Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada CHP içindeki tartışmalara ve “mutlak butlan” kararı sonrası yaşanan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, yaşanan krizin “milletin huzuruna ve demokrasinin itibarına zarar vermemesi” gerektiğini belirtti.

Erdoğan: "Süreç saatli bombaya dönüşmüştür"

Erdoğan, CHP içindeki gelişmelerle ilgili olarak "Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, Gazi Meclis'imizin mehabetine, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Siz kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların ve suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız. Bakın, her zaman ifade ediyorum. Sorun sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun bunların zihniyetindedir, bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz, bütün bunlar boyunca defalarca yenildiler, defalarca yanıldılar, fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler. Son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar.

Kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhûletle ve sükunetle çözmek yerine kimi zaman bizi, kimi zaman mahkemeleri, kimi zaman da medyayı suçlayarak yine kendilerine toz kondurmuyorlar. Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik: CHP'nin 38. Kurultayı'na ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir.

“Yargı kararları çerçevesinde çözüm”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin yargı kararları çerçevesinde demokratik olgunlukla çözülmesi gerektiğini söyledi:

"Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim' diyenler aynı şekilde kendileridir. Dün 'halkın umudu' dediklerine bugün 'hain' damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir. Tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta, belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir. Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştir. Dikkat ederseniz partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi, dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık, medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik. Aynı tavrımızı koruyoruz."

Fatoş Pınar Türker'in mahkemedeki ifadeleri sonrası İmamoğlu'ndan açıklama
Fatoş Pınar Türker'in mahkemedeki ifadeleri sonrası İmamoğlu'ndan açıklama
İçeriği Görüntüle

“TBMM’nin terörize edilmesine izin vermeyiz”

Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinden yürütülen siyasi tartışmalara da değinen Erdoğan, Meclis’in çatışma alanına dönüştürülmesine karşı olduklarını belirtti:

"Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, Gazi Meclis'in nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır. Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum: CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı, bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti Hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, milli irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır."

"NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz"

Erdoğan, 2026 yılının Türkiye açısından uluslararası önemli etkinliklere ev sahipliği yapacağını belirtti.

"Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleriyle meşgulken her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz. 2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara zirvesine dönük yoğun bir ilgi söz konusu.

Biz de Ankara zirvesinin NATO'nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız. 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde, aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nın 31'incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP 31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz."

Kaynak: Haber merkez