit altında"
Açıklamada, tehdidin sadece Belgrad Ormanı ile sınırlı olmadığı; Kuzey Demiryolu Projesi, İğneada Longoz Ormanları yanına planlanan nükleer santral, Şile’deki taş ocakları ve Kırklareli’ndeki RES projeleri gibi "mega projelerin" ekosistemi boydan boya yardığı vurgulandı. Çevre gönüllüleri, "Talancı şirketlerinizi de alıp doğamızdan defolun" diyerek tüm bu projelerin durdurulması gerektiğini ifade etti.




