Milyarder Jeffrey Epstein’ın cinsel istismar ağına dair gizli belgelerin yayımlanması süreci, ABD siyasetinde büyük bir güven bunalımına dönüştü. Adalet Bakanlığı "her şey açıklandı" dese de, Kongre kanadı dosyaların usulsüz şekilde sansürlendiği görüşünde birleşiyor.

Bakanlık: "Siyasi hassasiyet gözetmedik"
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi ve Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Kongre’ye gönderdikleri mektupta şeffaflık vurgusu yaptı. Bakanlık bünyesindeki tüm kayıt, belge ve soruşturma materyallerinin yayımlandığını belirten yetkililer; hiçbir evrakın "utanç, itibar zedelenmesi ya da siyasi hassasiyet" gibi gerekçelerle gizlenmediğinin altını çizdi.
"Karar alma gizliliği" tartışması
Bakanlığın bu açıklaması Kongre üyelerini ikna etmeye yetmedi. Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, bakanlığın "karar alma süreci gizliliği" (deliberative process privilege) zırhına bürünerek bazı kurum içi notları sakladığını iddia etti. Massie, Epstein ve bağlantılı isimler hakkında geçmişte neden dava açılmadığına dair süreçlerin de kamuoyuna yansıması gerektiğini savundu.
Demokrat Temsilci Ro Khanna ise Adalet Bakanlığı’nı "bilinçli bulanıklaştırma" yapmakla suçladı. Khanna, yayımlanan belgelerde kimin fail, kimin sadece isim olarak geçtiğinin net olmadığını belirterek, yalnızca mağdurların isimlerinin gizlendiği, geri kalan tüm dosyaların sansürsüz paylaşılması çağrısında bulundu.
Teknik hata mı, ihmal mi?
Tartışmaların bir diğer boyutu ise mağdur hakları üzerine yoğunlaştı. Mağdur avukatları, son yayımlanan dosyalarda e-posta adresleri ve çıplak fotoğraflar gibi hassas verilerin yer aldığını, bunun mağdurların kimliklerini deşifre ettiğini açıkladı.
Adalet Bakanlığı, bu skandalı "teknik ya da insan hatası" olarak nitelendirirken; hatalı dosyaların yayından kaldırıldığını duyurdu. Ancak milletvekilleri, bu durumun belgelerin özensiz ve usulsüz bir şekilde yönetildiğinin kanıtı olduğunu savunuyor.




